Uluslararası Hukukun Kişileri

309 questions

Question 181Question

Uluslararası hukukta devletlerin birleşme biçimleri ve yapısal özellikleri, bu birimleri oluşturan varlıkların uluslararası hukuktaki hak ve yükümlülük ehliyetlerini (uluslararası hukuk kişiliğini) doğrudan etkiler.

Birleşmiş Milletler normları ve teamül hukuku çerçevesinde şu üç farklı devlet yapılanması incelenmektedir:

1. Durum: X ve Y devletleri, ülkelerinin anayasal veya hanedanlık kuralları gereği aynı devlet başkanı (monark) tarafından yönetilmekte, ancak yasama, yürütme ve yargı organları ile bütçelerini tamamen ayrı tutmaktadırlar.
2. Durum: A ve B devletleri, akdettikleri uluslararası bir antlaşma ile ortak savunma ve dış politika çıkarlarını koordine etmek üzere merkezi bir diyet (meclis) kurmuş, ancak egemenliklerini muhafaza etmişlerdir.
3. Durum: C ülkesi, anayasal bir temel üzerinde bir araya gelmiş geniş iç özerkliğe sahip D ve E federe birimlerinden oluşmakta olup, bu yapıda diplomasi ve savunma tek bir federal merkezden yürütülmektedir.

Bu senaryoda yer alan devlet birleşmeleri ve yapıları dikkate alındığında, devlet türlerinin uluslararası hukuktaki statülerine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kesinlikle doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: X ve Y devletlerinin oluşturduğu "şahsi birlik" (personal union) modelinde, devletlerden birinin üçüncü bir devlete karşı başlattığı savaşa diğer devletin hukuken taraf olma veya askeri destek sağlama zorunluluğu bulunmamaktadır.

Answer

X ve Y devletlerinin oluşturduğu "şahsi birlik" (personal union) modelinde, devletlerden birinin üçüncü bir devlete karşı başlattığı savaşa diğer devletin hukuken taraf olma veya askeri destek sağlama zorunluluğu bulunmamaktadır.
Verilen senaryoda 1. durum, tesadüfi veya hanedanlık kurallarıyla devlet başkanlığının tek kişide birleştiği ancak devletlerin ayrı tüzel kişiliklerini koruduğu 'şahsi birlik' modelini tanımlamaktadır. Şahsi birlikte devletlerin dış politikaları ve uluslararası hukuk süjesi olma vasıfları tamamen ayrıdır. Bu nedenle, devletlerden birinin taraf olduğu bir savaşa veya imzaladığı bir antlaşmaya diğer devletin hukuken katılım zorunluluğu yoktur. Bu durum hukuki olarak tamamen bağımsız iki devlet ilişkisinden farksızdır.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki devlet modellerinin hukuki sınıflandırmasını yap.
1. Durum: Şahsi Birlik (Personal Union). 2. Durum: Konfederasyon (Devletler Birliği). 3. Durum: Federasyon (Federal Devlet).
Her bir birleşme türünün uluslararası hukuk kişiliğine etkileri farklıdır; analiz için öncelikle modellerin doğru tespiti gerekir.
2
Şahsi birlik yapısında uluslararası hukuk kişiliğinin durumunu değerlendir.
Şahsi birlikte (X ve Y), iki devletin sadece monarkı ortaktır. Her iki devlet uluslararası alanda tamamen bağımsız iki ayrı süje olarak kalır.
Devletlerin ayrı uluslararası kişiliklerinin olması, birinin yaptığı uluslararası antlaşmaların veya savaş ilanının diğerini hukuken bağlamaması sonucunu doğurur.
3
Konfederasyon ve federasyon yapılarını sorumluluk ve kişilik bağlamında analiz et.
Konfederasyonda (A ve B) üye devletler egemen kalır. Federasyonda ise (C, D, E) uluslararası hukuk süjesi federal devletin kendisidir (C); alt birimlerin eylemlerinin uluslararası sorumluluğu federal devlete aittir.
İç özerklik (otonomi) ile uluslararası süje ehliyeti (jus tractatuum ve isnadiyet) arasındaki farkın netleştirilmesi, yanlış ifadelerin elenmesini sağlar.
4
Seçenekleri elde edilen bu hukuki verilerle karşılaştır.
X ve Y'nin birbirlerinin savaşlarına taraf olma zorunluluğunun bulunmadığını belirten ifade, şahsi birliğin hukuki doğasını doğru yansıtmaktadır.
Diğer ifadeler; konfederasyonun üyelerinin kişiliğini yok ettiğini iddia etmesi, federasyonda sorumluluğu alt birime atfetmesi ve ticari işlemlerde mutlak bağışıklık öngörmesi nedeniyle uluslararası hukuk kurallarına aykırıdır.

Key Concept

Devlet Birleşmeleri (Şahsi Birlik, Konfederasyon, Federasyon) ve Uluslararası Hukuk Kişiliği
Estimated Time:2m 0s
Question 182Question

Uluslararası örgütlerin uluslararası hukuk düzenindeki yeri ve yetkileri, tarihsel süreçte önemli yargı kararlarıyla şekillenmiştir. Özellikle Uluslararası Adalet Divanının (UAD) 1949 tarihli 'Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' (Bernadotte Vakası) Danışma Görüşü, uluslararası örgütlerin hukuki statüsünün belirlenmesinde bir dönüm noktası kabul edilir.

Bu karar ve uluslararası hukukun genel ilkeleri çerçevesinde, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Devletlerin mutlak ve egemenlik temelli kişiliğinden farklı olarak örgütlerin kişiliği 'işlevsel gereklilik' esasına dayanır; BM gibi evrensel örgütler 'objektif', diğer örgütler ise 'sübjektif' kişiliğe ve ancak amaçlarıyla sınırlı bir antlaşma yapma yetkisine (jus tractatuum) sahiptir.

Answer

Doğru ifade, uluslararası örgütlerin kişiliğinin devletlerden farklı olarak 'işlevsel gereklilik' esasına dayanması, evrensel örgütlerin objektif, diğerlerinin ise sübjektif kişiliğe ve amaçlarıyla sınırlı bir antlaşma yapma yetkisine (jus tractatuum) sahip olduğunu belirten ifadedir.
Uluslararası Adalet Divanı'nın 1949 tarihli kararında da teyit edildiği üzere, uluslararası örgütler devletler gibi 'mutlak' ve 'egemen' bir kişiliğe sahip değildir. Kişilikleri, kurucu antlaşmalarında kendilerine verilen görevleri yerine getirebilmeleri için gereken 'işlevsel gereklilik' (fonksiyonel) ilkesiyle sınırlıdır. BM gibi evrensel katılımlı örgütlerin kişiliği, üye olmayan devletlere karşı da ileri sürülebilen 'objektif' bir nitelik taşırken, diğer örgütlerin kişiliği genellikle üyeleri arasında geçerli olan 'sübjektif' niteliktedir. Antlaşma yapma yetkileri (jus tractatuum) de yine bu işlevsel sınırlarla çerçevelenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki UAD'nin 1949 tarihli Bernadotte Danışma Görüşü'nün temel bulgularını analiz etmek.
Bu kararla BM'nin uluslararası hukuki kişiliğe sahip olduğu, ancak bu kişiliğin devletlerin mutlak egemenliğinden farklı olarak işlevsel (fonksiyonel) olduğu tespit edilmiştir.
Uluslararası örgütlerin hukuki sınırlarını anlamak için bu emsal kararın bilinmesi gerekir.
2
Objektif ve sübjektif uluslararası kişilik ayrımını yapmak.
BM gibi evrensel örgütler üye olmayanlara karşı da hak ileri sürebilir (objektif kişilik), ancak bölgesel örgütler sadece üyelerine karşı (sübjektif kişilik) hukuki varlık gösterir.
Örgütlerin uluslararası alandaki etki alanları üye yapısına göre değişiklik gösterir.
3
Seçenekleri bu hukuki çerçevede değerlendirmek.
Örgütlerin antlaşma yapma ehliyetinin (jus tractatuum) işlevsel gereklilikle sınırlı olduğu, mutlak ve sınırsız olmadığı sonucuna ulaşılır.
Uluslararası hukukta her süjenin ehliyeti kendi varlık amacıyla sınırlandırılmıştır.

Key Concept

Uluslararası Örgütlerin İşlevsel ve Objektif/Sübjektif Hukuki Kişiliği
Question 183Question

Kuzey coğrafyasında yer alan 'Borea' isimli federal devletin dağılması sonucunda, eski federe birimlerden biri olan 'Aura', kendi anayasasını ilan ederek bağımsız bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Aura; sınırları belirli bir ülkeye, kalıcı bir nüfusa ve diğer devletlerden bağımsız karar alabilen etkin bir siyasi iktidara sahiptir. Ancak uluslararası toplumun büyük bir çoğunluğu, bölgesel istikrarsızlık endişesiyle Aura'yı devlet olarak tanımayı reddetmektedir. Buna karşın komşusu 'Cetus' Devleti, Aura ile resmi diplomatik ilişkiler kurmuş ve başkentinde karşılıklı büyükelçilik açmıştır. Aynı dönemde, uzun süredir bağımsız ve Birleşmiş Milletler üyesi bir devlet olan 'Doris'te ise askeri bir darbe yaşanmış ve yönetime el koyan yeni otorite, uluslararası alanda hiçbir devlet tarafından tanınmamıştır.

Günümüz uluslararası hukuk kuralları ve 'tanıma' kurumu dikkate alındığında, bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Aura, devlet olmanın maddi unsurlarına sahip olduğu için uluslararası hukukun bir süjesidir; Cetus'un büyükelçilik açması ise bu mevcut durumun de jure (hukuki) olarak tespitidir.

Answer

Doğru seçenek, Aura'nın maddi unsurlara sahip olması nedeniyle uluslararası hukuk süjesi olduğunu ve Cetus'un eyleminin de jure tanıma sayıldığını ifade eden seçenektir.
Günümüzde devletlerin tanınmasında 'açıklayıcı (beyan edici) teori' kabul görmektedir. Bu yaklaşıma göre bir oluşum; ülke, insan topluluğu ve etkin siyasi iktidar (egemenlik) unsurlarını bünyesinde barındırdığı anda devlet olarak doğar. Tanıma işlemi, devletin yaratılmasını değil, sadece bu hukuki gerçekliğin siyasi olarak onaylanmasını ifade eder. Bu nedenle Aura, diğer devletler tanımasa dahi maddi unsurları taşıdığı için uluslararası bir süjedir. Ayrıca, başka bir devlet ile büyükelçilik düzeyinde diplomatik ilişki tesis etmek, zımni ve de jure (kesin/hukuki) tanımanın en belirgin uygulamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Aura'nın devlet olma vasfının uluslararası hukuk teorileri açısından değerlendirilmesi.
Aura, ülke, nüfus ve egemenlik unsurlarına sahip olduğundan açıklayıcı (beyan edici) teoriye göre uluslararası toplum tarafından tanınmadan da devlet niteliğine haizdir.
Günümüz uluslararası hukukunda tanımanın kurucu değil, açıklayıcı bir etkiye sahip olması ilkesi esastır.
2
Cetus Devleti'nin eyleminin hukuki niteliğinin belirlenmesi.
Büyükelçilik açılması, karşılıklı diplomatik ilişki kurma iradesini gösterdiğinden zımni (örtülü) ve de jure (hukuki) tanıma işlemi sayılır.
Resmi diplomatik misyon kurulması, tanımanın en kesin ve geri alınamaz şekillerinden biridir.
3
Doris'teki darbe durumunun devletin kişiliğine etkisinin incelenmesi.
Doris'te yalnızca bir hükümet değişikliği yaşanmış olup, yeni cunta otoritesinin tanınmaması Doris'in mevcut devlet statüsünü etkilemez veya askıya almaz.
Devletin devamlılığı ilkesi uyarınca, hükümetlerin gayrimeşru yollarla değişmesi o devletin uluslararası kişiliğini ortadan kaldırmaz.

Key Concept

Tanıma Teorileri (Kurucu vs. Açıklayıcı) ve Devlet/Hükümet Tanıması Ayrımı
Question 184Question

Bağımsızlığını ilan eden bir siyasi otorite; sınırları belirli bir kara ülkesi üzerinde kontrol sağlamış, bu ülke üzerinde yerleşik bir nüfusu yönetmeye başlamış ve diğer uluslararası süjelerle hukuki ilişki kurma iradesi ile kapasitesini ortaya koymuştur. Ancak uluslararası toplumun önemli bir kısmı, siyasi kaygılarla bu yeni yapıyı resmi olarak tanımaktan imtina etmiştir.

Modern uluslararası hukukta devletin asli unsurlarını kodifiye eden 1933 Montevideo Sözleşmesi ve günümüzde genel kabul gören 'açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi' dikkate alındığında, söz konusu yapının hukuki statüsü hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu yapı, devlet olmanın maddi unsurlarını fiilen bünyesinde topladığı için, üçüncü devletlerin tanıma işleminden bağımsız olarak uluslararası hukukta devlet statüsünü kazanmıştır.

Answer

Devlet olmanın unsurlarını barındıran yapının, üçüncü devletlerin tanıma işleminden bağımsız olarak devlet statüsünü kazandığını ifade eden seçenektir.
Doğru yanıt, bir siyasi entitenin devlet olmasının objektif unsurları tamamlamasıyla gerçekleştiğini, diğer devletlerin tanımasının sadece mevcut durumu beyan eden bir işlem olduğunu belirten ifadedir. Bu, açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisinin özüdür ve 1933 Montevideo Sözleşmesi'nin de dayandığı temel yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki hukuki prensipleri ve uygulanan teoriyi belirle.
Soruda 1933 Montevideo Sözleşmesi kriterleri (nüfus, ülke, hükûmet, ilişki kurma kapasitesi) ve 'açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi' esas alınmaktadır.
Olayı çözecek hukuki rejimin doğru tespit edilmesi gerekir.
2
Açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisinin sonuçlarını analiz et.
Bu teoriye göre devlet, unsurları fiili olarak tamamlandığında hukuken doğmuş kabul edilir. Diğer devletlerin tanıması sadece bu fiili durumun hukuki tescilidir.
Kurucu teori ile açıklayıcı teori arasındaki temel farkı ortaya koymak.
3
Seçenekleri açıklayıcı teoriye uygunluk bakımından değerlendir.
Tanıma işleminden bağımsız olarak devlet statüsünün kazanıldığını belirten ifade, açıklayıcı teorinin temel önermesiyle tam olarak örtüşmektedir.
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru hukuki yoruma ulaşmak.

Key Concept

1933 Montevideo Sözleşmesi ve Açıklayıcı Tanıma Teorisi
Question 185Question

Uluslararası hukukta asli süje olan devletlerin aksine türev (ikincil) süje konumunda olan uluslararası örgütler, yalnızca kendilerine verilen işlevleri yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları hukuki ehliyete sahiptir. Örgütlerin bu statüsü ve yetkilerinin sınırları, uluslararası yargı içtihatlarıyla belirli ilkelere bağlanmıştır. Buna göre, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği ve yetkilerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası örgütler, kurucu antlaşmalarında açıkça sayılmamış olsa bile, işlevsel gereklilik ilkesi uyarınca kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için zorunlu olan 'zımni (örtülü) yetkilere' ve üçüncü taraflarla antlaşma yapma ehliyetine (jus tractatuum) sahiptir.

Answer

Uluslararası örgütlerin, kurucu antlaşmalarında açıkça belirtilmese dahi işlevsel gereklilik ilkesi uyarınca kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için zımni yetkilere ve antlaşma yapma kapasitesine sahip olduğunu belirten ifade doğrudur.
Uluslararası örgütler, işlevsel ehliyet prensibine tabidir. Uluslararası Adalet Divanı'nın 'Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' meselesindeki çığır açan kararında teyit edildiği üzere, örgütlerin kurucu metinlerinde açıkça yazmasa bile amaçlarını gerçekleştirmek için vazgeçilmez olan 'zımni (implied) yetkileri' vardır. Bu kapsamda örgütler, işlevlerinin gerektirdiği ölçüde üçüncü kişi veya devletlerle antlaşma yapma (jus tractatuum) hakkına sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası örgütlerin hukuki kişiliğinin doğasını analiz et
Örgütlerin devletler gibi asli (orijinal) ve genel yetkili değil, türev (ikincil) ve sınırlı (işlevsel) hak süjesi olduğu tespiti yapılır.
Bu temel ayrım, örgütün ehliyetinin sınırlarını belirler.
2
İşlevsel gereklilik ve zımni yetkiler kavramlarını değerlendir
Uluslararası Adalet Divanı'nın içtihatlarında da vurgulandığı üzere, örgütler sadece açıkça yazılı yetkileri değil, amaçlarını gerçekleştirmek için elzem olan zımni (örtülü) yetkileri ve jus tractatuum (antlaşma yapma ehliyetini) haizdir.
Örgütlerin uluslararası alanda etkin bir şekilde faaliyet gösterebilmesinin yegane hukuki dayanağı işlevsel gereklilik ilkesidir.
3
Hatalı seçeneklerdeki temel yanılgıları tespit et
BM gibi örgütlerin objektif kişiliğe sahip olması, yargı bağışıklıklarının mutlak olmaması, işlevsel korumanın diplomatik korumadan farklılaşması ve örgüt kararlarının otomatik jus cogens olmaması kuralları hatırlanır.
Çeldiriciler, devlet yetkileri ile örgüt yetkilerinin karıştırılmasından (hukukun kaynakları, bağışıklık ve tanıma) beslenmektedir.

Key Concept

İşlevsel Gereklilik ve Zımni Yetkiler Kuramı
Question 186Question

"Nova" adlı siyasi varlık, sınırları belirli bir coğrafi alanda yerleşik bir nüfus üzerinde etkin bir fiili hakimiyet kurmuş; kendi anayasal düzenini tesis ederek yasama, yürütme ve yargı organlarını faaliyete geçirmiştir. Ancak Nova, kabul ettiği anayasasında, savunma ve tüm dış politika yetkilerini münhasıran komşusu olan "Magna" devletine devrettiğini, kendi adına uluslararası antlaşma yapma veya herhangi bir uluslararası örgüte üye olma ehliyetinin bulunmadığını açıkça düzenlemiştir.

Modern uluslararası hukukun kuralları çerçevesinde, Nova'nın hukuki statüsüne ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Diğer uluslararası süjelerle bağımsız hukuki ilişkilere girme kapasitesinden yoksun olduğu için, uluslararası hukukun tam ehliyetli asli bir kişisi (devlet) olarak nitelendirilemez.

Answer

Diğer uluslararası süjelerle bağımsız hukuki ilişkilere girme kapasitesinden yoksun olduğu için, uluslararası hukukun tam ehliyetli asli bir kişisi (devlet) olarak nitelendirilemez.
Modern uluslararası hukukta bir siyasi varlığın devlet statüsü kazanabilmesi için 1933 Montevideo Sözleşmesi'nde sayılan dört unsuru bir arada taşıması gerekir: daimi nüfus, belirli bir ülke, teşkilatlı hükümet ve diğer devletlerle ilişkiye girme kapasitesi (bağımsızlık/dış egemenlik). Verilen olayda Nova; nüfus, ülke ve otorite (hükümet) unsurlarına fiilen sahip olsa da, dış politika ve uluslararası ilişkilerde tamamen Magna devletine bağımlı kılındığı için devlet olmanın en temel şartlarından olan 'diğer süjelerle ilişkiye girme kapasitesi'nden hukuken yoksundur. Bu kapasite eksikliği, onun uluslararası hukukun asli süjesi olan bağımsız bir devlet olarak nitelendirilmesini kesin olarak engeller.

Step-by-Step Solution

1
Montevideo Sözleşmesi'ne göre devletin kurucu maddi unsurlarını belirlemek.
Devletin unsurları; daimi nüfus, belirli bir ülke, teşkilatlı hükümet ve diğer devletlerle ilişkiye girme kapasitesidir.
Olaydaki Nova'nın statüsünü hukuken değerlendirebilmek için aranan objektif şartların tam olarak bilinmesi gerekir.
2
Nova'nın mevcut fiili ve hukuki durumunu devletin unsurları bağlamında analiz etmek.
Nüfus, ülke ve iç egemenliği sağlayan Nova'nın, dış egemenlik (ilişkiye girme kapasitesi) unsurundan yoksun olduğu görülmüştür.
Kabul edilen anayasadaki katı hüküm, dış ilişkilerde tamamen Magna devletine bağımlı olunduğunu açıkça göstermektedir.
3
Tanıma teorilerini olaydaki eksiklikle birlikte değerlendirmek.
Modern hukukta açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi geçerli olduğundan, tanımanın eksik olan kapasite unsurunu telafi edemeyeceği ve kurucu etki yaratamayacağı saptanmıştır.
Dış egemenliği fiilen olmayan bir varlık, diğer devletler tarafından tanınmakla uluslararası hukukun asli süjesine dönüşemez.

Key Concept

Devletin Kurucu Unsurları ve Açıklayıcı Tanıma Teorisi
Question 187Question

Uluslararası hukukta bağımsız iki devlet olan 'Sarmatya' ve 'İskitya', imzaladıkları birleşme antlaşmasıyla eski hukuki varlıklarını sona erdirerek 'Baktriya Federasyonu' adı altında yeni bir devlet kurduklarını tüm dünyaya ilan etmişlerdir. Baktriya Federasyonu, devlet olmanın tüm objektif unsurlarını (ülke, nüfus, egemenlik) eksiksiz olarak sağlamıştır. Üçüncü bir devlet olan 'Kapadokya', Baktriya Federasyonu'nu kesin ve tam olarak kabul ederek derhal karşılıklı büyükelçilikler açmıştır. 'Galatya' Devleti ise birleşme sürecinin siyasi istikrarını henüz kanıtlamadığı gerekçesiyle, Baktriya ile şimdilik yalnızca geçici ve sınırlı resmi ilişkiler yürütme kararı almıştır.

Bu olay bağlamında uluslararası hukukta 'tanıma' kurumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası hukukta genel kabul gören açıklayıcı (beyan edici) teoriye göre, Baktriya Federasyonu objektif unsurları sağladığı an devlet niteliği kazanmış olup, Kapadokya ve Galatya'nın tanıması yalnızca mevcut durumun teyidi anlamını taşır.

Answer

Doğru cevap, açıklayıcı (beyan edici) teoriye göre Baktriya Federasyonu'nun objektif unsurları sağladığı an devlet niteliği kazandığını ve tanımanın yalnızca mevcut durumun teyidi anlamını taşıdığını belirten ifadedir.
Uluslararası hukukta devletin tanınmasına ilişkin olarak günümüzde geçerli olan yaklaşım 'açıklayıcı (beyan edici) teori'dir. Montevideo Sözleşmesi'nde de benimsenen bu teoriye göre; kalıcı nüfus, belirli ülke ve egemenlik (etkin siyasi iktidar) unsurlarına sahip olan her siyasi yapı devlet niteliği kazanır. Üçüncü devletlerin bu yeni devleti tanıması, ona devlet olma vasfını kazandırmaz; yalnızca var olan hukuki durumu tespit ve teyit eder. Senaryoda Baktriya Federasyonu tüm objektif unsurları sağladığından, Kapadokya ve Galatya'nın tutumu ne olursa olsun hukuken devlet statüsündedir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki yeni kurulan Baktriya Federasyonu'nun devlet olma durumunun ve üçüncü devletlerin (Kapadokya ve Galatya) tepkilerinin hukuki niteliğini analiz etmek.
Baktriya Federasyonu objektif unsurları sağlayarak kurulmuş yeni bir devlettir. Kapadokya tam (de jure), Galatya ise geçici (de facto) ilişki kurmuştur.
Tanıma türlerini (de facto/de jure) ve devlet olmanın unsurlarını olgular üzerinden netleştirmek.
2
Tanıma teorilerini (Kurucu ve Açıklayıcı) seçeneklerdeki ifadelerle karşılaştırmak.
Açıklayıcı teoriye göre devlet unsurlar tamamlanınca doğar, tanıma kurucu değil teyit edicidir. Kurucu teorinin özellikleri açıklayıcı teoriyle karıştırılarak çeldirici olarak sunulmuştur.
Sorunun odak noktası olan teorilerin doğru ayrımını yapmak.
3
Devletin tanınması ile hükümetin tanınması kavramlarını seçeneklerde test etmek.
Anayasa dışı iktidar değişikliği durumunda devletin değil hükümetin tanınması söz konusu olur. Birleşme ile oluşan yeni yapı ise yeni bir devletin tanınmasını gerektirir. İlgili çeldiriciler elenir.
Devletin sürekliliği ilkesi gereği iki farklı tanıma türünü ayırt edebilmek.

Key Concept

Uluslararası Hukukta Tanıma Teorileri (Kurucu ve Açıklayıcı), De Facto/De Jure Tanıma ile Devlet ve Hükümet Tanıması Ayrımları
Estimated Time:1m 30s
Question 188Question

Merkezi otoritenin zayıfladığı 'Tarkus' ülkesinde, 'Valeria' bölgesi tek taraflı bağımsızlık ilan ederek yeni bir anayasa yürürlüğe koymuştur. Bu gelişme üzerine komşu 'Orien' devleti, Valeria ile resmi düzeyde tam ve kesin bir diplomatik ilişki tesis etmekten kaçınmış; ancak sınır güvenliğini koordine etmek ve ticari geçişleri yönetmek maksadıyla Valeria'da fiili kontrolü sağlayan geçici idare ile pratik düzeyde temaslar kurmuştur. Diğer taraftan 'Kalyon' devleti ise yayımladığı resmi bir deklarasyonda, Valeria'nın devlet niteliği kazanabilmesinin bütünüyle diğer devletlerin onu uluslararası bir süje olarak kabul etmesine bağlı olduğunu ve bu kabul işlemi gerçekleşmeden Valeria'nın hukuken varlık kazanamayacağını ilan etmiştir.

Bu senaryodaki devlet tutumları uluslararası hukukta 'tanıma' kurumu bağlamında değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kalyon devletinin benimsediği yaklaşım, yeni bir devletin uluslararası hukuk kişiliği kazanmasında tanımanın kurucu (inşai) bir işleve sahip olduğunu ileri süren doktriner görüşe dayanmaktadır.

Answer

Kalyon devletinin tutumu, devletlerin uluslararası kişilik kazanmasında tanımanın kurucu (inşai) bir işleve sahip olduğunu savunan teoriye dayanmaktadır.
Kalyon devleti, yayımladığı deklarasyonda Valeria'nın hukuki varlığını doğrudan diğer devletlerin onu uluslararası bir süje olarak kabul etmesine (tanımasına) bağlamıştır. Uluslararası hukukta devletin hukuki bir kişilik olarak doğuşunu devletlerin iradesine ve tanımasına bağlayan bu görüş 'kurucu (inşai) teori' olarak adlandırılmaktadır. Doğru seçenek Kalyon'un tutumunu inşai teoriyle eksiksiz olarak eşleştirmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki devletlerin fiil ve beyanlarını hukuki olarak nitelendirmek.
Orien devleti pratik sınır temasları ile 'de facto' tanıma refleksi göstermiş, Kalyon devleti ise tanımanın varlık şartı olduğunu beyan etmiştir.
Uluslararası hukukta tanıma teorilerinin hangi devletin pratiğine uyduğunu tespit etmek için önce eylemlerin doğru çözümlenmesi gerekir.
2
Kalyon devletinin beyanını tanıma teorileri (açıklayıcı ve kurucu) ile karşılaştırmak.
Kalyon'un 'diğer devletlerin kabulü olmadan hukuken varlık kazanılamayacağı' iddiası kurucu (inşai) teori ile birebir örtüşmektedir.
Sorunun seçenekleri teorik yaklaşımlar üzerine kurulduğundan doğrudan eşleştirme yapmak zorunludur.
3
Seçenekleri analiz ederek yanlış ifadeleri elemek.
Orien'in eylemi hükümet tanıması veya de jure tanıma değildir. Açıklayıcı teori de tanımanın hukuki varlık için zorunlu olduğunu savunmaz.
Çeldiricilerin içerdiği hukuki bilgi hatalarının (de jure/de facto ve hükümet/devlet tanıması karışıklığı) ayıklanması doğru yanıta güvenle ulaşılmasını sağlar.

Key Concept

Devletlerin Tanınmasında Kurucu ve Açıklayıcı Teoriler ile De Jure / De Facto Tanıma
Question 189Question

Kıta Avrupası'nda yer alan 'Lidya' devleti sınırları içindeki 'Sardes' bölgesi, referandum sonucunda bağlı bulunduğu merkezi idareden ayrılarak bağımsızlık ilan etmiş, sınırlarını belirlemiş ve kendi anayasasını yürürlüğe koyarak fiili bir idare tesis etmiştir. Bağımsızlık ilanı sonrasında, komşu 'Karya' devleti Sardes yönetimine bir diplomatik nota göndererek; Sardes'i bağımsız ve egemen bir uluslararası hukuk kişisi olarak kabul ettiğini, karşılıklı büyükelçilikler açılarak kalıcı ve tam diplomatik ilişkiler kurmak istediğini bildirmiştir.

Uluslararası hukukta devletlerin tanınması kurumu ve tanıma teorileri dikkate alındığında, Karya devletinin bu işlemiyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bu işlem, uluslararası hukukun aradığı maddi unsurlara sahip olan yeni bir varlığın devlet statüsünü teyit eden açıklayıcı (beyan edici) nitelikte ve kesin sonuç doğuran de jure (hukuki) bir devlet tanımasıdır.

Answer

Sardes'in devlet olarak tanınmasının açıklayıcı nitelikte ve de jure bir işlem olduğunu belirten ifade doğru yanıttır.
Devletlerin tanınmasında günümüzde hukuken kabul gören yaklaşım açıklayıcı (beyan edici) teoridir. Buna göre bir devlet; belirli bir ülke, insan topluluğu ve egemen yetki unsurlarının fiilen bir araya gelmesiyle hukuken doğmuş kabul edilir. Tanıma işlemi ise, bu mevcut fiili durumu uluslararası düzeyde teyit eden bir beyandır. Olayda Karya devletinin büyükelçilik açmak suretiyle kalıcı ve tam diplomatik ilişki tesis etmek istemesi, bu işlemin her an geri alınabilen geçici 'de facto' (fiili) bir tanıma olmadığını, kesin ve bağlayıcı sonuçlar doğuran 'de jure' (hukuki) bir devlet tanıması olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki siyasi ayrılığın türünün tespit edilmesi.
Mevcut devletten koparak kendi anayasasını ve sınırlarını belirleyen yeni bir siyasi varlık oluştuğundan, olay 'hükümet tanıması' değil 'devlet tanıması' kapsamına girer.
Hükümet tanıması mevcut bir devletin içindeki iktidar değişikliklerinde; devlet tanıması ise yeni bir uluslararası hukuk kişisinin doğuşunda söz konusu olur.
2
Karya devletinin başvurduğu tanıma işleminin türünün (De Jure / De Facto) belirlenmesi.
Karya devletinin 'büyükelçilik açma' ve 'kalıcı/tam diplomatik ilişki kurma' talebi, bu tanımanın 'de jure' (hukuki) nitelikte olduğunu kanıtlar.
De jure tanıma kesin, kalıcı ve tam diplomatik ilişkileri kapsarken; de facto tanıma geçici, geri alınabilir ve genellikle pratik zorunluluklarla kurulan sınırlı ilişkileri ifade eder.
3
Uygulanacak uluslararası hukuk teorisinin saptanması.
Devletin varlığının tanımayla yaratılmadığı, var olan fiili durumun teyit edildiği kabul edildiğinden işlem 'açıklayıcı (beyan edici) teori' ile uyumludur.
Günümüz uluslararası hukukunda Montevideo Sözleşmesi kriterlerini (ülke, nüfus, egemenlik) sağlayan bir yapı devlet vasfı kazanır; 'kurucu teori' terk edilmiştir.

Key Concept

Devletlerin Tanınması: Açıklayıcı Teori ve De Jure/De Facto Tanıma Ayrımı
Question 190Question

Bağımsız bir devlet olan 'Pangea'da gerçekleşen rejim değişikliğiyle yönetime anayasa dışı yollarla bir askeri konsey el koymuştur. Aynı tarihlerde, 'Sinerji' devletinin 'Vadi' adlı eyaleti, tek taraflı bağımsızlık ilan ederek 'Yeni Vadi Cumhuriyeti'ni kurduğunu duyurmuştur.

Uluslararası toplumun bu olaylara tepkisi şu şekilde olmuştur:
I. 'Alfa' devleti, Pangea'daki yeni askeri konseyi resmi muhatap olarak kabul etmiştir.
II. 'Beta' devleti, Yeni Vadi Cumhuriyeti'nin sınırlarının ve otoritesinin henüz tam kesinleşmemesi nedeniyle bu yapıyı yalnızca geçici ve sınırlı düzeyde muhatap almıştır.
III. 'Gama' devleti ise, Yeni Vadi Cumhuriyeti'nin ancak diğer devletlerce tanındığı andan itibaren uluslararası hukukta bir devlet olarak varlık kazanabileceğini ileri sürmüştür.

Bu duruma ve uluslararası hukukta tanıma kurumuna ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gama devletinin ileri sürdüğü görüş, uluslararası hukukta günümüzde kabul gören açıklayıcı (bildirici) tanıma teorisiyle örtüşmemektedir; zira devletin hukuki varlığı tanımaya bağlı değildir.

Answer

Doğru seçenek, Gama devletinin görüşünün günümüz uluslararası hukukunda geçerli olan açıklayıcı (bildirici) tanıma teorisiyle örtüşmediğini belirten ifadedir.
Doğru ifade, Gama devletinin görüşünün uluslararası hukukta geçerli olan açıklayıcı teoriyle uyuşmadığını tespit edendir. Uluslararası hukukta devletin hukuki varlık kazanması objektif unsurların (ülke, millet, egemenlik) bir araya gelmesiyle oluşur; diğer devletlerin tanıması sadece mevcut bir gerçeği saptar (açıklayıcı teori). Gama devletinin iddiası ise terk edilmiş olan kurucu teoriye dayanmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki durumların hukuki niteliklerini tespit et.
I. durum 'Hükümet tanıması', II. durum 'De facto (fiili) devlet tanıması', III. durum ise 'Kurucu (inşai) teori' iddiasıdır.
Olayları uluslararası hukukun teknik kavramlarıyla eşleştirmek, seçeneklerin doğruluğunu değerlendirmek için ilk şarttır.
2
Gama devletinin iddiasını (III) güncel uluslararası hukuk kurallarıyla karşılaştır.
Gama devleti tanınmayı devlet olmanın kurucu unsuru olarak görmektedir. Ancak güncel uluslararası hukukta 'açıklayıcı (bildirici) teori' geçerlidir. Yani devlet fiilen kurulduğunda hukuken de doğar, tanıma sadece bunu beyan eder.
Kurucu ve açıklayıcı teori ayrımı, devletin uluslararası alanda ne zaman hukuki kişilik kazandığını belirleyen temel unsurdur.
3
Diğer devletlerin işlemlerini analiz et.
Alfa devleti devlet değil hükümet tanımaktadır. Beta devleti de jure değil de facto tanıma yapmıştır. Pangea devlet olarak kişiliğini kaybetmemiştir.
Diğer seçeneklerde yer alan de jure/de facto ile hükümet/devlet tanıması ayrımlarındaki yanlışlıkları netleştirmek içindir.

Key Concept

Tanıma Teorileri (Açıklayıcı ve Kurucu), De jure/De facto Tanıma ve Hükümet Tanıması
Question 191Question

Bir ada ülkesi olan 'Sirius' sınırları içerisindeki 'Vega' bölgesi, tek taraflı bir deklarasyonla bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu gelişmenin ardından komşu 'Orion' devleti bir diplomatik nota yayımlayarak; Vega'nın ülke, insan topluluğu ve egemenlik unsurlarını fiilen sağladığını, kendi yapacakları bu bildirimin sadece var olan durumu tespit etmekten ibaret olduğunu ve Vega'nın devlet niteliği kazanmasının bu bildirim şartına bağlı olmadığını belirtmiştir. Ayrıca Orion devleti, Vega'daki yeni otoritenin kalıcılığı tam olarak kesinleşene kadar bu makamlarla yalnızca geçici ticari ve konsolosluk ilişkileri yürüteceğini ilan etmiştir.

Buna göre, Orion devletinin gerçekleştirdiği bu diplomatik işlem uluslararası hukuk açısından değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Orion devleti, devletin tanınması kurumunda "açıklayıcı (beyan edici) teori"yi benimsemiş ve Vega'daki makamları "de facto (fiili)" olarak tanımıştır.

Answer

Doğru seçenek, Orion devletinin açıklayıcı teoriye dayanarak de facto tanıma yaptığını belirten ifadedir.
Soru kökündeki 'bildirimin sadece var olan durumu tespit etmekten ibaret olduğu' ve 'devlet niteliği kazanmanın bu bildirime bağlı olmadığı' ifadeleri, tanımanın devletin varlığı için kurucu (inşai) değil, açıklayıcı (beyan edici) olduğunu kanıtlar. Ayrıca, otoritenin kalıcılığı kesinleşene kadar 'yalnızca geçici ticari ve konsolosluk ilişkileri' yürütülmesi, bu işlemin kesin ve nihai bir hukuki (de jure) tanıma değil, geçici nitelikteki fiili (de facto) tanıma olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Orion devletinin notasındaki teorik yaklaşımı analiz etmek.
Nota, Vega'nın devlet niteliğini önceden kazanmış olduğunu ve bildirimin sadece mevcut durumu tespit ettiğini belirtmektedir.
Uluslararası hukukta bu irade, tanımanın yeni bir devlet yaratmadığını savunan 'açıklayıcı (beyan edici) teori' ile ifade edilir.
2
Orion devletinin kurduğu diplomatik ilişkinin niteliğini ve düzeyini belirlemek.
Otoritenin kalıcılığı kesinleşene kadar yalnızca geçici ticari ve konsolosluk ilişkileri kurulacağı ilan edilmiştir.
Geçici, sınırlı ve nihai olmayan bu tür tanıma işlemleri hukuken 'de facto (fiili) tanıma' olarak sınıflandırılır.

Key Concept

Devletlerin Tanınması (Açıklayıcı Teori ve De Facto Tanıma)
Question 192Question

Denizaşırı bir gücün yönetimi altında bulunan 'Tarsusya' bölgesi, dekolonizasyon süreci kapsamında yapılan bir referandum neticesinde sömürge statüsünden kurtularak tam bağımsız 'Eridanus' Cumhuriyeti adıyla uluslararası topluma katılmıştır. Bu bağımsızlık kazanılmadan önce sömürgeci devlet, Eridanus topraklarından geçen uluslararası bir su yolunun kullanımına ilişkin komşu ülkelerle ayni (radisite) bir antlaşma yapmış ve Eridanus bölgesinin de dâhil edildiği çeşitli ikili serbest ticaret antlaşmaları imzalamıştır. Bunun yanı sıra sömürgeci devlet, kendi merkezi harcamaları için aldığı dış borçların bir kısmını muhasebe kayıtlarında Eridanus bölgesine tahsis etmiştir.

Devletlerin halefiyetine ilişkin uluslararası hukuk kuralları ve ilgili Viyana Sözleşmeleri (1978 ve 1983) dikkate alındığında, bu durumun hukuki sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yeni bağımsız bir devlet olarak Eridanus Cumhuriyeti, kural olarak 'temiz sayfa' ilkesinden yararlanıp selef devletin ticari antlaşmalarıyla bağlı olmasa da su yolunun kullanımına dair ayni (radisite) nitelikteki rejim bu kuralın istisnasını teşkil eder.

Answer

Doğru yanıt, yeni bağımsız devletin 'temiz sayfa' ilkesi gereği kural olarak ticari antlaşmalarla bağlı olmadığı, ancak su yolu kullanımı gibi ayni (radisite) nitelikteki rejimlerin bu kuralın istisnasını oluşturduğunu belirten ifadedir.
Yeni bağımsız devletler (dekolonizasyon sonucu kurulanlar), 1978 Viyana Sözleşmesi uyarınca 'temiz sayfa' (clean slate) kuralından yararlanır ve kural olarak selef devletin antlaşmalarıyla bağlı tutulamazlar. Dolayısıyla örnekteki devlet, genel ticari antlaşmalarla bağlı değildir. Ancak uluslararası su yolları, geçiş hakları ve sınırlar gibi belirli bir ülkesel alana bağlanmış ayni (radisite) nitelikteki objektif statü yaratan antlaşmalar halefiyette devamlılık gösterir ve yeni devleti bağlamaya devam eder. Bu durum temiz sayfa kuralının en önemli istisnasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki halefiyet türünü sınıflandırmak.
Tarsusya'nın sömürge yönetiminden kurtularak Eridanus adıyla kurulması, 'Yeni Bağımsız Devlet' statüsü yaratmaktadır.
1978 Viyana Sözleşmesi, devletlerin ayrılması veya dağılması ile dekolonizasyon (yeni bağımsız devlet) süreçleri için farklı halefiyet rejimleri öngörür.
2
Yeni bağımsız devletler için antlaşmalara halefiyet kurallarını (1978 Sözleşmesi) uygulamak.
Eridanus Cumhuriyeti için kural olarak 'temiz sayfa' (clean slate) ilkesi geçerlidir ve selef devletin yaptığı genel (ticari vs.) antlaşmalarla bağlı değildir.
Kendi iradesi dışında yapılmış siyasi ve ekonomik antlaşmaların yeni devleti bağlamaması esastır.
3
Temiz sayfa kuralının istisnalarını (ayni rejimler) değerlendirmek.
Sınır antlaşmaları ve su yolunun kullanımına dair ayni (radisite) antlaşmalar temiz sayfa kuralından etkilenmez ve yeni devleti bağlamaya devam eder.
Uluslararası barışın ve istikrarın korunması, kazanılmış haklara saygı gereğince objektif statü doğuran antlaşmalar süreklilik arz eder.

Key Concept

Devletlerin Halefiyeti ve Temiz Sayfa İlkesi
Question 193Question

Uluslararası yargı mekanizmalarının evrimi incelendiğinde, klasik devletler hukuku doktrininin aksine, gerçek kişilerin uluslararası düzeyde hukuki muamelelere doğrudan konu olabildiği görülmektedir. İnsan hakları ihlallerine karşı uluslararası mahkemelere başvuru yolları ve uluslararası suç faillerinin bizzat yargılanması bu dönüşümün temel dayanaklarıdır. Bu kurumsal yapıların işleyişi (örneğin AİHM ve UCM uygulamaları) dikkate alındığında, bireyin modern uluslararası hukuktaki statüsü ve hukuki ehliyeti hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bireylerin hukuk kişiliği, devletlerin iradesiyle oluşturulan kurucu antlaşmalara dayandığından 'türev', yalnızca belirli hak ve sorumlulukları kapsadığından 'sınırlı' niteliktedir; bu kapsamda uluslararası mahkemelere başvuru hakkı aktif ehliyetin, uluslararası suçlardan yargılanma ise pasif ehliyetin bir sonucudur.

Answer

Bireylerin hukuk kişiliğinin 'türev' ve 'sınırlı' nitelikte olduğunu; mahkemelere başvuru hakkının aktif ehliyet, uluslararası suçlardan yargılanmanın ise pasif ehliyet bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten seçenektir.
Doğru cevap, uluslararası hukukta bireylerin kişiliğinin yapısal özelliklerini tam ve eksiksiz yansıtmaktadır. Bireyler uluslararası hukukun asli süjesi değildir; statüleri devletlerin imzaladığı sözleşmelerden (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Roma Statüsü vb.) doğduğu için 'türev' niteliktedir. Aynı zamanda bireyler uluslararası antlaşma akdedemez, toprak kazanamaz veya diplomatik bağışıklık tesis edemezler; bu nedenle ehliyetleri 'sınırlı'dır. Bireyin hakkını uluslararası mercilerde kendi adına arayabilmesi 'aktif ehliyet'ini (AİHM süreci), evrensel hukuku ihlal ettiğinde doğrudan ceza yaptırımıyla karşılaşması ise 'pasif ehliyet'ini (UCM süreci) tanımlar.

Step-by-Step Solution

1
Uluslararası hukukta asli ve türev süje kavramlarını analiz et.
Devletler uluslararası hukukun asli süjeleridir. Bireylerin ve uluslararası örgütlerin varlığı ile ehliyeti ise devletlerin kurduğu antlaşmalara dayandığı için 'türev' (ikincil) niteliktedir.
Bireyin konumunun mutlak olmadığını, devlet iradesine bağlı bir çerçevede şekillendiğini belirlemek için.
2
Bireylerin uluslararası hukuktaki hak ve sorumluluklarının sınırlarını belirle.
Bireyler her uluslararası hukuki işleme (antlaşma yapma vb.) katılamazlar. Yalnızca belirli insan hakları belgeleriyle onlara tanınan hakları kullanabilirler. Bu durum kişiliğin 'sınırlı' olduğunu gösterir.
Tam süje ehliyeti yanılgısını çürütmek için.
3
Aktif ve pasif ehliyet kavramlarını ilgili kurumsal yapılarla eşleştir.
Aktif ehliyet, uluslararası platformda hak iddia edebilme kapasitesidir (AİHM'e bireysel başvuru). Pasif ehliyet ise uluslararası kuralları ihlalden dolayı sorumlu tutulabilme kapasitesidir (UCM'de savaş suçları, insanlığa karşı suçlar gibi nedenlerle yargılanma).
Soru kökündeki mahkeme uygulamalarının hukuki kavramsal karşılıklarını doğru tespit etmek için.

Key Concept

Bireylerin uluslararası hukukta doğrudan hak talep edebilmesi (aktif ehliyet) ve uluslararası suçlardan doğrudan sorumlu tutulabilmesi (pasif ehliyet) ile bu statünün devletlere kıyasla sınırlı ve türev nitelikte olması.
Question 194Question

Güneydoğu Asya'da yer alan "Kanto" devletinde meydana gelen sivil bir ayaklanma sonucunda mevcut anayasal düzen yıkılmış ve "Ulusal Kurtuluş Komitesi" isimli grup, ülke genelinde kontrolü tamamen ele geçirerek fiili bir yönetim kurmuştur. Kanto'daki bu anayasa dışı iktidar değişikliği üzerine uluslararası toplumda farklı hukuki ve diplomatik tutumlar ortaya çıkmıştır:

I. Alfa devleti, yeni yönetimin demokratik ve anayasal yollarla işbaşına gelmediğini gerekçe göstererek komiteyi Kanto'nun meşru temsilcisi olarak tanımayı reddetmiştir.
II. Beta devleti, sadece yeni yönetimin Kanto ülkesindeki fiili kontrolünü ve halkın itaatini dikkate alarak komiteyle resmi ilişki kurmuştur.
III. Gama devleti ise, yabancı hükümetleri tanıma veya tanımama şeklinde resmi deklarasyonlar yayımlamanın o devletin içişlerine müdahale olduğunu savunmuş; Kanto'daki diplomatik temsilcilerini geri çekmeden olağan ilişkilerini zımnen sürdürmüştür.

Uluslararası hukukta hükümetlerin tanınması kurumunun özellikleri ve hukuki sonuçları dikkate alındığında, bu senaryoya ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gama devletinin resmi beyandan kaçınan tutumu Estrada Doktrini'ni yansıtırken, Beta devletinin fiili kontrole odaklanan yaklaşımı Jefferson Doktrini'ne uygundur; bu zımni veya açık tanıma işlemleri sonucunda yeni yönetim, ilgili devletlerin mahkemelerinde Kanto devleti adına aktif dava açma ehliyetini kazanır.

Answer

Gama devletinin tutumunun Estrada Doktrini'ne, Beta devletinin tutumunun Jefferson Doktrini'ne uygun olduğunu ve tanımanın aktif dava açma ehliyeti sağladığını ifade eden seçenek doğrudur.
Doğru seçenekte belirtildiği üzere, içişlerine müdahale etmemek adına resmi tanıma açıklaması yapmaksızın diplomatik ilişkileri sürdürme pratiği Meksika kökenli Estrada Doktrini'dir. Fiili duruma ve güce odaklanan tanıma pratiği ise ABD kökenli Jefferson Doktrini'dir. Bir hükümet zımnen veya açıkça tanındığında, o hükümetin temsilcileri tanıyan devletin ulusal mahkemelerinde devlet malları üzerinde hak iddia etme ve dava açma (aktif taraf olma) ehliyetine hukuken sahip olurlar.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki devletlerin tutumlarını hükümet tanıma doktrinleriyle eşleştir.
Alfa = Tobar/Wilson (Meşruiyetçi), Beta = Jefferson (Fiili Kontrol), Gama = Estrada (Beyansız ilişki).
Uluslararası ilişkiler pratiğinde tanıma yaklaşımları spesifik doktrinlerle isimlendirilmiştir.
2
Tanıma işlemlerinin iç hukuktaki (yargısal) sonuçlarını analiz et.
Tanınan bir hükümet, tanıyan devletin mahkemelerinde kendi devleti adına dava açabilir (aktif ehliyet) ve devlet mallarını talep edebilir.
Hükümet tanımasının temel hukuki sonuçlarından biri diplomatik ilişki kurma ehliyeti, diğeri ise iç hukukta taraf ehliyetinin kazanılmasıdır.
3
Çeldiricilerdeki 'devlet tanıması' ile 'hükümet tanıması' kavram karmaşasını tespit et.
Hükümet değişiklikleri (devrim dahi olsa) devletin kişiliğini, sürekliliğini, borçlarını ve taraf olduğu antlaşmaları etkilemez.
Devletin sürekliliği ilkesi, hükümet ile devlet tüzel kişiliğini kesin sınırlarla ayırır.

Key Concept

Hükümetlerin Tanınması, Doktrinler ve Hukuki Sonuçları
Question 195Question

Egemen bir devlet olan 'Meridyen', sınırları içerisinde meydana gelen ayrılıkçı bir hareket sonucunda bağımsızlığını ilan eden 'Zirve Cumhuriyeti'ni yasal bir entite olarak kabul etmemektedir. Komşu 'Liman Devleti' ise Zirve Cumhuriyeti ile resmi diplomatik ilişki kurmaktan kaçınarak, sadece sınır güvenliği ve temel ticari meseleleri koordine etmek amacıyla nihai statüsünü saklı tuttuğu geçici bir ilişki geliştirmiştir. Liman Devleti Dışişleri Bakanı konuya ilişkin açıklamasında, 'Zirve Cumhuriyeti ile tesis ettiğimiz bu fiili ilişki, onların uluslararası hukuk süjesi statüsünü kazanmalarını sağlayan yegane unsurdur. Zira uluslararası hukukta devletler ancak diğer devletlerin tanımasıyla hukuken varlık kazanır. Eş zamanlı olarak, Meridyen'in başkentinde gerçekleşen anayasa dışı rejim değişikliği sonrası işbaşına gelen yeni yönetimi de ülkenin tek meşru temsilcisi sıfatıyla tanıyoruz.' ifadelerine yer vermiştir.

Liman Devleti'nin işlemleri ve Dışişleri Bakanı'nın iddiaları uluslararası hukuktaki 'tanıma' kurumu çerçevesinde değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Liman Devleti'nin Zirve Cumhuriyeti'ne yönelik işlemi geri alınabilir nitelikte bir de facto (fiili) devlet tanıması örneğidir; ancak Bakan'ın devletin hukuki varlığını tanımaya bağlayan kurucu teori iddiası, günümüzde genel kabul gören açıklayıcı (beyan edici) teoriyle çelişmektedir.

Answer

Liman Devleti'nin Zirve Cumhuriyeti ile kurduğu ilişki de facto (fiili) bir devlet tanımasıdır; ancak Dışişleri Bakanı'nın savunduğu kurucu teori, günümüz uluslararası hukukunda yaygın olarak benimsenen açıklayıcı (beyan edici) teoriyle bağdaşmamaktadır.
Liman Devleti'nin Zirve Cumhuriyeti ile tam diplomatik ilişki kurmaktan kaçınarak zorunlu ihtiyaçlar ve sınır güvenliği doğrultusunda geçici bir ilişki kurması, literatürdeki 'de facto' (fiili) devlet tanımasının net bir örneğidir. Diğer yandan Dışişleri Bakanı, tanımanın devlete hukuki varlık kazandırdığını iddia ederek uluslararası hukukta giderek terk edilen 'kurucu teoriyi' savunmuştur. Hâlbuki güncel uluslararası hukuk uygulamalarında ve Montevideo Sözleşmesi'nde, devletin gerekli unsurları tamamlandığında varlık kazandığı ve tanımanın sadece mevcut bir durumu tespit eden 'açıklayıcı (beyan edici)' bir işlem olduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda, Bakan'ın teorik iddiası güncel hukukla çelişir.

Step-by-Step Solution

1
Zirve Cumhuriyeti ile kurulan ilişkinin hukuki niteliğini belirlemek.
İlişkinin resmi diplomatik düzeyden uzak olması, zorunluluklar üzerine inşa edilmesi ve nihai statünün saklı tutulması nedeniyle işlemin de jure (hukuki) değil, de facto (fiili) bir devlet tanıması olduğu tespit edilir.
Tanımanın niteliğinin ayrılması, doğuracağı hukuki sonuçları ve geçerliliğini değerlendirmek için zorunludur.
2
Dışişleri Bakanı'nın tanımaya ilişkin teorik yaklaşımını değerlendirmek.
Bakan'ın 'devletler ancak diğer devletlerin tanımasıyla hukuken varlık kazanır' şeklindeki beyanı kurucu (konstitütif) teoriyi yansıtmaktadır. Ancak güncel uluslararası hukukta (Montevideo Sözleşmesi bağlamında) devletin varlığının tanımadan bağımsız olduğunu öngören açıklayıcı (deklaratif) teori esastır.
Soruda Bakan'ın iddialarının uluslararası hukukun güncel geçerli kurallarıyla uyumunun sorgulanması hedeflenmiştir.
3
Meridyen'deki askeri darbe yönetiminin tanınması ile Zirve Cumhuriyeti'nin tanınması arasındaki kavramsal ayrımı saptamak.
Meridyen'deki olaylar mevcut bir devletin içindeki iktidar değişimi olduğundan 'hükümetin tanınması', Zirve Cumhuriyeti'ndeki olaylar ise yeni bir oluşum iddiası taşıdığından 'devletin tanınması' kapsamındadır.
Çeldirici seçeneklerde yer alan hükümet ve devlet tanıması karışıklığına düşmemek için bu ayrımın net bir şekilde yapılması gerekir.

Key Concept

Devletlerin ve Hükümetlerin Tanınması, De facto/De jure Ayrımı ve Kurucu/Açıklayıcı Teoriler
Estimated Time:1m 30s
Question 196Question

Uluslararası hukukta devletlerin yapısal özellikleri ve birleşme biçimleri, onların uluslararası alandaki hukuki kişiliklerini ve hak ehliyetlerini doğrudan etkiler. Bu bağlamda, birleşik devlet modelleri ile bağımlı devlet yapılarına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası himaye (protektora) rejimine tabi olan bir devlet, dış ilişkilerini yürütme ve diplomatik temsil yetkisini uluslararası bir antlaşma ile hami devlete devrettiği andan itibaren devlet olma vasfını ve uluslararası hukuk kişiliğini tamamen kaybederek hami devletin ayrılmaz bir parçası haline gelir.

Answer

Uluslararası himaye (protektora) altındaki devletlerin hukuki kişiliğini tamamen kaybettiğini savunan ifade yanlıştır.
Himaye (protektora) rejiminde, himaye edilen devlet dış ilişkilerinin yönetimini ve diplomatik temsilini bir antlaşma ile hami devlete devretmesine rağmen, devlet olma vasfını ve uluslararası hukuk kişiliğini korur. Hami devletin üçüncü ülkelerle yaptığı antlaşmalar, bizzat himaye edilen devlet adına ve onun için hüküm ifade eder. Hukuki kişiliğin tamamen kaybedilip başka bir devlete katılım sağlanması durumu himaye değil, ilhak (annexation) veya tam birleşmedir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünün analizi
Birleşik ve bağımlı devlet modellerinin uluslararası hukuktaki statüleriyle ilgili yanlış olan bilginin tespit edilmesi istenmektedir.
Sorunun neyi aradığını (doğruyu mu yanlışı mı) netleştirmek.
2
Himaye (Protektora) kurumunun hukuki niteliğinin değerlendirilmesi
Himaye edilen devletin, dış ilişkilerinin yönetimini hami devlete devretmesine karşın, devlet olma sıfatını ve ayrı uluslararası kişiliğini sürdürdüğü bilgisi hatırlanır.
Bağımlı devlet türleri arasında himaye ve ilhak arasındaki farkın bilinmesi şarttır.
3
Seçeneklerin karşılaştırılması
Himaye rejimindeki devletin kişiliğini 'tamamen kaybederek hami devletin parçası haline geldiğini' iddia eden seçeneğin hukuken yanlış olduğu kesinleştirilir; bu tanım ancak ilhak (annexation) durumuna uyabilir.
Yanlış olan ifadeyi kesin delillerle ayırmak.

Key Concept

Devlet Türleri ve Bağımlı Devletlerin Hukuki Kişiliği
Question 197Question

Uluslararası hukukta devletlerin birleşmesiyle oluşan yapılar; egemenliğin paylaşımı, dış temsil yetkisi ve üye birimlerin uluslararası hukuk kişiliği bakımından farklılık gösterir. Buna göre, 'Hakkı Birlik' (Real Union) ile 'Konfederasyon' (Confederation) arasındaki temel hukuki farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hakkı birlik dış ilişkilerde tek bir uluslararası hukuk kişiliği olarak hareket ederken, konfederasyonda üye devletler kendi uluslararası hukuk kişiliklerini ve antlaşma yapma yetkilerini kural olarak korurlar.

Answer

Hakkı birlik yapısında dış temsil ve uluslararası kişiliğin tek bir merkezde toplanması, konfederasyonda ise üye devletlerin bu yetkilerini koruması temel farktır.
Doğru ifade, hakkı birlik ile konfederasyon arasındaki uluslararası hukuk kişiliği ayrımını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hakkı birlik yapısında (örneğin 1867-1918 Avusturya-Macaristan), birleşen devletler dış dünyada tek bir devletmiş gibi hareket ederler, tek bir dışişleri bakanlığı ve diplomasi kanalı kullanılır. Konfederasyonda ise (örneğin 1781-1789 ABD veya 1815-1866 Alman Konfederasyonu), birleşen devletler bağımsızlıklarını ve uluslararası hukuk kişiliklerini kural olarak muhafaza ederler; bu nedenle her biri ayrı antlaşma yapma ve dış temsil yetkisine sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Hakkı Birlik (Real Union) kavramını analiz etme
Avusturya-Macaristan örneğinde olduğu gibi, devletlerin bir antlaşma ile dış temsil ve hükümdarlık noktasında tek bir uluslararası hukuk süjesi haline gelmesidir.
Yapısal bütünlüğü anlamak için.
2
Konfederasyon kavramını analiz etme
Bağımsız devletlerin, genellikle savunma amaçlı olarak, uluslararası bir antlaşma ile kurdukları ve kendi kişiliklerini korudukları gevşek bir yapıdır.
Üye devletlerin statüsünü belirlemek için.
3
Uluslararası kişilik ve dış temsil yetkilerini karşılaştırma
Hakkı birlikte tek bir kişilik varken, konfederasyonda üye sayısı kadar kişilik mevcuttur.
Temel ayrım noktasını tespit etmek için.

Key Concept

Devlet Birleşmelerinde Uluslararası Hukuk Kişiliği ve Dış Temsil
Question 198Question

Uluslararası hukukta, bir devletin ülkesi üzerindeki egemenliğinin başka bir devlete geçmesiyle ortaya çıkan "devletlerin halefiyeti" ile mevcut bir devletin iç yapısında veya yönetiminde meydana gelen "hükümet değişikliği" kavramları, uluslararası hak ve yükümlülüklerin sürekliliği açısından farklı hukuki rejimlere tabidir.

Buna göre, devletlerin halefiyeti ve hükümet değişikliklerinin hukuki sonuçları hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hükümet değişikliği durumunda devletin uluslararası kişiliği değişmediği için antlaşmalar ve borçlar kural olarak devam eder; devlet halefiyetinde ise yeni bir hukuki kişiliğin ortaya çıkması nedeniyle farklı intikal kuralları uygulanır.

Answer

Hükümet değişikliği durumunda devletin uluslararası kişiliği değişmediği için antlaşmalar ve borçlar kural olarak devam eder; devlet halefiyetinde ise yeni bir hukuki kişiliğin ortaya çıkması nedeniyle farklı intikal kuralları uygulanır.
Uluslararası hukukta temel kural, hükümet değişikliklerinin devletin kişiliğini ve yükümlülüklerini etkilememesidir (devamlılık ilkesi). Devlet halefiyetinde ise ortada yeni bir devletin doğuşu veya bir devletin sona ermesi gibi durumlar olduğu için antlaşmaların, borçların ve malların intikali özel halefiyet kurallarına (1978 ve 1983 Viyana Sözleşmeleri) tabidir.

Step-by-Step Solution

1
Devletin hukuki kimliği ile hükümetin yapısı arasındaki farkı belirle.
Hükümet değişikliği (ihtilal, seçim vb.) devletin uluslararası hukuk kişiliğini sona erdirmez, sadece temsilcisini değiştirir.
Uluslararası hukukta devletin sürekliliği ilkesi gereği, yönetim değişse de devletin hak ve borçları devam eder.
2
Devlet halefiyetinin temel mantığını analiz et.
Halefiyette bir ülkenin egemenliği bir devletten diğerine geçer (dağılma, birleşme, ayrılma).
Egemenliğin el değiştirmesi, selef devletin hak ve borçlarının halef devlete geçip geçmeyeceği sorunsalını (halefiyet kurallarını) doğurur.
3
Halefiyet türlerine göre istisnaları değerlendir.
Yeni bağımsız devletler için 'temiz sayfa' ilkesi geçerliyken, yerel nitelikli (sınır, transit vb.) antlaşmalar her zaman intikal eder.
Ülkeye sıkı sıkıya bağlı (radisite) antlaşmalar, istikrarın korunması amacıyla halefiyetin dışındadır.

Key Concept

Devletin Sürekliliği ve Halefiyet Ayrımı
Estimated Time:1m 30s
Question 199Question

Yeni bağımsızlığını ilan eden 'Arel' Cumhuriyeti; 1933 Montevideo Sözleşmesi'nde belirtilen belirli bir ülke, yerleşik halk ve etkin bir hükümet unsurlarının tamamına sahip olmasına rağmen, henüz hiçbir devlet tarafından resmen tanınmamıştır. Buna karşın Arel Cumhuriyeti, komşu bir devletle balıkçılık kotası üzerine teknik bir antlaşma imzalamış ve kendi karasularında egemenlik yetkilerini kullanmaya başlamıştır. Bu durum, uluslararası hukukta devletlerin tanınmasına ilişkin aşağıdaki teorilerden hangisinin temel varsayımıyla en iyi açıklanır?

Show answer & explanation

Answer: Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori

Answer

Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori, bir devletin objektif unsurları tamamladığı anda uluslararası hukuk kişiliği kazandığını ve tanımanın sadece bu durumu ilan ettiğini savunduğu için doğru cevaptır.
Açıklayıcı (Beyan Edici) Teori, uluslararası hukukta bir devletin devletlik vasfını Montevideo Sözleşmesi'nde sayılan maddi unsurları (ülke, halk, hükümet) bir araya getirdiği anda kazandığını savunur. Bu teoriye göre tanıma işlemi kurucu değil, sadece önceden doğmuş olan bu hukuki gerçekliğin diğer devletler tarafından kabul edildiğini gösteren siyasi ve ispat edici bir işlemdir. Senaryoda Arel Cumhuriyeti'nin henüz tanınmamasına rağmen devlet gibi hareket edebilmesi, bu teorinin temel yaklaşımını doğrulamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki devletin maddi unsurlarını kontrol et.
Arel Cumhuriyeti'nin ülke, halk ve etkin hükümet unsurlarına sahip olduğu (Montevideo kriterleri) saptanmıştır.
Uluslararası hukukta bir yapının devlet sayılabilmesi için öncelikle bu maddi unsurları taşıması gerekir.
2
Tanıma işlemi ile devletlik statüsü arasındaki ilişkiyi analiz et.
Devletin henüz resmen tanınmamış olmasına rağmen uluslararası alanda işlem yapabildiği ve egemenlik yetkilerini kullandığı görülmektedir.
Bu durum, devletliğin tanımanın bir sonucu değil, maddi unsurların bir sonucu olduğunu gösterir.
3
Hukuki teorilerle eşleştirme yap.
Tanımanın kurucu değil, sadece mevcut durumu saptayıcı (beyan edici) olduğunu savunan teori Açıklayıcı Teori'dir.
Kurucu teori tanımayı zorunlu kılarken, açıklayıcı teori objektif kriterleri yeterli görür.

Key Concept

Tanıma Teorileri (Kurucu vs. Açıklayıcı)

Practice More

Kurucu teori ile açıklayıcı teori arasındaki farkların bir tablo üzerinden tekrar edilmesi, özellikle Montevideo Sözleşmesi'nin 3. maddesinin açıklayıcı teoriyi desteklediğinin hatırlanması faydalı olacaktır.
Estimated Time:1m 30s
Question 200Question

Uluslararası hukuk kişiliğinin kazanılması ve devletler topluluğuna katılım sürecinde 'tanıma' işleminin niteliği ve doğuracağı sonuçlar doktrinde farklı teorilerle açıklanmaktadır. Bir birimin devlet olarak kabul edilmesi; hem bu birimin sahip olduğu maddi unsurlara hem de diğer devletlerin bu varlığı hukuken tescil etme iradesine dayanır. Buna göre, devletlerin tanınması ve buna bağlı hukuki sonuçlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Bir devletin Birleşmiş Milletler üyeliğine kabul edilmesi, o birimi tanımayan tüm diğer üye devletler bakımından kendiliğinden ve zorunlu olarak 'de jure' tanıma teşkil eder.

Answer

Bir devletin Birleşmiş Milletler üyeliğine kabul edilmesinin, diğer tüm üye devletler bakımından kendiliğinden ve zorunlu olarak 'de jure' tanıma teşkil edeceği önermesi yanlıştır.
Uluslararası hukukta Birleşmiş Milletler'e (BM) üyelik, bir birimin devlet olduğunun güçlü bir kanıtı olsa da, kolektif bir tanıma türü değildir. Bir devletin BM'ye üye kabul edilmesi, o devleti tanımayan diğer üye devletler bakımından otomatik bir 'de jure' (hukuki) tanıma doğurmaz. Devletler, BM çatısı altında bir arada bulunsalar dahi ikili düzeyde diplomatik ilişki kurmamayı veya tanımamayı tercih edebilirler (Örneğin; bazı Arap devletlerinin İsrail'i, bazı devletlerin ise Kosova'yı BM bağlamındaki süreçlere rağmen tanımaması).

Step-by-Step Solution

1
Tanıma teorilerini (Kurucu vs. Açıklayıcı) analiz et.
Kurucu teori tanımanın 'kişilik yarattığını', açıklayıcı teori ise 'mevcut kişiliği saptadığını' söyler. Bu ifadeler teorik olarak doğrudur.
Seçeneklerdeki teorik tanımların doğruluğunu teyit etmek için.
2
Uluslararası örgüt üyeliğinin etkisini değerlendir.
Birleşmiş Milletler (BM) üyeliği kolektif bir işlemdir. Üyelik, bir birimin devlet vasfını teyit etse de, onu tanımayan devletler için ikili düzeyde bir tanıma zorunluluğu yaratmaz.
Çok taraflı üyelik ile ikili tanıma arasındaki hukuki bağımsızlığı anlamak için.
3
Hükümet ve devlet tanıma farkını kontrol et.
Devlet bir kez tanındığında kişiliği süreklidir, ancak yeni bir hükümetin (özellikle darbe gibi yollarla gelmişse) tanınması ayrı bir siyasi/hukuki tercihtir.
Devletin sürekliliği ile hükümet değişikliği arasındaki farkı doğrulamak için.

Key Concept

Tanıma teorileri ve uluslararası örgüt üyeliğinin tanıma üzerindeki etkisi
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 10 / 16Next