Kişiler Hukuku

138 soru

Soru 101Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması (adın gaspı) durumunda; devam eden bu haksız kullanımın durdurulmasını ve sona erdirilmesini sağlamak amacıyla açılması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırıya son verilmesi (men) davası

Cevap

Saldırıya son verilmesi (men) davası
Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, adı haksız yere kullanılan kişi, bu saldırıya son verilmesini (men) isteyebilir. Soruda haksız kullanımın durdurulması ve sona erdirilmesi istendiği için doğru cevap saldırıya son verilmesi davasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki sorunu ve talebi belirle.
Adın haksız kullanımı (gasp) ve bu kullanımın sona erdirilmesi talebi.
Soruda adın korunması kapsamında 'durdurulma' ve 'sona erdirilme' amacı vurgulanmaktadır.
2
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ilgili maddesini uygula.
TMK m. 26: Adı haksız kullanılan kişi buna son verilmesini isteyebilir.
Kanun, adın haksız kullanımına karşı tespit, men (son verme), önleme ve tazminat davalarını düzenlemiştir.
3
Talep ile dava türünü eşleştir.
Sona erdirme talebi = Saldırıya son verilmesi (men) davası.
Devam eden bir saldırıyı durdurmanın hukuki karşılığı men davasıdır.

Anahtar Kavram

Adın Korunması Davaları (TMK m. 26)
Tahmini Süre:45s
Soru 102Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Kişisel Durum Sicili"ne ilişkin hükümleri uyarınca, bu sicillerin tutulmasından doğan hukuki sorumluluk ve kayıtların düzeltilmesi süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişisel durum sicilindeki kayıtların düzeltilmesi kural olarak mahkeme kararına bağlıdır ve bu davalarda yetkili mahkeme ilgilinin yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesidir.

Cevap

Kişisel durum sicilindeki kayıtların düzeltilmesi kural olarak mahkeme kararına bağlıdır ve bu davalarda yetkili mahkeme ilgilinin yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 39. maddesi, mahkeme kararı olmadıkça sicil kayıtlarının düzeltilemeyeceğini emreder. 40. madde ise bu davalarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkemenin ise ilgilinin yerleşim yeri mahkemesi olduğunu belirterek doğru usulü tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin sorumluluk rejimini belirle
TMK 38 uyarınca Devletin sorumluluğu kusursuzdur.
Vatandaşın zararının hızlıca giderilmesi için memurun kusurunun ispatı şart koşulmamıştır.
2
Rücu şartlarını değerlendir
Devlet, ödediği tazminatı kusuru bulunan memura rücu eder.
İç ilişkide memurun sorumluluğu kusur esasına dayanır.
3
Kayıtların düzeltilmesi usulünü kontrol et
TMK 39 ve 40 uyarınca düzeltme mahkeme kararıyla ve asliye hukuk mahkemesinde yapılır.
Sicil kayıtlarının güvenilirliği ve resmiliği yargısal denetimi zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Kişisel Durum Sicilinin Tutulmasında Devletin Sorumluluğu ve Kayıt Düzeltme Usulü

Daha Fazla Pratik

Nüfus Hizmetleri Kanunu ile getirilen idari düzeltme istisnalarını (maddi hatalar gibi) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 103Soru

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen “hak ehliyeti” kavramı ve bu ehliyetin kazanılmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak ehliyeti; her insanın hak ve borçlara sahip olabilmesini ifade eden pasif bir ehliyettir ve tam ve sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşüldüğü andan başlar.

Cevap

Hak ehliyeti, her insanın hak ve borç sahibi olabilmesini sağlayan pasif bir ehliyet olup, tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düşüldüğü andan itibaren başlar.
Türk Medeni Kanunu'nun 8. ve 28. maddeleri uyarınca, hak ehliyeti her insanın sahip olduğu pasif bir yetenektir. Bu ehliyet, kişinin hak ve borçların öznesi olabilmesini sağlar. Başlangıç anı olarak doğum esas alınsa da, cenin lehine bir koruma sağlanarak tam ve sağ doğum gerçekleşmesi şartıyla hak ehliyetinin ana rahmine düşüldüğü andan itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hak ehliyeti kavramının niteliğini belirle.
Hak ehliyeti, haklara ve borçlara sahip olabilme (hak süjesi olma) yeteneğidir. Kişinin kendi fiillerini gerektirmediği için 'pasif ehliyet' olarak adlandırılır.
Fiil ehliyeti ile hak ehliyeti arasındaki temel farkın anlaşılması gerekir.
2
Ehliyetin başlangıç anını ve şartlarını analiz et.
TMK m. 28 uyarınca kişilik doğumla başlar, ancak hak ehliyeti 'tam ve sağ doğmak' şartıyla ana rahmine düşüldüğü ana kadar geri gider.
Ceninin (nasciturus) hukuksal statüsünün tespiti için bu kural kritiktir.
3
Eşitlik ilkesini kontrol et.
TMK m. 8'e göre her insanın hak ehliyeti vardır ve hukuk düzeni sınırları içinde herkes hak ve borçlarda eşittir.
Modern hukuktaki genel ve eşit ehliyet ilkesinin doğrulanması sağlanır.

Anahtar Kavram

Hak Ehliyeti ve Ceninin Durumu

Daha Fazla Pratik

Fiil ehliyetinin şartlarını ve ehliyet grupları (tam ehliyetli, sınırlı ehliyetli vb.) arasındaki farkları inceleyerek konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 104Soru

Tanınmış bir sanatçı, bir magazin dergisinin gelecek haftaki sayısında kendisine ait, gizli kamera ile özel mülkünde çekilmiş ve henüz hiçbir yerde yayımlanmamış fotoğraflarının "Büyük İtiraf" başlığıyla kapaktan verileceğini öğrenmiştir. Dergi yönetimi, sanatçının itirazlarına rağmen yayının "basın özgürlüğü" kapsamında olduğunu iddia ederek geri adım atmamaktadır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, sanatçının bu yayının yapılmasını tamamen engellemek amacıyla başvurması gereken dava türü ve bu davanın açılabilmesi için aranan temel hukuki şart aşağıdakilerin hangisinde bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası - Kişilik hakkına yönelik bir saldırının gerçekleşme ihtimalinin ciddi ve kuvvetle muhtemel olması

Cevap

Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası ve saldırının gerçekleşme ihtimalinin ciddi/kuvvetle muhtemel olması şartı
Türk Medeni Kanunu'na göre, kişilik haklarına yönelik bir saldırı henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşme tehlikesi ciddi ve kuvvetle muhtemel ise 'saldırı tehlikesinin önlenmesi davası' açılır. Olayda fotoğrafların henüz yayımlanmamış olması ve yayınevinin niyetini açıkça beyan etmesi, bu davanın şartlarını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki saldırının zamanlamasını analiz etmek
Fotoğrafların henüz yayımlanmadığı (gelecek hafta yayımlanacağı) görülmektedir.
Dava türünün belirlenmesi için saldırının başlamış, devam ediyor veya bitmiş olması kritik bir ayrım noktasıdır.
2
Uygun koruma davasını seçmek
Henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşeceği anlaşılan saldırılar için 'Saldırı Tehlikesinin Önlenmesi Davası' (TMK m. 25) uygundur.
Kişilik haklarının korunmasında önleyici koruma, telafisi imkansız zararları engellemek adına önceliklidir.
3
Davanın açılabilmesi için gereken spesifik şartı doğrulamak
Saldırı tehlikesinin 'ciddi' ve 'kuvvetle muhtemel' olması gerekir.
Soyut bir tehlike değil, somut ve gerçekleşmesi beklenen bir tehdit yargısal müdahaleyi haklı kılar.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davaların Zamansal Ayrımı
Soru 105Soru

Türk Medeni Kanunu'na göre, hakkında gaiplik kararı verilen bir kimsenin evliliğinin hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evliliğin sona ermesi için mahkemeden ayrıca evliliğin feshine karar verilmesi gerekir.

Cevap

Hakkında gaiplik kararı verilen bir kimsenin evliliğinin sona ermesi için mahkemeden ayrıca evliliğin feshine dair karar alınması zorunludur.
Türk Medeni Kanunu'nun 131. maddesine göre, hakkında gaiplik kararı verilen bir kimsenin eşi, evlilik mahkemece feshedilmedikçe yeniden evlenemez. Gaiplik, kişiliği kesin olarak sona erdirmediği için evlilik bağı kendiliğinden kopmaz; sağ kalan eşin bu bağı mahkeme yoluyla koparması gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Gaipliğin evlilik üzerindeki hukuki sonuçlarını düzenleyen kanun hükmünü tespit etmek.
Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 131 incelendiğinde, gaiplik kararının evliliği doğrudan sona erdirmediği görülür.
Gaiplik, ölüm karinesinden farklı olarak bir 'kuvvetli ölüm ihtimali' üzerine kuruludur; bu nedenle evliliğin devamı veya sonlanması eşin iradesine bırakılmıştır.
2
Evliliğin sona ermesi için izlenmesi gereken yasal yolu belirlemek.
Eşin, gaiplik davasıyla birlikte veya daha sonra ayrıca açacağı bir dava ile mahkemeden 'evliliğin feshini' talep etmesi gerekir.
Hukuk düzeni, fesih kararı alınana kadar mevcut evliliği geçerli sayarak tarafların haklarını korumayı amaçlar.

Anahtar Kavram

Gaipliğin Evliliğe Etkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 106Soru

Ayırt etme gücüne sahip 1717 yaşındaki (A)(A), yasal temsilcisinden izin almadan bir arkadaşının kendisine bedelsiz olarak verdiği antika saati kabul etmiş, ardından bir müzik marketten taksitle bir gitar satın alma konusunda anlaşmış; son olarak ise babasının yazılı onayıyla bir yakınının banka borcuna kefil olmuştur.

Türk Medeni Kanunu uyarınca, (A)(A)'nın gerçekleştirdiği bu işlemlerin hukuki akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antika saatin kabulü geçerli, gitar satım sözleşmesi askıda hükümsüz, kefalet sözleşmesi ise kesin hükümsüzdür.

Cevap

Antika saatin kabulü karşılıksız kazandırma olduğu için geçerli, taksitle gitar alımı borçlandırıcı işlem olduğu için askıda hükümsüz, kefalet ise yasak işlem olduğu için kesin hükümsüzdür.
Ayırt etme gücü olan reşit olmayan birey (sınırlı ehliyetsiz), karşılıksız kazanmaları (antika saat kabulü) tek başına yapabilir. Ancak kendisini borç altına sokan işlemler (taksitle gitar alımı) yasal temsilci rızasına tabidir ve rıza alınana kadar askıda hükümsüzdür. Kefalet ise yasal temsilci izni olsa dahi yapılamayacak olan mutlak yasak işlemlerden biridir ve başından itibaren kesin hükümsüzdür.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin ehliyet grubunu belirle
Ayırt etme gücü olan 1717 yaşındaki çocuk, 'Sınırlı Ehliyetsiz' grubuna girer.
Ayırt etme gücü olan küçükler ve kısıtlılar bu kategoridedir.
2
Antika saatin kabulünü (bağış kabulü) değerlendir
Geçerli.
Sınırlı ehliyetsizler, kendilerini borç altına sokmayan karşılıksız kazandırmaları tek başlarına yapabilirler.
3
Taksitle gitar alımını değerlendir
Askıda hükümsüz (Topallayan işlem).
Borçlandırıcı işlemler yasal temsilcinin rızasını gerektirir; rıza yoksa işlem yasal temsilci onay verene kadar sınırlı ehliyetsizi bağlamaz.
4
Kefalet işlemini değerlendir
Kesin hükümsüz.
TMK m. 449 (ve kıyasen velayet altındakiler için) uyarınca kefalet, vakıf kurma ve önemli bağışlamalar yasak işlemlerdir; temsilci onayıyla dahi yapılamaz.

Anahtar Kavram

Sınırlı Ehliyetsizlerin İşlem Yetkisi ve Yasak İşlemler
Soru 107Soru

Bir basın kuruluşu, kamuoyunda tanınmış bir sanatçının özel mülkünde gizli kamera ile çekilmiş ve özel hayatın gizliliğini ihlal eden görüntülerini içeren bir haber dizisini yayımlayacağını duyurmuş, ardından bu dizinin ilk bölümünü internet sitesinde yayımlamıştır.

Bu olayda kişilik haklarının korunması amacıyla başvurulabilecek hukuksal yollarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırının önlenmesi, durdurulması ve tespiti davalarının kabul edilebilmesi için basın kuruluşunun habercilik etik ilkelerini ağır kusuruyla ihlal ettiğinin ispatlanması bir dava şartıdır.

Cevap

Kişilik haklarını korumaya yönelik önleme, durdurma ve tespit davalarında davalının kusurlu olması şart değildir; bu davalar saldırının hukuka aykırılığının tespiti ve sona erdirilmesi üzerine kuruludur.
Basın kuruluşunun ağır kusurunun ispatlanması şartı, koruyucu davalar için geçerli değildir. TMK m. 25 kapsamında açılan önleme, durdurma ve tespit davaları objektif birer koruma sağlar ve saldırının hukuka aykırı olması, bu davaların kabulü için yeterlidir. Kusur unsuru sadece maddi ve manevi tazminat talepleri için zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Dava türlerini ve şartlarını analiz etme
Saldırının önlenmesi (gelecek tehlike), durdurulması (mevcut saldırı) ve tespiti (sona ermiş ama etkisi süren saldırı) davaları TMK m. 25'te düzenlenmiştir.
Bu davaların temel amacı saldırıyı engellemek veya hukuka aykırı durumu ortadan kaldırmaktır.
2
Kusur unsuru bakımından ayrım yapma
TMK m. 25/1'deki üç dava 'objektif' niteliktedir ve kusur aranmaz. Maddi ve manevi tazminat davaları (TMK m. 24/2, 25/3 ve TBK m. 49-56) ise 'subjektif' niteliktedir ve kusur aranır.
Tazminat hukukunun temel ilkesi kusura dayanmasıyken, kişilik haklarının korunması ilkesi hukuka aykırılığın varlığına odaklanır.
3
Seçenekleri bu ayrım üzerinden değerlendirme
Basın kuruluşunun ağır kusurunun ispatlanması gerektiğini iddia eden seçenek, koruyucu davaların doğasına aykırıdır.
Hukuka aykırı saldırı mevcut olduğu sürece, fail kusursuz dahi olsa durdurma veya önleme kararı verilebilir.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davaların Kusur Şartı Bakımından Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Vekaletsiz iş görme (kazancın iadesi) davasının tazminat davalarından farkını inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 108Soru

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2727. maddesi uyarınca, haklı bir sebebe dayanarak adın değiştirilmesine karar verilmesi, bu değişiklikten zarar görenlerin haklarını ortadan kaldırmamaktadır. Buna göre, adın değiştirilmesinden zarar gören bir üçüncü kişinin açabileceği "iptal davası" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bu değişikliği öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde iptal davası açabilir.

Cevap

Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bu değişikliği öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde iptal davası açabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 2727. maddesinin 33. fıkrası uyarınca, adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, adın değiştirildiğini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde iptal davası açabilir. Bu hüküm, adın korunması kapsamında üçüncü kişilere tanınan özel bir iptal hakkıdır ve öğrenme anından itibaren başlayan bir yıllık hak düşürücü süreye bağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın yasal dayanağını tespit et.
Türk Medeni Kanunu madde 27/327/3 hükmü uygulanır.
Soruda mahkeme kararıyla gerçekleşen bir ad değişikliğinin üçüncü kişiler üzerindeki etkisi sorulmaktadır.
2
Zarar gören üçüncü kişilerin sahip olduğu hukuki imkânı belirle.
Zarar görenler için "iptal davası" hakkı öngörülmüştür.
Ad değişikliği haksız bir kullanıma (gaspa) yol açıyorsa veya başka bir şekilde menfaatleri zedeliyorsa iptal istenebilir.
3
Dava açma süresini ve başlangıç anını belirle.
Öğrenme tarihinden itibaren 11 yıllık hak düşürücü süre mevcuttur.
Kanun koyucu, hukuki güvenliği sağlamak adına iptal davasını belirli bir süreyle sınırlandırmıştır.

Anahtar Kavram

Adın Değiştirilmesine Karşı İptal Davası

Daha Fazla Pratik

Adın gaspı (haksız kullanımı) durumunda açılan tespit, men ve ref davalarının özelliklerini TMK 26 çerçevesinde tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 109Soru

Bir internet haber portalı, isim benzerliği nedeniyle bir vatandaşı, hiç ilgisi bulunmayan bir adli olayla ilişkilendirerek haber yapmış ve fotoğrafını yayımlamıştır. Haberin yayımlanmasında portal çalışanlarının herhangi bir kusuru (kasıt veya ihmali) bulunmamaktadır; ancak söz konusu haber yayında kalmaya devam etmektedir.

Türk Medeni Kanunu'nun kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümleri uyarınca, bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırının durdurulması davası açılabilir; ancak portalın kusuru bulunmadığı için maddi ve manevi tazminat talep edilemez.

Cevap

Saldırının durdurulması davası açılabilir ancak portalın kusuru bulunmadığı için maddi ve manevi tazminat talep edilemez.
Türk Medeni Kanunu'na göre, kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi; saldırının durdurulmasını, önlenmesini veya hukuka aykırılığının tespitini kusur şartı aranmaksızın isteyebilir. Ancak, maddi ve manevi tazminat davaları genel sorumluluk kurallarına tabi olduğu için, bu davaların açılabilmesi için saldırganın kusurlu olması (kasıt veya ihmal) ve bir zararın doğmuş olması şarttır. Olayda haberin yayında olması saldırının devam ettiğini (durdurma davası), ancak kusurun bulunmaması tazminat istenemeyeceğini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Saldırının mevcut durumu belirlenir.
Haber yayında olduğu için kişilik haklarına yönelik saldırı 'halen devam etmektedir'.
Dava türünü seçmek için saldırının başlayıp başlamadığı veya bitip bitmediği kritiktir.
2
Durdurma davasının şartları kontrol edilir.
Saldırı devam ettiği için 'saldırıya son verilmesi (durdurma)' davası açılabilir.
Bu davanın açılması için failin kusurlu olması gerekmez, hukuka aykırı bir saldırının varlığı yeterlidir.
3
Tazminat davalarının şartları kontrol edilir.
Portalın kusuru bulunmadığı için maddi ve manevi tazminat davası açılamaz.
Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu uyarınca kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenebilmesi için failin kusurlu olması (kasıt veya ihmal) şarttır.

Anahtar Kavram

Kişilik haklarını koruyan davalarda kusur şartının ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 110Soru

01.01.202401.01.2024 tarihinde gerçekleşen bir maden kazasında, göçük altında kalan ve kendisinden bir daha haber alınamayan (A)(A) hakkında, yasal süreler beklendikten sonra gaiplik kararı verilmiştir. (A)(A)’nın eşi (B)(B), kazadan sonra 10.02.202410.02.2024 tarihinde çiftin çocuğu (C)(C)’yi tam ve sağ olarak dünyaya getirmiş; ancak bebek (C)(C) doğumdan iki saat sonra vefat etmiştir. (A)(A)’nın babası (D)(D) ise 15.01.202415.01 .2024 tarihinde vefat etmiştir.

Bu verilere göre, (D)(D)'nin mirasının paylaşımı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (A)(A) hakkında gaiplik kararı verildiği için, (A)(A) babası (D)(D)'nin mirasçısı olamaz; ancak (C)(C) tam ve sağ doğduğu için babası (A)(A)'yı temsil ederek (D)(D)'ye mirasçı olur.

Cevap

(A)(A)'nın babasından önce öldüğü kabul edilir ve mirası, sağ doğarak hak ehliyetini kazanmış olan çocuğu (C)(C) babasını temsil ederek devralır.
Türk Medeni Kanunu'na göre gaiplik kararının sonuçları, ölüm tehlikesi anından itibaren (geriye etkili olarak) hüküm doğurur. Bu nedenle (A)(A), babası (D)(D)'nin vefat ettiği 15.01.202415.01.2024 tarihinde hukuken ölü kabul edildiğinden ona mirasçı olamaz. Ancak (A)(A)'nın çocuğu (C)(C), mirasın açıldığı tarihte henüz doğmamış olsa da, ana rahminde olduğu ve sonrasında tam ve sağ doğduğu için hak ehliyetini kazanmış sayılır. Miras hukukundaki temsil ilkesi gereği (C)(C), babası (A)(A)'nın payını alarak dedesi (D)(D)'ye mirasçı olur.

Adım Adım Çözüm

1
(A)(A)'nın hukuki ölüm tarihinin belirlenmesi.
(A)(A)'nın ölüm tarihi 01.01.202401.01.2024 olarak kabul edilir.
Türk Medeni Kanunu m. 3535 uyarınca gaiplik kararının etkileri ölüm tehlikesi anına kadar geriye gider.
2
(D)(D)'nin mirasının açıldığı andaki mirasçıların tespiti.
(A)(A), (D)(D)'den önce ölmüş kabul edildiği için mirasçı olamaz.
Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında (15.01.202415.01.2024) sağ olmak şarttır.
3
(C)(C)'nin mirasçılık durumunun incelenmesi.
(C)(C), babası (A)(A)'yı temsil ederek dedesi (D)(D)'ye mirasçı olur.
Cenin, sağ doğmak kaydıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini kazanır ve babasının yerine geçerek mirasçı olur.

Anahtar Kavram

Gaipliğin Geriye Etkisi ve Ceninin Hak Ehliyeti
Soru 111Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Adın korunması" başlıklı 26. maddesi hükümleri dikkate alındığında, bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması (adın gaspı) durumunda başvurulabilecek hukuki imkânlar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkemece verilen ad değişikliği kararına karşı açılan iptal davası

Cevap

Mahkemece verilen ad değişikliği kararına karşı açılan iptal davası, adın haksız kullanımına (gaspa) karşı koruma sağlayan TMK m. 26 kapsamında değil, adın değiştirilmesi prosedürünü düzenleyen TMK m. 27 kapsamında yer alan bir hukuki yoldur.
Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesi, bir kimsenin adının haksız kullanılması durumunda hak sahibine tespit, men, ref ve tazminat talep etme hakkı tanır. Mahkemece verilen bir ad değişikliği kararına karşı açılan iptal davası ise Kanun'un 27. maddesinde düzenlenmiştir. Bu dava, adın gaspına karşı değil, haklı bir sebeple ismini değiştiren kişinin bu yeni durumundan zarar gören üçüncü kişilerin bir yıl içinde başvurabileceği farklı bir hukuki kurumdur.

Adım Adım Çözüm

1
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 26. maddesinde yer alan adın korunması davalarını belirlemek.
TMK m. 26 uyarınca adın haksız kullanımı durumunda; tespit, men (son verme), ref (sonuçları kaldırma) ve tazminat davalarının açılabileceği saptanır.
Kanun koyucu, ad üzerindeki mutlak hakka yapılan saldırılara karşı bu dört temel koruma yolunu öngörmüştür.
2
Seçeneklerde sunulan "iptal davası"nın hukuki dayanağını ve amacını analiz etmek.
Adın değiştirilmesi kararına karşı açılan iptal davasının TMK m. 27/3'te düzenlendiği ve bu davanın bir 'gasp' durumuyla değil, yasal bir isim değişikliğinden zarar görenlerin haklarını korumakla ilgili olduğu anlaşılır.
Adın korunması (m. 26) haksız eyleme karşıyken; ad değişikliğine itiraz (m. 27) mahkeme kararıyla kurulan yeni duruma karşıdır.

Anahtar Kavram

Adın korunması davaları (TMK m. 26) ile adın değiştirilmesine karşı itiraz yolları (TMK m. 27) arasındaki fark.

Alternatif Yöntem

TMK m. 26'daki hakların 'haksız fiil' benzeri bir saldırıya karşı olduğunu, TMK m. 27'deki iptal davasının ise 'resmi bir karara' (mahkeme ilamı) karşı olduğunu düşünerek ayrım yapılabilir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 112Soru

Eşi vefat etmiş olan (A)(A), Aydın ilindeki evini bir daha dönmemek üzere boşaltmış ve yerleşme amacıyla Bursa iline giderek bir pansiyona yerleşmiştir. (A)(A), Bursa'da henüz kalıcı bir konut edinmemiş ancak iş arayışlarına başlamıştır. Bu esnada (A)(A)'nın velayeti altındaki 1212 yaşındaki kızı (K)(K) ise, eğitim döneminin aksamaması için geçici olarak İzmir'deki anneannesinin yanına gönderilmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun yerleşim yerine ilişkin "süreklilik" ve "yasal yerleşim yeri" ilkeleri dikkate alındığında, (K)(K)'nın hukuki yerleşim yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bursa

Cevap

Küçük (K)(K)'nın hukuki yerleşim yeri Bursa'dır.
Türk Medeni Kanunu'nun 20. maddesinin 2. fıkrası, önceki yerleşim yerini bıraktığı halde yenisini henüz edinmemiş olan kimsenin halen oturduğu yerin yerleşim yeri sayılacağını hükme bağlar. Olayda baba (A)(A), Aydın'ı tamamen terk etmiş ancak Bursa'da henüz yerleşme niyetini gerçekleştirecek kalıcı bir yer edinmemiştir; bu durumda pansiyonun bulunduğu Bursa, onun itibari yerleşim yeridir. TMK m. 21 uyarınca velayet altındaki çocuk, babanın yerleşim yerine tabi olduğundan, çocuğun hukuki yerleşim yeri de Bursa olur.

Adım Adım Çözüm

1
Babanın (A)(A) yerleşim yerinin belirlenmesi
Bursa (İtibari yerleşim yeri)
TMK m. 20/2 uyarınca, bir kimse önceki yerleşim yerini (Aydın) kesin olarak bırakmışsa ve henüz yerleşme niyetiyle yeni bir yer edinmemişse, halen oturduğu yer (Bursa'daki pansiyon) onun yerleşim yeri sayılır.
2
Velayet altındaki çocuğun (K)(K) yerleşim yerinin babanınkine bağlanması
Bursa (Yasal yerleşim yeri)
TMK m. 21/1 uyarınca, velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana ve babasının yerleşim yeridir. Babanın yerleşim yeri hukuken Bursa kabul edildiği için çocuk da buna tabidir.
3
Çocuğun fiilen bulunduğu yerin (İzmir) değerlendirilmesi
İzmir sadece bir oturma yeridir
TMK m. 19/2 uyarınca, eğitim veya sağlık gibi nedenlerle geçici olarak bulunulan yerler yerleşim yeri sayılmaz. Bu nedenle İzmir, hukuki yerleşim yeri olarak kabul edilemez.

Anahtar Kavram

İtibari Yerleşim Yeri ve Yasal Yerleşim Yeri

Daha Fazla Pratik

Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yerinin belirlenmesinde vasi ile vesayet makamı arasındaki ayrımı inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 113Soru

Ayırt etme gücüne sahip olan ve hakkında herhangi bir kısıtlama kararı bulunmayan 17 yaşındaki bir kişinin, mahkeme kararıyla evlenmiş olması durumunda Türk Medeni Kanunu uyarınca 'fiil ehliyeti' şartları bakımından hukuki durumu aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evlenme kişiyi ergin kıldığından; ayırt etme gücüne sahip olan ve kısıtlı olmayan bu kişi, fiil ehliyeti şartlarını kümülatif olarak sağlamıştır.

Cevap

Doğru cevap, evlenmenin kişiyi ergin kıldığını ve diğer şartlarla birlikte fiil ehliyetinin tamamlandığını belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'na göre fiil ehliyeti için ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama şartlarının birlikte bulunması gerekir. Kişi 17 yaşında olmasına rağmen evlenmiş olduğu için kanun gereği ergin sayılır. Soruda ayırt etme gücünün olduğu ve kısıtlama kararının bulunmadığı belirtildiğinden, kişi fiil ehliyetinin tüm şartlarını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin yaş ve medeni durum verilerini analiz etme
Kişi 17 yaşında ve mahkeme kararıyla evli durumdadır.
Olaydaki kişinin erginlik statüsünü belirlemek için medeni durumuna bakılmalıdır.
2
Türk Medeni Kanunu Madde 11'in uygulanması
Evlenme kişiyi ergin kılar (Erginlik şartı sağlanmıştır).
Kanun, evlenmeyi yasal bir erginlik sebebi olarak kabul eder.
3
Fiil ehliyeti şartlarının kümülatif kontrolü
Ayırt etme gücü (mevcut) + Erginlik (evlilikle mevcut) + Kısıtlı olmama (mevcut) = Tam Fiil Ehliyeti.
Fiil ehliyetinin kazanılması için üç şartın aynı anda bulunması zorunludur.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyetinin Kümülatif Şartları ve Evlenme ile Erginlik
Soru 114Soru

15.01.202615.01.2026 tarihinde açık denizde seyir halindeyken büyük bir patlama sonrası infilak ederek batan bir petrol tankerinde bulunan mühendis (A)(A)'dan o tarihten beri haber alınamamıştır. Tankerin tamamen yanarak okyanusun derinliklerine gömülmesi ve arama çalışmalarında hiçbir yaşam belirtisine rastlanmaması üzerine, (A)(A)'nın sağ kurtulmasının imkânsız olduğu sonucuna varılmıştır. Cesedine ulaşılamayan (A)(A) hakkında, mahallin en büyük mülki idare amirinin emriyle nüfus kütüğüne "ölü" kaydı düşülmüştür.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu hukuki durumun niteliği ve sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu durum bir "ölüm karinesi"dir; (A)(A)'nın kişiliği mahkeme kararına gerek olmaksızın sona erer ve evlilik kendiliğinden fesholur.

Cevap

Söz konusu durum bir ölüm karinesidir; bu nedenle mahkeme kararına gerek kalmaksızın kişilik sona erer ve evlilik kendiliğinden fesholur.
Türk Medeni Kanunu'nun 3131. maddesine göre, bir kimse ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğe ölü kaydı düşülür. Bu durum "ölüm karinesi"dir. Ölüm karinesi sonucunda kişilik sona erer, miras teminatsız olarak açılır ve evlilik kendiliğinden sona erer; gaiplikteki gibi bekleme süresi, mahkeme kararı veya ilan şartı aranmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın mahiyetini analiz et.
Gemi infilak etmiş ve sağ kurtulmak imkânsızdır; bu durum "ölümüne kesin gözle bakılmayı" gerektirir.
Hukuki yolun gaiplik mi yoksa ölüm karinesi mi olduğunu belirlemek için hayatta kalma ihtimali değerlendirilmelidir.
2
Uygulanacak hukuki kurumu belirle.
TMK m. 31 uyarınca mülki idare amirinin emriyle ölüm karinesi uygulanır.
Ölümüne kesin gözle bakılan hallerde ceset bulunmasa dahi idari bir kararla ölü kaydı düşülebilir.
3
Hukuki sonuçları değerlendir.
Kişilik sona erer, miras açılır ve evlilik kendiliğinden sona erer.
Ölüm karinesi, gerçek ölümün tüm sonuçlarını mahkeme kararına gerek duymaksızın doğurur.

Anahtar Kavram

Ölüm Karinesi ve Gaiplik Ayrımı
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 115Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen "adın korunması" ve "adın değiştirilmesi" kurumlarına ilişkin hukuki esaslar dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kimsenin adı üzerindeki hakkının başkası tarafından çekişmeli hale getirilmesi (aidiyetinin inkâr edilmesi) durumunda, hak sahibi ancak "tecavüzün men'i" davası açarak adın kendisine ait olduğunun belirlenmesini isteyebilir.

Cevap

Ad üzerindeki hakkın çekişmeli hale getirilmesi durumunda açılacak olan dava 'tespit' davasıdır, 'men' davası değildir.
Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesine göre, bir kimsenin adı üzerindeki hakkının sadece çekişmeli hale getirilmesi durumunda açılabilecek olan dava 'tespit' davasıdır. Tecavüzün men'i (durdurma) davası ise adın haksız yere kullanılması (gaspı) durumunda, henüz başlamamış saldırıları önlemek veya devam eden saldırıları durdurmak için açılan bir eda davasıdır. Dolayısıyla, çekişme durumunda 'men' davasının açılacağını belirten ifade hukuki terminoloji ve kanun sistemi açısından yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 26/1 hükmünün analiz edilmesi
Kanun, ad üzerindeki hakkın çekişmeli hale getirilmesi (aidiyetin reddi) ile haksız kullanım (gasp) hallerini birbirinden ayırmıştır.
Her iki ihlal türü için öngörülen hukuki koruma yolu ve dava türü farklıdır.
2
Çekişme (aidiyetin tartışmalı olması) durumunda başvurulacak yolun belirlenmesi
Ad üzerindeki hak sadece çekişmeli hale getirilmişse 'tespit davası' açılır.
Tespit davası, mevcut bir hukuki ilişkinin veya hakkın varlığının ya da yokluğunun mahkemece saptanmasını amaçlar.
3
Haksız kullanım (gasp) durumunda başvurulacak yolların belirlenmesi
Adın haksız kullanılması durumunda tecavüzün men'i (durdurma), tecavüzün ref'i (son verme) ve tazminat davaları açılır.
Haksız kullanım, hakkın sadece inkar edilmesi değil, eylemli olarak ihlal edilmesini ifade eder.
4
Adın değiştirilmesi (TMK m. 27) ile olan farkın kontrol edilmesi
Adın değiştirilmesine karşı üçüncü kişilerin açacağı dava 'iptal' davasıdır ve 1 yıllık süreye tabidir.
Adın değiştirilmesi kararı kesinleştikten sonra bu kararın etkilerini ortadan kaldırmak için özel bir süre öngörülmüştür.

Anahtar Kavram

Adın Korunması ve Adın Değiştirilmesi Arasındaki Farklar

Daha Fazla Pratik

Adın korunması davalarında yetkili mahkemenin davacının yerleşim yeri mahkemesi olduğunu ve adın değiştirilmesi davasının nüfus siciline şerh düşüldüğünü hatırlayınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 116Soru

Bay AA, bir üniversitede öğretim üyesidir. Eski bir öğrencisi olan BB, AA'nın akademik çalışmalarının çalıntı olduğunu iddia eden ve ağır hakaretler içeren broşürleri kampüs içerisinde dağıtmaya başlamıştır. BB, bu eylemini her gün tekrarlayacağını ve broşürleri şehrin işlek yerlerinde de dağıtacağını ilan etmiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca kişilik hakları saldırıya uğrayan Bay AA'nın açabileceği davalar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırıya son verilmesi (durdurulması) davası açılabilir ve bu davanın kabulü için davalının kusurlu olması şart değildir.

Cevap

Saldırıya son verilmesi (durdurulması) davası açılabilir ve bu davanın kabulü için davalının kusurlu olması şart değildir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, kişilik haklarına yönelik bir saldırı halen devam ediyorsa 'saldırıya son verilmesi (durdurulması)' davası açılır. Bu dava, saldırının hukuka aykırı olduğunu tespit ettirmeyi ve durdurulmasını amaçlar. Koruyucu nitelikteki bu davanın kabul edilmesi için davalının kusurlu olması veya davacının bir zarara uğramış olması şart değildir. Olayda broşür dağıtımı devam ettiği için durdurma davası açılması hukuken mümkündür ve doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki saldırının durumunu tespit et.
Broşür dağıtımı başlamış ve devam etmektedir; ayrıca gelecekte de devam edeceği bildirilmiştir.
Saldırının devam ediyor olması, seçilecek davanın türünü (önleme mi durdurma mı) belirler.
2
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) koruyucu davalara ilişkin hükümlerini hatırla.
TMK m. 25 uyarınca; önleme, durdurma ve tespit davaları için failin kusuru veya bir zararın doğması gerekmez.
Kişilik haklarının korunmasında öncelik saldırının sonlandırılmasıdır.
3
Tazminat davalarının şartlarını değerlendir.
Maddi ve manevi tazminat davaları için kural olarak failin kusurlu olması şarttır.
Tazminat hukukunda sorumluluk, hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusur unsurlarına dayanır.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davalarda Kusur ve Zarar Şartı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 117Soru

Bir ticaret odası, üyesi olan tacir Bay (B) hakkında dürüstlük kuralına aykırı davrandığına dair asılsız iddialar içeren bir duyuruyu oda binasındaki ilan panosuna asmıştır. Bay (B)'nin ihtarı üzerine oda yönetimi duyuruyu üç gün sonra panodan kaldırmıştır. Bay (B), bu haksız duyurunun mesleki çevrelerde yarattığı olumsuz intibayı gidermek ve saldırının hukuka aykırı olduğunu mahkeme kararıyla tescil ettirmek amacıyla dava açmak istemektedir.

Saldırının sona ermiş olmasına karşın etkilerinin sürmeye devam ettiği bu olayda, Bay (B)’nin açması gereken dava türü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası

Cevap

Saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası
Saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası, kişilik haklarına yönelik gerçekleştirilen bir saldırı sona ermiş olmasına rağmen, bu saldırının hukuka aykırılığının mahkemece belirlenmesinde davacının hukuki bir yararının bulunduğu hallerde açılır. Olayda duyuru panodan kaldırılmış (saldırı bitmiş) ancak Bay (B)'nin itibarını korumak için bu işlemin haksızlığını tescil ettirme ihtiyacı devam etmektedir. Bu dava için saldırganın kusurlu olması veya bir zararın doğmuş olması şart değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Saldırının mevcut durumunu analiz etme
Duyuru kaldırıldığı için saldırı fiilen sona ermiştir ancak mesleki itibar üzerindeki etkisi devam etmektedir.
Dava türünü belirlemek için saldırının başlayıp başlamadığı, devam edip etmediği veya sona erip ermediği tespit edilmelidir.
2
Hukuki yararı belirleme
Bay (B), mesleki itibarını temizlemek ve bu aykırılığı belgelemek istemektedir.
Tespit davası açılabilmesi için saldırının sona ermiş olması ve davacının bu tespitte korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir.
3
Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 25 çerçevesinde uygun davayı seçme
Saldırının hukuka aykırılığının tespiti davası açılmalıdır.
TMK 25 uyarınca saldırı sona erse de etkisi sürüyorsa tespit davası en uygun hukuki yoldur.

Anahtar Kavram

Saldırı sona ermiş ancak etkileri devam ediyorsa, tespit davası açılır.

Daha Fazla Pratik

Maddi ve manevi tazminat davalarının koruma davalarından (önleme, durdurma, tespit) farklı olarak 'kusur' ve 'zarar' şartlarına tabi olduğunu unutmayınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 118Soru

Türk Medeni Kanunu'na (TMK) göre, gerçek kişilerin kendi fiilleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme yeteneği olarak tanımlanan 'fiil ehliyeti' ve bu ehliyetin kazanılma şartları ile ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evlenme yoluyla erginlik kazanan bir kişinin evliliği ölüm veya boşanma gibi bir sebeple sona ererse, kişi 'ergin' sıfatını kaybederek yeniden velayet veya vesayet altına girer.

Cevap

Evlenme yoluyla kazanılan erginlik, evliliğin sona ermesi durumunda kaybedilmez ve kişi ergin kalmaya devam eder.
Türk Medeni Kanunu uyarınca evlenme kişiyi ergin kılar. Bir kez kazanılan erginlik statüsü, evliliğin boşanma veya ölüm gibi sebeplerle sona ermesi halinde ortadan kalkmaz. Kişi ergin kalmaya devam eder ve tekrar velayet altına girmez. Bu durum hukuki istikrarın bir gereğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyeti şartlarını hatırla
Ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama.
Bu üç şart kümülatif (birlikte) gerçekleşmelidir.
2
Erginlik kazanma yollarını analiz et
Olağan erginlik (1818 yaş), evlenme yoluyla erginlik ve mahkeme kararıyla erginlik (kazai rüşt).
Hukuk sistemimizde erginliğin farklı kazanılma yolları mevcuttur.
3
Kazanılmış statünün sürekliliğini değerlendir
Evlenme kişiyi ergin kılar (TMK m. 1111). Bu statü, evliliğin sona ermesiyle (ölüm, boşanma) geri alınmaz.
Hukuki güvenliğin sağlanması ve kişinin kazandığı tam ehliyet statüsünün korunması ilkesi gereği erginlik süreklidir.

Anahtar Kavram

Erginlik Statüsünün Sürekliliği

Daha Fazla Pratik

Sınırlı ehliyetsizlerin yapması yasak olan işlemler (bağışlama, kefalet, vakıf kurma) konusunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 119Soru

Vesayet altına alınmış olan ve ayırt etme gücü bulunan 2222 yaşındaki (A)(A), vesayet makamı olan Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinin izniyle çalışmak üzere İstanbul’a gitmiştir. (A)(A), İstanbul’da bir yılı aşkın süredir bir pansiyonda kalmakta ve yerleşme niyetiyle burada yaşamını sürdürmektedir. Bu sırada (A)(A)’nın vasisi (V)(V) ise Ankara’da ikamet etmektedir. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca (A)(A)’nın yerleşim yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vesayet makamının bulunduğu yer olan Çeşme

Cevap

Vesayet makamının bulunduğu yer olan Çeşme
Türk Medeni Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre, vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. Olayda vesayet makamı Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu için, kişinin İstanbul'da yaşaması veya vasisinin Ankara'da olması bu hukuki sonucu değiştirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin hukuki durumunu ve ehliyet grubunu tespit edin.
(A)(A)'nın 2222 yaşında olmasına rağmen vesayet altında (kısıtlı) olduğu belirtilmiştir.
Kısıtlıların yerleşim yeri kuralları, tam ehliyetli kişilerin iradi yerleşim yeri kurallarından farklıdır.
2
TMK m. 21 hükmünü olaya uygulayın.
Vesayet altındaki kişilerin yasal yerleşim yerinin, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yer olduğu sonucuna varılır.
Kanun koyucu, kısıtlıların kendi iradeleriyle yerleşim yeri değiştirmesini engellemiş ve denetim makamının yerini esas almıştır.
3
Vesayet makamını tespit edin.
Olayda vesayet makamı Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi olarak verilmiştir.
Yasal yerleşim yeri, bu mahkemenin bulunduğu mülki sınırlardır.

Anahtar Kavram

Yasal Yerleşim Yeri (Vesayet Altındakiler)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 120Soru

Babasının geçirdiği bir iş kazası sonucu ölümü tarihinde henüz ana rahminde olan cenin (C)(C) adına, destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmektedir.

Türk Medeni Kanunu'ndaki hak ehliyeti düzenlemeleri uyarınca, (C)(C)'nin bu hukuki durumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak ehliyeti pasif bir ehliyet olduğundan, (C)(C) tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini kazanmış sayılır.

Cevap

Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetini kazanır ve bu ehliyet pasif niteliktedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 'Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak hak ehliyetini kazanır.' Bu hüküm, cenine kişiliğin başlangıcından önce sınırlı bir hak süjeliği tanır. Cenin tam ve sağ doğduğu anda, ana rahmindeyken lehine doğan (örneğin babasının ölümü nedeniyle tazminat hakkı) tüm hakları kazanmış sayılır. Bu ehliyet türü, kişinin sadece haklara sahip olmasını ifade ettiği için 'pasif ehliyet' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişiliğin başlangıcı ve ceninin durumu incelenir.
Türk Medeni Kanunu m. 28/1'e göre kişilik sağ ve tam doğumla başlar; ancak m. 28/2 özel bir hüküm getirir.
Ceninin miras veya tazminat gibi haklardan yararlanabilmesi için yasal statüsünün belirlenmesi gerekir.
2
Hak ehliyetinin başlangıç şartları kontrol edilir.
Ceninin hak ehliyeti, 'tam ve sağ doğum' bozucu değil, geciktirici bir şarttır.
Eğer bebek sağ doğarsa, hak ehliyeti ana rahmine düştüğü ana kadar geriye yürür (retroaktif etki).
3
Hak ehliyetinin niteliği belirlenir.
Hak ehliyeti 'pasif ehliyet'tir (haklara sahip olma), 'aktif ehliyet' (fiil ehliyeti - hakları kullanma) değildir.
Ceninin veya bebeğin hak sahibi olması için ayırt etme gücü veya erginlik gerekmediği teyit edilir.

Anahtar Kavram

Ceninin Hak Ehliyeti ve Geriye Yürüme İlkesi
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 6 / 7Sonraki