Şirketler Hukuku

156 soru

Soru 101Soru

Kendi araçlarıyla bağımsız çalışan 33 nakliyeci, büyük bir gıda zincirinin şehir içi dağıtım ihalesini birlikte üstlenmek üzere anlaşmışlardır. Taraflar; her birinin kendi aracını bu iş için tahsis etmesini, akaryakıt ve bakım giderlerinin ortak bir havuzdan karşılanmasını ve elde edilecek net kazancın eşit şekilde paylaşılmasını kararlaştırmışlardır. Bu anlaşma herhangi bir yazılı belgeye dökülmemiş, taraflar el sıkışarak işe başlamışlardır. Bu olaydaki hukuki ilişkinin niteliği ve özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taraflar ortak bir amaca ulaşmak için sermaye ve emeklerini birleştirdiklerinden, bu oluşum tüzel kişiliği bulunmayan bir adi şirket niteliğindedir.

Cevap

Tarafların ortak bir amaca (dağıtım işinden kâr elde etme) ulaşmak için araçlarını ve emeklerini (sermaye) birleştirmeleri ve bu yönde irade açıklamaları, aralarındaki ilişkinin tüzel kişiliği olmayan bir adi şirket olarak nitelendirilmesi için yeterlidir.
Türk hukukunda şirket, en az iki kişinin ortak bir amaca ulaşmak için sermaye ve emeklerini 'affectio societatis' (müşterek çaba) iradesiyle birleştirdikleri bir sözleşmesel ilişkidir. Olaydaki nakliyecilerin iş birliği, Türk Borçlar Kanunu'nun 620. maddesinde tanımlanan adi şirket tanımına tam olarak uymaktadır. Adi şirketlerin kurulması için yazılı bir form şartı bulunmadığı gibi, bu yapıların tüzel kişiliği de mevcut değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki unsurları analiz etme
Kişi unsuru (33 nakliyeci), sermaye unsuru (araç tahsisi ve emek), ortak amaç (ihale işini yürütüp kâr paylaşma) ve sözleşme unsuru (sözlü mutabakat) mevcuttur.
Bir oluşumun şirket sayılabilmesi için bu unsurların bir arada bulunması zorunludur.
2
Hukuki nitelendirme yapma
Türk Borçlar Kanunu m. 620 uyarınca, iki veya daha fazla kişinin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bu yapı bir 'Adi Şirket'tir.
Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen ticaret şirketlerinin (LTD, AŞ vb.) aksine, adi şirket genel nitelikli ve şekle bağlı olmayan bir ortaklık modelidir.
3
Şekil ve tüzel kişilik yönünden inceleme
Adi şirketin tüzel kişiliği yoktur ve kurulması için yazılı bir sözleşme şartı aranmaz.
Kanun koyucu adi şirketler için serbestlik ilkesini benimsemiştir.

Anahtar Kavram

Adi Şirketin Unsurları ve Şekil Serbestisi
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 102Soru

Ahmet, Barış ve Can, bir kamu kurumunun 'Dijital Arşivleme Sistemi' projesini yürütmek üzere bir adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde Ahmet 'yönetici ortak' olarak atanmıştır. Şirketin faaliyetleri sırasında, ortaklığın malvarlığına dahil olan ve ortakların elbirliği mülkiyetinde bulunan bir büro katının satılması planlanmaktadır.

60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alındığında, söz konusu taşınmaz satışının hukuken geçerli bir sonuç doğurabilmesi için aşağıdakilerden hangisi zorunludur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tüm ortakların oybirliği ile karar alması

Cevap

Taşınmaz satışı gibi olağanüstü nitelikteki işlemler için tüm ortakların oybirliği ile karar alması zorunludur.
Türk Borçlar Kanunu madde 625625 uyarınca, adi ortaklıkta kararlar kural olarak oybirliği ile alınır. Özellikle ortaklığın olağan faaliyetleri dışında kalan, malvarlığında önemli değişiklik yaratan taşınmaz satışı gibi olağanüstü işlerde, yönetici ortağın yetkisi bulunsa dahi tüm ortakların rızası ve oybirliği aranmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin niteliğini belirle
Taşınmaz satışı, ortaklığın amacı kapsamındaki günlük faaliyetlerden olmayan 'olağanüstü iş' niteliğindedir.
Adi ortaklıkta yönetim yetkisi sadece olağan işleri kapsar.
2
60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 625/2625/2 hükmünü uygula
Kanun gereği, yönetici atanmış olsa dahi, olağanüstü nitelikteki işler için tüm ortakların oybirliği gereklidir.
Ortakların mülkiyet yapısı elbirliği mülkiyeti olduğundan tasarruf yetkisi ancak birlikte kullanılabilir.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Olağanüstü İşler ve Oybirliği Kuralı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 103Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasında "dava açma hakkı" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim kurulu üyelerinden her biri, kararın yerine getirilmesinin kendi kişisel sorumluluğuna yol açacağını ileri sürerek iptal davası açabilir.

Cevap

Yönetim kurulu üyelerinden her biri, kararın yerine getirilmesinin kendi kişisel sorumluluğuna yol açacağını ileri sürerek iptal davası açabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 446. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, genel kurul kararlarının yerine getirilmesi kendi kişisel sorumluluğuna yol açacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her biri bireysel olarak iptal davası açma hakkına sahiptir. Bu durumda üyenin, organın (Yönetim Kurulu) dava açma kararını beklemesine gerek yoktur.

Adım Adım Çözüm

1
Dava hakkı sahiplerini belirle.
TTK m. 446 uyarınca pay sahipleri, yönetim kurulu ve belirli şartlarda yönetim kurulu üyeleri dava açabilir.
İptal davasının tarafları kanunla sınırlandırılmıştır.
2
Yönetim kurulu üyelerinin bireysel dava hakkını incele.
Üyeler ancak kararın icrası kişisel sorumluluklarına yol açacaksa bireysel dava açabilir; aksi halde yönetim kurulu organ olarak dava açar.
Organın dava hakkı ile üyenin bireysel menfaatinin korunması ayrımı yapılmıştır.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde İptal Davası Açma Hakkı

Daha Fazla Pratik

Yönetim kurulunun kurul (organ) olarak dava açma hakkı ile üyelerin bireysel hakkı arasındaki farkı m. 446/1-c ve m. 446/1-d üzerinden karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 104Soru

Serkan, Taner ve Ufuk, bir fabrikanın çatısına güneş enerjisi panelleri kurmak üzere bir adi ortaklık oluşturmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde Taner "yönetici ortak" olarak atanmış; ancak dış ilişkilere ve temsil yetkisine dair özel bir düzenleme yapılmamıştır. Taner, ortaklık faaliyeti kapsamında bir tedarikçiden 250.000250.000 TL değerinde panel satın almış ve ortaklık adına borçlanmıştır. Bu olaydaki temsil yetkisi ve sorumlulukla ilgili olarak Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taner'e yönetim yetkisi verildiği için, aksi kararlaştırılmadıkça ortaklığı veya diğer ortakları temsil etme yetkisine de sahip olduğu varsayılır.

Cevap

Kendisine yönetim yetkisi verilmiş olan ortağın, aksine bir düzenleme yoksa temsil yetkisine de sahip olduğu varsayılır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 637637. maddesinin 22. fıkrasına göre, adi ortaklıkta kendisine yönetim yetkisi verilmiş olan bir ortağın, ortaklığı veya diğer ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisine de sahip olduğu varsayılır. Olayda Taner yönetici ortak olarak belirlendiği ve temsil yetkisi kısıtlanmadığı için, yaptığı malzeme alımı diğer ortakları da bağlayacaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Adi ortaklığın tüzel kişiliğini değerlendir.
Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur; tüm işlemler ortaklar üzerinden yürütülür.
Türk Borçlar Kanunu uyarınca adi ortaklık bir kişi topluluğu olup bağımsız bir hukuki kişiliği bulunmaz.
2
Yönetim ve temsil yetkisi arasındaki ilişkiyi tespit et.
Yönetim yetkisi verilen ortağın temsil yetkisi olduğu varsayılır.
TBK madde 637/2 uyarınca, yönetici ortağın temsil yetkisi kanuni bir karine olarak kabul edilir.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Temsil Yetkisi Karinesi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 105Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde anonim şirket yönetim kurulunun yetki devri, görev dağılımı ve sorumluluk rejimi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisinin bir iç yönergeyle murahhas üyelere veya müdürlere devredilmesi halinde, yönetim kurulunun bu kişiler üzerindeki gözetim ve denetim yükümlülüğü tamamen sona erer.

Cevap

Yönetim yetkisinin devredildiği hallerde dahi yönetim kurulunun gözetim yükümlülüğünün tamamen sona erdiğini belirten ifade yanlıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 375. maddesi, yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerini saymaktadır. Bu maddenin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca; 'yönetimle görevli kişilerin, kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi' yönetim kuruluna aittir. Dolayısıyla, yönetim yetkisi operasyonel olarak murahhas azalar veya müdürlere devredilse dahi, bu kişilerin denetlenmesi ve gözetilmesi görevi her halükarda yönetim kurulunun üzerinde kalmaya devam eder. Gözetim yükümlülüğünün tamamen sona ermesi hukuken mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim yetkisinin devri kuralını inceleyin.
TTK m. 367 uyarınca yönetim yetkisi, esas sözleşmede hüküm bulunması ve iç yönerge çıkarılması şartıyla devredilebilir.
Yetki devrinin yasal dayanağını belirlemek.
2
Devredilemez yetkileri (TTK m. 375) değerlendirin.
Üst düzey gözetim, muhasebe düzeni, müdürlerin atanması gibi yetkiler 'devredilemez ve vazgeçilemez' niteliktedir.
Yönetim kurulunun sorumluluktan kurtulamayacağı 'çekirdek' yetkileri saptamak.
3
Sorumluluk rejimini (TTK m. 553/2) analiz edin.
Yetki devri halinde üyeler, devredilen işlerin icrasından doğrudan sorumlu olmazlar ancak gözetim ve seçimde kusurlu olmamalıdırlar.
Delegasyonun sorumluluğa etkisini anlamak.
4
Hatalı çıkarımı belirleyin.
Gözetim yükümlülüğünün 'tamamen' sona erdiğini savunmak, kanunun devredilemez yetkiler maddesine aykırıdır.
Üst gözetimin hukuki niteliğini teyit etmek.

Anahtar Kavram

Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri ve Üst Gözetim Yükümlülüğü

Daha Fazla Pratik

Yönetim kurulu üyelerinin 'basiretli iş adamı' ölçütü ile TTK m. 553'teki sorumluluk hallerini karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 106Soru

Pelin, Selin ve Tülin, bir yayınevinin "Dünya Klasikleri" serisini Türkçeye çevirmek amacıyla bir araya gelerek bir adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde yönetim ve temsil yetkilerine ilişkin herhangi bir özel düzenleme yer almamaktadır. Buna göre, söz konusu adi ortaklık ile ilgili aşağıdakilerden hangisi Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisi kural olarak tüm ortaklara aittir ve ortaklardan her biri, diğer ortakların yapacağı olağan bir işleme o işlem tamamlanmadan önce itiraz edebilir.

Cevap

Yönetim yetkisi kural olarak tüm ortaklara aittir ve ortaklardan her biri, diğer ortakların yapacağı olağan bir işleme o işlem tamamlanmadan önce itiraz edebilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 625. maddesine göre, ortaklık sözleşmesinde yönetim yetkisi özel olarak bir veya birkaç ortağa bırakılmamışsa, tüm ortaklar yönetime yetkilidir. Bu durumda her bir ortak, diğerinin yapacağı işleme, işlem sonuçlanmadan önce itiraz etme hakkına sahiptir. Senaryoda sözleşmede düzenleme olmadığı belirtildiği için bu yasal kural uygulama alanı bulur.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim yetkisinin kimde olduğu tespit edilir.
Sözleşmede aksine hüküm yoksa tüm ortaklar yönetime yetkilidir.
TBK Madde 625/1 gereği yasal karine budur.
2
Yönetime yetkili ortakların birbirlerinin işlemlerine karşı hakları değerlendirilir.
İşlem tamamlanmadan önce her ortağın itiraz hakkı bulunur.
TBK Madde 625/2 uyarınca, ortaklık tüm ortaklarca yönetiliyorsa her bir ortağın itiraz hakkı saklıdır.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Kanuni Yönetim ve İtiraz Hakkı

Alternatif Yöntem

Tüzel kişilik yokluğu ve müteselsil sorumluluk ilkelerini kullanarak seçeneklerin çoğunu eleme yöntemi uygulanabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 107Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bir anonim şirketin kuruluşu sırasında nakden taahhüt edilen pay bedellerinin ödenme usulü ve şirketin tüzel kişilik kazanma anı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25'i tescilden önce, kalan kısmı ise tescili izleyen 24 ay içinde ödenmelidir; şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır.

Cevap

Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25'inin tescilden önce, geri kalanının ise tescili izleyen 24 ay içinde ödenmesi gerekir ve şirket ticaret siciline tescil edildiği anda tüzel kişilik kazanır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca, anonim şirketlerin kuruluşunda nakden taahhüt edilen pay bedellerinin en az dörtte birinin (%25) tescilden önce bir banka hesabına yatırılması zorunludur. Kalan bedeller ise tescili izleyen 24 ay içinde ödenmelidir. Aynı Kanun'un 355. maddesi gereğince, şirket ancak ticaret siciline tescil edildiği anda tüzel kişilik kazanır; bu durum tescilin kurucu etkisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Nakit sermaye taahhüdünün ifa oranını belirleyin.
TTK m. 344 uyarınca, nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25\%25'inin tescilden önce ödenmesi şarttır.
Şirketin kuruluşu için asgari bir likidite güvencesi sağlamak.
2
Kalan sermaye borcunun ödeme süresini kontrol edin.
Kalan %75\%75'lik kısmın tescilden itibaren 2424 ay içinde ödenmesi gerekir.
Sermayenin tamamlanması için yasal süre sınırını belirlemek.
3
Tescilin tüzel kişilik üzerindeki etkisini değerlendirin.
TTK m. 355 uyarınca, anonim şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır; tescil burada 'kurucu' (ihdasi) etkidedir.
Şirketin hukuk süjesi haline geldiği anı kesinleştirmek.

Anahtar Kavram

Anonim şirketlerde nakit sermaye borcunun ifası ve tescilin kurucu etkisi.

İpuçları

1
Nakit sermayenin bir kısmının tescilden önce bankaya bloke edilmesi gerektiğini hatırlayın.
2
Bloke edilmesi gereken oran dörtte bir (%25) ve kalan süresi 24 aydır.

Daha Fazla Pratik

Ayni sermaye olarak konulabilecek unsurlar (üzerinde sınırlı ayni hak bulunmama şartı gibi) ve değerleme raporu süreçlerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 108Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bir anonim şirketin kuruluşu, tescili ve sermaye yapısı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üzerinde sınırlı ayni bir hak, haciz veya tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devredilebilen fikri mülkiyet hakları sermaye olarak konulabilir; ancak hizmet edimleri ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.

Cevap

Üzerinde herhangi bir kısıtlama (haciz, rehin vb.) bulunmayan, devredilebilir ve nakden ölçülebilir fikri mülkiyet hakları sermaye olabilir; ancak hizmet ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.
Türk Ticaret Kanunu'nun 342. maddesine göre, anonim şirketlere sermaye olarak konulacak unsurların nakden değerlendirilebilir ve devredilebilir olması şarttır. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. Fikri mülkiyet hakları ise üzerinde haciz veya tedbir gibi bir kısıtlama yoksa geçerli bir sermaye unsurudur.

Adım Adım Çözüm

1
Sermaye Unsuru Analizi
Hizmet edimi ve ticari itibarın anonim şirketlerde sermaye olamayacağı belirlendi.
TTK m. 342 emredici hükmü gereği sermaye yapısının korunması hedeflenir.
2
Tüzel Kişilik Analizi
Tescilin kurucu etkisi olduğu tespit edildi.
Sermaye şirketlerinde tüzel kişilik ancak ticaret siciline tescil ile doğar.
3
Nakdi Ödeme Oranı Kontrolü
Tescil öncesi ödeme oranının en az %25 olduğu doğrulandı.
TTK m. 344 kuruluş işlemlerinde nakit akışını güvence altına alır.
4
Asgari Sermaye Tutarı Kontrolü
Asgari tutarın 250.000 TL olduğu saptandı.
Güncel kanuni sınırlar esas alınmalıdır.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Sermaye Koyma Borcu ve Şartları

Daha Fazla Pratik

Kayıtlı sermaye sistemi ile esas sermaye sistemi arasındaki farkları ve asgari tutarları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 109Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, ticaret siciline tescil ve ilan edilerek tüzel kişilik kazanmış olan bir kolektif şirketin malvarlığı ile ortakların şahsi alacaklılarının ilişkisi bakımından aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket alacaklıları, şirkete ait malvarlığı üzerinde, ortakların kişisel alacaklılarına göre öncelik hakkına sahiptirler.

Cevap

Şirket alacaklılarının, şirkete ait malvarlığı üzerinde ortakların kişisel alacaklılarına göre öncelik hakkına sahip olması doğru bir ifadedir.
Kolektif şirketlerde tüzel kişilik bulunduğu için şirketin malvarlığı ortaklardan bağımsızdır. Kanun koyucu, şirket alacaklılarını korumak amacıyla, şirket malvarlığının öncelikle şirket borçları için kullanılmasını öngörmüştür. Ortağın şahsi alacaklıları ise ancak ortağa isabet edecek kâr payı veya tasfiye bakiyesi üzerine hak iddia edebilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirketin tüzel kişiliğini değerlendir
Şirket tescil ile tüzel kişilik kazanır ve kendine ait bir malvarlığı oluşur.
Tüzel kişilik, ortakların şahsi malvarlığı ile şirketin malvarlığının hukuken ayrılmasını sağlar.
2
Alacaklı gruplarının haklarını belirle
Şirket alacaklıları şirket malvarlığına, ortağın şahsi alacaklıları ise ortağın şahsi malvarlığına başvurur.
TTK madde 236 uyarınca, ortağın kişisel alacaklıları şirketin malvarlığına başvuramaz, ancak ortağın kâr veya tasfiye payını haczettirebilirler.
3
Öncelik kuralını uygula
Şirket alacaklıları, şirket malvarlığı üzerinde önceliklidir.
Şirket varlıkları öncelikle tüzel kişiliğin borçlarını ödemek için kullanılır; ortakların şahsi alacaklıları ancak ortak payına düşen artığı talep edebilir.

Anahtar Kavram

Kolektif şirkette tüzel kişilik ve şirket malvarlığının şahsi borçlardan korunması

Daha Fazla Pratik

Kolektif şirket ortaklarının ikinci dereceden sorumluluğunun istisnalarını (örneğin müteselsil borç ikrarı) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 110Soru

Enerji alanında yatırımlar yapmayı planlayan bir grup girişimci, hukuki risklerini belli bir sınırda tutmak istemekte ancak aynı zamanda şirketin yönetimini bizzat üstlenecek güvenilir bir ortak ile yola çıkmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda hukuki danışmanlık aldıkları uzman, kendilerine komandit şirket türleri (adi ve sermayesi paylara bölünmüş) ile ortakların yasal statüleri hakkında detaylı bir bilgilendirme yapmıştır.

Bu bilgilendirme sürecinde uzman tarafından verilen aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Komandit şirketin türü ister adi ister sermayesi paylara bölünmüş olsun, kurucu tüzel kişilerin şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmek şartıyla sınırsız sorumlu komandite ortak sıfatını kazanması mümkündür.

Cevap

Kurucu tüzel kişilerin komandite ortak olabileceğini belirten ifade hukuken hatalıdır.
Hukuken hatalı olan bu ifadenin yer aldığı seçenek doğru cevaptır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, komandit şirketlerde (ister adi ister sermayesi paylara bölünmüş olsun) komandite ortakların tamamı zorunlu olarak 'gerçek kişi' olmak zorundadır. Tüzel kişiler hiçbir komandit şirket türünde sınırsız sorumlu komandite ortak olamazlar; yalnızca sorumluluğu sınırlı olan komanditer ortak sıfatını haiz olabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Seçeneklerdeki ifadelerin komandit şirket türleri (adi ve sermayesi paylara bölünmüş) bakımından doğruluğunu analiz et.
Tüzel kişilerin komandite ortak olabileceği yönündeki bilgi tespit edildi.
Soru kökünde danışman tarafından verilen hukuken hatalı bilginin bulunması istenmektedir.
2
Komandite ortak olma şartlarını Türk Ticaret Kanunu mevzuatı çerçevesinde değerlendir.
Kanuna göre komandite ortakların yalnızca gerçek kişi olabileceği, tüzel kişilerin ancak sınırlı sorumlu komanditer ortak sıfatını taşıyabileceği kuralı hatırlandı.
Komandite ortakların sorumluluğunun tüm malvarlığıyla ve müteselsil olması, kanun koyucunun bu sıfatı yalnızca gerçek kişilere özgülemesinin temel sebebidir.
3
Hatalı bilginin yer aldığı seçeneği belirle.
Tüzel kişilerin komandite ortak olabileceğini savunan seçeneğin hukuken yanlış olduğuna karar verildi.
Tüzel kişiler komandit şirketlerde (türü fark etmeksizin) hiçbir şart altında komandite ortak olamazlar.

Anahtar Kavram

Komandit Şirketlerde Ortaklık Yapısı ve Komandite Ortağın Nitelikleri
Soru 111Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yapısal değişikliklere ilişkin hükümleri uyarınca, "geçerli tür değiştirmeler" (tür değiştirme imkânları) kapsamında aşağıdakilerden hangisi kanunen mümkün değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir kooperatifin şahıs şirketine (kollektif veya komandit) dönüşmesi

Cevap

Bir kooperatifin şahıs şirketine (kollektif veya komandit) dönüşmesi kanunen mümkün olmayan bir tür değiştirme işlemidir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 181181. maddesinin 33. fıkrası uyarınca, kooperatifler sadece sermaye şirketlerine dönüşebilirler. Bir kooperatifin kollektif veya komandit şirket gibi bir şahıs şirketine dönüşmesi kanunen mümkün kılınmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
TTK m. 181181 uyarınca geçerli tür değiştirme kombinasyonlarını belirle.
Kanun; sermaye şirketleri, şahıs şirketleri ve kooperatifler için farklı dönüşüm yolları çizmiştir.
Yapısal değişikliklerin geçerliliği için kanunda sınırlı sayıda sayılan (numerus clausus) imkânlardan birine dayanılması gerekir.
2
Kooperatifler için öngörülen özel sınırlamayı kontrol et.
TTK m. 181181 f. 33 uyarınca: "Kooperatifler ancak sermaye şirketlerine dönüşebilirler."
Kooperatiflerin yapısı gereği şahıs şirketlerine (kollektif veya komandit) dönüşmesi hukuken yasaklanmıştır.

Anahtar Kavram

Tür Değiştirme İmkânları (Geçerli Tür Değiştirmeler)

Daha Fazla Pratik

Tür değiştirmede ortaklık paylarının korunması ve devamlılık ilkesini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 112Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, halihazırda kurulu bulunan bir adi komandit şirkete sonradan 'komanditer ortak' sıfatıyla katılan bir kişinin, katılımından önce doğmuş olan şirket borçları karşısındaki hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katılımından önce doğmuş borçlardan, şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye payı miktarıyla sınırlı olarak sorumludur.

Cevap

Şirkete sonradan katılan komanditer ortak, katılımından önce doğmuş olan şirket borçlarından da koymayı taahhüt ettiği sermaye payı miktarıyla sınırlı olarak sorumludur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 318. maddesinin yaptığı atıf nedeniyle, kolektif şirketlerdeki yeni ortak girişine dair 242. madde hükmü adi komandit şirketler için de geçerlidir. Bu madde uyarınca, bir şirkete sonradan giren her ortak, girişinden önce doğmuş borçlardan da sorumludur. Ancak komanditer ortağın sorumluluğu, Kanun'un 304. maddesi gereği her halükarda koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sınırlıdır. Dolayısıyla bu iki kural birleştiğinde; yeni giren komanditer ortağın eski borçlardan sermaye taahhüdü oranında sorumlu olacağı sonucu ortaya çıkar.

Adım Adım Çözüm

1
Ortağın sıfatını ve genel sorumluluk rejimini belirlemek.
Ortağın 'komanditer' (sınırlı sorumlu) olduğu saptanır.
Soruda ortağın komanditer sıfatıyla girdiği açıkça belirtilmiştir.
2
Şahıs şirketlerinde (adi komandit şirket dahil) yeni ortak girişine ilişkin kanun hükmünü (TTK m. 242) uygulamak.
Şirkete sonradan giren ortağın, girişten önce doğmuş borçlardan da sorumlu olduğu sonucuna varılır.
TTK m. 318'in yollamasıyla adi komandit şirketlerde de kolektif şirketlere ilişkin m. 242 hükmü uygulanır.
3
Genel sorumluluk kuralını komanditer ortağın özel sınırlamasıyla birleştirmek.
Sorumluluğun 'geçmiş borçları kapsaması' kuralı ile 'sermaye ile sınırlı olması' kuralı birleşir.
Komanditerin temel özelliği olan sınırlı sorumluluk (TTK m. 304), borcun ne zaman doğduğundan bağımsız olarak baki kalır.

Anahtar Kavram

Adi komandit şirketlerde komanditer ortağın sorumluluğu ve yeni ortak girişinin geçmiş borçlara etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 113Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre, kolektif şirket ortaklarının şirket borçlarından dolayı sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket sözleşmesine ortakların sorumluluğunu sınırlandıran veya kaldıran hükümler konulabilir; ancak bu hükümler üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez.

Cevap

Şirket sözleşmesine ortakların sorumluluğunu sınırlandıran veya kaldıran hükümler konulabilse de bu hükümlerin üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği yönündeki ifade doğrudur.
Kolektif şirketlerde ortakların sorumluluğu emredici hukuk kuralları ile düzenlenmiştir. Şirket sözleşmesine ortakların sorumluluğunu kaldıran veya sınırlandıran hükümler konulması mümkündür; ancak bu hükümler sadece ortakların birbirine rücu edeceği iç ilişkide geçerlidir. Alacaklılara karşı (dış ilişkide) bu hükümler ileri sürülemez ve alacaklı her ortağın tüm malvarlığı ile sınırsız sorumluluğuna başvurabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirket sorumluluk rejimini belirle
Ortakların şirket borçlarından dolayı sınırsız, müteselsil ve ikinci dereceden sorumlu olduğu saptandı.
TTK 231 ve 232 maddeleri kolektif şirket ortakları için bu temel sorumluluk ilkelerini belirlemiştir.
2
Dış ilişki ve iç ilişki ayrımını analiz et
Sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin sözleşme kayıtlarının üçüncü kişilere karşı geçersiz olduğu görüldü.
TTK 233 maddesi, dış ilişkide alacaklıların korunması amacıyla ortakların sorumluluğunun sözleşme ile sınırlandırılamayacağını emreder.
3
Diğer yasal kuralları (yeni ortak, ortak niteliği) doğrula
Sadece gerçek kişilerin ortak olabileceği ve yeni ortağın eski borçlardan da sorumlu olduğu netleştirildi.
Kolektif şirket yapısı, şahıs şirketi olmasının bir sonucu olarak sıkı şekil ve sorumluluk şartlarına bağlanmıştır.

Anahtar Kavram

Kolektif şirket ortaklarının emredici sınırsız ve müteselsil sorumluluğu
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 114Soru

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bir kolektif şirketin alacaklılarının şirket borçlarından dolayı doğrudan doğruya bir ortağa karşı icra takibi başlatabilmesi veya dava açabilmesi için gereken öncelikli şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirkete karşı yapılan icra takibinin semeresiz kalması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermiş olması

Cevap

Şirkete karşı yapılan icra takibinin semeresiz kalması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermiş olması gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 237. maddesi uyarınca, kolektif şirket ortaklarının şirket borçlarından sorumluluğu ikinci derecedendir. Bu nedenle, alacaklılar ancak şirkete karşı yapılan bir icra takibi semeresiz kalmışsa veya şirket herhangi bir sebeple (iflas, tasfiye vb.) sona ermişse doğrudan ortaklara başvurabilirler. Bu durum şahıs şirketlerindeki sınırsız sorumluluğun usuli bir şartıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirket ortaklarının sorumluluk türünü belirle.
Ortaklar; müteselsil, sınırsız ve ikinci dereceden sorumludur.
Türk Ticaret Kanunu Madde 237 uyarınca sorumluluk rejimi bu şekilde kurgulanmıştır.
2
İkinci dereceden sorumluluğun hukuki sonucunu analiz et.
Alacaklı önce asıl borçlu olan şirket tüzel kişiliğine gitmelidir.
Şirketin malvarlığına başvurulmadan ortağın malvarlığına gidilmesi engellenmiştir.
3
Ortağa doğrudan başvurulabilecek istisnai halleri tespit et.
Şirket aleyhindeki takibin sonuçsuz kalması (aciz vesikası vb.) veya şirketin sona ermesi (tasfiye veya iflas dahil) şarttır.
Bu haller ortağın ikinci derece sorumluluğunun birinci dereceye dönüşmesini sağlar.

Anahtar Kavram

İkinci Dereceden (Subsidiary) Sorumluluk

Daha Fazla Pratik

Kolektif şirketin ticaret siciline tescilinden önce yapılan işlemlerden doğan sorumluluğu ile adi şirketlerdeki sorumluluk rejimini karşılaştıran soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 115Soru

Bir anonim şirkette yönetim kurulu, esas sözleşmeye dayalı olarak hazırlanan bir iç yönerge ile yönetim yetkisini profesyonel bir genel müdüre devretmiştir. Genel müdürün kendi yetki alanı içinde gerçekleştirdiği operasyonel hatalar ve usulsüzlükler sonucunda şirket önemli bir mali kayba uğramıştır.

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, yönetim kurulunun bu zarardan dolayı hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için ileri sürülebilecek temel hukuki dayanak aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim kurulunun, yönetimi devrettiği kişilerin kanunlara ve esas sözleşmeye uygun hareket edip etmediklerini denetleme (üst düzey gözetim) yükümlülüğünü ihmal etmiş olması

Cevap

Yönetim kurulu, yönetimi devrettiği kişilerin kanunlara ve esas sözleşmeye uygun hareket edip etmediklerini denetleme (üst düzey gözetim) yükümlülüğünü ihmal etmiş olması durumunda sorumlu tutulabilir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 375375. maddesi uyarınca, yönetim kurulunun 'yönetimle görevlendirilen kişilerin, kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yönetim kurulunun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediklerinin üst düzey gözetimi' yetkisi devredilemez ve vazgeçilemezdir. Bu nedenle yönetim yetkisi devredilmiş olsa dahi, kurulun gözetim yükümlülüğünü (culpa in vigilando) yerine getirmemesi durumunda hukuki sorumluluğu devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Yetki devrinin hukuki zeminini analiz etme
TTK m. 367 uyarınca yönetim yetkisinin devri mümkündür.
Yönetim kurulu her kararı bizzat almak zorunda değildir, yetki devri kurumsallaşma için yasaldır.
2
Devredilemez yetkilerin (TTK m. 375) kapsamını belirleme
Üst düzey yönetim, organizasyon ve özellikle 'üst düzey gözetim' devredilemez.
Kurul, işi başkasına yaptırsa da yapanın doğru yapıp yapmadığını kontrol etme görevinden kurtulamaz.
3
Sorumluluk rejimini uygulama (TTK m. 553)
Yönetim kurulu, gözetim görevindeki ihmali (kusuru) nedeniyle zarardan sorumlu olur.
Yetki devredildiğinde kurul sadece 'seçmede, talimat vermede ve gözetmede' özen göstermekle yükümlüdür.

Anahtar Kavram

Üst Düzey Gözetim Yükümlülüğü (TTK m. 375/1-e)

İpuçları

1
Yönetim kurulunun bazı yetkileri 'vazgeçilemez' niteliktedir. TTK m. 375'i hatırlayın.
2
Kurul, işi bir profesyonele devretse bile, o kişinin yanlış yapıp yapmadığını kontrol etmek zorundadır.

Daha Fazla Pratik

Yönetim kurulunun diğer devredilemez yetkilerini (borca batıklık bildirimi, pay defteri tutulması vb.) listeleyerek pekiştirin.

Alternatif Yöntem

Sorumluluğu değerlendirirken 'Basiretli İş Adamı' standardı ile 'İş Adamı Kararı' (Business Judgment Rule) ayrımına dikkat edilebilir. Ancak devredilemez yetkilerde 'İş Adamı Kararı' koruması, gözetim görevi hiç yapılmamışsa geçerli olmaz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 116Soru

(A)(A) Anonim Şirketi'nde pay sahibi olan (K)(K), usulüne uygun şekilde toplantıya çağrılmadığı için katılamadığı olağan genel kurul toplantısında, şirket işletme konusunun değiştirilmesine ilişkin bir karar alındığını öğrenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, (K)(K)'nın bu kararın iptali için dava açabilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmadığını ve bu aykırılığın kararın alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek, toplantıda hazır bulunmasa dahi iptal davası açabilir.

Cevap

Toplantıya çağrının usulüne uygun yapılmadığını ve bu aykırılığın kararın alınmasında etkili olduğunu ileri sürerek, toplantıda hazır bulunmasa dahi iptal davası açabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 446. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; ilanın usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini veya genel kurula katılmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu aykırılıkların kararın alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, toplantıda hazır bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın iptal davası açabilirler. Olayda pay sahibi usulüne uygun çağrılmadığı için toplantıya katılamamıştır, bu nedenle muhalefet şerhi şartı aranmaz ancak etkililik şartının ileri sürülmesi gerekir.

Adım Adım Çözüm

1
Genel kuralın tespiti
İptal davası açabilmek için kural olarak toplantıda hazır bulunmak, karara muhalif kalmak ve bu muhalefeti tutanağa geçirtmek gerekir.
TTK 446/1-a maddesi genel dava açma şartını belirler.
2
İstisnai durumun analizi
Çağrının usulsüz yapılması durumunda, pay sahibinin toplantıda hazır bulunma veya muhalefet şerhi düşme şartı aranmaz.
TTK 446/1-b maddesi, usule ilişkin temel sakatlıklarda dava hakkını genişletmiştir.
3
Ek şartın (etkililik) değerlendirilmesi
Usuli aykırılığın iptal sebebi sayılabilmesi için bu aykırılığın kararın alınmasında etkili olması şarttır.
İptal edilebilirliği doğrudan sonuca bağlamayan usul hataları davanın reddine sebep olur.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının İptali ve Dava Açma Hakkının İstisnaları
Soru 117Soru

Mert, Nil ve Ozan, yerel bir gastronomi festivali süresince yöresel ürünler satmak amacıyla bir adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde yönetim ve temsil yetkisine ilişkin özel bir düzenleme yapılmamıştır. Nil, festival alanına ürün taşımak amacıyla diğer ortaklara danışmadan, ortaklığın sermayesine ve faaliyet ölçeğine göre oldukça yüksek bedelli bir kamyonet satın almış ve sözleşmeyi "ortaklık adına" imzalamıştır.

60986098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, bu hukuki işlem ve sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklık sözleşmesinde yönetim yetkisi bir veya birkaç ortağa bırakılmadıkça tüm ortaklar yönetici sayılır; ancak bu işlem gibi olağanüstü işler için tüm ortakların oybirliği şarttır.

Cevap

Ortaklık sözleşmesinde yönetim yetkisi bir veya birkaç ortağa bırakılmadıkça tüm ortaklar yönetici sayılır; ancak bu işlem gibi olağanüstü işler için tüm ortakların oybirliği şarttır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 625625. maddesine göre, adi ortaklıkta yönetim yetkisi aksine bir sözleşme maddesi yoksa tüm ortaklara aittir. Ancak kanun, ortaklığın olağan faaliyetlerini aşan, önemli nitelikteki 'olağanüstü' işler için tüm ortakların oybirliği ile karar almasını şart koşmuştur. Olaydaki yüksek bedelli araç alımı festival süresince yapılacak satış faaliyeti için olağanüstü bir işlem niteliğinde olduğundan, Nil'in diğer ortakların rızasını almadan yaptığı bu işlem ortaklığı bağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yönetim yetkisinin kimde olduğunu belirle.
Sözleşmede hüküm yoksa, tüm ortaklar yönetim yetkisine sahiptir.
60986098 sayılı TBK m. 625/1625/1 uyarınca adi ortaklıkta varsayılan kural budur.
2
İşlemin niteliğini (olağan/olağanüstü) analiz et.
Kısa süreli bir festival ortaklığı için yüksek bedelli araç alımı 'olağanüstü' bir işlemdir.
Ortaklığın amacını ve ölçeğini aşan, alışılmışın dışındaki işlemler olağanüstü kabul edilir.
3
Karar alma nisabını uygula.
Olağanüstü işlemler için tüm ortakların oybirliği gereklidir.
TBK m. 625/2625/2 emredici hükmü gereği, önemli işler tek başına veya çoğunlukla yapılamaz.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Yönetim ve Olağanüstü İşlemler

Daha Fazla Pratik

Adi ortaklıkta temsil yetkisinin karine olarak yönetim yetkisine bağlı olduğu durumları ve bu yetkinin sınırlandırılmasının üçüncü kişilere etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 118Soru

Bir kolektif şirket sözleşmesinde, şirketi temsil yetkisinin sadece ortaklar Ahmet ve Barış tarafından birlikte (müştereken) kullanılabileceği kararlaştırılmış ve bu husus usulüne uygun olarak ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. Buna rağmen ortak Ahmet, şirket kaşesi altına tek başına imza atarak şirket adına üçüncü bir kişiyle ticari bir sözleşme imzalamıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu işlemin şirketi bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirket sözleşmesinde öngörülen ve tescil edilen birlikte temsil kaydına aykırı yapılan bu işlem, şirket tarafından açıkça veya zımnen onanmadıkça şirketi bağlamaz.

Cevap

Şirket sözleşmesinde öngörülen ve tescil edilen birlikte temsil kaydına aykırı yapılan işlem, şirket tarafından onanmadıkça şirketi bağlamaz.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 233. maddesinin 2. fıkrasına göre, kolektif şirketlerde temsil yetkisinin birlikte kullanılmasına (müşterek temsil) ilişkin sınırlamalar ticaret siciline tescil ve ilan edilirse, bu durum üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Olayda bu sınırlama tescil edildiği için, tek başına imza atan ortağın işlemi yetkisiz temsil hükmündedir ve şirket tarafından onanmadıkça (icazet verilmedikçe) şirketi hukuken bağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Temsil yetkisinin yasal sınırlarını belirle.
Türk Ticaret Kanunu Madde 233 uyarınca, her ortak şirketi temsil yetkisine sahiptir ancak bu yetki sözleşme ile sınırlandırılabilir.
Genel kuralın istisnalarının hangi şartlarda geçerli olduğunu anlamak için gereklidir.
2
Birlikte temsil kaydının üçüncü kişilere etkisini değerlendir.
Temsil yetkisinin birlikte kullanılmasına ilişkin sınırlamalar tescil ve ilan edilirse, bu durum üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir (TTK m. 233/2).
Tescilin açıklayıcı mı yoksa kurucu/olumsuz etkili mi olduğunu belirlemek için gereklidir.
3
Olaydaki işlemin hukuki sonucunu saptan.
Tescilli sınırlamaya aykırı imza atılması yetkisiz temsil teşkil eder ve işlem ancak şirket onayı (icazet) ile geçerlilik kazanır.
Şirketin borç altına girip girmediğini netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirketlerde Temsil Yetkisinin Sınırlandırılması ve Tescilin Etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 119Soru

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yapısal değişikliklere ilişkin hükümleri uyarınca, tasfiye hâlindeki bir ticaret şirketinin birleşme sürecine katılmasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tasfiye hâlindeki bir şirket, mal varlığının dağıtılmasına başlanmamış olması şartıyla devrolunan şirket olarak birleşmeye katılabilir.

Cevap

Tasfiye hâlindeki bir şirketin devrolunan şirket olarak birleşmeye katılabilmesi için tek yasal sınır, mal varlığının ortaklara dağıtılmaya başlanmamış olmasıdır.
Türk Ticaret Kanunu madde 138138 hükmüne göre, tasfiye hâlindeki bir şirket ancak mal varlığının dağıtılmasına başlanmamış olması kaydıyla devrolunan şirket sıfatıyla birleşmeye katılabilir. Bu durum, şirketin tasfiye sürecinden yapısal bir değişiklikle çıkmasına olanak sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Şirketin statüsünün belirlenmesi
Şirketin tasfiye hâlinde olduğu tespit edilir.
Tasfiye statüsü, şirketin amacının mal varlığını paraya çevirmek ve ortaklığı sona erdirmek olduğunu gösterir.
2
TTK m. 138'deki şartın kontrol edilmesi
Birleşmenin mümkün olması için mal varlığı dağıtımının başlamamış olması gerektiği saptanır.
Eğer dağıtım başlarsa, devrolacak bir bütüncül mal varlığı kalmayacağı için birleşme hukuken imkansızlaşır.
3
Hukuki sonucun bağlanması
Şart sağlandığı takdirde tasfiye halindeki şirket devrolunan şirket olarak birleşmeye katılır.
Birleşme, tasfiye sürecini durduran ve şirketi infisah ettiren bir yapısal değişikliktir.

Anahtar Kavram

Tasfiye Hâlindeki Şirketlerin Birleşmeye Katılım Sınırı (TTK m. 138)

Daha Fazla Pratik

Sermaye kaybı veya borca batıklık durumunda birleşme şartlarını (TTK m. 139) inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 120Soru

Bir adi komandit şirketin ticaret unvanında, şirkete sadece sermaye koyan ve yönetim yetkisi bulunmayan komanditer ortak (K)'nın adı, kendisinin açık rızası alınarak kullanılmıştır. Şirketin ticari faaliyetleri sırasında oluşan bir borç nedeniyle alacaklılar şirkete başvurmuş ancak alacaklarını tahsil edememişlerdir. Buna göre, komanditer ortak (K)'nın söz konusu borçtan dolayı üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üçüncü kişilere karşı, şirketin borçlarından dolayı bir komandite ortak gibi sınırsız sorumlu hale gelir.

Cevap

Komanditer ortağın adı rızasıyla ticaret unvanına yazılırsa, üçüncü kişilere karşı bir komandite ortak gibi sınırsız sorumlu olur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 320. maddesine göre, bir komanditer ortağın adı ticaret unvanına konulamaz. Şayet ortağın adı kendi rızasıyla unvana dahil edilirse, bu ortak şirketin alacaklılarına ve üçüncü kişilere karşı tıpkı bir komandite ortak gibi sınırsız ve müteselsil olarak sorumlu kabul edilir. Bu düzenleme, ticaret unvanının açıklık ve dürüstlük ilkelerini korumayı amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Ortağın statüsünü ve yapılan işlemi belirleme
Ortak komanditerdir (sınırlı sorumlu) ancak adı rızasıyla şirket unvanına dahil edilmiştir.
Komandit şirketlerde unvan kuralları m. 320'de özel olarak düzenlenmiştir.
2
Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddesini uygulama
TTK m. 320 gereği, komanditerin adı unvana konulursa sınırsız sorumluluk doğar.
Bu kuralın amacı, unvanda adı geçen kişinin sınırsız sorumlu olduğu yönünde üçüncü kişilerde oluşacak güveni korumaktır.
3
Sorumluluk türünü tespit etme
Sınırsız ve müteselsil sorumluluk (komandite ortak gibi).
Kanun, bu ihlalin yaptırımını sorumluluk rejimini ağırlaştırarak belirlemiştir.

Anahtar Kavram

Komanditer Ortağın Adının Ticaret Unvanında Yer Almasının Hukuki Sonucu
ÖncekiSayfa 6 / 8Sonraki