Ahlak Felsefesi
57 soru
Evrensel ahlak yasasının varlığını kabul etmekle birlikte, bu yasanın kaynağını dışsal ve nesnel bir otoritede değil, insanın kendi öznel yapısında (duygu, sezgi veya fayda arayışında) bulan filozoflar vardır. Bu düşünürler, ahlak yasasının temelinin öznel olduğunu savunurlar.
Buna göre, sol sütunda verilen filozofları sağ sütunda yer alan ahlaki yaklaşımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Birey, kendi hayatının yegane sahibi ve karar vericisidir. Ahlaki kararlarını alırken ne toplumsal baskılar ne de devletin otoritesi onun iradesine müdahale etmelidir. Ahlaki sorumluluk, ancak ve ancak bireyin hiçbir dışsal otoritenin dayatması olmadan, kendi seçimlerini yapabildiği geniş bir serbestlik ortamında anlam kazanır. Bu nedenle, devletin bireysel eylemlere ve tercihlere müdahalesi en aza indirgenmelidir.
Bu parçada savunulan görüşler, ahlaki eylemde özgürlük problemiyle ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?
Spinoza'ya göre Tanrı ve doğa aynı özün farklı görünümleridir ve evrende her şey mutlak bir zorunlulukla gerçekleşir. İnsan, kendi kişisel arzularını bir kenara bırakıp bu evrensel ve zorunlu doğa yasalarına uyum sağladığı ölçüde ahlaklı ve bilge bir yaşama ulaşebilir.
Buna göre Spinoza, evrensel ahlak yasasının nesnel temelini aşağıdakilerden hangisinde görmektedir?
Nietzsche’ye göre geleneksel ahlak, zayıf insanların güçlüleri dizginlemek amacıyla uydurduğu bir aldatmacadır. 'Sürü ahlakı' olarak nitelendirdiği bu hazır şablonlar, yaşamı olumlayan ve insanı kendi değerlerini yaratmaya çağıran 'efendi ahlakı'nın önünü keser. İnsanın yapması gereken, kendisine dayatılan bu dışsal kuralları reddederek kendi değer biçme gücünü eline almasıdır. Çünkü insan üzerinde önceden belirlenmiş aşkın ya da rasyonel hiçbir ahlaki yasa yoktur; ahlak ancak bireyin kendi özgür istencini ortaya koyma sürecidir.
Bu parçadan hareketle Nietzsche’nin ahlak görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?
"Haz, mutlu bir yaşamın başlangıcı ve amacıdır. Her seçiş ve kaçınışımızı ona dayandırırız; çünkü bizim için ilk ve doğuştan gelen iyi odur. Ancak her haz seçilmeye değer olmadığı gibi, her acıdan da kaçınılması gerekmez. Önemli olan, akıllıca bir ölçüp tartma (kalkülasyon) ile uzun vadede ruhsal dinginliği (ataraxia) ve bedensel acısızlığı (aponia) sağlayacak eylemlere yönelmektir. Bu nedenle ahlaki eylemin değeri, anlık hazların peşinde kontrolsüzce koşmakta değil, bilgeliğin rehberliğinde acıdan uzaklaşmaktadır."
Bu parçadan hareketle ahlaki eylemin amacı ve niteliği hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Aşağıda verilen filozofları, evrensel ahlak yasasını nesnel temelde açıklarken kullandıkları temel yaklaşımlarla doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Ahlak felsefesinde bireyin eylemlerinde ne ölçüde özgür olduğu sorusuna verilen cevaplar farklı yaklaşımları ortaya çıkarmıştır. Aşağıdaki sol sütunda bu yaklaşımlara ait temel argümanlar, sağ sütunda ise felsefi yaklaşımların isimleri yer almaktadır. Sol sütundaki argümanları sağ sütundaki doğru yaklaşımlarla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Ahlak felsefesinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını reddeden görüşlere ait aşağıdaki açıklamaları, ilişkili oldukları felsefi akımlarla eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Bir toplumun kendi varlığını koruma içgüdüsüyle bireye dayattığı kurallar, alışkanlıklardan ve toplumsal baskıdan beslenir. Bu ahlak yapısı, insanı belli bir gruba veya ulusa bağlarken, onun dışındakileri ötekileştirir ve değişime kapalıdır. Oysa gerçek ahlaki eylem, insanı toplumsal sınırların ötesine taşıyarak tüm insanlıkla birleştiren, kaynağını dışsal kurallarda değil, bireyin kendi içsel yaratıcı coşkusunda ve sezgisinde bulan dinamik bir atılımdır. Bu içsel yöneliş, dışarıdan dikte edilemeyen ama her insanda potansiyel olarak mevcut olan bir sevgi ve özgürlük duygusuna dayanır. Dolayısıyla evrensel bir ahlak yasası mümkündür; fakat bu yasa aklın soğuk kategorileriyle değil, insanın kendi iç sesine kulak vermesiyle kavranır.
Bu parçada savunulan görüş, ahlak felsefesinin aşağıdaki temel iddialarından hangisini desteklemek amacıyla kullanılabilir?
Pelin: "Karşılaştığım her ahlaki yol ayr��mında, geçmiş yaşantılarımın ve çevresel faktörlerin beni belirli bir seçeneğe zorladığını hissediyorum. Sanki kararlarım bana ait değil, önceden belirlenmiş birer sonuç."
Kaan: "Çevrenin ve geçmişin üzerimizdeki etkisini inkâr edemeyiz. Fakat insan, aklını ve iradesini eğitebilen bir varlıktır. Kendimizi ne kadar tanır, ahlaki değerler üzerine ne kadar düşünürsek, eylemlerimizi dış etkenlerin baskısından o derece kurtarıp kendi irademizle yönlendirebiliriz. Yani özgürlük, dışarıdan bize hazır sunulan bir durum değil, kendi kişiliğimizi geliştirerek kazandığımız bir özerkliktir."
Bu diyalogda Kaan’ın Pelin’e karşı savunduğu, ahlaki özgürlüğü bireyin kendi aklıyla kazandığı özerkliğe dayandıran görüş aşağıdakilerden hangisidir?
İnsan etkinliklerinin doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini sorgulayan, doğal dengenin korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla geliştirilen, insan dışındaki canlıların ve ekosistemin de ahlaki bir değer taşıdığını savunan uygulamalı etik alanı aşağıdakilerden hangisidir?
Bir eylemin ahlaki niteliğini belirleyen şey, onun soyut bir ödev bilincine veya aşkın bir otoriteye uygunluğu değildir. Ahlak, insan yaşamının somut gerçekliğinden kopuk olamaz; insanın acıdan kaçma ve hazza yönelme şeklindeki doğal eğilimleri ahlakın çıkış noktasıdır. Ancak bu durum, her bireyin yalnızca kendi bencil çıkarlarını araması gerektiği anlamına gelmez. Gerçek ahlaki eylem, bireysel hazzı aşarak olabildiğince çok insanın olabildiğince büyük mutluluğunu hedefleyen eylemdir. Dolayısıyla yasa, kaynağını insanın öznel dünyasında bulur fakat yönelimi itibarıyla tüm insanlığı kucaklayan evrensel bir ilkeye dönüşür.
Bu parçada dile getirilen görüşler, evrensel ahlak yasasını savunan yaklaşımlardan hangisinin temel tezini örneklendirmektedir?
Epiktetos’a göre, hayatta kontrol edebileceğimiz şeyler ile kontrol edemeyeceğimiz şeyler arasında kesin bir ayrım yapmalıyız. Düşüncelerimiz, arzularımız ve eylemlerimiz bizim elimizdedir; ancak bedenimiz, mülkümüz ve başkalarının hakkımızdaki düşünceleri bizim dışımızdadır. Ahlaki eylem, dışsal koşulların tutsağı olmadan, yalnızca kendi irademiz dahilindeki erdemli tutumları seçerek ruhsal bir dinginliğe ulaşmayı amaçlar. Buna göre insan, dış dünyaya karşı kayıtsız kalıp kendi aklıyla uyumlu davrandığında ahlaki eylemin nihai amacını gerçekleştirmiş olur.
Buna göre, Stoacı felsefede ahlaki eylemin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Bir eylemin ahlaki değeri, onun arkasındaki niyet ve ödev duygusunda yatar; eylemin sonuçlarında ya da getireceği faydada değil. Eğer bir esnaf, müşterilerini kaybetmemek ve dürüst bir imaj çizmek için onlara hile yapmıyorsa, bu eylem dış görünüşü bakımından ödeve uygun olsa da ahlaki bir değer taşımaz. Çünkü burada eylemin amacı ödevin kendisi değil, kişisel menfaattir. Ahlaki bir eylem, yalnızca ve yalnızca ödev ahlakına duyulan saf saygıdan ötürü, hiçbir koşula bağlanmaksızın gerçekleştirilmelidir.
Bu parçaya göre, Kant’ın ahlak anlayışında ahlaki eylemin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Evrensel bir ahlak yasasının varlığını savunan filozoflar, bu yasanın kaynağı konusunda iki ana gruba ayrılır. Yasanın kaynağını insanın öznel yapısında, sezgilerinde ya da haz ve fayda arayışında bulan 'öznel temelli' yaklaşım ile yasanın kaynağını insandan bağımsız nesnel bir alanda (tanrısal irade, doğa düzeni ya da rasyonel ödev) arayan 'nesnel temelli' yaklaşım karşı karşıya gelir. Öznel temelde evrensel yasayı kabul eden düşünürler, ahlakı insan doğasının içsel bir yönelimiyle açıklayarak onu evrensel kılmaya çalışırlar.
Aşağıda evrensel ahlak yasasını öznel temelde kabul eden filozoflar ve onların ahlaki eylemin temel ölçütüne dair görüşleri verilmiştir. Bu filozofları, savundukları ahlaki ölçütlerin açıklamalarıyla doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
Farabi’ye göre, insanın nihai amacı en yüksek mutluluğa (saadete) ulaşmaktır. Ancak bu mutluluk, bireysel hazların tatmin edilmesi veya kişisel çıkarların elde edilmesiyle mümkün olamaz. Mutluluk, aklın yetkinleşmesi ve insanın 'Etkin Akıl' ile bağ kurarak varlığın ilk ilkesine (Tanrı) yönelmesiyle gerçekleşir. Bu yöneliş, evrensel bir düzenin parçası olup, insanın kendi bencil arzularından bağımsız, nesnel bir ahlak yasasına uymasını gerektirir. Erdem, bu kozmik ve akli düzene uygun davranmaktır.
Bu parçaya göre Farabi'nin ahlak görüşünden yola çıkıldığında, evrensel ahlak yasasının nesnel temeli hakkında aşağıdakilerden hangisi savunulabilir?
Sokrates'e göre hiç kimse bilerek kötülük yapmaz; kötülük, bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Doğru bilgiye sahip olan insan, doğru eylemde bulunur. Bu doğrultuda ahlaki eylemin nihai hedefi, ruhun esenliğe kavuşması ve insanın en yüksek iyi olan mutluluğa (eudaimonia) ulaşmasıdır. İnsan ancak erdemli bir yaşam sürerek, yani neyin iyi olduğunu bilerek ve buna uygun davranarak gerçek mutluluğu elde edebilir.
Buna göre Sokrates'in ahlak anlayışında ahlaki eylemin nihai amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Ahlak felsefesinde evrensel ahlak yasasının varlığını nesnel (objektif) temelde kabul eden filozofların temel yaklaşımları ile bu yaklaşımların kavramsal dayanaklarını gösteren aşağıdaki ifadeleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler
İnsan, önceden belirlenmiş bir doğa ya da kendisi için çizilmiş aşkın bir planla dünyaya gelmez. O, önce var olur; sahneye atılır, dünyada başka varlıklarla karşılaşır ve ancak ondan sonra kendisini tanımlayıp bir kimlik kazanır. Eğer insanın özü, varoluşundan önce belirlenmiş olsaydı, ahlaki eylemleri bu belirlenmiş özün birer zorunlu çıktısı olurdu ve genelgeçer bir ahlak yasasından söz edebilirdik. Ancak insan, kendi özünü özgür seçimleriyle bizzat kendisi kurmak zorundadır. Bu nedenle, tüm insanlık için önceden yazılmış, herkesi bağlayan ve uymakla yükümlü olunan nesnel bir ahlak yasasının varlığından bahsedilemez.
Bu parçadaki görüşü savunan bir filozofun aşağıdakilerden hangisini öne sürmesi beklenir?
Ahlak felsefesinde evrensel bir ahlak yasasının varlığını kabul etmeyen düşünürler, bu reddedişlerini farklı insan doğası tasavvurlarına ve ontolojik gerekçelere dayandırmışlardır. Aşağıda bu görüşü savunan bazı filozoflar ve evrensel ahlak yasasını reddetme gerekçeleri verilmiştir. Soldaki filozofları sağdaki ahlaki gerekçeleriyle doğru bir şekilde eşleştiriniz.
Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın
Öğeler
Eşleşmeler