Soru

Zorluk: ZorMS 2. Yüzyıl - MS 15. Yüzyıl Felsefesi: İslam Felsefesi ve Temel Problemleri

İbn Rüşd'e göre, dinî hükümler (şeriat) ile felsefi sorgulama (hikmet) arasında özsel bir karşıtlık bulunması imkânsızdır. Zira felsefe, var olanları akli yöntemlerle inceleyip onların arkasındaki sanatı ve Yaratıcı’yı kavramayı amaçlar. Şeriat ise insanları varlıklar üzerinde düşünmeye ve ibret almaya davet eder. Bu bakımdan din ile felsefe, aynı gerçeğe yönelen iki ayrı kulvardır. Eğer kutsal metnin zahiri (görünür/lafzi) manası, aklın kesin kanıtlarla ulaştığı sonuçlarla çelişir gibi görünürse, burada yapılması gereken şey, metnin dil kuralları çerçevesinde akla uygun bir şekilde tevil (yorum) edilmesidir. Çünkü hakikat, hakikate aykırı olamaz; aksine onunla uyuşur ve ona tanıklık eder.

Bu parçadan hareketle İbn Rüşd'ün akıl-inanç ilişkisine dair yaklaşımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?

  1. A
    Din (şeriat) insana hazır ve değişmez doğruları sunarken, felsefe (hikmet) bitmek bilmez bir arayış olduğundan bu ikisinin nihai bilgelik düzeyinde birleşmesi imkânsızdır.
  2. B
    Akıl ile vahiy çatıştığında, insan zihni yalnızca duyusal deneyimlere dayanarak karar vermeli, soyut akıl yürütmelerin ve teolojinin sınırlarını aşmamalıdır.
  3. C
    Din ile felsefenin yöntemleri tamamen farklı olduğundan, felsefenin aklî öncülleriyle dini metinlerin doğruluğu arasında mantıksal bir ilişki kurulamaz.
  4. Felsefe (hikmet) ile din (şeriat) aynı hakikate yönelir; dolayısıyla akıl ile vahiy arasında özsel bir çatışma olamaz ve görünürdeki uyumsuzluklar tevil yoluyla giderilmelidir.Cevap
  5. E
    Felsefe, dinin doğrularını açıklamada yetersiz kaldığından, gerçeğe sadece dinsel sezgiyle ulaşılabilir; akli sorgulamalar insanı hakikatten uzaklaştırır.

Cevap

Felsefe (hikmet) ile din (şeriat) aynı hakikate yönelir; dolayısıyla akıl ile vahiy arasında özsel bir çatışma olamaz ve görünürdeki uyumsuzluklar tevil yoluyla giderilmelidir.
İbn Rüşd felsefe (hikmet) ve dinin (şeriat) aynı kaynaktan beslendiğini ve hakikatin hakikate zıt olamayacağını savunarak, akıl ve vahiy arasında özsel bir çelişki olmadığını öne sürer. Görünürdeki uyumsuzlukların ise dil kurallarına uygun tevil (yorum) yöntemiyle çözülmesi gerektiğini belirtir.

Adım Adım Çözüm

1
Parçada yer alan İbn Rüşd'ün din (şeriat) ve felsefe (hikmet) tanımlarını ve bunların amaçlarını analiz edin.
Din ve felsefenin aynı gerçeğe yöneldiği, felsefenin Yaratıcı'yı akıl yoluyla tanıma çabası olduğu ve dinin de aklı kullanmaya teşvik ettiği saptanır.
Yazarın iki alan arasındaki ilişkiyi nasıl temellendirdiğini anlamak.
2
Akıl ile kutsal metnin zahiri (lafzi) anlamı arasında oluşabilecek çelişkilerin çözüm yolunu belirleyin.
Böyle durumlarda kutsal metnin dil kuralları çerçevesinde akla uygun şekilde 'tevil' (yorum) edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılır.
İbn Rüşd'ün akıl-inanç uzlaşısındaki temel yöntemini (tevil) kavramak.
3
Parçanın ana fikri olan 'hakikat hakikate aykırı olamaz' ilkesini seçeneklerle eşleştirerek doğru seçeneği saptayın.
Din ile felsefenin çatışmayıp aksine birbirini doğruladığı yargısının doğru cevap olduğu belirlenir.
Seçenekler arasından parçadaki temel düşünceyi eksiksiz yansıtan yargıyı bulmak.

Anahtar Kavram

İslam felsefesinde akıl-inanç ilişkisi ve İbn Rüşd'ün uzlaşı felsefesi (tevil yöntemi).
Bu soruyu puanla