Kıymetli Evrak Hukuku

141 questions

Question 101Question

Bir poliçede; muhatap olarak (A) kişisi, düzenleme tarihi olarak 02.03.202602.03 .2026, düzenleme yeri olarak "İzmir" ve ödeme günü (vade) olarak 15.11.202615.11 .2026 ibareleri yer almaktadır. Senedin bedel kısmında rakamla "100.000100.000 TL", yazı ile ise "Seksen bin Türk Lirası" yazılıdır. Lehtar hanesinde ise sadece "Hamiline" ibaresi bulunmakta olup senet metnine ayrıca "vadesinde ödenmezse %20\%20 faiz uygulanır" kaydı eklenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca bu senedin hukuki durumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Poliçede lehtar isminin gösterilmesi zorunlu olduğundan, lehtar hanesine "Hamiline" yazılmış olması senedin poliçe vasfını kaybetmesine yol açar.

Answer

Poliçede lehtar isminin gösterilmesi mutlak zorunlu bir şekil şartı olduğundan, senedin "Hamiline" düzenlenmiş olması poliçe vasfını ortadan kaldırır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 671. maddesi uyarınca bir senedin poliçe sayılabilmesi için kimin veya kimin emrine ödenecekse onun isminin (lehtar) bulunması şarttır. Çeklerden farklı olarak, poliçe ve bonoların hamiline düzenlenmesi mümkün değildir. Bu eksiklik, senedin poliçe vasfını tamamen ortadan kaldıran mutlak bir şekil eksikliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Bedel farkını analiz et.
Yazı ile seksen bin, rakamla yüz bin TL farkı.
TTK 676 uyarınca yazı ve rakam farkında yazı esas alınır; bu durum senedi geçersiz kılmaz.
2
Vade türüne göre faiz kaydını değerlendir.
Vade belirli bir gün (15.11.202615.11.2026) olduğu için faiz kaydı geçersizdir.
TTK 675 uyarınca faiz kaydı sadece "görüldüğünde" veya "görüldüğünden belli bir süre sonra" ödenecek poliçelerde geçerlidir.
3
Lehtar unsurunu kontrol et.
Senet "Hamiline" düzenlenmiştir.
TTK 671/f bendi uyarınca poliçede lehtarın (kimin emrine ödenecekse) adı gösterilmelidir. Poliçeler hamiline düzenlenemez.

Key Concept

Poliçenin Mutlak Zorunlu Unsurları ve İhtiyari Kayıtların Geçerliliği
Estimated Time:1m 30s
Question 102Question

Bir bono üzerinde yer alan imzalar ve bu imzaları atan kişilerle ilgili şu bilgiler verilmiştir:

I. Senedi düzenleyen (A)(A), senedin tanzim edildiği tarihte ayırt etme gücünden tamamen yoksundur.
II. Lehtar (B)(B), senedi (C)(C)’ye ciro ederek teslim etmiştir.
III. (C)(C), herhangi bir temsil yetkisi bulunmamasına rağmen (D)(D) adına senedi (E)(E)’ye ciro etmiştir.

Buna göre, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca bu bono ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Temsil yetkisi olmadığı hâlde (D)(D) adına senedi imzalayan (C)(C), bu senede göre bizzat ve şahsen sorumlu olur.

Answer

Temsil yetkisi olmadığı halde bir başkası adına senet imzalayan kişinin bizzat sorumlu olacağını belirten seçenek doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu'nun 678. maddesi (poliçeler için olup bonolara da uygulanır) uyarınca, temsil yetkisi olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisiymiş gibi senede imza atan kişi, o senetten dolayı bizzat sorumlu olur. Olayda (C), (D) adına yetkisiz olarak imza attığı için bu sorumluluk (C)'nin üzerinde doğar.

Step-by-Step Solution

1
Düzenleyen (A)'nın durumunu analiz etme
(A) tam ehliyetsiz olduğu için imzası hükümsüzdür. Ancak bu durum senedi geçersiz kılmaz.
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesi gereği, bir imzanın geçersizliği diğerlerini etkilemez.
2
Lehtar (B)'nin sorumluluğunu değerlendirme
(B)'nin cirosu geçerlidir ve (B) hamile karşı sorumludur.
(B), düzenleyenin ehliyetsizliği def'ini (mutlak olsa bile) imzaların bağımsızlığı nedeniyle kendi lehine kullanamaz.
3
Yetkisiz temsilci (C)'nin hukuki durumunu belirleme
(C) şahsen sorumlu olur, (D) ise sorumlu değildir.
TTK m. 678 (ve 778 yollaması) uyarınca yetkisiz temsilci imzaladığı senetten bizzat sorumlu olur.

Key Concept

İmzaların Bağımsızlığı ve Yetkisiz Temsilcinin Sorumluluğu
Estimated Time:1m 30s
Question 103Question

Bir kıymetli evrakın zayi olması nedeniyle hak sahibi tarafından Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca açılan iptal davası ve bu süreçteki usul kurallarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İptal davası, çekişmesiz yargı işi niteliğinde hasımsız bir dava olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.

Answer

İptal davası, çekişmesiz yargı işi niteliğinde hasımsız bir dava olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir.
Kıymetli evrakın zayi olması durumunda açılan iptal davası, 6102 sayılı TTK Madde 651 ve devamı uyarınca çekişmesiz yargı işidir. Bu nedenle dava hasımsız olarak açılır. Görevli mahkeme ise senedin bedeline bakılmaksızın ödeme yerindeki asliye ticaret mahkemesidir.

Step-by-Step Solution

1
Dava açma yetkisinin belirlenmesi
Dava açma yetkisi (aktif husumet), senedi zayi eden hamile aittir.
Kıymetli evrakın iptali süreci, senet üzerindeki hakkın zedelenmemesi için hak sahibine tanınmış bir yoldur.
2
Görevli mahkemenin tespiti
Ödeme yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir.
Ticaret Kanunu'nda düzenlenen kıymetli evrak hukukuna ilişkin işler ticari dava sayılır ve mutlak görevli mahkeme asliye ticarettir.
3
Davanın niteliğinin belirlenmesi
Dava hasımsız (çekişmesiz yargı) olarak açılır.
Ortada senedi haksız ele geçiren bilinen bir kişi yoksa dava kimseye karşı yöneltilmez.

Key Concept

Kıymetli Evrakın İptali Davasında Usul ve Görev
Question 104Question

Kıymetli evrakın zayi olması sebebiyle açılan iptal davasında, mahkemenin yargılama sürecinin başında verdiği "ödeme yasağı" kararına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Mahkeme tarafından verilen ödeme yasağı kararı, borçlunun senedi ödemesini geçici olarak durduran bir ihtiyati tedbir niteliğindedir.

Answer

Mahkeme tarafından verilen ödeme yasağı kararı, borçlunun senedi ödemesini geçici olarak durduran bir ihtiyati tedbir niteliğindedir.
Ödeme yasağı, Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre iptal davasının başlangıcında davacının istemi üzerine mahkemece verilen bir ihtiyati tedbirdir. Bu karar, senedin borçlusunun (örneğin bonoda düzenleyenin, çekte muhatap bankanın) senedi getiren kişiye ödeme yapmasını yasaklar. Eğer senet vadesi gelmemişse, mahkeme bedelin tevdi edilmesine de karar verebilir. Bu önlem, davanın sonunda verilecek ve senedi tamamen hükümsüz kılacak olan 'iptal kararı'ndan farklı olarak geçici bir nitelik taşır.

ÖzellikÖdeme Yasağıİptal Kararı
Hukuki Niteliğiİhtiyati Tedbir (Geçici)Nihai Karar (Kesin)
AmacıÖdemeyi geçici olarak durdurmakSenedi hükümsüz kılmak
UygulamaBorçluya tebliğ edilirHak sahibine senetsiz hak arama yetkisi verir

Step-by-Step Solution

1
Davanın niteliğini ve başlangıç aşamasını değerlendir.
Zayi nedeniyle iptal davası hasımsız (çekişmesiz yargı) bir davadır ve süreç başında hak koruyucu önlemler gerektirir.
Senedin dava sürerken başkasına ödenmesini engellemek gerekir.
2
Ödeme yasağının hukuki mahiyetini belirle.
TTK m. 757757 uyarınca mahkemenin verdiği bu karar, nihai bir hüküm değil, yargılama süresince geçerli olan bir ihtiyati tedbirdir.
İhtiyati tedbirler, hakkın elde edilmesini zorlaştıracak veya imkansız kılacak durumları önlemek için verilen geçici kararlardır.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Ödeme Yasağı ve İptal Kararı Ayrımı

Hints

1
İptal davası devam ederken senedin bir başkasına ödenmesini engelleyen kararın niteliğini düşünün.
2
Mahkemenin davanın başında verdiği kararlar genellikle hakları koruma amaçlı geçici kararlardır (tedbirler).

Practice More

İptal davasında senedin ibrazı için gereken ilan sürelerini ve ilanların nerede yapılacağını tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 105Question

Bir poliçe üzerinde yer alan imzalarla ilgili şu durumlar tespit edilmiştir:

* Düzenleyenin imzası sahtedir.
* Birinci ciranta, imza attığı sırada tam ehliyetsizdir.
* İkinci ciranta adına, kendisine herhangi bir temsil yetkisi verilmemiş olan bir kişi imza atmıştır.
* Üçüncü cirantanın imzası ise tam ehliyetli bir kişi tarafından bizzat atılmış olup usulüne uygundur.

Bu poliçenin hamili tarafından başlatılan takipte, poliçedeki imzaların hukuki sonuçlarına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Üçüncü ciranta ile senede yetkisiz temsilci olarak imza atan kişi hamiline karşı sorumlu iken; tam ehliyetsiz olan ciranta ve adına yetkisiz imza atılan kişi sorumlu tutulamaz.

Answer

Üçüncü ciranta ile senede yetkisiz temsilci olarak imza atan kişi sorumlu iken; ehliyetsiz kişi ve adına yetkisiz imza atılan kişi sorumlu tutulamaz.
Türk Ticaret Kanunu'nun 677. maddesinde düzenlenen 'İmzaların Bağımsızlığı' ilkesine göre, bir kambiyo senedi üzerindeki imzaların birinin geçersizliği (sahtelik, ehliyetsizlik vb.), usulüne uygun atılmış diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Bu nedenle geçerli imzası olan üçüncü ciranta sorumludur. Ayrıca 678. madde uyarınca, yetkisiz temsilci attığı imzadan dolayı şahsen sorumlu olur. Tam ehliyetsiz kişinin imzası ise kendisini bağlamaz.

Step-by-Step Solution

1
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesini hatırla.
Türk Ticaret Kanunu madde 677 uyarınca; bir poliçe ehliyetsiz kişilerin, sahte kişilerin veya hayali kişilerin imzalarını taşısa bile, diğer imzaların geçerliliği bu durumdan etkilenmez.
Senet üzerindeki her imza sahibini diğerlerinden bağımsız olarak borç altına sokar.
2
Yetkisiz temsilin hukuki sonucunu belirle.
Türk Ticaret Kanunu madde 678 uyarınca, temsil yetkisi olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisiymiş gibi imza atan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumlu olur.
Temsil olunan kişinin korunması ve tedavül güvenliğinin sağlanması ilkesi.
3
Olaydaki kişilerin sorumluluklarını saptanması.
Düzenleyen (sahte) ve 1. Ciranta (ehliyetsiz) sorumlu değildir. 2. Ciranta adına imza atan (yetkisiz temsilci) ve 3. Ciranta (geçerli imza) bizzat sorumludur.
Geçersiz imzalar silsileyi bozmaz, ancak atanları bağlamaz; geçerli imzalar ve kanuni yaptırım gereği yetkisiz temsilci sorumlu kalır.

Key Concept

İmzaların Bağımsızlığı ve Yetkisiz Temsilcinin Sorumluluğu

Practice More

İmzaların bağımsızlığı ilkesinin bono ve çeklerdeki uygulama farklarını gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 106Question

Düzenleyen (K), (M) üzerine düzenlediği bir poliçe metnine; "İşbu poliçe bedelini, lehtar (L) tarafından şirketimize teslim edilecek olan hammaddeye ilişkin kalite kontrol onayı alındığı takdirde ödeyiniz." ibaresini eklemiştir. Senet, poliçeye ilişkin diğer tüm zorunlu şekil şartlarını barındırmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, söz konusu senedin hukuki niteliği ve geçerliliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Senet, belirli bir bedelin ödenmesine ilişkin kayıtsız ve şartsız bir havale içermediği için poliçe vasfını taşımaz ve geçersizdir.

Answer

Senet, belirli bir bedelin ödenmesine ilişkin kayıtsız ve şartsız bir havale içermediği için poliçe vasfını taşımaz ve geçersizdir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 671. maddesine göre poliçe; belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız bir havaleyi içermelidir. Olaydaki poliçede ödeme işlemi 'kalite kontrol onayı' gibi gelecekte gerçekleşmesi belirsiz bir olaya bağlandığı için bu temel unsur gerçekleşmemiştir. Bu durum senedin poliçe olma vasfını ortadan kaldırır ve senedi geçersiz kılar.

Step-by-Step Solution

1
Poliçe metnindeki ödeme emrinin (havale) incelenmesi
Ödeme emrinin 'kalite kontrol onayı alındığı takdirde' şeklinde bir şarta bağlandığı görülmektedir.
Poliçenin temel unsurlarından biri ödeme emrinin niteliğidir.
2
Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 671/1-b hükmünün uygulanması
Kanun, poliçenin 'belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız bir havaleyi' içermesini zorunlu kılar.
Kambiyo senetlerinin mücerretlik ve tedavül kabiliyeti, ödeme iradesinin hiçbir dışsal şarta bağlanmamasını gerektirir.
3
Şekil eksikliğinin hukuki sonucunun belirlenmesi
Zorunlu unsurlardan biri olan 'kayıtsız şartsız havale' unsuru eksik olduğu için senet poliçe vasfını kazanamaz.
TTK m. 672 uyarınca, kanunda belirtilen zorunlu unsurlardan birini içermeyen senet poliçe sayılmaz.

Key Concept

Kayıtsız Şartsız Havale Unsuru

Practice More

Poliçede 'faiz kaydı' yazılabilen vade türlerini ve hangi tür vadelerde bu kaydın 'yazılmamış sayılacağını' tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 107Question

02.03.202602.03.2026 tarihinde düzenlenen bir poliçenin vade kısmına "senet bedeli 15.07.202615.07.2026 ve 15.09.202615.09 .2026 tarihlerinde iki eşit taksitle ödenecektir" ibaresi yazılmıştır. Diğer tüm şekil şartları tam olan bu senetle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Senet, poliçe olarak geçersizdir.

Answer

Senet, poliçe olarak geçersizdir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 703703. maddesi uyarınca bir poliçe yalnızca şu dört şekilde düzenlenebilir: görüldüğünde, görüldüğünden belirli bir süre sonra, düzenlenme gününden belirli bir süre sonra veya belirli bir günde. Maddenin ikinci fıkrası, bu türler dışında kalan veya 'birbirini izleyen vadeleri gösteren' (taksitli) poliçelerin geçersiz olacağını açıkça belirtmiştir. Sorudaki senette taksitli vade öngörüldüğü için senet poliçe vasfını kazanamaz.

Step-by-Step Solution

1
Senet metnindeki vade kaydını analiz etmek
Senette 'iki eşit taksitle ödenecektir' ifadesiyle birbirini izleyen (taksitli) vade belirlendiği tespit edilmiştir.
Vadenin türü, senedin kambiyo vasfını doğrudan etkileyen bir unsurdur.
2
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) emredici hükümlerini uygulamak
TTK 703/2703/2 maddesi gereğince, yasal dört vade türü dışında kalan veya birbirini izleyen vadeleri gösteren poliçelerin geçersiz olduğu sonucuna ulaşılır.
Kambiyo senetlerinde belirlilik ilkesi gereği taksitli ödeme öngörülemez.

Key Concept

Poliçede Vade Türleri ve Taksitli Vade Yasağı
Estimated Time:1m 15s
Question 108Question

Bir poliçe metninde; 'poliçe' ibaresi, belirli bir bedelin ödenmesi için kayıtsız ve şartsız havale, muhatabın ismi, lehtarın ismi, düzenleme tarihi ve düzenleyenin imzası bulunmaktadır. Senedin üzerinde 'ödeme yeri' ve 'düzenleme yeri' için ayrılan bölümler boş bırakılmış olsa da düzenleyenin isminin yanında 'Ankara', muhatabın isminin yanında ise 'İstanbul' ibaresi yer almaktadır.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca bu senedin geçerliliği ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Senet geçerli bir poliçedir; Ankara düzenleme yeri, İstanbul ise ödeme yeri olarak kabul edilir.

Answer

Senet, kanunen öngörülen alternatif zorunlu unsurları taşıdığı için geçerli bir poliçedir; düzenleyenin yanındaki yer düzenleme yeri, muhatabın yanındaki yer ise ödeme yeri sayılır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 672. maddesi uyarınca, açıkça bir düzenleme yeri gösterilmeyen poliçe, düzenleyenin adının yanında gösterilen yerde düzenlenmiş sayılır. Benzer şekilde, ödeme yeri gösterilmeyen bir poliçede muhatabın adının yanında gösterilen yer ödeme yeri ve aynı zamanda muhatabın yerleşim yeri kabul edilir. Soruda verilen örnekte her iki unsur da isimlerin yanındaki şehirlerle (Ankara ve İstanbul) tamamlandığı için senet geçerli bir poliçedir.

Step-by-Step Solution

1
Mutlak zorunlu unsurların kontrol edilmesi
Poliçe kelimesi, havale, muhatap, lehtar, tarih ve imza mevcuttur.
Senedin kambiyo senedi vasfı kazanabilmesi için temel unsurların varlığı şarttır.
2
Eksik olan 'düzenleme yeri' ve 'ödeme yeri' unsurlarının incelenmesi
Senette bu yerler açıkça belirtilmemiştir ancak isimlerin yanında şehir adları bulunmaktadır.
Bu unsurlar 'alternatifli zorunlu unsurlar' (nispi zorunlu unsurlar) kapsamındadır.
3
TTK m. 672 (Poliçede Şekil Eksikliği) hükmünün uygulanması
Düzenleyenin yanındaki Ankara 'düzenleme yeri', muhatabın yanındaki İstanbul 'ödeme yeri' sayılır.
Kanun, bu yerlerin boş bırakılması durumunda isimlerin yanındaki adreslerin bu boşluğu dolduracağını emreder.

Key Concept

Alternatif (Nispi) Zorunlu Unsurlar

Practice More

Poliçede muhatabın adının yanında birden fazla yer gösterilmişse ödeme yerinin nasıl belirleneceğini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 109Question

Kıymetli evrakın türüne göre borçlunun ifa sırasındaki denetim yükümlülüğü değişkenlik göstermektedir. Hamiline yazılı bir senedin ibrazı halinde borçlunun ödeme yaparak borcundan kurtulabilmesi için uyması gereken yasal standartlarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Borçlu, hile veya ağır kusuru bulunmadıkça senedi ibraz edene ödeme yapmakla borcundan kurtulur ve hamili araştırmaya zorunlu değildir.

Answer

Hamiline yazılı senetlerde borçlu, hile veya ağır kusuru bulunmadıkça senedi ibraz edene ödeme yapmakla borcundan kurtulur ve hamili araştırmaya zorunlu değildir.
Kıymetli evrak hukukunda hamiline yazılı senetler, senedin zilyetliğinin devri ile el değiştirir ve senedi elinde bulunduran kişi hak sahibi sayılır. Borçlu açısından ise 'teşhis fonksiyonu' en zayıf olan senet türüdür. Borçlu, senedi ibraz eden kişiye ödeme yaparken, eğer kendisinde hile (bilerek haksız kişiye ödeme) veya ağır kusur (gözle görülür bir sahteliği veya haksızlığı fark etmeme) yoksa araştırmaya zorunlu değildir ve yaptığı ödeme ile borcundan kurtulmuş sayılır.

Step-by-Step Solution

1
Senedin türünü belirle.
Senet, hamiline yazılı bir senettir.
Hamiline yazılı senetlerde hak sahibi, senedi elinde bulunduran (zilyet) kişidir.
2
Borçlunun teşhis (hak sahibini belirleme) yükümlülüğünü analiz et.
Borçlu, senedi ibraz edene ödeme yapma yetkisine sahiptir.
Hamiline yazılı senetlerde senedin ibrazı, hak sahipliği için yeterli bir karinedir.
3
Borçlunun sorumluluk sınırlarını belirle.
Hile veya ağır kusur bulunmadıkça yapılan ödeme geçerlidir.
61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca borçlu, hamili araştırmaya mecbur değildir; ancak kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu durumlarda korunmaz.

Key Concept

Hamiline Yazılı Senetlerde Teşhis Fonksiyonu ve Borçlunun Korunması

Practice More

Emre yazılı senetlerde borçlunun 'şekli hak sahipliği' incelemesi (ciro silsilesi) ile hamiline yazılı senetlerdeki farkları karşılaştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 110Question

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, bir poliçenin üzerine "bedeli tahsil içindir", "vekaleten" veya temsil yetkisi veren benzer bir kayıt düşülerek yapılan ciro (tahsil cirosu) durumunda, senedi bu ciroyla devralan hamilin yapabileceği hukuki işlemlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hamil, senedi ancak yeni bir tahsil cirosu ile devredebilir.

Answer

Tahsil cirosu ile senedi devralan hamil, senedi ancak yeni bir tahsil cirosu ile devredebilir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 688688. maddesinin birinci fıkrasına göre, tahsil cirosu yapılan bir poliçeden doğan hakları hamil ancak yeni bir tahsil cirosu ile devredebilir. Bu düzenleme, tahsil cirosunun temsil yetkisi veren niteliğinin bir sonucudur; hamil senedin maliki olmadığı için mülkiyeti devreden (temlik) veya rehin cirosu yapamaz.

Step-by-Step Solution

1
Ciro türünün hukuki niteliğini belirle.
Tahsil cirosu, mülkiyeti devreden bir ciro değil, temsil yetkisi veren bir cirodur.
Senedin üzerindeki "bedeli tahsil içindir" gibi kayıtlar, hamilin senedi ciranta adına elinde tuttuğunu gösterir.
2
TTK 688688. maddedeki özel sınırlamayı uygula.
Hamilin yapabileceği sonraki cironun türü kısıtlanmıştır.
Kanun koyucu, temsilcinin yetkisini aşarak senedi temlik veya rehin etmesini önlemek amacıyla tekrar ciroyu sadece tahsil cirosuyla sınırlandırmıştır.

Key Concept

Tahsil Cirosunda Temsil Yetkisinin Sınırı ve Devamı

Hints

1
Tahsil cirosunun senedin mülkiyetini mi yoksa sadece tahsil yetkisini mi devrettiğini düşünün.

Practice More

Rehin cirosu yapılan bir senedin tekrar ciro edilmesi durumunda hangi kuralların geçerli olduğunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 111Question

Kıymetli evrakın tanımında yer alan "hakkın senede bağlılığı" (mündemiç olması) ilkesi gereği, senet ile senette yer alan hak arasında koparılamaz bir bağ mevcuttur. Bu bağın en somut sonucu olarak, bir senedin zayi olması (kaybolması, çalınması veya yok olması) durumunda senede bağlı olan hakkın hukuki akıbetine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Senet zayi olsa da hak varlığını sürdürür; ancak mahkemeden senedin iptaline dair bir karar alınmadığı sürece, bu hakkın borçluya karşı ileri sürülmesi veya başkasına devredilmesi mümkün değildir.

Answer

Senet zayi olsa da hak varlığını sürdürür; ancak mahkemeden senedin iptaline dair bir karar alınmadığı sürece, bu hakkın borçluya karşı ileri sürülmesi veya başkasına devredilmesi mümkün değildir.
Kıymetli evrakın en temel özelliği olan hakkın senede bağlılığı ilkesi uyarınca, hak ancak senetle birlikte var olur, senetle devredilir ve senet borçluya ibraz edilerek talep edilir. Senet zayi olduğunda hak sahibi hakkını kullanamaz duruma düşer (hakkın felce uğraması). Bu durumun tek hukuki çözümü, mahkemeden alınacak bir iptal kararıdır. Bu karar, zayi olan senedin fiziksel varlığının yerine geçer ve hak sahibine hakkını senetsiz kullanma imkanı tanır.

Step-by-Step Solution

1
Kıymetli evrak tanımının analiz edilmesi
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 645 uyarınca kıymetli evrak; hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve devredilemediği senetlerdir.
Hakkın senede bağlılığı (mündemiç olması) ilkesini anlamak için temel yasal tanım esastır.
2
Senedin zayi olması durumunun değerlendirilmesi
Senet fiziksel olarak yok olsa bile, senedin temsil ettiği alacak hakkı hukuken sona ermez; ancak "donmuş" bir vaziyete girer.
Senet ile hak arasındaki bağ, senedin ibrazını hakkın kullanımı için zorunlu kılar.
3
İptal davası mekanizmasının belirlenmesi
Zayi olan senedin yerine geçmek üzere mahkemeden alınan iptal kararı, hak sahibine senedi elinde bulundurmasa bile hakkını kullanma veya yeni bir senet düzenlenmesini isteme yetkisi verir.
Hakkın senede bağlılığı ilkesinin tek yasal istisnası/çözümü iptal davasıdır.

Key Concept

Hakkın Senede Bağlılığı (Mündemiçlik)

Practice More

Kıymetli evrakta kamu güveni ilkesinin, senedin şekil şartlarındaki eksiklikler ve iptal davası süreci üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 112Question

02.03.202602.03.2026 tarihinde düzenlenen bir poliçede vade "1515 Ekim 20262026" olarak belirlenmiş ve senet metnine "İşbu poliçe bedeline yıllık %20\%20 oranında faiz yürütülecektir." şeklinde bir kayıt eklenmiştir. Poliçede diğer tüm zorunlu unsurların tam olduğu varsayıldığında, bu faiz kaydının senedin geçerliliğine etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Poliçe geçerliliğini korur; ancak faiz kaydı yazılmamış sayılır.

Answer

Poliçe geçerliliğini korur; ancak vadenin belirli bir gün olması nedeniyle faiz kaydı yazılmamış sayılır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 675675. maddesine göre, faiz kaydı sadece görüldüğünde veya görüldüğünden belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan poliçelere yazılabilir. Diğer vade türlerinde (sorudaki gibi belirli gün vadeli) yazılan faiz şartı yazılmamış sayılır. Bu durum poliçenin geçerliliğini etkilemez, sadece faiz istenemez.

Step-by-Step Solution

1
Vade türünü tespit etme
Poliçede vade "1515 Ekim 20262026" olarak belirlenmiştir, bu 'belirli bir gün' (muayyen gün) vadesidir.
Faiz kaydının geçerliliği Türk Ticaret Kanunu uyarınca vade türüne bağlıdır.
2
TTK Madde 675 (Faiz Kaydı) hükmünü uygulama
Faiz kaydı sadece 'görüldüğünde' veya 'görüldüğünden belirli bir süre sonra' ödenecek poliçelere yazılabilir.
Diğer vade türlerinde (belirli gün veya düzenleme gününden sonraki süre) ödeme günü net olduğu için faiz önceden hesaplanıp asıl bedele eklenebilir.
3
Hukuki sonucu belirleme
Belirli bir gün vadeli poliçeye yazılan faiz kaydı 'yazılmamış sayılır' (pro non scripto).
Kanun koyucu bu durumda senedi iptal etmek yerine sadece ilgili ihtiyari kaydı hükümsüz kılarak senedi geçerli saymıştır.

Key Concept

Poliçede Faiz Kaydının Geçerlilik Şartları

Hints

1
Faiz kaydının hangi vade türlerinde geçerli olduğunu hatırlayın.
2
Belirli gün vadeli poliçelerde faiz, genellikle ana bedelin içine dahil edilerek yazılır.
3
TTK 675/2: 'Başka vadeler gösterilen poliçelere konulan faiz şartı yazılmamış sayılır.'

Practice More

Poliçede sorumsuzluk kayıtlarının (kabulden ve ödemeden sorumsuzluk) geçerlilik farklarını incelemek faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 113Question

Tacir (A), lehdarı olduğu emre yazılı bir bonoyu ofisindeki taşınma sırasında kaybetmiş ve senedin iptali için yetkili mahkemeye başvurmuştur. Mahkeme, senedin zayi olduğuna dair kuvvetli emarelerin bulunduğuna kanaat getirerek muhataba yönelik bir ödeme yasağı kararı vermiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu hukuki süreç ve sonucunda verilecek olan "iptal kararı" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İptal kararı, senedin maddi varlığından bağımsız olarak hak sahibinin alacağını borçluya karşı senetsiz olarak ileri sürmesine veya borçludan yeni bir senet düzenlenmesini istemesine olanak sağlar.

Answer

İptal kararı, senedin maddi varlığından bağımsız olarak hak sahibinin alacağını borçluya karşı senetsiz olarak ileri sürmesine veya borçludan yeni bir senet düzenlenmesini istemesine olanak sağlar.
İptal kararı, senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırarak senedin temsil ettiği hakkın senet ibraz edilmeksizin kullanılmasını sağlar. Bu karar sonucunda hak sahibi, borçludan ifayı talep edebilir veya senedin yenilenmesini isteyebilir.

Step-by-Step Solution

1
Hak sahibinin yetkili Asliye Ticaret Mahkemesine başvurması
Dava süreci başlar ve senedin zayi olduğuna dair kuvvetli emareler sunulur.
İptal davası açma yetkisi senet zayi olduğunda hak sahibine aittir.
2
Mahkemenin ödeme yasağı kararı vermesi
Borçlunun (muhatabın) senedi getirene ödeme yapması engellenir.
Bu karar, davanın devamı süresince hak kaybını önleyen bir ihtiyati tedbirdir.
3
İlan süreci ve bekleme süresinin dolması
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde 3 kez ilan yapılır ve en az 3 aylık ibraz süresi beklenir.
Senedi bulan kişinin ortaya çıkması için yasal bir çağrı prosedürüdür.
4
İptal kararının verilmesi ve sonuçları
Senet hukuken geçersiz hale gelir; hak sahibi senetsiz hak talep edebilir.
İptal kararı zayi olan senedin yerini tutar ve teşhis fonksiyonunu sona erdirir.

Key Concept

İptal Kararının Maddi Hukuk ve Usul Hukuku Bakımından Etkisi
Question 114Question

Hamili olduğu emre yazılı bir bonoyu taşınma esnasında zayi eden bir hak sahibi, senedin iptalini sağlamak amacıyla mahkemeye başvurmak istemektedir. Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, bu iptal davasında görevli ve yetkili mahkeme ile davanın niteliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İptal davası, senedin ödeme yerindeki asliye ticaret mahkemesinde, hasımsız olarak açılır.

Answer

Kıymetli evrakın zayi olması durumunda açılacak iptal davası, senedin ödeme yerindeki asliye ticaret mahkemesinde hasımsız olarak açılır.
Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, kıymetli evrakın zayi olması halinde açılacak olan iptal davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise senedin ödeme yeridir. Bu dava, niteliği gereği hasımsız olarak açılan bir çekişmesiz yargı işidir.

Step-by-Step Solution

1
Davacının (hak sahibinin) belirlenmesi
Senet zayi olduğunda hamili bulunan kişi hak sahibidir.
İptal davasını ancak senet zayi olduğu anda senedin hamili olan hak sahibi açabilir.
2
Görevli ve yetkili mahkemenin tespiti
Ödeme yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi yetkilidir.
Türk Ticaret Kanunu 651/2651/2 ve 757/1757/1 maddeleri uyarınca yetkili ve görevli mahkeme ödeme yerindeki asliye ticaret mahkemesidir.
3
Davanın niteliğinin belirlenmesi
Dava hasımsız (çekişmesiz yargı) olarak yürütülür.
İptal davası birine karşı yöneltilen bir iddia değil, senedin hukuki varlığını sona erdiren bir tespit ve yetkilendirme işlemidir.

Key Concept

İptal Davasında Görev, Yetki ve Husumet

Hints

1
Ticaret hukukunda özel ihtisas mahkemelerinin görev alanına giren konulara odaklanın.
2
Kıymetli evrakın zayi olması durumunda mahkemenin senedin ödeme yerinde bulunması gerektiğini hatırlayın.

Practice More

İptal davası sonucunda verilen kararın borçlu ve iyiniyetli üçüncü kişiler üzerindeki etkisini inceleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 115Question

Poliçe hukukunda düzenleyen, poliçeyi üzerine "gidersiz iade" veya "protestosuzdur" kaydı koyarak düzenleyebilir. Düzenleyen tarafından poliçe metnine eklenen bu kaydın hukuki sonuçları ile ilgili olarak, poliçenin vadesinde ödenmemesi durumunda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu kayıt poliçedeki tüm imza sahiplerini kapsar; hamil hiçbir borçluya karşı protesto çekmek zorunda kalmaksızın müracaat haklarını kullanabilir.

Answer

Düzenleyen tarafından konulan gidersiz iade kaydı tüm imza sahiplerini kapsar ve hamili protesto çekme yükümlülüğünden kurtarır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 722722. maddesinin ikinci fıkrasına göre; "gidersiz iade" veya "protestosuzdur" kaydı düzenleyen tarafından konulmuşsa, bu kayıt poliçeye imza koyanların hepsine karşı hüküm ifade eder. Bu durumda hamil, müracaat haklarını kullanabilmek için protesto çekmek zorunda kalmaz ve doğrudan tüm müracaat borçlularına yönelebilir.

Step-by-Step Solution

1
Kaydı ekleyen kişinin sıfatını belirlemek.
Kaydı ekleyen kişi "Düzenleyen" (Drawer) olarak belirlenmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre kaydı ekleyen kişinin sıfatı (düzenleyen veya ciranta olması), kaydın etki alanını belirler.
2
TTK 722722. maddesinin ilgili hükmünü uygulamak.
Düzenleyenin koyduğu kaydın poliçeye imza atan herkesi bağladığı sonucuna varılır.
Kanun koyucu, düzenleyenin senet üzerindeki asıl irade sahibi olması nedeniyle koyduğu muafiyet kaydını genele teşmil etmiştir.
3
Hamilin müracaat hakkı kullanım şartlarını değerlendirmek.
Hamil, herhangi bir borçluya (düzenleyen, cirantalar, avalistler) karşı protesto çekmeksizin müracaat hakkını kullanabilir.
Muafiyet kaydı, müracaat haklarının korunması için gereken resmi tespit (protesto) şartını ortadan kaldırır.

Key Concept

Poliçede Protestodan Muafiyet (Gidersiz İade) Kaydı
Estimated Time:1m 30s
Question 116Question

61026102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca düzenlenen bir poliçede; poliçe ibaresi, kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi havalesi, muhatabın ismi, lehtarın ismi, düzenlenme tarihi ve düzenleyenin imzası bulunmaktadır. Senet metninde ödeme yeri ve düzenlenme yeri için ayrı bir kayıt düşülmemiştir. Ancak muhatap (M)(M)'nin isminin yanında "Ankara", düzenleyen (D)(D)'nin isminin yanında ise "Konya" ibaresi yer almaktadır.

Buna göre, bu poliçenin hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Düzenleyenin isminin yanındaki 'Konya' düzenlenme yeri, muhatabın isminin yanındaki 'Ankara' ise ödeme yeri sayılarak poliçe geçerli kabul edilir.

Answer

Düzenleyenin isminin yanındaki yerin düzenlenme yeri, muhatabın isminin yanındaki yerin ise ödeme yeri kabul edilmesi nedeniyle poliçe geçerlidir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 672672. maddesine göre; ödeme yeri gösterilmeyen bir poliçede muhatabın isminin yanında gösterilen yer ödeme yeri, düzenlenme yeri gösterilmeyen bir poliçede ise düzenleyenin isminin yanında gösterilen yer düzenlenme yeri sayılır. Olaydaki poliçede muhatabın yanında 'Ankara' ve düzenleyenin yanında 'Konya' ibareleri yer aldığı için bu alternatifler devreye girer ve poliçe şekil bakımından geçerli hale gelir.

Step-by-Step Solution

1
Poliçenin zorunlu şekil şartlarını kontrol etme
Poliçe ibaresi, havale kaydı, muhatap, lehtar, tarih ve imza mevcuttur; ancak yer unsurları açıkça yazılmamıştır.
Senedin kambiyo vasfını belirlemek için TTK m. 671'deki unsurların varlığı incelenmelidir.
2
Yasal alternatif zorunlu unsurları (ikame unsurları) uygulama
Muhatabın yanındaki 'Ankara' ödeme yeri, düzenleyenin yanındaki 'Konya' düzenlenme yeri olarak kabul edilir.
Bazı zorunlu unsurlar açıkça yazılmasa dahi TTK m. 672 belirli karinelerle senedi geçerli kılar.
3
Senedin geçerlilik sonucuna ulaşma
Senet yasal şartları tam bir poliçe olarak hüküm ifade eder.
Tüm zorunlu unsurlar (asli veya alternatif) tamamlandığı için senet geçerli bir poliçedir.

Key Concept

Poliçede Alternatif Zorunlu Unsurlar (İkame Kuralları)
Question 117Question

Bir ticari satım sözleşmesi kapsamında (A) Anonim Şirketi, satın aldığı hammaddelerin bedeline karşılık olmak üzere satıcı (B) Limited Şirketi emrine bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. Ancak (B) Limited Şirketi, sözleşmede kararlaştırılan tarihte malları teslim etmemiştir. Bu arada (B) Limited Şirketi, söz konusu bonoyu aralarındaki kredi ilişkisine istinaden (C) Bankası'na ciro ve teslim yoluyla devretmiştir. Vadesi geldiğinde (C) Bankası, bononun ödenmesi için (A) Anonim Şirketi'ne başvurmuştur. (A) Anonim Şirketi ise malların teslim edilmediğini belirterek ödeme yapmaktan kaçınmak istemektedir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, (A) Anonim Şirketi'nin malların teslim edilmediğine ilişkin bedelsizlik defini (C) Bankası'na karşı ileri sürebilmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

Show answer & explanation

Answer: (C) Bankası'nın bonoyu iktisap ederken bilerek (A) Anonim Şirketi'nin zararına hareket etmiş olmasına

Answer

Bedelsizlik definin üçüncü kişi hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin bonoyu iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması gerekir.
Kambiyo senetlerinde bedelsizlik (malın teslim edilmemesi) bir nispi defidir. Türk Ticaret Kanunu (m. 687) uyarınca, poliçe veya bonodan dolayı kendisine başvurulan kişi, önceki hamillerle kendisi arasındaki temel ilişkiye dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Bu emredici kuralın tek istisnası, hamilin senedi iktisap ederken 'bilerek borçlunun zararına hareket etmiş' olmasıdır. Dolayısıyla, borçlunun bu defini üçüncü kişi hamile karşı ileri sürebilmesi için hamilin borçluyu zarara uğratma (savunmasız bırakma) kastıyla hareket etmiş olması şarttır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki defi türünü tespit etme
Malların teslim edilmemesi (bedelsizlik) temel ilişkiden kaynaklandığı için 'nispi defi' niteliğindedir.
Sadece senedin tarafları (düzenleyen ile lehtar) arasındaki alt ilişkiden doğan defiler nispi defilerdir.
2
Nispi defilerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülme kuralını uygulama
Kural olarak nispi defiler, senedi devralan üçüncü kişi hamillere (olayda (C) Bankası'na) karşı ileri sürülemez.
Kıymetli evrak hukukunda, tedavül güvenliğini sağlamak amacıyla soyutluk (mücerretlik) ilkesi geçerlidir.
3
Kuralın istisnasını (TTK m. 687) değerlendirme
Nispi definin üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi ancak hamilin senedi iktisap ederken 'bilerek borçlunun zararına hareket etmiş' olması şartına bağlıdır.
Kanun koyucu, hamilin temel ilişkideki sorunu sadece bilmesini yeterli görmemiş, borçluyu savunmasız bırakma kastıyla hareket etmesini şart koşmuştur.

Key Concept

Kıymetli evrakta nispi defilerin (bedelsizlik vb.) iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi kuralı ve 'bilerek borçlunun zararına hareket etme' istisnası
Question 118Question

Tacir Kemal, tedarikçisi Lale'ye olan borcuna karşılık bir poliçe düzenleyip vermiş, Lale de bu poliçeyi ticari ilişkisi bulunan Murat'a ciro etmiştir. Vadesi geldiğinde Murat, ödeme için Kemal'e başvurmuştur.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, Kemal'in Murat'a karşı ileri sürebileceği aşağıdaki savunmalardan hangisi, Murat'ın senedi devralırken taşıdığı niyetten (iyiniyetli veya kötüniyetli olmasından) tamamen bağımsız olarak dinlenir ve ödemeden kaçınma hakkı verir?

Show answer & explanation

Answer: Poliçe metninde, kanunun aradığı zorunlu şekil şartlarından olan "poliçe" kelimesinin hiçbir şekilde yer almaması

Answer

Poliçe metninde, kanunun aradığı zorunlu şekil şartlarından olan "poliçe" kelimesinin hiçbir şekilde yer almaması.
Kıymetli evrakta senet metninden anlaşılan def'iler (örneğin zorunlu şekil şartlarının eksikliği), mutlak def'i niteliğindedir. Poliçe kelimesinin senet metninde yer alması TTK uyarınca zorunlu bir şekil şartıdır. Bu kelimenin eksikliği senedin kambiyo senedi vasfını baştan ortadan kaldıracağından, hamilin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı (mutlak olarak) ileri sürülebilir ve borçluya ödemeden kaçınma hakkı verir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünden, hamilin niyetinden bağımsız olarak ileri sürülebilen savunma türünü belirlemek.
Sorunun, herkese karşı ileri sürülebilen 'mutlak def'i' hallerinden birini aradığı tespit edilir.
Kişisel (nispi) def'iler kural olarak iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemezken, mutlak def'iler hamilin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Seçeneklerdeki savunmaların hukuki niteliğini (mutlak def'i mi, nispi def'i mi olduklarını) analiz etmek.
Sözleşmenin feshi (bedelsizlik), inanca aykırı ciro, takas ve hile savunmalarının temel ilişkiden veya irade sakatlıklarından doğan nispi def'iler olduğu; poliçe kelimesinin eksikliğinin ise senet metninden anlaşılan şekil eksikliği olduğu görülür.
Def'ilerin sınıflandırılmasının doğru yapılması sorunun çözümü için şarttır.
3
Şekil eksikliğinin etkisini değerlendirmek.
Senette kanuni zorunlu şekil şartlarının bulunmaması (poliçe kelimesinin olmaması gibi) senedin kambiyo vasfını geçersiz kılar ve bu durum mutlak def'i olarak herkese karşı ileri sürülebilir.
Senet metninden açıkça anlaşılan geçersizlik halleri senedi devralan herkes tarafından görülebileceğinden korunan bir iyiniyetten söz edilemez.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Def'ilerin Sınıflandırılması (Mutlak ve Nispi Def'iler)
Question 119Question

Mimar Aslı, ofisinin tadilatı için Müteahhit Burak ile anlaşmış ve avans olarak Burak'ın emrine bir bono düzenleyip vermiştir. Burak ise bu bonoyu, inşaat malzemeleri aldığı tedarikçisi Cemil'e temlik cirosu ile devretmiştir. Ancak Burak, tadilat işine hiç başlamamış ve sözleşmeyi ihlal etmiştir. Vadesi geldiğinde Cemil, bononun ödenmesi için Aslı'ya başvurmuştur.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, Aslı'nın 'tadilat işinin yapılmadığı' yönündeki defini hamil Cemil'e karşı ileri sürebilmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

Show answer & explanation

Answer: Cemil'in bonoyu iktisap ederken bilerek borçlu Aslı'nın zararına hareket etmiş olmasına

Answer

Aslı'nın kişisel defini ileri sürebilmesi, Cemil'in bonoyu iktisap ederken bilerek borçlu Aslı'nın zararına hareket etmiş olmasına bağlıdır.
Doğru seçenek, hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olmasını şart koşan seçenektir. Türk Ticaret Kanunu madde 687'ye göre, poliçe (ve yollama gereği bono) borçlusu, keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmişse, borçlu bu kişisel (nispi) defini ona karşı da kullanabilir. Olayda 'tadilat işinin yapılmaması' bir nispi defi olduğundan, Aslı'nın bu itirazı Cemil'e yöneltebilmesinin yegane yasal şartı budur.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki defi türünü tespit et
Tadilat işinin yapılmaması (sözleşmenin ifa edilmemesi / bedelsizlik), senedin metninden anlaşılamayan ve sadece tarafları bağlayan bir kişisel (nispi) defidir.
Definin niteliği, kime karşı ileri sürülebileceğini belirlemek için temel kuraldır.
2
Kişisel defilerin üçüncü kişilere (hamile) karşı ileri sürülme kuralını uygula
Türk Ticaret Kanunu m. 687 gereği, poliçe/bono borçlusu önceki hamillerle arasındaki kişisel defileri yeni hamile karşı kural olarak ileri süremez.
Kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) güvenliği ve soyutluk ilkesi bunu gerektirir.
3
Kuralın yasal istisnasını değerlendir
Hamil (Cemil) senedi iktisap ederken bilerek borçlunun (Aslı) zararına hareket etmişse, borçlu bu kişisel defini ona karşı da ileri sürebilir.
Kanun koyucu, kötü niyetin özel bir türü olan 'bilerek borçlunun zararına hareket etme' (exceptio doli) durumunda hamilin korunmasını hakkaniyete aykırı bulmuştur.

Key Concept

Kıymetli evrakta mutlak ve nispi defi ayrımı ile nispi defilerin hamile karşı ileri sürülebilme şartı (bilerek borçlunun zararına hareket)
Question 120Question

Ticaret hukuku uygulamasında kıymetli evrak; el değiştirme şekilleri, piyasadaki dolaşım (tedavül) esneklikleri ve borçlunun ödeme esnasında alacaklıyı saptama külfeti yönünden farklı statülere ayrılmıştır. Bir ticari uyuşmazlığa konu olan ve geçerli olarak düzenlenmiş üç farklı senet türü şunlardır:

I. Üzerinde lehtar ismi bulunmayan ve sadece taşıyana ödeneceği belirtilen bir çek.
II. Lehtar kısmında 'Aslı Demir' yazan ve metninde açıkça 'emre yazılı değildir' ibaresine yer verilen bir bono.
III. Lehtar hanesinde yalnızca 'Caner Yıldız' ismi bulunan ve başkaca hiçbir özel kayıt içermeyen bir poliçe.

Bu senetlerin sınıflandırılması ve devir özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: II numaralı senet nama yazılı evrak niteliği taşıdığından devri, zilyetliğin geçirilmesi ve yazılı bir devir (temlik) beyanı ile gerçekleşir; muhatabın (borçlunun) ifa sırasında hak sahipliğini araştırma yükümlülüğü en üst seviyededir.

Answer

Menfi emre kaydı taşıyan senedin nama yazılı evrak statüsüne geçerek temlik ve teslim yoluyla el değiştireceğini, ayrıca bu senet türünde borçlunun hak sahibini araştırma külfetinin en ağır seviyede olduğunu belirten ifade hukuken doğrudur.
Kıymetli evrak hukukunda, kanunen emre yazılı olan bir senede (örneğin bonoya) lehtar tarafından 'emre yazılı değildir' şeklinde bir menfi emre kaydı konulması, söz konusu senedi iradi olarak nama yazılı hale getirir (II numaralı senet). Nama yazılı senetlerin hukuken geçerli devri, zilyetliğin devri (teslim) ve alacağın temliki hükümlerine uygun yazılı bir devir beyanı ile sağlanır. Hak sahipliğinin ispatı bu senet türünde senedin zilyetliği ile doğrudan anlaşılamadığından, borçlunun ifa sırasında ibraz edenin hak sahibi olup olmadığını ve temlik silsilesinin geçerliliğini araştırma yükümlülüğü (teşhis fonksiyonu), diğer senet türlerine nazaran en kapsamlı ve en ağır olanıdır.

Step-by-Step Solution

1
Senetlerin hukuki türlerini tasnif etme
I numaralı senet hamiline yazılı, II numaralı senet iradi nama yazılı, III numaralı senet ise kanunen emre yazılı evraktır.
Çekte taşıyana kaydı senedi hamiline yapar; bonoda 'emre yazılı değildir' kaydı (menfi emre) senedi nama yazılıya çevirir; poliçede ise isim yazması onu emre olmaktan çıkarmaz.
2
Her bir senet türü için geçerli devir şartlarını eşleştirme
Hamiline senetler zilyetliğin devri (teslim) ile; emre senetler ciro ve teslim ile; nama senetler ise alacağın temliki beyanı ve teslim ile devredilir.
Kıymetli evrak türlerinin tedavül (el değiştirme) kabiliyetlerini düzenleyen emredici kanun hükümleri bu şekildedir.
3
Borçlunun ödeme sırasındaki teşhis (araştırma) fonksiyonunu kıyaslama
Hamiline yazılı evrakta borçlu sadece senedin şekline bakar. Emre yazılı evrakta silsilenin muntazam olup olmadığını kontrol eder. Nama yazılı evrakta ise devir işlemlerinin ve hak sahipliğinin maddi geçerliliğini detaylıca araştırmak zorundadır.
Tedavül kabiliyeti ile borçlunun araştırma yükümlülüğü ters orantılıdır; nama yazılı senetlerde tedavül zor, borçlunun koruması (ve dolayısıyla araştırma yükümlülüğü) en fazladır.
4
Öncüller ışığında doğru yargıyı tespit etme
II numaralı senedin nama yazılı olması, temlik+teslim ile devredilmesi ve borçlu yönünden teşhis yükümlülüğünün en üst seviyede bulunması kurallarını içeren seçenek doğru yanıttır.
Türk Ticaret Kanunu'nun sınıflandırma, devir ve borçlunun ifa yükümlülüklerine dair kuralları tam olarak karşılanmaktadır.

Key Concept

Kıymetli Evrakın Sınıflandırılması ve Devir Şartları
PreviousPage 6 / 8Next