yaşındaki bir erkek hasta; altı gündür devam eden yüksek ateş, bilateral non-pürülan konjonktivit, dudaklarda kızarıklık ve çatlamalar ile gövdede polimorfik döküntü bulgularıyla pediatri servisine yatırılıyor. Klinik olarak Kawasaki hastalığı tanısı konulan hastaya intravenöz immünglobulin ve dozunda asetilsalisilik asit tedavisi başlanıyor. Yatışının ikinci gününde ateşi düşen hastanın annesi, evdeki diğer çocuğuna suçiçeği tanısı konulduğunu ve döküntülerinin yeni başladığını ifade ediyor.
Bu klinik tablo ve maruziyet göz önüne alındığında, hastanın güvenliği ve koroner arter takibi açısından en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
- AAsetilsalisilik asit dozu derhal antiagregan doza düşürülerek tedaviye devam edilmelidir.
- Asetilsalisilik asit tedavisi kesilmeli ve yerine klopidogrel tedavisi başlanmalıdır.Cevap
- CMevcut tedaviye yüksek doz asiklovir eklenerek asetilsalisilik asit tedavisine aynen devam edilmelidir.
- Dİntravenöz immünglobulin tedavisi koroner arter anevrizmalarını tek başına önleyeceği için asetilsalisilik asit tamamen kesilmeli, yerine başka ilaç başlanmamalıdır.
- EHastaya acilen varisella aşısı uygulanmalı ve antiinflamatuar dozda asetilsalisilik asit tedavisi sürdürülmelidir.
Cevap
Asetilsalisilik asit tedavisi kesilmeli ve yerine klopidogrel tedavisi başlanmalıdır.
Kawasaki hastalığının tedavisinde kullanılan asetilsalisilik asit (aspirin), suçiçeği veya influenza gibi viral enfeksiyonlarla birleştiğinde fatal seyredebilen Reye sendromuna (akut karaciğer yağlanması ve ensefalopati) yol açabilir. Bu nedenle hastada suçiçeği maruziyeti veya enfeksiyonu geliştiğinde aspirin derhal kesilmelidir. Ancak hastanın koroner arter anevrizma ve tromboz riski devam ettiği için, aspirin yerine Reye sendromu riski taşımayan klopidogrel veya dipiridamol gibi alternatif antiagregan ilaçlar başlanmalıdır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Kawasaki hastalığında aspirin kullanımı sırasında viral enfeksiyon maruziyeti yönetimi ve Reye sendromu profilaksisi.