Eşya Hukuku

93 questions

Question 61Question

Türk Medeni Kanunu'nun taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümleri uyarınca, mülkiyetin tescilden önce kazanıldığı haller ve bu hakkın kullanımıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Cebri icra yoluyla taşınmaz alan kişi mülkiyeti ihale anında kazanır; ancak bu mülkiyet hakkına dayanarak tapuda tasarruf işlemi yapabilmesi için tescilin gerçekleşmiş olması gerekir.

Answer

Cebri icra yoluyla taşınmaz mülkiyetinin ihale anında tescilden önce kazanıldığı, ancak tasarruf işlemleri için tescilin şart olduğu ifadesi doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesine göre cebri icra yoluyla mülkiyet tescilden önce (ihale anında) kazanılır; ancak malikin bu hakkına dayanarak tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında tescilin kural olduğunu ancak istisnai halleri hatırla.
TMK 705 uyarınca miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma hallerinde mülkiyet tescilden önce kazanılır.
Bu haller kanundan doğan tescilsiz kazanım yollarıdır.
2
Tescilsiz kazanılan mülkiyet hakkının kullanım sınırlarını değerlendir.
TMK 705/2'ye göre tescilsiz kazanan malik, tescil yaptırmadan taşınmaz üzerinde tasarruf işlemi (satış, rehin vb.) yapamaz.
Tapu sicilindeki açıklık ve güven ilkesini korumak amacıyla tasarruf yetkisi tescile bağlanmıştır.
3
Seçeneklerdeki kazanım anlarını ve tasarruf şartlarını karşılaştır.
Cebri icrada kazanım anının ihale olduğu ve tasarruf için tescilin gerektiği bilgisi kanunla uyumludur.
Cebri icrada ihalenin kesinleşmesiyle mülkiyet tescil dışı el değiştirir.

Key Concept

Taşınmaz mülkiyetinin tescilsiz kazanılması ve tasarruf yetkisinin tescile bağlılığı.
Estimated Time:1m 30s
Question 62Question

Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir taşınmaz maliki mülkiyet hakkının kendisine tanıdığı yetkileri kullanırken komşularına zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Örneğin; komşuların huzurunu bozacak derecede gürültü yapmak, sarsıntıya neden olmak veya aşırı duman çıkarmak yasaktır.

Malikin mülkiyet hakkını kullanırken uymak zorunda olduğu bu tür sınırlamalar, hukuk tekniği açısından aşağıdakilerden hangisinin kapsamında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: Mülkiyet hakkının doğrudan kanuni kısıtlamaları

Answer

Mülkiyet hakkının doğrudan kanuni kısıtlamaları
Mülkiyet hakkının doğrudan kanuni kısıtlamaları ifadesi doğrudur; çünkü Türk Medeni Kanunu'nun 731. maddesi ve devamında düzenlenen komşuluk hukuku kuralları, mülkiyet hakkının kullanımını toplumsal barış adına doğrudan kısıtlar ve bu kısıtlamalar tapu siciline tescil edilmeksizin hüküm doğurur.

Step-by-Step Solution

1
Kısıtlamanın kaynağını belirleme
Komşuluk hukuku kurallarının kaynağı tarafların iradesi değil, doğrudan Türk Medeni Kanunu'dur.
Mülkiyet hakkı üzerindeki sınırlamalar yasal veya iradi olarak ikiye ayrılır.
2
Kısıtlamanın niteliğini analiz etme
Komşuluk hukuku kısıtlamaları, tapu siciline herhangi bir tescil işlemi yapılmasa dahi kanun gereği kendiliğinden (doğrudan) uygulanır.
TMK madde 731 uyarınca mülkiyetin doğrudan yasal kısıtlamaları tescil edilmeksizin etkili olur.
3
Dava ve kısıtlama kavramlarını ayırt etme
İstihkak veya müdahalenin men-i gibi kavramlar kısıtlama türü değil, hakkın korunma yollarıdır.
Kavram karmaşasını önleyerek doğru hukuki kategoriyi seçmek gerekir.

Key Concept

Komşuluk hukukundan doğan kısıtlamalar, mülkiyet hakkının kanunla doğrudan sınırlanmasıdır.

Practice More

Mülkiyetin içeriğindeki 'kullanma', 'yararlanma' ve 'tasarruf' yetkilerinin kapsamına göz atabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 63Question

(A), bir özel bankada veznedar olarak görev yapmaktadır. Görevi gereği bankaya ait nakit paralar üzerinde fiili hâkimiyeti bulunan (A), bu paraları banka tüzel kişiliği adına ve amirlerinin talimatları doğrultusunda elinde bulundurmaktadır. Banka müşterisi (B), bir işlemin iptali üzerine (A)'nın elinde bulunan belirli bir miktar paranın kendisine iade edilmesi gerektiğini iddia ederek (A)'ya karşı zilyetliği koruyan bir dava açmayı planlamaktadır.

Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde (A)’nın hukuki statüsü ve buna bağlı olarak (B)’nin açacağı davanın durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (A) bir zilyet yardımcısıdır; zilyetlik iradesi kendisine ait olmadığından zilyetlik sıfatına sahip değildir ve zilyetlik davalarında davalı olamaz.

Answer

Veznedar (A) bir zilyet yardımcısı statüsündedir; bu nedenle zilyetlik sıfatı yoktur ve zilyetliği koruyan davaların muhatabı olamaz.
Türk Medeni Kanunu doktrini ve uygulamasına göre, bir başkasının zilyetliğine bağlı olarak, onun ev veya iş yeri gibi hâkimiyet alanında eşya üzerinde fiili güç kullanan kişiler (veznedar, hizmetçi, şoför vb.) zilyet yardımcısıdır. Bu kişilerin zilyetlik iradesi bağımsız olmadığı için zilyetlik sıfatları yoktur. Dolayısıyla, zilyetliğin iadesi veya müdahalenin önlenmesi gibi zilyetlik davaları zilyet yardımcısına karşı değil, asıl zilyet olan banka tüzel kişiliğine karşı açılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Fiili hâkimiyetin niteliğini belirle
(A)'nın paraları kendi adına değil, banka adına ve talimatla elinde tuttuğu saptandı.
Zilyetlik ile zilyet yardımcılığı arasındaki en temel fark, fiili hâkimiyetin bir talimat ilişkisine dayanıp dayanmadığıdır.
2
Zilyetlik iradesini analiz et
(A)'nın paralar üzerinde kendine ait bir zilyetlik iradesi (animus) bulunmamaktadır.
Zilyetlik için hem fiili hâkimiyet (corpus) hem de zilyetlik iradesi (animus) gerekir.
3
Hukuki sonucu ve dava ehliyetini değerlendir
(A) zilyet yardımcısıdır ve zilyetlik davaları ancak 'zilyet' sıfatına sahip kişilere karşı açılabilir.
Zilyet yardımcısı bir 'alet' hükmündedir, hukuki işlemlerde ve davalarda zilyet olarak kabul edilmez.

Key Concept

Zilyet Yardımcılığı (Hizmet Zilyetliği)

Practice More

Zilyet yardımcısının kuvvet kullanma yetkisi (TMK m. 981) ile zilyetlik davaları arasındaki farkı inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 64Question

47214721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, tapu sicilinde tescil istemlerinin geliş sırasına göre kaydedildiği ve taşınmaz üzerindeki ayni hakların birbirine olan önceliğini (sırasını) belirleyen defter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yevmiye defteri

Answer

Tescil istemlerinin kronolojik olarak kaydedildiği ve ayni hakların öncelik sırasını belirleyen defter yevmiye defteridir.
Yevmiye defteri, tapu sicilinin ana sicillerinden biridir ve tescil taleplerinin geliş sırasına göre kaydedildiği yerdir. Medeni Kanun madde 10221022 gereğince, ayni hakların birbirine olan üstünlüğü veya sırası, bu deftere yapılan kayıt anıyla belirlenmiş olur.

Step-by-Step Solution

1
Ayni hakların sırasının neye göre belirlendiğini tespit edin.
Tapu sicilinde ayni hakların sırası, tescil isteminin yapıldığı ana (gün, saat ve dakika) göre belirlenir.
Türk Medeni Kanunu'na göre tescilin etkisi, yevmiye defterine yapılan kayıt anından başlar.
2
Bu kronolojik kaydın tutulduğu defteri eşleştirin.
Tescil, şerh veya beyan gibi tüm istemler geliş sırasına göre yevmiye defterine kaydedilir.
Yevmiye defteri, tescil işlemlerine temel teşkil eden ve hakların öncelik sırasını hukuken kesinleştiren ana sicildir.

Key Concept

Yevmiye Defterinin İşlevi ve Hakların Sırası

Practice More

Tapu sicilinin diğer ana sicilleri olan 'belgeler' ve 'plan'ın işlevlerini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 65Question

Taşınmaz mülkiyetinin yasal kısıtlamaları (tahditler) ve malikin bu kısıtlamalara aykırı kullanımı sonucunda ortaya çıkan hukuki sorumluluk rejimi hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi hukuk tekniği açısından doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Dolaylı kanuni kısıtlamalar, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesiyle kendiliğinden bir ayni hak doğurmayıp, lehine kısıtlama olan kişiye bir şahsi hak (irtifak kurulmasını isteme hakkı) tanır; mülkiyet hakkının taşkın kullanılmasına dayalı sorumluluk ise malikin kusuruna dayanmayan bir sebep sorumluluğudur.

Answer

Dolaylı kanuni kısıtlamaların kişiye sadece bir irtifak kurulmasını isteme yetkisi (şahsi hak) verdiği ve taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını taşkın kullanmasından doğan sorumluluğun malikin kusuruna dayanmayan bir sebep sorumluluğu (kusursuz sorumluluk) olduğu bilgisi doğrudur.
Dolaylı kanuni kısıtlamalar (örneğin zorunlu geçit, mecra hakkı), kanuni şartlar oluşsa dahi tescil veya mahkeme kararı olmadan kendiliğinden bir ayni hak doğurmaz, sadece hak sahibine karşı bir irtifak kurulmasını isteme hakkı (şahsi hak) verir. Diğer yandan, Türk Medeni Kanunu'nun 730. maddesi uyarınca taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını kanuni sınırlara (örneğin komşuluk hukukuna) aykırı kullanmasından doğan sorumluluk bir 'sebep sorumluluğu' olup, malikin kusurlu olması veya zarar verme niyetinde olması şart değildir.

Step-by-Step Solution

1
Kanuni kısıtlama türlerinin (doğrudan/dolaylı) hukuki niteliğini analiz etme.
Doğrudan kısıtlamalar (TMK 731) tescilsiz ve kendiliğinden etkili olurken, dolaylı kısıtlamalar (örneğin zorunlu geçit hakkı) sadece bir hak kurma yetkisi verir.
Mülkiyet hakkının içeriği belirlenirken kanun tarafından öngörülen bu ikili ayrımın doğru kavranması gerekir.
2
Taşınmaz malikinin komşuluk hukukuna aykırı davranışlarından doğan sorumluluk rejimini belirleme.
TMK 730 uyarınca malik, mülkiyet hakkını yasal kısıtlamalara aykırı kullandığında zarar görenlere karşı kusursuz (objektif) olarak sorumludur.
Bu sorumluluk, malikin kusurlu olmasını gerektirmeyen, mülkiyet hakkının kötüye kullanılmasının özel bir türü olan 'sebep sorumluluğu' niteliğindedir.
3
Dava türleri ve tescil zorunluluğu gibi teknik detayları değerlendirme.
Taşkın kullanımda müdahalenin men-i davası açılır; tescilsiz kazanım halleri dışındaki kısıtlamalar doğrudan etkisini gösterir.
İstihkak davası ile müdahalenin men-i davası arasındaki fark, mülkiyetin korunması rejiminin temelini oluşturur.

Key Concept

Taşınmaz mülkiyetinin kanuni kısıtlamaları ve malikin kusursuz sorumluluğu (TMK 730)
Estimated Time:3m 0s
Question 66Question

Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 705. maddesinde düzenlenen taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı (tescilsiz iktisap) haller ile mülkiyet hakkının içeriği ve tapu siciline hâkim olan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; mülkiyeti tescilsiz kazanan kişinin hukuki statüsüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mülkiyeti tescilden önce kazanan kişi, henüz adına tescil işlemi yapılmamış olsa dahi mülkiyet hakkından doğan istihkak ve elatmanın önlenmesi davalarını açma yetkisine sahiptir; ancak taşınmazı devredebilmesi veya üzerinde sınırlı ayni hak kurabilmesi için öncelikle kendi adına tescil yaptırması zorunludur.

Answer

Mülkiyeti tescilden önce kazanan kişi, mülkiyet hakkından doğan davaları (istihkak vb.) tescilden önce de açabilir; ancak tasarruf işlemleri (devir, sınırlı ayni hak tesisi) için tescil şarttır.
Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesine göre; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma hallerinde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak mülkiyetin kazanılması ile tasarruf yetkisi farklı kavramlardır. Madde 705/2 uyarınca, tescilsiz malik gerçek maliktir ancak tescil yaptırmadan taşınmaz üzerinde mülkiyeti nakleden (satış/devir) veya sınırlı ayni hak kuran (ipotek/irtifak) 'tasarruf işlemlerini' yapamaz. Bununla birlikte, malik sıfatını tescilden önce kazandığı için mülkiyet hakkının sağladığı korunma yetkilerini (istihkak ve elatmanın önlenmesi davaları gibi) tescilden önce de kullanabilir.

Step-by-Step Solution

1
Tescilsiz kazanım hallerinin hukuki niteliğini belirlemek.
Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırma gibi hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır (TMK 705/1).
Mülkiyetin tescille kazanılması kuralının istisnalarını saptamak için bu ayrım gereklidir.
2
TMK 705/2 maddesindeki kısıtlamayı analiz etmek.
Tescilsiz malik, tescil yaptırmadıkça taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisine sahip değildir.
Malikin hangi işlemleri yapıp hangilerini yapamayacağını anlamak için tasarruf yetkisi sınırını bilmek gerekir.
3
Borçlandırıcı işlemler ile tasarruf işlemleri ve dava yetkisini ayırt etmek.
Dava açmak veya satış sözleşmesi yapmak tasarruf işlemi değildir; mülkiyeti nakletmek veya ipotek kurmak tasarruf işlemidir.
Tescilsiz malikin tescil öncesi yapabileceği işlemler ile yapamayacağı işlemleri kategorize etmek için bu doktrinel fark şarttır.

Key Concept

Tescilsiz mülkiyet kazanımında malikin tasarruf yetkisi kısıtı ve hak koruyucu yetkileri.

Practice More

Olağanüstü zamanaşımı ile mülkiyetin kazanılmasında mülkiyetin geriye etkili olarak hangi andan itibaren kazanılmış sayıldığı konusundaki güncel TMK düzenlemesini inceleyiniz.
Estimated Time:3m 0s
Question 67Question

Bir kamu kurumunun, yol yapımı amacıyla bir taşınmazı kamulaştırması sürecinde mülkiyetin intikal anı ve malikin bu taşınmaz üzerindeki yetkileriyle ilgili olarak Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mülkiyet, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasında verilen kararın kesinleşmesiyle tescilden önce kazanılır; ancak malikin taşınmaz üzerinde tasarruf işlemlerinde bulunabilmesi mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.

Answer

Mülkiyetin kamulaştırma sürecinde tescilden önce kazanılması, mülkiyetin geçişi için aranan hukuki şartın (kesinleşen mahkeme kararı) gerçekleşmesiyle olur; ancak tasarruf yetkisi için tescil şarttır.
Kamulaştırma süreci, Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinde sayılan istisnai hallerden biridir ve burada mülkiyet tescilden önce (mahkeme kararının kesinleşmesiyle) kazanılır. Ancak tescilsiz kazanılan bu mülkiyet hakkı üzerinde satış, rehin gibi işlemlerin (tasarruf işlemleri) yapılabilmesi, TMK 705/2 uyarınca hakkın tapu kütüğüne tescil edilmesine bağlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kazanım türünün belirlenmesi
Kamulaştırma, TMK 705 kapsamında tescilsiz kazanım hallerinden biridir.
Kanun koyucu; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal ve kamulaştırmayı tescilin kurucu etkisinden istisna tutmuştur.
2
Mülkiyetin geçiş anının tespiti
Mülkiyet, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında verilen kararın kesinleşmesiyle idareye geçer.
Kamulaştırma Kanunu ve TMK uyarınca tescilsiz kazanımın tetikleyici unsuru yargısal kararın kesinleşmesidir.
3
Tasarruf yetkisinin değerlendirilmesi
İdare, tescili yaptırmadan bu taşınmazı devredemez veya üzerinde rehin kuramaz.
TMK 705/2 maddesi, tescilsiz kazanımlarda malikin tasarruf yetkisini 'tescil şartına' bağlayarak sicilin düzenini korumayı amaçlar.

Key Concept

Tescilsiz Kazanım ve Tasarruf Yetkisi Kısıtlaması

Practice More

Miras yoluyla kazanılan taşınmazlarda elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi ve tescilsiz kazanımın bu süreçteki etkisi incelenebilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 68Question

Bir eşya üzerindeki fiili hâkimiyetin, zilyedin rızası olmaksızın tamamen ortadan kaldırılması durumuna 'zilyetliğin gaspı' adı verilmektedir. Türk Medeni Kanunu uyarınca, zilyetliği bu şekilde gasp edilen bir kimsenin, sadece zilyetlik hukukuna dayanarak eşyanın kendisine iadesini sağlamak amacıyla açması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Zilyetliğin geri verilmesi davası

Answer

Zilyetliğin geri verilmesi davası, zilyetliği gasp edilen bir kimsenin bu gaspı sona erdirerek eşyayı geri almasını sağlayan özel bir zilyetlik davasıdır.
Zilyetliğin geri verilmesi davası, Türk Medeni Kanunu uyarınca zilyetliği gasp edilen kişinin, gasp edenden eşyanın iadesini talep edebileceği tek zilyetlik davasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki müdahale türünü belirlemek
Zilyetliğin rıza dışı tamamen sona ermesi 'gasp' olarak nitelendirilir.
Türk Medeni Kanunu'na göre zilyetliğin korunması, müdahalenin türüne (gasp veya saldırı) göre farklı davalara bağlanmıştır.
2
Gasp durumunda uygulanacak kanun hükmünü tespit etmek
Türk Medeni Kanunu madde 982, zilyetliği gasp edilen kimsenin açacağı davayı düzenler.
Gasp edilen zilyet, eşyanın geri verilmesini ve zararın giderilmesini talep edebilir.
3
Zilyetlik davasını mülkiyet davalarından ayırmak
Sadece zilyetliğe dayalı koruma istendiği için 'zilyetliğin geri verilmesi' davası seçilmelidir.
Zilyetlik davalarında haklılık (mülkiyet) tartışılmaz; sadece zilyetliğin gasp edildiği olgusu üzerine karar verilir.

Key Concept

Zilyetlik Davaları: Zilyetliğin Geri Verilmesi
Estimated Time:45s
Question 69Question

(A) İşletmesi, ithal ettiği ham maddeleri bir genel antrepoya (umumi mağaza) teslim etmiş ve antrepo yetkililerinden bu malları temsil eden bir "makbuz senedi" almıştır. (A) İşletmesi, daha sonra bu ham maddeleri (B) Fabrikası’na satmış ve antrepodaki malların fiziksel teslimi yerine, elindeki makbuz senedini ciro ederek (B)’ye vermiştir.

Buna göre, (B) Fabrikası’nın ham maddeler üzerindeki zilyetliği ve bu zilyetliğin kazanılma biçimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mallar üzerinde asli ve dolaylı zilyetlik kurulmuştur; zilyetlik emtia senetlerinin teslimi yoluyla kazanılmıştır.

Answer

Mallar üzerinde asli ve dolaylı zilyetlik kurulmuştur; zilyetlik emtia senetlerinin teslimi yoluyla kazanılmıştır.
Türk Medeni Kanunu m. 980'e göre, umumi mağazalara (antrepo) bırakılan malları temsil eden senetlerin (makbuz senedi, varant vb.) teslimi, malların teslimi sonucunu doğurur. Alıcı (B) Fabrikası, malları malik sıfatıyla devraldığı için 'asli zilyet', mallar fiilen antrepoda durduğu ve hakimiyet antrepo üzerinden sağlandığı için 'dolaylı zilyet' sıfatını kazanır.

Step-by-Step Solution

1
Emtia senetlerinin tesliminin hukuki mahiyetini belirlemek.
Türk Medeni Kanunu m. 980 uyarınca, bir umumi mağazaya bırakılmış emtiayı temsil eden senetlerin teslimi, emtianın teslimi hükmündedir.
Bu durum, zilyetliğin teslimsiz kazanılmasının özel bir türüdür.
2
Zilyetlik türünü niyet (asli/fer'i) bakımından analiz etmek.
(B) Fabrikası malları satın aldığı ve malik sıfatıyla hareket ettiği için 'asli zilyet' olur.
Bir şeye malik sıfatıyla zilyet olan asli zilyettir.
3
Zilyetlik türünü fiili hakimiyetin kullanılışı (dolaylı/dolaysız) bakımından analiz etmek.
Ham maddeler fiziksel olarak antrepoda (umumi mağaza) bulunduğu ve (B) bunlar üzerindeki hakimiyetini antrepo aracılığıyla kullandığı için 'dolaylı zilyet' olur.
Zilyetliğini bir başkası aracılığıyla kullanan kişi dolaylı zilyettir.

Key Concept

Emtia Senetlerinin Teslimi ve Zilyetlik Türleri

Practice More

Zilyetliğin havalesi ile hükmen havale arasındaki temel farkı belirleyen 'fiili hakimiyetin kimde kaldığı' kriterini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 70Question

AA, sahibi olduğu dairesini bir kira sözleşmesi ile BB’ye kiralamış; BB de AA’dan aldığı yetkiye dayanarak bu daireyi bir alt kira sözleşmesi ile CC’ye kiralamıştır. Bu durumda, taşınmaz üzerindeki zilyetlik türleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: AA asli ve dolaylı zilyet, BB fer’i ve dolaylı zilyet, CC ise fer’i ve dolaysız zilyettir.

Answer

AA asli ve dolaylı zilyet, BB fer’i ve dolaylı zilyet, CC ise fer’i ve dolaysız zilyettir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir taşınmazın maliki olan kişi (AA), taşınmaz üzerindeki asli zilyetliğini korur ancak taşınmazı kiraya vererek teslim ettiği için zilyetliği dolaylı hale gelir. İlk kiracı (BB), kira hakkına dayandığı için fer'i zilyettir; taşınmazı alt kiracıya devrettiği için o da dolaylı zilyet konumuna geçer. Taşınmazı fiilen elinde bulunduran ve kullanan alt kiracı (CC) ise hem fer'i hem de dolaysız zilyet sıfatını taşır.

Step-by-Step Solution

1
Asli ve fer'i zilyetlik ayrımını yapın.
AA malik olduğu için asli zilyettir. BB ve CC ise kira sözleşmesine (sınırlı bir hakka) dayandıkları için fer'i zilyettir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir şeye malik sıfatıyla zilyet olan asli zilyet; sınırlı bir ayni veya kişisel hakka dayanan ise fer'i zilyettir.
2
Dolaylı ve dolaysız zilyetlik durumunu belirleyin.
CC eşyayı fiilen elinde tuttuğu için dolaysız zilyettir. AA ve BB ise eşyayı başkası aracılığıyla kullandıkları için dolaylı zilyettir.
Fiili hakimiyeti bizzat kullanan dolaysız; bir hukuki ilişki uyarınca eşyayı başkasına bırakan ise dolaylı zilyettir.

Key Concept

Zilyetlik Türleri: Asli/Fer'i ve Dolaylı/Dolaysız Ayrımı
Estimated Time:1m 30s
Question 71Question

(A)(A) adına tapuda kayıtlı olan bir taşınmaz, (A)(A)’nın ayırt etme gücünü geçici olarak kaybettiği bir sırada, kendisini (A)(A) olarak tanıtan (X)(X) tarafından noterden alınan sahte vekaletname ile (B)(B)’ye satılmış ve tescil işlemi gerçekleştirilmiştir. (B)(B), bu tescile dayanarak taşınmaz üzerinde, durumdan habersiz olan (C)(C) lehine bir üst hakkı tanımış ve bu hak tapu kütüğüne tescil edilmiştir. Daha sonra ayırt etme gücünü yeniden kazanan (A)(A), durumu öğrenmiştir.

Buna göre, tapu siciline hâkim olan ilkeler ve Devletin sorumluluğu çerçevesinde aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (C)(C) iyiniyetli olduğu sürece kazandığı üst hakkı korunur; (A)(A)’nın taşınmazı üzerinde kurulan bu hak nedeniyle uğradığı zarardan dolayı Devletin kusursuz sorumluluğuna gidilebilir.

Answer

İyiniyetli üçüncü kişi olan kişinin kazandığı sınırlı ayni hak korunur ve mülkiyet hakkı sahibi uğradığı zarar için Devletin kusursuz sorumluluğuna başvurabilir.
Doğru yanıt, hem tapu siciline güven ilkesinin (TMK m. 10231023) iyiniyetli üçüncü kişiyi koruduğunu hem de mülkiyet hakkı kısıtlanan asıl sahibinin bu zararını Devletten kusursuz sorumluluk esasına göre talep edebileceğini tam olarak açıklamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Tescilin hukuki geçerliliğini değerlendir.
Sahte vekaletname ile yapılan tescil, tasarruf yetkisi eksikliği nedeniyle yolsuzdur.
İllilik (sebebe bağlılık) ilkesi gereği, geçerli bir hukuki sebep ve tasarruf yetkisi olmadan yapılan tescil mülkiyeti geçirmez.
2
Üçüncü kişinin durumunu incele.
İyiniyetli üçüncü kişi, yolsuz tescile güvenerek ayni hak (üst hakkı) kazanır.
TMK m. 10231023 (Tapu Siciline Güven İlkesi), sicildeki yolsuz bir tescile dayanarak iyiniyetle ayni hak kazanan üçüncü kişilerin edinimini korur.
3
Gerçek malikin haklarını ve zararını belirle.
Mülkiyet hakkı sahibinin taşınmazı üzerinde bir kısıtlama oluşmuştur ve bu bir zarardır.
Taşınmazın üzerinde irade dışı bir sınırlı ayni hak kurulması, taşınmazın değerini düşüren bir hukuki kayıptır.
4
Devletin sorumluluğunu analiz et.
Devlet, tapu sicilinin tutulmasından doğan bu zarardan kusursuz olarak sorumludur.
TMK m. 10071007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur; bu sorumluluk memurun kusurundan bağımsız bir kusursuz sorumluluk halidir.

Key Concept

Tapu Siciline Güven İlkesi (TMK 1023) ve Devletin Kusursuz Sorumluluğu (TMK 1007)

Practice More

İyiniyetli üçüncü kişinin mülkiyet hakkını kazanması durumunda, gerçek malikin Devlet aleyhine açacağı tazminat davasında zamanaşımı sürelerini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 72Question

A'nın arazisi üzerinde inşaat faaliyetlerine başlayan komşusu B, inşaat iskelesini A'nın arazisine taşacak şekilde kurmuş ve hafriyat kamyonlarının A'ya ait bahçeden geçmesine neden olmuştur. A, bu durumun mülkiyet hakkına haksız bir saldırı teşkil ettiğini belirterek hukuki yollara başvurmak istemektedir.

Türk Medeni Kanunu'ndaki mülkiyet hakkının içeriği, kapsamı ve korunması hükümleri uyarınca bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: A, mülkiyet hakkından doğan yetkisine dayanarak 'müdahalenin men-i' davası açabilir ve bu dava mülkiyet hakkı devam ettiği sürece herhangi bir zamanaşımına tabi değildir.

Answer

A maliki, mülkiyet hakkından doğan yetkisine dayanarak 'müdahalenin men-i' (elatmanın önlenmesi) davası açabilir ve bu dava herhangi bir zamanaşımına tabi değildir.
Mülkiyet hakkı, sahibine eşya üzerinde en geniş yetkileri veren ve bu yetkilere yönelik her türlü haksız müdahaleyi durdurma imkanı sağlayan bir haktır. Olayda zilyetlik tamamen kaybedilmediği, ancak kullanım hakkına haksız bir saldırı olduğu için müdahalenin men-i davası açılması gerekir. Bu dava ayni hakka dayandığı için mülkiyet hakkı sürdüğü sürece herhangi bir zamanaşımı süresine bağlı kalınmaksızın açılabilir.

Step-by-Step Solution

1
Olayın hukuki niteliğini belirleme
Taşınmaz mülkiyetine yönelik haksız bir elatma (müdahale) söz konusudur.
Komşunun iskeleyi A'nın arazisine taşırması ve bahçeyi izinsiz geçiş yolu olarak kullanması, malikin kullanım yetkisini engellemektedir ancak taşınmazın zilyetliğini tamamen ortadan kaldırmamaktadır.
2
Başvurulacak dava türünü belirleme
Müdahalenin men-i (elatmanın önlenmesi) davası açılmalıdır.
Zilyetlik tamamen kaybedilmediği için istihkak davası açılamaz; mülkiyet hakkına yönelik haksız elatmanın durdurulması ve tekrarlanmasının önlenmesi için müdahalenin men-i davası en uygun hukuki çaredir.
3
Davanın zamanaşımı durumunu değerlendirme
Dava mülkiyet hakkı devam ettiği sürece her zaman açılabilir.
Mülkiyet hakkına dayalı koruma davaları, ayni hakkın mutlaklığı gereği herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir.

Key Concept

Mülkiyet Hakkının Korunması: Müdahalenin Men-i Davası ve Yasal Kısıtlamaların Niteliği
Estimated Time:1m 15s
Question 73Question

Üç paydaşın mülkiyetinde bulunan bir taşınmazda pay oranları; birinci paydaş için 46\frac{4}{6}, ikinci ve üçüncü paydaşlar için ise 16\frac{1}{6}'şar olarak belirlenmiştir. Birinci paydaş, taşınmazın tapu kaydında ve fiili kullanımında 'meyve bahçesi' olarak özgülenmiş olan kısmını, bir organizasyon firmasına 'düğün salonu' olarak kullanılmak üzere beş yıllığına kiralamaya karar vermiştir. İkinci paydaş bu karara katılırken, üçüncü paydaş rıza göstermediğini yazılı olarak bildirmiştir.

Bu somut olaydaki kiralama işleminin hukuki akıbetiyle ilgili Türk Medeni Kanunu uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Taşınmazın kullanım amacının 'meyve bahçesi'nden 'düğün salonu'na dönüştürülmesi bir 'özgüleme amacının değiştirilmesi' (olağanüstü yönetim işi/tasarruf) niteliğinde olduğundan, işlem ancak tüm paydaşların oybirliği ile yapılabilir; bu nedenle kiralama işlemi geçersizdir.

Answer

Taşınmazın kullanım amacının değiştirilmesi TMK 692 uyarınca olağanüstü yönetim işi/tasarruf niteliğinde kabul edildiği için ancak tüm paydaşların oybirliği ile gerçekleştirilebilir ve bu durumda yapılan kiralama işlemi geçersizdir.
Türk Medeni Kanunu'nun 692. maddesine göre, paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi olağanüstü yönetim işlerinden sayılır ve aksine bir sözleşme yoksa tüm paydaşların oybirliği ile karar verilmesi zorunludur. Somut olayda meyve bahçesi olarak kullanılan alanın düğün salonuna dönüştürülmesi köklü bir amaç değişikliği teşkil ettiğinden, pay ve paydaş çoğunluğu (çifte çoğunluk) sağlansa bile üçüncü paydaşın rızası olmadan bu işlem yapılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Pay ve paydaş çoğunluğunu hesapla
Pay çoğunluğu: 46+16=56\frac{4}{6} + \frac{1}{6} = \frac{5}{6} (Sağlandı). Paydaş çoğunluğu: 3 paydaştan 2'si (Sağlandı).
Normal bir kiralama işlemi 'önemli yönetim işi' olduğu için bu çifte çoğunluk aranır.
2
İşlemin niteliğini analiz et (Amacın değiştirilmesi)
Meyve bahçesinin düğün salonuna dönüştürülmesi, eşyanın 'özgülendiği amacın değiştirilmesi'dir.
TMK 692 uyarınca eşyanın kullanım amacının değiştirilmesi, önemli yönetim işlerinin ötesinde bir 'olağanüstü yönetim/tasarruf' işlemidir.
3
Hukuki kuralı uygula
Olağanüstü yönetim işlerinde ve tasarruflarda oybirliği şarttır.
Üçüncü paydaşın itirazı, oybirliği şartının gerçekleşmediğini gösterir ve işlemi sakatlar.

Key Concept

Paylı mülkiyette yönetim işlerinin tasnifi (Olağan, Önemli, Olağanüstü) ve oybirliği kuralı.
Estimated Time:3m 0s
Question 74Question

Bay (A), aralarındaki husumet nedeniyle komşusu Bay (B)’nin bahçesindeki sebzelerin güneş almasını engellemek amacıyla, mülkiyetindeki taşınmazın sınırına hiçbir yapısal gereklilik yokken yüksek ve güneş geçirmeyen bir levha dikmiştir. Ayrıca Bay (A), ana yola çıkış imkanı bulunmadığı iddiasıyla Bay (B)’nin arazisinden rızası dışında geçmeye başlamıştır.

Bu durumda Bay (B)’nin mülkiyet hakkına dayanarak başvurabileceği hukuki yollar ve hakların niteliği hakkında Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Güneşin engellenmesi mülkiyetin taşkın kullanımıdır ve levhanın kaldırılması için müdahalenin men-i davası açılmalıdır; geçit ihtiyacı ise mülkiyetin dolaylı kanuni kısıtlaması olup ancak mahkeme kararı veya tescille kurulabilir.

Answer

Güneşin engellenmesi mülkiyetin taşkın kullanımı teşkil eder ve müdahalenin men-i davasına konu olur; zorunlu geçit ise dolaylı bir kısıtlamadır.
Doğru seçenek, Bay (A)’nın eylemlerini TMK mülkiyet ve komşuluk hukuku ilkeleriyle tam uyumlu olarak analiz eder. Güneşin engellenmesi negatif bir emisyon olarak mülkiyetin taşkın kullanımıdır ve çözümü müdahalenin men-i davasıdır. Geçit hakkı ise malike doğrudan bir geçme yetkisi değil, mahkeme yoluyla bu kısıtlamayı 'talep etme' yetkisi veren dolaylı bir kısıtlamadır.

Step-by-Step Solution

1
Eylemin niteliğini belirle
Bay (A)'nın levha dikerek güneş engellemesi TMK 737 kapsamında komşuluk hukukuna aykırı, mülkiyetin taşkın kullanımıdır.
Mülkiyet hakkı kullanılırken komşuları olumsuz etkileyecek aşırı emisyonlardan (ışık, koku, gürültü vb.) kaçınılmalıdır.
2
Uygun davayı tespit et
Mevcut saldırının durdurulması için 'müdahalenin men-i' (elatmanın önlenmesi) davası açılmalıdır.
İstihkak davası malın iadesi içindir, oysa burada zilyetlik tamamen kaybedilmemiş ancak mülkiyetin kullanımı haksız bir saldırıyla kısıtlanmıştır.
3
Geçit hakkının türünü analiz et
Zorunlu geçit (TMK 747), mülkiyetin 'dolaylı' kanuni kısıtlamasıdır.
Doğrudan kısıtlamalar kanundan dolayı kendiliğinden doğarken, dolaylı kısıtlamalar hak sahibine bir tescil veya irtifak kurulmasını isteme yetkisi verir; rıza dışı kullanım haksız elatmadır.

Key Concept

Mülkiyet Hakkının Kanuni Kısıtlamaları ve Korunması
Estimated Time:2m 0s
Question 75Question

(A)(A), mülkiyetindeki bir taşınmaz üzerinde arkadaşı (B)(B) lehine bir "intifa hakkı" kurmak amacıyla tapu müdürlüğüne başvurmuş ve taraflar arasında bu yönde resmi senet düzenlenmiştir. Ancak tapu memurunun hatası sonucu, sicile "intifa hakkı" yerine "satış" işlemi işlenmiş ve taşınmaz (B)(B) adına tam mülkiyet olarak tescil edilmiştir. Bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yapılan tescil, mülkiyetin devrini amaçlayan geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığı için "yolsuz tescil" niteliğindedir ve (B)(B) mülkiyeti kazanamamıştır.

Answer

Yapılan tescil, mülkiyetin devrini amaçlayan geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığı için yolsuz tescil niteliğindedir ve tescilin doğrudan tarafı olan kişi mülkiyeti kazanamamıştır.
Türk Medeni Kanunu'na hâkim olan illilik (sebebe bağlılık) ilkesi gereğince, bir tescilin geçerli sonuç doğurabilmesi için arkasında geçerli ve tarafların iradesine uygun bir hukuki sebebin bulunması şarttır. Olayda taraflar intifa hakkı kurulması için anlaşmışken mülkiyet devri (satış) tescil edildiği için, bu tescil geçerli bir mülkiyet devri sebebine dayanmamaktadır ve 'yolsuz tescil' niteliğindedir. Bu nedenle tescilin tarafı olan (B)(B) mülkiyeti kazanamamıştır.

Step-by-Step Solution

1
Hukuki sebep ile yapılan tescil arasındaki uyumu kontrol edin.
Tarafların iradesi ve resmi senet içeriği intifa hakkı kurmaya yönelikken, tescil mülkiyet devri (satış) şeklinde gerçekleşmiştir.
Türk eşya hukukunda tescilin geçerliliği, geçerli bir hukuki sebebin varlığına bağlıdır (İllilik İlkesi).
2
Tescilin hukuki niteliğini tayin edin.
Mülkiyet devri borcu doğuran geçerli bir sözleşme bulunmadığından, yapılan tescil TMKTMK m. 10241024 uyarınca 'yolsuz tescil' niteliği taşır.
Hukuki sebepten yoksun veya bağlayıcı olmayan bir işleme dayanan tesciller mülkiyetin kazanılmasını sağlamaz.
3
Korunma şartlarını değerlendirin.
Tescilin tarafı olan (B)(B), sicilin doğruluğuna güven ilkesinden faydalanamaz; mülkiyet (A)(A)'da kalmaya devam eder.
Kamuya güven ilkesi (TMKTMK m. 10231023) sadece tescilin yolsuz olduğunu bilmeyen iyiniyetli üçüncü kişileri korumak içindir.

Key Concept

İllilik (Sebebe Bağlılık) İlkesi ve Yolsuz Tescil
Estimated Time:1m 30s
Question 76Question

Paylı mülkiyete konu bir taşınmazda, paydaşlar arasında taşınmazın mevcut işletme usulünün değiştirilmesine (örneğin taşınmazın bir bütün olarak kiraya verilmesine) karar verilmek istenmektedir. Türk Medeni Kanunu uyarınca, bu 'önemli yönetim işleri'nin gerçekleştirilebilmesi için aranan karar yeter sayısı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hem paydaşların sayıca çoğunluğunun hem de payların çoğunluğunun (pay ve paydaş çoğunluğu) sağlanması

Answer

Önemli yönetim işleri için hem paydaşların sayıca çoğunluğu hem de temsil edilen payların çoğunluğunun (pay ve paydaş çoğunluğu) birlikte sağlanması zorunludur.
Türk Medeni Kanunu madde 691 uyarınca; işletme usulünün değiştirilmesi, eşyanın kiraya verilmesi veya kira sözleşmesinin feshi gibi önemli yönetim işleri ancak pay ve paydaş çoğunluğuyla gerçekleştirilebilir. Bu kural, hem paydaş sayısının yarısından fazlasının hem de pay miktarının yarısından fazlasının aynı yönde oy kullanmasını gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
İşlemin yönetim kategorisini saptayın
Taşınmazın kiraya verilmesi veya işletme usulünün değiştirilmesi 'önemli yönetim işi'dir.
Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesi bu işlemleri açıkça önemli yönetim işleri arasında saymaktadır.
2
Gerekli karar yeter sayısını uygulayın
Bu işlem için 'çifte çoğunluk' (pay ve paydaş çoğunluğu) gereklidir.
Önemli yönetim işleri, mülkiyetin kaderini etkileyecek kadar ağır ancak oybirliği gerektirmeyecek kadar günlük işler olduğu için bu dengeleyici çoğunluk aranır.

Key Concept

Önemli Yönetim İşlerinde Pay ve Paydaş Çoğunluğu
Estimated Time:1m 0s
Question 77Question

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca taşınmaz mülkiyetine getirilen yasal kısıtlamalar (tahditler) ve bu kısıtlamalardan doğan hukuki koruma yolları ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi mülkiyet hakkının içeriği ve kapsamı bakımından doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kamu yararı amacıyla getirilen yasal kısıtlamalar, tapu siciline tescil edilmeksizin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir ve bu kısıtlamaların özel hukuk sözleşmeleriyle kaldırılması veya değiştirilmesi mümkün değildir.

Answer

Kamu yararı amacıyla getirilen yasal kısıtlamaların tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olması ve özel sözleşmelerle değiştirilememesi mülkiyet hakkının yasal sınırları bakımından doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 731. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine kanunla getirilen kısıtlamalar tescil edilmeksizin hukuki sonuç doğurur. Bu kısıtlamalardan kamu yararı amacıyla öngörülenler, tarafların kendi aralarında yapacakları özel hukuk sözleşmeleriyle (örneğin bir feragat anlaşmasıyla) ortadan kaldırılamaz veya mülkiyet hakkını genişletecek şekilde değiştirilemez. Bu durum, mülkiyet hakkının kamu düzeni ile sınırlandığı noktayı temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Yasal kısıtlamaların (tahditlerin) tescil ile ilişkisini incele.
TMK 731/1 uyarınca, taşınmaz mülkiyetinin kanunla konulan kısıtlamaları, tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olur.
Yasal kısıtlamalar, tescille doğan irtifak haklarından farklı olarak doğrudan kanun gücüyle mülkiyetin içeriğini sınırlar.
2
Kamu yararı ve özel çıkar ayrımına göre kısıtlamaların niteliğini değerlendir.
Kamu yararı kısıtlamaları kaldırılamaz ve değiştirilemez; özel çıkar kısıtlamaları ise resmî senet ve tapu şerhi ile değiştirilebilir.
Kamu düzeni mülkiyetin sosyal ödevini belirlediği için iradi tasarrufların üzerindedir.
3
Dava türleri arasındaki farkı kontrol et.
Haksız elatmanın olduğu ancak zilyetliğin kaybedilmediği durumlarda müdahalenin men-i davası (TMK 683/2) açılmalıdır.
İstihkak davası sadece malikin elinden rızası dışında çıkan eşyanın iadesi (zilyetliğin geri alınması) için kullanılır.

Key Concept

Taşınmaz Mülkiyetinin Yasal Kısıtlamaları ve Tescil İlişkisi

Practice More

Doğrudan ve dolaylı kanuni kısıtlamalar arasındaki farkı pekiştirmek için zorunlu geçit hakkının (TMK 747) hukuki niteliğini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 78Question

(A), bir bankadan kullandığı kredi borcuna teminat oluşturmak üzere, maliki olduğu mücevher setini (B) Bankası'na rehin olarak teslim etmiştir. Bu hukuki ilişkide, tarafların mücevher seti üzerindeki zilyetlik sıfatlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (A) asli ve dolaylı zilyet, (B) Bankası ise fer’i ve dolaysız zilyettir.

Answer

Mülkiyet hakkı sahibi olan (A) asli ve dolaylı zilyet, rehin hakkına dayanarak eşyayı elinde bulunduran banka ise fer’i ve dolaysız zilyettir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir eşyaya malik sıfatıyla zilyet olan kişi asli zilyettir. Eşyayı rehin veya kira gibi sınırlı bir hakka dayanarak elinde bulunduranlar ise fer'i zilyettir. Olayda (A) malik olduğu için asli, eşyayı bankaya teslim edip fiili hâkimiyetini kaybettiği için dolaylı zilyettir. (B) Bankası ise rehin hakkı sahibi olduğu için fer'i, eşyayı fiilen elinde bulundurduğu için dolaysız zilyettir.

Step-by-Step Solution

1
Eşya üzerindeki mülkiyet ve sınırlı ayni hak durumunu tespit edin.
(A) maliktir; (B) Bankası ise rehin hakkı sahibidir.
Zilyetliğin asli veya fer'i olması, zilyedin eşyayı hangi sıfatla (malik veya başka bir hak sahibi) elinde bulundurduğuna bağlıdır.
2
Eşya üzerindeki fiili hâkimiyetin (kudretin) kimde olduğunu belirleyin.
(A) eşyayı teslim etmiştir (fiilen elinde değildir); (B) Bankası eşyayı fiilen elinde bulundurmaktadır.
Fiili hâkimiyet doğrudan zilyedin elindeyse dolaysız zilyetlik, bir başkası aracılığıyla kullanılıyorsa dolaylı zilyetlik söz konusudur.
3
Bulunan sıfatları Türk Medeni Kanunu m. 974 ve m. 975 uyarınca birleştirin.
(A) hem asli hem dolaylı zilyet; (B) Bankası hem fer'i hem dolaysız zilyet olur.
Bir sınırlı ayni hak tesisi amacıyla teslim edilen taşınırlarda mülkiyet sahibi dolaylı asli zilyet, hak sahibi ise dolaysız fer'i zilyet konumundadır.

Key Concept

Asli/Fer'i ve Dolaylı/Dolaysız Zilyetlik Ayrımı
Estimated Time:1m 0s
Question 79Question

AA, sahip olduğu değerli bir tabloyu sergilenmek üzere üç aylığına BB Sanat Galerisi'ne teslim etmiştir. Tablo galeride sergilenmeye devam ederken AA, bu tabloyu CC'ye satmış ve taraflar tablonun sergi süresi sonunda CC'ye teslim edilmesi konusunda anlaşmışlardır. Bu durum BB Galerisi'ne de bildirilmiştir.

Bu olayda zilyetliğin kazanılması ve tarafların zilyetlik sıfatları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tablo üzerindeki zilyetlik "zilyetlik havalesi" yoluyla CC'ye geçmiş olup; BB fer'i ve dolaysız zilyet, CC ise asli ve dolaylı zilyettir.

Answer

Tablo üzerindeki zilyetlik zilyetlik havalesi yoluyla devredilmiştir; bu süreçte galeri fer'i ve dolaysız zilyet, yeni malik ise asli ve dolaylı zilyet konumundadır.
Zilyetlik havalesi, bir üçüncü şahsın (sergi galerisi gibi) zilyetliğinde bulunan bir eşyanın, tarafların anlaşması ve durumun üçüncü kişiye bildirilmesi yoluyla zilyetliğinin devredilmesidir. Bu durumda galeri, eşyayı doğrudan elinde bulundurduğu için dolaysız zilyet; yeni malik ise fiili hakimiyeti galeri aracılığıyla kullandığı için dolaylı zilyettir.

Step-by-Step Solution

1
Başlangıçtaki zilyetlik durumunu belirle.
AA (Malik/Asli ve Dolaylı Zilyet), BB (Eşyayı elinde tutan/Fer'i ve Dolaysız Zilyet).
Zilyetlik ilişkisinin kimler arasında kurulduğunu saptamak devir yöntemini belirlemek için gereklidir.
2
Zilyetliğin devir yöntemini analiz et.
Eşya üçüncü bir kişi (BB) nezdinde iken AA ile CC anlaşmış ve durum BB'ye ihbar edilmiştir. Bu yöntem Türk Medeni Kanunu madde 979 uyarınca "Zilyetlik Havalesi"dir.
Fiili teslim gerçekleşmeden zilyetliğin devri yöntemlerinden hangisinin olayla örtüştüğünü bulmak.
3
Devir sonrası sıfatları tayin et.
CC yeni asli ve dolaylı zilyet olur, BB ise fer'i ve dolaysız zilyet olmaya devam eder.
Zilyetlik havalesinin hukuki sonucunu tespit etmek.

Key Concept

Zilyetlik Havalesi (TMK m. 979)

Hints

1
Eşya devredilirken, eşyanın fiziksel olarak bir üçüncü kişide (emanetçi, kiracı vb.) olup olmadığına dikkat edin.
2
Eşya üçüncü kişide kalmaya devam ediyorsa bu bir 'havale' türü kazanımdır.
3
TMK 979'a göre, zilyetlik havalesinde eşyayı elinde tutan kişi dolaysız zilyet, devralan ise dolaylı zilyet olur.

Practice More

Eşyanın satıcıda kalmaya devam ettiği 'hükmen teslim' senaryolarını inceleyerek aradaki farkı pekiştirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 80Question

(A) şirketine ait olan ticari gemi, şirketin bordrolu çalışanı olan Kaptan (B) tarafından sevk ve idare edilmektedir. (A) şirketi, yeni yatırımları için sermaye artırmak amacıyla bu gemiyi (C) finansal kiralama şirketine satmış; ancak taraflar geminin bir yıl boyunca (A) tarafından kiralık olarak kullanılmaya devam edilmesi konusunda anlaşmışlardır. Bu süreçte gemi fiilen Kaptan (B)’nin idaresinde kalmaya devam etmiştir.

Buna göre, gemi üzerindeki zilyetlik ilişkileri ve kazanım biçimiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kaptan (B) zilyet yardımcısıdır; (C) ise zilyetliği "hükmen teslim" yoluyla kazanarak asli dolaylı zilyet sıfatını almıştır.

Answer

Kaptan bir zilyet yardımcısıdır ve zilyetlik hükmen teslim yoluyla devredilmiştir.
Gemiyi sevk eden Kaptan (B), (A) şirketinin talimatları doğrultusunda hareket ettiği için Türk Medeni Kanunu uyarınca zilyet yardımcısıdır. (A) şirketinin gemiyi satıp ardından kiracı olarak zilyetliğini sürdürmesi, zilyetliğin teslimsiz kazanım yollarından biri olan 'hükmen teslim' (constitutum possessorium) kapsamında değerlendirilir. Bu durumda geminin yeni maliki olan (C) şirketi, gemi üzerinde asli dolaylı zilyetlik kazanmış olur.

Step-by-Step Solution

1
Kaptan (B)'nin hukuki statüsünü belirle.
Zilyet Yardımcısı
B, (A) şirketinin çalışanıdır ve gemiyi şirketin emir ve talimatları doğrultusunda kullanmaktadır. Kendi adına zilyetlik iradesi yoktur.
2
Zilyetliğin devir biçimini analiz et.
Hükmen Teslim (Constitutum Possessorium)
(A) gemiyi satmış ancak bir kira sözleşmesi yaparak zilyetliğini (fer'i sıfatla) korumuştur. Eşyanın mülkiyeti geçerken zilyetliğin devreden tarafta kalması hükmen teslimdir.
3
Yeni zilyetlik sıfatlarını tespit et.
(C) Asli Dolaylı Zilyet, (A) Fer'i Dolaysız Zilyet
(C) malik sıfatıyla asli zilyet olurken, gemi fiilen elinde olmadığı için dolaylıdır. (A) ise kiracı olduğu için fer'i ve eşya elinde (yardımcısı aracılığıyla) olduğu için dolaysızdır.

Key Concept

Zilyet Yardımcılığı ve Hükmen Teslim Ayrımı
PreviousPage 4 / 5Next