Sosyoloji Tarihi ve Kuramları

186 soru

Soru 161Soru

Emile Durkheim, *Toplumsal İş Bölümü* adlı eserinde toplumların basitten karmaşığa doğru evrimini analiz eder. Bu süreçte, bireylerin birbirine benzediği ve ortak değerlerin çok güçlü olduğu yapıdan; iş bölümünün geliştiği, bireylerin farklılaştığı ancak işlevsel olarak birbirine muhtaç hale geldiği yapıya geçiş yaşanır.

Buna göre, Durkheim’ın "organik dayanışma" olarak tanımladığı modern toplumlarda, toplumsal düzeni sağlamada ön plana çıkan hukuk türü ve bu hukukun temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Onarıcı hukuk - Uzmanlaşmış organlar aracılığıyla bozulan toplumsal dengeleri yeniden tesis etmek

Cevap

Modern toplumlarda görülen organik dayanışma yapısında hukuk sistemi onarıcı (restitütif) niteliktedir ve amacı bozulan toplumsal dengeleri yeniden kurmaktır.
Emile Durkheim'a göre organik dayanışma, karmaşık iş bölümüne sahip modern toplumlarda görülür. Bu yapıda bireyler farklılaşmış olsa da işlevsel olarak birbirlerine muhtaçtırlar. Bu nedenle toplumsal düzeni sağlayan hukuk sistemi, suçluyu toplumdan dışlamak veya kolektif vicdanı tatmin etmek için cezalandırmak (baskıcı hukuk) yerine, bozulan ilişkileri ve dengeleri eski haline getirmeyi (onarıcı hukuk) amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Toplum yapısını analiz etme
Soruda tanımlanan 'modern', 'farklılaşmış' ve 'iş bölümünün geliştiği' yapı organik dayanışmaya işaret eder.
Durkheim'a göre iş bölümü arttıkça mekanik dayanışma yerini organik dayanışmaya bırakır.
2
Hukuk türüyle eşleştirme
Organik dayanışmada kolektif vicdan zayıfladığı için hukuk baskıcı (cezalandırıcı) olmaktan çıkıp onarıcı (tazmin edici) hale gelir.
Bu toplumlarda hukuk, kolektif vicdanı korumaktan ziyade uzmanlaşmış alanlardaki sözleşmeleri ve ilişkileri düzenler.
3
Hukukun işlevini belirleme
Onarıcı hukukun temel amacı 'iade-i hal' yani işleri eski haline döndürmektir.
Bireyler birbirine muhtaç olduğu için sistemin sürekliliği için bozulan dengenin tamiri esastır.

Anahtar Kavram

Organik Dayanışma ve Onarıcı Hukuk İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Durkheim'ın 'Anomi' kavramı ile organik dayanışmaya geçiş sürecinde yaşanan kuralsızlık durumunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 162Soru

Frankfurt Okulu temsilcilerinden Herbert Marcuse, modern sanayi toplumunun bireyleri sisteme entegre etme biçimlerini eleştirir. Marcuse'a göre, reklamlar ve kitle iletişim araçları yoluyla bireylere sunulan, onların gerçek özgürleşme potansiyellerini baskılayan ve onları mevcut düzene bağımlı kılan tüketim arzuları aşağıdaki kavramlardan hangisiyle tanımlanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sahte ihtiyaçlar

Cevap

Herbert Marcuse'un modern sanayi toplumunda bireylerin sisteme entegrasyonunu açıklamak için kullandığı kavram 'Sahte ihtiyaçlar'dır.
Doğru yanıt olan 'sahte ihtiyaçlar', Herbert Marcuse'un 'Tek Boyutlu İnsan' analizinin merkezinde yer alır. Marcuse'a göre ileri sanayi toplumu, bireyleri özgürleştirmek yerine onları tüketim kalıpları aracılığıyla denetim altında tutar. Reklamlar ve popüler kültür yoluyla yaratılan bu ihtiyaçlar, bireyin gerçek özgürlüğünü ve sistem eleştirisi yapma yetisini (tek boyutluluğa hapsederek) ortadan kaldırır.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürün temel argümanını belirleme
Herbert Marcuse, modern toplumun bireyi tüketim ve teknoloji aracılığıyla pasifize ettiğini savunur.
Soruda sorulan entegrasyon biçiminin hangi düşünürün hangi perspektifiyle ilgili olduğunu saptamak gerekir.
2
İhtiyaç türleri arasındaki ayrımı analiz etme
Marcuse, bireylerin biyolojik ve özgürlükçü 'gerçek ihtiyaçları' ile sistemin sürekliliği için üretilen 'sahte ihtiyaçlar' arasında bir ayrım yapar.
Tüketim toplumundaki arzuların kaynağını tanımlamak için Marcuse'un terminolojisine başvurulur.
3
Seçenekler arasında terminolojik eşleştirme yapma
Reklamlar ve medya yoluyla dayatılan, bireyi düzene bağlayan unsurların 'sahte ihtiyaçlar' kavramıyla karşılandığı sonucuna varılır.
Diğer kavramların (iletişimsel eylem, kolektif bilinç vb.) farklı kuramsal çerçevelere veya düşünürlere ait olduğu teyit edilir.

Anahtar Kavram

Sahte İhtiyaçlar (Marcuse)

Daha Fazla Pratik

Marcuse'un 'Tek Boyutlu İnsan' kavramı ile Adorno'nun 'Kültür Endüstrisi' kavramı arasındaki ortaklıkları ve farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 163Soru

Sosyolojinin isim babası ve kurucusu kabul edilen Auguste Comte, disiplini doğa bilimlerinin kesinliğine ulaştırmak amacıyla başlangıçta "sosyal fizik" olarak adlandırmıştır. Comte, toplumsal incelemeyi "düzen" (order) ve "ilerleme" (progress) kavramları ekseninde iki temel kategoriye ayırmıştır.

Buna göre; insan zihninin ve toplumların teolojik, metafizik ve pozitif evrelerden geçerek evrimleştiğini öne süren "Üç Hal Yasası", Comte'un sosyoloji sisteminde aşağıdakilerden hangisinin kapsamında yer almaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal Dinamik

Cevap

İnsan zihninin ve toplumların gelişimini açıklayan Üç Hal Yasası, Auguste Comte'un sisteminde toplumsal değişimi ve ilerlemeyi inceleyen "Toplumsal Dinamik" kapsamında değerlendirilir.
Toplumsal dinamik kavramı, toplumun zaman içindeki gelişimini, evrimini ve bir aşamadan diğerine geçişini ifade eden "İlerleme" (Progress) ilkesine dayanır. Auguste Comte'un insan zihninin ve toplumun teolojik, metafizik ve pozitif evrelerden geçtiğini öne sürdüğü "Üç Hal Yasası", bu ilerleme sürecinin yasası olduğu için doğrudan toplumsal dinamiğin konusudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram analizi yapılması
Comte sosyolojiyi ikiye ayırır: Düzen (Statik) ve İlerleme (Dinamik).
Soruda sorulan Üç Hal Yasası'nın hangi kategoriye girdiğini belirlemek için bu temel ayrımı bilmek gerekir.
2
Üç Hal Yasası'nın içeriğinin belirlenmesi
Yasa; teolojik, metafizik ve pozitif evreler arasındaki tarihsel geçişi (ilerlemeyi) anlatır.
Bu yasa bir yapısal dengeyi değil, zamansal bir değişimi ve evrimi ifade eder.
3
Doğru alanla eşleştirme
Değişim ve ilerleme = Toplumsal Dinamik.
Toplumsal statik düzeni korurken, toplumsal dinamik toplumun zihinsel ve yapısal gelişimini (Üç Hal Yasası gibi) konu edinir.

Anahtar Kavram

Toplumsal Statik ve Toplumsal Dinamik Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Comte'un bilimler hiyerarşisi (Matematik-Astronomi-Fizik-Kimya-Biyoloji-Sosyoloji) sıralamasını ve sosyolojinin neden en tepede yer aldığını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 164Soru

Sosyolojinin kurucu ismi Auguste Comte, toplumsal yapıyı biyolojik bir organizmaya benzeterek iki temel boyutta analiz etmiştir. Bu yaklaşımda bir tarafta toplumun varlığını borçlu olduğu düzen, denge ve kurumlar arası uyum koşulları ele alınırken; diğer tarafta bu yapının zaman içindeki gelişimi ve ilerleme yasaları incelenir. Buna göre, Comte'un sisteminde toplumun anlık bir fotoğrafını çekerek kurumların (aile, devlet, din vb.) karşılıklı etkileşimini ve düzenini inceleyen kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal Statik

Cevap

Toplumsal düzeni ve kurumlar arası dengeyi inceleyen kavram Sosyal Statik seçeneğidir.
Sosyal Statik, toplumun mevcut yapısını, düzenini ve kurumlarının birbirleriyle olan uyumlu ilişkisini inceleyen disiplindir. Auguste Comte, toplumu biyolojik bir organizma gibi ele alarak, organların (kurumların) bütünün bekası için nasıl bir iş birliği içinde olduğunu bu başlık altında analiz eder. Bu durum toplumun 'düzen' (order) yönünü temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Comte'un sosyoloji yaklaşımını analiz etme
Comte sosyolojiyi (sosyal fiziği) ikiye ayırır: Statik ve Dinamik.
Toplumun hem bir düzene sahip olduğunu hem de sürekli geliştiğini açıklamak için bu ayrım gereklidir.
2
Düzen ve ilerleme kavramlarını eşleştirme
Düzen (Order) = Statik; İlerleme (Progress) = Dinamik.
Soruda sorulan 'kurumlar arası uyum' ve 'denge' doğrudan düzen (statik) boyutuyla ilgilidir.

Anahtar Kavram

Toplumsal Statik ve Dinamik Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Comte'un 'Üç Hal Yasası'ndaki evrelerin (Teolojik, Metafizik, Pozitif) temel özelliklerini karşılaştıran bir soru çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:55s
Soru 165Soru

Modern toplumsal yapının dönüşümünü analiz eden bir kuramcı, modernitenin iki farklı evresini şu özelliklerle karşılaştırmaktadır:

ÖzellikErken (Katı) ModerniteÇağdaş (Akışkan) Modernite
Toplumsal BağlarUzun vadeli ve dayanıklıGeçici ve kırılgan
İş HayatıÖmür boyu süren kariyerlerEsnek ve değişken işler
Kurumsal YapıSabit ve öngörülebilirBelirsiz ve değişken

Buna göre, toplumsal formların sabitliğini yitirerek sürekli bir 'akış' haline geçtiğini savunan Zygmunt Bauman’ın bu dönemi tanımlamak için kullandığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akışkan Modernite

Cevap

Toplumsal bağların geçici, kurumsal yapıların ise belirsiz hale geldiği bu süreci Zygmunt Bauman 'Akışkan Modernite' kavramıyla tanımlar.
Akışkan Modernite kavramı, Zygmunt Bauman tarafından modernitenin katı kurumlarının (devlet, aile, sınıf) çözülerek bireyin sürekli değişen ve belirsiz bir ortamda kendi kararlarını almak zorunda kaldığı dönemi tanımlamak için geliştirilmiştir. Tablodaki geçici bağlar ve belirsiz kurumsal yapı vurgusu doğrudan bu kavramı işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Öncülde verilen tabloyu ve karşılaştırmalı özellikleri inceleme
Toplumun 'katı' ve 'öngörülebilir' yapıdan, 'geçici' ve 'belirsiz' bir yapıya dönüştüğü saptanmıştır.
Sorudaki anahtar kelimeler olan esneklik, geçicilik ve belirsizlik, Bauman'ın kuramsal çerçevesinin temelini oluşturur.
2
Bu dönüşümü 'erime' ve 'akış' metaforuyla açıklayan kuramcıyı belirleme
Zygmunt Bauman, modernitenin bu yeni evresini tanımlamak için 'sıvı' veya 'akışkan' kavramlarını kullanır.
Kuramcı, klasik modernitenin katı kurumlarının çözüldüğünü ve her şeyin akışkan hale geldiğini savunur.
3
Seçenekler arasında Bauman'a ait olan ve tanıma uyan kavramı seçme
Akışkan Modernite kavramı işaretlenir.
Diğer seçenekler (Habitus, Yapılaşma, Panoptikon) farklı çağdaş kuramcılara ait farklı olguları açıklar.

Anahtar Kavram

Zygmunt Bauman'ın Akışkan Modernite kuramı, toplumsal kurumların ve bireysel kimliklerin sabitliğini yitirerek sürekli bir değişim ve belirsizlik içine girmesini ifade eder.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 166Soru

Max Weber, 'Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu' adlı eserinde rasyonel kapitalizmin Batı dünyasında gelişimini belirli bir dinsel etik anlayışıyla ilişkilendirmiştir. Özellikle Kalvinizm'de görülen; bireyin Tanrı'nın rızasını kazanmak için dünyevi hazlardan ve lüksten kaçınarak disiplinli bir şekilde çalışması, mesleğini kutsal bir ödev (Beruf) olarak görmesi ve elde ettiği kazancı tüketmek yerine tekrar işine yatırması süreci Weber tarafından aşağıdaki kavramlardan hangisiyle açıklanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dünyevi çilecilik

Cevap

Max Weber'in Protestan ahlakı ile kapitalizm arasındaki bağı açıklarken kullandığı temel kavram 'dünyevi çilecilik' (inner-worldly asceticism) kavramıdır.
Doğru yanıt olan seçenek, Weber'in Kalvinist etik ile kapitalist zihniyet arasındaki köprüyü kuran temel kavramını içermektedir. Dünyevi çilecilik; bireyin manastıra kapanmak yerine dünya içinde kalarak, mesleğini bir Tanrı buyruğu gibi icra etmesi ve kazancını lüks tüketim yerine yatırıma yönlendirmesiyle kapitalist birikimi rasyonalize eden süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in Protestanlık ve kapitalizm arasındaki ilişkiyi kuran temel tezini analiz etme.
Weber, Kalvinist öğretideki 'kurtuluş endişesi'nin bireyi çok çalışmaya ve dinsel bir disipline ittiğini saptar.
Kapitalizmin ruhunun dinsel kökenlerini anlamak için dinsel öğretinin pratik hayata yansımasını tanımlamak gerekir.
2
Tanımlanan davranış biçimini (çalışma disiplini, tüketimden kaçınma, kutsal ödev) teknik kavramla eşleştirme.
Bu disiplinli ve dünyevi faaliyetlere odaklı yaşam biçimi 'dünyevi çilecilik' olarak adlandırılır.
Çilecilik (askese) normalde dünyadan kaçışı ifade etse de, Protestanlıkta bu disiplin 'dünya içinde' (inner-worldly) çalışma ile birleşmiştir.

Anahtar Kavram

Dünyevi Çilecilik (Inner-worldly Asceticism) ve Seçmeci Yakınlık (Elective Affinity)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 167Soru

Sosyolojinin bir bilim dalı olarak kurumsallaşması sürecinde etkili olan düşünürler ve savundukları temel yaklaşımlar üzerine hazırlanan aşağıdaki tablodaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

DüşünürTemel Yaklaşım / Kavram
I. Auguste ComtePozitivizm ve Üç Hal Yasası
II. Herbert SpencerSosyal Darwinizm ve Evrimcilik
III. İbn Haldunİlm-i Ümran ve Asabiyet
IV. Saint-SimonSosyal Fizyoloji ve Sanayi Toplumu
V. Max WeberSosyal Statik ve Sosyal Dinamik
Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: V

Cevap

Max Weber ile Sosyal Statik ve Sosyal Dinamik kavramlarının eşleştirildiği ifade yanlıştır; zira bu kavramlar sosyolojinin düzen ve ilerleme yasalarını açıklamak üzere Auguste Comte tarafından geliştirilmiştir.
Doğru yanıt olan beşinci seçenek yanlıştır çünkü 'Sosyal Statik' (toplumun denge ve düzen hali) ve 'Sosyal Dinamik' (toplumun gelişim ve değişim yasaları) kavramları sosyolojinin isim babası Auguste Comte tarafından disiplinin temel çalışma alanları olarak tanımlanmıştır. Max Weber ise toplumsal eylemi öznel anlamı üzerinden inceleyen 'Anlayıcı Sosyoloji' yaklaşımının temsilcisidir.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloda verilen öncü düşünürlerin temel kuramlarını analiz et.
Comte, Spencer, İbn Haldun ve Saint-Simon'un kendilerine ait doğru kavramlarla eşleştirildiği görülür.
Düşünürlerin sosyoloji tarihine damga vuran anahtar kavramlarını belirlemek gerekir.
2
V numaralı satırdaki Max Weber ve eşleştirilen kavramları incele.
Sosyal statik (toplumsal düzen) ve sosyal dinamik (toplumsal ilerleme) kavramlarının Auguste Comte'un metodolojik ayrımı olduğu belirlenir.
Max Weber daha çok rasyonalizasyon, bürokrasi ve anlayıcı sosyoloji ile ilişkilidir.
3
Yanlış olan eşleştirmeyi saptayarak sonucu doğrula.
Beşinci seçenekteki kavram-düşünür eşleşmesinin hatalı olduğu kesinleşir.
Kavramların hangi dönem ve düşünür tarafından literatüre kazandırıldığını ayırt etmek sorunun çözüm anahtarıdır.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin Öncü İsimleri ve Temel Kavramları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 168Soru

Jürgen Habermas, modern toplum analizinde 'sistem' ve 'yaşam dünyası' arasında temel bir ayrım yapmaktadır. Habermas’a göre; bürokrasinin ve piyasa ekonomisinin araçsal mantığının, eğitim, aile ve kamuoyu gibi karşılıklı anlayışa dayalı alanlara sızarak bu alanları kendi teknik kurallarına göre düzenlemesi ve tahakküm altına alması süreci aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yaşam dünyasının sömürgeleştirilmesi

Cevap

Yaşam dünyasının sömürgeleştirilmesi
Yaşam dünyasının sömürgeleştirilmesi kavramı, Habermas'ın geç dönem çalışmalarında modern toplumun temel patolojisini açıklar. Burada 'sistem' (ekonomi ve devlet bürokrasisi), karşılıklı anlayışa dayalı olması gereken 'yaşam dünyasını' (aile, eğitim, kamusal tartışma) para ve güç aracılığıyla istila ederek bu alanların özgün iletişimsel niteliğini yok eder.

Adım Adım Çözüm

1
Habermas'ın toplum modelindeki temel ikiliği tanımla.
Toplum; para ve gücün yönettiği 'Sistem' ile dil ve iletişimsel anlayışın yönettiği 'Yaşam Dünyası' olarak ikiye ayrılır.
Soru, bu iki alan arasındaki etkileşimin sonucunu sormaktadır.
2
Sistemin yaşam dünyası üzerindeki etkisini analiz et.
Piyasa ve bürokrasinin (sistem) teknik mantığı, aile ve kamusal alan gibi insani değerlere dayalı alanları (yaşam dünyası) bozarak kendi kontrolüne alır.
Bu süreç Habermas'ın 'sömürgeleştirme' (colonization) olarak adlandırdığı patolojiyi oluşturur.

Anahtar Kavram

Yaşam dünyasının sömürgeleştirilmesi

Daha Fazla Pratik

Habermas'ın iletişimsel eylem kuramı ile Weber'in rasyonalizasyon ve 'demir kafes' kavramı arasındaki ilişkiyi inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 169Soru

Sosyolojik kuramlar içerisinde makro düzeyde bir bakış açısı sunan yapısal işlevselci yaklaşımın toplumsal yapıya dair analizleri dikkate alındığında;

I. Toplumsal kurumlar, Parsons'ın AGIL şemasında vurguladığı gibi sistemin çevreye uyum sağlaması ve temel kalıpların korunması için işlev görür.
II. Toplumsal yapı, kıt kaynakların paylaşımı üzerindeki güç mücadelesi ve egemen sınıfların tahakküm ilişkileri tarafından şekillendirilir.
III. Robert Merton'a göre her toplumsal unsur sistem için her zaman olumlu sonuçlar doğurmaz; aksine sistemin dengesini bozan 'işlevsel olmayan' (dysfunction) çıktılar da üretebilir.

yukarıdaki ifadelerden hangileri bu kuramın temel varsayımları arasında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve III

Cevap

Toplumsal kurumların AGIL şemasına göre sistem ihtiyaçlarını karşılaması ve Merton'ın 'işlevsel olmayan' (dysfunction) kavramı yapısal işlevselci perspektife uygundur.
Toplumsal kurumların sistemin ihtiyaçlarını karşıladığını savunan Parsons'ın AGIL modeli (I) ve kurumların sistem dengesine zarar veren etkileri olabileceğini kabul eden Merton'ın 'işlevsel olmayan' kavramı (III), yapısal işlevselci kuramın temel taşlarıdır. Bu nedenle sistem uyumu ve denge arayışını temsil eden bu iki ifade doğru cevabı oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncülün kuramsal aidiyetini belirleme
Parsons'ın AGIL şeması (Uyum, Amaca Ulaşma, Bütünleşme, Kalıp Koruma) yapısal işlevselciliğin çekirdek kavramıdır.
Kurumların sistemin sürekliliği için belirli işlevleri yerine getirdiği varsayımı bu kuramın temelidir.
2
İkinci öncüldeki anahtar kavramları analiz etme
'Güç mücadelesi' ve 'tahakküm' kavramları Çatışmacı Kuram'a (Marx, Dahrendorf) aittir.
Yapısal işlevselcilik çatışma yerine denge ve uyuma odaklanır.
3
Üçüncü öncülün doğruluğunu test etme
Robert Merton, her toplumsal yapının işlevsel olmayabileceğini belirterek 'dysfunction' (işlevsel olmayan) kavramını yapısal işlevselciliğe kazandırmıştır.
Merton'ın bu katkısı kuramın klasik katı yorumlarını esneten modern bir yapısal işlevselci yaklaşımdır.
4
Doğru öncülleri birleştirme
I ve III numaralı ifadelerin yapısal işlevselci olduğu sonucuna varılır.
II numaralı ifade rakip bir kuram olan çatışmacı yaklaşımı temsil eder.

Anahtar Kavram

Yapısal İşlevselci Kuramın Temel Varsayımları ve AGIL Şeması
Soru 170Soru

Türk sosyoloji tarihinde toplumsal yapının dönüşümü, modernleşme süreçleri ve bu süreçlere dair geliştirilen kuramsal çerçeveler düşünüldüğünde, aşağıdaki yazar-kavram eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mübeccel Kıray: Hızlı toplumsal değişme dönemlerinde ortaya çıkan yapısal boşlukları dolduran 'tampon kurumlar' analizini yapmıştır.

Cevap

Mübeccel Kıray'ın hızlı toplumsal değişme sürecindeki boşlukları açıklayan 'tampon kurumlar' analizi doğrudur.
Mübeccel Kıray, Türk sosyolojisinde 'değişme sosyolojisi'nin en önemli isimlerinden biridir. Özellikle sanayileşme ve kentleşme gibi büyük dönüşümlerde, bireyin veya grupların sisteme uyumunu kolaylaştıran, toplumsal patlamaları önleyen geçici veya yarı-kalıcı mekanizmaları (gecekondu dayanışması, hemşehrilik ağları vb.) 'tampon kurumlar' olarak kavramsallaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Düşünürlerin temel kuramsal kavramlarını hatırlayın.
Ziya Gökalp: Hars/Medeniyet ayrımı; Prens Sabahattin: Bireycilik/Adem-i Merkeziyet; Mübeccel Kıray: Tampon Kurumlar; Şerif Mardin: Merkez-Çevre.
Türk sosyoloji tarihindeki temel ekollerin anahtar kavramlarını belirlemek yanlış seçenekleri elemeyi sağlar.
2
Mübeccel Kıray'ın kuramsal katkısını inceleyin.
Kıray, hızlı toplumsal değişim sırasında eski yapıların (köy) çözülmesi ile yeni yapıların (modern kent) tam oluşmaması arasındaki gerilimi azaltan yapılara odaklanır.
Tampon kurumlar kavramının işlevini anlamak, seçeneğin doğruluğunu teyit eder.
3
Diğer seçeneklerdeki kavram kaymalarını tespit edin.
Gökalp'in ayrımı reddetmesi, Sabahattin'in merkeziyetçiliği savunması ve Mardin'in merkez-çevreyi reddetmesi ifadeleri tarihsel gerçeklerle çelişir.
Kuramsal hataları belirleyerek doğru cevabı netleştirin.

Anahtar Kavram

Türk Sosyoloji Tarihinde Kuramsal Kavramlar
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 171Soru

Yapısal işlevselci kuramın toplumsal sistem analizi ve temel varsayımları dikkate alındığında;

I. Talcott Parsons’ın AGIL şemasına göre her toplumsal sistem, çevreye "uyum" sağlama ve sistem içi "bütünleşme" gibi hayati işlevsel zorunlulukları yerine getirmek zorundadır.
II. Robert K. Merton'a göre toplumsal kurumlar, bilinçli olarak amaçlanan "açık işlevler" yerine getirdiği gibi, bazen sistemin dengesini bozan "işlevsel olmayan" (dysfunction) çıktılar da üretebilir.
III. Toplumsal sistemdeki değişim; üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduranlar ile emeğini satanlar arasındaki uzlaşmaz çelişkilerin ve sınıf çatışmasının bir sonucudur.

yukarıdaki öncüllerden hangileri bu kuramın perspektifini temsil etmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I ve II

Cevap

Toplumsal sistemin işlevsel zorunluluklarını (AGIL) ve kurumların açık/işlevsel olmayan sonuçlarını içeren birinci ve ikinci öncüller doğrudur.
Doğru kabul edilen ifadeler, yapısal işlevselci kuramın iki dev ismi olan Parsons ve Merton'ın temel görüşlerini yansıtmaktadır. Birinci öncül, sistemin çevresel ve içsel gerekliliklerini (AGIL) ifade ederken; ikinci öncül, sistem parçalarının her zaman uyumlu olmayabileceğini gösteren işlevsel analiz yöntemini sunar.

Adım Adım Çözüm

1
Parsons'ın AGIL şemasını değerlendir
Birinci öncülde belirtilen 'uyum' (Adaptation) ve 'bütünleşme' (Integration), Parsons'ın sistemin hayatta kalması için gerekli gördüğü dört temel işlevden ikisidir.
Yapısal işlevselciliğin makro düzeydeki sistem analizini anlamak için AGIL modelini bilmek gerekir.
2
Merton'ın işlev analizini incele
İkinci öncüldeki 'açık işlev' (bilinen/amaçlanan) ve 'işlevsel olmayan' (sistemi bozan) kavramları Merton'ın kurama kattığı esnekliklerdir.
Merton, her kurumun her zaman sistem için sadece olumlu sonuçlar üretmeyeceğini savunarak kuramı geliştirmiştir.
3
Çatışmacı kuram ayrımını yap
Üçüncü öncüldeki 'sınıf çatışması' ve 'üretim araçları' vurgusu Karl Marx'a ve Çatışmacı Kurama aittir; yapısal işlevselciliğin denge vurgusuyla çelişir.
Soruda istenen yapısal işlevselci bakış açısı ile çatışmacı yaklaşımı birbirinden ayırmak temel analiz becerisidir.

Anahtar Kavram

Yapısal İşlevselcilikte Sistem Dengesi ve İşlev Türleri

Daha Fazla Pratik

Merton'ın 'gizil işlev' (latent function) kavramını, eğitim kurumunun bireylere eş bulma imkanı sağlaması örneği üzerinden inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 172Soru

Karl Marx’ın tarihsel materyalist perspektifinde, üretim ilişkilerinin ve altyapının üstyapı üzerindeki belirleyici rolü ile kapitalist üretim tarzında işçinin kendi emeğine ve ürününe yabancılaşması arasındaki ilişki dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu kuramsal çerçeveye uygun bir açıklamadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maddi üretim koşullarının (altyapı) şekillendirdiği toplumsal yapıda, yabancılaşma üretim araçlarının mülkiyet ilişkilerinden doğan yapısal bir sonuçtur.

Cevap

Maddi üretim koşullarının (altyapı) toplumsal yapıyı şekillendirdiği ve yabancılaşmanın üretim araçlarının mülkiyet ilişkilerinden kaynaklanan yapısal bir sonuç olduğu ifadesi doğrudur.
Doğru ifade, Marx'ın tarihsel materyalist yaklaşımının özünü yansıtmaktadır. Bu yaklaşıma göre toplumun ekonomik temeli olan altyapı, hukuki, siyasal ve ideolojik üstyapıyı belirler. Kapitalist üretim tarzında üretim araçlarının özel mülkiyeti, işçinin emeğine, ürünlerine ve nihayetinde kendine yabancılaşmasına yol açan yapısal bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Altyapı ve Üstyapı ilişkisini analiz etme
Marx'ın tarihsel materyalizminde ekonomik temel (altyapı), hukuk ve ideoloji gibi üstyapı kurumlarını belirler.
Toplumsal değişimin motorunun maddi üretim koşulları olduğunu anlamak için bu temel ayrım gereklidir.
2
Yabancılaşma kavramını ekonomik yapı ile ilişkilendirme
Kapitalist üretim tarzında üretim araçlarının özel mülkiyeti, işçinin kendi ürettiği nesne üzerindeki kontrolünü kaybetmesine (yabancılaşma) neden olur.
Yabancılaşmanın sadece psikolojik bir duygu değil, mülkiyet ilişkilerinden kaynaklanan yapısal bir durum olduğunu belirlemek için.
3
Seçenekleri karşılaştırarak Marx'ın özgün tezini bulma
Ekonomik mülkiyetin yabancılaşmayı ve toplumsal bilinci belirlediği sonucuna ulaşılır.
Diğer kuramların (işlevselcilik, Weberci yaklaşım) argümanlarını eleyerek doğru sonuca varmak için.

Anahtar Kavram

Tarihsel Materyalizm ve Yapısal Yabancılaşma

Daha Fazla Pratik

Sınıf bilincinin gelişimi ve 'kendinde sınıf'tan 'kendisi için sınıf'a geçiş sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 173Soru

Bir kamu görevlisi, mülki amirinin veya denetçilerin yokluğunda dahi etik kurallara ve tarafsızlık ilkesine uygun hareket etmektedir. Bu durum, bireyin artık sadece belirli kişilerin onayını almak için değil, içinde yaşadığı toplumun genel beklentilerini, değer yargılarını ve hukuk düzenini bir 'içsel rehber' haline getirdiğini göstermektedir. George Herbert Mead’in sembolik etkileşimci benlik kuramına göre, bireyin toplumun kolektif tutumlarını içselleştirerek kendi davranışlarını bu ortak perspektifle düzenlemesi süreci aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genelleştirilmiş öteki

Cevap

Genelleştirilmiş öteki
George Herbert Mead'e göre, bireyin benlik gelişimi 'oyun' (play) ve 'maç/oyun' (game) evrelerinden geçer. Maç evresinde birey, sadece karşısındaki tek bir kişinin değil, gruptaki veya toplumdaki tüm üyelerin beklentilerini anlayacak düzeye gelir. Toplumun bu kolektif tutum ve değer yargılarının bireyin zihninde oluşturduğu yapıya 'genelleştirilmiş öteki' denir. Bu sayede birey, dış bir denetim olmasa bile toplumsal vicdana göre hareket eder.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar ifadeleri belirle.
'Toplumun genel beklentileri', 'içsel rehber' ve 'kolektif tutumlar' ifadeleri bireyin sosyalizasyonun son aşamasında olduğunu gösterir.
Mead'in kuramında benlik gelişimi, başkalarının bakış açısını kazanma sürecidir.
2
Mead'in 'Genelleştirilmiş Öteki' kavramını analiz et.
Bu kavram, bireyin sadece belirli kişilerin değil, toplumun tamamının (oyun evresinden maç evresine geçişte olduğu gibi) kurallarını içselleştirmesini temsil eder.
Toplumsal denetimin 'içsel ses' haline gelmesi ancak toplumun genel tutumunun (generalized other) kazanılmasıyla mümkündür.
3
Kavramı benlik bileşenleriyle ilişkilendir.
Genelleştirilmiş ötekinin içselleştirilmesi, Mead'in 'Bana' (Me) olarak adlandırdığı toplumsal benliği oluşturur.
Birey bu sayede kendi 'Ben'ini (I), toplumun gözünden değerlendirebilir hale gelir.

Anahtar Kavram

Genelleştirilmiş Öteki (Generalized Other)

Daha Fazla Pratik

Mead'in 'Ben' (I) ve 'Bana' (Me) ayrımına dayanan diğer soruları inceleyerek bireysel ve toplumsal benlik farkını pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 174Soru

Ziya Gökalp, Türk toplumsal yapısının modernleşme sürecini analiz ederken "hars" (kültür) ve "medeniyet" (uygarlık) arasında kuramsal bir ayrım yapmıştır. Gökalp'e göre; yöntemli, rasyonel ve teknik bilgilerin toplamından oluşan, milletlerarası bir nitelik taşıyan ve bir toplumdan diğerine aktarılabilen olgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Medeniyet

Cevap

Medeniyet, Ziya Gökalp'in kuramında bilim, teknik ve rasyonel yöntemleri kapsayan milletlerarası olguyu ifade eder.
Doğru yanıt olan medeniyet kavramı, Ziya Gökalp'in düşünce sisteminde rasyonel, teknik ve uluslararası nitelikte olan, toplumlar arası etkileşime açık alanı temsil eder. Gökalp'e göre Batı'nın medeniyeti (tekniği ve bilimi) alınmalı ancak milli hars (kültür) korunmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Ziya Gökalp'in hars ve medeniyet ayrımı analiz edilmelidir.
Hars milli, medeniyet ise beynelmileldir (uluslararasıdır).
Gökalp, modernleşmenin yolunu harsı koruyarak medeniyeti (tekniği) almakta görmüştür.
2
Tanımda verilen rasyonellik, yöntemlilik ve aktarılabilirlik özellikleri değerlendirilmelidir.
Bu özellikler duygusal ve özgün olan 'hars' ile değil, teknik ve bilimsel olan 'medeniyet' ile örtüşmektedir.
Medeniyet akılcı (rasyonel), hars ise duygusal (hissi) bir temele dayanır.

Anahtar Kavram

Ziya Gökalp'in Hars ve Medeniyet Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Prens Sabahattin'in 'teşebbüs-i şahsi' kavramı ile Ziya Gökalp'in 'halkçılık' anlayışı arasındaki farkları inceleyerek Türk sosyolojisindeki temel kamplaşmaları daha iyi anlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 175Soru

19.19. yüzyılın ortalarında Sanayi Devrimi'nin getirdiği hızlı dönüşümü ve toplumsal karmaşayı anlamlandırmaya çalışan düşünürlerden biri, toplumu "yaşayan bir organizma"ya benzetmiş; toplumsal yapıların basit formlardan karmaşık formlara doğru evrildiğini ileri sürmüştür. Toplumsal gelişimi doğal bir seleksiyon süreci olarak gören ve bu sürece devlet müdahalesinin toplumsal dengeyi bozacağını savunan bu öncü isim aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Herbert Spencer

Cevap

Toplumu biyolojik bir organizma olarak tanımlayan ve devlet müdahalesine karşı çıkan Sosyal Darwinist yaklaşımın temsilcisi Herbert Spencer'dır.
Herbert Spencer, sosyolojinin öncü isimlerinden biri olarak toplumu biyolojik bir organizmaya benzetmiş ve toplumsal yapıların basitten (askeri toplum) karmaşığa (sanayi toplumu) doğru doğal bir evrim geçirdiğini savunmuştur. "En güçlünün hayatta kalması" ilkesini toplumsal alana uyarlayarak devletin zayıf olanları korumak için müdahale etmemesi gerektiğini, bu müdahalenin evrimsel süreci ve toplumsal dengeyi bozacağını ileri sürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel metaforu ve anahtar kavramları belirleyin.
"Yaşayan organizma", "basitten karmaşığa evrim", "doğal seleksiyon" ve "devlet müdahalesi karşıtlığı" kavramları tespit edilmiştir.
Bu kavramlar Sosyal Darwinist yaklaşımın temel taşlarıdır.
2
Bu kavramları savunan 19. yüzyıl düşünürünü eşleştirin.
Herbert Spencer, Darwin'in evrim teorisini toplumsal alana uygulayan ve "en güçlünün hayatta kalması" ilkesini savunan kişidir.
Spencer, toplumun kendi doğal yasalarıyla (laissez-faire) gelişmesi gerektiğini savunarak sosyolojide biyolojik organikçiliğin öncüsü olmuştur.

Anahtar Kavram

Sosyal Darwinizm ve Biyolojik Organikçilik

Daha Fazla Pratik

Herbert Spencer'ın 'Askeri Toplum' ve 'Sanayi Toplumu' tipolojileri arasındaki temel farkları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 176Soru

Bir endüstri toplumunda, üretim teknolojilerindeki hızlı gelişim (otomasyon sistemleri), işçilerin üretim süreci üzerindeki inisiyatiflerini tamamen ortadan kaldırmış ve onları devasa mekanizmaların sıradan bir dişlisi hâline getirmiştir. Eş zamanlı olarak, ülkedeki yasal mevzuat ve eğitim müfredatı da bu yeni teknolojik işleyişi meşrulaştıracak, verimlilik odaklı düzenin kesintisiz sürmesini güvence altına alacak şekilde yeniden yapılandırılmıştır.

Bu toplumsal dönüşüm sürecinin Karl Marx’ın tarihsel materyalizmi ve çatışmacı kuramı dikkate alınarak yapılan yapısal analizi aşağıdakilerden hangisinde en doğru biçimde ifade edilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Teknolojik altyapının dayattığı üretim ilişkileri işçilerin kendi emeklerine yabancılaşmasına yol açarken, hukuk ve eğitim gibi üstyapı kurumları bu eşitsiz ekonomik temeli yeniden üretmek ve meşrulaştırmak üzere biçimlenmiştir.

Cevap

Teknolojik altyapının dayattığı üretim ilişkileri işçilerin kendi emeklerine yabancılaşmasına yol açarken, hukuk ve eğitim gibi üstyapı kurumları bu eşitsiz ekonomik temeli yeniden üretmek ve meşrulaştırmak üzere biçimlenmiştir.
Karl Marx'ın tarihsel materyalizmine göre, toplumun ekonomik yapısını oluşturan üretim güçleri ve üretim ilişkileri 'altyapı'yı meydana getirir. Hukuk, devlet, din, eğitim gibi kurumlar ise 'üstyapı'yı oluşturur ve altyapı tarafından belirlenir. Senaryoda betimlenen otomasyon süreci ve işçinin makinenin bir parçası hâline gelmesi kapitalist üretim tarzının yarattığı 'yabancılaşma'yı; eğitim ve hukuk sisteminin bu yeni verimlilik odaklı düzeni korumak üzere değişmesi ise üstyapı kurumlarının, mevcut altyapıdaki eşitsiz ilişkileri ve egemen sınıf tahakkümünü 'meşrulaştırma' işlevini tam olarak yansıtmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Senaryodaki teknolojik gelişimin ve işçilerin inisiyatif kaybının Marxçı terminolojideki karşılığını belirle.
Bu durum, üretim güçlerindeki (altyapı) değişimi ve işçinin üretim sürecine/kendi emeğine 'yabancılaşmasını' ifade eder.
Marx'a göre kapitalist üretim tarzı, işçiyi emeğine, ürününe ve kendisine yabancılaştırır.
2
Senaryodaki yasal mevzuat ve eğitim müfredatının yeniden yapılandırılmasının işlevini Marxçı yaklaşımla analiz et.
Hukuk ve eğitim 'üstyapı' kurumlarıdır. Üstyapı, daima 'altyapı'daki (ekonomik temel) egemen sınıfın çıkarlarını korumak ve meşrulaştırmak için şekillenir.
Tarihsel materyalizmin temel tezi, altyapının üstyapıyı belirlediği ve kurumların tarafsız olmadığıdır.
3
Seçenekleri klasik sosyoloji kuramlarına göre tasnif et.
Rasyonelleşme/bürokrasi ve çok boyutlu tabakalaşma ifadeleri Weber'e; organik dayanışma Durkheim'a; sistem bütünleşmesi/adaptasyon Yapısal İşlevselciliğe aittir. Yabancılaşma ve altyapı/üstyapı ilişkisi Marx'a aittir.
Doğru yanıtın Marx'ın kavramsal çerçevesiyle (altyapı, üstyapı, yabancılaşma) birebir örtüşmesi gerekir.

Anahtar Kavram

Tarihsel Materyalizm (Altyapı-Üstyapı İlişkisi) ve Yabancılaşma
Soru 177Soru

Bir toplumda yaşanan ani sosyoekonomik dalgalanmaların toplumsal kurumlara etkisi üzerine yapılan kapsamlı bir sosyolojik araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır:

I. Aile kurumu, kriz döneminde artan stresi sönümleyerek bireylerin psikolojik dayanıklılığını artırmış ve sistemin ortak değer yargılarına olan inancın sarsılmasını engellemeye çalışmıştır.
II. Kaynak kıtlığı sürecinde eğitim sistemindeki fırsat eşitsizlikleri derinleşmiş, bu durum farklı sosyoekonomik gruplar arasındaki potansiyel çatışmayı ve tahakküm ilişkilerini daha belirgin hale getirmiştir.
III. Krizin etkilerini azaltmak için uygulanan esnek çalışma modelinin görünürde istihdamı korumasına karşın, uzun vadede çalışanların sendikal örgütlenme bağlarını zayıflatarak sosyal güvencesizliği artırdığı tespit edilmiştir.

Yapısal işlevselci kuramın önde gelen temsilcilerinden Talcott Parsons ve Robert K. Merton'ın kavramsal çerçeveleri dikkate alındığında, bu bulgularla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I. bulgu Parsons'ın AGIL şemasındaki 'kalıp koruma' işlevine örnek teşkil ederken; III. bulgu Merton'ın 'işlevsel olmayan (dysfunction)' kavramıyla analiz edilebilir.

Cevap

I. bulgu Parsons'ın 'kalıp koruma' işlevine; III. bulgu ise Merton'ın 'işlevsel olmayan' kavramına karşılık gelmektedir.
I. öncüldeki durum, Parsons'ın AGIL şemasında sistemin değerlerini sürdürmesi ve bireylerin gerilimini alarak onları motive etmesi anlamına gelen 'Kalıp Koruma / Gerilimi Yönetme (Latency)' fonksiyonunu tam olarak karşılar. III. öncüldeki durum ise, Merton'ın sisteme zarar veren, kurumsal yapıyı aşındıran ve öngörülemeyen sonuçlar için kullandığı 'işlevsel olmayan (dysfunction)' kavramının somut bir örneğidir. Doğru seçenek bu iki isabetli eşleştirmeyi bir arada sunmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
I. öncüldeki sosyolojik durumu analiz et.
Ailenin değer yargılarını koruması ve psikolojik gerilimi yönetmesi tespit edilmiştir.
Parsons'ın AGIL şemasında bu görev, sistemin sürekliliğini sağlayan 'Kalıp Koruma / Gerilimi Yönetme (Latency)' alt sistemine (özellikle aile kurumuna) aittir.
2
II. öncüldeki sosyolojik durumu analiz et.
Eşitsizliklerin derinleşmesi, çatışma ve tahakküm ilişkilerinin görünür olması tespit edilmiştir.
Bu argümanlar dengeyi savunan yapısal işlevselci kurama değil; toplumun eşitsizlik ve güç mücadeleleri üzerinden şekillendiğini savunan Çatışmacı Kuram'a (Marx, Dahrendorf) aittir.
3
III. öncüldeki sosyolojik durumu analiz et.
Esnek çalışmanın, sendikal bağları zayıflatması gibi öngörülmeyen ve sistem için olumsuz bir sonuç doğurduğu tespit edilmiştir.
Merton'ın analizinde, bir kurumun veya uygulamanın sistemin uyumunu bozan, öngörülmeyen olumsuz sonuçları 'işlevsel olmayan (dysfunction)' kavramıyla açıklanır.
4
Seçenekleri bu kuramsal eşleştirmelere göre değerlendir.
Sadece I'i 'kalıp koruma' ve III'ü 'işlevsel olmayan' olarak tanımlayan seçenek doğru yargıyı içermektedir.
Diğer seçenekler çatışmacı kuramın argümanlarını işlevselci kavramlarla açıklamaya çalışmakta veya Merton'ın açık/gizil işlev ayrımlarını hatalı kullanmaktadır.

Anahtar Kavram

Talcott Parsons'ın AGIL Şeması ve Robert K. Merton'ın İşlevsel Olmayan (Dysfunction) Kavramı
Soru 178Soru

Refah devleti uygulamalarının yaygınlaştığı geç kapitalist dönemde, devlet mekanizması serbest piyasanın yıkıcı etkilerini hafifletmek için ekonomiye yoğun bir şekilde müdahale etmeye başlamıştır. Bu süreçte devlet, ekonomik krizleri önleme görevini üstlenirken krizin doğasını da dönüştürmüştür. Eleştirel Okul geleneğini sürdüren Yeni Marksist yaklaşıma göre; ekonomik alandaki çelişkiler yapısal olarak çözülmemiş, yalnızca politik ve sosyokültürel alana transfer edilmiştir. Devletin, bir yandan sermaye birikimini desteklerken diğer yandan halkın sadakatini sağlamak için artan kamu harcamalarını idare edememesi sonucunda, kitlelerin siyasal otoriteye ve kurumlara duyduğu inanç sarsılır.

Yeni Marksist kuramda, ekonomik krizlerin siyasal ve idari sistemin kitleler nezdinde onaylanmama sorununa dönüşmesini ifade eden bu kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meşruiyet Krizi

Cevap

Doğru yanıt, ekonomik krizlerin politik alana kayarak halkın devlete olan inancını zedelemesini ifade eden 'Meşruiyet Krizi' kavramıdır.
Parçada, devletin serbest piyasa ekonomisine müdahale etmesiyle ekonomik çelişkilerin ortadan kalkmadığı, aksine devletin üzerine yıkıldığı ve bunun sonucunda halkın siyasal otoriteye olan inancının sarsıldığı anlatılmaktadır. Yeni Marksist düşünür Jürgen Habermas, geç kapitalizmde sistemin vatandaşların sadakatini sağlayacak anlamları ve inancı üretememesi durumunu 'Meşruiyet Krizi' (Legitimation Crisis) olarak kavramsallaştırmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel sosyolojik problemi analiz et.
Problem: Devletin ekonomiye müdahalesi sonucu ekonomik krizlerin şekil değiştirerek politik kurumlara yönelik bir 'inanç ve sadakat kaybına' dönüşmesi.
Sorunun hangi kuramsal çerçeveye ve kavrama işaret ettiğini tespit etmek için parçadaki anahtar vurguyu bulmak gerekir.
2
Parçadaki teorik yaklaşımı ve düşünürü belirle.
Yaklaşım Yeni Marksizm'dir. Geç kapitalist toplumlardaki bu sadakat kaybı ve devletin açmazı, Jürgen Habermas'ın analizlerine dayanmaktadır.
Frankfurt Okulu'nun farklı kuşakları farklı kriz ve denetim mekanizmalarına odaklanmıştır; devleti ve politik idareyi merkeze alan kriz analizi Habermas'a aittir.
3
Seçenekleri analiz edilen bağlamla eşleştir.
Halkın otoriteye ve sisteme olan inancını (onayını) yitirmesi sosyolojik olarak 'meşruiyet' (legitimacy) kavramıyla ilgilidir. Krizin bu alana sıçraması 'Meşruiyet Krizi' olarak adlandırılır.
Diğer kavramlar (Kültür Endüstrisi, Araçsal Akıl) Frankfurt Okulu'na ait olsa da medya, teknik rasyonalite ve doğanın tahakkümü ile ilgilidir.

Anahtar Kavram

Meşruiyet Krizi (Jürgen Habermas)
Soru 179Soru

Bir kamu hastanesindeki gündelik toplumsal etkileşimleri inceleyen bir araştırmacı, Herbert Blumer'in Sembolik Etkileşimcilik kuramının temel öncüllerine dayanarak hastaların kurum içindeki davranışlarını analiz etmeyi hedeflemektedir.

Buna göre, araştırmacının Blumer'in yaklaşımına sadık kalarak yapacağı değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hastaların tıbbi müdahalelere nesnel bir uyaran olarak mekanik tepkiler vermek yerine; eylemlerini bu müdahalelere toplumsal etkileşimle yükledikleri "anlamlara" dayandırmaları ve bu anlamları yorumlayıcı bir süreçle yönlendirmeleridir.

Cevap

Blumer'in kuramına uygun olan değerlendirme; hastaların nesnel uyaranlara mekanik tepkiler vermek yerine, olaylara yükledikleri anlamları, etkileşimi ve yorumlayıcı süreci temel alan seçenektir.
Herbert Blumer, Sembolik Etkileşimcilik yaklaşımını üç temel öncüle dayandırır: Birincisi, insanlar nesnelere ve durumlara doğrudan mekanik tepkiler vermek (davranışçılık) yerine, onlara yükledikleri anlamlara göre eylemde bulunurlar. İkincisi, bu anlamlar bireyin diğerleriyle olan toplumsal etkileşiminden doğar. Üçüncüsü, bu anlamlar kişinin karşılaştığı şeylerle başa çıkarken kullandığı yorumlayıcı bir süreç aracılığıyla işlenir. Doğru olan seçenek, hastaların tıbbi müdahalelere verdikleri tepkileri tam olarak bu üç aşamalı süreçle (anlam, etkileşim, yorumlama) açıkladığı için Blumer'in yaklaşımına sadık kalmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki spesifik kuramsal çerçeveyi tespit et.
Soruda genel olarak mikro sosyoloji değil, özel olarak 'Herbert Blumer'in Sembolik Etkileşimcilik kuramının temel öncülleri' sorulmaktadır.
Mikro sosyolojik yaklaşımlar (Mead, Goffman, Schutz, Blumer) aynı paradigma içinde yer alsalar da birbirinden farklı odak noktalarına ve kavram setlerine sahiptir.
2
Herbert Blumer'in üç temel öncülünü hatırla.
1. İnsanlar şeylere, onlara yükledikleri anlamlara göre davranır. 2. Bu anlamlar toplumsal etkileşimden doğar. 3. Bu anlamlar yorumlayıcı bir süreç aracılığıyla işlenir ve değiştirilir.
Doğru seçeneği bulmak için bu üç unsurun bir arada olduğu ifadeyi aramak gerekir.
3
Seçeneklerdeki kavram setlerini ait oldukları kuramcılarla eşleştirerek ele.
İzlenim yönetimi ve bölgeler Goffman'a; genelleştirilmiş öteki ve benlik gelişimi Mead'e; gizil işlev işlevselci Merton'a; yaşam dünyası ve tipifikasyon Schutz'a aittir. Anlamlandırma, etkileşim ve yorumlama süreci ise Blumer'i yansıtır.
Kuram ve kavram eşleştirmesinin kesin hatlarıyla doğru yapılması, çeldiricilere düşmemek için kritik öneme sahiptir.

Anahtar Kavram

Sembolik Etkileşimciliğin Temel Öncülleri (Herbert Blumer)
Soru 180Soru

Sosyolojinin bağımsız bir bilim dalı olarak tarih sahnesine çıkışı, Aydınlanma düşüncesinin mirası ile Fransız ve Sanayi devrimlerinin yarattığı köklü yapısal krizlerin bir sonucudur. Bu dönemde disiplinin temellerini atan düşünürler, toplumsal karmaşayı aşmak için genellikle doğa bilimlerinin modelini (pozitivizm) örnek alan yeni teorik çerçeveler sunmuşlardır.

Buna göre, sosyolojinin öncü isimleri ve temel yaklaşımlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Auguste Comte, "Üç Hal Yasası" ile insan zihninin ve toplumların teolojik, metafizik ve nihayetinde pozitif (bilimsel) aşamaya evrildiğini öne sürerek sosyolojiyi bilimlerin zirvesine yerleştirmiştir.

Cevap

Auguste Comte'un disipline sosyoloji adını vermesi, toplumların evrimini Üç Hal Yasası ile açıklaması ve bu bilimi diğer pozitif bilimlerin zirvesine yerleştirdiğini belirten ifade doğrudur.
Verilen ifadeler arasında tarihsel ve kavramsal olarak tek doğru olan Auguste Comte'un 'Üç Hal Yasası'nı geliştirmesi ve sosyolojiyi bilimler hiyerarşisinin en tepesine koyarak disiplinin temellerini atmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sosyolojinin 19. yüzyıldaki kuruluş bağlamını ve ilk dönem pozitivist öncülerini (Comte, Saint-Simon, Spencer) klasik dönem kuramcılarından (Marx, Weber, Durkheim) ayırt et.
Kronolojik ve metodolojik ayrımlar belirginleşir.
Soru, tarihsel dönemler ve kuramcıların temel kavramları arasındaki eşleştirmeleri test etmektedir.
2
Seçeneklerdeki düşünür isimleri ile onlara atfedilen anahtar kavramları (Sosyal Darwinizm, Umran, Sosyal Fizyoloji, Pozitivizm) eşleştir.
Durkheim'ın Sosyal Darwinizm ile, İbn Haldun'un Sosyal Fizyoloji ile, Saint-Simon'un ise Umran ilmi ile yanlış eşleştirildiği tespit edilir.
Her kuramcının sosyoloji tarihindeki özgün katkısını doğrulamak için gereklidir.
3
Marx ve Weber'in sosyolojinin ilk çeyreğindeki pozitivist kurucular olup olmadığını analiz et.
Marx ve Weber'in daha geç bir dönemde eser verdikleri ve katı doğa bilimleri pozitivizmine (örneğin evrensel evrim yasalarına) eleştirel yaklaştıkları görülerek bu seçenek elenir.
Klasik sosyolojik teorilerin metodolojik duruşlarını bilmek esastır.
4
Auguste Comte'a ait olan kavramların doğruluğunu teyit et.
Comte'un 'Üç Hal Yasası' ve pozitivist hiyerarşi kuramı doğru eşleştirilmiştir.
Doğru bilginin kesin tespiti için son kontrol adımıdır.

Anahtar Kavram

Sosyolojinin Öncü İsimleri ve Temel Kuramları (Comte, Spencer, Saint-Simon, İbn Haldun)
ÖncekiSayfa 9 / 10Sonraki
Sosyoloji Tarihi ve Kuramları Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 9 | Examkin