Temel Cerrahi Prensipler

398 soru

Soru 361Soru

50 yaşında erkek hasta, Crohn hastalığı nedeniyle yapılan ince bağırsak rezeksiyonu sonrası postoperatif 10. gündedir. Hastanın günlük 1500 mL1500\text{ mL} debili enterokutan fistülü mevcuttus. Damar yolundan günlük 120 mEq120\text{ mEq} potasyum replasmanı yapılmasına rağmen serum potasyum düzeyleri düşük seyretmektedir. Laboratuvar bulguları şöyledir:

- Na+:136 mEq/LNa^+: 136\text{ mEq/L}
- K+:2.6 mEq/LK^+: 2.6\text{ mEq/L}
- Cl:100 mEq/LCl^-: 100\text{ mEq/L}
- HCO3:22 mEq/LHCO_3^-: 22\text{ mEq/L}
- pH:7.36pH: 7.36

Bu hastada potasyum replasmanına dirençli hipokaleminin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipomagnezemi

Cevap

Dirençli hipokaleminin en olası nedeni magnezyum eksikliğidir (Hipomagnezemi).
Magnezyum, böbrek distal tübül ve toplayıcı kanallarındaki ROMK kanallarını inhibe ederek potasyum sekresyonunu sınırlar. Magnezyum eksikliğinde bu inhibisyon kalkar ve ciddi renal potasyum kaybı başlar. Cerrahi hastalarda (özellikle fistül veya uzun süreli TPN alanlarda) hipomagnezemiye bağlı dirençli hipokalemi sık görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Yüksek doz (120 mEq/gün) potasyum replasmanına rağmen serum potasyumunun 2.6 mEq/L'de kalması 'dirençli hipokalemi' olarak tanımlanır.
Replasman dozunun yüksekliği, basit bir kayıp-kazanç dengesizliğinden öte bir mekanizma olduğunu düşündürür.
2
Elektrolit etkileşimlerini değerlendir
Magnezyum eksikliği, böbrek distal tübüllerinde bulunan ROMK kanallarının üzerindeki inhibitör etkisini kaybeder.
Hücre içi magnezyum, normalde potasyumun lümene kaçışını sınırlayan bir tıkaç görevi görür.
3
Patofizyolojik sonucu belirle
Magnezyum eksikliği düzeltilmediği sürece, damardan verilen potasyum hızla idrarla atılmaya devam eder.
Bu durum klinik olarak potasyum replasmanına direnç şeklinde kendini gösterir.

Anahtar Kavram

Magnezyum eksikliği (Hipomagnezemi), böbreklerde ROMK (Renal Outer Medullary Potassium) kanalları üzerinden potasyum sekresyonunu artırarak tedaviye dirençli hipokalemiye neden olur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 362Soru

5454 yaşında erkek hasta, akut mezenter iskemi nedeniyle yapılan geniş ince bağırsak rezeksiyonu sonrası kalan 4040 cm'lik proksimal jejunumu ve yüksek debili (>2500> 2500 mL/gün) jejunostomisi nedeniyle santral venöz kateter aracılığıyla toplam parenteral beslenme (TPB) programına alınmıştır. TPB solüsyonu olarak standart kristalize amino asit karışımı, dekstroz ve lipit emülsiyonu kullanılmaktadır. Jejunostomi kayıpları kristaloid solüsyonlarla bire bir replase edilmesine rağmen, tedavinin 5.5. gününde hastada halsizlik ve derin soluk alıp verme (Kussmaul benzeri) gözleniyor. Yapılan tetkiklerde; Na+:140Na^+: 140 mEq/L, K+:4,0K^+: 4,0 mEq/L, Cl:115Cl^-: 115 mEq/L, HCO3:15HCO_3^-: 15 mEq/L ve pH: 7,267,26 saptanıyor. Bu hastadaki metabolik tablonun düzeltilmesi için TPB içeriğinde yapılması gereken en uygun değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Klor yerine asetat tuzlarının kullanımını artırmak

Cevap

TPB içeriğindeki klorür miktarını azaltıp, vücutta bikarbonata metabolize olan asetat tuzlarının miktarını artırmak
Hastada saptanan normal anyon açıklıklı metabolik asidoz (AG=10AG=10), TPB solüsyonlarında bulunan kristalize amino asitlerin (özellikle katyonik olanların) hidroklorür (HClHCl) tuzları şeklinde formüle edilmesinden kaynaklanan aşırı klor yüküne bağlıdır. Bu durumun tedavisinde klorür miktarı kısıtlanır ve karaciğerde bikarbonata dönüşerek baz sağlayan asetat tuzları (sodyum asetat veya potasyum asetat) tercih edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığını (Anion Gap) hesapla
AG=Na+(Cl+HCO3)=140(115+15)=10AG = Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-) = 140 - (115 + 15) = 10 mEq/L (Normal aralık 8128-12 mEq/L)
Asidozun nedenini (ekzojen asit yükü/kayıp mı yoksa anyon birikimi mi) belirlemek için.
2
Asit-baz bozukluğunu sınıflandır
Normal anyon açıklıklı (hiperkloremik) metabolik asidoz (NAGMA)
Anyon açığının normal sınırlarda olması, bikarbonat kaybının klor artışı ile dengelendiğini gösterir.
3
TPB içeriği ile klinik tabloyu ilişkilendir
TPB'deki kristalize amino asitlerin (Lizin, Arginin, Histidin) hidroklorür formunda olması asit yükünü artırır
Özellikle eski nesil veya standart amino asit karışımları yüksek klorür içeriğine sahiptir.
4
Tedavi stratejisini belirle
Klorür iyonu yerine asetat formundaki iyonların TPB solüsyonuna eklenmesi
Asetat karaciğerde metabolize edildiğinde eşmolar oranda bikarbonat üretir ve asidozu tamponlar.

Anahtar Kavram

TPN ile ilişkili hiperkloremik metabolik asidoz ve yönetimi

Daha Fazla Pratik

Kısa bağırsak sendromunda uzun dönem TPB kullanımına bağlı gelişen 'Metabolik Kemik Hastalığı' ve alüminyum toksisitesi risklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 363Soru

Yara iyileşmesi sürecinde; vazodilatasyonun sağlanması, anjiyogenezin indüklenmesi ve fibroblast proliferasyonu gibi onarım süreçlerinin yanı sıra bakterisid etki de gösteren, L-arginin aminoasidinden sentezlenen temel molekül aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nitrik oksit

Cevap

L-argininden sentezlenen ve yara iyileşmesinde vazodilatasyon, anjiyogenez ve bakterisid etki gösteren molekül nitrik oksittir.
Nitrik oksit (NO), yara mikroçevresinde hem inflamatuar hem de proliferatif süreçleri yöneten kritik bir moleküldür. L-arginin prekürsöründen sentezlenen NO; düz kas gevşemesi (vazodilatasyon), endotel hücresi migrasyonu (anjiyogenez) ve fibroblastik aktiviteyi artırarak iyileşmeyi hızlandırırken, makrofajlar üzerinden patojenlerin imhasına yardımcı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Molekülün öncül maddesini belirle
L-arginin aminoasidi
Nitrik oksit (NO), nitrik oksit sentaz (NOS) enzimi aracılığıyla L-argininden sentezlenir.
2
Yara iyileşmesindeki fizyolojik etkileri analiz et
Vazodilatasyon, anjiyogenez uyarımı ve fibroblast aktivasyonu
NO, VEGF sentezini artırarak yeni damar oluşumunu sağlar ve fibroblastların proliferasyonunu teşvik eder.
3
Bağışıklık sistemiyle ilişkisini değerlendir
Bakterisid aktivite
Aktive makrofajlar tarafından üretilen NO, yara bölgesindeki mikroorganizmalara karşı doğrudan toksik etki gösterir.

Anahtar Kavram

Nitrik oksitin yara iyileşmesindeki çok yönlü mediyatör rolü
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 364Soru

Altmış sekiz yaşında kadın hasta, bir haftadır devam eden halsizlik ve konfüzyon şikayetleriyle acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde uzun süreli tiyazid grubu diüretik kullanımı olan hastanın fizik muayenesinde turgor ve tonusun azalmış olduğu, mukozaların kuruduğu ve kan basıncının 95/6095/60 mmHg olduğu saptanıyor. Laboratuvar tetkikleri aşağıda sunulmuştur:

TetkikSonuçReferans
Serum Sodyum (Na+Na^+)112112 mEq/L135145135-145
Serum Potasyum (K+K^+)2,12,1 mEq/L3,55,03,5-5,0
Serum Klor (ClCl^-)7676 mEq/L9810798-107
Serum Bikabonat (HCO3HCO_3^-)3434 mEq/L222822-28
Arteriyel kan pHpH7,507,507,357,457,35-7,45
İdrar Sodyumu1212 mEq/L-

Bu hastanın tedavisi planlanırken, sodyum infüzyon miktarından bağımsız olarak serum sodyum konsantrasyonunun öngörülenin üzerinde hızla yükselmesine neden olabilen ve ozmotik demiyelinizasyon sendromu riskini artıran en kritik faktör aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipokaleminin düzeltilmesi amacıyla potasyum replasmanı yapılması

Cevap

Hipokaleminin düzeltilmesi amacıyla potasyum replasmanı yapılması
Doğru yanıt olan potasyum replasmanı, Edelman denklemine göre serum sodyum düzeyini sodyum infüzyonu ile aynı oranda artırır. Hiponatremi ve hipokaleminin birlikte görüldüğü durumlarda potasyum replasmanı yapılması, sodyum konsantrasyonunu beklenenden daha hızlı yükselterek ozmotik demiyelinizasyon sendromu riskini ciddi şekilde artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Elektrolit ve klinik tablonun analizi
Hastada derin hiponatremi (112112 mEq/L), hipokalemi (2,12,1 mEq/L) ve hipovolemik metabolik alkaloz mevcuttur.
Tiyazid kullanımı ve volüm kaybı bu kombine bozukluğun en yaygın nedenidir.
2
Edelman denkleminin sodyum-potasyum ilişkisi yönünden değerlendirilmesi
Serum sodyum düzeyi ([Na+]s[Na^+]_s) formülü: [Na+]s=Nae+KeTVB[Na^+]_s = \frac{Na_e + K_e}{TVB} (Vücut değiştirilebilir sodyum + potasyum / toplam vücut suyu).
Potasyum, sodyum gibi ozmotik olarak aktif bir katyondur ve serum tonisitesini sodyumla aynı oranda etkiler.
3
Potasyum replasmanının etkisinin öngörülmesi
Verilen her 11 mEq potasyum, serum sodyum düzeyini yaklaşık 11 mEq sodyum verilmiş gibi yükseltir.
Hücre içine giren potasyum, elektriksel dengeyi korumak için sodyumu hücre dışına iter veya direkt ozmotik yük oluşturur.
4
Ozmotik demiyelinizasyon sendromu (ODS) riskinin saptanması
Sodyum ve potasyumun birlikte verilmesi, 2424 saatlik sodyum yükselme sınırının (8108-10 mEq/L) aşılmasına neden olur.
Replasman hızı hesaplanırken sadece sodyum değil, potasyum miktarı da hesaba katılmalıdır.

Anahtar Kavram

Potasyum replasmanının serum sodyum düzeyini yükseltici etkisi (Edelman prensibi)
Soru 365Soru

42 yaşında bir erkek hastaya perfore apandisit nedeniyle acil apandektomi yapılmıştır. Postoperatif 7.7. günde hastada 39C39^{\circ}C ateş, sağ omuz ağrısı ve inatçı hıçkırık gelişmiştir. Fizik muayenede sağ akciğer bazalinde solunum seslerinde azalma ve perküsyonda matite saptanmıştır. Cerrahi yara yeri doğal görünümde olan ve batın muayenesinde sağ üst kadranda derin palpasyonla hassasiyeti olan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subfrenik apse

Cevap

Subfrenik apse
Subfrenik apse, özellikle perfore apandisit gibi kontamine cerrahiler sonrası postoperatif 5-10. günlerde ateş ile prezante olur. Diyafram altındaki apse veya inflamasyon frenik siniri (C3C5C3-C5) irrite ederek omuzda yansıyan ağrıya ve hıçkırığa yol açar. Sağ akciğer bazalindeki solunum sesi azalması, apseye eşlik eden reaktif plevral efüzyon veya atelektazi ile uyumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik semptomlarını ve zamanlamayı analiz et.
Postoperatif 7. günde çıkan yüksek ateş geç dönem bir komplikasyona (apse veya yara enfeksiyonu) işaret eder.
Postoperatif ateşin ayırıcı tanısında '5W' kuralı (Wind, Water, Walking, Wound, Wonder drugs) ve zamanlama kritiktir.
2
Spesifik semptomları (omuz ağrısı, hıçkırık) değerlendir.
Diyafram irritasyonu bulguları (N. phrenicus uyarımı) saptanmıştır.
Subfrenik bölgedeki koleksiyonlar diyaframı irrite ederek omuza yansıyan ağrıya ve frenik sinir uyarısıyla hıçkırığa neden olur.
3
Fizik muayene ve cerrahi öykü ile birleştir.
Perfore apandisit öyküsü ve sağ üst kadran hassasiyeti, subfrenik bölgede bir apse gelişimini destekler.
Perfore viskus cerrahileri sonrası intraabdominal apse gelişme riski yüksektir.

Anahtar Kavram

Postoperatif ateşin ayırıcı tanısında zamanlama ve diyafram irritasyonu bulgularının (omuz ağrısı, hıçkırık) intraabdominal apse (subfrenik) lehine yorumlanması.
Soru 366Soru

6868 yaşında, uzun süreli tip 22 diyabet ve hipertansiyon öyküsü olan erkek hasta, rektum kanseri nedeniyle elektif anterior rezeksiyon operasyonu geçirmiştir. Postoperatif 22. gününde hastada ani gelişen hipotansiyon (80/5080/50 mmHgmmHg), taşikardi (120/dk120/dk) ve terleme gözleniyor. Hasta göğüs ağrısı tariflemezken, fizik muayenesinde akciğer bazallerinde yeni gelişen ince raller saptanıyor. Bu klinik tabloda en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Miyokard enfarktüsü

Cevap

Postoperatif 2. günde diyabetik bir hastada gelişen ağrısız hipotansiyon, taşikardi ve akciğer ralleri tablosunda en olası tanı miyokard enfarktüsüdür.
Miyokard enfarktüsü seçeneği doğrudur çünkü postoperatif dönemde özellikle risk faktörü (DM, yaş, KAH) olan hastalarda MI sık görülür. Hastaların büyük bir kısmında göğüs ağrısı olmaz; hipotansiyon, taşikardi ve konjestif kalp yetmezliği bulguları (raller gibi) tek bulgu olabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zamanlamayı değerlendir
Postoperatif 2. gün
Postoperatif kardiyak komplikasyonlar (MI) en sık 2. ve 3. günlerde zirve yapar.
2
Hastanın risk faktörlerini ve semptomlarını analiz et
DM öyküsü ve ağrısız klinik
Diyabetik hastalarda otonom nöropati ve postoperatif analjezik kullanımı nedeniyle MI vakalarının %50'den fazlası göğüs ağrısı olmadan 'sessiz' seyreder.
3
Fizik muayene bulgularını yorumla
Yeni gelişen raller
Akciğer bazallerindeki raller, sol kalp yetmezliği ve kardiyojenik şokun önemli bir göstergesidir.

Anahtar Kavram

Sessiz Postoperatif Miyokard Enfarktüsü

Daha Fazla Pratik

Postoperatif miyokard enfarktüsü şüphesinde bir sonraki adımın EKG çekilmesi ve troponin düzeyi bakılması olduğunu unutmayın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 367Soru

6565 yaşında erkek hasta, spinal anestezi altında elektif tek taraflı inguinal herni onarımı yapıldıktan 66 saat sonra idrar yapamadığını ve alt karın bölgesinde giderek artan şiddetli bir ağrı olduğunu belirtiyor. Fizik muayenede suprapubik bölgede hassasiyet ve palpasyonla matite veren kitle saptanıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut üriner retansiyon

Cevap

Akut üriner retansiyon
Doğru seçenek olan akut üriner retansiyon, özellikle spinal anestezi sonrası mesane fonksiyonlarının geçici olarak baskılanması ve cerrahi ağrıya bağlı gelişen bir komplikasyondur. Suprapubik kitle (glob vezikale) ve ağrı bu durumun patognomonik bulgularıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anestezi tipini ve cerrahi bölgeyi değerlendir.
Hasta spinal anestezi almış ve kasık bölgesinden (inguinal) opere edilmiştir.
Spinal anestezi, mesane detrusor kasını innerve eden sakral sinirlerin geri dönüşünü geciktirerek retansiyon riskini artırır.
2
Semptomların zamanlamasını ve niteliğini analiz et.
Ameliyattan 66 saat sonra gelişen idrar yapamama ve suprapubik ağrı mevcuttur.
Postoperatif ilk saatlerde görülen idrar çıkışı sorunu genellikle boşaltım yetersizliğine işaret eder.
3
Fizik muayene bulgularını yorumla.
Suprapubik bölgede hassasiyet ve matite veren kitle (glob vezikale) saptanmıştır.
Dolu bir mesane fizik muayenede suprapubik bölgede kitle ve perküsyonla matite olarak saptanır.

Anahtar Kavram

Postoperatif Üriner Retansiyon (Glob Vezikale)

Daha Fazla Pratik

Postoperatif ateşin '5W' kuralına göre zamanlamasını çalışmanız önerilir.
Tahmini Süre:45s
Soru 368Soru

5656 yaşında erkek hasta, son birkaç gündür artan nefes darlığı ve genel halsizlik şikayetiyle acil servise getiriliyor. Hastanın tıbbi geçmişinde kronik böbrek yetmezliği nedeniyle düzenli hemodiyaliz aldığı belirtiliyor. Fizik muayenede kan basıncı 80/5080/50 mmHgmmHg, nabız 118118/dakika ve boyun venöz dolgunluğu saptanıyor. Oskültasyonda kalp seslerinin derinden geldiği fark ediliyor. Yapılan invaziv monitörizasyonda aşağıdaki değerler elde ediliyor:

ParametreDeğer
Santral Venöz Basınç (CVP)1717 mmHgmmHg
Pulmoner Kapiller Uç Basıncı (PCWP)1818 mmHgmmHg
Kardiyak İndeks (CI)1.81.8 L/dk/m2L/dk/m^2
Sistemik Vasküler Direnç (SVR)21502150 dyn/sn/cm5dyn/sn/cm^{-5}

Bu klinik ve hemodinamik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kardiyak tamponad

Cevap

Kardiyak tamponad
Hastada saptanan hipotansiyon, venöz dolgunluk ve derinden gelen kalp sesleri tipik 'Beck Triadı'dır. Diyaliz hastalarında üremik perikardit sonrası tamponad gelişimi sık görülen bir komplikasyondur. Hemodinamik verilerde santral venöz basınç (CVP) ile pulmoner kapiller uç basıncının (PCWP) birbirine çok yakın değerlerde (eşitlenmiş) olması, perikardiyal tamponad için patognomonik bir hemodinamik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik muayene bulgularının analizi
Hipotansiyon, venöz dolgunluk ve derinden gelen kalp sesleri (Beck triadı) saptandı.
Bu üçlü bulgu, perikardiyal mesafede sıvı birikimine bağlı kalbin bası altında olduğunu (tamponad) düşündürür.
2
Hemodinamik verilerin değerlendirilmesi
CVP (1717 mmHgmmHg) ve PCWP (1818 mmHgmmHg) değerlerinin birbirine çok yakın (eşitlenmiş) ve yüksek olduğu görüldü.
Kardiyak tamponadda perikard içi basınç artışı tüm kalp boşluklarını etkileyerek diyastolik basınçların eşitlenmesine neden olur.
3
Kardiyak çıktı ve direnç parametrelerinin yorumlanması
Düşük kardiyak indeks ve yüksek sistemik vasküler direnç saptandı.
Kalbin dolumu engellendiği için atım hacmi düşer (obstrüktif şok) ve vücut buna sistemik direnci artırarak yanıt verir.

Anahtar Kavram

Diyastolik Basınçların Eşitlenmesi (Equalization of Pressures)

Daha Fazla Pratik

Konstriktif perikardit ile kardiyak tamponad arasındaki hemodinamik farkları (dip-plateau bulgusu vb.) incelemek pekiştirici olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 369Soru

6262 yaşında erkek hasta, özofagus kanseri nedeniyle uygulanan Ivor-Lewis özofajektomi ameliyatı sonrası 88. günde anastomoz kaçağı saptanması üzerine cerrahi yoğun bakım ünitesine alınıyor. Hastanın oral ve distal enteral besleme yolları güvenli kabul edilmediği için santral venöz kateter yoluyla total parenteral beslenme (TPN) tedavisine başlanıyor. Tedavinin 44. gününde bakılan biyokimya ve kan gazı tetkiklerinde; pH:7.30pH: 7.30, HCO3:16HCO_3^-: 16 mEq/LmEq/L, Cl:115Cl^-: 115 mEq/LmEq/L ve normal anyon açığı saptanıyor. Bu hastada beslenme stratejisi ve gelişen asit-baz bozukluğunun yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anastomoz kaçağı varlığında proksimal gastrointestinal sistemin kullanılması kontrendike olduğu için TPN endikasyonu vardır; hiperkloremiye bağlı gelişen asidozu düzeltmek için TPN solüsyonundaki klorür tuzları yerine asetat formları tercih edilmelidir.

Cevap

Anastomoz kaçağı nedeniyle enteral yolun kullanılamadığı durumlarda TPN endikasyonu mevcuttur; gelişen hiperkloremiye bağlı metabolik asidoz tablosunda klorür yerine asetat tuzlarının kullanımı uygun yönetimdir.
Cerrahi hastalarda proksimal gastrointestinal anastomoz kaçakları, enteral beslenmenin distal bir erişim yolu (jejunostomi vb.) yoksa yapılamadığı durumlardır ve parenteral beslenme (TPN) gerektirir. TPN tedavisi sırasında, kullanılan amino asitlerin yapısındaki klorür iyonları veya solüsyona eklenen yüksek miktardaki klorürlü kristaloidler, normal anyon açıklı bir metabolik asidoza yol açabilir. Bu durumun spesifik tedavisi, solüsyon içeriğindeki klorür yükünü azaltmak ve bikarbonatın metabolik prekürsörü olan asetat tuzlarını (sodyum asetat veya potasyum asetat) kullanmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
Endikasyon analizi
Anastomoz kaçağı (özellikle proksimal), GİS'in kullanılamadığı durumlar arasında yer aldığı için TPN endikasyonudur.
Enteral beslenmenin yapılamadığı veya kontrendike olduğu durumlarda parenteral beslenme şarttır.
2
Laboratuvar değerlendirmesi
Düşük pHpH ve HCO3HCO_3^- ile birlikte normal anyon açığı (115+16=131115 + 16 = 131; Na+Na^+ yaklaşık 140140 varsayılırsa AG912AG \approx 9-12) saptanması.
Bu tablo hiperkloremiye bağlı metabolik asidozu işaret eder.
3
TPN içeriği ile ilişkilendirme
TPN solüsyonlarındaki amino asitlerin hidroklorür formunda olması veya aşırı NaCl/KClNaCl/KCl yükü hiperkloremi yapabilir.
Fazla klorür, bikarbonat kaybına veya seyreltilmesine yol açarak asidozu tetikler.
4
Tedavi planı
Solüsyondaki klorür iyonlarının azaltılıp yerine asetat formlarının eklenmesi.
Asetat karaciğerde bikarbonata metabolize edilerek tampon görevi görür.

Anahtar Kavram

TPN Metabolik Komplikasyonları: Hiperkloremi ve Asit-Baz Yönetimi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 370Soru

5858 yaşında erkek hasta, kolon rezeksiyonu sonrası 4.4. günde cerrahi servisinde takip edilmektedir. Hastada son 2424 saatte gelişen ateş, takipne ve günlük 25002500 mlml üzerinde seyreden yüksek debili nazogastrik drenaj mevcuttur.

Hastanın arteriyel kan gazı ve serum elektrolit sonuçları aşağıdadır:

ParametreDeğer
pHpH7,427,42
pCO2pCO_23838 mmHgmmHg
HCO3HCO_3^-2424 mEq/LmEq/L
Na+Na^+140140 mEq/LmEq/L
ClCl^-9090 mEq/LmEq/L

Bu verilere göre, hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikst tip asit-baz bozukluğu (Artmış anyon açıklı metabolik asidoz ve metabolik alkaloz)

Cevap

Mikst tip asit-baz bozukluğu (Artmış anyon açıklı metabolik asidoz ve metabolik alkaloz)
Hastanın klinik tablosunda sepsis düşündüren ateş ve takipneye bağlı artmış laktik asit (High AG asidoz) ile yüksek debili NG kayıplarına bağlı metabolik alkaloz (klor kaybı) bir aradadır. Anyon açığı 2626 mEq/LmEq/L olarak hesaplanır. Eğer sadece asidoz olsaydı, bikarbonatın 1010 mEq/LmEq/L civarına düşmesi beklenirdi. Mevcut değerin (2424) yüksekliği, eşlik eden metabolik alkalozu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Anyon açığının (AGAG) hesaplanması
AG=Na+(Cl+HCO3)=140(90+24)=26AG = Na^+ - (Cl^- + HCO_3^-) = 140 - (90 + 24) = 26 mEq/LmEq/L
Normal anyon açığı 12±212 \pm 2 mEq/LmEq/L kabul edilir. 2626 değeri, altta yatan (muhtemelen sepsise bağlı laktik asidoz) bir metabolik asidozu kesin olarak gösterir.
2
Düzeltilmiş (beklenen) bikarbonat değerinin bulunması
Düzeltilmiş HCO3=O¨lc¸u¨len HCO3+(AG12)=24+14=38HCO_3^- = \text{Ölçülen } HCO_3^- + (AG - 12) = 24 + 14 = 38 mEq/LmEq/L
Artmış anyon açıklı asidozda, bikarbonatın her 11 unit AGAG artışı için 11 unit düşmesi beklenir. Düzeltilmiş değerin normalin (2626) üzerinde olması eşlik eden bir metabolik alkalozu gösterir.
3
Klinik tabloyla asit-baz bulgularının eşleştirilmesi
Laktik asidoz (yüksek AG) ++ nazogastrik drenaj kaybı (metabolik alkaloz) == Mikst tip bozukluk
Her iki zıt yönlü primer metabolik bozukluk birbirini maskelediği için pHpH normal sınırlardadır.

Anahtar Kavram

Artmış anyon açıklı (high-AG) metabolik asidozda, pHpH normal olsa bile altta yatan bir asit-baz bozukluğu mevcuttur; düzeltilmiş bikarbonat değeri ek bir bozukluğu saptamak için kullanılır.

Alternatif Yöntem

Delta-Delta oranı (ΔAG/ΔHCO3\Delta AG / \Delta HCO_3^-) hesaplanabilir. Oran >2> 2 ise eşlik eden bir metabolik alkaloz mevcuttur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 371Soru

52 yaşında erkek hasta, elektif kolesistektomi planıyla cerrahi servisine yatırılıyor. Özgeçmişinde ağır hipertrigliseridemi öyküsü bulunan hastanın preoperatif rutin laboratuvar incelemesinde sodyum (Na+Na^+) düzeyi düşük saptanıyor. Hastanın fizik muayenesinde övolemik olduğu ve herhangi bir nörolojik bulgusunun olmadığı görülüyor.

Laboratuvar sonuçları şu şekildedir:

TetkikSonuçReferans Aralığı
Sodyum (Na+Na^+)126126 mEq/L135145135 - 145 mEq/L
Potasyum (K+K^+)4,14,1 mEq/L3,55,03,5 - 5,0 mEq/L
Klor (ClCl^-)9898 mEq/L9510595 - 105 mEq/L
Bikarbonat (HCO3HCO_3^-)2424 mEq/L222822 - 28 mEq/L
Plazma Osmolalitesi288288 mOsm/kg280295280 - 295 mOsm/kg
Arteriyel pH7,417,417,357,457,35 - 7,45

Bu hastadaki sodyum düşüklüğünü açıklayan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Psödohiponatremi

Cevap

Plazma osmolalitesinin normal olması ve hastanın hipertrigliseridemi öyküsü, sodyum düşüklüğünün psödohiponatremi (izotonik hiponatremi) olduğunu gösterir.
Psödohiponatremi, plazmanın katı fazının (lipitler veya proteinler) hacimsel olarak artması sonucu, sodyumun plazma toplam hacmine oranının düşük ölçülmesidir. Bu hastada hipertrigliseridemi öyküsü ve normal plazma osmolalitesi (288288 mOsm/kg) bulunması, hiponatreminin gerçek bir ozmotik dengesizlik olmadığını, izotonik bir psödohiponatremi olduğunu kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Sodyum düzeyini ve klinik tabloyu değerlendir
126126 mEq/L ile hiponatremi mevcut, ancak hasta asemptomatik ve övolemik.
Hiponatremi tanısını doğrulamak ve tipini belirlemek için klinik durum önemlidir.
2
Plazma osmolalitesini kontrol et
Plazma osmolalitesi 288288 mOsm/kg olarak ölçüldü (normal aralıkta).
Hiponatremi sınıflamasında ilk adım plazma osmolalitesine bakmaktır.
3
Laboratuvar verilerini öykü ile birleştir
Normal osmolalite + Hiponatremi + Hipertrigliseridemi = Psödohiponatremi.
Plazmanın lipit veya protein fazı arttığında, sodyum ölçümü (özellikle indirekt yöntemlerle) yalancı düşük sonuç verebilir.

Anahtar Kavram

Psödohiponatremi (İzotonik Hiponatremi)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 372Soru

Ameliyat sırasında gastrointestinal sistem lümenine girilirken belirgin bir içerik dökülmesinin (grossgross spillagespillage) gerçekleştiği veya cerrahi sahada akut non-pürülan inflamasyonun saptandığı vakalar, cerrahi yara sınıflamasına göre aşağıdakilerden hangisinde yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontamine yara

Cevap

Belirgin içerik dökülmesinin olduğu bu vakalar 'Kontamine yara' olarak sınıflandırılır.
Cerrahi yara sınıflamasında; içi boş organ lümenine kontrollü girişlerde 'temiz-kontamine' (Sınıf II) tanımı kullanılırken, operasyon sırasında belirgin bir dökülme (grossgross spillagespillage) olması, akut pürülan olmayan inflamasyon varlığı veya açık travmatik yaralar 'kontamine' (Sınıf III) olarak kabul edilir. Bu durum enfeksiyon riskinin belirgin şekilde arttığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Operasyonun seyrini analiz et.
Gastrointestinal lümene girilmiş ve belirgin bir dökülme (grossgross spillagespillage) gerçekleşmiş.
Yara sınıfını belirlemek için lümen girişi ve kontaminasyonun derecesi en önemli kriterdir.
2
Standart sınıflama kriterlerini uygula.
Kontrollü giriş 'temiz-kontamine' iken, teknik hata veya belirgin dökülme durumu 'kontamine' kategorisine geçişe neden olur.
Dökülme miktarı enfeksiyon riskini anlamlı düzeyde artırdığı için sınıf değişir.
3
Tanımlanan vaka ile sınıfları eşleştir.
Vaka 'Kontamine (Sınıf III)' grubuna girer.
Akut non-pürülan inflamasyon ve belirgin dökülme bu sınıfın temel özellikleridir.

Anahtar Kavram

Cerrahi yara sınıflamasında kontamine yara (Sınıf III) tanımı.
Tahmini Süre:45s
Soru 373Soru

6565 yaşında erkek hasta, total kolesistektomi operasyonu sonrası postoperatif 4.4. saatte cerrahi servisinde takip edilmektedir. Hastada belirgin somnolans ve dakikadaki solunum sayısında azalma (8/dak8/\text{dak}) gözleniyor. Hastadan alınan arteriyel kan gazı (AKGAKG) değerleri şöyledir:

ParametreDeğer
pHpH7.257.25
pCO2pCO_260 mmHg60 \text{ mmHg}
HCO3HCO_3^-26 mEq/L26 \text{ mEq/L}
pO2pO_268 mmHg68 \text{ mmHg}
Anyon Açığı (AGAG)10 mEq/L10 \text{ mEq/L}

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Respiratuar asidoz

Cevap

Respiratuar asidoz
Hastanın pH değeri 7.257.25 ile asidemiyi, pCO2pCO_2 değeri ise 60 mmHg60 \text{ mmHg} ile bu tablonun solunumsal kaynaklı olduğunu göstermektedir. Postoperatif dönemde solunum sayısının azalması (8/dak8/\text{dak}) ve uyuklama hali, hipoventilasyona bağlı gelişen akut respiratuar asidoz tanısını klinik olarak destekler.

Adım Adım Çözüm

1
pH değerini değerlendirerek asidemi/alkalemi durumunu belirle.
Asidemi mevcuttur.
pHpH değeri 7.257.25 olup, normal sınır olan 7.357.457.35 - 7.45 aralığının altındadır.
2
pCO2pCO_2 değerini kontrol ederek solunumsal komponenti analiz et.
CO2CO_2 retansiyonu (hiperkapni) mevcuttur.
pCO2pCO_2 değeri 60 mmHg60 \text{ mmHg} olup, normal sınır olan 3545 mmHg35 - 45 \text{ mmHg} aralığının üzerindedir. Yüksek pCO2pCO_2, düşük pHpH ile uyumludur (primer neden).
3
HCO3HCO_3^- değerini kontrol ederek metabolik komponenti ve kompanzasyonu analiz et.
Metabolik kompanzasyon henüz gelişmemiştir.
HCO3HCO_3^- değeri 26 mEq/L26 \text{ mEq/L} ile normal sınırlar (2228 mEq/L22 - 28 \text{ mEq/L}) içerisindedir. Bu durum asit-baz bozukluğunun akut fazda olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Primer respiratuar asidoz, pCO2 artışına bağlı olarak pH'ın düşmesidir; cerrahi sonrası opioidlere veya anesteziye bağlı solunum depresyonu tipik bir nedendir.
Tahmini Süre:45s
Soru 374Soru

Majör bir cerrahi operasyon sonrası vücutta gelişen nöroendokrin stres yanıtı başlatan en temel afferent (getirici) uyaran aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Operasyon bölgesinden gelen ağrılı (nosiseptif) uyaranlar

Cevap

Operasyon bölgesinden gelen ağrılı (nosiseptif) uyaranlar
Cerrahi stres yanıtı, yaralanma bölgesinden MSS'ye iletilen afferent sinyallerle başlar. Bu sinyaller arasında en önemlisi, spinotalamik traktus aracılığıyla iletilen nosiseptif (ağrılı) uyaranlardır. Bu uyaranlar hipotalamo-pituiter-adrenal (HPA) aksı ve sempatik sinir sistemini aktive ederek metabolik yanıtı başlatır.

Adım Adım Çözüm

1
Cerrahi stres yanıtının afferent (giriş) ve efferent (çıkış) kollarını belirleyin.
Afferent kol, travma bölgesinden merkezi sinir sistemine (MSS) giden sinyallerdir.
Yanıtın nasıl tetiklendiğini anlamak için başlangıç noktasını bulmak gerekir.
2
Travma anında MSS'ye ulaşan en hızlı sinyali analiz edin.
Ağrılı (nosiseptif) uyaranlar spinotalamik yol üzerinden hipotalamusu uyarır.
Nöroendokrin aksın (HPA aksı) aktivasyonu için birincil tetikleyici sinirsel iletimdir.
3
Diğer faktörlerin (hormonal, sitokin, hacim) rolünü değerlendirin.
Bunlar yardımcı uyaranlardır ancak nosisepsiyon en temel ve baskın uyarandır.
Epidural anestezi ile ağrı iletimi kesildiğinde stres yanıtın belirgin şekilde azaldığı klinik olarak kanıtlanmıştır.

Anahtar Kavram

Cerrahi stres yanıtın tetiklenmesinde birincil mekanizma nosisepsiyondur.

İpuçları

1
Cerrahi stres yanıtın 'başlatıcı' (afferent) mekanizmasını düşünün.
2
Epidural anestezi uygulandığında bu yanıtın neden azaldığını hatırlayın.
3
Yaralanma bölgesinden sinirsel iletimle MSS'ye giden en hızlı sinyal ağrıdır.

Daha Fazla Pratik

Cerrahi stres yanıtın 'Efferent' kolunda salınan hormonları ve etkilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 375Soru

Elektif laparotomi yapılan bir hastada, postoperatif 10.10. günde yara iyileşme süreci devam etmektedir. Bu dönemdeki yara iyileşmesi fizyolojisi ve yapısal değişiklikler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yara dudaklarının birbirine yaklaştırılmasını (kontraksiyon) sağlayan miyofibroblastlar bu dönemde aktiftir.

Cevap

Yara dudaklarının birbirine yaklaştırılmasını sağlayan miyofibroblastların aktif olması doğru ifadedir.
Doğru ifade, miyofibroblastların bu dönemde yara kontraksiyonundan sorumlu olarak aktif çalıştığını belirtmektedir. Proliferatif fazın (yaklaşık 3-21. günler) ortalarından itibaren fibroblastlar miyofibroblastlara farklılaşır ve yara alanını mekanik olarak daraltırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Zaman çizelgesini belirle
Postoperatif 10. gün, proliferatif fazın sonu ile maturasyon (yeniden yapılanma) fazının başlangıcı arasındaki geçiş dönemidir.
Yara iyileşmesi evreleri (hemostaz, inflamasyon, proliferasyon, maturasyon) belirli bir zaman sırasını takip eder.
2
Hücresel ve yapısal özellikleri hatırla
Bu evrede fibroblastlar aktiftir, bazı fibroblastlar miyofibroblastlara dönüşerek yara kontraksiyonunu başlatır.
Miyofibroblastlar, içerdikleri düz kas aktini sayesinde yarayı küçültme görevini üstlenir.
3
Direnç ve epitelizasyon parametrelerini kontrol et
Gerilme direnci henüz çok düşüktür (%10-15), epitelizasyon ise çoktan tamamlanmıştır.
Gerilme direncinin artışı kollajen çapraz bağlarının oluşmasıyla (aylar içinde) gerçekleşir.

Anahtar Kavram

Yara İyileşmesi Fazları ve Miyofibroblastların Fonksiyonu
Soru 376Soru

7272 yaşında erkek hastaya, rektum kanseri nedeniyle elektif "aşağı anterior rezeksiyon" (LAR) operasyonu uygulanmaktadır. Ameliyat sırasında kolon anastomozu aşamasında periton boşluğuna yaklaşık 1010 cm3cm^3 miktarında fekal içerik döküldüğü gözlenmiştir. Operasyon toplam 66 saat sürmüş ve hastada 16001600 mL kan kaybı gelişmiştir. Postoperatif 1212. günde hastada ateş ve insizyon bölgesinde ağrı gelişmiş; yapılan görüntülemede fasyanın hemen altındaki rektus kası içinde koleksiyon saptanmıştır. Bu hastadaki cerrahi süreç ve gelişen enfeksiyonla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Operasyon sırasında gerçekleşen fekal sızıntı, cerrahi yara sınıfını "Temiz-Kontamine"den "Kontamine"ye dönüştürür.

Cevap

Operasyon sırasında gerçekleşen belirgin fekal sızıntı, cerrahi yara sınıfını 'Temiz-Kontamine'den 'Kontamine'ye dönüştürür.
Elektif kolorektal cerrahiler başlangıçta 'Temiz-Kontamine' olarak kabul edilir. Ancak operasyon sırasında gastrointestinal kanaldan gerçekleşen belirgin (gross) dökülmeler veya teknik hatalar, yara sınıfını 'Kontamine' kategorisine taşır. Bu ayrım, postoperatif enfeksiyon riskini belirlemek açısından kritiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Ameliyatın başlangıç yara sınıfını belirle.
Elektif kolorektal cerrahi (LAR), gastrointestinal lümenin kontrollü açılması nedeniyle 'Temiz-Kontamine'dir.
Sindirim sistemi lümenine kontrollü giriş bu sınıfın tanımıdır.
2
Operasyon sırasında meydana gelen olayın (fekal sızıntı) etkisini değerlendir.
Belirgin (gross) fekal sızıntı, yara sınıfını bir derece ağırlaştırarak 'Kontamine' sınıfına sokar.
Altemeier ve CDC sınıflamasına göre lümenden yoğun sızıntı kontamine yara kriteridir.
3
Postoperatif gelişen enfeksiyonun seviyesini anatomik olarak saptan.
Rektus kası içinde saptanan abse 'Derin İnsizyonel Cerrahi Alan Enfeksiyonu' (CAE) kriterlerini karşılar.
Fasya ve kas tabakalarını tutan CAE'ler derin insizyonel olarak tanımlanır; cilt/cilt altı tutulumu yüzeyel, periton içi tutulum organ/boşluktur.
4
İntraoperatif antibiyotik yönetimini (tekrar doz) değerlendir.
Operasyon süresinin 66 saat olması ve kan kaybının 15001500 mL'yi aşması antibiyotik dozunun tekrarlanması için endikasyondur.
Sefazolin gibi ilaçlar için her 44 saatte bir veya her 15001500 mL kan kaybında doz tekrarı gerekir.

Anahtar Kavram

Cerrahi yara ve cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) sınıflandırması
Soru 377Soru

6262 yaşında erkek hasta, özofagus orta segment tümörü nedeniyle gelişen ilerleyici yutma güçlüğü ve son 11 ayda vücut ağırlığının %15\%15'ini kaybetmesi şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayene ve radyolojik değerlendirmeler sonucunda gastrointestinal sistem (GİS) fonksiyonlarının (mide ve ince bağırsaklar) normal olduğu saptanıyor. Bu hasta için beslenme desteği planlanırken öncelikle tercih edilmesi gereken yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enteral beslenme (Gastrostomi veya jejunostomi yoluyla)

Cevap

Gastrointestinal sistemin fonksiyonel olduğu durumlarda enteral beslenme (gastrostomi veya jejunostomi yoluyla) tercih edilmelidir.
Doğru cevap olan enteral beslenme yolu, hastanın mide ve bağırsak fonksiyonları korunduğu için en uygun seçenektir. Özofagustaki tümör tıkanıklığı nedeniyle oral yol kullanılamasa bile, tıkanıklığın distalinden (gastrostomi veya jejunostomi) beslenme desteği verilmesi parenteral yola göre çok daha fizyolojiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın beslenme durumu ve GİS fonksiyonlarını değerlendir
Hastada %15\%15 kilo kaybı (ciddi malnütrisyon) var ve GİS (mide/bağırsak) fonksiyonları korunmuş.
Beslenme desteği ihtiyacını ve uygulama yolunu belirlemek için ilk adımdır.
2
En fizyolojik ve güvenli beslenme yolunu seç
Bağırsaklar çalışıyorsa enteral yol (tümör obstrüksiyonu nedeniyle tüp yoluyla) tercih edilir.
Enteral beslenme; bağırsak mukozal bütünlüğünü korur, bakteriyel translokasyonu azaltır, daha ucuzdur ve daha az komplikasyona yol açar.

Anahtar Kavram

Cerrahi beslenmede temel kural: Eğer bağırsak çalışıyorsa, enteral yolu kullan (If the gut works, use it).

İpuçları

1
Cerrahi beslenmede 'Bağırsak çalışıyorsa kullan' altın kuralını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Enteral beslenmenin parenteral beslenmeye göre immunolojik üstünlüklerini ve bağırsak mukozası üzerindeki etkilerini gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 378Soru

Son 6 aydır progresif disfajisi olan ve vücut ağırlığının %15'ini kaybeden 62 yaşındaki erkek hastaya özofajektomi uygulanmıştır. Postoperatif 3. günde total parenteral nutrisyon (TPN) başlanan hastada, beslenmenin 48. saatinde ani gelişen konfüzyon, jeneralize kas güçsüzlüğü ve mekanik ventilatörden ayırma (weaning) başarısızlığı gözlenmiştir.

Laboratuvar bulguları:
- pH:7,45pH: 7,45
- Na+:132 mEq/LNa^+: 132\text{ mEq/L}
- K+:2,8 mEq/LK^+: 2,8\text{ mEq/L}
- Cl:100 mEq/LCl^-: 100\text{ mEq/L}
- HCO3:26 mEq/LHCO_3^-: 26\text{ mEq/L}
- Fosfor(P):0,7 mg/dLFosfor (P): 0,7\text{ mg/dL}
- Magnezyum(Mg):1,2 mg/dLMagnezyum (Mg): 1,2\text{ mg/dL}

Bu hastadaki klinik tablodan sorumlu olan temel patofizyolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin deşarjı sonrası glukozun hücre içine girişiyle birlikte fosforun hücre içi kompartmana kayması ve ATP sentezinin yetersiz kalması.

Cevap

İnsülin deşarjı sonrası glukozun hücre içine girişiyle birlikte fosforun hücre içi kompartmana kayması ve ATP sentezinin yetersiz kalması.
Refeeding sendromunun temel patofizyolojisi, uzun süreli açlık veya malnütrisyon sonrası glukoz alımı ile tetiklenen insülin deşarjıdır. İnsülin etkisiyle glukozla birlikte fosfor, potasyum ve magnezyum hücre içine geçer. Hücre dışı fosforun derin azalması, hücrelerde ATP ve eritrositlerde 2,3-DPG sentezini bozar. Bu durum; diyafram kaslarında güçsüzlüğe, weaning (mekanik ventilatörden ayrılma) başarısızlığına, aritmilere ve konfüzyona yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun tanınması
Uzun süreli malnütrisyon sonrası beslenmeye (TPN) başlanan hastada gelişen elektrolit bozuklukları ve solunum yetmezliği, 'Refeeding Sendromu' tanısını koydurur.
Disfaji ve belirgin kilo kaybı olan hastalarda yeniden beslenme en riskli süreçtir.
2
Elektrolit değerlerinin analizi
Fosfor (0,7 mg/dL0,7\text{ mg/dL}), Potasyum (2,8 mEq/L2,8\text{ mEq/L}) ve Magnezyum (1,2 mg/dL1,2\text{ mg/dL}) değerlerinin tümünde derin düşüş gözlenmektedir.
İnsülin etkisiyle bu elektrolitlerin hücre içine girişi hızlanır.
3
Patolojik mekanizmanın belirlenmesi
Fosfor eksikliği ATP üretimini bozarak diyafram kaslarında fonksiyon kaybına ve weaning başarısızlığına yol açar.
Adenozin Trifosfat (ATP) sentezi için inorganik fosfor mutlak gereklidir.

Anahtar Kavram

Refeeding Sendromunda Hipofosfatemi ve ATP Yetersizliği
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 379Soru

4242 yaşında erkek hasta, duodenal ülser perforasyonu nedeniyle acil opere edilmiştir. Postoperatif 3.3. günde nazogastrik tüpten bol miktarda (>2000>2000 ml/gün), safra içermeyen mide içeriği drenajı olduğu izlenmektedir. Hastanın arter kan gazı ve elektrolit değerleri aşağıdadır:

ParametreDeğer
pH7.507.50
pCO2pCO_24848 mmHg
HCO3HCO_33535 mEq/L
ClCl^-8888 mEq/L
Na+Na^+140140 mEq/L

Bu hastada mevcut olan asit-baz bozukluğu tanısı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metabolik alkaloz

Cevap

Hastada saptanan pH (7.507.50) ve bikarbonat (3535 mEq/L) yüksekliği metabolik alkaloz tanısını koydurur.
Arter kan gazında pH'ın 7.457.45 üzerinde olması alkalemiyi, bikarbonatın (HCO3HCO_3) 2828 mEq/L üzerinde olması ise bu durumun metabolik kaynaklı olduğunu gösterir. Cerrahi hastalarda yoğun nazogastrik drenaj, mide asidinin (HClHCl) kaybına yol açarak tipik bir metabolik alkaloz tablosu oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
pH değerini değerlendir
pH 7.507.50 (>7.45>7.45)
pH'ın normal sınırın üzerinde olması alkalemi olduğunu gösterir.
2
Bikarbonat (HCO3HCO_3) düzeyini değerlendir
HCO3HCO_3 3535 mEq/L (>28>28 mEq/L)
Alkalemi tablosuna eşlik eden yüksek bikarbonat, primer bozukluğun metabolik kaynaklı olduğunu kanıtlar.
3
Kompansasyon mekanizmasını kontrol et
pCO2pCO_2 4848 mmHg (>45>45 mmHg)
Metabolik alkalozu dengelemek için solunum merkezi baskılanır ve pCO2pCO_2 yükselir (parsiyel solunumsal kompansasyon).

Anahtar Kavram

Nazogastrik drenaj gibi mide içeriği kayıplarında hidrojen (H+H^+) ve klor (ClCl^-) kaybına bağlı olarak hipokloremik metabolik alkaloz gelişir.

Daha Fazla Pratik

Metabolik alkalozda idrar klor düzeyinin tanısal önemini ve 'klora yanıtlı' vs 'klora dirençli' ayrımını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 380Soru

3535 yaşında kadın hastaya ülseratif kolit tanısıyla total proktokolektomi ve ileal poş-anal anastomoz yapılmıştır. Postoperatif dönemde hastanın ileostomi debisi günlük 25002500 ml'ye ulaşmıştır. Hastada halsizlik gelişmesi üzerine bakılan arteriyel kan gazı sonuçları şu şekildedir:

ParametreDeğerReferans Aralığı
pH7.327.327.357.457.35 - 7.45
pCO2pCO_23434 mmHg354535 - 45 mmHg
HCO3HCO_31717 mEq/L222622 - 26 mEq/L

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastadaki asit-baz bozukluğu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Metabolik asidoz

Cevap

Hastada saptanan asit-baz bozukluğu metabolik asidozdur.
Laboratuvar verilerinde pH'nın 7.357.35'in altında olması (7.327.32) asidemi olduğunu, HCO3HCO_3 düzeyinin referans değerin altında olması (1717 mEq/L) ise asidemin metabolik kaynaklı olduğunu gösterir. Yüksek debili ileostomi, bikarbonattan zengin sıvı kaybına yol açarak normal anyon açıklı metabolik asidoza neden olan tipik bir cerrahi senaryodur.

Adım Adım Çözüm

1
pH değerini değerlendir
pH 7.327.32 (<7.35< 7.35)
pH'nın düşük olması hastada asidemi olduğunu gösterir.
2
Primer bozukluğu belirlemek için HCO3HCO_3 ve pCO2pCO_2 değerlerine bak
HCO3HCO_3: 1717 mEq/L (Düşük), pCO2pCO_2: 3434 mmHg (Düşük)
Asidemi ile aynı yönde değişen (düşen) bikarbonat, primer bozukluğun metabolik olduğunu kanıtlar.
3
Kompansatuar yanıtı değerlendir
pCO2pCO_2 düzeyi beklenen aralıktadır
Metabolik asidoza yanıt olarak solunumsal sistem pCO2'yi düşürerek pH'yı normale yaklaştırmaya çalışır.

Anahtar Kavram

Arteriyel kan gazı analizinde pH ve HCO3HCO_3 değerlerinin eş zamanlı düşük saptanması primer metabolik asidoz tanısını koydurur.

Daha Fazla Pratik

Anyon açığı hesabını ve normal anyon açıklı asidoz nedenlerini tekrar etmek bu konudaki bilginizi pekiştirecektir.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 19 / 20Sonraki
Temel Cerrahi Prensipler — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 19 | Examkin