Temel Cerrahi Prensipler

398 soru

Soru 301Soru

Cerrahi travma sonrası gelişen sistemik inflamatuar yanıtın bir parçası olarak, karaciğerden CC-reaktif protein (CRPCRP) ve fibrinojen gibi akut faz reaktanlarının sentezlenmesini uyaran temel sitokin aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnterlökin-6 (IL6IL-6)

Cevap

İnterlökin-6 (IL6IL-6), travma sonrası karaciğerde akut faz reaktanlarının sentezini uyaran temel sitokindir.
İnterlökin-6 (IL6IL-6), travmaya yanıt olarak hepatositlerde akut faz proteinlerinin (özellikle CRPCRP ve fibrinojen) sentezini indükleyen temel mediyatördür. IL1IL-1 ve TNFTNF-α\alpha tarafından uyarılır ve sistemik dolaşımdaki seviyesi travmanın ciddiyetiyle doğru orantılıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Travma sonrası salınan erken mediyatörlerin belirlenmesi.
Travma veya enfeksiyon varlığında makrofajlardan ilk olarak TNFTNF-α\alpha ve IL1IL-1 salınır.
Bu sitokinler sistemik inflamatuar yanıtın başlatıcılarıdır.
2
İkincil sitokinlerin ve hedef organ etkisinin analizi.
TNFTNF-α\alpha ve IL1IL-1 etkisiyle IL6IL-6 düzeyi yükselir.
IL6IL-6, karaciğer hücreleri (hepatositler) üzerinde spesifik reseptörleri aracılığıyla akut faz proteinlerinin gen ekspresyonunu artırır.
3
Sentezlenen proteinlerin tanımlanması.
CRPCRP, fibrinojen, haptoglobin ve seruloplazmin gibi proteinlerin plazma düzeyi artar.
Bu proteinler doku onarımı ve immün sistemin desteklenmesinde görev alır.

Anahtar Kavram

Travma Sonrası Sitokin Kaskadı ve Akut Faz Yanıtı
Tahmini Süre:45s
Soru 302Soru

7272 yaşında, bilinen atriyal fibrilasyonu olan erkek hasta, ani başlayan ve ağrı kesicilere yanıt vermeyen şiddetli karın ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde batın rahat, defans veya rebound saptanmıyor; ancak ağrının şiddeti muayene bulguları ile uyumsuz derecede fazla (pain out of proportion) bulunuyor. Hastanın yapılan arter kan gazı ve biyokimya analizinde şu değerler izleniyor:

ParametreDeğer
pHpH7.287.28
pCO2pCO_22828 mmHg
HCO3HCO_3^-1414 mEq/L
Na+Na^+140140 mEq/L
ClCl^-102102 mEq/L

Bu hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artmış anyon açıklı metabolik asidoz

Cevap

Artmış anyon açıklı metabolik asidoz
Hastanın pH değeri 7.28 olup asidemi mevcuttur. Düşük bikarbonat düzeyi (14 mEq/L) primer bozukluğun metabolik asidoz olduğunu gösterir. Anyon açığı formülü (Na[Cl+HCO3]Na - [Cl + HCO_3]) uygulandığında 140(102+14)=24140 - (102 + 14) = 24 mEq/L bulunur. Normal aralık 101410-14 mEq/L olduğu için bu durum 'artmış anyon açıklı metabolik asidoz' olarak tanımlanır. Özellikle mezenter iskemi şüphesi olan bir hastada bu tablo laktik asit birikimine işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
pHpH değerini kontrol et
pH=7.28pH = 7.28 (<7.35< 7.35)
pH'ın 7.35'ten küçük olması asidemiyi gösterir.
2
Primer bozukluğu belirle
HCO3=14HCO_3^- = 14 mEq/L (<24< 24)
Bikarbonatın düşük olması asideminin nedeninin metabolik olduğunu gösterir.
3
Anyon Açığını (AGAG) hesapla
AG=140(102+14)=24AG = 140 - (102 + 14) = 24 mEq/L
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2'dir; 24 değeri artmış anyon açığını gösterir (Laktik asidoz lehine).
4
Kompansasyonu kontrol et (Winter's Formülü)
Beklenen pCO2=1.5×14+8±2=29±2pCO_2 = 1.5 \times 14 + 8 \pm 2 = 29 \pm 2
Hastanın pCO2pCO_2 değeri (2828 mmHg) bu aralıkta olduğu için uygun solunumsal kompansasyon mevcuttur.

Anahtar Kavram

Artmış anyon açıklı metabolik asidoz (HAGMA), asidemi varlığında bikarbonat düşüklüğü ve ölçülemeyen anyonların birikimiyle karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

4646 yaşında kadın hasta, araç dışı trafik kazası sonrası gelişen multipl organ yaralanması ve hemorajik şok nedeniyle acil operasyona alınıyor. Postoperatif 22. günde cerrahi yoğun bakım ünitesinde takip edilen hastanın kan basıncı yüksek doz noradrenalin desteği ile ancak 90/6090/60 mmHgmmHg düzeyinde tutulabilmektedir. Fizik muayenesinde batın distandü ve bağırsak sesleri hipoaktif olan hastada beslenme desteği planlanmaktadır.

Bu hastanın beslenme yönetimi ve olası komplikasyonlar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hemodinamik instabilite ve yüksek doz vazopressör desteği varlığında, splanknik iskemi riski nedeniyle enteral beslenme kontrendikedir.

Cevap

Hemodinamik instabilitesi olan ve yüksek doz vazopressör desteği alan hastalarda, splanknik iskemi riski nedeniyle enteral beslenme kontrendikedir.
Hemodinamik olarak stabil olmayan, perfüzyon basıncı düşük ve yüksek doz vazopressör (noradrenalin vb.) desteği gereksinimi olan hastalarda splanknik yatakta vazokonstriksiyon mevcuttur. Bu durumda bağırsak lümenine besin verilmesi, enterositlerin metabolik ihtiyacını artırarak bağırsak iskemisine ve nekrozuna (non-oklüzif mezenterik iskemi) neden olabilir. Bu nedenle şok tablosu kontrol altına alınana kadar enteral beslenmeye başlanmamalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın hemodinamik durumunu değerlendir
Hastanın yüksek doz vazopressör desteği altında olduğu ve stabil olmadığı görülür.
Beslenme yolu seçimi hastanın hemodinamik stabilitesine bağlıdır.
2
Enteral beslenme kontrendikasyonlarını kontrol et
Şok ve kontrolsüz hemodinamik instabilite varlığında enteral beslenmenin riskli olduğu saptanır.
Bağırsak oksijen sunumu azaldığında besleme yapmak nekroza yol açabilir.
3
Alternatif beslenme yollarını ve riskleri karşılaştır
Hastada parenteral beslenme (TPN) daha güvenli bir başlangıç olabilir ancak TPN'in de metabolik (hiperglisemi) ve mekanik (pnömotoraks) riskleri vardır.
En uygun strateji hastanın güvenliğini öncelikle sağlamaktır.

Anahtar Kavram

Hemodinamik instabilite ve inotropik destek varlığında enteral beslenmeden kaçınılması gerektiği (splanknik iskemi riski).
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 304Soru

4242 yaşında erkek hasta, ateşli silah yaralanması sonrası gelişen masif kanama nedeniyle acil laparotomiye alınıyor. İntraoperatif dönemde genel anestezi altındayken 33. ünite eritrosit süspansiyonu verildiği sırada hastada aniden sistolik kan basıncının 70 mmHg70\ mmHg'ye düştüğü ve cerrahi sahadaki tüm dokulardan sızıntı şeklinde yaygın kanama (DIC tablosu) başladığı gözleniyor. Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonu (AHTRAHTR) şüphesiyle transfüzyonun durdurulduğu bu hastanın yönetiminde aşağıdakilerden hangisinin uygulanması hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Renal perfüzyonu korumak ve akut tübüler nekrozu önlemek amacıyla düşük doz (2 μg/kg/dk2\ \mu g/kg/dk) dopamin infüzyonu uygulanması

Cevap

Renal perfüzyonu korumak amacıyla düşük doz dopamin infüzyonu uygulanması güncel tıp pratiğinde önerilmeyen, hatalı bir yaklaşımdır.
Akut hemolitik transfüzyon reaksiyonu yönetiminde renal koruma; agresif hidrasyon, osmotik veya loop diüretikleri ve idrar alkalizasyonu (sodyum bikarbonat) ile sağlanır. Geçmişte popüler olan düşük doz (2 μg/kg/dk2\ \mu g/kg/dk) dopamin infüzyonunun renal kan akımını artırarak böbrek hasarını önlediğine dair kanıt bulunmamaktadır ve bu uygulama güncel kılavuzlardan çıkarılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanınması ve transfüzyonun durdurulması
Daha fazla antijen-antikor reaksiyonunun engellenmesi
Genel anestezi altında AHTR'nin en önemli bulguları açıklanamayan hipotansiyon ve DIC tablosudur.
2
Agresif sıvı resüsitasyonu ve diürezin sağlanması
İdrar çıkışının 100 mL/saat100\ mL/saat üzerine çıkarılması
Renal kan akımını sürdürmek ve serbest hemoglobinin tübüllerde çökmesini (presipitasyon) minimize etmek.
3
İdrar alkalizasyonu ve tanısal testlerin gönderilmesi
İdrar pH'sının 7.57.5 üzerine çıkarılması ve hemolizin kanıtlanması
Hemoglobin çözünürlüğünü artırmak ve tanıyı kesinleştirerek ileri tedaviyi planlamak.

Anahtar Kavram

Genel anestezi altında transfüzyon reaksiyonu tanısı ve böbrek koruyucu yönetim
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 305Soru

5252 yaşında erkek hasta, kronik alkol kullanımı ve ileri derecede malnütrisyon öyküsü ile cerrahi servisine yatırılıyor. Son 1212 gündür oral alımı olmayan hastaya, santral venöz kateter aracılığıyla yüksek kalorili total parenteral beslenme (TPB) başlanıyor. Tedavinin 4848. saatinde hastada ani gelişen konfüzyon, kas güçsüzlüğü ve periferal ödem saptanıyor. Laboratuvar incelemesinde serum fosfor düzeyi 1.21.2 mg/dL (Normal: 2.54.52.5 - 4.5 mg/dL) olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloyu açıklayan en olası mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin salınımı artışına bağlı hücre içine fosfat, potasyum ve magnezyum girişi

Cevap

Bu klinik tablo, malnütrisyonlu hastada hızlı beslenme sonucu gelişen Refeeding (Yeniden Beslenme) Sendromu olup, mekanizması insülin artışına bağlı olarak fosfat, potasyum ve magnezyumun hücre içine kaymasıdır.
Doğru seçenek, Refeeding Sendromu'nun temel mekanizmasını açıklamaktadır. Uzun süre aç kalan veya malnütre olan hastalarda, karbonhidrat ağırlıklı beslenme başladığında insülin salınımı aniden artar. Bu durum, serumdaki fosfat, potasyum ve magnezyumun hücre içine girmesine neden olur. Özellikle fosfat, glukozun fosforilasyonu ve ATP üretimi için hızla tüketilir, bu da derin hipofosfatemiye ve buna bağlı nörolojik (konfüzyon), muskuler (güçsüzlük) ve kardiyak semptomlara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın risk faktörlerini analiz et
Kronik alkol kullanımı ve 1212 günlük açlık, hastayı ciddi malnütrisyon ve Refeeding Sendromu riski altına sokar.
Uzun süreli açlıkta vücut katabolik evrededir ve hücre içi elektrolit depoları (P, K, Mg) azalmıştır.
2
TPB sonrası gelişen laboratuvar ve klinik bulguları yorumla
Hızlı glukoz yüklemesi insülin salınımını tetiklemiş, bu da fosforun hücre içine girmesine (1.21.2 mg/dL) ve ATP sentezi için tüketilmesine yol açmıştır.
Hipofosfatemi; kas güçsüzlüğü, konfüzyon ve kardiyak disfonksiyonun temel nedenidir.
3
Doğru mekanizmayı tanımla
Mekanizma; anabolik faza geçişle birlikte insülin aracılı hücre içi elektrolit shift'idir (kayması).
Refeeding sendromunun patognomonik özelliği, beslenme sonrası gelişen derin hipofosfatemidir.

Anahtar Kavram

Refeeding Sendromu ve Hipofosfatemi Mekanizması

Daha Fazla Pratik

Refeeding sendromunu önlemek için beslenmeye düşük kaloriyle (101510-15 kcal/kg/gün) başlanması ve elektrolit takibi yapılması gerektiğini unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 306Soru

Ellisekiz yaşında kadın hasta, yaygın kemik ağrıları ve tekrarlayan nefrolitiazis şikayetleri ile başvuruyor. Yapılan tetkiklerinde primer hiperparatiroidi tanısı konulan ve radyolojik olarak yaygın subperiosteal kemik rezorpsiyonu ile 'brown' tümörleri saptanan hasta operasyona alınıyor. Sol alt paratiroid yerleşimli adenomu başarılı bir şekilde eksize edilen hastanın postoperatif 48. saatteki laboratuvar değerleri ve klinik tablosu değerlendiriliyor.

ParametrePreoperatif DeğerPostoperatif (48. saat)Referans Aralığı
Sodyum (Na+Na^+)139139 mEq/L140140 mEq/L135145135-145
Potasyum (K+K^+)3,83,8 mEq/L3,63,6 mEq/L3,55,03,5-5,0
Klor (ClCl^-)104104 mEq/L103103 mEq/L9810798-107
Bikarbonat (HCO3HCO_3^-)2424 mEq/L2525 mEq/L222822-28
pH7,427,427,417,417,357,457,35-7,45
Kalsiyum (Ca2+Ca^{2+})14,214,2 mg/dL7,17,1 mg/dL8,510,58,5-10,5
Fosfat (PO43PO_4^{3-})2,22,2 mg/dL1,81,8 mg/dL2,54,52,5-4,5
Magnezyum (Mg2+Mg^{2+})1,91,9 mg/dL1,41,4 mg/dL1,52,51,5-2,5
Alkalen Fosfataz (ALP)480480 U/L420420 U/L3012030-120

Hastada ellerde uyuşma, Chvostek ve Trousseau belirtilerinin pozitifleşmesi ile karakterize bu klinik tablo için en olası tanı hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aç kemik sendromu

Cevap

Aç kemik sendromu
Aç kemik sendromu, özellikle preoperatif dönemde şiddetli iskelet sistemi tutulumu ve yüksek Alkalen Fosfataz düzeyleri olan hiperparatiroidi hastalarında paratiroidektomi sonrası görülür. PTH'nın ani düşüşü ile birlikte osteoklastik aktivite dururken, osteoblastik aktivite mineralleri hızla kemiğe çekmeye başlar. Bu durum sadece hipokalsemiye değil, aynı zamanda hipofosfatemi ve hipomagnezemiye de yol açar. Vakadaki düşük fosfat ve düşük magnezyum düzeyleri bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Preoperatif verilerin analizi
Yüksek kalsiyum, düşük fosfat, çok yüksek ALP ve kemik rezorpsiyonu bulguları masif bir kemik döngüsüne (high bone turnover) işaret etmektedir.
Primer hiperparatiroidide Alkalen Fosfataz yüksekliği, kemiğin postoperatif dönemde mineralleri hızla geri çekmeye hazır olduğunun (aç kemik riski) en önemli göstergesidir.
2
Postoperatif elektrolit tablosunun değerlendirilmesi
Hipokalsemi (7,17,1 mg/dL), hipofosfatemi (1,81,8 mg/dL) ve hipomagnezemi (1,41,4 mg/dL) saptanmıştır.
Postoperatif hipokalseminin ayırıcı tanısında fosfat düzeyi kritiktir. Hipoparatiroidide fosfat yükselirken, aç kemik sendromunda fosfat da kalsiyum ile birlikte kemiğe girdiği için düşer.
3
Klinik korelasyon ve tanı koyma
Klinik belirtiler (Chvostek, Trousseau) hipokalsemiyi doğrular; biyokimyasal profil ise 'Aç Kemik Sendromu' ile tam uyumludur.
Magnezyum ve fosfatın kalsiyum ile beraber düşmesi, kemiğin mineralizasyon sürecinin hızlandığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Paratiroid cerrahisi sonrası gelişen hipokalseminin ayırıcı tanısında serum fosfat düzeyinin ve preoperatif Alkalen Fosfataz (ALP) yüksekliğinin önemi.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 307Soru

6565 yaşında erkek hasta, vücudunun %40'ını etkileyen alev yanığı nedeniyle yoğun bakım ünitesinde takip edilmektedir. Tedavi sürecinde gelişen akut gastrik dilatasyon nedeniyle nazogastrik dekompresyon uygulanan ve son 2424 saatte 25002500 ml drenajı olan hastanın arter kan gazı ve elektrolit değerleri şöyledir:

pH: 7.457.45
pCO2pCO_2: 3232 mmHg
HCO3HCO_3^-: 2222 mEq/L
Na+Na^+: 145145 mEq/L
ClCl^-: 9898 mEq/L

Bu hastadaki asit-baz dengesi bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Artmış anyon açıklı metabolik asidoz, metabolik alkaloz ve respiratuar alkaloz

Cevap

Artmış anyon açıklı metabolik asidoz, metabolik alkaloz ve respiratuar alkalozun bir arada bulunduğu üçlü mikst bozukluk
Hastada hesaplanan anyon açığının 2525 mEq/L olması, artmış anyon açıklı bir metabolik asidozun varlığını kanıtlar. Delta gap hesaplanıp ölçülen bikarbonata eklendiğinde ulaşılan 3535 mEq/L değeri, nazogastrik drenaja bağlı gelişen bir metabolik alkalozun da tabloda yer aldığını gösterir. Son olarak, Winters formülü ile beklenen pCO2pCO_2 değerinin (394339-43 mmHg), hastanın ölçülen pCO2pCO_2 değerinden (3232 mmHg) yüksek olması, hastanın taşipnesine bağlı ek bir respiratuar alkalozun varlığını doğrular. Bu durum 'üçlü asit-baz bozukluğu' olarak tanımlanır.

Adım Adım Çözüm

1
pH değerini değerlendir
pH 7.457.45 (Hafif alkalemi)
Primer bozukluğun yönünü belirlemek için.
2
Anyon açığını (AGAG) hesapla: Na+(Cl+HCO3)Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-)
145(98+22)=25145 - (98 + 22) = 25 mEq/L
Metabolik asidoz varlığını ve tipini belirlemek için; 25>1225 > 12 olduğu için artmış anyon açıklı metabolik asidoz (AAGMA) mevcuttur.
3
Delta gap (ΔAG\Delta AG) ve düzeltilmiş bikarbonat (HCO3HCO_3^-) hesapla
ΔAG=2512=13\Delta AG = 25 - 12 = 13. Düzeltilmiş HCO3=O¨lc¸u¨len HCO3+ΔAG=22+13=35HCO_3^- = \text{Ölçülen } HCO_3^- + \Delta AG = 22 + 13 = 35 mEq/L
Gizli bir metabolik alkalozu saptamak için; düzeltilmiş değer 2626 mEq/L üzerinde olduğu için eşlik eden metabolik alkaloz vardır.
4
Metabolik asidoz için beklenen pCO2pCO_2 değerini (Winters formülü) hesapla: (1.5×HCO3)+8±2(1.5 \times HCO_3^-) + 8 \pm 2
(1.5×22)+8=33+8=41±2(1.5 \times 22) + 8 = 33 + 8 = 41 \pm 2 (394339 - 43 mmHg)
Solunumsal yanıtın uygunluğunu değerlendirmek için; ölçülen pCO2pCO_2 (3232 mmHg) beklenen alt sınırın (3939) altındadır, bu durum ek bir respiratuar alkalozu gösterir.

Anahtar Kavram

Üçlü (Triple) Asit-Baz Bozukluğu Analizi

Daha Fazla Pratik

Benzer vakalarda hipoalbuminemi varlığında anyon açığının düzeltilmesi gerektiğini unutmayınız (Her 11 g/dl albumin düşüşü için anyon açığına yaklaşık 2.52.5 eklenir).
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 308Soru

35 yaşında erkek hasta, vücudunun %20\%20'sini etkileyen 22. derece yanıklar nedeniyle cerrahi servisinde yatırılarak takip edilmektedir. Hastanın ağrı ve iştahsızlık nedeniyle oral yolla kalori alımı yetersizdir; ancak yapılan fizik muayenesinde batın rahat, bağırsak sesleri normoaktif ve gaz-gaita çıkışı mevcuttur. Bu hastada beslenme desteği planlanırken ilk tercih edilmesi gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enteral beslenme

Cevap

Gastrointestinal sistemi fonksiyonel olan bu hastada ilk tercih edilmesi gereken yöntem enteral beslenmedir.
Enteral beslenme; bağırsak mukozal bariyerini koruması, bakteriyel translokasyonu önlemesi, daha düşük enfeksiyon oranlarına sahip olması ve parenteral beslenmeye göre çok daha ekonomik olması nedeniyle, fonksiyonel bir gastrointestinal sisteme sahip tüm hastalarda ilk tercihtir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın gastrointestinal sistem (GİS) fonksiyonlarını değerlendir.
Bağırsak seslerinin doğal olması ve gaz-gaita çıkışı GİS'in fonksiyonel olduğunu gösterir.
Cerrahi beslenmede ilk kural "Eğer bağırsak çalışıyorsa kullan" prensibidir.
2
Beslenme desteği endikasyonunu ve yolunu belirle.
Oral alımı yetersiz ancak GİS'i çalışan hastada enteral beslenme endikasyonu vardır.
Enteral beslenme, mukozal bütünlüğü korur ve parenteral beslenmeye göre daha az enfeksiyöz komplikasyon riskine sahiptir.

Anahtar Kavram

Gastrointestinal sistemi fonksiyonel olan hastalarda, oral alımın yetersiz kaldığı durumlarda ilk tercih her zaman enteral beslenmedir.
Tahmini Süre:45s
Soru 309Soru

7474 yaşında kadın hasta, akut kolesistit ön tanısıyla yatırılıyor. Yatışının 22. gününde aniden gelişen titreme, ateş (39.2C39.2^\circ C) ve konfüzyon nedeniyle değerlendiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 85/45 mmHg85/45\text{ mmHg}, nabız 120/dakika120/\text{dakika} ve solunum sayısı 26/dakika26/\text{dakika} saptanıyor. Hastaya pulmoner arter kateteri yerleştirilerek yapılan hemodinamik monitorizasyon sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
Santral Venöz Basınç (CVP)3 mmHg3\text{ mmHg}
Pulmoner Kapiller Uç Basıncı (PCWP)5 mmHg5\text{ mmHg}
Kardiyak İndeks (CI)4.8 L/dak/m24.8\text{ L/dak/m}^2
Sistemik Vasküler Direnç (SVR)550 dynessn/cm5550\text{ dynes}\cdot\text{sn}/\text{cm}^5
Miks Venöz Oksijen Satürasyonu (SvO2SvO_2)%82\%82
Arteriyel Laktat5.4 mmol/L5.4\text{ mmol/L}

Bu klinik tablo ve hemodinamik veriler ışığında, hastadaki laktat yüksekliğinin ve yüksek miks venöz oksijen satürasyonunun en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikrosirküler şantlar ve hücrelerin oksijeni kullanma yeteneğinin azalması

Cevap

Mikrosirküler şantlar ve hücrelerin oksijeni kullanma yeteneğinin azalması (Sitopatik Hipoksi)
Septik şokun erken/hiperdinamik evresinde sistemik vasküler direnç azalırken kardiyak debi artar. Ancak doku düzeyinde inflamasyona bağlı olarak mikrosirkülasyon bozulur ve 'şantlar' oluşur. Ayrıca mitokondriyal disfonksiyon (sitopatik hipoksi) nedeniyle hücreler oksijeni kullanamaz. Bu durum, venöz tarafa dönen kanın oksijen içeriğinin yüksek kalmasına (%75\%75 üzeri SvO2SvO_2) ve aynı zamanda hücresel hipoksiye bağlı laktat birikimine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hemodinamik profilin analizi
Düşük SVR (550550), yüksek CI (4.84.8) ve düşük dolum basınçları (3/53/5)
Bu tablo klasik olarak distribütif (septik) şokun hiperdinamik fazını tanımlar.
2
Oksijenizasyon parametrelerinin yorumlanması
SvO2 normalin üzerinde (%82\%82) ve laktat yüksek (5.45.4)
Yüksek SvO2, dokuların sunulan oksijeni çekemediğini veya kanın dokulara uğramadan geçtiğini gösterir.
3
Patofizyolojik mekanizmanın belirlenmesi
Hücresel düzeyde oksijen kullanım bozukluğu (sitopatik hipoksi) ve mikrovasküler şantlar
Sepsiste inflamatuar mediyatörler kapiller yatakta şantlara ve mitokondriyal disfonksiyona neden olarak laktat yükselmesine rağmen oksijenin venöz tarafa yüksek dönmesine yol açar.

Anahtar Kavram

Septik şokta patolojik oksijen sunum bağımlılığı ve sitopatik hipoksi
Soru 310Soru

5555 yaşında erkek hasta, total kalça protezi operasyonu sonrası postoperatif 44. gündedir. Hastanın sağ bacağında ani gelişen şişlik, baldırda hassasiyet ve palpasyonla ısı artışı saptanıyor. Fizik muayenede Homans bulgusu pozitif olan hastada en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Derin ven trombozu

Cevap

Derin ven trombozu
Derin ven trombozu, özellikle kalça ve diz protezi gibi büyük ortopedik girişimler sonrası en sık görülen postoperatif komplikasyonlardan biridir. Hastada görülen ani bacak şişliği, baldır hassasiyeti, ısı artışı ve Homans bulgusu pozitifliği bu tanı için patognomonik olmasa da oldukça tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik risk faktörlerini değerlendir
Büyük ortopedik cerrahi (total kalça protezi) ve postoperatif immobilizasyon, Virchow triadının (staz, endotel hasarı, hiperkoagülabilite) bileşenlerini oluşturur.
Cerrahi hastalarında derin ven trombozu (DVT) riski postoperatif 44-1010. günlerde pik yapar.
2
Fizik muayene bulgularını yorumla
Tek taraflı bacak şişliği, baldır hassasiyeti ve Homans bulgusu (ayak dorsifleksiyonu ile baldırda ağrı) klasik bulgulardır.
Bu bulgular venöz dönüşün engellendiğini ve damar duvarında inflamasyon olduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap
Sıcak ve şiş ekstremite venöz patolojiyi; soğuk ve soluk ekstremite arteriyel patolojiyi düşündürür.
Hastadaki ısı artışı ve şişlik tanıyı venöz tarafa yönlendirir.

Anahtar Kavram

Postoperatif dönemde büyük cerrahi geçiren hastalarda ani gelişen tek taraflı alt ekstremite şişliği ve hassasiyeti aksi ispatlanana kadar Derin Ven Trombozu (DVT) olarak kabul edilmelidir.

İpuçları

1
Cerrahi sonrası tek taraflı bacak şişliği her zaman venöz bir tıkanıklığı düşündürmelidir.
2
Virchow triadını (staz, hiperkoagülabilite, endotel hasarı) hatırlayın; büyük kemik cerrahileri bu üçünü de tetikler.
3
Homans bulgusu, ayağın pasif dorsifleksiyonu ile baldırda ağrı oluşmasıdır ve en çok hangi venöz hastalıkla ilişkilidir?

Daha Fazla Pratik

DVT tanısında altın standart yöntem ve tedavi seçeneklerini (LMWH, heparin) gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 311Soru

6767 yaşında erkek hasta, rektum tümörü tanısıyla elektif abdominoperineal rezeksiyon planlanarak cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın tıbbi özgeçmişinde diyetle kontrol altında olan Tip 22 diyabetes mellitus, kronik atrial fibrilasyon, 66 ay önce geçirilmiş geçici iskemik atak (GİA) ve NYHA sınıf IIII kalp yetmezliği mevcuttur. Preoperatif laboratuvar tetkiklerinde serum kreatinin düzeyi 1.91.9 mg/dL olarak saptanmıştır. Lee’nin Revize Kardiyak Risk İndeksi'ne (RCRI) göre bu hastada toplam kaç risk faktörü bulunmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 3

Cevap

Lee’nin Revize Kardiyak Risk İndeksi'ne (RCRI) göre hastada toplam 3 risk faktörü bulunmaktadır.
Doğru yanıt olan 3 puan; hastanın geçireceği operasyonun yüksek riskli cerrahi grubunda olması (intraperitoneal), özgeçmişindeki geçici iskemik atağın serebrovasküler hastalık kriterini karşılaması ve NYHA sınıf II kalp yetmezliğinin konjestif kalp yetmezliği kriterini sağlamasından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
Cerrahi girişimin risk kategorisini belirle
Abdominoperineal rezeksiyon intraperitoneal bir işlem olduğu için 'Yüksek Riskli Cerrahi' kriterini karşılar (+1 puan).
RCRI'da intraperitoneal, intratorasik ve suprainguinal vasküler cerrahiler majör risk faktörüdür.
2
Hastanın klinik öyküsündeki kardiyovasküler ve serebrovasküler parametreleri analiz et
Geçici iskemik atak (GİA) 'Serebrovasküler hastalık' (+1 puan) ve NYHA sınıf II kalp yetmezliği 'Konjestif kalp yetmezliği' (+1 puan) kriterlerini karşılar.
İnmeler ve GİA'lar serebrovasküler; her türlü aktif veya öyküde var olan KY ise konjestif kalp yetmezliği puanı kazandırır.
3
Diyabet, böbrek fonksiyonu ve diğer bulguları eşik değerlere göre değerlendir
Diyetle kontrollü DM (insülin yok), kreatinin 1.91.9 mg/dL (eşik >2.0> 2.0) ve atrial fibrilasyon (iskemik kalp hastalığı değil) kriterleri karşılamaz (0 puan).
RCRI sadece insülin bağımlı diyabeti ve 2.02.0 mg/dL üzerindeki kreatinin değerlerini risk faktörü kabul eder.
4
Toplam skoru hesapla
1 (Cerrahi) + 1 (GİA) + 1 (KY) = 3
Belirlenen pozitif kriterlerin toplamı hastanın risk skorunu oluşturur.

Anahtar Kavram

Lee'nin Revize Kardiyak Risk İndeksi (RCRI) Kriterleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 312Soru

6565 yaşında erkek hasta, rektum kanseri nedeniyle opere edildikten sonra postoperatif 55. gününde aniden gelişen nefes darlığı ve taşikardi ile değerlendiriliyor. Göğüs ağrısı eşlik eden hastada fizik muayenede akciğer sesleri doğal saptanıyor ve alt ekstremitede tek taraflı şişlik gözleniyor. Bu klinik tablo için en olası ön tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Pulmoner emboli

Cevap

Pulmoner emboli
Cerrahi sonrası 5. günde gelişen ani nefes darlığı, taşikardi ve göğüs ağrısı üçlüsü, aksi kanıtlanana kadar pulmoner emboli olarak kabul edilir. Hastadaki bacak şişliği, kaynağın derin ven trombozu olduğunu destekleyen klasik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamanın değerlendirilmesi
Postoperatif 55. günde gelişen bir tablo saptandı.
Postoperatif komplikasyonlar belirli bir zaman dizinine (5W: Wind, Water, Walking, Wound, Wonder drugs) göre gelişme eğilimindedir.
2
Semptom ve bulguların analizi
Ani başlayan nefes darlığı, taşikardi ve bacakta şişlik (DVT bulgusu) saptandı.
Bu bulgular derin ven trombozundan köken alan pulmoner emboliyi güçlü şekilde işaret eder.
3
Fizik muayene bulgularının yorumlanması
Akciğer seslerinin doğal olması pnömoni ve atelektaziyi uzaklaştırır.
Pulmoner embolide parankimal tutulum geniş değilse akciğer sesleri genellikle doğal kalır.

Anahtar Kavram

Postoperatif Thromboembolizm Zamanlaması ve Klinik Sunumu

Daha Fazla Pratik

Postoperatif ateşin '5W' kuralını ve her birinin tipik günlerini tekrar gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 313Soru

4848 yaşında erkek hasta, sağ üst kadran ağrısı ve ateş şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan klinik ve radyolojik değerlendirme sonucunda akut kolesistit tanısı konulan hastaya acil kolesistektomi uygulanıyor. Operasyon bulgularında safra kesesinin ödemli ve enflame olduğu, ancak perforasyon saptanmadığı ve pürülan sıvı birikimi olmadığı gözleniyor. Bu vaka, cerrahi yara sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisi kapsamında değerlendirilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontamine (Sınıf IIIIII)

Cevap

Akut non-pürülan enflamasyonun eşlik ettiği cerrahi girişimler Kontamine (Sınıf III) yara olarak sınıflandırılır.
Kontamine (Sınıf III) yaralar; akut non-pürülan enflamasyonun olduğu, sindirim sisteminden belirgin dökülmenin yaşandığı veya steril teknikte majör hataların yapıldığı yaralardır. Bu vakada akut kolesistit varlığı ve pürülan materyalin yokluğu bu tanımı tam olarak karşılar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve operasyon bulgularını analiz et.
Hastada akut kolesistit (enflamasyon) mevcuttur ancak perforasyon veya püy yoktur.
Yara sınıflandırması enflamasyonun varlığına ve derecesine göre yapılır.
2
CDC cerrahi yara sınıflama kriterlerini vaka üzerine uygula.
Akut enflamasyon varlığı vakayı Sınıf II'den Sınıf III'e taşır.
Elektif hollow viskus cerrahisi Sınıf II iken, akut enflamatuar süreçler Sınıf III kategorisine girer.
3
Kirli yara kriterlerini dışla.
Perforasyon veya apse olmadığı için vaka Sınıf IV değildir.
Sınıf IV için pürülan drenaj veya perfore organ gibi 'kirli' bulgular gereklidir.

Anahtar Kavram

Cerrahi yara sınıflandırması, operasyon sırasındaki kontaminasyon riskine ve mevcut enfeksiyon/enflamasyon durumuna göre dört sınıfa (I-IV) ayrılır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 314Soru

Cerrahi olarak primer kapatılmış temiz bir insizyon yarasında, postoperatif dönemde yara gerilim direncinin (tensile strength) gelişimi ve kronolojisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Birinci haftanın sonunda yara gerilim direnci, orijinal doku direncinin yaklaşık %3'ü kadardır.

Cevap

Birinci haftanın sonunda yara gerilim direnci, orijinal doku direncinin yaklaşık %3'ü kadardır.
Yara gerilim direnci, kollajen sentezinin başladığı proliferatif faz ile birlikte ivme kazanır. Birinci haftanın sonunda direnç yaklaşık %3 gibi düşük bir seviyededir. Üçüncü haftada kollajen sentezi ve yıkımı dengelendiğinde bu oran %20'ye çıkar. Maksimum direnç ise aylar sonra normal dokunun %70-80'i olarak gerçekleşir.

Adım Adım Çözüm

1
Yara iyileşme fazlarının yara direnci üzerindeki etkisini belirleyin.
İnflamatuar (Lag) fazda direnç minimaldir (0-5 gün). Proliferatif fazda (5-21 gün) direnç hızla artmaya başlar.
Direnç artışı kollajen birikimi ve çapraz bağlanma ile doğrudan ilişkilidir.
2
Zamana göre gerilim direnci yüzdelerini hatırlayın.
1. haftada %3, 3. haftada %20, maksimum seviye (aylar sonra) %70-80.
TUS sınavında sıkça sorulan nicel verilerdir.
3
Kollajen tiplerindeki değişimi analiz edin.
Erken dönemde Tip III kollajen fazladır, matür skarda Tip I kollajen baskındır.
Tip I kollajen yapısal olarak daha güçlü lifler oluşturur.

Anahtar Kavram

Yara gerilim direnci (tensile strength) gelişimi

Daha Fazla Pratik

Yara iyileşmesini bozan faktörlerden Vitamin C eksikliğinin (prolin/lizin hidroksilasyonu) tensile strength üzerindeki etkisini inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kollajen tip değişimini 'I' harfinin 'dik/güçlü' duruşundan matür skarı, 'III' rakamının daha 'zayıf/erken' yapıyı temsil ettiği şeklinde kodlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 315Soru

Altmış yaşında bir erkek hasta, yaklaşık bir haftadır devam eden ve her yemekten sonra tekrarlayan şiddetli kusma şikayetiyle acil servise başvuruyor. Fizik muayenesinde mukozalarda kuruluk, turgor-tonus azalması ve ortostatik hipotansiyon saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde şu değerler izleniyor:

ParametreSonuç
pH7,527,52
pCO2pCO_24848 mmHg
HCO3HCO_3^-3636 mEq/L
Na+Na^+132132 mEq/L
K+K^+2,82,8 mEq/L
ClCl^-8282 mEq/L
İdrar pH5,25,2

Bu hastada gözlenen "paradoksal asidüri" tablosunun temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipovolemi ve hipokalemi varlığında, distal tübülde sodyum geri emilimi karşılığında potasyum yerine hidrojen iyonlarının sekrete edilmesi

Cevap

Hipovolemi ve hipokalemi varlığında, distal tübülde sodyum geri emilimi karşılığında potasyum yerine hidrojen iyonlarının sekrete edilmesi
Hastada kusmaya bağlı gelişen sıvı kaybı (hipovolemi), böbrekleri sodyum tutmaya zorlar. Sodyum geri emilimi aldosteron aracılığıyla distal tübülde gerçekleşir. Normalde sodyum geri alınırken potasyum atılır; fakat hastada eşlik eden şiddetli hipokalemi olduğu için böbrek potasyumu saklamak ister ve sodyum geri emilimi karşılığında hidrojen iyonlarını sekrete eder. Bu durum, sistemik alkaloz olmasına rağmen idrarın asidik olmasına (paradoksal asidüri) neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kan gazı değerlerini analiz et
pH 7,527,52 ve HCO3HCO_3^- 3636 mEq/L değerleri metabolik alkalozu; pCO2pCO_2 4848 mmHg değeri ise parsiyel respiratuar kompanzasyonu gösterir.
Hastanın asit-baz durumunu belirlemek.
2
Elektrolit ve idrar pH değerlerini değerlendir
Hastada hipokalemi (2,82,8 mEq/L) ve hipokloremi (8282 mEq/L) mevcut. İdrar pH'ı (5,25,2) sistemik alkaloz ile çelişkili olarak asidiktir.
Paradoksal asidüri tanısını doğrulamak.
3
Renal mekanizmayı açıkla
Hipovolemi RAAS sistemini aktive eder, aldosteron artar. Aldosteron distal tübülde Na+Na^+ geri emerken karşılığında K+K^+ veya H+H^+ atar. Şiddetli hipokalemi nedeniyle K+K^+ korunur ve yerine H+H^+ sekrete edilir.
İdrarın neden asidik olduğunu fizyolojik olarak anlamak.

Anahtar Kavram

Hipokalemik hipokloremik metabolik alkalozda gelişen paradoksal asidüri mekanizması.

Daha Fazla Pratik

Bu hastanın tedavisinde öncelikle hangi sıvının (izotonik salin vs. potasyumlu dekstroz) tercih edilmesi gerektiğini araştırınız.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 316Soru

6868 yaşında erkek hasta, sigmoid kolon tümörü nedeniyle elektif cerrahi planlanarak preoperatif değerlendirmeye alınıyor. Hastanın tıbbi özgeçmişinde hipertansiyon ve 11 yıl önce geçirilmiş miyokard enfarktüsü öyküsü bulunmaktadır. Hasta şu an asemptomatik olduğunu ancak dizlerindeki ileri derece osteoartrit nedeniyle fiziksel aktivitesinin kısıtlı olduğunu, günlük ev işlerini yaparken dahi zorlandığını ve bir bloktan fazla yürüyemediğini (Metabolik eşdeğer (MET) skoru <4< 4) belirtmektedir. Fizik muayene ve EKG bulguları normal sınırlardadır.

Bu hasta için preoperatif kardiyak risk yönetimi açısından bir sonraki en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Farmakolojik stres testi yapılması

Cevap

Hastanın fonksiyonel kapasitesinin düşük olması ve osteoartriti nedeniyle egzersiz yapamaması, orta riskli cerrahi öncesi farmakolojik stres testi yapılmasını gerektirir.
Preoperatif kardiyak risk değerlendirmesinde ACC/AHA algoritmasına göre; elektif ve orta riskli bir cerrahi (intraperitoneal) planlanan, aktif kardiyak şikayeti olmayan ancak fonksiyonel kapasitesi düşük (<4< 4 MET) olan hastalarda, eğer sonuç cerrahi yönetimi değiştirecekse non-invaziv stres testi önerilir. Hastanın dizlerindeki osteoartrit nedeniyle egzersiz yapamaması, stres testinin farmakolojik (dobutamin stres EKO veya talyum sintigrafisi gibi) yöntemlerle yapılmasını zorunlu kılar.

Adım Adım Çözüm

1
Cerrahinin aciliyetini ve hastanın aktif kardiyak durumunu değerlendir
Cerrahi elektif ve hastada instabil anjina veya dekompanse kalp yetmezliği gibi aktif bir kardiyak durum saptanmadı.
Acil cerrahi veya aktif kardiyak durumlarda algoritma doğrudan müdahale veya stabilizasyon gerektirir.
2
Planlanan cerrahinin risk düzeyini belirle
Sigmoid kolektomi (intraperitoneal cerrahi) orta riskli (151-5 arası majör kardiyak olay riski) cerrahi grubundadır.
Düşük riskli cerrahilerde (<1< 1) fonksiyonel kapasiteye bakılmaksızın ameliyata geçilebilir.
3
Hastanın fonksiyonel kapasitesini Metabolik Eşdeğer (MET) üzerinden değerlendir
Hasta bir bloktan az yürüyebildiği ve günlük işlerde zorlandığı için fonksiyonel kapasitesi düşük (<4< 4 MET) kabul edilir.
Yüksek fonksiyonel kapasite (4\geq 4 MET), cerrahiye güvenle geçilebileceğini gösterir.
4
Fiziksel kısıtlılık durumuna göre uygun non-invaziv testi seç
İleri osteoartrit varlığı nedeniyle egzersiz testi yapılamaz, bu yüzden farmakolojik (dobutamin veya dipiridamol) stres testi seçilmelidir.
Hastanın efor kapasitesini test edebilmek için farmakolojik ajanlarla kalp hızının veya koroner akımın artırılması gerekir.

Anahtar Kavram

ACC/AHA Preoperatif Kardiyak Değerlendirme Algoritması
Soru 317Soru

4545 yaşında erkek hasta, acil şartlarda gangrenöz apandisit tanısıyla opere ediliyor. Ameliyat sonrası 1818. saatte hastanın ateşi 40C40^\circ\text{C}'ye yükseliyor. Yapılan fizik muayenesinde hastanın genel durumunun kötü, taşikardik ve hipotansif olduğu saptanıyor. Ameliyat kesisinin çevresinde şiddetli ağrı, ciltte bronz renk değişikliği ve palpasyonda krepitasyon (çıtırtı sesi) saptanıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nekrotizan fasiit (Gazlı gangren)

Cevap

Nekrotizan fasiit (Gazlı gangren) tanısı, postoperatif ilk 24 saatteki yüksek ateş, toksik tablo ve yara yerindeki krepitasyon bulgularıyla konulur.
Doğru yanıt olan seçenek, hastadaki klinik tabloyla tam uyumludur. Postoperatif ilk 24 saatte (Wind dönemi) görülen ateşin en yaygın nedeni atelektazi olsa da, 39 derecenin üzerindeki ateş, hipotansiyon ve yara yerinde krepitasyon varlığı patognomonik olarak nekrotizan fasiit veya gazlı gangren (genellikle Clostridium perfringens veya Grup A Streptokok kaynaklı) enfeksiyonuna işaret eder. Bu tablo acil cerrahi debridman ve antibiyoterapi gerektirir.

Adım Adım Çözüm

1
Ateşin ortaya çıkış zamanını analiz etme
Ameliyat sonrası 18. saat (Erken dönem ateş)
Postoperatif ateş nedenleri zaman çizelgesine göre sınıflandırılır.
2
Hastanın genel durumunu ve vital bulgularını değerlendirme
40C40^\circ\text{C} ateş, taşikardi, hipotansiyon ve toksik tablo
Hafif atelektazi ateşi ile ciddi nekrotizan enfeksiyon ayrımı için hayatidir.
3
Lokal yara bulgularını yorumlama
Bronz renk değişikliği ve krepitasyon
Krepitasyon, doku altında gaz üreten (Clostridium perfringens veya Grup A Streptokok) mikroorganizmaların varlığını gösterir.

Anahtar Kavram

Postoperatif ilk 24 saatte gelişen yüksek ateş ve toksik tabloda, atelektazi dışında mutlaka nekrotizan yumuşak doku enfeksiyonları dışlanmalıdır.
Soru 318Soru

7070 yaşında erkek hasta, son iki gündür devam eden yüksek ateş ve idrar yaparken yanma şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde konfüzyon saptanıyor; kan basıncı 85/50 mmHg85/50\ mmHg, nabız 115/dak115/dak, solunum sayısı 24/dak24/dak ve vücut sıcaklığı 38.9C38.9^\circ C ölçülüyor. Ekstremiteleri sıcak ve pembe olan bu hastada, hemodinamik değerlendirmede saptanması en olası bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Azalmış sistemik vasküler direnç (SVRSVR)

Cevap

Azalmış sistemik vasküler direnç (SVRSVR)
Vaka sunumundaki ateş, dizüri ve sıcak ekstremite bulguları hastanın septik şokun erken evresinde (sıcak şok) olduğunu göstermektedir. Bu şok tipinde periferik vazodilatasyon nedeniyle sistemik vasküler direnç (SVRSVR) belirgin şekilde azalır ve bu durum en karakteristik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Yüksek ateş, dizüri (enfeksiyon odağı), hipotansiyon ve sıcak ekstremiteler 'distribütif (septik) şok' tablosuna işaret eder.
Sıcak ekstremite bulgusu periferik vazodilatasyonun (SVR azalması) göstergesidir.
2
Septik şokun hemodinamik profilini hatırla
Septik şokun erken (sıcak) evresinde SVR azalırken, kardiyak debi (CO) artar veya normal kalır.
Enfeksiyona ikincil salınan sitokinler masif vazodilatasyona neden olur.
3
Seçenekleri karşılaştır
Belirtilen seçenekler arasında distribütif şokun en karakteristik bulgusu SVR azalmasıdır.
Diğer seçenekler (CVP/PCWP artışı, SVR artışı) genellikle kardiyojenik veya hipovolemik şok profillerine aittir.

Anahtar Kavram

Septik (distribütif) şokun erken evresinde karakteristik hemodinamik bulgu, sistemik vasküler direncin (SVRSVR) azalmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Şok türlerini ayırt etmek için hemodinamik parametrelerin (CVP, CO, SVR) değişim yönlerini gösteren bir karşılaştırma tablosunu inceleyin.
Tahmini Süre:45s
Soru 319Soru

6565 yaşında erkek hasta, ani başlayan şiddetli karın ağrısı ve tekrarlayan kusmalar ile acil servise başvuruyor. Özgeçmişinde atriyal fibrilasyon öyküsü olan hastanın fizik muayenesinde karında yaygın hassasiyet saptanıyor ancak defans ve rebound alınmıyor. Hastanın laboratuvar tetkiklerinde saptanan arteriyel kan gazı ve serum elektrolit değerleri aşağıdadır:

ParametreDeğer
pH7.407.40
pCO2pCO_24040 mmHgmmHg
HCO3HCO_32424 mEq/LmEq/L
Na+Na^+140140 mEq/LmEq/L
ClCl^-9292 mEq/LmEq/L

Bu hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikst tip (Artmış anyon açıklı metabolik asidoz + Metabolik alkaloz)

Cevap

Artmış anyon açıklı metabolik asidoz ve metabolik alkalozun birlikte bulunduğu mikst tip bozukluk
Hastanın kan gazı değerleri (pH, pCO2pCO_2, HCO3HCO_3) normal sınırlardadır. Ancak serum elektrolitleri kullanılarak hesaplanan anyon açığı (140(92+24)=24140 - (92 + 24) = 24) belirgin şekilde artmıştır (Normal: 12±212 \pm 2). Bu durum, hastada bir metabolik asidoz süreci olduğunu gösterir (mezenter iskemiye bağlı laktik asidoz). Anyon açığındaki artış miktarı (ΔAG=12ΔAG = 12), mevcut bikarbonat değerine eklendiğinde (24+12=3624 + 12 = 36) bulunan 'düzeltilmiş bikarbonat' değeri normalin çok üzerindedir. Bu durum, kusmaya bağlı gelişen metabolik alkalozun, asidozun bikarbonat üzerindeki düşürücü etkisini maskelediğini kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığını (AG) hesapla
AG=Na(Cl+HCO3)=140(92+24)=24AG = Na - (Cl + HCO_3) = 140 - (92 + 24) = 24 mEq/LmEq/L
Kan gazı değerleri normal görünse de, metabolik asidozun varlığını dışlamak için anyon açığı hesaplanmalıdır.
2
Anyon açığındaki artış ile bikarbonattaki değişimi kıyasla (Düzeltilmiş HCO3HCO_3 hesabı)
ΔAG=2412=12ΔAG = 24 - 12 = 12; Düzeltilmiş HCO3=O¨lc\cu¨len HCO3+ΔAG=24+12=36HCO_3 = Ölçülen HCO_3 + ΔAG = 24 + 12 = 36 mEq/LmEq/L
Yüksek anyon açıklı metabolik asidoza eşlik eden ikinci bir metabolik bozukluk olup olmadığını anlamak için düzeltilmiş bikarbonat bakılmalıdır.
3
Düzeltilmiş bikarbonat değerini yorumla
36>2636 > 26 mEq/LmEq/L (Üst sınır)
Düzeltilmiş bikarbonatın 2626 mEq/LmEq/L üzerinde olması, hastada ek olarak metabolik alkaloz olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Normal pH ve HCO3HCO_3 değerlerine rağmen yüksek anyon açığının varlığı, asitleştirici ve bazlaştırıcı iki farklı metabolik sürecin birbirini maskelediği mikst bozukluklara işaret eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 320Soru

40 yaşında bir erkek hasta, araç dışı trafik kazası sonrası acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 115/75 mmHg115/75 \text{ mmHg}, nabız 102/dak102/\text{dak} ve idrar çıkışı 0.8 mL/kg/saat0.8 \text{ mL/kg/saat} olarak saptanıyor. Hastanın hemodinamik olarak stabil olduğu ve doku perfüzyonunun yeterli olduğu klinik olarak değerlendirilmesine rağmen, arteriyel kan gazında laktat düzeyi 4.5 mmol/L4.5 \text{ mmol/L} (N: <2.0 mmol/L<2.0 \text{ mmol/L}) olarak ölçülüyor. Bu klinik tabloda saptanan hiperlaktateminin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Katekolaminlerin iskelet kasında Na+/K+ATPaseNa^+/K^+-ATPase aktivitesini stimüle etmesi

Cevap

Hiperlaktateminin en olası nedeni katekolaminlerin iskelet kasında Na/K-ATPase aktivitesini stimüle etmesidir.
Cerrahi travma ve stres yanıtı sırasında salınan katekolaminler (özellikle epinefrin), iskelet kası hücrelerindeki β2\beta_2 adrenerjik reseptörleri uyarır. Bu uyarı, hücre içi cAMP düzeyini artırarak Na+/K+ATPaseNa^+/K^+-ATPase pompasını aktive eder. Pompanın çalışması için gereken yüksek enerji ihtiyacı, glikoliz hızının dramatik şekilde artmasına (aerobik glikoliz) neden olur. Oluşan pirüvat miktarı mitokondrinin oksidasyon kapasitesini aştığında, pirüvat laktata dönüşerek sistemik dolaşıma geçer. Bu mekanizma, doku hipoksisi olmaksızın laktat yükselmesine neden olan en temel süreçtir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri ve laboratuvar bulgularını değerlendir.
Hastanın hemodinamik olarak stabil (normal kan basıncı ve yeterli idrar çıkışı) olduğu ancak hiperlaktatemi mevcut olduğu saptandı.
Laktat yüksekliğinin her zaman doku hipoksisiyle ilişkili olmadığını, stres yanıtı bileşenlerini de içerebileceğini anlamak gerekir.
2
Stres yanıtında katekolaminlerin metabolik etkilerini analiz et.
Epinefrin, iskelet kasındaki β2\beta_2 adrenerjik reseptörler aracılığıyla Na+/K+ATPaseNa^+/K^+-ATPase pompasını aktive eder.
Bu pompa aktivitesi yüksek miktarda ATP tüketimine yol açarak glikolitik yolu (aerobik glikoliz) hızlandırır.
3
Pirüvat ve laktat dengesini kur.
Hızlanan glikoliz sonucu üretilen pirüvat, mitokondriyal kapasiteyi aşarak laktata dönüşür ve kana salınır.
Bu durum doku hipoksisi olmaksızın gelişen 'non-hipoksik hiperlaktatemi' tablosudur.

Anahtar Kavram

Non-hipoksik Hiperlaktatemi (Aerobik Glikoliz)
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 16 / 20Sonraki
Temel Cerrahi Prensipler — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin