Meme Hastalıkları

255 questions

Question 61Question →

2626 yaşında kadın hasta, her iki memeden gelen süt benzeri akıntı şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede akıntının her iki memede çok sayıda kanaldan, sadece meme başı sıkıldığında geldiği gözleniyor. Palpasyonda her iki memede kitle saptanmıyor.

Bu klinik tabloya göre, hasta için en olası durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Fizyolojik veya sistemik (galaktore) nedenli akıntı

Answer

Fizyolojik veya sistemik (galaktore) nedenli akıntı
Meme başı akıntısının cerrahi (patolojik) olarak kabul edilmesi için dört ana kriter vardır: Tek taraflı olması, kendiliğinden (spontan) gelmesi, tek bir duktus ağzından kaynaklanması ve kanlı, seröz veya su gibi (watery) karakterde olmasıdır. Bu vakada akıntının her iki memeden, çok sayıda kanaldan gelmesi, süt benzeri olması ve sadece provoke edildiğinde (sıkmakla) ortaya çıkması durumun cerrahi bir lezyondan ziyade fizyolojik süreçleri veya hiperprolaktinemi gibi sistemik nedenleri (galaktore) yansıttığını gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Akıntının lateralitesini ve kanal sayısını değerlendir
Akıntı her iki memeden (bilateral) ve çok sayıda kanaldan gelmektedir.
Bilateral ve çok kanallı akıntılar sistemik nedenleri düşündürür.
2
Akıntının geliş şeklini ve rengini analiz et
Akıntı kendiliğinden değil, sadece sıkmakla (provoke) gelmektedir ve süt benzeri (galaktore) karakterdedir.
Kendiliğinden gelmeyen ve süt rengindeki akıntılar cerrahi dışı (fizyolojik) nedenlere işaret eder.
3
Tanısal ayrımı yap
Bulgular 'Patolojik (Cerrahi) Meme Başı Akıntısı' kriterlerini karşılamamaktadır.
Cerrahi akıntı tek taraflı, tek kanallı ve spontan olmalıdır.

Key Concept

Patolojik (Cerrahi) ve Fizyolojik Meme Başı Akıntısı Ayrımı
Question 62Question →

Özgeçmişinde 1515 yıldır insüline bağımlı diyabet öyküsü bulunan 4242 yaşındaki kadın hasta, her iki memesinde son birkaç ay içinde gelişen, ağrısız ve oldukça sert kitleler şikâyetiyle başvuruyor. Fizik muayenede her iki memede multipl, düzensiz sınırlı, mobil ve taş sertliğinde kitleler palpe ediliyor; aksiller lenfadenopati saptanmıyor. Ultrasonografide belirgin posterior akustik gölgelenme gösteren hipoekoik alanlar izleniyor. Kesin tanı amacıyla yapılan kor (tru-cut) biyopsi ile "Diyabetik Mastopati" tanısı doğrulanıyor.

Bu hastada yapılan histopatolojik incelemede aşağıdakilerden hangisinin saptanması en olasıdır?

Show answer & explanation

Answer: Yoğun stromal fibrozis ve perivasküler lenfositik infiltrasyon

Answer

Diyabetik mastopati tanılı hastada yoğun stromal fibrozis ve perivasküler lenfositik infiltrasyon görülmesi beklenir.
Diyabetik mastopati, özellikle uzun süreli insüline bağımlı diyabeti olan kadınlarda görülen enflamatuar bir durumdur. Histopatolojik olarak, lezyonlarda tipik olarak yoğun stromal fibrozis (keloid benzeri), epiteloid fibroblastlar ve küçük damarlar ile duktuslar çevresinde yoğun lenfositik (özellikle B hücreli) infiltrasyon izlenir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik verilerini analiz et.
Uzun süreli Tip 11 DM öyküsü ve maligniteyi taklit eden çok sert meme kitleleri diyabetik mastopatiyi (lenfositik mastopati) düşündürür.
Tip 11 diyabetli kadınlarda görülen bu tablo, klinik ve radyolojik olarak meme kanseriyle karışabilen benign bir enflamatuar süreçtir.
2
Hastalığın patolojik karşılığını belirle.
Diyabetik mastopati, lenfositik mastit ve belirgin stromal fibrozis ile karakterizedir.
Hastalığın patogenezinde konnektif dokuda meydana gelen glikozilasyon ürünlerine karşı gelişen immün yanıt ve eşlik eden vaskülit yer alır.

Key Concept

Diyabetik mastopati, uzun süreli Tip 11 diyabetli hastalarda görülen, klinik olarak maligniteyi taklit eden ancak histolojik olarak lenfositik mastit ve fibrozis ile seyreden benign bir enflamatuar meme hastalığıdır.
Question 63Question →

3232 yaşında emzirmeyen kadın hasta, meme başı çevresinde tekrarlayan ağrılı şişlik ve fistül ağzından pürülan akıntı şikayetiyle başvuruyor. Hastanın tıbbi öyküsünde benzer şikayetler nedeniyle daha önce iki kez apse drenajı uygulandığı belirtiliyor. Fizik muayenede subareolar bölgede hassasiyet, meme başı çekintisi ve periareolar yerleşimli aktif drene olan fistül ağzı izleniyor. Bu klinik tabloya (Zuska hastalığı) eşlik eden en önemli etiyolojik risk faktörü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sigara kullanımı

Answer

Zuska hastalığının gelişimindeki en önemli etiyolojik risk faktörü sigara kullanımıdır.
Doğru seçenek olan sigara kullanımı, Zuska hastalığının (peridüktal mastit) en güçlü risk faktörüdür. Sigara dumanındaki toksinler, meme başı arkasındaki laktiferöz kanalları döşeyen epitelin skuamöz metaplaziye uğramasına neden olur. Bu durum keratin döküntülerinin kanalı tıkamasına, staza ve ardından anaerobların da dahil olduğu enfeksiyonlara yol açar. Sonuçta tekrarlayan apseler ve periareolar fistüller gelişir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları değerlendir
Tekrarlayan subareolar apse, fistül oluşumu ve meme başı çekintisi Zuska hastalığını (peridüktal mastit) işaret eder.
Bu semptom kompleksi subareolar laktiferöz duktusların kronik enflamasyonuna hastır.
2
Etiyolojik faktörü belirle
Sigara kullanımı, duktal epitelde skuamöz metaplaziye ve keratin birikimine neden olur.
Keratin tıkaçları kanalı tıkayarak enfeksiyon ve apse döngüsünü başlatır.

Key Concept

Zuska hastalığı (peridüktal mastit), sigara içenlerde duktus metaplazisi sonucu gelişen tekrarlayan subareolar enfeksiyonlardır.

Practice More

Zuska hastalığının kesin tedavisinde fistül traktı ile birlikte hastalıklı tüm laktiferöz duktusların (Hadfield operasyonu) çıkarılması gerektiğini hatırlayınız.
Estimated Time:45s
Question 64Question →

32 yaşında bir kadın hasta, sağ memesinde saptanan kitle nedeniyle genel cerrahi polikliniğine başvuruyor. Hastanın anamnezinde çocukluk çağında bir yumuşak doku sarkomu nedeniyle tedavi gördüğü, annesinin ise 35 yaşında adrenal korteks kanseri nedeniyle hayatını kaybettiği öğreniliyor. Yapılan fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda yaklaşık 2 cm2\text{ cm} boyutunda, sert ve düzensiz sınırlı bir kitle palpe ediliyor. Bu klinik tabloya sahip bir hastada, meme kanseri gelişimi ile ilişkili olması en muhtemel genetik mutasyon aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TP53TP53

Answer

Vakada tanımlanan meme kanseri, çocukluk çağı sarkomu ve ailede adrenal korteks kanseri birlikteliği Li-Fraumeni sendromuna işaret etmektedir ve bu sendromdan sorumlu genetik mutasyon TP53TP53 mutasyonudur.
Doğru yanıt olan TP53TP53 mutasyonu, bir tümör baskılayıcı gen olan p53'ün fonksiyon kaybına yol açarak Li-Fraumeni sendromuna neden olur. Bu sendromda meme kanseri görülme sıklığı oldukça yüksektir ve vakada belirtilen sarkom ile adrenal korteks karsinomu gibi nadir tümörler tanı koydurucu klinik ipuçlarıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları sentezle
Genç yaşta meme kanseri + kişisel sarkom öyküsü + ailede nadir görülen adrenal korteks kanseri öyküsü.
Hastanın bireysel ve ailesel kanser spektrumunu belirlemek için gereklidir.
2
Kalıtsal sendrom eşleştirmesi yap
Bu üçlü kombinasyon Li-Fraumeni sendromu için patognomonik sayılabilecek bir kümedir.
Meme kanseri riskini artıran genetik sendromların ayırıcı tanısını yapmak için gereklidir.
3
Sorumlu geni saptan
Li-Fraumeni sendromu germline TP53TP53 mutasyonu sonucunda gelişir.
Sendrom ve genetik mutasyon arasındaki doğrudan ilişkiyi kurmak için gereklidir.

Key Concept

Li-Fraumeni Sendromu ve TP53TP53 Mutasyonu
Estimated Time:1m 30s
Question 65Question →

Meme anatomisi, lenfatik drenaj seviyeleri, hormonal fizyoloji ve gelişimsel anomaliler ile ilgili klinik ve anatomik veriler değerlendirildiğinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Meme karsinomunda Cooper ligamentlerinin (suspansuar ligamentler) tümör tarafından tutularak kısalması, klinik olarak 'portakal kabuğu' (peau d'orange) olarak bilinen deri ödemine ve gözenekli yapıya yol açar.

Answer

Meme karsinomunda Cooper ligamentlerinin tutulumu deri çekintisine (dimpling) yol açarken, portakal kabuğu (peau d'orange) görünümü lenfatik obstrüksiyon sonucu gelişen deri ödemine bağlıdır.
Cooper ligamentleri (ligamenta suspensoria mammaria), meme parankimini pektoral fasya ile dermis arasında asılı tutan fibröz bantlardır. Tümör bu ligamentleri infiltre ettiğinde ligamentler kısalır ve deriyi içeri doğru çekerek 'dimpling' (deri çekintisi) oluşturur. Oysa 'portakal kabuğu' (peau d'orange) görünümü, subdermal lenfatiklerin tümör hücreleri tarafından tıkanması sonucu gelişen lokal deri ödeminin (lenf ödem) bir sonucudur; bu durumda deri şişerken kıl folikülleri ligamentler vasıtasıyla derine bağlı kaldığı için gözenekli bir görünüm oluşur.

Step-by-Step Solution

1
Aksiller lenfatik seviyelerin (Berg) anatomik sınırlarını hatırla.
Berg Seviye II, m. pectoralis minor'un arkasında yer alır ve interpektoral (Rotter) nodları içerir.
Cerrahi diseksiyon sınırlarını belirlemek için kas landmarkları kritiktir.
2
Memenin arteriyel ve venöz vaskülarizasyonunu analiz et.
Arteriyel beslenmenin %60'ı internal mammaryal (a. thoracica interna) perforanlarından gelir. Venöz sistem Batson pleksusu ile vertebralara bağlanır.
Meme cerrahisi ve metastaz yollarını anlamak için vasküler anatomi şarttır.
3
Hormonal fizyolojinin parankim üzerindeki spesifik etkilerini değerlendir.
Östrojen duktusları, progesteron ise alveolleri (lobül) geliştirir.
Meme dokusunun siklik ve gebelik değişimlerini anlamak için gereklidir.
4
Gelişimsel anomalilerin terminolojik tanımlarını karşılaştır.
Amazi: Meme başı var, doku yok. Amasti: İkisi de yok.
Konjenital ve edinsel patolojilerin ayırıcı tanısı için terim hakimiyeti gerekir.
5
Cooper ligamentlerinin tutulumu ile lenfatik obstrüksiyonun klinik farkını analiz et.
Cooper tutulumu = Retraksiyon (dimpling). Lenfatik tıkanıklık = Ödem (peau d'orange).
Meme kanserinin fizik muayene bulgularının patomekanizmasını ayırt etmek için en üst düzey bilgidir.

Key Concept

Meme anatomisindeki suspansuar yapılar (Cooper ligamentleri) ile dermal lenfatiklerin klinik bulgu korelasyonu.
Question 66Question →

3232 yaşında kadın hasta, meme başı areola kenarından pürülan akıntı ve tekrarlayan subareolar apse şikayeti ile başvuruyor. Sigara kullanımı (1212 paket-yıl) öyküsü olan hastaya daha önce iki kez apse drenajı yapılmasına rağmen şikayetleri kısa sürede tekrarlamıştır. Bu hastalığın patogenezindeki temel histopatolojik değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Laktiferöz duktusların terminal kısımlarında skuamöz metaplazi ve keratin tıkaçları ile tıkanma

Answer

Zuska hastalığının temelinde laktiferöz duktusların terminal kısımlarında meydana gelen skuamöz metaplazi ve buna bağlı kanal tıkanıklığı yatmaktadır.
Zuska hastalığı veya periduktal mastit, laktiferöz kanalların son kısımlarını döşeyen normal epitelin keratinize skuamöz epitele dönüşmesi (skuamöz metaplazi) ile başlar. Bu değişim, keratin tıkaçlarının oluşmasına ve kanalların tıkanmasına yol açar. Tıkanan kanalın gerisinde biriken sekresyonlar kanalı rüptüre eder ve bakteriyel enfeksiyonun da eklenmesiyle tekrarlayan subareolar apseler ve kronik fistüller gelişir. Sigara kullanımı bu metaplaziyi tetikleyen en önemli etkendir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir
Genç yaş, sigara kullanımı ve tekrarlayan subareolar apseler Zuska hastalığını (periduktal mastit) düşündürür.
Tanısal yaklaşımın ilk adımı klinik ipuçlarını birleştirmektir.
2
Patofizyolojik mekanizmayı sorgula
Hastalığın temelinde sigaranın da tetiklediği duktal skuamöz metaplazi (SMOLD) bulunur.
Hücresel düzeydeki değişiklikler kanal tıkanıklığının ve apselerin asıl nedenidir.
3
Ayırıcı tanıyı yap
Duktal ektazi (plazma hücreli), granülomatöz mastit ve enfeksiyöz mastitlerden histopatolojik olarak ayrılır.
Doğru tedavi planı için spesifik patolojik sürecin bilinmesi gerekir.

Key Concept

Zuska Hastalığı (Periduktal Mastit) Patogenezi
Estimated Time:1m 15s
Question 67Question →

Meme anatomisi ve vasküler yapısı değerlendirildiğinde; meme dokusunun yaklaşık %60'ını besleyen en önemli (dominant) arter aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: A.thoracicainternaA. thoracica interna (A.mammariainternaA. mammaria interna)

Answer

Memenin en önemli ve dominant kan kaynağı a.thoracicainternaa. thoracica interna (internal mamarian arter) olup beslenmenin yaklaşık %60'ını sağlar.
Memenin vasküler beslenmesi zengin bir ağdan oluşur. Bu ağın en büyük ve en önemli parçası olan internal mamarian arter (a.thoracicainternaa. thoracica interna), sternumun her iki yanında dikey olarak seyreder ve perforan dallarıyla glandüler dokunun yaklaşık %60'ının kanlanmasından sorumludur.

Step-by-Step Solution

1
Memenin temel arteriyel beslenme kaynaklarını ve katkı oranlarını hatırla.
Meme temel olarak a.thoracicainternaa. thoracica interna (%60) ve a.thoracicalateralisa. thoracica lateralis (%30) tarafından beslenir.
Vasküler anatomi bilgisini tazelemek.
2
Soru kökündeki '%60' ve 'dominant' ifadeleriyle eşleşen damarı belirle.
Dominant kaynak internal mamarian arterdir.
En yüksek kanlanma oranına sahip arteri tespit etmek.

Key Concept

Memenin dominant arteriyel beslenmesi

Practice More

Meme venöz drenajının, özellikle vertebral pleksusa (Batson pleksusu) olan bağlantısının klinik önemini inceleyiniz.
Estimated Time:45s
Question 68Question →

Memenin cerrahi anatomisi, lenfatik drenaj paternleri ve embriyolojik gelişim süreçleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Memenin arteriyel beslenmesinin dominant kısmını ( %60~ \%60) aksiller arterin ikinci dalı olan lateral torasik arter sağlar.

Answer

Memenin arteriyel beslenmesinin %60'ı internal mamaryen arterden sağlanırken, lateral torasik arterin payı yaklaşık %30'dur.
Memenin arteriyel beslenmesinin baskın kaynağı, internal torasik arterden köken alan internal mamaryen arterin perforan dallarıdır ve kan akımının yaklaşık %60'ını karşılar. Lateral torasik arter ise aksiller arterin ikinci kısmından ayrılır ve yaklaşık %30 oranında katkıda bulunur. Bu iki arterin yüzdelerinin karıştırılması yaygın bir bilgi hatasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Arteriyel beslenme kaynaklarını analiz et.
İnternal mamaryen arter (perforan dallar) ana kaynaktır (%60).
Lateral torasik arter aksiller arterin bir dalıdır ancak ikincil öneme sahiptir.
2
Lenfatik seviyeleri doğrula.
Pektoralis minör kası referans alınarak Seviye I, II ve III ayrımı yapılır.
Cerrahi diseksiyonun sınırlarını belirlemek için Berg seviyeleri kritiktir.
3
Venöz ve gelişimsel özellikleri değerlendir.
Batson pleksusu vertebral yayılımı, amazia ise spesifik bir gelişim kusurunu açıklar.
Klinik seyrin anlaşılması için bu anatomik varyasyonlar bilinmelidir.

Key Concept

Meme Vasküler Anatomisi ve Berg Seviyeleri

Practice More

Meme kanseri cerrahisinde korunması gereken sinirler (N. thoracicus longus ve N. thoracodorsalis) ve hasarlarının klinik bulgularını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 69Question →

5252 yaşında kadın hastanın rutin tarama mamografisinde sol meme üst dış kadranda kümelenmiş pleomorfik mikrokalsifikasyonlar saptanıyor. Yapılan tel işaretli iğne lokalizasyon biyopsisi sonucunda "komedo tip yüksek dereceli duktal karsinoma in situ (DCIS)" tanısı konuluyor. Fizik muayenesinde palpabl kitle saptanmayan ve meme koruyucu cerrahi planlanan bu hastanın cerrahi yönetimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Meme koruyucu cerrahide cerrahi sınırın en az 22 mm olması hedeflenmelidir.

Answer

Duktal karsinoma in situ (DCIS) tanısıyla meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda ideal cerrahi sınır en az 22 mm olmalıdır.
Duktal karsinoma in situ (DCIS) cerrahisinde, meme koruyucu cerrahi sonrası lokal nüks oranlarını en düşük seviyede tutmak için konsensüs kararı olarak cerrahi sınırın en az 22 mm olması gerektiği kabul edilmiştir. Bu durum, invaziv meme kanserlerinde yeterli görülen 'mürekkep üzerinde tümör yokluğu' (no ink on tumor) kriterinden farklı bir cerrahi disiplin gerektirir.

Step-by-Step Solution

1
Tanının ve planlanan cerrahinin belirlenmesi
Hasta 5252 yaşında, yüksek dereceli DCIS tanılı ve meme koruyucu cerrahi (MKC) planlanıyor.
Tedavi stratejisi tümörün tipine (in situ vs invaziv) ve planlanan cerrahiye göre değişir.
2
Cerrahi sınır prensiplerinin değerlendirilmesi
DCIS vakalarında MKC sonrası lokal nüksü önlemek için 22 mm sınır gereklidir.
Komedo tip ve yüksek dereceli DCIS, mikroskopik olarak yayılım gösterme eğilimindedir.
3
Aksiller yönetimin belirlenmesi
DCIS'te MKC sırasında rutin SLNB yapılmaz; ancak mastektomi yapılacaksa veya invaziv kanser şüphesi yüksekse (>4>4 cm kitle vb.) düşünülür.
Aksiller diseksiyon veya SLNB gereksiz morbiditeye yol açabilir.

Key Concept

DCIS cerrahi sınır yönetimi ve invaziv kanser ile farkı.

Practice More

DCIS tedavisinde Van Nuys Prognostik İndeksi'ni (VNPI) oluşturan parametreleri (yaş, boyut, sınır, derece) tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 70Question →

3636 yaşındaki bir kadın hasta, annesine 4646 yaşında meme kanseri tanısı konulması nedeniyle meme kanseri taraması hakkında bilgi almak üzere polikliniğe başvuruyor. Hastanın fizik muayenesinde her iki memede kitle saptanmamış olup aksiller lenfadenopati izlenmemiştir. Bu hasta için en uygun tarama yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mamografi ile yıllık tarama programına hemen başlanmalıdır.

Answer

Hastanın annesi 4646 yaşında tanı aldığı için tarama yaşı 3636 olarak belirlenir ve yıllık mamografi ile taramaya hemen başlanmalıdır.
Mamografi taramasına hemen başlanmalı ve yıllık aralıklarla devam edilmelidir ifadesi doğrudur; çünkü hastanın annesi 4646 yaşında tanı almıştır ve bu durum hastanın tarama başlangıç yaşını 3636 yapmaktadır. Hasta şu an 3636 yaşında olduğu için tarama programına hemen dahil edilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk grubunu değerlendir.
Birinci derece akrabasında 5050 yaş altı meme kanseri öyküsü olan 'artmış risk' grubundadır.
Ailesel öykü tarama başlangıç yaşını öne çeker.
2
Tarama başlangıç yaşını hesapla.
Akrabanın tanı yaşı olan 4646 sayısından 1010 çıkarılarak 3636 yaşı bulunur.
TUS ve cerrahi literatüründe (Schwartz, Bailey & Love) kabul edilen standart kural budur.
3
Uygun görüntüleme modalitesini belirle.
Mamografi taramada altın standarttır; hastanın yaşı (3636) mamografi için uygundur.
Genç hastalarda USG duyarlı olsa da mamografi mikrokalsifikasyonları saptayabilen tek tarama aracıdır.

Key Concept

Meme kanseri tarama yaşı, birinci derece akrabasında erken yaşta (<50<50) kanser saptananlarda, akrabanın tanı yaşından 1010 yıl öncedir (ancak genellikle 25−4025-40 yaş arası sınırlandırılır).

Practice More

BI-RADS sınıflamasına göre mamografi sonuçlarının yönetim adımlarını (Örneğin BI-RADS 3 ve 4 farkı) gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 71Question →

4646 yaşında kadın hasta, sol memesinde ele gelen sertlik şikayetiyle polikliniğe başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol meme üst dış kadranda yaklaşık 2 cm2\text{ cm} boyutunda, spiküle konturlu ve oldukça sert yapıda bir kitle palpe ediliyor. Mammografik incelemede BI-RADS 4C4\text{C} olarak raporlanan, düzensiz sınırlı opasite artışı saptanıyor. Hastadan alınan kalın iğne biyopsisinin histopatolojik incelemesinde; fibröz stroma içerisinde dağınık yerleşimli, lümenlerinde belirgin eozinofilik sekresyon bulunan, tek sıralı kübik epitelle döşeli küçük ve yuvarlak gland yapılarının varlığı izleniyor. İmmünohistokimyasal (İHK) incelemede bu glandları döşeyen hücrelerin S100 ile kuvvetli ve diffüz pozitif boyandığı, ancak p63 ve düz kas aktini (SMA) ile bazal tabakada hiçbir boyanma saptanmadığı rapor ediliyor.

Bu bulgular ışığında, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mikroglandüler adenozis

Answer

Mikroglandüler adenozis
Doğru cevap olan mikroglandüler adenozis, klinik ve radyolojik olarak maligniteyi taklit eden nadir bir benign lezyondur. Histopatolojik olarak miyoeptelyal hücre tabakasının kaybı (p63 ve SMA negatifliği) ve S100 proteininin kuvvetli pozitifliği ile karakterizedir. Bu İHK profili, onu benzer morfolojiye sahip tübüler karsinomdan (S100 negatif) ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve radyolojik bulguları değerlendir
Hasta spiküle, sert ve BI-RADS 4C4\text{C} bir kitleye sahip; bu durum öncelikle maligniteyi (Tübüler karsinom gibi) düşündürür.
Miyoeptelyal tabakası olmayan benign lezyonlar radyolojik olarak kanseri mükemmel taklit eder.
2
Histopatolojik özellikleri analiz et
Tek sıralı kübik epitel, lümende eozinofilik sekresyon ve küçük yuvarlak glandlar mikroglandüler adenozis (MGA) lehinedir.
MGA'da glandlar tübüler karsinomun aksine daha yuvarlak hatlıdır.
3
İmmünohistokimyasal belirteçleri yorumla
p63 ve SMA negatifliği miyoeptelyal tabakanın olmadığını; S100 pozitifliği ise MGA tanısını doğrular.
S100, MGA ile tübüler karsinom arasındaki en kritik ayırıcı tanı aracıdır (Tübüler karsinom S100 negatiftir).

Key Concept

Mikroglandüler adenozis (MGA), meme patolojisinde 'miyoeptelyal tabakası olmayan benign lezyon' olarak bilinen tek istisnadır ve S100 pozitifliği tanıda anahtardır.
Question 72Question →

2424 yaşında, 11 ay önce ilk doğumunu yapmış ve bebeğini aktif olarak emziren kadın hasta; sağ memesinde ani gelişen ağrı, kızarıklık, sertlik ve yüksek ateş (39∘C39^\circ C) şikâyetleriyle başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sağ meme üst dış kadranda hassas, hiperemik ve endüre bir alan saptanıyor. Laktasyonel mastit tanısı konulan bu hastada, uygun antibiyotik tedavisine ek olarak uygulanması gereken en önemli yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Her iki memeden de emzirmeye devam edilmesi ve memenin sık boşaltılması

Answer

Her iki memeden de emzirmeye devam edilmesi ve memenin sık boşaltılması laktasyonel mastit yönetiminde en önemli adımdır.
Laktasyonel mastit tedavisinde en önemli kural memenin boşaltılmasıdır. Emzirmeye devam edilmesi süt stazını azaltarak enfeksiyonun çözülmesini sağlar ve apse oluşumunu engeller. Bebeğin memeyi boşaltması en etkili drenaj yöntemidir ve bu süreçte bebeğe zarar gelmez.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu değerlendir (laktasyon dönemi, lokal inflamasyon bulguları ve ateş).
Laktasyonel mastit tanısı doğrulanır.
Vakadaki bulgular klasik mastit tablosuyla uyumludur.
2
Süt stazını önlemek için drenaj stratejisini belirle.
Emzirmenin devamına ve memenin boşaltılmasına karar verilir.
Mastit patofizyolojisindeki en temel faktör süt stazıdır; drenaj iyileşmeyi hızlandırır.
3
Antibiyotik tedavisiyle birlikte destekleyici önerilerde bulun.
S. aureus odaklı tedaviye başlanır ve emzirme güvenliği vurgulanır.
Tedavi edilmeyen mastit apse gelişimine yol açabilir.

Key Concept

Laktasyonel mastit yönetiminde emzirmeye devam edilmesi hem tedavi edicidir hem de apse oluşumunu önlemede kritiktir.

Practice More

Mastit tedavisine yanıt alınamayan veya meme cildinde portakal kabuğu görünümü olan hastalarda inflamatuar meme kanseri akılda tutulmalıdır.
Estimated Time:45s
Question 73Question →

On yaşında bir kız çocuğunda, göğüs duvarındaki şüpheli bir lezyon nedeniyle yapılan cerrahi eksizyonun ardından pubertede o tarafta meme büyümesi gerçekleşmediği saptanmıştır. Fizik muayenede meme areolası ve başının (nipple-areola kompleks) anatomik olarak mevcut ve normal yapıda olduğu, ancak palpabl glandüler dokunun bulunmadığı gözlenmiştir. Bu klinik tabloyu tanımlayan en uygun terim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Amazi

Answer

Meme glandüler dokusunun yokluğu ancak meme başının mevcut olduğu durumu ifade eden Amazi
Amazi, meme parenkiminin (glandüler doku) eksikliği ile birlikte meme başı ve areolanın mevcut olması durumudur. Bu tablo genellikle konjenital olabileceği gibi, vakada belirtildiği üzere çocukluk döneminde meme tomurcuğuna zarar veren cerrahi girişimler, biyopsiler, yanıklar veya radyoterapi gibi iyatrojenik nedenlerle de ortaya çıkabilir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Hastada meme areolası ve başının mevcut olduğu, ancak glandüler meme dokusunun gelişmediği saptanmıştır.
Tanı koymak için doku varlığı ve anatomik yapıların bütünlüğü değerlendirilmelidir.
2
Gelişimsel anomali terminolojisini karşılaştır.
Amasti (hem doku hem meme başı yokluğu) ve Amazi (sadece doku yokluğu) arasındaki temel fark belirlenmiştir.
Çocukluk çağında meme tomurcuğuna (breast bud) yönelik cerrahi girişimler veya radyasyon, sıklıkla sadece glandüler dokunun kaybına (Amazi) yol açar.

Key Concept

Meme gelişim anomalilerinde Amazi ve Amasti ayırımı
Question 74Question →

Meme kanseri risk faktörleri, yüksek riskli histopatolojik lezyonlar ve kalıtsal yatkınlık sendromlarının moleküler özellikleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS) saptanan hastalarda her iki memede invaziv kanser gelişme riski artmıştır ve takipte gelişen invaziv kanserlerin histolojik tipi büyük oranda invaziv lobüler karsinomdur.

Answer

Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS) zemininde gelişen invaziv kanserlerin histolojik tipinin büyük oranda invaziv lobüler karsinom olduğunu belirten ifade yanlıştır; en sık görülen tip hala invaziv duktal karsinomdur.
Klasik tip lobüler karsinoma in situ (LCIS), her iki memede invaziv meme kanseri gelişimi için bir risk markörü (göstergesi) olarak kabul edilir. LCIS tanısı alan hastalarda yaşam boyu invaziv kanser gelişme riski yaklaşık %20-30 civarındadır. Ancak, bu hastaların takibinde gelişen invaziv kanserlerin en sık görülen histolojik tipi invaziv lobüler karsinom değil, invaziv duktal karsinomdur (IDCIDC). Bu durum, IDCIDC'nin genel popülasyondaki çok daha yüksek insidansından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle seçenekteki 'büyük oranda invaziv lobüler karsinomdur' ifadesi tıbbi bir hatadır.

Step-by-Step Solution

1
Meme kanseri risk faktörlerinin rölatif risk (RRRR) büyüklüklerini karşılaştır.
ADH ve aile öyküsü birlikteliğinin sinerjistik (multiplikatif) etkisi olduğu doğrulanır.
Risk modelleri (örn. Page et al.) atipi ve aile öyküsü varlığında riskin çarpımsal arttığını göstermektedir.
2
LCIS lezyonunun biyolojik davranışını ve takip verilerini incele.
LCIS sonrası gelişen invaziv kanserlerin yaklaşık %60-70'inin invaziv duktal karsinom (IDCIDC) olduğu saptanır.
Genel popülasyonda IDC çok daha yaygın olduğu için, risk artışına rağmen takipte en sık bu tip görülür.
3
Nadir genetik mutasyonların (ATM, PALB2, TP53) spesifik klinik özelliklerini değerlendir.
Seçeneklerdeki ATM radyasyon duyarlılığı, PALB2 risk magnitüdü ve LFS-HER2 ilişkisinin literatürle uyumlu olduğu görülür.
Moleküler genetik çalışmalar bu spesifik asosiasyonları yüksek penetranslı/orta penetranslı sınıflarında doğrulamaktadır.

Key Concept

Meme Kanseri Risk Stratifikasyonu ve Genetik Mutasyon Spektrumu
Estimated Time:3m 0s
Question 75Question →

5050 yaşında kadın hastanın rutin tarama mamografisinde, sağ meme üst dış kadranda 12 mm12\text{ mm} çapında, düzensiz sınırlı ve pleomorfik mikrokalsifikasyonlar içeren bir lezyon saptanıyor. Radyolojik değerlendirme sonucunda lezyon BI-RADS 4\text{BI-RADS 4} olarak raporlanıyor. Bu hastada kesin tanıya ulaşmak için yapılması gereken en uygun sonraki adım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Görüntüleme eşliğinde (stereotaktik veya USG) kalın iğne (tru-cut) biyopsisi

Answer

Görüntüleme eşliğinde (stereotaktik veya USG) kalın iğne (tru-cut) biyopsisi
BI-RADS 4 raporlanan lezyonlar 'şüpheli malinite' kategorisindedir ve malinite olasılığı göz ardı edilemeyecek kadar yüksektir. Güncel klinik kılavuzlara göre bu hastalarda cerrahi öncesinde mutlaka perkütan bir biyopsi yöntemi ile doku tanısı konulmalıdır. Kalın iğne (tru-cut) biyopsisi, lezyonun histolojik yapısını gösterdiği ve cerrahi planlamayı (invaziv odak varlığına göre) sağladığı için en uygun adımdır.

Step-by-Step Solution

1
Radyolojik bulguların (BI-RADS kategorisi) analiz edilmesi
Lezyonun BI-RADS 4 (şüpheli malinite) olduğu saptanmıştır.
BI-RADS kategorisi, hastanın izlem mi yoksa biyopsi mi gerektirdiğini belirleyen temel kriterdir.
2
BI-RADS 4 kategorisi için standart yönetim algoritmasının uygulanması
Doku biyopsisi kararı alınır.
BI-RADS 4 lezyonlarda malinite olasılığı %2 ile %95 arasındadır ve kesin tanı için histopatolojik inceleme zorunludur.
3
En uygun biyopsi yönteminin seçilmesi
Kalın iğne (tru-cut) biyopsisi seçilir.
Kalın iğne biyopsisi, doku mimarisini koruduğu ve in-situ/invaziv ayrımı yapabildiği için ilk tercihtir.

Key Concept

BI-RADS 4 lezyonlarda doku tanısı için ilk tercih kalın iğne biyopsisidir.

Practice More

BI-RADS 3 lezyonlarda takip süreleri ve BI-RADS 0 durumunda yapılması gereken ek görüntüleme yöntemlerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 76Question →

4040 yaşında, herhangi bir şikayeti ve aile öyküsünde özellik bulunmayan bir kadın hastaya rutin tarama amacıyla çekilen dijital mamografi sonucunda; meme parankim yapısının "Tip D (volumetrik olarak %75\%75'den fazla glandüler doku içeren, çok yoğun meme)" olduğu ve malignite lehine şüpheli bir bulgu saptanmadığı (BI-RADS 1) raporlanmıştır. Bu klinik durum ve hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Meme parankim yoğunluğu mamografinin duyarlılığını (sensitivitesini) azaltarak lezyonları gizleyebilir; bu nedenle taramaya ek olarak meme ultrasonografisi yapılması önerilir.

Answer

Yoğun meme yapısının mamografi duyarlılığını azalttığı ve ek ultrasonografi (adjunct USG) gerektirdiği ifadesi en doğrudur.
Meme kanseri taramasında mamografinin en önemli kısıtlılığı meme parankim yoğunluğudur. Tip D memelerde mamografinin duyarlılığı %50\%50'nin altına düşebilir. Bu nedenle, BI-RADS 1 (Normal) raporlansa bile, maskelenmiş bir odağı gözden kaçırmamak adına bu hastalarda ultrasonografi (USG) eklenmesi tarama başarısını artırır.

Step-by-Step Solution

1
Meme parankim yoğunluğu tipinin mamografik görüntüye etkisini değerlendir.
Tip D meme yapısı, hem glandüler dokunun hem de olası tümörlerin mamografide beyaz (radyoopak) görünmesine neden olur.
Bu durum, yoğun dokunun arkasındaki kitlelerin fark edilmesini engelleyen 'maskeleme etkisi'ne yol açar.
2
Mamografinin bu hasta grubundaki performansını ve ek görüntüleme gerekliliğini analiz et.
Mamografinin duyarlılığı (sensitivite) ciddi oranda düşer. Ultrasonografi (USG) ise yoğun dokudan etkilenmediği için ekleyici (adjunct) olarak kullanılır.
Tarama etkinliğini artırmak ve atlanan vakaları azaltmak için ek USG yapılması güncel kılavuzlarda önerilmektedir.
3
Tarama yaşını ve aralığını kontrol et.
4040 yaşından itibaren ortalama riskli kadınlar için her yıl mamografi önerilmektedir.
Erken teşhis için yıllık takip standarttır.

Key Concept

Meme Dansitesi ve Maskeleme Etkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 77Question →

34 yaşında, 14 haftalık gebe (ikinci trimester) olan kadın hastanın sağ meme taramasında saptanan kuşkulu mikrokalsifikasyonlar nedeniyle yapılan stereotaktik vakum biyopsisinde "yüksek dereceli, komedo tipte duktal karsinoma in situ (DCIS)" saptanmıştır. Mamografik olarak lezyonun 4.5 cm4.5 \text{ cm}'lik bir alana yayıldığı görülmüştür. Hastaya cerrahi tedavi olarak total mastektomi planlanmaktadır. Bu hastada aksiller evreleme amacıyla uygulanacak sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNB) ile ilgili en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aksiller evrelemede sadece radyoizotop (Tc-99m) kullanılarak sentinel lenf nodu biyopsisi yapılmalıdır.

Answer

Gebelikte mastektomi gerektiren DCIS vakalarında aksiller evreleme için sadece radyoizotop (Tc-99m) kullanılarak sentinel lenf nodu biyopsisi yapılmalıdır.
Duktal karsinoma in situ (DCIS) hastalarında mastektomi planlanıyorsa, aksiller lenfatik drenaj bozulmadan önce sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNB) yapılması standarttır. Gebe hastalarda SLNB uygulaması için Tc-99m (radyoizotop) kullanımı fetal doz sınırlarının çok altında kaldığı için güvenli kabul edilir. Ancak mavi boya ajanları (izosülfan veya metilen mavisi), potansiyel anafilaksi ve fetal toksisite riskleri nedeniyle gebelikte kullanılmamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Tanının ve planlanan cerrahinin değerlendirilmesi
Yüksek dereceli, geniş yayılımlı (4.5 cm4.5 \text{ cm}) DCIS için mastektomi kararı doğrudur.
Mastektomi planlanan DCIS vakalarında, meme dokusu tamamen çıkarılacağı için sonradan SLNB yapılamayacağından işlem operasyon sırasında yapılmalıdır.
2
Gebelikte SLNB güvenliğinin sorgulanması
SLNB gebelikte yapılabilir ancak ajan seçimi kritiktir.
Tc-99m sülfür kolloidin fetal radyasyon dozu ihmal edilebilir düzeydedir (<0.01 mGy<0.01 \text{ mGy}).
3
Haritalama ajanının seçilmesi
Mavi boya (izosülfan veya metilen mavisi) elenir, radyoizotop seçilir.
Mavi boya ajanları gebelikte anafilaksi (fetal hipoperfüzyon) ve methemoglobinemi/teratojenite riski taşır.

Key Concept

Gebelikte meme kanseri cerrahisi ve SLNB ajan güvenliği

Practice More

İnvaziv meme kanseri olan gebelerde radyoterapi ve kemoterapi zamanlamasını gözden geçirin.
Estimated Time:2m 30s
Question 78Question →

4242 yaşında kadın hasta, sol memesinin dış tarafında yaklaşık 44 gündür var olan, kolunu hareket ettirdiğinde artan ağrılı bir gerginlik hissi ile başvuruyor. Yapılan fizik muayenede sol meme üst dış kadrandan aşağıya doğru dikey seyir gösteren, palpasyonla hassas, sert, ipliksi (kord tarzında) bir yapı palpe ediliyor. Hastanın sistemik ateşi yoktur, deri üzerinde minimal eritem izleniyor ve kolun yukarı kaldırılmasıyla bu kord boyunca deride hafif bir oluklaşma (çekilme) saptanıyor. Bu klinik tabloya sahip hastada en olası tanı ve en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mondor hastalığı - Non-steroid anti-inflamatuar tedavi ve gözlem

Answer

Mondor hastalığı tanısı konularak non-steroid anti-inflamatuar tedavi ve gözlem uygulanmalıdır.
Vaka sunumunda belirtilen dikey seyirli, ağrılı ve kord benzeri yapı, Mondor hastalığı için patognomoniktir. Bu durum yüzeyel venlerin (özellikle v. thoracoepigastrica) tromboflebitidir. Tedavi yaklaşımı konservatiftir; non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar ve lokal sıcak uygulama yeterlidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguların analizi
Hassas, dikey seyirli, kord benzeri yapı ve kol hareketleriyle belirginleşen deri retraksiyonu saptandı.
Bu bulgular yüzeyel venlerin tutulumunu (tromboflebit) işaret eder.
2
Ayırıcı tanı yapılması
Ateşin olmaması ve kord yapısı enfeksiyonu (mastit) ve diffüz maligniteyi (inflamatuar kanser) dışlar.
Mondor hastalığına özgü 'ipe dizili tesbih' veya 'gergin kord' görünümü karakteristiktir.
3
Tedavi yönteminin belirlenmesi
Semptomatik tedavi (NSAİİ ve sıcak kompres) planlandı.
Mondor hastalığı genellikle 2−62-6 hafta içinde kendiliğinden düzelen benign bir süreçtir.

Key Concept

Mondor hastalığı, memenin ön-yan duvarındaki yüzeyel venlerin (v. thoracoepigastrica, v. epigastrica superior, v. thoracica lateralis) sklerozan tromboflebitidir.

Hints

1
Hastada saptanan kord benzeri yapının hangi anatomik yapıya karşılık gelebileceğini düşünün.
2
Kolun kaldırılmasıyla deri çekilmesinin olması, yüzeyel damarların gerilmesine bağlı olabilir.

Practice More

Mondor hastalığının sıklıkla hangi yüzeyel venleri tuttuğunu (v. thoracoepigastrica vb.) tekrar edin.
Estimated Time:1m 30s
Question 79Question →

35 yaşında, emziren hasta; sol memede ağrı, kızarıklık ve ısı artışı şikayetiyle başvuruyor. Dış merkezde 10 gündür oral sefalosporin tedavisi almasına rağmen şikayetleri gerilememiş. Fizik muayenede sol meme alt kadranda yaklaşık 6×86 \times 8 cm'lik bir alanda hiperemi, ödem ve yer yer "portakal kabuğu" (peau d'orange) görünümü saptanıyor. Ultrasonografide bu bölgede 22 cm çaplı, düzensiz sınırlı sıvı koleksiyonu izlenmesi üzerine iğne aspirasyonu yapılıyor ve 55 cc pürülan materyal aspire ediliyor. Uygun antibiyoterapi ve drenaja rağmen 48−7248-72 saat içinde klinik tabloda belirgin bir düzelme gözlenmeyen bu hastada, bir sonraki en uygun yönetim adımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Cildi de içeren tam kat doku biyopsisi (Punch biyopsi)

Answer

Tedaviye dirençli mastit ve peau d'orange varlığında, inflamatuar meme kanserini ekarte etmek için cilt dahil tam kat (punch) biyopsi yapılmalıdır.
Correct: Doğru cevap, laktasyonel mastit tanısıyla takip edilen ancak tedaviye ve aspirasyona dirençli olan, fizik muayenesinde portakal kabuğu görünümü saptanan hastada, inflamatuar meme kanserini (IBC) kesinleştirmek için yapılacak olan punch biyopsidir. IBC, dermal lenfatik kanalların tümör hücreleri tarafından tutulmasıyla karakterizedir ve mastiti taklit eder.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve tedavi yanıtını değerlendir
10 günlük antibiyoterapi ve yapılan aspirasyona rağmen klinik düzelme yok.
Mastit tedavisine normal şartlarda 48-72 saat içinde yanıt alınması beklenir.
2
Kritik semptomları tanımla
Meme cildinde ödem ve 'peau d'orange' (portakal kabuğu) görünümü saptandı.
Bu bulgu, dermal lenfatik kanalların tümör embolileri tarafından tıkanmasını (İnflamatuar Meme Kanseri - IBC) düşündürür.
3
Ayırıcı tanı için doğru yöntemi seç
Absenin (sıvı koleksiyonun) varlığı, altta yatan bir inflamatuar meme kanserini dışlamaz.
Enfeksiyon ve apse bulguları olan mastit, bazen inflamatuar meme kanserini taklit edebilir veya ona eşlik edebilir.

Key Concept

İnflamatuar meme kanseri (IBC), laktasyonel mastit ile karışabilir; apse drenajı ve uygun antibiyotik tedavisine 48-72 saat içinde yanıt vermeyen tüm meme enfeksiyonlarında 'punch biyopsi' zorunludur.
Question 80Question →

Meme kanseri cerrahisinde aksiller lenf nodu diseksiyonu sırasında tanımlanan; musculusmusculus pectoralispectoralis majormajor ve musculusmusculus pectoralispectoralis minorminor kasları arasında yer alan (interpektoral) ve Berg sınıflamasına göre Seviye II kapsamında değerlendirilen lenf nodu grubu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Rotter lenf nodları

Answer

İnterpektoral yerleşimli olan ve Seviye II olarak kabul edilen lenf nodları Rotter nodlarıdır.
Rotter lenf nodları, musculusmusculus pectoralispectoralis majormajor ve musculusmusculus pectoralispectoralis minorminor kasları arasındaki interpektoral bölgede yer alan lenf nodlarıdır. Cerrahi olarak Berg Seviye II lenf nodları arasında kabul edilirler ve meme kanseri cerrahisinde aksiller diseksiyon sırasında bu kaslar arası aralık temizlenirken önem arz ederler.

Step-by-Step Solution

1
Berg lenfatik seviye sınıflamasını hatırla.
Seviye I pektoralis minorün lateralinde, Seviye II arkasında, Seviye III ise medialindedir.
Cerrahi anatomide aksiller diseksiyon sınırlarını belirlemek için Berg seviyeleri kullanılır.
2
Pektoralis major ve minor kasları arasındaki anatomik boşluğu değerlendir.
Bu interpektoral aralıkta Rotter nodları bulunur.
Bu nodlar anatomik konumları gereği Seviye II lenf nodları kapsamında cerrahi olarak çıkarılır.

Key Concept

Berg Aksiller Lenf Nodu Seviyeleri ve Rotter Nodları
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 4 / 13Next