Meme Hastalıkları

255 questions

Question 1Question

Meme anatomisi, arteriyel beslenmesi, hormonal fizyolojisi ve gelişimsel anomalileri ile ilgili tıbbi bilgiler değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İnterpektoral (Rotter) lenf nodları, pektoralis majör ve pektoralis minör kasları arasındaki fasyada yer alır ve cerrahi sınıflamada Seviye II (Level II) lenf nodları ile birlikte değerlendirilir.

Answer

İnterpektoral (Rotter) lenf nodları, pektoralis majör ve pektoralis minör kasları arasında bulunur ve aksiller diseksiyon seviyelendirmesinde Seviye II kapsamında kabul edilir.
İnterpektoral lenf nodları (Rotter nodları), pektoralis majör ve minör kasları arasındaki fasyal planda yer alır. Aksiller lenfatik drenajın bir parçasıdırlar ve cerrahi olarak pektoralis minörün arkasında yer alan Seviye II nodlar ile aynı grupta değerlendirilirler.

Step-by-Step Solution

1
Lenfatik seviyelerin ve Rotter nodlarının konumunun analizi
İnterpektoral (Rotter) nodlar iki pektoral kas arasındadır. Berg sınıflamasında Seviye I (lateral), Seviye II (arka) ve Seviye III (medial/apikal) olarak ayrılır. Rotter nodları cerrahi olarak Seviye II ile ilişkilendirilir.
Cerrahi evreleme ve diseksiyon sınırlarını belirlemek için anatomik lokalizasyon kritiktir.
2
Arteriyel beslenme kaynaklarının yüzdesel dağılımının kontrolü
İnternal mamaryal arter %60\%60, lateral torasik arter %30\%30 oranında besleme yapar.
En büyük besleyici damarın lateral torasik arter olduğu bilgisi yanlıştır.
3
Hormonal etkilerin ve gelişimsel anomalilerin terimsel doğruluğunun teyidi
Östrojen kanallar (duktuslar), progesteron ise süt yapan üniteler (lobüller) içindir. Amazia ve amastia farkı meme başının varlığına göredir.
Yanlış fizyolojik ve embriyolojik tanımlamalar distraktörlerin elenmesini sağlar.

Key Concept

Meme lenfatik seviyeleri (Berg Seviyeleri) ve Rotter nodlarının klinik anatomisi.
Question 2Question

35 yaşında bir kadın hastanın sağ memesinden yapılan tru-cut biyopsisinde "invaziv lobüler karsinom" saptanıyor. Hastanın aile öyküsü sorgulandığında, annesinin 38 yaşında "diffüz tip mide kanseri" tanısı ile cerrahi tedavi gördüğü öğreniliyor. Bu klinik tabloya göre, hastada aşağıdaki genlerden hangisinde germ-line bir mutasyon bulunma olasılığı en yüksektir?

Show answer & explanation

Answer: CDH1CDH1 (E-kadherin)

Answer

CDH1CDH1 (E-kadherin) mutasyonu, Kalıtsal Diffüz Mide Kanseri (HDGC) sendromu ile ilişkili olup invaziv lobüler meme kanseri riskini belirgin şekilde artırır.
CDH1CDH1 (E-kadherin) geni mutasyonu, Kalıtsal Diffüz Mide Kanseri (HDGC) sendromunun temel nedenidir. Bu mutasyonu taşıyan kadınlarda yaşam boyu diffüz mide kanseri riski %70-80, invaziv lobüler meme kanseri riski ise %40-60 civarındadır. E-kadherin kaybı, lobüler meme kanserinin karakteristik histopatolojik özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik patolojisini ve aile öyküsünü analiz et.
Hasta invaziv lobüler karsinomdur ve annesinde erken yaşta diffüz tip mide kanseri öyküsü mevcuttur.
Meme kanserinin alt tipi (lobüler) ve ailedeki spesifik mide kanseri tipi (diffüz), kalıtsal bir sendroma işaret eder.
2
Genetik sendromlar ile kanser tipleri arasındaki eşleşmeyi değerlendir.
Kalıtsal Diffüz Mide Kanseri (HDGC) sendromu, CDH1CDH1 gen mutasyonu sonucu gelişir ve invaziv lobüler meme karsinomu bu sendromun bir parçasıdır.
Diğer genetik sendromlar (Li-Fraumeni, Cowden, Peutz-Jeghers) farklı kanser spektrumlarına ve patolojilerine (genellikle duktal meme kanseri) sahiptir.
3
En olası genetik defekti onayla.
CDH1CDH1 mutasyonu en uyumlu seçenektir.
E-kadherin proteini hücre adezyonunda rol alır ve eksikliği hem diffüz mide kanserinde hem de lobüler meme karsinomunda temel patogenetik mekanizmadır.

Key Concept

Kalıtsal Diffüz Mide Kanseri (HDGC) ve CDH1CDH1 Mutasyonu

Practice More

Diğer genetik sendromların (örn. Lynch, Cowden) meme kanseri ile olan göreceli risk (RR) oranlarını ve tarama protokollerini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 3Question

Meme polikliniğinde takip edilen 4242 yaşındaki bir hastanın biyopsi sonucunda "klasik tipte lobüler karsinoma in situ (LCIS)" saptanmıştır. Bu antitenin klinik seyri ve biyolojik davranışı göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Her iki memede de invazif kanser gelişme riskinin arttığını gösteren bir risk belirtecidir.

Answer

Lobüler karsinoma in situ (LCIS), her iki memede de invazif kanser gelişme riskinin arttığını gösteren bir risk belirtecidir.
Klasik lobüler karsinoma in situ (LCIS), genellikle insidental olarak saptanan ve bir kanser öncüsü (prekürsör) olmaktan ziyade, her iki memede de invazif karsinom gelişme riskinin arttığını gösteren bir biyolojik belirteçtir. Bu nedenle tedavi yaklaşımı genellikle yakın izlem veya risk azaltıcı farmakolojik yaklaşımları içerir.

Step-by-Step Solution

1
LCIS'nin biyolojik doğasını tanımlama.
Klasik tip LCIS, invazif kansere doğrudan dönüşen bir öncü (prekürsör) lezyon değildir.
LCIS genellikle memede kanser riskinin genel olarak arttığını gösteren bir işaret olarak kabul edilir.
2
Bilaterallik (iki taraflılık) özelliğini değerlendirme.
Gelecekteki kanser riski her iki memede de artmıştır.
Duktal karsinomanın aksine, LCIS multisentrik ve bilateral olma eğilimindedir.
3
Yönetim stratejisini belirleme.
Cerrahi sınır temizliği veya agresif cerrahi zorunlu değildir.
Kanser belirteci olduğu için tedavi değil, risk yönetimi ve takip ön plandadır.

Key Concept

Lobüler Karsinoma İn Situ (LCIS) bir 'risk belirteci' (risk marker) olup, gelecekteki invazif kanser riski her iki meme için de artmıştır.

Practice More

DCIS ve LCIS arasındaki temel farkları (bilateralite, kalsifikasyon, cerrahi marj) bir tablo üzerinde çalışarak pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 4Question

4646 yaşında, meme kanseri açısından düşük riskli (sporadik) bir kadın hastanın rutin tarama mamografisinde; sol memede 1 cm1\text{ cm}'lik alanda kümelenmiş, pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanmıştır (BI-RADS 4b\text{BI-RADS 4b}). Fizik muayene ve ultrasonografi (USG\text{USG}) incelemesi tamamen normaldir.

Bu hastada en uygun tanısal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: USG'de karşılığı olmayan kalsifikasyonlar için stereotaktik vakum biyopsi tercih edilmelidir

Answer

Mamografide saptanan ancak ultrasonografide karşılığı olmayan şüpheli mikrokalsifikasyonlar için en uygun tanısal yaklaşım stereotaktik vakum biyopsidir.
Mamografide saptanan ancak ultrasonografide (USG) karşılığı olmayan pleomorfik mikrokalsifikasyonlar (BI-RADS 4\text{BI-RADS 4}), doku tanısı gerektiren şüpheli bulgulardır. Bu durumda, lezyon sadece mamografide görülebildiği için biyopsinin mamografi kılavuzluğunda (stereotaktik) yapılması zorunludur. Vakum biyopsi ise mikrokalsifikasyonların yeterli örneklenmesi için tercih edilen en güvenilir perkütan yöntemdir.

Step-by-Step Solution

1
Mamografik bulgunun BI-RADS kategorisine göre yönetimi belirlenmelidir.
BI-RADS 4b\text{BI-RADS 4b} bulgusu orta derecede malignite şüphesi taşır ve doku tanısı gerektirir.
BI-RADS 3\text{BI-RADS 3} dışındaki şüpheli bulgularda izlem yerine biyopsi yapılması standart yaklaşımdır.
2
Biyopsi için en uygun görüntüleme kılavuzluğu seçilmelidir.
Fizik muayene ve USG\text{USG} normal olduğu için tek kılavuz yöntemi mamografidir.
Ultrasonografide görülmeyen lezyonlara USG\text{USG} eşliğinde biyopsi yapılamaz; mamografi altındaki koordinat sistemini kullanan stereotaktik yöntem gereklidir.
3
Biyopsi tekniği belirlenmelidir.
Mikrokalsifikasyonlar için vakum biyopsi, tru-cut biyopsiye göre daha geniş örnekleme sağlar.
Kalsifikasyon odaklarının yeterli temsil edilmesi ve kalsifikasyon içeren dokunun tam olarak örneklenmesi için vakum destekli sistemler altın standarttır.

Key Concept

Ultrasonografide görülmeyen şüpheli mikrokalsifikasyonlarda stereotaktik biyopsi endikasyonu.

Practice More

BI-RADS 3 ve BI-RADS 4 arasındaki yönetim farklarını ve stereotaktik biyopsinin tru-cut biyopsiye üstün olduğu durumları tekrar ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 5Question

3535 yaşında bir kadın hasta, ailesindeki meme kanseri öyküsü nedeniyle tarama programı hakkında bilgi almak için başvuruyor. Yapılan risk analizinde hastanın yaşam boyu meme kanseri riskinin (Tyrer-Cuzick modeli gibi validasyonu yapılmış modellerle) %22\%22 olduğu saptanıyor.

Bu hasta için önerilmesi gereken en uygun tarama stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut yaştan itibaren yıllık mamografi ve yıllık kontrastlı meme MRG ile takibe başlanması

Answer

Yaşam boyu meme kanseri riski %20'nin üzerinde olan kadınlarda, mevcut yaştan itibaren yıllık mamografi ve yıllık kontrastlı meme MRG ile tarama yapılmalıdır.
Validasyonu yapılmış modellerle (Tyrer-Cuzick, Claus, BRCAPRO gibi) yaşam boyu meme kanseri riski %20'den fazla hesaplanan kadınlar yüksek riskli kabul edilir. Bu grupta mamografi, tek başına yeterli duyarlılığa sahip olmadığından, yıllık mamografiye ek olarak yıllık kontrastlı meme MRG yapılması standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk profilini belirle.
Hastanın yaşam boyu riski %22 olarak saptanmıştır. Bu değer, %20 ve üzerindeki 'yüksek risk' grubuna girdiğini gösterir.
Tarama modaliteleri ve başlama yaşları hastanın bireysel risk skoruna göre belirlenir.
2
Yüksek riskli grup için uygun görüntüleme yöntemlerini seç.
Amerikan Kanser Cemiyeti (ACS) ve NCCN kılavuzlarına göre yüksek riskli grupta yıllık mamografiye, kontrastlı meme MRG eklenmelidir.
Yüksek riskli ve genç hastalarda meme dokusu genellikle yoğundur; MRG, mamografinin sınırlı duyarlılığını tamamlar.
3
Taramaya başlama yaşını doğrula.
Yüksek riskli kadınlarda tarama genellikle 30 yaşında (veya riskli akrabanın tanı yaşından 10 yıl önce) başlar. Hasta 35 yaşında olduğu için tarama programına hemen dahil edilmelidir.
Genç yaştaki yüksek riskli hastalarda erken tanı şansını artırmak için tarama yaşı öne çekilir.

Key Concept

Yüksek riskli (>%20 yaşam boyu risk) hastalarda yıllık Mamografi + yıllık kontrastlı MRG kombinasyonu endikedir.
Question 6Question

4444 yaşında kadın hastanın yapılan rutin tarama mamografisinde meme parankim yapısının "Tip DD" (çok yoğun/ekstrem dens) olduğu raporlanmıştır. Mamografide belirgin bir kitle veya şüpheli mikrokalsifikasyon saptanmamıştır. Bu hastanın klinik yönetimi ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mamografinin maskeleme etkisi nedeniyle duyarlılığı düşüktür; taramaya destek amacıyla ultrasonografi eklenmelidir.

Answer

Meme yoğunluğu yüksek (Tip DD) olan hastalarda mamografinin duyarlılığı maskeleme etkisi nedeniyle azaldığı için taramaya ultrasonografi eklenmelidir.
Doğru yanıt olan seçenek, meme yoğunluğu ile mamografi duyarlılığı arasındaki ters ilişkiyi ve klinik çözüm yolunu açıklar. Tip DD meme yapısına sahip kadınlarda, meme dokusu çok yoğun olduğu için kanserli bölgeler normal doku tarafından maskelenebilir. Bu durumu aşmak ve taramanın etkinliğini artırmak için ultrasonografi (USG) gibi tamamlayıcı yöntemlerin kullanılması standart bir yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Mamografi raporundaki meme parankim yoğunluğunu analiz et.
Hastanın meme yapısı Tip DD (ekstrem dens) olarak belirlenmiştir.
Meme yoğunluğu, mamografinin tanısal doğruluğunu doğrudan etkileyen bir parametredir.
2
Yoğun meme yapısının mamografi sonuçları üzerindeki kısıtlayıcı etkisini değerlendir.
Yoğun doku, olası malign kitleleri gizleyebilir (maskeleme etkisi) ve mamografinin sensitivitesini düşürür.
Kanser dokusu ile yoğun meme dokusu mamografide benzer radyolojik dansitede (beyaz) görünür.
3
Güncel tarama kılavuzlarına göre ek görüntüleme gerekliliğini belirle.
Mamografiye ek olarak ultrasonografi (USG) yapılmalıdır.
USG, yoğun memelerde mamografinin gözden kaçırabileceği kistik veya solid kitlelerin saptanmasında tamamlayıcı role sahiptir.

Key Concept

Meme Densitesi ve Maskeleme Etkisi

Practice More

BI-RADS kategori 33 lezyonların takip protokolü ve BI-RADS kategori 44 alt gruplarının yönetim farklarını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 7Question

Genetik danışmanlık alan bir kadın hastada, hem meme kanseri hem de over (yumurtalık) kanseri gelişme riskinin belirgin şekilde arttığı saptanmıştır. Bu klinik tabloya en sık yol açan genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: BRCA1 mutasyonu

Answer

Hem meme hem de over kanseri riskini en sık artıran mutasyon BRCA1 mutasyonudur.
Meme ve over kanseri riskinin her ikisinin de belirgin şekilde arttığı en yaygın genetik durum BRCA1 veya BRCA2 mutasyonlarıdır. BRCA1 mutasyonu taşıyıcılarında yaşam boyu meme kanseri riski %50-85, over kanseri riski ise %40 civarındadır.

Step-by-Step Solution

1
Hastadaki kanser birlikteliği paternini analiz et.
Meme kanseri ve over kanseri risk artışı bir arada görülmektedir.
Genetik geçişli kanser sendromlarını birbirinden ayıran en önemli özellik tutulan organ kombinasyonlarıdır.
2
Saptanan patern ile ilişkili en sık görülen geni hatırla.
Meme ve over birlikteliği için primer sorumlu BRCA (BReast CAncer) genleridir.
BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları, kalıtsal meme kanserlerinin çoğunluğunu oluşturur ve over kanseri riskini yaklaşık %20-40 oranında artırır.

Key Concept

Kalıtsal Meme ve Over Kanseri Sendromu (HBOC) ve BRCA mutasyonları

Practice More

BRCA mutasyonu olan hastalarda önerilen profilaktik cerrahi yaklaşımları (bilateral mastektomi ve salpingo-ooferektomi) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 8Question

4848 yaşında bir kadının rutin tarama mamografisinde, sol meme retroareoler bölgede yeni saptanan asimetrik bir yoğunluk artışı izlenmiş ve rapor sonucu "BIRADSBI-RADS 00" olarak belirtilmiştir. Bu hasta için bir sonraki aşamada yapılması gereken en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mevcut bulguyu karakterize etmek amacıyla ek mamografik grafiler ve/veya ultrasonografi yapılmalıdır.

Answer

Mevcut bulguyu karakterize etmek amacıyla ek mamografik grafiler ve/veya ultrasonografi yapılmalıdır.
Mamografide BIRADSBI-RADS 00 sınıflandırması, yapılan tetkikin tanı koymak için yetersiz olduğunu ifade eder. Bu durumda, saptanan asimetri veya kitle benzeri görünümün gerçek bir lezyon mu yoksa doku süperpozisyonu mu olduğunu anlamak için spot kompresyon gibi ek grafiler veya sonografik özelliklerini görmek için meme ultrasonografisi yapılması gerekir.

Step-by-Step Solution

1
Mamografi raporundaki BIRADSBI-RADS kategorisini tanımla.
BIRADSBI-RADS 00: Tamamlanmamış / Yetersiz inceleme.
Yönetim planını belirlemek için mevcut kategorinin anlamını bilmek gerekir.
2
BIRADSBI-RADS 00 için standart yönetim protokolünü uygula.
Ek mamografik görünümler (spot kompresyon, magnifikasyon) veya ultrasonografi (USG) gerekliliği.
Tarama mamografisindeki şüpheli veya belirsiz alanların daha ileri tekniklerle netleştirilmesi zorunludur.

Key Concept

BIRADSBI-RADS 00 (Kategori 00) "Incomplete" (Tamamlanmamış) anlamına gelir ve her zaman ek bir görüntüleme yöntemi (ek grafiler, eski filmlerle karşılaştırma veya USG) gerektirir.
Question 9Question

4545 yaşında kadın hasta, sağ memesinde son 33 ay içerisinde hızla büyüyen, ağrısız kitle şikayeti ile başvuruyor. Fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 6 cm6\text{ cm} boyutunda, hareketli, düzgün sınırlı, sert kıvamda kitle saptanıyor; aksiller bölgede patolojik lenfadenopati saptanmıyor. Ultrasonografide hipoekoik, düzgün sınırlı, içerisinde yarık benzeri kistik alanlar barındıran solid kitle izleniyor. Yapılan kalın iğne biyopsisinde artmış stromal sellülerite gösteren 'fibroepitelyal lezyon' raporlanıyor. Bu hasta için en uygun cerrahi yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Geniş lokal eksizyon (en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır ile)

Answer

Geniş lokal eksizyon (en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır ile)
Vakada tanımlanan hızlı büyüme, büyük boyut ve biyopsideki artmış stromal sellülerite bulguları tipik bir Fillodes Tümör (PT) tablosudur. Fillodes tümörler histolojik olarak benign, borderline veya malign olabilirler; ancak hepsinde ortak tedavi prensibi, lokal nüks riskini minimize etmek için kitlenin çevresindeki sağlam dokuyla birlikte (geniş lokal eksizyon) çıkarılmasıdır. Standart yaklaşım en az 1 cm1\text{ cm} temiz cerrahi sınır sağlanmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları analiz et.
4545 yaş, hızlı büyüme, 6 cm6\text{ cm} boyut ve USG'de kistik alanlar (intratümöral kleftler).
Hızlı büyüme ve kistik alanlar fillodes tümörü (cystosarcoma phyllodes) basit fibroadenomdan ayıran temel özelliklerdir.
2
Biyopsi sonucunu yorumla.
Artmış stromal sellülerite içeren fibroepitelyal lezyon.
Bu bulgu fillodes tümör tanısını destekleyen en önemli histopatolojik veridir.
3
Cerrahi planı oluştur.
En az 1 cm1\text{ cm} cerrahi sınır içerecek şekilde geniş lokal eksizyon.
Fillodes tümörler benign olsalar dahi çevre dokuya mikroskopik uzanımlar gösterebilirler, sadece kitleyi çıkarmak (enükleasyon) %20-40 oranında nükse yol açar.

Key Concept

Fillodes tümörlerin cerrahi yönetiminde lokal nüksü önlemek için geniş cerrahi sınır (1 cm1\text{ cm}) bırakılması esastır.
Question 10Question

5252 yaşındaki kadın hastanın rutin tarama mamografisinde, sağ meme üst dış kadranda palpasyonla hissedilmeyen, yaklaşık 11 cm'lik bir alanda küme yapmış pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanmış ve BI-RADS 44 olarak raporlanmıştır. Bu bölgeye yönelik yapılan hedefli ultrasonografide (USG) herhangi bir kitle veya ekojenite değişikliği izlenmemiştir. Bu hastada kesin tanı koymak için yapılması gereken en uygun işlem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Stereotaktik vakum veya kor biyopsi

Answer

Sadece mamografide saptanan ve USG'de karşılığı olmayan pleomorfik kalsifikasyonlar için en uygun tanı yöntemi stereotaktik vakum veya kor biyopsidir.
Stereotaktik biyopsi, mamografi görüntüleri üzerinden üç boyutlu koordinat belirleyerek lezyona ulaşılmasını sağlar. Palpabl olmayan ve USG'de izlenmeyen mikrokalsifikasyon kümeleri için cerrahiye gitmeden önce yapılması gereken standart tanısal işlemdir.

Step-by-Step Solution

1
Radyolojik bulgunun BI-RADS kategorisini ve klinik önemini belirle.
Pleomorfik mikrokalsifikasyonlar ve BI-RADS 4 raporu, lezyonun %2-95 olasılıkla malign olduğunu ve biyopsi gerektiğini gösterir.
Tanısal doğruluğu sağlamak için histopatolojik inceleme şarttır.
2
Lezyonun diğer görüntüleme yöntemlerindeki (USG) görünürlüğünü kontrol et.
Hedefli USG negatif olduğu için USG kılavuzluğunda biyopsi yapılamaz.
Biyopsi iğnesinin hedefe yönlendirilmesi için lezyonun o yöntemle görülmesi gerekir.
3
En uygun biyopsi yöntemini seç.
Mamografide görülen ancak USG'de görülmeyen lezyonlar için stereotaktik kılavuzluk tercih edilir.
Stereotaktik yöntem, mamografi görüntülerini kullanarak lezyonun koordinatlarını belirler ve kapalı (perkütan) biyopsiye olanak tanır.

Key Concept

Mamografide izlenen ancak ultrasonografide saptanamayan şüpheli kalsifikasyonların tanısında stereotaktik biyopsi altın standart minimal invaziv yaklaşımdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 11Question

Sigara kullanımı (2020 paket-yıl) öyküsü olan 2929 yaşındaki kadın hasta, sol meme areola kenarından cilde açılan ve aralıklı olarak pürülan materyal boşalan kronik bir fistül ağzı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın anamnezinden, son iki yıl içinde benzer bölgede üç kez apse geliştiği ve her seferinde cerrahi drenaj uygulandığı, ancak şikayetlerin her seferinde tekrarlandığı öğreniliyor. Bu hastada, laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi (Zuska hastalığı) ön tanısıyla nüksleri önlemek amacıyla uygulanması gereken en uygun tedavi stratejisi hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sigaranın bırakılması ve fistül traktı ile birlikte etkilenen laktiferöz duktusun cerrahi eksizyonu

Answer

Sigaranın bırakılması ve fistül traktı ile birlikte etkilenen laktiferöz duktusun cerrahi eksizyonu en uygun tedavi stratejisidir.
Zuska hastalığının patogenezinde laktiferöz duktusların skuamöz metaplazisi ve buna bağlı keratin tıkacı oluşumu yatar. Sigara bu süreci tetikleyen en önemli etkendir. Kesin tedavi, nüksü önlemek için hem sigaranın bırakılmasını hem de tıkalı duktusun fistül yoluyla birlikte cerrahi olarak çıkarılmasını gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri sentezle
Genç yaş, sigara öyküsü ve tekrarlayan subareolar apse/fistül tablosu Zuska hastalığına (periduktal mastit) işaret eder.
Zuska hastalığı tipik olarak sigara içenlerde duktusların terminal kısmındaki skuamöz metaplazi nedeniyle oluşur.
2
Patofizyolojiyi değerlendir
Skuamöz metaplazi sonucu oluşan keratin tıkaçları duktusu tıkar, bu da dilatasyona ve ikincil enfeksiyonlara yol açar.
Duktus yapısı düzelmedikçe enfeksiyonun kaynağı ortadan kalkmış olmaz.
3
Tedavi planını belirle
Sigaranın bırakılması (risk faktörü eliminasyonu) ve hastalıklı duktusun fistül ile birlikte çıkarılması (Hadfield operasyonu benzeri yaklaşım).
Kalıcı kür için tıkalı duktus sisteminin tamamen eksize edilmesi şarttır.

Key Concept

Zuska Hastalığı (Periduktal Mastit) Tedavisi
Estimated Time:1m 30s
Question 12Question

Meme kanseri risk faktörleri ve kalıtsal meme kanseri sendromları ile ilgili klinik bilgiler değerlendirildiğinde, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Lobüler karsinoma in situ (LCISLCIS) saptanan bir hastada, gelecekte invaziv kanser gelişme riski sadece lezyonun saptandığı meme bölgesine özgüdür.

Answer

Lobüler karsinoma in situ (LCISLCIS) saptanan bir hastada, gelecekte invaziv kanser gelişme riski sadece lezyonun saptandığı meme bölgesine özgü değildir; bu lezyon her iki meme için de artmış riski temsil eden bir belirteçtir.
Lobüler karsinoma in situ (LCISLCIS), invaziv karsinoma dönüşen doğrudan bir öncü lezyon olmaktan ziyade, hastanın her iki memesinde de yaşam boyu invaziv kanser gelişme riskinin belirgin şekilde (yaklaşık 7-10 kat) arttığını gösteren biyolojik bir işarettir. Bu nedenle risk sadece biyopsi yapılan bölgeyle sınırlı değildir.

Step-by-Step Solution

1
Genetik mutasyonların özelliklerini incele.
BRCA1BRCA1 triple-negatif tümörlerle, BRCA2BRCA2 ise daha çok lüminal tiplerle ilişkilidir. Li-Fraumeni (TP53TP53) ve Cowden (PTENPTEN) sendromları spesifik ek malignitelerle birliktelik gösterir.
Herediter meme kanseri sendromlarının ayırıcı özelliklerini belirlemek için gereklidir.
2
Hormonal ve histopatolojik risk faktörlerini değerlendir.
Erken menarş, nulliparite ve ADHADH gibi durumların her biri meme dokusunun kansere eğilimini artıran doğrulanmış faktörlerdir.
Genetik dışı yüksek risk durumlarını teyit etmek için gereklidir.
3
Lobüler karsinoma in situ lezyonunun biyolojik doğasını belirle.
LCISLCIS, sadece bulunduğu odakta kanser geliştiren bir prekürsör değil, her iki memede kümülatif riski gösteren bir risk markörüdür.
Yanlış olan seçeneği saptamak için bu ayrım kritiktir.

Key Concept

Meme kanseri risk faktörleri; genetik mutasyonlar (BRCABRCA, TP53TP53, PTENPTEN), hormonal maruziyet (erken menarş, geç menopoz) ve yüksek riskli histopatolojik lezyonlar (ADHADH, LCISLCIS) olarak sınıflandırılır. LCISLCIS, bilateral risk göstergesi olmasıyla diğerlerinden ayrılır.
Estimated Time:1m 30s
Question 13Question

Ortalama risk faktörlerine sahip, asemptomatik bir kadın hastada meme kanseri taraması için önerilen başlangıç yaşı ve tarama sıklığı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 4040 yaşından itibaren, her yıl

Answer

Ortalama riskli kadınlarda meme kanseri taraması 4040 yaşında başlamalı ve yıllık mamografi ile sürdürülmelidir.
Meme kanseri taramasında altın standart yöntem mamografidir. Ortalama risk faktörlerine sahip kadınlarda taramanın 4040 yaşında başlaması ve her yıl düzenli olarak tekrarlanması, mortaliteyi azalttığı kanıtlanmış en yaygın yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk profilini değerlendir.
Hasta ortalama risk grubundadır (asemptomatik, aile öyküsü yok).
Tarama stratejisi hastanın risk kategorisine göre belirlenir.
2
Standart tarama başlangıç yaşını belirle.
4040 yaş başlangıç olarak seçilir.
Meme kanseri insidansının artış gösterdiği ve taramanın sağkalım faydasının netleştiği yaştır.
3
Tarama yöntemini ve sıklığını belirle.
Yıllık mamografi önerilir.
Mamografi taramada altın standarttır ve yıllık uygulama erken teşhis için en güvenilir yoldur.

Key Concept

Meme Kanseri Tarama Protokolleri

Practice More

Yüksek riskli (örneğin BRCA mutasyonu olan) hastalarda tarama yaşı ve yöntemi (MRG eklenmesi gibi) farklılıklarını inceleyin.
Estimated Time:45s
Question 14Question

4141 yaşında kadın hasta, sol memesinden yaklaşık 22 aydır devam eden, kendiliğinden olan ve tek bir kanaldan gelen seröz karakterli akıntı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde her iki memede kitle saptanmıyor ve aksiller lenfadenopati izlenmiyor. Hastaya yapılan mamografi ve ultrasonografi tetkikleri BI-RADS 11 (normal) olarak raporlanıyor. Bu aşamada hastaya yaklaşımda en uygun bir sonraki adım hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tanısal kanal eksizyonu (Mikrodochektomi)

Answer

Tanısal kanal eksizyonu (Mikrodochektomi) yapılması en uygun yaklaşımdır.
Patolojik meme başı akıntısı (tek taraflı, kendiliğinden, tek bir kanaldan gelen seröz, kanlı veya berrak akıntı) olan hastalarda temel amaç maligniteyi dışlamaktır. Mamografi ve ultrasonografi ilk basamak tetkikler olsa da, bu tetkiklerin normal olması intraduktal bir patolojiyi (en sık intraduktal papillom, daha az oranda DCIS veya invaziv kanser) dışlamaz. Bu nedenle, PBA kriterlerini karşılayan bir hastada görüntüleme negatif olsa dahi akıntının geldiği kanalın cerrahi olarak çıkarılması (mikrodochektomi) hem kesin tanı koydurur hem de hastanın şikayetini tedavi eder.

Step-by-Step Solution

1
Meme başı akıntısının karakterini değerlendir
Akıntı tek taraflı, tek kanaldan, kendiliğinden ve serözdür; bu 'Patolojik Meme Başı Akıntısı' (PBA) tanımıyla uyumludur.
Fizyolojik akıntılar genellikle çift taraflı, çok kanallı ve stimülasyonla olur.
2
Radyolojik bulguları analiz et
Mamografi ve USG BI-RADS 11 (normal) gelmiştir.
Görüntüleme yöntemleri negatif olsa bile PBA varlığında papillom veya DCIS gibi patolojiler dışlanamaz.
3
Yönetim planını belirle
Tanısal ve tedavi edici olan ilgili süt kanalının cerrahi olarak çıkarılması (mikrodochektomi) kararı verilir.
PBA'da görüntüleme negatif olsa dahi cerrahi eksizyon altın standarttır.

Key Concept

Patolojik meme başı akıntısı varlığında görüntüleme sonuçları normal olsa dahi cerrahi eksizyon (mikrodochektomi) zorunludur.

Practice More

Eğer akıntı birden fazla kanaldan ve her iki memeden geliyorsa, öncelikle hiperprolaktinemi ve ilaç kullanımı gibi sistemik nedenler araştırılmalıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 15Question

Yirmi yaşında bir kadın hasta, sağ meme yokluğu ve sağ göğüs duvarında çöküklük şikayetiyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ tarafta meme dokusu ve areola-meme başı kompleksinin izlenmediği, m.pectoralismajorm. pectoralis major kasının sternokostal parçasının palpe edilemediği ve aynı taraf elinde sindaktili (parmaklarda yapışıklık) olduğu saptanıyor. Bu klinik tablo için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Poland sendromu

Answer

Verilen klinik bulgular ışığında en olası tanı Poland sendromudur.
Poland sendromu, tek taraflı meme dokusu yokluğu (veya hipoplazisi), m.pectoralismajorm. pectoralis major kasının sternokostal parçasının agenezisi, kaburga defektleri ve aynı taraf elinde sindaktili gibi anomalilerin bir arada görüldüğü klinik tablodur. Vakadaki bulgular bu tanıyı tam olarak karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et.
Sağ tarafta amasti (meme ve meme başı yokluğu), pektoral kas defekti ve ipsilateral sindaktili saptandı.
Bu üçlü bulgu spesifik bir sendromu işaret eder.
2
Bulguları bilinen gelişimsel anomalilerle karşılaştır.
İzole amasti veya amazi durumunda kas ve el anomalisi beklenmez; bu durum tabloyu sendromik bir düzeye taşır.
Poland sendromu, meme gelişimi ve göğüs duvarı kasları ile el anomalilerini içeren kompleks bir gelişimsel defekttir.
3
Tanıyı doğrula.
Poland sendromu tanısı konuldu.
Vakadaki tüm bileşenler Poland sendromu tanımıyla tam uyumludur.

Key Concept

Poland sendromu; meme hipoplazisi/aplazisi, pektoral kasların (özellikle m.pectoralismajorm. pectoralis major sternal lifleri) yokluğu ve ipsilateral el anomalileri (sindaktili, brakidaktili) ile karakterize nadir bir anomalidir.
Estimated Time:45s
Question 16Question

Meme kanseri epidemiyolojisi, risk faktörleri ve genetik geçişli sendromlar ile ilgili aşağıdaki klinik/epidemiyolojik bilgilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Atipik hiperplazi (duktal veya lobüler) saptanan bir kadında, birinci derece bir akrabada meme kanseri öyküsü bulunması, invaziv meme kanseri gelişme riskini (Relative Risk) yaklaşık 9 kat artırır.

Answer

Atipik hiperplazi (duktal veya lobüler) saptanan bir kadında birinci derece bir akrabada meme kanseri öyküsü bulunması, invaziv meme kanseri riskini yaklaşık 9 kat artırır.
Doğru olan ifade, atipik hiperplazi (duktal veya lobüler) varlığında birinci derece akrabada meme kanseri öyküsünün bulunmasının, invaziv kanser riskini bazal riskin yaklaşık 9 katına (RR:9.0RR: 9.0) çıkarmasıdır. Bu, cerrahi literatürde (Schwartz Surgery vb.) en sık vurgulanan yüksek risk kombinasyonlarından biridir.

Step-by-Step Solution

1
Genetik mutasyonların (BRCA1/BRCA2) özelliklerini değerlendir.
BRCA1 mutasyonu genç yaşta ve sıklıkla ER/PR negatif (üçlü negatif) tümörlerle ilişkilidir.
Genetik alt tiplerin fenotipik özelliklerini ayırt etmek gerekir.
2
Kalıtsal kanser sendromlarını ve sorumlu genleri eşleştir.
Cowden sendromu PTEN mutasyonu ile ilişkilidir, STK11 ise Peutz-Jeghers sendromundan sorumludur.
Sendrom-gen eşleşmeleri ayırıcı tanıda kritiktir.
3
Patolojik bulguların Relative Risk (RR) değerlerini analiz et.
LCIS için RR 7.010.07.0-10.0 arasındadır ve risk bilateraldir.
LCIS'in sadece bir belirteç değil, yüksek riskli bir lezyon olduğu bilinmelidir.
4
Risk faktörlerinin etkileşimini hesapla.
Atipik hiperplazi (RR45RR \approx 4-5) ve birinci derece aile öyküsü (RR2RR \approx 2) birleştiğinde toplam RR yaklaşık 9.09.0 olur.
Gail modeli gibi risk değerlendirme araçlarında bu etkileşim en yüksek risk gruplarından birini oluşturur.

Key Concept

Meme kanseri risk faktörlerinin büyüklüğü (Relative Risk) ve genetik sendromların moleküler temeli.

Practice More

BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarının hem meme hem de over kanseri riskleri ve moleküler farklarını tekrar ediniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 17Question

Duktal karsinoma in situ (DCIS) biyolojisi ve klinik özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Klinik olarak saptanabilen aksiller lenf nodu metastazı görülme sıklığı %15-20 civarındadır.

Answer

Duktal karsinoma in situ olgularında aksiller lenf nodu metastazı görülme sıklığı oldukça düşüktür (<<%3).
Duktal karsinoma in situ (DCIS), neoplastik hücre proliferasyonunun bazal membran ile sınırlı olduğu bir durumdur. Lenfatik damarlar bazal membranın dışındaki stromada yer aldığı için, bazal membranı aşmamış olan hücrelerin aksiller lenf nodlarına metastaz yapma olasılığı klinik olarak çok düşüktür (<<%1-3). Bu nedenle %1520\%15-20 gibi bir oran DCIS biyolojisi ile bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
DCIS'in histopatolojik tanımını değerlendir.
DCIS, neoplastik hücrelerin bazal membranı aşmadığı 'in situ' bir durumdur.
Metastaz potansiyeli lenfatik ve vasküler yapılara erişim gerektirir, bu da bazal membranın aşılmasını (invazyonu) şart koşar.
2
Aksiller lenf nodu tutulum oranlarını karşılaştır.
Saf DCIS'te aksiller tutulum <<%1-3 iken, invaziv kanserlerde bu oran evreye göre çok daha yüksektir.
Seçenekte sunulan %1520\%15-20 oranı invaziv karsinomlar için geçerli olabilir ancak DCIS için hatalıdır.

Key Concept

DCIS'in non-invazif karakteri ve düşük metastatik potansiyeli.

Practice More

DCIS ve LCIS arasındaki biyolojik davranış farklarını (bilateralite, multicentrisite) tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 18Question

Meme kanseri tarama programı kapsamında mamografi çektiren 5252 yaşındaki bir hastanın sonucu "BI-RADS 2 (Benign bulgular)" olarak raporlanmıştır. Bu hastanın klinik yönetimi için bir sonraki en uygun adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yıllık rutin tarama mamografisine devam edilmesi

Answer

Yıllık rutin tarama mamografisine devam edilmesi
BI-RADS 2 kategorisi, radyolojik olarak kesinlikle iyi huylu olduğu düşünülen bulguları (basit kistler, kalsifiye fibroadenomlar, intramammarial lenf nodları vb.) tanımlar. Bu kategoriye giren hastaların malignite riski %0'dır ve ek bir diagnostik işleme veya kısa süreli takibe gerek kalmaksızın, yaş grubuna uygun yıllık rutin tarama mamografisine devam edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
BI-RADS kategorisinin anlamını belirle
BI-RADS 2, kalsifiye fibroadenomlar veya basit kistler gibi kesin benign (iyi huylu) bulguları temsil eder.
Yönetim planı radyolojik kategorizasyona dayanır.
2
Kategoriye uygun yönetim stratejisini hatırla
BI-RADS 1 ve 2 için ek tetkik gerekmez; rutin tarama protokolü uygulanır.
Malignite riski %0 olarak kabul edilir.
3
Hastanın yaşına göre tarama sıklığını doğrula
52 yaşındaki bir kadın için standart tarama aralığı yılda birdir.
Meme kanseri tarama kılavuzları 40 yaş sonrası yıllık mamografiyi önerir.

Key Concept

BI-RADS 2 kategorisi kesin benign bulguları temsil eder ve yönetimde rutin yıllık tarama mamografisine devam edilir.
Estimated Time:45s
Question 19Question

Özgeçmişinde 3535 yaşında saptanan Atipik Lobüler Hiperplazi (ALHALH) nedeniyle takip edilen 4444 yaşındaki kadın hasta, rutin kontrol amacıyla başvuruyor. Soygeçmişinde teyzesinde 5555 yaşında meme kanseri tanısı mevcuttur. Yapılan risk analizinde Gail modeli ile 55 yıllık risk %1.8\%1.8, Tyrer-Cuzick modeli ile yaşam boyu risk %22\%22 olarak hesaplanmıştır. Fizik muayenesinde her iki memede kitle saptanmayan ve aksiller lenfadenopatisi bulunmayan bu hasta için en uygun yıllık tarama stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yıllık mamografi ve yıllık meme manyetik rezonans görüntüleme (MRGMRG)

Answer

Yıllık mamografi ve yıllık meme manyetik rezonans görüntüleme (MRG) stratejisidir.
Kontrastlı meme MRG, meme kanseri taramasında duyarlılığı en yüksek yöntemdir. American Cancer Society (ACS) ve NCCN kılavuzlarına göre; Tyrer-Cuzick veya Claus modelleri ile hesaplanan yaşam boyu riski %20\%20 ve üzerinde olan kadınlar ile kişisel ALH, ADH veya LCIS öyküsü olan kadınlar 'yüksek riskli' gruptadır ve bu grupta yıllık mamografiye yıllık kontrastlı meme MRG eklenmesi standart yaklaşımdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk profilini belirlemek için mevcut verileri (ALH öyküsü ve Tyrer-Cuzick skoru) analiz edin.
Hastanın yaşam boyu riski %22\%22 olarak saptanmıştır ve özgeçmişinde atipik lobüler hiperplazi (ALHALH) mevcuttur.
Tarama protokolünü belirlemek için hastanın 'ortalama riskli', 'orta riskli' veya 'yüksek riskli' kategorilerinden hangisinde olduğu tespit edilmelidir.
2
Yüksek riskli hastalar için güncel tarama kılavuzlarını (ACS ve NCCN) uygulayın.
Yaşam boyu riski %20\%20 ve üzerinde olan veya ALH/ADH/LCIS gibi yüksek riskli lezyon öyküsü bulunan hastalar yüksek riskli kabul edilir.
Güncel kılavuzlar, yaşam boyu riski %2025\%20-25 üzerinde olan kadınlara yıllık mamografiye ek olarak yıllık kontrastlı meme MRG önermektedir.
3
Hastanın yaşına göre başlangıç zamanını ve intervali kontrol edin.
4444 yaşındaki hasta için tarama protokolü yıllık mamografi ve yıllık MRG olarak uygulanmalıdır.
Yüksek riskli grupta tarama genellikle tanı konulduğu yaştan itibaren (genellikle 253025-30 yaşından erken olmamak kaydıyla) yıllık olarak devam eder.

Key Concept

Yaşam boyu meme kanseri riski %20'nin üzerinde olan veya kişisel atipik meme lezyonu (ALH, ADH, LCIS) öyküsü bulunan hastalarda yıllık mamografiye yıllık meme MRG eklenmelidir.
Question 20Question

46 yaşındaki asemptomatik bir kadının rutin tarama mamografisinde; sağ meme üst kadranda yeni gelişen, bir kitle ile ilişkili olmayan yapısal distorsiyon (architectural distortion) alanı saptanmıştır. Yapılan fizik muayene ve meme ultrasonografisi tamamen normaldir. Bu hastada tanıyı kesinleştirmek için yapılması gereken en uygun işlem hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Stereotaktik veya tomosentez eşliğinde kalın iğne (kor) biyopsisi

Answer

Mamografide yapısal distorsiyon saptanan ancak ultrasonografide karşılığı olmayan non-palpable lezyonlarda stereotaktik veya tomosentez eşliğinde kalın iğne (kor) biyopsisi yapılmalıdır.
Mamografide saptanan yapısal distorsiyon, kitle olmasa dahi malignite açısından yüksek risk taşır. Eğer bu bulgu ultrasonografide görülmüyorsa, lezyona yönelik biyopsi ancak mamografi rehberliğinde (stereotaktik) gerçekleştirilebilir. Kalın iğne biyopsisi, cerrahi eksizyondan önce tercih edilen minimal invaziv tanı yöntemidir.

Step-by-Step Solution

1
Mamografideki bulgunun BI-RADS kategorisini belirle.
Yapısal distorsiyon, aksi ispatlanana kadar malign kabul edilen BI-RADS 4 veya 5 bir bulgudur.
Meme kanserinin (özellikle invaziv lobüler karsinom) en erken radyolojik bulgularından biri olabilir.
2
Lezyonun palpe edilebilirliğini ve ultrasonografik karşılığını değerlendir.
Vakada muayene ve USG normaldir; lezyon 'non-palpable' ve 'sadece mamografik' olarak sınıflandırılır.
Bu durum, biyopsinin hangi görüntüleme yöntemiyle rehberlik edileceğini belirler.
3
En az invaziv ve en güvenilir biyopsi yöntemini seç.
Stereotaktik (mamografi rehberliğinde) kalın iğne biyopsisi seçilmelidir.
USG'de görülmeyen lezyonlar için mamografi rehberliği zorunludur; stereotaktik yöntem cerrahi biyopsiden önce ilk tercihtir.

Key Concept

Non-palpable ve ultrasonografide izlenmeyen mamografik bulguların (yapısal distorsiyon, mikrokalsifikasyon) yönetiminde görüntüleme eşliğinde (stereotaktik) biyopsi gerekliliği.
Page 1 / 13Next