Şirketler Hukuku

156 soru

Soru 81Soru

(X)(X) Anonim Şirketi’nin son bilançosuna göre, sermayesi ile kanuni yedek akçeleri toplamının yarısının zararlar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda olan (X)(X) Anonim Şirketi’nin, bir başka şirket olan (Y)(Y) Limited Şirketi tarafından devralınması suretiyle birleşme işlemlerinin başlatılması planlanmaktadır.

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, sermaye kaybı veya borca batıklık durumunda olan bir şirketin birleşmeye katılabilmesi için aranan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devralan şirketin, devrolunan şirketin kaybolan sermayesini veya borca batıklık miktarını karşılayacak tutarda serbestçe tasarruf edebileceği özvarlığa sahip olduğunu ispatlaması

Cevap

Sermaye kaybı veya borca batıklık durumunda olan bir şirketin birleşebilmesi için devralan şirketin, bu kaybı karşılayacak tutarda serbestçe tasarruf edilebilen özvarlığa sahip olduğunu ispatlaması gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu m. 139139 uyarınca, sermayesiyle kanuni yedek akçeleri toplamının yarısı zararlarla kaybolmuş veya borca batık durumda bulunan bir şirket; devralan şirketin, kaybolan sermayeyi veya borca batıklık miktarını karşılayacak tutarda serbestçe tasarruf edebileceği özvarlığa sahip olduğunu belgelemesi şartıyla birleşmeye katılabilir. Bu, mali durumu bozuk olan şirketin birleşme yoluyla 'kurtarılması' mekanizmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Şirketin finansal durumunun tespit edilmesi
Şirketin sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısını kaybettiği (sermaye kaybı) anlaşılmaktadır.
Sermaye kaybı veya borca batıklık durumunda birleşmeye katılma, TTK m. 139139 kapsamında özel bir sınırlamaya tabidir.
2
Yasal şartın (TTK m. 139) uygulanması
Devralan şirketin, devrolunan şirketin kaybolan sermayesini karşılayacak miktarda 'serbestçe tasarruf edilebilen özkaynaklara' sahip olması şartı aranır.
Bu kural, birleşme sonucunda alacaklıların haklarının korunmasını ve zayıf durumdaki şirketin devralan şirketin mali yapısını bozmasını engellemeyi amaçlar.
3
İspat yükümlülüğünün belirlenmesi
Bu durumun gerçekleştiği, denetlemeye tabi şirketlerde denetçi, diğerlerinde ise yönetim kurulu tarafından onaylanmış bir raporla ispatlanmalıdır.
Yasal prosedürün geçerliliği bu belgenin varlığına bağlıdır.

Anahtar Kavram

Sermaye Kaybı veya Borca Batıklık Durumunda Birleşme (Kurtarma Birleşmesi)

Daha Fazla Pratik

Tasfiye halindeki bir şirketin devralan şirket olarak birleşmeye katılıp katılamayacağını ve bunun m. 138'deki şartlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 82Soru

(A), (B) ve (C) tarafından kurulan bir adi komandit şirkette, (C) komanditer ortak statüsündedir. Şirket sözleşmesinde (C)'ye temsil yetkisi verilmemiştir. Ancak (C), şirket adına üçüncü kişi (D) ile bir ticari alım sözleşmesi imzalamıştır. (C), bu işlem sırasında (D)'ye komanditer ortak olduğunu belirtmemiş, (D) de (C)'nin sınırsız sorumlu bir ortak olduğu zannıyla işlemi gerçekleştirmiştir.

Buna göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca (C)'nin bu işlemden doğan hukuki sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Komanditer ortak (C), yaptığı bu işlemde sıfatını açıkça bildirmediği için, söz konusu işlemden dolayı üçüncü kişi (D)'ye karşı bir komandite ortak gibi sınırsız sorumlu olur.

Cevap

Komanditer ortağın, şirket adına işlem yaparken bu sıfatını açıkça belirtmemesi durumunda, o işlemden dolayı üçüncü kişilere karşı komandite ortak gibi sınırsız sorumlu olacağını ifade eden seçenek doğrudur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 319. maddesinin 2. fıkrasına göre; bir komanditer, şirket adına bir işlem yaptığı takdirde, bu işlemden dolayı, kendisine karşı işlemde bulunduğu üçüncü kişilere karşı komandite bir ortak gibi sorumlu olur. Ancak bu sorumluluktan kurtulabilmesi için komanditer sıfatını işlem sırasında açıkça bildirmiş olması gerekir. Olayda (C) bu sıfatını bildirmediği için sınırsız sorumlu hale gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Ortağın statüsünü ve yetkisini belirleme
(C) komanditer ortaktır ve şirket sözleşmesine göre temsil yetkisi yoktur.
Sorumluluk rejiminin hangi kurallara tabi olduğunu anlamak için başlangıç noktasını tespit etmek gerekir.
2
Yapılan işlemin hukuki niteliğini analiz etme
(C), şirket adına yetkisiz bir şekilde işlem yapmış ve bu sırada komanditer sıfatını gizlemiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 319. maddesi bu özel durumu düzenlemektedir.
3
Yasal sonucu (TTK m. 319/2) uygulama
(C), bu işlemden dolayı üçüncü kişiye karşı komandite (sınırsız sorumlu) bir ortak gibi sorumlu olur.
Kanun, üçüncü kişilerin korunması amacıyla sıfatını bildirmeyen komanditer ortağa ağırlaştırılmış sorumluluk yükler.

Anahtar Kavram

Komanditer ortağın temsil yetkisi olmaksızın yaptığı işlemlerde sıfatını bildirme yükümlülüğü ve sınırsız sorumluluk istisnası.

İpuçları

1
Komanditer ortağın sorumluluk rejimindeki istisnai durumları düşünün.

Daha Fazla Pratik

Komanditer ortağın adının şirket unvanında yer alması durumundaki sorumluluk rejimi ile bu soruyu karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 83Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri çerçevesinde anonim şirket yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri ile üyelerin özen ve bağlılık yükümlülüğünden doğan sorumluluk rejimi dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim kurulunun, yönetimi devrettiği kişilerin kanunlara ve esas sözleşmeye uygun hareket edip etmediklerini üst düzeyde gözetleme yükümlülüğü, devredilemez bir yetki olup bu görevden feragat edilmesi veya bu görevin başka bir organa devri hukuken geçersizdir.

Cevap

Yönetim kurulunun, yönetimi devrettiği kişilerin kanunlara ve esas sözleşmeye uygun hareket edip etmediklerini üst düzeyde gözetleme yükümlülüğü, devredilemez ve vazgeçilemez bir yetkidir.
Doğru ifade, TTK m. 375'te sayılan devredilemez yetkileri tam olarak yansıtmaktadır. Kanun koyucu, yönetim kurulu yönetimi profesyonellere (murahhaslara) devretse bile, bu kişilerin yasalara ve şirket kurallarına uygun davranıp davranmadıklarını denetleme görevini (üst düzey gözetim) asıl karar organı olan yönetim kurulunda bırakmıştır. Bu yetkinin devri veya bu görevden feragat edilmesi kanuna aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
TTK m. 375 kapsamında devredilemez yetkilerin listesini inceleyin.
Yönetimin gözetimi (m. 375/1-e), finansal planlama (m. 375/1-c) ve borca batıklık bildirimi (m. 375/1-g) gibi yetkilerin devredilemez olduğu görülür.
Yönetim kurulunun asli işlevlerini yerine getirmesini sağlamak için bu yetkiler kanunla korunmuştur.
2
Yönetim yetkisinin devri (m. 367) ile gözetim sorumluluğu arasındaki ilişkiyi değerlendirin.
Yönetim devredilse bile, yönetim kurulu devralanları denetleme (üst düzey gözetim) görevini sürdürür.
Yetki devri, sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmaz; devreden kurulun seçim ve gözetim sorumluluğu devam eder.
3
Sorumluluk rejimi ve İş Adamı Kararı ilkesini uygulayın.
Üyeler, yeterli inceleme yaparak ve dürüstçe hareket ettikleri kararlardan dolayı (İş Adamı Kararı), sadece zarar doğduğu için sorumlu tutulamazlar; sorumluluk kusur şartına bağlıdır.
Ticari hayatın risklerini yöneten yöneticilerin, rasyonel kararlar nedeniyle her zarardan sorumlu tutulması girişimcilik ruhuna aykırıdır.

Anahtar Kavram

Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri ve Gözetim Sorumluluğu

Daha Fazla Pratik

TTK m. 375'teki 7 adet devredilemez yetkiyi (a-g bentleri) ezberlemek, bu tür soruları hızlı çözmenizi sağlar.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

Üç girişimci arkadaş, bir internet platformu üzerinden ikinci el antika eşya alım-satımı yapmak ve bu faaliyetten elde edilecek kârı paydaşlar arasında bölüştürmek amacıyla sözlü olarak anlaşmışlardır. Herhangi bir ticaret siciline tescil yaptırmayan ve özel bir şirket türü seçmeyen bu kişilerin oluşturduğu birliktelikle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Söz konusu oluşum bir adi şirket niteliğinde olup kural olarak Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.

Cevap

Söz konusu oluşum bir adi şirket niteliğinde olup kural olarak Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.
Verilen senaryoda ortak bir amaç uğruna bir araya gelen ve kâr paylaşımını hedefleyen kişiler, TTK'da düzenlenen şirket türlerinden birini seçip tescil ettirmedikleri için bu yapı bir adi şirkettir. Türk hukuk sisteminde adi şirketlerin temel düzenleme yeri Türk Borçlar Kanunu'dur.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşumun unsurlarını analiz etme
Kişi (üç girişimci), sözleşme (sözlü anlaşma), amaç (antika ticareti ve kâr paylaşımı) ve sermaye (katılım payı) unsurları mevcuttur.
Bir yapının şirket sayılabilmesi için temel unsurların varlığı incelenmelidir.
2
Şirket türünü belirleme
Türk Ticaret Kanunu'nda sayılan ticaret şirketlerinden (A.Ş., Limited vb.) biri tescil edilmediği için yapı 'Adi Şirket' olarak nitelendirilir.
Ticaret şirketleri tescil ile kurulurken, adi şirketler herhangi bir şekil şartına bağlı olmadan kurulabilir.
3
Uygulanacak hukuk kurallarını tespit etme
Adi şirketler Türk Borçlar Kanunu m. 620620 ve devamı hükümlerine tabidir.
TTK'da düzenlenen şirketler dışındaki tüm ortaklık yapıları aksine bir hüküm yoksa adi şirket sayılır.

Anahtar Kavram

Adi Şirketin Tanımı ve Hukuki Niteliği

İpuçları

1
TTK'da sayılan özel şirket türlerinden biri kurulmamışsa hangi genel kanun uygulanır?

Daha Fazla Pratik

Adi şirket ortaklarının yönetim ve temsil yetkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru

Arda ve Berk, "Dostlar Restoranı" adıyla bir işletme açmak üzere bir adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde Arda, "yönetici ortak" olarak atanmış; ancak dış ilişkilerde ortaklığı kimin temsil edeceği hususu ayrıca düzenlenmemiştir. Arda, ortaklık faaliyetleri kapsamında bir tedarikçiden 15.00015.000 TL değerinde gıda malzemesi satın almış ve borçlanmıştır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, bu borcun ifasından sorumluluk ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arda'nın yönetim yetkisi temsil yetkisini de kapsadığından, her iki ortak da borcun tamamından müteselsilen sorumludur.

Cevap

Arda'nın yönetim yetkisinin olması temsil yetkisini de içerir ve bu durumda her iki ortak borçtan müteselsilen sorumlu olur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 637/2 uyarınca, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi olduğu varsayılır. Aynı Kanun'un 638/1 maddesi gereğince, ortaklar birlikte veya temsilci aracılığıyla bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Olayda Arda yönetici ortak olduğu için temsil yetkisi vardır ve Berk ile birlikte borçtan müteselsilen sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim ve temsil yetkisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Arda'nın yönetici ortak olması, kanuni bir karine olarak temsil yetkisini de kapsar.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 637/2'ye göre, yönetim görevi verilen ortağın temsil yetkisinin de olduğu varsayılır.
2
Dış ilişkilerdeki sorumluluk türünün tespiti
Tedarikçiye karşı oluşan 15.00015.000 TL'lik borçtan tüm ortaklar şahsen ve müteselsilen sorumludur.
TBK madde 638/1 uyarınca, ortaklık çerçevesinde üstlenilen borçlardan aksi kararlaştırılmadıkça ortaklar müteselsilen sorumlu olurlar.

Anahtar Kavram

Adi ortaklıkta yönetim yetkisinin temsil yetkisini de kapsayan kanuni karinesi ve ortakların müteselsil sorumluluğu.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 86Soru

15 Ocak 2026 tarihinde yapılan (S) Anonim Şirketi olağan genel kurul toplantısına katılan pay sahibi (A), gündemdeki taşınmaz satışına ilişkin karara karşı olumsuz oy kullanmıştır. Ancak (A), bu muhalefetini toplantı tutanağına şerh ettirmemiştir. (A), söz konusu kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu iddia ederek 20 Şubat 2026 tarihinde iptal davası açmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplantıda hazır bulunan ve olumsuz oy kullanan pay sahibinin iptal davası açabilmesi için muhalefetini tutanağa geçirtmiş olması şarttır.

Cevap

Toplantıda hazır bulunan ve karara olumsuz oy veren pay sahibinin dava açabilmesi için muhalefetini tutanağa şerh ettirmesi zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 446. maddesine göre; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirtmiş olan pay sahipleri iptal davası açabilir. Olayda pay sahibi (A) toplantıya katılmış ve olumsuz oy kullanmıştır ancak muhalefetini tutanağa şerh ettirmediği için dava açma hakkını (aktif husumet ehliyetini) kaybetmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Davacının toplantıdaki durumunu tespit etme
Pay sahibi (A) toplantıda hazır bulunmuş ve olumsuz oy kullanmıştır.
Toplantıda hazır bulunanlar ile bulunmayanlar için dava açma şartları farklıdır.
2
Toplantıda hazır bulunanlar için dava şartını kontrol etme
Toplantıda hazır bulunup olumsuz oy veren kişinin ayrıca muhalefetini tutanağa geçirtmesi (şerh) gerektiği belirlendi.
TTK m. 446/1-a bendi bu şartı açıkça emreder.
3
Dava süresini kontrol etme
Dava, 3 aylık süre içinde (yaklaşık 1 ay sonra) açılmıştır.
İptal davası kararın alınmasından itibaren 3 ay içinde açılmalıdır.

Anahtar Kavram

Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının İptali Şartları

Daha Fazla Pratik

Toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmadığı durumlarda muhalefet şerhi aranıp aranmayacağını inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 87Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ticaret şirketlerinde yapısal değişikliklere ilişkin hükümleri uyarınca, şirketlerin "tür değiştirmesi" (nevi değiştirme) süreci ile ilgili olarak aşağıda belirtilen dönüşüm yollarından hangisi kanunen geçersizdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir anonim şirketin kolektif şirkete dönüşmesi

Cevap

Bir anonim şirketin kolektif şirkete dönüşmesi kanunen geçersiz bir tür değiştirme yoludur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 181. maddesi tür değiştirmede geçerli olan yolları sınırlı sayıda (numerus clausus) saymıştır. Bu maddeye göre bir sermaye şirketi ancak başka türde bir sermaye şirketine veya bir kooperatife dönüşebilir. Anonim şirket bir sermaye şirketi olduğu için, bir şahıs şirketi olan kolektif şirkete dönüşmesi kanunen mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türlerini kategorize etme
Anonim şirket 'sermaye şirketi', kolektif şirket ise 'şahıs şirketi' kategorisindedir.
Tür değiştirme sınırları, şirketin sermaye veya şahıs şirketi olmasına göre belirlenir.
2
TTK Madde 181 hükmünü uygulama
Sermaye şirketlerinin sadece sermaye şirketlerine veya kooperatife dönüşebileceği, şahıs şirketine dönüşemeyeceği tespit edilir.
Kanun koyucu sermaye şirketlerinden şahıs şirketlerine geçişi (numerus clausus ilkesi gereği) listeye dahil etmemiştir.

Anahtar Kavram

Tür Değiştirme Geçerli Dönüşümler (TTK m. 181)
Soru 88Soru

33 uzman restoratör, tarihi bir yalının restorasyon işini birlikte üstlenmek üzere bir araya gelmiş; her birinin belirli bir sermaye veya emek koyacağı ve iş sonunda doğacak kârı paylaşacakları hususunda bir sözleşme imzalamışlardır. Bu oluşum için ticaret siciline tescil başvurusu yapılmamıştır.

Bu olaydaki oluşumun hukuki niteliği ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu yapı bir adi şirket niteliğindedir ve ortaklar üçüncü kişilere karşı şirket borçlarından müteselsilen ve sınırsız sorumludur.

Cevap

Söz konusu oluşum bir adi şirket niteliğindedir ve ortaklar üçüncü kişilere karşı şirket borçlarından müteselsilen ve sınırsız sorumludur.
Olaydaki oluşum, iki veya daha fazla kişinin bir amaca ulaşmak için sermaye ve emeklerini birleştirmeyi üstlendikleri bir adi şirket sözleşmesine dayanmaktadır. Türk Borçlar Kanunu madde 620620 uyarınca, tescil edilmemiş ve Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki şirket türlerinden birine girmeyen bu yapı adi şirkettir. Adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmadığı için ortaklar şirket borçlarından dolayı şahsen, sınırsız ve müteselsilen (zincirleme) sorumludurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşumun unsurlarını analiz etme
Kişi unsuru (33 restoratör), sözleşme unsuru (imzalanan protokol), sermaye unsuru (emek veya mal), ortak amaç (restorasyon işi) ve affectio societatis (ortak çalışma iradesi) mevcuttur.
Bir yapının şirket sayılabilmesi için bu temel unsurların bir arada bulunması gerekir.
2
Şirket türünü belirleme
Oluşum ticaret siciline tescil edilmediği ve Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen özel türlerden birine (A.Ş., Limited vb.) girmediği için 'adi şirket' olarak nitelendirilir.
Türk Borçlar Kanunu madde 620620 uyarınca, diğer şirketlerin ayırt edici niteliklerini taşımayan ortaklıklar adi şirket sayılır.
3
Tüzel kişilik ve sorumluluk rejimini saptama
Adi şirketlerin tüzel kişiliği yoktur; borçlardan dolayı ortaklar birinci dereceden, sınırsız ve müteselsilen sorumludur.
Adi şirketlerde hak süjesi ortakların kendisidir, şirket bir tüzel kişilik değildir.

Anahtar Kavram

Adi Şirketin Tanımı ve Tüzel Kişiliksizliği

Daha Fazla Pratik

Adi şirket ile kolektif şirket arasındaki sorumluluk farklarını ve tescilin bu türlerdeki kurucu etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 89Soru

Ortakları (A), (B) ve (C) olan bir kolektif şirkette; şirket sözleşmesi ile (A) "şirket müdürü" olarak atanmış ve şirketin tüm iç işleyişine dair yönetim yetkileri kendisine verilmiştir. Ancak aynı sözleşmede, şirketi üçüncü kişilere karşı temsil yetkisinin münhasıran (yalnızca) ortak (B)'ye ait olduğu kararlaştırılmış ve bu husus usulüne uygun olarak ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. Buna rağmen ortak (A), şirket unvanı altında bir üçüncü kişiyle ticari bir sözleşme imzalamıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapılan işlem şirketi bağlamaz; çünkü yönetim yetkisi ile temsil yetkisi farklı kavramlardır ve temsil yetkisinin sadece ortak (B)'ye ait olduğu tescil edilerek üçüncü kişilere duyurulmuştur.

Cevap

Yapılan işlem şirketi bağlamaz; çünkü yönetim yetkisi (iç ilişki) ile temsil yetkisi (dış ilişki) birbirinden farklıdır ve temsil yetkisinin kime ait olduğu tescil edilerek üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 232. maddesine göre, kolektif şirketlerde temsil yetkisi şirket sözleşmesiyle bir veya birkaç ortağa verilebilir. Temsil yetkisi ile yönetim yetkisi birbirinden bağımsızdır. Eğer temsil yetkisinin sadece belirli bir ortağa (bu olayda B'ye) ait olduğu tescil ve ilan edilmişse, diğer ortakların (A'nın) şirket adına yaptığı işlemler yetkisiz temsil hükmündedir ve şirketi bağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim ve temsil yetkisi ayrımını analiz et.
Kolektif şirketlerde tüm ortaklar kural olarak yönetici ve temsilcidir; ancak sözleşme ile yönetim bir ortağa, temsil ise bir diğer ortağa bırakılabilir.
TTK m. 223 (yönetim) ve m. 232 (temsil) hükümleri bu yetkilerin farklı kişilere verilebilmesine imkan tanır.
2
Tescil ve ilanın üçüncü kişilere etkisini değerlendir.
Temsil yetkisinin kime ait olduğu ticaret siciline tescil ve ilan edildiğinde, bu durum üçüncü kişiler için bağlayıcı hale gelir.
TTK m. 233 uyarınca temsil yetkisi tescil ve ilan olunur; tescil edilen bir hususu bilmediğini ileri süren üçüncü kişinin iyiniyeti korunmaz.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirketlerde Yönetim ve Temsil Yetkisi Ayrımı

İpuçları

1
Şirketin iç işlerini yürütmek (yönetim) ile şirketi dışarıya karşı borç altına sokmak (temsil) arasındaki farkı düşünün.
2
Ticaret siciline tescil edilen bir bilginin, o bilgiyi bilmediğini iddia eden üçüncü kişilere karşı nasıl bir etkisi olur?

Daha Fazla Pratik

Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin miktar veya konu bakımından sınırlandırılmasının üçüncü kişilere etkisini (TTK m. 233) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 90Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, ticaret şirketlerinin birleşme sürecinde gündeme gelebilen "ayrılma akçesi" (çıkış ödeneği) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde ortaklara devralan şirkette pay ve ortaklık hakları iktisap etmek veya ayrılma akçesi almak arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.

Cevap

Birleşme sözleşmesinde ortaklara, devralan şirkette pay sahibi olma veya ayrılma akçesi alma arasında seçim yapma hakkı tanınabileceğine dair ifade doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 141141. maddesine göre, birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde ortaklara, devralan şirkette pay ve ortaklık hakları iktisap etmek ile ayrılma akçesi (çıkış ödeneği) arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler. Bu durum ortaklara tanınan seçimlik bir haktır.

Adım Adım Çözüm

1
TTK 141. Maddesinin Analizi
Şirketlerin birleşme sözleşmesine ortaklık payı yerine veya onunla birlikte bir nakdi karşılık (ayrılma akçesi) koyabileceği tespit edilir.
Kanun koyucu, ortaklara birleşme sonrası yeni şirkete katılmama veya katılımın bir kısmını nakde çevirme imkanı tanımıştır.
2
Seçimlik ve Zorunlu Ayrılma Akçesi Ayrımı
Sözleşmede hem pay hem akçe teklif edilirse buna 'seçimlik', sadece akçe teklif edilirse buna 'zorunlu' ayrılma akçesi denir.
Bu ayrım, genel kurulda aranacak olan karar nisaplarını (zorunlu halde %90\%90) doğrudan etkiler.
3
Doğru Seçeneğin Belirlenmesi
Seçimlik hak tanınabileceğine dair ifade kanunun açık hükmüyle örtüşür.
Nominal değer değil gerçek değer esas alınmalı ve sonuç tescil ile doğmalıdır.

Anahtar Kavram

Ayrılma Akçesi ve Seçimlik Hak (TTK m. 141)

Daha Fazla Pratik

Birleşme sonrası alacaklıların korunması için ilan ve teminat isteme sürelerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 91Soru

K, L ve M, bir antik kentin çevre düzenlemesi ihalesini almak amacıyla bir araya gelerek bir adi şirket kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde yönetim yetkisinin K ve L'ye ait olduğu kararlaştırılmış, ancak dış ilişkiyi kapsayan temsil yetkisinin kime ait olduğu veya kapsamı hakkında herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu sırada ortak M, ortaklık faaliyetleri çerçevesinde üçüncü bir kişi ile ortaklık adına bir iş makinesi kiralama sözleşmesi imzalamıştır.

Bu olayla ilgili 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisinin K ve L'ye verilmiş olması, temsil yetkisinin de karine olarak bu ortaklara verildiği anlamına gelir; bu nedenle M'nin yaptığı işlem yetkisiz temsil hükümlerine tabidir.

Cevap

Yönetim yetkisinin belirli ortaklara (K ve L) verilmiş olması durumunda, temsil yetkisinin de karine olarak bu ortaklarda olduğu kabul edilir; bu nedenle yönetim yetkisi olmayan ortağın (M) yaptığı işlem diğer ortakları doğrudan bağlamaz.
Türk Borçlar Kanunu’nun 637. maddesinin 2. fıkrasına göre, kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi olduğu kabul edilir. Olayda yönetim yetkisi K ve L'ye verildiğinden, temsil yetkisi de bu ortaklardadır. Yönetim yetkisi bulunmayan M'nin ortaklık adına yaptığı işlem, yetkisiz temsil teşkil eder ve diğer ortakları bağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Ortaklık yapısını ve yönetim yetkisini analiz etmek.
Ortaklığın bir adi şirket olduğu ve yönetimin sözleşmeyle K ile L'ye bırakıldığı belirlenir.
Adi şirketlerde yönetim ve temsil yetkisi arasındaki yasal bağın kurulabilmesi için başlangıç noktasının saptanması gerekir.
2
Temsil yetkisine ilişkin yasal karineyi uygulamak.
TBK 637/2 uyarınca, yönetim yetkisi kime verilmişse temsil yetkisinin de onda olduğu varsayılır.
Sözleşmede temsil için özel bir düzenleme yoksa, kanunun öngördüğü yönetim-temsil paralelliği kuralı devreye girer.
3
Ortak M'nin yaptığı işlemin hukuki sonucunu belirlemek.
Yönetim yetkisi olmayan M, kanuni karine kapsamında temsil yetkisine sahip değildir; bu durumda yapılan işlem 'yetkisiz temsil' hükümlerine tabi olur.
Yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemler, diğer ortaklar icazet vermedikçe onları bağlamaz.

Anahtar Kavram

Adi Şirketlerde Yönetim ve Temsil Yetkisi Karinesi (TBK m. 637/2)

Daha Fazla Pratik

Adi şirketlerde yönetim yetkisinin kapsamı (olağan ve olağanüstü işler) konusundaki kuralları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 92Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ticaret şirketlerinde yapısal değişikliklere ilişkin hükümleri uyarınca, birleşmeye katılan şirketlerin ortaklarının pay ve haklarının korunması amacıyla öngörülen "denkleştirme" (akçalı denkleştirme) ödemesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denkleştirme tutarı, devralan şirket tarafından tahsis olunan payların gerçek değerinin yüzde onunu aşamaz.

Cevap

Denkleştirme tutarı, devralan şirket tarafından tahsis olunan payların gerçek değerinin yüzde onunu aşamaz.
Türk Ticaret Kanunu'nun 140140. maddesinin ikinci fıkrasına göre, birleşmede ortaklık paylarının değişim oranları belirlenirken, küsuratları dengelemek amacıyla yapılan denkleştirme ödemesi, devralan şirket tarafından tahsis edilen payların gerçek değerinin yüzde onunu (%10\%10) geçemez. Bu hüküm emredici niteliktedir ve pay sahiplerinin haklarının korunması ile birleşme sistematiğinin bozulmaması arasında bir denge kurar.

Adım Adım Çözüm

1
Payların değişim oranının ve denkleştirme ihtiyacının tespiti
Birleşmede ortakların mevcut payları ile yeni şirketteki payları arasındaki değişim oranı belirlenir.
Değişim oranları tam sayı çıkmadığında ortakların hak kaybına uğramaması için nakdi bir dengeleme gerekebilir.
2
TTK m. 140/2 hükmünün uygulanması
Denkleştirme tutarının üst sınırının hesaplanması.
Kanun, bu ödemenin esas birleşme amacını aşmamasını ve pay değişiminin önüne geçmemesini sağlamak için gerçek değer üzerinden %10 sınırı getirmiştir.

Anahtar Kavram

Birleşmede Ortaklık Paylarının ve Haklarının Korunması (Denkleştirme)

Daha Fazla Pratik

Birleşmede ortaklara tanınan 'ayrılma akçesi' ile 'denkleştirme' ödemesi arasındaki farkları (zorunluluk ve amaç yönünden) incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 93Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun birleşmeye ilişkin hükümleri uyarınca, farklı türdeki ticaret şirketlerinin birleşme imkânları değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi hukuken geçersizdir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kolektif şirketin, bir anonim şirketi devralması

Cevap

Bir kolektif şirketin bir anonim şirketi devralması hukuken geçersizdir; çünkü şahıs şirketleri sermaye şirketlerini devralamazlar.
61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 137137. maddesine göre şahıs şirketleri (kolektif ve komandit şirketler); şahıs şirketleriyle, devrolunan şirket olmaları şartıyla sermaye şirketleriyle ve devrolunan şirket olmaları şartıyla kooperatiflerle birleşebilirler. Kolektif şirketin bir anonim şirketi devralması, şahıs şirketinin 'devralan' konumunda olması demektir ki bu durum kanunun emredici hükmüne aykırıdır ve geçersizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türlerini sınıflandırın
Anonim ve Limited şirketler 'Sermaye Şirketi', Kolektif ve Komandit şirketler ise 'Şahıs Şirketi'dir.
Birleşme sınırları şirketlerin hangi grupta (sermaye/şahıs) olduğuna göre belirlenir.
2
Türk Ticaret Kanunu Madde 137137 hükmünü uygulayın
İlgili madde uyarınca; şahıs şirketleri ancak 'devrolunan' taraf olmaları şartıyla sermaye şirketleriyle birleşebilir.
Kanun koyucu, daha düşük teminatlı şahıs şirketlerinin, sermaye şirketlerini bünyesine katarak onların malvarlığı yapısını bozmasını engellemek istemiştir.
3
Seçeneklerdeki devralan/devrolunan rollerini kontrol edin
Kolektif şirketin (şahıs) bir anonim şirketi (sermaye) devralması, kanunun koyduğu 'devrolunan olma' şartına aykırıdır.
Şahıs şirketi burada devralan konumundadır, bu da yasaktır.

Anahtar Kavram

Ticaret Şirketlerinde Birleşme Sınırları (TTK m. 137137)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 94Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, bir ana şirketin oy hakkı veren paylarının tamamına sahip olduğu bir yavru şirketi devralması suretiyle gerçekleşen "kolaylaştırılmış birleşme" usulünde, aşağıdakilerden hangisinin yapılması zorunlu değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birleşme raporunun hazırlanması

Cevap

Birleşme raporunun hazırlanması, sermayenin %100'üne sahip olunan şirketlerle yapılan kolaylaştırılmış birleşmelerde kanunen zorunlu olmayan bir aşamadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 156156. maddesi uyarınca, birleşmeye katılan şirketlerin birinin sermayesinin tamamı diğerine aitse, taraflar birleşme raporu hazırlamaktan, inceleme hakkı sunmaktan ve sözleşmeyi genel kurul onayına getirmekten muaf tutulabilirler. Bu nedenle rapor hazırlama zorunluluğu bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki birleşme türünü tespit etme
Ana şirketin, paylarının %100'üne sahip olduğu yavru şirketi devralması 'kolaylaştırılmış birleşme' (TTK m. 156) kapsamındadır.
Şirketler arasındaki sermaye bağı, kanunun öngördüğü basitleştirilmiş prosedürün uygulanmasına imkan tanır.
2
Kolaylaştırılmış usulde muaf tutulan işlemleri listeleme
TTK m. 156/1 uyarınca: Birleşme raporu hazırlanmaz, inceleme hakkı tanınması gerekmez ve (belirli şartlar altında) genel kurul onayı aranmaz.
Zaten tek bir irade (ana şirket) söz konusu olduğu için pay sahiplerini bilgilendirme amaçlı raporlama yükümlülüğü hafifletilmiştir.
3
Seçenekleri bu muafiyetlere göre değerlendirme
Birleşme raporunun hazırlanması, muafiyet kapsamındaki ilk işlemdir.
Diğer işlemler (tescil, sözleşme, alacaklı çağrısı) yapısal değişikliğin doğası gereği veya üçüncü kişilerin korunması amacıyla zorunluluğunu korur.

Anahtar Kavram

Kolaylaştırılmış Birleşme Muafiyetleri
Soru 95Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu düzenlemeleri çerçevesinde, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri adi komandit şirketlerden ayıran temel yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sermayesinin paylara bölünmüş olması ve niteliği gereği bir sermaye şirketi sayılması

Cevap

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri adi komandit şirketlerden ayıran temel fark, sermayenin paylara bölünmüş olması ve bu şirketin bir sermaye şirketi olarak kabul edilmesidir.
Doğru seçenek, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin (SPBK) temel tanımını ve adi komandit şirketten ayrıldığı en net noktayı içermektedir. SPBK, sermayesi paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklılarına karşı bir kolektif şirket ortağı, diğerleri ise bir anonim şirket pay sahibi gibi sorumlu olan şirkettir. Bu yönüyle SPBK bir sermaye şirketi iken, adi komandit şirket bir şahıs şirketidir.

Adım Adım Çözüm

1
Şirket türlerini sınıflandırın.
Adi komandit şirket bir şahıs şirketi iken, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket bir sermaye şirketidir.
6102 sayılı TTK'nın 124. maddesi uyarınca şirketlerin temel niteliklerini belirlemek gerekir.
2
Sermaye yapısını analiz edin.
Adi komandit şirkette sermaye paylara bölünmez, ortakların katılım oranları vardır. SPBK'da ise sermaye tıpkı anonim şirketlerdeki gibi paylara bölünmüştür.
Şirketin isminde geçen 'sermayesi paylara bölünmüş' ibaresi bu yapısal farkın temelidir.
3
Hukuki rejimi karşılaştırın.
SPBK hakkında, aksine hüküm bulunmadıkça anonim şirket hükümleri uygulanır.
TTK 564 ve 566. maddeler SPBK'nın rejimini anonim şirketlere yaklaştırmaktadır.

Anahtar Kavram

Sermaye Şirketi vs. Şahıs Şirketi ayrımı ve SPBK'nın hibrit yapısı

Daha Fazla Pratik

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde asgari ortak sayısı ve denetleme kurulu oluşum şartlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 96Soru

Arda, Burak ve Cemal, bir baraj inşaatının teknik müşavirlik hizmetini sunmak üzere bir adi şirket kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde; ortaklardan birinin ölümü, kısıtlanması veya iflası hâlinde ortaklığın sona ermeyeceği, ortaklığın diğer ortaklar arasında devam edeceği açıkça kararlaştırılmıştır. Ortaklık faaliyetleri devam ederken ortak Cemal, savurganlığı nedeniyle mahkemece kısıtlanmış ve kendisine vasi atanmıştır. Bu durumda, adi ortaklığın hukuki akıbeti ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklık sözleşmesindeki devam hükmü uyarınca Cemal ortaklıktan ayrılmış sayılır ve ortaklık Arda ile Burak arasında devam eder.

Cevap

Sözleşmedeki devam hükmü gereğince Cemal ortaklıktan ayrılır ve ortaklık diğerleri arasında sürmeye devam eder.
Türk Borçlar Kanunu'nun 639. maddesine göre bir ortağın kısıtlanması normalde adi ortaklığı sona erdirir; ancak 640. madde uyarınca sözleşmeye konulacak bir hükümle (devam kaydı), kısıtlanan ortağın ayrılması ve ortaklığın geri kalanlar arasında devam etmesi mümkündür. Olayda bu yönde açık bir sözleşme hükmü bulunduğu için ortaklık sona ermez, Cemal ayrılmış sayılır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki şirket türünü ve sona erme nedenini belirle.
Şirket bir adi şirkettir ve ortaklardan biri kısıtlanmıştır (TBK m. 639/1-4 gereği normalde sona erme sebebidir).
Adi şirketlerde ortaklardan birinin kısıtlanması kanuni bir sona erme nedenidir.
2
Ortaklık sözleşmesindeki özel hükümleri (devam kaydı) kontrol et.
Sözleşmede kısıtlanma hâlinde ortaklığın devam edeceği yönünde bir 'devam kaydı' bulunmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu m. 640, ortaklara bu yönde sözleşme yapma yetkisi tanımıştır.
3
Kanuni düzenlemeyi olaya uygula.
Cemal ortaklıktan ayrılmış sayılır, payı tasfiye edilir ve ortaklık Arda ile Burak arasında hukuken varlığını sürdürür.
Sözleşmede aksine hüküm (devam kaydı) varsa, sona erme nedeni gerçekleşen ortak ayrılır ancak ortaklık bozulmaz.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Devam Kaydı (TBK m. 640)

Daha Fazla Pratik

Adi ortaklıkta dış ilişkide temsil yetkisinin sınırlarını ve ortakların müteselsil sorumluluğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 97Soru

Arda, Berk ve Ceyda, üniversite kampüsünde bir kahve standı işletmek ve elde edilecek kârı paylaşmak amacıyla sözlü olarak anlaşmışlardır. Anlaşmaya göre Arda standın kurulumunu ve malzemeleri, Berk günlük işletmeyi (emeğini), Ceyda ise gerekli başlangıç sermayesini üstlenmiştir. Herhangi bir resmi tescil veya ilan işlemi yapılmadan faaliyete başlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu oluşumun hukuki niteliği ve ortakların sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu oluşum, tüzel kişiliği bulunmayan bir adi şirket niteliğindedir ve ortaklar şirket borçlarından dolayı müteselsilen sorumludur.

Cevap

Söz konusu oluşum, tüzel kişiliği bulunmayan bir adi şirket niteliğindedir ve ortaklar şirket borçlarından dolayı müteselsilen sorumludur.
Verilen senaryoda ortakların bir araya gelerek kâr elde etme amacı gütmesi, her birinin farklı türde sermaye (nakit, eşya, emek) koyması ve bir sözleşme ile bağlanması, yapıyı bir adi şirket haline getirir. Adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmadığı için ortaklar, şirketin faaliyetleri çerçevesinde üstlenilen borçlardan dolayı alacaklılara karşı hem kendi malvarlıklarıyla (birinci dereceden) hem de birbirleriyle zincirleme şekilde (müteselsilen) sorumludurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşumun türünü belirleyin.
Yapı bir 'Adi Şirket'tir.
Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen ticaret şirketlerinden birinin (A.Ş., Ltd. Şti. vb.) unsurlarını taşımayan veya tescil edilmeyen, ortak amaca yönelik ortaklıklar Türk Borçlar Kanunu uyarınca adi şirket sayılır.
2
Tüzel kişilik ve hak ehliyetini değerlendirin.
Oluşumun tüzel kişiliği yoktur.
Adi şirketlerin ticaret şirketlerinden en temel farkı, kendilerine ait bir tüzel kişiliklerinin ve dolayısıyla bağımsız bir hak ehliyetlerinin bulunmamasıdır.
3
Sorumluluk rejimini saptayın.
Birinci dereceden ve müteselsil sorumluluk.
Tüzel kişilik olmadığı için şirket borçları doğrudan ortakların borcu sayılır. TBK m. 638 uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça ortaklar borçlardan müteselsilen sorumludur.

Anahtar Kavram

Adi Şirketin Tanımı ve Unsurları (Kişi, Sözleşme, Sermaye, Ortak Amaç, Affectio Societatis)

Daha Fazla Pratik

Adi şirket ortaklarının yönetim ve temsil yetkileri ile ticaret şirketlerindeki temsil yetkilerinin farklarını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 98Soru

Üç yerel üretici, bölgelerinde düzenlenen bir tarım festivalinde ürünlerini ortak bir stantta sergilemek ve satıştan elde edilecek geliri aralarında paylaşmak amacıyla bir araya gelmiştir. Bu amaçla her bir ortak belirli bir miktar nakit ve ürün sağlamış, standın işletilmesine dair kararların birlikte alınması konusunda sözlü olarak mutabık kalmışlardır. Söz konusu oluşum için herhangi bir resmi makama başvuru veya tescil işlemi yapılmamıştır.

Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun şirketlere ilişkin genel hükümleri uyarınca, bu ortaklık yapısı ve ortakların sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu oluşum bir adi şirket niteliğindedir ve ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumludur.

Cevap

Bu oluşum bir adi şirket niteliğindedir ve ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumludur.
Türk hukukunda, iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca ulaşmak için sermaye ve emeklerini birleştirmeyi üstlendikleri, Türk Ticaret Kanunu'ndaki şirket türlerinden birine uygun şekilde kurulmamış her ortaklık adi şirket sayılır. Olaydaki stant işletme faaliyeti de bu tanıma uymaktadır. Adi şirket ortakları, Türk Borçlar Kanunu uyarınca şirket borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı kendi malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsil (zincirleme) olarak sorumludurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşumun unsurlarını analiz etme
Kişi (üç üretici), sermaye (nakit ve ürün), ortak amaç (geliri paylaşmak) ve 'affectio societatis' (ortak kararlar alma) unsurları mevcuttur.
Bir yapının şirket sayılabilmesi için bu temel unsurların bir arada bulunması gerekir.
2
Hukuki türü belirleme
TTK'da düzenlenen ticaret şirketlerinden biri seçilip tescil edilmediği için yapı Türk Borçlar Kanunu m. 620 uyarınca adi şirkettir.
Türk hukukunda şirketler için 'numerus clausus' (sınırlı sayı) ilkesi olsa da, diğer türlerin şartlarını sağlamayan her ortaklık adi şirket kabul edilir.
3
Sorumluluk rejimini saptama
TBK m. 638 uyarınca adi şirket ortakları, ortaklık adına üstlenilen borçlardan dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur.
Adi şirketin tüzel kişiliği olmadığından borç doğrudan ortakların malvarlığına yansır ve aksi belirtilmedikçe zincirleme sorumluluk esastır.

Anahtar Kavram

Adi Şirketin Tanımı ve Ortakların Sorumluluğu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 99Soru

Türk Ticaret Kanunu'nun ticaret şirketlerinde yapısal değişikliklere ilişkin hükümleri uyarınca, birleşmeye katılan şirketlerin alacaklılarının "alacaklarını teminat altına alma" hakkını kullanabilecekleri süre ve bu sürenin başlangıcı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alacaklılar, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yedişer gün arayla yapılan üç ilandan sonuncusunun tarihinden itibaren üç ay içinde teminat verilmesini isteyebilirler.

Cevap

Alacaklılar, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yedişer gün arayla yapılan üç ilandan sonuncusunun tarihinden itibaren üç ay içinde teminat verilmesini isteyebilirler.
Türk Ticaret Kanunu'nun 157157. maddesine göre, birleşmeye katılan şirketler alacaklılarını yedişer gün arayla üç kez ilanla çağırır. Alacaklıların alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilecekleri süre, bu son ilandan itibaren başlayan üç aylık hak düşürücü süredir.

Adım Adım Çözüm

1
Alacaklıların korunması prosedürünü belirlemek
Birleşmeye katılan şirketler, alacaklılarını yedişer gün arayla üç defa yapılacak ilanla haklarını bildirmeye çağırırlar.
Türk Ticaret Kanunu m. 157157 uyarınca alacaklıların bilgilendirilmesi zorunludur.
2
Hak düşürücü sürenin başlangıç noktasını tespit etmek
Süre, Sicil Gazetesi'nde yayımlanan üçüncü (son) ilanın tarihinden itibaren başlar.
Kanun, sürenin son ilandan itibaren başlayacağını açıkça hükme bağlamıştır.
3
Yasal sürenin uzunluğunu teyit etmek
Alacaklıların teminat talep edebileceği süre üç aydır.
Alacaklılara makul bir değerlendirme süresi tanınması amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Alacaklıların Korunması ve Teminat Altına Alma Hakkı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 100Soru

Kolektif şirketlerde ortakların şirketi temsil yetkisinin sınırlandırılması ve bu sınırlandırmaların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil yetkisi ancak birlikte temsil veya yetkinin bir şubenin işlerine hasredilmesi şeklinde sınırlandırılabilir; bu sınırlamalar tescil ve ilan edildiği takdirde üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder.

Cevap

Temsil yetkisi ancak birlikte temsil veya yetkinin bir şubenin işlerine hasredilmesi şeklinde sınırlandırılabilir; bu sınırlamalar tescil ve ilan edildiği takdirde üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder.
Türk Ticaret Kanunu’nun 233233. maddesi uyarınca, kolektif şirketlerde temsil yetkisinin sınırlandırılması sadece iki halde (birlikte temsil veya şube işleriyle sınırlama) tescil ve ilan edilebilir. Bu iki durum dışındaki sınırlamalar (konu, miktar vb.) tescil edilse bile iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin yasal kapsamını belirlemek.
TTK 232232 uyarınca her ortağın aksine hüküm yoksa temsil yetkisi mevcuttur.
Yetkinin sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağını anlamak için başlangıç noktasını bilmek gerekir.
2
Tescil edilebilecek sınırlama türlerini incelemek.
TTK 233/3233/3 uyarınca sadece 'birlikte temsil' ve 'şube işleriyle sınırlama' tescil edilebilir.
Kanunun sınırlı sayıda (numerus clausus) izin verdiği tescil edilebilir sınırlamaları saptamak.
3
Tescil ve ilanın üçüncü kişilerin iyiniyeti üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Geçerli tescil ve ilandan sonra üçüncü kişiler bu sınırlamayı bilmediklerini iddia edemezler.
Sicilin aleniyet ilkesinin sonuçlarını uygulamak.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirkette Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 5 / 8Sonraki