Endokrinoloji ve Metabolizma

491 soru

Soru 321Soru

44 haftalık, dış görünümü dişi (Prader evre 1) olan bir bebek, inguinal bölgelerde saptanan kitleler nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHg (>95.>95. persantil) olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 144144 mEq/L, potasyumu 2,92,9 mEq/L ve kan gazında hafif metabolik alkaloz saptanıyor. Karyotip analizi 46,XY46,XY olarak sonuçlanan hastada bazal ve ACTH uyarısı sonrası 1717-hidroksiprogesteron ve dehidroepiandrosteron (DHEA) düzeyleri saptanamayacak kadar düşük, ancak 1111-deoksikortikosteron (DOC) ve kortikosteron düzeyleri belirgin yüksek bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 1717-alfa hidroksilaz eksikliği

Cevap

1717-alfa hidroksilaz eksikliği, 46,XY46,XY karyotipine sahip bir bireyde androjen sentezlenememesi nedeniyle dişi dış genital yapıya ve mineralokortikoid fazlalığına bağlı hipertansiyona neden olan tablodur.
Verilen vakada 46,XY46,XY karyotipine rağmen dişi fenotipin olması, testosteron ve diğer androjenlerin sentezinde bir sorun olduğunu gösterir. Buna eşlik eden hipertansiyon ve hipokalemi, mineralokortikoid etkili hormonların (DOC gibi) arttığını kanıtlar. 1717-alfa hidroksilaz enzimi eksik olduğunda, kolesterol türevleri ne kortizol ne de androjen yoluna girebilir; tek açık yol olan mineralokortikoid yolu (DOC sentezi) aşırı aktive olur. 1717-OHP'nin düşük olması da bu blokajın yerini (progesterondan sonrasını) doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
46,XY46,XY karyotip, dişi dış fenotip, inguinal gonadlar ve hipertansiyon.
Bu kombinasyon, hem androjen eksikliğini hem de mineralokortikoid fazlalığını işaret eder.
2
Elektrolit ve hormon düzeylerini değerlendir.
Hipokalemi, düşük 1717-OHP, düşük DHEA ve yüksek DOC.
1717-alfa hidroksilaz enziminin hem 1717-hidroksilaz (kortizol yolu) hem de 17,2017,20-liyaz (androjen yolu) aktivitesinin durduğunu gösterir.
3
Ayırıcı tanı yap.
1111-beta hidroksilaz eksikliğinde androjenler yüksektir (virilizasyon), 2121-hidroksilazda ise hipertansiyon görülmez.
Hipertansiyon ile seyreden iki KAH tipinden dişi fenotip/46,XY46,XY uyumu sadece 1717-alfa eksikliğinde bulunur.

Anahtar Kavram

1717-alfa hidroksilaz eksikliği; kortizol ve cinsiyet steroidlerinin sentezlenemediği, progesteronun DOC ve kortikosteron yoluna kayarak mineralokortikoid fazlalığı yarattığı nadir bir konjenital adrenal hiperplazi formudur.
Soru 322Soru

66 yaşında bir kız çocuk, son bir yıldır boyunun uzamaması şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayene ve antropometrik ölçümlerde boyu 105105 cm (<3<3. persentil), vücut ağırlığı 1919 kg (255025-50. persentil) olarak saptanıyor. Çocuğun bir yıl önceki boyunun 102102 cm olduğu öğreniliyor. Kemik yaşı 44 yaş ile uyumlu bulunan hastanın annesinin boyu 155155 cm, babasının boyu 170170 cm'dir. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyüme hormonu eksikliği

Cevap

Büyüme hormonu eksikliği
Hastada yıllık büyüme hızı 33 cm/yıl olarak hesaplanmıştır, bu değer 66 yaşındaki bir çocuk için kesinlikle patolojiktir (<5<5 cm/yıl). Vücut ağırlığının boya göre daha yüksek bir persentilde olması (255025-50. persentil) ve kemik yaşının takvim yaşından belirgin şekilde geri olması (22 yıl), büyüme hormonu eksikliği gibi endokrin patolojileri işaret eden klasik bir tablodur.

Adım Adım Çözüm

1
Yıllık büyüme hızını hesapla.
105105 cm - 102102 cm = 33 cm/yıl.
66 yaşındaki bir çocuk için yıllık büyüme hızının en az 55 cm olması gerekir; 33 cm/yıl patolojiktir.
2
Boy ve vücut ağırlığı persentillerini kıyasla.
Boy <3<3. persentil, ağırlık 255025-50. persentil.
Vücut ağırlığının boya göre daha iyi korunmuş olması, malnütrisyon veya sistemik hastalıklardan ziyade endokrin nedenleri (büyüme hormonu eksikliği, hipotiroidi) ön plana çıkarır.
3
Kemik yaşı ve hedef boyu değerlendir.
Kemik yaşı 22 yıl geri (44 yaş); hedef boy 156156 cm.
Hedef boy hesabı: (155+17013)/2=156(155 + 170 - 13) / 2 = 156 cm. Kemik yaşının belirgin geri olması patolojik süreçleri destekler.

Anahtar Kavram

Büyüme hızı patolojik olan ve vücut ağırlığı boya göre daha iyi korunmuş olan kısa çocuklarda öncelikle endokrin nedenler araştırılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

Büyüme hormonu eksikliği düşünülen hastalarda tanı için yapılacak uyarı testlerini ve IGF-1/IGFBP-3 düzeylerinin yorumlanmasını gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 323Soru

1212 yaşında bir erkek çocuk, boy kısalığı yakınmasıyla polikliniğe getiriliyor. Yapılan fizik muayene ve tetkiklerinde boyu 33. persentilin altında, yıllık boy uzama hızı 55 cm/yıl (yaşına göre normal) ve kemik yaşı 99 yaş ile uyumlu bulunuyor. Öyküsünden babasının da lise son sınıfta boyunun aniden uzadığı öğreniliyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapısal büyüme ve puberte gecikmesi

Cevap

Yapısal büyüme ve puberte gecikmesi
Verilen vakada büyüme hızının normal olması (55 cm/yıl), kemik yaşının takvim yaşından geri olması ve ailede (babada) geç puberte/geç boy atma öyküsü, tipik olarak yapısal büyüme ve puberte gecikmesini tanımlar. Bu çocuklarda puberte ile birlikte büyüme atağı gerçekleşir ve nihai boyları genellikle normal sınırlarda tamamlanır.

Adım Adım Çözüm

1
Yıllık büyüme hızını değerlendir.
Normal (55 cm/yıl)
Varyant büyüme şekilleri (yapısal veya ailevi) normal büyüme hızı ile karakterizedir; patolojik durumlarda hız düşüktür.
2
Kemik yaşını kronolojik yaşla kıyasla.
Geri (99 yaş vs 1212 yaş)
Kemik yaşının geri olması, büyüme potansiyelinin devam ettiğini ve boy kısalığının kalıcı olmayabileceğini gösterir.
3
Aile öyküsü ile sentez yap.
Babanın geç uzaması (geç puberte) yapısal gecikmeyi destekler.
Yapısal büyüme ve puberte gecikmesi sıklıkla ailesel geçiş gösteren fizyolojik bir varyanttır.

Anahtar Kavram

Normal büyüme hızı ve geri kemik yaşı ile seyreden, ailede geç puberte öyküsünün eşlik ettiği tablo 'Yapısal Büyüme ve Puberte Gecikmesi'dir.

Daha Fazla Pratik

Yapısal büyüme gecikmesi olan çocukların nihai boy beklentisi ile ailevi boy kısalığı olanların farkını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 324Soru

33 yaşındaki bir erkek çocuk, son 66 aydır fark edilen boyda hızlı uzama ve genital bölgede tüylenme şikayetleriyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boyu yaş grubuna göre 97.97. persantilde, penis boyu artmış ve her iki testis hacmi 10mL10 \, mL (pubertal) olarak saptanıyor. Anamnezinde, çocuğun bebeklik döneminden itibaren ara ara gelen ve kontrol edilemeyen "gülme atakları" olduğu öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde kemik yaşı 55 yaş ile uyumlu, bazal LHLH düzeyi 3.8mIU/mL3.8 \, mIU/mL (yüksek) bulunuyor. Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hipotalamik hamartom

Cevap

Hipotalamik hamartom
Doğru seçenek olan hipotalamik hamartom, özellikle 33 yaşın altındaki erkek çocuklarda santral puberte prekoksun en sık görülen yapısal nedenidir. Bu hastalarda hamartomun kitle etkisinden veya GnRH pulsatilitesini tetiklemesinden dolayı erken puberte gelişir. Ayrıca bu lezyonlara özgü gelastik (gülme) nöbetler tanı koydurucu en önemli klinik ipucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın puberte tipini belirle
Testislerin bilateral büyümesi (10mL10 \, mL) ve bazal LHLH düzeyinin yüksekliği (3.8mIU/mL3.8 \, mIU/mL), tablonun GnRH bağımlı (santral) puberte prekoks olduğunu gösterir.
Periferik pubertede LHLH baskılanmış olur; santral pubertede ise hipotalamo-hipofizer aks aktive olmuştur.
2
Eşlik eden nörolojik bulguyu analiz et
Kontrol edilemeyen gülme atakları (gelastik nöbetler), hipotalamik bölgedeki lezyonlarla ilişkilidir.
Gelastik nöbetler, hipotalamik hamartomların karakteristik bir klinik sunumudur.
3
Tanıyı birleştir
Erken yaşta başlayan santral puberte prekoks ve gelastik nöbet birlikteliği hipotalamik hamartomu işaret eder.
Hamartomlar GnRH salgılayarak aksı vaktinden önce aktive ederler.

Anahtar Kavram

Santral puberte prekoks nedenleri arasında yer alan hipotalamik hamartomlar, karakteristik olarak gelastik nöbetlerle (gülme atakları) prezente olabilirler.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 325Soru

Yenidoğan döneminde beslenme güçlüğü ve letarji ile getirilen bir bebeğin idrarında karakteristik olarak "çemen kokusu" (akçaağaç şurubu) saptanması durumunda, aşağıdaki enzimlerden hangisinin eksikliği en olasıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dallı zincirli α\alpha-ketoasit dehidrogenaz

Cevap

Dallı zincirli α\alpha-ketoasit dehidrogenaz enzim eksikliği
İdrarda çemen veya akçaağaç şurubu kokusu saptanması, dallı zincirli amino asitlerin (lösin, izolösin, valin) yıkımında görevli olan dallı zincirli α\alpha-ketoasit dehidrogenaz enzim kompleksinin eksikliğine işaret eder. Bu durum Akçaağaç Şurubu İdrar Hastalığı (MSUD) olarak bilinir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ipucunu değerlendir.
İdrarda saptanan "çemen kokusu" (akçaağaç şurubu kokusu).
Bu koku pediatrik metabolizma hastalıkları arasında patognomonik bir bulgudur.
2
Tanımlanan hastalık ile enzim ilişkisini kur.
Akçaağaç Şurubu İdrar Hastalığı (MSUD).
Hastalık ismini idrara geçen dallı zincirli amino asit metabolitlerinin kokusundan alır.
3
Eksik olan enzimi belirle.
Dallı zincirli α\alpha-ketoasit dehidrogenaz kompleksi.
Lösin, izolösin ve valin gibi dallı zincirli amino asitlerin metabolizmasındaki temel blok bu enzimdedir.

Anahtar Kavram

Metabolik hastalıklarda idrar kokusu ile enzim eksikliği eşleştirmesi

Daha Fazla Pratik

Diğer amino asit metabolizma bozukluklarında (Tirozinemi, İzovalerik Asidemi) görülen spesifik koku bulgularını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 326Soru

İki yaşındaki bir erkek çocuk, sabahları tekrarlayan bayılma ve nöbet geçirme şikayetleri ile pediatri polikliniğine getiriliyor. Öyküsünden bu atakların genellikle uzun süreli açlık sonrası ortaya çıktığı öğreniliyor. Fizik muayenesinde boy ve ağırlık 10.10. persentilde saptanıyor; ancak belirgin bir organomegali veya dismorfik bulgu saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde sabah açlık kan şekeri 34 mg/dL34\text{ mg/dL}, idrar ketonu (+++)(+++) ve laktat düzeyi 0.9 mmol/L0.9\text{ mmol/L} (normal) bulunuyor. Hastaya test amaçlı karbonhidratlı bir öğün yedirildikten 6060 dakika sonra kan şekerinin 210 mg/dL210\text{ mg/dL}'ye çıktığı ve laktat düzeyinin 4.8 mmol/L4.8\text{ mmol/L}'ye yükseldiği gözleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glikojen sentaz eksikliği (Glikojen depo hastalığı tip 0)

Cevap

Glikojen sentaz eksikliği (Glikojen depo hastalığı tip 0)
Glikojen sentaz eksikliği (GSD Tip 0), karaciğerde glikojen üretiminin yetersizliği ile karakterizedir. Açlık sırasında glikojen deposu olmadığı için hızla hipoglisemi ve yağ asidi oksidasyonu sonucu ketozis gelişir. Ancak diğer klasik GSD'lerden farklı olarak hepatomegali görülmez. Yemek sonrası alınan glikoz glikojene dönüştürülemediği için kan şekeri hızla yükselir (hiperglisemi) ve fazla glikoz laktat yoluna saparak hiperlaktatemiye neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et
Uzun süreli açlık sonrası ketotik hipoglisemi ve nöbet saptandı.
Hastanın metabolik bir defekti olduğunu doğrulamak için açlık yanıtı incelenmelidir.
2
Fizik muayene bulgularını değerlendir
Hepatomegali saptanmadı.
Hepatomegalinin yokluğu, karaciğerde glikojen depolanamadığını veya sorunun depo artışı değil, üretim eksikliği olduğunu gösterir.
3
Tokluk (postprandial) laboratuvar yanıtını incele
Yemek sonrası hiperglisemi ve paradoksal hiperlaktatemi saptandı.
Glikojen sentaz eksikliğinde glikoz glikojene çevrilemez, bu yüzden glikoliz yoluna girerek laktat artışına neden olur.
4
Ayırıcı tanı yap
GSD tip 1a ve Fruktoz 1,6-bifosfataz eksikliği açlıkta laktatı yükseltirken, GSD 0'da açlıkta laktat normaldir.
Laktatın açlıkta mı yoksa toklukta mı yükseldiği en önemli ayırıcı kriterdir.

Anahtar Kavram

Glikojen sentaz eksikliği (GSD Tip 0), glikojen depolanamaması nedeniyle hepatomegali görülmeyen tek klasik glikojen depo hastalığıdır ve toklukta hiperlaktatemi ile karakterizedir.

Daha Fazla Pratik

Karbonhidrat metabolizması bozukluklarında laktat, ürik asit ve lipid düzeylerinin açlık/tokluk durumuna göre değişimlerini içeren bir tabloyu inceleyin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 327Soru

On dört yaşındaki erkek hasta, son 3 haftadır artan çok su içme ve sık idrara çıkma şikayetleri sonrasında gelişen karın ağrısı ve bilinç bulanıklığı ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenede mukozalar kuru, turgor azalmış ve derin-hızlı (Kussmaul) solunum mevcut. Laboratuvar tetkiklerinde; kan glukozu 540 mg/dL540 \text{ mg/dL}, pH 7.107.10, HCO3HCO_3^- 9 mEq/L9 \text{ mEq/L} ve serum potasyumu (K+K^+) 2.8 mEq/L2.8 \text{ mEq/L} olarak saptanıyor.

Bu hastanın tedavisinde öncelikli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsülin tedavisi ertelenerek, hemen intravenöz sıvı ve potasyum replasmanına başlanması

Cevap

İnsülin tedavisi ertelenerek, hemen intravenöz sıvı ve potasyum replasmanına başlanması
Diyabetik Ketoasidoz (DKA) tedavisinde insülin infüzyonuna başlamadan önce hastanın serum potasyum düzeyi mutlaka görülmelidir. İnsülin, potasyumu hücre içine sokarak serum düzeyini düşürür. Eğer başlangıç potasyumu <3.3 mEq/L< 3.3 \text{ mEq/L} (bazı rehberlerde <2.53.0< 2.5-3.0) ise, insülin tedavisi kesinlikle ertelenmeli, hasta hidrate edilirken agresif potasyum replasmanı yapılmalıdır. İnsülin ancak potasyum düzeyi güvenli sınıra (>3.3 mEq/L>3.3 \text{ mEq/L}) yükseldiğinde başlanmalıdır. Aksi takdirde gelişecek derin hipokalemi, ölümcül kardiyak aritmilere ve solunum kası paralizisine yol açabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik tablosunu ve laboratuvar değerlerini analiz et.
Diyabetik Ketoasidoz (DKA) tablosu mevcut (Glukoz >200> 200, pH <7.3< 7.3, HCO3<15HCO_3^- < 15). Ancak potasyum değeri kritik derecede düşük (2.8 mEq/L2.8 \text{ mEq/L}).
DKA tanısı doğrulandıktan sonra tedavi basamaklarının sırası hayati önem taşır.
2
Potasyum düzeyine göre insülin başlama kararını değerlendir.
Serum potasyumu <3.3 mEq/L< 3.3 \text{ mEq/L} ise insülin kesinlikle başlanmamalıdır.
İnsülin, potasyumu hücre içine sokar. Halihazırda hipokalemik (2.82.8) olan hastada insülin verilmesi, potasyumu hızla düşürerek solunum kası felci ve ölümcül aritmilere neden olur.
3
Doğru tedavi stratejisini belirle.
Önce sıvı ve agresif potasyum replasmanı yapılmalı, potasyum >3.3 mEq/L> 3.3 \text{ mEq/L} olunca insülin eklenmelidir.
Güvenli tedavi protokolü bu sırayı gerektirir.

Anahtar Kavram

DKA Yönetiminde Potasyum Sınırı
Soru 328Soru

77 yaşında bir erkek çocuk; okulda yerinde duramama, dikkat dağınıklığı ve çarpıntı yakınmaları ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve tartı 507550-75. persentilde, kalp hızı 112112/dakika (taşikardik) ve evre 22 diffüz guatr saptanıyor. Hastanın laboratuvar inceleme sonuçları aşağıdadır:

TetkikSonuçReferans Aralığı
TSH6.86.8 mIU/L0.54.50.5 - 4.5
Serbest T4T_43.23.2 ng/dL0.81.90.8 - 1.9
Serbest T3T_39.29.2 pg/mL2.35.02.3 - 5.0

Hipofiz MR incelemesi normal sınırlarda saptanan bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tiroid hormon direnci (TRβTR\beta mutasyonu)

Cevap

En olası tanı, tiroid hormon reseptör beta (TRβTR\beta) mutasyonuna bağlı gelişen tiroid hormon direncidir.
Laboratuvar verilerinde serbest T4T_4 ve T3T_3 yüksekliğine rağmen TSH'ın baskılanmaması (uygunsuz TSH salınımı), hipofiz MR'ın normal olması ve hastadaki DEHB benzeri semptomlar ile guatr varlığı tiroid hormon direncini (Refetoff sendromu) karakterize eder. Kalpte taşikardi görülmesinin nedeni, kalpteki ana reseptörün TRαTR\alpha olması ve mutasyonun genellikle TRβTR\beta reseptöründe gerçekleşmesidir.

Adım Adım Çözüm

1
Laboratuvar profilinin analiz edilmesi
Serbest T4T_4 ve serbest T3T_3 yüksekliği ile birlikte TSH'ın baskılanmamış (yüksek) olduğu görülmektedir.
Bu tablo 'uygunsuz TSH salınımı sendromu' olarak tanımlanır ve ayırıcı tanıda öncelikle tiroid hormon direnci ile TSH-oma düşünülür.
2
Görüntüleme bulgularının yorumlanması
Hipofiz MR'ın normal olması TSH salgılayan bir adenomu (TSH-oma) dışlar.
TSH-oma vakalarında genellikle MR'da adenom saptanır ve serum alfa-subunit düzeyi yüksek bulunur.
3
Klinik bulgularla korelasyon kurulması
Hastadaki dikkat eksikliği/hiperaktivite benzeri tablo ve taşikardi varlığı tiroid hormon direnciyle uyumludur.
Direnç genellikle TRβTR\beta reseptöründedir; kalpteki TRαTR\alpha reseptörleri normal olduğu için yüksek hormon düzeylerine taşikardi ile yanıt verilir.
4
Tanının kesinleştirilmesi
Genelleşmiş tiroid hormon direnci (GTHR) tanısı konur.
Klinik ve laboratuvar bulgularının bütünü TRβTR\beta gen mutasyonunu işaret eder.

Anahtar Kavram

Uygunsuz TSH salınımı (Inappropriate TSH secretion) görülen hastalarda hipofiz MR normal ise öncelikle tiroid hormon direnci düşünülmelidir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 329Soru

77 yaşında bir erkek çocuk, son 66 aydır başlayan okul başarısında belirgin düşme, dikkat eksikliği ve saldırganlık gibi davranış bozuklukları nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Öyküsünden daha önce gelişim basamaklarının yaşına uygun olduğu öğreniliyor. Fizik muayenesinde ciltte yaygın hiperpigmentasyon, alt ekstremitelerde spastisite, derin tendon reflekslerinde artış ve görme keskinliğinde azalma saptanıyor. Kraniyal MR incelemesinde pariyeto-oksipital bölgede simetrik beyaz cevher demiyelinizasyonu ve bu alanların periferinde kontrast tutulumu izleniyor. Bu hastada altta yatan temel metabolik kusur aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çok uzun zincirli yağ asitlerinin (VLCFA) peroksizomal β\beta-oksidasyonunun bozulması

Cevap

Temel metabolik kusur, çok uzun zincirli yağ asitlerinin (VLCFA) peroksizomlara taşınamaması sonucu β\beta-oksidasyonunun gerçekleştirilememesidir.
Hastanın klinik tablosu ve MR bulguları X-bağlı adrenolökodistrofi (X-ALD) ile tam uyumludur. Bu hastalıkta ABCD1ABCD1 genindeki mutasyon nedeniyle Çok Uzun Zincirli Yağ Asitleri (VLCFA) peroksizom içine taşınamaz. Peroksizom içinde gerçekleşmesi gereken β\beta-oksidasyon süreci aksar ve bu yağ asitleri plazma ile dokularda (özellikle MSS beyaz cevheri ve adrenal korteks) birikerek hasara yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
7 yaşında erkek hastada nörolojik regresyon, davranış bozukluğu ve hiperpigmentasyon saptandı.
Okul çağında başlayan regresyon ile hiperpigmentasyonun (adrenal yetmezlik) birlikteliği X-bağlı adrenolökodistrofi (X-ALD) için patognomoniktir.
2
Görüntüleme bulgularının yorumlanması
Posterior beyaz cevher tutulumu ve kontrast tutan inflamatuar zon belirlendi.
X-ALD'de demiyelinizasyon tipik olarak pariyeto-oksipital bölgeden başlar ve aktif demiyelinizasyon alanlarında kontrast tutulumu görülür.
3
Mekanizmanın belirlenmesi
ABCD1ABCD1 gen mutasyonu ve VLCFA birikimi.
Hastalıkta peroksizomal membran taşıyıcı proteini hatalıdır; bu durum VLCFA'ların oksidasyon için peroksizom içine girmesini engeller.

Anahtar Kavram

X-bağlı Adrenolökodistrofi (X-ALD), peroksizomal bir taşıma kusuru olup, çok uzun zincirli yağ asitlerinin birikimiyle karakterize nörodejeneratif ve endokrin bir hastalıktır.

Daha Fazla Pratik

Peroksizomal hastalıkların ayrımında plazma VLCFA düzeyleri ve biyokimyasal belirteçlerin önemini gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 330Soru

Üç günlük bir erkek bebek, beslenme sonrası başlayan tekrarlayan kusmalar ve hızlı nefes alıp verme (takipne) şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve hipotoni saptanmıştır. Laboratuvar incelemesinde; kan pHpH: 7.157.15, HCO3HCO_3: 1010 mEq/LmEq/L, plazma amonyak düzeyi: 220220 μg/dL\mu g/dL (normal: <100<100), anyon açığı artmış ve idrarda keton pozitif saptanmıştır. Bu bebekte en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonik asidemi

Cevap

Propiyonik asidemi
Laboratuvar verileri incelendiğinde; hastada derin bir metabolik asidoz (pHpH 7.157.15), artmış anyon açığı, hiperammonemi ve ketozis saptanmıştır. Bu dörtlü bulgu kümesi organik asidemiler (Propiyonik asidemi, Metilmalonik asidemi vb.) için tipiktir. Takipne, metabolik asidoza karşı gelişen kompenzatuar bir yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz durumunu değerlendir
pHpH: 7.157.15 ve HCO3HCO_3: 1010 mEq/LmEq/L değerleri metabolik asidozu gösterir.
Düşük pH ve düşük bikarbonat metabolik asidozun temel bulgularıdır.
2
Anyon açığını ve ketozisi kontrol et
Anyon açığı artmış ve idrarda keton pozitif bulunmuştur.
Bu bulgular organik asit birikimini (organik asidemi) destekler.
3
Amonyak düzeyini yorumla
Hiperammonemi (220220 μg/dL\mu g/dL) saptanmıştır.
Organik asidemilerde sekonder olarak üre döngüsü baskılanabilir ve hiperammonemi görülebilir.
4
Ayırıcı tanı yap
Metabolik asidoz + Artmış anyon açığı + Ketozis + Hiperammonemi kombinasyonu organik asidemiler için karakteristiktir.
Üre döngüsü bozukluklarında asidoz ve ketozis olmaması en önemli ayırıcı noktadır.

Anahtar Kavram

Yenidoğan döneminde hiperammonemiye eşlik eden metabolik asidoz ve ketozis varlığı, üre döngüsü bozukluklarından ziyade organik asidemileri düşündürür.
Tahmini Süre:45s
Soru 331Soru

1616 yaşında bir erkek çocuk, yaşıtlarının ergenliğe girmesine rağmen kendisinde henüz bir gelişme olmaması şikayetiyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde boyu 155155 cm (310.3-10. persentil), vücut ağırlığı 4848 kg (1025.10-25. persentil) ölçülüyor. Aksiller ve pubik tüylenmesi olmayan hastanın testis hacimleri her iki tarafta 22 ml (prepubertal) saptanıyor (Tanner evre 11). Hastanın tıbbi öyküsü derinleştirildiğinde çocukluğundan beri koku alma duyusunun olmadığı öğreniliyor. Laboratuvar incelemesinde bazal LH ve FSH düzeyleri saptama sınırının altında (<0.1< 0.1 mIU/mL), total testosteron düzeyi ise 1010 ng/dL'nin altında bulunuyor. LHRH stimülasyon testine prepubertal (yetersiz) yanıt alınan hastanın kemik yaşı 1313 yaş ile uyumlu bulunuyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kallmann sendromu

Cevap

Kallmann sendromu
Kallmann sendromu, GnRH sentezleyen nöronların embriyolojik dönemde hipotalamusa göçünün bozulması sonucu ortaya çıkar. Bu durum hem hipogonadotropik hipogonadizme (ergenlik gecikmesi) hem de olfaktör bulbusların gelişememesine bağlı olarak anozmi veya hipozmiye (koku alma bozukluğu) neden olur. Vakadaki düşük LH/FSH düzeyleri ve anozmi birlikteliği bu tanıyı doğrular.

Adım Adım Çözüm

1
Ergenlik gecikmesinin tanımlanması
1616 yaşında erkek çocukta Tanner evre 11 (testis hacmi <4< 4 ml) olması patolojiktir.
Erkeklerde 1414 yaşına kadar ergenlik belirtilerinin başlamaması gecikmiş puberte olarak kabul edilir.
2
Hipogonadizm tipinin belirlenmesi
LH, FSH ve testosteron düzeylerinin düşük olması hipogonadotropik hipogonadizmi gösterir.
Gonadotropinler düşükse sorun hipotalamo-hipofizer aks üzerindedir.
3
Eşlik eden klinik bulgunun değerlendirilmesi
Hastadaki anozmi (koku alamama) bulgusu saptanmıştır.
Anozmi, GnRH üreten nöronların olfaktör plakoddan göç edememesiyle ilişkili spesifik bir bulgudur.
4
Tanının netleştirilmesi
Hipogonadotropik hipogonadizm + anozmi = Kallmann sendromu.
Bu kombinasyon başka bir puberte bozukluğunda görülmez.

Anahtar Kavram

Anozmi ile seyreden hipogonadotropik hipogonadizm tablosunda ilk düşünülmesi gereken tanı Kallmann sendromudur.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 332Soru

Doğumdan sonraki 3.3. günde emmeme, kusma ve giderek artan uyuklama hali şikayetleriyle acil servise getirilen yenidoğan bebeğin fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları, hipotoni ve derin Kussmaul solunumu saptanıyor. Laboratuvar incelemelerinde aşağıdaki sonuçlar elde ediliyor:

ParametreSonuç
Kan şekeri4545 mg/dLmg/dL
Kan gazı pHpH7,127,12
HCO3HCO_3^-77 mEq/LmEq/L
Sodyum (Na+Na^+)138138 mEq/LmEq/L
Klor (ClCl^-)103103 mEq/LmEq/L
Plazma amonyak480480 μmol/L\mu mol/L
İdrarda keton(+++)(+++)
Lökosit sayısı2.800/mm32.800/mm^3
Trombosit sayısı85.000/mm385.000/mm^3

İdrar organik asit analizinde yüksek miktarda 33-hidroksipropiyonik asit ve metilsitrik asit atılımı gözlendiğine göre; bu hastada en olası enzim eksikliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Propiyonil-CoA karboksilaz

Cevap

Propiyonil-CoA karboksilaz eksikliği
Hastada saptanan bulgular (anyon açığı artmış metabolik asidoz, ketozis, hiperamonemi ve pansitopeni) tipik bir organik asidemi tablosudur. İdrar organik asit analizinde saptanan 33-hidroksipropiyonik asit ve metilsitrik asit artışı, propiyonil-CoA birikimini gösteren patognomonik bulgulardır. Bu metabolitlerin birikimi, propiyonil-CoA'nın metilmalonil-CoA'ya dönüşümünü sağlayan 'Propiyonil-CoA karboksilaz' enziminin eksikliğinde görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz dengesinin ve anyon açığının değerlendirilmesi
pH:7,12pH: 7,12 ve HCO3:7HCO_3^-: 7 mEq/LmEq/L ile metabolik asidoz; Anyon açığı: 138(103+7)=28138 - (103 + 7) = 28 (yüksek).
Metabolik asidemi ayırıcı tanısında anyon açığının hesaplanması ilk basamaktır.
2
Amonyak ve keton düzeylerinin analizi
Belirgin hiperamonemi (480480 μmol/L\mu mol/L) ve şiddetli ketonüri ((+++)(+++)).
Hiperamonemiye eşlik eden ketotik metabolik asidoz, üre döngüsü bozukluklarını dışlar ve organik asidemileri (OA) işaret eder.
3
Spesifik metabolitlerin ve hematolojik bulguların yorumlanması
Pansitopeni (lökopeni ve trombositopeni) ile birlikte idrarda 33-hidroksipropiyonat ve metilsitrat saptanması.
Bu metabolitler propiyonil-CoA birikimine bağlı olarak oluşan spesifik yan ürünlerdir ve Propiyonik Asidemi tanısını koydurur.
4
Enzim düzeyinde tanının kesinleştirilmesi
Propiyonil-CoA karboksilaz eksikliği.
Propiyonil-CoA'yı metilmalonil-CoA'ya çeviren biyotin bağımlı enzimdir; eksikliğinde belirtilen tablo ortaya çıkar.

Anahtar Kavram

Hiperamonemi, anyon açığı artmış metabolik asidoz, ketozis ve pansitopeni ile seyreden bir yenidoğanda idrarda 3-hidroksipropiyonat ve metilsitrat görülmesi Propiyonik Asidemi (Propiyonil-CoA karboksilaz eksikliği) için karakteristiktir.
Soru 333Soru

Annesi tarafından koltuk altında tüylenme fark edilen 66 yaşındaki kız çocuğunun fizik muayenesinde boy ve vücut ağırlığı 50.50. persentilde saptanıyor. Pubertal değerlendirmede Tanner evre 11 telarş (meme gelişimi yok) ve Tanner evre 22 pubarş (hafif pubik tüylenme) saptanıyor. Çekilen sol el-bilek grafisinde kemik yaşının takvim yaşı ile tam uyumlu olduğu görülüyor.

Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Prematür adrenarş

Cevap

Sunulan klinik tabloya göre en olası tanı prematür adrenarştır.
Prematür adrenarş, kızlarda 88 yaşından önce aksiller veya pubik tüylenmenin tek başına görülmesidir. Bu durumda boy uzaması normal sınırlardadır ve en önemlisi kemik yaşı takvim yaşına göre ileri değildir. Vaka sunumunda telarşın olmaması ve kemik yaşının uyumlu olması bu tanıyı kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın yaşını ve ilk şikayetini değerlendir
66 yaşında kız çocukta pubarş (tüylenme) başlamış.
Kızlarda 88 yaşından önce başlayan tüylenme patolojiktir ve puberte prekoks başlığı altında incelenir.
2
Eşlik eden diğer pubertal bulguları ve büyümeyi kontrol et
Telarş (meme gelişimi) yok, boy persentili (50.50. persentil) normal.
Gerçek pubertenin (santral) başladığını gösteren telarşın yokluğu, durumun izole bir androjen etkisi olabileceğini düşündürür.
3
Kemik yaşını yorumla
Kemik yaşı takvim yaşı ile uyumlu.
Kemik yaşının ilerlememiş olması, androjen maruziyetinin düşük düzeyde ve selim seyirli (prematür adrenarş) olduğunu kanıtlar.

Anahtar Kavram

İzole pubarş (tüylenme) ile gelen ve kemik yaşı ilerlememiş çocuklarda öncelikle prematür adrenarş düşünülmelidir.

Daha Fazla Pratik

Prematür adrenarş tanısı alan çocukların ileride polikistik over sendromu ve insülin direnci açısından risk altında olabileceğini unutmayın.
Tahmini Süre:45s
Soru 334Soru

Dış genital yapısında virilizasyon bulguları (Prader evre 33) saptanan 88 günlük bir kız bebek; emmede azalma, letarji ve yetersiz tartı alımı şikayetleri ile acil servise getiriliyor. Fizik muayenesinde dehidratasyon bulguları ve hiperpigmentasyon dikkati çekiyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum değeri 126 mEq/L126 \text{ mEq/L}, potasyum değeri 7.8 mEq/L7.8 \text{ mEq/L}, kan şekeri 52 mg/dL52 \text{ mg/dL} ve belirgin metabolik asidoz saptanıyor. Bu klinik tabloya neden olan en olası enzim yetersizliği aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 21-hidroksilaz eksikliği

Cevap

En olası tanı, hem mineralokortikoid eksikliğine bağlı tuz kaybı bulgularını hem de androjen fazlalığına bağlı virilizasyonu açıklayan 21-hidroksilaz eksikliğidir.
Vakada sunulan kız bebekteki virilizasyon (Prader 3), hiperpigmentasyon (yüksek ACTH) ve tuz kaybı bulguları (hiponatremi, hiperkalemi, asidoz), adrenal steroid sentez yolunda 21-hidroksilaz enziminin eksikliğini kesin olarak işaret eder. Bu blok, 17-OH progesteron birikimine ve bunun androjen yoluna kaymasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların analizi
Kız bebekte virilizasyon (ambigius genitale) ve adrenal kriz (hiponatremi, hiperkalemi, hipoglisemi) saptanmıştır.
Bu kombinasyon, kortizol ve aldosteron sentezinin bloklandığı, androjen sentezinin ise arttığı bir yolu işaret eder.
2
Ayırıcı tanı yapılması
11-beta ve 17-alpha hidroksilaz eksikliklerinde hipertansiyon beklenirken, bu vakada hipotansiyon/dehidratasyon mevcuttur.
Mineralokortikoid eksikliği ile seyreden tek virilize edici tip 21-hidroksilaz (ve nadiren 3-beta HSD) eksikliğidir.
3
En yaygın nedenin teyidi
Konjenital adrenal hiperplazi vakalarının %90-95'inden 21-hidroksilaz eksikliği sorumludur.
Tipik tuz kaybettiren klinik tablo ve kız bebekteki virilizasyon için ilk düşünülmesi gereken tanıdır.

Anahtar Kavram

21-hidroksilaz eksikliği; kortizol ve aldosteron sentezinde yetersizlik ile androjenlerin aşırı üretimi sonucunda kızlarda virilizasyon ve her iki cinste tuz kaybı kriziyle karakterizedir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 335Soru

İki günlük bir yenidoğanda; yaygın hipotoni, arefleksi ve nöbet geçirme nedeniyle yapılan fizik muayenede; geniş ön fontanel, ayrık süturlar, yüksek alın ve düzleşmiş yüz profili saptanıyor. Batın ultrasonografisinde masif hepatomegali ve böbreklerde çok sayıda kortikal kist izleniyor. Laboratuvar tetkiklerinde plazma çok uzun zincirli yağ asitleri (VLCFAVLCFA) düzeyinin belirgin arttığı, plazmalojen seviyesinin ise azaldığı saptanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları temel alındığında, hastadaki temel genetik ve biyokimyasal bozukluk aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Peroksizom biogenezinden sorumlu PEXPEX genlerinde mutasyon

Cevap

Hastada saptanan bulgular (dismorfizm, hipotoni, hepatomegali, renal kistler, VLCFAVLCFA artışı) peroksizom biogenez bozukluğu olan Zellweger sendromuna işaret eder ve temel bozukluk PEXPEX gen mutasyonlarıdır.
Vakada tanımlanan serebro-hepato-renal bulgular (hipotoni, dismorfizm, hepatomegali, böbrek kistleri) ve biyokimyasal veriler (VLCFAVLCFA artışı, plazmalojen düşüklüğü) Zellweger sendromu için tipiktir. Bu hastalık, peroksizomların biyogenezinden sorumlu olan PEXPEX genlerindeki (en sık PEX1PEX1) mutasyonlar sonucu gelişen bir peroksizom biogenez bozukluğudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik tabloyu analiz et.
Yenidoğan döneminde başlayan ağır hipotoni, nöbetler ve dismorfik yüz özellikleri (yüksek alın, geniş fontanel) saptanmıştır.
Bu bulgular 'serebro' (beyin) tutulumuna işaret eden peroksizomal bozuklukların habercisidir.
2
Organ tutulumlarını değerlendir.
Hepatomegali ve renal kortikal kistler belirlenmiştir.
Serebro-hepato-renal triad Zellweger sendromu için patognomoniktir.
3
Laboratuvar verilerini yorumla.
VLCFAVLCFA yüksekliği ve plazmalojen düşüklüğü izlenmiştir.
Peroksizomlar VLCFAVLCFA β\beta-oksidasyonu ve plazmalojen (eter lipid) sentezinden sorumludur; fonksiyon kaybı bu değerleri bozar.
4
Etiyolojik bozukluğu belirle.
Zellweger spektrumu hastalıklarının temelinde peroksizom biogenezini düzenleyen PEXPEX gen mutasyonları yatar.
Bu mutasyonlar organelin tamamen yokluğuna veya fonksiyon görememesine neden olur.

Anahtar Kavram

Zellweger Sendromu (Serebro-hepato-renal sendrom), peroksizom biogenez bozukluklarının en ağır formudur ve VLCFAVLCFA yüksekliği ile plazmalojen düşüklüğü karakteristiktir.

Alternatif Yöntem

Zellweger sendromunu hatırlamak için 'Serebro-Hepato-Renal' üçlemesini kullanabilirsiniz. Eğer bir soruda yenidoğan hipotonisi ile birlikte karaciğer ve böbrek kistleri veriliyorsa, ilk olarak peroksizomal biogenez bozukluğu düşünülmelidir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 336Soru

İki aylık bir kız bebek; kaba yüz görünümü, beslenme güçlüğü ve uzamış sarılık şikayetleri ile polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde boy ve kilo değerleri 10.10. persentilde saptanıyor; genişlemiş ön ve arka fontaneller, makroglossi ve umbilikal herni tespit ediliyor. Laboratuvar tetkiklerinde TSH: 9090 mIU/L (N: 0.550.5-5), serbest T4: 0.50.5 ng/dL (N: 0.92.30.9-2.3) olarak ölçülüyor. Yapılan Teknesyum-99m99m perteknetat sintigrafisinde normal tiroid lojunda radyoaktif madde tutulumu saptanmazken, dil kökünde (foramen çekum komşuluğunda) belirgin aktivite tutulumu izleniyor. Bu klinik ve radyolojik bulgular ışığında en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ektopik tiroid

Cevap

Ektopik tiroid (Lingual tiroid)
Sintigrafik incelemede tiroid lojunda aktivite tutulumu izlenmemesi ancak dil kökünde (foramen çekum düzeyi) radyoizotop tutulumunun saptanması, tiroid bezinin embriyolojik gelişimi sırasında boyundaki normal yerine inemediğini (ektopi) kanıtlar. Bu durum ektopik tiroid için patognomonik bir bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Geniş fontaneller, makroglossi, göbek fıtığı ve uzamış sarılık bulguları konjenital hipotiroidi tablosunu düşündürür.
Bu bulgular pediatrik yaş grubunda tiroid hormon eksikliğinin klasik fiziksel belirtileridir.
2
Laboratuvar verilerinin analizi
Yüksek TSH ve düşük serbest T4 düzeyleri primer konjenital hipotiroidi tanısını doğrular.
Primer hipotiroidide tiroid bezinden geri bildirim mekanizması bozulduğu için TSH belirgin yükselir.
3
Radyolojik (sintigrafi) bulguların yorumlanması
Lojda tutulum yokluğu ve dil kökündeki aktivite, bezin embriyolojik inişini tamamlayamadığını gösterir.
Ektopik tiroid, tiroid disgenezi grubunda yer alan ve sintigrafi ile kesinleştirilen bir anomalidir.

Anahtar Kavram

Ektopik tiroid, konjenital hipotiroidi vakalarında sintigrafide normal lojun boş olması ve başka bir alanda (en sık lingual) tutulum saptanması ile tanınır.

Daha Fazla Pratik

Konjenital hipotiroidi sintigrafisinde 'perklorat boşalma testi'nin hangi durumlarda (organifikasyon kusurları) kullanıldığını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 337Soru

Maternal öyküsünde özellik saptanmayan ve miadında doğan 33 günlük erkek bebek; beslenmeye başladıktan sonra gelişen emmeme, fışkırır tarzda kusma ve uyandırılamama şikayetleri ile acil servise getirilmiştir. Fizik muayenesinde hiperpneik ve letarjik saptanan hastanın laboratuvar incelemelerinde; kan gazında pH:7.52pH: 7.52, HCO3:24mEq/LHCO_3: 24 \, mEq/L, plazma amonyak düzeyi: 850μmol/L850 \, \mu mol/L (Normal: <100<100) ve idrarda keton negatif olarak saptanmıştır. Bu bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ornitin transkarbamilaz eksikliği

Cevap

Hiperamonemiye rağmen metabolik asidozun eşlik etmediği (hatta solunumsal alkalozun görüldüğü) ve ketozisin saptanmadığı tablo üre döngüsü bozuklukları için tipiktir; bu grupta en sık görülen hastalık ise ornitin transkarbamilaz eksikliğidir.
Vakada sunulan ciddi hiperamonemi (850μmol/L850 \, \mu mol/L), normal/yüksek pHpH (7.527.52) ve keton negatifliği, tipik bir üre döngüsü bozukluğu (UCD) tablosudur. Üre döngüsü bozukluklarında biriken amonyak, solunum merkezini doğrudan uyararak hiperpneye ve dolayısıyla solunumsal alkaloza yol açar. Seçenekler arasında yer alan ornitin transkarbamilaz eksikliği, bu grubun en sık görülen hastalığıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiperamonemi varlığını ve derecesini değerlendir.
Amonyak düzeyi 850μmol/L850 \, \mu mol/L saptanarak ciddi hiperamonemi doğrulanmıştır.
Yenidoğanda letarji ve kusmanın metabolik nedenlerini belirlemek için ilk basamaktır.
2
Kan gazı parametrelerini ve keton durumunu analiz et.
pH:7.52pH: 7.52 (alkaloz) ve idrarda keton negatif.
Organik asidemileri (asidoz ve keton +) üre döngüsü bozukluklarından (asidoz -) ayırt etmek için kritiktir.
3
Klinik ipuçlarını birleştirerek tanıyı belirle.
Alkalotik hiperamonemi tablosu üre döngüsü bozukluğunu işaret eder.
Amonyak, solunum merkezini uyararak takipne ve solunumsal alkaloza neden olur.

Anahtar Kavram

Yenidoğan dönemindeki hiperamonemik ataklarda ayırıcı tanı; anyon açığı olan metabolik asidoz (organik asidemiler) veya alkaloz/normal pH (üre döngüsü bozuklukları) üzerinden yapılır.
Soru 338Soru

1515 günlük bir erkek bebek, annesi tarafından vücudunda döküntüler ve idrarında belirgin bir koku fark edilmesi üzerine polikliniğe getirilmiştir. Fizik muayenede; bebeğin anne ve babasına kıyasla oldukça açık tenli olduğu, sarı saçlı ve mavi gözlü olduğu saptanıyor. Ayrıca gövde ve ekstremitelerde ekzematöz deri döküntüleri izleniyor. Bebeğin idrarında 'küf kokusu' (mousymousy odorodor) hissediliyor. Bu hastada saptanan pigmentasyon azlığının temel biyokimyasal mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek fenilalanin düzeylerinin tirozinaz enzimini kompetitif olarak inhibe etmesi

Cevap

Fenilketonüride görülen açık ten rengi ve sarı saç gibi hipopigmentasyon bulgularının nedeni, plazmada aşırı artan fenilalaninin melanin sentezinde görev alan tirozinaz enzimini kompetitif (yarışmalı) olarak inhibe etmesidir.
Fenilketonürili hastalarda fenilalanin hidroksilaz enzimi çalışmadığı için plazma fenilalanin düzeyleri çok yükselir. Bu yüksek fenilalanin, melanositlerde tirozin amino asidini melanin pigmentine dönüştüren tirozinaz enzimini kompetitif (yarışmalı) olarak inhibe eder. Sonuç olarak melanin sentezi azalır ve hastalar ailelerine göre daha açık tenli, sarı saçlı ve mavi gözlü olurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguların değerlendirilmesi
Açık ten, sarı saç, mavi göz (hipopigmentasyon), ekzematöz döküntü ve idrarda küf kokusu varlığı 'Fenilketonüri' (FKÜ) tanısını düşündürür.
FKÜ'de fenilalanin hidroksilaz eksikliği sonucu fenilalanin birikir ve bu spesifik klinik tabloyu oluşturur.
2
Pigmentasyon mekanizmasının analizi
Normalde melanin, tirozin amino asidinden tirozinaz enzimi aracılığıyla sentezlenir.
Vücuttaki melanin miktarı ten, saç ve göz rengini belirleyen temel faktördür.
3
Biyokimyasal inhibisyonun belirlenmesi
FKÜ'de aşırı artan fenilalanin, tirozinaz enziminin aktif bölgesine bağlanarak tirozinin melanin üretimini engeller.
Fenilalanin ve tirozin yapısal olarak birbirine benzer; bu durum yüksek konsantrasyondaki fenilalaninin yarışmalı inhibisyon yapmasına olanak tanır.

Anahtar Kavram

Fenilketonüride hipopigmentasyonun nedeni tirozin eksikliğinden ziyade, yüksek fenilalanin düzeylerinin tirozinaz enzimini inhibe etmesidir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 339Soru

1414 yaşında bir erkek çocuk, yaşıtlarına göre kısa boylu olması ve henüz ergenlik belirtilerinin görülmemesi nedeniyle pediatri polikliniğine getiriliyor. Yapılan fizik muayenede boyu 3.3. persentilin altında, testis hacmi her iki tarafta 22 mL (Tanner evre 1) olarak saptanıyor. Kemik yaşı incelemesinde kemik gelişiminin 11,511,5 yaş ile uyumlu olduğu bulunuyor. Öyküsünden babasının da benzer şekilde geç ergenliğe girdiği ve lise son sınıfa kadar boyunun uzamaya devam ettiği öğreniliyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konstitüsyonel büyüme ve puberte gecikmesi

Cevap

Konstitüsyonel büyüme ve puberte gecikmesi
Verilen vakada 1414 yaşındaki bir erkek çocukta pubertenin başlamaması (testis hacminin <4<4 mL olması) 'gecikmiş puberte' olarak tanımlanır. Hastanın kemik yaşının takvim yaşından geri olması ve özellikle babasında da benzer bir geç ergenlik öyküsünün bulunması, durumun yapısal bir gecikme olduğunu gösteren en güçlü kanıtlardır. Bu çocuklar nihai boylarına daha geç ulaşırlar ancak genellikle hedef boylarını yakalarlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik bulgularını değerlendir
14 yaşında erkek, boy < 3. persentil, testis hacmi 2 mL (prepubertal).
Gecikmiş puberte ve boy kısalığı varlığını teyit etmek için gereklidir.
2
Kemik yaşını analiz et
Kemik yaşı (11.5) takvim yaşından (14) belirgin şekilde geri.
Konstitüsyonel gecikmede kemik yaşının geri olması, büyüme potansiyelinin devam ettiğini gösteren kritik bir bulgudur.
3
Aile öyküsünü sorgula
Baba benzer şekilde geç ergenliğe girmiş ve sonradan uzamış.
Pozitif aile öyküsü, bu durumun patolojik bir eksiklikten ziyade genetik bir varyasyon (yapısal gecikme) olduğunu destekler.

Anahtar Kavram

Konstitüsyonel büyüme ve puberte gecikmesi (KBPG), erkeklerde daha sık görülen, kemik yaşının geri olduğu ve ailede benzer öykünün bulunduğu benign bir puberte gecikmesi formudur.

İpuçları

1
Babanın ergenlik öyküsüne ve kemik yaşının takvim yaşına göre durumuna dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Konstitüsyonel gecikme ile ailesel boy kısalığı arasındaki kemik yaşı farkını tekrar edin.
Tahmini Süre:45s
Soru 340Soru

Daha önce kraniofaringioma nedeniyle opere edilen 1111 yaşında bir kız hasta, son zamanlarda artan halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı şikayetleriyle getiriliyor. Yapılan fizik muayenesinde kan basıncı 85/5585/55 mmHg, kalp hızı 115115/dk saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde serum sodyumu 131131 mEq/L (Normal: 135145135-145), serum potasyumu 4,24,2 mEq/L ve idrar dansitesi 1.0181.018 olarak bulunuyor. Hastaya ikincil adrenal yetmezlik tanısıyla intravenöz hidrokortizon tedavisi başlanıyor. Tedavinin 66. saatinde hastanın genel durumunun düzeldiği ancak idrar miktarının saatlik 66 mL/kg'a çıktığı ve idrar dansitesinin 1.0021.002'ye düştüğü gözleniyor.

Bu hastada gelişen poliürinin en olası nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Glukokortikoid replasmanının maskelenmiş santral diabetes insipidusu aşikar hale getirmesi

Cevap

Glukokortikoid replasmanının maskelenmiş santral diabetes insipidusu aşikar hale getirmesi
Kortizol, serbest suyun böbreklerden atılabilmesi için gereklidir. İkincil adrenal yetmezlikte kortizol eksikliğine bağlı olarak serbest su atılımı bozulur ve idrar göreceli olarak konsantre olur. Bu durum, özellikle kraniofaringioma gibi hem ön hem arka hipofizi etkileyen durumlarda, mevcut olan santral diabetes insipidus (DI) tablosunu maskeler. Tedavide glukokortikoid (hidrokortizon) verildiğinde serbest su klirensi düzelir ve maskelenmiş olan DI, masif poliüri ve düşük idrar dansitesi ile kendini gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın başlangıç klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et.
Kraniofaringioma öyküsü, hipotansiyon ve hiponatremi (131131 mEq/L) ikincil adrenal yetmezliği (ACTH eksikliği) işaret eder.
Panhipopituitarizm vakalarında cerrahi sonrası çoklu hormon eksiklikleri sık görülür.
2
Kortizol eksikliğinin su metabolizması üzerindeki etkisini değerlendir.
Kortizol eksikliği, hem ADH salınımını uyarır hem de distal tübüllerde suyun geri emilimini artırarak serbest su atılımını bozar.
Bu durum, eğer hastada eş zamanlı santral diabetes insipidus (DI) varsa, idrarın konsantre edilmesine (dansite 1.0181.018) neden olarak DI tablosunu gizler (maskeler).
3
Hidrokortizon replasman tedavisi sonrası gelişen tabloyu yorumla.
Steroid verilmesiyle serbest su atılımı düzelir; bu da altta yatan gizli DI tablosunun poliüri (66 mL/kg/saat) ve düşük idrar dansitesi (1.0021.002) ile klinik olarak ortaya çıkmasına neden olur.
Glukokortikoidler serbest su klirensini artırarak fizyolojik dengeyi sağladığında DI aşikar hale gelir.

Anahtar Kavram

Kortizol eksikliğinin serbest su klirensini bozarak santral diabetes insipidus tablosunu maskelemesi (Unmasking effect).

Daha Fazla Pratik

Santral ve nefrogenik diabetes insipidus ayrımında vazopressin (desmopressin) yanıtının önemini tekrar ediniz.
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 17 / 25Sonraki
Endokrinoloji ve Metabolizma — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 17 | Examkin