Kuzey ve Güney isimli iki bağımsız devlet, kendi rızalarıyla birleşerek 'Merkezî Birleşik Cumhuriyeti' adında tek ve yeni bir uluslararası hukuk süjesi meydana getirmişlerdir. Birleşme öncesi sürece dair şu olgular mevcuttur:
• Kuzey devletinde birleşmeden iki yıl önce anayasa dışı kanlı bir darbe yaşanmış ve iktidara gelen hükümet, devrik rejimin borçlarını reddettiğini açıklamıştır.
• Güney devleti, sınır komşusu olan Doğu devletiyle, her iki ülkenin topraklarından geçerek okyanusa dökülen uluslararası bir akarsuyun kullanımı ve sınır hattı hakkında antlaşma imzalamıştır.
• Güney devleti, Doğu devletinin başkentinde bulunan büyükelçilik binasının mülkiyetine sahiptir ve bu misyonda görevli bir diplomatik ajan ağır bir adli suça karışmıştır.
Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti kuralları dikkate alındığında, ortaya çıkan bu yeni hukuki statüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Güney devletinin Doğu devletiyle yaptığı akarsu ve sınır hattı antlaşması toprağa bağlı (radisite) nesnel bir statü yarattığından, Merkezî Birleşik Cumhuriyeti bu antlaşmanın hükümleriyle bağlı kalmaya devam eder.Cevap
- BKuzey devletindeki darbe yoluyla hükümet değişikliği, uluslararası hukuk bağlamında bir devlet halefiyeti yarattığından; Kuzey'in eski borçlarının Merkezî Birleşik Cumhuriyeti'ne devri hukuken mümkün değildir.
- CMerkezî Birleşik Cumhuriyeti'nin, Kuzey ve Güney'in yurt dışındaki devlet malları (örneğin büyükelçilik binaları) üzerinde hak iddia edebilmesi için, üçüncü devletler tarafından tanınmasının kurucu (inşai) bir şart olarak gerçekleşmesi gerekir.
- DGüney devletinin taraf olduğu antlaşmaya konu olan akarsu, birleşme sonrasında Merkezî Birleşik Cumhuriyeti'nin mutlak ve tek taraflı egemenliğindeki iç sular statüsüne dönüştüğünden halefiyet kapsamında değerlendirilemez.
- EHalefiyet süreci tamamlansa bile, Güney devletinin diplomatik ajanının işlediği suçla ilgili yargı bağışıklığından feragat etme yetkisi şahsın kendisine ait olmaya devam edeceği için yeni devlet bu yetkiyi kullanamaz.