Rasyonalizm (Akılcılık)

15 soru

Soru 1Soru

Rasyonalist filozoflar, bilginin kaynağı olarak aklı görseler de bu temel kabulün içini doldururken farklı kavramsal araçlar ve açıklamalar geliştirmişlerdir. Aşağıda rasyonalist filozofların epistemolojik görüşlerine dair yapılan açıklamaları, ilişkili oldukları temel kavramlarla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon'un, duyusal dünyanın değişkenliğine karşı değişmez ve genelgeçer bilginin ruhun geçmiş yaşantılarından getirdiği ideaların hatırlanmasıyla mümkün olduğunu savunduğu kuramdır.
Descartes'ın şüphe yöntemini sonuna kadar götürdükten sonra, zihnin hiçbir dışsal veriye ve duyuma ihtiyaç duymadan, kendi üzerine düşünerek ulaştığı ilk kesin ve şüphe götürmez apaçıklığı sağlayan zihinsel yetidir.
Spinoza'nın, evrenin rasyonel ve zorunlu düzenini (tözün doğasını) parçalı ve dolaylı akıl yürütmelerin ötesine geçerek bir bütün olarak tek bir bakışta kavramayı sağlayan en üst düzey bilgi türüdür.
Leibniz'in, karşıtları mantıksal çelişki yaratacağı için doğruluğu zorunlu olan ve doğrulanması için hiçbir deneysel gözleme ihtiyaç duyulmayan apriori önerme kategorisidir.

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon'un hatırlama kuramı ile Anamnesis; Descartes'ın şüphe sonrası apaçıklığı sağlayan yetisi ile Aklın Doğal Işığı; Spinoza'nın dolaysız en üst düzey bilgisi ile Sezgisel Akıl; Leibniz'in karşıtı çelişki yaratan önermeleri ile Akıl Doğruları eşleşmektedir.
Verilen eşleştirmelerde Platon'un ideaları hatırlama kuramı anamnesis ile, Descartes'ın şüphe sonrası apaçıklığa ulaştıran zihinsel yetisi aklın doğal ışığı ile, Spinoza'nın dolaysız en üst düzey bilgisi sezgisel akıl ile ve Leibniz'in karşıtı çelişki yaratan zorunlu önermeleri akıl doğruları ile eşleşmektedir. Bu eşleştirme rasyonalizmin farklı filozoflardaki kavramsal yansımalarını tam ve doğru olarak ortaya koymaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un bilgi görüşü analiz edilir.
Platon'un duyulardan bağımsız, ideaların hatırlanmasına dayalı kuramının 'Anamnesis' olduğu belirlenir ve birinci ifade bu kavramla eşleştirilir.
Platon rasyonalizmini ruhun ölümsüzlüğü ve ideaları önceden görmüş olması üzerinden açıklar.
2
Descartes'ın metodolojisi ve doğuştan gelen fikirleri kavrama biçimi incelenir.
Descartes'ın şüpheyi aşarak kesin bilgiye ulaştıran zihinsel yetiyi 'Aklın Doğal Işığı' (lumen naturale) olarak adlandırdığı tespit edilir ve ikinci ifade bu kavramla eşleştirilir.
Metodik şüphe sonucunda ulaşılan 'düşünüyorum o halde varım' önermesi aklın kendi kendini doğrudan kavramasının ürünüdür.
3
Spinoza'nın bilgi sınıflaması incelenir.
Spinoza'da üçüncü ve en yüksek bilgi türünün dolaysız kavrayış olan 'Sezgisel Akıl' olduğu saptanır ve üçüncü ifade bu kavramla eşleştirilir.
Sezgisel akıl, tümdengelimsel çıkarımların ötesinde, tözün özünü doğrudan kavramamızı sağlar.
4
Leibniz'in bilgi ayrımı değerlendirilir.
Karşıtı çelişki yaratan, zorunlu ve apriori doğruların 'Akıl Doğruları' olduğu görülür ve dördüncü ifade bu kavramla eşleştirilir.
Leibniz mantıksal ilkelerle temellendirilen doğruları akıl doğruları olarak adlandırır.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilgiye ulaşmada akla biçtikleri roller ve geliştirdikleri özgün epistemolojik kavramlar.
Soru 2Soru

Rasyonalist (akılcı) filozoflar, bilginin kaynağının akıl olduğu konusunda uzlaşsalar da bu akli bilginin yapısını, kökenini ve açığa çıkarılma biçimini farklı kuramsal çerçevelerle açıklamışlardır. Aşağıda verilen rasyonalist filozofların epistemolojik yaklaşımlarını, bu yaklaşımlara temel oluşturan açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates'in epistemolojik yaklaşımı
Platon'un bilgi kuramı
Descartes'ın metodik şüphesi
Leibniz'in rasyonalist bilgi teorisi

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates'in yaklaşımı zihindeki doğruların diyalektik sorgulamayla açığa çıkarılması açıklamasıyla; Platon'un kuramı bilginin anamnesis (hatırlama) süreci olması ve İdealar dünyasıyla ilişkisi açıklamasıyla; Descartes'ın metodik şüphesi duyulardan ve kabullerden kötü cin varsayımı gibi yöntemlerle arınarak sarsılmaz öznelliğe ulaşılması açıklamasıyla; Leibniz'in bilgi teorisi ise akıl hakikatleri ve olgu hakikatleri ayrımı açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmeler rasyonalist felsefedeki temel metodolojik ayrımları yansıtmaktadır. Sokrates diyalektik diyaloglar vasıtasıyla zihindeki bilgilerin dışarıdan bilgi eklenmeden açığa çıkarılmasını savunur. Platon epistemolojisini idealar kuramına ve anamnesis (hatırlama) fikrine dayandırır. Descartes metodik şüphe sürecinde rüya ve kötü cin gibi uç senaryoları kullanarak kesin bilince (cogito) ulaşır. Leibniz ise bilginin ezelî doğasını açıklarken akıl hakikatleri (apriori zorunluluklar) ve olgu hakikatleri (deneyimsel olumsallıklar) ayrımını yapar.

Adım Adım Çözüm

1
Sokrates'in maieutik (doğurtma) y��ntemini inceleme
Sokrates'in sorgulama yöntemi, kişide zaten var olan ancak farkında olunmayan bilgileri gün ışığına çıkarmayı hedefler. Bu durum, zihne yeni bilgi eklenmeksizin doğruların bilince çıkarılması açıklamasıyla örtüşür.
Sokrates'in 'kimseye yeni bir şey öğretemem, sadece düşünmelerini sağlayabilirim' felsefesini epistemolojik düzeyde tespit etmek.
2
Platon'un İdealar ve Anamnesis kuramını analiz etme
Platon'da bilginin kaynağı ezelî ruhun idealarla kurduğu temastır ve fenomenler dünyasındaki nesneler bu ezelî formların kopyalarıdır. Bu nedenle bilmek, anamnesis yani hatırlamadır.
Platon'un epistemolojisinde akılsal formların (ideaların) ve hatırlama kavramının rolünü belirlemek.
3
Descartes'ın metodik şüphesinin işleyişini inceleme
Descartes, kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi yöntem olarak kullanır. Duyuların yanıltıcılığı, rüya hali ve zihni yanıltan kötü cin varsayımı gibi aşamalardan geçerek nihai olarak düşünen benliğe (cogito) ulaşır.
Descartes'ın şüpheyi septikler gibi amaç değil, dogmatik kesinliğe ulaşmak için araç olarak nasıl kullandığını anlamak.
4
Leibniz'in akıl ve olgu hakikatleri ayrımını belirleme
Leibniz, akıl hakikatlerinin mantıksal, zorunlu ve çelişmezlik ilkesine dayandığını (apriori), olgu hakikatlerinin ise olumsal olduğunu savunarak rasyonalist rasyonaliteyi temellendirir.
Leibniz'in rasyonalizm içindeki kendine has bilgi ayrımını çözümlemek.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilginin kaynağı, yapısı ve yöntemine ilişkin geliştirdikleri farklı rasyonel argümanlar (Sokrates'in maieutik yöntemi, Platon'un anamnesis kuramı, Descartes'ın metodik şüphesi ve Leibniz'in akıl hakikatleri ayrımı).
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 3Soru

Leibniz, Locke’un "Zihinde duyulardan geçmemiş hiçbir şey yoktur." savına karşı çıkarak "Zihnin kendisi hariç!" eklemesini yapar. Ona göre insan zihni pasif bir balmumu levha (tabula rasa) değil; mermerin damarları gibi doğuştan getirdiği potansiyel eğilimlere, kuvvelere ve mantıksal yapılara sahip aktif bir öznedir. Dış dünya, zihindeki bu hazır kalıpları ve apriori ilkeleri uyandıran bir vesile olmaktan öteye gidemez. Dolayısıyla bilgi, duyularla dışarıdan zihne taşınan bir içerik değil; zihnin kendi rasyonel potansiyelini açığa çıkarmasıdır.

Leibniz'in bu görüşlerinden yola ç��kılarak rasyonalist bilgi felsefesine dair aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi, dış dünyanın zihin üzerinde doğrudan oluşturduğu izlenimlerin toplanmasıyla değil, zihnin kendi doğasında var olan apriori yapılar ve mantıksal ilkeler aracılığıyla aktif olarak biçimlendirilmesiyle mümkündür.

Cevap

Doğru bilgi, dış dünyanın zihin üzerinde doğrudan oluşturduğu izlenimlerin toplanmasıyla değil, zihnin kendi doğasında var olan apriori yapılar ve mantıksal ilkeler aracılığıyla aktif olarak biçimlendirilmesiyle mümkündür.
Doğru seçenek, rasyonalizmin zihni pasif bir alıcı olarak değil, bilgiyi kendi apriori mantıksal sınırları ve potansiyelleriyle aktif olarak kuran bir özne olarak tanımlayan Leibniz'in görüşünü tam olarak yansıtmaktadır. Paragrafta belirtilen 'mermerin damarları' benzetmesi ve zihnin aktif bir özne olması vurgusu doğrudan bu yargıya işaret eder.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki Leibniz'in eleştirisini ve zihin modelini analiz etmek.
Leibniz zihni pasif bir balmumu levha (tabula rasa) olarak gören empirist modeli reddetmekte, zihnin aktif ve doğuştan getirdiği yapılara (mermerin damarları örneği) sahip olduğunu savunmaktadır.
Sorunun rasyonalist epistemolojinin aktif zihin ve apriori bilgi anlayışı üzerine kurulduğunu tespit etmek amacıyla bu adım gereklidir.
2
Dış dünyanın bilgi sürecindeki rolünü belirlemek.
Dış dünya bilgiyi zihne taşıyan bir kaynak değil, zihindeki hazır yapıları uyandıran bir vesiledir.
Duyusal deneyimin rasyonalizmdeki ikincil, uyarıcı rolünü doğru konumlandırmak için bu ayrımın yapılması gerekir.
3
Doğru seçenek ile çeldiriciler arasındaki epistemolojik farkları değerlendirmek.
Zihnin doğuştan gelen potansiyelini aktif biçimlendirici olarak gören seçeneğin Leibniz'in zihin modelini tam olarak yansıttığı görülürken; empirist, dogmatik ve kavram kargaşası içeren diğer seçenekler elenir.
YKS felsefe sorularındaki yüksek düzeyde çeldirici analizini başarıyla tamamlayıp doğru cevaba ulaşmak için bu karşılaştırma zorunludur.

Anahtar Kavram

Rasyonalist bilgi felsefesinde zihnin aktif yapısı ve apriori bilgi ilkesi
Soru 4Soru

Aşağıda sol sütunda verilen rasyonalist filozofları, sağ sütundaki kendilerine ait temel felsefi kavram veya yaklaşımlarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates
Platon
Descartes

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates - Doğurtma yöntemi (maieutik); Platon - İdealar dünyası; Descartes - Metodik şüphe.
Eşleştirmede Sokrates doğuştan gelen bilgileri açığa çıkaran doğurtma yöntemiyle, Platon duyuları dışlayan idealar kuramıyla, Descartes ise sarsılmaz bilgiye ulaşmayı amaçlayan metodik şüphe yaklaşımıyla doğru şekilde ilişkilendirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Sokrates'in bilgi yöntemini eşleştirme
Sokrates, bilgilerin doğuştan ruhumuzda var olduğunu savunur ve sorgulama yoluyla bu bilgileri gün yüzüne çıkarmayı hedefler. Bu yaklaşım, doğuştan gelen bilgileri soru-cevap yöntemiyle açığa çıkarma tanımıyla eşleşir.
Sokrates'in maieutik (doğurtma) yönteminin temel tanımını belirlemek.
2
Platon'un bilgi kuramını eşleştirme
Platon, gerçek bilginin yalnızca akılla kavranabilen idealar dünyasına ait olduğunu ve duyusal dünyanın yanıltıcı gölgelerden ibaret olduğunu savunur. Bu yaklaşım, idealar dünyası tanımıyla eşleşir.
Platon'un İdealar Kuramı'nın bilgi felsefesindeki yerini belirlemek.
3
Descartes'ın bilgi metodunu eşleştirme
Descartes, kesin bilgiye ulaşabilmek için tüm bilgileri sarsıcı bir sorgulamadan geçirir ve şüpheyi bir yöntem olarak kullanır. Bu yaklaşım, metodik şüphe tanımıyla eşleşir.
Descartes'ın metodik şüphe yaklaşımını tanımlamak.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm (Akılcılık) temsilcilerinin bilgiye ulaşma yöntemleri ve temel epistemolojik kabulleri.
Soru 5Soru

Sokrates, Meno diyaloğunda okuma yazma bilmeyen bir köleye hiçbir yeni bilgi öğretmeden, sadece doğru soruları sorarak bir geometri problemini çözdürmeyi başarır. Ona göre bu durum, bilginin ruhumuzda doğuştan hazır bulunduğunun ve doğru sorularla anımsanabileceğinin bir kanıtıdır.

Sokrates'in bu yaklaşımı, bilginin kaynağını ve niteliğini açıklayan aşağıdaki felsefi akımlardan hangisinin temel iddiasını desteklemektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Rasyonalizm (Akılcılık)

Cevap

Rasyonalizm (Akılcılık) akımı, bilginin doğuştan insan zihninde hazır bulunduğunu ve aklın doğru bilginin biricik kaynağı olduğunu savunur.
Sokrates'in köleye geometri problemini çözdürürken bilginin doğuştan zihinde var olduğunu ve sadece uygun sorularla hatırlatıldığını savunması, rasyonalizmin (akılcılık) en temel iddiası olan 'doğuştan gelen/apriori bilgi' görüşüyle doğrudan örtüşür. Rasyonalizme göre akıl, doğru bilginin yegane kaynağıdır ve deneyimden bağımsız olarak bilgi üretebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel felsefi savı belirlemek.
Sokrates'in, kölenin zihninde geometri bilgisinin zaten var olduğunu ve bunun sorularla hatırlatıldığını iddia ettiği belirlenir.
Sorudaki felsefi argümanın hangi bilgi teorisine ait olduğunu bulmak için öncelikle savunulan tezin özünü ortaya koymak gerekir.
2
Belirlenen savı seçeneklerdeki bilgi felsefesi akımlarıyla karşılaştırmak.
Doğuştan gelen bilgi (apriori) ve aklın bilgi kaynağı olması fikrinin rasyonalizm (akılcılık) akımına ait olduğu tespit edilir.
Bilgi kuramlarının temel iddialarını analiz ederek doğru akımla eşleştirme yapmak sorunun çözümünü sağlar.

Anahtar Kavram

Doğuştan Gelen Fikirler (Apriori Bilgi) ve Rasyonalizm
Soru 6Soru

Aşağıda rasyonalist (akılcı) felsefenin üç önemli temsilcisi ve bilgiye ulaşma yöntemleri verilmiştir. Filozofları, kendi bilgi görüşlerini yansıtan açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Sokrates
Descartes

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon, idealar dünyasına dayanan görüşle; Sokrates, soru sorma ve diyalog yöntemiyle (maiotik); Descartes ise şüpheyi yöntem olarak kullanan açıklamayla eşleşir.
Doğru eşleştirmede Platon idealar kuramına dayalı bilgi tanımıyla, Sokrates maiotik yöntemiyle, Descartes ise kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi araç olarak kullanmasıyla eşleşmektedir. Bu durum rasyonalizmin her üç filozofta da farklı metodolojik yollarla akıl vurgusuna dayandığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un bilgi felsefesini analiz etme
Platon, duyular dünyasının bilgisini yanıltıcı bulur ve gerçek bilginin yalnızca akılla kavranabilen idealar dünyasına ait olduğunu belirtir. Bu nedenle Platon, idealar dünyası ile ilgili olan üçüncü açıklamayla eşleşir.
Filozofun temel epistemolojik kuramını tespit etmek.
2
Sokrates'in bilgi yöntemini inceleme
Sokrates, bilginin doğuştan zihinde var olduğunu savunur ve maiotik (doğurtma) adı verilen diyalog yöntemiyle bilgileri açığa çıkarır. Bu nedenle Sokrates, soru sorma ve maiotik yöntemi içeren birinci açıklamayla eşleşir.
Sokrates'in doğuştan bilgi ve sorgulama prensibini doğrulamak.
3
Descartes'ın metodolojik yaklaşımını belirleme
Descartes, kesin bilgiye ulaşmak için her şeyden şüphe ederek başlar (metodik şüphe) ve şüpheyi bir araç olarak kullanıp akılla kesin doğrulara ulaşır. Bu nedenle Descartes, şüpheyi yöntem olarak kullanan ikinci açıklamayla eşleşir.
Descartes'ın metodik şüphe yaklaşımını eşleştirmek.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilginin kaynağı ve yöntemi hakkındaki temel yaklaşımlarının ayırt edilmesi.
Soru 7Soru

Rasyonalist filozoflar, bilginin kaynağının akıl olduğu konusunda uzlaşsalar da bilginin yapısı, doğası ve elde ediliş süreci konusunda farklı açıklamalar geliştirmişlerdir.

Aşağıda sol sütunda yer alan filozofları, sağ sütundaki kendilerine ait temel epistemolojik açıklamalarla doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Aristoteles
Descartes
Spinoza

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon - gölgelerin ötesine geçip formları anımsama; Aristoteles - duyu verilerinin etkin akılla formel hale getirilmesi; Descartes - metodik şüpheyle zihnin kendi üzerine dönmesi; Spinoza - sonsuz tözün entelektüel seziyle doğrudan kavranması.
Filozofların kendilerine özgü rasyonalist argümanları doğru şekilde eşleştirilmiştir: Platon ideaları hatırlamayı (anamnesis), Aristoteles aklın duyusal malzemeyi formel hale getirmesini, Descartes aklın şüphe yoluyla kendi üzerine dönerek doğuştan gelen fikirlere ulaşmasını, Spinoza ise tözü ve zorunlu düzeni doğrudan kavrayan entelektüel seziyi savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un epistemolojik yaklaşımını ve anımsama (anamnesis) kuramını inceleme
Platon'un idealar dünyasına ve ruhun doğum öncesi bildiklerini anımsamasına dayanan bilginin, duyusal gölgelerin ötesine geçme açıklamasıyla eşleştiği tespit edilir.
Platon rasyonalizminde gerçek bilgi (episteme), akılla kavranan ideaların hatırlanmasıdır.
2
Aristoteles'in bilgi edinme sürecindeki akıl ve duyu ilişkisini analiz etme
Aristoteles'in, duyu verilerinin potansiyel aklı etkin akıl (akl-ı faal) aracılığıyla biçimlendirerek bilgiye dönüştürdüğü yönündeki açıklamasıyla eşleştiği bulunur.
Aristoteles, aklı bilginin nihai kaynağı görse de duyu verilerinin akıl tarafından formel hale getirilmesi sürecini vurgular.
3
Descartes'ın metodik şüphe ve apriori bilgi yöntemini değerlendirme
Descartes'ın, tüm ön kabullerden ve duyusal verilerden arınarak aklı kendi üzerine döndürme ve apaçık doğrulara ulaşma açıklamasıyla eşleştiği saptanır.
Descartes metodik şüpheyi kullanarak şüphe edilemeyecek kesin, doğuştan gelen (apriori) bilgilere ulaşmayı amaçlar.
4
Spinoza'nın rasyonel bilgi basamaklarını ve töz anlayışını inceleme
Spinoza'nın, aklın mantıksal çıkarım adımlarını aşarak sonsuz töz ile tekil varlıklar arasındaki zorunlu ilişkiyi doğrudan kavrayan 'entelektüel sezi' açıklamasıyla eşleştiği belirlenir.
Spinoza'da en yüksek bilgi türü, her şeyin Tanrı veya Doğa (sonsuz töz) ile olan ilişkisini doğrudan kavramaktır.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların bilgi kuramlarındaki ayırt edici epistemolojik yöntemler
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 8Soru

Bir heykeltıraş mermer bloğa şekil verirken aslında mermerin içinde zaten var olan bir formu aç��ğa çıkarmaktadır; mermere dışarıdan yeni bir töz eklemez. Benzer şekilde, insan zihni de dış dünyadan gelen duyusal izlenimlerle tamamen yeni baştan inşa edilen boş bir kap değildir. Duyular, zihinde uyuyan apriori ilkeleri, mantıksal kategorileri ve doğuştan getirdiğimiz ideleri harekete geçiren, onları uyandıran birer uyarandır sadece. Öğrenme denilen süreç, zihnin dışarıdan bilgi ithal etmesi değil, akıl yürütme yoluyla kendi içinde zaten mevcut olan potansiyel doğruları hatırlaması ve bilinç düzeyine çıkarmasıdır.

Bu parçada dile getirilen bilgi görüşünden hareketle, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akılla fark edilmesidir.

Cevap

Gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akılla fark edilmesidir.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, rasyonalist bilgi felsefesine göre gerçek bilgi, deneyimden bağımsız olarak zihnin kendi doğasında potansiyel olarak bulunan doğruların akıl aracılığıyla fark edilmesi ve açığa çıkarılmasıdır. Parçadaki mermer ve heykeltıraş benzetmesi, bilginin dışarıdan alınmadığını, zihinde zaten var olanın hatırlama yoluyla gün yüzüne çıkarıldığını vurgular.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel benzetmeyi (heykeltıraş ve mermer) analiz etmek.
Mermerin içindeki hazır formun açığa çıkarılması, insan zihninde bilginin zaten potansiyel olarak mevcut olduğunu simgeler.
Zihnin sıfırdan bilgi üretmediğini veya dışarıdan bilgi ithal etmediğini anlamak için.
2
Duyuların işlevini belirlemek.
Duyular bilgiyi üreten kaynak değil, zihindeki doğuştan gelen ilkeleri uyandıran geçici birer uyarandır.
Duyusal deneyimin rasyonalizmdeki ikincil rolünü kavramak için.
3
Öğrenme tanımını rasyonalist açıdan yorumlamak.
Öğrenme, zihnin kendi içindeki doğruları hatırlaması (anamnesis) ve akıl yoluyla kavramasıdır.
Rasyonalist bilgi felsefesinin temel tezi olan apriori bilginin doğasını saptamak için.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm ve Doğuştan Gelen Fikirler (Apriori Bilgi)
Soru 9Soru

Aşağıda verilen rasyonalist (akılcı) filozofları, bilgi felsefesindeki (epistemoloji) temel iddiaları ve bilgiye ulaşma yaklaşımları ile doğru biçimde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Platon
Farabi
Descartes
Aristoteles

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Platon ideaların hatırlanmasıyla, Farabi bilginin kaynağını etkin akıl ile ilişkilendirmesiyle, Descartes metodik şüphe ile düşünen özneye ulaşılmasıyla, Aristoteles ise duyu verilerini işleyen akıl kuramıyla eşleşmektedir.
Rasyonalist filozofların bilginin kaynağında aklı gördükleri hususu ortaktır; ancak bilgiye ulaşma biçimlerinde Platon ideaların hatırlanmasını (anamnesis), Aristoteles duyu verilerinin akıl (nous) tarafından işlenmesini, Farabi insan zihninin faal akıl ile temas kurmasını, Descartes ise metodik şüpheyle düşünen özneye (cogito) ulaşılmasını savunmaktadır. Eşleşme bu ilkelere göre yapılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Platon'un bilgi felsefesindeki temel iddiası tespit edilir.
Platon'un idealar dünyası ve ruhun bedenleşmeden önce gördüğü gerçekleri dünyada hatırlaması (anamnesis) fikri, gölge dünya betimlemesiyle eşleştirilir.
Platon rasyonalizminin temelini ruhun apriori bilgileri hatırlaması oluşturur.
2
Aristoteles'in rasyonalist bilgi kuramı analiz edilir.
Aristoteles'in duyu dünyasını tamamen dışlamayıp, duyulardan gelen tikel verileri işleyen ve onlara form kazandıran akıl (nous) tezi eşleştirilir.
Aristoteles rasyonalizmi, akıldaki potansiyel gücün duyu verilerini aktifleştirmesine dayanır.
3
Farabi'nin rasyonalizmindeki aklın mertebeleri incelenir.
Farabi'nin insan aklının en üst aşamada kozmik 'faal akıl' ile irtibat kurarak gerçek bilgiye ulaştığı tezi belirlenir.
Faal akıl, Farabi felsefesinde bilginin kaynağını açıklayan en önemli rasyonalist kavramdır.
4
Descartes'ın bilgi metodolojisi değerlendirilir.
Descartes'ın her şeyden şüphe ederek ulaştığı ve şüphe edilemez bulduğu düşünen özne (cogito) kavramı metodik şüphe teziyle eşleştirilir.
Descartes rasyonalizmini metodik şüphe üzerine inşa eder.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların (Platon, Aristoteles, Farabi, Descartes) epistemolojik yaklaşımları ve bilgi edinme yöntemleri.
Soru 10Soru

Descartes, Balmumu Örneği'nde petekten yeni alınmış bir balmumunu betimler. Bu balmumu henüz balın kokusunu korumakta, rengi, şekli ve boyutu belirgindir. Ancak balmumu ateşe yaklaştırıldığında rengi değişir, şekli bozulur, kokusu ve tadı yok olur, sertliği gider ve sıvılaşır. Kısacası, duyularla algılanan tüm özellikleri değişime uğrar. Buna rağmen onun aynı balmumu olduğu kabul edilmeye devam edilir. Descartes, balmumunun kendisinin ne olduğunu kavrayan gücün duyularımız olamayacağını belirtir; çünkü duyuların bize sunduğu her nitelik değişmiştir.

Buna göre Descartes'ın balmumu örneğinden yola çıkılarak rasyonalist (akılcı) bilgi kuramı hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Nesnelerin özüne dair kesin ve değişmez bilgiye duyusal algılarla değil, zihinsel kavrayış (akıl) yoluyla ulaşılır.

Cevap

Nesnelerin özüne dair kesin ve değişmez bilgiye duyusal algılarla değil, zihinsel kavrayış yoluyla ulaşıldığını savunan yargı doğrudur.
Descartes'ın balmumu analizi, duyuların bize sunduğu değişken niteliklerin ötesinde nesnenin kalıcı ve temel yapısını kavrayan gücün zihinsel bir görü (akıl) olduğunu gösterir. Bu durum, kesin bilginin kaynağını akılda bulan rasyonalist bilgi kuramının temel savıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki balmumu örneğini analiz etmek.
Balmumunun sıcaklık etkisiyle tüm duyusal özelliklerinin (renk, koku, tat, şekil, sertlik) değiştiği, ancak nesnenin özünün (aynı balmumu olma durumunun) değişmediği belirlenir.
Duyuların bize sunduğu verilerin değişken ve yanıltıcı olduğunu, dolayısıyla nesnenin değişmeyen özünü kavramada yetersiz kaldığını göstermek.
2
Descartes'ın bu tespitten çıkardığı epistemolojik sonucu belirlemek.
Balmumunun ne olduğunu kavrayan gücün duyular değil, sadece zihin (akıl) olduğu sonucuna ulaşılır.
Bilginin kaynağında aklın duyulara olan üstünlüğünü ve önceliğini ortaya koymak.
3
Elde edilen sonucu rasyonalist bilgi kuramının temel ilkeleriyle eşleştirmek.
Kesin ve değişmez bilgiye ancak akıl (zihinsel kavrayış) yoluyla ulaşılabileceğini savunan seçeneğin doğru olduğu tespit edilir.
Rasyonalizmin apriori (akla dayalı) bilgi anlayışını doğrulamak.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm ve Apriori Bilgi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 11Soru

Rasyonalizm (akılcılık), doğru bilginin kaynağını duyusal deneyimde değil, aklın yetilerinde bulan epistemolojik bir yaklaşımdır.

Aşağıdaki rasyonalist bilgi kuramına ait temel kavramları, felsefi literatürdeki tanımlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Apriori Bilgi
Tümdengelim
Doğuştan Gelen Fikirler
Tümel ve Zorunlu Doğruluk

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Apriori Bilgi ile duyusal deneyim dışı bilgi tanımı; Tümdengelim ile genelden özele mantıksal yöntem; Doğuştan Gelen Fikirler ile zihnin boş levha olmadığı görüşü; Tümel ve Zorunlu Doğruluk ile olgulardan etkilenmeyen kesin bilgi eşleşir.
Rasyonalist bilgi kuramında kavramlar ve yöntemler akla dayalı bir yapı oluşturur. Apriori bilgi deneyden bağımsızlığı, tümdengelim mantıksal yöntemi, doğuştan gelen fikirler zihnin boş levha olmadığını, tümel ve zorunlu doğrular ise bilginin kesinlik niteliğini ifade eder. Bu doğrultuda yapılan eşleştirme kavramların felsefi literatürdeki anlamlarıyla birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Apriori kavramının analiz edilmesi
Apriori kavramının 'deneyden bağımsız, sırf akla dayanan bilgi' anlamıyla uyuştuğu görülerek birinci kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Deney öncesi bilgiyi tanımlamak.
2
Tümdengelim mantıksal yönteminin incelenmesi
Tümdengelim kavramının 'genel prensiplerden tekil sonuçlara ulaşma yöntemi' tanımıyla uyuştuğu görülerek ikinci kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Rasyonalizmin temel çıkarım yöntemini belirlemek.
3
Doğuştan gelen fikirler tezinin incelenmesi
Doğuştan gelen fikirlerin 'zihnin boş bir levha olmadığını ve bazı kavramların zihinde hazır bulunduğunu savunan görüş' ile uyuştuğu görülerek üçüncü kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Zihnin bilgi edinmedeki ilk durumuna ilişkin rasyonalist tezi saptamak.
4
Tümel ve zorunlu doğruluk kavramının incelenmesi
Tümel ve zorunlu doğruluğun 'aksini düşünmenin çelişki doğurduğu, olgulardan etkilenmeyen bilgi özelliği' tanımıyla uyuştuğu görülerek dördüncü kavram ile bu tanım eşleştirilir.
Rasyonalist bilginin kesinlik ve geçerlilik sınırlarını belirlemek.

Anahtar Kavram

Rasyonalizmin (akılcılığın) temel epistemolojik kavramları ve özellikleri
Soru 12Soru

Aristoteles'e göre zihin, duyusal deneyim aracılığıyla dış dünyadaki nesnelerle karşılaşmadan önce boş bir levha (tabula rasa) gibidir; ancak bu durum zihnin tamamen edilgin olduğu anlamına gelmez. Zihin, duyuların getirdiği tikel verileri işleme ve onların içindeki özü (tümel formu) soyutlama yetisine sahiptir. Duyular yalnızca nesnelerin dış görünüşlerini sunarken, akıl bu verilerdeki mantıksal ve kavramsal düzeni açığa çıkararak kesin bilgiye ulaşır. Aristoteles için bilgi, dış dünyadan bağımsız değildir; fakat duyusal veri ancak aklın ona form vermesiyle gerçek ve bilimsel bir nitelik kazanır.

Buna göre Aristoteles'in bilgi görüşüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğru bilgi, duyuların sağladığı ham verilerin akıl tarafından işlenip tümel formlara dönüştürülmesiyle mümkündür.

Cevap

Doğru bilgi, duyuların sağladığı ham verilerin akıl tarafından işlenip tümel formlara dönüştürülmesiyle mümkündür.
Aristoteles'in bilgi kuramına göre, bilgi edinme süreci duyular aracılığıyla başlasa da kesin ve bilimsel bilgiye ancak aklın bu duyusal verilerdeki tümel formları soyutlamasıyla ulaşılır. Bu doğrultuda doğru bilgi, duyusal verilerin akıl tarafından işlenmesiyle elde edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki temel savı ve Aristoteles'in rasyonalizm yorumunu analiz etmek.
Aristoteles'in bilginin kaynağı konusunda duyusal veriyi (deneyimi) dışlamadığı, ancak kesin bilginin (tümel formun) akıl vasıtasıyla soyutlanarak ortaya çıkarıldığını savunduğu tespit edilmiştir.
Aristoteles'in epistemolojisinde aklın ve duyuların rollerini doğru belirlemek, rasyonalizmin bu özel biçimini kavramak için gereklidir.
2
Seçenekleri bu analiz doğrultusunda değerlendirmek.
Duyuların getirdiği verilerin akıl tarafından işlenip tümel formlara dönüştürüldüğünü belirten seçeneğin metinle tam olarak örtüştüğü belirlenmiştir.
Doğru cevaba ulaşmak için rasyonalizm içindeki farklı ekollerin (doğuştancılık ile Aristotelesçi soyutlamacılık) ayrımını yapmak gerekir.

Anahtar Kavram

Aristoteles'in rasyonalizm anlayışında aklın soyutlama ve form verme işlevi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 13Soru

Duyular bize ancak bazı tekil durumlara ve örneklere dair bilgi sağlayabilir; fakat ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bu örnekler genel ve zorunlu hakikatleri temellendirmeye yetmez. Örneğin, güneşin her gün doğduğunu deneyimlememiz, onun yarın da doğmasının mantıksal olarak zorunlu olduğunu göstermez. Buna karşın matematik ve mantık ilkeleri gibi zorunlu hakikatler, hiçbir deneyime dayanmaksızın zihnimizde kesin ve genelgeçer olarak mevcuttur. Bu durum, insan zihninin sadece dışarıdan gelen verileri alan pasif bir levha olmadığını, aksine evrensel ilkeleri kendi yapısında apriori (deney öncesi) olarak barındırdığını kanıtlar.

Bu parçada savunulan görüş doğrultusunda, bilginin kaynağı ve yapısına ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Genel ve zorunlu doğruların kayna��ı duyusal deneyimler değil; zihnin kendi yapısında doğuştan barındırdığı apriori ilkelerdir.

Cevap

Genel ve zorunlu doğruların kaynağı duyusal deneyimler değil; zihnin kendi yapısında doğuştan barındırdığı apriori ilkelerdir.
Genel ve zorunlu doğruların kaynağının duyusal deneyimler olmadığını, zihnin kendi yapısında doğuştan barındırdığı apriori ilkeler olduğunu savunan ifade doğrudur. Parçada güneşin doğması gibi duyusal deneyimlerin tekil örnekler sunduğu ancak mantıksal bir zorunluluk taşımadığı belirtilerek, matematik ve mantık gibi zorunlu hakikatlerin aklın apriori yapısından geldiği vurgulanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel iddiayı belirleme
Duyusal deneyimlerin (tekil örneklerin) evrensel ve zorunlu doğruları (matematik ve mantık gibi) açıklamakta yetersiz olduğu tespit edilir.
Yazarın bilgi kaynağına dair eleştirisini ve rasyonalist argümanın çıkış noktasını anlamak için gereklidir.
2
Zihnin rolünü ve bilgi türünü analiz etme
İnsan zihninin pasif bir levha olmadığı, aksine evrensel ve zorunlu ilkeleri deney öncesi (apriori) olarak kendi yapısında barındırdığı belirlenir.
Parçada geçen 'apriori' ve 'zihnin yapısı' kavramlarının rasyonalizmdeki 'doğuştan gelen fikirler' teziyle ilişkisini kurmak için gereklidir.
3
Seçenekleri analiz edip doğru yargıyı seçme
Duyusal deneyimi dışlayan ve bilginin kaynağını zihnin apriori ilkelerine dayandıran ifadenin doğru yanıt olduğu sonucuna ulaşılır.
Parçada doğrudan savunulan rasyonalist epistemolojinin temel tezini yansıtan seçeneği saptamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Rasyonalizm (Akılcılık)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 14Soru

Rasyonalist (akılcı) bilgi kuramında kullanılan temel kavram ve yöntemler ile bunların açıklamaları aşağıda verilmiştir. Bu kavram ve yöntemleri doğru tan��mlarıyla eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Apriori Bilgi
Metodik Şüphe
Tümdengelim
Doğuştan Gelen Fikirler

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Apriori Bilgi -> Duyu ve deneyimden önce gelen, doğruluğu sadece akıl yoluyla temellendirilen bilgi yapısı; Metodik Şüphe -> Mutlak ve sarsılmaz doğru bilgiye ulaşmak amacıyla mevcut tüm kabulleri geçici olarak sorgulama yöntemi; Tümdengelim -> Akla dayalı genel doğrulardan yola çıkarak mantıksal kurallarla özel ve tekil sonuçlar çıkarma süreci; Doğuştan Gelen Fikirler -> Zihnin dış dünyadan edinilen deneyimlerden bağımsız olarak doğuştan sahip olduğu savunulan kavramsal şemalar.
Doğru eşleştirme rasyonalizmin epistemolojik temellerini yansıtır: Deneyden bağımsız akılsal bilgi apriori bilgidir; mutlak bilgiye ulaşmak için yapılan geçici sorgulama metodik şüphedir; genel ilkelerden özele varan çıkarım tümdengelimdir; zihnin doğuştan getirdiği şemalar ise doğuştan gelen fikirlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramların terimsel anlamlarını rasyonalist felsefe çerçevesinde analiz etme.
Apriori kavramının deney öncesi akılsal bilgiye, metodik şüphenin Descartes'çı yöntemli sorgulamaya, tümdengelimin genelden özele akıl yürütmeye, doğuştan gelen fikirlerin ise zihnin doğuştan getirdiği şemalara karşılık geldiği belirlenir.
Her bir kavramın rasyonalist epistemolojideki özgün yerini saptayarak yanlış eşleştirmelerin önüne geçmek.
2
Sol sütundaki kavramlar ile sağ sütundaki tanımları teker teker karşılaştırma.
Apriori Bilgi ile birinci açıklama, Metodik Şüphe ile ikinci açıklama, Tümdengelim ile üçüncü açıklama, Doğuştan Gelen Fikirler ile dördüncü açıklama eşleşir.
Kavramlar ve tanımlar arasındaki anlamsal örtüşmeyi doğrulamak.

Anahtar Kavram

Rasyonalist epistemolojinin temel kavram ve yöntemleri
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 15Soru

Rasyonalist (akılcı) filozoflar, doğru bilginin kaynağının akıl olduğunu ve bu bilgilere deneyden bağımsız (apriori) olarak ulaşılabileceğini savunurlar. Ancak her filozof bu görüşü temellendirirken farklı kavram ve yaklaşımlar öne sürmüştür. Aşağıda verilen rasyonalist filozofları, bilgi anlayışlarına dair açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Soldaki öğeye tıklayın, sonra eşleşen sağdaki öğeye tıklayın

Öğeler

Sokrates
Platon
Descartes
Hegel

Eşleşmeler

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap

Sokrates zihinde doğuştan var olan bilgileri maieutik (doğurtma) yöntemiyle açığa çıkarır; Platon gerçek bilginin sadece idealar dünyasına yönelen akılla bilinebileceğini öne sürer; Descartes kesin bilgiye ulaşmak için şüpheyi metodolojik bir araç olarak kullanır; Hegel ise aklın yasaları ile varlığın yasalarını özdeşleştirerek Geist kavramına dayanır.
Rasyonalist filozofların her biri akılcılığı farklı temellerle açıklamıştır. Sokrates bilgiyi doğurtma (maieutik) yöntemiyle eşleşir; Platon duyular dünyası yerine idealar dünyasına ve akla vurgu yapar; Descartes şüpheyi kesin bilgiye ulaşmak için araçsal bir yöntem haline getirir; Hegel ise akıl ile varlığın yasalarını bir tutarak Geist kavramına dayanır.

Adım Adım Çözüm

1
Sokrates'in bilgi anlayışını incelemek
Sokrates'e göre bilgiler zihinde doğuştan vardır. Sorular sorarak bu bilgileri açığa çıkarma yöntemi (maieutik) kullanır. Bu nedenle Sokrates, zihinde uyuyan bilgileri yöneltilen sorularla açığa çıkarma açıklamasıyla eşleşir.
Sokrates'in bilgi felsefesindeki temel yöntemini doğru tanımlamak için.
2
Platon'un İdealar Kuramı'nı analiz etmek
Platon, gerçek bilginin yalnızca akılla kavranabilen İdealar dünyasında olduğunu savunur. Duyular dünyası yanıltıcıdır. Bu nedenle Platon, değişmeyen idealar dünyasına yönelmiş akılla gerçek bilginin elde edilebileceği açıklamasıyla eşleşir.
Platon'un bilgi felsefesindeki duyular ve akıl/idealar ayrımını netleştirmek için.
3
Descartes'ın metodik şüphe yaklaşımını incelemek
Descartes şüpheyi kesin ve sarsılmaz bilgiye ulaşmada bir araç olarak kullanır. Bu nedenle Descartes, şüpheyi kesin bilgi için bir araç olarak kullanan açıklamayla eşleşir.
Descartes'ın septiklerden farkını ve şüpheyi yöntem olarak kullanışını açıklamak için.
4
Hegel'in rasyonalist sistemini değerlendirmek
Hegel, 'akılsal olan gerçektir' diyerek evrenin diyalektik bir süreçle gelişen mutlak aklın (Geist) ürünü olduğunu öne sürer. Bu nedenle Hegel, aklın yasalarıyla varlığın yasalarının bir olduğu açıklamasıyla eşleşir.
Hegel'in diyalektik rasyonalizmini ve akıl-varlık özdeşliğini saptamak için.

Anahtar Kavram

Rasyonalist filozofların (Sokrates, Platon, Descartes, Hegel) bilgiye ulaşma yöntemleri ve temel epistemolojik iddiaları
Rasyonalizm (Akılcılık) Alıştırma Soruları — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) | Examkin