Kıymetli Evrak Hukuku

141 questions

Question 121Question

Kozmetik üreticisi Ceyda, hammadde tedarikçisi Deniz'den aldığı ürünlerin bedeline karşılık olarak Deniz emrine 100.000 TL bedelli bir bono düzenleyip teslim etmiştir. Deniz, bu bonoyu vadesi gelmeden önce kendi ticari borcuna karşılık nakliyeci Engin'e ciro ve teslim etmiştir. Daha sonra Ceyda, Deniz'in teslim ettiği hammaddelerin sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımadığını (ayıplı olduğunu) fark etmiştir. Vade geldiğinde hamil Engin, ödeme talebiyle düzenleyen Ceyda'ya başvurmuştur.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, Ceyda'nın temel ilişkiden (satım sözleşmesinden) doğan "ayıplı mal" defini üçüncü kişi konumundaki hamil Engin'e karşı ileri sürebilmesi aşağıdakilerden hangisine bağlıdır?

Show answer & explanation

Answer: Engin'in bonoyu iktisap ederken bilerek borçlu Ceyda'nın zararına hareket etmiş olmasına

Answer

Hamilin senedi devralırken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması şartı aranır.
Doğru yanıt, hamilin senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olmasını ifade eden seçenektir. Türk Ticaret Kanunu'na göre (m.687), temel borç ilişkisinden doğan ayıplı mal gibi nispi defiler kural olarak sadece işlemin tarafına (olayda Deniz'e) karşı ileri sürülebilir. Ciro ile senedi devralan üçüncü bir kişiye (Engin'e) karşı bu definin ileri sürülebilmesinin yegane hukuki dayanağı, hamilin senedi devralırken durumu bilmesi ve bilerek borçlu Ceyda'nın zararına hareket etmiş olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki defi türünü tespit etme
Ayıplı mal itirazı temel ilişkiden doğduğu için bu bir nispi (kişisel) defidir.
Senedin metninden anlaşılmayan, sadece işlemi yapan taraflar arasındaki sözleşmeye dayanan hukuki aykırılıklar kişisel defiler sınıfına girer.
2
Nispi defilerin üçüncü kişilere karşı ileri sürülme kuralını uygulama
TTK m. 687 uyarınca, poliçeden (ve bonodan) dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez.
Kıymetli evrakta soyutluk ilkesi ve tedavül güvenliği, iyi niyetli üçüncü kişilerin korunmasını gerektirir.
3
Kuralın istisnasını belirleme
Eğer hamil, senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmişse (kötü niyetliyse), borçlu alt ilişkiden doğan bu kişisel defileri ona karşı da ileri sürebilir.
Kanun, borçlunun zarar görmesi kastıyla hareket eden ve durumu bilerek senedi devralan kötü niyetli hamili korumaz.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Nispi (Kişisel) Defilerin İleri Sürülmesi ve Bilerek Borçlunun Zararına Hareket Etme İstisnası
Question 122Question

Kumaş ticaretiyle iştigal eden (T), tedarikçisi (S)’den satın aldığı malların bedeli olan 200.000 TL karşılığında (S)'nin emrine yazılı bir kıymetli evrak düzenleyerek teslim etmiştir. Vade tarihi geldiğinde (S), senedi ofisinde zayi ettiğini (kaybettiğini) belirterek, aralarındaki onaylı sipariş formları ve ticari faturalara dayanarak (T)’den borcunu ödemesini talep etmiştir. (T) ise senedin fiziken kendisine ibraz edilmediği gerekçesiyle ödeme yapmaktan kaçınmıştır.

Kıymetli evrakın tanımı ve temel nitelikleri göz önüne alındığında, taraflar arasındaki bu hukuki uyuşmazlığın çözümüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (T)’nin ödemeden kaçınması hukuka uygundur; zira kıymetli evrakta 'hakkın senede bağlılığı' ilkesi gereği senet zayi olmuşsa, alacaklı mahkemeden senedin iptaline ilişkin karar getirmedikçe yalnızca temel borç ilişkisine dayanarak ifa talep edemez.

Answer

Doğru yanıt, borçlunun ödemeden kaçınmasının hukuka uygun olduğunu ve alacaklının hak talep edebilmesi için mahkemeden senedin iptaline karar verdirmesi gerektiğini ifade eden seçenektir.
Kıymetli evrakın en ayırt edici temel özelliği, hakkın senede o denli bağlı olmasıdır ki, senet olmadan hakkın devredilememesi ve ileri sürülememesidir (TTK m. 645). Bu ilke uyarınca senet zayi olduğunda, alacaklının temel borç ilişkisini fatura veya tanık gibi başkaca delillerle ispatlaması borçluyu ödemeye zorlamak için yeterli değildir. Hak sahibinin mükerrer ödeme riskini ortadan kaldırmak amacıyla öncelikle yetkili mahkemeye başvurup senedin iptaline karar verdirmesi şarttır. Bu karar alınmadan borçlunun senedin ibraz edilmemesi sebebiyle ödemeden kaçınması tamamen hukuka uygundur.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki belgenin niteliğini ve borç-alacak ilişkisine etkisini belirlemek.
Taraflar arasında emre yazılı bir kıymetli evrak düzenlenmiştir. Kıymetli evrakta alacak hakkı senede sıkı sıkıya bağlıdır.
Kıymetli evrakın en temel ilkesi olan 'hakkın senede bağlılığı' kuralını tespit etmek çözümün anahtarıdır.
2
Kıymetli evrakın zayi olması durumunda uygulanacak yasal prosedürü analiz etmek.
Senet kaybolduğunda, temel borç ilişkisi (fatura vb.) ispatlansa dahi senedin fiziken ibrazı yapılamadığı için borçludan doğrudan ifa istenemez.
Borçlunun senedi geri almadan ödeme yapması, ileride senedi elinde bulunduran iyiniyetli üçüncü kişilere karşı mükerrer ödeme riski doğurur.
3
Tarafların olaydaki hukuki hak ve yükümlülüklerini eşleştirmek.
Borçlunun ödemeden kaçınması hukuka tam uygundur. Alacaklının yapması gereken ilk iş yetkili mahkemeden zayi nedeniyle senedin iptali kararını almaktır.
İptal davası açma yetkisi hak sahibine (alacaklıya) aittir ve iptal kararı senedin ibrazı yerine geçerek borçlunun güvenli ödeme yapmasını sağlar.

Key Concept

Hakkın Senede Bağlılığı ve İbraz Zorunluluğu
Question 123Question

Bir poliçe ilişkisinde lehtar konumunda bulunan Kemal, elindeki 200.000 TL bedelli senedi, aralarındaki satım sözleşmesine istinaden "malların 15 gün içinde teslim edilmesi şartıyla" ibaresini ekleyerek tacir Hasan'a ciro etmiştir. Hasan ise senet bedelinin 100.000 TL'lik kısmına acil ihtiyaç duyduğu için senedin sadece bu tutarlık kısmını tedarikçisi olan Zeynep'e ciro yoluyla devretmiştir.

Poliçe üzerindeki bu devir işlemlerinin hukuki geçerliliği ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kemal'in cirosundaki şart yazılmamış sayılarak ciro geçerliliğini korur; Hasan'ın yaptığı kısmi ciro ise batıldır.

Answer

Kemal'in şarta bağlı cirosunda şartın yazılmamış sayılarak cironun geçerli kabul edilmesi ve Hasan'ın kısmi cirosunun ise kesin hükümsüz (batıl) olması kuralı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 682. maddesine göre cironun kayıtsız ve şartsız olması esastır. Ciro bir şarta tabi tutulmuşsa, kanun koyucu cironun kendisini geçersiz saymamakta; sadece öne sürülen şartı yazılmamış kabul ederek ciroya tam bir geçerlilik tanımaktadır. Dolayısıyla Kemal'in cirosu geçerlidir. Aynı kanun maddesi uyarınca kısmi ciro (senedin yalnızca bir kısmı için yapılan devir) ise batıldır ve hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Bu sebeple Hasan'ın kısmi devir işlemi hükümsüzdür.

Step-by-Step Solution

1
Kemal'in yaptığı şarta bağlı cironun hukuki sonucunu tespit etme
Kanuna göre ciro kayıtsız ve şartsız olmalıdır; şarta bağlanmışsa şart yazılmamış sayılır, ciro işleminin kendisi geçerliliğini korur.
Kambiyo senetlerinde işlemlerin güvenliği ve tedavül kolaylığı gereği ciroların belirli şartlara tabi tutulması kanun koyucu tarafından engellenmiştir.
2
Hasan'ın yaptığı kısmi cironun hukuki sonucunu tespit etme
Poliçe bedelinin yalnızca bir kısmı için yapılan ciro işlemi kanunun açık hükmü gereği batıldır.
Alacağın birden fazla kişiye bölünmesi, senedin tedavül kabiliyetini zedeleyeceği ve muhatabın ödeme durumunu karmaşıklaştıracağı için kısmi ciro yasaklanmıştır.

Key Concept

Cironun şekli, şarta bağlı ciro ve kısmi ciro yasağı
Question 124Question

Kıymetli evrakta defiler; herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defiler ve kural olarak yalnızca doğrudan ilişki içinde bulunulan kişiye karşı ileri sürülebilen nispi (şahsi) defiler olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutulur. Türk Ticaret Kanunu'na göre borçlu, senedi devralırken bile bile kendi zararına hareket etmemiş olan (iyiniyetli) üçüncü kişi konumundaki hamile karşı nispi defileri ileri süremez.

Buna göre, senedin borçlusu tarafından, senedi ciro yoluyla iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişi konumundaki hamile karşı ileri sürülebilecek defi (savunma) aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı ve sahte olarak atıldığı iddiası

Answer

İyiniyetli hamile karşı ileri sürülebilecek defi, bir mutlak defi niteliğinde olan senetteki imzanın sahte olduğu iddiasıdır.
Kıymetli evrak hukukunda sahte imza, ehliyetsizlik ve senetteki zorunlu şekil eksiklikleri 'mutlak defi' niteliğindedir. Mutlak defiler, senedi iktisap eden kişinin iyiniyetli veya kötüniyetli olmasına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebilir. Çünkü sahte imza, sahibini hiçbir şekilde hukuken bağlamaz.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünde istenen defi türünün tespit edilmesi
İyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilecek defi arandığından, bunun hukuken bir 'mutlak defi' olması gerektiği tespit edilir.
Nispi defiler, kural olarak yalnızca senedi devrederken borçlunun zararına hareket eden kötüniyetli hamillere karşı ileri sürülebilirken, mutlak defiler herkese karşı ileri sürülebilir.
2
Seçeneklerdeki savunmaların mutlak/nispi defi olarak sınıflandırılması
Temel ilişkinin feshi, haricen ödeme, hile ve takas iddiaları nispi defi; imzanın sahte olması ise mutlak defi olarak sınıflandırılır.
Sahtelik, ehliyetsizlik ve senetteki zorunlu şekil eksiklikleri irade beyanını baştan geçersiz kıldığı veya senedin vasfını etkilediği için mutlak defidir.

Key Concept

Mutlak ve Nispi Defiler
Question 125Question

Tacir (K), işletmesinin tadilatı için (Y) İnşaat A.Ş. ile bir eser sözleşmesi yapmış ve hizmet bedeli karşılığında (Y)'nin emrine eksiksiz bir bono düzenleyip teslim etmiştir. Ancak (Y) İnşaat A.Ş., sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmekten vazgeçerek sözleşmeyi haksız yere feshetmiştir. Buna rağmen (Y) şirketi, elindeki bonoyu vadesi gelmeden önce, aralarındaki tadilat sözleşmesinin ifa edilmediğini bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen malzeme tedarikçisi (Ü)'ye geçerli bir ciro ile devretmiş ve senedi teslim etmiştir. (Ü), vade gününde senedi (K)'ye ibraz ederek ödeme talep etmiştir.

Kıymetli evrakın tanımı, temel özellikleri ve hukuki niteliği dikkate alındığında, bu olayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kıymetli evrakın mücerretliği (soyutluğu) ilkesi gereğince senet temel ilişkiden bağımsızlaştığı için, (K) sözleşmenin ifa edilmediği defisini iyiniyetli üçüncü kişi olan (Ü)'ye karşı ileri süremez ve ödeme yapmak zorundadır.

Answer

Kıymetli evrakın mücerretliği (soyutluğu) ilkesi gereğince senet temel ilişkiden bağımsızlaştığı için, borçlu sözleşmenin ifa edilmediği defisini iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri süremez ve ödeme yapmak zorundadır.
Doğru yanıt, kıymetli evrakın 'mücerretlik (soyutluk)' ilkesini ve kamu güvenini koruma işlevini tam olarak yansıtmaktadır. Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde, bir kıymetli evrak (örneğin bono) geçerli bir şekilde düzenlenip tedavüle çıkarıldıktan sonra, kendisinin düzenlenmesine sebep olan temel hukuki ilişkiden (alt ilişkiden) tamamen bağımsızlaşır. Temel ilişkide edimin ifa edilmemesi, sözleşmenin feshedilmesi veya geçersizliği gibi hususlar 'şahsi (nispi) defi' niteliğindedir. Şahsi defiler kural olarak senedi ciro ve teslim yoluyla iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Olayda hamil (Ü) sözleşmenin ifa edilmediğini bilmediği için iyiniyetlidir ve borçlu (K) senedin bedelini ödemekle yükümlüdür.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki ilişkileri ve kıymetli evrakın statüsünü tespit etme.
Borçlu ile lehtar arasında bir eser sözleşmesi (temel ilişki) vardır. Bu ilişkiye istinaden bir kıymetli evrak (bono) düzenlenmiştir.
Kıymetli evrak hukukunda temel ilişki ile kambiyo ilişkisinin ayrımını yapmak çözümün ilk adımıdır.
2
Kıymetli evrakın temel özellikleri bağlamında 'soyutluk (mücerretlik)' ilkesini olaya uygulama.
Bono düzenlenip teslim edildikten sonra temel ilişkiden (sözleşmeden) bağımsız hale gelmiştir. Sözleşmenin ifa edilmemesi senedi kendiliğinden geçersiz kılmaz.
Hakkın senede bağlılığı ve senedin soyutluğu ilkeleri, evrakın tedavül (dolaşım) yeteneğini ve kamu güvenini sağlamak için zorunludur.
3
İleri sürülebilecek defilerin niteliğini (mutlak/nispi) ve iyiniyetli üçüncü kişinin durumunu değerlendirme.
Sözleşmenin ifa edilmemesi şahsi (nispi) bir defidir. Senedi devralan hamil iyiniyetli olduğu için, borçlu bu şahsi defiyi hamile karşı ileri süremez ve senedin bedelini ödemekle yükümlü olur.
Kıymetli evrak hukukunda görünüşe güven ve iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması esastır; şahsi defiler yalnızca aralarında doğrudan ilişki bulunan kişilere veya kötüniyetli hamillere karşı dermeyan edilebilir.

Key Concept

Kıymetli evrakta soyutluk (mücerretlik) ilkesi ve defiler sistemi
Estimated Time:1m 30s
Question 126Question

Bir kambiyo senedi dolayısıyla kendisine başvurulan borçlu, kural olarak senedi düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri, senedi devralan hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmişse, bu şahsi (nispi) defiler ona karşı da ileri sürülebilir. Senedin metninden anlaşılan veya senedin bizzat geçerliliğine ilişkin olan mutlak defiler ise hamilin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebilir.

Tacir (K), mal alımı amacıyla (G) emrine bir bono düzenleyip teslim etmiştir. (G) ise bu bonoyu, kendi borcuna karşılık iyiniyetli üçüncü kişi (U)'ya ciro ve teslim yoluyla devretmiştir. Vadesi geldiğinde (U), bononun ödenmesi için (K)'ye başvurmuştur.

Buna göre (K)'nin, iyiniyetli hamil (U)'ya karşı aşağıdaki savunmalardan hangisini ileri sürmesi hukuken mümkündür?

Show answer & explanation

Answer: Bononun düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinden yoksun (kısıtlı) olduğunu

Answer

Bononun düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinden yoksun (kısıtlı) olduğunu belirten seçenek.
Kıymetli evrak hukukunda fiil ehliyetsizliği (kısıtlılık, yaş küçüklüğü vb.), senedin bizzat o kişi açısından hükümsüzlüğüne yol açan bir mutlak def'idir. İmzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, ehliyetsiz kişinin senede attığı imza hukuken geçersizdir ve bu geçersizlik iddiası, senedi devralan kişinin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülebilir. Bu nedenle kısıtlılık iddiası, iyiniyetli hamile karşı da geçerli ve hukuka uygun bir savunmadır.

Step-by-Step Solution

1
Soru metnindeki hukuki durumu analiz et.
Borçlu (K)'nin, senedi sonradan devralan iyiniyetli hamil (U)'ya karşı ileri sürebileceği geçerli bir savunma (def'i) aranmaktadır.
İyiniyetli hamile karşı yalnızca senedin metninden anlaşılan veya geçerliliğini temelden etkileyen 'mutlak defiler' ileri sürülebilir.
2
Seçeneklerdeki savunmaların hukuki niteliğini (mutlak veya nispi) belirle.
Bedelsizlik, hile, hatır senedi ve harici ödeme nispi (şahsi) defilerdir. Fiil ehliyetsizliği ise mutlak def'idir.
Nispi defiler sadece sözleşmenin diğer tarafına veya kötüniyetli hamile karşı ileri sürülebilirken, mutlak defiler herkese karşı kullanılabilir.
3
Doğru seçeneği tespit et.
Ehliyetsizlik iddiası mutlak defi olduğu için iyiniyetli hamil (U)'ya karşı da geçerli olarak ileri sürülebilir.
İmzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca, ehliyetsiz kişinin imzası geçersizdir ve bu durum hamilin iyiniyetinden etkilenmez.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Mutlak ve Nispi Defiler
Question 127Question

Beyaz eşya ticareti yapan bir tacir, sattığı ürünlerin bedeli olarak aldığı ve henüz vadesi dolmamış bir bonoyu, iş seyahati sırasında konakladığı otelde çaldırmıştır. Tacir, senedin kimin tarafından çalındığını bilmemektedir ve senedin hükümden düşürülmesi için hukuki yollara başvurmak istemektedir.

Bu tacirin başvuracağı hukuki süreç ve senedin iptali usulü dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Senedi elinde bulunduran kişinin kimliğinin yargılama sürecinde tespit edilmesi hâlinde iptal davasına devam edilemez; mahkeme, davacıya bu kişiye karşı istirdat (geri alma) davası açması için uygun bir süre verir.

Answer

Senedi elinde bulunduran kişinin yargılama sırasında tespit edilmesi durumunda iptal davasına devam edilemeyeceği ve davacıya istirdat davası açması için süre verileceğini belirten ifade doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu madde 758 düzenlemesine göre, iptal davasının en temel şartlarından biri senedi elinde bulunduran kişinin kim olduğunun bilinmemesidir. Eğer dava devam ederken senedi elinde bulunduran kişinin kimliği tespit edilirse, artık o kişiye karşı doğrudan senedin iadesi talebiyle 'istirdat (geri alma) davası' açılması zorunludur. Mahkeme iptal davasına devam edemez ve hak sahibine istirdat davası açması için makul bir mehil verir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki talebin niteliğini belirle.
Tacir, iradesi dışında elinden çıkan (çalınan) bononun iptalini talep etmektedir. Bu durum, kıymetli evrakın zayi olması nedeniyle açılan iptal davası kapsamına girer.
Uygulanacak usul ve esas kurallarını (TTK m. 757 ve devamı) tespit etmek için talebin türü belirlenmelidir.
2
İptal davasının asli şartlarını değerlendir.
İptal davasının ön koşulu, senedi fiilen elinde bulunduran (haksız zilyet) kişinin bilinmiyor olmasıdır. Dava asliye ticaret mahkemesinde hasımsız olarak açılır.
Davanın kime karşı açılacağı veya açılamayacağı konusundaki usul kurallarını analiz etmek için.
3
Yargılama sırasında senedi elinde bulunduranın tespit edilmesi kuralını (TTK m. 758) uygula.
Kanuna göre, yargılama sürerken senedi elinde bulunduran kişi tespit edilirse mahkeme iptal davasını durdurur ve davacıya senedi elinde bulundurana karşı istirdat (geri alma) davası açması için kesin bir süre verir.
Davacının hakkını doğrudan haksız zilyetten talep etmesi gerektiği emredici kuralının bir sonucudur.

Key Concept

Kıymetli evrakta zayi nedeniyle iptal davası şartları ve istirdat davası ayrımı
Question 128Question

Emre yazılı bir poliçenin lehtarı olan Aslı, vadesi geldiğinde senet bedelini kendisi adına tahsil etmesi için poliçeyi arkadaşı Burak'a vermek istemiştir. Üçüncü kişilerin Burak'ın yetkisini sorgulamasını istemeyen Aslı, poliçenin üzerine 'bedeli tahsil içindir' veya benzeri bir kayıt düşmek yerine, herhangi bir kayıt koymaksızın tam ciro (temlik cirosu) yaparak senedi Burak'a devretmiştir (inançlı ciro). Daha sonra Burak, Aslı ile aralarındaki bu özel anlaşmaya aykırı hareket ederek, senedi ticari bir borcuna karşılık iyiniyetli üçüncü kişi Cengiz'e ciro ve teslim yoluyla devretmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Dış görünüşü itibarıyla tam bir temlik cirosu yapılmış olduğundan, senedi iyiniyetle devralan Cengiz mülkiyet hakkını kazanır ve Aslı inanç anlaşmasına dayalı iddialarını Cengiz'e karşı ileri süremez.

Answer

Dış görünüşü itibarıyla tam bir temlik cirosu yapılmış olduğundan, senedi iyiniyetle devralan Cengiz mülkiyet hakkını kazanır ve Aslı inanç anlaşmasına dayalı iddialarını Cengiz'e karşı ileri süremez.
Kıymetli evrak hukukunda, tahsil amacıyla verilmek istenen bir poliçenin üzerine tahsil cirosu kaydı düşülmeyip şeklen temlik cirosu yapılarak devredilmesine 'inançlı ciro' veya 'gizli tahsil cirosu' denir. Dış görünüşü itibarıyla bu işlem bir temlik cirosu olduğundan, senedi devralan kişi senedin maliki sıfatını şeklen kazanır ve geniş tasarruf yetkisine sahip olur. Bu kişi senedi aralarındaki inanç anlaşmasına aykırı olarak iyiniyetli bir üçüncü kişiye devrederse, üçüncü kişi senedin mülkiyetini geçerli olarak kazanır. Kıymetli evrakın soyutluk ilkesi ve def'ilerin sınırlandırılması kuralı gereği, ilk devreden kişi ile devralan arasındaki inanç anlaşması (nispi def'i), senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmeyen (iyiniyetli) üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez. Bu sebeple Cengiz senedin meşru hamili olur.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki ilk devir işleminin (Aslı'dan Burak'a) hukuki niteliğini saptamak.
Devir işlemi şeklen bir temlik cirosudur, ancak taraflar arasındaki iç ilişki tahsil amacı taşıdığı için bu işlem bir 'inançlı (gizli) ciro'dur.
Senedin üzerine tahsil amacı güdüldüğüne dair bir şerh düşülmemesi, dışarıdan bakıldığında işlemi bir temlik cirosu haline getirir.
2
İnançlı cironun üçüncü kişilere (dış dünyaya) karşı etkisini değerlendirmek.
İnançlı ciro, üçüncü kişilere karşı normal bir temlik cirosunun sonuçlarını doğurur. Burak, senedin tam yetkili maliki gibi görünür.
Kıymetli evrak hukukunda görünüşe güven ve senet metninin esas alınması ilkeleri geçerlidir.
3
Üçüncü kişi konumundaki Cengiz'in kazanımını ve iyiniyetini değerlendirmek.
Cengiz inanç anlaşmasını bilmeden senedi iktisap ettiği için iyiniyetli hamil konumundadır. Bu nedenle mülkiyeti geçerli olarak kazanır.
Poliçe borçlusu veya senedi devreden kişi, kendi ile önceki hamillerden biri arasındaki doğrudan ilişkiden doğan def'ileri (nispi def'ileri), senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmemiş olan üçüncü kişiye karşı ileri süremez.

Key Concept

İnançlı Ciro ve İyiniyetli Üçüncü Kişilerin Korunması
Question 129Question

Bir makine parçası üreticisi olan (X), fabrikasının yenilenmesi işini üstlenen müteahhit (Y)'ye, yapacağı işlerin avansı niteliğinde 400.000 TL bedelli, emre yazılı bir bono düzenleyip vermiştir. (Y), bu senedi inşaat malzemeleri satın aldığı (Z)'ye ciro ve teslim yoluyla devretmiştir. Ancak (Y) inşaat işine hiç başlamamış ve aralarındaki eser sözleşmesi (X) tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Senedin vadesi geldiğinde (Z), senedi ibraz ederek (X)'ten ödeme talep etmiştir. (X), inşaatın yapılmadığını ve borcunun doğmadığını ileri sürerek ödemeyi reddetmiştir.

Kıymetli evrak hukukuna egemen olan ilkeler çerçevesinde, bu olayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kıymetli evrakın soyutluk ilkesi gereği senet düzenlenmekle temel ilişkiden bağımsız bir nitelik kazandığından, (X)'in eser sözleşmesinin feshedildiğine yönelik savunması iyi niyetli hamil (Z)'ye karşı ileri sürülemez.

Answer

Kıymetli evrakın soyutluk ilkesi gereği senet düzenlenmekle temel ilişkiden bağımsız bir nitelik kazandığından, (X)'in eser sözleşmesinin feshedildiğine yönelik savunması iyi niyetli hamil (Z)'ye karşı ileri sürülemez.
Kıymetli evrak hukukunda geçerli olan 'soyutluk (mücerretlik) ilkesi' uyarınca, senet düzenlenip verildikten sonra temel ilişkiden (örneğin satış veya eser sözleşmesinden) bağımsız bir hukuki varlık kazanır. Bu kural, senedin dolaşım güvenliğini sağlamak için getirilmiştir. Temel ilişkinin geçersiz olması veya feshedilmesi (bedelsizlik), sadece temel ilişkinin tarafları (olayda X ve Y) arasında ileri sürülebilen 'nispi (şahsi) bir defi'dir. Türk Ticaret Kanunu'na göre, asıl borçlu bu şahsi defileri, senedi devralan iyi niyetli üçüncü kişilere (hamil Z'ye) karşı ileri süremez. Bu nedenle X, sözleşmenin feshedildiği gerekçesiyle Z'ye ödeme yapmaktan kaçınamaz.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki taraflar arasındaki hukuki ilişkilerin niteliğini belirlemek.
(X) ile (Y) arasında bir temel ilişki (eser sözleşmesi) ve bu ilişkiye dayanarak düzenlenmiş bir kambiyo senedi (bono) ilişkisi bulunmaktadır. (Z) ise senedi devralan üçüncü kişi konumundadır.
Kıymetli evrakın tarafları arasındaki temel ilişki ile kambiyo ilişkisinin ayrımını yapmak, sorunun çözümünün temelidir.
2
Kıymetli evrak hukukundaki 'soyutluk' (mücerretlik) ilkesini olaya uygulamak.
Soyutluk ilkesi gereği, kıymetli evrak düzenlenip ilk lehtara verildikten sonra, doğmasına neden olan temel ilişkiden bağımsızlaşır.
Bu ilke, kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) kabiliyetini ve kamu güvenini sağlamak için kabul edilmiştir.
3
Temel ilişkideki eksikliklerin (bedelsizlik) kime karşı ileri sürülebileceğini değerlendirmek.
Eser sözleşmesinin feshedilmesi (bedelsizlik) nispi bir defi (şahsi defi) olup, kural olarak sadece temel ilişkinin tarafı olan (Y)'ye karşı ileri sürülebilir. Senedi devralan üçüncü kişi (Z)'nin kötü niyetli olduğu ispat edilmedikçe bu defi ona karşı ileri sürülemez.
Nispi defiler ancak işlemin tarafları arasında geçerlidir; dolaşım güvenliğini korumak adına iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Soyutluk ve Nispi Defiler
Question 130Question

Bir poliçenin meşru hamili konumundaki (X) Anonim Şirketi, senedi ticari ilişkisi bulunan (Y) Limited Şirketi'ne devrederken ciro şerhine "Sipariş edilen hammaddelerin zamanında teslim edilmesi koşuluyla" ibaresini eklemiş ve senedin arkasını imzalamıştır. Daha sonra (Y) Limited Şirketi ise nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla senedin arkasına "Bu poliçe bedelinin sadece yarısı devredilmiştir" kaydını düşerek senedi (Z) A.Ş.'ye ciro etmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, yapılan bu ciro işlemlerinin hukuki akıbetiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: (X) Anonim Şirketi'nin cirosundaki şart yazılmamış sayılır ve ciro geçerliliğini korur; (Y) Limited Şirketi'nin yaptığı kısmi ciro ise batıldır.

Answer

(X) Anonim Şirketi'nin cirosundaki şartın yazılmamış sayılarak cironun geçerliliğini koruduğu, (Y) Limited Şirketi'nin yaptığı kısmi cironun ise batıl olduğu seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu madde 682 son derece nettir: Ciro kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Ciroya yazılan her türlü şart 'yazılmamış sayılır'. Yani (X) A.Ş.'nin cirosundaki hammadde teslimine ilişkin şart hukuken yok hükmündedir ve ciro tüm sonuçlarıyla geçerlidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise 'kısmi ciro batıldır'. Bu sebeple (Y) Limited Şirketi'nin bedelin sadece yarısı için yaptığı ciro hukuken hiçbir sonuç doğurmaz ve kesin olarak geçersizdir.

Step-by-Step Solution

1
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) ciroya ilişkin şekil şartlarını ve şarta bağlı ciro kuralını (Madde 682/1) analiz etmek.
Kanuna göre ciro kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Ciroya yazılan her türlü şart 'yazılmamış sayılır'. Yani ciro geçerli bir şekilde doğar, şart hiç yazılmamış gibi işlem görür.
Kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) kabiliyetinin ve güvenilirliğinin zedelenmemesi gerekir.
2
TTK'nın kısmi ciroya ilişkin kuralını (Madde 682/2) analiz etmek.
Poliçe bedelinin sadece bir kısmının devredilmesini amaçlayan 'kısmi ciro' kanunun emredici hükmü gereğince batıldır (kesin hükümsüzdür).
Senet üzerindeki alacağın bölünmesi, ciro silsilesini ve borçluların sorumluluğunu takip edilemez bir karmaşaya sürükleyeceği için kanun koyucu buna izin vermemiştir.
3
Bu kuralları olaydaki (X) ve (Y) şirketlerinin işlemlerine uygulamak.
(X) şirketinin teslim koşulu içeren şartlı cirosunda şart yazılmamış sayılır ve ciro işlemi tam olarak geçerlidir. (Y) şirketinin senedin yarısını devreden cirosu ise batıldır.
Her iki durum için TTK'da farklı yaptırımlar (yazılmamış sayılma ve butlan) öngörülmüştür.

Key Concept

Poliçede Cironun Şekli ve Şartları (Şartlı Ciro ve Kısmi Ciro Ayrımı)
Question 131Question

Düzenleyen (D), emre yazılı bir poliçe düzenleyerek lehtar (L)'ye teslim etmiştir. Lehtar (L), poliçenin arka yüzüne sadece imzasını atarak senedi (H1)'e devretmiştir. (H1) ise poliçenin arkasına kendi imzasını atmadan ve (L)'nin imzasının üzerindeki boşluğu da doldurmadan, senedi ticari bir ilişkisi kapsamında sadece elden teslim yoluyla (H2)'ye devretmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, (H1)'in yaptığı bu devir işlemi ve poliçeden doğan sorumluluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devir işlemi geçerli olup, (H1) senede kendi imzasını atmadığı için poliçenin ödenmemesi durumunda kambiyo hukuku kapsamında müracaat borçlusu olarak sorumlu tutulamaz.

Answer

Yapılan devir işlemi geçerli olmakla birlikte, devreden kişi senede kendi imzasını atmadığı için kambiyo hukuku kapsamında müracaat borçlusu olarak sorumlu tutulamayacağını ifade eden seçenek doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu'na göre, beyaz ciro ile devralınan bir poliçenin hamil tarafından senede herhangi bir imza atılmadan ve yeni bir ciro yapılmadan, salt teslim yoluyla başkasına devredilmesi kanunen mümkündür ve bu devir bütünüyle geçerlidir. Kambiyo senetlerinde borç altına girmek ve müteselsil sorumluluğa dahil olmak için senede imza atmak zorunludur. Senedi sadece teslim yoluyla devreden kişi poliçeye kendi imzasını koymadığından, ciro edenlerin sahip olduğu 'garanti fonksiyonu' gereği ödenmeme riskini üstlenmez ve senedin vadesinde ödenmemesi halinde müracaat borçlusu sıfatıyla sorumlu tutulamaz.

Step-by-Step Solution

1
İşlemin hukuki niteliğini tespit etmek
(L)'nin senedin arkasına sadece imza atması beyaz ciro işlemidir. (H1)'in senedi doldurmadan ve imza atmadan teslimi ise zilyetliğin devri suretiyle devirdir.
Beyaz ciro kurallarını ve devir yöntemlerini doğru uygulamak.
2
Sorumluluğun doğması için gereken şartları incelemek
Kambiyo hukukunda poliçe bedelinden sorumlu olmanın temel şartı senede bizzat imza atmaktır (imzaların bağımsızlığı ilkesi).
Poliçede garanti fonksiyonunun kimleri kapsadığını belirlemek.
3
Sonucun olaydaki yansımasını değerlendirmek
Devir işlemi yasal olarak geçerlidir; (H2) meşru hamil olur ancak senedi sadece elden teslim eden (H1) imza atmadığı için kambiyo taahhüdü altına girmemiştir.
Olaydaki kişilerin hak ve borçlarını doğru nitelendirerek çözüme ulaşmak.

Key Concept

Poliçede Beyaz Ciro ve Zilyetliğin Devri Yoluyla Sorumluluk
Question 132Question

Mobilya üreticisi Tarık, hammadde alımı amacıyla tedarikçi Veli emrine bir bono düzenleyerek teslim etmiştir. Veli bu bonoyu ticari borçlarına karşılık Yasin'e, Yasin ise Zeynep'e ciro yoluyla devretmiştir. Senedin meşru hamili olan Zeynep, vade gününde ödeme talebiyle Tarık'a başvurmuştur.

Zeynep'in senedi devralırken bilerek Tarık'ın zararına hareket etme kastı (kötüniyeti) bulunmadığı bilindiğine göre, Tarık aşağıdaki defilerden hangisini Zeynep'e karşı ileri süremez?

Show answer & explanation

Answer: Tarık ile Veli arasındaki sözleşmenin iptal edilmesi sebebiyle senedin bedelsiz kalmış olması

Answer

Tarık ile Veli arasındaki sözleşmenin iptal edilmesi sebebiyle senedin bedelsiz kalmış olması
Kıymetli evrak hukukunda, senedin ihdas edilmesine (düzenlenmesine) neden olan temel ilişkiden kaynaklanan itirazlar (örneğin malların teslim edilmemesi, sözleşmenin feshedilmesi veya bedelsizlik), nispi (şahsi) defi niteliğindedir. Türk Ticaret Kanunu uyarınca, poliçe, bono veya çeke dayanan borçlu, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki hamil, senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Olayda Zeynep'in böyle bir kastı bulunmadığı açıkça belirtildiğinden, Tarık temel ilişkideki bedelsizlik defisini ona karşı ileri süremez.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki kişilerin hukuki statülerini belirleme
Tarık senedi düzenleyen (borçlu), Zeynep ise iyiniyetli yetkili hamildir.
Kıymetli evrakta defilerin kime karşı ileri sürülebileceği, hamile geçiş şekline ve hamilin iyiniyetli olup olmamasına bağlıdır.
2
Mutlak ve nispi defi ayrımını uygulama
Mutlak defiler herkese karşı ileri sürülebilirken, nispi defiler kural olarak sadece doğrudan ilişki içinde bulunulan kişiye karşı ileri sürülebilir.
Kanun koyucu, kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) güvenliğini korumak amacıyla nispi defilerin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini yasaklamıştır.
3
Seçeneklerdeki defilerin türünü tespit etme
Sahtelik, ehliyetsizlik, şekil eksikliği ve zamanaşımı mutlak defilerdir. Ancak sözleşmenin geçersizliği nedeniyle senedin bedelsiz kalması, temel ilişkiden doğan nispi bir defidir.
Zeynep senedi devralırken kötüniyetli olmadığı için, Tarık Veli'ye karşı sahip olduğu bu nispi defiyi Zeynep'e karşı ileri süremez.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Mutlak ve Nispi Defiler Ayrımı
Question 133Question

Tarım ürünleri ihracatı yapan bir anonim şirket, ticari bir ilişkiden doğan alacağına karşılık teslim aldığı emre yazılı bir bonoyu, şirket merkezinde meydana gelen bir su baskını sonucunda zayi etmiştir. Şirket yetkilileri, hak kaybına uğramamak için hukuki yollara başvurmak istemektedir.

Bu olayda kıymetli evrakın zayi olması ve iptal davası süreciyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Senedin iptali talebiyle açılacak dava hasımsız bir çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Answer

Senedin iptali talebiyle açılacak dava hasımsız bir çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Kıymetli evrakın zayi olması (kaybolması, yanması vb.) durumunda hak sahibinin açacağı iptal davası, niteliği gereği bir çekişmesiz yargı işidir. Ortada bilinen belirli bir davalı olmadığı için hasımsız olarak açılır. Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca kıymetli evrakla ilgili davalar mutlak ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Doğru ifade bu hukuki usulü tam ve eksiksiz olarak yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Kıymetli evrak iptal davasının hukuki niteliğini belirle.
İptal davası, belirli bir kişiye karşı açılmadığından çekişmesiz yargı işidir ve hasımsız olarak görülür.
Zayi olan senedin kimin elinde olduğu genellikle bilinmediğinden, dava doğrudan bir şahsa karşı (husumet yöneltilerek) açılamaz.
2
Görevli mahkemeyi tespit et.
Kıymetli evrak hukukundan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava sayılır, bu nedenle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca kıymetli evrakla ilgili talepler Asliye Ticaret Mahkemesinin yetki ve görev alanına girer.
3
İptal kararının etkisini analiz et.
İptal kararı temel hakkı (alacağı) yok etmez, yalnızca hakkın senetsiz kullanılabilmesini sağlar.
Kıymetli evrakın temel ilişkiden bağımsızlığı kuralı gereği, belgenin iptali, altındaki borç ilişkisini sona erdirmez.

Key Concept

Kıymetli evrakın zayi olması halinde görevli mahkeme ve davanın hukuki niteliği.
Question 134Question

Bir anonim şirketi kambiyo taahhüdünde bulunma konusunda temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyesi Bay (A), şirket kaşesini kullanarak şirket adına bir poliçe keşide etmiş ve lehtar Bay (B)'ye teslim etmiştir. Bay (B), poliçeyi ayırt etme gücünden tamamen yoksun olan Bayan (C)'ye ciro etmiştir. Bayan (C) ise senedi Bay (D)'ye ciro ederek devretmiştir. Son olarak Bay (D), senedi ciro yoluyla Bay (E)'ye aktarmıştır.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu poliçedeki taahhütler ve sorumluluk ilişkileri hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bay (A) poliçeyi yetkisiz olarak imzaladığı için senet bedelinden bizzat sorumludur; ayrıca Bayan (C)'nin ehliyetsizliği, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği senedi imzalayan diğer kişilerin sorumluluğunu etkilemez.

Answer

Doğru seçenek, Bay (A)'nın yetkisiz imzası sebebiyle bizzat sorumlu olduğu ve Bayan (C)'nin ehliyetsizliğinin diğer imzaları etkilemediği ifadesini içeren seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 678 uyarınca, bir poliçeye temsile yetkisi olmadığı hâlde başkası adına imza atan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumlu olur. Bu sebeple şirketin değil, işlemi bizzat yapan Bay (A)'nın şahsen sorumluluğu doğar. Ayrıca TTK madde 677'de düzenlenen 'imzaların bağımsızlığı' ilkesi gereğince, poliçedeki imzalardan biri ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olsa bile (olayımızda Bayan C), bu durum diğer geçerli imzaların taahhüt gücünü etkilemez. Dolayısıyla diğer borçluların sorumluluğu kesintisiz devam eder.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki yetkisiz temsil durumunu ve sonucunu tespit etmek
TTK m. 678 gereği, temsil yetkisi olmayan Bay (A)'nın şirket adına imza atması şirketi bağlamaz. Bay (A) poliçeden dolayı bizzat kendisi sorumlu olur.
Kambiyo hukukunda temsile yetkisi olmayan kişinin attığı imzanın tüzel kişiyi değil, işlemi yapan kişiyi bağlayacağı kuralının uygulanması gerekir.
2
Olaydaki ehliyetsizlik durumunun senede etkisini analiz etmek
Bayan (C)'nin tam ehliyetsiz olması nedeniyle attığı imza hukuken geçersizdir ve kendisini bağlamaz.
Kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için fiil ehliyetine sahip olmak zorunludur.
3
İmzaların bağımsızlığı ilkesini olaya uygulamak
TTK m. 677 uyarınca, ehliyetsiz Bayan (C)'nin imzasının senedin içinde yer alması, Bay (B), Bay (D) ve Bay (E)'nin taahhütlerinin geçerliliğini etkilemez.
Kambiyo senetlerinde her imza bağımsız olarak kendi sahibini bağlar; bir imzanın geçersizliği diğerlerine sirayet etmez.

Key Concept

Kambiyo Senetlerinde Yetkisiz Temsil ve İmzaların Bağımsızlığı İlkesi
Estimated Time:1m 30s
Question 135Question

Bir beyaz eşya mağazası işleten Kemal, tedarikçisi Lale'den aldığı mallara karşılık kendi düzenlediği bir poliçeyi ona teslim etmiştir. Lale, ticari ilişkisi bulunan Metin'e poliçeyi tam ciro ile devretmiştir. Ancak daha sonra Metin'in, senedi ciro ettiği tarihte ayırt etme gücünden tamamen yoksun olduğu anlaşılmıştır. Senedi Metin'den fiziken devralan Nuri, kendisini patronu Orhan'ın ticari vekili gibi tanıtarak poliçenin arka yüzüne "Orhan adına vekili Nuri" yazıp imzalayarak senedi Polat'a ciro etmiştir. Gerçekte ise Nuri'nin Orhan'ı kambiyo taahhüdü altına sokma konusunda hiçbir temsil yetkisi bulunmamaktadır. Polat da senedi son olarak vadesinden önce Rıza'ya devretmiştir.

Vadesinde ödenmeyen bu poliçeyle ilgili kambiyo hukuku ilkeleri dikkate alındığında, hamil Rıza'nın müracaat hakları ve senedin geçerliliği hakkında aşağıdakilerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İmzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca Metin'in ehliyetsizliği diğer imza sahiplerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve yetkisiz olarak Orhan adına imza atan Nuri poliçeden bizzat sorumlu olur.

Answer

İmzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca ehliyetsizliğin diğer imza sahiplerinin sorumluluğunu kaldırmayacağını ve yetkisiz temsilcinin poliçeden bizzat sorumlu olacağını ifade eden seçenek doğrudur.
Türk Ticaret Kanunu'na göre, kambiyo senetlerinde yer alan imzalardan bazılarının ehliyetsiz kişilere ait olması veya temsil yetkisi olmadan atılması, senedin ve diğer geçerli imzaların hukuki niteliğini etkilemez. Bu duruma kambiyo hukukunda 'imzaların bağımsızlığı ilkesi' denir. Olayda Metin'in ehliyetsizliği senedin geçerliliğini ve diğer imza sahiplerinin (Kemal, Lale, Polat) sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ayrıca temsil yetkisi olmadığı hâlde başka birisi (Orhan) adına poliçe imzalayan kişi (Nuri), poliçeden bizzat kendisi sorumlu olur. Bu nedenle meşru hamil olan Rıza'nın yetkisiz vekil Nuri'ye ve ehliyeti tam olan diğer ilgililere başvurma hakkı bulunmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Metin'in imzasının ehliyetsizlik bağlamında hukuki sonucunu değerlendirmek.
Metin tam ehliyetsiz olduğu için senede attığı imza kendisini bağlamaz (kambiyo sorumluluğu doğmaz). Ancak 'imzaların bağımsızlığı ilkesi' uyarınca bu geçersiz imza, senedin üzerindeki önceki ve sonraki geçerli imzaların hukuki sıhhatini zedelemez.
Kambiyo senetlerinde her bir taahhüt kendi içinde değerlendirilir; ehliyetsizlik yalnızca o işlemi yapanın sorumluluğunu kaldırır.
2
Nuri'nin yetkisiz temsilci sıfatıyla attığı ciro imzasının sonuçlarını saptamak.
Nuri, temsil yetkisi olmadığı hâlde Orhan adına imza atmıştır. Bu durumda Orhan sorumlu tutulamaz, ancak ticari kurallar gereği yetkisiz vekil sıfatıyla hareket eden Nuri, sanki senedi kendi adına imzalamış gibi bizzat sorumlu olur.
Ticari güvenliğin ve senede olan itimadın korunması amacıyla kanun, yetkisiz temsilciyi doğrudan sorumluluk altına sokmaktadır.
3
Hamil Rıza'nın meşruiyetini ve başvurabileceği kişileri tespit etmek.
Ciro silsilesi görünüşte kopmamış olduğu için Rıza meşru hamildir. Rıza, senedin ödenmemesi hâlinde ehliyetsiz olan Metin'e ve temsil edilmeyen Orhan'a gidemez; fakat düzenleyen Kemal, lehtar Lale, yetkisiz vekil Nuri ve ciranta Polat'a karşı müracaat haklarını kullanabilir.
Geçerli imzalar, kanunun aradığı güvenceyi sağlayarak senedin hamiline müracaat imkânı sunmaya devam eder.

Key Concept

Kambiyo Senetlerinde İmzaların Bağımsızlığı ve Yetkisiz Temsilin Hukuki Sonuçları
Estimated Time:1m 30s
Question 136Question

Bir lojistik firmasının sahibi olan (L), ticari bir faaliyeti kapsamında kendisine ciro edilmiş olan emre yazılı bir bonoyu ofisinde çıkan yangın sebebiyle zayi etmiştir. Durumu derhal fark eden (L), hak kaybına uğramamak için yasal yollara başvurmak istemektedir.

Buna göre, senedin iptali süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Senedin iptali davası, senedi düzenleyen asıl borçluya husumet yöneltilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.

Answer

Senedin iptali davasının asıl borçluya husumet yöneltilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacağını belirten ifade yanlıştır.
Kıymetli evrakın zayi olması sebebiyle açılacak iptal davası, niteliği gereği bir çekişmesiz yargı işidir. Bu nedenle herhangi bir kişiye (borçluya veya düzenleyene) husumet yöneltilmeden, hasımsız olarak açılır. Ayrıca ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Davanın husumet yöneltilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacağını belirten ifade TTK kurallarına açıkça aykırı olduğundan aranılan yanlış bilgidir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünün ve istenen bilginin incelenmesi
Senet iptali süreciyle ilgili verilen beş ifadeden hukuken yanlış olanın bulunması gerektiği tespit edilmiştir.
Zayi olan kıymetli evrakın iptali sürecinin, görevli mahkeme, taraflar, süreler ve kararın sonuçları açısından bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadelerin TTK hükümleri ışığında değerlendirilmesi
Davanın hasımlı olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacağını belirten ifadenin hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.
TTK uyarınca kıymetli evrakın iptali talepleri çekişmesiz yargı işidir, hasımsız açılır ve bu tür ticari işlerde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Key Concept

Kıymetli Evrakın İptali Süreci, Görevli Mahkeme ve Hasımsız Dava Niteliği
Question 137Question

İhracatçı (A) A.Ş., ticari ilişkisi kapsamında ithalatçı (B) Limited Şirketi üzerine bir poliçe keşide ederek alacaklısına teslim etmiştir. Poliçenin incelenmesinde senedin üzerinde birtakım ihtiyari kayıtların yer aldığı ve bazı şekil unsurlarında tartışmalı durumlar bulunduğu görülmüştür.

Kıymetli evrak hukukunda poliçeye eklenecek bazı kayıtların yasaya aykırı olması sadece o kaydın "yazılmamış sayılması" yaptırımına tabi tutulurken, senedin kurucu unsurlarında yer alan eksiklikler senedin poliçe vasfını tamamen ortadan kaldırır.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, bu poliçedeki kayıtlar ve eksikliklerin senedin geçerliliğine olan etkisiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Poliçe metninde "Senet bedelinin ödenmesi, malların gümrükten sorunsuz geçmesi şartına tabidir" şeklinde bir kayıt varsa; sadece bu şart yazılmamış sayılır, senet poliçe olarak geçerliliğini korur.

Answer

Bedelin ödenmesinin gümrükten geçme şartına bağlanması durumunda sadece şartın yazılmamış sayılacağını ve poliçenin geçerliliğini koruyacağını ifade eden seçenektir.
Türk Ticaret Kanunu m.671 uyarınca poliçenin temel unsurlarından biri 'kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme havalesi' içermesidir. Poliçe bedelinin ödenmesinin herhangi bir şarta bağlanması (örneğin malların gümrükten geçmesi), senedin kambiyo senedi (poliçe) niteliğini tamamen ortadan kaldırır. Kanunda bu durum için 'sadece şarta ilişkin kayıt yazılmamış sayılır' şeklinde bir yaptırım yoktur; senedin bütünü poliçe vasfını kaybeder. Bu nedenle ödemenin şarta bağlanmasına rağmen poliçenin geçerliliğini koruyacağını belirten ifade açıkça yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Poliçenin zorunlu şekil şartları ve özellikleri incelenir.
TTK m.671 gereği poliçenin 'kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme havalesi' içermesi zorunludur.
Ödemenin herhangi bir şarta bağlanıp bağlanmadığının tespiti poliçenin geçerliliğini doğrudan etkiler.
2
Seçeneklerdeki ihtiyarî kayıtlar ve eksiklikler kategorize edilir.
Faiz kaydı (belirli vadede) ve ödememe sorumsuzluğu kaydı sadece kendileri geçersiz (yazılmamış) olan kayıtlardır. Kabul edilmeme sorumsuzluğu ise geçerli bir kayıttır.
Yazılmamış sayılan kayıtlar senedin poliçe vasfına zarar vermezken, kurucu unsurlardaki (şartsız havale gibi) eksiklikler senedi batıl kılar.
3
Şarta bağlı ödeme talimatının sonucu tespit edilir.
Ödemenin 'gümrükten sorunsuz geçme' şartına bağlanması, senedin kurucu unsuru olan kayıtsız şartsız havale kuralını ihlal ettiğinden senedin bütünüyle poliçe vasfını yitirmesine (batıl olmasına) yol açar.
Kurucu unsur ihlalinde 'sadece ilgili kayıt yazılmamış sayılır' kuralı uygulanamaz.

Key Concept

Poliçede Zorunlu Unsurlar ve İhtiyari Kayıtların Geçerliliği
Question 138Question

Bir holdingin hazine departmanında uzman yardımcısı olarak göreve başlayan Can, piyasada işlem gören farklı nitelikteki kıymetli evrakların hukuki yapısını incelemektedir. Can, özellikle senetlerin piyasadaki el değiştirme kolaylığı (tedavül kabiliyeti) ile senet bedelini ödeyecek borçlunun hukuki durumunu koruyan kurallar (teşhis fonksiyonu) arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır.

Buna göre, kıymetli evrakın sınıflandırılması ve devir rejimlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hamiline yazılı senetler, yalnızca zilyetliğin devri ile el değiştirebildikleri için tedavül kabiliyeti en yüksek olan senet türüdür ve borçlu, hile veya ağır kusuru olmaksızın senedi ibraz edene ödeme yaparak borcundan kurtulur.

Answer

Kıymetli evrak türleri arasında tedavül kabiliyeti en yüksek olanların hamiline yazılı senetler olduğu ve borçlunun hile veya ağır kusuru olmaksızın ibraz edene ödeme yaparak borcundan kurtulacağı ifade edilen seçenektir.
Hamiline yazılı senetlerin devri için yalnızca senedin teslimi (zilyetliğin geçirilmesi) yeterlidir; ciro işlemine veya alacağın temlikine ihtiyaç duyulmaz. Bu şekil serbestisi, onlara piyasada en yüksek tedavül (dolaşım) kabiliyetini sağlar. Ayrıca kıymetli evrak hukukundaki teşhis fonksiyonu gereğince borçlu, senedi fiziken ibraz eden kişiye hile veya ağır kusuru bulunmadığı sürece yapacağı iyiniyetli ödeme ile borcundan tamamen kurtulur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünün analizi
Sorunun, kıymetli evrak türlerinin tedavül kabiliyeti (devir kolaylığı) ve teşhis fonksiyonu (borçluyu koruyan ödeme kuralı) yönünden karşılaştırılmasını istediği belirlenir.
Kıymetli evrak sınıflandırmasında devir rejimlerinin nasıl işlediğinin ve borçlu üzerindeki hukuki etkilerinin tespit edilmesi gereklidir.
2
Hamiline yazılı senetlerin değerlendirilmesi
Hamiline yazılı senetlerin sadece zilyetliğin devri (teslim) ile devredildiği, bu nedenle tedavül kabiliyetlerinin en yüksek seviyede olduğu saptanır.
Hamiline yazılı senetlerde ciro veya alacağın temliki gibi şekli şartlar aranmadığından el değiştirme süreci en hızlı ve kolay olan kıymetli evrak tipidir.
3
Seçeneklerin analizi ve doğru cevabın tespiti
Diğer seçeneklerde devir kuralları ve teşhis fonksiyonu hatalı eşleştirilmiştir. Sadece hamiline yazılı senetlerin kuralını ve teşhis fonksiyonunun sonucunu doğru açıklayan ifade tespit edilir.
Nama ve emre yazılı senetlerin devir şekillerine ve teşhis fonksiyonunun borçluyu araştırma yükünden kurtarma amacına dair yanılgılar elenerek doğru hukuki sonuca ulaşılır.

Key Concept

Kıymetli evrak türlerine göre devir usulleri ve borçlunun ödemesi (Teşhis fonksiyonu)
Question 139Question

Geçerli bir poliçeyi elinde bulunduran lehtar Ahmet, senedi tam ciro ile Banu'ya devretmiştir. Banu, poliçeyi Cem'e ciro ederken senet üzerine 'tekrar ciro edilemez' ibaresini yazmış ve altını imzalamıştır. Cem ise bu kayda rağmen senedi ciro ve teslim yoluyla Deniz'e devretmiştir. Senedin vadesinde muhatap tarafından ödenmemesi üzerine meşru hamil Deniz, kanuni süreler içinde ödememe protestosu çekmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, poliçedeki bu kayıt ve devir işlemleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Banu, poliçeye koyduğu yasaklayıcı kayıt nedeniyle, senedi Cem'den sonra devralan hamil Deniz'e karşı garanti sorumluluğu taşımaz.

Answer

Banu, poliçeye koyduğu yasaklayıcı kayıt nedeniyle, senedi Cem'den sonra devralan hamil Deniz'e karşı garanti sorumluluğu taşımaz.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir ciranta, poliçenin yeniden ciro edilmesini yasaklayabilir. Bu durumda ciranta, senedi doğrudan ciro ettiği kişiye karşı sorumluluğunu korurken, senedi daha sonra devralan hamillere karşı poliçenin ödenmemesinden kaynaklanan garanti sorumluluğundan kurtulur. Olayda Banu bu hakkını kullanmış olup, Cem'den sonraki hamil olan Deniz'e karşı başvuru borçlusu sıfatını taşımaz.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki ciro türünün ve eklenen kaydın niteliğini belirle.
Banu'nun işlemi bir cirantanın ciro yasağı (men kaydı) koymasıdır.
Sorumluluğun sınırlarının tespit edilmesi için kaydın kim tarafından konulduğu önemlidir.
2
Düzenleyen ile cirantanın yasaklayıcı kayıtlarının sonuçlarını karşılaştır.
Düzenleyen 'emre değildir' yazarsa senet nama yazılı olur ve temlik ile devredilir. Ciranta 'ciro edilemez' yazarsa senet ciro edilebilir kalır ancak o cirantanın sorumluluğu sınırlanır.
Kanun, senedi yaratan ile senedi devreden kişilerin yetkilerini farklı düzenlemiştir.
3
Banu'nun ciro yasağının kime karşı etkili olduğunu tespit et.
Banu, kendi ciro ettiği Cem'e karşı sorumlu olmaya devam eder, ancak senedi Cem'den devralan Deniz'e ve sonrakilere karşı garanti sorumluluğu taşımaz.
TTK madde 685/2 gereğince ciranta, poliçenin yeniden ciro edilmesini menedebilir; bu hâlde, poliçeyi sonradan ciro ettiklerine karşı sorumlu olmaz.

Key Concept

Cirantanın Ciro Yasağı Koyması ve Başvuru Sorumluluğunun Sınırlandırılması
Question 140Question

Matbaa işletmecisi Koray, kağıt tedarikçisi olan bir şirkete borcuna karşılık kendi kabul ettiği bir poliçeyi teslim etmiştir. Vade tarihi geldiğinde Koray, borcunun tamamını ilgili şirketin banka hesabına havale ederek ödemiştir. Ancak Koray, ödeme esnasında poliçeyi fiziken geri almayı unutmuş ve senet üzerine ödendiğine dair herhangi bir kayıt (şerh) düşülmesini de talep etmemiştir. Tedarikçi şirket, elinde kalan bu poliçeyi daha sonra kendi ticari borcuna karşılık, aralarındaki temel ilişkiden ve yapılan ödemeden tamamen habersiz olan iyiniyetli üçüncü kişi Nermin'e ciro ve teslim suretiyle devretmiştir.

Vade sonrasında Nermin'in ödeme talebiyle başvurması üzerine Koray'ın hukuki durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Koray, borcu daha önce ödediği yönündeki savunmasını iyiniyetli hamil Nermin'e karşı ileri süremez ve poliçe bedelini Nermin'e de ödemekle yükümlü olur.

Answer

Borcun daha önce ödendiği savunmasının iyiniyetli hamil Nermin'e karşı ileri sürülemeyeceği ve poliçe bedelinin ona da ödenmesi gerektiği yönündeki ifadedir.
Kıymetli evrak hukukunda, borçlunun temel ilişkideki alacaklısına ödeme yapmış olması nispi (şahsi) bir defidir. Borçlu, ödeme yaptığı sırada senedi geri almaz veya senet üzerine ödendiğine dair bir kayıt (şerh) düşülmesini sağlamazsa, görünüşte haklılık ilkesi gereği senet tedavül etmeye devam eder. Türk Ticaret Kanunu uyarınca borçlu, kendisiyle doğrudan doğruya ilişki içinde bulunmayan iyiniyetli hamil üçüncü kişilere karşı şahsi defilerini ileri süremez. Bu kural, kıymetli evrakın güvenle el değiştirmesini (tedavül güvenliğini) sağlamak için konulmuştur. Koray senedi geri almadığı için, senedi devralan iyiniyetli Nermin'e de ödeme yapmak zorundadır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki defi türünü tespit etme
Borcun havale yoluyla ödenmiş olması olgusu, 'ödeme defisi' olarak nitelendirilir.
Borçlu, temel ilişkideki alacaklısına karşı ifayı gerçekleştirdiğini savunmaktadır.
2
Ödeme defisinin hukuki niteliğini belirleme
Ödeme defisi, kural olarak nispi (şahsi) bir defidir.
Sadece senedi devreden temel ilişki tarafına karşı ileri sürülebilir; senet metninden anlaşılan veya herkesçe bilinebilecek mutlak bir defi (ehliyetsizlik, sahtelik vb.) değildir.
3
Hamilin iyiniyet durumunu ve senet üzerindeki kayıtları değerlendirme
Senet üzerinde ödemeye dair bir şerh yoktur ve hamil Nermin durumdan habersiz, iyiniyetli bir üçüncü kişidir.
Türk Ticaret Kanunu'na göre, senet metninden anlaşılmayan nispi defiler, senedi iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmeyen (iyiniyetli) hamillere karşı ileri sürülemez.
4
Hukuki sonucu bağlama
Koray ödeme defisini Nermin'e karşı kullanamaz, senedi ikinci kez ödemek zorunda kalır.
Kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) güvenliğini ve iyiniyetli üçüncü kişileri koruma ilkesi bunu gerektirir.

Key Concept

Kıymetli Evrakta Mutlak ve Nispi Defiler
PreviousPage 7 / 8Next