Sinir Sistemi Patolojisi

324 soru

Soru 301Soru

3232 yaşında bir kadın hasta, son bir hafta içerisinde gelişen bilateral görme kaybı ve her iki bacakta ani gelişen kuvvet kaybı şikayetleriyle başvuruyor. Yapılan spinal MRMR incelemesinde torakal omurilikte 55 vertebral segment boyunca uzanan, yer yer kavitasyon gösteren geniş bir lezyon saptanıyor. Beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) analizinde belirgin pleositoz izlenirken, oligoklonal band (OKBOKB) saptanmıyor. Bu hastalıktaki lezyonların morfolojik ve patogenetik özellikleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyonlar; astrosit ayak çıkıntılarındaki su kanallarını (AQP4AQP4) hedef alan antikorlar ve vaskülosentrik kompleman birikimi sonucu gelişen belirgin nekroz ve nötrofil infiltrasyonu ile karakterizedir.

Cevap

Lezyonlar; astrosit ayak çıkıntılarındaki su kanallarını (AQP4AQP4) hedef alan antikorlar ve vaskülosentrik kompleman birikimi sonucu gelişen belirgin nekroz ve nötrofil infiltrasyonu ile karakterizedir.
Verilen klinik tablo (bilateral optik nörit ve uzun segment transvers miyelit) Nöromiyelitis Optika (NMO) ile uyumludur. Bu hastalıkta patogenezde AQP4AQP4 kanallarına karşı antikorlar rol oynar. Bu antikorlar komplemanı aktive ederek damar çevresinde (vaskülosentrik) birikime, belirgin doku nekrozuna, kavitasyona ve nötrofil/eozinofil infiltrasyonuna neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezle.
Bilateral optik nörit + 33 segmentten uzun spinal lezyon (LETMLETM) + OKBOKB negatifliği.
Bu triad klasik olarak Nöromiyelitis Optika (NMO - Devic Hastalığı) tanısını düşündürür.
2
NMO'nun patogenezini belirle.
Akuaporin-4 (AQP4AQP4) su kanallarına karşı gelişen otoantikorlar (NMOIgGNMO-IgG).
Hedef hücre astrositlerdir ve antikor bağlanması kompleman aktivasyonuna yol açar.
3
Morfolojik özellikleri karşılaştır.
NMO lezyonları MS'e göre çok daha yıkıcıdır; nekroz, kavitasyon, nötrofil/eozinofil infiltrasyonu ve damar çevresinde kompleman (C9neoC9neo) birikimi izlenir.
MS'te görülen akson korunması NMO'da beklenmez; doku bütünlüğü bozulur.

Anahtar Kavram

Nöromiyelitis Optika (NMO), antikor aracılı (AQP4AQP4) ve kompleman bağımlı bir nekrotizan demiyelinizan hastalıktır; MS'ten doku yıkımının şiddeti ve hümoral yanıtın baskınlığı ile ayrılır.

Daha Fazla Pratik

NMO ve MS arasındaki ayırıcı tanıda kullanılan MOGIgGMOG-IgG pozitifliğinin klinik ve radyolojik özelliklerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 302Soru

Santral sinir sistemi (SSS) dokusunda gelişen çeşitli hasar tiplerine karşı oluşan hücresel yanıtlar ve onarım süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ventriküler lümeni döşeyen epandim hücreleri, hasar sonrasında yüksek rejenerasyon kapasitesine sahiptir ve defektli alanı hızla orijinal epitelyal yapısıyla onarırlar.

Cevap

Ventriküler lümeni döşeyen epandim hücrelerinin hasar sonrası yüksek rejenerasyon kapasitesiyle orijinal yapıyı onardığı ifadesi yanlıştır; bu hücreler rejenere olamaz ve onarım astrositler tarafından yapılır.
Doğru yanıt olan seçenek epandim hücrelerinin rejenerasyon kapasitesine sahip olduğunu iddia etmektedir, oysa epandim hücreleri santral sinir sistemindeki hasarlarda rejenere olamazlar. Hasar sonrası ventrikül yüzeyindeki boşluklar subependimal astrositlerin proliferasyonu ile doldurulur ve bu durum patolojide 'granüler epandimit' olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
SSS hücrelerinin (astrosit, mikroglia, epandim, oligodendrosit) hasara verdiği spesifik yanıtları karşılaştır.
Astrositler gliosis (skar) yapar, mikroglialar fagositoz yapar, epandim hücreleri ise rejenere olamaz.
SSS onarım mekanizmalarındaki hücresel farklılıkları ayırt etmek.
2
Epandim hücrelerinin hasar sonrası davranışını incele.
Hasar gören epandim tabakasının altında bulunan astrositler prolifere olur ve ventrikül yüzeyinde düzensiz çıkıntılar (granüler epandimit) oluşturur.
Epandim hücrelerinin sınırlı onarım kapasitesini ve alternatif onarım yolunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Santral sinir sisteminde epandim hücreleri rejenerasyon yeteneğinden yoksundur; ventriküler yüzey hasarları reaktif astrositoz (granüler epandimit) ile onarılır.

Daha Fazla Pratik

Gitter hücrelerinin kronolojik ortaya çıkış zamanını ve histiositlerden farkını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 303Soru

5858 yaşında kadın hasta, son 11 yıldır belirginleşen kişilik değişikliği, sosyal uygunsuz davranışlar ve konuşma bozukluğu (kelime bulmada zorluk) şikayetleriyle getirilmiştir. Frontotemporal demans (Pick hastalığı) tanısı konulan hastada, nöron sitoplazmalarında saptanan ve gümüşleme yöntemiyle gösterilen yuvarlak inklüzyon cisimcikleri (Pick cisimcikleri) temel olarak hangi proteinin birikimiyle oluşur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tau proteini

Cevap

Pick hastalığındaki (frontotemporal demans) Pick cisimcikleri temel olarak Tau proteininden oluşur.
Doğru yanıt olan Tau proteini, Pick hastalığında nöron sitoplazmalarında birikerek gümüşleme ile koyu renkli, yuvarlak ve iyi sınırlı görünen Pick cisimciklerini oluşturur. Pick hastalığı, tau proteinlerinin (3R3R tau izoformu dominant) hatalı katlanması ve birikimiyle karakterize bir tauopatidir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını (kişilik değişikliği, dil bozukluğu) analiz et.
Hastada frontotemporal bölge tutulumunu düşündüren Pick hastalığı (bir frontotemporal lobar dejenerasyon tipi) ön tanısı konur.
Davranışsal ve lisanla ilgili bozukluklar bu hastalığın karakteristik başlangıç bulgularıdır.
2
Hastalığa özgü patognomonik morfolojik bulguyu belirle.
Pick hastalığında nöron sitoplazmasında yuvarlak, gümüşleme ile boyanan 'Pick cisimcikleri' izlenir.
Tanısal önemi yüksek olan bu cisimcikler hastalığın ayırt edici özelliğidir.
3
Belirlenen morfolojik bulgunun protein içeriğini saptar.
Pick cisimciklerinin temel bileşeni Tau proteinidir.
Pick hastalığı bir tauopatidir ve bu proteinin hiperfosforile formu nöronlarda birikir.

Anahtar Kavram

Pick hastalığı ve Tau proteini ilişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 304Soru

Santral sinir sisteminde (SSS) iskemik bir hasarı (likefaksiyon nekrozu) takip eden organizasyon ve onarım sürecinde, nekrotik parankimal debrisin temizlenmesinden sorumlu olan fagositik hücreler ve bu hücrelerin aktivite döngüsü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasar sonrası 3. ve 7. günler arasında sayıları zirve yapar; CD68 pozitifliği gösterirken GFAP negatifliği ile reaktif astrositlerden ayrılırlar.

Cevap

Hasar sonrası 3. ve 7. günler arasında sayıları zirve yapan, CD68 pozitif ve GFAP negatif fenotip gösteren makrofajların varlığı doğrudur.
Serebral enfarktüs alanlarında hasarı takip eden 3. günden itibaren hem yerleşik mikroglialar hem de monositler bölgeye göç ederek lipid ve miyelin debrisini fagosite etmeye başlar. Bu hücreler 'Gitter hücreleri' olarak adlandırılır ve 1. haftanın sonunda sayıca zirve yaparlar. Makrofaj kökenli oldukları için CD68 gibi histiyositik belirteçleri gösterirler ancak glial bir hücre olmadıkları için GFAP eksprese etmezler.

Adım Adım Çözüm

1
SSS'deki iskemik hasarın (likefaksiyon nekrozu) zaman çizelgesini belirle.
İlk 12-24 saatte 'red neuron' (akut nöronal zedelenme), 24-72 saatte nötrofil infiltrasyonu, 3-7. günlerde makrofaj infiltrasyonu ve temizlik süreci başlar.
Onarım sürecinde hücrelerin ardışık bir geliş sırası vardır.
2
Debris temizliğinden sorumlu hücreyi ve kökenini tanımla.
Gitter hücreleri (lipid yüklü makrofajlar), mezodermal kökenli mikroglialar ve dolaşımdaki monositlerden gelişir.
SSS'nin ana fagositi makrofajlardır (mikroglia kökenli).
3
Hücrenin immünofenotipik özelliklerini analiz et.
Makrofajlar CD68 pozitiftir; astrosit belirteci olan GFAP ise bu hücrelerde negatiftir.
Patolojik tanıda hücre tiplerini ayırmak için spesifik belirteçler kullanılır.

Anahtar Kavram

SSS iskemik hasarında makrofaj (Gitter hücresi) yanıtı ve fenotipik özellikleri.

Daha Fazla Pratik

Santral sinir sistemindeki gliosis süreci ile periferik sinir sistemindeki Wallerian dejenerasyonu arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Hücre yanıtlarını kronolojik olarak sıralamak (Nöron -> Nötrofil -> Makrofaj -> Astrosit) çoğu TUS sorusunda eleme yapmanızı sağlar.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 305Soru

6565 yaşında bir erkek hasta, hastanede yattığı sırada gelişen şiddetli miyokard enfarktüsü ve buna bağlı kardiyak arrest nedeniyle 1515 dakika boyunca resüsite edilmiştir. Resüsitasyon sonrası spontan dolaşımı dönen ancak komatöz durumda kalan hasta, yoğun bakım ünitesinde izlenmiş ve olaydan 44 gün sonra kaybedilmiştir. Yapılan otopside beyin dokusunun makroskobik incelemesinde serebral korteksin bazı tabakalarında nekroz izlenirken bazı tabakaların korunduğu (psödolaminer nekroz) saptanmıştır. Ayrıca hipokampus ve serebellumda belirgin hasar izlenmiştir.

Bu hastada izlenen patolojik süreç ve hücresel duyarlılık hiyerarşisi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Serebral kortekste izlenen psödolaminer nekroz paterninde; IIIIII., VV. ve VIVI. tabakalardaki nöronlar, yüzeysel II. ve IIII. tabakalara göre iskemiye daha duyarlıdır.

Cevap

Serebral kortekste izlenen psödolaminer nekroz paterninde; IIIIII., VV. ve VIVI. tabakalardaki nöronlar, yüzeysel II. ve IIII. tabakalara göre iskemiye daha duyarlıdır.
Global iskemi sırasında beynin tüm bölgeleri aynı derecede etkilenmez. Serebral kortekste, büyük piramidal hücrelerin yoğun olarak bulunduğu IIIIII., VV. ve VIVI. tabakalar, moleküler tabaka (II) ve diğer yüzeysel tabakalara göre hipoksiye çok daha hassastır. Bu selektif hasar sonucu makroskobik olarak kortekste çizgisel bir nekroz görünümü oluşur ki buna 'psödolaminer nekroz' adı verilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik senaryoyu analiz et.
Kardiyak arrest ve uzamış resüsitasyon öyküsü, beynin tamamını etkileyen 'Global İskemi' (Hipoksik-İskemik Ensefalopati) tablosunu gösterir.
Hastalığın patogenezini ve beklenen hasar paternini belirlemek için gereklidir.
2
Selektif vulnerabilite (seçici duyarlılık) kavramını hatırla.
Beyindeki hücrelerin iskemiye duyarlılığı farklıdır: Nöronlar > Glialar; Hipokampus (CA1CA1) ve Serebellum (Purkinje) > Diğer alanlar.
Hangi hücrelerin ve bölgelerin önce hasar alacağını anlamak için gereklidir.
3
Kortikal psödolaminer nekrozun anatomik temelini değerlendir.
Serebral kortekste büyük piramidal hücrelerin bulunduğu III,VIII, V ve VIVI. tabakalar hipoksiye en duyarlı alanlardır.
Soruda sorulan psödolaminer nekroz mekanizmasını doğrulamak için gereklidir.
4
Zaman çizelgesini (4 gün) kontrol et.
44. günde kırmızı nöronlar yerini nötrofil infiltrasyonu ve makrofaj (gitter hücreleri) aktivitesine bırakmaya başlar; doku yumuşar.
Zamanlama ile ilgili seçenekleri elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Global İskemi ve Selektif Nöronal Vulnerabilite

Daha Fazla Pratik

İskemik inme sonrası gelişen likefaksiyon nekrozunun zaman çizelgesini ve makrofajların (gitter hücreleri) hangi günlerde hakimiyet kurduğunu tekrar ediniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 306Soru

Kafa içi yer kaplayan kitlelere bağlı gelişen herniasyon sendromları ve bunlarla ilişkili vasküler veya klinik komplikasyonlar düşünüldüğünde, aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Subfalsin herniasyon — Mezensefalon ve üst ponsta lineer (Duret) kanamaların oluşumu

Cevap

Subfalsin herniasyon — Mezensefalon ve üst ponsta lineer (Duret) kanamaların oluşumu eşleştirmesi yanlıştır.
Duret kanamaları, kafa içi basınç artışının beyin sapını (mezensefalon ve üst pons) foramen magnuma doğru aşağı ittiği transtentoryal (unkal) veya santral herniasyon süreçlerinde ortaya çıkar. Bu dikey yer değiştirme, baziler arterden ayrılan ve beyin sapını besleyen ince perforan dalların gerilmesine ve sonuçta yırtılarak lineer kanamalar yapmasına neden olur. Subfalsin herniasyon ise beynin orta hattaki faks serebri altında horizontal (yatay) yer değiştirmesidir ve birincil vasküler komplikasyonu anterior serebral arter (ACA) basısıdır; beyin sapı kanamaları bu tablonun beklenen bir parçası değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Herniasyon tiplerinin anatomik yerleşimlerini belirle.
Subfalsin herniasyon supra-tentoryal ve orta hat düzeyindedir; Duret kanamaları ise beyin sapı düzeyindedir.
Vasküler komplikasyonlar, herniasyonun gerçekleştiği anatomik bölgedeki damarların sıkışması veya gerilmesiyle ilişkilidir.
2
Duret kanamalarının patofizyolojisini analiz et.
Duret kanamaları, beyin sapının (mezensefalon/pons) aşağı itilmesiyle baziler arterin perforan dallarının gerilip yırtılması sonucu oluşur.
Bu durum tipik olarak transtentoryal veya merkezi herniasyonun bir sonucudur.
3
Diğer seçeneklerdeki vasküler ve klinik eşleşmeleri doğrula.
ACA-Subfalsin, PCA-Unkal, Karşı pedinkül-Kernohan ve Medulla-Tonsiller eşleşmeleri doğrudur.
Her herniasyon tipi kendine özgü anatomik bası bulgularına sahiptir.

Anahtar Kavram

Herniasyon sendromlarının sekonder vasküler komplikasyonları ve lokalizasyonları.

Daha Fazla Pratik

Kernohan fenomeninin neden bir 'yalancı lokalize edici bulgu' olarak kabul edildiğini ve anatomik piramidal çaprazlaşma ile ilişkisini tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 307Soru

Otuz iki haftalık (preterm) doğan ve yenidoğan döneminde hipoksi ile ilişkili respiratuar distres öyküsü bulunan bir bebekte, 1 yaşına geldiğinde spastik dipleji geliştiği gözleniyor. Kraniyal MR incelemesinde lateral ventriküllerin komşuluğundaki beyaz cevherde kistik kavitasyonlar, myelin kaybı ve periventriküler alanlarda incelme saptanıyor. Bu bebekteki klinik ve radyolojik tabloya yol açan en olası nöropatolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Periventriküler lökomalazi

Cevap

Periventriküler lökomalazi
Periventriküler lökomalazi, özellikle prematüre bebeklerde görülen, ventrikül çevresindeki beyaz cevherde gelişen iskemik infarktlar ve bunu izleyen kistik kavitasyonlarla (makroskopik olarak 'multikistik ensefalomalazi') karakterize bir tablodur. İnen motor liflerin bu bölgeden geçmesi nedeniyle sıklıkla spastik diplejiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik özgeçmişini değerlendir
Bebek preterm (32 hafta) doğmuş ve yenidoğan döneminde hipoksi/solunum sıkıntısı öyküsü var.
Preterm bebekler periventriküler beyaz cevher iskemisine özellikle duyarlıdır.
2
Radyolojik ve patolojik bulguları analiz et
Lateral ventrikül komşuluğundaki beyaz cevherde kistik alanlar (infarkt sonrası kavitasyon) ve incelme mevcut.
Bu bölgedeki beyaz cevher nekrozu periventriküler lökomalazinin (PVL) temel özelliğidir.
3
Klinik sonuç ile anatomik bölgeyi ilişkilendir
Spastik dipleji gelişimi saptanıyor.
Periventriküler alandan geçen inen kortikospinal motor yolların (piramidal yollar) hasarı spastik diplejiye yol açar.

Anahtar Kavram

Periventriküler lökomalazi (PVL), prematüre bebeklerde hipoksik-iskemik beyin hasarının en yaygın formudur ve beyaz cevherde infarkt, nekroz ve kistik kavitasyonlarla karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Periventriküler lökomalazi ile germinal matriks kanaması arasındaki ilişkiyi ve ventrikül içi kanama evrelerini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 308Soru

İntrakraniyal yer kaplayan bir kitleye bağlı olarak gelişen transtentoryal (unkal) herniasyon sürecinde, anatomik komşuluklar nedeniyle çeşitli nörolojik ve vasküler yapılar baskı altında kalabilir. Aşağıdakilerden hangisi bu herniasyon tipinde gözlenmesi beklenen klinik veya patolojik bulgulardan biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arteria serebri anteriorun (ACA) falks serebri altında sıkışması sonucu alt ekstremite güçsüzlüğü

Cevap

Doğru cevap, anterior serebral arterin (ACA) sıkışmasına bağlı alt ekstremite güçsüzlüğü bulgusudur; çünkü bu durum unkal değil, subfalsin herniasyona özgüdür.
Seçeneklerde belirtilen 'arteria serebri anterior (ACA) basısı ve alt ekstremite güçsüzlüğü', singulat girusun falks serebri altında yer değiştirdiği subfalsin herniasyona özgü bir bulgudur. Transtentoryal (unkal) herniasyonda ise temporal lobun medial kısmı tentoryum kenarından aşağıya doğru fıtıklaşarak III. kranial siniri, posterior serebral arteri (PCA) ve beyin sapını baskılar.

Adım Adım Çözüm

1
Herniasyon tiplerini ve etkiledikleri anatomik bölgeleri sınıflandırın.
Subfalsin herniasyon falks serebri altında, unkal (transtentoryal) herniasyon tentoryum kenarında, tonsiller herniasyon ise foramen magnumda gerçekleşir.
Her herniasyon tipinin komşulukları nedeniyle etkilediği damar ve sinir yapıları farklıdır.
2
Unkal herniasyonun spesifik sonuçlarını (III. sinir, PCA, Duret, Kernohan) doğrulayın.
Medial temporal lobun basısı ile ipsilateral III. sinir (pupilla), PCA (görme alanı), beyin sapı arterleri (Duret) ve karşı pedünkül (Kernohan) etkilenir.
Bu yapılar anatomik olarak tentoryal insisura (çentik) çevresinde yerleşmiştir.
3
Arteria serebri anterior (ACA) kompresyonunun hangi herniasyona ait olduğunu belirleyin.
ACA kompresyonu, singulat girusun falks serebri altından karşı tarafa itildiği subfalsin herniasyona özgüdür.
ACA, falks serebrinin serbest kenarı boyunca seyreder ve sadece subfalsin herniasyon sırasında basıya uğrar.

Anahtar Kavram

Beyin herniasyonlarının anatomik yerleşimleri ve vasküler/nörolojik komplikasyonları arasındaki ayırıcı tanı.

Daha Fazla Pratik

Tonsiller herniasyonun foramen magnum düzeyinde solunum ve kardiyak merkezleri nasıl etkilediğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 309Soru

4545 yaşında erkek hasta, buzda kayıp düşerek başının arka kısmını (oksipital bölge) sert zemine çarpıyor. Acil serviste yapılan kranyal bilgisayarlı tomografide (BT) darbe alanında sadece kafa derisinde laserasyon ve yumuşak doku şişliği izlenirken; frontal lobun orbital yüzeylerinde ve temporal pollerde parankimal hemorajik odaklar saptanıyor. Bu hastadaki parankimal beyin hasarı için en olası tanımlama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kontr-darbe (contrecoup) kontüzyonu

Cevap

Darbe noktasının tam karşısındaki beyin bölgelerinde (frontal ve temporal poller) oluşan bu hasar 'kontr-darbe (contrecoup) kontüzyonu' olarak adlandırılır.
Vakada tanımlanan hasar, darbe alınan oksipital bölgenin tam karşısındaki frontal lob inferioru ve temporal pollerde yer almaktadır. Hareket halindeki kafanın (düşme) sabit bir cisme çarpmasıyla oluşan bu 'zıt taraf' hasarı kontr-darbe (contrecoup) kontüzyonudur.

Adım Adım Çözüm

1
Travmanın mekanizmasını ve darbe noktasını belirle.
Oksipital bölgeye (başın arkası) doğrudan darbe söz konusudur.
Hastanın buzda kayıp arkaya düşmesi, darbenin oksipital yerleşimli olduğunu gösterir.
2
BT bulgularındaki hasar yerleşimini darbe noktasıyla karşılaştır.
Hasar darbe noktasında (oksipital) değil, tam karşısında (frontal/temporal) yer almaktadır.
Baş hareket halindeyken (düşme anı) gerçekleşen travmalarda beyin kafatası içinde hızla yer değiştirerek karşı duvara çarpar.
3
Darbe yönüne göre patolojik terminolojiyi eşleştir.
Kontr-darbe (contrecoup) hasarı tanısına ulaşılır.
Darbeye zıt yöndeki yaralanmalar kontr-darbe, darbe noktasındaki yaralanmalar darbe hasarıdır.

Anahtar Kavram

Hareket halindeki bir kafanın sert bir yüzeye çarpması (düşme gibi) durumunda, beynin kafatası içindeki hareketi nedeniyle darbe noktasının tam karşısında oluşan hasara kontr-darbe (contrecoup) kontüzyonu denir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 310Soru

Penetran kafa travması geçirmiş bir hastanın post-mortem incelemesinde, travma bölgesinde korteks ile üzerindeki dura mater arasında sıkı yapışıklık oluşturan, sert kıvamlı bir 'meningoserebral sikatris' (nedbe dokusu) tespit edilmiştir. Bu lezyonun histopatolojik yapısı değerlendirildiğinde, kan-beyin bariyerinin korunduğu saf iskemik (inmfarkt) lezyonların onarım sürecinden (gliozis) farklı olarak, aşağıdaki hücresel/moleküler bulgulardan hangisinin varlığı ayırt edicidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fibroblast kökenli kollajen liflerin birikimi

Cevap

Fibroblast kökenli kollajen liflerin birikimi
Santral Sinir Sistemi (SSS), diğer dokulardan farklı olarak onarım sürecinde fibroblastları ve kollajen üretimini (fibrozis) kullanmaz; bunun yerine astrositlerin proliferasyonu ve sitoplazmik uzantılarını artırmasıyla oluşan 'gliozis' mekanizmasını kullanır. Ancak bu kuralın önemli istisnaları vardır: Penetran kafa travmaları ve organize apseler. Penetran travmalarda dura mater ve glia limitansın bütünlüğü bozulduğunda, mezodermal kökenli fibroblastlar parankim içine göç eder ve kollajen sentezleyerek 'meningoserebral sikatris' adı verilen fibrotik-glial karışık bir skar dokusu oluşturur. Bu özellik, kan-beyin bariyeri ve meningeal bütünlüğün korunduğu iskemik lezyonlardan (saf gliozis) en önemli farktır.

Adım Adım Çözüm

1
SSS onarım mekanizmalarının genel kuralını hatırla
SSS parankiminde fibroblast bulunmadığı için onarım genellikle 'fibrozis' (kollajen) ile değil, 'gliozis' (astrosit proliferasyonu) ile gerçekleşir.
Temel patoloji bilgisinin hatırlanması.
2
İstisnai durumu (Penetran Travma) analiz et
Penetran travmalarda dura mater ve glia limitans yırtıldığı için, meningeal fibroblastlar beyin parankimine sızabilir.
Patofizyolojik mekanizmanın analizi.
3
İki durumu (İskemi vs Travma) karşılaştır
İskemik glioziste sadece astrositik skar varken, penetran travma sikatrisinde fibroblastlara bağlı kollajen birikimi (gerçek fibrozis) eklenir.
Ayırıcı tanının yapılması.

Anahtar Kavram

Meningoserebral Sikatris vs Gliozis Ayrımı
Soru 311Soru

44 yaşında bir çocuk, spastik kuadriplezi ve ağır mental retardasyon nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın öyküsünden, term (zamanında) doğduğu ancak doğum sırasında ciddi perinatal asfiksi ve uzamış hipoksi nedeniyle yenidoğan yoğun bakım ünitesinde 33 hafta izlendiği öğreniliyor. Çekilen kraniyal MRG'de serebral kortekste, özellikle sulkusların derinliklerinde belirgin atrofi ve incelme izlenirken, girus apekslerinin (tepelerinin) nispeten korunduğu ve bu durumun giruslara "mantar benzeri" bir görünüm kazandırdığı saptanıyor. Bu hastadaki nöropatolojik tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ulejiri

Cevap

Mantar benzeri girus görünümü ve sulkus derinliklerindeki atrofi ile karakterize olan nöropatolojik tablo ulejiridir.
Ulejiri (Ulegyria), perinatal hipoksik-iskemik hasar sonucunda serebral kortekste oluşan bir skarlaşma formudur. Sulkus derinlikleri, kan akımının en uç noktaları (watershed) olduğu için iskemiye girus apekslerinden daha duyarlıdır. Bu bölgelerdeki nöron kaybı ve gliozis sonucu sulkuslar incelip çökerken, apeksler geniş kalır; bu da tipik 'mantar' (mushroom) görünümünü oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik öyküyü değerlendir
Hastanın term doğduğu ve ağır perinatal asfiksi/hipoksi öyküsü olduğu belirlendi.
Perinatal hipoksik-iskemik ensefalopati (HİE), ulejiri ve PVL gibi tabloların ana etiyolojik faktörüdür.
2
Görüntüleme bulgularını analiz et
Sulkus derinliklerinde atrofi ve girus tepelerinde nispi korunma (mantar görünümü) saptandı.
Sulkus derinlikleri, serebral korteksin hipoksiye en duyarlı 'watershed' (sınır) bölgeleridir.
3
Bulguları patolojik tanıyla eşleştir
Mantar görünümü (mushroom-like gyri) ulejiri (ulegyria) için patognomoniktir.
Bu spesifik morfoloji, atrofik kortikal skarlaşmanın sonucudur.

Anahtar Kavram

Ulejiri, perinatal hipoksi sonrası sulkus derinliklerindeki watershed alanların selektif iskemik hasarı ve atrofiye uğraması ile oluşan mantar benzeri girus görünümüdür.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 312Soru

Santral sinir sisteminde (SSS) meydana gelen geri dönüşümsüz parankimal hasar sonrası gelişen hücresel yanıtlar, diğer dokulardaki onarım süreçlerinden belirgin farklılıklar gösterir. Özellikle iskemik bir olay sonrası doku bütünlüğünün yeniden sağlanması sürecinde glia hücrelerinin gösterdiği morfolojik ve fonksiyonel değişimler kronolojik bir seyir izler.

SSS'deki hücresel hasara yanıt ve onarım mekanizmaları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akut/subakut hasar evresinde izlenen gemistositik astrositler, zamanla sitoplazmik kütlelerini kaybederek ince ve yoğun fibriler uzantılar oluşturur ve kalıcı skarı (gliozis) meydana getirirler.

Cevap

Gemistositik astrositler, akut veya subakut SSS hasarı sırasında bol eozinofilik sitoplazma kazanan reaktif hücrelerdir ve sürecin ilerlemesiyle sitoplazmalarını kaybedip fibriler uzantılar geliştirerek kalıcı gliozis (skar) yapısına dönüşürler.
Doğru yanıt olan seçenek, astrositlerin reaktif değişimini kronolojik olarak açıklar. Hasar sonrası (iskemi, travma vb.) astrositler hipertrofiye uğrar, sitoplazmaları genişler ve eozinofilik bir görünüm alır (gemistositik astrosit). Bu hücreler yüksek miktarda ara filaman (GFAP) sentezler. Onarım ilerledikçe bu sitoplazmik kütle azalır ve hücreler ince, yoğun uzantılar bırakarak birbirine kenetlenmiş bir skar dokusu olan gliozisi oluştururlar.

Adım Adım Çözüm

1
SSS'deki onarımın temel hücresini belirle.
Astrositler (Gliozis).
SSS'de fibroblast proliferasyonu ve kollajen sentezi kısıtlıdır; yapısal destek astrositler tarafından sağlanır.
2
Reaktif astrositlerin morfolojik evrimini analiz et.
Erken dönemde gemistositik (bol sitoplazmalı), geç dönemde fibriler görünüm.
Gemistositik değişim, hücrenin metabolik ve yapısal (GFAP sentezi) hazırlık evresidir.
3
Diğer glia hücrelerinin hasara yanıtlarını karşılaştır.
Mikroglia fagositoz yapar (Gitter hücreleri), ependim ve oligodendrositler ise rejenere olamaz/duyarlıdır.
Hücrelerin embriyolojik kökenleri ve özelleşmiş fonksiyonları hasar yanıtını belirler.

Anahtar Kavram

Reaktif Gliosis ve Gemistositik Astrosit Evrimi

Daha Fazla Pratik

Alzheimer Tip II astrositleri ile gemistositik astrositlerin morfolojik farklarını ve klinik bağlamlarını (metabolik vs reaktif) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

Kronik hipertansiyonu olan hastalarda, bazal gangliyonlar ve talamus gibi derin gri cevher yapılarını besleyen küçük penetran arterlerde (örneğin talamostriat arterler) gelişen ve spontan intraserebral kanamalara yol açan anevrizma tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Charcot-Bouchard anevrizması

Cevap

Kronik hipertansiyon zemininde derin penetran arterlerde gelişen anevrizma tipi Charcot-Bouchard anevrizmasıdır.
Charcot-Bouchard anevrizmaları, sistemik hipertansiyonun etkisiyle özellikle talamostriat arterler gibi küçük çaplı damarların duvarında gelişen mikroanevrizmalardır. Bu anevrizmaların rüptürü bazal gangliyonlar, talamus, pons ve serebellum gibi bölgelerde masif intraserebral kanamalara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastadaki risk faktörünü ve etkilenen damar lokalizasyonunu analiz et.
Risk faktörü kronik hipertansiyon, etkilenen damarlar bazal gangliyonlardaki küçük penetran arterlerdir.
Hipertansiyonun santral sinir sistemindeki damarlarda yol açtığı spesifik patolojik değişiklikleri belirlemek gerekir.
2
Küçük damar anevrizmalarını ayırıcı tanıya al.
Bu lokalizasyonda ve hipertansiyonla ilişkili olan anevrizma Charcot-Bouchard tipidir.
Berry anevrizmaları Willis poligonu gibi daha büyük damarlarda görülürken, Charcot-Bouchard küçük damarları tutar.

Anahtar Kavram

Charcot-Bouchard anevrizmaları, kronik hipertansiyonun derin penetran arterlerde (mikrovasküler yapı) oluşturduğu hasar sonucu gelişir ve intraserebral kanamaya yol açar.

İpuçları

1
Bu anevrizmaların lokalizasyonu bazal gangliyonlar gibi beynin derin yapılarıdır.

Daha Fazla Pratik

İntraserebral kanamanın rüptüre anevrizma dışında diğer nedenlerini (AVM, amiloid anjiyopati) gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 314Soru

Kafa içi basınç artışına bağlı olarak gelişen singulat girusun falks serebri altına doğru yer değiştirmesi (subfalsin herniasyon) sonucunda, aşağıdaki vasküler yapılardan hangisinin basıya uğraması ve buna bağlı sekonder iskemik hasar gelişmesi en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anterior serebral arter

Cevap

Subfalsin herniasyon sonucunda basıya uğrayan vasküler yapı anterior serebral arterdir.
Doğru cevap anterior serebral arterdir çünkü subfalsin herniasyon sırasında singulat girus falks serebri altına doğru yer değiştirdiğinde, korpus kallozumun üzerinde seyreden anterior serebral arter dalları falksın sert kenarı ile beyin dokusu arasında sıkışarak iskemi ve infarkta yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Herniasyon tipini ve anatomik lokalizasyonunu belirle.
Subfalsin herniasyon, singulat girusun falks serebri altına itilmesiyle oluşur.
Soruda belirtilen klinik tablonun anatomik sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Bu bölgedeki komşu vasküler yapıları hatırla.
Anterior serebral arter (ACA), falks serebriye yakın seyreder.
Herniasyon sırasında hangi yapının bası altında kalacağını belirlemek için anatomik komşuluk bilgisi şarttır.
3
Vasküler basının sonucunu değerlendir.
ACA basısı sonucunda ilgili beyin alanlarında iskemik infarkt gelişebilir.
Herniasyonun sekonder etkisini doğrulamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Subfalsin (singulat) herniasyonun en önemli vasküler komplikasyonu anterior serebral arter basısıdır.
Tahmini Süre:45s
Soru 315Soru

Kafa içi basınç artışı sonucu temporal lobun medial kısmının (unkus) tentoryum serebelli serbest kenarından aşağıya doğru yer değiştirmesi ve genellikle aynı taraflı IIIIII. kranyal sinir basısı bulgularına yol açmasıyla karakterize olan herniasyon tipi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Unkal (transtentoryal) herniasyon

Cevap

Unkal (transtentoryal) herniasyon, temporal lob medialinin tentoryum kenarından fıtıklaşarak aynı taraf okülomotor sinir basısına yol açan tablodur.
Unkal (transtentoryal) herniasyon, kafa içi yer kaplayan kitlelerin etkisiyle temporal lobun medial kenarının tentoryum serebelli boyunca aşağı doğru itilmesidir. Bu süreçte tentoryum kenarında bulunan okülomotor sinir (IIIIII. sinir) bası altında kalır, bu da aynı tarafta pupil dilatasyonu ve göz hareketlerinde kısıtlılık gibi tipik bulgulara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Anatomik lokalizasyonu belirle
Temporal lobun unkus bölgesi
Soruda belirtilen başlangıç noktası unkus (medial temporal lob) olduğu için.
2
Herniasyon yolunu takip et
Tentoryum serebelli serbest kenarı
Unkusun fıtıklaştığı anatomik bariyer tentoryumdur.
3
Klinik sonuçla eşleştir
İpsilateral IIIIII. sinir (okülomotor) basısı
Anatomik olarak unkusun tentoryumu geçtiği noktada okülomotor sinir bası altında kalır.

Anahtar Kavram

Unkal herniasyonun anatomik temeli ve III. kranyal sinir ilişkisi

Daha Fazla Pratik

Unkal herniasyonun ilerleyen evrelerinde karşı taraf serebral pedinkül basısına bağlı gelişen 'Kernohan çentiği' fenomenini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 316Soru

3232 yaşında bir erkek hasta, akut başlayan yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve koku halüsinasyonları ile acil servise getiriliyor. Nörolojik muayenesinde konfüzyon ve oryantasyon bozukluğu saptanıyor. Beyin omurilik sıvısı (BOSBOS) incelemesinde lenfositik pleositoz, artmış protein ve çok sayıda eritrosit izleniyor. Manyetik rezonans görüntülemede (MRGMRG) inferior ve medial temporal loblarda ödem ve hemorajik alanlar saptanıyor. Bu hastada beyin biyopsisinde izlenmesi beklenen en karakteristik histopatolojik bulgu aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nöron ve glia hücrelerinde Cowdry tip A intranükleer inklüzyonlar

Cevap

Herpes Simplex Virüs tip 1 (HSV-1) ensefalitinde görülen Cowdry tip A intranükleer inklüzyonlar
Vakada tarif edilen akut ateş, temporal lob tutulumu, koku halüsinasyonları ve BOS'taki hemorajik bulgular HSV-1 ensefaliti tanısını koydurur. Bu hastalığın patognomonik histopatolojik bulgusu, nükleus içerisinde etrafı halo ile çevrili eozinofilik Cowdry tip A intranükleer inklüzyon cisimcikleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Akut ateş, koku halüsinasyonları ve temporal lob tutulumu saptandı.
HSV-1 ensefaliti tipik olarak temporal lobları ve limbik sistemi tutarak karakteristik klinik tablolar oluşturur.
2
BOS ve laboratuvar bulgularını yorumla
Hemorajik pleositoz saptandı.
HSV-1 ensefaliti nekrotizan ve hemorajik karakterde olduğu için BOS'ta eritrosit görülmesi beklenen bir bulgudur.
3
Histopatolojik korelasyon kur
Cowdry tip A inklüzyonları belirlendi.
Robbins Patoloji kriterlerine göre HSV-1'in en karakteristik morfolojik bulgusu hem nöronlarda hem de glia hücrelerinde görülen intranükleer eozinofilik Cowdry A cisimcikleridir.

Anahtar Kavram

HSV-1 Ensefaliti Morfolojisi
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 317Soru

28 haftalık olarak doğan ve neonatal yoğun bakım ünitesinde izlenen bir prematüre bebekte, gelişen hipotansiyon ve hipoksi sonrası spastik motor gerilik saptanmıştır. Kranial MR görüntülemesinde lateral ventriküllerin komşuluğundaki beyaz cevherde küçük kavitasyon odakları ve çevresinde gliozis izlenmektedir. Bu tablo (periventriküler lökomalazi) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hasar odakları başlangıçta koagülasyon nekrozu şeklinde olup zamanla likefaksiyon nekrozu ve kavitasyona ilerler.

Cevap

Periventriküler lökomalazi (PVL) lezyonları başlangıçta fokal koagülasyon nekrozu odakları şeklinde izlenir ve zamanla kavitasyon/gliozise ilerler.
Periventriküler lökomalazi (PVL) lezyonları makroskopik olarak 'tebeşir beyazı' noktalar şeklinde görülen fokal koagülasyon nekrozu alanları ile başlar. Bu alanlar zamanla MSS'ye özgü temizlenme süreçleri sonucunda likefaksiyon nekrozuna uğrar, kavitasyonlar (boşluklar) oluşur ve çevresinde gliozis (astrosit hiperplazisi) ile distrofik kalsifikasyonlar gelişir.

Adım Adım Çözüm

1
Vakanın klinik ve radyolojik bulgularını değerlendir.
Prematüre doğum, hipoksi öyküsü ve periventriküler kavitasyonlar 'Periventriküler Lökomalazi (PVL)' tanısını koydurur.
PVL, prematüre bebeklerde görülen en tipik iskemik beyin hasarıdır.
2
PVL'nin hücresel ve patolojik temelini analiz et.
Hasar, periventriküler 'watershed' bölgelerindeki pre-oligodendrositlerin hipoksiye duyarlılığı nedeniyle oluşur.
Bu hücrelerin kaybı miyelinasyon bozukluğuna ve spastisiteye yol açar.
3
Nekrozun morfolojik gelişimini belirle.
Erken evrede koagülasyon nekrozu, geç evrede ise likefaksiyon nekrozu ve kavitasyon izlenir.
MSS dokusunda hipoksi genellikle doğrudan likefaksiyona yol açsa da, PVL'de koagülasyon nekrozu evresi dökümante edilmiştir.

Anahtar Kavram

Periventriküler lökomalazi, prematüre bebeklerde periventriküler beyaz cevherin iskemik nekrozu olup, patogenezinde pre-oligodendrosit duyarlılığı ve koagülasyon nekrozundan kavitasyona ilerleyen bir morfoloji izlenir.

Alternatif Yöntem

PVL (prematüre hasarı) ile Ulegyria (miyadında/term hasarı) arasındaki farkları karşılaştırmak tanıyı netleştirir. PVL periventriküler beyaz cevheri tutarken, Ulegyria kortikal girusları (sulkus derinliklerini) tutarak mantar şeklinde görünüm oluşturur.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 318Soru

Nöromiyelitis optika (Devic hastalığı) tanısı alan bir hastanın santral sinir sistemi lezyonlarında izlenen morfolojik değişiklikler ve immünopatogenez ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Lezyonlarda kompleman aktivasyonu ve vasküler yapılarda immünglobulin birikimi karakteristiktir.

Cevap

Nöromiyelitis optikada lezyonlarda kompleman aktivasyonu ve vasküler yapılarda immünglobulin birikimi izlenmesi doğru ifadedir.
Nöromiyelitis optika (NMO), astrositlerdeki AQP4AQP4 kanallarına karşı gelişen antikorlar ve bu antikorların tetiklediği kompleman aktivasyonu ile giden bir süreçtir. Bu nedenle lezyon alanlarında, özellikle damar çevrelerinde immünglobulin ve kompleman birikimi karakteristik bir histopatolojik bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Nöromiyelitis optika (NMO) patogenezini hatırla.
NMO, hümoral bir yanıttır ve sıklıkla astrositlerdeki AQP4AQP4 (akvapurin-4) su kanallarına karşı gelişen antikorlarla ilişkilidir.
MS'ten farklı olarak hümoral mekanizmalar (antikor ve kompleman) baş roldedir.
2
Morfolojik ve laboratuvar bulgularını karşılaştır.
NMO'da vasküler yapılarda immünglobulin ve kompleman birikimi (Tip 2 hipersensitivite benzeri) görülürken, BOS'ta oligoklonal bant sıklıkla izlenmez.
Hastalığın immunopatolojik doğası morfolojik bulguları belirler.

Anahtar Kavram

Nöromiyelitis Optika İmmünopatogenezi
Soru 319Soru

2727 haftalık olarak doğan bir prematüre bebekte, doğumdan 4848 saat sonra ani gelişen fontanel gerginliği, nöbet ve hematokrit değerinde düşüş saptanmıştır. Kraniyal ultrasonografide lateral ventrikül içine açılan yoğun hemoraji izlenmiştir. Bu klinik tabloda kanamanın en olası kaynağı olan yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Germinal matriks

Cevap

Germinal matriks
Germinal matriks, gelişmekte olan beyinde kaudat nukleus ve talamus arasında bulunan, oldukça vaskülarize ancak destek dokusu zayıf, frajil bir yapıdır. Özellikle prematüre bebeklerde (3232 haftadan küçüklerde) perinatal hipoksi, hiperkarbi veya kan basıncı değişiklikleri bu damarların rüptüre olmasına ve intraventriküler kanamaya yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik verileri analiz et
Bebek 2727 haftalık (prematüre) ve postnatal 2.2. günde intraventriküler kanama bulguları (fontanel gerginliği, hematokrit düşüşü) mevcut.
Vakanın risk faktörlerini ve semptomlarını belirlemek için gereklidir.
2
Prematürelerdeki kanama mekanizmasını hatırla
Prematüre bebeklerde subependimal bölgede yer alan germinal matriks, hipoksi ve hipotansiyona karşı oldukça hassastır.
Kanamanın anatomik kökenini belirlemek için patofizyolojik bilgi kullanılır.
3
Anatomik lokasyonu doğrula
Germinal matriks kanaması genellikle kaudat nukleus ile talamus arasındaki oluktan başlar ve ventrikül içine açılabilir.
En olası kaynağı kesinleştirmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Prematürelerde intraventriküler kanamanın en sık kaynağı subependimal germinal matrikstir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 320Soru

Multipl skleroz (MSMS) plaklarının histopatolojik incelemesinde görülebilen ve miyelin kılıflarının normalden daha ince olması ile karakterize "gölge plaklar" (shadow plaques) aşağıdakilerden hangisini yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kısmi remiyelinizasyonun gerçekleştiği alanları

Cevap

Gölge plaklar (shadow plaques), Multipl skleroz lezyonlarında kısmi remiyelinizasyonun gerçekleştiği alanları temsil eder.
Gölge plaklar (shadow plaques), Multipl skleroz lezyonlarının sınırlarında veya merkezinde görülebilen, miyelin kılıflarının normalden çok daha ince olduğu alanlardır. Bu görünüm, harap olan orijinal miyelinin yerine, sağlam kalan veya yeni göç eden oligodendrositler tarafından gerçekleştirilen 'kısmi remiyelinizasyonu' yansıtır. Sınırların belirsizleşmesi, yeni oluşan miyelinin yoğunluğunun az olmasından kaynaklanır.

Adım Adım Çözüm

1
MSMS plak tiplerini (aktif, inaktif ve gölge plak) morfolojik olarak tanımla.
Aktif plaklarda miyelin yıkımı ve makrofajlar; inaktif plaklarda miyelin kaybı ve gliozis; gölge plaklarda ise ince miyelin kılıfları izlenir.
Tanılar arasındaki morfolojik ayrımı yapmak için evreleri bilmek gerekir.
2
"Gölge plak" teriminin biyolojik karşılığını analiz et.
İnce miyelin kılıfları, oligodendrositlerin hasarlı bölgede yeni ama yetersiz miyelin üretmeye çalıştığını gösterir.
Miyelin inceliği ve belirsiz sınırlar remiyelinizasyonun tipik bulgusudur.
3
Doğru seçeneği onayla.
Kısmi remiyelinizasyon seçeneği bulgularla tam uyumludur.
Diğer seçenekler aktif yıkımı, tamamen kaybı veya farklı patojenleri (viral) ifade etmektedir.

Anahtar Kavram

Multipl sklerozda gölge plaklar, patolojik olarak remiyelinizasyonun göstergesidir.

Daha Fazla Pratik

MS plaklarının MRIMRI bulguları ile histopatolojik evreleri arasındaki korelasyonu inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 16 / 17Sonraki
Sinir Sistemi Patolojisi — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin