Uluslararası Hukukun Kaynakları

430 soru

Soru 141Soru

60 devletin taraf olduğu çok taraflı bir çevre koruma antlaşmasında, taraflardan AA ve BB devletleri, kendi aralarındaki sınır ötesi bir nehrin kullanımına dair ekonomik bir avantaj elde etmek amacıyla, antlaşmanın öngördüğü kirlilik standartlarını sadece kendi aralarındaki ilişkide esneten ikili bir protokol imzalamayı planlamaktadırlar.

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 4141. maddesinde düzenlenen 'taraflar arası' (interinter sese) anlaşmaların hukuki rejimi dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: A ve B devletleri, böyle bir protokol akdetme niyetlerini ve yapılacak değişikliğin içeriğini antlaşmanın diğer tüm taraf devletlerine bildirmekle yükümlüdürler.

Cevap

Taraflar arası (inter se) bir anlaşma yapmak isteyen devletlerin, bu niyetlerini ve değişikliğin içeriğini diğer tüm taraf devletlere bildirmesi zorunludur.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 41. maddesinin 2. fıkrası, taraflar arası (inter se) bir anlaşma yapmak isteyen devletlerin, bu niyetlerini ve söz konusu değişikliğin içeriğini antlaşmanın diğer taraflarına bildirmesi gerektiğini emredici bir usul kuralı olarak düzenlemiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin niteliğini tanımlama
Durum, çok taraflı bir antlaşmanın sadece bazı tarafları arasında yapılan 'inter se' (taraflar arası) bir değişikliktir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi Madde 41, bu tür özel rejimlerin şartlarını düzenler.
2
Geçerlilik şartlarını kontrol etme
Değişiklik ana antlaşma tarafından yasaklanmamış olmalı, diğer tarafların haklarını etkilememeli ve nesne/amaçla bağdaşmalıdır.
Bu kriterler, ana antlaşmanın bütünlüğünü korumak için Madde 41/1(b)'de belirtilmiştir.
3
Usul şartlarını belirleme
İlgili devletler bildirim (notification) yükümlülüğü altındadır.
Madde 41/2 uyarınca, taraflar arası anlaşma akdetme niyeti diğer tüm üyelere önceden bildirilmelidir.

Anahtar Kavram

Inter Se Anlaşmalar (Madde 41)
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 142Soru

19691969 ViyanaViyana Antlas\cmalarAntlaşmalar HukukuHukuku So¨zles\cmesiSözleşmesi uyarınca, bir antlaşmanın yapıldığı sırada mevcut bir emredici hukuk kuralı (jusjus cogenscogens) ile çatışması (MaddeMadde 5353) ile antlaşma yürürlükteyken yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması (MaddeMadde 6464) durumunda öngörülen hukuki rejimler ve sonuçlar arasındaki farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması nedeniyle sona eren bir antlaşmada, tarafların antlaşmanın sona ermesinden önce edindikleri haklar, bu hakların devamı yeni emredici kural ile çatışmadığı sürece geçerliliğini korumaya devam eder.

Cevap

Yeni bir emredici kuralın ortaya çıkması (Madde 64) nedeniyle sona eren bir antlaşmada, tarafların antlaşmanın sona ermesinden önce edindikleri haklar, bu hakların devamı yeni emredici kural ile çatışmadığı sürece geçerliliğini korumaya devam eder.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 71. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi, yeni bir emredici kuralın (jus cogens) ortaya çıkması durumunda (Madde 64), antlaşmanın sona ermesinin tarafların o ana kadar edindikleri hak ve yükümlülükleri, bu durumlar yeni emredici kuralın kendisiyle çatışmadığı sürece etkilemeyeceğini açıkça belirtmektedir. Bu, hukukta kazanılmış hakların korunmasına yönelik teknik bir istisnadır.

Adım Adım Çözüm

1
19691969 ViyanaViyana So¨zles\cmesiSözleşmesi kapsamındaki jusjus cogenscogens aykırılıklarını sınıflandır.
Madde 5353 başlangıçtaki aykırılığı (batıl), Madde 6464 ise sonradan ortaya çıkan aykırılığı (sona erme) düzenler.
İki durumun hukuki sonuçları farklı maddelerde (MaddeMadde 7171) farklı şekilde ele alınmıştır.
2
Madde 6464 (sonradan ortaya çıkan aykırılık) için 71.71. maddemadde 2.2. fıkradakifıkradaki sonuçları incele.
Antlaşma sona erer ancak sona ermeden önceki uygulamalarla kazanılan haklar, yeni kurala aykırı değilse korunur.
Hukuki güvenlik ve kazanılmış hakların korunması ilkesi gereği, yeni emredici kuralın geçmişe etkisi sınırlandırılmıştır.
3
Madde 5353 (başlangıçtaki aykırılık) ile karşılaştır.
Madde 5353'te antlaşma abab initioinitio (baştan itibaren) geçersizdir ve taraflar ilişkilerini emredici kurala uydurmak zorundadır.
Emredici kurala aykırı bir irade beyanı en başından itibaren hukuki sonuç doğuramaz.

Anahtar Kavram

Jus Cogens Normlarına Aykırılığın Sonuçları (VCLT Madde 71)
Soru 143Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VAHS) hükümleri ve uluslararası hukuk doktrini çerçevesinde, bir antlaşmanın akdedildiği sırada mevcut olan bir emredici normla (jusjus cogenscogens) çatışması ve bu durumun hukuki sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmanın bütünü başlangıcından itibaren batıldır (voidvoid abab initioinitio); bu durumda hükümlerin bölünebilirliği (severabilityseverability) ilkesi işletilemez ve taraflar, antlaşmaya dayalı işlemlerin sonuçlarını ortadan kaldırarak ilişkilerini emredici kurala uygun hale getirmekle yükümlüdür.

Cevap

Antlaşmanın bütünüyle başlangıçtan itibaren batıl olduğu, bölünebilirlik ilkesinin uygulanamayacağı ve tarafların aykırı işlemlerin sonuçlarını gidermekle yükümlü olduğu seçenek doğrudur.
Doğru seçenek, 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 53. maddesindeki geçersizlik yaptırımını (mutlak butlan), 44. maddesinin 5. fıkrasındaki bölünebilirlik yasağını ve 71. maddesinin 1. fıkrasındaki 'eski hale getirme' yükümlülüğünü bir arada sunmaktadır. Bu üçlü yapı, uluslararası hukukta mevcut bir emredici kurala aykırı olarak akdedilen antlaşmaların en katı yaptırıma tabi tutulduğunu teyit eder.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın zamanlamasını ve emredici kuralın durumunu tespit etme
Antlaşma 'yapıldığı sırada' mevcut bir kurala aykırıdır, bu durum VAHS Madde 53 kapsamına girer.
VAHS sistematiğinde mevcut normla çatışma (Madde 53) ile yeni çıkan normla çatışma (Madde 64) farklı sonuçlar doğurur.
2
Geçersizlik türünü belirleme
Madde 53 uyarınca antlaşma 'batıldır' (voidvoid).
Emredici kurala aykırılık mutlak butlan sonucunu doğurur.
3
Bölünebilirlik ilkesini kontrol etme
VAHS Madde 44(5) uyarınca, Madde 53'e aykırılıkta antlaşma hükümlerinin ayrılmasına (bölünmesine) izin verilmez.
Kamu düzenini koruyan emredici normlara aykırılık, sözleşme serbestisini bütünüyle ortadan kaldırır.
4
Geriye dönük sonuçları değerlendirme
Madde 71(1) uyarınca taraflar, aykırı hükme dayanan işlemlerin sonuçlarını mümkün olduğunca ortadan kaldırmalıdır.
Batıl bir antlaşmanın başlangıçtan itibaren hiç yapılmamış gibi sonuç doğurması amaçlanır.

Anahtar Kavram

VAHS Madde 53, 44(5) ve 71(1) uyarınca Jus Cogens'e aykırılığın mutlak butlan ve bölünemezlik doğurması.

Daha Fazla Pratik

VAHS Madde 66 çerçevesinde emredici kurallarla ilgili uyuşmazlıklarda Uluslararası Adalet Divanı'nın zorunlu yargı yetkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 144Soru

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı işlemleri (unilateral acts), bir antlaşmaya dayanmaksızın tek başına hukuki sonuç doğurabilen irade beyanlarıdır. Bu işlemlerin bağlayıcılık şartları, hukuki niteliği ve geri alınması ile ilgili Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatları ve Uluslararası Hukuk Komisyonu'nun (UHK) 2006 tarihli Rehber İlkeleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir devletin tek taraflı irade beyanıyla kendisini hukuken bağlama niyetinin tespitinde, beyanın içeriği ve yapıldığı koşullar bütüncül bir değerlendirmeye tabi tutulur; ancak devletlerin bu yolla egemenliklerini kısıtlama niyetinde oldukları kolayca varsayılamayacağından, yükümlülüğün kapsamına dair bir belirsizlik durumunda dar yorum (restrictive interpretation) esastır.

Cevap

Bir devletin tek taraflı irade beyanıyla kendisini bağlama niyetinin (animus obligandi) tespitinde, şüphe durumunda egemenliğin kısıtlanmayacağı varsayımıyla dar yorum (restrictive interpretation) ilkesinin uygulanması gerektiği ifadesi doğrudur.
Doğru olan seçenek, devletlerin tek taraflı beyanlar yoluyla egemenliklerini kısıtlama niyetinde olduklarının peşinen varsayılamayacağını ve bu nedenle belirsizlik durumunda 'dar yorum' (restrictive interpretation) ilkesinin uygulanması gerektiğini belirten ifadedir. Bu ilke, uluslararası hukukun temelinde yatan devlet egemenliği prensibinin bir sonucudur ve Uluslararası Adalet Divanı'nın yerleşik içtihadıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tek taraflı işlemin tanımını ve kurucu unsurlarını belirle.
İşlemin geçerliliği; beyanda bulunanın yetkisine, beyanın kamuya açıklanmasına ve en önemlisi bağlayıcı olma niyetine (animus obligandi) bağlıdır.
UAD'nin Nükleer Denemeler (1974) kararı, rıza veya karşılıklılık olmasa dahi niyetin yeterli olduğunu ortaya koymuştur.
2
Yorumlama kurallarını (interpretation) analiz et.
Uluslararası hukukta devletlerin egemenliği asıl olduğundan, bir devletin kendi iradesiyle bu egemenliği sınırladığına dair tereddüt oluşursa işlem dar yorumlanır.
Sınır Uyuşmazlığı (Burkina Faso/Mali) davasında UAD, devletlerin egemenliklerini kısıtlama niyetinin 'kolayca varsayılamayacağını' hükme bağlamıştır.
3
Geri alma (revocation) ve usul şartlarını değerlendir.
İşlemler keyfî olarak geri alınamaz ve sözlü olarak da yapılabilir.
UHK 2006 Rehber İlkeleri, keyfî geri almayı yasaklayarak uluslararası hukukta güven ve istikrarı (estoppel/iyiniyet) korumayı amaçlar.

Anahtar Kavram

Tek Taraflı İşlemlerde Animus Obligandi ve Dar Yorum İlkesi

Daha Fazla Pratik

UAD'nin 1974 tarihli Nükleer Denemeler (Nuclear Tests) davası kararındaki 'kamuya açıklık' ve 'niyet' kriterlerini tekrar gözden geçirmek faydalı olacaktır.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 145Soru

Uluslararası hukukta bir antlaşmanın akdedilmesi sürecinde; metin üzerinde uzlaşıya varılıp imzalanmasının ardından, devletin bu antlaşmayla bağlanma rızasını uluslararası düzeyde kesin ve nihai olarak ortaya koyan işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Onaylama (RatificationRatification)

Cevap

Uluslararası hukukta antlaşmayla bağlanma rızasını kesinleştiren işlem onaylamadır.
Doğru cevap olan onaylama seçeneği, 19691969 ViyanaViyana Antlas\cmalarAntlaşmalar HukukuHukuku So¨zles\cmesiSözleşmesi uyarınca devletin bir antlaşmayla bağlanma rızasını uluslararası planda kesin olarak açıkladığı işlemi ifade eder. Bu işlem, genellikle iç hukukta yasama organının 'uygun bulma' kanunundan sonra yürütme organının attığı nihai adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın yapım aşamaları gözden geçirilir.
Müzakere, metnin kabulü, imzalama ve onaylama (ratifikasyon) aşamaları tespit edilir.
Süreçteki her bir işlemin hukuki sonuçlarını ayırt etmek gerekir.
2
Kesin bağlanma rızasını ifade eden kavram aranır.
İmzalama genellikle metnin kesinleştiğini belirtirken, onaylama (ratificationratification) devletin uluslararası düzeyde kesin yükümlülük altına girmesini sağlar.
Soru kökünde belirtilen 'nihai ve kesin rıza' ifadesi doğrudan onaylama işlemine işaret eder.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Akdedilme Aşamaları ve Onaylama (Ratifikasyon)
Soru 146Soru

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 18. maddesinde düzenlenen, bir devletin antlaşmanın "konu ve amacını ortadan kaldırmama" yükümlülüğü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşmayı imzalayan ancak henüz onaylamayan bir devlet, taraf olmama niyetini açıkça beyan edene kadar bu yükümlülük altındadır.

Cevap

Bir devlet antlaşmayı imzaladıktan sonra, antlaşmaya taraf olmama niyetini açıkça bildirene kadar, antlaşmanın konu ve amacını boşa çıkaracak davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
Doğru cevap, devletin antlaşmayı imzalamış ancak henüz onaylamamış olsa dahi, taraf olmama niyetini açıkça beyan edene kadar antlaşmanın nesnesini ve amacını zayıflatacak fiillerden kaçınmak zorunda olduğunu ifade eden seçenektir. Bu durum 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 18. maddesinde açıkça hükme bağlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin antlaşma sürecindeki hukuki statüsünün (imza ancak henüz onaylanmamış aşama) tanımlanması.
Devlet antlaşma metnini kabul etmiş ancak nihai bağlanma rızasını (onay) henüz tamamlamamıştır.
Viyana Sözleşmesi Madde 18, imza ile onay arasındaki 'ara dönem' için özel bir sorumluluk öngörür.
2
İyiniyet (goodgood faithfaith) ilkesinin bu aşamadaki kapsamının incelenmesi.
Devlet, henüz yükümlülük altına girmemiş olsa da, imzaladığı bir metnin amacını anlamsız kılacak eylemlerde bulunamaz.
Uluslararası hukukta dürüstlük ve istikrarın korunması hedeflenir.
3
Yükümlülüğün sona erme şartının belirlenmesi.
Yükümlülük, devletin antlaşmaya taraf olmayacağını açıkça ilan etmesiyle (niyet beyanı) son bulur.
Devlet taraf olmama hakkını kullandığında, o antlaşma ile olan bağını tamamen koparmış olur.

Anahtar Kavram

İyiniyet İlkesi ve Antlaşmanın Amacını Korumak
Soru 147Soru

1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde, bir antlaşmanın tarafları arasında yer almayan üçüncü bir devlet lehine "hak" doğuran hükümler içermesi durumunda, bu hakkın hukuken doğması için aranan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antlaşma taraflarının bu yönde bir niyetinin bulunması ve üçüncü devletin aksine bir belirti olmadıkça rızasının varsayılması

Cevap

Antlaşma taraflarının üçüncü devlete hak tanıma niyeti bulunmalı ve üçüncü devlet aksini belirtmedikçe bu hakkı kabul etmiş sayılmalıdır.
1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 36. maddesine göre, bir antlaşma üçüncü bir devlet için hak doğuruyorsa; tarafların bu yönde bir niyeti olması yeterlidir ve üçüncü devlet aksi bir durum belirtmedikçe bu hakkı kabul etmiş sayılır (zımni rıza).

Adım Adım Çözüm

1
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 36. maddesini analiz et.
Üçüncü devletler için 'hak' doğuran hükümlerin rejimini belirle.
Sözleşme, üçüncü devletler için hak ve yükümlülük doğmasını farklı rıza şartlarına bağlamıştır.
2
Rıza türlerini karşılaştır.
Haklar için 'varsayılan rıza' (zımni), yükümlülükler için 'yazılı ve açık rıza' şartı olduğunu tespit et.
Üçüncü devletin lehine olan durumlarda (hak) hukuk düzeni rızayı kolaylaştırırken, aleyhine olan durumlarda (yükümlülük) katı bir şekil şartı arar.

Anahtar Kavram

Antlaşmaların Üçüncü Devletler Bakımından Hükmü (Pacta Tertiis ve İstisnaları)
Soru 148Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü’nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde düzenlenen “hukukun genel ilkeleri”ne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası hukukta antlaşma ve teamül kuralları ile hiyerarşik olarak aynı seviyede yer alan asli bir hukuk kaynağıdır.

Cevap

Hukukun genel ilkeleri, uluslararası hukukun antlaşmalar ve teamül ile birlikte kabul edilen üç asli kaynağından biridir.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü’nün 38. maddesi, uluslararası hukukun kaynaklarını sayarken antlaşmalar, teamül ve hukukun genel ilkelerini 'asli kaynaklar' olarak nitelendirir. Bu üç kaynak arasında hukuki bir hiyerarşi bulunmaz; yani bir genel ilke, bir antlaşma hükmü gibi uyuşmazlığın çözümünde doğrudan ve bağlayıcı şekilde kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38'in incelenmesi
Maddenin ilk üç bendinde (a, b, c) sayılan antlaşmalar, teamül ve genel ilkelerin asli kaynak olduğu belirlenir.
Uluslararası hukukun hangi kaynaklarının bağlayıcı olduğunu tespit etmek için temel dayanak bu maddedir.
2
Hukukun genel ilkelerinin niteliğinin analizi
Bu ilkelerin ulusal hukuk sistemlerinde (özel hukuk, ceza hukuku vb.) ortak olan ve uluslararası hukuka aktarılabilen prensipler olduğu anlaşılır.
Kaynağın içeriğini ve diğer kaynaklardan farkını ortaya koymak gerekir.
3
Seçeneklerin karşılaştırılması
Genel ilkelerin yardımcı kaynak olmadığı, uygulanması için tarafların özel rızasına (hakkaniyetten farklı olarak) ihtiyaç duymadığı ve asli nitelikte olduğu sonucuna varılır.
Kavramsal karışıklıkları gidererek doğru seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

Hukukun genel ilkeleri, uluslararası hukukun bağımsız ve asli bir kaynağıdır; ulusal hukuktan uluslararası hukuka aktarılan 'pacta sunt servanda' veya 'res judicata' gibi temel prensipleri içerir.
Soru 149Soru

Uluslararası hukuk sisteminde mahkemeler tarafından verilen kararların, hukuk kurallarının saptanmasındaki rolü ve diğer kaynaklarla olan ilişkisi dikkate alındığında, bu içtihatların hukuki niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarının içeriğini ve varlığını saptamaya yarayan yardımcı bir kaynaktır.

Cevap

Yargı kararları, hukuk kurallarının içeriğini ve varlığını saptamaya yarayan yardımcı bir kaynaktır.
Uluslararası hukukta yargı kararları, Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesi uyarınca asli kaynaklar (antlaşmalar, teamül hukuku ve hukukun genel ilkeleri) gibi kural koyucu değildir. Bu içtihatlar, mevcut hukuk kurallarının içeriğini netleştirmek, kapsamını belirlemek ve kuralın varlığını ispatlamak için başvurulan 'yardımcı araçlar' niteliğindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası hukukun kaynaklarının sınıflandırılmasını hatırla.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38, kaynakları asli (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı (yargı kararları, doktrin) olarak ayırır.
Yargı kararlarının hiyerarşideki yerini belirlemek için bu temel ayrım gereklidir.
2
Yargı kararlarının işlevini analiz et.
Bu kararlar yeni bir kural yaratmaz (norm-creating), mevcut bir kuralın varlığını veya kapsamını kanıtlar (law-determining).
Uluslararası hukukta mahkemelerin yasama organı gibi kural koyma yetkisi bulunmadığını teyit etmek için.

Anahtar Kavram

Yardımcı Kaynaklar (Subsidiary Sources)

Daha Fazla Pratik

UAD Statüsü'nün 59. maddesindeki kararların bağlayıcılığı kuralı ile 38. maddedeki yardımcı kaynak niteliği arasındaki ilişkiyi inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 150Soru

A Devleti, B Devleti ile akdettiği bir sınır düzenlemesi ve ekonomik işbirliği antlaşmasının onay sürecinde, anayasasında yer alan "toprak devri veya sınır değişikliği içeren antlaşmaların Parlamento tarafından nitelikli çoğunlukla onaylanması zorunludur" hükmünü ihlal etmiştir. Antlaşma, meclis onayı olmaksızın sadece devlet başkanı tarafından imzalanmış ve resmi gazetede yayımlanarak 88 yıl boyunca kesintisiz uygulanmıştır. Bir hükümet değişikliği sonrasında A Devleti, söz konusu anayasa kuralının "temel önemde" olduğunu ve ihlalin "açık" (objektif olarak anlaşılabilir) olduğunu belirterek antlaşmanın iç hukuka aykırılık nedeniyle geçersizliğini ileri sürmektedir.

19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (VCLTVCLT) hükümleri uyarınca, bu uyuşmazlığın çözümüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: A Devleti, antlaşmayı 88 yıl boyunca uygulayarak zımnen geçerli saydığı için, ihlal "açık" ve "temel önemde" olsa dahi artık geçersizlik nedenini ileri sürme hakkını kaybetmiştir.

Cevap

A Devleti, antlaşmayı uzun süre uygulayarak zımnen geçerli kabul ettiği için geçersizlik iddiasında bulunma hakkını kaybetmiştir.
Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 4545. maddesi uyarınca, bir devlet antlaşmanın geçersizliğini ileri sürme hakkını, eğer durumu öğrendikten sonra antlaşmanın geçerli olduğunu zımnen kabul etmişse veya tutumuyla buna onay vermişse kaybeder. Olayda A Devleti antlaşmayı 88 yıl boyunca kesintisiz uygulayarak bu hakkını yitirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İç hukuk ihlalinin niteliğini belirle.
Nispi geçersizlik (Madde 4646).
Anayasal yetki kurallarının ihlali, antlaşmayı kendiliğinden batıl kılan mutlak butlan hallerinden (51,52,5351, 52, 53) biri değildir.
2
Madde 4646 kriterlerini kontrol et.
İhlal hem 'açık' hem de 'temel önemde' bir kurala ilişkindir.
Soruda bu şartların sağlandığı belirtilmiştir; normal şartlarda bu bir geçersizlik nedenidir.
3
Madde 4545 (Hakkın kaybı) engelini değerlendir.
A Devleti 88 yıl boyunca antlaşmayı uygulayarak 'zımni kabul' (acquiescenceacquiescence) göstermiştir.
Bir devlet, geçersizlik nedenini bildiği halde antlaşmayı uygulamaya devam ederse, o nedeni ileri sürme hakkını kaybeder.
4
Sınır antlaşmalarına ilişkin özel kısıtlamayı hatırla.
Sınır antlaşmaları 'rebus sic stantibus' gibi nedenlerle de sona erdirilemez.
Uluslararası istikrarı korumak amacıyla sınır rejimleri özel korumaya tabidir.

Anahtar Kavram

Hakkın Kaybı (Estoppel) ve İç Hukuk İhlalinin Sınırları
Soru 151Soru

Uluslararası hukuk doktrininde uluslararası örgütlerin organları tarafından alınan kararlar, yetkilerini örgütün kurucu antlaşmasından aldıkları için "türev" (ikincil) kaynaklar kategorisinde değerlendirilir. Bu kararların hukuki bağlayıcılığı, örgütün kurucu metninde öngörülen yetki paylaşımına ve kararın hedef kitlesine göre farklılık arz etmektedir.

Buna göre, Birleşmiş Milletler (BM) özelinde örgüt kararlarının hukuki niteliği ve bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel Kurul'un bütçenin onaylanması, yeni üyelerin kabulü veya organ seçimleri gibi örgütün iç işleyişine ve idari yapısına yönelik kararları üye devletler için hukuken bağlayıcıdır.

Cevap

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun bütçe, üyelik ve seçimler gibi örgütün iç yönetimine ilişkin kararları hukuken bağlayıcı nitelik taşırken, dış ilişkilere ve üye devletlerin davranışlarına yönelik genel kararları kural olarak tavsiye niteliğindedir.
Doğru yanıt olan seçenek, uluslararası örgütlerin 'iç hukuk düzeni' ile 'dış normatif yetkisi' arasındaki temel farkı ortaya koymaktadır. BM Genel Kurulu'nun bütçeyi onaylaması (m. 17), yeni üyeleri kabul etmesi (m. 4) ve Genel Sekreteri ataması gibi işlemler, örgütün varlığı ve işleyişi için zorunlu olan ve tüm üyeleri hukuken bağlayan tasarruflardır. Bu durum, Genel Kurul'un siyasi nitelikli genel tavsiye kararlarıyla karıştırılmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası örgüt kararlarının iç ve dış etkisini analiz etme
BM Genel Kurulu kararları genelde tavsiye niteliğindedir ancak 'iç hukuk' (bütçe, üyelik vb.) alanında bağlayıcıdır.
Örgütün işlevselliğini sürdürebilmesi için idari kararların zorunlu olması gerekir.
2
Güvenlik Konseyi yetkilerini (6. ve 7. Bölüm ayrımı) değerlendirme
6. Bölüm tavsiye, 7. Bölüm karar (bağlayıcı) niteliğindedir.
BM Şartı 25. madde her ne kadar bağlayıcılıktan bahsetse de, Konsey'in kullandığı dil ve ilgili bölümün amacı (barışçı çözüm vs. zorlama) hukuki gücü belirler.
3
Kararların teamül hukuku ile ilişkisini saptama
Örgüt kararları teamülün kanıtı (opinio juris) olabilir.
Uluslararası Adalet Divanı içtihatları, Genel Kurul kararlarının devletlerin hukuki niyetini yansıtabileceğini teyit etmiştir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Örgüt Kararlarının İçsel (Bağlayıcı) ve Dışsal (Tavsiye) Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Güvenlik Konseyi'nin 1373 (2001) sayılı kararı gibi 'yasama nitelikli' kararlarının uluslararası hukuktaki tartışmalı yerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 152Soru

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin üye devletler üzerinde hukuki yaptırım gücü bulunan kararlarının aksine; Genel Kurul tarafından alınan, devletler için doğrudan bağlayıcı olmayan ancak uluslararası toplumda ortak bir kanaat oluşmasına yardımcı olan tavsiye niteliğindeki düzenlemeler uluslararası hukuk literatüründe aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yumuşak hukuk (Soft law)

Cevap

Yumuşak hukuk (Soft law)
Yumuşak hukuk kavramı, devletler için doğrudan bir yaptırım öngörmeyen ancak uluslararası ilişkilerde standart belirleyici rol oynayan belgeleri ifade eder. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları da devletler için hukuki bir emir teşkil etmediği, ancak genel bir uygulama birliği ve teamül oluşumuna katkıda bulunduğu için bu kapsamda değerlendirilir.

Adım Adım Çözüm

1
BM organlarının yetki ayrımını analiz etme
Güvenlik Konseyi kararlarının bağlayıcı, Genel Kurul kararlarının ise kural olarak tavsiye niteliğinde olduğunu belirleme.
Örgüt kararlarının hukuki etkisini belirlemek için kurucu antlaşmadaki yetki paylaşımına bakılmalıdır.
2
Hukuki niteliği isimlendirme
Tavsiye niteliğindeki ve yaptırımsız olan bu düzenlemelerin 'Soft Law' kavramı altında toplandığını saptama.
Uluslararası hukukta esnek, doğrudan bağlayıcı olmayan ancak normatif etkisi bulunan belgeler bu şekilde tanımlanır.

Anahtar Kavram

Uluslararası Örgüt Kararlarının Hukuki Niteliği ve Yumuşak Hukuk
Tahmini Süre:45s
Soru 153Soru

Uluslararası hukukta antlaşmaların bağlayıcılığının temelini oluşturan ve 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 2626. maddesinde "yürürlükteki her antlaşma tarafları bağlar ve taraflarca iyiniyetle yerine getirilmelidir" şeklinde ifade edilen temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ahde vefa (Pacta sunt servanda)

Cevap

Uluslararası hukukta antlaşmaların bağlayıcılığını ve iyiniyetle uygulanma zorunluluğunu ifade eden ilke 'Ahde vefa (Pacta sunt servanda)' ilkesidir.
Ahde vefa (Pacta sunt servanda) ilkesi, uluslararası antlaşmalar hukukunun en temel direğidir. 19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 2626. maddesi bu ilkeyi açıkça tanımlayarak, devletlerin özgür iradeleriyle taraf oldukları antlaşmalara sadık kalmaları gerektiğini ve bu yükümlülüklerini dürüstçe (iyiniyetle) yerine getirmeleri gerektiğini hükme bağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki tanımı analiz etmek.
"Yürürlükteki her antlaşma tarafları bağlar" ifadesinin antlaşmaların temel uygulama ilkesine işaret ettiği görülür.
Uluslararası antlaşmaların hukuki geçerliliğinin ve devamlılığının temel dayanağını tespit etmek.
2
19691969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'ndeki karşılığını bulmak.
Sözleşmenin 2626. maddesi doğrudan bu ifadeyi içermekte ve ilkeyi isimlendirmektedir.
Uluslararası hukukun kodifiye edilmiş kurallarıyla kavramı eşleştirmek.
3
Seçenekler arasından doğru latince ve türkçe terimi seçmek.
Ahde vefa (Pacta sunt servanda) seçeneği tanıma tam olarak uymaktadır.
Kavramsal netlik sağlamak ve diğer hukuki ilkelerle karıştırılmasını önlemek.

Anahtar Kavram

Ahde Vefa İlkesi (Pacta Sunt Servanda)
Tahmini Süre:45s
Soru 154Soru

Uluslararası hukukta devletlerin tek taraflı irade beyanlarının (tek taraflı işlemler), bir başka uluslararası hukuk süjesinin rızasına veya kabulüne gerek kalmaksızın bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurabilmesi için gerekli olan şartlar ve bu işlemlerin hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamuoyuna açıklanan ve belirli bir konuda yükümlülük altına girme niyeti (animus obligandi) taşıyan bir irade beyanı, dürüstlük (iyiniyet) ilkesi uyarınca beyanda bulunan devleti hukuken bağlar.

Cevap

Kamuoyuna açıklanan ve belirli bir konuda yükümlülük altına girme niyeti (animus obligandi) taşıyan bir irade beyanı, dürüstlük (iyiniyet) ilkesi uyarınca beyanda bulunan devleti hukuken bağlar.
Doğru olan ifade, devletlerin kamuoyuna yönelik yaptıkları ve hukuken bağlanma iradesini yansıtan beyanların, karşı tarafın kabulüne bakılmaksızın iyiniyet ilkesi gereği bağlayıcı olduğudur. Bu husus, 1974 Nükleer Denemeler Davası'nda UAD tarafından tescil edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Tek taraflı işlemlerin temel tanımını yapın.
Bir devletin başka bir süjenin katılımı olmaksızın, tek taraflı iradesiyle hukuki sonuç doğurmaya yönelik işlemleri olduğu belirlendi.
İşlemin 'tek taraflı' karakterini anlamak için gereklidir.
2
Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) içtihatlarını analiz edin.
1974 Nükleer Denemeler Davası kararına göre; açıklık (publicity), yetkili makam (Devlet Başkanı, Başbakan veya Dışişleri Bakanı) ve bağlanma iradesinin (animus obligandi) varlığı şarttır.
Bağlayıcılık kriterlerini hukuksal zemine oturtmak için gereklidir.
3
Hukuki dayanağı belirleyin.
Bu tür işlemlerin bağlayıcılığı 'Pacta sunt servanda' (Ahde vefa) ilkesinin geniş bir yorumu olan 'İyiniyet' (Good faith / Bonafide) ilkesine dayanır.
Uluslararası toplumun güvenliğini ve istikrarını koruyan temel ilkeyi saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Bağlanma İradesi (Animus Obligandi) ve İyiniyet İlkesi
Soru 155Soru

Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunda, bir kuralın oluşum aşamasından itibaren ona açıkça, tutarlı ve sürekli bir biçimde karşı çıkan devletlerin bu kuralın bağlayıcılığına tabi olmayacağını öngören "sürekli itirazcı" (persistent objector) doktrini ile teâmül kurallarının hiyerarşik konumu ve ispat yükümlülükleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi uluslararası hukuk normları ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) içtihatları çerçevesinde doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sürekli itirazcı statüsü, ilgili devletin kuralın oluşumuna rıza göstermediğini tescil ederek onu kuraldan muaf tutsa da bu muafiyet, söz konusu teâmül kuralının zamanla bir jus cogens (emredici hukuk) normuna dönüşmesi durumunda geçerliliğini yitirir.

Cevap

Sürekli itirazcı statüsü, kural bir emredici norm (jus cogens) niteliği kazandığında sona erer.
Sürekli itirazcı (persistent objector) doktrini, bir devletin yeni oluşmakta olan bir genel teâmül kuralına başından itibaren karşı çıkarak o kuralın kendisi üzerinde bağlayıcılık kazanmasını engellemesine imkan tanır. Ancak uluslararası hukukta normlar hiyerarşisinin zirvesinde yer alan jus cogens (emredici hukuk) kuralları, tüm devletlerin rızasından bağımsız olarak mevcuttur. Bir kural jus cogens niteliği kazandığında, o kurala daha önce sürekli itirazcı statüsüyle karşı çıkan devletin muafiyeti sona erer ve kural o devleti de bağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Teâmül hukukunun kurucu unsurlarını analiz et.
Maddi unsur (devlet uygulaması) ve psikolojik unsur (opinio juris) bir kuralın oluşumu için gereklidir.
Kuralın hukuki niteliğini belirlemek için bu iki unsurun bir arada bulunması şarttır.
2
Sürekli itirazcı doktrininin uygulama şartlarını değerlendir.
İtirazın kural oluşmadan önce başlaması, açık ve tutarlı olması gerekir.
Oluşmuş bir kurala sonradan yapılan itirazlar uluslararası hukukun istikrarını bozacağı için kabul edilmez.
3
Normlar hiyerarşisi (jus cogens) ile sürekli itiraz ilişkisini kur.
Jus cogens normlar, devletlerin rızasından bağımsız olarak tüm uluslararası toplumu bağlayan emredici kurallardır.
Hiyerarşik olarak en üstte yer alan bu normlar, sürekli itirazcı muafiyetini geçersiz kılar.
4
Bölgesel teâmül ve diğer içtihatları kıyasla.
Bölgesel teâmülde ispat yükü iddia edendedir; zaman unsuru mutlak değildir; ihlal savunması kuralı güçlendirebilir.
UAD'nin Asylum, Right of Passage ve Nicaragua davalarındaki temel yaklaşımlarını ayırt etmek gerekir.

Anahtar Kavram

Sürekli İtirazcı Doktrini ve Jus Cogens İlişkisi

Daha Fazla Pratik

Jus cogens normların sürekli itirazcı doktrini üzerindeki etkisini daha derinlemesine incelemek için Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi'nin 5353. maddesini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 156Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrasına göre; Divan'ın bir uyuşmazlığı, yürürlükteki hukuk kurallarının (antlaşmalar, teamül vb.) dışına çıkarak 'hakkaniyet ve nisfet' (ex aequo et bono) ilkelerine göre karara bağlayabilmesi için gereken temel hukuki şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uyuşmazlık taraflarının bu yönde açık bir rıza ve mutabakatının bulunması

Cevap

Uyuşmazlık taraflarının bu yönde açık bir rıza ve mutabakatının bulunması
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 2. fıkrası, tarafların bu konuda anlaşmış olmaları kaydıyla Divan'a uyuşmazlığı hakkaniyet ve nisfet (ex aequo et bono) kurallarına göre çözme yetkisi tanır. Bu yetki, Divan'ın yürürlükteki pozitif hukuk kurallarından sapan, tamamen hakkaniyet odaklı bir çözüm üretmesine olanak sağlar ve bu durum egemen devletlerin yargı yetkisine verdikleri açık rıza ile doğrudan ilişkilidir.

Adım Adım Çözüm

1
UAD Statüsü Madde 38 hükümleri incelenir.
Maddenin birinci fıkrasının asli ve yardımcı kaynakları saydığı, ikinci fıkrasının ise 'ex aequo et bono' yetkisini düzenlediği görülür.
Hukuki dayanağın tespiti için.
2
38. maddenin 2. fıkrasındaki 'tarafların uyuşmazlık konusu üzerinde uzlaşmaları halinde' ifadesi analiz edilir.
Bu yetkinin kullanılabilmesi için tarafların ortak ve açık bir irade beyanı (rıza) gerektiği saptanır.
Uygulama şartının netleştirilmesi için.

Anahtar Kavram

UAD'nin Hakkaniyet ve Nisfet (Ex Aequo et Bono) Yetkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 157Soru

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinde uluslararası hukukun asli kaynaklarından biri olarak sayılan "hukukun genel ilkeleri" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulusal hukuk sistemlerinde ortak olarak kabul edilen ve uluslararası alana aktarılan asli bir hukuk kaynağıdır.

Cevap

Hukukun genel ilkeleri, ulusal hukuk sistemlerinde ortak olarak kabul edilen prensiplerin uluslararası hukuk alanına aktarılmasıyla oluşan asli bir kaynaktır.
Hukukun genel ilkeleri, UAD Statüsü'nün 38. maddesinde antlaşmalar ve teamül ile birlikte sayılan üç asli kaynaktan biridir. Bu ilkeler, devletlerin kendi iç hukuk sistemlerinde (örneğin medeni hukuk veya ceza hukuku) uyguladıkları 'iyi niyet', 'ahde vefa', 'yargılanmış dava' (res judicata) gibi evrensel prensiplerin uluslararası uyuşmazlıklara da uygulanmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü Madde 38/1-c hükmünü hatırlayın.
Bu madde 'medeni milletlerce kabul edilmiş hukukun genel ilkeleri'ni uluslararası hukukun bir kaynağı olarak tanımlar.
Kaynağın hukuki dayanağını ve tanımını belirlemek için gereklidir.
2
Kaynağın 'asli' mi yoksa 'yardımcı' mı olduğunu sınıflandırın.
38. maddenin ilk üç fıkrası (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) asli kaynakları, son fıkrası (yargı kararları, doktrin) yardımcı kaynakları gösterir.
Hukukun genel ilkelerinin hiyerarşik önemini anlamak için gereklidir.
3
Hakkaniyet ve nisfet kuralı ile olan ayrımı kontrol edin.
Hakkaniyet ve nisfet için tarafların özel rızası gerekirken, hukukun genel ilkeleri doğrudan uygulanabilir.
Sıklıkla karıştırılan bir kavramı eleyerek doğru cevaba ulaşmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hukukun genel ilkeleri, uluslararası hukukun boşluklarını dolduran ve ulusal hukuk sistemlerindeki ortak ilkelerden beslenen asli bir kaynaktır.

Daha Fazla Pratik

Hukukun genel ilkelerine örnek olarak 'Pacta Sunt Servanda' (Ahde Vefa) ve 'Non-liquet' (Hukukta boşluk olmaması) kavramlarını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 158Soru

Uluslararası hukukta bir devlet uygulamasının teâmül (yapılageliş) kuralı sayılabilmesi için sadece maddi bir uygulamanın varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda bu uygulamanın hukuken zorunlu olduğu yönünde bir psikolojik inancın bulunması gerekir. Bu psikolojik unsur, teâmül kurallarını 'uluslararası nezaket' (comitas gentium) kurallarından ayıran temel özelliktir. Bahsedilen bu hukuki zorunluluk inancı aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Opinio juris

Cevap

Uluslararası teâmülün hukuki zorunluluk inancını ifade eden psikolojik unsuru 'Opinio juris' terimidir.
Doğru seçenek olan terim, devletlerin belirli bir doğrultudaki uygulamalarının hukuken bağlayıcı bir kural olduğu yönündeki inançlarını temsil eder. Bu inanç (opinio juris), bir uygulamanın sadece gelenek veya nezaket (comitas gentium) seviyesinde kalmayıp uluslararası hukuk kaynağı haline gelmesini sağlayan temel unsurdur.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası teâmül (yapılageliş) hukukunun kurucu unsurlarını analiz etmek.
Teâmül iki ana unsurdan oluşur: Maddi unsur (devlet uygulaması) ve psikolojik unsur (hukuki zorunluluk inancı).
Bir kuralın hukuken bağlayıcı teâmül niteliği kazanması için bu iki unsurun birlikte bulunması şarttır.
2
Soruda tanımlanan 'hukuki zorunluluk inancı' kavramının terminolojik karşılığını tespit etmek.
Opinio juris sive necessitatis (kısaca Opinio juris).
Bu terim, devletlerin bir davranışı sadece alışkanlık veya nezaket gereği değil, bir hukuk kuralına uyma bilinciyle yaptıklarını gösterir.

Anahtar Kavram

Opinio Juris (Psikolojik Unsur)

İpuçları

1
Teâmülün oluşması için hem maddi (uygulama) hem de psikolojik (inanç) bir unsur gerekir.

Daha Fazla Pratik

Devlet uygulaması (maddi unsur) için gerekli olan süreklilik ve yaygınlık şartlarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 159Soru

Uluslararası hukukta uluslararası örgütlerin organları tarafından alınan kararlar (resolutions), kural olarak Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması gibi kurucu bir belgeye dayanmaktadır. Bu durum, söz konusu kararların hukuk kaynakları arasındaki yeri ve etkileri konusunda doktrinde çeşitli tartışmaları beraberinde getirmiştir.

Uluslararası örgüt kararlarının hukuki niteliği ve 'türev kaynak' statüsü dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk ilkeleriyle tam olarak bağdaşmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örgüt kararları yetkilerini kurucu antlaşmadan aldıkları için türev kaynak kabul edilirler; tavsiye niteliğindeki Genel Kurul kararları ise devletlerin uygulamasıyla birleştiğinde uluslararası teamül hukukunun 'opinio juris' unsuru için kanıt oluşturabilir.

Cevap

Örgüt kararlarının yetkilerini kurucu antlaşmadan alarak türev kaynak niteliği taşıması ve Genel Kurul kararlarının teamül hukukunun 'opinio juris' unsuru için kanıt teşkil edebileceği ifadesi doğrudur.
Doğru ifade, uluslararası örgüt kararlarının hukuki temelini (kurucu antlaşma) ve doktrindeki en önemli işlevlerinden birini (teamül hukukuna kanıt teşkil etme) tam olarak yansıtmaktadır. Örgüt kararları 'türev kaynak' olarak tanımlanır ve özellikle BM Genel Kurulu kararları, devletlerin 'opinio juris'ini (hukuki gereklilik inancı) göstermesi bakımından teamül hukukunun tespitinde kritik birer delildir.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası örgüt kararlarının kaynağını belirleme
Bu kararlar bir kurucu antlaşmaya dayanır, bu yüzden 'türev (ikincil) kaynak' olarak adlandırılır.
Asli kaynak olan antlaşmadan türetildikleri için hiyerarşik olarak ona bağlıdırlar.
2
BM Genel Kurulu kararlarının hukuki etkisini analiz etme
Genel Kurul kararları kural olarak bağlayıcı değildir (yumuşak hukuk), ancak devletlerin genel kabulünü yansıttığında teamül hukukunun delili olabilir.
Teamül hukukunun oluşması için gerekli olan 'hukuki gereklilik inancı' (opinio juris), bu kararlardaki devlet beyanlarıyla tespit edilebilir.
3
Diğer seçeneklerin hatalarını ayıklama
Güvenlik Konseyi kararlarının jus cogens olmadığı, iç kararların bağlayıcı olduğu ve UAD Statüsü'nde örgüt kararlarının doğrudan sayılmadığı saptandı.
Hukuk hiyerarşisindeki kesin ayrımları yapmak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Anahtar Kavram

Türev kaynak niteliği ve Genel Kurul kararlarının teamül kanıtı olma işlevi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 160Soru

Uluslararası hukukta doktrin (öğreti), Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesi uyarınca hukuki niteliği bakımından aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlanmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk kurallarının belirlenmesinde kullanılan yardımcı bir araçtır

Cevap

Doktrin (öğreti), hukuk kurallarının belirlenmesinde kullanılan yardımcı bir araçtır.
Uluslararası Adalet Divanı Statüsü'nün 38. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, öğreticilerin (doktrin) ve yargı kararlarının 'hukuk kurallarının belirlenmesinde yardımcı bir araç' olarak kullanılacağını açıkça belirtmektedir. Doktrin, uluslararası hukuk kurallarının içeriğinin anlaşılması, yorumlanması ve kanıtlanmasında bilimsel bir referans işlevi görür ancak kendi başına yeni bir hukuk kuralı oluşturmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Statüsü'nün 38. maddesinin incelenmesi
Maddede asli kaynaklar (antlaşmalar, teamül, genel ilkeler) ve yardımcı kaynaklar (yargı kararları, doktrin) ayrımı görülür.
Hukuk kurallarının hiyerarşisini ve niteliğini belirlemek için temel referans noktasıdır.
2
Doktrinin (öğretinin) bu maddedeki yerinin tespiti
Doktrin, 38/1-d bendinde 'hukuk kurallarının belirlenmesi için yardımcı araçlar' (subsidiary means for the determination of rules of law) arasında sayılmıştır.
Doktrinin hukuk yaratan değil, mevcut hukuku tespit eden nitelikte olduğunu doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Doktrin, uluslararası hukukta kuralların içeriğini ve varlığını ispatlamaya yarayan 'yardımcı kaynak' (subsidiary source) niteliğindedir.
ÖncekiSayfa 8 / 22Sonraki
Uluslararası Hukukun Kaynakları Alıştırma Soruları — KPSS Uluslararası İlişkiler — Sayfa 8 | Examkin