Nefroloji

349 soru

Soru 301Soru

44 yaşındaki kız çocuk, bilateral evre IIIIII vezikoüreteral reflü (VURVUR) tanısıyla günlük tek doz profilaktik antibiyotik (trimetoprim-sülfametoksazol) kullanmaktadır. İzlem süresince profilaksiye rağmen son 66 ayda iki kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren hastanın fizik muayenesinde patoloji saptanmamıştır. Sondaj yöntemiyle alınan son idrar kültüründe 10510^5 CFU/mlCFU/ml E.coliE. coli üremesi saptanan hastanın çekilen kontrol DMSADMSA (dimerkaptosüsinik asit) renal sintigrafisinde, sol böbrek üst polde yeni bir skar alanı gözlenmiştir.

Bu klinik tabloya göre, hastanın yönetiminde bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cerrahi veya endoskopik antireflü girişimi planlamak

Cevap

Cerrahi veya endoskopik antireflü girişimi planlamak
Vezikoüreteral reflü (VURVUR) tanılı çocuklarda tıbbi profilaksi altındayken ateşli idrar yolu enfeksiyonlarının tekrarlaması (breakthrough enfeksiyon) veya radyolojik olarak (DMSADMSA ile) yeni renal skar oluşumunun gösterilmesi kesin cerrahi veya endoskopik tedavi endikasyonudur. Bu hastada hem tekrarlayan enfeksiyonlar hem de yeni skar gelişimi mevcut olduğu için en uygun yaklaşım cerrahi/endoskopik müdahaledir.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve tedaviye yanıtını değerlendir.
Hastanın profilaksi altında olmasına rağmen tekrarlayan ateşli idrar yolu enfeksiyonu (breakthrough enfeksiyon) geçirdiği tespit edildi.
Profilaksi altındaki enfeksiyonlar tıbbi tedavinin başarısız olduğunu gösteren kritik bir kriterdir.
2
Görüntüleme bulgularını (DMSA) yorumla.
DMSADMSA sintigrafisinde yeni renal skar gelişimi saptandı.
Yeni skar oluşumu, reflünün böbrek parankimine zarar vermeye devam ettiğinin kanıtıdır ve progresyon göstergesidir.
3
VUR cerrahi endikasyonlarını hatırla ve uygula.
Profilaksiye rağmen tekrarlayan enfeksiyon ve yeni skar varlığı cerrahi veya endoskopik girişimi zorunlu kılar.
VURVUR yönetiminde amaç böbrek parankimini korumaktır; tıbbi tedavi bunu sağlayamadığında girişimsel yöntemlere geçilir.

Anahtar Kavram

Vezikoüreteral Reflü (VURVUR) yönetiminde cerrahi endikasyonlar
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 302Soru

88 yaşında bir kız çocuk, ağabeyinde diyaliz gerektiren böbrek yetmezliği öyküsü olması nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın fizik muayenesinde kan basıncı 105/65105/65 mmHg ölçülüyor, sistemik muayenesi ve yapılan odyometrik incelemesi normal saptanıyor. Laboratuvar bulguları aşağıda özetlenmiştir:

TetkikSonuç
İdrar DipstickProtein (+), Kan (++)
İdrar Mikroskopisi152015-20 eritrosit/HPF, %85 dismorfik eritrosit, granüler silendirler
Birinci Sabah İdrarı Protein/Kreatinin Oranı0,60,6
Serum C3 ve C4 DüzeyleriNormal
Serum Kreatinin0,50,5 mg/dL

Bu çocukta tanıyı kesinleştirmek için bir sonraki en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek biyopsisi

Cevap

Böbrek biyopsisi yapılması, glomerüler kaynaklı hematüri ve sabit proteinürisi olan bu hastada en uygun tanısal yaklaşımdır.
Hastada saptanan %85 dismorfik eritrositler ve granüler silendirler hematürinin glomerüler olduğunu, sabah idrarındaki protein/kreatinin oranının 0,60,6 olması ise proteinürinin sabit karakterde olduğunu gösterir. Bu bulguların eşlik ettiği persistan hematüri olgularında, özellikle ailede diyaliz gerektiren böbrek hastalığı öyküsü de mevcutsa (Alport sendromu şüphesi), kesin tanı için böbrek biyopsisi yapılmalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hematürinin kaynağını belirle.
Dismorfik eritrositler (%85) ve granüler silendirlerin varlığı hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu kanıtlar.
Glomerüler hasar sırasında eritrositler bazal membrandan geçerken deforme olur ve tübüler proteinlerle birleşerek silendirleri oluşturur.
2
Proteinürinin karakterini analiz et.
Birinci sabah idrarında protein/kreatinin oranının 0,60,6 bulunması, proteinürinin ortostatik olmadığını ve 'sabit' (persistan) olduğunu gösterir.
Normal sınır 0,20,2 altındadır; sabah idrarında yüksek değer saptanması proteinürinin pozisyondan bağımsız devam ettiğini gösterir.
3
Ek bulguları ve aile öyküsünü değerlendir.
Normal C3/C4 düzeyleri post-streptokokal glomerülonefriti dışlar; ağabeydeki ciddi böbrek yetmezliği Alport sendromu gibi kalıtsal nefropatileri düşündürür.
Normal komplemanlı glomerüler hematüri ve proteinüride IgA nefropatisi ve Alport sendromu ön plandadır.
4
Tanısal karara ulaş.
Persistan asemptomatik glomerüler hematüri ile birlikte sabit proteinüri (>0,2>0,2) varlığı böbrek biyopsisi endikasyonudur.
Hastalığın prognozunu belirlemek ve özellikle kalıtsal geçişli Alport sendromu ile ince bazal membran hastalığı ayrımını yapmak için histopatolojik ve elektron mikroskobik inceleme gereklidir.

Anahtar Kavram

Persistan asemptomatik glomerüler hematüriye eşlik eden sabit proteinüri varlığı, çocuklarda böbrek biyopsisi için temel endikasyonlardan biridir.

Daha Fazla Pratik

Alport sendromunda işitme kaybının her zaman erken yaşta başlamayabileceği ve kadın taşıyıcılarda kliniğin hafif seyredebileceği unutulmamalıdır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 303Soru

1010 yaşında bir erkek çocuk, okul taramasında kan basıncının 145/95145/95 mmHg (>95>95. persantil) saptanması üzerine pediatrik nefroloji polikliniğine getiriliyor. Hastanın bilinen bir hastalığı olmadığı ve herhangi bir ilaç kullanmadığı öğreniliyor. Fizik muayenede hipertansiyon dışında sistemik bir bulguya rastlanmıyor. Laboratuvar incelemelerinde; serum sodyum 142142 mEq/L, potasyum 6.26.2 mEq/L, klor 112112 mEq/L, kalsiyum 9.49.4 mg/dL, kreatinin 0.60.6 mg/dL ve magnezyum 2.02.0 mg/dL bulunuyor. Kan gazında pH 7.317.31, HCO3HCO_3 1717 mEq/L, pCO2pCO_2 3434 mmHg ölçülüyor. Plazma renin aktivitesi ve serum aldosteron düzeyleri her iki ölçümde de yaş grubuna göre belirgin olarak düşük (baskılanmış) saptanıyor. Bu hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gordon sendromu (Psödohipoaldosteronizm tip 2)

Cevap

Gordon sendromu (Psödohipoaldosteronizm tip 2)
Vakada sunulan çocukta hipertansiyon ile birlikte hiperkalemik normal anyon açıklı metabolik asidoz mevcuttur. Plazma renin aktivitesi ve aldosteron düzeylerinin düşük olması, vücutta bir hacim genişlemesi olduğunu ve tübüler düzeyde aldosteron etkisinin (veya benzeri bir etkinin) arttığını ancak potasyum ve hidrojen atılımının bozulduğunu gösterir. Gordon sendromu (Psödohipoaldosteronizm tip 2), distal kıvrımlı tübülde WNK1 veya WNK4 mutasyonları sonucu NaClNaCl kotransportörünün (NCC) aşırı çalışmasıyla karakterizedir. Bu durum sodyum ve klor geri emilimini artırarak hipertansiyona, buna sekonder olarak renin-aldosteron baskılanmasına ve eş zamanlı olarak distal potasyum/hidrojen sekresyonunun azalmasına (hiperkalemi ve asidoz) yol açar. Tedavide tiyazid diüretiklerine çok iyi yanıt vermesi tipiktir.

Adım Adım Çözüm

1
Asit-baz ve elektrolit analizi yapılması
pH 7.317.31 ve HCO3HCO_3 1717 mEq/L ile metabolik asidoz; anyon açığı 142(112+17)=13142 - (112 + 17) = 13 (normal) olarak hesaplandı. Potasyum 6.26.2 mEq/L ile hiperkalemi mevcuttur.
Hastanın temel biyokimyasal bozukluğunu tanımlamak için.
2
Kan basıncı ve hormonal profilin değerlendirilmesi
Hastada hipertansiyon mevcuttur ve bu duruma düşük renin ile düşük aldosteron (hiporeninemik hipoaldosteronizm) eşlik etmektedir.
Hipertansiyon varlığı, renal tübüler asidoz tipleri ve diğer tübülopatiler arasında ayırıcı tanı yapılmasını sağlar.
3
Ayırıcı tanı sentezi
Hipertansiyon + Hiperkalemi + Metabolik Asidoz + Düşük Renin/Aldosteron birlikteliği Gordon sendromu için patognomoniktir.
Liddle sendromu hipokalemiktir, RTA tip 4 normo/hipotansiftir, PHA tip 1 ise yüksek renin-aldosteron ve hipotansiyon ile seyreder.

Anahtar Kavram

Gordon Sendromu (Psödohipoaldosteronizm Tip 2)

Daha Fazla Pratik

Gordon sendromu ile Liddle sendromunun elektrolit ve hormonal farklarını bir tablo üzerinde tekrar edin.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 304Soru

1111 yaşında bir kız çocuk, rutin idrar taramasında saptanmış olan mikroskobik hematüri nedeniyle polikliniğe getiriliyor. Hastanın fizik muayenesi ve kan basıncı ölçümü normaldir. İdrar mikroskopisinde eritrositlerin %80\%80'inin dismorfik yapıda olduğu ve sedimentte %10\%10 oranında akantosit (G1 hücresi) bulunduğu saptanıyor.

Bu hastanın klinik tablosu ve laboratuvar bulguları birlikte değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisinin saptanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdrarda taze kan pıhtılarının (koagulum) bulunması

Cevap

İdrarda taze kan pıhtılarının bulunması, glomerüler kaynaklı hematürilerde beklenen bir bulgu değildir.
Dismorfik eritrositler ve özellikle akantositler (G1 hücreleri), hematürinin kesin olarak glomerüler kaynaklı olduğunu gösterir. Glomerüler kaynaklı hematürilerde eritrositler nefron boyunca ilerlerken hasara uğrarlar, ancak bu süreçte pıhtı oluşumu gözlenmez. İdrarda taze kan pıhtılarının (koagulum) bulunması, hematürinin alt üriner sistem (taş, travma, tümör, sistit vb.) kaynaklı olduğunu gösteren önemli bir non-glomerüler bulgudur.

Adım Adım Çözüm

1
Eritrosit morfolojisinin değerlendirilmesi
Dismorfik eritrositlerin ve özellikle akantositlerin (%10) varlığı, hematürinin glomerüler kaynaklı olduğunu kanıtlar.
Glomerüler bariyerden geçen eritrositler mekanik ve ozmotik hasara uğrayarak dismorfik hale gelirler.
2
Glomerüler hematüri özelliklerinin analizi
Glomerüler kanamalarda idrar rengi genellikle koyudur (çay/kola), eritrosit silendirleri ve proteinüri eşlik edebilir.
Eritrositler tübüler lümende Tamm-Horsfall proteini ile birleşerek silendirleri oluşturur.
3
Pıhtı varlığının yorumlanması
İdrarda pıhtı görülmesi her zaman non-glomerüler (alt üriner sistem) bir kanamayı işaret eder.
Glomerüler kanamalarda idrarda ürokinaz aktivitesi pıhtı oluşumunu engeller; ayrıca kanama miktarı genellikle pıhtı yapacak kadar yoğun değildir.

Anahtar Kavram

Glomerüler ve non-glomerüler hematüri ayrımı

Daha Fazla Pratik

Hematürisi olan bir çocukta ilk sabah idrarında protein/kreatinin oranının değerlendirilmesinin önemini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 305Soru

88 yaşında bir erkek çocuk, son iki haftadır giderek artan vücutta yaygın ödem, karın şişliği ve idrar renginde koyulaşma şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenesinde pretibiyal 3+3+ gode bırakan ödem saptanıyor ve kan basıncı 135/90 mmHg135/90 \text{ mmHg} (>95.>95. persentil) ölçülüyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

- Serum albümin: 1.8 g/dL1.8 \text{ g/dL}
- Total kolesterol: 390 mg/dL390 \text{ mg/dL}
- Tam idrar tetkiki: Protein 4+4+, eritrosit 1520/HPF15-20/\text{HPF}
- 2424 saatlik idrar proteini: 120 mg/m2/saat120 \text{ mg/m}^2/\text{saat}
- Serum kompleman C3C3: 30 mg/dL30 \text{ mg/dL} (Normal: 8016080-160)
- Serum kompleman C4C4: 22 mg/dL22 \text{ mg/dL} (Normal: 154515-45)

Hastaya başlanan 2 mg/kg/gu¨n2 \text{ mg/kg/gün} dozunda oral prednizolon tedavisinin 4.4. haftasında ödemin gerilemediği ve proteinürinin masif düzeyde devam ettiği görülüyor.

Bu hasta için en olası tanı ve yapılması gereken bir sonraki adım aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek biyopsisi - Membranoproliferatif Glomerulonefrit

Cevap

En olası tanı Membranoproliferatif Glomerulonefrit olup, kesin tanı için böbrek biyopsisi yapılmalıdır.
Hastada nefrotik sendromun klasik bulgularına (masif proteinüri, hipoalbüminemi, ödem) ek olarak hipertansiyon, hematüri ve düşük serum kompleman C3 düzeyi saptanmıştır. Çocuklarda nefrotik sendromun en sık nedeni olan Minimal Değişiklik Hastalığı'nda kompleman düzeyleri normaldir. Serum kompleman C3 düşüklüğü ile seyreden ve 4 haftalık steroid tedavisine yanıt vermeyen (steroid dirençli) nefrotik sendrom vakalarında en olası tanı Membranoproliferatif Glomerulonefrit'tir (MPGN). Bu durumda kesin tanı için böbrek biyopsisi yapılması bir sonraki en uygun adımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik sendromun belirlenmesi
Nefrotik Sendrom (Ödem, hipoalbüminemi, hiperlipidemi ve masif proteinüri)
Hastanın tanısal kriterlerini netleştirmek için.
2
Atipik özelliklerin analizi
Hipertansiyon, hematüri ve düşük serum C3 düzeyi
Minimal Değişiklik Hastalığı'ndan (MCD) uzaklaşmak ve ayırıcı tanı yapmak için.
3
Tedavi yanıtının değerlendirilmesi
Steroid Dirençli Nefrotik Sendrom (44 haftalık standart tedaviye yanıtsızlık)
İleri tetkik (biyopsi) endikasyonunu belirlemek için.
4
Kompleman paternine göre ayırıcı tanı
Düşük C3 + Normal C4 + Steroid Direnci = MPGN
C3 düşüklüğünün eşlik ettiği glomerulopatileri (MPGN, PSGN, SLE) ayırt etmek için.

Anahtar Kavram

Steroid dirençli ve düşük kompleman düzeyi ile seyreden çocukluk çağı nefrotik sendromlarında en olası tanı Membranoproliferatif Glomerulonefrit'tir.
Soru 306Soru

Doğumdan hemen sonra ciddi solunum sıkıntısı gelişen ve entübe edilen bir günlük erkek bebeğin fizik muayenesinde; basık yüz görünümü, düşük kulak ve çene yapısı (Potter yüzü) ile batında her iki yan tarafta ele gelen sert kitleler saptanıyor. Antenatal takiplerinde ciddi oligohidramniyos öyküsü bulunan hastanın üriner sistem ultrasonografisinde; her iki böbrek boyutlarının belirgin artmış olduğu, parankim ekojenitesinin arttığı ve kortikomedüller ayrımın kaybolduğu izleniyor. Makroskopik kist saptanmıyor. Aile öyküsünde özellik bulunmuyor.

Bu hastadaki en olası tanıya eşlik etmesi beklenen patoloji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karaciğerde portal fibrozis

Cevap

Doğru cevap, karaciğerde portal fibrozis seçeneğidir.
Vakada tanımlanan bilateral büyük, ekojenik böbrekler ve oligohidramniyos tablosu Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ARPKD) için patognomoniktir. ARPKD'de böbrek toplayıcı kanallarında fuziform genişleme (mikrokistler) olurken, karaciğerde de duktal plaka malformasyonu sonucu 'Konjenital Hepatik Fibrozis' gelişir. Bu hastalar ilerleyen dönemde portal hipertansiyon bulguları ile başvurabilirler.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et
Yenidoğan döneminde solunum sıkıntısı (pulmoner hipoplazi), oligohidramniyos öyküsü, Potter yüzü ve bilateral palpabl böbrek kitleleri 'Kistik Böbrek Hastalığı'nı işaret eder.
Oligohidramniyos, intrauterin dönemde idrar çıkışının azaldığını gösterir ve buna bağlı pulmoner hipoplazi gelişir.
2
Ultrason bulgularını yorumla
Bilateral büyük, ekojenik (parlak) böbrekler, kortikomedüller ayrım kaybı ve makroskopik kist olmaması (mikrokistler nedeniyle) Otozomal Resesif Polikistik Böbrek Hastalığı (ARPKD) için tipiktir.
MCDK (Multikistik Displastik Böbrek) olsaydı makroskopik, birbiriyle ilişkisiz kistler görülürdü. ODPBH ise genellikle erişkin yaşta bulgu verir ve makrokistlerle seyreder.
3
Eşlik eden patolojiyi belirle
ARPKD, PKHD1 gen mutasyonu sonucu oluşur ve bu gen karaciğer safra yollarında da eksprese edilir. Bu nedenle hastalarda 'Hepatik Fibrozis' (Konjenital Hepatik Fibrozis) ve biliyer ektazi (Caroli hastalığı) mutlaka eşlik eder.
Diğer seçenekler farklı sendromlara veya kistik hastalıklara özgüdür.

Anahtar Kavram

ARPKD tanısı, yenidoğanda bilateral büyük ve ekojenik böbreklerle konur ve bu hastalığa her zaman hepatik fibrozis (safra yolu disgenezisi) eşlik eder.

İpuçları

1
Ultrasonda 'parlak' (ekojenik) ve büyük böbrekler, yenidoğan döneminde en sık Otozomal Resesif geçişli kistik hastalığı düşündürür.
2
Bu hastalığın genetik defekti (PKHD1), sadece böbrek tübüllerini değil, karaciğer safra yollarını da etkiler.
3
Hastalık ARPKD'dir. ARPKD'li hastalarda böbrek yetmezliği dışında, karaciğerde fibrozise bağlı portal hipertansiyon gelişebilir.

Daha Fazla Pratik

Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPBH) ve ilişkili ekstrarenal bulgular (anevrizma, kapak hastalıkları) çalışılabilir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 307Soru

44 yaşında bir kız çocuk, son 11 yıl içinde ikinci kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) tanısı almıştır. Hastanın ilk enfeksiyon atağı sırasında çekilen renal ve mesane ultrasonografisi (USGUSG) normal olarak değerlendirilmiştir. Fizik muayenesi doğal olan ve mevcut enfeksiyonu uygun antibiyotik tedavisiyle kontrol altına alınan hastada, vezikoüreteral reflü (VURVUR) varlığını araştırmak ve mesane anatomisini değerlendirmek için yapılması gereken en uygun ileri tetkik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşeme sistoüretrografisi (VCUGVCUG)

Cevap

İkinci kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren bir çocukta, altta yatan vezikoüreteral reflüyü saptamak için yapılması gereken tetkik işeme sistoüretrografisidir (VCUGVCUG).
İkinci kez ateşli idrar yolu enfeksiyonu (I˙YEİYE) geçiren çocuklarda, anatomik bir bozukluk olan vezikoüreteral reflü (VURVUR) görülme sıklığı artmaktadır. Renal ultrasonografi normal olsa dahi, tekrarlayan enfeksiyonlarda VURVUR varlığını ve derecesini kesinleştirmek için altın standart yöntem işeme sistoüretrografisidir (VCUGVCUG). Bu tetkik ayrıca üretra anomalileri ve mesane yapısı hakkında da kritik bilgiler sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik durumunu ve öyküsünü değerlendir
44 yaşında kız çocuk, ikinci ateşli I˙YEİYE atağı.
İlk enfeksiyonda çekilen USGUSG'nin normal olması, düşük dereceli veya intermitan seyreden VURVUR'u dışlamaz.
2
Görüntüleme endikasyonlarını belirle
Tekrarlayan ateşli I˙YEİYE varlığında ileri görüntüleme gereklidir.
Güncel kılavuzlara göre ilk ateşli I˙YEİYE'de USGUSG önerilirken; ikinci ateşli I˙YEİYE atağında, USGUSG bulgusuna bakılmaksızın VCUGVCUG önerilmektedir.
3
Amaca yönelik en uygun testi seç
İşeme sistoüretrografisi (VCUGVCUG) seçilmeli.
VURVUR tanısında, derecelendirilmesinde ve üretra/mesane anatomisinin gösterilmesinde altın standarttır.

Anahtar Kavram

Pediatrik popülasyonda tekrarlayan ateşli İYE geçiren çocuklarda, USG normal olsa bile VCUG ile VUR taraması yapılmalıdır.

Daha Fazla Pratik

VUR saptanan hastalarda derecelendirme kriterlerini ve hangi evrede cerrahi tedavi (re-implantasyon) gerektiğini gözden geçirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 308Soru

Poliüri ve polidipsi yakınmasıyla getirilen 1010 yaşındaki bir erkek çocuğun yapılan fizik muayenesinde boy ve tartısı 2550.25-50. persentillerde, kan basıncı normal sınırlardadır. Laboratuvar incelemesinde serum sodyumu 148148 mEq/LmEq/L, serum osmolaritesi 302302 mOsm/kgmOsm/kg ve idrar dansitesi 1.0041.004 olarak saptanıyor. 77 saatlik su kısıtlama testi sonrasında hastanın ağırlığının %33 azaldığı, serum sodyumunun 152152 mEq/LmEq/L olduğu ve idrar dansitesinin 1.0051.005 seviyesinde kaldığı gözleniyor. Uygulanan ekzojen vazopressin (dDAVP) sonrası idrar dansitesinde anlamlı bir artış saptanmıyor.

Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nefrojenik diabetes insipidus

Cevap

Nefrojenik diabetes insipidus
Hastada saptanan bazal hipernatremi ve düşük idrar dansitesi diabetes insipidus tablosuna işaret etmektedir. Su kısıtlaması ile idrarın konsantre edilememesi psikojenik polidipsiyi dışlarken, ekzojen vazopressin (dDAVP) uygulamasına rağmen idrar dansitesinde artış olmaması tablonun böbrek düzeyindeki vazopressin direncinden kaynaklandığını, yani Nefrojenik Diabetes Insipidus olduğunu kesinleştirir.

Adım Adım Çözüm

1
Bazal laboratuvar verilerini değerlendir
Serum sodyumunun >145>145 mEq/LmEq/L ve idrar dansitesinin <1.010<1.010 olması diabetes insipidus (DI) şüphesini doğrular.
Hipernatremik plazmaya rağmen idrarın dilüe kalması ADH eksikliği veya direncini gösterir.
2
Su kısıtlama testini yorumla
Ağırlık kaybına ve sodyum artışına rağmen idrar dansitesinin sabit kalması (1.0051.005)
Bu durum psikojenik polidipsiyi dışlar ve primer bir DI (vazopressin sorunu) olduğunu kanıtlar.
3
Ekzojen vazopressin (dDAVP) yanıtını değerlendir
Dansitede artış saptanmaması (1.0051.005 kalması)
Böbreğin dDAVP'ye yanıt vermemesi, sorunun ADH sentezinde değil, böbrek seviyesindeki dirençte (nefrojenik) olduğunu gösterir.

Anahtar Kavram

Diabetes insipidus ayırıcı tanısında su kısıtlama ve vazopressin yanıtı testi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 309Soru

Bir çocuk hastanın yapılan işeme sistoüretrografisinde (VCUGVCUG), kontrast maddenin renal pelvis ve kalis yapılarına kadar ulaştığı; ancak üreterde veya toplayıcı sistemde herhangi bir dilatasyon (genişleme) izlenmediği, kalis fornikslerinin keskinliğini koruduğu saptanmıştır. Bu bulgulara göre hastadaki vezikoüreteral reflü (VURVUR) derecesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evre IIII

Cevap

Vezikoüreteral reflü sınıflamasında, kontrastın pelvis ve kalislere ulaşıp dilatasyon yapmadığı durum Evre IIII olarak tanımlanır.
Uluslararası VUR sınıflamasına göre Evre IIII, kontrast maddenin pelvise ve kalislere ulaştığı ancak üreter, pelvis veya kalislerde herhangi bir dilatasyonun izlenmediği durumdur. Forniksler normal keskinliğini korur.

Adım Adım Çözüm

1
Kontrast maddenin ulaştığı anatomik seviyeyi belirle.
Kontrast renal pelvis ve kalislere kadar ulaşmıştır.
Evreleme, kontrastın ne kadar yukarı çıktığına ve ne kadar hasar/genişleme yaptığına dayanır.
2
Toplayıcı sistemdeki dilatasyon (genişleme) varlığını kontrol et.
Herhangi bir dilatasyon saptanmamıştır.
Evre IIII ile Evre IIIIII arasındaki temel fark genişleme olup olmamasıdır.
3
Kalis fornikslerinin yapısını değerlendir.
Forniksler keskinliğini korumaktadır.
Forniks yapısının korunması, basıncın kalisleri henüz küntleştirmediğini (Evre IIII) gösterir.

Anahtar Kavram

Uluslararası VUR Sınıflandırması (International Reflux Study Group Criteria)

İpuçları

1
Reflü evrelemesinde en kritik ayrım, kontrastın yukarıya ulaşıp ulaşmadığı ve bir genişleme (dilatasyon) yapıp yapmadığıdır.

Daha Fazla Pratik

VUR evresine göre hangi hastaların cerrahiye, hangilerinin medikal takibe uygun olduğunu gözden geçirin.
Tahmini Süre:45s
Soru 310Soru

44 yaşında bir erkek çocuk, son birkaç gündür sabahları göz kapaklarında fark edilen ve gün içinde bacaklarına yayılan şişlik şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde preti̇bi̇al 3+3+ gode bırakan ödem saptanıyor; kan basıncı 95/60 mmHg95/60\text{ mmHg} (normal) olarak ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde idrarda masif proteinüri (4+4+) saptanırken, idrar sedimentinde eritrosit görülmüyor. Serum albümin düzeyi 2.0 g/dL2.0\text{ g/dL}, total kolesterol düzeyi ise 310 mg/dL310\text{ mg/dL} bulunuyor.

Bu çocuk için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Minimal değişim hastalığı

Cevap

Minimal değişim hastalığı
Minimal Değişim Hastalığı, çocuklarda nefrotik sendromun en sık nedenidir. Tipik olarak 11-1010 yaş arası çocuklarda görülür. Masif proteinüri, belirgin ödem, hipoalbüminemi ve hiperlipidemi ile karakterize 'saf' nefrotik tablo oluşturur. Işık mikroskobunda glomerüller normal görünür; bu nedenle adı 'minimal değişim'dir. Steroid tedavisine yanıtı oldukça iyidir (>%90>\%90).

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları değerlendir
Göz kapaklarında ve bacaklarda ödem (gode bırakan) mevcut, kan basıncı normal.
Nefrotik sendromun temel klinik bulgusu yaygın ödemdir.
2
Laboratuvar verilerini analiz et
Masif proteinüri (4+4+), hipoalbüminemi (2.0 g/dL2.0\text{ g/dL}) ve hiperlipidemi saptandı.
Bu üçlü bulgu nefrotik sendrom tanısını doğrular.
3
Nefritik bulguları sorgula
İdrarda eritrosit yok (hematüri yok) ve kan basıncı normal.
Hematüri ve hipertansiyonun olmaması, tablonun 'saf' bir nefrotik sendrom olduğunu gösterir.
4
Yaş ve prevalans ilişkisini kur
4 yaşındaki bir çocukta saf nefrotik sendromun en sık nedeni Minimal Değişim Hastalığıdır.
Pediatrik yaş grubunda nefrotik sendrom vakalarının yaklaşık %85\%85-%90\%90'ı bu tanıdan kaynaklanır.

Anahtar Kavram

Pediatrik Nefrotik Sendrom ve Minimal Değişim Hastalığı
Tahmini Süre:45s
Soru 311Soru

Bakteriyel menenjit tanısıyla hastanede yatarak tedavi gören 66 yaşında bir erkek çocukta, izleminin 33. gününde serum sodyum düzeyi 122122 mEq/L saptanıyor. Hastanın fizik muayenesinde vücut ağırlığında hafif bir artış olduğu fark ediliyor; ancak ödem, dehidratasyon bulgusu veya kan basıncı düşüklüğü saptanmıyor. Laboratuvar incelemesinde serum ozmolalitesi 255255 mOsm/kg, idrar sodyumu 6565 mEq/L ve idrar ozmolalitesi 550550 mOsm/kg olarak belirleniyor. Bu klinik ve laboratuvar bulgularına göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Uygunsuz antidiüretik hormon salınımı sendromu

Cevap

Uygunsuz antidiüretik hormon salınımı sendromu
Uygunsuz ADH Salınımı Sendromu (UADHSS), santral sinir sistemi enfeksiyonları gibi durumlarda tetiklenebilen, serum ozmolalitesi düşük olmasına rağmen ADH salınımının devam etmesiyle karakterize bir tablodur. Hastalarda övolemik hiponatremi, yüksek idrar sodyumu (>40> 40 mEq/L) ve uygunsuz şekilde konsantre idrar (idrar ozmolalitesi >100> 100 mOsm/kg) görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Serum sodyum ve ozmolalite değerlerini değerlendiriniz.
Serum sodyumu 122122 mEq/L (düşük) ve serum ozmolalitesi 255255 mOsm/kg (düşük) olarak saptanmıştır. Bu durum gerçek bir hiponatremiyi gösterir.
Gerçek hiponatremiyi psödohiponatremiden ayırmak için ilk basamak ozmolalite ölçümüdür.
2
Hastanın volüm durumunu ve fizik muayene bulgularını analiz ediniz.
Ödem veya dehidratasyon bulgusu yoktur, ancak vücut ağırlığında hafif artış mevcuttur. Bu durum övolemik veya hafif hipervolemik bir tabloyu işaret eder.
Hiponatremi ayırıcı tanısında volüm durumu (hipovolemik, övolemik, hipervolemik) en kritik belirleyicidir.
3
İdrar sodyumu ve idrar ozmolalitesi değerlerini yorumlayınız.
İdrar sodyumu >40> 40 mEq/L (6565 mEq/L) ve idrar ozmolalitesi serumdan daha yüksektir (550550 mOsm/kg).
Serum hipoozmolalitesine rağmen idrarın konsantre edilmesi ve sodyum atılımının devam etmesi, ADH'nın uygunsuz salındığını kanıtlar.

Anahtar Kavram

Övolemik hiponatremi ayrımında idrar ozmolalitesi ve sodyum düzeyinin kullanımı
Soru 312Soru

3 aylık3\text{ aylık} kız bebek, ateşli idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle tetkik ediliyor. Yapılan üriner ultrasonografide sağ böbrekte toplayıcı sistem dublikasyonu, üst polde belirgin hidronefroz ve mesane tabanında sağ üreter orifisi komşuluğunda 15 mm15\text{ mm} boyutunda üreterosel saptanıyor. Weigert-Meyer kuralı göz önüne alındığında, bu hastadaki anatomik ilişkiler ve eşlik edebilecek anomaliler ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Alt polü drene eden üreterde vezikoüreteral reflü görülme olasılığı yüksektir.

Cevap

Alt polü drene eden üreterde vezikoüreteral reflü görülme olasılığının yüksek olması bu hastada beklenen bir bulgudur.
Çift toplayıcı sistemlerde Weigert-Meyer kuralına göre, üst polü drene eden üreter alt pol üreterini çaprazlayarak mesaneye daha inferior ve medialde açılır. Bu üreter genellikle obstrüktiftir veya bir üreterosel ile sonlanır. Alt polü drene eden üreter ise mesaneye daha superior ve lateralde açılır. Lateraldeki bu yerleşim, antireflü mekanizmayı sağlayan submukozal tünelin kısalmasına yol açarak bu segmentte vezikoüreteral reflü (VUR) riskini artırır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve radyolojik bulgularını analiz et.
Hastada çift toplayıcı sistem (dublikasyon) ve üreterosel mevcuttur.
Vakadaki anatomik ilişkileri anlamak için dublike sistemlerdeki yerleşim kuralını hatırlamak gerekir.
2
Weigert-Meyer kuralını uygula.
Üst pol üreteri inferior-mediale (obstrüksiyon/üreterosel), alt pol üreteri ise superior-laterale (reflü) açılır.
Embriyolojik gelişim sürecinde üreter tomurcuklarının yer değiştirme sırası bu anatomik çaprazlaşmaya neden olur.
3
Seçenekleri kurala göre değerlendir.
Alt pol üreterinin lateral yerleşimi nedeniyle vezikoüreteral reflüye (VUR) yatkın olduğu sonucuna varılır.
Lateral yerleşimli üreter orifisleri mesane duvarında yeterli uzunlukta submukozal tünel oluşturamaz.

Anahtar Kavram

Weigert-Meyer Kuralı (Dublike toplayıcı sistemlerde üreter yerleşimi)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

Antenatal 32.32. gebelik haftasında yapılan fetal ultrasonografide sol üreterin tüm trase boyunca genişlemiş olduğu (pelvis çapı 66 mm, üreter çapı 1212 mm), ancak böbrek kalis yapılarının doğal olduğu ve mesanenin normal dolup boşaldığı izleniyor. Postnatal 2.2. haftada gerçekleştirilen voiding sistoüretrografide (VCUG) mesane konturları düzenli olup reflü saptanmıyor. Diüretikli renal sintigrafide (MAG3MAG-3) ise sol böbrek fonksiyonu %48\%48 olarak hesaplanıyor ve radyoizotopun boşalımı (T1/2T_{1/2} süresi <10< 10 dakika) normal bulunuyor. Bu klinik tablo ve tetkik sonuçlarına göre bebek için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Primer non-obstrüktif non-reflü megaloüreter

Cevap

Genişlemiş üretere rağmen reflü ve obstrüksiyonun saptanmadığı durum 'Primer non-obstrüktif non-reflü megaloüreter' olarak adlandırılır.
Vaka sunumunda üreter çapı 77 mm'nin üzerinde (1212 mm) olduğu için megaloüreter mevcuttur. VCUG'da reflü izlenmemesi ve MAG3MAG-3 diüretikli renal sintigrafide T1/2T_{1/2} süresinin 1010 dakikanın altında olması (normal boşalım), genişlemenin ne reflüye ne de mekanik bir tıkanıklığa bağlı olmadığını gösterir. Bu durum 'primer non-obstrüktif non-reflü megaloüreter' olarak tanımlanır ve genellikle postnatal dönemde kendiliğinden düzelme eğilimindedir.

Adım Adım Çözüm

1
Üreter çapını değerlendir
1212 mm çapında üreter (megaloüreter kriteri >7> 7 mm) saptandı.
Anomalinin tanımını yapmak için ilk adımdır.
2
VCUG sonucunu yorumla
Reflü saptanmadı.
Reflü megaloüreter tipini dışlamak için gereklidir.
3
MAG-3 sintigrafi sonucunu yorumla
Drenaj süresi (T1/2T_{1/2}) <10< 10 dakika (normal).
Obstrüktif megaloüreter tipini dışlamak için gereklidir.
4
Ayırıcı tanıları birleştir
Tanı: Primer non-obstrüktif non-reflü megaloüreter.
Reflü ve obstrüksiyonun olmadığı, genellikle izlem gerektiren fizyolojik genişlemeyi tanımlar.

Anahtar Kavram

Megaloüreter sınıflaması (Obstrüktif, Reflü, Non-obstrüktif/Non-reflü)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 314Soru

1010 yaşındaki bir erkek çocuk, yaygın kas güçsüzlüğü şikayetiyle acil servise getiriliyor. Yapılan laboratuvar incelemesinde serum Na:138Na: 138 mEq/L, K:7.8K: 7.8 mEq/L, Cl:102Cl: 102 mEq/L, pH:7.25pH: 7.25 ve HCO3:16HCO_3: 16 mEq/L saptanıyor. Çekilen EKG'de sivri T dalgaları ve QRS kompleksinde genişleme görülüyor. Bu hastada kardiyak toksisite riskini en hızlı şekilde azaltmak için ilk basamakta uygulanması gereken tedavi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalsiyum glukonat

Cevap

Miyokardiyal membran stabilitesini sağlamak amacıyla kalsiyum glukonat uygulaması yapılmalıdır.
Kalsiyum glukonat (veya kalsiyum klorür), hiperkaleminin kardiyak hücre membran potansiyeli üzerindeki toksik etkisini doğrudan antagonize eder. Eşik potansiyeli değiştirerek miyokardın uyarılabilirliğini azaltır ve aritmileri (ventriküler fibrilasyon gibi) dakikalar içinde önler. Bu müdahale serum potasyum düzeyini düşürmez, sadece kalbi korur.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularını değerlendir (Hiperkalemi ve EKG değişikliği).
Hastada ciddi hiperkalemi (7.87.8 mEq/L) ve yaşamı tehdit eden EKG bulguları (geniş QRS) mevcuttur.
Tedavi önceliğini belirlemek için hayati riskin (aritmi) varlığı kontrol edilmelidir.
2
En hızlı etkili tedavi hedefini belirle.
Öncelik potasyumu düşürmek değil, kalbi potasyumun toksik etkisinden korumaktır (membran stabilizasyonu).
Potasyumun hücre içine kaydırılması veya vücuttan atılması zaman alır, oysa aritmi riski anidir.
3
Uygun ajanı seç ve uygula.
Kalsiyum glukonat uygulanır.
Kalsiyum iyonları, hiperkaleminin hücre membran potansiyeli üzerindeki etkisini antagonize ederek eşik potansiyeli stabilize eder.

Anahtar Kavram

Hiperkalemi acil yönetiminde ilk basamak: Membran Stabilizasyonu (Kalsiyum)
Soru 315Soru

1414 yaşındaki bir erkek hasta, son bir haftadır bacaklarında ve göz kapaklarında giderek artan şişlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Fizik muayenesinde yaygın pretibial ödem saptanıyor ve kan basıncı 115/75115/75 mmHg (normal) ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde idrarda masif proteinüri (>40>40 mg/m²/saat) saptanırken, mikroskobik hematüriye rastlanmıyor. Serum albümin düzeyi 2.22.2 g/dL, kolesterol düzeyi 360360 mg/dL, serum C3C_3 düzeyi ve kreatinin değerleri ise normal sınırlarda bulunuyor. Bu hastada tedaviye başlanmadan önce planlanması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanıyı kesinleştirmek ve histolojik tipi belirlemek amacıyla böbrek biyopsisi yapmak

Cevap

Adolesan yaş grubundaki bir hastada nefrotik sendromun altında yatan histolojik tanıyı belirlemek için tedavi öncesi böbrek biyopsisi yapılması en uygun yaklaşımdır.
Çocukluk çağı nefrotik sendromlarının %85-90'ı Minimal Değişiklik Hastalığı (MDH) kaynaklıdır ve bu hastaların çoğu steroid tedavisine yanıt verir. Ancak bu durum genellikle 2-10 yaş arası için geçerlidir. 1212 yaşın üzerindeki (bazı kaynaklarda 10 yaş) adolesanlarda MDH oranı düşerken, FSGS ve membranöz nefropati gibi steroid yanıtı daha düşük olan hastalıkların sıklığı artar. Bu nedenle, adolesan hastalarda ampirik steroid tedavisine başlamadan önce böbrek biyopsisi yapılarak histolojik tipin belirlenmesi standart yaklaşımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının değerlendirilmesi
Hastada masif proteinüri, hipoalbüminemi ve hiperlipidemi ile karakterize 'Nefrotik Sendrom' tablosu mevcuttur.
Tanının netleştirilmesi için nefrotik sendrom kriterlerinin karşılandığından emin olunmalıdır.
2
Hastanın yaş ve atipik bulgular yönünden analizi
Hastanın 1414 yaşında olması (adolesan dönem), çocukluk çağının en sık nedeni olan Minimal Değişiklik Hastalığı (MDH) ihtimalini azaltmaktadır.
Nefrotik sendromda ampirik steroid tedavisine başlama kararı yaşa ve ek bulgulara (HT, hematüri, düşük C3) bağlıdır.
3
Yönetim planının belirlenmesi
Genellikle 1212 yaş üzerindeki çocuklarda MDH dışı nedenlerin (FSGS, Membranöz Nefropati vb.) sıklığı arttığı için steroid tedavisine başlamadan önce biyopsi endikasyonu doğar.
Tedaviye yanıt olasılığı düşük olan veya farklı protokol gerektiren histolojik tipleri erken saptamak kritiktir.

Anahtar Kavram

Çocuklarda nefrotik sendromda biyopsi endikasyonları

Daha Fazla Pratik

Nefrotik sendromda steroid direnci geliştiğinde izlenmesi gereken biyopsi ve tedavi basamaklarını tekrar ediniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 316Soru

Antenatal 2424. gebelik haftasında yapılan fetal ultrasonografisinde sol böbrek üst polünde hafif dilatasyon saptanan kız bebek, postnatal 55. ayında huzursuzluk ve yüksek ateş şikayetleriyle getiriliyor. İdrar yolu enfeksiyonu tanısı alan hastanın üriner ultrasonografisinde; sol böbrek üst polünde ileri derecede hidronefroz ve parankimal incelme, mesane içerisinde ise sol üreter ağzında 1515 mm’lik üreterosel saptanıyor. Böbreğin alt pol sisteminin normal genişlikte olduğu ancak inferior ve laterale doğru yer değiştirdiği ("sarkan zambak" görünümü) fark ediliyor.

Bu hastada yapılan voiding sistoüretrografide (VCUG) aşağıdakilerden hangisinin saptanma olasılığı en yüksektir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sol alt pol üreterine yönelik vezikoüreteral reflü

Cevap

Sol alt pol üreterine yönelik vezikoüreteral reflü saptanma olasılığı en yüksektir.
Çift toplayıcı sistemlerde 'Weigert-Meyer Kuralı' geçerlidir. Bu kurala göre, üst pol üreteri mesaneye daha medial ve inferior (genellikle ektopik veya üreterosel ile) açılırken; alt pol üreteri mesaneye daha lateral ve süperior açılır. Alt pol üreterinin bu lateral yerleşimi, submukozal tünel boyunun kısa kalmasına ve sonuç olarak bu segmentte vezikoüreteral reflü (VUR) gelişmesine neden olur. Ultrasonografide görülen 'sarkan zambak' (drooping lily) görünümü, hidronefrotik üst polün normal alt polü aşağı ve dışa itmesiyle oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Ultrasonografik bulguları analiz et.
Sol böbrekte çift toplayıcı sistem, üst polde hidronefroz (obstrüksiyon lehine), mesanede üreterosel ve alt polde 'sarkan zambak' (drooping lily) görünümü saptandı.
Bu bulgular klasik bir çift toplayıcı sistem ve ektopik üreterosel tablosunu tanımlar.
2
Weigert-Meyer kuralını uygula.
Üst pol üreteri mesaneye medial ve inferior (ektopik/üreterosel), alt pol üreteri ise lateral ve süperior açılır.
Çift sistemlerin embriyolojik gelişimindeki üreter tomurcuğu rotasyonu bu kuralı belirler.
3
Anatomik yerleşimin klinik sonucunu belirle.
Alt pol üreterinin lateral yerleşimi, mesane duvarındaki submukozal tünelin kısa kalmasına yol açarak vezikoüreteral reflüye (VUR) zemin hazırlar.
VUR mekanizması, üreterin mesane duvarındaki tünel uzunluğu ile doğrudan ilişkilidir.

Anahtar Kavram

Weigert-Meyer Kuralı ve Çift Toplayıcı Sistem Anomalileri
Soru 317Soru

Antenatal ultrasonografisinde bilateral hiperekojen ve küçük böbrekler saptanan, postnatal izleminde proteinürisi olmayan ancak böbrek fonksiyonları hafif azalmış (Kreatinin:1,3 mg/dLKreatinin: 1,3\text{ mg/dL}) olan 1616 yaşındaki bir kız hasta; son aylarda artan polidipsi ve poliüri şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar incelemesinde açlık kan şekeri 152 mg/dL152\text{ mg/dL}, HbA1c\text{HbA1c} %7,2\%7,2, serum GGT\text{GGT} düzeyinde yükseklik ve idrar analizinde glukozüri (keton negatif) saptanıyor. Vücut kitle indeksi normal (19 kg/m219\text{ kg/m}^2) olan hastanın pelvik ultrasonografisinde uterus bikornis izleniyor. Bu hastadaki klinik tabloyu en iyi açıklayan genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: HNF1BHNF1B

Cevap

HNF1B mutasyonu (Renal Cysts and Diabetes - RCAD sendromu)
Doğru yanıt olan mutasyon, literatürde RCADRCAD (Renal Cysts and Diabetes) sendromu olarak bilinen tabloya yol açar. Bu hastada görülen bilateral renal displazi (küçük hiperekojen böbrekler), obezite ile ilişkili olmayan erken başlangıçlı diyabet (MODYMODY tip 55), uterus anomalisi ve açıklanamayan karaciğer enzim yüksekliği bu genetik defekt için patognomonik bir birleşimidir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları sentezleyin
Renal displazi (küçük hiperekojen böbrekler), obezite ile ilişkili olmayan diyabet (MODYMODY) ve genital sistem anomalisi (UterusbikornisUterus bikornis) birlikteliği saptanmıştır.
Multisistemik doğumsal anomalilerde spesifik genetik sendromları ayırt etmek için tüm sistem bulguları birleştirilmelidir.
2
Diyabet tipini ve ilişkili bulguları değerlendirin
Genç yaşta başlangıçlı, obezite dışı diyabet (MODYMODY) ve eşlik eden GGT\text{GGT} yüksekliği HNF1BHNF1B mutasyonuna işaret eder.
HNF1BHNF1B proteini pankreas, böbrek, karaciğer ve genitoüriner sistem gelişiminde kritik rol oynayan bir transkripsiyon faktörüdür.
3
Tanıyı doğrulayın
Klinik tablonun bütünü RCADRCAD (Renal Cysts and Diabetes) sendromu ile tam uyumludur.
Bu sendromun temel nedeni HNF1BHNF1B genindeki mutasyonlar veya delesyonlardır.

Anahtar Kavram

HNF1B mutasyonuna bağlı Renal Cysts and Diabetes (RCAD) Sendromu
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 318Soru

On dört yaşında kız hasta, okul taramasında idrarında kan ve protein saptanması üzerine polikliniğe yönlendiriliyor. Hastanın bilinen bir hastalığı veya sürekli ilaç kullanım öyküsü bulunmuyor. Soygeçmişinde böbrek hastalığı veya işitme kaybı tariflenmiyor.

Fizik muayenede:
* Genel durumu iyi, bilinci açık.
* Kan basıncı: 135/85135/85 mmHgmmHg (>95. persentil).
* Ödem saptanmıyor.
* Sistem muayeneleri doğal.

Laboratuvar tetkikleri:
* Serum Kreatinin: 0.80.8 mg/dLmg/dL
* Serum Albümin: 3.83.8 g/dLg/dL
* Serum C3 ve C4: Normal
* ANA ve Anti-dsDNA: Negatif
* Tam İdrar Analizi: Dansite 10201020, Protein (++), Kan (+++)
* İdrar Mikroskopisi: Her sahada 20-25 eritrosit (%80 dismorfik) ve eritrosit silendirleri
* 24 Saatlik İdrar: Protein 1.41.4 g/gu¨ng/gün, Kalsiyum 120120 mg/gu¨nmg/gün

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Böbrek biyopsisi uygulanması

Cevap

Böbrek biyopsisi uygulanması
Hastada saptanan dismorfik eritrositler ve eritrosit silendirleri kanamanın glomerüler kaynaklı olduğunu kanıtlar. Glomerüler hematüriye yaklaşımda; eğer hastada eşlik eden proteinüri (özellikle 24 saatte >1>1 gram), hipertansiyon veya böbrek fonksiyonlarında bozulma varsa, bu durum ilerleyici bir glomerüler hastalığa işaret edebilir. Bu nedenle etyolojiyi aydınlatmak, hastalığın şiddetini belirlemek ve tedaviyi planlamak amacıyla böbrek biyopsisi endikasyonu vardır.

Adım Adım Çözüm

1
Hastanın klinik ve laboratuvar bulgularını analiz et
Glomerüler hematüri (dismorfik eritrosit, silendir), belirgin proteinüri (1.41.4 g/gu¨ng/gün) ve hipertansiyon mevcut.
Bu bulgular basit bir izole hematüri veya geçici bir durumu ekarte ettirir.
2
Hematüri ve proteinüriye yaklaşım algoritmasını uygula
Asemptomatik glomerüler hematürisi olan bir çocukta, eşlik eden proteinüri (>1>1 g/gu¨ng/gün veya spot idrarda protein/kreatinin >1>1), hipertansiyon veya böbrek fonksiyon bozukluğu varsa ileri tetkik gerekir.
Altta yatan ciddi bir glomerülonefrit (örn. IgA nefropatisi, membranoproliferatif GN vb.) riski yüksektir.
3
En uygun yönetim basamağını belirle
Kesin tanı ve prognoz tayini için histopatolojik inceleme (böbrek biyopsisi) gereklidir.
Serolojik testlerin (ANA, C3, C4) normal olması tanıyı netleştirmez, sadece bazı nedenleri (SLE, MPGN, APSGN) dışlamaya yardımcı olur.

Anahtar Kavram

Böbrek Biyopsisi Endikasyonları

Daha Fazla Pratik

Böbrek biyopsisi endikasyonlarını nefrotik ve nefritik sendrom ayrımı üzerinden tekrar gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 319Soru

Antenatal ultrasonografide bilateral hidronefroz ve mesane çıkımında 'anahtar deliği' (keyhole) görünümü saptanan erkek bir yenidoğanın doğum sonrası fizik muayenesinde suprapubik bölgede distandü mesane palpe ediliyor. Bebeğin zayıf akımla ve damla damla işediği gözlemleniyor. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek amacıyla yapılması gereken altın standart görüntüleme yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşeme sistoüretrografisi (VCUG)

Cevap

İşeme sistoüretrografisi (VCUG)
İşeme sistoüretrografisi (VCUG), posterior üretral valv tanısında altın standarttır. Bu yöntemle mesane dolumu ve işeme sırasında üretranın yapısı net bir şekilde görüntülenerek valvin seviyesi ve mesane çıkımındaki obstrüksiyon kesin olarak saptanabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Klinik bulguları analiz et.
Erkek yenidoğanda bilateral hidronefroz ve mesane duvarı kalınlaşması (anahtar deliği görünümü), infravezikal bir obstrüksiyona işaret eder.
Posterior üretral valv (PUV), erkek çocuklarda en sık görülen mesane çıkım obstrüksiyonu nedenidir.
2
En olası tanıyı belirle.
Posterior üretral valv (PUV).
Antenatal USG'deki bulgular ve doğum sonrası zayıf idrar akımı PUV için tipiktir.
3
Tanıyı kesinleştirecek yöntemi seç.
İşeme sistoüretrografisi (VCUG).
VCUG, hem dilatasyonu hem de valvin kendisini anatomik olarak gösterebilen altın standart yöntemdir.

Anahtar Kavram

Posterior üretral valv (PUV) tanısında altın standart yöntem işeme sistoüretrografisidir (VCUG).
Soru 320Soru

Antenatal takiplerinde şiddetli oligohidramniyos (amniyon mayi azlığı) saptanan bir yenidoğanın yapılan ilk muayenesinde; akciğer hipoplazisi, basık burun, çökük çene, belirgin infraorbital katlantılar ve ekstremite anomalileri saptanmıştır. Bu klinik bulguların bir arada görüldüğü tablo aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Potter sekansı

Cevap

Potter sekansı
Potter sekansı, fetal dönemde idrar üretiminin yetersizliği (renal agenezi, PUV vb.) sonucu oluşan oligohidramniyosun; akciğer gelişimi engellemesi (hipoplazi) ve fetüs üzerindeki bası nedeniyle tipik yüz (Potter yüzü) ve ekstremite anomalilerine yol açması durumudur.

Adım Adım Çözüm

1
Prenatal öykünün değerlendirilmesi
Hastada şiddetli oligohidramniyos (amniyon sıvısı azlığı) olduğu belirlenir.
Oligohidramniyos, fetal böbreklerin idrar üretememesi sonucu oluşur ve bu tablonun temel tetikleyicisidir.
2
Klinik bulguların sentezi
Akciğer hipoplazisi, basık burun ve ekstremite anomalileri gibi bulguların basıya bağlı geliştiği anlaşılır.
Amniyon sıvısının eksikliği fetüsün rahim duvarı tarafından sıkıştırılmasına ve akciğerlerin gelişememesine yol açar.
3
Tanının netleştirilmesi
Belirtilen bulgular topluluğunun 'Potter sekansı' (veya oligohidramniyos sekansı) olduğu sonucuna varılır.
Bu spesifik kombinasyon, tıp literatüründe renal anomalilere sekonder gelişen fiziksel tabloyu tanımlar.

Anahtar Kavram

Potter sekansı, böbrek anomalilerine bağlı gelişen oligohidramniyosun neden olduğu fetal kompresyon ve akciğer hipoplazisi tablosudur.
Tahmini Süre:45s
ÖncekiSayfa 16 / 18Sonraki
Nefroloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Sayfa 16 | Examkin