yaşında bir kız hasta; kusma, karın ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve Kussmaul solunumu saptanan hastanın laboratuvar incelemesinde diyabetik ketoasidoz () tanısı konuluyor. Hastanın başlangıç serum potasyum düzeyi () olarak saptanıyor. İlk saatteki izotonik sıvı bolusu sonrasında idame hidrasyon ve intravenöz insülin infüzyonu planlanıyor.
Bu hastada potasyum replasmanı ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
- ASerum potasyum düzeyi normal sınırlarda olduğu için tedavi boyunca sıvıya potasyum eklenmemelidir.
- İdrar çıkışı gözlendikten sonra, serum potasyum düzeyi normal olsa dahi hidrasyon sıvısına potasyum eklenmelidir.Cevap
- Cİnsülinin potasyumu hücre içine sokucu etkisi nedeniyle, sıvı bolusu ile eş zamanlı olarak hemen yüksek doz potasyum başlanmalıdır.
- DSerum potasyum düzeyi altına düşene kadar potasyum replasmanı kontrendikedir.
- ESadece hastada hipokalemiye özgü EKG değişiklikleri (T dalga düzleşmesi, U dalgası) görüldüğünde potasyum eklenmelidir.
Cevap
İdrar çıkışı gözlendikten sonra, serum potasyum düzeyi normal olsa dahi hidrasyon sıvısına potasyum eklenmelidir.
Diyabetik ketoasidozda ozmotik diürez nedeniyle ciddi bir potasyum açığı vardır. Başlangıçta potasyum düzeyinin normal veya yüksek olması, asidoz ve insülin eksikliği sebebiyle potasyumun hücre içinden dışına çıkmasından kaynaklanan 'yalancı' bir durumdur. Tedavi ile potasyum hücre içine döneceği için, böbrek fonksiyonlarının yerinde olduğu (idrar çıkışı) görüldüğü andan itibaren potasyum replasmanı yapılmalıdır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
DKA yönetiminde toplam vücut potasyum açığı ve proaktif replasman ilkeleri.