Atatürk İlke ve İnkılapları

688 questions

Question 61Question

Osmanlı Devleti’nden devralınan hukuk sisteminde, yasama ve yürütme süreçlerinin dini hükümlere uygunluğunu denetleme yetkisine sahip olan Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti, 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan bir kanunla kaldırılmıştır. Bu kurumun lağvedilerek yerine Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasının, Türk hukuk sisteminin dönüşümünde sağladığı en doğrudan kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Milli egemenliği temsil eden yasama organının (TBMM) üzerinde bulunan teokratik denetim mekanizmasının sonlandırılması

Answer

Milli egemenliği temsil eden yasama organının (TBMM) üzerinde bulunan teokratik denetim mekanizmasının sonlandırılması
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti, Birinci Meclis döneminde (1920-1923) hükümet içerisinde yer alan ve yasama organının (TBMM) kabul ettiği yasaların şer’i esaslara uygunluğunu kontrol eden teokratik bir yapıydı. Bu vekaletin 3 Mart 1924’te kaldırılması, TBMM’nin yasama yetkisi üzerindeki dini denetim bariyerini ortadan kaldırmış, milli egemenlik ilkesini pekiştirmiş ve hukukun laikleşmesi yolundaki en kritik kurumsal engeli aşmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin fonksiyonu analiz edilmelidir.
Bu vekalet, Osmanlı’daki Şeyhülislamlık makamının hükümet içindeki karşılığıydı ve kanunların şer’i hükümlere uygunluğunu denetliyordu.
Kurumun kaldırılmasının amacını anlamak için mevcut hukuki işlevini bilmek gerekir.
2
3 Mart 1924 tarihli düzenlemenin içeriği incelenmelidir.
Vekaletin kaldırılmasıyla din işleri 'Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredilmiş ve bu başkanlık yürütme/yasama yetkisinden arındırılmıştır.
Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması (laiklik) sürecindeki kurumsal adımı belirlemek için.
3
Düzenlemenin yasama yetkisi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
TBMM'nin yaptığı kanunlar artık dini bir makamın (vekalet) onayına veya uygunluk görüşüne ihtiyaç duymadan yürürlüğe girmeye başlamıştır.
Milli egemenliğin teokratik sınırlamalardan kurtulması en üst düzey hukuk reformudur.

Key Concept

Hukuk Sisteminin Laikleşmesi ve Teokratik Vesayetin Kaldırılması

Hints

1
Bu vekalet, Osmanlı'daki Şeyhülislamlık makamının Cumhuriyet hükümetindeki karşılığıydı.
2
Kurumun kaldırılmasıyla, meclisten çıkan bir kanunun dini yönden 'uygunluk' onayı alması zorunluluğu sona ermiştir.
3
Yürütme ve yasama organı içindeki dini temsilin sona erdirilmesi, laik hukuk devleti yolundaki en önemli idari hamledir.

Practice More

1924 yılında gerçekleştirilen diğer önemli reformlarla (Halifeliğin kaldırılması vb.) bu gelişmenin eş zamanlı olmasının nedenlerini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 62Question

Türk İnkılabı'nın temel stratejisi; toplumu çağdaşlaşma yolunda engelleyen unsurların tasfiye edilmesi ve yerine dinamik, bilimsel temelli yapıların getirilmesidir. Bu bağlamda Atatürk ilkeleri, statik birer kural yığını olmaktan ziyade, değişen hayat şartlarına uyum sağlayabilen esnek ve canlı bir düşünce sistemini temsil eder. Buna göre, Atatürk ilkeleri içerisinde yer alan aşağıdaki prensiplerden hangisi, sistemin tamamına dinamizm kazandırarak dogmatikleşmeyi engelleme ve sürekli tekamülü sağlama misyonunu üstlenmiştir?

Show answer & explanation

Answer: İnkılapçılık

Answer

İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü düşünce sisteminin dogmatik bir yapıya dönüşmesini engelleyen ve tüm ilkelerin çağın gereklerine göre sürekli güncellenmesini sağlayan dinamik bir güçtür.
İnkılapçılık ilkesi, Atatürkçü Düşünce Sistemi'nin (ADS) durağanlaşmasını ve dogmalaşmasını engelleyen 'canlı' bir unsurdur. Türk İnkılabı'nın sadece belli bir dönemde yapılıp biten bir eylem olmadığını, aksine zamanın değişen şartlarına göre sürekli bir gelişim (tekamül) içinde olduğunu ifade eder. Metinde vurgulanan 'sistemin tamamına dinamizm kazandırma' ifadesi doğrudan bu ilkenin tanımıdır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar kavramları (dinamizm, dogmatikleşmeyi engelleme, sürekli tekamül) tespit etmek.
Bu kavramların 'sürekli yenilenme' ve 'çağdaşlaşma' hedefleriyle ilişkili olduğu görülür.
Soruda sorulan temel fonksiyonun hangi ilke ile tanımlandığını belirlemek için bu kavram analizi gereklidir.
2
Atatürk ilkelerinin fonksiyonel özelliklerini karşılaştırmak.
Cumhuriyetçilik rejimle, Laiklik akılcılıkla, Devletçilik ekonomiyle ilgiliyken; İnkılapçılık sistemin bütününe hareket kabiliyeti veren ilkedir.
İlkeler arasındaki görev ayrımını netleştirerek doğru eşleştirmeyi yapmak.
3
Sistemin 'motoru' veya 'dinamosu' olma özelliğini onaylamak.
İnkılapçılık ilkesinin durağanlığı reddeden doğası gereği doğru cevap olduğu sonucuna varılır.
Atatürkçü düşüncenin yaşayan bir sistem kalmasını sağlayan temel prensip İnkılapçılıktır.

Key Concept

İnkılapçılık ilkesinin dinamik yapısı ve dogmatizm karşıtlığı

Hints

1
Soruda geçen 'dogmatikleşmeyi engelleme' ve 'dinamizm' ifadeleri, statik olmanın zıttıdır.
2
Bu ilke, Atatürkçü düşüncenin çağın gerisinde kalmasını önleyen koruyucu bir mekanizma gibi çalışır.
3
Geri kalmış kurumları yıkıp yerine modernlerini kurma ve bu süreci sürekli kılma fikrini temsil eden ilkeyi düşünün.

Practice More

İnkılapçılık ilkesinin 'akılcılık ve bilimsellik' bütünleyici ilkeleriyle olan bağını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 63Question

Atatürk, "Demiryolları bir ülkeyi uygarlaştıran, refaha kavuşturun en önemli araçtır." diyerek ulaşım altyapısına büyük önem vermiştir. Bu doğrultuda Cumhuriyet’in ilk yıllarında "demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan" marşına da konu olan yoğun bir demiryolu inşası ve millileştirme süreci başlatılmıştır.

Aşağıdakilerden hangisinin bu dönemde izlenen demiryolu politikasının temel amaçlarından biri olduğu savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Yabancı sermayeye yeni imtiyazlar tanıyarak demiryolu işletmeciliğini dış yatırıma açmak

Answer

Yabancı sermayeye yeni imtiyazlar tanıyarak demiryolu işletmeciliğini dış yatırıma açmak ifadesi, Atatürk Dönemi demiryolu politikasının amaçlarından biri değildir.
Atatürk Dönemi'nde izlenen demiryolu politikası, 'milli ekonomi' ilkesine dayanır. Osmanlı döneminden kalan ve yabancı devletlerin imtiyazında olan demiryolu hatları, devlet tarafından satın alınarak millileştirilmiştir. Bu dönemde yeni hatlar inşa edilirken yabancılara imtiyaz vermek yerine, öz kaynaklarla veya devlet bütçesiyle yatırım yapılması esas alınmıştır. Dolayısıyla, yabancı imtiyazlarını genişletmek bu dönemin ruhuna ve bağımsızlık anlayışına aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
Dönemin temel ekonomi politikasını analiz etme
Cumhuriyet’in ilk yıllarında 'Milli Ekonomi' ve 'Ekonomik Bağımsızlık' ilkeleri esastır.
Sorunun cevabını bulmak için devletin yabancı sermaye ve imtiyazlara bakış açısını anlamak gerekir.
2
Demiryolu hamlesinin amaçlarını değerlendirme
Demiryollarının ordu, ticaret ve milli birlik üzerindeki etkileri belirlenir.
Ulaşımın çok boyutlu (askeri, ekonomik, sosyal) faydaları kalkınma planının bir parçasıdır.
3
Millileştirme (Devletleştirme) kavramını uygulama
Yabancıların elindeki hatların satın alınması politikası ile yeni imtiyaz verme fikrinin çeliştiği görülür.
Bağımsızlık hedefi, yabancıların ülke kaynakları üzerindeki imtiyazlarının sonlandırılmasını gerektirir.

Key Concept

Ekonomik Bağımsızlık ve Millileştirme

Hints

1
Osmanlı Devleti'nde demiryollarının çoğunlukla kimlerin kontrolünde olduğunu ve bunun Cumhuriyet'te nasıl değiştiğini düşünün.
2
Yeni Türk Devleti'nin 'kapitülasyonlar' ve 'ekonomik imtiyazlar' konusundaki hassasiyetini hatırlayın.
3
Millileştirme politikası, yabancı sermayeye imtiyaz tanımakla mı yoksa mevcut imtiyazları sona erdirmekle mi ilgilidir?

Practice More

Demiryollarının millileştirilmesi ile Kabotaj Kanunu arasındaki 'ekonomik bağımsızlık' benzerliğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 64Question

13 Eylül 1920 tarihinde TBMM'ye sunulan ve daha sonra 1921 Anayasası'nın özünü oluşturan 'Halkçılık Programı'nda; egemenliğin kayıtsız şartsız halka ait olduğu belirtilmiş ve devletin asli görevi 'halkın sefaletini gidermek, refah ve saadetini sağlamak' olarak tanımlanmıştır. Bu programla birlikte halkçılık, hem siyasi bir yönetim biçimi hem de toplumsal bir adalet aracı olarak kurumsallaşmaya başlamıştır.

Halkçılık ilkesinin bu 'toplumsal adalet ve imtiyazsızlık' karakteri dikkate alındığında, aşağıdaki inkılaplardan hangisinin doğrudan toplum içindeki sınıf veya zümre üstünlüklerini sona erdirme amacı taşıdığı savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Kapitülasyonların kaldırılarak yabancı devletlerin ekonomik ayrıcalıklarına son verilmesi

Answer

Kapitülasyonların kaldırılarak yabancı devletlerin ekonomik ayrıcalıklarına son verilmesi
Kapitülasyonların kaldırılması, yabancı devletlerin ve onların vatandaşlarının Osmanlı topraklarında sahip oldukları hukuki ve ekonomik imtiyazların sona erdirilmesidir. Bu hamle, Türk milletinin tam bağımsızlığını ve milli egemenliğini korumayı amaçladığı için birincil olarak 'Milliyetçilik' ilkesiyle ilgilidir. Halkçılık ise toplumun kendi içindeki sınıfsal veya zümresel (ağa, paşa, dini liderlik vb.) ayrıcalıklara odaklanır.

Step-by-Step Solution

1
Halkçılık ilkesinin kapsamını analiz etme
Halkçılık; iç toplumsal yapıda hiçbir sınıfa, aileye veya kişiye ayrıcalık tanınmamasını (eşitlik) ve sosyal devlet anlayışını savunur.
Sorunun kökünde istenen 'doğrudan toplum içindeki sınıf veya zümre üstünlüğü' kavramını netleştirmek gerekir.
2
Seçenekleri bu kapsam doğrultusunda değerlendirme
Soyadı, Medeni Kanun, Kılık Kıyafet ve Eğitim düzenlemeleri doğrudan 'iç toplumsal' eşitliği hedeflerken; Kapitülasyonlar 'dış dünyayla' ilgilidir.
Halkçılık ilkesi vatandaşlar arası eşitliğe odaklanırken, milliyetçilik ilkesi milletin diğer milletler karşısındaki bağımsızlığına odaklanır.
3
Kavramsal ayrımı belirleme
Kapitülasyonların kaldırılması, milli ekonominin yabancı boyunduruğundan kurtarılmasıdır.
Bu durum ekonomik bağımsızlık sağladığı için Milliyetçilik ilkesinin temel bir sonucudur.

Key Concept

İlke ve İnkılap Eşleşmesinde 'İç Eşitlik' (Halkçılık) ile 'Dış Bağımsızlık' (Milliyetçilik) Ayrımı

Hints

1
Halkçılık, bir toplumun kendi fertleri arasındaki eşitliği ve sosyal dayanışmayı hedefler.
2
Seçeneklerdeki 'imtiyaz' (ayrıcalık) kavramının kime karşı sona erdirildiğine dikkat edin: Vatandaşa karşı mı, yoksa yabancı bir devlete karşı mı?
3
Kapitülasyonlar, dış dünyaya karşı kazanılan bir ekonomik zaferdir ve milli bağımsızlık ilkesiyle özdeştir.

Practice More

İlke ve inkılap eşleştirmelerinde, her inkılabın birden fazla ilkeyle ilgili olabileceğini ancak 'birincil' amacın hangisi olduğunu sormak için 'Hangi ilke ile doğrudan ilgilidir?' kalıbına dikkat edilmelidir.
Estimated Time:2m 0s
Question 65Question

Atatürk, bir konuşmasında: "Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir." demiştir.

Atatürk'ün bu yaklaşımı ile "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; barışçı bir politikanın onurlu bir şekilde yürütülebilmesi için aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisinin "temel bir ön koşul" olduğu savunulabilir?

Show answer & explanation

Answer: Milli Bağımsızlık

Answer

Milli Bağımsızlık, Atatürk'ün barışçıl politikasının onurlu bir şekilde yürütülebilmesi için gereken temel siyasi ve hukuki ön koşuldur.
Atatürk'ün barışçı yaklaşımı, pasifist bir boyun eğme değil; hür ve bağımsız bir devletin diğer milletlerle kurduğu onurlu bir ilişkidir. Milli bağımsızlık sağlanmadan yapılan bir barış, mandaterlik veya esaret anlamına gelir. Bu nedenle, barışçı politikanın (Yurtta Sulh, Cihanda Sulh) yürütülebilmesi için öncelikle devletin kendi kararlarını verebilecek bir bağımsızlık düzeyine (Milli Bağımsızlık) sahip olması gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Atatürk'ün sözünü analiz etme
Savaşın ancak vatan savunması (hayatın tehlikede olması) durumunda meşru görüldüğü, bunun dışındakilerin cinayet olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır.
Atatürk'ün barışa verdiği önemi ve barışın sınırlarını (savunma ihtiyacı) belirlemek için.
2
"Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesiyle ilişki kurma
Bu ilke, hem iç hem de dış politikada barışı esas alır; ancak barışın sağlanması için devletin bir irade sahibi olması gerekir.
Barışın hangi şartlar altında bir devlet politikası haline gelebileceğini anlamak için.
3
Ön koşul kavramını değerlendirme
Bağımsız olmayan bir milletin barış isteği bir 'tercih' değil, 'zorunluluk veya esaret' olur. Onurlu bir barış, ancak tam bağımsızlık (milli bağımsızlık) temeli üzerinde yükselebilir.
Siyasi ve askeri özgürlük olmadan diplomatik bir barışın mümkün olmayacağını tespit etmek için.

Key Concept

Milli Bağımsızlık ve Barış İlişkisi

Hints

1
Barış yapabilmek için önce bir devletin kendi kararlarını kendi verebilmesi gerekir.
2
Savaşın bir 'cinayet' olmaktan çıkıp 'zorunluluk' haline geldiği durum (vatan savunması), hangi hak kaybıyla ilgilidir?
3
Mandaterlik altındaki bir toplum barış kararı alamaz; bu nedenle dışa karşı hürriyet bu politikanın temelidir.

Practice More

Milli Egemenlik ve Milli Bağımsızlık kavramlarının Amasya Genelgesi'ndeki ifadelerle eşleştirilmesini çalışabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 66Question

19241924 Anayasası'nın 26.26. maddesinde; "Kanunların tefsiri (yorumlanması) Büyük Millet Meclisine aittir." hükmüne yer verilmiştir. Türk hukuk tarihinde "yasama yorumu" olarak bilinen bu uygulama, günümüzün modern hukuk sistemlerinde doğrudan bağımsız yargı organına ait olan yorumlama yetkisinin, o dönemde halkın temsilcilerinden oluşan yasama organında toplandığını göstermektedir.

Buna göre, 19241924 Anayasası'nda yorumlama yetkisinin Meclise verilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Meclis iradesinin üstünlüğünü koruyarak, inkılap kanunlarının eski hukuk anlayışıyla yorumlanmasının önüne geçmek

Answer

Meclis iradesinin üstünlüğünü koruyarak, inkılap kanunlarının eski hukuk anlayışıyla yorumlanmasının önüne geçmek
Meclis iradesinin üstünlüğünü koruyarak inkılapların eski anlayışla yorumlanmasını engelleme düşüncesi, 'yasama yorumu'nun temel gerekçesidir. 19241924 yılında Şer'iyye mahkemeleri yeni kapatılmış ve hukuk birliği için adımlar atılmıştır. Ancak yargı kurumlarında halen eski hukuk zihniyetine sahip kişilerin bulunabileceği ve yeni laik yasaları eski geleneklere göre yorumlayabileceği endişesi, TBMM'nin kanunları bizzat yorumlama yetkisini elinde tutmasına neden olmuştur. Bu sayede inkılapların uygulanabilirliği ve milli iradenin yargı üzerindeki denetimi güvence altına alınmıştır.

Step-by-Step Solution

1
19241924 Anayasası'ndaki 'yasama yorumu' (kanunları yorumlama yetkisinin Mecliste olması) kavramını analiz edin.
Bu yetki, kanun koyucunun aynı zamanda kanunun ne anlama geldiğini açıklama gücünü elinde tutmasıdır.
Hangi kurumun yorum yetkisine sahip olduğunu belirlemek, devletin yönetim karakterini anlamayı sağlar.
2
İnkılapların henüz yeni başladığı dönemin sosyo-politik koşullarını göz önünde bulundurun.
Yargı kadrolarında eski hukuk (şer'i hukuk/Mecelle) eğitiminden gelenlerin bulunabileceği riskini fark edin.
Yeni kurulan laik düzenin yasalarının, eski anlayışla sabote edilme ihtimali mevcuttur.
3
Meclis üstünlüğü ve kuvvetler birliği ilkeleriyle bağlantı kurun.
Milli iradenin temsilcisi olan TBMM'nin, inkılapların koruyucusu olarak konumlandırıldığını görün.
Yasama yorumu sayesinde Meclis, kanunların 'İnkılap Ruhu'na aykırı yorumlanmasını engelleme gücüne sahip olmuştur.

Key Concept

Yasama Yorumu ve İnkılapların Korunması

Hints

1
Bir kanunun ne anlama geldiğine meclis mi yoksa hakim mi karar vermeli? 19241924'te neden meclis tercih edilmiş olabilir?
2
İnkılapların yapıldığı bir dönemde, yargıda eski hukuk anlayışına sahip kadroların bulunması yeni yasaların uygulanmasını nasıl etkilerdi?
3
Yasama yorumu, kanunların yapılış amacına uygun (inkılapçı bir bakışla) uygulanmasını sağlamak için kullanılan bir denetim mekanizmasıdır.

Practice More

19241924 Anayasası'nda laikleşme yolunda atılan adımları (19281928 ve 19371937 değişiklikleri) inceleyerek anayasanın zaman içindeki değişimini analiz edebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 67Question

Atatürk Dönemi’nde gerçekleştirilen inkılaplar; siyasi, hukuk, toplumsal, eğitim ve ekonomi gibi temel alanlar altında sınıflandırılmaktadır. Bu alanlarda yapılan düzenlemeler birbirini tamamlayarak modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarını oluşturmuştur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan toplumsal alanda yapılan düzenlemeler arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Başkanlığının kurulması

Answer

Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması siyasi alanda yapılan bir inkılaptır.
Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması (33 Mart 19241924), devlet yönetimi ve bürokrasiyle ilgili bir düzenleme olduğu için 'siyasi alanda' yapılan inkılaplar kategorisinde yer alır. Diğer seçeneklerdeki düzenlemeler ise toplumun günlük yaşamı, sosyal statüleri ve dış dünyayla olan sosyal/ticari uyumuyla doğrudan ilgili oldukları için 'toplumsal alanda' yapılan inkılaplardır.

Step-by-Step Solution

1
İnkılapların hangi alanlara ait olduğunu belirleme
Arşın ve endaze değişimi, dini kıyafet düzenlemesi, unvanların kaldırılması ve takvim/saat değişikliği toplumsal hayatı düzenleyen unsurlardır.
Toplumun günlük yaşantısını, dış görünüşünü ve sosyal ilişkilerini düzenleyen inkılaplar toplumsal alan kapsamına girer.
2
Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin işlevini analiz etme
Bu vekâletin (bakanlığın) kaldırılması, hükümet yapısının değişmesi ve din işlerinin siyasetten ayrılması anlamına gelir.
Devlet organlarının (bakanlıklar, meclis vb.) yapısındaki değişiklikler siyasi alandaki inkılaplar olarak değerlendirilir.

Key Concept

İnkılapların Alanlarına Göre Sınıflandırılması
Estimated Time:50s
Question 68Question

Mustafa Kemal Atatürk, Türk İnkılabı'nın hedefini şu sözlerle ifade etmiştir: "Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medeni ihtiyaçlarına göre ilerlemesini temin edecek yeni kurumları kurmaktır."

Atatürk'ün bu ifadesi, aşağıdaki bütünleyici ilkelerden hangisinin temel felsefesiyle doğrudan ilişkilidir?

Show answer & explanation

Answer: Çağdaşlaşma ve Batılılaşma

Answer

Çağdaşlaşma ve Batılılaşma
Verilen alıntıda Atatürk, Türk İnkılabı'nın asıl amacının toplumu geride bırakan eski kurumları ortadan kaldırarak yerlerine modern ve çağdaş kurumlar getirmek olduğunu belirtmiştir. Bu vizyon, Türk toplumunun çağın gereklerine uyum sağlamasını amaçlayan 'Çağdaşlaşma ve Batılılaşma' ilkesinin temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Atatürk'ün verilen sözündeki anahtar kavramları tespit edin.
"Geri bırakmış kurumlar", "yıkmak", "medeni ihtiyaçlar" ve "yeni kurumlar" ifadeleri temel kavramlardır.
Sorunun hangi temel değişim odağına sahip olduğunu anlamak için alıntıyı analiz etmek gerekir.
2
Bu kavramların bütünleyici ilkeler arasındaki karşılığını belirleyin.
Geri kalmış yapıların terk edilerek modern, güncel ve ileriye dönük sistemlerin inşası, Atatürkçü düşüncede çağdaşlaşma ile karşılık bulur.
İlerleme ve medeniyet hedefleri doğrudan çağdaşlaşma ilkesine işaret eder.

Key Concept

Çağdaşlaşma ve Batılılaşma; toplumun dinamik bir yapıda sürekli ilerlemesini ve modern dünyanın standartlarına ulaşmasını hedefleyen bütünleyici ilkedir.

Practice More

Çağdaşlaşma ve Batılılaşma ilkesinin temel ilke olarak 'İnkılapçılık' ile olan doğrudan bağlantısını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 69Question

33 Mart 19241924 tarihinde kabul edilen kanunla Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılmış; yerine Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu düzenlemenin, devletin yönetim yapısında ve laiklik ilkesinin uygulanmasında sağladığı en temel değişim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Din işlerinin kabine (hükümet) düzeyinde temsiline son verilerek yürütme organının tamamen dünyevileştirilmesi

Answer

Din işlerinin kabine düzeyinde temsiline son verilerek yürütme organının dünyevileştirilmesi
Doğru cevap, din işlerinin hükümet yapısından (kabineden) çıkarılmasını vurgulayan seçenektir. Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti'nin bakanlık statüsünden çıkarılıp 'Başkanlık' yapısına dönüştürülmesi, din işlerinin siyasetin günlük işleyişinden ve hükümetin siyasi kararlarından ayrıştırılmasını sağlamış, böylece devletin en üst icra organı olan kabine tamamen laik bir yapıya bürünmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Eski sistemin idari yapısını analiz etmek
Osmanlı Devleti'nde Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti bir bakanlık statüsündeydi ve bakanlar kurulunda yer alıyordu.
Kurumun statüsü, dinin devlet yönetimi ve siyaset içindeki ağırlığını belirler.
2
Yapılan yasal değişikliğin niteliğini belirlemek
Bakanlık (Vekâlet) kaldırılarak yerine Başbakanlığa bağlı, icracı olmayan bir 'Başkanlık' kurulmuştur.
Bu değişim, din hizmetlerini bir kamu hizmeti olarak tanımlarken, dinin siyasi karar alma mekanizmasından ayrılmasını sağlar.
3
Sonucu laiklik ilkesiyle ilişkilendirmek
Yürütme organı (hükümet) dini unsurlardan arındırılarak rasyonel ve dünyevi bir yapıya kavuşmuştur.
Laikliğin sadece din-devlet ayrımı değil, aynı zamanda idarenin dünyevileşmesi olduğu gerçeğine dayanır.

Key Concept

İdari Laikleşme (Kurumsal Ayrışma)

Hints

1
'Vekâlet' kelimesinin eski dilde 'Bakanlık' anlamına geldiğini düşünün.
2
Bir bakanlığın kaldırılıp yerine bir başkanlık kurulması, o konunun hükümet politikalarından ayrılmasına neden olur.
3
Bu düzenleme ile din işleri icracı bir bakanlık olmaktan çıkarılmış, başbakanlığa bağlı bir genel müdürlük/başkanlık düzeyine çekilerek siyasetin dışına itilmiştir.

Practice More

Bu inkılapla aynı gün (33 Mart 19241924) gerçekleştirilen diğer iki büyük laikleşme adımını (Halifeliğin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat) birlikte analiz edin.
Estimated Time:2m 0s
Question 70Question

Milli Mücadele yıllarında 1921 Anayasası ile egemenliğin millete ait olduğu ilan edilmiş olsa da, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin, İstanbul’da ise Osmanlı Hükümeti’nin bulunması devlet yönetiminde bir "iki başlılık" yaşanmasına neden olmuştur. Bu durumun ortadan kaldırılarak halk iradesinin yönetimdeki mutlaklığını sağlamak ve Cumhuriyet’in ilanına giden süreci hızlandırmak amacıyla gerçekleştirilen temel uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Saltanatın kaldırılması

Answer

Milli iradenin önündeki en büyük siyasi engel olan Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetçilik ilkesinin devlet yönetiminde mutlak hakimiyetini sağlayan en kritik adımdır.
Cumhuriyetçilik ilkesi, egemenliğin halka ait olması ve yöneticilerin seçimle gelmesini savunur. Metinde belirtilen 'iki başlılık', hem halkın seçtiği TBMM’nin hem de babadan oğula geçen bir saltanatın aynı anda var olmasından kaynaklanmaktadır. Saltanatın kaldırılması, hanedan egemenliğini sona erdirerek milli iradeyi devlet yönetimindeki tek ve mutlak otorite haline getirmiştir. Bu adım, Cumhuriyet’in resmen ilanına giden süreci başlatan en önemli siyasi inkılaptır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki kavramların analizi
"İki başlılık" ifadesiyle kastedilenin halk iradesi (TBMM) ile kişisel egemenlik (Saltanat) arasındaki çatışma olduğu tespit edilir.
Sorunun kökünde yatan siyasi engeli anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
Cumhuriyetçilik ilkesinin gerekliliklerinin belirlenmesi
Cumhuriyetçilik, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasını gerektirir; bu da rakip bir egemenlik odağının (hanedan) varlığını reddeder.
İlkenin teorik altyapısı ile pratik uygulaması arasındaki bağ kurulur.
3
Doğru inkılabın seçilmesi
1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılmasıyla milli iradenin önündeki engelin kalktığı ve devletin yönetim şeklinin netleşmeye başladığı sonucuna ulaşılır.
Milli iradeyi tek ve mutlak güç haline getiren ilk ve en önemli siyasi hamle budur.

Key Concept

Cumhuriyetçilik ve Milli Egemenlik
Estimated Time:1m 0s
Question 71Question

Osmanlı Devleti'nde hukuk sistemindeki parçalı yapı; cemaat mahkemeleri, konsolosluk mahkemeleri ve şer’iyye mahkemelerinin bir arada bulunmasıyla belirginleşmiş, bu durum toplumsal birliği ve devletin yargı egemenliğini olumsuz etkilemiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nde 1926 yılında Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesinin, bu parçalı yapıyı sona erdirerek "hukuk birliği"ni sağlamadaki en temel rolü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tüm vatandaşların dini inanç ve mezhep farkı gözetilmeksizin aynı hukuk kurallarına tabi tutulması

Answer

Tüm vatandaşların dini inanç ve mezhep farkı gözetilmeksizin aynı hukuk kurallarına tabi tutulması
Türk Medeni Kanunu, Osmanlı'dan devralınan dini temelli ve çok parçalı hukuk yapısını tasfiye etmiştir. Tüm vatandaşların, din veya mezhep ayrımı yapılmaksızın aynı kanunlara tabi olması sağlanarak hukukta birlik (tek hukuk sistemi) ve laiklik gerçekleştirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Osmanlı hukuk yapısının analiz edilmesi
Osmanlı'da şer'i, örfi, cemaat ve konsolosluk mahkemelerinden oluşan çok hukuklu bir yapı mevcuttur.
Hukuk birliği kavramının neden bir ihtiyaç olduğunu anlamak için mevcut durumu saptamak gerekir.
2
1926 Medeni Kanunu'nun içeriğinin değerlendirilmesi
Kanun, kişisel ve ailevi haklarda dini kurallar yerine laik kuralları getirmiştir.
Laik hukuk kurallarının kabulü, her inançtan vatandaşın ortak bir yasada birleşmesini sağlar.
3
Hukuk birliği ile egemenlik arasındaki bağın kurulması
Tek bir kanunun tüm ülkede geçerli olması, hem yargı bağımsızlığını hem de toplumsal bütünleşmeyi sağlar.
Toplumsal birliğin temeli, kanun önünde eşitlik ve yargı birliğidir.

Key Concept

Hukuk Birliği ve Laikleşme

Practice More

Medeni Kanun'un kabul edilmesinin doğrudan etkilediği 'Halkçılık' ve 'Laiklik' ilkeleri arasındaki ilişkiyi inceleyen sorulara odaklanabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 72Question

Türkiye’de 19301930’lu yıllarda uygulamaya konulan devletçilik modeli; Batılı anlamdaki liberalizmden toplumsal yararı öncelemesiyle, Sovyet tipi kolektivizmden ise bireysel hürriyeti ve mülkiyeti korumasıyla ayrışmaktadır. Atatürk’e göre bu sistem, "Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistem"dir.

Buna göre, Türk devletçilik modelinin bu özgün yapısı ve felsefi temelleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu ilkenin uygulama amaçları arasında yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Üretim araçlarının mülkiyetini tamamen devlete devrederek mülkiyet hakkını ve sınıf farklarını yasal olarak ortadan kaldırmak

Answer

Üretim araçlarının mülkiyetini tamamen devlete devrederek mülkiyet hakkını ortadan kaldırmak Türk devletçilik anlayışı ile bağdaşmaz.
Atatürk'ün devletçilik anlayışı, özel mülkiyeti ve bireysel girişim hürriyetini sistemin temel bir parçası olarak kabul eder. Devletin ekonomiye müdahalesi, özel teşebbüsün gücünün yetmediği stratejik alanlarda kalkınmayı hızlandırmak ve toplumsal refahı korumak içindir. Üretim araçlarının mülkiyetini tamamen kamuya devrederek özel mülkiyeti ve sınıf farklarını ortadan kaldırmayı hedefleyen yaklaşım ise kolektivist (komünist/sosyalist) sistemlere aittir ve Türk devletçilik modelinin özgün yapısıyla taban tabana zıttır.

Step-by-Step Solution

1
Türk devletçilik modelinin doktriner yapısını analiz etme
Modelin ne liberalizm (tam serbestlik) ne de kolektivizm (tam devletleşme) olduğu, her iki sistemin de Türkiye'ye uygun yönlerini alan 'karma' bir yapı olduğu görülür.
Atatürk ilkelerinin pragmatik ve milli karakterini anlamak için bu ayrım gereklidir.
2
Bireysel haklar ve mülkiyet ilişkisini değerlendirme
Türk devletçiliğinin özel mülkiyeti ve bireysel girişim hürriyetini esas aldığı, devletin sadece 'yetersiz kalınan' veya 'kamu yararı gerektiren' durumlarda devreye girdiği saptanır.
Bu adım, Türk modelini sosyalist sistemlerden ayıran en keskin sınırı belirler.
3
Seçenekleri bu felsefi temel üzerinden eleme
Üretim araçlarının mülkiyetinin tamamen kamuya geçmesi ve bireysel mülkiyetin yok edilmesi ifadesinin Atatürk'ün "şahsi faaliyetleri esas tutmak" prensibiyle doğrudan çeliştiği sonucuna varılır.
Hatalı olan seçeneğin hangi ideolojik kökene ait olduğunu saptayarak doğru sonuca ulaşılır.

Key Concept

Türk Devletçiliğinin Karma Ekonomi ve Pragmatik Yapısı
Estimated Time:1m 30s
Question 73Question

Atatürk milliyetçiliği; Türk milletinin milli birlik ve beraberliğini, tam bağımsızlığını ve kendi öz değerlerini korumayı esas alan kapsayıcı bir düşünce sistemidir. Bu ilke doğrultusunda hem iktisadi bağımsızlığın perçinlenmesi hem de milli kültürün geliştirilmesi amacıyla çeşitli inkılaplar gerçekleştirilmiştir.

Buna göre;
I. Türk karasularında gemi işletme hakkının sadece Türk vatandaşlarına tanınması,
II. Türkçenin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılarak bir bilim dili haline getirilmesi için kurumlar oluşturulması,
III. Tarımsal üretimi artırmak amacıyla çiftçi üzerindeki ağır bir yük olan Aşar vergisinin kaldırılması

gelişmelerinden hangileri doğrudan Atatürk'ün milliyetçilik ilkesi kapsamında değerlendirilebilir?

Show answer & explanation

Answer: I ve II

Answer

I ve II öncüllerini içeren seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan öncüllerden ilki Kabotaj Kanunu'dur ve Türk karasularında egemenlik hakkını Türklere vererek milli bağımsızlığı pekiştirir. İkincisi ise Türk Dil Kurumu'nun faaliyetlerini temsil eder ve milli kültürün korunmasını sağlar. Her iki gelişme de Atatürk milliyetçiliğinin temel amaçlarına hizmet eder.

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncülün incelenmesi (Kabotaj Kanunu)
Gemi işletme hakkının Türklere verilmesi milli ekonomiyi ve egemenliği güçlendirir.
Milli bağımsızlığı ve yerli işletmeciliği destekleyen her adım milliyetçilikle doğrudan ilişkilidir.
2
İkinci öncülün incelenmesi (Türk Dil Kurumu)
Dilin korunması ve geliştirilmesi milli kimliğin ve kültürün temelidir.
Milli benliği korumaya ve kültürel bağımsızlığa yönelik kurumlar doğrudan milliyetçilik ilkesine dayanır.
3
Üçüncü öncülün incelenmesi (Aşar Vergisi)
Verginin kaldırılması toplumsal eşitliği ve halkın refahını sağlar.
Toplumsal ayrımı ortadan kaldıran ve halkın yararını gözeten bu uygulama birincil olarak halkçılık ilkesiyle ilgilidir.

Key Concept

Atatürk milliyetçiliğinin milli bağımsızlık (iktisadi/siyasi) ve milli benlik (kültürel) ayaklarının ayırt edilmesi.
Estimated Time:1m 15s
Question 74Question

Atatürk Dönemi'nde gerçekleştirilen eğitim ve kültür inkılapları, yeni devletin ideolojisini halka tanıtmak ve toplumsal bir modernleşme başlatmak için çeşitli kurumsal yapıları beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda; 1919 Şubat 19321932 tarihinde "halka doğru" ilkesiyle kurulan, bünyesindeki dokuz ayrı şube (dil, tarih ve edebiyat, güzel sanatlar, temsil, spor, sosyal yardım vb.) ile kültürel bir kalkınmayı ve Cumhuriyet değerlerini halka yaymayı hedefleyen kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Halkevleri

Answer

Atatürk Dönemi'nde halkın kültürel gelişimini sağlamak ve Cumhuriyet ilkelerini topluma yaymak amacıyla 19321932 yılında kurulan kurum Halkevleri'dir.
Halkevleri, Atatürk Dönemi'nde halkın eğitim ve kültür seviyesini yükseltmek, Cumhuriyet rejiminin değerlerini kitlelere ulaştırmak ve halk ile aydınlar arasındaki bağı güçlendirmek amacıyla 19321932 yılında dokuz ayrı çalışma koluyla faaliyete geçmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Kurumun kuruluş amacını analiz etme
Soruda belirtilen "halka doğru" ilkesi, Cumhuriyet ideolojisinin halka benimsetilmesi ve çok şubeli kültürel yapı vurgulanmaktadır.
Halkevleri, sadece okuma-yazma değil; sanat, spor ve sosyal yardım gibi alanlarda da faaliyet gösteren kapsamlı bir yapıdır.
2
Kronolojik kontrol yapma
19321932 tarihi, Halkevleri'nin açılış yılına (19 Şubat 1932) tam olarak uymaktadır.
Millet Mektepleri (19281928), Türk Ocakları (19121912) ve Köy Enstitüleri (19401940) farklı tarihlerde kurulmuştur.

Key Concept

Cumhuriyet Dönemi yaygın eğitim ve kültür kurumlarının (özellikle Halkevleri) işlevleri ve kuruluş süreci.

Practice More

Halkevleri'nin kapatılmasından sonra bu kurumun mirasının hangi yapılarla devam ettiğini ve Atatürk'ün bu kurum üzerindeki kişisel etkisini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 75Question

Atatürk'ün halkçılık ilkesi; toplumda sınıf mücadelesini reddeden dayanışmacı bir yapıyı hedeflerken, hiçbir şahsa, aileye veya zümreye ayrıcalık tanınmamasını ve her vatandaşın kanun önünde eşitliğini öngörür.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan halkçılık ilkesinin "toplumsal imtiyazları ortadan kaldırma ve hukuksal eşitliği sağlama" hedefiyle gerçekleştirildiği savunulamaz?

Show answer & explanation

Answer: Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel girişimcilere kredi desteği ve vergi muafiyeti sağlanması

Answer

Özel girişimcilere kredi ve vergi muafiyeti sağlayan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun kabulü
Özel sektör yatırımcılarına sağlanan vergi muafiyeti ve kredi kolaylıkları gibi düzenlemeler, toplumsal statü farklarını gidermek veya hukuksal eşitliği sağlamaktan ziyade, milli ekonomiyi canlandırmayı ve yerli üretimi teşvik etmeyi amaçlar. Bu durum doğrudan halkçılık ilkesinin imtiyazsızlık hedefiyle değil, devletçilik ve milliyetçilik (milli iktisat) ilkeleriyle ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Halkçılık ilkesinin temel amaçlarını analiz etmek
Halkçılığın imtiyazsızlık, kanun önünde eşitlik ve sosyal adalet kavramları üzerine kurulu olduğu belirlendi.
Soruda istenen 'doğrudan toplumsal imtiyaz' bağlamını netleştirmek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapları toplumsal statü ve hukuksal eşitlik açısından değerlendirmek
Medeni Kanun, Soyadı Kanunu, Millet Mektepleri ve Aşar vergisinin kaldırılmasının doğrudan eşitlik ve imtiyazsızlık sağladığı görüldü.
Halkçılık ile doğrudan ilgili olan düzenlemeleri elemek için.
3
Ekonomik teşvik düzenlemesinin mahiyetini incelemek
Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun üretim artışı ve sermaye birikimi gibi ekonomik hedeflere yönelik olduğu tespit edildi.
Düzenlemenin hangi ana ilkeye (Devletçilik/Milliyetçilik) hizmet ettiğini belirlemek için.

Key Concept

Halkçılık ilkesinin toplumsal imtiyazsızlık ve hukuksal eşitlik boyutu

Practice More

Devletçilik ve halkçılık arasındaki farkları daha iyi anlamak için Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın toplumsal sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 76Question

Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel teşebbüsü destekleyen politikalar izlenmiş, ancak sermaye birikiminin yetersizliği ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı gibi faktörler, ekonomik kalkınmanın hızlandırılması için devletin doğrudan yatırım yapmasını zorunlu kılmıştır. Bu durum, Türkiye'ye özgü bir "Devletçilik" modelinin doğmasına zemin hazırlamıştır.

Buna göre, Atatürk döneminde uygulanan devletçilik ilkesinin temel karakteri hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Özel mülkiyet ve ferdi girişimi reddetmeden, kamu yararı için devletin ekonomik hayata müdahalesini öngören pragmatik bir modeldir.

Answer

Türk Devletçiliği, özel mülkiyeti ve bireysel çalışmayı temel almakla birlikte, hızlı kalkınma için devletin ekonomik müdahalesini ve yatırımcılığını savunan pragmatik bir modeldir.
Devletçilik ilkesi, Türkiye'nin o günkü şartlarından (sermaye azlığı, teknik eleman yetersizliği) ve dünya ekonomik krizinden doğmuş özgün bir modeldir. Bu model, özel mülkiyeti reddetmez ancak kalkınmanın hızlanması için devletin iktisadi alanda bizzat görev almasını öngörür.

Step-by-Step Solution

1
Tarihsel bağlamı analiz etme
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve yerli sermaye eksikliğinin devlet müdahalesini zorunlu kıldığı belirlenir.
Devletçiliğin hangi şartlar altında bir zorunluluk olarak ortaya çıktığını anlamak gerekir.
2
İdeolojik ayrımı yapma
Modelin sosyalizm (özel mülkiyet karşıtlığı) veya katı liberalizm (sıfır müdahale) olmadığı anlaşılır.
Türk tipi devletçiliğin özgün yapısını diğer ekonomik sistemlerden ayırt etmek önemlidir.
3
Temel tanımı formüle etme
Özel teşebbüsü destekleyen ancak ana yatırımları devletin yaptığı "karma ekonomi" benzeri yapı teyit edilir.
Atatürk'ün "Bizim izlediğimiz devletçilik, ferdi çalışmayı esas tutar" sözüyle uyumlu olan seçeneğe ulaşılır.

Key Concept

Karma Ekonomi ve Pragmatizm

Hints

1
Türkiye'deki devletçilik, bir ideolojiden ziyade o dönemin zorunluluklarından doğmuştur.
2
Özel sektörün gücünün yetmediği büyük sanayi yatırımlarının devlet eliyle yapılmasını düşünün.
3
Atatürk'ün devletçiliği, özel mülkiyeti yasaklamayan ancak devletin ekonomide 'motor güç' olduğu karma bir yapıdır.

Practice More

Devletçilik ilkesinin somut uygulamaları olan I. Beş Yıllık Sanayi Planı ve Etibank, Sümerbank gibi kurumların kuruluş amaçlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 77Question

Mustafa Kemal Atatürk'ün; "Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." sözü doğrultusunda 3030 Kasım 19251925 tarihinde kabul edilen kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatılmıştır.

Bu düzenlemenin Türk toplum yapısında meydana getirdiği yapısal dönüşümün temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal bağlılığı dinî cemaat ve tarikat ekseninden çıkarıp ulusal vatandaşlık temelinde yeniden tanımlamak

Answer

Toplumsal bağlılığı dinî cemaat ve tarikat ekseninden çıkarıp ulusal vatandaşlık temelinde yeniden tanımlamak
Doğru yanıt olan seçenek, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının en derin sosyolojik sonucunu ifade etmektedir. Osmanlı toplum yapısında bireyler genellikle dinî cemaat veya tarikat mensubiyetleri üzerinden bir kimlik kazanırken, bu inkılapla birlikte bu yapılar dağıtılmış ve birey, modern bir ulus devletin eşit bir vatandaşı olarak tanımlanmıştır. Bu durum, toplumsal birliği 'parçalı cemaat yapısından' 'bütünleşik ulus yapısına' dönüştürmüştür.

Step-by-Step Solution

1
Atatürk'ün sözünün bağlamını analiz etmek
Sözün, bireyin özgürleşmesini ve toplumsal yapının bilim/medeniyet temeline dayanmasını vurguladığı görülür.
Sorunun kökünde verilen alıntı, inkılabın felsefi altyapısını anlamak için temel veridir.
2
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasının sosyal etkisini değerlendirmek
Bu kurumların kapatılmasıyla dervişlik, müritlik ve şeyhlik gibi toplumsal statüler hukuken sona ermiştir.
Toplumsal alanda yapılan bu inkılap, bireyin cemaat hiyerarşisindeki yerini değil, devlet karşısındaki 'vatandaş' statüsünü öne çıkarır.
3
Halkçılık ve Laiklik ilkeleriyle bağlantı kurmak
Dinî unvanların yasaklanması 'Halkçılık' (eşitlik), dinin siyasallaşmasının önlenmesi ise 'Laiklik' ile ilgilidir.
Yapısal dönüşüm, bu iki ilkenin kesişim noktasında, ulusal birlik ve vatandaşlık bilincinin inşasıdır.

Key Concept

Ulusal Vatandaşlık ve Sosyal Eşitlik (Halkçılık & Laiklik)

Hints

1
Atatürk'ün sözündeki 'şeyhler, dervişler, müritler' ifadelerinin toplumda nasıl bir sınıflandırmaya yol açtığını düşünün.
2
Bu düzenleme ile bir kişinin bir gruba ait olma zorunluluğu yerine devletin kanunları önünde eşit olması (Halkçılık) amaçlanmıştır.
3
Cemaat kimliği ile vatandaşlık kimliği arasındaki fark, bu inkılabın temel yapısal dönüşüm noktasıdır.

Practice More

1934 yılında kabul edilen 'Unvan ve Lakapların Kaldırılması' kanunu ile bu düzenleme arasındaki sürekliliği incelemek, Halkçılık ilkesinin toplumsal alandaki tam etkisini anlamanıza yardımcı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 78Question

Atatürk döneminde 1923-1929 yılları arasında özel teşebbüse dayalı liberal bir ekonomi modeli izlenmiş; ancak beklenen kalkınmanın tam olarak sağlanamaması ve dış etkenler sonucunda 1930’lu yıllardan itibaren "Devletçilik" ilkesi doğrultusunda planlı ekonomi dönemine geçilmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, 1930’lu yıllarda Türkiye’nin devletçi bir ekonomi politikasına yönelmesinin temel nedenleri arasında gösterilemez?

Show answer & explanation

Answer: 1926'da kabul edilen Kabotaj Kanunu ile deniz ticaretinde milli egemenliğin sağlanmış olması

Answer

1926'da kabul edilen Kabotaj Kanunu ile deniz ticaretinde milli egemenliğin sağlanmış olması
Kabotaj Kanunu, deniz ticaretinde milli bağımsızlığı sağlayan ve Milliyetçilik ilkesiyle doğrudan ilgili bir düzenlemedir. 1926 yılında yürürlüğe girmiştir. Ancak 1930'lu yıllarda Devletçilik ilkesine ve planlı ekonomiye geçilmesinin temel nedenleri; 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın yarattığı daralma, özel sektörün sermaye yetersizliği nedeniyle Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısız olması ve Lozan'dan kalan gümrük kısıtlamalarının sona ermesidir. Dolayısıyla deniz ticaretinin millileştirilmesi bir 'neden' değil, kendi başına bir 'inkılap'tır.

Step-by-Step Solution

1
1930 öncesi ve sonrası ekonomi politikalarını analiz et
1923-1929 arası liberal-milli, 1930 sonrası devletçi model hakimdir.
Politika değişikliğinin nedenlerini tespit etmek için dönem ayrımı yapılmalıdır.
2
Devletçiliğe geçişin nedenlerini (Büyük Buhran, sermaye eksikliği, Teşvik-i Sanayi'nin başarısızlığı) değerlendir
Seçeneklerdeki A, B, D ve E maddeleri bu geçişi zorunlu kılan unsurlardır.
Dış krizler ve iç yetersizlikler devletin ekonomiye müdahalesini tetiklemiştir.
3
Kabotaj Kanunu'nun içeriğini ve tarihini kontrol et
Kabotaj Kanunu 1926'da çıkarılmış, denizlerdeki Türk egemenliğini pekiştirmiştir (Milliyetçilik).
Bu reform bir başarı göstergesidir, 1930'daki politika değişikliğinin 'nedeni' veya 'tetikleyicisi' değildir.

Key Concept

1930 Sonrası Devletçi Ekonomiye Geçiş Nedenleri
Question 79Question

Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı; Türk toplumunun birliğini, beraberliğini ve tam bağımsızlığını esas alan, ırkçılığı reddeden ve vatandaşlık bağını ön planda tutan bir yapıya sahiptir. Bu doğrultuda yapılan inkılapların temel amacı, Türk milletinin milli kimliğini güçlendirmek ve devletin ekonomik/siyasi bağımsızlığını perçinlemektir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi doğrudan Atatürk'ün milliyetçilik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilen bir gelişmedir?

Show answer & explanation

Answer: Kabotaj Kanunu'nun kabul edilerek Türk karasularında işletme hakkının Türk gemilerine verilmesi

Answer

Kabotaj Kanunu'nun kabul edilerek denizlerdeki egemenliğin Türk vatandaşlarına verilmesi doğrudan milliyetçilik ilkesinin bir sonucudur.
Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girmiş ve Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkını sadece Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına tanımıştır. Bu durum, Lozan Antlaşması ile kaldırılan kapitülasyonların denizlerdeki uzantılarını tamamen temizlemiş ve tam bağımsızlık (iktisadi bağımsızlık) hedefine hizmet etmiştir. Milli menfaatleri ve egemenliği esas aldığı için doğrudan milliyetçilik ilkesiyle ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Milliyetçilik ilkesinin temel anahtar kelimeleri (milli bağımsızlık, milli ekonomi, Türk kimliği) belirlenir.
Bağımsızlık ve yerlileştirme kavramları ön plana çıkar.
Soruda istenen 'doğrudan' ilişkiyi kurabilmek için kavramsal çerçeve çizilmelidir.
2
Seçeneklerdeki inkılapların hangi amaçla yapıldığı analiz edilir.
Kabotaj Kanunu'nun denizlerde yabancı tekelini kırarak Türk denizciliğini güçlendirdiği saptanır.
Her inkılabın temel ve öncelikli ilkesini belirlemek hatalı eşleştirmeleri önler.
3
Seçenekler arasında milliyetçiliğin 'tam bağımsızlık' ve 'milli menfaat' unsurlarına en uygun olanı seçilir.
Kabotaj Kanunu'nun doğrudan Türk milletinin ve devletinin çıkarlarını koruduğu sonucuna varılır.
Denizlerde egemenlik hakkı, milli bağımsızlığın ayrılmaz bir parçasıdır.

Key Concept

Atatürk Milliyetçiliği ve Ekonomik Bağımsızlık
Estimated Time:50s
Question 80Question

1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'ndan beklenen verimin alınamaması, halkın elinde yeterli sermaye birikiminin bulunmaması ve 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın yarattığı zorunlu şartlar sonucunda; büyük sanayi yatırımlarının bizzat devlet eliyle gerçekleştirilmesi ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulamaya konulması kararlaştırılmıştır.

Bu bilgiler doğrultusunda, Türkiye'de 1930'lu yıllarda yoğunluk kazanan ekonomik kalkınma modelinin temel dayanağı olan Atatürk ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Devletçilik

Answer

Ekonomik kalkınmanın devlet eliyle yürütülmesini esas alan Devletçilik ilkesi doğru cevaptır.
Devletçilik ilkesi, özellikle 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'ndan sonra Türkiye'de özel teşebbüsün gerçekleştiremediği büyük yatırımların (fabrika, demiryolu vb.) devlet bütçesi ve planlamasıyla yapılmasını savunur. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı bu ilkenin en somut uygulama örneğidir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen tarihsel arka planı analiz etme.
1929 krizi ve özel sermaye yetersizliği gibi unsurlar, devletin ekonomide aktif rol almasını zorunlu kılmıştır.
Atatürk döneminde ekonomik modelin değişim nedenlerini belirlemek gerekir.
2
Uygulanan yöntemleri (Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, devlet yatırımları) bir ilke ile eşleştirme.
Sanayileşmenin devlet tarafından planlanması ve yürütülmesi Devletçilik ilkesinin temel karakteristiğidir.
Doğru tanımı bulmak için kavramsal eşleştirme yapılmalıdır.

Key Concept

Devletçilik, Türkiye'nin o günkü şartlarında (sermaye kıtlığı ve küresel kriz) hızlı kalkınmayı sağlamak için benimsenen zorunlu bir ekonomik modeldir.

Hints

1
Soruda bahsedilen 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve sermaye yetersizliği anahtar kavramlardır.
2
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, Sümerbank ve Etibank gibi kurumların kurulması bu ilke ile doğrudan bağlantılıdır.
3
Özel sektörün yapamadığını devletin üstlenmesi ilkesini hatırlayınız.

Practice More

Devletçilik ilkesinin Halkçılık ile olan bağını (sosyal devlet anlayışı) pekiştirmek için bu iki ilkenin ortak noktalarını inceleyen sorular çözebilirsiniz.
Estimated Time:50s
PreviousPage 4 / 35Next
Atatürk İlke ve İnkılapları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 4 | Examkin