Uluslararası Hukukun Kişileri

309 soru

Soru 141Soru

Uluslararası hukukta devletlerin tanınması kural olarak devletlerin takdirine bağlı (ihtiyari) bir işlem olsa da, modern uluslararası hukukta bazı durumlarda bir oluşumun devlet olarak tanınmaması yönünde hukuki bir yükümlülük doğabilmektedir. Özellikle 1932 yılında Japonya'nın Mançurya'yı işgali sonrasında gündeme gelen, kuvvet kullanma yasağına veya emredici hukuk kurallarına (jusjus cogenscogens) aykırı bir biçimde ortaya çıkan yeni durumların ve devletlerin diğer devletlerce tanınmaması gerektiğini savunan doktrin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Stimson Doktrini

Cevap

Kuvvet kullanma yasağına aykırı olarak ortaya çıkan durumların tanınmaması gerektiğini ifade eden Stimson Doktrini
Stimson Doktrini, 1932'de Japonya'nın Çin'in bir parçası olan Mançurya'yı işgal ederek burada 'Mançukuo' adlı uydu bir devlet kurması üzerine ABD tarafından geliştirilmiştir. Bu doktrine göre, Paris Paktı (BriandBriand-KelloggKellogg PaktıPaktı) gibi uluslararası antlaşmaları veya kuvvet kullanma yasağını ihlal ederek yaratılan hiçbir fiilî durum veya devlet tanınmamalıdır. Bugün bu kural, BM Şartı çerçevesinde bir 'tanımama yükümlülüğü' olarak kabul edilmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramları belirle
Anahtar kavramlar: 1932 yılı, Mançurya'nın işgali, kuvvet kullanma yasağına aykırılık ve 'tanımama yükümlülüğü'.
Sorunun hangi tarihsel olay ve hukuki ilke üzerine kurulduğunu anlamak için gereklidir.
2
Doktrinleri devlet ve hükümet tanıması ayrımına göre filtrele
Estrada ve Tobar doktrinleri hükümetlerin tanınması ile ilgilidir, Stimson ise devlet/durum tanıması ile ilgilidir.
Hükümet ve devlet tanıması arasındaki kavramsal farkı netleştirmek yanlışı eler.
3
Stimson Doktrini'nin içeriğini doğrula
ABD Dışişleri Bakanı Henry Stimson tarafından ortaya atılan bu görüş, uluslararası hukukun ihlali (kuvvet kullanımı) ile elde edilen sonuçların tanınmamasını emreder.
Soruda verilen tanım ile doktrinin birebir eşleştiğini teyit eder.

Anahtar Kavram

Hukuka Aykırı Durumların Tanınmaması Yükümlülüğü (Stimson Doktrini)

İpuçları

1
Bu doktrin, uluslararası hukukun ihlali yoluyla elde edilen kazanımların meşrulaştırılmaması amacını taşır.
2
1930'lardaki Mançurya krizi ve Japon işgali bu doktrinin çıkış noktasıdır.
3
Adını dönemin ABD Dışişleri Bakanı'ndan alan bu görüş, kuvvet kullanma yasağına aykırı kurulan yapıların tanınmasını yasaklar.

Daha Fazla Pratik

Tanımama yükümlülüğünün modern bir örneği olarak KKTC veya Kırım'ın ilhakı sonrası BM kararlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 142Soru

Klasik uluslararası hukuk doktrininde bireyler sadece hukukun 'objesi' olarak kabul edilirken, modern hukuk düzeninde 'sınırlı süje' olarak nitelendirilmektedir. Bu bağlamda, bireylerin uluslararası hukuk kişiliğinin 'türev' (derivative) bir nitelik taşımasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hak ve yükümlülüklerinin kaynağının devletlerin iradesiyle oluşturulan antlaşmalar olması ve bu statünün devletlerin rızasına dayanması

Cevap

Bireylerin uluslararası hukuk kişiliği, devletlerin iradeleriyle akdettikleri antlaşmalar (örneğin AİHS) sonucu doğduğu ve bu hakların kapsamı yine devletlerce belirlendiği için 'türev' niteliktedir.
Modern uluslararası hukukta bireylerin statüsü devletlerin rızasına bağlıdır. Devletler bir antlaşma imzalayarak bireylere doğrudan haklar tanıdığında veya sorumluluklar yüklediğinde, bireyler uluslararası alanda sınırlı bir kişilik kazanır. Bu kişiliğin kaynağı bireyin kendisi veya doğal hukuk değil, devletlerin pozitif iradesi olduğu için buna 'türev kişilik' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişiliğin kaynağını analiz etme
Devletler 'asli' süjedir çünkü kişilikleri kendi varlıklarından (egemenliklerinden) gelir.
Süjenin kaynağını belirlemek, asli-türev ayrımını yapmak için gereklidir.
2
Bireyin konumunu değerlendirme
Birey, ancak devletler bir antlaşma ile ona hak (örneğin bireysel başvuru) veya ödev (cezai sorumluluk) yüklerse uluslararası alanda görünür olur.
Bireyin statüsünün devlet iradesine bağımlılığını saptamak için.
3
Türev kavramını sonuçlandırma
Kaynağını başka bir süjenin (devletin) iradesinden alan kişilik 'türev' kişiliktir.
Tanım gereği gerekçeyi netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Bireylerin Sınırlı ve Türev Uluslararası Kişiliği

İpuçları

1
Uluslararası hukukun 'asli' ve 'türev' süjeleri arasındaki temel farkın kaynağını düşünün.
2
Bireylerin sahip olduğu hakların (örneğin AİHM'e başvuru hakkı) hangi hukuki işlemle ortaya çıktığını hatırlayın.
3
Bir süjenin kişiliği başka bir süjenin iradesine dayanıyorsa, bu kişilik orijinal mi yoksa türetilmiş midir?

Daha Fazla Pratik

Bireylerin uluslararası alandaki 'pasif ehliyeti' ile ilgili uluslararası ceza mahkemelerinin yargı yetkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 143Soru

1949 tarihli "Birleşmiş Milletlerin Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini" (Reparation for Injuries) danışma görüşünde Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in (BM) uluslararası hukuk kişiliğini değerlendirirken, bu kişiliğin sadece üye devletlerin iradesine dayalı "sübjektif" bir nitelikten öte, "objektif" bir nitelik taşıdığını belirtmiştir. Divan'ın bu tespitiyle vurgulanan "objektif hukuk kişiliği" kavramının en temel hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Örgütün, BM üyesi olmayan veya örgütü hukuken tanımayan üçüncü devletlere karşı da uluslararası haklar ileri sürebilmesi ve tazminat talebinde bulunabilmesi

Cevap

Objektif hukuk kişiliği kavramının temel sonucu, örgütün kendisini tanımayan veya üye olmayan üçüncü devletlere karşı da uluslararası hak iddia edebilmesi ve tazminat talebinde bulunabilmesidir.
Uluslararası Adalet Divanı'na göre Birleşmiş Milletler, uluslararası toplumun çok geniş bir kesimini temsil ettiği için sahip olduğu hukuk kişiliği objektif bir nitelik arz eder. Bunun en somut sonucu, örgütün sadece üye devletlerle sınırlı kalmayıp, üye olmayan veya örgütü tanımayan 'üçüncü devletlere' karşı da uluslararası düzeyde hak ileri sürebilmesi, diplomatik koruma işletebilmesi ve tazminat davası açabilmesidir. Bu durum, örgütün bağımsız bir uluslararası süje olduğunun kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
1949 tarihli Reparation for Injuries davasının temel sonucunu analiz etmek
Divan, BM'nin sadece üyeleri için değil, tüm devletler için geçerli bir hukuk kişiliği olduğunu saptamıştır.
Dava, BM'nin üye olmayan bir devlete (İsrail) karşı tazminat davası açıp açamayacağı üzerine kuruludur.
2
Objektif ve sübjektif hukuk kişiliği farkını ayırt etmek
Sübjektif kişilik sadece üyeler arası rızaya dayanırken, objektif kişilik uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun iradesini yansıttığı için herkes için geçerlidir.
BM'nin küresel niteliği ve üye sayısı, onun kişiliğine objektif bir karakter kazandırmaktadır.
3
Fonksiyonel gereklilik ilkesini uygulamak
Örgütün bu kişiliğe sahip olmasının temelinde, barış ve güvenliği sağlama görevini yerine getirebilme ihtiyacı yatar.
Bu ilke, örgütün görevlerini yapabilmesi için gerekli olan yetkilerin (claim capacity dahil) varlığını zorunlu kılar.

Anahtar Kavram

Uluslararası Örgütlerin Objektif Hukuk Kişiliği ve Fonksiyonel Gereklilik

Daha Fazla Pratik

Uluslararası örgütlerin zımni yetkiler (implied powers) teorisinin BM Şartı çerçevesindeki uygulamalarını inceleyen diğer soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 144Soru

Uluslararası hukukta bir devletin yeni kurulan bir siyasi oluşumu 'de jure' (hukuki) olarak tanıması, 'de facto' (fiili) tanımaya kıyasla daha kapsamlı hukuki sonuçlar doğuran ve kesinlik arz eden bir irade beyanıdır. Buna göre, 'de jure' tanıma işleminin temel özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: De jure tanıma kural olarak geri alınamaz ve tam diplomatik ilişkilerin kurulmasına imkân tanır.

Cevap

De jure tanıma, bir devletin yeni bir oluşumu uluslararası toplumun tam ve sürekli bir üyesi olarak kabul ettiğini gösteren, kural olarak geri alınamayan ve tam diplomatik ilişkilerin kurulmasına olanak sağlayan kesin işlemdir.
Doğru cevap olan seçenek, de jure tanımanın uluslararası hukuktaki en temel iki özelliğini doğru şekilde yansıtmaktadır: Bu işlem kural olarak geri alınamaz (finaldir) ve büyükelçilik açılması gibi tam diplomatik ilişkilerin kurulması için gereken hukuki zemini sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
De jure ve de facto tanıma arasındaki temel farkları analiz et.
De jure tanımanın kesin ve sürekli, de facto tanımanın ise geçici ve sınırlı olduğu tespit edilir.
Tanıma türlerinin hukuki sonuçlarını ayırt etmek sorunun temelidir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin de jure tanımanın 'kesinlik' ve 'diplomatik kapsam' ilkeleriyle uyumunu kontrol et.
Geri alınamazlık ve tam diplomatik ilişki kurma yetkisinin de jure tanımaya özgü olduğu belirlenir.
Doğru tanıma kriterini yanlış olanlardan ayırmak gerekir.
3
Tanımanın geri alınabilirliği ve sürekliliği konusundaki uluslararası hukuk kuralını uygula.
De jure tanımanın geri alınamayacağı (irrevocable) kuralı doğrulanır.
Uluslararası hukukta istikrar ve devletlerin sürekliliği ilkesi de jure tanımada esastır.

Anahtar Kavram

De Jure Tanımanın Kesinliği ve Kapsamı

İpuçları

1
De jure tanıma ile de facto tanıma arasındaki 'kalıcılık' farkını düşünün.
2
Bir devletin diğerini hukuk düzeninin 'tam' bir üyesi olarak kabul etmesi, geri dönüşü olmayan bir yol mudur?
3
De jure tanımanın tam diplomatik temsil (büyükelçilik) yetkisi verdiğini, de facto tanımanın ise genellikle sınırlı (konsolosluk/ticari) temsil ile yetindiğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

De jure tanımanın geriye etkili (retroactive) sonuçlarını ve mülkiyet hakları üzerindeki etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 145Soru

Uluslararası hukukta devletler, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın her konuda hak ve borç ehliyetine (genel yetki) sahipken; uluslararası örgütler, yalnızca kurucu antlaşmalarında kendilerine verilen görevleri yerine getirmek ve amaçlarına ulaşmak için gerekli olan yetkileri kullanabilirler. Uluslararası örgütlerin hukuk kişiliğinin bu sınırlı ve amaca yönelik karakterini ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uzmanlık İlkesi

Cevap

Uluslararası örgütlerin yetkilerinin amaç ve görevleriyle sınırlı olduğunu ifade eden 'Uzmanlık İlkesi' doğru cevaptır.
Uluslararası örgütlerin hukuk kişiliği, devletler gibi 'asli' ve 'genel' değil, 'türev' ve 'sınırlı' bir nitelik taşır. Bu sınırlılığın temelini 'Uzmanlık İlkesi' oluşturur. Bu ilkeye göre bir örgüt, ancak kurucu antlaşmasında açıkça belirtilen veya bu görevleri yerine getirmek için zımnen gerekli olan yetkilere sahiptir. Bu durum örgütün işlevsel gereklilikleri (functional necessity) ile doğrudan bağlantılıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletler ve uluslararası örgütler arasındaki ehliyet farkını analiz etme
Devletlerin 'genel yetki'ye, örgütlerin ise 'sınırlı yetki'ye sahip olduğu belirlendi.
Örgütler devletler tarafından belirli amaçlarla kurulur.
2
Örgütün yetkilerini belirleyen hukuki dayanağı saptama
Yetkilerin kurucu antlaşma ve örgütün işlevleriyle (functional necessity) sınırlı olduğu görüldü.
Örgütlerin kişiliği 'türev' ve 'amaca yöneliktir'.
3
Bu hukuki durumu tanımlayan teknik kavramı belirleme
Uluslararası Adalet Divanı'nın da içtihatlarında vurguladığı 'Uzmanlık İlkesi' (Principle of Speciality) kavramına ulaşıldı.
Bu kavram, yetkilerin sadece uzmanlık alanı ve işlevlerle sınırlı olduğunu tanımlar.

Anahtar Kavram

Uzmanlık İlkesi (Principle of Speciality)

İpuçları

1
Uluslararası örgütlerin devletler tarafından belirli bir 'amaç' için kurulduğunu düşünün.
2
Bu kavram, örgütün yetkilerinin sadece kendi görev alanıyla sınırlı olduğunu belirtir.
3
Uluslararası Adalet Divanı, 1996 tarihli Nükleer Silahların Kullanımının Hukukiliği danışma görüşünde bu ilkeyi açıkça tanımlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Uluslararası örgütlerin kurucu antlaşmada yazılı olmayan ancak görevlerini yapabilmek için sahip oldukları varsayılan 'Zımni Yetkiler Kuramı' (Implied Powers) konusuna göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 146Soru

1949 tarihli 'Birleşmiş Milletlerin Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' (Reparation for Injuries) danışma görüşünde Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Birleşmiş Milletler'in (BM) sadece üye devletlere karşı değil, örgütü tanımayan üçüncü devletlere karşı da uluslararası tazminat talebinde bulunabileceğine hükmetmiştir.

Divan'ın bu kararıyla kabul edilen ve bir uluslararası örgütün sadece kendi üyeleri nezdinde değil, uluslararası toplumun bütününe karşı hak ve borç ehliyetine sahip olduğunu belirten kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Objektif hukuk kişiliği

Cevap

Uluslararası örgütün hukuk kişiliğinin üye olmayan devletlere karşı da ileri sürülebilmesi 'objektif hukuk kişiliği' olarak adlandırılır.
Uluslararası Adalet Divanı'nın 1949 tarihli kararı, Birleşmiş Milletler'in uluslararası toplumun büyük çoğunluğunu temsil etmesi nedeniyle 'objektif' bir hukuk kişiliğine sahip olduğunu kabul etmiştir. Bu durum, örgütün kurucu antlaşmasına taraf olmayan üçüncü devletlerin de örgütün tüzel kişiliğini ve haklarını tanımak zorunda kalması anlamına gelir.

Adım Adım Çözüm

1
1949 Reparation for Injuries davasının özünü belirlemek.
BM'nin üye olmayan bir devlete karşı tazminat davası açıp açamayacağının analizi.
Örgütün hukuk kişiliğinin kapsamını anlamak için davanın hukuki zeminini bilmek gerekir.
2
Hukuk kişiliğinin türlerini (subjektif/objektif) karşılaştırmak.
Subjektif kişilik sadece üyeleri bağlarken, objektif kişilik herkesi (erga omnes) bağlar.
Divan, BM'nin uluslararası toplumun büyük çoğunluğunu temsil etmesi nedeniyle bu güce sahip olduğunu belirtmiştir.
3
Doğru hukuki terimi seçmek.
Üçüncü devletlere karşı ileri sürülebilirlik 'objektif kişilik' ile ifade edilir.
Uluslararası hukuk terminolojisinde erga omnes geçerlilik bu terimle karşılanır.

Anahtar Kavram

Objektif Hukuk Kişiliği (Erga Omnes)

Daha Fazla Pratik

Uluslararası örgütlerin yetkilerinin sınırlarını belirleyen 'Uzmanlık İlkesi' (Principle of Specialty) konusunu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 147Soru

Uluslararası hukukta devletlerin birleşmesiyle oluşan yapılar ve kısıtlı egemenliğe sahip süjelerin hukuki statüleri dikkate alındığında, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi uluslararası kişilik ve antlaşma yapma yetkisi bakımından hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Federasyon: Federe devletlerin (eyalet, kanton vb.) uluslararası hukukta tam ve bağımsız birer süje olarak kabul edilmesi ve her birinin merkezi yönetimden bağımsız dış politika yürütme yetkisine sahip olması.

Cevap

Federasyonlarda federe devletlerin uluslararası hukukta tam ve bağımsız süje olduğu yönündeki ifade hatalıdır çünkü federasyonlarda dış egemenlik merkezi devlete aittir.
Federasyonlarda (Federal Devlet), federe birimler (eyaletler, kantonlar, landerler vb.) iç hukukta geniş bir özerkliğe sahip olsalar da, uluslararası hukuk bakımından bağımsız birer süje değildirler. Uluslararası alanda tek bir kişilik (merkezi devlet) mevcuttur ve antlaşma yapma yetkisi kural olarak merkezi hükümettedir. Bu durum federasyonu, üye devletlerin egemenliklerini koruduğu konfederasyondan ayıran en temel farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Devlet birleşmelerinin hukuki dayanaklarını analiz etme
Şahsi ve Hakkı birliğin hükümdar/organ ortaklığına; konfederasyonun antlaşmaya; federasyonun ise anayasaya dayandığı tespit edilir.
Birleşmenin türü, uluslararası kişiliğin nerede toplandığını belirleyen temel kriterdir.
2
Uluslararası kişilik ve temsil yetkisini değerlendirme
Federasyonda merkezi devletin tek süje olduğu, konfederasyonda ise üye devletlerin süje olmaya devam ettiği belirlenir.
Federe devletlerin (eyaletlerin) uluslararası hukukta bağımsız hareket etme yetkisi kural olarak bulunmaz, bu durum onları konfederasyon üyelerinden ayırır.
3
Seçenekleri karşılaştırma
Federe birimlerin tam ve bağımsız süje olduğunu iddia eden ifadenin yanlış olduğu sonucuna varılır.
Dış ilişkilerde yetki paylaşımı devlet türlerinin en karakteristik özelliğidir.

Anahtar Kavram

Uluslararası Hukuk Kişiliği ve Devlet Birleşmeleri (Federasyon vs. Konfederasyon)

İpuçları

1
Birleşmenin anayasa ile mi yoksa antlaşma ile mi kurulduğuna dikkat edin.
2
Federasyonlarda dış egemenliğin merkezi devlette toplandığını, konfederasyonlarda ise üye devletlerde kaldığını hatırlayın.
3
Federe devletlerin (eyaletlerin) uluslararası hukukta 'tam ve bağımsız' birer süje olup olamayacağını sorgulayın.

Daha Fazla Pratik

Daimi tarafsızlık statüsünün (İsviçre örneği) devletin antlaşma yapma yetkisi üzerindeki kısıtlamalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

Uluslararası hukukta hükümetlerin tanınması, devletin tanınmasından farklı olarak mevcut bir devletin iç yapısındaki anayasa dışı değişimlere yönelik bir tepkidir. Bu kurum, hem uluslararası siyasi ilişkilerde hem de ulusal mahkemelerin yetki alanında karmaşık hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Hükümetlerin tanınması süreci, bu süreçte etkili olan doktrinler ve tanımanın hukuki sonuçları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümetin 'de jure' (hukuki) olarak tanınması, kural olarak makable şamil (geriye yürür) bir etkiye sahiptir ve bu durum, tanınan hükümetin iktidarı fiilen ele geçirdiği andan itibaren yaptığı işlemlerin tanıma yapan devletin mahkemelerinde geçerli sayılmasını sağlar.

Cevap

Hükümetin 'de jure' olarak tanınmasının geriye yürür (makable şamil) etkisi sayesinde, hükümetin iktidarı fiilen kurduğu tarihten itibaren yaptığı işlemlerin geçerli sayılması
Uluslararası hukukta ve ulusal mahkeme pratiklerinde (örneğin Luther v. Sagor kararı), bir hükümetin 'de jure' tanınması makable şamil (geriye yürür) kabul edilir. Bu, tanımanın o hükümetin iktidarı fiilen kurduğu tarihe kadar geri gitmesi ve bu süreçteki tasarruflarının hukuken geçerli sayılması anlamına gelir. Bu ilke, devletler arası ilişkilerde hukuki istikrarı sağlamak amacıyla uygulanır.

Adım Adım Çözüm

1
Devlet ve Hükümet Tanıması Ayrımı
Devletin tanınması süreklidir, ancak hükümetin tanınması sadece anayasa dışı (darbe, devrim) değişimlerde gündeme gelir.
Hükümet tanıması, bir devletin uluslararası yükümlülüklerini kimin temsil edeceği sorunuyla ilgilidir.
2
Doktrinlerin Analizi (Tobar ve Estrada)
Tobar anayasal meşruiyet ararken, Estrada tanımanın bir 'hakaret' olduğunu ve sadece ilişkilerin devam ettirilmesi gerektiğini savunur.
Tanıma teorileri, tanımanın siyasi bir tercih mi yoksa hukuki bir zorunluluk mu olduğunu belirler.
3
Hukuki (De Jure) Tanımanın Sonuçlarını Belirleme
De jure tanıma; dava ehliyeti (locus standi), yargı bağışıklığı ve en önemlisi geriye yürüme (makable şamil) etkisi doğurur.
Bu ilke, tanınan yönetimin kontrolü sağladığı ilk andan itibaren yaptığı devlet işlemlerine hukuki geçerlilik kazandırır.
4
Yanlış Seçeneklerin Elenmesi
Tobar'ın sadece etkili kontrolü savunması, Estrada'nın resmi belge şartı araması ve Stimson'ın hükümetleri kapsamadığı iddiaları doktriner olarak yanlıştır.
Üst düzey sorularda doktrinlerin temel nüansları ve tanımanın teknik mahkeme sonuçları ayırt edici unsurdur.

Anahtar Kavram

De Jure Tanımanın Geriye Yürüme (Retroactivity) Etkisi
Soru 149Soru

Uluslararası hukuk doktrininde ve yargı kararlarında (özellikle 1931 tarihli Avusturya-Almanya Gümrük Birliği davasındaki Yargıç Anzilotti'nin tanımı çerçevesinde) devletin temel unsurlarından biri olan "bağımsızlık" (egemenlik) kavramının hukuki niteliğiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bağımsızlık, devletin kendi üzerinde uluslararası hukuktan başka bir otoriteye tabi olmamasıdır; bu nedenle bir devletin uluslararası antlaşmalarla egemenlik yetkilerini ileri derecede sınırlandırması, başka bir devletin hukuki otoritesi altına girmediği sürece devletlik sıfatını ortadan kaldırmaz.

Cevap

Bağımsızlık, devletin üzerinde uluslararası hukuktan başka bir otorite tanımamasıdır ve antlaşmalarla yetki kısıtlaması bu statüyü hukuken bozmaz.
Doğru seçenek, bağımsızlığın özünü en isabetli şekilde açıklar. Bağımsızlık, bir devletin doğrudan doğruya uluslararası hukuka tabi olması ve üzerinde başka hiçbir devletin hukuki otoritesinin (anayasal veya yasal üstünlüğünün) bulunmamasıdır. Bu bağlamda, bir devletin Avrupa Birliği gibi örgütlere yetki devretmesi veya ağır yükümlülükler içeren antlaşmalar imzalaması, bu işlemler o devletin kendi özgür iradesine dayandığı sürece hukuki bağımsızlık unsurunu ortadan kaldırmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin unsurlarını analiz et.
Maddi unsurlar (ülke, halk, hükümet) ve hukuki unsur (bağımsızlık/egemenlik) belirlendi.
Devletin uluslararası hukuk süjesi olabilmesi için bu şartların kümülatif olarak bulunması gerekir.
2
Bağımsızlık kavramının hukuki ve fiili boyutlarını ayırt et.
Hukuki bağımsızlık (legal independence), bir devletin başka bir devletin hukuk düzenine tabi olmamasıdır.
Yargıç Anzilotti'nin tanımına göre bağımsızlık, devletin üzerinde sadece uluslararası hukukun bulunmasıdır.
3
Antlaşmalarla getirilen kısıtlamaların etkisini değerlendir.
Bir devletin kendi iradesiyle yetki devretmesi veya kısıtlaması bağımsızlığı yok etmez.
Wimbledon Davası ve Anzilotti görüşünde vurgulandığı üzere, yükümlülük altına girme kapasitesi egemenliğin bir kanıtıdır, kaybı değildir.
4
Federal birimler ve himaye altındaki yapılarla karşılaştır.
Başka bir devletin anayasasına tabi olan yapılar (eyaletler) bağımsız devlet sayılmaz.
Çünkü bu birimlerin üzerinde uluslararası hukuktan önce federal devletin otoritesi vardır.

Anahtar Kavram

Hukuki Bağımsızlık (Legal Independence) ve Egemenlik

İpuçları

1
Bağımsızlık kavramını 'kuralsızlık' veya 'mutlak güç' olarak değil, bir 'hukuki tabiyet' meselesi olarak düşünün.
2
Yargıç Anzilotti'nin meşhur tanımını hatırlayın: Bağımsız devletin üzerinde sadece uluslararası hukuk vardır.
3
Bir devletin antlaşma yapması egemenliğini mi kısıtlar yoksa egemenliğini kullandığının bir kanıtı mıdır?

Daha Fazla Pratik

Bağımsızlık unsuru ile 'etkin hükümet' (internal sovereignty) arasındaki ilişkiyi ve 'puppet state' (kukla devlet) örneklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 150Soru

Uluslararası hukukta bir siyasi topluluğun "devlet" sıfatını kazanabilmesi için gerekli olan maddi unsurlardan biri olan "ülke" (territory) kavramı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir topluluğun devlet sıfatını kazanabilmesi için sınırlarının kesin ve tartışmasız bir biçimde belirlenmiş olması şart değildir; temel bir toprak parçası üzerinde fiili kontrolün bulunması yeterlidir.

Cevap

Bir topluluğun devlet sıfatını kazanabilmesi için sınırlarının kesin ve tartışmasız belirlenmiş olması şart olmayıp; çekirdek bir toprak parçası üzerinde fiili kontrolün bulunması yeterlidir.
Uluslararası hukukta bir topluluğun devlet olarak nitelendirilmesi için sınırlarının santimetre hassasiyetinde veya her noktada tartışmasız olması zorunlu değildir. Deutsche Continental Gas-Gesellschaft davası gibi yargı kararları, devletin varlığı için önemli olanın, hükümetin egemenlik yetkilerini fiilen kullanabildiği bir 'çekirdek' toprak parçasının bulunması olduğunu vurgular. Sınırların bir kısmının tartışmalı olması veya henüz tam belirlenmemiş olması devletin tüzel kişiliğinin doğmasına engel teşkil etmez.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin kurucu unsurlarını analiz et.
Montevideo Sözleşmesi ve teamül hukukuna göre unsurlar: Daimi nüfus, ülke, etkin hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesidir.
Sorunun odağı olan ülke unsurunun bu yapıdaki yerini belirlemek için.
2
Ülke unsurunun "belirlilik" (certainty) derecesini değerlendir.
Uluslararası hukukta bir devletin sınırlarının her noktada kesinleşmiş olması gerekmez; önemli olan egemenliğin icra edildiği bir toprak parçasının varlığıdır.
Sınır uyuşmazlığı yaşayan birçok devletin (örneğin İsrail) varlığının hukuken kabul edildiğini teyit etmek için.
3
Diğer seçeneklerdeki maddi hataları tespit et.
Ülke kapsamının darlığı, yüzölçümü sınırı, tanınma şartı ve yerleşik düzen eksikliği gibi ifadelerin uluslararası hukuk ilkeleriyle çeliştiği görülür.
Çeldiricileri eleyerek doğru yargıya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Ülke Unsurunun Sınır Kesinliği Şartı (Certainty of Boundaries)

İpuçları

1
Devletin varlığı için sınır uyuşmazlığı olan ülkeleri (örneğin İsrail veya Hindistan-Pakistan arası keşmir sorunu) düşünün.
2
Bir devletin sınırlarının tam olarak çizilmemiş olması, o devletin uluslararası arenada hak ve borç sahibi olmasını engeller mi?
3
Uluslararası hukukta ülke unsuru için 'sınırların kesinliği' değil, 'ülkenin sürekliliği ve çekirdek bir alanın varlığı' ilkesi esastır.

Daha Fazla Pratik

Devletin tanınması konusunda 'Kurucu Teori' ve 'Açıklayıcı Teori' arasındaki farkları inceleyerek devletin oluşum sürecini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 151Soru

Uluslararası hukukta devletin sürekliliği ilkesi uyarınca, bir devlette hükümetin anayasa dışı yollarla değişmesi devletin uluslararası kişiliğini sona erdirmez. Ancak yeni yönetimin diğer devletler tarafından 'hükümet' olarak tanınması, bu yönetimin uluslararası alanda ve yabancı ülkelerdeki hukuki statüsünü belirler.

Buna göre, bir hükümetin tanınması ve bu işlemin yarattığı hukuki etkilerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanınan bir hükümet, temsil ettiği devlet adına yabancı mahkemelerde dava açma ehliyeti (locus standi) kazanır ve devlet varlıkları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olur.

Cevap

Tanınan bir hükümetin yabancı mahkemelerde dava açma ehliyeti (locus standi) kazanması ve devlet varlıkları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması doğru bir ifadedir.
Doğru seçenek, hükümet tanımasının yarattığı somut hukuki sonuçlara odaklanmaktadır. Bir hükümet resmen tanındığında, o ülkenin yabancı bankalardaki hesapları üzerinde işlem yapabilir, büyükelçilik mülklerini devredebilir ve o ülkenin mahkemelerinde devlet adına davacı veya davalı olarak yer alabilir. Bu yetkiler, tanımanın getirdiği temsil kabiliyetinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Devlet ve hükümet tanıması arasındaki ayrımı analiz et.
Devletin sürekliliği ilkesi gereği, hükümet değişse bile devletin uluslararası kişiliği devam eder.
Hükümetin tanınmaması devletin yok olduğu anlamına gelmez, sadece temsil yetkisinin tartışmalı olduğunu gösterir.
2
Tanıma işleminin hukuki niteliğini ve sonuçlarını değerlendir.
Tanıma, yönetime yabancı ülkelerde diplomatik bağışıklık ve yargısal temsil yetkisi (locus standi) kazandırır.
Yabancı mahkemeler, kendi hükümetlerinin tanımadığı bir yönetimi genellikle devletin meşru temsilcisi olarak kabul etmezler.
3
Tanıma doktrinlerini (Estrada ve Tobar) karşılaştır.
Tobar meşruiyet ararken, Estrada resmi tanıma işleminin iç işlerine müdahale olduğunu savunur.
Doktrinlerin yanlış eşleştirilmesi kavramsal hatalara yol açar.

Anahtar Kavram

Hükümet tanıması, devletin sürekliliği ilkesinden bağımsız olarak, yeni bir rejimin uluslararası temsiliyetini ve yabancı yargı organları önündeki statüsünü belirleyen siyasi bir işlemdir.

İpuçları

1
Devletin sürekliliği ilkesini ve devlet ile hükümet arasındaki temel farkı hatırlayın.
2
Yabancı bir ülkedeki banka hesabında duran devlet parasına hangi hükümetin dokunabileceğini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Tobar ve Estrada doktrinlerinin hangi tarihsel olaylar üzerine ortaya çıktığını araştırmak kavramları pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 152Soru

1983 tarihli Devletlerin Devlet Mallarına, Arşivlerine ve Borçlarına Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi hükümleri uyarınca; bir devletin parçalanması (dissolution) sonucunda selef devletin varlığının sona ermesi ve selef devlet ülkesinin parçaları üzerinde iki veya daha fazla halef devletin kurulması durumunda, halef devletler arasında aksine bir anlaşma bulunmadığı takdirde, selef devletin "devlet borçlarının" (state debt) geçişi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Selef devletin borçları; halef devletlere, bu devletlere geçen mal, hak ve menfaatler dikkate alınarak hakkaniyete uygun (equitable) oranlarda geçer.

Cevap

Selef devletin borçlarının, halef devletlere geçen mal, hak ve menfaatler oranında hakkaniyete uygun şekilde geçeceğini belirten ifade doğrudur.
1983 Viyana Sözleşmesi'nin 41. maddesine göre, bir devlet parçalandığında ve selef devletin varlığı sona erdiğinde, halef devletler arasında aksine bir anlaşma yoksa, borçlar halef devletlere hakkaniyete uygun oranlarda geçer. Bu oran belirlenirken her bir halef devlete geçen devlet malları, hakları ve menfaatleri temel ölçüt olarak alınır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın hukuki niteliğini belirle
Devletin parçalanması (dissolution) durumu söz konusudur.
Parçalanma, selef devletin ortadan kalktığı ve yerine birden fazla yeni devletin kurulduğu bir halefiyet türüdür.
2
İlgili uluslararası sözleşmeyi referans al
1983 tarihli Devletlerin Devlet Mallarına, Arşivlerine ve Borçlarına Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi incelenmelidir.
Bu sözleşme, antlaşmalar dışındaki halefiyet konularını (mal, arşiv, borç) düzenleyen temel metindir.
3
Borçların geçiş kuralını uygula
Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca 'hakkaniyete uygun paylaştırma' (equitable proportion) ilkesi geçerlidir.
Selef devletin varlığı sona erdiğinde borçların ortadan kalkması alacaklı devletlerin haklarını ihlal edeceğinden, adil bir bölüşüm esastır.

Anahtar Kavram

Devletlerin Borçlarına Halefiyet ve Hakkaniyet İlkesi

İpuçları

1
1983 Viyana Sözleşmesi'nde borçların geçişi konusunda 'Yeni Bağımsızlaşan Devletler' ile 'Parçalanma' durumları için farklı rejimler öngörülmüştür.
2
Parçalanma (dissolution) durumunda selef devlet tamamen ortadan kalktığı için borçların sahipsiz kalmaması adına halefler arasında adil bir dağılım yapılması gerekir.
3
Bu dağılım yapılırken 'hakkaniyet' (equity) ilkesi gereği, devletlere geçen mal varlığı ve ekonomik kapasite dikkate alınır.

Daha Fazla Pratik

1978 Viyana Sözleşmesi'ndeki 'sınır rejimlerine halefiyet' ile 1983'teki 'borçlara halefiyet' kurallarını karşılaştırınız.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 153Soru

Egemen devletlerin, ortak savunma veya dış temsil gibi belirli amaçları gerçekleştirmek üzere bir uluslararası antlaşma ile kurdukları, ancak birleşimi oluşturan üyelerin egemenliklerini ve uluslararası hukuk kişiliklerini koruduğu, birleşimin kendisinin ise genellikle ayrı bir devlet niteliği ve hukuk kişiliği taşımadığı yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konfederasyon

Cevap

Konfederasyon yapısında devletler egemenliklerini korur, birleşme bir antlaşmaya dayanır ve merkezi yapının ayrı bir uluslararası hukuk kişiliği yoktur.
Konfederasyon, egemen devletlerin kendi kişiliklerini kaybetmeden, genellikle savunma gibi sınırlı amaçlarla bir antlaşma çerçevesinde oluşturdukları ve kendisi ayrı bir hukuk süjesi olmayan bir yapıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Birleşmenin hukuki dayanağını belirleyin.
Birleşme bir 'uluslararası antlaşma' ile kurulmuştur.
Konfederasyonlar devletlerarası antlaşmalarla, Federasyonlar ise anayasalarla kurulur.
2
Üye devletlerin egemenlik durumunu analiz edin.
Üye devletler egemenliklerini ve hukuk kişiliklerini korumaktadır.
Konfederasyonda üyeler tam egemen kalırken, federasyonda dış ilişkilerde egemenlik federal merkeze devredilir.
3
Birleşimin (merkezin) hukuk kişiliğini değerlendirin.
Birleşimin kendisinin ayrı bir devlet niteliği veya kişiliği bulunmamaktadır.
Bu durum konfederasyonun en temel ayırt edici özelliğidir.

Anahtar Kavram

Konfederasyonun Hukuki Niteliği

İpuçları

1
Birleşmenin bir anayasa mı yoksa bir antlaşma üzerine mi kurulduğuna dikkat edin.
2
Bu yapıda üye devletler istedikleri zaman birleşmeden ayrılma (ayrılma hakkı) yetkisine teorik olarak sahiptirler çünkü egemenliklerini devretmemişlerdir.

Daha Fazla Pratik

Federasyon ile konfederasyon arasındaki farkları uluslararası hukuk kişiliği ve kurucu belge (anayasa/antlaşma) temelinde tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
Soru 154Soru

Uluslararası hukukta bir devletin tanınması kural olarak devletlerin egemen yetkisine dayanan 'ihtiyari' (takdire bağlı) bir işlem olarak kabul edilir. Ancak modern uluslararası hukukta bu takdir yetkisi, özellikle uluslararası toplumun temel çıkarlarını koruyan emredici kuralların ihlali söz konusu olduğunda sınırlandırılmaktadır.

Buna göre, devletlerin tanınması ve tanımanın hukuki sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uluslararası hukukun emredici bir kuralının (jus cogens) ihlaliyle, örneğin bir saldırı savaşı veya kendi kaderini tayin hakkının yok sayılmasıyla ortaya çıkan durumların tanınmaması yükümlülüğü (Stimson Doktrini), tanımanın ihtiyari olma özelliğinin temel istisnasını oluşturur.

Cevap

Uluslararası hukukun emredici kurallarının ihlaliyle ortaya çıkan durumların tanınmaması yükümlülüğüne (Stimson Doktrini) ilişkin ifade doğrudur.
Uluslararası hukukta devletlerin bir oluşumu tanıyıp tanımama konusunda geniş bir takdir yetkisi olsa da, bu yetki 'tanımama yükümlülüğü' (obligation of non-recognition) ile sınırlanmıştır. İlk kez 1932'de Japonya'nın Mançurya'yı işgali üzerine Stimson Doktrini ile gündeme gelen bu kural, günümüzde ILC'nin Devletlerin Sorumluluğu Taslak Maddeleri'nde de yer aldığı üzere, jus cogens (emredici hukuk) kurallarının ciddi ihlalleriyle (saldırı savaşı, apartheid, kendi kaderini tayin hakkının engellenmesi vb.) kurulan oluşumların diğer devletlerce tanınmasını yasaklar. Bu durum, tanımanın ihtiyari olma özelliğinin en temel hukuki istisnasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Tanımanın niteliğinin değerlendirilmesi
Tanıma genel olarak ihtiyari bir işlemdir ancak jus cogens normları bu serbestiyi sınırlar.
Devletlerin egemen eşitliği gereği kime tanıma verecekleri kendi takdirlerindedir ancak hukuka aykırılığı meşrulaştıramazlar.
2
Jus cogens ve tanımama yükümlülüğünün (Stimson Doktrini) incelenmesi
Kuvvet kullanımı veya kendi kaderini tayin hakkı ihlali gibi durumlarda 'tanımama yükümlülüğü' doğar.
Uluslararası hukukta hiç kimse kendi hukuka aykırı fiilinden hak elde edemez (Ex injuria jus non oritur) ilkesi gereği.
3
Diğer seçeneklerdeki teorik ve usuli hataların saptanması
De jure tanımanın geri alınamazlığı, kurucu/açıklayıcı teori farkı ve BM üyeliğinin ferdi tanıma doğurmadığı bilgileriyle karşılaştırma yapılması.
Tanıma hukukunun teknik ayrımlarını (de jure/de facto, kurucu/açıklayıcı) netleştirmek için.

Anahtar Kavram

Tanımama Yükümlülüğü ve Jus Cogens Sınırı

İpuçları

1
Devletlerin tanınması kural olarak bir hak değil, takdir yetkisidir; ancak bazı durumlarda bu yetki kısıtlanabilir.
2
Stimson Doktrini'ni ve kuvvet kullanarak ülke kazanılmasının tanınmaması kuralını hatırlayın.
3
De jure tanımanın geri alınamazlığı ile Birleşmiş Milletler üyeliğinin ferdi tanıma anlamına gelmediği ilkelerini göz önünde bulundurun.

Daha Fazla Pratik

Tanımanın geri alınabilirliği ile hükümet tanıması arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 155Soru

Uluslararası hukuk süjeleri arasında yer alan devlet birleşmeleri; birleşmenin dayandığı hukuki temel, üye devletlerin egemenlik devri ve uluslararası hukuk kişiliğinin sürekliliği bakımından farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bu yapıların her biri, uluslararası sorumluluk ve antlaşma yapma ehliyeti bakımından kendine özgü hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

Buna göre, devlet birleşmeleri ve kısıtlı egemenliğe sahip devlet türleri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konfederasyonlar, üye devletlerin uluslararası hukuk kişiliklerini muhafaza ettikleri bir antlaşma rejimi iken; federasyonlarda uluslararası hukuk kişiliği merkezi devlete aittir ve federe birimlerin dış ilişki yetkisi federal anayasa ile sınırlandırılmıştır.

Cevap

Konfederasyon üyesi devletlerin uluslararası kişiliklerini koruması, federasyonlarda ise kişiliğin merkezi devlete ait olması doğru bir tespittir.
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği üzere; konfederasyonlar egemen devletlerin kendi kişiliklerini koruyarak oluşturdukları bir antlaşma birliğidir. Federasyonlarda ise devletler yeni bir 'üst devlet' (federal devlet) oluşturur ve uluslararası alanda bu yeni yapı tek bir süje olarak kabul edilir; federe birimlerin yetkileri ise sadece anayasanın izin verdiği ölçüde mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Devlet birleşmelerinin hukuki temellerini ayırt et.
Konfederasyon antlaşmaya (uluslararası hukuk), federasyon anayasaya (iç hukuk) dayanır.
Birleşmenin hukuki niteliği, üyelerin egemenlik haklarını belirler.
2
Uluslararası hukuk kişiliğini analiz et.
Şahsi birlik ve konfederasyonda kişilikler ayrıdır; hakiki birlik ve federasyonda dış ilişkilerde teklik esastır.
Kişilik, antlaşma yapma ve sorumluluk ehliyeti için ön koşuldur.
3
Kısıtlı egemenliğe sahip devletlerin kaynaklarını değerlendir.
Himaye antlaşma ile, tabi devlet statüsü ise genellikle tarihsel bir iç hukuk bağı ile oluşur.
Kısıtlı egemenliğin kaynağı, devletin uluslararası alandaki hareket alanını belirler.

Anahtar Kavram

Devlet Birleşmelerinde Uluslararası Hukuk Kişiliği ve Egemenlik Devri

İpuçları

1
Birleşmenin 'antlaşma' mı yoksa 'anayasa' mı üzerine kurulduğuna dikkat edin.
2
Şahsi birlik ile hakiki birlik arasındaki en temel fark, dış ilişkilerdeki temsilin ortak olup olmamasıdır.

Daha Fazla Pratik

Federal devletlerde merkezi hükümetin eyaletlerin antlaşmalarına onay verme prosedürlerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 156Soru

Uluslararası hukukta "devletlerin halefiyeti" (state succession), bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğinin sona ermesi ve bu egemenliğin başka bir devlete geçmesiyle ortaya çıkan hukuki süreci ifade eder.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi devletlerin halefiyeti kapsamında değerlendirilebilecek durumlardan biridir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İki bağımsız devletin birleşerek yeni ve tek bir devlet oluşturması

Cevap

İki bağımsız devletin birleşerek yeni ve tek bir devlet oluşturması, uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti kapsamında değerlendirilir.
Doğru seçenek olan iki devletin birleşmesi durumu, mevcut devletlerin hukuk kişiliklerinin sona ermesi ve yerine yeni bir devletin geçmesi anlamına gelir. Bu süreçte eski devletlerin hak ve yükümlülüklerinin yeni devlete geçişi "halefiyet" kurallarıyla düzenlenir.

Adım Adım Çözüm

1
Devletlerin halefiyeti kavramının temel şartını belirleyin.
Halefiyetin gerçekleşmesi için bir ülkenin egemenliğinin bir devletten diğerine geçmesi gerekir.
Halefiyet, devletin kişiliğinin değiştiği veya toprak bütünlüğünün başkasına devredildiği durumları kapsar.
2
"Devletin devamlılığı" (continuity) ile "halefiyet" (succession) arasındaki farkı analiz edin.
Hükümet, rejim veya anayasa değişikliklerinin devletin kişiliğini etkilemediği, dolayısıyla halefiyet doğurmadığı sonucuna varılır.
Uluslararası hukukta devletin sürekliliği esastır; sadece iç yapısı değişen bir devlet halefiyet kurallarına tabi olmaz.
3
Seçeneklerdeki durumların egemenlik devri içerip içermediğini kontrol edin.
İki devletin birleşmesinin yeni bir egemenlik ilişkisi yarattığı ve halefiyet doğurduğu görülür.
Birleşme, ayrılma, parçalanma veya toprak devri gibi durumlar halefiyetin temel kategorileridir.

Anahtar Kavram

Devletlerin Halefiyeti vs. Devletin Devamlılığı Ayrımı

İpuçları

1
Halefiyet için devletin kimliğinin veya toprak egemenliğinin el değiştirmesi gerektiğini unutmayın.
2
İç siyasi değişiklikler (rejim veya hükümet değişimi) genellikle devletin uluslararası kişiliğini etkilemez.

Daha Fazla Pratik

Devletlerin halefiyeti durumunda sınır antlaşmalarının (territorial regimes) her durumda halef devlete geçip geçmediğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 157Soru

Uluslararası hukuk doktrininde devletin oluşumu için gerekli olan kriterler genellikle "maddi" ve "hukuki" olmak üzere iki kategoride incelenir. Ülke, nüfus ve etkin hükümet devletin maddi (unsuri) öğeleri olarak kabul edilirken; bir siyasi topluluğun üstünde başka bir gücü tanımamasını, dış ilişkilerini bağımsızca yürütebilmesini ve en üstün emir verme yetkisini ifade eden "hukuki unsur" aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenlik

Cevap

Uluslararası hukukta devletin hukuki unsuru egemenliktir.
Egemenlik, bir siyasi topluluğu 'devlet' yapan ve onu diğer topluluklardan ayıran en temel hukuki unsurdur. Ülke, nüfus ve hükümet gibi maddi varlıkların üzerine 'bağımsızlık' niteliğini ekleyerek uluslararası hukuk süjesi olmayı sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin unsurlarını kategorize edin.
Maddi unsurlar (ülke, nüfus, hükümet) ve hukuki unsur (egemenlik) ayrımı yapılır.
Soruda istenen 'hukuki unsur' tanımını diğerlerinden ayırmak için bu sınıflandırma gereklidir.
2
Egemenlik kavramının tanımını analiz edin.
Egemenlik, bir topluluğun içte en üstün otorite olması ve dışta başka bir devlete tabi olmamasıdır.
Soru kökündeki 'başka bir gücü tanımama' ve 'bağımsızlık' ifadeleri doğrudan egemenliğe işaret eder.
3
Diğer seçeneklerin neden 'hukuki unsur' olamayacağını değerlendirin.
Tanınma bir işlem, örgüt üyeliği bir statü, sınırlar ise maddi bir öğedir.
Eleme yöntemiyle egemenlik seçeneğinin tek kurucu hukuki unsur olduğu teyit edilir.

Anahtar Kavram

Devletin Hukuki Unsuru Olarak Egemenlik

İpuçları

1
Devletin maddi unsurları fiziksel varlığıyla (insan, toprak, yönetim) ilgilidir.
2
Hukuki unsur, bir topluluğun başka hiçbir dış iradeye bağlı olmamasını ifade eder.
3
Bu kavram genellikle 'bağımsızlık' ile eş anlamlı kullanılır ve Montevideo Sözleşmesi'nde 'diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi' olarak da dolaylı olarak geçer.

Daha Fazla Pratik

Montevideo Sözleşmesi'nin 1. maddesinde sayılan dört unsuru tekrar gözden geçirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Maddi unsurlar olan ülke, nüfus ve hükümeti elediğinizde, geriye kalan en temel ve soyut hukuki kavram egemenliktir.
Tahmini Süre:45s
Soru 158Soru

Uluslararası hukukta devletin oluşumu için Montevideo Sözleşmesi'nde öngörülen maddi unsurlar (insan topluluğu, ülke, etkin hükümet ve dış ilişkiler kurma kapasitesi) genellikle yeterli görülse de, modern uygulamada bu unsurlara ek olarak bir "hukukilik" (legality) süzgeci işletilmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Rodezya (1965) ve Kuzey Kıbrıs (1983) örneklerinde aldığı kararlar; maddi şartlar oluşsa bile kuvvet kullanma yasağı veya halkların kendi kaderini tayin hakkı (self-determinasyon) gibi uluslararası hukukun temel bir emredici kuralının (jus cogens) ihlali yoluyla ortaya çıkan yapıların devlet olarak kabul edilmeyeceğini teyit etmiştir. Bu çerçevede, emredici kuralları ihlal eden bir oluşumun maddi unsurlara sahip olmasına rağmen "devlet" sıfatını kazanamamasının temel dayanağı olan hukuki ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: "Ex injuria jus non oritur" (Hukuka aykırılıktan hak doğmaz) ilkesi uyarınca, emredici normları ihlal eden eylemlerin hukuki sonuç doğurmaması ve kolektif tanımama yükümlülüğünün işletilmesi

Cevap

"Ex injuria jus non oritur" ilkesi çerçevesinde hukuka aykırı fiillerin hukuki sonuç doğurmaması durumu
Doğru cevap olan seçenek, uluslararası hukukun temel bir kuralı olan 'Ex injuria jus non oritur' ilkesine dayanmaktadır. Bu ilke gereğince, özellikle kuvvet kullanma yasağı gibi emredici (jus cogens) kuralların ihlaliyle ortaya çıkan fiili durumlar, uluslararası hukukta meşru bir 'devlet' statüsü kazanamaz ve diğer devletler için bir 'kolektif tanımama yükümlülüğü' doğurur.

Adım Adım Çözüm

1
Montevideo unsurları ile modern hukukilik kriteri arasındaki ilişkiyi analiz etme
Geleneksel maddi unsurların (ülke, halk, hükümet, kapasite) varlığının, devletlik statüsü için artık tek başına yeterli olmadığı saptanır.
Uluslararası hukuk düzeninin bütünlüğünü korumak için oluşum sürecindeki ağır hukuk ihlallerinin (jus cogens) bir süzgeç olarak kullanılması gerekmektedir.
2
Jus cogens ihlallerinin hukuki sonuçlarını temel ilkelerle ilişkilendirme
Bir devletin kuruluşu sırasında kuvvet kullanma yasağı veya self-determinasyon hakkı ihlal edilmişse, bu durumun hukuki bir hak (devletlik) doğuramayacağı belirlenir.
"Ex injuria jus non oritur" (Hukuka aykırılıktan hak doğmaz) ilkesi, uluslararası toplumun bu tür yasadışı durumları tanımama yükümlülüğünün temelini oluşturur.

Anahtar Kavram

Devletin Oluşumunda Hukukilik (Legality) Kriteri ve Jus Cogens

İpuçları

1
Montevideo kriterleri (halk, ülke, hükümet) bazen tek başına yeterli olmaz; oluşumun 'nasıl' gerçekleştiği de önemlidir.
2
Birleşmiş Milletler'in Rodezya veya Kuzey Kıbrıs kararlarında vurgulanan 'tanımama' çağrıları, bir hukuk ihlaline verilen tepkidir.
3
Hukuka aykırı bir fiilin hukuki bir hak (devletlik) yaratamayacağını ifade eden Latince özdeyişi ve jus cogens normların bu süreçteki etkisini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Devletlerin tanınmasında kurucu ve açıklayıcı teoriler arasındaki farkları ve güncel BM uygulamalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 159Soru

Uluslararası hukukta bir siyasi topluluğun devlet niteliğini kazanabilmesi ve bu niteliğini hukuk düzeni içerisinde koruyabilmesi açısından "etkin hükümet" (effective government) unsuru merkezi bir rol oynamaktadır.

Buna göre, devletin kurucu unsurlarından biri olan "hükümet" ve onun "etkinliği" kriteri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi uluslararası hukuk ilkeleriyle bağdaşmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bir devletin kuruluş aşamasında hükümetin ülke üzerinde fiili kontrol kurması beklenirken, devlet bir kez kurulduktan sonra hükümetin otoritesini geçici olarak yitirmesi devletin hukuk kişiliğini ortadan kaldırmaz.

Cevap

Bir devletin kuruluş aşamasında hükümetin fiili kontrolü aranırken, devlet oluştuktan sonraki otorite kayıplarının devletin kişiliğini sona erdirmemesi doğrudur.
Doğru seçenek, uluslararası hukukun temel prensiplerinden biri olan 'Devletin Sürekliliği' ilkesini ifade etmektedir. Bir devletin inşası sürecinde (nascent state) hükümetin ülke üzerinde etkin bir kontrole sahip olması zorunludur. Ancak bu nitelik kazanıldıktan sonra, iç savaş veya geçici anarşi durumları nedeniyle hükümet otoritesinin zayıflaması veya çökmesi (failed state senaryoları), o devletin uluslararası hukuk süjesi olma vasfını kendiliğinden sona erdirmez.

Adım Adım Çözüm

1
Montevideo Sözleşmesi (1933) kriterlerini anımsayın.
Sözleşmeye göre devletin 4 unsuru vardır: Nüfus, Ülke, Hükümet ve İlişki Kurma Kapasitesi.
Devletin oluşumu için gerekli maddi ve hukuki temeli belirlemek için bu kriterler esastır.
2
Hükümet unsurunun "etkinlik" (effectiveness) şartını analiz edin.
Etkinlik, bir otoritenin kendi ülkesi ve halkı üzerinde asgari düzeyde de olsa düzen sağlayabilme ve dış ilişkileri yürütebilme gücüdür.
Hükümetin sadece hukuki bir iddia değil, fiili bir gerçeklik olması gerekir.
3
Kuruluş ile süreklilik arasındaki farkı ayırt edin.
Devlet kurulurken etkinlik "kurucu" bir şarttır; ancak devlet bir kez kurulduktan sonra "devletin sürekliliği" (continuity of statehood) ilkesi devreye girer.
Uluslararası istikrar ve hukuk düzeninin devamı için hükümetin geçici felç durumları devletin yok olmasına yol açmaz.

Anahtar Kavram

Devletin Sürekliliği (State Continuity) ve Etkin Hükümet İlişkisi

İpuçları

1
Devletin kurucu unsurlarından olan hükümetin sadece varlığı mı yoksa bir işlevi mi olması gerektiğini düşünün.
2
İç savaş yaşayan bir ülkenin (örneğin Somali veya Suriye) hükümet otoritesi zayıflasa da uluslararası alanda hâlâ bir devlet olarak temsil edilip edilmediğine odaklanın.
3
Devletin sürekliliği ilkesini (principle of continuity) hatırlayın; bu ilke hükümetin geçici kesintilerini devletin sonu olarak görmez.

Daha Fazla Pratik

Montevideo Sözleşmesi'nin 3. maddesinde yer alan 'tanınmanın açıklayıcı niteliği' ile hükümetin etkinliği arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 160Soru

Uluslararası hukukta hükümetlerin tanınması kurumu, özellikle anayasa dışı yollarla gerçekleşen iktidar değişimlerinde büyük önem arz etmektedir. Buna göre, hükümetlerin tanınması ve bu süreçte uygulanan doktrinlerle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hükümetlerin tanınması, yeni bir devletin doğuşuyla ortaya çıkan ve bu yeni devletin uluslararası hukuk süjesi olmasını sağlayan kurucu bir işlemdir.

Cevap

Hükümetlerin tanınması, yeni bir devletin doğuşuyla ortaya çıkan ve bu yeni devletin uluslararası hukuk süjesi olmasını sağlayan kurucu bir işlemdir ifadesi yanlıştır.
Hükümetlerin tanınması, yeni bir devletin doğuşunu veya uluslararası hukuk süjesi olmasını sağlayan bir işlem değildir. Bu nitelik, devletlerin tanınmasına ilişkin 'Kurucu Teori'nin (Constitutive Theory) bir özelliğidir. Hükümet tanıma, 'Devletin Sürekliliği' ilkesi gereği, mevcut bir devletin sadece uluslararası alandaki temsil yetkisinin (temsil yetkisi davası) kime ait olduğunun belirlenmesiyle sınırlıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Devletin sürekliliği ilkesi ile hükümet değişimi arasındaki farkın analiz edilmesi.
Devletin uluslararası kişiliği, hükümet değişimlerinden bağımsız olarak devam eder.
Hükümet tanıma işlemi yeni bir devlet veya kişilik yaratmaz; sadece devletin uluslararası alandaki yetkili temsilcisinin kim olduğunun saptanması işlemidir.
2
Seçeneklerde sunulan doktrinlerin temel özelliklerinin doğrulanması.
Tobar (meşruiyet), Estrada (müdahale etmeme) ve Jefferson (fiili kontrol) doktrinleri tanımlarıyla uyuşmaktadır.
Hükümet tanımanın farklı yaklaşımları, tanıyan devletlerin siyasi tercihlerine ve hukuki kriterlerine göre çeşitlilik gösterir.
3
Hükümet tanımanın hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi.
Tanıma işlemi; aktif temsil (dava açma) ve pasif temsil (yargı bağışıklığı) gibi hakları beraberinde getirir.
Uluslararası hukukta bir hükümetin başka bir devlet mahkemesinde işlem yapabilmesi, o devlet tarafından tanınmış olmasına bağlıdır.

Anahtar Kavram

Devletin Sürekliliği ve Hükümet Tanımanın Niteliği
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 8 / 16Sonraki