Sinir Sistemi Patolojisi

324 soru

Soru 281Soru

52 yaşında bir kadın hasta, sağ frontal lobda yerleşimli ve çevresinde belirgin ödem alanı bulunan metastatik bir kitle nedeniyle takip edilmektedir. Hastada ani gelişen bilinç bulanıklığı, sağda pupiller dilatasyon ve solda hemiparazi saptanmıştır. Klinik tablosu hızla bozulan ve solunum arresti ile kaybedilen hastanın otopside beyin sapında, özellikle mezensafalon ve üst ponsta, orta hatta yerleşimli multipl, çizgisel ve 'alev tarzında' kanamalar izlenmiştir. Bu hastada izlenen beyin sapı kanamalarının (Duret hemorajileri) patogenezinden sorumlu olan temel vasküler mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyin sapının kaudal yönde yer değiştirmesiyle baziler arterin paramedyan delici dallarının gerilmesi ve yırtılması

Cevap

Beyin sapı kanamaları (Duret hemorajileri), beyin sapının kaudal yönde yer değiştirmesiyle baziler arterin paramedyan delici dallarının gerilmesi ve yırtılması sonucu gelişir.
Duret hemorajileri, kitle etkisiyle beyin sapının foramen magnuma doğru (kaudal) yer değiştirmesi sırasında, baziler arterin mezensafalon ve ponsta orta hatta kanlanan delici (paramedyan) dallarının gerilip kopması sonucu oluşur. Bu durum genellikle ileri derecede kafa içi basınç artışı ve transtentoriyal herniasyonun son evrelerinde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu ve otopsideki morfolojik bulguları analiz et.
Geniş bir kitle, pupiller dilatasyon (III. sinir basısı) ve hemiparazi (pedünkül basısı) unkal herniasyonu; orta hat beyin sapı kanamaları ise Duret hemorajilerini gösterir.
Duret hemorajileri desendan transtentoriyal herniasyonun terminal dönem bulgusudur.
2
Duret hemorajilerinin anatomik yerleşimini ve vasküler ilişkisini değerlendir.
Kanamalar mezensafalon ve ponsta, delici arterlerin (paramedyan dallar) dağılım alanındadır.
Bu dallar baziler arterden köken alarak beyin sapına girer.
3
Herniasyonun vasküler yapılar üzerindeki mekanik etkisini belirle.
Beyin sapı aşağı doğru kayarken baziler arter daha sabit kaldığı için bu küçük delici dallar gerilir ve kopar.
Bu mekanizma Duret hemorajilerinin patogenezindeki temel olaydır.

Anahtar Kavram

Duret hemorajileri ve baziler arter paramedyan dallarının herniasyona ikincil vasküler hasarı.

Daha Fazla Pratik

Kernohan çentiği paradoksu ile unkal herniasyonun klinik-radyolojik korelasyonunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 282Soru

Operasyon sırasında masif hemorajiye bağlı derin sistemik hipotansiyon gelişen 6868 yaşındaki erkek hastada, postoperatif dönemde bilateral proksimal üst ekstremite kaslarında belirgin güç kaybı saptanırken, el fonksiyonlarının ve alt ekstremite gücünün korunduğu ("fıçıdaki adam" / "man-in-a-barrel" sendromu) izlenmiştir. Bu hastanın beyin dokusunda gelişen patolojik süreçle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Enfarkt alanları en sık anterior ve orta serebral arter sulama alanları arasındaki sınır bölgelerinde (watershed zones) izlenir.

Cevap

Enfarkt alanlarının en sık anterior ve orta serebral arter sulama alanları arasındaki sınır bölgelerinde (watershed zones) izlenmesi doğru bir ifadedir.
Derin hipotansiyon gibi global iskemi durumlarında, serebral arterlerin (özellikle ACA ve MCA) sulama alanlarının birleştiği 'sınır bölgeleri' (watershed areas) perfüzyon kaybına en duyarlı bölgelerdir. Bu bölgelerde gelişen enfarktlar, omuz ve üst kol gibi proksimal kas gruplarını yöneten motor korteks alanlarını etkileyerek 'fıçıdaki adam' (man-in-a-barrel) sendromuna yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tablonun analiz edilmesi
Bilateral proksimal üst ekstremite zayıflığı (man-in-a-barrel), global iskemik hasarın spesifik bir göstergesidir.
Hipotansiyon sırasında serebral perfüzyon basıncı düştüğünde, büyük arterlerin (ACA-MCA veya MCA-PCA) en uç dallarının beslediği sınır bölgeleri ilk etkilenen yerlerdir.
2
Anatomik lokalizasyonun belirlenmesi
ACA ve MCA arasındaki sınır bölgesi, motor korteksin proksimal ekstremite temsil alanlarını içerir.
Sınır bölgeleri (watershed zones), sistemik kan basıncı düşüşüne en duyarlı alanlar olup buralardaki enfarktlar karakteristik nörolojik defisitlere yol açar.
3
Histopatolojik kronolojinin doğrulanması
İskemide nekroz tipi likefaksiyondur ve mikroskobik bulgular zamana göre değişir.
122412-24 saatte kırmızı nöronlar, 247224-72 saatte nötrofiller, 3103-10 günde makrofajlar ve 121-2 haftada reaktif gliozis izlenir.

Anahtar Kavram

Sınır Bölge (Watershed) Enfarktı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 283Soru

2828 haftalık doğan ve postnatal dönemde ciddi hipotansiyon ile hipoksemi atakları geçiren bir prematüre bebekte, serebral beyaz cevherde gelişen periventriküler lökomalazi (PVL) tablosu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasarın temelinde, derin beyaz cevherdeki perfüzyonun kritik olduğu bölgelerde bulunan pre-oligodendrositlerin (O4+O4^+) oksidatif strese duyarlılığı yatar.

Cevap

Hasarın temelinde, derin beyaz cevherdeki perfüzyonun kritik olduğu bölgelerde bulunan pre-oligodendrositlerin (O4+O4^+) oksidatif strese duyarlılığı yatar.
Doğru yanıt olan seçenek, PVL'nin modern patogenez anlayışını yansıtır. Prematüre bebeklerin periventriküler beyaz cevheri, arteriyel kanlanmanın en uç (watershed) noktasıdır. Bu bölgedeki pre-oligodendrositler (O4+O4^+), iskemik ataklar sırasında oluşan serbest radikallere ve inflamatuar sitokinlere karşı son derece hassastır. Bu hücrelerin kaybı, miyelinizasyonun bozulmasına ve beyaz cevher kaybına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve risk faktörlerini değerlendir.
Hasta 2828 haftalık bir prematüredir ve hipotansiyon/hipoksemi (iskemi) öyküsü vardır.
Prematüre bebeklerde serebral vaskülarizasyon henüz tamamlanmadığı için derin beyaz cevher iskemiye çok hassastır.
2
Hasarın anatomik yerleşimini ve hedef hücre tipini belirle.
Hasar lateral ventriküllerin komşuluğundaki (periventriküler) beyaz cevherde ve özellikle pre-oligodendrositlerde (O4+O4^+) gerçekleşir.
Pre-oligodendrositler, gelişimsel olarak bu dönemde serbest radikallere ve sitokinlere karşı biyokimyasal olarak en savunmasız hücrelerdir.
3
Patolojik süreci ve nihai sonucu analiz et.
İskemik nekrozu (likefaksiyon) takiben reaktif gliozis ve kavitasyon (PVL) gelişir.
Bu hasar, ileride kortikospinal yolların etkilenmesine bağlı olarak spastik dipleji gibi motor defektlere yol açar.

Anahtar Kavram

Periventriküler lökomalazi (PVL), prematüre bebeklerde derin beyaz cevherdeki arteriyel uç bölgelerin iskemik hasarı olup, patogenezinde pre-oligodendrositlerin (O4+O4^+) selektif hassasiyeti kritik rol oynar.
Soru 284Soru

3535 yaşında kadın hasta, son 55 yıldır tekrarlayan nörolojik defisit atakları ve düzelme dönemleri ile karakterize Multiple Skleroz (MSMS) tanısıyla takip edilmektedir. Hastanın beyin dokusundan alınan bir kesitte; bir demiyelinizasyon odağının periferinde, miyelin kılıflarının normalden belirgin derecede daha ince olduğu ve internod mesafelerinin kısaldığı "gölge plak" (shadowshadow plaqueplaque) alanları saptanmıştır. Bu morfolojik bulgunun gelişiminden sorumlu olan temel patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Oligodendrosit prekürsör hücreleri tarafından sağlanan parsiyel remiyelinizasyon

Cevap

Multiple Sklerozda izlenen gölge plaklar, oligodendrosit prekürsör hücrelerinin proliferasyonu sonucu gelişen parsiyel remiyelinizasyonu temsil eder.
Multiple Sklerozda (MS) lezyonların iyileşme evresinde veya kronik lezyonların periferinde izlenen 'gölge plaklar', oligodendrosit prekürsör hücreleri tarafından gerçekleştirilen parsiyel remiyelinizasyonun göstergesidir. Bu alanlarda miyelin kılıfları normalden daha incedir ve internod mesafeleri kısalmıştır; bu da rejeneratif miyelin sentezinin tipik morfolojik özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakadaki morfolojik bulguyu (ince miyelin ve kısa internod) tanımla.
Bu bulgular klasik bir 'gölge plak' (shadow plaque) görünümüdür.
Gölge plaklar, MS lezyonlarının sınırında veya içinde yeni sentezlenen miyelini gösterir.
2
Gölge plakların patogenezindeki hücre tipini belirle.
Oligodendrosit prekürsör hücreleri (OPC) bu süreçten sorumludur.
Erişkin SSS'de remiyelinizasyon, hayatta kalan OPC'lerin matür oligodendrositlere dönüşmesiyle gerçekleşir.
3
Yeni sentezlenen miyelinin özelliklerini analiz et.
Normal miyeline göre daha ince kılıflar ve kısalmış Ranvier boğumları arası mesafe (internod).
Rejeneratif süreçte üretilen miyelin, orijinal embriyonik miyelinizasyon kadar kalın ve organize değildir.

Anahtar Kavram

Gölge plaklar (Shadow plaques), Multiple Sklerozda sınırlı bir kapasiteyle de olsa gerçekleşebilen remiyelinizasyonun en önemli morfolojik kanıtıdır.

Daha Fazla Pratik

İnaktif plaklarda aksonal kaybın neden daha belirgin olduğunu ve gliozisin hangi hücre tipiyle sağlandığını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 285Soru

8282 yaşında erkek hasta, son üç haftadır giderek artan konfüzyon, yürüme güçlüğü ve günlük aktivitelerde yavaşlama şikayetleriyle yakınları tarafından acil servise getiriliyor. Özgeçmişinde yaklaşık bir ay önce banyoda ayağı kayarak düştüğü ve başını hafifçe çarptığı, ancak o dönemde bilinç kaybı veya nörolojik bulgu gelişmediği öğreniliyor. Fizik muayenesinde hafif kognitif yıkım ve dengesizlik saptanıyor. Çekilen kraniyal BT'de sol hemisferik konveksite boyunca uzanan, sütur hatlarını serbestçe geçen ancak orta hattı geçmeyen, beyin parankimine bası yapan kresentrik (ay şeklinde) hipodens koleksiyon izleniyor. Bu klinik ve radyolojik tabloya neden olan temel patolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Köprü venlerinin (bridging veins) yırtılması

Cevap

Yaşlı hastada hafif travma sonrası gelişen kronik koleksiyonun nedeni köprü venlerinin yırtılmasıdır.
Kronik subdural hematom, özellikle yaşlılarda beyin atrofisine bağlı olarak köprü venlerinin (bridging veins) gerilmesi ve minör travmalarla yırtılması sonucu oluşur. BT görüntüsünde izlenen ay şeklindeki (kresentrik) ve sütur hatlarını geçen koleksiyon, subdural aralığa özgü tipik bulgudur. Hipodens görünüm, kanamanın akut olmadığını (genellikle 33 haftadan eski) gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özelliklerini değerlendir
İleri yaş, minör travma öyküsü ve haftalar sonra gelişen konfüzyon kronik subdural hematomu (KSDH) düşündürür.
Yaşlılarda beyin atrofisi subdural mesafeyi genişletir ve venleri hassaslaştırır.
2
Radyolojik bulguları analiz et
Kresentrik (ay şeklinde), süturları geçen ve hipodens (kronik kanama) görünüm subdural yerleşimi doğrular.
Subdural kanama dura ile araknoid arasındadır; dura kemiğe sadece süturlarda yapışık olduğu için bu kanama sütur hatlarını kolayca geçer.
3
Vasküler kökeni belirle
Subdural kanamaların (özellikle yaşlı ve alkoliklerde) temel kaynağı köprü venleridir.
Serebral korteksten dural sinüslere uzanan bu venler atrofi sonucu gerilir ve en ufak sarsıntıda yırtılabilir.

Anahtar Kavram

Kronik Subdural Hematom Patogenezi

İpuçları

1
Görüntüdeki koleksiyonun şekline (kresentrik) ve sütur hatlarını geçip geçmediğine dikkat edin.
2
Yaşlı bir hastada hafif travmadan haftalar sonra gelişen bir tablo söz konusudur.

Daha Fazla Pratik

Epidural ve subdural hematomların BT farklarını ve kaynaklandıkları damarları tablo halinde çalışın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 286Soru

1414 yaşında bir erkek çocuk; yaklaşık altı aydır devam eden okul başarısında ilerleyici düşüş, davranış bozuklukları ve son haftalarda tabloya eklenen istemsiz miyoklonik hareketler şikayetiyle getirilmiştir. Tıbbi öyküsünden, hastanın 22 yaşında şiddetli bir kızamık enfeksiyonu geçirdiği ve çocukluk çağı aşılarının eksik olduğu öğrenilmiştir. Beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) incelemesinde protein miktarının hafif arttığı (6060 mg/dLmg/dL), glukozun normal olduğu, belirgin oligoklonal bantlar ile birlikte yüksek titrajda anti-kızamık antikorlarının bulunduğu saptanmıştır.

Bu hastada gerçekleştirilecek bir beyin biyopsisinde saptanması beklenen ve tanı için karakteristik olan morfolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hem nöronlarda hem de oligodendrositlerde görülen hem intranükleer hem de intrasitoplazmik eozinofilik inklüzyonlar

Cevap

Hem nöronlarda hem de oligodendrositlerde görülen hem intranükleer hem de intrasitoplazmik eozinofilik inklüzyonlar
Subakut sklerozan panensefalit (SSPE), kızamık virüsünün mutasyona uğramış formlarının beyin dokusunda yıllarca persistan kalmasıyla oluşur. Histolojik olarak yaygın gliozis, miyelin kaybı ve en karakteristik olarak hem nöronlarda hem de oligodendrositlerde hem intranükleer hem de intrasitoplazmik eozinofilik viral inklüzyonlar görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Çocukluk çağında başlayan ilerleyici kognitif yıkım ve miyoklonus varlığı.
Bu semptomlar subakut seyirli bir nörodejeneratif veya enfeksiyöz süreci (SSPE gibi) düşündürür.
2
Öyküdeki kritik bilgiyi değerlendir
Erken yaşta (22 yaş) geçirilmiş kızamık öyküsü ve aşısızlık.
SSPE, kızamık virüsünün santral sinir sisteminde persistan enfeksiyonu sonucu yıllar sonra ortaya çıkan bir komplikasyondur.
3
Laboratuvar bulgularını yorumla
BOS'ta yüksek titrajlı kızamık antikorları ve oligoklonal bantlar.
Bu bulgular tanıyı destekler ve diğer viral ensefalitlerden ayırır.
4
Patognomonik morfolojiyi belirle
Hem nükleer hem sitoplazmik, hem nöronal hem glial inklüzyonlar.
Kızamık virüsü diğer birçok virüsün aksine her iki kompartmanda da inklüzyon oluşturma kapasitesine sahiptir.

Anahtar Kavram

Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) Patolojisi

Alternatif Yöntem

Klinik ipuçlarını (miyoklonus + kızamık öyküsü) birleştirerek doğrudan SSPE tanısına gitmek ve inklüzyon 'genişliğini' (hem-hem-hem-hem kuralı) hatırlamak.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 287Soru

3434 yaşında, AIDSAIDS evresindeki bir hasta; kognitif fonksiyonlarda ilerleyici yavaşlama ve letarji şikayetleriyle getirilmiş olup, yapılan beyin görüntülemesinde periventriküler beyaz maddede ve epandim yüzeylerinde nekroz ile uyumlu sinyal değişiklikleri izlenmektedir. Beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) incelemesinde pleositoz ve artmış protein saptanmıştır. Biyopsi materyalinin mikroskobik incelemesinde, belirgin sitomegali gösteren hücrelerde hem çekirdek hem de sitoplazma içinde büyük, koyu renkli inklüzyon cisimcikleri saptanmıştır. Bu hastadaki santral sinir sistemi tutulumundan sorumlu olan en olası mikroorganizma hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sitomegalovirüs (CMVCMV)

Cevap

Mikroskobik olarak sitomegali ve hem nükleer hem sitoplazmik inklüzyonlarla (baykuş gözü) karakterize, görüntülemede periventriküler nekroz yapan etken Sitomegalovirüstür.
Sitomegalovirüs (CMVCMV), immün sistemi baskılanmış hastalarda (özellikle AIDSAIDS ve transplant alıcıları) santral sinir sistemini etkileyerek nekrotizan bir ensefalit ve ventriküloensefalit tablosu oluşturur. Görüntülemede periventriküler sinyal değişiklikleri ve kalsifikasyonlar tipiktir. Mikroskobik incelemede enfekte hücrelerin belirgin şekilde büyümesi (sitomegali) ve hem çekirdek içinde (geniş bir halo ile çevrili eozinofilik yapı) hem de sitoplazma içinde inklüzyonlar (baykuş gözü görünümü) tanı koydurucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik zemin ve radyolojik bulguların değerlendirilmesi
AIDSAIDS hastasında periventriküler nekroz ve kalsifikasyon saptanması
Bu bulgular immün yetmezlikte görülen viral enfeksiyonlar içinde spesifik bir dağılımı işaret eder.
2
Morfolojik özelliklerin analizi
Hücrelerde sitomegali, intranükleer ve intrasitoplazmik inklüzyonların görülmesi
Hem çekirdek hem sitoplazma tutulumu yapan 'baykuş gözü' inklüzyonu CMVCMV için patognomoniktir.
3
Ayırıcı tanıdaki diğer etkenlerin elenmesi
Sadece nükleer inklüzyon yapan HSVHSV veya inklüzyon yapmayan paraziter etkenlerin dışlanması
Morfolojik ve anatomik yerleşim verileri Sitomegalovirüsü doğrular.

Anahtar Kavram

Sitomegalovirüs (CMVCMV) ensefaliti, özellikle AIDSAIDS hastalarında periventriküler bölgeyi ve epandimi tutan nekrotizan bir süreçtir; karakteristik bulgusu sitomegali ve nükleer/sitoplazmik inklüzyonlardır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 288Soru

3535 yaşında, Fallot tetralojisi (siyanotik kalp hastalığı) tanısı olan bir erkek hasta; ateş, şiddetli baş ağrısı ve sağ kolunda ilerleyici güç kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Beyin manyetik rezonans (MR) görüntülemesinde sol frontal lobda, çevresinde belirgin ödem bulunan ve periferik kontrast tutulumu (halka tarzında boyanma) gösteren bir kitle saptanıyor. Lomber ponksiyon tetkikinde; BOS basıncı 280280 mmH2OmmH_2O, protein 140140 mg/dLmg/dL, glikoz 5555 mg/dLmg/dL (eş zamanlı kan glikozu 9595 mg/dLmg/dL) ve hücre sayısı 1515 lenfosit/mm3lenfosit/mm^3 olarak bulunuyor.

Bu hastadaki lezyonun histopatolojik incelemesinde, radyolojik olarak izlenen "halka tarzında boyanma" (ring enhancement) görünümünden temel olarak sorumlu olan tabaka aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Damar proliferasyonu içeren granülasyon dokusu

Cevap

Damar proliferasyonu içeren granülasyon dokusu tabakası, kan-beyin bariyeri yetersiz yeni damarlar içermesi nedeniyle halka tarzında kontrast tutulumundan sorumludur.
Damar proliferasyonu içeren granülasyon dokusu, apsenin organizasyon aşamasında santral nekrozu çevreleyen tabakadır. Bu bölgedeki yeni oluşmuş damarların kan-beyin bariyeri tam gelişmediği için kontrast madde sızıntısına ve dolayısıyla radyolojik olarak karakteristik halka tarzı boyanmaya neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendirin.
Siyanotik kalp hastalığı olan hastada ateş ve halka tarzında kontrast tutan kitle bulgusu bakteriyel beyin apsesini düşündürür.
Siyanotik kalp hastalıkları, sağ-sol şant nedeniyle bakterilerin akciğerde filtre edilmeden sistemik dolaşıma ve beyne ulaşmasına (septik emboli) zemin hazırlar.
2
Apse duvarının histopatolojik katmanlarını hatırlayın.
Apse duvarı içten dışa; santral likefaksiyon nekrozu, granülasyon dokusu, fibröz kapsül ve reaktif gliozis zonlarından oluşur.
Beyin dokusunun bakteriyel enfeksiyona verdiği karakteristik organize yanıt bu tabakalanmayı oluşturur.
3
Radyolojik kontrast tutulumunun mekanizmasını belirleyin.
Kontrast madde, kan-beyin bariyeri bozuk olan yeni oluşmuş damarlardan (neovaskülarizasyon) dokuya sızar.
Granülasyon dokusu aşaması, yoğun damar proliferasyonu içerdiği için MR'da izlenen tipik halka tarzı boyanmanın temel kaynağıdır.

Anahtar Kavram

Beyin apsesinin morfolojik organizasyonu ve halka tarzı kontrast tutulumunun patolojik temeli.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 289Soru

19 yaşında bir genç, yüksek hızda bir motosiklet kazası sonrası olay yerinde derin koma tablosuna (GKS:3GKS: 3) giriyor. İlk başvuruda çekilen kraniyal BTBT incelemesinde herhangi bir yer kaplayan lezyon, orta hat shifti veya kemik kırığı saptanmıyor. Hasta, yoğun bakım ünitesindeki takibinin 48. saatinde hayatını kaybediyor. Yapılan otopside corpus callosum ve beyin sapının dorsolateral kısımlarında peteşiyal kanama odakları izleniyor. Bu hastadaki beyin hasarının mikroskobik özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gümüşleme yöntemleri veya amiloid öncü protein (APP) immünhistokimyası ile gösterilebilen aksonal şişlikler (sferoidler) izlenir.

Cevap

Doğru seçenek, gümüşleme yöntemleri veya amiloid öncü protein (APP) immünhistokimyası ile gösterilebilen aksonal şişliklerin (sferoidlerin) izleneceğini belirten ifadedir.
Diffüz aksonal hasar (DAH), beynin kafatası içinde hızla yer değiştirmesi (rotasyonel/açısal ivmelenme) sonucu aksonların gerilmesi ve kopmasıyla oluşur. Bu hasar sonucunda aksonal transport kesintiye uğrar ve kopan akson uçlarında materyal birikimiyle 'aksonal sferoidler' veya şişlikler meydana gelir. Bu şişlikler gümüşleme yöntemleri veya aksonal transportla taşınan APP (amiloid öncü protein) immünhistokimyası ile otopside (48 saat gibi erken bir sürede) net olarak gösterilebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Yüksek hızlı travma + başlangıçtan itibaren derin koma + normal BT bulguları
Bu tablo, yer kaplayan bir lezyondan ziyade diffüz bir parankimal hasarı, özellikle Diffüz Aksonal Hasarı (DAH) düşündürür.
2
Otopsi bulgularını değerlendir
Corpus callosum ve beyin sapı dorsolateralinde peteşiler
Bu bölgeler, makaslama (shearing) kuvvetlerine en duyarlı alanlardır ve DAH için patognomonik lokalizasyonlardır.
3
Zamanlama ve mikroskobik korelasyonu kur
48. saatteki bulgu: Aksonal sferoidler
Aksonal transportun kesilmesi sonucu oluşan şişlikler (sferoidler) gümüşleme veya APP boyası ile ilk saatlerden itibaren (özellikle 24-48 saatte belirgin) görülebilir.

Anahtar Kavram

Diffüz Aksonal Hasar (DAH), rotasyonel ivmelenme kuvvetleri sonucu aksonların gerilmesi/kopması ile oluşur ve erken evrede aksonal sferoidlerle karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Diffüz aksonal hasarın evrelerini ve APP boyasının tanısal önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 290Soru

Merkezi sinir sistemi dışındaki çoğu solid organda iskemik hücre ölümü koagülasyon nekrozu ile sonuçlanırken, beyin parankiminde gelişen enfarktüs alanlarında dokunun yumuşayıp enzimatik olarak erimesi izlenir. Şiddetli hipotansiyon veya vasküler tıkanıklık sonrası beyinde gelişen bu karakteristik morfolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sıvılaşma (likefaksiyon) nekrozu

Cevap

Beyin dokusunda iskemik hasar sonrası görülen temel nekroz tipi sıvılaşma (likefaksiyon) nekrozudur.
Sıvılaşma (likefaksiyon) nekrozu, merkezi sinir sistemindeki iskemik hücre ölümü için karakteristiktir. Beyin dokusunun yapısal desteğinin zayıf olması ve lizozomal enzimlerin dokuyu hızla sindirmesi sonucunda nekrotik alan yumuşar ve zamanla makrofajlar tarafından temizlenerek içi sıvı dolu kistik bir boşluğa dönüşür.

Adım Adım Çözüm

1
Organ spesifik iskemik yanıtı değerlendir
Beynin yüksek lipid içeriği ve hidrolitik enzim kapasitesi belirlendi.
Hücre ölümünün tipini belirleyen temel faktör organın mikroskobik yapısıdır.
2
Enzimatik sindirim ile protein denatürasyonunu karşılaştır
Beyinde enzimatik sindirimin (sıvılaşma), protein denatürasyonuna (koagülasyon) baskın geldiği saptandı.
Bu ayrım, beyin enfarktüslerinin neden kistik boşluklar bırakarak iyileştiğini açıklar.

Anahtar Kavram

Serebral enfarktüslerde (iskemi) görülen nekroz tipi sıvılaşma (likefaksiyon) nekrozudur.

Daha Fazla Pratik

İskemik beyin hasarının mikroskobik evrelerini (kırmızı nöron, nötrofil infiltrasyonu, makrofaj evresi ve gliozis) kronolojik olarak tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 291Soru

Kafa travması geçiren bir hastanın otopsisinde; orbitofrontal korteks ve temporal lob uçlarında, özellikle girusların tepelerinde (zirvelerinde) yerleşmiş kama şeklinde hemorajik nekroz alanları saptanmıştır. Bu makroskobik bulgular aşağıdaki travmatik beyin hasarı tiplerinden hangisi için karakteristiktir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Beyin kontüzyonu (ezilme)

Cevap

Beyin kontüzyonu (ezilme)
Beyin kontüzyonları, travma sırasında beynin kafatası kemiği çıkıntılarına (özellikle orbitofrontal korteks ve temporal lob uçları) çarpmasıyla oluşur. Makroskobik olarak girus tepelerinde yerleşen, tabanı meninkslere bakan kama şeklinde hemorajik nekroz odakları izlenmesi bu patoloji için tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Lezyonun anatomik yerleşimini analiz etmek.
Orbitofrontal bölge ve temporal lob uçları, beyin dokusunun kafatası kemik çıkıntılarına en çok çarptığı alanlardır.
Travmatik beyin hasarlarında hasarın yerleşimi, tanı için en önemli ipuçlarından biridir.
2
Morfolojik özellikleri değerlendirmek.
Girus tepelerinde (zirvelerinde) yerleşim ve kama şeklinde hemorajik nekroz saptanmıştır.
Kontüzyonlar (ezilmeler), laserasyonlardan farklı olarak doku bütünlüğünün bozulmadığı ancak parankimal hasarın olduğu lezyonlardır.
3
Tanıyı netleştirmek.
Tanımlanan klasik makroskobik bulgular beyin kontüzyonuna aittir.
Belirtilen yerleşim ve morfoloji, kontüzyon için patognomonik sayılabilecek kadar karakteristiktir.

Anahtar Kavram

Beyin Kontüzyonu (Cerebral Contusion)
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 292Soru

Santral sinir sisteminde (SSSSSS) parankimal bir hasar sonrası gelişen doku onarımı ve hücresel yanıtlar, vücudun diğer bölgelerindeki iyileşme mekanizmalarından belirgin farklılıklar gösterir. Bu süreçte izlenen morfolojik değişiklikler ve hücresel reaksiyonlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasar sonrası aktive olan astrositler; bol eozinofilik sitoplazmalı ve eksantrik nükleuslu "gemistositik" formlara dönüşerek gliosis sürecinde temel rolü üstlenirler.

Cevap

Hasar sonrası aktive olan astrositlerin bol eozinofilik sitoplazmalı ve eksantrik nükleuslu "gemistositik" formlara dönüşerek gliosis sürecinde temel rolü üstlenmesi doğrudur.
Santral sinir sisteminde parankimal bir hasar (iskemi, travma vb.) meydana geldiğinde, astrositler ana onarım hücresi olarak devreye girer. Aktivasyonun erken evresinde astrositler hipertrofiye uğrar; sitoplazmaları genişler, granüler ve belirgin eozinofilik bir görünüm kazanır, nükleusları ise çevreye itilir. Bu spesifik morfolojiye 'gemistositik astrosit' denir. Bu hücreler daha sonra ince glial lifler sentezleyerek kalıcı glial skarı oluştururlar.

Adım Adım Çözüm

1
SSS parankiminin hasara verdiği karakteristik yanıtın (gliosis) belirlenmesi.
Hasarın kolajen sentezi (fibrozis) ile değil, glial hücre reaksiyonu (gliosis) ile iyileştiği saptandı.
SSS'de parankimal iyileşme mekanizması sistemik dokulardan farklıdır.
2
Astrositlerin aktivasyon sonrası geçirdiği morfolojik evrelerin analizi.
Aktive astrositlerin hipertrofiye uğrayarak "gemistositik astrosit" halini aldığı belirlendi.
Gemistositik görünüm, akut/subacute hasara verilen erken glial yanıttır.
3
Diğer glia hücrelerinin (oligodendrosit, ependim) rejenerasyon kapasitelerinin değerlendirilmesi.
Bu hücrelerin rejenerasyon yeteneğinin kısıtlı olduğu ve skar oluşumunda primer rol oynamadıkları teyit edildi.
Hasarlı alanların onarımında astrositlerin dominant rolünü doğrulamak gerekir.

Anahtar Kavram

Gliosis ve Gemistositik Astrositler

Daha Fazla Pratik

Nöronların akut iskemik hasara verdiği en erken morfolojik yanıt olan 'Kırmızı Nöron' (Red Neuron) değişimini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 293Soru

6060 yaşındaki bir hasta, son 22 ay içinde hızla ilerleyen kognitif yıkım (demans), yürüme bozukluğu (ataksi) ve istemsiz miyoklonik kasılmalar şikayetleriyle getirilmiştir. Hastanın yapılan beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) incelemesinde herhangi bir inflamatuar hücre artışı saptanmamıştır. Beyin biyopsisinin histopatolojik incelemesinde, serebral kortekste nöron kaybı ve gri maddede nöropili tutan çok sayıda küçük, berrak sitoplazmik vakuoller ile karakterize süngerimsi (spongiform) bir görünüm izlenmiştir. Bu hastadaki morfolojik değişikliklere ve klinik tabloya neden olan en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Creutzfeldt-Jakob hastalığı

Cevap

Creutzfeldt-Jakob hastalığı
Creutzfeldt-Jakob hastalığı, proteaza dirençli prion proteinlerinin (PrPscPrP^{sc}) birikimi sonucu oluşan, hızla ilerleyen demans, ataksi ve miyoklonus ile karakterize bir tablodur. En tipik histopatolojik bulgusu, serebral korteks ve striatumda inflamasyon olmaksızın izlenen vakuolizasyon (spongiform değişim) ve nöron kaybıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik gidişatı analiz et
Hızla ilerleyen (haftalar/aylar içinde) demans ve miyoklonus varlığı saptandı.
Prion hastalıkları tipik olarak çok hızlı seyirli kognitif yıkım ile karakterizedir.
2
BOSBOS bulgularını ve inflamasyon varlığını değerlendir
İnflamatuar hücre artışı saptanmadı.
Prion hastalıklarında, klasik enfeksiyonların aksine immün yanıt ve inflamasyon gözlenmez.
3
Mikroskobik bulguları (spongiform değişiklik) yorumla
Nöropilde vakuolizasyon (süngerimsi görünüm) izlendi.
Bu bulgu, proteaza dirençli PrPscPrP^{sc} proteininin birikimi sonucu oluşan nöronal hasarın göstergesidir.

Anahtar Kavram

Hızla ilerleyen demans ve miyoklonusla seyreden, inflamasyonsuz spongiform ensefalopatiler (Prion hastalıkları).

Daha Fazla Pratik

Prion hastalıklarında izlenen protein konformasyon değişikliğini (alfa sarmaldan beta tabakaya geçiş) gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 294Soru

Santral sinir sisteminde (SSS) meydana gelen hasarlara karşı doku makrofajları olan mikroglia hücreleri çeşitli morfolojik yanıtlar sergiler. Özellikle viral enfeksiyonlar sırasında mikroglia hücrelerinin aktive olarak nekrotik nöron odakları etrafında kümelenmesiyle oluşan spesifik histopatolojik yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mikrogliyal nodül

Cevap

Mikrogliyal nodül; viral ensefalitlerde aktive olan mikroglia hücrelerinin nekrotik nöronlar etrafında kümelenmesiyle oluşan yapıdır.
Mikrogliyal nodüller, SSS'nin viral ensefalitlerine özgü bir bulgudur. Bu süreçte mikroglia hücreleri aktive olur, çekirdekleri uzayarak 'çomak hücre' halini alır ve ölen nöronlar etrafında karakteristik kümeler oluştururlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hasar tipinin ve etkilenen hücrenin belirlenmesi
Viral enfeksiyon ve mikroglia aktivasyonu belirlendi.
SSS'de viral enfeksiyonlara en tipik hücresel yanıt mikrogliadan gelir.
2
Hücresel morfolojinin analiz edilmesi
Mikrogliaların 'çomak hücre' (rod cell) formuna dönüştüğü ve nöronofaji yaptığı saptandı.
Aktive mikroglialar nöronal debrisleri temizlemek için özelleşmiş yapılar oluşturur.
3
Karakteristik yapının isimlendirilmesi
Bu kümelenmeye 'mikrogliyal nodül' denir.
Histopatolojik terminolojide bu spesifik kümelenme bu isimle anılır.

Anahtar Kavram

Santral sinir sisteminde mikroglia hücreleri viral enfeksiyonlara yanıt olarak çomak hücrelere dönüşür ve mikrogliyal nodülleri oluşturur.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 295Soru

Santral sinir sisteminde (SSS) kalıcı bir parankimal hasar meydana geldiğinde, vücudun diğer bölgelerindeki fibroblastik aktivite ve kolajen sentezinin yerini alan temel onarım mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astrositlerin proliferasyonu ve hipertrofisi (Gliozis)

Cevap

Santral sinir sistemindeki temel onarım mekanizması astrositlerin proliferasyonu ve hipertrofisi ile karakterize olan gliozis sürecidir.
Santral sinir sisteminde (SSS) hasar meydana geldiğinde, periferik dokuların aksine fibroblastik aktivite oldukça sınırlıdır. Bu nedenle onarım, astrositlerin hem sayıca artması (proliferasyon) hem de boyut olarak büyümesi (hipertrofi) ile gerçekleşen 'gliozis' süreciyle sağlanır. Bu süreç, SSS'deki skar oluşumunun temel karşılığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
SSS'nin onarım kapasitesini değerlendir
SSS'de klasik fibroblastik skar oluşumu yerine glia hücrelerinin yanıtı görülür.
SSS parankiminde fibroblast ve kolajen miktarı minimaldir.
2
Onarımdan sorumlu temel hücreyi belirle
Astrositler reaktif hale gelerek hasarlı alanı çevreler.
Astrositler, SSS'nin yapısal ve metabolik destek hücreleridir ve hasar sonrası hipertrofi/proliferasyona uğrarlar.

Anahtar Kavram

Gliozis (Astrositoz)
Tahmini Süre:45s
Soru 296Soru

7878 yaşında, kronik atriyal fibrilasyon nedeniyle varfarin kullanan bir hasta; son üç haftadır giderek artan hafif baş ağrısı, dengesizlik ve dönem dönem gelişen kognitif dalgalanmalar şikayetleriyle yakınları tarafından getirilmiştir. Hastanın özgeçmişinde yaklaşık bir ay önce banyoda kayıp düşme ve başını hafifçe çarpma öyküsü mevcuttur. Kranial BT incelemesinde sol frontoparietal bölgede, beyin parankimine bası yapan, yaklaşık 22 cm kalınlığında, farklı yoğunlukta alanlar içeren (mikst densite) hilal şeklinde bir koleksiyon saptanmıştır. Bu hastadaki hematomun zaman içerisinde büyümesinden ve kitle etkisinin artmasından sorumlu olan temel histopatolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Organize olan neomembran içerisindeki frajil damarlardan kaynaklanan tekrarlayan kanamalar

Cevap

Kronik subdural hematomun büyümesinden sorumlu olan temel süreç, organize olan neomembran (granülasyon dokusu) içerisindeki frajil, ince duvarlı damarlardan kaynaklanan tekrarlayan mikrokanamalardır.
Kronik subdural hematom (KSDH), travmadan yaklaşık 1-4 hafta sonra organize olmaya başlar. Bu süreçte hematomun dış yüzünde dura ile temas eden bölgede vaskülarize bir 'neomembran' (granülasyon dokusu) gelişir. Bu membran içerisindeki yeni oluşmuş kılcal damarlar oldukça frajildir ve kolayca kanayarak hematomun hacminin zamanla artmasına ve 'mikst densite' radyolojik görünümüne neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Hastadaki hilal şeklindeki, mikst densite gösteren koleksiyon 'Kronik Subdural Hematom' (KSDH) tanısı ile uyumludur.
Yaşlı hastalarda beyin atrofisi ve antikoagülan kullanımı KSDH için önemli risk faktörleridir.
2
BT'deki 'mikst densite' bulgusunu yorumla
Görüntülemedeki farklı yoğunluklar, eski (hipodens) kanın yanında yeni (hiperdens) kanama odaklarının da olduğunu gösterir.
KSDH statik bir yapı değil, dinamik olarak büyüyen bir lezyondur.
3
Histopatolojik büyüme mekanizmasını analiz et
Hematomun etrafında oluşan granülasyon dokusundaki (neomembran) yeni damarların frajilitesi nedeniyle sürekli mikrokanamalar gerçekleşir.
Bu mekanizma, başlangıçtaki travma hafif olsa bile hematomun haftalar içinde neden devasa boyutlara ulaşabildiğini açıklar.

Anahtar Kavram

Kronik subdural hematomun (KSDH) büyümesi, hematomu çevreleyen granülasyon dokusundaki (neomembran) yeni damarların tekrarlayan kanamaları ile gerçekleşir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 297Soru

32 yaşında HIV pozitif bir erkek hasta, son iki haftadır giderek artan baş ağrısı, hafif ateş ve konfüzyon şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede ense sertliği saptanıyor. Beyin omurilik sıvısı (BOS) incelemesinde açılış basıncı 280 mmH2O280 \text{ mmH}_2\text{O}, lenfositik pleositoz ve glukoz seviyesinde belirgin düşüş izleniyor. Kraniyal MR görüntülemede bazal ganglionlarda perivasküler boşluklarda genişleme ve "sabun köpüğü" (soap bubble) görünümü veren küçük kistik lezyonlar saptanıyor. Bu hastada en olası etken ve karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cryptococcus neoformans - Müskasirmin ile boyanan kalın kapsüllü organizmalar

Cevap

Cryptococcus neoformans - Müskasirmin ile boyanan kalın kapsüllü organizmalar
Klinik senaryoda sunulan HIV pozitifliği, yüksek BOS basıncı ve MR'da bazal ganglionlarda izlenen 'sabun köpüğü' (soap bubble) görünümü Cryptococcus neoformans menenjiti için patognomoniktir. Histopatolojik olarak bu organizmalar, perivasküler Virchow-Robin mesafelerinde birikerek kistik genişlemeler oluşturur ve kalın polisakkarit kapsülleri müskasirmin boyası ile karakteristik olarak parlak kırmızı/pembe renkte boyanır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve BOS bulgularını değerlendir.
HIV pozitifliği, yüksek BOS basıncı ve lenfositik pleositoz kronik bir fungal menenjiti düşündürür.
Cryptococcus menenjiti, immün yetmezlikli bireylerde en sık görülen fungal CNS enfeksiyonudur.
2
MR bulgularını analiz et.
Bazal ganglionlarda görülen 'sabun köpüğü' lezyonları tanıyı netleştirir.
Bu lezyonlar, mantar organizmalarının Virchow-Robin (perivasküler) boşluklarında kapsülleriyle birlikte birikerek bu mesafeleri genişletmesi sonucu oluşur.
3
Histopatolojik boyanma özelliklerini onayla.
Organizmalar müskasirmin veya PAS ile boyanan kalın polisakkarit kapsüle sahiptir.
Bu boyanma özelliği Cryptococcus'u diğer fungal etkenlerden ayıran en önemli patolojik kriterdir.

Anahtar Kavram

Cryptococcus neoformans enfeksiyonunda bazal ganglionlardaki perivasküler kistik genişlemeler (sabun köpüğü manzarası) ve müskasirmin pozitif kapsül yapısı.

Daha Fazla Pratik

Cryptococcus tanısında kullanılan Çini Mürekkebi (India Ink) preparasyonunun mekanizmasını ve BOS'taki kapsül antijeni (CrAg) testinin önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 298Soru

Aort koarktasyonu tanısıyla takip edilen 2828 yaşındaki bir erkek hasta, ani gelişen ve 'hayatımın en şiddetli ağrısı' olarak tanımladığı baş ağrısı şikayetiyle acil servise başvuruyor. Yapılan tetkiklerde subaraknoid kanama saptanan bu hastada, altta yatan vasküler patolojinin en olası yerleşimi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anterior komünikan arter

Cevap

Anterior komünikan arter, sakküler (Berry) anevrizmaların en sık yerleşim yeridir.
Anterior komünikan arter, sakküler (Berry) anevrizmaların yaklaşık %40 oranıyla en sık görüldüğü anatomik lokalizasyondur. Aort koarktasyonu olan hastalarda bu tip anevrizmaların görülme sıklığı artmıştır ve rüptürleri tipik olarak 'hayatımın en şiddetli ağrısı' şeklinde tanımlanan subaraknoid kanamaya yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sunumu ve risk faktörünü değerlendirin.
Genç yaşta ani gelişen şiddetli baş ağrısı (Subaraknoid kanama) ve aort koarktasyonu öyküsü saptandı.
Aort koarktasyonu ve otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı (ADPKD), Berry anevrizmaları için klasik risk faktörleridir.
2
Tanımlanan kanama tipine yol açan vasküler patolojiyi belirleyin.
Subaraknoid kanamanın en sık travma dışı nedeni sakküler (Berry) anevrizma rüptürüdür.
Berry anevrizmaları tipik olarak subaraknoid mesafeye kanar.
3
Bu patolojinin en sık anatomik lokalizasyonunu hatırlayın.
Anterior sirkülasyondaki anterior komünikan arter bölgesi en yüksek sıklığa sahiptir.
Sakküler anevrizmaların %90'ı anterior sirkülasyonda (özellikle damar dallanma noktalarında) görülür.

Anahtar Kavram

Sakküler (Berry) anevrizmalar en sık anterior komünikan arterde yerleşir ve aort koarktasyonu ile ilişkilidir.

İpuçları

1
Subaraknoid kanamaya yol açan Berry anevrizmaları en sık hangi ana vasküler ağ (anterior veya posterior) üzerinde yerleşir?

Daha Fazla Pratik

Berry anevrizmalarının otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı ile olan ilişkisini ve rüptür sonrası gelişebilecek vazospazm komplikasyonunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 299Soru

Santral sinir sistemi (SSS) dışındaki çoğu dokuda kalıcı parankimal hasar genellikle fibroblastların aktivasyonu ve kollajen sentezi (fibrozis) ile iyileşirken, SSS'de bu süreç farklı bir hücresel mekanizma ile yürütülür. Buna göre, SSS'deki doku hasarına verilen hücresel yanıtlar ve onarım süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: SSS'de parankimal hasar sonrası temel onarım mekanizması, astrositlerin hipertrofisi ve proliferasyonu ile karakterize olan "gliozis" sürecidir.

Cevap

Santral sinir sistemindeki temel onarım mekanizması, astrositlerin hipertrofi ve hiperplazisi ile karakterize olan gliozis sürecidir.
Doğru yanıt olan seçenek, astrositlerin proliferasyonu ve hipertrofisi ile karakterize olan 'gliozis' sürecinin SSS'deki temel onarım mekanizması olduğunu belirtmektedir. SSS parankimal hasarında (infarkt, travma, demyelinizasyon) fibroblastik aktivite sınırlı olduğundan, doku bütünlüğü astrositlerin oluşturduğu yoğun glial lif ağı ile sağlanır.

Adım Adım Çözüm

1
SSS'nin onarım yanıtını sistemik dokularla karşılaştır.
Sistemik dokularda fibroblastlar skar oluştururken, SSS'de bu görevi astrositler üstlenir.
SSS parankiminde fibroblast miktarı yok denecek kadar azdır, bu nedenle konvansiyonel fibrozis gerçekleşemez.
2
Onarım sürecindeki morfolojik değişiklikleri tanımla.
Astrositler 'gemistositik astrosit' formuna dönüşür ve sitoplazmik uzantılarını (glial fibriller) artırarak yoğun bir ağ yapısı kurar.
Bu yapı (gliozis), SSS'deki kalıcı hasarın yerini alan skar dokusunu temsil eder.
3
Nekroz tipini ve diğer glia hücrelerinin rolünü değerlendir.
SSS iskemisi likefaksiyon nekrozu ile sonuçlanır. Oligodendrosit ve ependim hücrelerinin onarım kapasitesi düşüktür.
Likefaksiyon nekrozu sonucu oluşan kistik boşluklar, çevredeki gliozis tabakası ile sınırlanır.

Anahtar Kavram

Gliozis, SSS parankimindeki hasara verilen evrensel ve temel onarım yanıtıdır.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 300Soru

6464 yaşında erkek hasta, son bir yıldır tekrarlayan düşmeler ve denge kaybı şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde aksiyel rijide, bradikinezi ve vertikal bakış kısıtlılığı (özellikle aşağı bakışta zorluk) saptanıyor. Bu hastada altta yatan nörodejeneratif süreçte biriken protein ve karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tau proteini ve tufted (demet tarzı) astrositler

Cevap

Tau proteini ve tufted (demet tarzı) astrositler
Progresif Supranükleer Palsi (PSP), klinik olarak vertikal bakış felci, aksiyel rijidite ve denge kaybı ile karakterize bir tauopatidir. Mikroskobik incelemede nöronlarda globos tip nörofibriler yumaklar görülürken, glia hücrelerinde (astrositlerde) Tau proteininin demet şeklinde birikmesiyle oluşan 'tufted astrocytes' (demet tarzı astrositler) bu hastalık için tanısal bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz etmek
Hastada parkinsonizm bulguları (rijidite, bradikinezi), erken dönemde düşmeler ve karakteristik vertikal bakış felci mevcuttur.
Bu klinik triad (düşmeler, bakış felci, rijidite) tipik olarak Progresif Supranükleer Palsi (PSP) tanısını işaret eder.
2
Hastalığın moleküler ve histopatolojik temellerini belirlemek
PSP, nöronlarda ve glia hücrelerinde Tau proteininin (özellikle 4R tau) birikimi ile giden bir tauopatidir.
Nörodejeneratif hastalıklar, biriken spesifik proteinlere ve bu proteinlerin hangi hücrelerde (nöron/glia) nasıl bir morfoloji oluşturduğuna göre sınıflandırılır.
3
Karakteristik histopatolojik bulguyu eşleştirmek
PSP'de nöronlarda globos tip nörofibriler yumaklar, glia hücrelerinde ise 'tufted astrocytes' (demet tarzı astrositler) görülür.
Glia hücrelerindeki bu spesifik görünüm, PSP'yi diğer tauopatilerden (Alzheimer veya Pick hastalığı gibi) ayıran en önemli mikroskobik kriterdir.

Anahtar Kavram

Progresif Supranükleer Palsi (PSP) ve Tauopatiler
Tahmini Süre:1m 15s
ÖncekiSayfa 15 / 17Sonraki
Sinir Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 15 | Examkin