İnşacılık (Konstrüktivizm)

332 questions

Question 181Question

Nicholas Onuf, uluslararası ilişkiler teorisine kazandırdığı inşacı yaklaşımda "kuralların dünyası" kavramını merkezi bir yere koyar. Onuf'a göre toplumsal gerçeklik, dil ve kurallar aracılığıyla sürekli bir inşa süreci içerisindedir.

Bu yaklaşıma göre, kurallar ve bireyler (aktörler) arasındaki ilişkiyi ifade eden temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnsanlar kuralları, kurallar da insanları yapar (inşa eder).

Answer

İnsanlar kuralları, kurallar da insanları yapar (inşa eder).
Nicholas Onuf'un kural temelli inşacılığının (rule-oriented constructivism) çekirdeğini, insanların kendi dilsel edimleri (söz edimleri) vasıtasıyla kuralları oluşturduğu, bu kuralların da dönüp insanların toplumsal kimliklerini ve rollerini inşa ettiği düşüncesidir. Dolayısıyla doğru yanıt, aktörler ve kurallar arasındaki bu iki yönlü inşayı vurgulayan ifadedir.

Step-by-Step Solution

1
Onuf'un inşacı kuramdaki yerini belirlemek
Nicholas Onuf, 1989 yılında yazdığı "World of Our Making" (Kuralların Dünyası) adlı eseriyle disipline "inşacılık" terimini kazandıran kişidir.
Teorisyenin temel yaklaşımını bilmek, kurallar hakkındaki özgün argümanını anlamayı sağlar.
2
Kurallar ve aktörler arasındaki ilişkiyi analiz etmek
Onuf'a göre toplumsal hayat kurallardan oluşur ve bu kurallar ile insanlar arasında karşılıklı bir inşa (co-constitution) süreci vardır.
İnşacılığın temelindeki "fail-yapı" ilişkisinin Onuf'taki karşılığını bulmak gerekir.
3
Temel ilkeyi ifade eden seçeneği bulmak
Onuf'un meşhur "Rules make people, and people make rules" sloganının Türkçe karşılığı olan seçenek doğru cevaptır.
En temel ve kapsayıcı kural anlayışı bu karşılıklılık ilkesinde yatar.

Key Concept

Karşılıklı İnşa (Co-constitution)

Hints

1
Onuf'un yaklaşımında kurallar ile insanlar arasında tek yönlü bir değil, karşılıklı bir ilişki vardır.
2
Onuf'un ünlü sloganı "Rules make people, and people make rules" (Kurallar insanları yapar, insanlar kuralları yapar) ifadesini hatırlayın.

Practice More

Onuf'un söz edimleri (bildirici, buyurucu, vaat edici) ile kural türleri arasındaki eşleştirmeleri inceleyin.
Estimated Time:45s
Question 182Question

Uluslararası İlişkiler teorisinde rasyonalist yaklaşımlar (Realizm ve Neoliberalizm) devlet çıkarlarını "verili" (exogenous) kabul ederek, analizlerini bu çıkarların maddi kısıtlar altında nasıl maksimize edileceği üzerine kurarlar. Buna karşın İnşacı (Konstrüktivist) kuram, çıkarların ancak kimlikler üzerinden tanımlanabileceğini ve sosyal etkileşimden bağımsız bir çıkar tanımının yapılamayacağını ileri sürer.

İnşacı kuramın bu ontolojik önceliği çerçevesinde, kimlik ve çıkar arasındaki ilişkiye dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kimlikler, aktörlerin içinde bulundukları durumu anlamlandırmalarını sağlayan temel referans noktalarıdır ve maddi kapasitelerin hangi çıkar doğrultusunda kullanılacağını öznelerarası süreçlerle belirlerler.

Answer

Kimliklerin durum tanımlaması yaparak maddi kapasitelerin anlamını ve çıkarın içeriğini öznelerarası süreçlerle belirlediğini ifade eden seçenek doğrudur.
İnşacı perspektifte kimlikler, aktörlere dünyayı nasıl anlamlandıracaklarını söyleyen kurucu unsurlardır. Bir devletin kimliği (örneğin 'demokratik barış savunucusu' veya 'revizyonist güç'), o devletin maddi kaynaklarını hangi amaçla (çıkar) kullanacağını belirleyen ontolojik zemini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Rasyonalist ve İnşacı yaklaşımların 'çıkar' varsayımlarını karşılaştır.
Rasyonalizmde çıkar verili ve maddidir; İnşacılıkta ise inşa edilmiş ve sosyaldir.
Sorunun temelini oluşturan kuramsal ayrımı netleştirmek gerekir.
2
Kimliğin çıkara olan ontolojik önceliğini analiz et.
Aktörler ne istediklerine (çıkar) karar vermeden önce kim olduklarını (kimlik) tanımlamak zorundadır.
İnşacı mantıkta 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) çıkarın temelini oluşturur.
3
Maddi unsurların sosyal anlamla ilişkisini değerlendir.
Maddi güç (silahlar, coğrafya), ancak bir kimlik (dost/düşman) çerçevesinde anlam kazanarak çıkara dönüşür.
Wendt'in 'İngiltere'nin nükleer silahları ABD için tehdit değilken, Kuzey Kore'ninkiler öyledir' örneği bu ilişkiyi açıklar.

Key Concept

Kimlik-Çıkar İlişkisi ve Öznelerarasılık

Hints

1
İnşacı kuramda 'Anlam, maddiyattan önce gelir' prensibini hatırlayın.
2
Rasyonalistlerin 'sonuçsallık mantığı' (kar-zarar) yerine İnşacıların 'uygunluk mantığı' (kimlik-norm) üzerine odaklanın.
3
Çıkarın bir 'amaç' olduğunu, bu amaca ancak 'ben kimim?' sorusuna verilen yanıttan (kimlik) sonra ulaşılabileceğini düşünün.

Practice More

Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü kimlik ve çıkar inşası bağlamında tekrar analiz edin.

Alternative Method

James March ve Johan Olsen'in 'Uygunluk Mantığı' (Logic of Appropriateness) kavramı ile 'Sonuçsallık Mantığı' (Logic of Consequences) arasındaki farkı kullanarak seçenekleri eleyebilirsiniz. İnşacılık uygunluk mantığına dayanır.
Estimated Time:2m 0s
Question 183Question

Uluslararası ilişkiler teorisinde Alexander Wendt tarafından geliştirilen 'geleneksel inşacılık', rasyonalist teoriler (neorealizm ve neoliberalizm) ile post-pozitivist yaklaşımlar arasında bir 'orta yol' (via media) inşa etmeyi hedefler. Ancak eleştirel inşacılar, Wendt'in bu girişimine karşı çıkarak geleneksel inşacılığı çeşitli noktalarda eleştirmektedirler. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi eleştirel inşacıların geleneksel inşacılığa yönelttiği temel eleştirilerden biridir?

Show answer & explanation

Answer: Bilimsel gerçekçilik varsayımına dayanarak sosyal dünyayı araştırmacıdan bağımsız ve nesnel bir gerçeklik gibi ele alması, bilginin iktidar ile olan ilişkisini ve statükoyu meşrulaştırma potansiyelini göz ardı etmesi

Answer

Eleştirel inşacıların geleneksel inşacılığa yönelttiği temel eleştiri, Wendt'in bilimsel gerçekçilik temelinde sosyal dünyayı nesnel bir nesne gibi ele alması ve bu süreçteki iktidar-bilgi ilişkisini ihmal etmesidir.
Geleneksel inşacılık (Wendt), sosyal bilimlerin doğal bilimlere benzer yöntemlerle 'gerçekliği' açıklayabileceğini varsayar. Eleştirel inşacılık ise bu 'nesnellik' iddiasına karşı çıkar. Onlara göre sosyal dünya, dil ve söylem aracılığıyla sürekli olarak iktidar odakları tarafından inşa edilir. Wendt'in 'orta yol' yaklaşımı, statükoyu (mevcut düzeni) sorgulamak yerine onu 'bilimsel' bir kılıfla yeniden ürettiği için eleştirilir. Bilginin özgürleşmeye hizmet etmesi gerektiğini savunan eleştirel inşacılar, geleneksel kanadın iktidar-bilgi bağını koparmasını temel eksiklik olarak görürler.

Step-by-Step Solution

1
Geleneksel inşacılığın (Wendt) temel felsefi konumunu belirle.
Wendt, 'bilimsel gerçekçilik' (scientific realism) yaklaşımını benimser ve sosyal dünyanın da doğal dünya gibi nesnel olarak incelenebileceğini savunur.
Teorinin epistemolojik ve ontolojik sınırlarını anlamak için gereklidir.
2
Eleştirel inşacılığın bilgiye ve dünyaya bakış açısını analiz et.
Eleştirel inşacılık post-pozitivisttir; bilginin tarafsız olmadığını, her kuramın bir kesim ve bir amaç için olduğunu (Robert Cox) ve dilin dünyayı inşa ettiğini savunur.
İki akım arasındaki temel ayrışma noktasını bulmak için gereklidir.
3
Wendt'in 'orta yol' (via media) girişimine yönelik eleştiriyi formüle et.
Eleştirel inşacılar, Wendt'in rasyonalizmle metodolojik olarak uzlaşma çabasının, inşacılığın eleştirel potansiyelini yok ettiğini ve 'özgürleşme' (emancipation) amacından saptığını ileri sürerler.
Soruda istenen 'temel eleştiri' odağını netleştirmek için gereklidir.

Key Concept

İnşacılıkta Pozitivizm-Post-Pozitivizm Tartışması ve Bilimsel Gerçekçilik

Hints

1
Geleneksel inşacılığın rasyonalistlerle paylaştığı 'bilimsellik' iddiasına odaklanın.
2
Eleştirel teorinin (Frankfurt Okulu kökenli) bilginin tarafsız olamayacağına dair temel ilkesini hatırlayın.
3
Wendt'in 'Via Media' (Orta Yol) kavramının neden post-pozitivistleri (eleştirel kanadı) tatmin etmediğini düşünün; özellikle bilimsel gerçekçilik ve iktidar ilişkileri bağlamında.

Practice More

Alexander Wendt'in 'Scientific Realism and Social Ontology' yazısı ile eleştirel inşacıların 'Reflexivity' kavramını karşılaştırmalı olarak inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 184Question

Uluslararası ilişkiler teorilerindeki 'Üçüncü Tartışma' (Rasyonalizm-Yansımacılık) sürecinde, Nicholas Onuf ve Alexander Wendt gibi düşünürlerin katkılarıyla şekillenen İnşacılık (Konstrüktivizm), ana akım teorilerin salt maddi güç odaklı analizlerini yetersiz bulur. İnşacılara göre anarşi, devletlerin davranışlarını mekanik olarak belirleyen donuk bir yapı değil, aktörlerin pratikleriyle şekillenen sosyal bir olgudur. Buna göre, İnşacı yaklaşımın uluslararası siyaseti açıklarken dayandığı temel argüman aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Devletlerin kimlikleri ve ulusal çıkarları doğuştan verili (sabit) değildir; diğer aktörlerle olan etkileşimler ve paylaşılan normlar üzerinden inşa edilir.

Answer

İnşacı yaklaşıma göre devletlerin kimlikleri ve ulusal çıkarları doğuştan verili (sabit) değildir; diğer aktörlerle olan etkileşimler ve paylaşılan normlar üzerinden inşa edilir.
İnşacılık (Konstrüktivizm), Rasyonalist teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) aksine uluslararası siyaseti açıklarken maddi güçten ziyade fikirlere, normlara ve kimliklere odaklanır. En temel varsayımı, aktörlerin (devletlerin) kimliklerinin ve çıkarlarının doğal, sabit veya dışsal olarak verili olmadığıdır. Aksine, bu kimlik ve çıkarlar devletlerin birbirleriyle olan tarihsel ve sosyal etkileşimleri sonucunda öznelerarası (intersubjective) bir şekilde inşa edilir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel tartışmayı analiz et.
Soru, İnşacılığın (Konstrüktivizm) ana akım teorilere (Neorealizm ve Neoliberalizm) getirdiği eleştiriler üzerinden temel argümanını sormaktadır.
Teorinin rasyonalist yaklaşımlardan hangi noktada ayrıldığını belirlemek, doğru varsayımı bulmanın anahtarıdır.
2
Seçeneklerdeki teorik varsayımları sınıflandır.
Seçeneklerde Neorealizmin (maddi determinizm, göreli güç) ve Neoliberalizmin (rasyonel mutlak kazanç) varsayımları ile İnşacılığın sosyal inşacı varsayımı bir arada verilmiştir.
Çeldiricileri elemek için her bir argümanın hangi teoriye ait olduğunu tespit etmek gerekir.
3
İnşacılığın temel argümanını belirten seçeneği tespit et.
Kimlik ve çıkarların verili olmadığını, sosyal etkileşimlerle şekillendiğini ifade eden seçenek doğru cevaptır.
İnşacılığın rasyonalist teorilerden (çıkarı ve kimliği verili kabul edenlerden) en büyük ontolojik farkı bu sosyal inşa sürecidir.

Key Concept

İnşacılıkta Kimlik ve Çıkarların Sosyal İnşası
Question 185Question

Alexander Wendt tarafından literatüre kazandırılan 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) temel önermesi, Sosyal İnşacı (Konstrüktivist) kuramın kimlik ve çıkar inşasına yönelik bakış açısını özetlemektedir.

Buna göre, Sosyal İnşacı yaklaşıma göre 'kimlik' ve 'çıkar' arasındaki ilişkiyi en doğru şekilde yansıtan yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Devlet çıkarları, sosyal etkileşim süreçlerinde inşa edilen kimlikler tarafından öznelerarası bir şekilde tanımlanır.

Answer

Devletlerin çıkarlarının sosyal etkileşim süreçlerinde kimlikler aracılığıyla öznelerarası bir şekilde tanımlandığını belirten seçenek doğrudur.
Sosyal İnşacı yaklaşıma göre devletlerin çıkarları (interests), uluslararası sistemin anarşik yapısı tarafından dışsal bir zorunluluk olarak verilmez. Bunun yerine, devletlerin birbirleriyle girdikleri sosyal etkileşimler sonucunda oluşan 'öznelerarası' (intersubjective) anlamlar ve 'kimlikler' (identities) tarafından tanımlanır. Alexander Wendt'e göre bir devlet, 'diğerinin kim olduğunu' tanımlamadan 'çıkarlarının ne olduğunu' rasyonel olarak hesaplayamaz.

Step-by-Step Solution

1
Konstrüktivizmin temel ontolojik varsayımını hatırla.
Devletlerin çıkarları önceden verili (fixed) değildir, kimlikler (identities) tarafından inşa edilir.
Kuramın rasyonalist yaklaşımlardan (Realizm/Liberalizm) ayrılan temel noktası budur.
2
Alexander Wendt'in 'öznelerarasılık' (intersubjectivity) kavramını analiz et.
Anarşinin anlamı ve devletlerin bu anarşi içindeki rolleri (dost/düşman), devletlerin birbirleriyle olan sosyal pratikleri sonucunda oluşur.
Çıkarların sistem yapısından değil, sosyal etkileşimden (endojen) kaynaklandığını anlamak için gereklidir.
3
Seçenekler arasında kimlik-çıkar bağını 'inşacı' bir perspektifle kuran ifadeyi belirle.
Çıkarların kimlikler üzerinden öznelerarası bir süreçte tanımlandığı yargısına ulaşılır.
Bu yargı, kimliğin çıkardan önce geldiği (identities define interests) ilkesini doğrular.

Key Concept

Öznelerarasılık ve Kimlik-Çıkar İlişkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 186Question

Uluslararası sistemdeki anarşinin, devletlerin birbirlerine yönelik algı ve uygulamalarından bağımsız, verili (maddi) bir yapı olmadığını savunan Alexander Wendt; fail (devlet) ve yapı (sistem) arasındaki ilişkiyi "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) temelinde açıklar.

Bu perspektife göre, aşağıdakilerden hangisi fail-yapı etkileşiminin özünü en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Devletlerin sosyal pratikleri ve paylaşılan anlamlar yapıyı kurarken, bu yapı da devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını inşa eden bir zemin sunar.

Answer

Devletlerin sosyal pratikleri ve paylaşılan anlamlar yapıyı kurarken, bu yapı da devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını inşa eden bir zemin sunar.
Alexander Wendt ve inşacı yaklaşıma göre, uluslararası sistemin yapısı (anarşi) devletlerin sosyal pratiklerinden ve birbirlerine yükledikleri anlamlardan bağımsız bir 'dış gerçeklik' değildir. Devletler etkileşimleri yoluyla yapıyı inşa ederken, inşa edilen bu sosyal yapı da devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını endojen (içsel) olarak şekillendirir. Bu döngüsel ilişki 'karşılıklı kuruluş' olarak adlandırılır. Doğru cevap olan ifade, hem aktörlerin (faillerin) yapıyı kurma gücünü hem de yapının aktör kimliklerini inşa etme işlevini aynı anda vurgulayarak bu kavramın özünü yansıtır.

Step-by-Step Solution

1
İnşacı kuramda fail ve yapı arasındaki ontolojik ilişkiyi tanımlamak.
Fail ve yapının birbirini karşılıklı olarak var ettiği (co-constitution) ve birbirlerinden bağımsız düşünülemeyecekleri saptanır.
Sürecin temel ontolojik varsayımını anlamak doğru analizin ilk adımıdır.
2
Alexander Wendt'in 'karşılıklı kuruluş' kavramının, sistemin anarşik doğası üzerindeki etkisini analiz etmek.
Anarşinin maddi bir veri değil, devletlerin pratikleriyle sürekli yeniden üretilen sosyal bir inşa olduğu sonucuna ulaşılır.
Konstrüktivizmin 'anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' savını temellendirmek için gereklidir.
3
Ana akım teorilerin (Realizm, Liberalizm) dışsal çıkar ve maddi yapı odaklı argümanlarını elemek.
Dışsal (exogenous) kimlik ve maddi güç dağılımı vurgularının 'karşılıklı kuruluş' ilkesiyle çeliştiği görülür.
Yanlış seçenekleri teorik tutarlılık çerçevesinde ayırt etmek için gereklidir.

Key Concept

Karşılıklı Kuruluş (Mutual Constitution)

Alternative Method

Soruyu çözerken 'anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünü hatırlayarak; yapının (anarşi) aktörlerin 'anlamlandırma' ve 'uygulama' pratiklerine ne kadar bağımlı olduğunu test edebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 187Question

Uzun yıllar boyunca birbirini 'varoluşsal tehdit' (düşman) olarak algılayan iki devlet, yürüttükleri diplomatik temaslar ve geliştirdikleri ortak normlar çerçevesinde birbirlerini artık 'meşru rakip' olarak tanımlamaya başlamışlardır. Alexander Wendt'in 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' önermesiyle paralellik gösteren bu süreçte, devletlerin ulusal çıkarlarının bu yönde değişmesi sosyal inşacı (konstrüktivist) yaklaşıma göre aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

Show answer & explanation

Answer: Sosyal etkileşim süreciyle oluşan öznelerarası anlamların, devlet kimliklerini ve dolayısıyla çıkarlarını yeniden inşa etmesiyle

Answer

Sosyal etkileşim süreciyle oluşan öznelerarası anlamların, devlet kimliklerini ve dolayısıyla çıkarlarını yeniden inşa etmesiyle açıklanır.
Doğru yanıt olan seçenek, konstrüktivizmin temel varsayımı olan 'çıkarların kimliklerden türediği' ve bu kimliklerin de devletler arasındaki öznelerarası (intersubjective) etkileşim pratikleriyle oluştuğu argümanını tam olarak karşılamaktadır. Wendt'in belirttiği gibi, anarşi içinde devletlerin birbirlerini algılama biçimi (kimlik), onların ulusal çıkarlarını (rekabet mi, yok etme mi) belirleyen temel unsurdur.

Step-by-Step Solution

1
Devletler arasındaki etkileşim türünü belirle
Düşmanlıktan rekabete geçiş süreci (sosyal pratikler ve diplomasi).
Konstrüktivizmde çıkarlar statik değildir, sosyal süreçlerle değişebilir.
2
Alexander Wendt'in temel argümanını uygula
Anarşinin tek bir mantığı yoktur; anlamı devletlerin öznelerarası etkileşimiyle (dost, rakip, düşman) kurulur.
Çıkarlar, 'biz kimiz?' sorusuna verilen kimliksel cevaptan bağımsız düşünülemez.

Key Concept

İnşacılıkta kimlik ve çıkarların verili olmayıp, sosyal etkileşim (öznelerarasılık) yoluyla inşa edilmesi.

Hints

1
İnşacılıkta devletlerin çıkarlarının 'önceden verilmiş' (exogenous) olmadığını, etkileşimle oluştuğunu hatırla.

Practice More

Alexander Wendt'in Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı anarşi kültürleri arasındaki temel farkları gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 188Question

Uluslararası ilişkiler disiplininde devletler (failler/ajanlar) ile uluslararası sistem (yapı) arasındaki ontolojik öncelik ilişkisi temel tartışma konularından biridir. Kenneth Waltz'un neorealizmi gibi yapısalcı teoriler anarşik yapının devlet davranışlarını belirlediğini savunarak yapıyı öncelerken, geleneksel rasyonalist teoriler devletlerin çıkarlarını veri kabul ederek faili merkeze alır.

Buna göre, Alexander Wendt'in öncülüğünü yaptığı inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın ajan-yapı (fail-yapı) sorunsalına getirdiği ve "karşılıklı kuruluş" (mutual constitution) olarak adlandırılan açıklama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yapı, faillerin kimlik ve çıkarlarını şekillendirirken; failler de kendi pratikleri ve etkileşimleriyle bu yapıyı sürekli olarak inşa eder ve yeniden üretir.

Answer

Yapı, faillerin kimlik ve çıkarlarını şekillendirirken; failler de kendi pratikleri ve etkileşimleriyle bu yapıyı sürekli olarak inşa eder ve yeniden üretir.
Doğru yanıt, inşacılığın merkezinde yer alan 'karşılıklı kuruluş' (co-constitution / mutual constitution) tezini ifade etmektedir. İnşacılara (özellikle Alexander Wendt) göre, uluslararası sistemin anarşik yapısı ve kuralları, devletlerin (faillerin) kimlik ve çıkarlarını şekillendirir. Ancak bu yapı gökten zembille inmiş maddi bir gerçeklik değildir; tam aksine, devletlerin birbirleriyle olan tarihsel ve sosyal etkileşimleri, söylemleri ve dış politika pratikleri tarafından sürekli olarak yeniden üretilir veya değiştirilir. Yani fail yapıyı inşa ederken, yapı da faili inşa eder.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) kavramını analiz et.
Bu kavram, inşacılığın neorealizmin yapısal determinizmine ve neoliberalizmin fail merkezliliğine karşı geliştirdiği orta yolu ifade eder.
Sorunun odak noktası inşacılığın ajan-yapı (fail-yapı) sorununa getirdiği teorik çözümdür.
2
Seçeneklerde fail ve yapının birbirini tek yönlü etkilediği determinist seçenekleri ele.
Yapının faili tek yönlü belirlediğini savunan yapısalcı seçenek ve failin rasyonel çıkarlarını verili kabul edip yapıyı pasifleştiren seçenek elenir.
İnşacılıkta kimlik ve çıkarlar verili (exogen) değil, etkileşimle oluşan (endogen) unsurlardır.
3
Fail ve yapının birbirini karşılıklı olarak var ettiği (eş-kuruluş) argümanını tespit et.
Yapının kimlik ve çıkarları şekillendirdiği, faillerin de pratikleriyle yapıyı yeniden ürettiği ifade doğru yanıt olarak belirlenir.
Alexander Wendt'in 'Anarşi devletlerin ondan ne anladığıdır' tespiti tam olarak bu karşılıklı etkileşime dayanır.

Key Concept

Ajan-Yapı Sorunu ve Karşılıklı Kuruluş
Estimated Time:1m 15s
Question 189Question

Uluslararası sistemde X ve Y devletleri arasında uzun yıllardır devam eden yapısal bir rekabet söz konusudur. İki devlet zaman zaman vekalet savaşları üzerinden karşı karşıya gelmekte ve uyuşmazlıkların çözümünde şiddet kullanımını tamamen dışlamamaktadır. Ancak her iki aktör de birbirinin egemenlik hakkını ve uluslararası toplumdaki varlığını tanımakta, birbirlerini haritadan silmeye yönelik topyekûn bir savaştan özenle kaçınmaktadır. Liderler, bu sınırlı çatışma ve statüko durumunu normatif bir inançla meşru gördükleri için değil, mevcut güç dağılımı altında tamamen maliyet-fayda analizleri sonucunda kendi rasyonel çıkarlarına uygun buldukları için sürdürmektedirler.

Alexander Wendt'in anarşinin sosyal inşası yaklaşımına göre, bu iki devlet arasındaki ilişkinin yansıttığı anarşi kültürü ve bu kültürün içselleştirme derecesi aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Rakip rol kimliği temelindeki Lockeçu kültür – İkinci derece (çıkar) içselleştirme

Answer

Doğru yanıt, devletlerin birbirinin egemenliğini tanıyıp topyekûn savaştan kaçınmaları nedeniyle Lockeçu kültürü; bu durumu maliyet-fayda analiziyle sürdürmeleri nedeniyle de ikinci derece içselleştirmeyi ifade eden seçenektir.
Wendt'in kuramına göre, devletlerin birbirinin yaşam hakkını (egemenliğini) tanıdığı ancak uyuşmazlıklarda şiddeti de bir araç olarak tamamen dışlamadığı sistem Lockeçu anarşi kültürüdür. Aktörler 'rakip' olarak görülür. Metinde yöneticilerin bu statükoyu normatif bir aidiyetle (3. derece) değil, pragmatik bir maliyet-fayda analiziyle sürdürmeleri ise içselleştirmenin salt çıkar (2. derece) düzeyinde kaldığını kanıtlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki aktörlerin birbirlerine karşı benimsedikleri rol kimliğini tespit et.
Devletler şiddet kullansalar da birbirlerinin egemenliğini ve var olma hakkını tanımakta, topyekûn savaştan kaçınmaktadırlar. Bu durum 'düşman' (Hobbesçu) veya 'dost' (Kantçı) değil, 'rakip' (Lockeçu) rol kimliğini gösterir.
Wendt'e göre anarşi kültürlerini ayıran temel özellik devletlerin birbirlerine atfettikleri rollerdir.
2
Aktörlerin bu kültürü hangi motivasyonla sürdürdüklerini (içselleştirme derecesini) metinden çıkar.
Liderler bu durumu 'normatif bir inançla meşru gördükleri için değil', tamamen 'maliyet-fayda analizleri sonucunda kendi rasyonel çıkarlarına uygun buldukları için' sürdürmektedir. Bu durum ikinci derece içselleştirmeye karşılık gelir.
Wendt'in modelinde 1. derece zorlamaya, 2. derece rasyonel çıkara, 3. derece ise normun meşruiyetine ve kimliğe dayanır.

Key Concept

Wendt'in Anarşi Kültürleri (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) ve İçselleştirme Dereceleri
Question 190Question

Neorealizm, anarşik uluslararası sistemi devletlerin davranışlarını dikte eden dışsal, maddi ve değişmez bir veri olarak kabul eder. İnşacılık (Konstrüktivizm) ise bu tek yönlü yapısal baskı fikrine karşı çıkarak, devletlerin eylemleri ile uluslararası sistemin doğası arasında sürekli ve iki yönlü bir etkileşim olduğunu savunur.

İnşacılığa göre, hem sistemin devletlerin kimlik ve çıkarlarını şekillendirmesi hem de devletlerin günlük pratikleriyle bu sistemi var edip dönüştürmesi durumunu ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Karşılıklı kuruluş

Answer

Karşılıklı kuruluş
Doğru cevap olan karşılıklı kuruluş (mutual constitution), İnşacılığın (Konstrüktivizm) özünde yer alan temel bir ilkedir. Alexander Wendt gibi düşünürlere göre, uluslararası anarşik sistem (yapı) devletlerin (faillerin) davranışlarını, kimliklerini ve çıkarlarını şekillendirirken; aynı zamanda devletlerin günlük dış politika pratikleri ve etkileşimleri de bu anarşik yapıyı (dostane, düşmanca veya rekabetçi olarak) var eder ve dönüştürür. Fail ve yapı tek taraflı olarak birbirini dikte etmez, sürekli ve eşzamanlı bir inşa süreci içindedirler.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki teorik karşılaştırmayı analiz et.
Soru, Neorealizm'in 'sistem devleti belirler' fikrine karşı İnşacılığın öne sürdüğü 'iki yönlü etkileşim' argümanını sormaktadır.
Teoriler arası temel ontolojik farkı yakalamak, sorunun çözüm yolunu açar.
2
İnşacılığın fail (ajan) ve yapı ontolojisini (Alexander Wendt'in yaklaşımını) hatırla.
İnşacılığa göre fail ve yapı birbirinden bağımsız veya tek yönlü belirlenen unsurlar değildir; süreç içinde birbirlerini var ederler.
Hedef kavramın tam teorik tanımını netleştirmek.
3
Bulunan teorik tanımı seçeneklerle eşleştir.
Failin yapıyı, yapının da faili eşzamanlı olarak şekillendirmesi durumu 'karşılıklı kuruluş' (mutual constitution) olarak adlandırılır.
Doğru cevabı seçenekler arasından izole etmek.

Key Concept

İnşacılıkta Ajan-Yapı İlişkisi ve Karşılıklı Kuruluş
Estimated Time:45s
Question 191Question

Uluslararası ilişkiler teorilerinden İnşacılık (Konstrüktivizm), kimlik ve çıkar oluşumunun sosyal doğasına vurgu yapsa da epistemolojik ve metodolojik tercihler bağlamında 'geleneksel' (conventional) ve 'eleştirel' (critical) olmak üzere iki ana kola ayrılmaktadır. Bu iki yaklaşımın uluslararası siyasette kavramları ele alış ve operasyonelleştirme biçimleri arasında derin bir ayrım bulunmaktadır.

Buna göre, geleneksel ve eleştirel inşacılığın kimlik kavramına yaklaşımları arasındaki temel farkı en doğru ifade eden yargı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Geleneksel inşacılık kimlikleri devlet davranışlarını açıklamak için kullanılan bağımsız bir değişken olarak kabul edip nedensellik ararken; eleştirel inşacılık kimliğin kendisini dil, söylem ve güç ilişkileri bağlamında deşifre edilmesi gereken bir süreç olarak görür.

Answer

Geleneksel inşacılık kimliği devlet davranışlarını açıklayan nedensel bir 'değişken' olarak görürken, eleştirel inşacılık kimliği söylemsel ve iktidar odaklı bir 'süreç' olarak yapısöküme uğratır.
İnşacılık içindeki en temel bölünme epistemolojiktir. Geleneksel inşacılar, ontolojik olarak kimlik ve fikirlerin önemini kabul etseler de epistemolojik olarak pozitivist ana akım metodolojiye sadık kalarak neden-sonuç ilişkileri ararlar. Bu bağlamda kimliği, dış politikayı şekillendiren bağımsız bir değişken (sebep) olarak kullanırlar. Eleştirel inşacılar ise post-yapısalcılıktan beslenir; objektif/bilimsel bir dış dünya bilgisinin kurulamayacağını, bilgi ve iktidarın iç içe geçtiğini savunurlar. Onlara göre kimlik açıklayıcı bir araç (değişken) değil; söylemler, metinler ve dışlayıcı pratikler yoluyla nasıl kurgulandığının anlaşılması ve deşifre edilmesi gereken sosyolojik/siyasal bir sürecin kendisidir.

Step-by-Step Solution

1
Geleneksel inşacılığın epistemolojik temelini analiz etme
Geleneksel inşacılığın (Alexander Wendt vb.) bilimsel gerçekçiliği (scientific realism) benimsediği ve kimliği/kültürü devlet davranışlarını açıklamak için bağımsız bir değişken olarak kullandığı tespit edilir.
Teorinin ana akım uluslararası ilişkilerle diyalog kurma çabasını anlamak için gereklidir.
2
Eleştirel inşacılığın post-yapısalcı köklerini belirleme
Eleştirel inşacılığın pozitivizmi reddederek, kimliğin verili bir değişken olmadığını; dil, söylem (discourse) ve dışlayıcı pratikler üzerinden sürekli olarak inşa edilen bir iktidar süreci olduğunu savunduğu görülür.
Geleneksel koldan metodolojik olarak nerede koptuğunu saptamak için önemlidir.
3
Seçeneklerdeki kavramsal ayrımları karşılaştırma
Kimliği 'nedensel bağımsız değişken' olarak gören geleneksel yaklaşım ile 'deşifre edilmesi gereken söylemsel bir süreç' olarak gören eleştirel yaklaşım ayrımının doğru yapıldığı seçeneğe ulaşılır.
Diğer seçeneklerdeki analiz düzeyi, özgürleşme (emancipation) ve göreli kazanç gibi alakasız konsept hatalarını elemek için şarttır.

Key Concept

Geleneksel ve Eleştirel İnşacılık Ayrımı
Question 192Question

Uluslararası ilişkilerde belirli bir entegrasyon modeline dâhil olan devletler incelendiğinde, bu devletlerin kendi aralarındaki uyuşmazlıklarda askeri güç kullanma ihtimalini dış politika seçeneklerinden tamamen çıkardıkları görülmektedir. Bu devletler, içlerinden birine yönelik dış kaynaklı bir güvenlik tehdidini doğrudan kendilerine yapılmış sayarak kolektif bir savunma refleksi göstermektedir. Sistemin işleyişine bakıldığında, devletlerin bu şiddetsizlik ve dayanışma pratiğini bir hegemonun dayatmasıyla veya sadece savaşın ekonomik maliyetlerinden kaçınma amacıyla değil; bu barışçıl ve ortaklaşa düzenin meşru, adil ve normatif olarak doğru olduğuna dair derin bir inançla sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

Buna göre, Alexander Wendt'in konstrüktivist yaklaşımı çerçevesinde, söz konusu devletlerin oluşturduğu anarşi yapısı ve normu benimseme biçimi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

Show answer & explanation

Answer: Aktörlerin birbirini "dost" rol kimliğiyle tanımladığı ve ortak güvenlik normunu üçüncü dereceden (meşruiyet temelinde) içselleştirdiği Kantçı kültür

Answer

Doğru yanıt, aktörlerin birbirlerini dost olarak algıladıkları ve kolektif güvenlik ilkelerini meşruiyet zemininde, yani en üst seviyede benimsedikleri Kantçı kültür seçeneğidir.
Alexander Wendt'e göre Kantçı anarşi kültüründe devletler birbirlerini 'dost' olarak konumlandırır, aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için savaşı dışlarlar ve kolektif güvenlik prensibiyle hareket ederler. Metinde ayrıca, bu barışçıl yapıya zorlamayla veya sadece maliyetten kaçınmak için değil, 'normatif olarak doğru olduğuna dair derin bir inançla' uyulduğu belirtilmiştir. Wendt'in kavramsal çerçevesinde, bir norma onun meşru ve doğru olduğuna inanılarak uyulması 3. derece içselleştirmeye (internalization) karşılık gelir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki şiddet algısını ve temel aktör davranışını analiz et.
Devletler uyuşmazlıklarda güce başvurmayı dışlamış ve ortak tehditlere karşı birlikte hareket (kolektif güvenlik) etme kararı almıştır.
Wendt'in üç anarşi kültürü (Hobbesçu, Lockeçu, Kantçı) arasındaki temel ayrım, şiddetin rolü ve aktörlerin birbirine bakışıdır.
2
Davranış modelinden rol kimliğini tespit et.
Şiddetin tamamen dışlanması ve ortak güvenlik, Wendt'in tipolojisinde 'dost' (friend) rol kimliğine işaret eder.
Düşman (Hobbesçu) mutlak şiddet uygular, Rakip (Lockeçu) şiddeti sınırlar ancak kullanır, Dost (Kantçı) ise şiddeti aralarından çıkarır.
3
Metinde aktörlerin kurala uyma motivasyonunu belirle.
Dayatma (1. derece) veya maliyet/çıkar hesabı (2. derece) değil; eylemin normatif doğruluğuna olan derin inanç vurgulanmıştır.
Wendt normların içselleştirilmesini üç dereceye ayırır. Normun ahlaki/meşru olduğuna inanarak uyulması 3. derece içselleştirmedir (Legitimacy).

Key Concept

İnşacı (Konstrüktivist) teoride anarşi kültürleri ve içselleştirme dereceleri
Estimated Time:1m 30s
Question 193Question

Uluslararası ilişkiler teorilerindeki 'fail-yapı (ajan-yapı) sorunu', sistem düzeyindeki kısıtlamalar ile devletlerin özerk eylem kapasiteleri arasındaki ontolojik öncelik tartışmasıdır. Neorealizm gibi sistemik teoriler yapının faili belirlediğini ileri sürerken, Dış Politika Analizi gibi yaklaşımlar genellikle failin tercihlerine odaklanır. İnşacılık (Konstrüktivizm) ise bu ontolojik ikilemi Anthony Giddens'ın 'yapılaşma' (structuration) teorisinden ilham alarak 'karşılıklı kuruluş' (co-constitution) argümanıyla aşmaya çalışır.

Buna göre, İnşacılığın fail-yapı sorununa getirdiği 'karşılıklı kuruluş' kavramsallaştırmasının uluslararası politikanın işleyişine dair temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası yapı, faillerin eylem ve pratiklerinden bağımsız, önceden verili bir maddi gerçeklik değildir; yapı ve fail birbirlerini sosyal etkileşimler aracılığıyla eşzamanlı olarak var eder ve aralarında ontolojik bir hiyerarşi yoktur.

Answer

İnşacılığa göre uluslararası yapı, faillerin eylem ve pratiklerinden bağımsız, önceden verili bir maddi gerçeklik değildir; yapı ve fail birbirlerini ontolojik bir hiyerarşi olmaksızın sosyal etkileşimler aracılığıyla eşzamanlı olarak var eder.
İnşacılığın (Konstrüktivizmin) merkezinde yer alan 'karşılıklı kuruluş' kavramı, uluslararası ilişkilerde yapı (sistem/anarşi) ve fail (devlet) arasında tek yönlü bir belirleyicilik ilişkisi olmadığını savunur. Doğru ifade, yapının önceden verili, salt maddi ve bağımsız bir gerçeklik olmadığını; aksine devletlerin diplomatik kültürleri, normları ve günlük sosyal pratikleriyle sürekli olarak inşa edildiğini vurgular. Aynı eşzamanlı süreçte, inşa edilen bu sosyal yapı da devletlerin kimliklerini ve çıkarlarını şekillendirir. Dolayısıyla, ikisinden birine ontolojik bir üstünlük atfedilemez.

Step-by-Step Solution

1
Sorudaki teorik çerçevenin analiz edilmesi.
İnşacılığın 'karşılıklı kuruluş' ilkesinin, yapı veya failden birine ontolojik öncelik veren determinist teorilere karşıt bir duruş olduğu tespit edilir.
Kavramın teorik bağlamını doğru anlamak ve diğer teorilerden sınırlarını ayırmak için.
2
Seçeneklerin ontolojik varsayımlarının değerlendirilmesi.
Hatalı seçeneklerin Neorealist (rasyonalist-materyalist), Dünya Sistemleri (ekonomik determinist) veya metodolojik (analiz düzeyleri) varsayımlar içerdiği görülür.
İnşacılığa özgü argümanı rasyonalist ve determinist yaklaşımlardan net olarak ayırt etmek için.
3
Doğru seçeneğin belirlenmesi.
Yapının faillerin pratiklerinden bağımsız verili bir gerçeklik olmadığını ve ikisinin birbirini eşzamanlı sosyal olarak inşa ettiğini savunan ifade doğru olarak seçilir.
Bu ifade, Giddens ve Wendt'in öne sürdüğü 'co-constitution' (karşılıklı kuruluş) kavramının tam ve eksiksiz tanımıdır.

Key Concept

Karşılıklı Kuruluş (Co-constitution)
Question 194Question

Alexander Wendt, 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' (Anarchy is what states make of it) teziyle, anarşinin kendiliğinden ve zorunlu olarak bir güvenlik ikilemi (self-help) yaratmadığını ileri sürer. Wendt'e göre uluslararası sistemin yapısı sadece maddi kapasitelerden değil, aynı zamanda paylaşılan düşünsel (ideational) yapılardan oluşur ve bu etkileşim süreci Hobbesçu (düşmanlık), Lockeçu (rekabet) veya Kantçı (dostluk) anarşi kültürlerini ortaya çıkarır.

Buna göre, Wendt'in inşacı (konstrüktivist) anarşi yaklaşımını ve üçlü kültür modelini en kapsamlı ve doğru yansıtan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Maddi güç dağılımı tek başına devlet davranışını belirleyemez; anarşinin hangi kültürel formu (Hobbesçu, Lockeçu veya Kantçı) alacağı, devletlerin birbirleriyle olan sosyal etkileşimleri sonucunda karşılıklı olarak inşa ettikleri kimlik ve çıkarlara bağlıdır.

Answer

Maddi güç dağılımının tek başına belirleyici olmadığını, anarşinin kültürel formunun (Hobbesçu, Lockeçu veya Kantçı) devletlerin karşılıklı sosyal etkileşimleriyle inşa ettikleri kimlik ve çıkarlara bağlı olduğunu belirten seçenek doğrudur.
Doğru cevap, anarşinin etkilerinin nesnel ve maddi bir zorunluluk olmadığını, devletlerin birbirleriyle girdikleri etkileşimler sonucunda oluşan sosyal kimlik ve çıkarlar tarafından inşa edildiğini belirten ifadedir. Wendt'in inşacılığına göre, Hobbesçu, Lockeçu ve Kantçı kültürler bu karşılıklı sosyal inşa sürecinin (düşünsel yapıların) birer ürünüdür; maddi güç dağılımı ancak bu düşünsel yapılar içinde anlam kazanır.

Step-by-Step Solution

1
Wendt'in 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' tezinin temel ontolojik varsayımını belirlemek.
Anarşinin verili ve zorunlu bir güvenlik ikilemi (self-help) yaratmadığı, devletlerin pratikleriyle şekillenen sosyal bir yapı (Hobbesçu, Lockeçu veya Kantçı kültür) olduğu tespit edilir.
Soru kökündeki inşacı teori ve üçlü kültür modelinin özünü kavramak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki argümanları inşacılık, realizm, liberalizm ve analiz düzeyleri açısından sınıflandırmak.
Seçeneklerdeki yanıltıcı argümanların sırasıyla; anarşiyi kaos sanma (neorealist zorunluluk), anarşiyi yok edilebilir sanma (ütopik/neoliberal), insan doğasına indirgeme (klasik realizm) ve alt analiz düzeylerine indirgeme (devlet/bürokrasi düzeyi) hatalarını içerdiği belirlenir.
Çeldiricileri doğru teori ve kavramsal yanılgılarla eşleştirerek elemek için gereklidir.
3
Maddi yapı (güç dağılımı) ile düşünsel yapı (kimlik ve çıkarlar) arasındaki inşacı ilişkiyi en doğru ifade eden seçeneği bulmak.
Maddi gücün ancak tarihsel ve sosyal etkileşim süreciyle anlam kazandığını ifade eden seçeneğe ulaşılır.
Wendt'in yapısal inşacılığının merkezindeki nedensellik ilişkisini doğrulamak içindir.

Key Concept

İnşacılık (Konstrüktivizm) ve Wendt'in Anarşi Kültürleri
Question 195Question

Alexander Wendt'in ünlü "Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır." argümanı, Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) teorisinin temel dayanaklarından biridir. Bu yaklaşıma göre anarşi, devletleri doğrudan ve zorunlu bir güç mücadelesine iten verili, değişmez bir maddi yapı değildir; aksine anarşinin anlamı devletlerin sosyal pratikleriyle şekillenir.

Buna göre Sosyal İnşacılık, devletlerin kimliklerinin ve dış politika çıkarlarının nasıl meydana geldiğini savunur?

Show answer & explanation

Answer: Devletlerin birbirleriyle olan tarihsel etkileşimleri sürecinde, paylaşılan normlar ve öznelerarası (intersubjektif) anlamlar zemininde sosyal olarak inşa edilir.

Answer

Doğru cevap, kimlik ve çıkarların devletler arası etkileşimle öznelerarası (intersubjektif) olarak inşa edildiğini belirten seçenektir.
Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm), devletlerin kimlik ve çıkarlarının doğuştan gelen veya maddi yapılar tarafından önceden belirlenmiş (verili) unsurlar olmadığını savunur. Alexander Wendt'in yaklaşımına göre devletler, birbirleriyle olan sosyal pratikleri ve paylaştıkları normlar sayesinde birbirlerine anlamlar yüklerler. Bu öznelerarası (intersubjektif) süreç, zamanla devletlerin kimliklerini ve buna bağlı olarak neyi 'ulusal çıkar' olarak gördüklerini bizzat sosyal olarak inşa eder.

Step-by-Step Solution

1
Alexander Wendt'in 'Anarşi, devletlerin ondan ne anladığıdır' sözünün temel felsefesini analiz et.
Bu söz, maddi yapıların (anarşi) kendi başına doğrudan bir anlam ifade etmediğini, aktörlerin (devletlerin) birbirleriyle olan pratikleriyle bu anarşiye anlam yüklediğini gösterir.
İnşacılığın ontolojik temelini ve kimlik/çıkar kavramlarına bakış açısını kavramak için bu argüman kritik öneme sahiptir.
2
Kimlik ve çıkarların nasıl oluştuğuna dair inşacı yaklaşımı tanımla.
İnşacılık, çıkarların rasyonalist teorilerdeki (Neorealizm vb.) gibi maddi kapasitelere dayalı ve önceden verili (eksogen) olmadığını; etkileşim süreci içinde, sosyal ve öznelerarası (intersubjektif) olarak kurulduğunu (endojen) savunur.
Maddi güç yerine normların, düşüncelerin ve öznelerarası etkileşimin vurgulanması bu teorinin ayırt edici özelliğidir.
3
Seçenekleri bu kuramsal bilgi ışığında değerlendir.
Öznelerarası etkileşim ve normatif inşaya vurgu yapan seçenek sorunun doğru cevabıdır. Salt maddi güce, kaosa veya yapının tek yönlü dayatmasına odaklanan diğer teorik argümanlar ise yanlış cevapları oluşturur.
Doğru cevaba ulaşmak için rasyonalist ve geleneksel teorilere ait argümanları içeren çeldiricilerin doğru analiz edilip ayıklanması gerekir.

Key Concept

Öznelerarası (İntersubjektif) Etkileşim ve Kimlik İnşası
Question 196Question

Uluslararası İlişkiler disiplininde 'inşacılık' (konstrüktivizm) kavramını ilk kez 1989 yılında yayımlanan 'Kuralların Dünyası' (World of Our Making) adlı eserinde kullanarak literatüre kazandıran ve toplumsal gerçekliğin 'söz edimleri' (speech acts) ile kurallar aracılığıyla inşa edildiğini savunan teorisyen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nicholas Onuf

Answer

Nicholas Onuf
İnşacılık (konstrüktivizm) terimi, Uluslararası İlişkiler disiplininde ilk defa Nicholas Onuf tarafından 1989 yılında yayımlanan 'Kuralların Dünyası' (World of Our Making) adlı eserde kullanılmıştır. Onuf, insanların kuralları, kuralların da insanları (failleri) inşa ettiği karşılıklı bir kuruluş sürecini savunmuş ve bu inşanın dille, özellikle 'söz edimleri' (speech acts) ile gerçekleştiğini belirtmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünde verilen 'Kuralların Dünyası' (World of Our Making) eseri ile 'söz edimleri' (speech acts) ipuçlarını analiz etmek.
Bu kavramların kime ait olduğu tespit edilir.
Teorilerin kurucu eserlerini ve temel kavramlarını bilmek, teorisyenleri doğru eşleştirmek için gereklidir.
2
Uluslararası ilişkilerde 'inşacılık' kavramını ilk kullanan düşünürü hatırlamak.
Nicholas Onuf'un 1989 yılında bu kavramı literatüre soktuğu sonucuna ulaşılır.
Kavramın isim babasını bilmek sorunun doğrudan çözümünü sağlar.

Key Concept

Nicholas Onuf ve Kuralların Dünyası
Question 197Question

Uluslararası ilişkiler teorilerindeki rasyonalizm (neorealizm ve neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) arasındaki tartışma; aktörlerin doğası, uluslararası sistemin yapısı ve eylemlerin ardındaki itici güçler üzerine odaklanır.

Buna göre, rasyonalizm-inşacılık tartışması bağlamında aşağıdakilerden hangisi inşacı (konstrüktivist) yaklaşımın temel tezlerini yansıtan doğru bir ifadedir?

Show answer & explanation

Answer: Devlet eylemleri yalnızca maddi çıkarların maksimizasyonunu hedefleyen 'sonuç odaklı mantık' ile açıklanamaz; davranışlar büyük ölçüde normların, kimliklerin ve sosyalleşmenin şekillendirdiği 'uygunluk mantığına' dayanır.

Answer

İnşacı yaklaşıma göre devlet eylemleri, maddi çıkarların maksimizasyonunu hedefleyen sonuç odaklı mantık yerine; normlar, kimlikler ve sosyalleşme süreçlerinin belirlediği uygunluk mantığına dayanır.
Doğru seçenek, inşacılığın rasyonalizme yönelttiği en temel eleştiriyi barındırmaktadır. Rasyonalist teoriler (neorealizm ve neoliberalizm) devletlerin fayda-maliyet hesabı yaparak maddi çıkarlarını maksimize etmeye çalıştıkları 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) üzerinden hareket ettiklerini öngörür. Konstrüktivizm ise devletlerin uluslararası toplumun bir parçası olarak edindikleri kimliklere ve var olan kurallara uygun hareket etme güdüsüne sahip olduklarını, yani eylemlerin 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) çerçevesinde şekillendiğini savunur.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki rasyonalizm (neorealizm/neoliberalizm) ile inşacılık (konstrüktivizm) ayrımının temel parametrelerini hatırla.
Rasyonalizm kimlik ve çıkarları verili (dışsal) kabul edip fayda maksimizasyonuna odaklanırken, inşacılık bu unsurların sosyal etkileşimle (içsel) inşa edildiğini savunur.
Teorilerin ontolojik varsayımlarını belirlemek, seçeneklerdeki argümanları doğru sınıflandırmak için gereklidir.
2
Seçeneklerde yer alan ifadeleri rasyonalist ve inşacı kavram setleriyle eşleştir.
Anarşinin nesnel maddi gerçekliği, dışsal (eksojen) çıkarlar ve göreli/mutlak kazanç tartışmaları rasyonalist kampa ait argümanlardır.
Yanlış seçenekleri eleyerek doğru argümanı izole etmek test tekniğinin temelidir.
3
İnşacılığın eylem felsefesini açıklayan seçeneği tespit et.
Devlet eylemlerinin 'sonuç odaklı mantık' (logic of consequences) yerine 'uygunluk mantığı' (logic of appropriateness) ile şekillendiğini belirten seçenek doğru yanıttır.
Bu argüman, inşacılığın rasyonalist teorilere yönelttiği en temel ve ayırt edici ontolojik eleştiridir.

Key Concept

Rasyonalizm (Sonuç Odaklı Mantık ve Dışsal Çıkarlar) ile İnşacılık (Uygunluk Mantığı ve Sosyal İnşa) Tartışması
Question 198Question

Bir devletin nükleer silah kapasitesini artırmasının, diğer devletler tarafından otomatik olarak bir tehdit algısı yaratmaması, uluslararası sistemdeki ilişkilerin salt maddi kapasitelerle açıklanamayacağını gösterir. Örneğin, bir devlet için uzun süredir müttefik olduğu başka bir devletin nükleer cephaneliği bir tehlike arz etmezken, rekabet içinde olduğu bir devletin çok daha sınırlı nükleer kapasitesi varoluşsal bir ulusal güvenlik sorunu olarak görülebilmektedir. Bu durum, anarşinin önceden belirlenmiş ve aktörlere dayatılan çatışmacı bir mantığı olmadığını, sistemin doğasının aktörlerin kendi pratikleriyle şekillendiğini iddia eden tezle açıklanır.

Sosyal İnşacılık (Konstrüktivizm) teorisinin bu perspektifi dikkate alındığında, devletlerin uluslararası alandaki 'çıkarlarının' (ulusal menfaatlerinin) oluşumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Çıkarlar, maddi yapının dayattığı nesnel ve dışsal veriler değil; devletlerin birbirleriyle olan tarihsel ve öznelerarası (intersubjektif) etkileşimleri sonucunda inşa ettikleri kimliklerin bir türevidir.

Answer

Sosyal İnşacılık teorisine göre çıkarlar, devletlerin tarihsel süreçte oluşturdukları kimliklerin ve öznelerarası paylaşılan anlamların bir türevidir.
Sosyal İnşacılık, uluslararası ilişkilerde çıkarların rasyonalist teorilerin (Neorealizm ve Neoliberalizm) iddia ettiği gibi önceden verili (eksogen) veya salt maddi güç dağılımına dayalı olmadığını savunur. Alexander Wendt'in öznelerarası (intersubjektif) anlam dünyası kavramlaştırmasına göre; maddi kapasiteler tek başlarına anlam ifade etmez. Devletler öncelikle sosyal ve tarihsel etkileşim pratikleriyle 'kim olduklarını' tanımlayarak kimliklerini inşa ederler. Ulusal çıkarlar da bağımsız ve dışsal bir veri değil, bu inşa edilen kimliklerin doğal bir uzantısı ve türevidir.

Step-by-Step Solution

1
Öncülde verilen vakanın incelenmesi
Nükleer silah kapasitesinin her devlet için aynı tehdidi yaratmamasının, aktörler arasındaki ilişkilerin niteliğine dayandırıldığı tespit edilmiştir.
Teorinin uluslararası ilişkilere bakış açısını kavramak ve hangi temel varsayıma işaret edildiğini bulmak için öncül analizi gereklidir.
2
Sosyal İnşacılık bağlamında 'çıkarların' niteliğinin belirlenmesi
İnşacılıkta anarşinin kendi başına bir mantığı olmadığı, devletlerin kimlik ve çıkarlarının verili (eksogen) değil, öznelerarası süreçlerle inşa edildiği (endojen) bilgisi hatırlanmıştır.
Sorunun kökünde istenen temel teorik argümanın doğru tanımlanması için kavramsal çerçevenin netleştirilmesi gerekir.
3
Seçeneklerin rasyonalist ve inşacı teoriler ayrımı üzerinden elenmesi
Maddi güç maksimizasyonu, rasyonel maliyet hesabı veya tek yönlü yapısal determinizm içeren seçenekler elenerek, öznelerarası etkileşim ve kimlik vurgusu yapan seçenek doğru cevap olarak belirlenmiştir.
Yanlış seçenekler genellikle Neorealizm, Neoliberalizm veya farklı analiz düzeylerine ait argümanlar içerdiğinden, teoriler arası temel ayrım çizgilerinin kullanılması şarttır.

Key Concept

Sosyal İnşacılıkta (Konstrüktivizm) Kimlik ve Çıkarların İnşası
Estimated Time:1m 30s
Question 199Question

Uluslararası ilişkiler teorisinde Alexander Wendt, anarşinin verili bir maddi yapı olmadığını ve aktörlerin etkileşimleri sonucunda farklı kültürler şeklinde sosyal olarak inşa edildiğini öne sürer. Ayrıca aktörlerin bu kültürlerin kurallarına uyma motivasyonlarını üç farklı 'içselleştirme derecesi' ile açıklar.

Uluslararası sistemdeki aktörlerin birbirlerini varoluşsal bir tehdit olarak gördüğü, dış politikalarının temelini 'ötekini tamamen yok etme' veya 'mutlak boyun eğdirme' amacının oluşturduğu bir tarihsel kesiti inceleyen bir araştırmacı şu tespitte bulunmuştur:

'Devletlerin bu yıkıcı ve sınırsız rekabeti sürdürmelerinin nedeni; sistemdeki baskın bir gücün onları buna zorlaması veya geçici bir jeopolitik fayda-maliyet hesabı yapmaları değildir. Aksine, her bir aktör bu amansız çatışma ortamını uluslararası politikanın yegâne, doğal ve meşru doğası olarak kanıksamış; çatışmacı rolü kendi varlıklarının ve kimliklerinin ayrılmaz, normatif bir parçası olarak tamamen özümsemiştir.'

Wendt'in inşacı (konstrüktivist) yaklaşımına göre, bu araştırmacının betimlediği anarşi kültürü ve aktörlerin normlara uyum motivasyonunu sağlayan içselleştirme derecesi aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Hobbesçu anarşi kültürü – Düşman kimliğinin üçüncü derece (meşruiyet ve inanç) içselleştirilmesi

Answer

Hobbesçu anarşi kültürü – Düşman kimliğinin üçüncü derece (meşruiyet ve inanç) içselleştirilmesi
Doğru seçenek, aktörlerin birbirlerini varoluşsal tehdit olarak görüp yok etme güdüsüyle hareket etmesini Hobbesçu kültürün 'düşman' rolüyle kusursuz biçimde eşleştirir. Aynı zamanda, bu davranışın dışsal bir fiziki zorlama (birinci derece) veya rasyonel çıkar maksimizasyonu (ikinci derece) gereği değil, kimliğin meşru ve ayrılmaz bir parçası olarak kanıksanmasını 'üçüncü derece (meşruiyet ve inanç) içselleştirme' kavramıyla doğru olarak tanımlamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki ipuçlarından anarşi kültürünün türünü tespit etmek.
Araştırmacının 'ötekini tamamen yok etme', 'mutlak boyun eğdirme' ve 'varoluşsal tehdit' ifadeleri, aktörlerin birbirini düşman olarak gördüğü Hobbesçu anarşi kültürüne işaret etmektedir.
Lockeçu kültürde (rakip) şiddet sınırlıdır ve devletler birbirlerinin egemenliğini tanır. Kantçı kültürde (dost) ise sorunlar şiddet kullanılmadan çözülür. Metindeki sınırsız rekabet yalnızca Hobbesçu anarşi ile uyumludur.
2
Norma uyum motivasyonunu ifade eden içselleştirme derecesini belirlemek.
Metinde 'baskın bir gücün onları buna zorlaması' (1. Derece) veya 'geçici bir jeopolitik fayda-maliyet hesabı yapmaları' (2. Derece) ifadeleri açıkça reddedilmiş, durumun 'kimliklerinin ayrılmaz, normatif bir parçası' (3. Derece) olduğu belirtilmiştir.
Wendt'e göre aktörlerin bir normu yalnızca dışsal bir tehdit veya rasyonel çıkar gereği değil, o normun meşru olduğuna inanarak kendi kimliklerinin bir parçası haline getirmeleri en üst düzey olan üçüncü derece içselleştirmedir.

Key Concept

Wendt'in Anarşi Kültürleri ve İçselleştirme Dereceleri
Question 200Question

Martha Finnemore ve Kathryn Sikkink tarafından kavramsallaştırılan "Norm Yaşam Döngüsü" modeline göre; uluslararası alanda kabul gören bir davranış kuralının artık tartışma konusu olmaktan çıktığı, aktörler tarafından doğal (verili) kabul edildiği ve alternatif bir eylem biçimi düşünülmeksizin "uygunluk mantığı" (logic of appropriateness) çerçevesinde otomatik olarak uygulandığı aşama aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Normun içselleştirilmesi

Answer

Normun içselleştirilmesi
Doğru seçenek, normların artık tartışılmaz bir biçimde verili kabul edildiği (taken-for-granted) aşamayı ifade eder. Finnemore ve Sikkink'e göre içselleştirme aşamasında normlar öylesine kurumsallaşır ve aktörlerin kimliğine işler ki, uygunluk mantığı gereği devletler bu kurallara refleksif olarak uyar. Eylemin doğruluğu veya yanlışlığı tartışılmaz.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel özellikleri ve anahtar kavramları tespit et.
Belirlenen anahtar kavramlar: 'tartışma konusu olmaktan çıkma', 'doğal (verili) kabul edilme', 'uygunluk mantığı' ve 'otomatik olarak uygulanma'.
Finnemore ve Sikkink'in modelindeki her bir aşama, kendine özgü bir mekanizma ve motivasyona sahiptir.
2
Bulunan anahtar kavramları norm yaşam döngüsü aşamalarıyla eşleştir.
Modelin birinci aşamasında 'ikna', ikinci aşamasında 'sosyalleşme/taklit', üçüncü ve son aşamasında ise 'alışkanlık/kurumsallaşma' hakimdir.
Uygunluk mantığıyla otomatik eylemde bulunmak, kuralın tamamen alışkanlığa dönüştüğü nihai aşamayı işaret eder.
3
Bu özelliklerin ait olduğu aşamayı seçenekler arasından belirle.
Belirtilen özellikler modelin üçüncü aşaması olan 'Normun içselleştirilmesi' (internalization) kavramına aittir.
İçselleştirilmiş bir norm, aktörlerin zihninde yerleşik hale geldiği için artık alternatifleri değerlendirilmez.

Key Concept

Norm Yaşam Döngüsü Modeli (Norm Life Cycle)
PreviousPage 10 / 17Next
İnşacılık (Konstrüktivizm) Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 10 | Examkin