Romatoloji

414 questions

Question 401Question

44 yaşında bir erkek çocuk, 66 gündür düşürülemeyen 39C39^\circ\text{C} ateş, vücudunda yaygın döküntü ve gözlerinde kızarıklık şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde bilateral non-pürülan konjonktivit, dudaklarda eritem ve çatlama, gövdede polimorfik makülopapüler döküntü ve sol servikal bölgede 2 cm2\text{ cm} çapında ağrısız, tek taraflı lenfadenopati saptanmıştır. Bu hastanın yönetimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İntravenöz immünoglobulin (IVIG) ve yüksek doz aspirin tedavisi, koroner arter anomalisi riskini azaltmak için ilk 1010 gün içinde başlanmalıdır.

Answer

Kawasaki hastalığı tanısı konulan hastalarda, koroner arter anevrizması riskini minimize etmek amacıyla ilk 10 gün içerisinde IVIG ve aspirin tedavisi başlanması en uygun yaklaşımdır.
Hastada saptanan 66 günlük ateş ve beraberindeki 44 klinik bulgu (konjonktivit, dudak değişikliği, döküntü, servikal lenfadenopati) klasik Kawasaki hastalığı tanısı koydurur. Tanı konulan vakalarda koroner arter anevrizmalarını önlemede en etkili yaklaşım, semptomların ilk 1010 günü içerisinde IVIG ve aspirin tedavisine başlamaktır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik kriterleri değerlendir.
66 gün ateş + konjonktivit + oral mukoza değişikliği + döküntü + lenfadenopati (44 kriter).
Kawasaki hastalığı tanısını doğrulamak için klinik kriterlerin (Ateş + 4/54/5 kriter) karşılandığını görmek gerekir.
2
Tanıyı koy ve komplikasyon riskini belirle.
Klasik Kawasaki Hastalığı tanısı konur; koroner arter tutulum riski mevcuttur.
Tanı klinik olarak konur ve en önemli komplikasyon koroner arter anevrizmalarıdır.
3
Tedavi protokolünü uygula.
İlk 1010 gün içinde IVIG (2 g/kg2\text{ g/kg}) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanır.
IVIG'in erken dönemde verilmesi vaskülit sürecini baskılayarak kardiyak komplikasyonları önler.

Key Concept

Kawasaki Hastalığı Tanı Kriterleri ve Tedavi Zamanlaması
Estimated Time:1m 30s
Question 402Question

Dokuz yaşındaki kız hasta, yüzünde ve eklem yerlerinde döküntü şikayetiyle romatoloji polikliniğine başvuruyor. Fizik muayenede göz kapaklarında heliotrop döküntü ve metakarpofalangeal eklemler üzerinde Gottron papülleri saptanıyor. Ayrıca tırnak yataklarında belirgin kapiller değişiklikler ve parmak uçlarında derin, nekrotik ülserler (kütanöz vaskülit bulguları) gözleniyor. Proksimal kas güçsüzlüğü 4/5 düzeyinde değerlendiriliyor. Bu hastada saptanan ülseratif cilt lezyonlarının varlığı, aşağıdaki komplikasyonlardan hangisinin gelişme riski ile en güçlü şekilde ilişkilidir?

Show answer & explanation

Answer: Gastrointestinal sistem perforasyonu

Answer

Şiddetli kütanöz vaskülit bulguları (ülserler) gastrointestinal sistem perforasyonu riskini gösterir.
Juvenil Dermatomiyozit (JDM), temel patolojisi vaskülopati olan bir hastalıktır. Hastaların bir kısmında bu vaskülopati çok şiddetli seyreder ve ciltte nekrotik ülserlere (parmak uçlarında, tırnak kenarlarında, dirseklerde) neden olur. Ciltteki bu şiddetli vaskülit, iç organlardaki damar tutulumunun da aynasıdır. Özellikle gastrointestinal sistem damarlarının tutulumu (GİS vasküliti) bağırsak iskemisine, kanamaya ve perforasyona yol açabilir. Bu nedenle ülseratif cilt lezyonu olan JDM hastaları 'yüksek riskli' kabul edilir ve GİS perforasyonu açısından yakından izlenmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik bulgularını analiz et.
Heliotrop döküntü ve Gottron papülleri JDM tanısını koydurur. Ancak ek olarak 'derin, nekrotik ülserler' (kütanöz vaskülit) mevcuttur.
Tanıyı ve hastalığın şiddetini belirlemek için klinik bulguların yorumlanması gerekir.
2
Kütanöz vaskülit ile organ tutulumu arasındaki ilişkiyi kur.
JDM'de deri ve gastrointestinal sistem (GİS) benzer damar yapısına sahiptir. Ciltte ağır vaskülit (ülserasyon), iç organlarda da benzer bir vaskülopati olduğunu düşündürür.
JDM patofizyolojisinde vaskülopatinin sistemik doğasını anlamak gerekir.
3
En olası ve hayati riski belirle.
GİS vasküliti iskemiye, bu da bağırsak duvarında nekroza ve perforasyona yol açabilir. Bu durum, JDM'nin en korkulan akut komplikasyonlarından biridir.
Klinik belirtileri prognoz ve komplikasyon riski ile eşleştirmek gerekir.

Key Concept

Juvenil Dermatomiyozit'te (JDM) görülen şiddetli kütanöz ülserasyonlar, sistemik vaskülopatinin göstergesidir ve gastrointestinal perforasyon gibi ciddi komplikasyonların habercisidir.
Question 403Question

1515 yaşında erkek çocuk; son 22 haftadır devam eden aralıklı ateş, nefes alırken batan göğüs ağrısı ve el eklemlerinde sızlama şikayetleriyle getiriliyor. Fizik muayenesinde malar bölgede eritematöz döküntü, plevral frotman ve el bileklerinde palpasyonla hassasiyet saptanıyor. Laboratuvar tetkiklerinde; hemoglobin 10,510,5 g/dLg/dL, beyaz küre 3.200/mm33.200/mm^3, tam idrar tetkikinde 2+2+ proteinüri saptanıyor. Antinükleer antikor (ANAANA) titresi 1:6401:640 (homojen) olarak raporlanıyor. Bu klinik ve laboratuvar bulguları ışığında, hastada en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sistemik Lupus Eritematozus

Answer

Sistemik Lupus Eritematozus
Doğru cevap olan Sistemik Lupus Eritematozus seçeneği; hastadaki malar döküntü, plevrit (serozit), eklem hassasiyeti, lökopeni, proteinüri ve yüksek titreli homojen patern ANA pozitifliği ile tam uyumludur. Bu bulgular hem ACR (Amerikan Romatoloji Koleji) hem de SLICC kriterlerine göre tanı koydurucudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et
Hastada malar döküntü (deri), plevrit (serozit) ve artralji (eklem) saptandı.
SLE çoklu organ sistemini tutan bir hastalıktır; bu bulgular ACR/SLICC kriterlerinde yer alır.
2
Laboratuvar bulgularını değerlendir
Lökopeni (3.200/mm33.200/mm^3), proteinüri (2+2+) ve ANA pozitifliği (1:6401:640) belirlendi.
Hematolojik, renal ve immünolojik kriterlerin varlığı tanıyı destekler.
3
Tanıyı kesinleştir
Hastada 4'ten fazla kriter (malar döküntü, serozit, artrit, renal tutulum, lökopeni, ANA) bulunduğu için tanı konuldu.
EULAR/ACR 2019 kriterlerine göre ANA pozitifliği giriş kriteridir ve eklenen puanlarla tanı kesinleşir.

Key Concept

Sistemik Lupus Eritematozus tanısında malar döküntü, serozit, renal tutulum ve hematolojik bozuklukların ANA pozitifliği ile birlikteliği tipiktir.
Estimated Time:1m 30s
Question 404Question

1111 yaşında bir kız çocuk; ellerinde soğukla tetiklenen renk değişikliği (Raynaud fenomeni), parmak uçlarında deri gerginliği (sklerodaktili) ve yemeklerden sonra göğüs arkasında yanma yakınmaları ile getirilmiştir. Fizik muayenesinde el cildinin metakarpofalangeal eklemlere kadar sertleştiği saptanmış, laboratuvar incelemesinde ANAANA pozitifliği (1/12801/1280, benekli patern) ve antiScl70anti-Scl-70 (antitopoizomerazanti-topoizomeraz II) antikor pozitifliği belirlenmiştir. Baryumlu özofagus grafisinde distal özofagusun genişlemiş olduğu ve peristaltik hareketlerin kaybolduğu görülmüştür. Bu hastadaki özofagus bulgularının gelişiminden sorumlu olan temel patolojik süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Distal özofagus düz kaslarında gelişen atrofi ve fibrozis

Answer

Sistemik sklerodermada özofagus tutulumunun temel mekanizması distal özofagus düz kaslarında gelişen atrofi ve fibrozistir.
Juvenil sistemik sklerodermada gastrointestinal sistem tutulumu vakaların çoğunda görülür ve en sık özofagus etkilenir. Patolojik süreç, vasküler hasara ikincil nörojenik bozuklukla başlar; ardından distal 2/32/3 özofagusta bulunan düz kaslarda atrofi gelişir ve bu kas dokusunun yerini fibrozis alır. Sonuçta alt özofagus sfinkter basıncı düşer ve özofagusun alt kısmında dilatasyon ile peristaltizm kaybı ortaya çıkar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar bulgularının analizi
Raynaud fenomeni, sklerodaktili ve antiScl70anti-Scl-70 pozitifliği ile Juvenil Sistemik Skleroderma (jSScjSSc) tanısı konur.
jSScjSSc tanısı için proksimal deri sertleşmesi majör, Raynaud ve otoantikorlar minör kriterlerdir.
2
Gastrointestinal sistem bulgularının değerlendirilmesi
Göğüs arkasında yanma (reflü) ve baryumlu grafide distal dilatasyon/peristaltizm kaybı saptanır.
Sklerodermada gastrointestinal sistemin en sık tutulan bölgesi özofagustur.
3
Patolojik mekanizmanın belirlenmesi
Özofagusun distal 2/32/3 kısmındaki düz kaslarda nörojenik hasar sonrası atrofi ve fibrozis gelişir.
Düz kas kaybı alt özofagus sfinkter basıncının düşmesine ve distal dilatasyona yol açar.

Key Concept

Sistemik sklerodermada özofagusun distal 2/3 düz kas tabakasında atrofi ve fibrozis gelişmesi sonucu motilite kaybı ve reflü görülür.
Estimated Time:1m 30s
Question 405Question

44 yaşındaki bir erkek hasta; altı gündür devam eden yüksek ateş, bilateral non-pürülan konjonktivit, dudaklarda kızarıklık ve çatlamalar ile gövdede polimorfik döküntü bulgularıyla pediatri servisine yatırılıyor. Klinik olarak Kawasaki hastalığı tanısı konulan hastaya 2 g/kg2\text{ g/kg} intravenöz immünglobulin ve 80 mg/kg/gu¨n80\text{ mg/kg/gün} dozunda asetilsalisilik asit tedavisi başlanıyor. Yatışının ikinci gününde ateşi düşen hastanın annesi, evdeki diğer çocuğuna suçiçeği tanısı konulduğunu ve döküntülerinin yeni başladığını ifade ediyor.

Bu klinik tablo ve maruziyet göz önüne alındığında, hastanın güvenliği ve koroner arter takibi açısından en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Asetilsalisilik asit tedavisi kesilmeli ve yerine klopidogrel tedavisi başlanmalıdır.

Answer

Asetilsalisilik asit tedavisi kesilmeli ve yerine klopidogrel tedavisi başlanmalıdır.
Kawasaki hastalığının tedavisinde kullanılan asetilsalisilik asit (aspirin), suçiçeği veya influenza gibi viral enfeksiyonlarla birleştiğinde fatal seyredebilen Reye sendromuna (akut karaciğer yağlanması ve ensefalopati) yol açabilir. Bu nedenle hastada suçiçeği maruziyeti veya enfeksiyonu geliştiğinde aspirin derhal kesilmelidir. Ancak hastanın koroner arter anevrizma ve tromboz riski devam ettiği için, aspirin yerine Reye sendromu riski taşımayan klopidogrel veya dipiridamol gibi alternatif antiagregan ilaçlar başlanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulgulara (ateş, konjonktivit, oral mukoza değişikliği, döküntü) dayanarak klasik Kawasaki hastalığı tanısını doğrula.
Tanı kesinleşti, standart tedavi IVIG ve yüksek doz aspirindir.
Tedavi protokolünün doğru başlandığından emin olmak için.
2
Hastanın suçiçeği maruziyetini ve mevcut aspirin (salisilat) tedavisini ilişkilendir.
Reye sendromu gelişme riski saptandı.
Salisilatların suçiçeği veya influenza sırasında kullanımı karaciğer yetmezliği ve ensefalopati ile giden Reye sendromuna neden olabilir.
3
IVIG alımı sonrası suçiçeği aşısının (canlı aşı) uygulanabilirliğini kontrol et.
Aşı uygulaması kontrendikedir.
IVIG içindeki pasif antikorlar canlı aşıya yanıtı engellediği için aşı 11 ay ertelenmelidir.
4
Aspirine alternatif antiagregan seçeneğini belirle.
Klopidogrel (1 mg/kg/gu¨n1\text{ mg/kg/gün}) seçeneğine yönel.
Reye riski nedeniyle aspirin kesilmeli ancak koroner arterleri trombozdan korumak için farklı bir mekanizma ile çalışan antiagregan verilmelidir.

Key Concept

Kawasaki hastalığında aspirin kullanımı sırasında viral enfeksiyon maruziyeti yönetimi ve Reye sendromu profilaksisi.
Question 406Question

14 aylık bir erkek çocuk; 6 gündür devam eden 39,2C39,2^\circ\text{C} ateş, huzursuzluk ve vücudunda döküntü şikayetiyle başvuruyor. Fizik muayenesinde gövdede polimorfik döküntü ve bilateral non-pürülan konjonktivit saptanırken; servikal lenfadenopati, çilek dili veya ekstremite değişikliği izlenmiyor. Laboratuvar bulguları aşağıdadır:

TetkikSonuç
CRP95 mg/L95 \text{ mg/L}
ESH85 mm/saat85 \text{ mm/saat}
Albumin2,8 g/dL2,8 \text{ g/dL}
Hemoglobin9,2 g/dL9,2 \text{ g/dL}
ALT70 U/L70 \text{ U/L}
Lökosit16.500/mm316.500/\text{mm}^3 (\%80 PNL)
Tam İdrar Tetkiki152015-20 lökosit/saha (kültür negatif)

Bu hasta için en uygun yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İntravenöz immünglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalı, kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) aşısı 11 ay ertelenmelidir.

Answer

İntravenöz immünglobulin (İVİG) ve yüksek doz aspirin tedavisi başlanmalı, KKK aşısı 11 ay ertelenmelidir.
Hastada 6 günlük ateşin yanında 2 klinik bulgu mevcuttur. Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) inkomplet Kawasaki algoritmasına göre, CRP 30 mg/L\geq 30 \text{ mg/L} veya ESH 40 mm/saat\geq 40 \text{ mm/saat} olan vakalarda 3\geq 3 laboratuvar kriteri (anemi, albumin <3 g/dL< 3 \text{ g/dL}, ALT yüksekliği, lökosit >15.000/mm3> 15.000/\text{mm}^3, idrarda >10> 10 lökosit/saha) varlığı tanıyı doğrular ve İVİG tedavisi başlanmasını gerektirir. Tedavide kullanılan 2 g/kg2 \text{ g/kg} dozundaki İVİG sonrası KKK ve suçiçeği gibi canlı aşılar 11 ay ertelenmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Klinik kriterlerin değerlendirilmesi.
Hasta 5\geq 5 gün ateş ve 2 klasik klinik bulguya (döküntü ve konjonktivit) sahiptir.
İnkomplet Kawasaki şüphesi için 5 gün ateş ve en az 2 bulgu yeterlidir.
2
İnflamasyon belirteçlerinin kontrolü.
CRP (95 mg/L95 \text{ mg/L}) ve ESH (85 mm/saat85 \text{ mm/saat}) anlamlı derecede yüksektir.
İnkomplet algoritmasında bir sonraki adım akut faz reaktanlarının değerlendirilmesidir (CRP 30\geq 30 veya ESH 40\geq 40).
3
Destekleyici laboratuvar kriterlerinin incelenmesi.
Düşük albumin, anemi, yüksek ALT, lökositoz ve steril piyüri (5 kriter) mevcuttur.
Tanının kesinleşmesi için en az 3 laboratuvar kriterinin pozitif olması gerekir.
4
Tedavi ve immünizasyon planının yapılması.
İVİG (2 g/kg2 \text{ g/kg}) başlanır ve canlı aşılar 11 ay ertelenir.
Yüksek doz İVİG sonrası antikor yanıtı baskılandığı için canlı aşı takvimi değiştirilmelidir.

Key Concept

İnkomplet Kawasaki hastalığı tanısı, 5 gün ateş ve en az 2 kriter varlığında, laboratuvar destekleyici bulguların (3\geq 3 adet) eklenmesiyle konulur ve tedavi sonrası canlı aşılar 11 ay ertelenmelidir.

Practice More

İVİG dirençli Kawasaki vakalarında ikincil tedavi seçeneklerini (kortikosteroidler, infliksimab) gözden geçirin.

Alternative Method

İnkomplet Kawasaki tanısı için '3-6-3' kuralı hatırlanabilir: 3 mg/dL CRP veya 40 mm/saat ESH sınırı sonrası en az 3 laboratuvar kriteri pozitifliği.
Estimated Time:2m 0s
Question 407Question

99 yaşında bir kız çocuk, bebeklik döneminden itibaren tekrarlayan, genellikle 101410-14 gün süren yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı ve kas ağrıları şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenesinde gövdede başlayıp ekstremitelere doğru yer değiştiren eritematöz, hassas döküntüler ve sol göz çevresinde belirgin periorbital ödem saptanmıştır. Hastanın babasında da benzer şikayetler olduğu ve atakların düşük doz steroid tedavisi ile kontrol altına alınabildiği öğrenilmiştir. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: TNF Reseptör İlişkili Periyodik Sendrom (TRAPS)

Answer

TNF Reseptör İlişkili Periyodik Sendrom (TRAPS)
Doğru seçenek olan TNF Reseptör İlişkili Periyodik Sendrom (TRAPS), otozomal dominant geçişli (babada benzer öykü), genellikle bir haftadan uzun süren ateş atakları, karakteristik periorbital ödem ve migratuar (vignette belirtildiği gibi gövdeden ekstremiteye ilerleyen) döküntü ile kendini gösterir. Ayrıca atakların steroid tedavisine yanıt vermesi de TRAPS lehinedir.

Step-by-Step Solution

1
Atak süresini değerlendir
Atakların 10-14 gün sürmesi, kısa süreli (FMF) ve orta süreli (HIDS) periyodik ateşlerden ayırıcı tanıda önemlidir.
Otoinflamatuar hastalıklarda atak süresi tanısal bir ipucudur.
2
Spesifik fizik muayene bulgularını analiz et
Periorbital ödem ve migratuar (yer değiştiren) döküntü saptandı.
Periorbital ödem, TRAPS için oldukça spesifik (patognomoniğe yakın) bir bulgudur.
3
Kalıtım paternini ve tedavi yanıtını sorgula
Babanın etkilenmiş olması otozomal dominant geçişi, steroid yanıtı ise TRAPS'ın tipik özelliğini gösterir.
FMF ve HIDS otozomal resesif geçişlidir; TRAPS ise otozomal dominanttır.

Key Concept

Periyodik ateş sendromlarında atak süresi, periorbital ödem varlığı ve kalıtım şekli ayırıcı tanıda temel kriterlerdir.
Estimated Time:1m 30s
Question 408Question

1212 yaşında, tıbbi özgeçmişinde ağır bronşiyal astım ve alerjik rinit öyküsü bulunan bir çocuk; ateş, bacaklarda ağrılı uyuşma ve geçmeyen öksürük şikayetleriyle başvuruyor. Laboratuvar tetkiklerinde eozinofil sayısının 2.500/mm32.500/mm^3 (toplam lökositin %18\%18'i) olduğu görülüyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Eozinofilik granülomatozis ile polianjiitis

Answer

Eozinofilik granülomatozis ile polianjiitis (Churg-Strauss)
Eozinofilik granülomatozis ile polianjiitis (EGPA), tipik olarak astım ve alerjik rinit öyküsü olan hastalarda gelişen, belirgin periferik eozinofili ve multisistemik vaskülit bulguları (örneğin sorudaki uyuşma/mononöritis simpleks ve akciğer tutulumu) ile karakterize bir tablodur.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın özgeçmişindeki risk faktörlerini değerlendir
Ağır bronşiyal astım ve alerjik rinit varlığı saptandı.
EGPA tanısı için astım varlığı en temel klinik kriterlerden biridir.
2
Laboratuvar bulgularını analiz et
Belirgin periferik eozinofili (>%10>\%10) saptandı.
Eozinofili, vaskülit tablosuna eşlik ettiğinde EGPA olasılığını ön plana çıkarır.
3
Klinik bulguları birleştirerek ayırıcı tanı yap
Astım + Eozinofili + Vaskülit (mononöritis simpleks/uyuşma) kombinasyonu EGPA tanısını doğrular.
Bu üçlü kombinasyon ANCA ilişkili vaskülitler içinde sadece EGPA'ya özgüdür.

Key Concept

Eozinofilik Granülomatozis ile Polianjiitis (Churg-Strauss) tanı kriterleri.
Estimated Time:45s
Question 409Question

On beş yaşında bir erkek çocuk, yaklaşık iki aydır devam eden sol dizinde ağrı ve her iki topuğunda sızı şikayetiyle başvuruyor. Ağrılarının özellikle sabahları ve istirahatle arttığını, hareket ettikçe azaldığını ifade ediyor. Fizik muayenesinde sol dizde şişlik, her iki tarafta tüberositas tibia üzerinde basmakla hassasiyet ve sakroiliak eklemler üzerinde palpasyonla ağrı saptanıyor. Babasında ankilozan spondilit öyküsü olan hastanın laboratuvar incelemesinde HLAB27HLA-B27 pozitif bulunuyor. Bu klinik tabloya göre, bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Entezit ilişkili artrit

Answer

Entezit ilişkili artrit
Doğru yanıt olan entezit ilişkili artrit, ILAR sınıflamasına göre 6 yaşından büyük erkek çocuklarda daha sık görülür. Asimetrik alt ekstremite artriti, entezit (özellikle aşil tendonu ve plantar fasya yapışma yerlerinde), inflamatuar bel ağrısı, sakroiliit ve HLAB27HLA-B27 pozitifliği tanının temel taşlarıdır. Ayrıca birinci derece akrabalarda ankilozan spondilit, sakroiliit veya inflamatuar bağırsak hastalığı öyküsü tanı kriterleri arasında yer alır.

Step-by-Step Solution

1
Demografik verileri ve ağrı karakterini değerlendir.
15 yaşında erkek çocuk; sabah tutukluğu ve hareketle azalan ağrı (inflamatuar karakter).
Spondiloartropatiler genellikle adölesan erkeklerde inflamatuar karakterli ağrıyla başlar.
2
Fizik muayene bulgularını analiz et.
Sol dizde artrit, tüberositas tibia üzerinde entezit ve sakroiliak hassasiyet.
Entezit (tendon/ligament yapışma yeri hassasiyeti) ve aksiyel tutulum ERA'nın temel özellikleridir.
3
Aile öyküsü ve laboratuvar bulgularını birleştir.
Babada ankilozan spondilit ve HLAB27HLA-B27 pozitifliği.
Birinci derece akrabada spondiloartropati öyküsü ve HLAB27HLA-B27 varlığı ILAR tanı kriterlerini karşılar.

Key Concept

Entezit İlişkili Artrit (ERA) Tanı Kriterleri
Estimated Time:1m 30s
Question 410Question

99 yaşında bir çocuk; 22 aydır süregelen ateş, yaygın kas ağrısı ve bacaklarında soğukla belirginleşen ağsı mor döküntü (livedo reticularis) şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede kan basıncı 140/95140/95 mmHg ölçülüyor. Laboratuvar incelemesinde eritrosit sedimentasyon hızı ve C-reaktif protein yüksek bulunurken, tam idrar analizinde proteinüri veya hematüri saptanmıyor. Bu hasta için en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Klasik poliarteritis nodosa

Answer

Klinik bulguları ve laboratuvar verileriyle en olası tanı klasik poliarteritis nodosa (PAN) seçeneğidir.
Klasik poliarteritis nodosa (PAN), orta ve küçük çaplı arterleri tutan nekrotizan bir vaskülittir. Çocuklarda ateş, kas ağrısı, kilo kaybı gibi sistemik bulguların yanında livedo reticularis döküntüsü ve renovasküler hipertansiyon sık görülür. PAN'ı diğer ANCA ilişkili vaskülitlerden (MPA, GPA) ayıran en temel özellik, glomerülleri etkilememesi (yani idrarda eritrosit silendiri/proteinüri görülmemesi) ve akciğer tutulumunun nadir olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik döküntü ve sistemik bulguların değerlendirilmesi.
Ateş ve kas ağrısına eşlik eden livedo reticularis, orta ve küçük çaplı arterleri tutan vaskülitleri (PAN gibi) düşündürür.
Livedo reticularis, cilt altındaki damarlarda kan akımının azalmasıyla oluşan karakteristik bir ağsı döküntüdür.
2
Böbrek tutulumunun niteliğinin analiz edilmesi.
Hastada hipertansiyon var ancak idrar tetkikinde hematüri veya proteinüri yok.
PAN'da böbrek tutulumu glomerülleri değil, renal arterleri etkiler (renovasküler hipertansiyon). Glomerülonefrit görülmemesi PAN'ı, Mikroskobik Polianjitis (MPA) gibi ANCA ilişkili vaskülitlerden ayırır.
3
Ayırıcı tanı yapılarak tanının kesinleştirilmesi.
Lungs (akciğer) tutulumu ve glomerülonefrit yokluğu klasik PAN tanısını destekler.
Klasik PAN, mikroskobik polianjitisin aksine akciğerleri ve glomerülleri genellikle korur.

Key Concept

Klasik Poliarteritis Nodosa (PAN), orta ve küçük çaplı arterlerin nekrotizan vaskülitidir; böbrekte glomerülonefrit yapmadan hipertansiyona neden olması en önemli ayırt edici özelliklerinden biridir.

Practice More

PAN tanısında kesin tanı için biyopsi veya anjiyografide (mikroanevrizmaların gösterilmesi) hangi bulguların beklendiğini gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 411Question

55 yaşında bir kız çocuk; bacaklarında kırmızı-mor lekeler, karın ağrısı ve sol dizinde şişlik şikayetleriyle getirilmiştir. Fizik muayenede alt ekstremitelerde palpabl purpurik döküntüler ve batın hassasiyeti saptanmıştır. Henoch-Schönlein purpurası (HSP) tanısı ile takip edilen bu hastanın klinik seyri ve komplikasyonları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Hastalığın uzun dönem prognozu ve kronik böbrek yetmezliği riski, renal tutulumun varlığı ve ağırlığı ile ilişkilidir.

Answer

Hastalığın uzun dönem prognozu ve kronik böbrek yetmezliği riski, renal tutulumun varlığı ve ağırlığı ile ilişkilidir.
Henoch-Schönlein purpurası (HSP) vaskülitinde deri, eklem ve gastrointestinal sistem bulguları genellikle geçicidir ve destekleyici tedavi ile düzelir. Ancak, böbrek tutulumu (nefrit) hastalığın en ciddi komplikasyonu olup, uzun dönemde kronik böbrek yetmezliğine ilerleyebilecek tek sistemik tutulumdur. Bu nedenle hastalığın uzun dönem prognozunu belirleyen en temel unsurdur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu değerlendir.
Palpabl purpura, artrit ve karın ağrısı üçlüsü Henoch-Schönlein purpurasını (IgA vasküliti) düşündürür.
Bu bulgular hastalığın klasik klinik triadını oluşturur.
2
Sistemik tutulumların prognoza etkisini analiz et.
Deri, eklem ve GİS bulguları genellikle kendini sınırlar, ancak renal tutulum kalıcı olabilir.
Vaskülitin en ciddi komplikasyonu olan nefrit, uzun dönemdeki morbidite ve mortalitenin ana nedenidir.
3
Yanlış seçenekleri laboratuvar ve anatomik özelliklere göre ele.
Plateletlerin normal olması, invajinasyonun ileo-ileal olması ve steroidin renal koruyucu etkisinin kanıtlanmamış olması gibi özellikler değerlendirilir.
HSP'yi diğer döküntülü hastalıklardan ve idiyopatik invajinasyondan ayıran özellikler bunlardır.

Key Concept

HSP'de prognoz belirleyicisi olarak renal tutulum
Estimated Time:1m 15s
Question 412Question

1212 yaşında bir erkek çocuk; iki aydır devam eden ateş, halsizlik, kilo kaybı ve bacaklarda şiddetli kas ağrısı yakınmaları ile getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki alt ekstremitede livedo reticularis saptanıyor. Kan basıncı 145/95145/95 mmHg (>95.>95. persentil) ölçülüyor. Laboratuvar incelemelerinde eritrosit sedimentasyon hızı (ESHESH) ve C-reaktif protein (CRPCRP) yüksekliği ile birlikte HBsAgHBsAg pozitifliği saptanıyor. Akciğer grafisi normal olan hastanın idrar tetkikinde hafif proteinüri saptanırken, mikroskobik hematüriye rastlanmıyor. Bu klinik tabloya göre en olası tanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Poliarteritis nodosa

Answer

Klinik bulgular ve laboratuvar verileri ışığında en olası tanı Poliarteritis nodosa'dır.
Poliarteritis nodosa, orta çaplı arterleri tutan, sistemik bulguların (ateş, kilo kaybı) yanında livedo reticularis, miyalji ve renal arter tutulumuna bağlı hipertansiyon ile seyreden bir vaskülittir. Vakada belirtilen akciğer grafisinin normal olması (akciğer koruyuculuğu) ve idrarda hematüri saptanmaması, bu hastalığı küçük damar vaskülitlerinden ayıran en kritik özelliklerdir. Ayrıca HBsAg pozitifliği PAN için klasik bir tetikleyici faktördür.

Step-by-Step Solution

1
Vaskülit boyutunu belirle
Livedo reticularis, şiddetli miyalji ve hipertansiyon orta çaplı damar tutulumuna işaret eder.
Orta çaplı arterlerin tutulumu doku iskemisine ve karakteristik cilt bulgularına yol açar.
2
Organ tutulumlarını ve negatif bulguları analiz et
Akciğer tutulumunun olmaması ve idrarda hematüri (glomerülonefrit) saptanmaması önemli birer ayırıcı bulgudur.
ANCA ilişkili küçük damar vaskülitlerinin aksine, Poliarteritis nodosa akciğerleri korur ve böbrekte glomerülonefrit değil, vasküler iskemiye bağlı hipertansiyon yapar.
3
Spesifik serolojik ilişkiyi değerlendir
HBsAg pozitifliği, Poliarteritis nodosa vakalarının bir kısmında görülen klasik bir ilişkidir.
Hepatit B virüsü ile orta çaplı vaskülit gelişimi arasında patogenetik bir bağ bulunmaktadır.

Key Concept

Poliarteritis nodosa (PAN), akciğer tutulumunun olmaması ve glomerülonefrit yapmamasıyla diğer sistemik vaskülitlerden ayrılan, HBsAg ilişkisi ve hipertansiyonla seyreden bir orta çaplı damar vaskülitidir.

Practice More

PAN tanısında altın standart yöntem olan anjiyografide saptanan 'tesbih tanesi' (mikroanevrizma) görünümünü ve biyopsi özelliklerini inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 413Question

1414 yaşında bir kız olgu, yaklaşık 88 aydır devam eden yaygın vücut ağrısı, sabahları dinlenmemiş uyanma, konsantrasyon güçlüğü ve zaman zaman olan kramp tarzı karın ağrıları şikayetleriyle başvuruyor. Fizik muayenede eklemlerde sinovit bulgusu saptanmıyor; ancak oksiput altı, trapezyus orta noktası ve dizlerin medial yağ yastığı gibi bölgelerde dijital basınçla (44 kgkg civarı) şiddetli ağrı (hassas noktalar) tanımlıyor. Laboratuvar incelemesinde tam kan sayımı, eritrosit sedimentasyon hızı (ESH), CRP ve kreatin kinaz (CK) düzeyleri normal sınırlarda bulunuyor.

Bu hasta için en olası tanı ve en uygun yönetim planı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Juvenil primer fibromiyalji sendromu - Aerobik egzersizler ve bilişsel davranışçı terapi

Answer

En olası tanı Juvenil primer fibromiyalji sendromu olup, tedavide aerobik egzersizler ve bilişsel davranışçı terapi en uygun yaklaşımdır.
Olgunun klinik sunumu (yaygın ağrı, yorgunluk, karın ağrısı) ve fizik muayenesindeki hassas noktalar, normal laboratuvar değerleri ile birleştiğinde Juvenil Primer Fibromiyalji Sendromu (JPFS) tanısını koydurur. JPFS yönetiminde aerobik egzersiz ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) en yüksek kanıt düzeyine sahip yaklaşımlardır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik öykünün değerlendirilmesi
Hastadaki yaygın ağrı, uyku bozukluğu, sabah yorgunluğu ve irritabl bağırsak sendromu bulguları kronik bir ağrı sendromuna işaret eder.
Belirtilerin 3 aydan uzun sürmesi kronik süreçleri doğrular.
2
Fizik muayene bulgularının analizi
Eklemlerde sinovit olmaması ve belirli anatomik bölgelerde (hassas noktalar) bası ile ağrı tetiklenmesi fibromiyalji için karakteristiktir.
İnflamatuar artritlerden ayırıcı tanı yapılması gerekir.
3
Laboratuvar sonuçlarının yorumlanması
ESH, CRP ve CK değerlerinin normal olması, sistemik inflamatuar hastalıkları (JİA, SLE) ve miyozitleri dışlar.
Fibromiyalji bir dışlama tanısıdır; laboratuvar normal sınırlardadır.
4
Tedavi planının belirlenmesi
Farmakolojik tedaviye yanıtın sınırlı olduğu bu durumda düşük yoğunluklu egzersizler ve psikososyal destek (CBT) altın standarttır.
Kanıta dayalı tıp rehberleri bu multidisipliner yaklaşımı önermektedir.

Key Concept

Juvenil primer fibromiyalji sendromu, normal laboratuvar bulguları eşliğinde yaygın kas-iskelet ağrısı ve uyku bozukluğu ile giden benign ama yaşam kalitesini bozan bir ağrı sendromudur.
Estimated Time:3m 0s
Question 414Question

1515 yaşında bir kız çocuk, kollarında ağrı ve hareketle çabuk yorulma şikayetiyle polikliniğe getiriliyor. Fizik muayenesinde her iki brakiyal arter nabzının zayıf olduğu, sağ kolda kan basıncının 140/90140/90 mmHg, sol kolda ise 115/75115/75 mmHg olduğu saptanıyor. Oskültasyonda abdominal aorta üzerinde üfürüm duyuluyor. Bu hasta için en olası tanı olan Takayasu arteritinin Amerikan Romatoloji Koleji (ACR) sınıflandırma kriterleri düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi bu kriterlerden biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Periferik yaymada belirgin eozinofili saptanması

Answer

Periferik yaymada belirgin eozinofili saptanması Takayasu arteriti ACR kriterleri arasında yer almaz.
Doğru yanıt eozinofili bulgusudur; çünkü Takayasu arteriti tanısı laboratuvar bulgularından ziyade klinik muayene (nabız farkı, üfürüm, klodikasyon) ve görüntüleme (anjiyografi) bulgularına dayanan ACR kriterleri ile konur. Eozinofili, bir başka vaskülit türü olan Churg-Strauss sendromu (EGPA) için karakteristik bir bulgudur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz etme
Hastada kollar arasında belirgin tansiyon farkı (2525 mmHg), zayıf nabızlar ve abdominal üfürüm saptanmıştır.
Bu bulgular büyük damar tutulumu ile giden bir vaskülit tablosunu işaret eder.
2
Olası tanıyı belirleme
Tanı Takayasu arteritidir.
Genç kızlarda büyük arterlerin inflamatuar stenozu ile giden 'nabızsızlık hastalığı' olarak bilinen tablo Takayasu arteritidir.
3
ACR kriterlerini gözden geçirme
Altı kriterden üçünün varlığı tanı koydurur: Yaş < 40, klodikasyon, nabız azalması, BP farkı > 10, üfürüm, anjiyografik anomali.
Eozinofili bu kriterler setinde yer alan bir laboratuvar bulgusu değildir.

Key Concept

Takayasu Arteriti (Nabızsızlık Hastalığı) Tanı Kriterleri
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 21 / 21
Romatoloji — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 21 | Examkin