İdarenin Sorumluluğu

152 soru

Soru 141Soru

Bir büyükşehir belediyesi, ana arterlerden birinde yürüttüğü yol yenileme çalışması kapsamında çalışma alanını emniyet şeritleriyle kapatmış, yanıp sönen ışıklı uyarı levhaları yerleştirmiş ve gece boyunca güvenliği sağlaması için nöbetçi bir personel görevlendirmiştir. Ancak bir sürücü, trafik kurallarını ihlal ederek aşırı hız yapmış ve tüm uyarı levhalarına rağmen emniyet şeritlerini aşarak çalışma alanına girmiş, kazılan çukura düşerek aracında ağır hasar meydana gelmesine neden olmuştur.

İdare hukuku ilkeleri uyarınca, bu olayda idarenin tazminat sorumluluğundan kurtulması veya sorumluluğunun azalması aşağıdakilerden hangisi ile doğrudan ilişkilidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari faaliyet ile zarar arasındaki illiyet bağının zarar görenin kusuru nedeniyle kesilmesi veya daralması

Cevap

İdari faaliyet ile zarar arasındaki illiyet bağının zarar görenin kusuru nedeniyle kesilmesi veya daralması gerekçesiyle idarenin sorumluluğu ortadan kalkar veya azalır.
İdarenin tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için 'illiyet bağı' (nedensellik bağı) kurucu bir unsurdur. Olayda idare, hizmetin gerektirdiği tüm önlemleri alarak üzerine düşen ödevi yerine getirmiştir. Zararın meydana gelmesine sebep olan asıl etken sürücünün levhaları ve emniyet şeritlerini hiçe sayan 'ağır kusuru'dur. Bu durum, idari eylem ile zarar arasındaki bağı kestiği için idare sorumlu tutulamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki unsurları tespit etme
İdari eylem (yol çalışması), bir zarar (araç hasarı) ve bir dış etken (sürücünün ağır kusuru) bulunmaktadır.
Sorumluluğun kurulabilmesi için işlem/eylem, zarar ve illiyet bağı şartlarının birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir.
2
İlliyet bağının incelenmesi
İdare gerekli tüm objektif güvenlik önlemlerini (şerit, levha, personel) almasına rağmen, zarar sürücünün kendi kuralsızlığı sonucu oluşmuştur.
Zarar görenin ağır kusuru, idarenin eylemi ile ortaya çıkan somut zarar arasındaki 'neden-sonuç' ilişkisini (illiyet bağını) koparır.
3
Hukuki sonucun belirlenmesi
Tam kusur durumunda idarenin sorumluluğu tamamen kalkarken, ortak kusur durumunda tazminat miktarından indirim yapılır.
İlliyet bağını kesen veya daraltan nedenler (mücbir sebep, beklenmeyen hal, zarar görenin kusuru, üçüncü kişinin kusuru) sorumluluğu etkiler.

Anahtar Kavram

İlliyet Bağını Kesen Nedenler: Zarar Görenin Kusuru
Soru 142Soru

İşletme ruhsatı almadan faaliyet gösteren bir kafeteryanın, belediye tarafından yürütülen planlı bir yol genişletme çalışması sırasında girişinin bir ay süreyle kapanması sonucunda işletme sahibi kazanç kaybına uğramıştır. İşletme sahibinin bu kaybın tazmini talebiyle açtığı tam yargı davasında, idarenin tazminat sorumluluğuna gidilememesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tazmini istenen zararın hukuken korunan meşru bir menfaate dayalı olmaması

Cevap

İdarenin sorumluluğunun doğması için zararın 'meşru' (hukuken korunan bir menfaate dayalı) olması gerektiğinden, ruhsatsız faaliyetten doğan kayıp tazmin edilemez.
İdare hukukunda idarenin bir işlem veya eyleminden dolayı tazminat ödeyebilmesi için meydana gelen zararın meşru, kesin, şahsi ve özel olması gerekir. 'Meşru zarar' kavramı, ihlal edilen menfaatin hukuk düzenince korunan bir menfaat olmasını ifade eder. Olayda kafeteryanın ruhsatsız olması, işletme sahibinin o faaliyeti yürütmekte hukuken korunan bir menfaatinin olmadığını gösterir. Dolayısıyla, meşru olmayan bir menfaatin ihlalinden doğan kayıp, idare tarafından tazmin edilmez.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zarar unsurunu analiz et.
İşletme sahibi kazanç kaybına uğramıştır, ancak işletme ruhsatsızdır.
Tazminat için zararın varlığı yeterli olmayıp hukuki nitelikleri de önemlidir.
2
Zararın meşruiyet kriterini değerlendir.
Ruhsatsız faaliyet yürütmek hukuka aykırıdır ve bu yolla elde edilen menfaat meşru kabul edilmez.
Hukuk düzeni, hukuka aykırı durumlardan doğan zararları koruma altına almaz.
3
İdarenin sorumluluk unsurlarıyla eşleştirme yap.
Zararın kurucu unsurlarından 'meşruiyet' eksik olduğu için idare sorumlu tutulamaz.
Tazminatın ödenmesi için zararın meşru, kesin, şahsi ve özel olması kümülatif şartlardır.

Anahtar Kavram

İdarenin Sorumluluğunda Zararın Meşruiyeti

Daha Fazla Pratik

İlliyet bağını kesen nedenlerden olan 'zarar görenin kusuru' ve 'mücbir sebep' ayrımını vaka soruları üzerinden tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 143Soru

İdare tarafından işletilen bir yüksek basınçlı doğal gaz iletim hattında, periyodik bakımların eksiksiz yapılmasına ve tüm güvenlik sistemlerinin faal olmasına rağmen, metal yorgunluğuna bağlı ani bir sızıntı sonucu patlama meydana gelmiştir. Bu patlama nedeniyle çevredeki özel mülkiyete ait araçlarda ve binalarda maddi zarar oluşmuştur. İdarenin denetim ve gözetim görevinde herhangi bir ihmalinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Buna göre, idarenin meydana gelen bu zararı tazmin etmekle yükümlü tutulmasını sağlayan kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tehlike ilkesi

Cevap

İdarenin tehlikeli bir tesis işletmesinden kaynaklanan ve kusur şartı aranmaksızın tazmin edilmesi gereken zarar, 'Tehlike ilkesi' uyarınca karşılanır.
Doğru cevap olan tehlike ilkesi, idarenin tehlikeli nitelikteki faaliyetleri (gaz iletimi, patlayıcı madde kullanımı, silahlı kolluk faaliyeti vb.) sırasında, idarenin bir hatası veya kusuru olmasa bile ortaya çıkan zararların tazmin edilmesini sağlar. Olayda denetim ve bakımın tam yapılmış olması hizmet kusurunu ortadan kaldırsa da, 'tehlikeli tesis işletme' olgusu nedeniyle idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki sorumluluğun niteliğini belirle
İdarenin bakımları eksiksiz yapması ve ihmalinin olmaması, olayın 'kusur sorumluluğu' (hizmet kusuru) kapsamında olmadığını gösterir.
Kusursuz sorumluluk hallerinde idarenin eylemi hukuka aykırı olmasa bile zarar tazmin edilir.
2
Zarara neden olan aracı analiz et
Zarar, bünyesinde patlama riski barındıran yüksek basınçlı bir doğal gaz hattından (tehlikeli araç/tesis) kaynaklanmıştır.
Tehlike ilkesi, doğası gereği risk taşıyan araçların yarattığı zararlara odaklanır.
3
İlliyet bağını kontrol et
Sızıntı ile patlama ve patlama ile zarar arasında doğrudan bir nedensellik bağı (illiyet bağı) bulunmaktadır.
Kusursuz sorumlulukta dahi idarenin sorumlu olması için zarar ile idari faaliyet arasında bağ olmalıdır.
4
Doğru kusursuz sorumluluk türünü seç
Olay, 'Tehlike ilkesi' kapsamına girmektedir.
Sosyal risk (terör), Mesleki risk (personel zararı) ve Kamu külfetleri (hukuka uygun işlem) seçenekleri olaydaki somut durumla (tehlikeli tesisin patlaması) örtüşmez.

Anahtar Kavram

Tehlike (Risk) İlkesi uyarınca, idare bünyesinde tehlike barındıran bir faaliyeti yürütüyorsa, bu faaliyetin sonucunda doğan zararları kusuru olmasa dahi tazmin etmek zorundadır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran nedenler (mücbir sebep, beklenmeyen hal, mağdurun kusuru) konusunu inceleyerek kusursuz sorumluluğun sınırlarını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 144Soru

Türk hukukunda idarenin mali sorumluluk rejimi incelendiğinde; Anayasa'nın 125125. maddesindeki genel tazmin yükümlülüğü ile 129129. maddesindeki kamu görevlilerine karşı doğrudan dava açılamayacağına dair kuralın birleşmesiyle ortaya çıkan 'asli ve doğrudan sorumluluk' esası ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin sorumluluğu asli ve doğrudan bir sorumluluktur; kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken verdiği zararlarda muhatap her durumda idaredir.

Cevap

İdarenin sorumluluğu asli ve doğrudan bir sorumluluktur; kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken verdiği zararlarda muhatap her durumda idaredir.
Türk idari sorumluluk rejiminde, Anayasa'nın 125125. maddesi idarenin tazminat yükümlülüğünü genel bir kural olarak koyarken; 129129. maddesinin 55. fıkrası bu sorumluluğun işletilme biçimini 'asli ve doğrudan' olarak kurgulamıştır. Bu sistemde mağdur, kamu görevlisinin yetkilerini kullanırken (görevle ilgili) verdiği zararlar için doğrudan kamu görevlisini dava edemez. Dava doğrudan idareye karşı açılır ve idare 'asli' borçlu konumundadır. Bu durum, kamu görevlisinin görevini çekinmeden yapabilmesini sağlayan bir 'anayasal teminat' niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 125. maddesini analiz et.
İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu genel ilkesine ulaşılır.
Bu madde idarenin mali sorumluluğunun genel ve objektif temelidir.
2
Anayasa'nın 129/5. maddesini analiz et.
Kamu görevlilerinin yetki kullanımı sırasındaki kusurlarından dolayı açılacak davaların 'ancak idare aleyhine' açılabileceği kuralı tespit edilir.
Bu düzenleme kamu görevlisini doğrudan dava riskinden korumayı ve idareyi tek muhatap kılmayı amaçlar.
3
İki hükmü sentezleyerek sorumluluğun niteliğini belirle.
Zarar görenin doğrudan idareye gitmesi zorunluluğu, idarenin sorumluluğunu 'asli' ve 'doğrudan' hale getirir.
Tali sorumlulukta önce asıl sorumluya gidilir; oysa burada kamu görevlisine dava açma yolu kapatılmıştır.

Anahtar Kavram

İdarenin Asli ve Doğrudan Sorumluluğu (Anayasal Teminat)

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan nedenler (mücbir sebep, kaza) ile rücu davasının adli yargıdaki niteliğini incelemek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 145Soru

Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde teknisyen olarak görev yapan bir polis memuru, toplumsal olaylara müdahale aracının (TOMA) tazyikli su püskürtme sistemindeki bir arızayı gidermek için yürüttüğü test çalışması sırasında, sistemin mekanik bir hata sonucu aniden devreye girmesiyle ağır yaralanmıştır. Olayla ilgili yapılan incelemede; personelin eğitimli olduğu, tüm iş güvenliği kurallarına riayet ettiği, idarenin ise aracın periyodik bakımlarını zamanında yaptırdığı ve hizmetin işleyişinde herhangi bir aksama veya ihmalin bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna göre, idarenin meydana gelen zarardan dolayı sorumlu tutulabilmesi için dayanılması gereken temel kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mesleki risk ilkesi

Cevap

İdarenin, kamu görevlisinin yürüttüğü riskli hizmet nedeniyle uğradığı zarardan sorumlu tutulması 'Mesleki Risk İlkesi' uyarınca gerçekleşir.
İdare hukukunda, kamu görevlilerinin mesleklerini icra ederken karşılaştıkları ve hizmetin doğasından kaynaklanan tehlikeler neticesinde uğradıkları zararlar 'Mesleki Risk İlkesi' kapsamında tazmin edilir. Olayda polisin kendi kusuru olmadığı gibi idarenin de hizmet kusuru yoktur; ancak kullanılan aracın bünyevi tehlikesi bu sorumluluğu doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın öznelerini ve zarar gören tarafı belirle.
Zarar gören kişi bir kamu görevlisidir (teknisyen polis memuru).
Sorumluluk ilkesinin belirlenmesinde zararın kime verildiği kritiktir.
2
Hizmetin niteliğini ve idarenin tutumunu analiz et.
Hizmet tehlikeli araç (TOMA) içermekte ve idarenin herhangi bir kusuru bulunmamaktadır.
Kusursuz sorumluluk hallerinden hangisinin uygulanacağını seçmek için hizmetin içeriği incelenmelidir.
3
Uygun kusursuz sorumluluk ilkesini seç.
Mesleki risk ilkesi, kamu görevlisinin hizmetin ifası sırasında mesleğin getirdiği riskler nedeniyle uğradığı zararları kapsar.
Tehlike ilkesi üçüncü kişileri korurken, mesleki risk ilkesi personeli korumaya yöneliktir.

Anahtar Kavram

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden mesleki risk, kamu görevlilerinin yürüttükleri riskli hizmetler esnasında uğradıkları zararları tazmin etmeyi amaçlar; tehlike ilkesinden temel farkı mağdurun statüsüdür.

Daha Fazla Pratik

İlliyet bağını kesen nedenlerden olan 'mağdurun ağır kusuru' durumunun mesleki risk üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 146Soru

Bir devlet hastanesinde yatarak tedavi görmekte olan bir hastanın, hastaneye ziyaretçi kılığında giren ve hastaneyle herhangi bir kurumsal bağı bulunmayan bir üçüncü şahıs tarafından, aralarındaki kişisel husumet nedeniyle darp edilmesi sonucunda ağır yaralandığı bir olayda; idarenin giriş-çıkış kontrolleri gibi genel güvenlik önlemlerini makul düzeyde aldığı tespit edilmiştir. Mağdurun açtığı tam yargı davasında mahkemenin, idarenin tazminat sorumluluğunun bulunmadığına karar vermesinin temel hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari eylem ile zarar arasındaki illiyet bağının üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle kesilmiş olması

Cevap

İdari eylem ile zarar arasındaki illiyet bağının üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle kesilmiş olması
İdarenin bir olaydan sorumlu tutulabilmesi için zararın idarenin bir eylemi veya işleminden kaynaklanması gerekir. Olayda zarar, idarenin güvenlik önlemlerini makul düzeyde almasına rağmen, tamamen dışarıdan gelen ve kurumsal bağı olmayan bir kişinin şahsi husumeti sonucu oluşmuştur. Bu durum, hukuk tekniği açısından 'illiyet bağını kesen nedenler' arasında yer alan 'üçüncü kişinin kusuru' kategorisine girer ve idarenin tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki unsurları analiz etme
İdari faaliyet (hastane hizmeti), meydana gelen zarar (yaralanma) ve zarara yol açan dış etken (üçüncü kişi saldırısı) belirlenir.
Sorumluluğun doğması için idarenin eylemi ile zarar arasında bağ kurulup kurulamayacağını anlamak gerekir.
2
İlliyet bağını değerlendirme
Saldırı idarenin bir kusurundan değil, tamamen dışsal ve öngörülemez bir şahsın eyleminden kaynaklanmıştır.
İlliyet bağını kesen nedenler (mücbir sebep, üçüncü kişinin kusuru vb.) idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır.
3
Hukuki sonucu belirleme
Üçüncü kişinin kusuru illiyet bağını kestiği için idarenin mali sorumluluğu doğmaz.
Zararın idareye yüklenebilmesi için nedensellik bağının kesintisiz devam etmesi şarttır.

Anahtar Kavram

İdari sorumlulukta illiyet bağı ve bu bağı kesen dışsal nedenler (Üçüncü kişinin kusuru)

İpuçları

1
Zararın idareye yüklenebilmesi için idari faaliyet ile sonuç arasında bir köprü (bağ) olması gerekir.
2
Dışarıdan gelen, idarenin kontrol edemediği ağır bir müdahale bu bağı koparabilir mi?

Daha Fazla Pratik

İlliyet bağını zayıflatan ancak tamamen kesmeyen 'zarar görenin kusuru' hallerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 147Soru

Bir kamu kurumu tarafından işletilen ve yüksek düzeyde teknolojik donanıma sahip olan bir enerji üretim tesisinde, tüm teknik bakımlar ve denetimler eksiksiz yapılmış olmasına rağmen, tesisin ana kumanda sistemindeki bir devrede o güne kadar dünya genelinde hiçbir bilimsel literatürde tanımlanmamış ve öngörülmesi teknik olarak imkânsız olan ani bir moleküler bozulma meydana gelmiştir. Bu arıza sonucunda tesiste bir patlama yaşanmış ve çevredeki yerleşim alanlarında maddi zarar oluşmuştur.

İdare hukukundaki sorumluluk ilkeleri ve illiyet bağı dikkate alındığında, bu olay ve idarenin tazminat yükümlülüğü hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olay 'beklenmeyen hal' (kaza) niteliğindedir; zira olay idari faaliyetin içinde gerçekleşmiştir ve idarenin 'risk ilkesi' uyarınca kusursuz sorumluluğu devam eder.

Cevap

Olayın idari faaliyetin iç işleyişinden kaynaklanması nedeniyle 'beklenmeyen hal' olarak nitelendirilmesi ve risk ilkesi uyarınca idarenin sorumluluğunun devam etmesi gerekir.
Doğru seçenek, olayın idarenin yürüttüğü hizmetin iç işleyişinde meydana gelmesi nedeniyle 'beklenmeyen hal' niteliğinde olduğunu ve bu durumun kusursuz sorumluluk (risk ilkesi) kapsamında idarenin tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını doğru bir şekilde analiz etmektedir. İdare hukukunda, özellikle tehlikeli faaliyetlerde, içsel riskler idarenin sorumluluk alanında kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliklerini belirleme
Olay öngörülemez ve önlenemezdir.
Bilimsel literatürde tanımlanmamış olması öngörülemezliği, teknik imkânsızlık ise önlenemezliği ifade eder.
2
Dışsallık (Externality) kriterini kontrol etme
Olay idari faaliyetin 'içinde' (tesis sisteminde) gerçekleşmiştir.
Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki en temel fark dışsallıktır; mücbir sebep dışsal, beklenmeyen hal içseldir.
3
Sorumluluk ilkesini uygulama
İdare 'Risk İlkesi' uyarınca sorumludur.
Kusursuz sorumluluk hallerinden olan risk ilkesinde, beklenmeyen haller (içsel nedenler) illiyet bağını kesmez; sadece mücbir sebep (dışsal neden) illiyet bağını keser.

Anahtar Kavram

Mücbir Sebep ve Beklenmeyen Hal Ayrımında 'Dışsallık' Kriteri

Daha Fazla Pratik

İdarenin kusursuz sorumluluk hallerinden 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesi ile mücbir sebep arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 148Soru

Bir büyükşehir belediyesi, kent merkezindeki tarihi dokuyu korumak ve turizmi canlandırmak amacıyla, bütünüyle hukuka uygun bir meclis kararıyla belirli bir bölgeyi araç trafiğine kapatarak yayalaştırmıştır. Bu uygulama sonucunda bölgedeki esnafın büyük çoğunluğunun iş hacmi ve ticari kazancı artarken; sadece o bölgedeki çıkmaz bir sokakta faaliyet gösteren ve ağır vasıta girişi işinin doğası gereği zorunlu olan bir lojistik aktarma deposu, tek giriş yolunun kapatılması nedeniyle faaliyetlerini sürdüremez hale gelmiş ve ağır bir zarara uğramıştır. İdarenin bu olayda herhangi bir kusuru bulunmadığı ve işlemin kamu yararına olduğu sabit olduğuna göre, söz konusu zararın tazmin edilmesinde dayanılan kusursuz sorumluluk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

Cevap

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (Fedakarlığın Denkleştirilmesi)
Kamu külfetleri karşısında eşitlik (fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi; idarenin bütünüyle hukuka uygun olan bir işlemi veya eylemi sonucunda, kamu yararı için bir kişinin mülkiyet veya çalışma hakkına yönelik 'özel' (herkesten farklı) ve 'olağandışı' (katlanma sınırını aşan) bir zarar vermesi durumunda uygulanır. Lojistik deposunun tek erişim yolunun yayalaştırma nedeniyle kapanması, genel kamu yararı (turizm, tarihi doku) uğruna o işletmecinin özel olarak fedakarlıkta bulunması anlamına gelir ve bu dengesizlik tazminatla giderilmelidir.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin niteliğini tespit etme
İşlem (yayalaştırma) bütünüyle hukuka uygun ve kamu yararı amacı taşımaktadır.
Hizmet kusuru (kusurlu sorumluluk) ihtimalini dışlamak için işlemin hukuka uygunluğu kontrol edilmelidir.
2
Zararın niteliğini analiz etme
Zarar, toplumun geri kalanına göre sadece belirli bir işletme (lojistik deposu) üzerinde yoğunlaşmış, özel ve olağandışı bir zarardır.
Genel ve katlanılabilir külfetler tazmin gerektirmezken, fedakarlığın denkleştirilmesi için zararın 'özel' olması şarttır.
3
Sorumluluk türünü belirleme
Hukuka uygun işlemden doğan özel zararlar, kusursuz sorumluluk hallerinden olan 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' ilkesine dayanır.
Toplumun geneli için sağlanan bir faydanın bedelinin, sadece bir kişiye yükletilmesi anayasal eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırıdır.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi: İdarenin hukuka uygun faaliyetlerinden doğan özel ve olağandışı zararların tazmin edilmesi.

Daha Fazla Pratik

Hukuka uygun idari işlemlere dayalı diğer tazminat hallerini (örneğin kamulaştırmasız el atma veya mülkiyetin sınırlandırılması) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 149Soru

Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) bünyesinde jeoloji mühendisi olarak görev yapan bir personelin, yüksek riskli bir sondaj bölgesinde yürüttüğü saha çalışmaları sırasında, idarenin her türlü iş sağlığı ve güvenliği önlemini almasına ve herhangi bir ihmali bulunmamasına karşın; yer altındaki öngörülemeyen bir tabaka kayması ve buna bağlı gaz sıkışması neticesinde yaralanması durumunda, söz konusu zararın tazmininde idarenin sorumluluğunun hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kusursuz sorumluluk hallerinden olan mesleki risk ilkesi

Cevap

İdarenin sorumluluğunun hukuki dayanağı 'mesleki risk' ilkesidir; zira zarar gören kişi idare personeli olup, zarar hizmetin doğasındaki riskten kaynaklanmıştır.
Doğru seçenek olan mesleki risk ilkesi, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında bu hizmetin niteliği gereği tehlikeli bir iş kolunda çalışan personelin uğradığı zararları, idarenin kusuru olmasa dahi karşılamasını öngörür. Olayda jeoloji mühendisinin yüksek riskli sondaj faaliyetinde yaralanması bu ilkenin tipik bir uygulamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Mağdurun statüsünü belirle
Zarar gören kişi MTA bünyesinde çalışan bir kamu görevlisidir (jeoloji mühendisi).
İdarenin sorumluluğu türünü belirlemek için zarara uğrayan kişinin idareyle olan hukuki bağı kritiktir.
2
İdarenin kusur durumunu incele
İdare tüm önlemleri almış ve bir ihmali yoktur.
Kusurun yokluğu, sorumluluğun 'kusursuz sorumluluk' esaslarına göre değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.
3
Zararın kaynağını analiz et
Zarar, yapılan işin (sondaj ve saha çalışması) doğasında bulunan yapısal ve öngörülemeyen bir riskten kaynaklanmıştır.
Hizmetin yürütülmesi sırasında personelin maruz kaldığı bu tür özgün tehlikeler mesleki risk kapsamında değerlendirilir.
4
Uygun ilkeyi seç
Mesleki Risk İlkesi.
Eğer zarar gören üçüncü bir şahıs olsaydı 'Tehlike İlkesi' uygulanacakken, zarar gören personel olduğu için 'Mesleki Risk' ilkesi uygulanır.

Anahtar Kavram

İdare personelinin, yürüttüğü hizmetin bünyesindeki tehlikeler nedeniyle uğradığı zararların tazmininde 'Mesleki Risk' ilkesi esas alınır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 150Soru

Bir kamu kurumunda görev yapan uzman, haksız bir disiplin cezası sonucunda görevden uzaklaştırılmış ancak açtığı dava sonucunda mahkeme kararıyla görevine iade edilmiştir. İlgili personel; görevden ayrı kaldığı 8 aylık süreye ilişkin maaşlarının yanı sıra, eğer görevine devam etseydi katılabileceği yurt dışı görevlendirmelerinden elde etmeyi beklediği muhtemel harcırah gelirlerinin ve projelerden alabileceği varsayımsal primlerin de kendisine ödenmesini talep etmiştir. Mahkeme, personelin maaş ve özlük haklarına ilişkin taleplerini kabul etmiş; ancak harcırah ve prim taleplerini reddetmiştir.

İdare hukuku ilkeleri uyarınca, mahkemenin harcırah ve prim taleplerini reddetmesinin temel gerekçesi, idarenin sorumluluğu için aranan 'zarar' unsurunun hangi özelliğinin bu kalemlerde eksik olmasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Zararın kesin (gerçekleşmiş) olması

Cevap

Mahkemenin harcırah ve prim taleplerini reddetme gerekçesi, bu gelirlerin 'kesin' (gerçekleşmiş) bir zarar niteliğinde olmayıp varsayımsal ve muhtemel kazanç niteliği taşımasıdır.
İdare hukukunda bir zararın tazmin edilebilmesi için o zararın muhtemel (varsayımsal) değil, 'kesin' (gerçekleşmiş veya gerçekleşeceği kuşkusuz) olması gerekir. Personelin haksız yere görevden uzaklaştırılması durumunda, zaten hak etmiş olduğu maaşlar kesin zarardır; ancak gelecekteki görevlendirmelerden alabileceği ek gelirler gerçekleşmesi garanti olmayan ihtimaller olduğu için kesinlik şartını sağlamaz.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zarar kalemlerini analiz etme
Maaşlar gerçekleşmiş/hak edilmiş zarardır; harcırah ve primler ise göreve devam edilse bile alınması kesin olmayan, ihtimale dayalı kalemlerdir.
İdare hukukunda tazminatın sınırlarını belirleyen en temel ölçüt zararın niteliğidir.
2
Zararın kurucu unsurlarını hatırlama
Tazmin edilebilir bir zararın; meşru, kesin, şahsi ve özel olması şarttır.
Bu dört özellikten biri eksik olduğunda idarenin tazminat sorumluluğu doğmaz.
3
Kesinlik (Gerçekleşmiş Olma) kriterini uygulama
Harcırah ve prim gibi kalemler 'fırsat kaybı' olarak değerlendirilse dahi, bunların tam miktarı ve gerçekleşmesi varsayımsal kaldığı için 'kesin zarar' olarak kabul edilmezler.
İdare sadece gerçek ve somut kayıpları gidermekle yükümlüdür, varsayımsal zenginleşme kayıplarını değil.

Anahtar Kavram

İdarenin sorumluluğunda zararın özellikleri: Kesinlik ilkesi
Soru 151Soru

İdare hukukunda idarenin mali sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan illiyet bağını kesen nedenlerden 'mücbir sebep', birçok yönüyle 'beklenmeyen hal' (kaza) ile benzerlik gösterse de yargı kararlarında bu iki kavramın birbirinden ayrılmasında 'dışsallık' kriteri esas alınmaktadır. Buna göre, mücbir sebebi beklenmeyen halden ayıran temel ayırıcı özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olayın idarenin faaliyet ve denetim alanı dışında gerçekleşmiş olması

Cevap

Mücbir sebebi beklenmeyen halden ayıran temel nitelik, olayın idarenin faaliyet ve denetim alanı dışında gerçekleşmiş olmasıdır (dışsallık).
Doğru yanıt olan seçenek, mücbir sebebin en spesifik özelliği olan dışsallığı vurgulamaktadır. Mücbir sebep (deprem, savaş, büyük doğal afetler), idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin veya kullandığı araçların tamamen dışından gelir. Beklenmeyen hal ise idarenin faaliyet alanı içindeki, hizmete yabancı olmayan gizli kusurlar veya teknik arızalar (örneğin bakımlı bir trenin raydan çıkması) ile ilgilidir.

Adım Adım Çözüm

1
İlliyet bağını kesen nedenler olan mücbir sebep ve beklenmeyen halin ortak noktalarını belirleyin.
Her iki durumda da olay öngörülemez (önceden bilinemez) ve önlenemez (karşı konulamaz) niteliktedir.
Kavramlar arasındaki benzerliği anlayarak ayırıcı unsura odaklanmak gerekir.
2
Mücbir sebep için doktrinde aranan 'dışsallık' kriterini analiz edin.
Mücbir sebep, deprem veya sel gibi idarenin yürüttüğü hizmetin tamamen dışından gelen bir etkidir.
Dışsallık, sorumluluğun tamamen kalkması için aranan temel unsurdur.
3
Beklenmeyen halin (kaza) kaynağını mücbir sebep ile karşılaştırın.
Beklenmeyen hal, hizmetin iç bünyesindeki (örneğin bir makinenin görünmeyen arızası) bir durumdur ve dışsal değildir.
Beklenmeyen halin idarenin faaliyet alanında kalması, onu mücbir sebepten ayırır.
4
Sonucu doğru seçenekle eşleştirin.
Olayın idarenin faaliyet ve denetim alanı dışında gerçekleşmesi seçeneği doğru cevaptır.
Tanımlanan ayırıcı özellik sadece bu seçenekte verilmiştir.

Anahtar Kavram

İdare hukukunda mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki temel fark 'dışsallık' (externality) unsurudur.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 152Soru

Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin, silah kullanma yetkisi sınırları içerisinde ve teknik kurallara tam uyum sağlayarak gerçekleştirdiği bir takip operasyonu sırasında; kaçan şüphelinin aracını durdurmak amacıyla yere doğru kontrollü şekilde ateş etmesi, ancak merminin zeminden beklenmedik şekilde sekerek o sırada balkonunda bulunan bir vatandaşın yaralanmasına sebebiyet vermesi durumunda; idarenin eyleminde herhangi bir hukuka aykırılık veya ihmal (kusur) tespit edilememesine rağmen zararı tazmin etmekle yükümlü tutulması, aşağıdaki ilkelerden hangisinin doğrudan bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tehlike (Risk) İlkesi

Cevap

İdarenin herhangi bir kusuru olmasa dahi, ateşli silah gibi tehlikeli bir aracın işletilmesinden doğan zararlardan sorumlu tutulması Tehlike (Risk) İlkesi kapsamındadır.
Tehlike (Risk) ilkesi, idarenin faaliyetlerinde kullandığı araçların (silah, elektrik hatları, barajlar vb.) mahiyeti gereği barındırdığı yüksek riskin gerçekleşmesi durumunda, idarenin kusuru olmasa dahi sorumlu tutulmasını öngörür. Olayda polisin silah kullanımı usulüne uygun olsa da, silahın doğası gereği taşıdığı sekme riski gerçekleşmiş ve bir vatandaşa zarar vermiştir. Bu durum tehlike ilkesinin tipik bir uygulama örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki zarar verici aracı analiz etme
Zarar, idarenin elindeki bir ateşli silahın (tehlikeli araç) kullanımı sonucu oluşmuştur.
Tehlike ilkesinin uygulanması için idarenin bünyesinde tehlikeli bir nesne veya faaliyetin bulunması gerekir.
2
Kusur durumunu inceleme
Personel kurallara uymuş, teknik hata yapılmamıştır (Kusur yoktur).
Soruda 'kusur bulunmamasına rağmen' ifadesi bizi kusursuz sorumluluk hallerine yönlendirir.
3
Mağdurun statüsünü belirleme
Zarar gören kişi bir vatandaştır (üçüncü kişidir).
Zarar gören kamu görevlisi olsaydı 'mesleki risk' düşünülebilirdi; ancak vatandaş olduğu için 'tehlike ilkesi' uygulanır.
4
Uygun ilkeyi teşhis etme
Tehlike (Risk) İlkesi.
İdarenin elinde bulundurduğu patlayıcı, yanıcı veya silah gibi araçların yarattığı riskin gerçekleşmesi durumunda idare kusursuz sorumlu olur.

Anahtar Kavram

İdarenin tehlikeli araç ve yöntemleri kullanırken (silah, mühimmat, elektrik enerjisi vb.) herhangi bir kusuru olmasa bile ortaya çıkan zararları tazmin etmesi 'Tehlike İlkesi' olarak adlandırılır.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran nedenlerden olan 'Beklenmeyen Hal' ile 'Tehlike İlkesi' arasındaki farkı inceleyiniz; zira tehlikeli faaliyetlerde beklenmeyen haller sorumluluğu her zaman kaldırmaz.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 8 / 8
İdarenin Sorumluluğu Alıştırma Soruları — KPSS Kamu Yönetimi — Sayfa 8 | Examkin