Uluslararası Hukukun Kişileri
309 soru
Uluslararası hukukta devletlerin tanınması kural olarak devletlerin takdirine bağlı (ihtiyari) bir işlem olsa da, modern uluslararası hukukta bazı durumlarda bir oluşumun devlet olarak tanınmaması yönünde hukuki bir yükümlülük doğabilmektedir. Özellikle 1932 yılında Japonya'nın Mançurya'yı işgali sonrasında gündeme gelen, kuvvet kullanma yasağına veya emredici hukuk kurallarına ( ) aykırı bir biçimde ortaya çıkan yeni durumların ve devletlerin diğer devletlerce tanınmaması gerektiğini savunan doktrin aşağıdakilerden hangisidir?
Klasik uluslararası hukuk doktrininde bireyler sadece hukukun 'objesi' olarak kabul edilirken, modern hukuk düzeninde 'sınırlı süje' olarak nitelendirilmektedir. Bu bağlamda, bireylerin uluslararası hukuk kişiliğinin 'türev' (derivative) bir nitelik taşımasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
1949 tarihli "Birleşmiş Milletlerin Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini" (Reparation for Injuries) danışma görüşünde Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in (BM) uluslararası hukuk kişiliğini değerlendirirken, bu kişiliğin sadece üye devletlerin iradesine dayalı "sübjektif" bir nitelikten öte, "objektif" bir nitelik taşıdığını belirtmiştir. Divan'ın bu tespitiyle vurgulanan "objektif hukuk kişiliği" kavramının en temel hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta bir devletin yeni kurulan bir siyasi oluşumu 'de jure' (hukuki) olarak tanıması, 'de facto' (fiili) tanımaya kıyasla daha kapsamlı hukuki sonuçlar doğuran ve kesinlik arz eden bir irade beyanıdır. Buna göre, 'de jure' tanıma işleminin temel özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta devletler, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın her konuda hak ve borç ehliyetine (genel yetki) sahipken; uluslararası örgütler, yalnızca kurucu antlaşmalarında kendilerine verilen görevleri yerine getirmek ve amaçlarına ulaşmak için gerekli olan yetkileri kullanabilirler. Uluslararası örgütlerin hukuk kişiliğinin bu sınırlı ve amaca yönelik karakterini ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
1949 tarihli 'Birleşmiş Milletlerin Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' (Reparation for Injuries) danışma görüşünde Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Birleşmiş Milletler'in (BM) sadece üye devletlere karşı değil, örgütü tanımayan üçüncü devletlere karşı da uluslararası tazminat talebinde bulunabileceğine hükmetmiştir.
Divan'ın bu kararıyla kabul edilen ve bir uluslararası örgütün sadece kendi üyeleri nezdinde değil, uluslararası toplumun bütününe karşı hak ve borç ehliyetine sahip olduğunu belirten kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta devletlerin birleşmesiyle oluşan yapılar ve kısıtlı egemenliğe sahip süjelerin hukuki statüleri dikkate alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi uluslararası kişilik ve antlaşma yapma yetkisi bakımından hatalıdır?
Uluslararası hukukta hükümetlerin tanınması, devletin tanınmasından farklı olarak mevcut bir devletin iç yapısındaki anayasa dışı değişimlere yönelik bir tepkidir. Bu kurum, hem uluslararası siyasi ilişkilerde hem de ulusal mahkemelerin yetki alanında karmaşık hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Hükümetlerin tanınması süreci, bu süreçte etkili olan doktrinler ve tanımanın hukuki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukuk doktrininde ve yargı kararlarında (özellikle 1931 tarihli Avusturya-Almanya Gümrük Birliği davasındaki Yargıç Anzilotti'nin tanımı çerçevesinde) devletin temel unsurlarından biri olan "bağımsızlık" (egemenlik) kavramının hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta bir siyasi topluluğun "devlet" sıfatını kazanabilmesi için gerekli olan maddi unsurlardan biri olan "ülke" (territory) kavramı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta devletin sürekliliği ilkesi uyarınca, bir devlette hükümetin anayasa dışı yollarla değişmesi devletin uluslararası kişiliğini sona erdirmez. Ancak yeni yönetimin diğer devletler tarafından 'hükümet' olarak tanınması, bu yönetimin uluslararası alanda ve yabancı ülkelerdeki hukuki statüsünü belirler.
Buna göre, bir hükümetin tanınması ve bu işlemin yarattığı hukuki etkilerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
1983 tarihli Devletlerin Devlet Mallarına, Arşivlerine ve Borçlarına Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi hükümleri uyarınca; bir devletin parçalanması (dissolution) sonucunda selef devletin varlığının sona ermesi ve selef devlet ülkesinin parçaları üzerinde iki veya daha fazla halef devletin kurulması durumunda, halef devletler arasında aksine bir anlaşma bulunmadığı takdirde, selef devletin "devlet borçlarının" (state debt) geçişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Egemen devletlerin, ortak savunma veya dış temsil gibi belirli amaçları gerçekleştirmek üzere bir uluslararası antlaşma ile kurdukları, ancak birleşimi oluşturan üyelerin egemenliklerini ve uluslararası hukuk kişiliklerini koruduğu, birleşimin kendisinin ise genellikle ayrı bir devlet niteliği ve hukuk kişiliği taşımadığı yapı aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta bir devletin tanınması kural olarak devletlerin egemen yetkisine dayanan 'ihtiyari' (takdire bağlı) bir işlem olarak kabul edilir. Ancak modern uluslararası hukukta bu takdir yetkisi, özellikle uluslararası toplumun temel çıkarlarını koruyan emredici kuralların ihlali söz konusu olduğunda sınırlandırılmaktadır.
Buna göre, devletlerin tanınması ve tanımanın hukuki sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukuk süjeleri arasında yer alan devlet birleşmeleri; birleşmenin dayandığı hukuki temel, üye devletlerin egemenlik devri ve uluslararası hukuk kişiliğinin sürekliliği bakımından farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bu yapıların her biri, uluslararası sorumluluk ve antlaşma yapma ehliyeti bakımından kendine özgü hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Buna göre, devlet birleşmeleri ve kısıtlı egemenliğe sahip devlet türleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta "devletlerin halefiyeti" (state succession), bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğinin sona ermesi ve bu egemenliğin başka bir devlete geçmesiyle ortaya çıkan hukuki süreci ifade eder.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi devletlerin halefiyeti kapsamında değerlendirilebilecek durumlardan biridir?
Uluslararası hukuk doktrininde devletin oluşumu için gerekli olan kriterler genellikle "maddi" ve "hukuki" olmak üzere iki kategoride incelenir. Ülke, nüfus ve etkin hükümet devletin maddi (unsuri) öğeleri olarak kabul edilirken; bir siyasi topluluğun üstünde başka bir gücü tanımamasını, dış ilişkilerini bağımsızca yürütebilmesini ve en üstün emir verme yetkisini ifade eden "hukuki unsur" aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta devletin oluşumu için Montevideo Sözleşmesi'nde öngörülen maddi unsurlar (insan topluluğu, ülke, etkin hükümet ve dış ilişkiler kurma kapasitesi) genellikle yeterli görülse de, modern uygulamada bu unsurlara ek olarak bir "hukukilik" (legality) süzgeci işletilmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Rodezya (1965) ve Kuzey Kıbrıs (1983) örneklerinde aldığı kararlar; maddi şartlar oluşsa bile kuvvet kullanma yasağı veya halkların kendi kaderini tayin hakkı (self-determinasyon) gibi uluslararası hukukun temel bir emredici kuralının (jus cogens) ihlali yoluyla ortaya çıkan yapıların devlet olarak kabul edilmeyeceğini teyit etmiştir. Bu çerçevede, emredici kuralları ihlal eden bir oluşumun maddi unsurlara sahip olmasına rağmen "devlet" sıfatını kazanamamasının temel dayanağı olan hukuki ilke aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta bir siyasi topluluğun devlet niteliğini kazanabilmesi ve bu niteliğini hukuk düzeni içerisinde koruyabilmesi açısından "etkin hükümet" (effective government) unsuru merkezi bir rol oynamaktadır.
Buna göre, devletin kurucu unsurlarından biri olan "hükümet" ve onun "etkinliği" kriteri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk ilkeleriyle bağdaşmaktadır?
Uluslararası hukukta hükümetlerin tanınması kurumu, özellikle anayasa dışı yollarla gerçekleşen iktidar değişimlerinde büyük önem arz etmektedir. Buna göre, hükümetlerin tanınması ve bu süreçte uygulanan doktrinlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?