Eşya Hukuku

93 questions

Question 81Question

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, paylı mülkiyete konu bir taşınmazda paydaşlarca aksine bir karar alınmadığı müddetçe, aşağıdakilerden hangisi her bir paydaşın tek başına yapabileceği "olağan yönetim işleri" kapsamında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: Taşınmazın değerinin korunması için zorunlu olan küçük onarımların yaptırılması

Answer

Taşınmazın değerinin korunması için zorunlu olan küçük onarımların yaptırılması, paydaşlardan her birinin tek başına yetkili olduğu olağan yönetim işidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 690. maddesine göre, paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, eşyanın değerinin korunması için zorunlu olan ve gecikmesinde sakınca bulunan küçük onarımları tek başına yaptırabilir. Bu durum, eşyanın korunması ilkesinin bir sonucudur.

Step-by-Step Solution

1
Eşyanın yönetim seviyesini belirle.
Zorunlu ve küçük onarımlar 'olağan yönetim işi' olarak sınıflandırılır.
Eşyanın değerini korumaya yönelik rutin işlemler günlük yönetim kapsamında değerlendirilir.
2
Paylı mülkiyetteki yetki kuralını uygula.
Olağan yönetim işlerinde her bir paydaş tek başına işlem yapabilir (TMK m. 690).
Mevzuat, paydaşların günlük işleyişte birbirlerine engel olmamasını ve eşyanın korunmasını amaçlar.

Key Concept

Paylı Mülkiyette Yönetim Yetkisi

Practice More

Önemli yönetim işlerinde aranan 'çift çoğunluk' (pay ve paydaş sayısı) kavramını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 82Question

Zeynep, Yılmaz ve Orhan, babalarından miras kalan bir tarım arazisi üzerindeki elbirliği (iştirak halinde) mülkiyeti ilişkisini kendi aralarında anlaşarak paylı mülkiyete çevirmişlerdir. Mevcut durumda arazide eşit paylara sahiptirler ve aralarında taşınmazın yönetimine ilişkin önceden imzalanmış özel bir sözleşme bulunmamaktadır.

Bu taşınmazın yönetimiyle ilgili olarak paydaşların gündemindeki bazı konular şunlardır:
I. Zeynep, arazinin sınırlarını belirleyen ve rüzgardan zarar gören tel örgülerin olağan onarımını yaptırmıştır.
II. Yılmaz, arazide yıllardır sürdürülen tahıl ekimi uygulamasından vazgeçilerek alanın meyve bahçesine dönüştürülmesini önermiştir.
III. Orhan, arazinin tamamının cazip bir fiyat teklif eden üçüncü bir kişiye satılmasını önermiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, söz konusu durumlar ve paydaşların yetkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yılmaz'ın önerisinin karara bağlanarak uygulanabilmesi için, Zeynep'in de kendisiyle aynı yönde oy kullanması, kanunun aradığı karar yeter sayısını sağlamak bakımından yeterlidir.

Answer

Yılmaz'ın önerisinin karara bağlanarak uygulanabilmesi için, Zeynep'in de kendisiyle aynı yönde oy kullanmasının karar yeter sayısı (pay ve paydaş çoğunluğu) için yeterli olduğunu belirten ifade doğrudur.
Doğru cevap, tarım türünün değiştirilmesi ile ilgili olan ifadedir. Türk Medeni Kanunu'nun 691. maddesine göre, 'işletme usulünün veya tarım türünün değiştirilmesi' (örneğin olaydaki tahıl ekiminden meyve bahçesine geçiş) açıkça önemli yönetim işleri arasında sayılmıştır. Önemli yönetim işlerinde karar alabilmek için kanunen 'pay ve paydaş çoğunluğu' (çifte çoğunluk) aranmaktadır. Olayda üç kişi eşit paya (her biri 13\frac{1}{3}) sahiptir. Yılmaz'ın önerisine Zeynep'in de katılması halinde 3 kişiden 2'si aynı yönde oy vermiş olur; bu da hem paydaşların çoğunluğunu (23\frac{2}{3}) hem de payların çoğunluğunu (23\frac{2}{3}) sağladığı için hukuken geçerli bir karar almak için yeterlidir.

Step-by-Step Solution

1
Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi kuralını değerlendir.
Dönüştürme talebi için tek bir mirasçının istemi kanunen yeterlidir (TMK m. 644). İki kişinin birlikte başvurma zorunluluğu yoktur.
Dönüştürme usulüne ilişkin seçeneğin hukuki doğruluğunu test etmek için.
2
Zeynep'in tel örgü onarımı işlemini nitelendir ve yetkiyi belirle.
Küçük onarımlar ve koruma önlemleri 'olağan yönetim işi'dir ve her paydaş tek başına yapabilir (TMK m. 690).
Yönetim türüne göre gerekli onay şartını (çoğunluk gerekip gerekmediğini) saptamak için.
3
Yılmaz'ın tarım türünü (tahıldan meyveciliğe) değiştirme önerisinin hukuki niteliğini ve karar yeter sayısını tespit et.
Tarım türünün değiştirilmesi 'önemli yönetim işi'dir ve pay ve paydaş çoğunluğu gerektirir (TMK m. 691). Üç eşit paydaştan ikisinin (2/32/3) onayı bu çifte çoğunluk şartını sağlar.
Olaydaki duruma göre çifte çoğunluk kuralının uyumunu doğrulamak için.
4
Orhan'ın arazinin tamamını satma önerisinin niteliğini belirle.
Paylı malın tamamı üzerinde tasarruf edilmesi 'olağanüstü yönetim işi'dir ve oybirliği gerektirir (TMK m. 692).
Tüm mal varlığını ilgilendiren ayni işlemlerin çoğunlukla yapılıp yapılamayacağını ayırmak için.
5
Kendi payı üzerinde tek başına tasarruf etme (satma) yetkisini değerlendir.
Paylı mülkiyette her paydaş kendi payını başkasının rızasına veya iznine gerek olmadan serbestçe satabilir (TMK m. 688).
Paylı mülkiyet ile elbirliği mülkiyetinin pay üzerinde tasarruf edebilme farkını ortaya koymak için.

Key Concept

Paylı mülkiyette yönetim işleri (olağan, önemli, olağanüstü) ve gerekli karar yeter sayıları ile paydaşların tasarruf yetkisi.
Question 83Question

Yurtdışında yaşayan Serkan'a ait bir arsa, sahte bir vekâletname kullanılarak tapu müdürlüğünde Tarık adına tescil edilmiştir. Tarık, bu arsayı durumun içyüzünü ve vekâletnamenin sahte olduğunu çok iyi bilen arkadaşı Ufuk'a satmış ve devretmiştir. Ufuk ise bir süre sonra arsayı, tapu kütüğündeki kayıtlara güvenerek yatırım yapmak isteyen ve önceki olaylardan tamamen habersiz olan Veli'ye satarak tescil işlemini gerçekleştirmiştir.

Buna göre olaydaki hukuki durum ve tapu sicili ilkeleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Veli, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişi konumunda olduğundan arsanın mülkiyetini geçerli biçimde kazanır.

Answer

Veli'nin, tapu sicilindeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişi olduğu için mülkiyeti geçerli olarak kazandığını belirten seçenek doğrudur.
Veli, önceki işlemlerdeki sahteciliği ve yolsuz tescili bilmeyen, tapu kütüğündeki resmi kayda güvenen üçüncü kişi konumundadır. Türk Medeni Kanunu madde 1023'te düzenlenen 'tapu siciline güven ilkesi' uyarınca, sicildeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak (mülkiyet) kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur ve Veli arsanın yeni ve geçerli maliki olur.

Step-by-Step Solution

1
Serkan ile Tarık arasındaki ilk işlemin niteliğini belirleme.
Devir işlemi sahte vekâletname ile yapıldığı için geçerli bir hukuki sebepten yoksundur. Tarık adına yapılan işlem bir yolsuz tescildir (illilik ilkesi).
Türk hukukunda ayni hakkın geçişi için tescilin mutlaka geçerli bir borçlandırıcı işleme (hukuki sebebe) dayanması zorunludur.
2
Tarık'tan Ufuk'a yapılan devrin sonucunu tespit etme.
Ufuk vekâletnamenin sahte olduğunu bildiği için kötüniyetlidir. Yolsuz tescil devam eder ve Ufuk mülkiyeti kazanamaz.
TMK madde 1024'e göre, yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanarak hak kazanamaz.
3
Ufuk'tan Veli'ye yapılan devrin hukuki geçerliliğini değerlendirme.
Veli, önceki yolsuzlukları bilmeyen iyiniyetli üçüncü kişidir. Tapu siciline güven ilkesi sayesinde Veli mülkiyeti kendi adına tescil edildiği an kesin olarak kazanır.
TMK madde 1023 uyarınca, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı hukuk düzenince korunur.

Key Concept

Tapu Siciline Güven İlkesi (TMK m. 1023) ve Yolsuz Tescilin Sonuçları
Question 84Question

Mülkiyeti gerçekte Ahmet'e ait olan bir taşınmaz, altında yatan satış sözleşmesinin şekil noksanlığı nedeniyle kesin hükümsüz olmasına rağmen, tapu kütüğünde geçerli bir hukuki sebebe dayanmaksızın (yolsuz olarak) Bekir adına tescil edilmiştir.

Bu durumdan habersiz olan ve tapudaki resmî kayda iyiniyetle güvenen Ceyda, Bekir ile üç yıllık bir kira sözleşmesi imzalamıştır. Yine tapu sicilindeki tescile iyiniyetle güvenen DD Bankası, Bekir'e kullandırdığı kredi karşılığında bu taşınmaz üzerinde kendi lehine birinci dereceden bir ipotek hakkı kurdurmuştur. Durumu sonradan öğrenen Ahmet, yolsuz tescilin düzeltilmesi amacıyla açtığı tapu iptal ve tescil davasını kazanarak taşınmazı tekrar kendi adına tescil ettirmiştir.

Bu olaydaki kişilerin hukuki durumu ve tapu siciline hâkim olan ilkeler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: DD Bankasının kazandığı ipotek hakkı ayni bir hak olduğundan korunur; ancak Ceyda, kira sözleşmesinden doğan şahsi hakkını Ahmet'e karşı ileri süremez.

Answer

İpotek hakkının ayni hak olmasından dolayı korunduğunu, kira sözleşmesinin ise şahsi hak niteliğinde olduğu için Ahmet'e karşı ileri sürülemeyeceğini belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi uyarınca, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak 'mülkiyet veya bir başka ayni hak' kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Olayda DD Bankası iyiniyetle bir sınırlı ayni hak olan 'ipotek' hakkını kazandığı için bu hakkı hukuk düzenince korunur; Ahmet taşınmazı ipotek yüküyle geri almak zorunda kalır. Diğer yandan kira sözleşmesi, taraflar arasında nispi (şahsi) bir alacak hakkı doğurur. Tapu siciline güven ilkesi şahsi hakları kapsamadığından, Ceyda iyiniyetli olsa bile kiracılık sıfatını taşınmazın gerçek maliki olan Ahmet'e karşı ileri süremez.

Step-by-Step Solution

1
Bekir adına yapılan tescilin hukuki niteliğini belirleme
Tescilin altında yatan hukuki sebep (satış sözleşmesi) şekil noksanlığı nedeniyle geçersiz olduğundan, illilik ilkesi gereği Bekir'in tescili bir 'yolsuz tescil'dir.
Türk Medeni Kanunu'nda tapu işlemlerinde sebebe bağlılık (illilik) ilkesi geçerlidir; geçerli bir sebebe dayanmayan tescil mülkiyeti geçirmez.
2
TMK m. 1023 (Tapu siciline güven ilkesi) kapsamını analiz etme
Kanun, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak sadece 'mülkiyet veya bir başka ayni hak' kazanan üçüncü kişilerin bu kazanımını korur.
Sicilin güvenilirliği ilkesi mutlak hakların (ayni hakların) devri ve tesisi için öngörülmüş istisnai bir korumadır.
3
DD Bankasının hukuki durumunu değerlendirme
DD Bankasının kurdurduğu ipotek bir sınırlı ayni haktır ve banka iyiniyetli olduğu için bu hakkı geçerli olarak kazanır.
İpotek ayni hak niteliğinde olduğundan TMK m. 1023'ün açık koruma kapsamına girer.
4
Ceyda'nın hukuki durumunu değerlendirme
Ceyda'nın yaptığı kira sözleşmesi nispi (şahsi) bir hak doğurur. Bu nedenle TMK m. 1023 korumasından yararlanamaz.
Şahsi haklar kural olarak sadece sözleşmenin tarafına (Bekir'e) karşı ileri sürülebilir, tapuya güven ilkesi şahsi hakların gerçek malike karşı ileri sürülmesini sağlamaz.

Key Concept

Tapu Siciline Güven İlkesinin Sınırları (TMK m. 1023) ve Ayni Hak - Şahsi Hak Ayrımı
Question 85Question

Mert, maliki olduğu taşınmazı Nilüfer'e devretmek üzere anlaşır. Ancak devir işleminden kısa bir süre önce, taşınmazla ilgili olarak Orhan lehine sözleşmeden doğan bir önalım hakkının tapuya şerh verilmesi için gerekli belgelerle tapu müdürlüğüne başvurulmuş ve bu talep sıralı olarak yevmiye defterine kaydedilmiştir. Tapu memurunun iş yoğunluğu nedeniyle söz konusu şerh işlemi henüz tapu kütüğüne işlenmemiştir. Bu esnada sadece tapu kütüğünü inceleyen ve kütükte herhangi bir takyidat (sınırlama) görmeyen Nilüfer, taşınmazı devralarak adına tescil ettirir. Daha sonra durumu öğrenen Orhan, önalım hakkını Nilüfer'e karşı ileri sürmek ister; Nilüfer ise kütüğe güvenen iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu ve yevmiye defterini incelemek zorunda olmadığını iddia eder.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun tapu sicili teşkilatı ve sicile egemen olan ilkelere ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bu uyuşmazlıkla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yevmiye defteri, tapu sicilini oluşturan ana sicillerden biri olup aleniyet ilkesi kapsamında yer aldığından, Nilüfer'in yevmiye defterindeki kaydı bilmediğine yönelik iyiniyet iddiası dinlenmez ve şerh işlemi tamamlandığında etkisi yevmiye defterine kayıt tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

Answer

Doğru cevap, yevmiye defterinin tapu teşkilatında ana sicillerden biri olduğunu, aleniyet ilkesine tabi olduğunu ve bu nedenle sadece tapu kütüğüne dayalı iyiniyet iddiasının dinlenmeyeceğini belirten seçenektir.
Yevmiye defteri, tapu kütüğü, kat mülkiyeti kütüğü, belgeler ve planlar ile birlikte tapu sicili teşkilatındaki ana sicillerden biridir. Tapu siciline hakim olan aleniyet ilkesi (TMK m. 1020) tüm ana sicilleri kapsar. Bu sebeple, talep sahibi tarafından evrakları tam olarak teslim edilip yevmiye defterine kaydedilmiş olan bir talep herkesçe biliniyor kabul edilir (aleniyet kazanır). Bir taşınmazı devralan kişi sadece tapu kütüğüne bakıp yevmiye defterini incelemediğini belirterek iyiniyetli olduğunu iddia edemez. Tescil işlemi memur tarafından tamamlandığında, şerhin hukuki etkisi yevmiye defterine kayıt anına kadar geriye yürür (TMK m. 1022).

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki temel sorunu tespit et.
Sorun, tapu kütüğüne henüz işlenmemiş ancak yevmiye defterine kaydedilmiş bir şerh talebi karşısında üçüncü kişinin sadece tapu kütüğüne güvenerek ileri sürdüğü iyiniyet iddiasının geçerliliğidir.
Hukuki değerlendirmenin yapılabilmesi için uyuşmazlığın düğüm noktasının belirlenmesi gerekir.
2
Tapu Sicili Teşkilatı kurallarını onayla.
Türk Medeni Kanunu'na göre Yevmiye Defteri yardımcı sicil değil, 'Ana Sicil'dir. (Diğer ana siciller: Tapu Kütüğü, Kat Mülkiyeti Kütüğü, Belgeler, Planlar).
Yevmiye defterinin sicil hiyerarşisindeki yeri, aleniyet etkisini doğrudan belirler.
3
Aleniyet ilkesini yevmiye defteri yönünden uygula.
TMK m. 1020 gereği tapu sicili herkese açıktır ve kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Yevmiye defteri ana sicil olduğundan, aleniyet ilkesi onu da kapsar ve iyiniyet iddiasını çürütür.
Sübjektif iyiniyetin var olup olmadığının ölçütü, kişinin kendisinden beklenen özeni gösterip göstermediğidir.
4
Tescilin hüküm anını belirle.
TMK m. 1022 uyarınca tescilin etkisi, kanunen öngörülen belgelerle birlikte yevmiye defterine yapılan kayıt tarihinden başlar.
Şerh kütüğe daha sonra yazılsa bile, işlemin hukuki sonucu geriye yürür.

Key Concept

Tapu Sicili Teşkilatı (Ana Siciller), Yevmiye Defterinin İşlevi ve Aleniyet İlkesi
Question 86Question

Öğretim görevlisi Kerem, yaz dönemi araştırmaları için yurt dışına çıkarken kendisine ait olan safkan yarış atını, bakımının yapılması ve antrenmanlarının sürdürülmesi amacıyla profesyonel bir at çiftliği işletmecisi olan Veli'ye bırakmıştır. Veli de atın günlük bakımı, temizliği ve beslenmesi işlerini, çiftlikte emir ve talimatları altında sigortalı işçi olarak çalışan bakıcı Hasan'a görev olarak vermiştir.

Bu olayda yer alan kişilerin eşya (at) üzerindeki zilyetlik durumlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kerem dolaylı ve asli zilyet, Veli dolaysız ve fer'i zilyettir; Hasan ise zilyet yardımcısıdır.

Answer

Doğru seçenek, Kerem'in dolaylı ve asli zilyet, Veli'nin dolaysız ve fer'i zilyet, Hasan'ın ise zilyet yardımcısı olduğunu ifade eden seçenektir.
Kerem, atın maliki sıfatıyla mülkiyet hakkına sahip olduğundan 'asli zilyet', atı fiilen kendisi değil Veli aracılığıyla elinde tuttuğundan 'dolaylı zilyet'tir. Veli, atı bir sözleşme gereği başkasının mülkiyetini tanıyarak elinde bulundurduğundan 'fer'i zilyet' ve fiili hakimiyeti doğrudan kendi işletmesinde kurduğundan 'dolaysız zilyet'tir. Hasan ise, bağımlı bir çalışan olarak talimat altında hareket ettiği için Medeni Hukuk anlamında zilyet değil, sadece 'zilyet yardımcısı' statüsündedir.

Step-by-Step Solution

1
Malik olan Kerem'in zilyetlik türünü tespit etmek.
Kerem asli ve dolaylı zilyettir.
Eşyayı mülkiyet (malik olma) iradesiyle elinde bulundurma hakkına sahip olduğu için asli zilyettir; fiili hakimiyeti Veli aracılığıyla sürdürdüğü için dolaylı zilyettir.
2
İşletmeci Veli'nin zilyetlik durumunu analiz etmek.
Veli fer'i ve dolaysız zilyettir.
Veli, eşyayı bir bakım sözleşmesine dayanarak üstün bir hakkı (mülkiyeti) tanıyarak elinde tuttuğu için fer'i zilyettir. Fiili hakimiyeti işçisi aracılığıyla da olsa doğrudan kendi işletmesi üzerinden kurduğu için dolaysız zilyettir.
3
Bakıcı Hasan'ın hukuki statüsünü nitelendirmek.
Hasan zilyet yardımcısıdır.
Hasan, atın fiili hakimiyetini kendi adına değil, işçi-işveren bağımlılık ilişkisi çerçevesinde Veli'nin emir ve talimatlarıyla sürdürmektedir. Bu nedenle zilyetlik sıfatı kazanmaz.

Key Concept

Zilyetlik Türleri ve Zilyet Yardımcılığı
Question 87Question

Kaan, maliki olduğu sanayi tesisinin bahçesinde yer alan ve mülkiyeti kendisine ait olmayan (üçüncü bir kişiden kiraladığı) ağır iş makinesini, tapu kütüğünün 'beyanlar' sütununa eklenti olarak kaydettirmiştir. Ayrıca Kaan, komşusu Leyla'ya bu taşınmazı belirli bir bedelle satın alma yetkisi veren 'alım (iştira) hakkı' tanımış, ancak bu kişisel hak tapu memurunun hatasıyla kütüğün 'şerhler' sütunu yerine 'beyanlar' sütununa yazılmıştır. Kaan bir süre sonra taşınmazı iyiniyetli Murat'a satmış ve tapuda mülkiyet devri gerçekleşmiştir.

Murat, tapu kütüğündeki kayıtlara güvenerek hem iş makinesinin mülkiyetini kazandığını iddia etmekte hem de alım hakkının usulüne uygun kaydedilmediği gerekçesiyle kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunmaktadır.

Tapu sicili teşkilatı ve sicile hâkim olan ilkeler dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Alım hakkının beyanlar sütununa yazılması ona şerhlerin sağladığı ayni etkiyi kazandırmayacağından bu hak Murat'a karşı ileri sürülemez; ayrıca Murat, sırf beyanlar kaydına dayanarak tapuya güven ilkesi (TMK m. 1023) kapsamında iş makinesinin mülkiyetini kazanamaz.

Answer

Alım hakkının beyanlar sütununa yazılması şerh etkisi doğurmaz ve bu sebeple yeni malike karşı ileri sürülemez. Yeni malik ise, beyanlar sütunundaki eklenti kaydına dayanarak tapuya güven ilkesi (TMK m. 1023) yoluyla eklentinin mülkiyetini kazanamaz.
Verilen olayda iki temel hukuki ayrım test edilmektedir. Birincisi, alım hakkı gibi kişisel hakların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi (eşyaya bağlı borç halini alması) için tapu kütüğünün 'şerhler' sütununa işlenmesi yasal bir zorunluluktur. Memur hatasıyla 'beyanlar' sütununa yapılan kayıt bu hakkın yeni malik Murat'a karşı ileri sürülmesini sağlamaz. İkincisi, taşınmaz üzerindeki jeneratör, makine gibi eklentilerin beyanlar sütununa yazılması hukuken mümkündür (TMK m. 1012), ancak bu durum sadece eşyanın eklenti olduğuna dair karine yaratır. TMK m. 1023'te düzenlenen 'tapu siciline güven ilkesi', sadece sicildeki mutlak 'tescil' işlemlerini kapsar. Yeni malik Murat, tescil dışı bir kayıt olan 'beyanlar' sütununa dayanarak eklentinin (iş makinesinin) mülkiyetini TMK m. 1023 kapsamında elde edemez. Doğru seçenek bu iki kuralı da eksiksiz biçimde ifade etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Alım hakkının beyanlar sütununa kaydedilmesinin hukuki sonucunu tespit etmek.
Alım hakkı, şahsi bir hak olup ancak 'şerhler' sütununa yazıldığında eşyaya bağlı borç etkisi kazanır. Beyanlar sütununa yapılan kayıt, üçüncü kişi konumundaki Murat'ı bağlamaz.
Tapu Sicili Tüzüğü ve TMK uyarınca şerhler ile beyanların fonksiyonları kesin sınırlarla ayrılmıştır; memur hatası da olsa beyan, şerhin hukuki sonuçlarını doğurmaz.
2
Eklenti kaydının ve TMK m. 1023'ün uygulama alanını değerlendirmek.
Eklentiler beyanlar sütununa yazılabilir ancak bu durum sadece çürütülebilir bir karine yaratır. Murat, beyanlar kaydına dayanarak iş makinesinin mülkiyetini tapuya güven ilkesiyle kazanamaz.
TMK m. 1023'ün koruduğu iyiniyet koruması, ayni hak kazandıran 'tescil' işlemleri için geçerlidir. Beyanlar sütunu kayıtları tescil vasfında değildir.

Key Concept

Tapu Kütüğünde Beyanlar ve Şerhler Sütunlarının Fonksiyon Farklılığı ile TMK m. 1023'ün Uygulama Sınırları
Estimated Time:1m 30s
Question 88Question

Tarım işletmesi sahibi (M), mülkiyetinde bulunan bir traktörü nakit ihtiyacı sebebiyle komşusu (N)'ye satmıştır. Ancak (M)'nin tarlasındaki hasat işlerinin devam etmesi nedeniyle taraflar arasında ek bir kira sözleşmesi yapılmış ve traktörün üç ay daha belirli bir bedel karşılığında (M) tarafından kullanılmaya devam edilmesine karar verilmiştir.

Bu olaydaki zilyetlik durumu ve zilyetliğin devri yolu dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Zilyetliğin (N)'ye devri, eşyanın taraflar arasında fiziki olarak el değiştirmemesi nedeniyle hukuken 'kısa elden teslim' yoluyla gerçekleşmiştir.

Answer

Yanlış olan ifade, zilyetliğin (N)'ye devrinin 'kısa elden teslim' yoluyla gerçekleştiğini belirten seçenektir.
Soru metninde 'hangisi yanlıştır?' sorulduğu için doğru cevap, zilyetlik devrinin kısa elden teslim (brevi manu traditio) yoluyla gerçekleştiğini belirten ifadedir. Asli zilyedin (satıcının) eşyanın mülkiyetini devretmesine rağmen, eşyayı yeni bir hukuki ilişkiye (kira) dayanarak fer'i zilyet sıfatıyla elinde bulundurmaya devam etmesi Türk Medeni Kanunu'na göre 'hükmen teslim' (constitutum possessorium) olarak adlandırılır. Kısa elden teslim ise eşyayı zaten kiracı gibi fer'i zilyet sıfatıyla elinde bulunduran kişinin, o eşyayı satın alarak asli zilyet haline gelmesi durumudur. Olayda bunun tam tersi gerçekleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Tarafların işlem öncesi zilyetlik durumlarının tespit edilmesi.
Olayın başında (M), traktörün maliki olduğu için 'asli zilyet', traktörü bizzat kullandığı için 'dolaysız zilyet' konumundadır.
Eşyayı malik sıfatıyla elinde bulunduranlar asli, fiilen kullananlar ise dolaysız zilyettir.
2
Satış ve kira sözleşmesi sonrası zilyetlik değişiminin analiz edilmesi.
Satış sonucunda mülkiyet (N)'ye geçmiş ve (N) asli zilyet olmuştur. (M) ise eşyayı kira sözleşmesine dayanarak elinde bulundurduğu için fer'i zilyet konumuna inmiştir.
Malik sıfatını devreden asli zilyetliğini kaybeder; eşyayı kira gibi şahsi bir hakka dayanarak tutan kişi fer'i zilyet olur.
3
Zilyetliğin devri yönteminin hukuken adlandırılması.
Mevcut durumun 'hükmen teslim' (constitutum possessorium) olduğu belirlenir.
Zilyetliği devredenin (satıcının), özel bir hukuki ilişkiye (kira sözleşmesine) dayanarak eşyayı elinde bulundurmaya devam etmesi kanunda hükmen teslim olarak tanımlanır. Kısa elden teslim ise kiracının eşyayı satın alması gibi tam tersi durumlarda söz konusu olur.

Key Concept

Zilyetlik Türleri (Asli/Fer'i, Dolaylı/Dolaysız) ve Teslimsiz Kazanım Yolları (Hükmen Teslim)
Question 89Question

Tarım arazisi satın almak isteyen Murat, malik Nevin ile anlaşmış ve Nevin'in "Arazinin üzerinde hiçbir hak veya yük yok, tamamen temiz." şeklindeki sözlü beyanına güvenerek tapu kütüğünü inceleme gereği duymadan satış işlemini tamamlayıp taşınmazı devralmıştır. Ancak tapu kütüğünün irtifak hakları sütununda, Nevin'in amcası Orhan lehine geçerli bir sükna (oturma) hakkı tescil edilmiş durumdadır. Bir süre sonra Orhan, sükna hakkını kullanmak üzere araziye geldiğinde Murat, sicili bizzat incelemediğini, Nevin'in beyanına güvendiği için iyiniyetli olduğunu ve bu hakkı bilmediğini belirterek Orhan'ın talebini reddetmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun eşya hukuku ilkeleri dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tapu sicilinin açıklığı (aleniyeti) ilkesi gereği kimse sicildeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğinden, Murat iyiniyet iddiasında bulunamaz ve sükna hakkına katlanmak zorundadır.

Answer

Tapu sicilinin açıklığı ilkesi gereği kimse sicildeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğinden, Murat'ın iyiniyet iddiasında bulunamayacağını ve sükna hakkına katlanmak zorunda olduğunu ifade eden seçenektir.
Türk Medeni Kanunu madde 1020 uyarınca tapu sicili herkese açıktır ve ilgisini inanılır kılan herkes tapu kütüğünü inceleyebilir. Kanun koyucu bu kuralın bir sonucu olarak 'Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez' hükmünü getirmiştir. Olayda Orhan'ın sükna hakkı sicilde geçerli bir şekilde tescil edilmiştir. Murat, satıcının sözüne güvenerek sicili incelememiş olsa dahi hukuken bu kaydı biliyor kabul edilir (aleniyet ilkesi). Dolayısıyla Murat'ın iyiniyet (bilgisizlik) iddiası dinlenmez ve taşınmazı sükna hakkı yüküyle birlikte devralmış sayılır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki tapu kaydının niteliğini belirle.
Tapu sicilinde Orhan lehine tescil edilmiş sükna (oturma) hakkı geçerli (yolsuz olmayan) bir ayni hak tescilidir.
Uygulanacak hukuk ilkesinin (aleniyet mi, tapuya güven mi) tespit edilmesi için kaydın geçerliliğinin saptanması gerekir.
2
Murat'ın bilgisizlik iddiasının hukuki değerini Türk Medeni Kanunu m. 1020 (Açıklık/Aleniyet ilkesi) kapsamında değerlendir.
Kanuna göre kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. Murat'ın sicili incelememesi onu korumaz.
Resmi sicillerin herkese açık olması, ilgililerin gerekli özeni göstererek sicili inceleme yükümlülüğünü doğurur.
3
Tapu siciline güven ilkesinin (TMK m. 1023) olayda uygulanıp uygulanamayacağını incele.
Bu ilke sadece sicilde mevcut olan 'yolsuz' (gerçeği yansıtmayan) kayıtlara güvenenleri korur. Olayda yolsuz tescil yoktur.
Geçerli bir ayni hakkın, sicili incelemeyen yeni malik tarafından sonlandırılması hukuken mümkün değildir.

Key Concept

Tapu Sicilinin Açıklığı (Aleniyeti) İlkesi
Question 90Question

Zeynep, maliki olduğu araziyi tarımsal yatırım amacıyla kullanmak isteyen Burak'a satmak üzere anlaşır. Burak, devir işlemi öncesinde tapu müdürlüğüne giderek söz konusu arazinin sicil kayıtlarını inceler. Kütüğün ilgili sayfasında; mülkiyet hakkının Zeynep adına tescilli olduğunu, 'beyanlar' sütununda arazi üzerindeki seraların eklenti (teferruat) olarak kaydedildiğini ve 'şerhler' sütununda ise üçüncü kişi Cengiz lehine bir alım (iştira) hakkının bulunduğunu görür. Burak ayrıca, arazinin sınırlarını netleştirmek için tapu sicilinin ayrılmaz bir parçası olan tapu planını (kroki) detaylıca inceler.

Türk Medeni Kanunu'nun tapu sicili teşkilatına ve işlemlerine ilişkin kuralları dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tescil işlemi tapu kütüğüne fiilen daha sonra yazılsa bile, arazinin mülkiyetinin devrine ilişkin ayni hak doğurucu etki, geçerli tescil talebinin yevmiye defterine kaydedildiği tarih ve saatten itibaren başlar.

Answer

Arazinin mülkiyetinin devrine ilişkin ayni hak doğurucu etkinin, geçerli tescil talebinin yevmiye defterine kaydedildiği andan itibaren başlaması gerektiğini ifade eden seçenek doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK m. 1022) tapu siciline ilişkin sistematiği uyarınca, ayni haklar kütüğe tescil ile doğar. Ancak bu tescilin hukuki etkisi (ayni hak doğurucu vasfı), kanunen öngörülen belgelerle birlikte talebin yevmiye defterine kaydedildiği tarih ve saatten itibaren başlar. Tapu idaresindeki iş yoğunluğu nedeniyle kütüğe fiili yazım işlemi sonradan yapılsa dahi, hak kaybını ve sıra uyuşmazlıklarını önlemek amacıyla yevmiye defterindeki kayıt anı esas alınır. Böylece işlem geçmişe etkili olarak sonuç doğurur.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki tapu sicili unsurlarını (kütük, yevmiye defteri, plan, beyanlar sütunu) analiz ederek hangilerinin ana sicil, hangilerinin yardımcı sicil olduğunu tespit etmek.
Tapu kütüğü, yevmiye defteri ve tapu planının (krokinin) tapu sicilini oluşturan asli (ana) sicillerden olduğu belirlenir.
Tapuya güven ilkesinin ve tescilin etkisinin kanun tarafından hangi kayıtlara tanındığını doğru sınıflandırmak için.
2
Tescilin hukuki sonuçlarının ne zaman doğduğuna dair Türk Medeni Kanunu kurallarını değerlendirmek.
TMK m. 1022 uyarınca tescilin ayni hak kurucu etkisinin yevmiye defterine kayıt anına geri yürüdüğü (geçmişe etkili olduğu) doğrulanır.
Doğru ve yanlış hukuki önermeleri ayrıştırarak doğru seçeneğe ulaşmak için.

Key Concept

Tapu Sicilini Oluşturan Ana Siciller ve Tescilin Hükmü
Question 91Question

Selin, maliki olduğu taşınmaz üzerinde Cenk lehine bir alım (iştira) hakkı sözleşmesi yapmış ve bu hakkın gelecekteki maliklere karşı da ileri sürülebilmesini amaçlamıştır. Aynı zamanda, taşınmazın üzerinde bulunan ve işletmeye özgülenmiş olan sanayi makinelerinin taşınmazın eklentisi (teferruatı) olduğu hususunun da tapu kayıtlarında gösterilmesini talep etmiştir. Selin daha sonra bu taşınmazı, tapu kayıtlarını detaylıca inceleyen Demet'e satmış ve devretmiştir.

Bu olaydaki tapu sicili işlemleri, kütükteki yerleri ve hukuki sonuçları dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Cenk lehine tanınan alım hakkı kütüğün "şerhler" sütununa işlenerek bu şahsi hakkın üçüncü kişi olan Demet'e karşı ileri sürülebilmesini sağlarken; makinelerin eklenti niteliği "beyanlar" sütununda gösterilir.

Answer

Alım hakkının tapu kütüğünün 'şerhler' sütununa işlenerek ayni etki kazanacağını, eklentilerin ise 'beyanlar' sütununda gösterileceğini belirten seçenektir.
Doğru seçenekte isabetle belirtildiği üzere, Türk Medeni Kanunu'na göre alım (iştira) hakkı gibi şahsi haklar tapu kütüğünün 'şerhler' sütununa kaydedilir. Bu şerh işlemi, şahsi hakkı ayni bir hakka dönüştürmese de ona 'eşyaya bağlı borç etkisi' (munzam etki) kazandırarak taşınmazı sonradan edinen üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlar. Taşınmazın eklentisi (teferruatı) niteliğindeki sanayi makineleri ise mülkiyetin kapsamını göstermek ve ispat kolaylığı sağlamak amacıyla kütüğün 'beyanlar' sütununa yazılır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki 'alım (iştira) hakkı' sözleşmesinin hukuki niteliğini ve tapu sicilindeki yerini belirlemek.
Alım hakkı nispi nitelikte bir şahsi haktır ve tapu kütüğünün 'şerhler' sütununa yazılır.
Şahsi hakların üçüncü kişilere karşı eşyaya bağlı borç etkisi doğurabilmesi (ileri sürülebilmesi) için TMK m. 1009 uyarınca tapu kütüğüne şerh edilmesi gerekir.
2
Olaydaki 'eklenti (teferruat)' kaydının tapu sicilindeki yerini ve amacını tespit etmek.
Makinelerin eklenti olduğuna dair kayıt tapu kütüğünün 'beyanlar' sütununda gösterilir.
Beyanlar, taşınmaza ilişkin fiili durumları veya mülkiyetin kapsamına giren hususları alenileştirerek ispat kolaylığı sağlamaya yarar; yeni bir ayni hak kurmaz.
3
Yapılan sicil işlemlerinin Demet üzerindeki hukuki etkisini değerlendirmek.
Demet sicili incelediği için kayıtları görmüştür. Alım hakkı şerh edildiğinden Demet'e karşı ileri sürülebilir; eklenti kaydı da taşınmazın kapsamını Demet'e alenileştirmiş olur.
Şerhin amacı şahsi hakları mutlaklaştırarak yeni maliklere karşı da korunmasını sağlamaktır. Ana sicillerden olan kütüğe yapılan bu kayıtlar aleniyet ilkesi gereği herkesi bağlar.

Key Concept

Tapu kütüğünde şerhler ve beyanlar sütununun işlevleri ile sicilin unsurları
Question 92Question

(K), maliki olduğu ve deposunda muhafaza ettiği değerli jeneratörünün (L) tarafından zorla götürüldüğünü, olaydan 14 ay sonra kamera kayıtlarını tesadüfen izlediğinde failiyle birlikte öğrenmiştir. (K), jeneratörünü derhal kuvvet kullanarak bizzat geri almak veya mahkemeye başvurmak istemektedir.

Buna göre, (K)'nin başvurabileceği hukuki imkânlar ve süreleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eylem anında veya kaçarken yakalama şartı gerçekleşmediğinden kuvvet kullanarak geri alma hakkı ve fiilin üzerinden bir yıl geçtiği için zilyetlik davası açma hakkı düşmüştür; ancak süreye tabi olmaksızın istihkak davası açabilir.

Answer

Kuvvet kullanarak geri alma hakkı ve zilyetlik davası açma hakkı süre yönünden düşmüştür; ancak malik sıfatıyla süresiz olarak istihkak davası açılabilir.
Türk Medeni Kanunu'na göre, taşınır mallarda zilyetliğin kuvvet kullanılarak geri alınabilmesi için failin eylem sırasında veya kaçarken yakalanması gerekir (TMK m. 897). Olaydan 14 ay sonra bu hak kullanılamaz. Zilyetliğin iadesi davası ise, fail ve fiil öğrenildikten itibaren iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer (TMK m. 898). Fiilin üzerinden 14 ay geçtiği için bu dava da açılamaz. Ancak eşyanın maliki, ayni hakkına (mülkiyet) dayanarak malını haksız elinde bulunduran kişiye karşı hiçbir süreye tabi olmaksızın istihkak davası açabilir (TMK m. 683). Dolayısıyla doğru seçenek malikin istihkak davası açabileceğini, diğer yolların düştüğünü belirten seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Kuvvet kullanma (özgüç) şartlarının değerlendirilmesi
Olayın üzerinden 14 ay geçtiği için eylem sırasında veya kaçarken yakalama şartı sağlanamamıştır, kuvvet kullanılamaz.
Türk Medeni Kanunu m. 897 uyarınca zilyetliğin kuvvet kullanılarak korunması anında tepki gerektirir.
2
Zilyetlik davası sürelerinin hesaplanması
Gasp fiilinin üzerinden 1 yıldan fazla (14 ay) süre geçtiği için zilyetlik davası açma hakkı mutlak olarak düşmüştür.
Kanun m. 898 uyarınca zilyetlik davaları faili ve fiili öğrenmeden itibaren 2 ay ve her hâlde fiil tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde açılmalıdır.
3
İstihkak davası imkânının incelenmesi
Zilyetlik davaları düşmüş olsa da, (K) eşyanın maliki olduğu için istihkak davası açarak jeneratörü geri alabilir.
İstihkak davası mülkiyet hakkına dayanan ayni bir davadır ve hiçbir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir.

Key Concept

Zilyetliğin kuvvet kullanılarak korunması, zilyetlik davalarında hak düşürücü süreler ve mülkiyete dayalı istihkak davası ile farklılıkları.
Question 93Question

(T), mülkiyeti kendisine ait olan ve yazlık evinin iskelesine bağlı bulunan teknesinin kaybolduğunu düşünürken; olaydan on beş ay sonra bir sosyal medya paylaşımında tekneyi (V)'nin alıp kendi marinalarında tuttuğunu fark etmiştir. (T), teknesini yasal yollardan derhal geri almak istemektedir.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, (T)'nin başvurabileceği hukuki imkânlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (T)'nin zilyetlik davaları için kanunda öngörülen bir yıllık azami hak düşürücü süre dolduğundan, teknenin iadesi için ancak mülkiyet hakkına dayanarak istihkak davası açması mümkündür.

Answer

Fiilin üzerinden bir yıl geçtiği için zilyetlik davası açılamayacağı, ancak mülkiyet hakkına dayalı istihkak davası açılabileceği yönündeki ifadedir.
Zilyetliğin gaspı durumunda iade davası, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren iki ay ve her hâlde eylemin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Olayda gasp fiilinin üzerinden 15 ay geçtiği için zilyetlik davası açma imkânı kalmamıştır. Ancak eşyanın mülkiyetine sahip olan kişi, zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmayan istihkak davasını her zaman açarak haksız zilyetten eşyasının iadesini talep edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki sürelerin Medeni Kanun'un zilyetlik davalarına ilişkin süreleriyle karşılaştırılması.
Fiilin (gasp eyleminin) üzerinden 15 ay geçmiştir, dolayısıyla kanuni azami süre olan 1 yıllık hak düşürücü süre aşılmıştır.
Zilyetliğin iadesi davası açılıp açılamayacağını tespit etmek.
2
Kuvvet kullanma şartlarının olaya uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmesi.
Gasp fiili 15 ay önce gerçekleştiği için, faili eylem sırasında veya kaçarken yakalama ihtimali ortadan kalkmıştır; bu yüzden kuvvet kullanılamaz.
Kişinin bizzat güç kullanarak hakkını koruma imkânının devam edip etmediğini anlamak.
3
Zilyetlik davaları dışında sahibin elinde kalan nihai ayni hak taleplerinin belirlenmesi.
(T) teknenin maliki olduğu için, herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi olmayan istihkak davasını açarak teknesini geri isteyebilir.
Malikin eşyasını geri almak için başvurabileceği asıl yolu belirlemek.

Key Concept

Zilyetliğin Korunması, Zilyetlik Davaları ve İstihkak Davası
PreviousPage 5 / 5