Uluslararası Hukukun Kişileri

309 questions

Question 161Question

Uluslararası hukukta devletlerin tanınması sürecinde başvurulan "de jure" (hukuki) ve "de facto" (fiili) tanıma usulleri arasındaki temel hukuki farklılıklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: De jure tanıma, tanıyan devletin yeni devleti tam ve sürekli bir uluslararası hukuk kişisi olarak kabul ettiği kesin ve geri alınamaz bir işlemken; de facto tanıma genellikle geçici ve koşullu bir nitelik taşır.

Answer

De jure tanımanın kesin ve sürekli bir nitelik taşıması, de facto tanımanın ise geçici ve koşullu olması bu iki usul arasındaki temel farkı oluşturur.
De jure (hukuki) tanıma, bir devletin uluslararası toplumun tam bir üyesi olarak kabul edildiğini gösteren, tam, kesin ve geri alınamaz bir irade beyanıdır. Bu tanıma ile tam diplomatik ilişkiler kurulur. Buna karşılık de facto (fiili) tanıma, yeni oluşumun varlığının bir gerçeklik olarak kabul edildiği ancak henüz tam ve kesin bir hukuki bağ kurma niyetinin veya güveninin oluşmadığı durumlarda başvurulan, koşullara bağlı ve geçici bir usuldür.

Step-by-Step Solution

1
De jure tanımanın hukuki mahiyetini analiz etme
De jure tanıma, bir devletin tam ve eksiksiz bir uluslararası hukuk kişisi olarak tanındığını, bu işlemin geri alınamayacağını ve tam diplomatik ilişkiler kurulabileceğini ifade eder.
Bu kavramın hukuki kesinlik ve süreklilik boyutu KPSS sınavlarında sıkça sorgulanan bir detaydır.
2
De facto tanımanın hukuki mahiyetini analiz etme
De facto tanıma, genellikle yeni devletin istikrarından veya sürekliliğinden şüphe duyulduğu durumlarda başvurulan, fiili bir varlığı kabul eden ancak tam hukuki bağ kurmaktan kaçınan geçici bir usuldür.
Tanıma türleri arasındaki kademeli geçişi anlamak sorunun çözüm anahtarıdır.
3
Seçenekleri karşılaştırarak en doğru hukuki tanımı belirleme
De jure tanımanın kesin ve sürekli, de facto tanımanın ise geçici ve koşullu olduğunu belirten ifadenin en kapsayıcı ve doğru fark olduğu sonucuna ulaşılır.
Diğer seçeneklerdeki teorik ve usuli hatalar (kurucu teori yanlışlığı, devlet-hükümet ayrımı hatası vb.) elenerek doğru cevaba ulaşılır.

Key Concept

De Jure ve De Facto Tanıma Arasındaki Farklar

Practice More

Devletlerin tanınmasına ilişkin Montevideo Sözleşmesi'nin kurucu unsurlarını ve tanımanın açıklayıcı etkisini tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 162Question

Devletin uluslararası hukukta bir asli süje olarak teşekkül etmesi, 1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi'nde belirtilen belirli nesnel kriterlerin varlığına bağlanmıştır. Bu kriterlerin karşılanması durumunda ortaya çıkan hukuki kişilik ile 'tanınma' (recognition) müessesesi arasındaki ilişki düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tanınma, bir yapının devlet sıfatını kazanması için zorunlu bir maddi unsur değil; mevcut hukuki gerçekliği siyasi düzeyde teyit eden açıklayıcı bir işlemdir.

Answer

Tanınma, devletin varlığı için bir unsur olmayıp, mevcut hukuki durumu teyit eden açıklayıcı (beyan edici) bir işlemdir.
1933 Montevideo Sözleşmesi'nin 3. maddesi açıkça devletin siyasi varlığının diğer devletlerin tanımasından bağımsız olduğunu belirtir. Bu, uluslararası hukukta 'Açıklayıcı (Beyan Edici) Tanıma Teorisi' olarak bilinir. Buna göre bir yapı; sınırları belirli bir ülke, yerleşik bir nüfus, etkin bir hükümet ve dış ilişkileri yürütme kapasitesine sahip olduğu andan itibaren devlet niteliği kazanmış sayılır.

Step-by-Step Solution

1
Montevideo Sözleşmesi kriterlerinin analizi
Sözleşmenin 1. maddesinde devlet için; ülke, nüfus, hükümet ve ilişki kurma kapasitesi unsurları sayılmıştır.
Devletin oluşumu için gerekli olan objektif şartların tespiti.
2
Tanınma teorilerinin değerlendirilmesi
Kurucu teori tanınmayı devletliğin bir şartı sayarken, Açıklayıcı teori tanınmayı mevcut bir durumun beyanı olarak görür.
Hukuki kişiliğin hangi anda başladığını saptamak.
3
Hukuki sonucun belirlenmesi
Sözleşmenin 3. maddesi 'Devletin siyasi varlığı diğer devletlerin tanımasından bağımsızdır' diyerek Açıklayıcı Teori'yi esas almıştır.
Sözleşme metni ile uluslararası hukuk prensiplerini eşleştirmek.

Key Concept

Devletin Unsurları ve Tanınmanın Açıklayıcı Niteliği

Practice More

Devlet türleri ve birleşmeleri (konfederasyon, federasyon) arasındaki farkları inceleyerek egemenliğin bölünmezliği ilkesini pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 163Question

Uluslararası hukukta devletlerin ve hükümetlerin tanınması kurumu, devletlerin uluslararası toplumdaki statülerini ve diplomatik ilişkilerini şekillendiren temel konulardan biridir.

Buna göre, uluslararası hukukta tanıma işlemi ve türlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Günümüz uluslararası hukukunda kural olarak "kurucu tanıma" teorisi geçerli kabul edilmekte olup, bir siyasi entitenin devlet niteliği kazanabilmesi için diğer devletler tarafından tanınması mutlak bir hukuki zorunluluktur.

Answer

Günümüz uluslararası hukukunda kural olarak "kurucu tanıma" teorisinin geçerli olduğunu ve tanımanın mutlak bir hukuki zorunluluk olduğunu savunan ifade yanlıştır.
Modern uluslararası hukukta devletin ortaya çıkması salt fiili bir durum (vakıa) olarak kabul edilir. Bu bağlamda günümüzde 'açıklayıcı (beyan edici)' tanıma teorisi geçerlidir. Bir siyasi entite; insan topluluğu, belirli bir ülke ve bağımsız bir siyasi iktidar (egemenlik) unsurlarına sahip olduğunda devlet niteliğini kendiliğinden kazanır. Diğer devletlerin tanıması, o devleti hukuken 'yaratmaz', sadece var olan bu fiili durumu kabul ettiklerini ve siyasi/diplomatik ilişki kurmaya hazır olduklarını beyan eder. Bu nedenle kurucu teorinin günümüzde kural olduğunu belirten ifade kesinlikle yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukukta geçerli olan tanıma teorisini belirlemek
Modern hukukta Montevideo Sözleşmesi kriterleri (ülke, nüfus, hükümet, egemenlik) sağlandığında devletin fiilen doğduğu ve 'açıklayıcı (beyan edici)' teorinin genel kabul gördüğü tespit edilir.
Seçeneklerdeki kurucu ve açıklayıcı teori iddialarının doğruluğunu test etmek için.
2
De facto ve de jure tanıma ayrımlarını incelemek
De facto tanımanın geçici ve geri alınabilir; de jure tanımanın ise tam, kesin ve diplomatik ilişki kurucu olduğu doğrulanır.
Tanıma türlerine ilişkin ifadelerin hukuka uygunluğunu denetlemek için.
3
Devlet ile hükümet tanıması kavramlarını karşılaştırmak
Hükümet tanımasının anayasaya aykırı iktidar değişikliklerinde gündeme geldiği ve devletin tanımasından tamamen bağımsız bir kurum olduğu görülür.
İlgili seçenekteki devlet-hükümet ayrımının geçerliliğini kontrol etmek için.
4
Tüm seçenekleri değerlendirerek yanlış olanı tespit etmek
Kurucu teorinin kural olduğunu iddia eden seçeneğin uluslararası hukukun güncel geçerli kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılarak doğru seçenek işaretlenir.
Soru kökünde bizden istenen yanlış ifadeyi bulmak için.

Key Concept

Uluslararası hukukta açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi ve tanımanın türleri
Question 164Question

Uluslararası hukukta devletlerin tanınması kurumu çerçevesinde farklı teorik yaklaşımlar bulunmaktadır. Yeni bir devletin uluslararası hukuk kişiliğini kazanmasının diğer devletlerin onu tanımasına bağlı olmadığını; ülke, insan topluluğu ve siyasi iktidar (egemenlik) unsurlarının fiilen bir araya gelmesiyle devletin uluslararası arenada kendiliğinden varlık kazandığını savunan bir yaklaşım mevcuttur. Bu yaklaşıma göre tanıma işlemi, hukuki bir sonuç doğurmaktan ziyade zaten var olan fiili bir durumu teyit eden siyasi bir beyan niteliği taşır.

Özellikleri anlatılan bu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Açıklayıcı (Bildirici) Tanıma Teorisi

Answer

Açıklayıcı (Bildirici) Tanıma Teorisi
Soruda tanımlanan yaklaşım, günümüz uluslararası hukukunda da genel kabul gören Açıklayıcı (Bildirici) Tanıma Teorisi'dir. Bu teoriye göre, bir insan topluluğunun belirli bir ülke üzerinde egemen bir siyasi iktidar kurması, onun devlet sıfatını kazanması için yeterlidir. Tanıma, bu hukuki durumu yaratan bir işlem değil, sadece mevcut fiili durumu uluslararası alanda kabul ve ilan eden (açıklayan) siyasi bir tasarruftur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel savı analiz et
Devletin varlığının tanımasına bağlı olmadığı, unsurların bir araya gelmesiyle kendiliğinden oluştuğu ve tanımanın sadece bir 'teyit' olduğu tespit edilmiştir.
Uluslararası hukuktaki tanıma teorilerini birbirinden ayırmak için tanımanın hukuki sonuç doğurup doğurmadığına bakmak gerekir.
2
Elde edilen bulguyu tanıma teorileri ve kavramlarıyla eşleştir
Tanımayı sadece var olan durumu 'beyan eden' siyasi bir işlem olarak gören yaklaşım 'Açıklayıcı (Bildirici) Teori'dir.
Kurucu teori tanımanın bizzat devleti yarattığını savunurken, açıklayıcı teori devletin fiilen doğumuyla hukuken doğumu arasındaki süreci tanımanın tekelinden çıkarır.

Key Concept

Devletlerin Tanınmasında Açıklayıcı ve Kurucu Teoriler
Estimated Time:45s
Question 165Question

1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi'yle çerçevesi çizilen modern uluslararası hukuk kurallarına göre bir siyasi varlığın devlet olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir ülke, sürekli nüfus, etkili bir hükûmet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesine sahip olması gerekir.

Bu unsurlara sahip olan yeni bir varlığın, diğer devletler tarafından "tanınması" (recognition) işleminin hukuki niteliği hakkında günümüzde ağırlıklı olarak kabul gören yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tanınma işlemi devletin varlığını yaratan kurucu bir unsur değil, fiili ve hukuki olarak hâlihazırda doğmuş olan devleti tespit eden açıklayıcı (bildirici) bir işlemdir.

Answer

Tanınma işleminin devletin varlığını yaratan değil, halihazırda var olan devleti tespit eden açıklayıcı (bildirici) bir işlem olduğunu ifade eden seçenektir.
Uluslararası hukukta ve 1933 Montevideo Sözleşmesi uygulamasında devletin varlığı objektif unsurlara (belirli ülke, sürekli nüfus, etkili hükûmet, egemenlik/ilişki kurma kapasitesi) bağlıdır. Bir siyasi varlık bu unsurları tamamladığında uluslararası hukuk süjesi olarak doğmuş sayılır. Diğer devletlerin onu 'tanıması', o devleti yoktan var etmez (kurucu etki); sadece fiilen ve hukuken zaten var olan bu durumu teyit ederek ilişki kurma zeminini hazırlar. Bu yaklaşıma 'açıklayıcı (bildirici) teori' denir ve günümüz uygulamasında en yaygın kabul gören hukuki temeldir.

Step-by-Step Solution

1
Montevideo Sözleşmesi'ne göre devletin asli unsurlarını (ülke, nüfus, hükûmet, egemenlik) belirleme.
Devletin varlık kazanabilmesi için tanınmanın bu dört temel unsur arasında sayılmadığı saptanır.
Devletin oluşumu objektif maddi unsurların bir araya gelmesiyle tamamlanır.
2
Tanınma kurumunun hukuki niteliğini kurucu ve açıklayıcı (bildirici) teoriler çerçevesinde değerlendirme.
Günümüz uluslararası hukukunda, bir devletin varlık kazanması için diğer devletlerin onayına (tanımasına) ihtiyaç duymadığı, tanımanın sadece mevcut durumu teyit ettiği tespit edilir.
Kurucu teori, devletin varlığını diğer devletlerin siyasi ve keyfi iradesine bağlayacağından modern hukuk tarafından reddedilmiş, açıklayıcı teori genel kabul görmüştür.

Key Concept

Devletin Kurucu Unsurları ve Açıklayıcı (Bildirici) Tanıma Teorisi
Question 166Question

Modern uluslararası hukukta bireyler, klasik dönemin katı devlet merkezli anlayışından farklı olarak belirli şartlar altında uluslararası hukukun süjesi olarak kabul edilmektedir. Ancak bireylerin bu kişiliği, devletlerinkinden farklı olarak "sınırlı" ve "türev" (sekonder) bir nitelik arz eder. Bu hukuki durum, bireylerin uluslararası alandaki "aktif" ve "pasif" ehliyetleri çerçevesinde şekillenmektedir.

Buna göre, bireylerin uluslararası hukuktaki statüsü ve ehliyet türleri dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin pasif ehliyeti, insanlığa karşı suçlar gibi ihlallerde Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdindeki doğrudan cezai sorumluluklarıyla somutlaşırken; aktif ehliyetleri AİHM'e bireysel başvuru hakkı gibi devletlerin iradesiyle kurulan antlaşmalar rejimine dayanan istisnai bir yetkidir.

Answer

Bireylerin pasif ehliyeti UCM gibi mercilerdeki cezai sorumlulukları ile, aktif ehliyetleri ise AİHM gibi organlara devletlerin rızasıyla yapılabilen bireysel başvurular ile somutlaşır.
Doğru ifade, bireylerin aktif ve pasif ehliyetlerinin sınırlarını uluslararası hukukun gerçek mekanizmalarıyla (AİHM ve UCM) kusursuz biçimde eşleştirmektedir. Bireyin uluslararası suçlar (soykırım, savaş suçları vb.) nedeniyle doğrudan yargılanması pasif ehliyetinin, hak ihlallerinde bizzat başvuru yapabilmesi ise aktif ehliyetinin tezahürüdür ve bu hakların her ikisi de kaynağını devletlerin taraf olduğu statü ve antlaşmalardan aldığı için türevseldir.

Step-by-Step Solution

1
Bireylerin uluslararası hukuktaki 'türev' ve 'sınırlı' statüsünü analiz et.
Bireylerin devletler gibi asli kurucu süje (antlaşma yapabilen) olmadıkları, sadece antlaşmalarla onlara tanınan hak ve sorumluluklar çerçevesinde kişilik kazandıkları tespit edilir.
Soru kökündeki kavramsal çerçevenin sınırlarını belirlemek.
2
Aktif ehliyet kavramını uluslararası hukuk bağlamında değerlendir.
Aktif ehliyetin, bireylerin kendi haklarını uluslararası mercilerde (AİHM, BM Komiteleri) doğrudan ileri sürebilme yetkisi olduğu ve bunun diplomatik korumadan farklı, bağımsız bir hak olduğu sonucuna varılır.
Seçeneklerdeki AİHM, diplomatik koruma ve UAD ile ilgili iddiaları doğrulamak.
3
Pasif ehliyet kavramını uluslararası hukuk bağlamında değerlendir.
Pasif ehliyetin, bireylerin uluslararası hukukun doğrudan muhatabı olarak (devlete isnadiyet aranmaksızın) uluslararası suçlardan dolayı UCM gibi mahkemelerde yargılanabilmesi olduğu belirlenir.
Devletin sorumluluğu ile bireyin doğrudan cezai sorumluluğu arasındaki farkı netleştirmek.
4
Seçenekleri bu hukuki tespitlerle eşleştir.
Aktif (AİHM vb.) ve pasif (UCM vb.) ehliyet ayrımını türevsellik ilkesiyle çelişmeden doğru veren tek seçeneğin doğru olduğu doğrulanır.
Çeldiricilerdeki mutlak ehliyet, diplomatik koruma şartı ve UAD yetkisi gibi kavramsal hataları elemek.

Key Concept

Bireylerin uluslararası hukukta sınırlı ve türev nitelikteki aktif/pasif ehliyetleri
Estimated Time:2m 0s
Question 167Question

Uluslararası hukukta devletlerin tanınmasıyla ilgili olarak günümüzde ağır basan görüşe göre, bir devletin uluslararası hukuk kişiliği kazanması diğer devletlerin onu tanımasına bağlı değildir; tanıma işlemi sadece halihazırda var olan hukuki ve fiili durumu teyit eder. Öte yandan, bir devletin diğerini geçici olmaksızın, kesin, geri dönülemez ve tam hukuki sonuçlar doğuracak (diplomatik ilişki kurmak gibi) şekilde kabul etmesi belirli bir kavramla ifade edilir.

Bu parçada özellikleri vurgulanan tanıma teorisi ve tanıma türü, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Açıklayıcı (bildirici) teori – De jure (hukuki) tanıma

Answer

Doğru eşleştirme 'Açıklayıcı (bildirici) teori – De jure (hukuki) tanıma' kavramlarını içeren seçenektir.
Metinde açıkça ifade edilen 'tanımanın sadece mevcut durumu teyit etmesi', günümüz uluslararası hukukunda geçerli olan 'açıklayıcı (bildirici) teori'nin tanımıdır. İkinci kısımda bahsedilen 'kesin, geri dönülemez ve diplomatik ilişkiyi barındıran tam kabul' ise 'de jure (hukuki) tanıma'nın özellikleridir. Bu iki doğru tespitin bir arada verildiği seçenek doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki 'tanıma işlemi sadece halihazırda var olan hukuki ve fiili durumu teyit eder' ifadesini analiz et.
Bu yaklaşımın, devletin varlığını tanımanın bir şartı olarak görmeyen 'Açıklayıcı (bildirici) teori' olduğu belirlenir.
Kurucu teoride tanıma devletin var olması için zorunluyken, açıklayıcı teoride sadece mevcut bir durumu hukuken tespit edici niteliktedir.
2
Metgedeki 'geçici olmaksızın, kesin, geri dönülemez ve tam hukuki sonuçlar doğuracak şekilde kabul etmesi' ifadesini değerlendir.
Bu özelliklerin geçici olan de facto tanımaya değil, tam ve kalıcı olan 'De jure (hukuki) tanıma' türüne ait olduğu saptanır.
De jure tanıma, tam diplomatik ilişkilerin kurulduğu, geri alınamayan hukuki tanıma türüdür.
3
Bulunan iki kavramı birleştirerek doğru seçeneği belirle.
Sırasıyla 'Açıklayıcı (bildirici) teori' ve 'De jure (hukuki) tanıma' kavramlarına ulaşılır.
Soru kökü metindeki açıklamaların sırasıyla hangi kavramlara karşılık geldiğini sormaktadır.

Key Concept

Devletlerin tanınmasında kurucu/açıklayıcı teoriler ile de facto/de jure tanıma türleri
Question 168Question

Kuzey ve Güney isimli iki bağımsız devlet, kendi rızalarıyla birleşerek 'Merkezî Birleşik Cumhuriyeti' adında tek ve yeni bir uluslararası hukuk süjesi meydana getirmişlerdir. Birleşme öncesi sürece dair şu olgular mevcuttur:

• Kuzey devletinde birleşmeden iki yıl önce anayasa dışı kanlı bir darbe yaşanmış ve iktidara gelen hükümet, devrik rejimin borçlarını reddettiğini açıklamıştır.
• Güney devleti, sınır komşusu olan Doğu devletiyle, her iki ülkenin topraklarından geçerek okyanusa dökülen uluslararası bir akarsuyun kullanımı ve sınır hattı hakkında antlaşma imzalamıştır.
• Güney devleti, Doğu devletinin başkentinde bulunan büyükelçilik binasının mülkiyetine sahiptir ve bu misyonda görevli bir diplomatik ajan ağır bir adli suça karışmıştır.

Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti kuralları dikkate alındığında, ortaya çıkan bu yeni hukuki statüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Güney devletinin Doğu devletiyle yaptığı akarsu ve sınır hattı antlaşması toprağa bağlı (radisite) nesnel bir statü yarattığından, Merkezî Birleşik Cumhuriyeti bu antlaşmanın hükümleriyle bağlı kalmaya devam eder.

Answer

Doğru cevap, Güney devletinin imzaladığı akarsu ve sınır hattı antlaşmasının toprağa bağlı (radisite) niteliği sebebiyle yeni kurulan Merkezî Birleşik Cumhuriyeti'ni de bağlamaya devam edeceğini belirten seçenektir.
Doğru cevap, uluslararası hukukta sınır rejimleri, geçiş hakları ve akarsu kullanımı gibi belirli bir toprağa ilişkin objektif ve kalıcı statü yaratan antlaşmaların (radisite antlaşmalar) halefiyet durumundan etkilenmeyeceğini ifade eder. Yeni kurulan halef devlet, kendi iradesi dışında olsa bile, selef devletin kurduğu bu nesnel toprak statülerine saygı göstermek ve antlaşmayla bağlı kalmak zorundadır. Bu kural, uluslararası sınırların ve barışın korunması için temel bir kaidedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki hukuki olayları ve halefiyet kurallarını analiz et.
İki devletin birleşerek yeni bir devlet kurması klasik bir 'devletlerin halefiyeti' durumudur. Yeni devlet (Merkezî Birleşik Cumhuriyeti), kural olarak selef devletlerin (Kuzey ve Güney) uluslararası hak ve yükümlülüklerini devralır.
Halefiyetin türünü (birleşme) ve doğuracağı genel hukuki sonuçları belirlemek.
2
Antlaşmalara halefiyet bağlamında 'radisite' (toprağa bağlı) antlaşmaları değerlendir.
Güney ile Doğu devleti arasındaki akarsu ve sınır antlaşması objektif bir statü yaratır (radisite). Bu tür antlaşmalar siyasi antlaşmaların aksine halefiyetten etkilenmez ve yeni devleti bağlar.
Antlaşmaların halefiyetinde siyasi antlaşmalar ile toprağa bağlı antlaşmalar arasındaki istisnai ayrımı tespit etmek.
3
Darbe ve hükümet değişikliği iddialarını devletin devamlılığı ilkesiyle karşılaştır.
Kuzey devletindeki darbe bir hükümet değişikliğidir, devlet halefiyeti değildir. Devletin devamlılığı esastır ve eski borçlar geçerliliğini koruyarak birleşme sonrası yeni devlete intikal eder.
Hükümet değişikliği ile devlet halefiyetini ayırt ederek devlet borçlarının akıbetini netleştirmek.
4
Diğer seçeneklerdeki uluslararası hukuk kurallarını (tanıma, iç sular, diplomatik bağışıklık) kontrol et.
Tanımanın açıklayıcı olduğu, uluslararası akarsuyun tamamen iç sulara dönüşemeyeceği ve diplomatik bağışıklıktan feragat yetkisinin şahsa değil devlete ait olduğu görülür.
Çeldiricilerin uluslararası hukuk doktrinindeki karşılıklarını çürüterek doğru seçeneği kesinleştirmek.

Key Concept

Devletlerin Halefiyetinde Antlaşmaların (Radisite İstisnası) ve Devlet Borçlarının Devri
Estimated Time:2m 0s
Question 169Question

Uluslararası hukuk kişiliğine sahip olan bir kuruluşun, kurucu antlaşmasında açıkça öngörülmeyen ancak kendisine yüklenen görevleri etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için vazgeçilmez nitelikte olan yetkileri (zımni yetkiler) kullanabilmesi; Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 1949 tarihli "Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini" mütalaası ile hukuki bir zemine oturtulmuştur. Buna göre, uluslararası örgütlerin hukuk süjeliğinin kapsamını ve sınırlarını belirleyen temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Örgütün kendisine verilen amaç ve görevleri yerine getirebilmesi için gerekli olan yetkilere sahip olduğunu ifade eden işlevsel zorunluluk

Answer

Uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği, örgütün kendisine verilen görev ve amaçları gerçekleştirebilmesi için gerekli olan yetkilere sahip olduğunu ifade eden 'işlevsel zorunluluk' ilkesine dayanır.
Uluslararası örgütlerin kişiliği 'türev' bir niteliktedir, yani devletlerin iradesiyle oluşur. Ancak bir kez kurulduktan sonra, kurucu belgede her detay yazmasa dahi, kendisine verilen uluslararası görevleri başarıyla yürütebilmesi için gereken yetkileri kullanabilir. Bu durum 'işlevsel zorunluluk' olarak adlandırılır ve örgütün kişiliğinin sınırlarını çizer.

Step-by-Step Solution

1
Devletler ve örgütler arasındaki kişilik farkını analiz etmek
Devletlerin asli (original) ve tam, örgütlerin ise devletler tarafından kurulduğu için türev (derivative) ve sınırlı kişiliğe sahip olduğu belirlenir.
Örgütlerin yetki sınırlarını anlamak için hukuki kaynağını saptamak gerekir.
2
1949 Reparation for Injuries mütalaasının bulgularını uygulamak
Divan, örgütün kurucu antlaşmasında açıkça yazmasa bile görevlerini ifa etmek için gereken 'zımni yetkilere' (implied powers) sahip olduğunu belirtmiştir.
Bu mütalaa, uluslararası örgütlerin kişilik kapsamının 'işlevsel' bir temelde genişleyebileceğini göstermiştir.
3
Seçenekler arasında bu doktrini temsil eden terimi belirlemek
Örgütün yetkilerinin amacına (işlevine) hizmet ettiği sürece var olduğunu savunan 'işlevsel zorunluluk' (functional necessity) ilkesine ulaşılır.
Doğru hukuki terim ile teorik altyapıyı eşleştirmek çözümün son adımıdır.

Key Concept

İşlevsel Zorunluluk (Functional Necessity) ve Zımni Yetkiler (Implied Powers)
Estimated Time:1m 15s
Question 170Question

Alfa Devleti'nin tamamen dağılması sonucunda, bu devletin eski toprakları üzerinde Beta ve Gama adında iki yeni bağımsız devlet kurulmuştur. Yeni kurulan Beta Devleti yönetimi, dış politikada yeni bir dönem başlattıklarını belirterek, Alfa Devleti'nin geçmişte komşu Omega Devleti ile imzaladığı sınır belirleme antlaşmasını ve karşılıklı gümrük indirimleri sağlayan ticari antlaşmaları tanımadığını ilan etmiştir.

Bu durumla ilgili olarak uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti kuralları çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sınır belirleme antlaşmaları 'radisite' (yerleşikli) nitelikte olduğu için Beta Devleti bu antlaşmayla bağlıdır; ancak ticari antlaşmalar için halefiyet kural olarak otomatik gerçekleşmez.

Answer

Sınır belirleme antlaşmaları 'radisite' (yerleşikli) nitelikte olduğu için Beta Devleti bu antlaşmayla bağlıdır; ancak ticari antlaşmalar için halefiyet kural olarak otomatik gerçekleşmez ifadesi doğrudur.
Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti (ardıllığı) durumunda en köklü ve istisnasız kural, ülkesel statülere ilişkin olan antlaşmaların sürekliliğidir. Sınır belirleme antlaşmaları 'radisite' (yerleşikli/eşyaya bağlı) haklar yarattığı için, egemenlik el değiştirse bile yeni kurulan devlet (halef) bu sınır antlaşmasıyla otomatik olarak bağlıdır. Öte yandan, ticari işbirliği veya ittifak gibi siyasi/ekonomik içerikli antlaşmalar halef devlete kural olarak otomatik geçmez; yeni devletin bu konularda 'temiz sayfa' ile başlama veya yeniden müzakere etme hakkı bulunur.

Step-by-Step Solution

1
Olayın hukuki niteliğini belirleme
Alfa Devleti'nin yıkılıp yerine yeni devletlerin geçmesi bir hükümet değişikliği değil, devletlerin halefiyeti durumudur.
Hükümet değişikliklerinde devlet tüzel kişiliği aynen devam ederken, dağılma durumunda eski uluslararası hukuk kişisi yok olmakta ve yeni kişiler doğmaktadır.
2
Antlaşmaların türlerine göre halefiyet kurallarını uygulama
Sınır antlaşmaları süreklilik arz eder, ticari antlaşmalar ise kural olarak yeni devlete otomatik geçmez.
Uluslararası hukukta 'radisite' (eşyaya/toprağa bağlılık) ilkesi gereği, sınırları ve bölgesel statüleri belirleyen antlaşmalar devletlerin halefiyetinden etkilenmez.

Key Concept

Devletlerin Halefiyeti ve Radisite (Yerleşikli) Antlaşmalar İlkesi
Question 171Question

Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 1949 tarihli 'Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' (Reparation for Injuries) danışma görüşünde; Birleşmiş Milletler'in (BM), örgüt üyesi olmayan bir devlete karşı uluslararası düzeyde tazminat talebinde bulunabilme yetkisine sahip olduğu kabul edilmiştir. Divan'a göre, BM'nin üye olmayan devletlere karşı da hak ileri sürebilmesini sağlayan bu yetkinin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Örgütün, uluslararası toplumun büyük çoğunluğunu temsil eden devletlerce kurulmuş olması sonucunda sahip olduğu 'objektif' uluslararası kişilik

Answer

Örgütün uluslararası toplumun büyük çoğunluğunu temsil eden devletlerce kurulmuş olması sonucunda sahip olduğu objektif uluslararası kişilik
Uluslararası Adalet Divanı'nın 1949 tarihli Reparation for Injuries kararı, uluslararası örgütlerin hukuk kişiliği konusundaki en temel içtihattır. Divan, BM'nin üye olmayan bir devlete karşı hak ileri sürebilmesini, örgütün uluslararası toplumun büyük çoğunluğunu temsil eden 50 devlet tarafından kurulmuş olmasına ve bu sebeple kazandığı 'objektif' kişiliğe dayandırmıştır. Bu karar aynı zamanda 'işlevsel gereklilik' (functional necessity) ve 'zımni yetkiler' (implied powers) doktrinlerini de hukuka kazandırmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Olayın tespiti
BM görevlisi Kont Bernadotte'un görev sırasında öldürülmesi üzerine BM'nin tazminat talep edip edemeyeceği sorunu doğmuştur.
Uluslararası örgütlerin devletler dışındaki aktörlere karşı hak ileri sürüp süremeyeceğinin belirlenmesi gerekir.
2
Hukuki nitelendirmenin yapılması
Divan, BM'nin işlevlerini yerine getirebilmesi için hukuki kişiliğe ihtiyaç duyduğunu (işlevsel gereklilik) saptamıştır.
Örgütün kurucu antlaşmada açıkça yazmasa bile amaçlarına ulaşmak için gerekli yetkilere sahip olması (zımni yetkiler) zorunludur.
3
Kişiliğin kapsamının belirlenmesi
BM'nin dünya devletlerinin büyük çoğunluğu tarafından kurulmuş olması, ona sadece üyeler için değil, tüm dünya için geçerli olan 'objektif' kişilik kazandırır.
Bu ayrım, örgütün kendisini tanımayan veya üye olmayan devletlere karşı da uluslararası düzeyde hak arayabilmesini mümkün kılar.

Key Concept

Objektif Uluslararası Hukuki Kişilik

Practice More

Uluslararası örgütlerin 'zımni yetkiler' (implied powers) doktrini ile devletlerin 'egemenlik' hakları arasındaki çatışmayı inceleyen diğer UAD kararlarına göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 172Question

"Okyanusya" bölgesinde yaşanan siyasi gelişmeler kapsamında üç farklı durum ortaya çıkmıştır:

I. Uzun yıllar sömürge idaresi altında kalan "Aura" toplumu, bağımsızlığını kazanarak uluslararası topluma yeni bir devlet olarak katılmıştır.
II. Kendi iç dinamikleriyle tamamen dağılan "Borea" Devleti'nin eski toprakları üzerinde "Kuzey Borea" ve "Güney Borea" adında iki yeni bağımsız devlet kurulmuştur.
III. "Zephyr" Devleti'nde yaşanan bir ihtilal sonucunda mevcut monarşi yıkılmış, cumhuriyet ilan edilerek devletin anayasal düzeni köklü biçimde değiştirilmiştir.

Uluslararası hukukta devletlerin halefiyeti, antlaşmaların ardıllığı ve devlet borçlarına ilişkin geçerli sözleşmeler ile teamül kuralları dikkate alındığında, bu durumların hukuki sonuçlarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Aura Devleti, kural olarak sömürge döneminden kalan siyasi antlaşmalar ve genel devlet borçları için "temiz sayfa" ilkesinden yararlanırken, sınırları belirleyen (radisite) antlaşmalarla bağlı kalmaya devam eder; Zephyr Devleti'ndeki durum ise bir halefiyet değil salt hükümet değişikliği olduğundan devletin uluslararası kişiliği ve yükümlülükleri kesintisiz biçimde sürer.

Answer

Aura Devleti'nin temiz sayfa ilkesinden yararlanıp sınır antlaşmalarıyla bağlı kaldığını, Zephyr Devleti'nde ise salt hükümet değişikliği yaşandığı için antlaşmaların kesintisiz devam ettiğini belirten ifade doğrudur.
Aura Devleti sömürge idaresinden bağımsızlığını kazanan 'yeni bağımsız devlet' statüsünde olduğundan, uluslararası hukuk uyarınca eski antlaşmalarla ve genel borçlarla kural olarak bağlı değildir (temiz sayfa ilkesi). Ancak sınır ve irtifak hakkı gibi toprağa bağlı (radisite) antlaşmalar bu ilkenin mutlak istisnasıdır ve halef devleti bağlar. Zephyr Devleti'nde yaşanan durum ise devletin halefiyeti değil, salt hükümetin (rejim) değişmesidir. Uluslararası hukukta devletin devamlılığı esastır; anayasal düzenin ihtilalle değişmesi devletin uluslararası kişiliğini etkilemez ve antlaşmalardan doğan yükümlülükler kesintisiz sürer.

Step-by-Step Solution

1
Okyanusya senaryosundaki üç farklı aktörün hukuki statüsünü tespit etmek.
Aura = Yeni Bağımsız Devlet (Dekolonizasyon), Borea = Devletin Dağılması, Zephyr = Sadece Hükümet/Rejim Değişikliği.
Her bir durumun tabi olacağı uluslararası hukuk kuralları statülerine göre farklılık gösterir.
2
Devletin halefiyeti ile hükümet değişikliği kavramlarını birbirinden ayırmak.
Zephyr Devleti'nde anayasal düzen ihtilalle değişse de devletin kimliği aynı kalmıştır. Bu nedenle devletin taraf olduğu antlaşmalar ve borçlar kesintisiz devam eder ("temiz sayfa" kuralı uygulanamaz).
Uluslararası hukukta devletin devamlılığı esastır; iç rejim değişiklikleri uluslararası yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
3
Halefiyet türlerine göre antlaşmaların ve borçların akıbetini değerlendirmek.
Aura (yeni bağımsız devlet) sömürgeci gücün yükümlülüklerini devralmama ("temiz sayfa") hakkına sahiptir. Borea'nın ardılları ise dağılma nedeniyle kural olarak "devamlılık" ilkesine tabidir.
İlgili Viyana Sözleşmeleri sömürgeden kurtulan devletleri korurken, dağılan veya birleşen devletlerde istikrarı esas alır.
4
"Temiz sayfa" ilkesinin istisnalarını analiz ederek doğru seçeneği belirlemek.
Sınırları ve irtifak haklarını belirleyen toprağa bağlı (radisite) antlaşmalar temiz sayfa kuralının istisnasıdır ve Aura Devleti'ni bağlamaya devam eder.
Sınırların dokunulmazlığı ve uluslararası barışın korunması radisite antlaşmaların her durumda geçerli olmasını gerektirir.

Key Concept

Devletlerin halefiyet türleri, antlaşmaların ardıllığı (temiz sayfa ve devamlılık ilkeleri) ile hükümet değişikliği ayrımı.
Estimated Time:2m 30s
Question 173Question

Uluslararası hukukta bir devlette anayasa dışı yollarla (örneğin darbe veya devrim) iktidar değişikliği yaşandığında "hükümetlerin tanınması" sorunu ortaya çıkar. Bu süreçte devletlerin benimsediği Tobar, Estrada, Jefferson ve Wilson gibi farklı siyasi doktrinler mevcuttur.

Buna göre, hükümetlerin tanınması süreci ve hukuki sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bir hükümetin tanınması, o yönetime ilgili devlet adına uluslararası alanda aktif ve pasif temsil hakkı kullanma ve yabancı mahkemelerde devletin yargı bağışıklığından yararlanma yetkisi sağlar.

Answer

Bir hükümetin tanınması, o yönetime ilgili devlet adına uluslararası alanda aktif ve pasif temsil hakkı kullanma ve yabancı mahkemelerde devletin yargı bağışıklığından yararlanma yetkisi sağlar.
Hükümetlerin tanınması, yeni yönetimin devleti uluslararası alanda temsil etmeye yetkili olduğunun diğer devletlerce kabul edilmesidir. Bu tanıma işlemi sonucunda yeni hükümet uluslararası arenada devlet adına hukuki işlemler yapabilir; elçi gönderme ve kabul etme (aktif ve pasif temsil), devletin yurt dışındaki malları üzerinde tasarrufta bulunma, yabancı mahkemelerde devlet adına dava açma ve yargı bağışıklığından yararlanma gibi hakları resmi olarak kullanmaya başlar.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki hükümet tanıması teorilerini ve tanımanın sonuçlarını analiz et.
Tanıma, bir hükümetin uluslararası alanda devleti temsil etme ehliyetini teyit eder.
Hükümetin tanınması, devlet tanımasından farklı olarak sadece temsil organının meşruiyetinin onaylanmasıdır.
2
Seçeneklerdeki doktrin eşleştirmelerini (Tobar, Estrada, Wilson, Jefferson) kontrol et.
Estrada, Tobar ve Wilson doktrinleri ile ilgili verilen tanımların birbirine karıştırıldığını tespit et.
Doktrinlerin temel argümanlarını bilmek yanlış seçenekleri elemek için gereklidir.
3
Devlet tanıması ile hükümet tanıması farkını dikkate alarak seçenekleri değerlendir.
Hükümetin tanınmamasının devletin kişiliğini sona erdireceğini iddia eden seçeneğin devletin sürekliliği ilkesine aykırı olduğunu belirle.
Devlet ve hükümet kavramlarının hukuki ayrımı bu konunun temelidir.
4
Tanımanın hukuki sonuçlarını ifade eden doğru seçeneği işaretle.
Tanımanın aktif/pasif temsil hakkı ve yargı bağışıklığı sağladığını belirten seçenek doğru kabul edilir.
Hükümetin tanınmasının en temel uluslararası hukuki sonucu bu yetkilerin kazanılmasıdır.

Key Concept

Hükümetlerin Tanınması ve Hukuki Sonuçları
Question 174Question

Birleşmiş Milletler görevlilerinin hizmet ifası sırasında uğradıkları zararların tazmini meselesinde Uluslararası Adalet Divanının verdiği emsal niteliğindeki danışma görüşü, devlet dışı aktörlerin uluslararası hukuktaki konumu açısından kurucu bir içtihat sayılmaktadır.

Söz konusu karar ve modern uluslararası hukuk doktrini dikkate alındığında, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği ve antlaşma akdetme ehliyetine (jus tractatuum) ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Devlet dışı bu süjeler, uluslararası alanda objektif bir tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren egemen devletlerle bütünüyle eşdeğer, mutlak ve amaçtan bağımsız bir hak ehliyetine sahip olurlar.

Answer

Uluslararası örgütlerin objektif tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren egemen devletlerle bütünüyle eşdeğer, mutlak ve amaçtan bağımsız bir hak ehliyetine sahip olduklarını belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap, uluslararası örgütlerin devletlerle eşdeğer ve mutlak bir ehliyete sahip olduğunu öne süren ifadedir. Uluslararası hukukta devletler 'asli' süjelerdir ve egemenliklerinden ötürü 'mutlak ve genel' bir hak ehliyetine sahiptirler. Buna karşın uluslararası örgütler 'türevsel' (sekonder) süjelerdir. Sahip oldukları hak ehliyeti, yalnızca kuruluş antlaşmalarında kendilerine tevdi edilen görevleri yerine getirebilmeleri için gereken 'işlevsel gereklilik' (functional necessity) prensibi ile sınırlıdır. Bir örgütün (örneğin BM'nin) uluslararası alanda objektif bir kişiliğe sahip olması, onun amaçlarından bağımsız, devletlerinkine benzer sınırsız bir egemenlik yetkisi kullandığı anlamına gelmez.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası Adalet Divanının tazminat kararı ışığında örgütlerin hukuki kişiliğinin doğasını analiz etmek.
Örgütlerin uluslararası kişiliğinin devletlerden farklı olarak 'türevsel' (sekonder) olduğu sonucuna varılır.
Uluslararası örgütler, bizzat egemen devletlerin iradesiyle ve belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulurlar.
2
Devletlerin ehliyeti ile örgütlerin ehliyetini kapsam ve sınır bakımından karşılaştırmak.
Devletlerin ehliyeti genel ve mutlak iken; örgütlerin ehliyetinin 'işlevsel gereklilik' (functional necessity) ilkesiyle sınırlı olduğu tespit edilir.
Örgütler, yalnızca kendilerine devredilen yetkiler ve kuruluş amaçları doğrultusunda hareket edebilirler, dolayısıyla mutlak bir egemenlik yetkisinden yoksundurlar.
3
Seçeneklerdeki ifadeleri işlevsel gereklilik ve sübjektif/objektif kişilik ayrımlarına göre değerlendirmek.
Örgütleri devletlerle bütünüyle eşdeğer ve amaçtan bağımsız bir ehliyet sahibi olarak tanımlayan seçeneğin uluslararası hukuk kurallarına açıkça aykırı olduğu belirlenir.
Objektif hukuki kişilik kazanmak, mutlak egemenlik kazanmak anlamına gelmez; kişilik her zaman kurucu amacın sınırları içindedir.

Key Concept

İşlevsel Gereklilik ve Türevsel Hukuki Kişilik
Question 175Question

1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi'ne göre devletin asli unsurları; sürekli bir nüfus, belirli bir ülke, teşkilatlı bir hükümet (otorite) ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesidir.

Bir bölgede yaşayan bir 'teşkilatlı millet', bağımsızlığını ilan ederek kendi anayasasını kabul etmiş, sınırları belli bir toprak parçası üzerinde mutlak denetim sağlayan etkin bir otorite kurmuş ve diğer devletlerle diplomatik ilişki kurmaya hukuken hazır olduğunu ilan etmiştir. Buna karşın, komşu devletlerin siyasi baskısı sonucunda uluslararası toplumun büyük çoğunluğu bu yeni siyasi varlığı devlet olarak tanımayı reddetmektedir.

Uluslararası hukukta genel kabul gören 'açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi' ve Montevideo Sözleşmesi standartları çerçevesinde, söz konusu siyasi varlığın hukuki statüsü hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Egemenlik temeline dayalı olarak devlet olmanın objektif unsurlarını tamamladığından uluslararası hukukun asli süjesi sıfatını kazanmıştır; tanınma işlemi yalnızca bu mevcut durumun diğer devletlerce tespiti niteliğindedir.

Answer

Egemenlik temeline dayalı olarak devlet olmanın objektif unsurlarını tamamladığından uluslararası hukukun asli süjesi sıfatını kazanmıştır; tanınma işlemi yalnızca bu mevcut durumun diğer devletlerce tespiti niteliğindedir.
Modern uluslararası hukukta ve 1933 Montevideo Sözleşmesi standartlarında geçerli olan 'açıklayıcı (beyan edici) teori'ye göre; bir varlık sürekli nüfus, sınırları belirlenmiş ülke, teşkilatlı hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma hukuki kapasitesine sahipse, uluslararası hukukun asli süjesi (devlet) sıfatını kendiliğinden kazanır. Diğer devletlerin tanımama yönündeki siyasi tercihleri, bu hukuki gerçeği ortadan kaldırmaz ve varlığın devlet olarak doğuşunu engellemez.

Step-by-Step Solution

1
Montevideo Sözleşmesi'nde yer alan devletin asli unsurlarını (nüfus, ülke, hükümet, ilişki kurma kapasitesi) soru metnindeki siyasi varlığın durumu ile eşleştir.
Siyasi varlığın tüm hukuki unsurları tamamladığı ve objektif kriterleri karşıladığı görülür.
Devletin uluslararası hukukta bir asli süje olarak ne zaman doğduğunun tespiti bu unsurların varlığına bağlıdır.
2
Açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi ile kurucu tanıma teorisi arasındaki farkı analiz et.
Açıklayıcı teori, devletin unsurları tamamlandığında kendiliğinden doğduğunu; tanımanın sadece mevcut durumu teyit ettiğini savunur.
Soru kökü özellikle 'açıklayıcı (beyan edici) teori' çerçevesinde değerlendirme yapılmasını istemektedir.
3
Tanınmama durumunun ve fiili siyasi ambargoların hukuki statüye etkisini değerlendir.
Fiili ambargolar veya siyasi tanımama, 'ilişki kurma ehliyeti'ni (kapasiteyi) hukuken ortadan kaldırmaz. Siyasi varlık devlet sıfatını korur.
Hukuki kapasite ile bu kapasitenin fiilen kullanılıp kullanılamaması (siyasi engeller) uluslararası hukukta birbirinden ayrı tutulur.

Key Concept

Devletin Asli Unsurları ve Açıklayıcı (Beyan Edici) Tanıma Teorisi
Question 176Question

A ülkesinde demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş sivil yönetim, askeri bir müdahale sonucunda devrilmiş ve idareyi 'Milli Kurtuluş Konseyi' adında bir cunta devralmıştır. Bu durum karşısında diğer devletlerin vereceği tepki ve cuntaya uygulanacak hukuki rejim, uluslararası hukuk tartışmalarına yol açmıştır.

Bu senaryoda 'hükümetlerin tanınması' kurumu, ilgili doktrinler ve tanımanın hukuki sonuçları dikkate alındığında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yeni yönetimin üçüncü bir devlet tarafından hükümet olarak tanınmaması halinde, cunta yönetimi o devletin mahkemelerinde A devleti adına aktif temsil (dava açma) hakkından ve devletin yargı bağışıklığından yararlanamaz.

Answer

Yeni yönetimin tanınmaması halinde, bu yönetimin tanıyan devletin mahkemelerinde dava açma veya yargı bağışıklığından yararlanma ehliyetinden yoksun kalacağını belirten ifadedir.
Doğru seçenek, tanımamanın hukuki sonuçlarını eksiksiz yansıtmaktadır. Bir devlet, başka bir ülkedeki idareyi 'meşru hükümet' olarak tanımazsa, o idare tanıyan devletin iç hukukunda o devleti temsil edemez. Bunun doğrudan sonucu olarak, tanıyan devletin mahkemelerinde kendi devleti adına dava açma (aktif temsil) ehliyetinden ve yine devlete ait olan yargı bağışıklığından o idare adına yararlanamaz.

Step-by-Step Solution

1
Hükümet tanıması ile devlet tanıması arasındaki farkı analiz et.
Hükümetin tanınmaması devletin yok olduğu anlamına gelmez. Devletin tüzel kişiliği süreklidir.
Devletin sürekliliği ilkesini uygulayarak, tanımamanın devleti ortadan kaldırdığını iddia eden seçeneği elemek için.
2
Tanıma doktrinleri ve yaklaşımlarının (Tobar, Estrada, Jefferson, Wilson) içeriklerini eşleştir.
Tobar ve Wilson meşruiyet (anayasal süreç) ararken; Estrada içişlerine müdahaleyi önlemek için resmi tanımadan kaçınır. Jefferson ise fiili kontrole bakar.
Doktrinlerin isimleri ile içeriklerinin kasıtlı olarak ters verildiği çeldirici seçenekleri tespit etmek için.
3
Hükümet olarak tanınmamanın uluslararası hukuktaki pratik sonuçlarını değerlendir.
Tanınmayan hükümet locus standi (mahkemede taraf olma/dava açma) ehliyetine sahip değildir ve devlet malları ile yargı bağışıklığı üzerinde hak iddia edemez.
Tanımanın hukuki sonuçlarını doğru bir şekilde yansıtan seçeneği doğrulamak için.

Key Concept

Hükümetlerin Tanınmasının Hukuki Sonuçları ve Tanıma Doktrinleri
Question 177Question

Birleşmiş Milletler sistemi ve bölgesel insan hakları rejimlerinin gelişmesiyle birlikte, gerçek kişilerin doğrudan uluslararası normların muhatabı haline geldiği görülmektedir. Örneğin, bir kişinin işlediği soykırım suçu nedeniyle uluslararası bir ceza organı önünde hesap vermesi veya temel haklarının ihlali iddiasıyla devlet dışı bir yargı merciine şikayette bulunabilmesi günümüzde mümkündür.

Bu hukuki gelişmeler çerçevesinde, gerçek kişilerin uluslararası hukuk düzenindeki statüsüne ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gerçek kişiler, aktif (hak arama) ve pasif (sorumlu tutulma) ehliyetlerini bizzat devletlerin oluşturduğu rejimlerden aldıkları için, uluslararası hukukun yalnızca ikincil (türev) ve sınırlı süjeleridir.

Answer

Gerçek kişilerin uluslararası hukukta doğrudan hak arama (aktif) ve sorumlu tutulma (pasif) ehliyetleri devletlerin akdettiği uluslararası rejimler yoluyla ortaya çıktığından, bireyler yalnızca ikincil (türev) ve sınırlı süjeler olarak kabul edilir.
Gerçek kişilerin günümüz uluslararası hukukunda doğrudan hak talep edebilmesi (aktif ehliyet) ve suçlardan ötürü yargılanabilmesi (pasif ehliyet) mümkündür. Ancak bireyler, devletler gibi hukuku yaratan asli (birincil) süjeler değildir. Sahip oldukları haklar ve sorumluluklar, egemen devletlerin imzaladığı antlaşmaların bir sonucu olduğu için, bireylerin uluslararası hukuk kişiliği türev (ikincil) ve sınırlı niteliktedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki bağlamın analizi
Bireylerin uluslararası ceza organlarında yargılanabilmesi (pasif ehliyet) ve uluslararası yargı mercilerine şikayette bulunabilmesi (aktif ehliyet) durumları tespit edilir.
Bireyin hukuki statüsünün hangi temel unsurlar üzerinden tartışıldığını anlamak.
2
Uluslararası hukukta kişiliğin niteliğinin belirlenmesi
Bireylere bu hak ve yükümlülüklerin doğrudan devletler tarafından yapılan uluslararası antlaşmalarla (örneğin AİHS veya Roma Statüsü) verildiği saptanır.
Yetki ve sorumluluğun asıl kaynağının neresi olduğunu tespit etmek.
3
Süje ehliyetinin sınıflandırılması
Bireylerin hukuku bizzat yaratan egemen devletler gibi asli süje olmadığı, kaynağını ve sınırlarını devlet iradesinden alan türev (ikincil) ve sınırlı bir ehliyete sahip olduğu sonucuna varılır.
Doğru hukuki tespiti sağlayan seçeneği bulmak.

Key Concept

Bireylerin Sınırlı ve Türev Hukuk Kişiliği
Question 178Question

Delta Yarımadası'nda merkezi idareden tek taraflı bağımsızlık ilan eden 'Gama Cumhuriyeti', sınırları belirli bir ülke, kalıcı bir nüfus ve etkin bir siyasi otorite (hükümet) unsurlarını fiilen sağlamıştır. Kıtadaki komşu 'Omega Devleti', Gama ile sınır güvenliği ve transit geçişleri düzenleyen geçici bir protokol imzalamış ve bölgedeki vatandaşlarının konsolosluk işlemleri için sınırlı yetkili bir ofis açmıştır. Ancak Omega Devleti Dışişleri Bakanlığı, 'Gama'yı egemen ve bağımsız bir devlet olarak hukuken tanımadıklarını' resmi bir deklarasyonla duyurmuştur. Bir yıl sonra Gama'da anayasaya aykırı bir silahlı müdahale ile yönetim değişmiş, bunun üzerine Omega Devleti konsolosluk ofisini kapatarak yeni rejimle tüm resmi temasını kesmiştir. Bu süre zarfında Omega Devleti Yüksek Mahkemesi, önüne gelen bir ticari uyuşmazlıkta Gama'nın varlığını ve çıkardığı kamulaştırma yasasını 'açıklayıcı (bildirici) teori' çerçevesinde değerlendirerek geçerli kabul etmiştir.

Bu olay örgüsü ve uluslararası hukuk kuralları bir arada değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken kesinlikle doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Omega Devleti'nin yönetim değişikliği sonrası temaslarını kesmesi hükümetin tanınmaması kapsamında bir tasarruftur; Yüksek Mahkeme'nin Gama'nın yasalarını geçerli sayması ise devletin uluslararası kişiliğinin tanınmadan bağımsız olarak doğduğu ilkesini yansıtır.

Answer

Omega Devleti'nin anayasa dışı yönetim değişikliği sonrası ilişkileri kesmesi devletin değil hükümetin tanınmaması işlemidir; Yüksek Mahkemenin Gama yasalarını geçerli kılması ise devletin varlığının tanınmadan bağımsız olarak doğduğunu belirten açıklayıcı (bildirici) teoriye dayanır.
Doğru seçenek, uluslararası hukukun iki temel prensibini doğru sentezlemektedir: Birincisi, açıklayıcı (bildirici) teoriye göre bir oluşum kurucu maddi unsurları sağladığında hukuken devlet statüsü kazanır ve diğer devletlerin tanımasına muhtaç kalmaksızın işlemleri hukuki sonuç doğurur (mahkemenin kamulaştırma yasasını tanıması örneği). İkincisi, bir ülkede anayasal düzenin şiddet yoluyla kesintiye uğraması (askeri darbe vb.) durumunda diğer devletlerin diplomatik/konsolosluk ilişkilerini askıya alması, o devletin varlığını inkar etmek anlamına gelmez; yalnızca başa geçen otoritenin o devleti temsil yetkisinin reddedilmesidir (hükümetin tanınmaması).

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki 'tanıma' işlemlerinin niteliğini tespit et
Omega Devleti, Gama'yı resmen tanımadığını (de jure tanımama) beyan etmiş ancak zorunlu pratik ihtiyaçlar için konsolosluk ve geçici protokol işlemleri (de facto nitelikli fiili ilişkiler) kurmuştur.
Açık bir tanımama iradesi varken, kurulan idari ilişkiler zımni de jure tanıma sayılmaz.
2
Darbe sonrası temasların kesilmesinin hukuki sonucunu analiz et
Temasların kesilmesi, Gama devletinin değil, darbeyle başa geçen yeni 'hükümetin' tanınmadığını (Tobar veya Betancourt doktrinleri benzeri bir siyasi tepki) gösterir.
Uluslararası hukukta devletin devamlılığı esastır; hükümet değişiklikleri devletin tüzel kişiliğini yok etmez.
3
Yüksek Mahkeme'nin kararını uluslararası hukuk teorileriyle ilişkilendir
Mahkeme, Omega Devleti'nin yürütme organı Gama'yı tanımasa bile, Gama'nın yasalarını 'açıklayıcı (bildirici) teori' kapsamında geçerli saymıştır.
Açıklayıcı teoriye göre devlet, maddi unsurları (ülke, insan, siyasi otorite) tamamladığı an uluslararası hukuk kişiliğini kazanır; diğer devletlerin tanıması sadece mevcut durumu teyit eden (bildirici) bir işlemdir.

Key Concept

Devletlerin Tanınması Kurumunda Kurucu/Açıklayıcı Teoriler ve Devlet/Hükümet Tanıması Ayrımı
Question 179Question

Uluslararası sistemde eş zamanlı olarak üç farklı vaka gözlemlenmiştir:
I. Yıllar boyunca yabancı bir gücün sömürgesi konumunda olan 'Koralya', bağımsızlık mücadelesini kazanarak egemen bir devlet olarak ortaya çıkmıştır.
II. 'Valerya' isimli ülkede yaşanan şiddetli bir halk ayaklanması sonucunda monarşik yönetim devrilmiş ve anayasal sistem bütünüyle değiştirilerek yeni bir rejim inşa edilmiştir.
III. 'Sarmatya' Devleti tamamen parçalanarak fiili varlığını yitirmiş ve onun eski toprakları üzerinde 'Veneda' ile 'Alan' adında iki yeni siyasi yapı bağımsızlıklarını ilan etmiştir.

Belirtilen aktörlerin uluslararası yükümlülükleri ve antlaşmalara halefiyeti bağlamında, yerleşik uluslararası hukuk kurallarına göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Valerya'daki rejim değişikliği, devletin uluslararası tüzel kişiliğini kesintiye uğratmadığından mevcut antlaşmalarla bağlılık sürerken; Sarmatya'nın parçalanmasıyla doğan devletlerde kural olarak antlaşmaların 'devamlılığı', Koralya'da ise 'temiz sayfa' ilkesi uygulanır.

Answer

Doğru değerlendirme, rejim değişikliğinin devletin hukuki devamlılığını bozmadığını, tam dağılma durumunda antlaşmaların devamlılığının, sömürgeden kurtulan yeni devletlerde ise 'temiz sayfa' ilkesinin geçerli olduğunu belirten ifadedir.
Seçenek, üç farklı vakanın hukuki sonuçlarını uluslararası hukuka tam uygun biçimde özetlemektedir. Valerya'daki devrim yalnızca bir rejim değişikliğidir ve devletin kişiliği (dolayısıyla mevcut antlaşmalarla bağlılığı) devam eder. Sarmatya'nın dağılması klasik devlet halefiyetidir ve halef devletlerin kural olarak antlaşmalara devamlılığı esastır. Koralya ise sömürgeden kurtulan 'yeni bağımsız devlet' kategorisinde olduğundan, diğerlerinden farklı olarak 'temiz sayfa' (selefinin siyasi yükümlülüklerinden muafiyet) kuralından yararlanır.

Step-by-Step Solution

1
Koralya'nın uluslararası hukuktaki statüsünü ve halefiyet kuralını belirle.
Sömürgeden kurtularak bağımsız olan yeni devlet statüsündedir. Bu devletler için antlaşmalar hukuku bağlamında 'temiz sayfa' (kural olarak selefinin antlaşmalarıyla bağlı olmama) ilkesi geçerlidir.
Viyana Sözleşmesi ve örf-adet hukuku, yeni bağımsız olan (dekolonizasyon) devletlere siyasi bağımsızlıklarını tam kullanabilmeleri için bu hakkı tanır.
2
Valerya'da yaşanan durumun hukuki niteliğini analiz et.
Bu bir devlet halefiyeti değil, köklü bir hükümet/rejim değişikliğidir. Devletin uluslararası tüzel kişiliği aynen devam eder.
Uluslararası hukukta anayasal düzenin veya yönetimin yasa dışı/devrimci yollarla değişmesi devletin varlığını sonlandırmaz (Devletin Devamlılığı İlkesi).
3
Sarmatya'nın parçalanma durumunu ve buna uygulanacak kuralı tespit et.
Bir devletin tamamen dağılarak yerini yeni devletlere bırakması durumudur. Burada kural olarak selefin antlaşmalarının yeni devletler için geçerliliğini sürdürmesi (devamlılık) esastır.
Uluslararası ilişkilerde istikrarı korumak amacıyla, dağılma/ayrılma yoluyla kurulan yeni devletlerin mevcut antlaşmalarla (özellikle temiz sayfa kapsamı dışında) bağlı kalacağı kabul edilir.
4
Seçeneklerdeki istisnaları (radisite antlaşmalar) ve hukuki gerekçeleri (jus cogens, tanıma vb.) kontrol et.
Temiz sayfa ilkesinin sınır (radisite) antlaşmalarını bozmadığı, rejim değişikliklerinin borç reddi sağlamadığı ve halefiyet ile rejim değişikliğinin farklı olduğu doğrulanmıştır.
Yanlış seçenekler halefiyetin istisnalarını (radisite) veya kavramsal ayrımlarını (devlet vs. hükümet değişikliği) ihlal edecek şekilde kurgulanmıştır.

Key Concept

Devletlerin Halefiyeti (Devamlılık ve Temiz Sayfa İlkeleri)
Estimated Time:2m 0s
Question 180Question

Küresel siyasette yaşanan son gelişmeler neticesinde şu hukuki durumlar ortaya çıkmıştır:

I. Birinci durumda, "Novus Cumhuriyeti" yaşanan iç savaşın ardından hukuki varlığını tamamen yitirmiş ve eski ülkesi üzerinde "Doğu Novus" ile "Batı Novus" olmak üzere iki ayrı egemen yapı kurulmuştur.
II. İkinci durumda, on yıllarca sömürge statüsünde idare edilen "Lumina" bölgesi, halkın kendi kaderini tayin hakkını (self-determinasyon) kullanarak yeni bağımsız bir devlet statüsü kazanmıştır.
III. Üçüncü durumda ise, "Aethelgard" devletinde sivillerin başlattığı ayaklanma rejimin tamamen çökmesine neden olmuş, mevcut anayasa lağvedilerek yepyeni bir devlet teşkilatı ve yönetim biçimi ilan edilmiştir.

Bu üç durumun uluslararası hukuk kuralları uyarınca devletlerin halefiyeti, antlaşmaların geçerliliği ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Lumina devleti, dekolonizasyon süreciyle bağımsızlığını kazandığı için antlaşmalara halefiyet konusunda "temiz sayfa" (tabula rasa) kuralına tabi iken; Doğu ve Batı Novus devletleri kural olarak önceki devletin antlaşmalarıyla "devamlılık" ilkesi gereği bağlı sayılır.

Answer

Doğru seçenek, dekolonizasyon süreciyle kurulan Yeni Bağımsız Devletler için 'temiz sayfa' kuralının, devletlerin dağılması durumunda ise kural olarak 'devamlılık' ilkesinin uygulandığını belirten ifadedir.
1978 tarihli Devletlerin Antlaşmalara Halefiyetine İlişkin Viyana Sözleşmesi uyarınca, halefiyet rejimleri devletin ortaya çıkış biçimine göre farklılık gösterir. Eski bir sömürge idaresinden kurtularak kurulan 'Yeni Bağımsız Devletler' (Lumina örneği), geçmişte sömürgeci devletin akdettiği antlaşmalarla kural olarak bağlı tutulamazlar ve uluslararası hukuka 'temiz bir sayfa' (tabula rasa) ile katılırlar. Ancak bir devletin tamamen dağılarak yerine yeni bağımsız devletlerin geçmesi durumunda (Novus örneği), sözleşme kural olarak antlaşmaların 'devamlılığı' (continuity) ilkesini benimsemiştir. Doğru seçenek bu temel ayrımı eksiksiz yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Vakalardaki hukuki durumları tasnif et.
Novus vakası devletin dağılmasını/parçalanmasını, Lumina vakası yeni bağımsız devlet (dekolonizasyon) sürecini, Aethelgard vakası ise köklü hükümet/rejim değişikliğini temsil etmektedir.
Uluslararası hukukta her bir durum farklı halefiyet ve sorumluluk kurallarına tabi olduğundan doğru teşhis şarttır.
2
Aethelgard senaryosunu değerlendir.
Hükümet değişikliği devletin hukuki kişiliğini sona erdirmez (devletin devamlılığı ilkesi). Dolayısıyla borçlardan kurtulma veya diplomatik bağışıklıkları tek taraflı kaldırma iddiaları yanlıştır.
Devlet ile hükümet kavramları arasındaki temel hukuki farkın tespit edilmesi gerekir.
3
Novus ve Lumina senaryolarında antlaşmalara halefiyet rejimlerini belirle.
1978 Viyana Sözleşmesi'ne göre Lumina (yeni bağımsız devlet) kural olarak temiz sayfa ilkesinden faydalanırken, Novus'un ardılı olan devletlerde antlaşmalar kural olarak devam eder.
Sözleşme, yeni sömürgeden kurtulan devletleri korumak için onlara antlaşmaları reddetme hakkı tanırken, diğer ayrılma/dağılma türlerinde uluslararası istikrarı korumak için devamlılığı esas almıştır.
4
Diğer hukuki kurumları kontrol et (Uzlaştırma ve Ultra Vires).
Uzlaştırma kararları bağlayıcı değildir ve yetki aşımı (ultra vires) devletin haksız fiil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Seçeneklerdeki çeldiricilerin uluslararası hukukun yerleşik kuralları ışığında elenmesi.

Key Concept

Devletlerin Halefiyeti (Antlaşmalar, Borçlar ve Devletin Devamlılığı)
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 9 / 16Next
Uluslararası Hukukun Kişileri Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 9 | Examkin