1982 Anayasası'nın Temel İlkeleri

180 soru

Soru 81Soru

1982 Anayasası’nın 2.2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biri olan belirlilik ilkesi; hukuk normlarının, bireylerin davranışlarını ona göre yönlendirebileceği ve hukuki sonuçlarını önceden görebileceği kadar açık ve net olmasını gerektirir. Bu ilke aynı zamanda yasama organının, temel haklara müdahale niteliğindeki düzenlemelerde idareye tanıdığı yetkinin sınırlarını kanunla net bir şekilde çizmesini zorunlu kılar.

Buna göre, aşağıdaki yasama ve uygulama örneklerinden hangisinin hukuk devleti ilkesinin 'belirlilik' ve 'hukuki güvenlik' gerekleriyle bağdaşmadığı söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir temel hakkın sınırlandırılmasına ilişkin kanun maddesinin, sınırlandırmanın ölçütlerini ve yasal çerçevesini belirlemeksizin, konunun düzenlenmesini tamamen idarenin çıkaracağı yönetmeliklere bırakması

Cevap

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının kapsam ve usullerinin kanunda gösterilmeyip idarenin düzenleyici işlemlerine bırakılması belirlilik ilkesine aykırıdır.
Hukuk devleti ilkesinin alt unsuru olan 'belirlilik ilkesi' uyarınca, temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kanun hükümlerinin; hangi şartlarda, hangi ölçütlerle ve ne şekilde uygulanacağı hususunda hem bireye hem de idareye açık bir çerçeve çizmesi gerekir. Sınırlandırma yetkisinin yasal çerçeve oluşturulmadan tamamen idarenin yönetmelik veya genelge gibi düzenleyici işlemlerine bırakılması, 'kanunilik' ilkesini zedeler ve yürütme organına denetlenemez bir güç vererek bireyin hukuki güvenliğini ortadan kaldırır.

Adım Adım Çözüm

1
Belirlilik ve hukuki güvenlik ilkelerinin kapsamını analiz et.
Bireylerin hukuk devletinde haklarını ve yükümlülüklerini önceden bilmeleri (öngörülebilirlik) gerektiğini saptar.
Belirlilik, devletin keyfi müdahalelerini önlemek için hukuk normlarının net olmasını gerektirir.
2
Yasama organının temel hakları sınırlama yetkisindeki sınırlarını değerlendir.
Anayasa'nın 13.13. maddesi uyarınca temel hakların ancak 'kanunla' sınırlanabileceği gerçeğini hatırlar.
Hukuk devletinde 'kanunilik' ilkesi, yasama yetkisinin devredilemezliği ile doğrudan bağlantılıdır.
3
Seçeneklerdeki idari takdir yetkisinin kullanım biçimlerini karşılaştır.
Kanunla çerçevesi çizilmemiş bir sınırlama yetkisinin idareye devredilmesinin belirlilik ve yasama yetkisinin devredilemezliği ilkelerini ihlal ettiğini tespit eder.
İdareye tanınan sınırsız takdir yetkisi, bireyin hukuki güvenliğini ortadan kaldırır.

Anahtar Kavram

Hukuki Belirlilik ve Yasama Yetkisinin Devredilemezliği

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken 'Yasama Yetkisinin Devredilemezliği' (Anayasa m. 7) ilkesini referans alarak, kanunun 'çerçeve' çizip çizmediğine bakmak hızlı bir sonuca ulaştırır.
Tahmini Süre:1m 45s
Soru 82Soru

19821982 Anayasası'nın normatif yapısı içerisinde, 176176. maddede düzenlenen "Anayasa metnine dahil olma" kriteri ve Başlangıç kısmında yer alan terminolojik ifadeler dikkate alındığında, bu metnin hukuki statüsü ve içeriği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa'nın 176176. maddesi uyarınca Başlangıç kısmı Anayasa metnine dahil kabul edilirken; madde kenar başlıkları metne dahil sayılmamaktadır.

Cevap

Anayasa'nın 176176. maddesi uyarınca Başlangıç kısmının Anayasa metnine dahil kabul edilmesi, buna karşın madde kenar başlıklarının metne dahil sayılmaması doğru bir hukuki tespittir.
Doğru seçenek, Anayasa'nın 176176. maddesindeki normatif ayrımı isabetli şekilde ortaya koymaktadır. Bu maddeye göre Başlangıç kısmı, Anayasa'nın dayandığı temel ruhu ve felsefeyi yansıttığı için metnin asli bir parçasıyken; madde kenar başlıkları sadece sistematiği kolaylaştıran teknik unsurlar oldukları için metin dışı tutulmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
19821982 Anayasası'nın 176176. maddesini incelemek.
Maddenin, "Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmı, Anayasa metnine dahildir. Madde kenar başlıkları... Anayasa metninden sayılmaz." hükmünü içerdiği görülür.
Anayasa metninin kapsamını ve unsurların hukuki değerini belirlemek için.
2
Başlangıç metnindeki terminolojiyi Madde 22 ile kıyaslamak.
Başlangıç metninde "Atatürk milliyetçiliği", "hürriyetçi demokrasi" ve "kuvvetler ayrımı" gibi kavramlar geçerken; "sosyal devlet" ve "hukuk devleti" ifadelerinin doğrudan yer almadığı tespit edilir.
Seçeneklerdeki terminolojik tuzakları ayırt etmek için.
3
Madde 44'teki değiştirilemezlik zırhının kapsamını kontrol etmek.
Korumanın sadece ilk üç madde için geçerli olduğu, Başlangıç metninin bu koruma altında olmadığı belirlenir.
Normlar hiyerarşisindeki koruma düzeyini anlamak için.

Anahtar Kavram

Anayasa Metninin Kapsamı ve Başlangıç İlkeleri

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın ilk üç maddesinde yer alan kavramların Başlangıç metnindeki felsefi karşılıklarını (örneğin laiklik tanımı) detaylıca inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 83Soru

Anayasa hukukunda "maddi anlamda katılık" ilkesinin bir yansıması olarak kabul edilen teklif yasağı, kurucu iktidarın anayasal kimliği koruma iradesini temsil eder. Bu bağlamda, 19821982 Anayasası'nın sistematiği ve 4.4. maddesinin getirdiği koruma rejimi uyarınca, aşağıdaki konulardan hangisine yönelik bir değişiklik önerisinin TBMM Başkanlığına sunulması dahi hukuken mümkün değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında yer alan "insan haklarına saygılı devlet" ibaresinin "insan haklarına dayanan devlet" olarak değiştirilmesi

Cevap

Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında yer alan 'insan haklarına saygılı devlet' ibaresinin 'insan haklarına dayanan devlet' olarak değiştirilmesini öngören teklif
Doğru cevap, Cumhuriyetin niteliklerinden biri olan 'insan haklarına saygılı devlet' ibaresinin değiştirilmesini içeren seçenektir. 19821982 Anayasası'nın 4.4. maddesi; 1.1. maddedeki devletin şekli, 2.2. maddedeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3.3. maddedeki devletin bütünlüğü, dili, bayrağı, marşı ve başkentine ilişkin hükümlerin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini hükme bağlamıştır. 'İnsan haklarına saygılı devlet' ifadesi 2.2. maddede yer aldığı için teklif yasağı kapsamındadır.

Adım Adım Çözüm

1
19821982 Anayasası'nın 4.4. maddesinin kapsamını belirle
Değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek hükümler ilk 33 maddeyi (1,21, 2 ve 3.3. maddeler) kapsar.
Anayasa'nın 4.4. maddesi doğrudan bu maddelere atıf yaparak koruma sınırı çizer.
2
2.2. maddede yer alan "Cumhuriyetin Nitelikleri"ni analiz et
"İnsan haklarına saygılı devlet" ifadesi, 2.2. maddede düzenlenen temel niteliklerden biridir.
19821982 Anayasası, 19611961 Anayasası'ndaki "dayanan" ifadesi yerine "saygılı" ifadesini tercih etmiş ve bunu koruma altına almıştır.
3
Diğer seçeneklerdeki maddeleri anayasal sistematiğe göre eşleştir
Egemenlik (6.6. madde), Temel Amaç ve Görevler (5.5. madde), Eşitlik (10.10. madde) ve Üstünlük (11.11. madde) maddeleri ilk 33 madde içinde değildir.
Bu maddeler anayasanın temel ilkeleri olsa da hukuken değiştirilebilir/teklif edilebilir statüdedirler.

Anahtar Kavram

Anayasa'nın Değiştirilemez Hükümleri ve Teklif Yasağı (4.4. Madde)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 84Soru

19821982 Anayasası'nın normatif yapısı içerisinde yer alan "Başlangıç" metninin hukuki statüsü ile bu metinde düzenlenen temel ilke ve felsefeler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa'nın 176176. maddesi uyarınca Başlangıç metni Anayasa metnine dahil kabul edilirken, madde kenar başlıkları Anayasa metninden sayılmaz.

Cevap

Anayasa'nın 176. maddesi uyarınca Başlangıç metni Anayasa metnine dahil kabul edilirken, madde kenar başlıkları Anayasa metninden sayılmaz.
Anayasa'nın 176176. maddesi, anayasal normların sınırlarını çizen teknik bir maddedir. Bu maddeye göre, Anayasa'nın en başında yer alan Başlangıç metni, anayasa hükümlerinin yorumlanmasında ve uygulanmasında bağlayıcı olan 'Anayasa metni' kavramına dahildir. Buna karşın, maddelerin yanında yer alan açıklayıcı kenar başlıkları (marjinal notlar) metne dahil değildir. Bu ayrım, hem sınavda hem de yargısal uygulamada kritik bir öneme sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 176. maddesinin incelenmesi
Madde 176: 'Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmı, Anayasa metnine dahildir. Madde kenar başlıkları, sadece ilgili oldukları maddelerin konusunu ve aralarındaki bağlantıyı gösterir. Bu başlıklar, Anayasa metninden sayılmaz.'
Başlangıç metninin hukuki statüsünü belirleyen temel norm bu maddedir.
2
Başlangıç metnindeki kuvvetler ayrılığı tanımının kontrol edilmesi
Metinde kuvvetler ayrılığı; 'Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu' şeklinde ifade edilir.
Erkler arası hiyerarşi iddiasının yanlışlığını teyit etmek için gereklidir.
3
İçerik ve terminoloji karşılaştırması yapılması
Sosyal devlet ve hukuk devleti gibi kavramlar 2. maddede (Cumhuriyetin nitelikleri) yer alırken, Başlangıç metni daha çok Atatürk Milliyetçiliği, Hürriyetçi Demokrasi ve Milli Egemenlik gibi kavramları ön plana çıkarır.
Seçeneklerdeki kavram karmaşasını ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

1982 Anayasası Madde 176 ve Başlangıç Metninin Hukuki Niteliği

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 176. maddesi ile 2. maddesi arasındaki ilişkiyi, Başlangıç metninde geçen 'hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli menfaatlerinin önünde tutulamayacağı' ifadesi üzerinden tekrar inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 85Soru

19821982 Anayasası’nın "Değiştirilemeyecek Hükümler" başlıklı 4.4. maddesi; ilk üç maddede yer alan düzenlemelerin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini hüküm altına alarak "maddi anlamda katılık" ilkesini benimsemiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa'nın 4.4. maddesi ile sağlanan bu mutlak dokunulmazlık kapsamında yer alan düzenlemelerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin kayıtsız şartsız Millete ait olduğu

Cevap

Egemenliğin kayıtsız şartsız Millete ait olduğu hükmü Anayasa'nın ilk üç maddesi içerisinde yer almadığı için değiştirilemez hükümler kapsamında değildir.
Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi 19821982 Anayasası'nın 6.6. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 4.4. maddesi ise sadece 1.,2.1., 2. ve 3.3. maddeleri koruma altına almaktadır. Bu nedenle egemenlik ilkesi hukuken değiştirilebilir bir hükümdür (tali kurucu iktidarın yetkisindedir).

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 4.4. maddesinin kapsamını belirleme
4.4. madde; 1.,2.1., 2. ve 3.3. maddelerin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceğini belirtir.
Soru kökünde istenen mutlak dokunulmazlık alanının sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki hükümlerin madde numaralarını tespit etme
Devletin şekli (1.1. md), Cumhuriyetin nitelikleri (2.2. md), Başkent ve Milli Marş (3.3. md) iken Egemenlik (6.6. md) olarak belirlenmiştir.
Hangi hükmün koruma kalkanı dışında kaldığını ayırt etmek için gereklidir.
3
Koruma dışı olan hükmü seçme
6.6. maddede yer alan egemenlik ilkesi, ilk üç maddede yer almadığı için doğru cevaptır.
Anayasa'nın sistematiğine göre 4.4. madde sadece ilk üç maddeye gönderme yapar.

Anahtar Kavram

Anayasa'nın 4.4. maddesi uyarınca sadece ilk üç madde (1,2,31, 2, 3) değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez niteliktedir.

İpuçları

1
Anayasa'nın 4.4. maddesinin hangi maddelere atıfta bulunduğuna dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Değiştirilemez hükümler ile 'Devletin Temel Amaç ve Görevleri' (5.5. madde) arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 86Soru

Hukuk devleti ilkesi; devletin tüm organlarının hukuk kurallarına bağlı olduğu, idarenin her türlü eylem ve işleminin yargı denetimine tabi tutulduğu ve bireylerin hukuki güvenlik içerisinde yaşadığı bir sistemi ifade eder. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 19821982 Anayasası bağlamında hukuk devleti ilkesinin somutlaşmış gereklerinden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fırsat eşitliğinin sağlanması ve sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması

Cevap

Fırsat eşitliğinin sağlanması ve sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması ifadesi, hukuk devleti değil sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.
Doğru cevap olan ifade, devletin sosyal refahı artırmak ve gelir adaletsizliğini gidermek için kullandığı araçları temsil eder. Bu araçlar 19821982 Anayasası'nın 2.2. maddesinde sayılan 'sosyal devlet' ilkesinin kapsamına girer. Diğer tüm seçenekler ise devletin gücünün hukukla sınırlandırılması ve bireye yargısal güvence sağlanması ile ilgili olup doğrudan 'hukuk devleti' ilkesinin gerekleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarını hatırla.
İdarenin kanuniliği, yargı yolu açıklığı, mahkeme bağımsızlığı, mali sorumluluk ve hukuki güvenlik (belirlilik, geriye yürümeme) hukuk devletinin gerekleridir.
Soruda istenen 'değildir' ifadesini bulmak için önce 'olanları' ayıklamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki kavramları diğer anayasal ilkelerle karşılaştır.
Sosyal güvenlik, fırsat eşitliği, vergi adaleti ve kamulaştırma gibi kavramlar sosyal devlet ilkesinin araçlarıdır.
Anayasa hukukunda hukuk devleti ile sosyal devlet ilkelerinin gerekleri sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır; bu ayrımı yapmak doğru cevaba götürür.

Anahtar Kavram

Hukuk Devleti ile Sosyal Devlet Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Sosyal devlet ilkesinin araçları ile hukuk devleti ilkesinin gereklerini içeren bir karşılaştırma tablosu hazırlayarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 87Soru

19821982 Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10.10. maddesine 20102010 yılında eklenen fıkra ile bazı dezavantajlı gruplar için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa’nın ilgili maddesinde bu kapsamda özel olarak zikredilen gruplardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üniversite öğrencileri

Cevap

Üniversite öğrencileri, 1982 Anayasası'nın 10. maddesinde pozitif ayrımcılık tanınan gruplar arasında sayılmamıştır.
Üniversite öğrencileri ifadesinin yer aldığı seçenek doğrudur; çünkü 1982 Anayasası'nın 10. maddesinin 3. fıkrasında; çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile dul ve yetimleri için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Öğrenciler, sosyal devlet ilkesi kapsamında devlet tarafından desteklense de m. 10'daki bu özel listede zikredilmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 10. maddesindeki (Kanun Önünde Eşitlik) güncel metni ve 2010 değişikliğini analiz et.
Pozitif ayrımcılık tanınan gruplar sınırlı olarak sayılmıştır.
Sorunun cevabı ancak m. 10 fıkra 3'teki listenin tam bilinmesiyle bulunabilir.
2
Maddede sayılan grupları listele.
Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile dul ve yetimleri.
Hangi gruplara imtiyaz (pozitif ayrımcılık) tanındığını netleştirmek gerekir.
3
Seçeneklerdeki grupları bu listeyle karşılaştır.
Üniversite öğrencileri bu grupta yer almamaktadır.
Anayasa'da özel olarak zikredilmeyen gruplar bu madde kapsamında 'aykırı sayılamayacak tedbir' güvencesinden yararlanamaz.

Anahtar Kavram

Anayasa m. 10 Pozitif Ayrımcılık Grupları
Soru 88Soru

1982 Anayasası’nın 67. maddesinde düzenlenen; silah altında bulunan er ve erbaşların, askerî öğrencilerin ve ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin (taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç) oy kullanamayacağına dair getirilen anayasal kısıtlamalar, aşağıdaki seçim ilkelerinden hangisine yönelik bir sınırlama niteliğindedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel oy ilkesi

Cevap

Genel oy ilkesi, seçmenlik ehliyetine sahip olan her vatandaşın oy kullanabilmesini öngörür ve Anayasa'nın 67. maddesinde sayılan kısıtlamalar bu ilkenin istisnalarıdır.
Genel oy ilkesi, vergi veya eğitim gibi kısıtlamalar olmaksızın her vatandaşın oy kullanabilmesini ifade eder. 1982 Anayasası, kamu düzeni ve tarafsızlık gibi mülahazalarla silah altındaki erler, askerî öğrenciler ve belirli hükümlüler için bu ilkeye istisna getirmiştir. Bu nedenle genel oy ilkesini ifade eden seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kısıtlanan grupları belirle
Er/erbaş, askerî öğrenciler ve taksirli suçlar hariç hükümlülerin oy kullanamadığı tespit edilir.
Anayasa'nın 67. maddesindeki özel yasakları anlamak için ilk adımdır.
2
Seçim ilkeleriyle eşleştir
Oy hakkının kapsamı ve kimlerin seçmen olabileceği 'Genel Oy' ilkesinin konusudur.
Genel oy ilkesi, seçmen kitlesinin sınırlarını belirleyen temel demokratik ilkedir.

Anahtar Kavram

Genel oy ilkesi ve anayasal istisnaları
Tahmini Süre:50s
Soru 89Soru

1982 Anayasası'nın 10. maddesinde 2010 yılında yapılan değişiklikle, bazı özel gruplar için alınacak tedbirlerin "eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı" hükme bağlanmıştır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa'nın ilgili maddesinde bu kapsamda özel olarak sayılan gruplar arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu görevlileri

Cevap

Kamu görevlileri, 1982 Anayasası'nın 10. maddesinde pozitif ayrımcılık kapsamında özel olarak sayılan gruplardan biri değildir.
1982 Anayasası'nın 10. maddesinin son fıkrasına göre; çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile dul ve yetimler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz. Kamu görevlileri ifadesi bu özel gruplar arasında yer almamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 10. maddesinin 2010 değişikliğini incele.
Maddede; çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile dul ve yetimlerin sayıldığı görülür.
Pozitif ayrımcılığın yasal sınırlarını belirlemek için anayasal listeyi hatırlamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki grupları anayasal liste ile karşılaştır.
Kamu görevlileri bu listede yer almamaktadır.
Hangi grubun dışarıda kaldığını tespit etmek için doğrudan eşleştirme yapılır.

Anahtar Kavram

Anayasa Madde 10: Pozitif Ayrımcılık Grupları

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 10. maddesindeki kadın-erkek eşitliğine dair 2004 değişikliğini de tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 90Soru

19821982 Anayasası’nın 4.4. maddesi; Anayasa’nın ilk üç maddesinde yer alan hükümlerin değiştirilemeyeceğini ve bunların değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini düzenleyerek maddi anlamda katı bir anayasal koruma öngörmüştür. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa’nın 4.4. maddesi ile öngörülen bu mutlak yasaklama kapsamı dışında kalmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin kayıtsız şartsız Millete ait olduğu ve Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanılacağı esası

Cevap

Egemenliğin kayıtsız şartsız Millete ait olduğu ve Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanılacağı esası
Doğru cevap olan egemenlik ilkesine dair düzenleme 19821982 Anayasası'nın 6.6. maddesinde yer almaktadır. Anayasa'nın 4.4. maddesi yalnızca ilk üç maddeyi (1,21, 2 ve 33) mutlak koruma altına almıştır. Bu nedenle 6.6. maddedeki hükmün değiştirilmesi veya değiştirilmesinin teklif edilmesi önünde anayasal bir engel (madde 44 anlamında) bulunmamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 4.4. maddesinin koruma kapsamını belirlemek
Koruma kapsamı ilk üç maddedir (1,2,31, 2, 3).
4.4. madde açıkça 'Anayasanın 11 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 22 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 33 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez' der.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin anayasal yerlerini tespit etmek
Egemenlik ilkesi 6.6. maddede, diğerleri ise 1,21, 2 veya 3.3. maddelerde yer almaktadır.
Milli egemenlik ilkesi her ne kadar temel bir ilke olsa da teknik olarak 'Temel Esaslar' kısmının 6.6. maddesinde düzenlenmiştir.
3
Kapsam dışı olanı işaretlemek
Egemenlik hükmü kapsam dışındadır.
6.6. madde, 4.4. maddedeki değiştirme yasağına dahil edilmemiştir.

Anahtar Kavram

Anayasa'nın Değiştirilemez Hükümlerinin Kapsamı

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 2. maddesindeki 'başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan' ifadesinin Başlangıç metni ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 91Soru

1982 Anayasası'nın sistematiği ve anayasa hukuku doktrini açısından, 1. maddede düzenlenen "Devletin şekli" ile 2. maddede düzenlenen "Cumhuriyetin nitelikleri" arasındaki hukuki ilişki ve bu ilkelerin 4. madde ile sağlanan dokunulmazlık zırhı dikkate alındığında; cumhuriyetçilik ilkesinin anayasal kimlikteki kurucu rolü hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhuriyet ilkesi, egemenliğin şahsi veya irsi bir otoriteye dayandırılamayacağı yönündeki kurucu belirlemesiyle, 2. maddede sayılan diğer tüm niteliklerin üzerine inşa edildiği ve bu niteliklerin hukuki varlık kazanabildiği zorunlu bir ontolojik zemini temsil eder.

Cevap

Cumhuriyet ilkesi, egemenliğin kaynağını belirleyen kurucu bir norm olarak 2. maddedeki niteliklerin üzerine inşa edildiği temel zemini temsil eder.
Anayasa hukukunda Cumhuriyet, dar anlamıyla monarşinin karşıtıdır. 1982 Anayasası'nın 1. maddesindeki bu belirleme, egemenliğin hiçbir şahıs, zümre veya sınıfa ait olamayacağını (negatif tanım) hüküm altına alarak, 2. maddede sayılan demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti niteliklerinin üzerine inşa edilebileceği hukuki ve mantıksal zemini kurar. Bu nedenle Cumhuriyet ilkesi, sistemin ontolojik (varlıkbilimsel) temelidir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 1. maddesini analiz et.
1. madde devletin şeklinin Cumhuriyet olduğunu belirterek, egemenliğin kişisel/monarşik otoriteye dayanamayacağını kesinleştirir.
Bu madde anayasal düzenin en temel 'şekli' belirleyicisidir.
2
1. madde ile 2. madde arasındaki hiyerarşik ve sistematik bağı kur.
Devletin şekli (Cumhuriyet) bir 'kap' ise, 2. maddedeki nitelikler (laiklik, hukuk devleti vb.) bu kabın içindeki 'muhteva'dır.
Şekil belirlenmeden niteliklerin hukuki bir zemine oturması mümkün değildir.
3
4. maddenin koruma kapsamını değerlendir.
4. madde; 1, 2 ve 3. maddelerin tamamını 'değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez' kılarak bir bütünlük oluşturur.
Anayasal kimliğin dokunulmazlığını teyit etmek için.
4
Doğru tanımı belirle.
Cumhuriyetin monarşiyi reddeden ve egemenliği millete hasreden yönü, diğer ilkelerin varlık şartıdır.
En kapsamlı ve teorik olarak doğru açıklama budulur.

Anahtar Kavram

Cumhuriyetin Devlet Şekli ve Kurucu İlke Niteliği
Soru 92Soru

19821982 Anayasası’nın 2.2\text{.} maddesinde düzenlenen cumhuriyetin niteliklerinden olan "hukuk devleti" ilkesi, devletin tüm organlarının hukuk kurallarıyla bağlı olduğu ve bireylerin hukuki güvenliğinin sağlandığı bir sistemi ifade eder.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir gereği olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasının sağlanması

Cevap

Millî gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasının sağlanması ifadesi hukuk devletinin değil, sosyal devletin bir gereğidir.
Millî gelirin adalete uygun biçimde dağıtılmasının sağlanması, bireylere asgari bir yaşam standardı sunmayı ve toplumsal sınıflar arasındaki ekonomik uçurumu azaltmayı hedefleyen "Sosyal Devlet" ilkesinin temel bir aracıdır. Hukuk devleti ise daha çok devletin faaliyetlerinin hukuki sınırlarını belirleyen teknik ve yargısal güvenceler bütünüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Analizi
Hukuk devleti; idarenin yargısal denetimi, hukuki güvenlik, kanuni hâkim güvencesi ve yargı bağımsızlığı gibi teknik-hukuki mekanizmalarla ilgilidir.
Soruda istenen hukuk devleti ilkesinin sınırlarını belirlemek.
2
Seçeneklerin Karşılaştırılması
Mali sorumluluk, yargı bağımsızlığı, kanuni hâkim güvencesi ve yasaların nesnelliği doğrudan hukuk devletinin gerekleridir.
Hukuk devletinin olmazsa olmaz unsurlarını ayırt etmek.
3
Sonuca Ulaşma
Milli gelirin adalete uygun dağılımı, ekonomik ve sosyal hayata devlet müdahalesini öngören sosyal devlet ilkesiyle ilişkilidir.
Hukuk devleti ile sosyal devlet arasındaki amaç ve araç farkını tespit etmek.

Anahtar Kavram

Hukuk Devleti ile Sosyal Devlet Arasındaki Ayrım
Tahmini Süre:50s
Soru 93Soru

19821982 Anayasası’nın 10.10. maddesinde düzenlenen “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesine 20102010 yılında eklenen fıkra ile bazı özel gruplar lehine alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı hüküm altına alınarak pozitif ayrımcılık anayasal güvenceye kavuşturulmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Anayasa’nın ilgili maddesinde bu özel koruma kapsamında açıkça sayılan gruplar arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu görevlileri

Cevap

Kamu görevlileri ifadesi, 1982 Anayasası'nın 10. maddesinde sayılan pozitif ayrımcılık grupları arasında yer almaz.
Doğru seçenek olan kamu görevlileri ifadesi, 1982 Anayasası'nın 10. maddesinin 3. fıkrasında yer alan 'pozitif ayrımcılık' listesinde bulunmaz. Anayasa'nın ilgili fıkrası şöyledir: 'Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile şehitlerin dul ve yetimleri için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz.' Bu fıkrada kamu görevlileri, öğrenciler veya işçiler gibi gruplar zikredilmemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 10. maddesinin (Kanun Önünde Eşitlik) fıkralarını incele.
Maddenin 3. fıkrasında pozitif ayrımcılık uygulanabilecek gruplar liste halinde verilmiştir.
Sorunun cevabı bu fıkradaki eksik veya yanlış unsuru bulmaya dayanmaktadır.
2
2010 yılında eklenen grupları tespit et.
Çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile şehitlerin dul ve yetimleri bu fıkrada açıkça sayılmıştır.
Anayasal metnin lafzına hakimiyet, KPSS gibi sınavlarda doğrudan bilgi ölçer.
3
Seçeneklerdeki grupları anayasal liste ile karşılaştır.
Yaşlılar, engelliler, maluller ve şehit yakınları listede varken, kamu görevlileri listede yoktur.
Kamu görevlileri özel bir hukuki statüye sahip olsa da 'dezavantajlı grup' niteliğiyle 10. madde kapsamında pozitif ayrımcılığa konu edilmemiştir.

Anahtar Kavram

Anayasa Madde 10: Kanun Önünde Eşitlik ve Pozitif Ayrımcılık Grupları

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 10. maddesinde 2004 ve 2010 yıllarında kadınlar lehine yapılan düzenlemelerin 'fiili eşitlik' kavramı ile ilişkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 94Soru

19821982 Anayasası'na göre devletin bütün organlarının hukuk kurallarına uyması, yönetilenlere hukuki güvenlik sağlaması ve temel hakları güvence altına alması "hukuk devleti" ilkesinin temelini oluşturur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir gereği olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumun zayıf kesimlerini korumak amacıyla sosyal güvenlik şemsiyesinin genişletilmesi

Cevap

Toplumun zayıf kesimlerini korumak amacıyla sosyal güvenlik şemsiyesinin genişletilmesi ifadesi, hukuk devleti değil sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.
Sosyal güvenlik şemsiyesinin genişletilmesi, devletin sosyal ve ekonomik hayata müdahale ederek bireylere insan onuruna yakışır bir yaşam standardı sağlamasını amaçlayan "sosyal devlet" ilkesinin bir gereğidir. Hukuk devleti ilkesi ise devletin her türlü eylem ve işleminin hukuk kurallarına bağlı olmasını, idarenin yargısal denetimini ve bireylere hukuki güvenlik sağlanmasını ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuk devleti ve sosyal devlet ilkelerinin tanımlarını karşılaştır.
Hukuk devleti, devletin hukukla sınırlanmasını; sosyal devlet ise devletin sosyal adaleti ve refahı sağlamak için müdahalesini esas alır.
Soruda istenen ayrımı yapabilmek için temel kavramsal çerçeveyi kurmak gerekir.
2
Seçeneklerdeki unsurların hangi ilkeye hizmet ettiğini belirle.
Mali sorumluluk, yargısal denetim, kanuni hâkim ve belirlilik hukuk devletinin unsurlarıdır; sosyal güvenlik ise sosyal devletin aracıdır.
Hukuk devletinin gerekleri olan yapısal güvencelerle, sosyal devletin amaçları olan ekonomik müdahaleleri birbirinden ayırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Hukuk Devleti ile Sosyal Devlet Arasındaki Araç ve Gerek Ayrımı
Tahmini Süre:50s
Soru 95Soru

1982 Anayasası’nın 2. maddesinde Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan "Atatürk milliyetçiliğine bağlı devlet" ilkesi, Başlangıç metninde yer alan "milli dayanışma" ve "adalet anlayışı" ile bir bütünlük teşkil eder. Bu ilkenin anayasal kapsamı ve 1961 Anayasası ile olan terminolojik farkı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi Atatürk milliyetçiliği anlayışıyla bağdaşan bir özellik değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletin unsurlarını tanımlarken kan bağı, soy birliği veya biyolojik özellikler gibi "objektif" (maddi) kriterleri temel hareket noktası olarak kabul etmesi.

Cevap

Milletin unsurlarını tanımlarken kan bağı, soy birliği veya biyolojik özellikler gibi objektif (maddi) kriterleri temel hareket noktası olarak kabul etmesi Atatürk milliyetçiliği ile bağdaşmaz.
Atatürk milliyetçiliği 'subjektif' (manevi) milliyetçilik anlayışına dayanır. Bu anlayışta millet; aynı topraklar üzerinde yaşayan, ortak bir geçmişe, kültüre ve birlikte yaşama arzusuna sahip olan insan topluluğudur. Kan bağı veya ırk gibi 'objektif' (maddi) unsurlar bu tanımda yer almaz. Dolayısıyla biyolojik temelli kriterlerin esas alındığı yönündeki ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Atatürk milliyetçiliğinin anayasal temelini belirlemek
1982 Anayasası Madde 2 ve Madde 66 çerçevesinde bu ilkenin subjektif (manevi) bir temele dayandığı görülür.
Anayasa, milliyeti ırk veya soy üzerinden değil, vatandaşlık bağı ve ortak değerler üzerinden tanımlar.
2
Subjektif ve Objektif milliyetçilik ayrımlarını karşılaştırmak
Objektif milliyetçilik (ırk, din, soy birliği) dışlayıcıdır; Atatürk milliyetçiliği ise (dil, kültür, ülkü birliği) bütünleştiricidir.
Hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri gereği, anayasal sistemimiz ırki üstünlüğü reddeder.
3
Seçenekler arasında aykırı olan kriteri tespit etmek
Biyolojik temelli (kan bağı, soy) kriterlerin reddedildiği sonucuna varılır.
Bu kriterler demokratik ve laik hukuk devleti anlayışındaki 'vatandaşlık' tanımıyla çelişir.

Anahtar Kavram

Subjektif (Manevi) Milliyetçilik Anlayışı

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 66. maddesindeki vatandaşlık hükmünü inceleyerek bu ilkenin somut hukuk metinlerine nasıl yansıdığını pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 96Soru

19821982 Anayasası’nın 10.10. maddesinde düzenlenen "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesi, 20042004 ve 20102010 yıllarında yapılan anayasa değişiklikleriyle, devletin fiili eşitliği sağlamak amacıyla belirli dezavantajlı gruplara yönelik "pozitif ayrımcılık" (olumlu ayrımcılık) yapmasına anayasal dayanak oluşturmuştur. Bu değişiklikler ve ilgili anayasa hükmü çerçevesinde, pozitif ayrımcılık uygulamalarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik durumu yetersiz olan dar gelirli tüm vatandaşlar ile işsizler, madde metni uyarınca alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilen gruplar arasında sayılmıştır.

Cevap

Ekonomik durumu yetersiz olan dar gelirli tüm vatandaşlar ile işsizlerin, 10. madde uyarınca eşitlik ilkesine aykırı sayılmayan özel gruplar arasında sayıldığı ifadesi yanlıştır.
Anayasa'nın 10.10. maddesinin 3.3. fıkrasında sayılan ve haklarında alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı belirtilen gruplar; çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malullerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilerdir. Dar gelirli vatandaşlar veya işsizler bu fıkrada sayılmamıştır; bu nedenle onlar hakkında yapılacak özel düzenlemeler "eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz" zırhına bu madde üzerinden sahip değildirler.

Adım Adım Çözüm

1
19821982 Anayasası'nın 10.10. maddesinde yapılan 20042004 ve 20102010 değişikliklerini analiz etmek.
Kadın-erkek eşitliği için devletin yükümlülüğü (20042004) ve bu tedbirlerin eşitliğe aykırı yorumlanamayacağı (20102010) tespit edildi.
Değişikliklerin kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Anayasa'nın 10.10. maddesinin 3.3. fıkrasındaki sınırlı (numerus clausus) listeyi incelemek.
Listede çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malullerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilerin olduğu görüldü.
Hangi grupların anayasal koruma kapsamında "eşitlik istisnası" olduğunu anlamak için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki grupları bu sınırlı liste ile karşılaştırmak.
Dar gelirli vatandaşların ve işsizlerin bu listede yer almadığı, bu kişilerin korumasının Madde 22 (Sosyal Devlet) ve Madde 496149-61 (Sosyal Haklar) kapsamında olduğu belirlendi.
Yanlış olan önermeyi ayırt etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kanun Önünde Eşitlik ve Pozitif Ayrımcılık Grupları
Soru 97Soru

19821982 Anayasası'nda benimsenen "sosyal devlet" ilkesi, devlete bireylerin sosyal refahını artırma ve toplumsal adaleti tesis etme öngörüsüyle ekonomik ve sosyal hayata müdahale etme yetki ve ödevi yükler. Buna göre, anayasal düzende sosyal devletin somutlaştırılmasında kullanılan araçlar ve yöntemler dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudan bu kapsamda yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kanunların anayasaya aykırı olamayacağı ilkesi uyarınca, normlar hiyerarşisinin ve anayasanın üstünlüğünün korunması

Cevap

Kanunların anayasaya aykırı olamayacağı ilkesi uyarınca normlar hiyerarşisinin ve anayasanın üstünlüğünün korunması seçeneği, sosyal devletin değil hukuk devletinin bir gereğidir.
Kanunların anayasaya aykırılık denetimine tabi tutulması ve anayasanın üstünlüğünün korunması, devletin hukuka bağlılığını ve hiyerarşik düzeni simgeleyen 'hukuk devleti' ilkesinin temel bir gereğidir. Bu mekanizma, sosyal devletin sosyal adaleti sağlamak amacıyla kullandığı ekonomik ve sosyal müdahale araçlarından biri değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyal devlet ilkesinin anayasal amacını ve müdahale alanlarını belirlemek.
Sosyal devlet; sosyal adaleti, refahı ve güvenliği sağlamak amacıyla ekonomik hayata aktif olarak müdahale eden devlettir.
Soruda istenen araçların hangi temel ilkeye hizmet ettiğini ayırt edebilmek için tanım gereklidir.
2
19821982 Anayasası'nda düzenlenen spesifik sosyal devlet araçlarını analiz etmek.
Vergi adaleti (7373. madde), planlama (166166. madde), kamulaştırma (4646. madde), devletleştirme (4747. madde) ve sosyal güvenlik (6060. madde) temel araçlardır.
Anayasal metinde sosyal devleti somutlaştıran teknik mekanizmaların tespit edilmesi gerekir.
3
Hukuk devleti ilkesinin temel gereklerini sosyal devletin araçlarından ayrıştırmak.
Anayasanın üstünlüğü, yargısal denetim, hukuki güvenlik ve normlar hiyerarşisi gibi kavramlar hukuk devletinin unsurlarıdır.
Sosyal devletin "aktif müdahale" araçları ile hukuk devletinin "devleti sınırlama" araçları arasındaki farkı ortaya koymak gerekir.
4
Seçenekler arasında sosyal devletle doğrudan ilgisi olmayan unsuru işaretlemek.
Anayasanın üstünlüğünün korunması, devletin tüm işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyen hukuk devleti mekanizmasıdır.
Yapılan karşılaştırma sonucunda, sosyal devletin ekonomik/sosyal araçları arasında yer almayan kavram tespit edilir.

Anahtar Kavram

Sosyal Devletin Araçları ve Hukuk Devleti Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 98Soru

19821982 Anayasası'nın normatif bütünlüğü içerisinde yer alan "Başlangıç" metni, hem hukuki statüsü hem de içerdiği temel felsefi ilkeler bakımından anayasanın diğer bölümlerinden farklı özellikler taşımaktadır.

Anayasa'nın 176176. maddesi ve ilgili metinlerin içeriği dikkate alındığında, "Başlangıç" kısmı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Başlangıç metni, anayasa metnine dahildir ve diğer anayasa hükümleriyle aynı hukuki bağlayıcılığa sahiptir.

Cevap

Başlangıç metni, anayasa metnine dahildir ve diğer anayasa hükümleriyle aynı hukuki bağlayıcılığa sahiptir.
19821982 Anayasası'nın 176176. maddesi "Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten Başlangıç kısmı, Anayasa metnine dahildir." hükmünü taşımaktadır. Bu hüküm gereği Başlangıç metni, anayasanın diğer maddeleriyle eş değerde hukuki güce sahiptir ve Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan anayasaya uygunluk denetimlerinde ölçü norm olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 176176. maddesinin incelenmesi
176176. madde, Başlangıç metninin anayasa metnine dahil olduğunu, kenar başlıklarının ise dahil olmadığını belirtir.
Anayasanın hangi kısımlarının bağlayıcı norm olduğunu tespit etmek için.
2
Başlangıç metni ile 22. madde terminolojisinin karşılaştırılması
"Sosyal Devlet" ve "Hukuk Devleti" kavramlarının 22. maddede; "Hürriyetçi Demokrasi", "Atatürk Milliyetçiliği" ve "Kuvvetler Ayrımı"nın Başlangıç metninde yer aldığı görülür.
İçeriksel farkları ortaya koyarak kavramsal hataları elemek için.
3
Hukuki statünün değerlendirilmesi
Anayasa metnine dahil olan bir kısmın, anayasa yargısında ölçü norm olarak kullanılabilen tam bağlayıcı bir metin olduğu sonucuna varılır.
Doğru seçeneği doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Anayasa Metnine Dahil Olma ve Başlangıç İlkeleri
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 99Soru

19821982 Anayasası’nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10.10. maddesinde, 20042004 ve 20102010 yıllarında yapılan anayasa değişiklikleriyle, devletin bazı dezavantajlı gruplar lehine alacağı tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı yorumlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemelerle, mutlak eşitlik anlayışından ziyade "haklı nedene dayalı ayrımcılık" veya "pozitif ayrımcılık" anlayışına anayasal dayanak kazandırılmıştır. Buna göre, ilgili anayasa maddesinde lehine getirilecek düzenlemelerin "eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı" açıkça ve tahdidi (sınırlayıcı) bir liste ile belirtilen gruplar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dar gelirli vatandaşlar

Cevap

Dar gelirli vatandaşlar
Doğru cevap olan ifade, Anayasa'nın 10.10. maddesinde özel olarak zikredilen pozitif ayrımcılık grupları arasında bulunmamaktadır. 19821982 Anayasası'nın 10.10. maddesinin 2.2. ve 3.3. fıkraları; kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile dul ve yetimleri bu kapsamda saymıştır. Dar gelirli veya yoksul vatandaşlar sosyal devlet ilkesi gereği korunsa da bu listenin içinde yer almazlar.

Adım Adım Çözüm

1
19821982 Anayasası'nın 10.10. maddesinin güncel metni (özellikle 20042004 ve 20102010 değişiklikleri sonrası) incelenir.
Maddede kadınlar (2.2. fıkra), çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife malulleri ile dul ve yetimlerin (3.3. fıkra) pozitif ayrımcılık kapsamında olduğu belirlenir.
Anayasal listenin sınırlarını belirlemek için tam metin bilgisi gereklidir.
2
Seçeneklerde sunulan gruplar, Anayasa'nın 10.10. maddesindeki liste ile karşılaştırılır.
Kadınlar, çocuklar, engelliler ve harp malullerinin listede yer aldığı, ancak dar gelirli vatandaşların bu maddede zikredilmediği görülür.
Hangi grubun bu özel anayasal güvencenin dışında kaldığını saptamak gerekir.
3
Dışarıda kalan grubun anayasal statüsü kontrol edilir.
Dar gelirli vatandaşların korumasının temelinin 10.10. madde (Eşitlik) değil, 2.2. madde (Sosyal Devlet) ve 61.61. madde olduğu teyit edilir.
Kavramsal ayrımın doğruluğunu kanıtlamak için diğer anayasal maddelerle bağ kurulur.

Anahtar Kavram

Kanun Önünde Eşitlik ve Pozitif Ayrımcılık Grupları

İpuçları

1
Anayasa'nın 10.10. maddesinde sayılan gruplar biyolojik veya sosyal dezavantajlılık durumuna göre belirlenmiştir; ekonomik durum (yoksulluk) bu maddede doğrudan bir kategori olarak geçmez.

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 61.61. maddesinde yer alan 'Sosyal Güvenlik Bakımından Özel Olarak Korunanlar' listesi ile 10.10. maddedeki listeyi karşılaştırarak aradaki farkları not ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 100Soru

1982 Anayasası'nın 2. maddesinde yer alan "insan haklarına saygılı devlet" ilkesi, 1961 Anayasası'ndaki "insan haklarına dayalı devlet" ibaresinden terminolojik olarak farklılık arz etmektedir. Bu terminolojik değişikliğin hukuki yorumu ve söz konusu ilkenin 1982 Anayasası'ndaki statüsü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Saygılı" ibaresi, hakların devletin "önünde" değil "yanında" yer aldığını vurgulayarak daha pozitif hukukçu bir yaklaşımı yansıtsa da, ilke Anayasa'nın değiştirilemez hükümleri arasında yer almaya devam etmektedir.

Cevap

"Saygılı" ibaresi, hakların devletin "önünde" değil "yanında" yer aldığını vurgulayarak daha pozitif hukukçu bir yaklaşımı yansıtsa da, ilke Anayasa'nın değiştirilemez hükümleri arasında yer almaya devam etmektedir.
Doğru yanıt olan seçenek, hem 1961-1982 arasındaki doktrinel eksen kaymasını (doğal hukuktan pozitif hukuka geçiş vurgusu) hem de bu ilkenin Cumhuriyetin niteliklerini düzenleyen 2. maddede yer alması sebebiyle Anayasa'nın 4. maddesi koruması altında olduğunu tam olarak açıklar. 'Saygılı' ibaresi, hakların devletin 'önünde' (dayanağı) değil, devletin tanıdığı ve 'yanında' durduğu değerler olduğu yorumuna kapı açmış olsa da, bu durum ilkenin temel karakterini ve değiştirilemezlik statüsünü etkilemez.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 2. maddesini analiz et.
İnsan haklarına saygılı devlet ilkesinin Cumhuriyetin temel niteliklerinden biri olduğu tespit edilir.
Sorunun odağı olan ilkenin Anayasal yerini belirlemek gerekir.
2
1961 ve 1982 Anayasaları arasındaki terminolojik farkı karşılaştır.
1961'deki 'dayalı' (based on) ifadesinin haklara öncelik veren doğal hukukçu bir yaklaşımı, 1982'deki 'saygılı' (respectful) ifadesinin ise hakları devletin sınırları içinde tanıyan pozitif hukukçu bir yaklaşımı yansıttığı görülür.
Doktrinel farkın hukuki yorumunu kavramak için gereklidir.
3
Değiştirilemezlik kuralını uygula.
Anayasa'nın 4. maddesi uyarınca, 2. maddede yer alan bu ilkenin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği sonucuna ulaşılır.
İlkenin hukuki statüsünü kesinleştirmek için normlar hiyerarşisindeki yerini teyit etmek gerekir.

Anahtar Kavram

İnsan Haklarına Saygılı Devlet İlkesi ve Değiştirilemezlik

Daha Fazla Pratik

Anayasa'nın 5. maddesindeki 'devletin temel amaç ve görevleri' ile insan hakları arasındaki ilişkiyi inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 5 / 9Sonraki
1982 Anayasası'nın Temel İlkeleri Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 5 | Examkin