Uluslararası Hukukun Kişileri
309 questions
Uluslararası hukuk doktrininde devletlerin tanınmasına ilişkin "Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori" ile 1933 tarihli Montevideo Devletlerin Hak ve Ödevleri Sözleşmesi'nin 3. maddesi temel bir ilkeyi vurgular. Bu yaklaşıma göre, bir devletin siyasi varlığı, diğer devletler tarafından tanınmasından bağımsızdır.
Buna göre, Montevideo Sözleşmesi ve Açıklayıcı Teori çerçevesinde, bir devletin kurucu unsurlarını (insan topluluğu, sınırları belirlenmiş ülke, egemen otorite) fiilen bir araya getiren ancak henüz hiçbir devlet tarafından tanınmamış olan bir siyasi oluşum için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti (ardıllık) kapsamında, iki veya daha fazla devletin birleşerek tek bir halef devlet oluşturması durumunda ( tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyeti Hakkında Viyana Sözleşmesi uyarınca) antlaşmaların durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukuk doktrininde ve Uluslararası Adalet Divanı'nın çeşitli kararlarında (örneğin Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı davaları) vurgulandığı üzere, bir siyasi topluluğun "devlet" niteliği kazanabilmesi için sahip olması gereken kurucu unsurlardan biri olan "ülke" (territory) unsuru ile ilgili olarak; sınırların milimetrik bir kesinlikle belirlenmiş olması veya komşu devletlerle hiçbir sınır uyuşmazlığının bulunmaması bir ön şart olarak kabul edilmez. Buna göre, uluslararası hukukta bir devletin varlığı için "ülke" unsuru bağlamında aranan asıl hukuki kriter aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta, bir devlette darbe veya ihtilal gibi anayasa dışı yollarla başa gelen bir yönetimin "hükümet" olarak tanınabilmesi için başvurulan temel ölçüt olan "etkin denetim" (effective control) ilkesi çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukuk sisteminde devletler 'asli ve tam' (plenary) bir kişiliğe sahipken; uluslararası örgütlerin kişiliği, devletlerin iradesiyle oluşturulan 'türetilmiş' ve belirli amaçlara hizmet eden 'fonksiyonel' bir nitelik taşır. Bu hukuki statü dikkate alındığında, uluslararası örgütlerin yetki sınırları ve hukuk süjeliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta bir siyasi topluluğun "devlet" sıfatını kazanabilmesi için gerekli olan unsurlar geleneksel olarak 1933 Montevideo Devletlerin Hak ve Ödevleri Sözleşmesi çerçevesinde ele alınmaktadır. Sözleşme'nin 1. maddesi; yerleşik bir nüfus, sınırları belirlenmiş bir ülke ve etkin bir hükümetin varlığını gerekli kılmaktadır. Ancak bir topluluğun bu üç unsura sahip olması, onun uluslararası hukukun tam bir süjesi olarak kabul edilmesi için yeterli değildir.
Buna göre, Montevideo Sözleşmesi'nde belirtilen ve bir topluluğun diğer devletlerle hukuki ilişkiler içerisine girebilmesini sağlayan, hukuki anlamda bağımsızlığı ifade eden dördüncü temel unsur aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası hukukta devletlerin tanınması kural olarak tek taraflı ve ihtiyari bir işlem olsa da, bazı durumlarda uluslararası örgütlere üyelik gibi süreçler "kolektif tanıma" tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Bir devletin Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğine kabul edilmesinin diğer üye devletler bakımından doğurduğu hukuki sonuçlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Uluslararası hukukta bir devletin, başka bir devletin ülkesi üzerinde bağımsızlık ilan eden ancak henüz devlet olmanın temel unsurlarını (özellikle ülke üzerindeki etkin ve sürekli egemenliği) tam olarak gerçekleştirememiş bir siyasi oluşumu "devlet" olarak tanıması, aşağıdaki hukuki sonuçlardan hangisine yol açar?
Uluslararası hukukta devlet türleri ve birleşmeleri dersinde; 'X' yapısının temel bir anayasaya dayandığı, merkezi otoritenin federe birimlerin vatandaşları üzerinde doğrudan yetki sahibi olduğu ve dış ilişkilerde tek bir süje olarak temsil edildiği vurgulanmıştır. 'Y' yapısının ise bağımsız devletlerin bir antlaşma ile belirli amaçlar (genellikle savunma veya ortak dış temsil) için kurduğu, üyelerin egemenliklerini ve uluslararası kişiliklerini muhafaza ettiği bir yapı olduğu belirtilmiştir.
Buna göre 'X' ve 'Y' yapıları ile ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi hukuken hatalıdır?
Uluslararası hukukta, bir uluslararası örgütün sahip olduğu tüzel kişiliğin sadece kurucu antlaşmaya taraf olan devletler arasındaki bir 'akit' ilişkisiyle sınırlı kalmayıp, örgütü tanımayan üçüncü devletler bakımından da 'erga omnes' (herkese karşı) sonuçlar doğurabilmesi aşağıdaki kavramlardan hangisi ile nitelendirilir?
Uluslararası hukukun kişileri (süjeleri) arasında yapılan ayrımda devletler 'asli ve tam' kişilik sahibi iken, bireylerin (gerçek kişilerin) statüsü farklı bir nitelendirmeye tabidir.
Buna göre, bireylerin uluslararası hukuktaki hukuki durumu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası hukuk, sadece egemen otoriteler arası ilişkileri düzenleyen bir kurallar bütünü olmaktan çıkarak, insan hakları ve uluslararası ceza yaptırımları ekseninde farklı aktörleri de sistemin içine dâhil etmiştir. Bu tarihi gelişim, insan unsurunun uluslararası hukuk nizamındaki konumunu yeniden şekillendirmiştir.
Bu yapısal dönüşüm bağlamında, bireylerin uluslararası hukuktaki ehliyeti ve statüsü hakkında aşağıda verilen ifadelerden hangisi isabetlidir?
Uluslararası Adalet Divanının 1949 tarihli "BM Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini" (Bernadotte) tavsiye kararı, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliğinin kapsamı ve niteliği konusunda temel bir içtihat oluşturmuştur. Bu karar çerçevesinde uluslararası örgütlerin uluslararası hukuk süjesi olma ehliyetleri, antlaşma yapma yetkileri (jus tractatuum) ve üçüncü devletlere karşı konumları belirli ilkelere bağlanmıştır.
Buna göre, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
X bölgesi, bağlı bulunduğu Y devletinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiş ve uluslararası hukukta bir devletin sahip olması gereken maddi unsurları (ülke, insan topluluğu, etkin siyasi iktidar) fiilen sağlamıştır. Bu gelişme üzerine uluslararası alanda farklı tepkiler ortaya çıkmıştır:
I. Z devleti, X bölgesi ile derhal tam diplomatik ilişki kurmuş ve başkentinde büyükelçilik açmıştır.
II. W devleti, X bölgesinde kontrolü sağlayan idarenin fiili hakimiyetini dikkate aldığını, ancak bölgenin nihai statüsüne ilişkin siyasi ihtilaf barışçıl yollarla çözülene kadar resmi ve nihai bir hukuki tasarrufta bulunmayacağını belirterek, yalnızca vatandaşlarının korunması ve zorunlu ticari ilişkiler için geçici konsolosluk işlemleri başlatmıştır.
III. Y devleti ise ayrılıkçı hareketin yasadışı olduğunu ve X'in uluslararası toplum tarafından tanınmadığı sürece hiçbir şekilde uluslararası hukuk kişiliği kazanamayacağını ileri sürmüştür.
Günümüz uluslararası hukuku ve tanıma kurumunun niteliği dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
A kıtasında yer alan ve uzun yıllar B devletinin sömürgesi (bağımlı toprağı) olan C ülkesi, bağımsızlığını kazanarak yeni bir devlet olarak ortaya çıkmıştır. Aynı dönemde, D devleti ise tamamen dağılmış ve mevcut toprakları üzerinde E ve F adında iki yeni bağımsız devlet kurulmuştur.
Bağımsızlık öncesinde;
I. B devleti, C ülkesinin sınırlarını komşu X devletiyle kesin olarak belirleyen bir sınır antlaşması imzalamıştır.
II. B devleti, C ülkesindeki yer altı kaynaklarının işletilmesine yönelik Y devletiyle ticari bir imtiyaz antlaşması yapmıştır.
III. D devleti, Z devletiyle genel bir suçluların iadesi antlaşması imzalamıştır.
IV. D devleti, komşusu W devletiyle bir sınır antlaşması yapmıştır.
1978 tarihli 'Antlaşmalara İlişkin Devletlerin Halefiyeti Viyana Sözleşmesi' hükümleri dikkate alındığında, ortaya çıkan yeni devletlerin (C, E ve F) antlaşmalara halefiyetiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?
X coğrafyasında yaşayan ayrılıkçı bir halk, bağlı bulunduğu Y Devleti'ne karşı yürüttüğü silahlı mücadeleyi kazanarak "Z Cumhuriyeti" adıyla bağımsızlığını ilan etmiş ve ülke üzerinde etkin bir siyasi otorite tesis etmiştir. Bu gelişme üzerine W Devleti, Z Cumhuriyeti ile ticari ilişkilerini sürdürmek maksadıyla başkentte gayriresmi bir irtibat bürosu açmış, ancak eş zamanlı yayımladığı diplomatik notayla "Z Cumhuriyeti'nin statüsü barışçıl yollarla nihai çözüme kavuşturulana dek bu yapıyı bağımsız bir devlet olarak tanımadığını" sarih biçimde beyan etmiştir. İki yıl sonra Z Cumhuriyeti'nde gerçekleşen anayasa dışı bir askeri müdahaleyle yönetim el değiştirmiştir. Yeni cuntanın ülke genelinde asayişi sağlaması ve uluslararası yükümlülükleri üstleneceğini duyurması üzerine W Devleti, bu yeni idare ile "karşılıklı büyükelçilikler açılması" hususunda resmi bir antlaşma akdetmiştir.
Uluslararası hukukun kişileri ve "tanıma" (recognition) kurumu bağlamında, bu olay örgüsüne ilişkin aşağıdaki hukuki nitelendirmelerden hangisi doğrudur?
"Meridya" Devleti'nde gerçekleşen bir devrimle mevcut krallık yönetimi yıkılmış ve anayasal düzen tamamen değiştirilerek "Meridya Demokratik Cumhuriyeti" ilan edilmiştir. Öte yandan, "Zealandiya" Devleti kendi iç dinamikleri sonucunda tamamen dağılarak "Kuzey Zealandiya" ve "Güney Zealandiya" adında iki yeni bağımsız devlete ayrılmıştır.
Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti, 1978 ve 1983 Viyana Sözleşmeleri ile devletin devamlılığı ilkeleri dikkate alındığında, bu durumların hukuki sonuçlarına ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
1714-1837 yılları arasında Büyük Britanya ve Hannover Krallığı aynı hükümdar tarafından yönetilmiş, ancak her iki devlet de iç ve dış işlerinde tamamen bağımsız kalmış, kendi uluslararası antlaşmalarını yapma yetkilerini ve ayrı uluslararası hukuk kişiliklerini korumuşlardır.
Yukarıda örneği verilen; iki veya daha fazla bağımsız devletin sadece aynı devlet başkanı (hükümdar) etrafında birleştiği, ancak devletlerin uluslararası hukuk kişiliklerinin ve egemenliklerinin ayrı ayrı devam ettiği devlet birleşmesi türü aşağıdakilerden hangisidir?
X ülkesinin vatandaşı olan bir kişi, taraf devletlerin kurduğu uluslararası bir ceza mahkemesinde (örneğin Uluslararası Ceza Mahkemesi) insanlığa karşı suç işlediği iddiasıyla doğrudan kendi şahsı hedef alınarak yargılanmaktadır. Aynı kişi, tutukluluk sürecinde ağır işkence gördüğü gerekçesiyle, tarafı olunan antlaşma mekanizmalarını kullanarak ilgili devlete karşı uluslararası bir insan hakları mahkemesine (örneğin AİHM) doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur.
Uluslararası hukukta devletlerin kurduğu antlaşma rejimleri çerçevesinde gerçekleşen bu iki farklı hukuki süreç birlikte analiz edildiğinde, bireyin uluslararası hukuktaki konumu ve süje ehliyeti hakkında varılacak en kapsamlı ve hukuken doğru tespit aşağıdakilerden hangisidir?
"Tierra" adlı siyasi bir yapı, sınırları belirli bir kara parçası üzerinde kesin ve sürekli bir fiili kontrol tesis etmiş, yerleşik nüfusu üzerinde kamu düzenini sağlayacak teşkilatlı bir otorite kurmuştur. Hatta komşusu "Aura" devleti ile sınır ticareti ve gümrük rejimini düzenleyen teknik bir antlaşma akdetmiştir. Ancak uluslararası toplumun geri kalanı, Tierra'nın bağımsızlığını siyasi nedenlerle şiddetle reddetmekte ve hiçbir devlet tarafından resmi bir tanınma işlemine tabi tutulmamaktadır. Bir süre sonra Tierra'nın mülkiyetinde olan ve münhasıran kamu hizmetinde kullanılan bir devlet gemisi, açık denizde "Lumina" devleti yetkililerince alıkonulur. Tierra, egemen bir devlet olduğunu ileri sürerek geminin yargı bağışıklığına sahip olduğunu iddia ederken; Lumina devleti, Tierra'nın uluslararası toplumca tanınmamış olması sebebiyle uluslararası hukuk kişiliği bulunmadığını ve herhangi bir egemenlik hakkı iddia edemeyeceğini savunur.
Modern uluslararası hukukun genel kabul gören kuralları ve 1933 Montevideo Sözleşmesi'nde belirlenen kriterler çerçevesinde, bu uyuşmazlığın çözümüne ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi en isabetlidir?