Toplumsal Kurumlar

122 soru

Soru 81Soru

Sosyolojik bir perspektifle toplumsal kurumlar, toplumun iskeletini oluşturan ve bireylere "hazır" bir dünya sunan, nispeten kalıcı ve örgütlü davranış kalıplarıdır. Kurumlar, toplumsal yaşamın kaosunu düzenleyerek bireysel eylemleri belirli bir meşruiyet ve norm çerçevesine kanalize ederler. Bu yapısal özellikler dikkate alındığında, toplumsal kurumların niteliğine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Toplumsal kurumlar, kendi içlerinde kapalı ve yalıtılmış sistemler oldukları için ekonomi kurumundaki bir krizin aile veya eğitim kurumu üzerinde herhangi bir değişim baskısı oluşturması beklenmez.

Cevap

Toplumsal kurumların birbirlerinden tamamen yalıtılmış ve kapalı sistemler olduğu, dolayısıyla birbirlerini etkilemedikleri yönündeki ifade sosyolojik açıdan yanlıştır.
Toplumsal kurumlar, toplumsal yapıyı oluşturan ve birbirini tamamlayan sistemik bir bütünün parçalarıdır. Sosyolojideki 'karşılıklı bağımlılık' ilkesine göre, örneğin ekonomi kurumundaki radikal bir değişim (işsizlik, enflasyon, sanayileşme vb.), aile yapısını, eğitim taleplerini ve hatta siyasal tercihleri doğrudan etkiler. Bu nedenle kurumların 'kapalı ve yalıtılmış' olduğunu savunan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal kurumun temel özelliklerini analiz etme
Kurumların kalıcılık, normatiflik, yaptırım gücü ve karşılıklı bağımlılık özelliklerine sahip olduğu belirlenir.
Sosyolojik analizde kurumların toplumun yapıtaşları olduğu ve bir bütünün parçaları olduğu gerçeği esastır.
2
Kurumlar arası etkileşimi değerlendirme
Toplumun bir sistem olduğu ve bu sistemi oluşturan kurumların (ekonomi, aile, eğitim vb.) birbirini doğrudan etkilediği sonucuna varılır.
Yapısal-işlevselci yaklaşıma göre toplum, parçaları birbirine bağlı bir sistemdir; dolayısıyla kurumlar arası yalıtılmışlık söz konusu olamaz.
3
Yanlış seçeneği tespit etme
Ekonomideki krizin diğer kurumları etkilemeyeceği iddiasının sosyolojik gerçeklikle bağdaşmadığı görülür.
Tarihsel ve güncel örnekler, ekonomik değişimlerin aile yapısını (örneğin çekirdek aileye geçiş) ve eğitimi doğrudan dönüştürdüğünü kanıtlamaktadır.

Anahtar Kavram

Kurumsal Karşılıklı Bağımlılık (Institutional Interdependence)

Daha Fazla Pratik

Kurumların açık ve gizli işlevleri ile kurum-organizasyon ayrımı konularına odaklanan soruları çözerek bu kavramları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 82Soru

Modern sanayi toplumlarında iş gücü hareketliliği ve rasyonel iş bölümü, aile kurumunu geleneksel bağlarından soyutlayarak daha esnek bir yapıya zorlamıştır. Talcott Parsons'ın "izole çekirdek aile" kavramsallaştırmasında belirttiği üzere, bireyin toplumsal hareketliliğini kısıtlayan "tek yanlı soy" bağları zayıflamış; miras, hısımlık ve sosyal destek ağları her iki ebeveyn koluna da eşit düzeyde yayılmıştır. Bu durum, yeni kurulan aile biriminin ikametgâh seçiminde de ebeveynlerden tam bir mekânsal özerklik gerektirir.

Buna göre, yukarıda betimlenen toplumsal yapıya ve modern aile tipine uygun olan "soy sistemi" ve "yerleşim kuralı" eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bilateral (İki yanlı) soy - Neolokal (Yeni yerleşim) yerleşim

Cevap

Modern sanayi toplumlarının gerektirdiği simetrik akrabalık bağı ve mekânsal bağımsızlık, Bilateral (İki yanlı) soy ve Neolokal (Yeni yerleşim) yerleşim kavramlarıyla ifade edilir.
Modern sanayi toplumlarında Talcott Parsons tarafından kavramsallaştırılan 'izole çekirdek aile', akrabalık bağlarının her iki ebeveyn tarafına eşit oranda dağıldığı 'İki Yanlı (Bilateral)' soy sistemini benimser. Aynı zamanda ekonomik fırsatları takip edebilmek adına ailelerin ebeveynlerinden bağımsız yeni bir konuta yerleşmesi 'Yeni Yerleşim (Neolokal)' kuralı ile açıklanır. Bu iki kavram modern ailenin yapısal simetrisini ve mekânsal hareketliliğini tam olarak karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal bağlamı analiz etme.
Parsons'ın "izole çekirdek aile" modeli, modern sanayileşmiş toplumdaki aile yapısını tanımlar.
Soru kökündeki ipuçları (iş gücü hareketliliği, mekânsal özerklik) bizi modern aile yapısına yönlendirir.
2
Soy sistemini belirleme.
Hısımlık bağlarının her iki tarafa eşit dağılması "Bilateral" (İki yanlı) soy sistemidir.
Tek yanlı (unilineal) sistemler (patrilineal veya matrilineal), belirli bir soy grubuna aidiyet gerektirdiğinden modern çekirdek ailenin simetrik yapısına uymaz.
3
Yerleşim kuralını belirleme.
Ebeveynlerden bağımsız yeni bir hane kurulması "Neolokal" yerleşimdir.
Patrilokal (baba yanı) veya matrilokal (anne yanı) gibi kurallar, geniş aile bağlarını sürdürdüğü için modern toplumdaki hareketlilik ihtiyacıyla çelişir.

Anahtar Kavram

Modern Çekirdek Ailenin Yapısal Özellikleri
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 83Soru

Dinsel organizasyonların tipolojik sınıflandırmasında; ne kilise gibi tüm toplumu kapsama iddiasında olan ne de mezhep (sect) gibi kurulu düzene sert bir muhalefet sergileyen, dinsel çoğulculuğu kabul ederek diğer inanç gruplarının meşruiyetini tanıyan ve genellikle orta sınıf değerleriyle uyumlu bir yapı sergileyen organizasyon biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Denominasyon

Cevap

Dinsel çoğulculuğu kabul eden, toplumla uyumlu ve kilise ile mezhep arasında bir geçiş formu niteliği taşıyan yapı 'Denominasyon'dur.
Sosyolojik literatürde (özellikle H. Richard Niebuhr'un çalışmaları), dinsel çoğulculuğu kabul eden, orta sınıf değerleriyle barışık olan ve toplumla düşük düzeyde gerilim yaşayan yapı 'Denominasyon' olarak adlandırılır. Bu yapılar, mezhep (sect) kadar katı ve muhalif değil, kilise kadar da tüm toplumu kapsayan bir dinsel tekel iddiasında değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Dini organizasyon tiplerinin (kilise, mezhep, denominasyon, kült) temel özelliklerini ayırt edin.
Organizasyonlar; toplumsal çevreyle olan gerilim düzeyleri ve üyeliğin biçimi (doğumla/iradi) üzerinden sınıflandırılır.
Soruda verilen özelliklerin hangi tipolojik kategoriye girdiğini belirlemek için bu ayrım gereklidir.
2
Sorudaki 'çoğulculuğu kabul etme' ve 'orta yol sergileme' ifadelerini analiz edin.
Bu özellikler, bir grubun diğer inançların varlığını meşru gördüğünü ve toplumla uzlaşık olduğunu gösterir.
Mezhepler dışlayıcı ve muhaliftir; kiliseler ise kapsayıcı ve tekelcidir. Denominasyon ise bu ikisi arasındaki dengedir.

Anahtar Kavram

Dini Organizasyon Tipleri (Kilise, Mezhep, Denominasyon, Kült)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 84Soru

Max Weber, modern endüstriyel toplumlarda ekonomik yapının ve çalışma hayatının rasyonelleşme ilkesi çerçevesinde şekillenmesini analiz eder. Bu süreçte bürokratikleşme ve hesaplanabilirliğin artması, bireyin hareket alanını daraltan ve onu teknik kurallara hapseden bir yapı oluşturur. Weber'in, rasyonel-bürokratik yapının bireyi kuşatarak yaratıcılığını ve özgürlüğünü kısıtladığı bu toplumsal durumu ifade etmek için kullandığı metaforik kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Demir Kafes

Cevap

Max Weber'in rasyonelleşme ve bürokratikleşmenin bireyi kısıtlayıcı etkisini tanımlamak için kullandığı kavram 'Demir Kafes' ifadesidir.
Doğru cevap olan 'Demir Kafes' kavramı, Max Weber tarafından modern kapitalist toplumlardaki rasyonel-bürokratik örgütlenmenin bireyi teknik kurallar, verimlilik ve hesaplanabilirlik kıskacına hapsederek onun yaratıcılığını ve manevi özgürlüğünü yok etmesini simgeler.

Adım Adım Çözüm

1
Weber'in ekonomi ve çalışma sosyolojisindeki temel odağını belirleme
Weber, modern toplumun temel karakteristiği olarak 'rasyonelleşme'yi görür.
Soruda bahsedilen rasyonelleşme ve hesaplanabilirlik ilkeleri doğrudan Weber'in kuramsal çerçevesine aittir.
2
Rasyonelleşmenin birey üzerindeki olumsuz etkisine dair metaforu saptama
Verimlilik ve bürokrasi odaklı bu yapının bireyi kuşatması 'Demir Kafes' (Iron Cage) olarak adlandırılır.
Weber, rasyonel yapıların bir noktadan sonra insanı teknik bir çark haline getirerek özgürlüğünü elinden aldığını savunur.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Rasyonelleşme ve Demir Kafes Kavramı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 85Soru

Sanayi devrimiyle birlikte üretim süreçlerinde yaşanan köklü değişimleri analiz eden düşünürlerden Adam Smith, iş bölümünün uzmanlaşma ve verimlilik artışı yoluyla ekonomik büyümeyi tetiklediğini savunmuştur. Buna karşın Karl Marx, kapitalist üretim tarzı içindeki teknik iş bölümünün işçi üzerindeki etkilerine odaklanarak bu süreci 'yabancılaşma' (alienation) kavramıyla açıklamıştır.

Buna göre, Marx'ın iş bölümüne yönelik yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İş bölümünün, işçinin üretim süreci üzerindeki kontrolünü yok ederek onu kendi emeğine, ürününe ve doğasına yabancılaştırdığını ileri sürer.

Cevap

İş bölümünün işçinin üretim süreci üzerindeki kontrolünü yok ederek onu kendi emeğine, ürününe ve doğasına yabancılaştırdığını ileri süren ifade doğrudur.
Doğru seçenek Karl Marx'ın çatışmacı perspektifini tam olarak yansıtmaktadır. Marx'a göre kapitalist sistemdeki teknik iş bölümü, işçinin emeğinin meyvesinden koparılmasına ve yaratıcı gücünün elinden alınarak sistemin bir parçası haline gelmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Adam Smith ve Karl Marx'ın iş bölümüne bakış açılarını karşılaştırın.
Adam Smith verimlilik ve refah artışına odaklanırken, Marx işçinin yaşadığı insani kayıplara (yabancılaşma) odaklanır.
Soruda iki klasik kuramcı arasındaki temel yaklaşım farkı sorulmaktadır.
2
Marx'ın 'yabancılaşma' (alienation) kavramının kapsamını belirleyin.
İşçinin ürüne, üretim sürecine, kendisine ve diğer insanlara yabancılaşması.
Marx'a göre kapitalist iş bölümü işçiyi bir araç haline getirir.
3
Seçeneklerdeki diğer kuramsal kavramları (organik dayanışma, rasyonelleşme, görünmez el) eleyin.
Diğer kavramların Durkheim, Weber ve Smith'e ait olduğu saptanır.
Sosyolojik kuramlar arasındaki kavramsal ayrımı netleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Marx'ın İş Bölümü ve Yabancılaşma Teorisi

Daha Fazla Pratik

İş bölümü kavramını Durkheim, Marx ve Weber ekseninde karşılaştırmalı bir tablo üzerinden çalışmak, KPSS sınavındaki benzer sorular için ayırt edici olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 86Soru

Eğitim kurumunun temel işlevlerinden biri olan 'toplumsal seçme ve yerleştirme' (sosyal ayıklama), bireylerin yetenek ve başarılarına göre belirli statülere yönlendirilmesini ifade eder. Bu işlevin toplumsal yapıdaki işleyişine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi çatışmacı kuramın (perspektifin) temel argümanını yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Eğitim sistemi, başarıyı bireysel yeteneğe bağlı tarafsız bir sonuç gibi sunarak; aslında sosyo-ekonomik avantajların korunmasını ve mevcut toplumsal tabakalaşmanın meşrulaştırılmasını sağlar.

Cevap

Eğitim sisteminin başarıyı tarafsız göstererek mevcut eşitsizlikleri ve sınıf yapısını meşrulaştırdığını savunan ifade çatışmacı kuramın görüşüdür.
Çatışmacı kurama göre eğitim sistemi, tarafsız bir meritokrasi (liyakat) illüzyonu yaratarak mevcut toplumsal eşitsizlikleri 'başarı' veya 'başarısızlık' etiketi altında meşrulaştırır. Bu sayede üst sınıflar kendi kültürel ve ekonomik sermayelerini çocuklarına aktarırken, sistem bu aktarımı adil bir yarışmış gibi gösterir. Bu durum 'toplumsal yeniden üretim' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Eğitimin 'seçme ve yerleştirme' işlevi ile 'çatışmacı kuram' arasındaki ilişkiyi analiz etmek.
Çatışmacı kuram, eğitimdeki seçme sürecinin adil olmadığını, aksine üst sınıfların avantajlarını korumaya yaradığını savunur.
Kuramsal çerçevenin doğru belirlenmesi sorunun çözümü için esastır.
2
Seçeneklerde 'eşitsizlik', 'güç ilişkileri' ve 'meşrulaştırma' kavramlarını aramak.
Eğitimin sosyo-ekonomik avantajları koruduğunu ve tabakalaşmayı meşrulaştırdığını belirten ifade bu kriterlere uymaktadır.
Çatışmacı kuramın anahtar kavramları eşitsizlik ve yeniden üretimdir.

Anahtar Kavram

Eğitimin Toplumsal Yeniden Üretim İşlevi ve Çatışmacı Kuram
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 87Soru

Toplumsal kurumlar; toplumun sürekliliğini sağlayan, belirli toplumsal ihtiyaçları karşılamak üzere örgütlenmiş, yaptırım gücü olan ve zaman içerisinde kökleşen kalıcı yapılardır.

Sosyolojik bir bakış açısıyla toplumsal kurumların genel özellikleri ve işleyişi hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Her toplumsal kurum, sadece bireyler ve toplum tarafından önceden belirlenmiş ve amaçlanmış işlevleri yerine getirir.

Cevap

Toplumsal kurumların sadece amaçlanan işlevleri yerine getirdiğini savunan ifade yanlıştır; çünkü kurumlar hem açık (manifest) hem de gizli (latent) işlevlere sahiptir.
Toplumsal kurumlar, Robert Merton tarafından kavramsallaştırılan iki tür işlev yürütürler. 'Açık işlevler' (manifest functions), kurumun kurulma amacı olan, bilinen ve beklenen sonuçlardır. Ancak kurumlar aynı zamanda 'gizli işlevlere' (latent functions) de sahiptir; bunlar bilinçli olarak amaçlanmayan ancak kurumun işleyişi sonucu ortaya çıkan dolaylı sonuçlardır. Bu nedenle kurumların 'sadece' amaçlanan işlevleri yerine getirdiğini söylemek sosyolojik olarak hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal kurumların özelliklerini analiz etme
Kurumların kalıcılık, normatif yapı, ihtiyaç karşılama ve nesnellik gibi özelliklere sahip olduğu saptanır.
Sorunun kökünde yanlış olan özelliği bulmak için genel literatür bilgilerinin doğrulanması gerekir.
2
İşlevsellik kavramını değerlendirme
Robert Merton'ın işlevselci kuramdaki katkısı hatırlanır: Açık işlev (amaçlanan) ve Gizli işlev (amaçlanmayan).
Kurumların sadece bilinen amaçlarla sınırlı olmadığını, yan etkiler veya dolaylı sonuçlar (işlevler) ürettiğini anlamak sorunun çözüm anahtarıdır.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Kurumların 'sadece' amaçlanan işlevlere sahip olduğunu savunan seçeneğin bilimsel gerçeklikle çeliştiği belirlenir.
Sosyolojide 'sadece', 'tek', 'mutlak' gibi sınırlayıcı ifadeler genellikle teorik çeşitliliği göz ardı eder ve hatalıdır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Kurumların Açık ve Gizli İşlevleri

Daha Fazla Pratik

Robert Merton'ın açık ve gizli işlev ayrımını eğitim veya din kurumu üzerinden somut örneklerle pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 88Soru

Emile Durkheim, 'Dinsel Yaşamın İlkel Biçimleri' adlı eserinde dini; kutsal sayılan, yani diğerlerinden ayrı tutulan ve yasaklanan şeylerle ilgili inanç ve pratiklerin oluşturduğu bütünleşik bir sistem olarak tanımlar. Durkheim'ın işlevselci yaklaşımına göre, topluluk halinde gerçekleştirilen dinsel ritüellerin ve törenlerin temel toplumsal amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin ortak değerler ve semboller etrafında birleşmesini sağlayarak toplumsal dayanışmayı pekiştirmek

Cevap

Bireylerin ortak değerler ve semboller etrafında birleşmesini sağlayarak toplumsal dayanışmayı pekiştirmek
Emile Durkheim'a göre dinsel ritüeller, bireylerin gündelik yaşamın (dindışı/profane) dışına çıkarak kutsal semboller etrafında toplanmasını sağlar. Bu törenler sırasında oluşan 'kolektif coşku', bireylerin topluma olan aidiyetini artırır ve aralarındaki ahlaki bağları güçlendirir. Dolayısıyla ritüellerin temel işlevi toplumsal bütünleşmeyi ve dayanışmayı gerçekleştirmektir.

Adım Adım Çözüm

1
Durkheim'ın din sosyolojisindeki temel kavramlarını belirleme
Kutsal (sacred), dindışı (profane), ritüel ve kolektif vicdan kavramları öne çıkar.
Sorunun teorik çerçevesini Durkheim'ın işlevselci perspektifine oturtmak gerekir.
2
Ritüellerin işlevini analiz etme
Ritüeller, bireyleri bir araya getirerek 'kolektif coşku' (collective effervescence) yaratır.
Bireylerin bir araya gelmesi, toplumsal bağların fiziksel ve sembolik olarak yenilenmesini sağlar.
3
Toplumsal dayanışma ile bağ kurma
Ritüeller sonucunda bireyler kendilerini toplumun bir parçası olarak hisseder ve kolektif vicdan güçlenir.
Durkheim'a göre dinin temel işlevi toplumu bir arada tutan ahlaki bir topluluk yaratmaktır.

Anahtar Kavram

Durkheim'ın Din Sosyolojisi ve Toplumsal Dayanışma

İpuçları

1
Durkheim'ın toplumun devamlılığı ve uyumu üzerindeki vurgusunu düşünün.
2
Dinin bireyler üzerindeki 'birleştirici' gücüne ve 'kolektif vicdan' kavramına odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Durkheim'ın mekanik ve organik dayanışma kavramlarının dinsel ritüeller üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 89Soru

Sağlık sosyolojisinde sağlık ve hastalık olguları farklı kuramsal perspektiflerden analiz edilmektedir. Yapısal-işlevselci yaklaşım (özellikle Talcott Parsons), hastalığı toplumsal sistemin işleyişini aksatan bir "sapma" olarak görürken; çatışmacı kuram, tıp kurumunu hakim sınıfların çıkarlarına hizmet eden bir "toplumsal kontrol" aracı olarak değerlendirir. Bu bağlamda, çatışmacı kuramın "tıbbileştirme" (medicalization) olgusu üzerinden geliştirdiği temel eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tıbbi bilginin ve kurumların, toplumsal sorunların kökenindeki eşitsizlikleri maskeleyerek statükoyu koruyan birer 'depolitizasyon' aracına dönüşmesi

Cevap

Çatışmacı kurama göre tıbbileştirme, toplumsal ve yapısal eşitsizliklerden kaynaklanan sorunların tıbbi birer hastalık olarak tanımlanıp bireyselleştirilerek politik kökenlerinin gizlenmesidir.
Çatışmacı kuramcılar, tıbbileştirme (medicalization) sürecini toplumsal kontrolün bir biçimi olarak eleştirirler. Bu yaklaşıma göre, daha önce politik, hukuki veya toplumsal olarak tanımlanan meselelerin tıbbi birer 'hastalık' tanımına hapsedilmesi, bu sorunların kökenindeki sınıfsal ve yapısal eşitsizlikleri görünmez kılar. Bu durum, toplumsal bir sorunun çözümünün sistem değişikliği yerine bireysel tıbbi müdahalelerde (ilaç kullanımı, terapi vb.) aranmasına neden olarak 'depolitizasyon' sağlar ve mevcut güç ilişkilerini meşrulaştırır.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramsal perspektifleri ayırt edin.
Yapısal-işlevselcilik sağlığı toplumsal denge/uyum üzerinden açıklarken, çatışmacı kuram güç ve kontrol üzerinden açıklar.
Sorunun hangi kuramsal çerçevedeki eleştiriyi sorduğunu belirlemek için gereklidir.
2
"Tıbbileştirme" kavramının çatışmacı kuramdaki karşılığını analiz edin.
Tıbbileştirmenin sadece bir tıbbi süreç değil, aynı zamanda politik sorunları "teknik/biyolojik" sorunlara dönüştüren bir mekanizma olduğu saptanır.
Tıbbın toplumsal kontrol işlevini nasıl yerine getirdiğini anlamak için temel bir kavramdır.
3
Seçeneklerdeki eleştirel vurguyu bulun.
Toplumsal eşitsizliklerin (yoksulluk, kötü çalışma koşulları vb.) üzerinin örtülmesi ve statükonun korunması vurgusu doğru yanıta ulaştırır.
Çatışmacı kuramın temel motivasyonu olan eşitsizlik ve ideoloji vurgusunu doğrulamak içindir.

Anahtar Kavram

Tıbbileştirme ve Toplumsal Kontrol
Soru 90Soru

Eğitim kurumunun işlevlerine yönelik çatışmacı perspektifte, okulun temel amacının iş dünyası için gerekli teknik becerileri öğretmekten ziyade, belirli mesleki ve sosyal grupların kendi statülerini korumak amacıyla kullandıkları "diploma" ve "sertifika" gibi resmi belgelerin biriktirildiği bir mekanizmaya dönüştüğü vurgulanır. Bu yaklaşıma göre eğitim sistemi, bireyleri yeteneklerine göre seçmekten çok, bir tür "toplumsal dışlama" ve "kapatma" aracı olarak işlev görmektedir.

Yukarıdaki açıklamada vurgulanan ve eğitimin toplumsal tabakalaşma içindeki rolünü eleştiren kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Diplomalılaşma (Credentialism)

Cevap

Eğitimin, teknik beceri kazandırmaktan ziyade belirli statülere giriş için 'vize' niteliği taşıyan belgelerin (diploma vb.) sayısını artırmaya odaklandığını savunan kavram 'Diplomalılaşma'dır.
Diplomalılaşma (Credentialism) kavramı, modern toplumlarda eğitimin işlevsel niteliğinden ziyade, bireylerin iş piyasasında rekabet edebilmeleri ve belirli statü gruplarına kabul edilmeleri için gerekli olan diploma ve sertifika gibi resmi niteliklerin enflasyonist bir şekilde artmasını ve bu belgelerin toplumsal tabakalaşmada bir dışlama aracı olarak kullanılmasını ifade eder. Bu durum, çatışmacı kuramın eğitim sistemine getirdiği temel eleştirilerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar ifadeleri belirle.
"Teknik beceriden ziyade diploma biriktirme", "statü koruma", "toplumsal kapatma/dışlama" ifadeleri tespit edildi.
Çatışmacı kuramcıların (özellikle Randall Collins) eğitim sistemine yönelik spesifik eleştirisini anlamak için bu anahtarlar kritiktir.
2
Kavramlar arası eleme yap.
Meritokrasi liyakati savunur (zıt görüş), Kültürel Sermaye içsel birikimdir, Diplomalılaşma ise dışsal belge biriktirme sürecidir.
Toplumsal tabakalaşma içindeki eşitsizliği pekiştiren kurumsal 'belge' mekanizmasını en iyi açıklayan terimi bulmak gerekir.

Anahtar Kavram

Diplomalılaşma (Credentialism) ve Çatışmacı Eğitim Kuramı
Soru 91Soru

Ralph Turner tarafından geliştirilen ve eğitim sistemlerinin toplumsal hareketliliği nasıl organize ettiğini açıklayan yaklaşıma göre; bireylerin statü elde etmek için eşit koşullarda yarıştığı ve ödülün bireysel çaba sonucunda kazanıldığı model ile mevcut elitlerin kendi kriterlerine göre yeni üyeleri erkenden seçip yetiştirdiği model arasındaki ayrım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yarışmacı hareketlilik - Sponsorlu hareketlilik

Cevap

Ralph Turner'ın eğitim ve hareketlilik arasındaki ilişkiyi açıkladığı kavram çifti 'Yarışmacı hareketlilik - Sponsorlu hareketlilik' olarak adlandırılır.
Doğru seçenek olan 'Yarışmacı hareketlilik - Sponsorlu hareketlilik', Ralph Turner'ın eğitim sistemlerinin toplumsal statü kazandırma biçimlerini sınıflandırdığı terminolojidir. Yarışmacı modelde statü, bireyin kendi çabasıyla kazandığı bir ödüldür; sponsorlu modelde ise statü, mevcut elitler tarafından seçilme ve onaylanma yoluyla verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki temel kuramcıyı ve konuyu tespit etme.
Ralph Turner ve eğitim sisteminin toplumsal hareketlilikteki rolü.
Turner, eğitim sistemlerini 'yarışmacı' (contest) ve 'sponsorlu' (sponsored) olmak üzere iki ideal tip altında inceler.
2
Tanımlanan modelleri kavramlarla eşleştirme.
Bireysel çaba ve açık rekabet 'yarışmacı'; erken seçim ve elit desteği 'sponsorlu' modeldir.
Yarışmacı modelde eğitim son ana kadar herkese açık bir yarıştır; sponsorlu modelde ise elitler potansiyel haleflerini erken yaşta seçer.

Anahtar Kavram

Ralph Turner'ın Eğitim ve Hareketlilik Modelleri

Daha Fazla Pratik

İşlevselci ve çatışmacı kuramların eğitimdeki başarıya (meritokrasi vs. sosyal yeniden üretim) bakış açılarını karşılaştırarak çalışınız.
Tahmini Süre:50s
Soru 92Soru

Peter Berger, dinin toplumsal dünyayı anlamlı kılan bir düzen (nomosnomos) inşa ettiğini ve bu düzeni kozmik bir çerçeveye oturtarak bireyi kaosun (anomi) yıkıcı etkilerinden koruduğunu savunur. Berger'in dinin bu koruyucu ve meşrulaştırıcı işlevini betimlemek için kullandığı temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kutsal Şemsiye

Cevap

Peter Berger'in dinin kaosa karşı koruyucu işlevini niteleyen kavramı 'Kutsal Şemsiye'dir.
Kutsal Şemsiye kavramı, Peter Berger tarafından dinin toplumsal dünyayı meşrulaştırma ve bireyi hayatın belirsizlikleri ile ölüm gibi anomik durumlardan koruma işlevini tanımlamak için kullanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Peter Berger'in din sosyolojisindeki temel perspektifini hatırla.
Berger, dinin toplumsal inşadaki meşrulaştırıcı rolüne odaklanır.
Soru, Berger'in dinin koruyucu işlevini hangi kavramla açıkladığını sormaktadır.
2
Dinin toplumu kaostan (anomi) koruyan bir 'anlam düzeni' kurması nitelemesini analiz et.
Bu 'anlam düzeni' insan yapımı toplumsal dünyayı kozmik bir kalkanla çevreler.
Kaosun etkisini azaltan bu metaforik yapı kavramın adını belirler.
3
Kavramları eşleştir.
Dinin bu işlevi için kullanılan kavram 'Kutsal Şemsiye'dir.
Berger, dinin bu bütünleştirici ve koruyucu yapısını 'The Sacred Canopy' eserinde bu isimle kavramsallaştırmıştır.

Anahtar Kavram

Kutsal Şemsiye (Peter Berger)

İpuçları

1
Bu kavram, dinin toplumu dışarıdaki kaos ve anomiden koruyan bir 'kalkan' gibi düşünülmesini sağlar.
2
Kavramın ismi, yağmurdan korunmak için kullanılan bir nesneyi metafor olarak kullanır.

Daha Fazla Pratik

Berger'in 'Nomos' ve 'Anomi' kavramları arasındaki ilişkiyi meşrulaştırma bağlamında tekrar inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 93Soru

Pierre Bourdieu'nun eğitim sosyolojisine ilişkin analizlerinde; okulun egemen sınıf kültürünü tek geçerli 'meşru' kültür olarak dayatması ve bu kültüre yabancı olan alt sınıf öğrencilerinin yaşadığı güçlükleri sistemsel bir eşitsizlik yerine 'bireysel yeteneksizlik' olarak algılatması süreci, aşağıdaki kavramlardan hangisiyle tanımlanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sembolik şiddet

Cevap

Sembolik şiddet
Pierre Bourdieu'ya göre eğitim sistemi, egemen sınıfların kültürel sermayesini (dil, zevkler, davranışlar) tarafsız ve evrensel bir değer gibi sunar. Alt sınıflardan gelen öğrenciler bu kültürel kodlara sahip olmadıkları için başarısız olduklarında, bu başarısızlık 'sistemin adaletsizliği' olarak değil, öğrencinin 'yeteneksizliği' olarak sunulur. Bu dolaylı ve fark edilmeyen baskı mekanizmasına 'sembolik şiddet' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Kuramsal Çerçevenin Belirlenmesi
Soruda Pierre Bourdieu'nun çatışmacı perspektifi ve eğitimin toplumsal yeniden üretimdeki rolü vurgulanmaktadır.
Bourdieu, eğitim sisteminin tarafsız bir kurum olmadığını, aksine sınıfsal eşitsizlikleri meşrulaştıran bir yapı olduğunu savunur.
2
Mekanizmanın Analiz Edilmesi
Okulun, belirli bir sınıfın kültürünü (kültürel sermayesini) 'tek meşru' kültür olarak sunması ve bu kültüre sahip olmayanların başarısızlığını 'doğal/bireysel' bir durum gibi göstermesi incelenir.
Bu örtük dayatma, fiziksel bir zorlama olmaksızın bireylerin kendi eşitsiz konumlarını kabullenmelerine yol açan bir 'şiddet' türüdür.
3
Kavramsal Eşleştirme
Bu süreci tanımlayan teknik terim 'Sembolik şiddet'tir.
Bourdieu, egemen kültürün meşruiyetini dayatan bu pedagojik eylemi sembolik şiddet olarak kavramsallaştırmıştır.

Anahtar Kavram

Bourdieu'nun Sembolik Şiddet Kavramı ve Eğitim
Soru 94Soru

Robert Merton'ın yapısal-işlevselci analizine göre toplumsal kurumların amaçlanan ve görünürdeki sonuçları "açık işlev", amaçlanmayan ve dolaylı sonuçları ise "gizli işlev" olarak tanımlanır. Bu bağlamda, bir dini grubun düzenlediği yardım faaliyetlerinin birincil amacı dini bir görevi ifa etmekken; bu faaliyetlerin grup üyeleri arasındaki güven duygusunu artırarak toplumsal bütünleşmeye katkı sağlaması, dini kurumun aşağıdaki işlevlerinden hangisine örnektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gizli işlev

Cevap

Dini grubun yardımlaşma faaliyetlerinin toplumsal bütünleşmeye sağladığı dolaylı katkı, Robert Merton'ın kuramına göre gizli işlev olarak adlandırılır.
Robert Merton'ın yapısal-işlevselci kuramına göre, bir toplumsal kurumun veya ritüelin katılımcılar tarafından bilinen ve amaçlanan sonuçları 'açık işlev' (manifest function) iken; niyet edilmemiş, başlangıçta fark edilmeyen ancak toplumsal bütünleşmeye katkı sağlayan sonuçları 'gizli işlev' (latent function) olarak tanımlanır. Soruda verilen örnekte dini vecibenin ifası açık işlevdir; bu sürecin yan ürünü olan dayanışma artışı ise gizli işlevdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal ayrımı belirleme
Merton'ın açık ve gizli işlev tanımları üzerinden analiz yapılır.
Sorunun kökünde doğrudan bu kuramsal ayrım referans verilmiştir.
2
Senaryodaki temel amacı (niyeti) tespit etme
Görünürdeki ve amaçlanan sonuç: Dini vecibenin yerine getirilmesi (Açık İşlev).
Açık işlev, aktörlerin bilinçli olarak hedeflediği sonuçtur.
3
Senaryodaki dolaylı sonucu tespit etme
Niyet edilmeyen ancak ortaya çıkan olumlu sonuç: Sosyal dayanışmanın artması (Gizli İşlev).
Gizli işlev, eylemin başlangıçta planlanmayan ancak sisteme fayda sağlayan yan ürünüdür.

Anahtar Kavram

Din Kurumunun İşlevsel Analizi (Açık ve Gizli İşlevler)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 95Soru

Geleneksel toplumlarda din, toplumsal gerçekliğin tek ve sarsılmaz meşruiyet kaynağıyken; modernleşme süreçleriyle birlikte farklı inanç sistemlerinin ve dünya görüşlerinin aynı toplumsal alanda bir arada var olması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bireyin hangi inanca bağlanacağı konusunda bir 'tercih' yapmak durumunda kalması, dinsel inancın 'verili' (taken-for-granted) olma niteliğini aşındırmıştır.

Peter Berger'e göre, dinsel tekellerin kırıldığı ve inancın bir tercih meselesine dönüştüğü bu sosyolojik durum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çoğulculuk

Cevap

Peter Berger'in dinsel tekellerin kırılmasını ve inancın bir tercih meselesine dönüşmesini tanımlamak için kullandığı kavram 'çoğulculuk'tur.
Peter Berger'in analizinde modernleşme, toplumsal dünyayı anlamlı kılan dinsel 'tekel' yapılarını yıkar. Geleneksel dünyada din, bireyin içine doğduğu ve sorgulamadığı 'verili' bir gerçekliktir. Ancak modern toplumlarda çok sayıda din ve dünya görüşü aynı alanda rekabet eder. Bu durum, bireyi 'seçim' yapmaya zorlar (heretik zorunluluk) ve sosyolojik olarak 'çoğulculuk' kavramıyla ifade edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları (tercih, tekelin kırılması, verili olma niteliğinin kaybı) analiz et.
Dinin artık sorgulanamaz bir gerçeklik (kader) olmaktan çıkıp bir seçenek haline geldiği anlaşılır.
Bu özellikler modern din sosyolojisinde çoğulculuk olgusunun temel karakteristikleridir.
2
Peter Berger'in kuramsal çerçevesini hatırla.
Berger, 'Kutsal Şemsiye'nin parçalanmasıyla birlikte dinin bir pazar mantığına büründüğünü savunur.
Yazarın 'Heretik Zorunluluk' olarak da adlandırdığı bu durum, çoğulculuğun sosyolojik sonucudur.

Anahtar Kavram

Dinsel Çoğulculuk

İpuçları

1
Dinin bir 'kader' olmaktan çıkıp 'seçenek' haline geldiği ortamı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Berger'in 'Kutsal Şemsiye' ve 'Heretik Zorunluluk' kavramlarını inceleyerek dinin modern dünyadaki konumunu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 96Soru

Geleneksel tarım toplumlarında mülkiyetin bütünlüğünü korumak ve iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla yeni evlenen çiftlerin erkeğin babasının hanesine katılması esastır. Buna karşın, modern sanayi toplumlarında bireysel özgürlükler ve coğrafi hareketlilik ihtiyacı, çiftlerin ebeveynlerinden bağımsız yeni bir hane kurmalarını zorunlu kılmıştır. Sosyolojik literatürde bu iki farklı toplumsal yapıda baskın olan yerleşim kuralları (residence) aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Patrilokal - Neolokal

Cevap

Geleneksel yapıdaki erkeğin ailesi yanına yerleşme kuralı olan 'patrilokal' ile modern yapıdaki bağımsız hane kurma kuralı olan 'neolokal' kavramlarının sırasıyla verildiği seçenek doğrudur.
Geleneksel tarım toplumlarında, özellikle ataerkil düzende mülkiyetin parçalanmasını önlemek için yeni evlenen çift erkeğin ailesinin yanında yaşar (patrilokal). Modernleşme ve sanayileşme ile birlikte ise bireylerin iş bulmak amacıyla göç etmesi ve çekirdek ailenin ekonomik bağımsızlığını kazanmasıyla, her iki tarafın ailesinden uzak yeni bir konut açma pratiği (neolokal) baskın hale gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Geleneksel tarım toplumu özelliğini analiz etme
Erkeğin babasının hanesine yerleşme kuralının 'patrilokal' (baba yanı) olduğu tespit edilir.
Mülkiyetin ve iş gücünün korunması için ataerkil yapılarda bu sistem yaygındır.
2
Modern sanayi toplumu özelliğini analiz etme
Ebeveynlerden bağımsız yeni bir mekan kurma kuralının 'neolokal' (yeni yerleşim) olduğu tespit edilir.
Sanayileşme ile gelen coğrafi hareketlilik ve çekirdek aile yapısı bağımsız konutu zorunlu kılar.
3
Sıralamayı eşleştirme
Patrilokal - Neolokal dizilimi seçilir.
Metindeki tarihsel ve yapısal dönüşüm sırasına en uygun kavram çiftidir.

Anahtar Kavram

Yerleşim Kuralları (Patrilokal ve Neolokal)
Soru 97Soru

Siyaset sosyolojisinde Max Weber’in otorite tipolojileri, modern devletin gelişimini ve meşruiyet temellerini anlamak için kullanılan temel kavramsal araçlardır. Modern devletin aksine; iktidarın belirli bir hanedana veya kişiye "kutsal bir miras" olarak geçtiği, itaatin soyut kurallara değil doğrudan kişiye (efendiye) yapıldığı ve idari personelin genellikle yöneticinin yakın çevresinden veya bendelerinden oluştuğu yapılar Weber tarafından tanımlanmıştır. Buna göre, meşruiyetini "geçmişin kutsallığından ve kadim geleneklerden" alan bu otorite tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geleneksel Otorite

Cevap

Geleneksel Otorite
Geleneksel otorite, meşruiyetini zamanın derinliklerinden gelen ve kutsal kabul edilen örf, adet ve geleneklerden alır. Bu yapıda lider (efendi), gücünü bu geleneklere borçludur ve yönetim kadrosu genellikle liderin kişisel çevresinden oluşur. Soruda vurgulanan 'kutsal miras' ve 'geleneklerin kutsallığı' ifadeleri bu otorite tipini tanımlar.

Adım Adım Çözüm

1
Otoritenin meşruiyet kaynağını belirleyin.
Soruda meşruiyetin 'geçmişin kutsallığından' ve 'kadim geleneklerden' geldiği belirtilmiştir.
Weber'e göre her otorite tipi farklı bir meşruiyet iddiasına dayanır.
2
İtaat ilişkisinin niteliğini analiz edin.
İtaatin soyut kurallara değil, 'kişiye (efendiye)' yapıldığı ve 'kişisel sadakat'in ön planda olduğu görülmektedir.
Geleneksel otoritede itaat ilişkisi, modern devletin aksine şahsi nitelik taşır.
3
Özellikleri Weber'in ideal tipleriyle eşleştirin.
Geleneksel otorite tanımıyla tam uyum sağlanmaktadır.
Kutsal miras, hanedan vurgusu ve kişisel itaat geleneksel otoritenin ayırt edici özellikleridir.

Anahtar Kavram

Max Weber'in Otorite Tipleri
Tahmini Süre:50s
Soru 98Soru

Siyaset sosyolojisinde sivil toplum kavramı; aile, piyasa ve devlet arasındaki özerk bir alanı ifade etmek için kullanılır. Modern toplumlarda sivil toplumun varlığı, devletin gücünün sınırlandırılması ve demokratik katılımın artırılması açısından hayati kabul edilir.

Buna göre, sivil toplum ve devlet arasındaki ilişkiyi tanımlayan aşağıdaki ifadelerden hangisi modern siyaset sosyolojisi yaklaşımlarıyla en fazla örtüşmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sivil toplum, devletin resmi hiyerarşisinden bağımsız, gönüllü birliktelikler yoluyla kamusal iradenin oluşumuna katkı sağlayan bir alandır.

Cevap

Sivil toplum, devletin resmi hiyerarşisinden bağımsız, gönüllü birliktelikler yoluyla kamusal iradenin oluşumuna katkı sağlayan bir alandır.
Sosyolojide sivil toplum, bireylerin kendi istekleriyle bir araya geldiği (dernekler, vakıflar, sendikalar vb.), devletin doğrudan müdahalesi dışında kalan ve kamusal tartışmalar yoluyla siyasal kararları etkileyebilen özerk bir yapıdır. Doğru seçenek bu nitelikleri tam olarak kapsar.

Adım Adım Çözüm

1
Sivil toplum kavramının kapsamını belirle.
Sivil toplum; devletin zorlayıcı gücü, ailenin özel alanı ve piyasanın kâr amacı güden yapısı dışında kalan özerk bir alandır.
Kavramın sosyolojik sınırlarını doğru çizmek soruyu çözmek için temeldir.
2
Seçenekleri sivil toplumun 'özerklik' ve 'gönüllülük' ilkeleri üzerinden değerlendir.
Devletin bir birimi olduğu veya sadece sınıfsal baskı aracı olduğu yönündeki ifadeler elenir.
Sivil toplumun temel özelliği devletten bağımsızlığı ve bireylerin gönüllü katılımıdır.

Anahtar Kavram

Sivil Toplumun Özerkliği ve İşlevi

İpuçları

1
Sivil toplumun 'özerk' (bağımsız) ve 'gönüllü' olma özelliklerini hatırlayın.
2
Devletin 'zorlayıcı' (cebri) gücü ile sivil toplumun 'rızaya dayalı' yapısı arasındaki farkı düşünün.

Daha Fazla Pratik

Gramsci'nin 'Hegemonya' kavramı çerçevesinde sivil toplumun devletle olan ilişkisini incelemek bu konuyu derinleştirecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 99Soru

Eğitim kurumunun toplumsal işlevlerine dair sosyolojik tartışmalarda iki temel perspektif öne çıkmaktadır. Birinci perspektif, okulun toplumsal yetenekleri süzerek en liyakatli olanları en üst statülere yerleştirdiğini ve bu yolla toplumsal hareketliliği yeteneğe dayalı hale getirdiğini savunur. İkinci perspektif ise eğitimin, egemen sınıfların kültürel değerlerini tek geçerli ölçüt olarak sunarak mevcut eşitsizlikleri meşrulaştırdığını ve toplumsal tabakalaşmayı nesiller boyu yeniden ürettiğini iddia eder. Bu iki temel perspektif, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapısal-İşlevselci Yaklaşım — Çatışmacı Yaklaşım

Cevap

Eğitimin yetenekleri seçme ve meritokrasiyi sağlama işlevi Yapısal-İşlevselci Yaklaşım, eşitsizlikleri meşrulaştırma ve yeniden üretme işlevi ise Çatışmacı Yaklaşım ile ifade edilir.
Doğru yanıt olan seçenek, metindeki sıraya tam uyum sağlar. İlk bölümde anlatılan 'liyakatli olanların seçilmesi' Talcott Parsons ve Davis-Moore gibi düşünürlerin temsil ettiği Yapısal-İşlevselci bakıştır. İkinci bölümde anlatılan 'eşitsizliklerin yeniden üretimi' ise Marx, Weber ve Bourdieu gibi isimlerin temelini attığı Çatışmacı Yaklaşım'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Birinci öncüldeki anahtar kavramları analiz et
Liyakat, toplumsal seçme ve statüye yerleştirme kavramları belirlendi.
Bu kavramlar toplumun bir organizma gibi uyum içinde çalışması için eğitimin süzgeç görevi gördüğünü savunan işlevselci bakışı temsil eder.
2
İkinci öncüldeki anahtar kavramları analiz et
Eşitsizliklerin meşrulaştırılması, egemen sınıf vurgusu ve yeniden üretim kavramları belirlendi.
Bu kavramlar eğitimin bir baskı aracı olduğunu ve mevcut sınıfsal hiyerarşiyi koruduğunu savunan çatışmacı bakışı temsil eder.

Anahtar Kavram

Eğitim Sosyolojisinde Temel Kuramsal Yaklaşımlar
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 100Soru

Toplumsal kurumlar; bireysel eylemlerin ötesinde bir varlığa sahip olan, toplumun ortak ihtiyaçlarını karşılayan ve tarihsel süreçte kökleşmiş kurallar, normlar ve değerler bütünüdür. Sosyolojik analizlerde "kurum" kavramı ile "somut örgütlenme" (organizasyon) kavramı arasındaki ayrım, yapısal özelliklerin anlaşılması açısından kritik bir öneme sahiptir.

Buna göre, toplumsal kurumların genel özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu yapıların temel nitelikleri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belirli üyeleri, hiyerarşik kadrosu ve fiziki sınırları olan somut birer yapı olmaları

Cevap

Toplumsal kurumlar somut ve fiziki birer birim değil, toplumsal eylemleri düzenleyen soyut kurallar ve değerler bütünüdür.
Sosyolojik anlamda toplumsal kurumlar; aile, din, ekonomi veya hukuk gibi soyut kurallar, değerler ve roller sistemidir. Seçeneklerde belirtilen 'belirli üyeler', 'hiyerarşik kadro' ve 'fiziki sınırlar' ise kurumların değil, bu kurumların birer uygulama alanı olan toplumsal örgütlerin (organizasyonların) özellikleridir. Örneğin 'eğitim' bir kurumdur ancak bir üniversite binası ve içindeki personel bir örgüttür.

Adım Adım Çözüm

1
Toplumsal kurum kavramının sosyolojik tanımını analiz et.
Kurumların soyut, normatif, zorlayıcı ve ihtiyaç karşılayıcı yapılar olduğu belirlendi.
Kurum ile günlük dildeki 'kuruluş/bina' ayrımını yapmak için teorik temeli kurmak gerekir.
2
Kurum (Institution) ve Örgüt/Organizasyon (Organization) ayrımını değerlendir.
Aile bir kurumdur; bir eğitim merkezi veya bir vakıf binası ise örgüttür.
Kurumlar davranış standartları iken örgütler bu standartları uygulayan somut topluluklardır.
3
Seçeneklerdeki somutluk-soyutluk ifadelerini karşılaştır.
Fiziki sınırlar, hiyerarşik kadro ve belirli üyeler gibi özelliklerin somut yapılara (örgütlere) ait olduğu saptandı.
Soruda istenen 'kurum özelliğine uymayan' ifadeyi bulmak için bu ayrım anahtardır.

Anahtar Kavram

Toplumsal Kurumların Soyut ve Normatif Doğası
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 5 / 7Sonraki