Demokrasi Teorileri

163 soru

Soru 21Soru

Marksist demokrasi kuramına göre, liberal demokratik sistemlerin 'burjuva demokrasisi' veya 'biçimsel demokrasi' olarak nitelendirilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi iktidarın ve devlet aygıtının, üretim araçlarını elinde bulunduran egemen sınıfın çıkarlarını temsil eden bir araç olması

Cevap

Siyasi iktidarın ve devlet aygıtının, üretim araçlarını elinde bulunduran egemen sınıfın çıkarlarını temsil eden bir araç olmasıdır.
Marksist demokrasi anlayışına göre, liberal sistemlerdeki seçimler ve siyasi haklar, ekonomik eşitsizlikler ortadan kaldırılmadığı sürece sadece bir maskedir. Devlet, üretim araçlarına sahip olan sınıfın çıkarlarını koruduğu için bu sisteme 'burjuva demokrasisi' denir. Bu aşamadan sonra gerçek demokrasiye ancak sınıfsız toplum hedefiyle, geçiş aşaması olan 'proletarya diktatörlüğü' ve ardından 'halk demokrasisi' modelleriyle ulaşılabileceği savunulur.

Adım Adım Çözüm

1
Marksist altyapı-üst yapı ilişkisini analiz etme
Ekonomik gücün (altyapı) siyasi ve hukuki kurumları (üst yapı) belirlediği sonucuna varılır.
Marksizmin temel önermesi, siyasi yapıların ekonomik üretim ilişkilerine dayandığıdır.
2
Liberal demokrasi eleştirisini değerlendirme
Liberal demokrasideki 'herkes eşittir' ilkesinin, mülkiyet farkları nedeniyle pratikte egemen sınıfın (burjuvazi) lehine işlediği görülür.
Sınıf egemenliği kavramı, devletin tarafsız bir hakem değil, sermaye sınıfının bir baskı aygıtı olduğunu açıklar.

Anahtar Kavram

Marksist Sınıf Egemenliği ve Biçimsel Demokrasi Eleştirisi

Daha Fazla Pratik

Sosyal demokrasinin Marksizmden temel kopuş noktası olan 'Bernstein ve Revizyonizm' konusuna çalışabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 22Soru

Demokrasi teorileri içerisinde normatif gelenekler, bireyin siyasal sistemdeki konumunu ve katılımın amacını farklı ontolojik temellere dayandırır. Bir yaklaşım, demokrasiyi bireysel çıkarların siyasal otoritenin keyfiyetine karşı korunması için kurgulanmış araçsal bir mekanizma olarak görürken; diğer bir yaklaşım, katılımı bireyin ahlaki ve zihinsel kapasitesini dönüştüren pedagojik bir süreç olarak nitelendirir. Buna göre, J.S. Mill tarafından savunulan 'geliştirici demokrasi' anlayışını, Jeremy Bentham'ın 'koruyucu demokrasi' modelinden ayıran temel teorik ayrım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal katılımın, bireyin karakterini ve toplumsal sorumluluk bilincini geliştiren bir 'eğitim okulu' olarak görülmesi

Cevap

Siyasal katılımın bireyin karakterini ve toplumsal sorumluluk bilincini geliştiren bir 'eğitim okulu' olarak görülmesi doğru cevaptır.
Doğru yanıt olan seçenek, J.S. Mill'in demokrasiye yaklaşımındaki en özgün unsuru yansıtır. Bentham ve James Mill gibi faydacılar için demokrasi, yöneticilerin yönetilenleri sömürmesini engellemek için kullanılan bir 'kalkan' (koruyucu) iken; J.S. Mill için siyasal katılım, bireyin ahlaki, entelektüel ve toplumsal kapasitesini genişleten bir süreçtir. Mill, yerel yönetimlere katılımı ve jüri üyeliği gibi görevleri vatandaşın kamu meselelerini öğrendiği bir 'okul' olarak tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürlerin demokrasiye yüklediği işlevi analiz etme
Bentham'ın demokrasiyi bir 'koruma aracı' (instrumental), Mill'in ise bir 'gelişim süreci' (intrinsic/educational) olarak gördüğü tespit edilir.
Soruda istenen ayırt edici ölçütü belirlemek için her iki düşünürün katılımın sonucuna dair varsayımları karşılaştırılmalıdır.
2
Kavramsal işaretçileri eşleştirme
Bentham için 'sınırlı devlet' ve 'faydacı çıkar korunması'; Mill için 'ahlaki gelişim' ve 'zihinsel ilerleme' kavramları ön plandadır.
Mill, katılımın bireyi kendi dar dünyasından çıkarıp kamu yararına yönelttiğini savunarak koruyucu modeli genişletmiştir.

Anahtar Kavram

Geliştirici demokrasinin pedagojik/eğitsel işlevi
Soru 23Soru

Samuel P. Huntington, "Üçüncü Dalga: Yirminci Yüzyıl Sonlarında Demokratikleşme" adlı çalışmasında, küresel çaptaki demokratik rejimlere geçiş süreçlerini "dalgalar" ve bu dalgaları takip eden otoriterleşme eğilimli gerileme dönemlerini ise "ters dalgalar" olarak kavramsallaştırmıştır.

Buna göre, Huntington'ın sınıflandırmasında yer alan İkinci Ters Dalga (1958-1975) döneminin en belirgin karakteristik özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Latin Amerika başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde sivil yönetimlerin yıkılarak bürokratik-otoriter rejimlerin kurulması

Cevap

Huntington'ın 'İkinci Ters Dalga' olarak adlandırdığı dönemin temel özelliği, Latin Amerika ülkelerinde sivil yönetimlerin yıkılarak yerine bürokratik-otoriter rejimlerin kurulmasıdır.
İkinci Ters Dalga (1958-1975), Soğuk Savaş dinamiklerinin de etkisiyle başta Latin Amerika olmak üzere birçok gelişmekte olan ülkede sivil-demokratik yönetimlerin art arda gelen askeri darbelerle yıkılarak bürokratik-otoriter rejimlerin kurulduğu tarihsel dönemi ifade eder.

Adım Adım Çözüm

1
Huntington'ın demokratikleşme dalgaları periyodizasyonunu kronolojik olarak hatırlamak.
1. Dalga (1828-1926), 1. Ters Dalga (1922-1942), 2. Dalga (1943-1962), 2. Ters Dalga (1958-1975) ve 3. Dalga (1974-günümüz).
Soruda spesifik olarak 1958-1975 yıllarını kapsayan İkinci Ters Dalga sorulmaktadır.
2
1958-1975 yılları arasındaki küresel siyasal yönelimleri analiz etmek.
Bu dönemde Asya ve Afrika'daki yeni devletlerde otoriterleşme eğilimleri artmış, bilhassa Latin Amerika'da (Brezilya, Arjantin, Şili gibi) sivil yönetimler askeri darbelerle devrilmiştir.
Ters dalgalar, demokrasilerin yıkıldığı ve otoriter/totaliter rejimlerin yükseldiği dönemlerdir.
3
Seçenekleri tarihsel periyotlarla eşleştirerek doğru yargıyı tespit etmek.
Totaliter rejimlerin yükselişi 1. Ters Dalga'ya, sömürgelerin bağımsızlığı 2. Dalga'ya, Doğu Bloku'nun yıkılışı ise 3. Dalga'ya denk gelir. Latin Amerika'daki bürokratik-otoriterleşme ise 2. Ters Dalga'nın doğrudan özelliğidir.
Olayların ve dalgaların doğru kronolojik eşleştirmesi çözüme ulaştırır.

Anahtar Kavram

Demokratikleşme Dalgaları ve Ters Dalgalar
Soru 24Soru

Demokrasi teorileri kapsamında "toplamacı" (aggregative) model, bireysel tercihlerin oylama veya pazarlık yoluyla bir araya getirilmesini esas alırken; müzakereci (deliberatif) demokrasi, kararların meşruiyetini farklı bir sürece dayandırmaktadır.

Buna göre, müzakereci demokrasi modelinde siyasal kararların temel meşruiyet kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamusal alanda rasyonel tartışma ve karşılıklı ikna süreci sonunda ulaşılan uzlaşma

Cevap

Siyasal kararların kamusal alanda rasyonel tartışma ve karşılıklı ikna süreci sonunda ulaşılan uzlaşmaya dayanması
Müzakereci demokrasi anlayışında, bir siyasal kararın meşru kabul edilebilmesi için o kararın etkilediği herkesin dahil olabileceği bir kamusal tartışma sürecinden geçmesi gerekir. Bu süreçte katılımcılar, kişisel çıkarlarını değil rasyonel argümanlarını sunar ve karşılıklı ikna yoluyla ortak bir uzlaşmaya (konsensüs) varmaya çalışırlar. Dolayısıyla meşruiyetin kaynağı, oyların toplamı değil, tartışmanın rasyonelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Toplamacı ve müzakereci modeller arasındaki farkı analiz etme
Toplamacı model oylama ve çıkar pazarlığına odaklanırken, müzakereci model 'rasyonel tartışma' vurgusu yapar.
Sorunun kökünde belirtilen karşılaştırma, müzakereci modelin ayırıcı özelliğini bulmayı gerektirir.
2
Müzakereci demokraside meşruiyetin (legitimacy) kaynağını belirleme
Meşruiyet, 'iletişimsel eylem' yoluyla kamusal alanda oluşan rasyonel konsensüstür.
Habermas ve diğer müzakereci teorisyenler, kararların meşru olabilmesi için rasyonel argümanlarla desteklenmesi ve ikna sürecinden geçmesi gerektiğini savunur.

Anahtar Kavram

Müzakereci Demokraside Meşruiyet ve Rasyonel Uzlaşı
Tahmini Süre:55s
Soru 25Soru

Katılımcı demokrasi teorisinde, bireylerin karar alma süreçlerine aktif katılımının onların demokratik değerleri öğrenmelerini ve siyasal kapasitelerini geliştirmelerini sağladığı savunulur. Carole Pateman'ın vurguladığı, katılımın bireyleri "demokratik vatandaşlar" olarak yetiştirme rolü aşağıdakilerden hangisiyle ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitsel işlev

Cevap

Katılımcı demokrasi teorisinde katılımın bireyleri geliştiren ve demokratik kültürü içselleştirmelerini sağlayan yönü "Eğitsel işlev" olarak adlandırılır.
Doğru seçenek olan eğitsel işlev, katılımcı demokrasinin en belirgin özelliğidir. Carole Pateman'a göre birey, yerel yönetimlerde veya iş yerlerinde karar alma süreçlerine katılarak kamusal meselelerle ilgilenmeyi öğrenir ve demokratik bir kişilik geliştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde belirtilen "bireylerin demokratik değerleri öğrenmesi" ve "kapasitelerini geliştirmesi" ifadelerini analiz edin.
Bu ifadeler, siyasal katılımın birey üzerinde pedagojik bir etkisi olduğunu göstermektedir.
Katılımcı demokrasi, katılımı sadece bir sonuç alma aracı değil, aynı zamanda bir öğrenme süreci olarak görür.
2
Carole Pateman ve C.B. Macpherson gibi teorisyenlerin bu sürece verdikleri teknik ismi hatırlayın.
Bu süreç literatürde "eğitsel işlev" (educative function) olarak tanımlanmıştır.
Teorinin merkezinde yer alan bu kavram, katılımın demokratik sistemin devamlılığı için vatandaş ürettiği fikrine dayanır.

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasinin Eğitsel İşlevi
Tahmini Süre:45s
Soru 26Soru

Normatif demokrasi kuramları içerisinde yer alan 'Koruyucu Demokrasi' (Protective Democracy) ile 'Geliştirici Demokrasi' (Developmental Democracy) modelleri, bireyin siyasal sisteme katılımının temel gerekçesi ve amacı noktasında birbirlerinden ayrılmaktadır. Bu iki modelin siyasal katılım anlayışlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Koruyucu model katılımı bireysel çıkarların ve hakların yöneticilere karşı korunması için bir 'araç' olarak görürken; geliştirici model katılımı bireyin ahlaki ve zihinsel kapasitesini artıran, onu toplumsallaştıran bir 'öz-gelişim' süreci olarak değerlendirir.

Cevap

Koruyucu modelin katılımı hakları koruyan bir araç, geliştirici modelin ise bireyi olgunlaştıran bir öz-gelişim süreci olarak görmesi şeklindeki ifade doğrudur.
Doğru yanıt olan ifade, koruyucu demokrasinin pragmatik ve araçsal katılım anlayışı ile geliştirici demokrasinin insan gelişimini odak noktasına alan ahlaki katılım anlayışını akademik bir dille birbirinden doğru şekilde ayırmaktadır. Koruyucu demokraside (Bentham) 'koruma' ön plandayken, geliştirici demokraside (J.S. Mill) bireyin kamusal alanda aktifleşerek zekasını ve toplumsal duyarlılığını artırması esastır.

Adım Adım Çözüm

1
Koruyucu demokrasi modelinin (Bentham, J. Mill) katılım gerekçesini analiz etme
Katılım, yöneticilerin keyfi güç kullanmasını engellemek ve bireysel çıkarları korumak için gerekli bir 'koruma kalkanı' veya araçtır.
Bu modelde demokrasi, özgürlüklerin korunması için işlevsel bir mekanizma olarak görülür.
2
Geliştirici demokrasi modelinin (Rousseau, J.S. Mill) katılım gerekçesini analiz etme
Katılım, bireyin kamusal meselelerle ilgilenerek ahlaki ve zihinsel olarak gelişmesini, 'iyi bir vatandaş' olmasını sağlayan bir eğitim sürecidir.
Bu modelde demokrasinin amacı sadece koruma değil, bireyin potansiyelini gerçekleştirmesidir.
3
İki model arasındaki farkı karşılaştırarak seçenekleri değerlendirme
Katılımı birinde 'araç' diğerinde 'ahlaki gelişim/amaç' olarak niteleyen seçeneğin doğruluğu teyit edildi.
Normatif ayrımın temel taşı bu ontolojik ve pedagojik farktır.

Anahtar Kavram

Koruyucu ve Geliştirici Demokrasi Modelleri Arasındaki Katılım Farkı

Daha Fazla Pratik

J.S. Mill'in temsili hükümet üzerine düşüncelerini ve katılımın 'eğitici' rolünü daha detaylı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 27Soru

Siyaset biliminde Gaetano Mosca'nın "siyasal sınıf", Vilfredo Pareto'nun "seçkinlerin dolaşımı" ve Robert Michels'in "oligarşinin tunç yasası" kavramlarıyla temellendirdiği elitist kuram; iktidarın her zaman örgütlü bir azınlığın elinde olduğunu savunur. Joseph Schumpeter ise bu klasik elitist kabulleri modern demokrasiyle bağdaştırarak "demokratik elitizm" modelini geliştirmiştir.

Buna göre, Schumpeter'in bu modelinde elitist kuramın temel ilkelerini demokrasi ile uyumlu hale getiren asıl unsur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Seçkinler arasındaki rekabetin, halkın yöneticilerini seçebilmesine imkan tanıyan kurumsal ve prosedürel bir yöntem olarak kurgulanması

Cevap

Schumpeter'in demokratik elitizm modelinde temel unsur; seçkinlerin liderlik için girdiği rekabetin, halkın yöneticilerini belirlediği prosedürel bir yöntem (metod) olarak tanımlanmasıdır.
Doğru cevap, seçkinler arasındaki rekabetin bir yöntem olarak kurgulanmasıdır. Schumpeter, klasik demokrasinin 'halkın iradesi' ve 'ortak iyi' kavramlarının yanıltıcı olduğunu savunarak demokrasiyi, bireylerin halkın oyunu almak için yürüttükleri rekabetçi bir mücadele yoluyla karar verme yetkisini elde ettikleri kurumsal bir düzenleme olarak tanımlar. Bu sayede elitlerin varlığı ile demokratik seçim süreci uzlaştırılmış olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik elitistlerin (Mosca, Pareto, Michels) ortak paydasını belirleme
İktidarın örgütlü bir azınlığın elinde olmasının kaçınılmazlığı anlaşıldı.
Sorunun temelinde yatan elitist kabullerin çerçevesini çizmek gerekir.
2
Schumpeter'in "Demokratik Elitizm" köprüsünü analiz etme
Demokrasinin bir 'amaç' (halkın iradesi) değil, bir 'yöntem' (lider seçimi) olduğu saptandı.
Schumpeter, elitlerin varlığı ile demokratik seçim mekanizmasını bu yolla birleştirir.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Liderlik rekabeti ve prosedürel yöntemi içeren ifade doğru yanıt olarak belirlendi.
Diğer seçeneklerin çoğulcu, müzakereci veya katılımcı gibi rakip teorilere ait olduğu ayırt edildi.

Anahtar Kavram

Demokratik Elitizm (Rekabetçi Liderlik Modeli)
Soru 28Soru

Marksist demokrasi kuramı, liberal-demokratik sistemleri ekonomik eşitsizlikleri örtbas eden "biçimsel" bir yapı olarak eleştirirken; proletarya diktatörlüğünü bu aşamanın ötesinde, daha ileri bir demokratik model olarak sunar. Buna göre, Marksist yaklaşımın proletarya diktatörlüğünü liberal demokrasiden daha "gerçek" bir demokrasi aşaması olarak nitelendirmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılmasıyla, siyasal iktidarın emeğiyle geçinen çoğunluğun (proletarya) azınlık üzerindeki doğrudan sınıf egemenliği aracına dönüştürülmesi

Cevap

Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetin kaldırılmasıyla, siyasal iktidarın emeğiyle geçinen çoğunluğun (proletarya) azınlık üzerindeki doğrudan sınıf egemenliği aracına dönüştürülmesi
Marksist yaklaşıma göre liberal demokrasi, mülkiyet ilişkilerinden kaynaklanan güç eşitsizliğini gizleyen bir illüzyondur. Proletarya diktatörlüğü ise, mülkiyetin toplumsallaştırılmasıyla birlikte iktidarın doğrudan halkın (emeğiyle geçinen çoğunluğun) eline geçmesini sağladığı ve azınlığın sömürüsüne son verdiği için 'gerçek' demokrasi olarak kabul edilir. Bu aşamada devlet, artık burjuvazinin değil, proletaryanın 'sınıf egemenliği' aracıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Marksist demokrasinin temel eleştirisini analiz edin.
Liberal demokrasinin sadece 'siyasal haklar' (genel oy vb.) sunması, ekonomik sömürüyü ortadan kaldırmadığı için 'biçimsel' (formal) olarak görülür.
Gerçek demokrasinin ekonomik altyapıdan bağımsız olamayacağı varsayılır.
2
Proletarya Diktatörlüğü kavramının niteliğini belirleyin.
Bu kavram, halkın büyük çoğunluğunun (işçi sınıfı), sömürücü azınlık (burjuvazi) üzerinde kurduğu bir iktidar biçimidir.
Çoğunluğun iktidarı olduğu için Marksistlerce 'halk demokrasisi' olarak tanımlanır.
3
Ekonomik içerik ile siyasal yapı arasındaki bağı kurun.
Üretim araçlarının kamulaştırılması, sınıfsal sömürüyü bitirerek demokrasinin 'biçimden' 'içeriğe' (substance) geçmesini sağlar.
Bu durum, Marksist kuramda 'gerçek demokrasi'ye geçişin anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Proletarya Diktatörlüğü ve Sınıf Egemenliği
Soru 29Soru

Marksist-Leninist siyaset teorisinde, kapitalizmden sosyalizme geçiş sürecinin özgün bir aşaması olarak kurgulanan; proletarya diktatörlüğünün belirli tarihsel koşullarda büründüğü, işçi sınıfının köylülük ve diğer antifaşist kesimlerle kurduğu geniş tabanlı sınıfsal ittifaka dayanan ve özellikle II. Dünya Savaşı sonrası Doğu Avrupa rejimlerini tanımlamak için kullanılan model aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Halk demokrasisi

Cevap

Halk demokrasisi
Halk demokrasisi kavramı, Marksist-Leninist gelenekte özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyet etkisi altındaki ülkelerde kurulan rejimleri tanımlar. Bu modelde, işçi sınıfı öncülüğünde ancak diğer emekçi sınıflarla (özellikle köylülükle) kurulan bir iktidar bloğu söz konusudur ve bu yapı proletarya diktatörlüğünün o tarihsel koşullardaki özgün bir biçimi olarak kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Marksist devlet kuramının geçiş süreci kavramlarını analiz et.
Kapitalizmden komünizme geçişte 'proletarya diktatörlüğü' temel aşamadır.
Sınıf egemenliğinin burjuvaziden proletaryaya geçmesi hedeflenir.
2
Verilen senaryodaki 'ittifak' ve 'Doğu Avrupa' vurgularını değerlendir.
II. Dünya Savaşı sonrası Doğu Avrupa'da uygulanan modelin 'Halk Demokrasisi' (People's Democracy) olduğu saptanır.
Bu model, saf bir proletarya diktatörlüğünden ziyade geniş halk yığınlarının (köylülük, küçük burjuvazi) antifaşist bir blokta birleşmesini temsil eder.

Anahtar Kavram

Halk Demokrasisi (Proletarya Diktatörlüğünün Özgün Biçimi)

Daha Fazla Pratik

Sosyal demokrasi ile Marksist demokrasi arasındaki 'devlet aygıtının tarafsızlığı' tartışmasına odaklanmanız önerilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 30Soru

Arend Lijphart, modern demokrasileri analiz ettiği çalışmasında 'çoğunlukçu' (Westminster) ve 'oydaşmacı' modelleri on farklı değişken üzerinden karşılaştırmıştır. Bu değişkenler; hükümetin yapısı, parti sistemi ve seçim sistemini içeren 'hükümet-partiler' (executives-parties) boyutu ile devletin yapısı ve anayasal düzenlemeleri içeren 'federal-üniter' (federal-unitary) boyutu olmak üzere iki ana grupta toplanmaktadır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi oydaşmacı demokrasi modelinin federal-üniter boyutu kapsamında yer alan özelliklerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik ve sosyal çıkar gruplarının politika yapım sürecine kurumsal olarak dahil edildiği demokratik korporatizm

Cevap

Çıkar gruplarının politika sürecine kurumsal katılımını ifade eden demokratik korporatizm, oydaşmacı bir özellik olmasına rağmen 'hükümet-partiler' boyutuna aittir.
Lijphart'ın analizinde demokratik korporatizm, çıkar gruplarının hükümetle kurumsal iş birliğini ifade eder ve bu durum 'hükümet-partiler' boyutunun beşinci değişkenidir. Federal-üniter boyutu ise daha çok devletin yapısı, yasama organının iç bölünmesi ve anayasal koruma mekanizmalarıyla ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
Lijphart'ın boyutlarını sınıflandırın.
Lijphart'ın modelinde on değişken 5+55 + 5 şeklinde iki boyuta ayrılır: 1. Hükümet-Partiler (Hükümet yapısı, güçler dengesi, parti sistemi, seçim sistemi, çıkar grubu sistemi), 2. Federal-Üniter (Merkeziyetçilik, yasama yapısı, anayasa esnekliği, yargısal denetim, merkez bankası).
Değişkenlerin hangi boyuta ait olduğunu bilmek doğru analizi sağlar.
2
Federal-Üniter boyutu değişkenlerini kontrol edin.
Federal yapı, güçlü iki meclislilik, katı anayasa, anayasa yargısı ve merkez bankası bağımsızlığı bu boyuttadır.
Seçeneklerdeki unsurların bu boyutla örtüşüp örtüşmediğini belirlemek gerekir.
3
Çıkar grubu sistemini değerlendirin.
Çıkar grubu sistemi (çoğulculuk vs. korporatizm), hükümetin işleyişi ve toplumsal gruplarla ilişkisiyle ilgili olduğu için birinci boyutta (Hükümet-Partiler) yer alır.
Hatalı kategorizasyonu tespit ederek doğru sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Lijphart'ın İki Boyutlu Demokrasi Modeli
Soru 31Soru

Siyaset bilimci Arend Lijphart, demokratik rejimleri "çoğunlukçu (Westminster)" ve "oydaşmacı (uzlaşmacı)" olmak üzere iki ana modele ayırarak incelemiştir. Lijphart bu sınıflandırmayı yaparken ülkeleri "yürütme-partiler" ve "federal-üniter" olmak üzere iki temel boyuttaki kurumsal yapılarına göre karşılaştırmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi oydaşmacı (uzlaşmacı) demokrasi modelinin "federal-üniter" boyutuna ait kurumsal özelliklerinden biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katı bir anayasa yapısına sahip olunması ve yasama işlemlerinin anayasa yargısı tarafından denetlenmesi

Cevap

Katı bir anayasa yapısına sahip olunması ve yasama işlemlerinin anayasa yargısı tarafından denetlenmesi
Lijphart'ın analizinde oydaşmacı (uzlaşmacı) modelin 'federal-üniter' boyutu; iktidarın tek bir merkezde toplanmasını engellemeye yönelik yapısal fren ve denge mekanizmalarını içerir. Katı (değiştirilmesi zor) anayasalar ve yasama organının işlemlerinin anayasaya uygunluğunu denetleyen bağımsız bir anayasa yargısı (yargısal denetim), parlamentodaki geçici bir çoğunluğun azınlık haklarını ihlal etmesini önlediği için bu boyutun en temel göstergelerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Lijphart'ın oydaşmacı (uzlaşmacı) demokrasi modelinin temel felsefesini hatırla.
Oydaşmacı modelin güç paylaşımı, uzlaşma ve iktidarın tek bir merkezde yoğunlaşmasını engelleme ilkelerine dayandığı tespit edilir.
Seçeneklerdeki çoğunlukçu ve güç yoğunlaştırıcı kurumsal yapıları elemek için temel hareket noktasını belirlemek.
2
Oydaşmacı modelin kurumsal özelliklerini 'federal-üniter' boyut çerçevesinde sınıflandır.
Bu boyutta; federal/ademi merkeziyetçi yönetim, güçlü iki meclislilik, katı anayasa, yargısal denetim (anayasa yargısı) ve bağımsız merkez bankası bulunduğu hatırlanır.
Soru kökünde özellikle 'federal-üniter' boyut vurgulandığı için yürütme-partiler boyutuna ait özelliklerin elenmesi gerekir.
3
Seçenekleri analiz et ve doğru eşleşmeyi bul.
Katı anayasa ve anayasa yargısının denetimi, doğrudan oydaşmacı modelin federal-üniter boyuttaki özellikleridir.
Diğer seçenekler ya çoğunlukçu modele aittir ya da konfederasyon gibi kavram yanılgıları içermektedir.

Anahtar Kavram

Lijphart'ın Demokrasi Modelleri
Soru 32Soru

Gaetano Mosca’nın "siyasal sınıf" ve Vilfredo Pareto’nun "seçkinlerin dolaşımı" kavramlarıyla temellendirdiği klasik elitist perspektif; Robert Michels’in "Oligarşinin Tunç Yasası" ile örgütlenme düzeyine, Joseph Schumpeter ile de demokratik prosedür düzeyine taşınmıştır.

Bu teorik bütünlük çerçevesinde, elitist demokrasi anlayışının modern temsilî demokrasilere yönelik temel çıkarsaması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokrasi, yönetilenlerin iradesinin yönetime yansıması değil; rakip seçkin grupların yönetme yetkisini halktan devralmak için girdiği bir pazar rekabetidir.

Cevap

Demokrasinin yönetenlerin değil, rakip seçkin grupların halkın oyu için yarıştığı bir yöntem/prosedür olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Doğru yanıt, klasik elitizmin 'azınlık yönetimi' ilkesini, Schumpeter'in demokrasiyi halkın yöneticileri seçtiği bir 'yöntem' (prosedür) olarak tanımlayan yaklaşımıyla birleştirir. Bu anlayışa göre demokrasi, kitlelerin yönetimi değil, rakip seçkinlerin kitlelerin desteğini almak için girdiği bir rekabet sürecidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik elitistlerin (Mosca ve Pareto) temel tezini hatırla.
Toplumun her zaman yöneten azınlık (seçkinler) ve yönetilen çoğunluk olarak ikiye ayrıldığı saptanır.
Teorinin ontolojik temeli bu ayrımda yatmaktadır.
2
Robert Michels'in 'Oligarşinin Tunç Yasası' kavramını bu yapıya ekle.
En demokratik amaçlı örgütlerin bile yapısı gereği kaçınılmaz olarak oligarşik bir liderliğe evrildiği görülür.
Örgütlenmenin doğasındaki hiyerarşi ihtiyacını analiz etmek gerekir.
3
Joseph Schumpeter'in modern demokrasi tanımını (prosedürel demokrasi) analiz et.
Schumpeter'in demokrasiyi 'halkın kendi kendini yönetmesi' olarak değil, 'liderlik için rekabet' olarak tanımladığı fark edilir.
Bu adım elitizm ile demokrasi arasındaki teorik çatışmayı çözmek için gereklidir.
4
Tüm bu unsurları sentezleyerek modern demokrasi anlayışını yorumla.
Modern demokrasinin aslında elitlerin halkın onayını almak için girdiği bir pazar rekabetinden ibaret olduğu sonucuna varılır.
Siyasal seçkinlerin meşruiyet devşirme yöntemini anlamak için bu sentez şarttır.

Anahtar Kavram

Demokratik Elitizm (Schumpeterci Prosedürel Demokrasi)

Daha Fazla Pratik

Seçkinlerin dolaşımı (aslanlar ve tilkiler) ile Schumpeter'in pazar rekabeti arasındaki ilişkiyi daha derinlemesine inceleyen Pareto merkezli bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 33Soru

Marksist demokrasi yaklaşımı, liberal demokrasilerin temelini oluşturan hak ve özgürlüklerin, üretim araçlarının mülkiyetinden ve sınıfsal ilişkilerden bağımsız ele alınamayacağını savunur. Buna göre, Marksist kuramda liberal demokrasinin bir 'sınıf egemenliği' aracı olarak nitelendirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ekonomik gücü elinde bulunduran azınlık bir sınıfın, siyasal süreci ve devlet aygıtını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmesi

Cevap

Ekonomik gücü elinde bulunduran azınlık bir sınıfın, siyasal süreci ve devlet aygıtını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmesi
Marksist yaklaşıma göre, liberal demokrasilerde tanınan siyasal eşitlik sadece 'biçimsel'dir; çünkü ekonomik alanda üretim araçlarına sahip olan azınlık sınıf, bu gücünü kullanarak siyasal iktidarı da kendi çıkar ve egemenliği için bir araç (devlet aygıtı) olarak kullanır.

Adım Adım Çözüm

1
Marksist demokrasinin temel varsayımını analiz etme
Altyapının (ekonomi/üretim ilişkileri) üstyapıyı (siyaset/hukuk) belirlediği sonucuna varılır.
Marksist kuramda siyasal haklar ekonomik güçten soyutlanamaz.
2
Sınıf egemenliği kavramını değerlendirme
Kapitalist toplumlarda devletin tarafsız değil, hakim sınıfın (burjuvazi) bir baskı aracı olduğu belirlenir.
Mülkiyet sahibi olan sınıfın siyasal iradeyi de tekeline alması Marksist eleştirinin merkezidir.

Anahtar Kavram

Altyapı-Üstyapı İlişkisi ve Sınıfsal Devlet Analizi

İpuçları

1
Ekonomik güç ile siyasal güç arasındaki ilişkiyi düşünün.
Tahmini Süre:45s
Soru 34Soru

Demokrasi kuramları içinde 'toplamacı' (aggregative) modeller, bireysel tercihleri verili ve değişmez kabul ederek bu tercihleri oylama mekanizmasıyla bir araya getirmeye odaklanır. Buna karşın müzakereci (deliberatif) demokrasi, tercihlerin kamusal alanda rasyonel tartışma yoluyla gözden geçirilmesini ve dönüştürülmesini savunur. Bu bağlamda, müzakereci demokrasi anlayışına göre siyasal bir kararın 'meşruiyet' (legitimacy) kazanmasının temel koşulu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kararların, öznelerarası iletişimsel eylem yoluyla ve rasyonel bir tartışma süreciyle oluşturulan genel bir kabul edilebilirliğe dayanması

Cevap

Siyasal kararların, öznelerarası iletişimsel eylem yoluyla ve rasyonel bir tartışma süreci sonunda ulaşılan nitelikli bir oydaşmaya (konsensüs) dayanmasıdır.
Müzakereci demokrasi kuramında meşruiyet, siyasal kararların salt yasallığından veya sayısal çoğunluğun desteğinden ziyade, karardan etkilenecek olanların dahil olduğu rasyonel ve özgür bir kamusal tartışma süreci sonunda ulaşılan genel kabul edilebilirliğe dayanır. Bu süreçte özneler, kendi çıkarlarını dayatmak yerine argümanlar yoluyla birbirlerini ikna etmeye çalışırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Toplamacı ve müzakereci modeller arasındaki temel farkı belirle.
Toplamacı model tercihleri sabit kabul ederken, müzakereci model tercihlerin rasyonel tartışma ile değişebileceğini savunur.
Müzakereci demokrasinin temel varsayımı, kamusal alandaki tartışmanın tercihleri ortak iyiye doğru dönüştürebilmesidir.
2
Meşruiyetin kaynağını analiz et.
Meşruiyet oylamadan değil, 'iletişimsel eylem' ve 'en iyi argümanın zorlamasız gücü' ilkesine dayanan süreçten gelir.
Jürgen Habermas'ın teorisine göre, meşruiyet ancak baskısız bir kamusal alanda yürütülen rasyonel müzakere ile sağlanabilir.
3
Seçenekleri bu kriterlere göre ele.
Pazarlık, oylama sayımı veya sadece çoğunluk iradesi vurgusu yapan seçenekler elenir ve 'rasyonel tartışma' vurgusu yapan seçenek doğru olarak kabul edilir.
Müzakereci demokrasi, nitelikli bir oydaşmayı sayısal üstünlüğe veya stratejik çıkara tercih eder.

Anahtar Kavram

İletişimsel Rasyonalite ve Meşruiyet
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 35Soru

Klasik elitist kuramcılar Gaetano Mosca ve Robert Michels, yöneten azınlığın yönetilen çoğunluk üzerindeki egemenliğini toplumsal ve örgütsel yapının kaçınılmaz bir sonucu olarak görürken; Joseph Schumpeter bu elitist perspektifi "demokratik yöntem" ile uzlaştırmaya çalışmıştır. Schumpeter’in bu sentez çerçevesinde demokrasiye getirdiği temel tanım değişikliği ve elitlerin konumuna dair yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demokrasiyi bir 'halk yönetimi' idealinden ziyade, siyasal karar alma yetkisi kazanmak isteyen elitlerin halkın desteğini almak için yarıştığı 'kurumsal bir yöntem' olarak tanımlaması.

Cevap

Demokrasinin halkın yönetimi değil, elitlerin liderlik için yarıştığı bir yöntem olarak tanımlanması
Schumpeter, klasik elitizmin 'iktidar azınlıktadır' saptamasını kabul etmiş ancak bu durumu demokrasiyle bağdaştırmak için demokrasiyi bir 'yöntem' olarak kurgulamıştır. Bu yaklaşıma göre seçmenlerin işlevi, siyasal kararları bizzat almak değil, bu kararları alacak olan elitleri/liderleri serbest rekabet koşulları altında (seçimlerle) belirlemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Klasik elitizm ile Schumpeter'in farkını belirleme
Klasik elitistler (Mosca, Pareto, Michels) elit yönetimini demokrasinin imkansızlığı olarak görürken, Schumpeter bunu demokrasinin işleyiş biçimi olarak yeniden tanımlar.
Teorik dönüşümü anlamak için 'özsel demokrasi' ile 'prosedürel demokrasi' ayrımını yapmak gerekir.
2
Schumpeter'in 'Demokratik Yöntem' kavramını analiz etme
Demokrasi, halkın karar vermesi değil, halkın kendisi için karar verecek olanları seçmesi (rekabetçi liderlik) sürecine indirgenir.
Modern elitist teorinin (Demokratik Elitizm) temel dayanağı bu 'seçimsel pazar' mantığıdır.

Anahtar Kavram

Demokratik Elitizm (Schumpeterian Demokrasi)
Soru 36Soru

Demokrasiyi halkın yönetimi gibi ahlaki veya normatif bir ideal olarak değil; siyasal liderliği üstlenmek isteyen kişi ve grupların (seçkinlerin) halkın desteğini almak için girdikleri rekabetçi bir "yöntem" veya "prosedür" olarak tanımlayan siyaset bilimci aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Joseph Schumpeter

Cevap

Demokrasiyi rekabetçi bir yöntem olarak tanımlayan düşünür Joseph Schumpeter'dir.
Joseph Schumpeter, demokrasinin bir 'halk iktidarı' olması şeklindeki klasik tanımı reddederek, onu siyasal liderlik için yarışanların halkın oyunu almak adına yürüttükleri bir rekabet süreci olarak tanımlamıştır. Bu yaklaşım, demokratik elitizm veya rekabetçi demokrasi modeli olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel tanımı belirlemek.
Demokrasinin bir 'amaç' (halkın yönetimi) değil, bir 'yöntem' (seçkinler arası rekabet) olduğu vurgulanmaktadır.
Bu ayrım, klasik demokrasi anlayışından elitist demokrasi anlayışına geçişin temelini oluşturur.
2
Tanımla özdeşleşen kuramcıyı seçmek.
Joseph Schumpeter, 'Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi' adlı eserinde demokrasiyi bu prosedürel yaklaşımla tanımlamıştır.
Schumpeter'e göre halkın rolü yönetmek değil, kimin yöneteceğini seçmektir; bu da bir rekabet sürecidir.

Anahtar Kavram

Schumpeter ve Rekabetçi/Yöntemsel Demokrasi Tanımı

Daha Fazla Pratik

Klasik elitistlerin (Mosca, Pareto, Michels) görüşlerini Schumpeter'in rekabetçi modeli ile karşılaştırarak demokratik elitizm kavramını derinleştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 37Soru

Bir yerel yönetimin şehrin geleceğini derinden etkileyecek bir çevre politikası belirlerken izlediği yöntemler siyaset bilimciler tarafından incelenmektedir. Sadece referandum düzenleyerek en fazla oyu alan politikanın meşru kabul edilmesi, bireylerin bencil ve önceden sabitlenmiş tercihlerini basitçe birleştiren (aggregative) dar bir bakış açısı olarak eleştirilmektedir. Jürgen Habermas’ın kamusal alan analizlerinden yola çıkan çağdaş bir kuram ise, bağlayıcı kararların meşruiyetinin sandık sonuçlarından ziyade, vatandaşların özgür ve eşit koşullarda bir araya gelerek argümanlarını sınadığı süreçlere dayandığını ileri sürer.

Bu parçada ele alınan 'müzakereci (deliberatif) demokrasi' modelinin meşruiyet ve vatandaşlık anlayışı ile ilgili temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin siyasal tercihlerinin verili ve sabit olmadığı, bu tercihlerin rasyonel argümantasyon ve karşılıklı ikna süreçleriyle dönüşerek ortak iyiye ulaşabileceği kabul edilir.

Cevap

Müzakereci demokrasiye göre doğru yaklaşım; bireylerin siyasal tercihlerinin verili ve sabit olmadığı, bu tercihlerin rasyonel argümantasyon ve karşılıklı ikna süreçleriyle dönüşerek ortak iyiye ulaşabileceği kabulüdür.
Doğru seçenek, müzakereci (deliberatif) demokrasinin temel direği olan 'tercihlerin dönüşebilirliği' ve 'iletişimsel eylem' varsayımlarını tam olarak yansıtmaktadır. Toplamacı (aggregative) modeller bireyi bir tüketici gibi görerek tercihlerinin baştan belli ve değişmez olduğunu, demokrasinin de bu tercihleri en maksimize edecek formülü bulmak (oylama) olduğunu savunur. Habermas'ın başını çektiği müzakereci modele göre ise bireyler rasyonel varlıklardır; eşit ve özgür bir kamusal alanda tartışarak kendi dar çıkarlarından sıyrılabilir ve argümanların gücüyle birbirlerini ikna ederek ortak bir 'iyi' etrafında uzlaşabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki eleştiriyi analiz et.
Metin, mevcut tercihleri değiştirmeden sadece birleştiren (aggregative) ve referandum gibi sayısal oylama sonuçlarına dayanan çoğunlukçu yaklaşımları eleştirmektedir.
Müzakereci demokrasinin hangi fikre karşı çıktığını tespit etmek, savunduğu tezi bulmanın ilk adımıdır.
2
Habermas'ın kuramının temel farkını belirle.
Habermas'a göre meşruiyet, oylama öncesindeki tartışma, özgür kamusal alan ve eşit şartlarda argüman sunma sürecine (iletişimsel eyleme) dayanır.
Meşruiyetin kaynağının sonuç (oy) değil, süreç (müzakere) olduğu ilkesini netleştirmek gereklidir.
3
Müzakere sürecinin vatandaşın tercihleri üzerindeki etkisini tanımla.
Eğer oylama öncesi tartışma bu kadar önemliyse, bunun nedeni vatandaşların tartışma yoluyla bencil ve sabit fikirlerinden kurtulup ikna yoluyla ortak bir akla ulaşabilme potansiyelleridir.
Müzakereci demokrasinin insan doğasına ve siyasal tutumlara dair temel felsefi varsayımı budur.
4
Seçenekleri bu varsayıma göre değerlendir.
Tercihlerin sabit olmadığını ve argümantasyon ile dönüşebileceğini belirten seçenek, müzakereci modelin kalbini oluşturur.
Diğer seçenekler elitist, çoğulcu veya yasal-bürokratik meşruiyet algılarını yansıtarak bu temel varsayımdan sapmaktadır.

Anahtar Kavram

Müzakereci (Deliberatif) Demokrasi, İletişimsel Eylem, Kamusal Alan ve Rasyonel Uzlaşı
Soru 38Soru

Siyaset felsefesinde normatif demokrasi yaklaşımları, bireyin siyasal sistem içindeki konumuna ilişkin farklı ontolojik kabullerden hareket eder. Bu çerçevede, J.S. Mill tarafından savunulan 'Geliştirici Demokrasi' (Developmental Democracy) modeli, Bentham ve James Mill'in 'Koruyucu Demokrasi' (Protective Democracy) modelinden katılımın 'araçsal' (instrumental) değil, 'içsel' (intrinsic) değeri noktasında ayrılır.

Buna göre, Mill’in geliştirici modelinde siyasal katılımın temel işlevi aşağıdakilerden hangisiyle en doğru şekilde tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasal katılımın bireyin yetilerini geliştiren pedagojik bir deneyim sunarak, onu bencil çıkarlarından arındırıp toplumsal sorumluluk sahibi bir yurttaşa dönüştürmesi.

Cevap

Siyasal katılımın bireyin yetilerini geliştiren pedagojik bir deneyim sunarak, onu bencil çıkarlarından arındırıp toplumsal sorumluluk sahibi bir yurttaşa dönüştürmesi.
Doğru yanıt olan seçenek, J.S. Mill'in demokrasi anlayışının merkezinde yer alan 'ahlaki gelişim' ve 'yurttaşlık eğitimi' vurgusunu içerir. Mill'e göre siyasal katılım, bireyin sadece kendi özel alanına hapsolmasını engeller ve onu kamusal meseleler üzerinde düşünmeye, başkalarının haklarını gözetmeye ve zihinsel yetilerini kullanmaya zorlar. Bu yönüyle katılım, sonucu (kararı) etkilemekten öte, katılımcının kendisini dönüştüren 'içsel' ve pedagojik bir değer taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünür ve Model Eşleştirmesi Yap
J.S. Mill 'Geliştirici Demokrasi' modelinin, Bentham ve James Mill ise 'Koruyucu Demokrasi' modelinin temsilcileridir.
Soruda sorulan temel ayrımı yapabilmek için modellerin teorik temellerini bilmek gerekir.
2
Katılımın Değerini Analiz Et
Koruyucu modelde katılım 'araçsal'dır (korunmak için oy vermek), geliştirici modelde ise 'içsel'dir (bireyin gelişimi için katılım).
Soruda vurgulanan 'içsel değer' kavramı, katılımın bireyin karakteri üzerindeki etkisine işaret eder.
3
Mill'in 'Kapasite ve Ahlak' Vurgusunu Tanımla
J.S. Mill'e göre demokrasi, vatandaşların zihinsel ve ahlaki gelişimini sağlayan en iyi okul/eğitim aracıdır.
Geliştirici modelin temel amacı, bireyin kapasitelerini en üst düzeye çıkararak özgürleşmesini sağlamaktır.

Anahtar Kavram

Geliştirici Demokrasinin Pedagojik İşlevi

Daha Fazla Pratik

J.S. Mill'in 'Temsili Hükümet Üzerine Düşünceler' eserindeki 'eğitici demokrasi' argümanlarını, Schumpeter'in elitist rekabet modeliyle karşılaştıran bir çalışma yapınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 39Soru

Katılımcı demokrasi kuramının öncülerinden C.B. Macpherson ve Carole Pateman'a göre, bireylerin sadece genel seçimlerde değil, yerel yönetimlerde ve iş yerlerinde de karar alma süreçlerine doğrudan katılması gerekir. Bu kuramcılar, katılımın bireyin demokratik değerleri içselleştirmesini ve toplumsal sorumluluk bilinci geliştirmesini sağladığını savunur. Bu çerçevede, katılımın birey üzerinde yarattığı bu olumlu değişim ve öğrenme süreci aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitsel işlev

Cevap

Eğitsel işlev
Eğitsel işlev kavramı, katılımcı demokrasinin kalbinde yer alır. Carole Pateman ve C.B. Macpherson'a göre katılım, bireyin sadece yönetime dahil olmasını sağlamaz; aynı zamanda ona başkalarının çıkarlarını gözetmeyi, kamusal meselelerde akıl yürütmeyi ve demokratik bir karakter kazanmayı öğretir. Bu durum demokrasinin okuludur.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramcıların (Pateman ve Macpherson) temel odak noktasını belirle
Katılımcı demokrasi savunucuları, katılımın birey üzerindeki etkisine odaklanır.
Katılımcı modelin diğer modellerden farkını anlamak için bireye yüklenen role bakılmalıdır.
2
Katılımın bireydeki değişim (öğrenme/gelişme) amacını isimlendir
Katılımın bireye demokratik bilinç kazandırma sürecine 'eğitsel işlev' denir.
Teoride katılım, sadece bir sonuç değil, bireyi dönüştüren bir araçtır.

Anahtar Kavram

Katılımcı Demokrasinin Eğitsel İşlevi

İpuçları

1
Katılımcı demokraside katılım, birey için bir 'öğrenme süreci' olarak değerlendirilir.

Daha Fazla Pratik

Pateman'ın 'Participation and Democratic Theory' adlı eserinde iş yeri katılımı üzerine yaptığı vurguları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 40Soru

Çağdaş siyaset kuramında, demokratik siyasetin temel amacının toplumsal farklılıkları aşarak rasyonel ve nihai bir evrensel uzlaşıya varmak olmadığını savunan eleştirel bir yaklaşım bulunmaktadır. Bu yaklaşıma göre, toplumdaki yapısal çatışmalar (antagonizma) doğası gereği tamamen ortadan kaldırılamaz. Demokratik siyasetin görevi bu çatışmaları yok saymak veya rasyonel bir konsensüs ile bastırmak değil; onları 'düşmanların' birbirini yok etmeye çalıştığı bir durumdan çıkarıp, meşru 'hasımların' mücadele ettiği agonistik bir zemine taşımaktır. Ayrıca, farklı toplumsal direniş hareketlerinin (işçi hakları, çevrecilik, kadın hakları vb.) kendi özgüllüklerini koruyarak egemen iktidar bloğuna karşı bir 'eşdeğerlik zinciri' (chain of equivalence) içinde eklemlenmeleri (articulation) demokratikleşmenin temel koşuludur.

Bu parçada temel argümanları özetlenen ve liberal uzlaşmacı modellere alternatif sunan demokrasi teorisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Radikal demokrasi

Cevap

Doğru yanıt, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'un kavramsallaştırdığı Radikal demokrasi teorisidir.
Radikal demokrasi teorisi, Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe tarafından 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' adlı eserde sistemleştirilmiştir. Bu teori, Habermas'ın rasyonel uzlaşıya dayalı müzakereci demokrasisini reddeder. Toplumun tamamen uzlaşmasının imkansız olduğunu (antagonizma) belirtir ve demokratik siyasetin amacının düşmanları yok etmek değil, onlarla meşru bir zeminde mücadele etmek (agonizm) olduğunu savunur. Ayrıca farklı kimlik ve taleplerin ortak bir zincir (eşdeğerlik zinciri) etrafında birleşerek hegemonya kurmasını hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavramları (antagonizma, agonizm, eşdeğerlik zinciri, eklemlenme) tespit etmek.
Bu kavramların klasik liberal veya sosyalist teorilere ait olmadığı görülür.
Siyaset biliminde teorileri ayırt etmenin en güvenilir yolu kullandıkları özgül terminolojiyi bilmektir.
2
Teorinin neye karşı çıktığını analiz etmek.
Teorinin 'rasyonel ve nihai evrensel uzlaşıya' (Habermasçı müzakereci model) karşı çıktığı belirlenir.
Eleştirilen karşıt görüşü bulmak, doğru teoriyi netleştirmeyi sağlar.
3
Kavramları demokrasi teorileriyle eşleştirmek.
Toplumsal hareketlerin 'eşdeğerlik zinciri' kurarak hegemonya mücadelesi vermesi fikri doğrudan Radikal Demokrasi'ye aittir.
Laclau ve Mouffe'un 'Hegemonya ve Sosyalist Strateji' eserindeki ana argümanı budur.

Anahtar Kavram

Radikal Demokrasi (Laclau ve Mouffe)
ÖncekiSayfa 2 / 9Sonraki
Demokrasi Teorileri Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 2 | Examkin