Mekansal Bir Sentez: Türkiye

93 questions

Question 41Question

Türkiye, Alp-Himalaya kıvrım kuşağında yer alan genç oluşumlu bir ülke olması nedeniyle sıcak su kaynakları (kaplıca ve ılıcalar) yönünden oldukça zengindir. Bu durum, ülkemizin birçok bölgesinde jeotermal kaynaklara dayalı termal turizmin gelişmesini sağlamıştır.

Buna göre, Türkiye'de termal turizm potansiyeli yüksek olan alanların coğrafi dağılışı ile aşağıdakilerden hangisi arasında doğrudan bir ilişki vardır?

Show answer & explanation

Answer: Aktif fay hatlarının ve deprem bölgelerinin yaygınlığı

Answer

Aktif fay hatlarının ve deprem bölgelerinin yaygınlığı
Türkiye'de termal turizmin temelini oluşturan sıcak su kaynakları (jeotermal kaynaklar), yer yapısının kırıklı ve genç olmasına bağlıdır. Aktif fay hatları, derinlerde ısınan suların yeryüzüne çıkmasını kolaylaştırır. Bu nedenle Türkiye'de termal turizm alanlarının dağılışı ile aktif fay hatları ve deprem bölgelerinin dağılışı arasında doğrudan bir paralellik vardır.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin jeolojik yapısı ve termal kaynak ilişkisi incelenir.
Termal kaynakların (sıcak sular) fay hatları boyunca yüzeye ulaştığı belirlenir.
Sıcak su kaynaklarının oluşumu ve dağılışındaki temel belirleyiciyi tespit etmek.
2
Seçeneklerdeki coğrafi unsurlar termal kaynakların kökeni açısından değerlendirilir.
Güneşlenme, iklim, bitki örtüsü, karstik kayaçlar ve yağışın sıcak yer altı sularının dağılışında doğrudan rol oynamadığı görülür.
Jeolojik etmenler ile atmosferik/klimatik etmenleri birbirinden ayırt etmek.
3
Jeolojik kökenli aktif fay hatları ile termal kaynakların dağılışı eşleştirilir.
Aktif fay hatlarının ve deprem bölgelerinin dağılışı ile termal turizm alanlarının dağılışı arasında doğrudan bir paralellik olduğu sonucuna varılır.
Sorunun doğru seçeneğini kesinleştirmek.

Key Concept

Türkiye'de termal turizm kaynaklarının jeolojik yapı (aktif fay hatları) ile ilişkisi
Estimated Time:1m 0s
Question 42Question

Türkiye'de elektrik enerjisi üretimi gerçekleştiren santrallerin yer seçimi, üretim koşulları ve çevresel etkileri kullanılan enerji kaynağına göre değişiklik gösterir.

Aşağıdaki tabloda, bu santrallerden bazılarının özellikleri verilmiştir:

SantralKullanılan Enerji KaynağıBulunduğu İlÜretimin İklime BağımlılığıKarbon Salınım Oranı
SarayköyJeotermalDenizliYokÇok Düşük
HamitabatDoğal GazKırklareliYokYüksek
SomaLinyitManisaVarÇok Yüksek
AtatürkHidroelektrikŞanlıurfaVarYok
ÇatalağzıTaş KömürüZonguldakYokÇok Yüksek

Tablodaki bilgilere göre, hangi santralin özelliklerinde bir bilgi yanlışı bulunmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Soma

Answer

Soma Santrali'nin özelliklerinde hata yapılmıştır. Linyit kömürü ile elektrik üreten termik santrallerin üretimi iklim koşullarına bağlı değildir.
Soma Santrali linyit kömürü kullanan bir termik santraldir. Termik santrallerde elektrik üretimi yakma kazanlarında gerçekleştirildiği için dış ortamdaki iklim koşullarından (yağış miktarı, kuraklık vb.) etkilenmez. Bu nedenle tablodaki 'Üretimin İklime Bağımlılığı' özelliğinin 'Var' olarak belirtilmesi yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tabloda verilen santrallerin kullandığı enerji kaynaklarını ve konumlarını kontrol etmek.
Soma Santrali'nin Manisa'da bulunduğu ve linyit kömürü kullandığı bilgisi doğrudur.
Eşleştirmelerin temel doğruluğunu doğrulamak.
2
Linyit kömürünün elektrik üretimine dönüştürülme sürecinin iklim koşullarından etkilenip etkilenmediğini analiz etmek.
Linyit kömürüne dayalı termik santraller kapalı kazan sistemlerinde yakma yoluyla elektrik üretir. Bu üretim süreci rüzgâr, yağış veya güneşlenme süresi gibi iklim elemanlarına bağlı değildir. Dolayısıyla iklim bağımlılığı 'Yok' olmalıdır.
Soma satırındaki bilgi hatasını tespit etmek.
3
Soma Santrali'nin karbon salınım oranını kontrol etmek.
Linyit kömürü yüksek kükürt ve kül oranına sahip bir fosil yakıt olduğundan karbon salınımı 'Çok Yüksek'tir, bu bilgi doğrudur.
Diğer özelliklerin doğruluğunu teyit ederek hatanın sadece iklim bağımlılığı kısmında olduğunu kesinleştirmek.

Key Concept

Türkiye'deki Elektrik Santrallerinin Çalışma Prensipleri ve İklimle İlişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 43Question

Aşağıdaki bölgesel kalkınma projelerini, kurulmalarına gerekçe oluşturan en belirgin temel hedefleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Zonguldak - Bartın - Karabük Projesi (ZBK)
Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP)
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Zonguldak - Bartın - Karabük Projesi (ZBK) ile 'Ekonomik yapıyı çeşitlendirerek bölgenin ta�� kömürüne olan bağımlılığını azaltmak' hedefi; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ile 'Yayla turizmini geliştirmek ve ulaşım altyapısını güçlendirerek bölge içi entegrasyonu sağlamak' hedefi; Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile 'Sulu tarımı yaygınlaştırarak tarımsal verimliliği artırmak ve ürün çeşitliliği sağlamak' hedefi eşleşir.
Zonguldak - Bartın - Karabük Projesi (ZBK) sanayi ve taş kömürü bağımlılığını azaltmayı, Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) yayla turizmi ve ulaşımı güçlendirmeyi, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ise nehir sularından yararlanarak sulu tarımla verimliliği artırmayı amaçladığından eşleştirmeler bu coğrafi gerçeklerle uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Projelerin kapsadığı illerin temel ekonomik yapısını ve coğrafi koşullarını belirlemek
Güneydoğu Anadolu'da kuraklık ve sulama ihtiyacı, Doğu Karadeniz'de engebeli arazi ve yayla turizmi potansiyeli, Zonguldak çevresinde ise kömür madenciliği odaklı bir yapı olduğu belirlenir.
Her bölgesel kalkınma projesi, o bölgedeki temel coğrafi ve ekonomik sorunları çözmek amacıyla tasarlanmıştır.
2
Bölgelerin ihtiyaçları ile proje hedeflerini eşleştirmek
GAP için tarımsal sulama, DOKAP için yayla turizmi ve ulaşım, ZBK için ise taş kömürü dışı sektörlerle ekonomiyi çeşitlendirme hedefleri birbiriyle eşleşir.
Projelerin resmi planlarında yer alan vizyon ve stratejiler bu temel hedeflere dayanmaktadır.

Key Concept

Türkiye'deki kalkınma projelerinin bölgesel gerekçeleri ve temel kalkınma hedefleri.
Question 44Question

Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde yararlanılan aşağıdaki yenilenebilir enerji kaynaklarını, yıllık elektrik üretimindeki paylarına göre en yüksek olandan en düşük olana doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama hidroelektrik, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeotermal enerji şeklindedir.
Türkiye'de elektrik enerjisi üretiminde yenilenebilir kaynaklar arasında en büyük pay hidroelektrik enerjidedir. Onu sırasıyla rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeotermal enerji takip etmektedir. Dolayısıyla doğru sıralama hidroelektrik, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve jeotermal enerji şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki genel paylarını karşılaştırmak.
Hidroelektrik enerjinin, çok sayıda akarsu ve baraj barındıran ülkemizde yenilenebilir kaynaklar arasında lider olduğu görülür.
Hidroelektrik santraller uzun yıllardır en yaygın ve kurulu gücü en yüksek yenilenebilir kaynaktır.
2
Rüzgar ve güneş enerjisi paylarını kıyaslamak.
Rüzgar enerjisi santrallerinin kapasite faktörünün güneş santrallerine göre daha yüksek olması nedeniyle elektrik üretimindeki payının güneşin önünde olduğu belirlenir.
Güneş santrallerinin gece üretim yapamaması gibi nedenlerle yıllık toplam üretim payı rüzgara göre daha azdır.
3
Jeotermal enerjinin yerini tayin etmek.
Jeotermal enerjinin yalnızca fay hatlarının yoğun olduğu belirli bölgelerde (özellikle Sarayköy, Germencik) üretilmesi nedeniyle payının en düşük olduğu anlaşılır.
Coğrafi dağılış alanının dar olması üretimin sınırlı kalmasına yol açmaktadır.

Key Concept

Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimindeki payları ve bu payların coğrafi nedenleri.
Question 45Question

Türkiye’de kıyı kesiminde yer alan limanların ticari kapasitelerinin gelişmesi; art bölgelerinin (hinterland) genişliğine, iç kesimlerle olan ulaşım ağlarının çeşitliliğine ve yer şekillerinin uzanış doğrultusuna doğrudan bağlıdır. Dağların kıyıya paralel uzandığı alanlarda iç kesimlerle ulaşım geçitlerle sağlanırken, demir yolu bağlantısının bulunup bulunmaması limanın hinterlandını doğrudan etkiler.

Buna göre, Türkiye'deki limanlar ve onların ulaşım özellikleri ile ilgili;

I. Trabzon Limanı, Kop ve Zigana gibi önemli geçitlerle iç kesimlere bağlansa da demir yolu bağlantısının olmamasından dolayı hinterlandı Samsun Limanı kadar gelişmemiştir.
II. Antalya Limanı, Çubuk Geçidi ile iç kesimlere bağlanır ve hinterlandını genişleten en önemli unsur İç Anadolu'ya uzanan aktif demir yolu hattıdır.
III. İskenderun Limanı, Nur Dağları üzerindeki Belen Geçidi ile iç kesimlere bağlanır ve gelişmiş demir yolu ağı sayesinde geniş bir hinterlanda sahiptir.
IV. Sinop Limanı, Karadeniz'in tek doğal limanı olmasına rağmen Küre ve Ilgaz dağlarının yarattığı ulaşım güçlüğü ve demir yolu ağından yoksun olması nedeniyle hinterlandı en dar limanlardandır.

yargılarından hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I, III ve IV

Answer

I, III ve IV yargıları doğrudur.
I, III ve IV numaralı yargılar Türkiye'deki limanların hinterland, yer şekilleri ve demir yolu ilişkilerini doğru açıklamaktadır. Trabzon Limanı'nın demir yolu bağlantısı yoktur, bu nedenle hinterlandı demir yolu bağlantısı olan Samsun'a göre dardır. İskenderun Limanı Belen Geçidi ve aktif demir yolu hattı ile iç kesimlere bağlıdır. Sinop Limanı ise doğal liman olmasına rağmen Küre ve Ilgaz dağlarının engeli ve demir yolu bağlantısının olmaması nedeniyle hinterlandı en dar limanlar arasındadır.

Step-by-Step Solution

1
Limanların demir yolu bağlantılarını kontrol etme
Trabzon, Antalya ve Sinop limanlarının iç kesimlerle demir yolu bağlantısı yoktur. Samsun ve İskenderun limanlarının demir yolu bağlantısı vardır.
Demir yolu bağlantısı, limanların hinterlandını (art bölgesini) genişleten en önemli faktörlerden biridir.
2
Geçitler ve dağ sıraları ilişkisini analiz etme
Trabzon Kop ve Zigana geçitleriyle, Antalya Çubuk Geçidiyle, İskenderun ise Belen Geçidiyle iç kesimlere bağlanır. Sinop ise Küre ve Ilgaz dağları nedeniyle iç kesimlere ulaşımda büyük zorluklar yaşar.
Türkiye'de dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında limanların iç kesimlerle bağlantısı geçitlerle sağlanır.
3
Yargıları değerlendirme
I. yargı doğrudur (Trabzon'un demir yolu yoktur, hinterlandı Samsun'dan dardır). II. yargı yanlıştır (Antalya'nın demir yolu yoktur). III. yargı doğrudur (İskenderun Belen Geçidi ve demir yolu bağlantısına sahiptir). IV. yargı doğrudur (Sinop doğal limandır ama dağlar ve demir yolu eksikliği nedeniyle hinterlandı dardır). Dolayısıyla I, III ve IV. yargılar doğrudur.
Tüm limanların coğrafi özellikleri, geçitleri ve demir yolu bağlantıları karşılaştırılarak doğru öncüller belirlenir.

Key Concept

Türkiye'deki limanların gelişiminde art bölge (hinterland) genişliği, yer şekilleri (dağların uzanışı, geçitler) ve demir yolu bağlantısının etkisi.
Question 46Question

Türkiye Cumhuriyeti'nin farklı dönemlerinde uygulanan sanayi politikaları ve bu dönemlerin temel özellikleri hakkında hazırlanan aşağıdaki tabloda bir bilgi yanlışı yapılmıştır:

DönemTemel Sanayi Politikası / Gelişme
I. 1923-1932 Dönemiİzmir İktisat Kongresi toplanmış, özel teşebbüsü desteklemek amacıyla Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmıştır.
II. 1932-1950 DönemiDevletçilik ilkesi doğrultusunda I. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmış ve Sümerbank, Etibank gibi kamu kuruluşları kurulmuştur.
III. 1950-1960 DönemiLiberal ekonomi politikaları ağırlık kazanmış, özel sektörün yatırımları teşvik edilmiş ancak altyapı yetersizliği ve sermaye azlığı sorunları yaşanmıştır.
IV. 1960-1980 DönemiDevlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurularak planlı kalkınma dönemine geçilmiş, ithal ikameci sanayileşme modeli benimsenmiştir.
V. 1980 Sonrası DönemTarıma dayalı sanayi kollarının devlet eliyle kurulmasına ve iç pazara yönelik korumacı sanayi politikalarına öncelik verilmiştir.

Tablodaki numaralanmış dönemlerin hangisine ait sanayi politikası veya özelliği yanl��ş verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: V

Answer

1980 sonrası dönemi ifade eden V numaralı satırdaki açıklama yanlıştır çünkü bu dönemde ihracata dayalı büyüme ve dışa açık ekonomi politikası benimsenmiştir.
1980 yılından itibaren uygulanan ekonomi ve sanayi politikalarında korumacı ve iç pazara dönük devletçi yatırımlar yerine, serbest piyasa koşulları çerçevesinde ihracata dayalı, dışa açık bir model tercih edilmiştir. Bu nedenle V numaralı dönem açıklaması yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Tabloda verilen Cumhuriyet dönemi sanayi politikaları tarihsel süreçlerine göre incelenir.
Dönemlerin temel amaçları ve uygulanan politikalar karşılaştırılır.
Dönemlerin özelliklerinde herhangi bir kronolojik veya kavramsal hata olup olmadığını belirlemek.
2
1980 sonrası dönemdeki ekonomik yönelim belirlenir.
1980 sonrasında korumacı ve devletçi sanayileşmeden ziyade, dışa açık ve ihracata dayalı bir büyüme modeline geçildiği tespit edilir.
Döneme ait açıklamanın doğruluğunu denetlemek.
3
Yanlış eşleştirilen dönem seçilir.
V numaralı dönemin özelliğinde geçen devlet eliyle tarıma dayalı sanayi kurulması ve korumacı iç pazar politikası ifadesinin 1930'lu yılların devletçilik ilkesine ait olduğu, 1980 sonrasını yansıtmadığı belirlenerek doğru cevaba ulaşılır.
Soru kökünün bizden istediği yanlış eşleştirmeyi bulmak.

Key Concept

Türkiye'nin Sanayi Politikaları ve Tarihsel Dönemleri
Question 47Question

Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP); bölgedeki tarım, turizm ve altyapı hizmetlerini geliştirerek sosyo-ekonomik yapıyı güçlendirmeyi hedefleyen bir bölgesel kalkınma projesidir.

Buna göre, aşağıdaki illerden hangisi DOKAP sınırları içerisinde yer almaz?

Show answer & explanation

Answer: Erzurum

Answer

Erzurum
Erzurum ili, Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) kapsamında değil, Doğu Anadolu Projesi (DAP) kapsamında yer almaktadır. Bu nedenle DOKAP sınırları içerisinde bulunmaz.

Step-by-Step Solution

1
DOKAP (Doğu Karadeniz Projesi) kapsamındaki iller belirlenir.
Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun, Tokat, Trabzon, Amasya ve Çorum illerinin DOKAP sınırları içerisinde yer aldığı tespit edilir.
Bölgesel kalkınma projesinin coğrafi sınırlarını ve kapsadığı illeri netleştirmek için.
2
Seçeneklerde verilen iller, tespit edilen DOKAP illeriyle karşılaştırılır.
Rize, Giresun, Trabzon ve Artvin illerinin DOKAP kapsamında olduğu; Erzurum ilinin ise Doğu Anadolu Projesi (DAP) sınırlarında yer aldığı görülür.
DOKAP kapsamında yer almayan doğru seçeneği bulmak için.

Key Concept

Bölgesel Kalkınma Projelerinin Kapsadığı İller
Estimated Time:1m 0s
Question 48Question

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte sanayi faaliyetlerini geliştirmek ve yönlendirmek amacıyla farklı dönemlerde farklı sanayi politikaları uygulanmış, bu doğrultuda önemli kararlar alınmış ve kurumlar tesis edilmiştir.

Buna göre, aşağıda verilen tarihi olay ve gelişmelerin kronolojik olarak geçmişten günümüze doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru kronolojik sıralama; İzmir İktisat Kongresi'nin toplanması (1923), Sümerbank'ın kurulması (1933), Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nda üretime başlanması (1939) ve Devlet Planlama Teşkilatı'nın kurulması (1960) şeklinde olmalıdır.
Cumhuriyet Dönemi sanayi politikalarının kronolojik akışı incelendiğinde; ilk olarak 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplanmış, ardından özel sektörün yetersiz kalmasıyla 1933'te Sümerbank kurulmuş, bu sürecin devamında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda 1939'da Karabük Demir-Çelik Fabrikası üretime başlamış ve en son 1960'ta planlı dönemi yönetmek üzere Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
İzmir İktisat Kongresi'nin tarihi belirlenir.
Kongre, Cumhuriyet'in ilanından hemen önce, 1923 yılında toplanmıştır.
Yeni Türk devletinin iktisat politikasını belirleyen ilk adımdır.
2
Sümerbank'ın kurulduğu tarih ve gerekçesi tespit edilir.
Banka, özel sermaye yetersizliğini aşarak sanayiyi devlet eliyle finanse etmek için 1933 yılında kurulmuştur.
1929 Büyük Buhranı sonrası benimsenen devletçilik politikasının en önemli adımlarındandır.
3
Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın faaliyete geçiş yılı belirlenir.
Tesis, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı kapsamında 1939 yılında üretime başlamıştır.
Türkiye'nin ağır sanayi hamlesinin en önemli göstergesidir.
4
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kuruluş yılı tespit edilir.
DPT, kalkınmayı makro düzeyde planlamak için 1960 yılında kurulmuştur.
Türkiye'de planlı kalkınma dönemine geçişi simgelemektedir.
5
Kronolojik sıralama yapılır.
Gelişmeler 1923 (Kongre), 1933 (Sümerbank), 1939 (Fabrika) ve 1960 (DPT) şeklinde sıralanır.
Geçmişten günümüze doğru bir tarihsel akış elde edilir.

Key Concept

Cumhuriyet Dönemi Türkiye sanayi politikalarının kronolojik gelişimi ve sektörel etkileri.
Estimated Time:2m 0s
Question 49Question

Türkiye, kıtalar arasındaki coğrafi konumu ve sahip olduğu fiziki özellikler nedeniyle tarih boyunca ulaşım ağlarının odak noktasında yer almıştır. Gün��müzde de kara, demir ve deniz yolu ulaşım sistemlerinin gelişimi; hem ülkenin kendi iç dinamikleriyle hem de küresel ölçekteki transit ticaret koridorlarıyla doğrudan ilişkilidir.

Buna göre, Türkiye'deki ulaşım ağlarının coğrafi özellikleri ve gelişim süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Türkiye'deki demir yolu hatlarının ana omurgasının batı-doğu yönünde uzanması, iç kesimlerdeki sanayi merkezlerinin üretim kapasitesinin kıyı bölgelerine göre daha yüksek olmasının doğal bir sonucudur.

Answer

Türkiye'deki demir yolu hatlarının ana omurgasının batı-doğu yönünde uzanması, iç kesimlerdeki sanayi merkezlerinin üretim kapasitesinin kıyı bölgelerine göre daha yüksek olmasının doğal bir sonucudur.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Türkiye'de demir yolu hatlarının batı-doğu doğrultusunda uzanması, Türkiye'deki dağların (Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar) genel olarak batı-doğu yönünde uzanmasının bir sonucudur. Ayrıca Türkiye'de sanayi üretim kapasitesi iç kesimlerde değil, Marmara ve Ege gibi batı kıyı bölgelerinde daha yüksektir.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'deki limanların demir yolu bağlantılarını ve bu durumun hinterlanda etkisini analiz etmek.
İzmir, Mersin ve Samsun limanlarının demir yolu bağlantısı varken, Antalya ve Trabzon limanlarının demir yolu hattı bulunmamaktadır. Demir yolu bağlantısı limanların etki alanını (hinterland) doğrudan genişletir.
Limanların ticari potansiyeli ile ulaşım modları arasındaki ilişkiyi kurmak.
2
Trabzon Limanı'nın transit ticaret özelliklerini ve geçitlerle ilişkisini değerlendirmek.
Trabzon Limanı'nın demir yolu bağlantısı yoktur fakat Zigana ve Kop geçitleri/tünelleri sayesinde Doğu Anadolu üzerinden İran'a bağlanan karayolu koridoru üzerinde önemli bir transit limandır.
Ulaşım ağlarının geçitler ve transit ticaret ile olan ilişkisini belirlemek.
3
Yer şekillerinin ulaşım hatlarının doğrultusu ve yapım maliyetleri üzerindeki etkisini incelemek.
Ege'de dağların kıyıya dik uzanması (doğu-batı yönlü grabenler) yol yapım maliyetini düşürür. Türkiye'de demir yollarının doğu-batı doğrultusunda uzanmasının temel nedeni Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar'ın doğu-batı yönünde uzanmasıdır; bu durum beşeri faktörlerle (sanayi merkezleri) açıklanamaz.
Doğal faktörlerin ulaşım sistemleri üzerindeki belirleyici rolünü ve doğrultu analizini yapmak.

Key Concept

Türkiye'de ulaşım ağlarının uzanışını, liman hinterlandlarını ve yapım maliyetlerini etkileyen fiziki ve beşeri faktörlerin analizi.
Estimated Time:2m 0s
Question 50Question

Türkiye’nin jeopolitik konumunda etkili olan unsurlar; fiziki coğrafya özellikleri gibi uzun süre değişmeyen statik unsurlar ile ekonomik, siyasi ve askeri durumlar gibi zamana göre değişen dinamik unsurlardan oluşur. Statik unsurlar, dinamik unsurların gelişim yönünü ve sınırlarını belirleyerek dış politika stratejilerinin temelini oluşturur.

Buna göre, Türkiye’nin yakın çevresindeki jeopolitik mücadeleler düşünüldüğünde, aşağıdakilerden hangisi statik unsurların dinamik unsurlar üzerindeki belirleyici etkisine örnek gösterilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Ege Denizi'ndeki girintili çıkıntılı kıyı yapısı ile adaların coğrafi dağılışının, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı ve kara suları sınırlandırması diplomatik müzakerelerini şekillendirmesi

Answer

Ege Denizi'ndeki girintili çıkıntılı kıyı yapısı ile adaların coğrafi dağılışının, Türkiye ve Yunanistan arasındaki kıta sahanlığı ve kara suları sınırlandırması diplomatik müzakerelerini şekillendirmesi
Ege Denizi'nin girintili çıkıntılı kıyı yapısı ile adaların coğrafi dağılışı Türkiye'nin değişmeyen fiziki coğrafya (statik) özellikleridir. Bu coğrafi yapının iki ülke arasındaki kara suları sınırlandırması ve kıta sahanlığı diplomatik müzakerelerini (dinamik) şekillendirmesi, statik unsurların dinamik unsurlar üzerindeki belirleyici etkisine doğrudan bir örnektir.

Step-by-Step Solution

1
Jeopolitik konumu etkileyen statik (değişmeyen) ve dinamik (değişen) unsurları tanımlamak.
Statik unsurlar coğrafi konum, yer şekilleri, iklim gibi fiziki özellikleri kapsarken; dinamik unsurlar askeri, ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmeleri kapsar.
Seçeneklerdeki durumların hangi unsurlar sınıfına girdiğini belirlemek için bu temel ayrım gereklidir.
2
Seçeneklerde verilen durumları analiz ederek statik bir unsurun dinamik bir unsuru etkilediği ilişkiyi bulmak.
Ege Denizi'nin kıyı yapısı ve adaların dağılışı fiziki coğrafya (statik) özelliğiyken, diplomatik müzakereler ve sınır tezleri siyasi/beşeri (dinamik) özelliklerdir. Bu durumda fiziki/statik yapı siyasi/dinamik süreci yönlendirmektedir.
Soruda istenen 'statik unsurların dinamik unsurlar üzerindeki belirleyici etkisi' ilişkisini doğrulamak.

Key Concept

Jeopolitik konumda statik (değişmeyen) unsurlar ile dinamik (değişen) unsurlar arasındaki etkileşim.
Question 51Question

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçiminde ham madde, enerji kaynağı, ulaşım ve pazar gibi coğrafi faktörler belirleyici olmaktadır. Her sanayi kolunun özelliğine göre ön plana çıkan coğrafi faktör farklılık gösterir.

Buna göre, sol sütunda verilen sanayi tesislerini kuruluş yerlerinin belirlenmesindeki temel coğrafi faktörlerin yer aldığı sağ sütundaki ifadelerle doğru şekilde eşle��tiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Karabük Demir-Çelik Fabrikası
Samsun Bakır İzabe Tesisleri
Batman Petrol Rafinerisi
��stanbul Hazır Giyim ve Tekstil Sanayisi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Karabük Demir-Çelik Fabrikası enerji kaynağına yakınlık; Samsun Bakır İzabe Tesisleri ulaşım ve liman imkânları; Batman Petrol Rafinerisi ham maddeye yakınlık; İstanbul Hazır Giyim ve Tekstil Sanayisi ise pazar alanlarına yakınlık faktörleriyle eşleşmektedir.
Sanayi tesislerinin coğrafi dağılışında ham maddeye yakınlık (Batman Petrol Rafinerisi), enerji kaynağına yakınlık (Karabük Demir-Çelik), ulaşım/liman kolaylığı (Samsun Bakır İzabe) ve pazara yakınlık (İstanbul Hazır Giyim) ilkeleriyle eşleştirme yapılması doğru eşleştirmeyi oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın kuruluş gerekçesini analiz etme
Demir madeni Sivas Divriği'den taşınır, tesisin Karabük'te kurulma nedeni ise taş kömürü (enerji kaynağı) yataklarıdır. Dolayısıyla enerji kaynağına yakınlık ile eşleşir.
Zonguldak taş kömürü havzasına yakınlık, yüksek ısı gerektiren demir-çelik eritme işlemi için temel ihtiyaçtır.
2
Samsun Bakır İzabe Tesisleri'nin kuruluş gerekçesini analiz etme
Samsun'da bakır madeni çıkarılmaz. Çevre illerden getirilen bakır cevheri buradaki tesiste işlenir. Bu durum liman ve ulaşım imkânlarıyla doğrudan ilişkilidir.
Karadeniz'in iç kesimlerle demir yolu bağlantısı olan ve hinterlandı en geniş limanı Samsun'dur.
3
Batman Petrol Rafinerisi'nin kuruluş gerekçesini analiz etme
Batman çevresinden çıkarılan ham petrolün yerinde işlenmesi amacıyla rafineri kurulmuştur. Bu doğrudan ham maddeye yakınlığı gösterir.
Taşıma maliyetlerini azaltmak ve yerel kaynağı doğrudan işlemek amacıyla petrol kuyularına yakınlık tercih edilmiştir.
4
İstanbul Hazır Giyim ve Tekstil Sanayisi'nin kuruluş gerekçesini analiz etme
İstanbul hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, ülkenin en yoğun nüfuslu ve tüketim talebi en yüksek bölgesindedir. Bu durum pazar alanına yakınlık ile eşleşir.
Geniş tüketici kitlesi ve talep yoğunluğu, hazır giyim gibi tüketim sektörlerinin pazar yakınında kurulmasını sağlar.

Key Concept

Türkiye'de sanayi tesislerinin kuruluş yeri seçimini etkileyen coğrafi faktörler (ham madde, enerji kaynağı, ulaşım, pazar)
Estimated Time:2m 0s
Question 52Question

Türkiye'de yanlış arazi kullanımı, doğal çevrenin tahrip edilmesine ve ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile coğrafi ilkeler çerçevesinde, aşağıda verilen arazi kullanım durumlarını yol açtıkları temel ekolojik veya yasal sonuçlarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Bursa Ovası'ndaki birinci sınıf alüvyal tarım topraklarının sanayi ve konut alanlarına dönüştürülmesi
Teke ve Taşeli platolarındaki dik ve engebeli karstik alanlarda aşırı ve kontrolsüz keçi otlatılması
Göksu Deltası gibi kıyı sulak alanlarının kurutularak turizm ve yazlık konut imarına açılması
Konya Ovası'nda yeraltı su seviyesinin hızla düşmesine rağmen mısır ve şeker pancarı gibi çok su tüketen tarım ürünlerinin ekilmesi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Bursa Ovası'ndaki birinci sınıf tarım arazilerinin kaybı, mutlak tarım topraklarının korunması ilkesiyle; Teke ve Taşeli platolarındaki aşırı otlatma, karstik erozyon ve çıplaklaşmayla; kıyı sulak alanlarının imara açılması, kıy�� ekosisteminin tahribatıyla; Konya Ovası'ndaki su tüketen ürünlerin ekimi ise obruk oluşumu ve taban suyu kaybıyla eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede; Bursa Ovası'ndaki verimli alüvyal toprakların kaybı mutlak tarım arazilerinin elden çıkmasıyla; Teke ve Taşeli platolarındaki aşırı otlatma karstik erozyonla; sulak alanların imara açılması kıyı ekosistemlerinin bozulmasıyla; Konya Ovası'ndaki yanlış tarımsal ürün seçimi ise yeraltı su seviyesinin düşmesi ve obruk oluşumuyla ilişkilendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Bursa Ovası'ndaki arazi kullanımı incelenir.
Alüvyal ova toprakları birinci sınıf mutlak tarım arazileridir. Bu alanların sanayiye açılması tarımsal toprak kaybına ve yasal ihlale yol açar.
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun temel amacı verimli tarım topraklarının amaç dışı kullanımını engellemektir.
2
Teke ve Taşeli platolarındaki faaliyetler değerlendirilir.
Eğimli karstik alanlarda aşırı otlatma, zayıf bitki örtüsünü yok ederek toprağın kolayca taşınmasına ve ana kayanın ortaya çıkmasına neden olur.
Karstik bölgelerde toprak tabakası incedir ve bitki örtüsü koruyucu bir kalkan görevi görür.
3
Kıyı sulak alanlarındaki yapılaşma analiz edilir.
Deltalar ve sulak alanlar biyoçeşitlilik merkezleridir. Buraların kurutulması kıyı ekosistemlerini ve sulak alan faunasını geri dönülemez şekilde bozar.
Kıyı sulak alanları uluslararası sözleşmelerle korunan hassas ekosistemlerdir.
4
Konya Ovası'ndaki tarımsal uygulamalar incelenir.
Aşırı su tüketen ürünler yeraltı su seviyesini düşürür, bu da karstik boşlukların çökmesiyle obrukların oluşmasına yol açar.
Yarı kurak bölgelerde havza bazlı su yönetimi ve arazi planlaması hayati önem taşır.

Key Concept

Türkiye'de sürdürülebilir arazi planlaması, fiziki coğrafya özelliklerine (eğim, toprak sınıfı, su kaynakları) ve yasal mevzuatlara (5403 sayılı Kanun) uygun arazi kullanımını gerektirir.
Estimated Time:2m 0s
Question 53Question

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte uygulanan aşağıdaki sanayi politikası ve gelişmelerini, kronolojik olarak geçmişten günüm��ze doğru nasıl sıralanmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Türkiye'de sanayi politikalarının kronolojik sıralaması: Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun çıkarılması (1927), Devletçilik ilkesi ve I. Beş Yıllık Sanayi Planı'nın uygulanması (1934), Devlet Planlama Teşkilatının kurulması ve planlı kalk��nma dönemi (1960) ile son olarak 24 Ocak Kararları sonrası ihracata dayalı sanayileşme modeline geçilmesidir (1980).
Cumhuriyet Dönemi sanayi politikalarının kronolojik gelişimi sırasıyla: özel sektörü destekleyen Teşvik-i Sanayi Kanunu dönemi (1927), Büyük Buhran sonrası devletçilik ve planlı sanayi planları (1934), Devlet Planlama Teşkilatı öncülüğünde planlı kalkınma ve ithal ikameci sanayileşme (1960) ve 24 Ocak Kararları ile başlayan ihracata dayalı liberal sanayileşme modelidir (1980). Bu nedenle doğru kronolojik sıralama Teşvik-i Sanayi Kanunu, I. Beş Yıllık Sanayi Planı, Planlı kalkınma dönemi ve İhracata dayalı sanayileşme şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Cumhuriyet'in ilk yıllarında özel sektörü teşvik eden politikanın tarihini belirlemek.
1927 yılında Teşvik-i Sanayi Kanunu kabul edilmiştir.
1923-1932 yılları arasında devlet doğrudan yatırım yapmak yerine özel teşebbüsü desteklemeyi amaçlamıştır.
2
Özel sektörün yetersiz kalması üzerine devletin ekonomiye doğrudan müdahale ettiği dönemi belirlemek.
1934 yılında I. Beş Yıllık Sanayi Planı uygulanmaya başlanmıştır.
1929 Büyük Buhranı'nın etkisiyle devletçilik politikasına geçilmiş ve sanayi yatırımları kamu eliyle yürütülmüştür.
3
Planlı kalkınma ve ithal ikameci sanayileşme dönemini tespit etmek.
1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuş ve 1963'ten itibaren kalkınma planları uygulanmıştır.
Bu dönemde dışa bağımlılığı azaltmak için yurt içindeki tüketim mallarının üretimine öncelik veren ithal ikameci model benimsenmiştir.
4
Dışa açık ve ihracata odaklanan küresel ekonomik modele geçiş tarihini belirlemek.
1980 yılında 24 Ocak Kararları kabul edilmiştir.
Korumacı politikalardan serbest piyasa ekonomisine geçilerek ihracata dayalı büyüme hedeflenmiştir.

Key Concept

Türkiye'de Cumhuriyet Dönemi sanayi politikalarının tarihsel gelişimi ve dönemlere göre değişen sanayi stratejileri.
Estimated Time:2m 0s
Question 54Question

Türkiye’nin dış ticaret yapısı incelendiğinde, ihraç edilen ürün gruplarının toplam ihracat gelirleri içerisindeki payları yapısal olarak farklılık göstermektedir.

Aşağıda verilen ihracat ürün gruplarını, Türkiye'nin yıllık toplam ihracat gelirleri içerisindeki paylarına göre en yüksekten en düşüğe doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama en yüksek paya sahip olan 'Motorlu kara taşıtları, bunların aksam ve parçaları' ile başlayıp sırasıyla 'Kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler', 'Elektrikli makine ve cihazlar' ve en düşük paya sahip olan 'Plastikler ve mamulleri' şeklinde devam etmelidir.
Türkiye'nin ihracat yapısında en yüksek pay motorlu kara taşıtlarına aittir. Bunu sırasıyla kazan ve makineler, elektrikli cihazlar ve son olarak plastik ürünler takip etmektedir. Bu durum ülkenin sanayileşme yapısı ve dış ticaret dinamikleriyle uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Türkiye'nin ihracatında geleneksel olarak en yüksek paya sahip sanayi kolunu belirlemek.
Otomotiv sanayisini temsil eden motorlu kara taşıtları grubunun birinci sırada yer aldığı saptanır.
Türkiye'nin sanayileşmiş yapısında en büyük ihracat geliri otomotiv sektöründen elde edilmektedir.
2
Otomotivden sonra gelen ikinci en büyük sanayi ihracat grubunu tespit etmek.
Kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler grubunun ikinci sırada yer aldığı belirlenir.
Makine imalat sanayisi Türkiye ihracatının en dinamik ve hacimli ikinci ayağını oluşturur.
3
Elektrikli makine ve plastik gruplarının hacimlerini karşılaştırmak.
Elektrikli makine ve cihazlar grubunun payının plastik ve mamullerinden daha yüksek olduğu saptanır.
Beyaz eşya ve kablo sanayisini de içeren elektrik-elektronik sektörü, plastik hammadde ve mamul ihracatından daha büyük bir ekonomik büyüklüğe sahiptir.

Key Concept

Türkiye'nin Dış Ticaretinde İhraç Edilen Ürün Gruplarının Payları
Question 55Question

Türkiye’de Cumhuriyet’ten günümüze uygulanan ekonomi politikaları, sanayinin coğrafi dağılışını ve kentleşme süreçlerini doğrudan etkilemiştir. 1960-1980 yılları arasındaki planlı kalkınma döneminde temel hedef olan 'ithal ikameci sanayileşme' politikası, tüketim mallarının ülke içinde üretilmesini amaçlamış; bu durum sanayinin büyük tüketim merkezlerinde ve ithalat limanlarının çevresinde (Marmara Bölgesi) yoğunlaşmasını pekiştirmiştir. 1980 sonrasında benimsenen 'ihracata dayalı dışa açık büyüme' modeli ise küresel pazarlarla entegrasyonu hızlandırmış, teşviklerin de etkisiyle Denizli, Gaziantep ve Kayseri gibi Anadolu kentlerinde sanayinin hızla gelişmesini sağlayarak mekânsal yapıda çok merkezli bir yapı ortaya çıkarmıştır.

Bu bilgiler ve Türkiye'nin ekonomi tarihi dikkate alındığında, uygulanan ekonomi politikalarının mekânsal etkileriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

Show answer & explanation

Answer: 1980 öncesindeki ithal ikameci dönemde sanayi yatırımlarının yer seçiminde, dış pazar talepleri ve uluslararası deniz ticareti rotalarına yakınlık temel kriter olarak belirlenmiştir.

Answer

1980 öncesindeki ithal ikameci dönemde sanayi yatırımlarının yer seçiminde, dış pazar talepleri ve uluslararası deniz ticareti rotalarına yakınlığın temel kriter olarak belirlendiği yönündeki ifade yanlıştır. Çünkü ithal ikameci model dış pazarlara değil, iç pazara yönelik üretim yapmayı amaçlar.
İthal ikameci sanayileşme modelinde üretim tamamen ülke içindeki tüketicilere (iç pazara) yönelik olarak planlanmıştır. Bu nedenle sanayi yatırımlarının yer seçiminde dış pazar talepleri değil, iç pazarın büyüklüğü esas alınmıştır. Bu sebeple 1980 öncesindeki dönemde yer seçiminin dış pazar taleplerine göre şekillendiği yönündeki yargıya ulaşılamaz.

Step-by-Step Solution

1
İthal ikameci sanayileşme kavramının ve amacının analiz edilmesi
İthal ikameci modelin, daha önce ithal edilen malların ülke içinde üretilerek iç pazara sunulmasını hedeflediği belirlenir.
1960-1980 döneminin temel ekonomik politikasının mantığını anlamak için bu adım gereklidir.
2
İthal ikameci modelin sanayinin yer seçimine (mekânsal) etkisinin incelenmesi
Tesislerin yer seçiminde tüketici nüfusa (iç pazara) yakınlık ve ithal edilen girdilerin (makine, ara malı) kolayca ulaşabileceği büyük ithalat limanlarının (özellikle İstanbul-Kocaeli çevresi) belirleyici olduğu tespit edilir.
Ulaşım ve pazar coğrafyası ilişkisini kurabilmek için bu mekânsal analiz yapılmalıdır.
3
1980 sonrası ihracata dayalı dışa açık büyüme modelinin mekânsal etkileriyle karşılaştırılması
1980 sonrasında küresel pazarlara açılma ve teşviklerle sanayinin Anadolu şehirlerine (Denizli, Gaziantep vb.) yayıldığı ve çok merkezli bir mekânsal yapının geliştiği görülür.
İki farklı dönemin mekânsal organizasyon üzerindeki etkilerini kıyaslamak için bu adım gereklidir.
4
Seçeneklerin analiz edilerek yanlış olan ifadenin saptanması
1980 öncesindeki ithal ikameci dönemde yer seçiminin 'dış pazar talepleri ve uluslararası deniz ticareti rotalarına yakınlık' ile ilişkili olduğunu öne süren ifadenin, ithal ikameci modelin iç pazar odaklı doğasıyla çeliştiği belirlenir.
Doğru seçeneğe (ulaşılamayacak olan yargıya) karar vermek için bu karşılaştırma yapılır.

Key Concept

Türkiye'de farklı dönemlerde uygulanan ekonomi politikalarının sanayinin coğrafi dağılışı ve bölgesel kalkınma üzerindeki mekânsal etkileri
Estimated Time:2m 0s
Question 56Question

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarında (1923-1932 dönemi) sanayi faaliyetlerini canlandırmak amacıyla özel teşebbüsü destekleyen çeşitli adımlar atılmıştır. Bu doğrultuda, 1927 yılında çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu ile özel sektörün sanayi tesisleri kurması teşvik edilmiştir. Ancak bu kanundan beklenen başarı elde edilememiş ve 1930'lu yıllardan itibaren devletçilik politikası benimsenerek sanayileşme devlet eliyle yürütülmüştür.

Buna göre, 1923-1932 döneminde özel sektör öncülüğünde gerçekleştirilmek istenen sanayileşme hamlesinin hedeflenen düzeye ulaşamamasında aşağıdakilerden hangisi etkili olmamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda temel tüketim maddelerine yönelik fabrikaların kurulması

Answer

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda temel tüketim maddelerine yönelik fabrikaların kurulması
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı doğrultusunda fabrikaların kurulması seçeneği doğru cevaptır. Çünkü bu plan 1933 yılında hazırlanmış ve 1934-1938 yılları arasında uygulanmıştır. Bu durum, 1923-1932 dönemindeki özel sektör yatırımlarının başarısız olmasının bir nedeni olamaz; aksine, bu başarısızlığın ardından devletin ekonomiyi yönlendirmek ve kalkındırmak amacıyla benimsediği devletçi modelin en önemli uygulamasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Cumhuriyet'in ilk dönemi (1923-1932) sanayi politikalarını ve bu dönemde özel sektörü desteklemek amacıyla çıkarılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun (1927) başarısızlık nedenlerini analiz etmek.
Sermaye yetersizliği, teknik eleman eksikliği, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve zayıf iç pazar gibi faktörlerin bu dönemdeki başarısızlıkta doğrudan etkili olduğu tespit edilir.
Soruda verilen dönemdeki sanayi girişimlerinin neden başarısız olduğunu belirlemek için.
2
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın hangi dönemde ve hangi amaçla yürürlüğe girdiğini belirlemek.
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın 1934-1938 yılları arasında, yani devletçi sanayileşme döneminde uygulandığı; dolayısıyla 1923-1932 dönemindeki başarısızlığın nedeni değil, o başarısızlığın ardından geçilen devletçilik politikasının bir sonucu olduğu anlaşılır.
Seçenekler arasındaki kronolojik ve nedensel uyumsuzluğu tespit edip doğru seçeneğe ulaşmak için.

Key Concept

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarında (1923-1932) uygulanan ekonomi politikaları, Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarısız olma nedenleri ve devletçi planlı sanayileşme dönemine (1932-1950) geçiş süreci.
Question 57Question

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte mekânsal yapıyı ve sosyoekonomik hayatı şekillendiren çeşitli ekonomi politikaları uygulanmıştır. Bu süreçte yaşanan aşağıdaki gelişmeleri en eskiden en yeniye doğru olacak şekilde kronolojik olarak sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Türkiye ekonomisinde kronolojik doğru sıralama sırasıyla: İzmir İktisat Kongresi (1923), Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (1934), Devlet Planlama Teşkilatı'nın kuruluşu (1960) ve 24 Ocak Kararları'dır (1980).
Verilen tarihsel olaylar gerçekleştikleri dönemlere göre incelendiğinde; İzmir İktisat Kongresi 1923, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı 1934, DPT'nin kuruluşu 1960 ve 24 Ocak Kararları 1980 yılına aittir. Dolayısıyla en eskiden en yeniye kronolojik sıralama sırasıyla İzmir İktisat Kongresi kararlarının kabul edilmesi, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nın yürürlüğe girmesi, Devlet Planlama Teşkilatının kurulması ve 24 Ocak Kararları şeklindedir.

Step-by-Step Solution

1
Cumhuriyet dönemi ekonomi tarihindeki ilk dönüm noktasını belirleme
İzmir İktisat Kongresi ve Misak-ı İktisadi kararları 1923 yılına aittir.
Yeni Türk devletinin iktisat politikasının temellerinin atıldığı ilk büyük kongredir.
2
Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası yürürlüğe giren planlı sanayileşme politikasını belirleme
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı 1934 yılında yürürlüğe girmiştir.
1929 küresel buhranı sonrası özel teşebbüsün sermaye yetersizliği nedeniyle devletçilik ilkesine geçilmiş ve ilk sanayi planı uygulanmıştır.
3
Makroekonomik planlamanın kurumsallaştığı tarihi belirleme
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) kurulması 1960 yılına denk gelir.
1960 sonrasındaki planlı kalkınma dönemini yönetmek için bu kurum faaliyete geçirilmiştir.
4
Küreselleşme ve dışa açık büyüme modeline geçiş tarihini belirleme
24 Ocak Kararları'nın alınması 1980 yılına aittir.
İthal ikameci sanayileşmeden vazgeçilerek serbest piyasa ekonomisine ve ihracata dayalı modele geçiş yapılmıştır.

Key Concept

Türkiye Ekonomisinde Dönemler ve Ekonomi Politikaları

Alternative Method

Olayların temsil ettiği iktisadi dönemleri (1923-1929 serbest girişim dönemi, 1930-1950 devletçilik dönemi, 1960-1980 planlı dönem, 1980 sonrası liberalleşme dönemi) belirleyip bu dönemleri kronolojik olarak sıralamak süreci kolaylaştıracaktır.
Estimated Time:2m 0s
Question 58Question

Türkiye'deki bazı turizm varlıkları, doğal süreçler ile beşeri unsurların bir arada yer aldığı "karma miras" alanları iken, bazıları ise tamamen kültürel veya doğal miras özellikleriyle ön plana çıkmaktadır.

Aşağıdaki haritada, Türkiye'nin UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan üç farklı turizm alanı numaralandırılarak gösterilmiştir.

Haritada numaralandırılan bu alanlar ve buralardaki turizm varlıklarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: IIII ve IIIIII numaralı alanlardaki turizm varlıklarının gelişiminde hem jeolojik/jeomorfolojik süreçler hem de beşeri faaliyetler etkili olmuşken, II numaralı alan kültürel özellikleri ile ön plana çıkmaktadır.

Answer

İkinci ve üçüncü numaralı alanlardaki turizm varlıklarının gelişiminde hem jeolojik/jeomorfolojik süreçler hem de beşeri faaliyetler etkili olmuşken, birinci numaralı alan kültürel özellikleri ile ön plana çıkmaktadır.
Doğru yargı, ikinci ve üçüncü alanların gelişiminde hem jeolojik/jeomorfolojik süreçler ile beşeri faaliyetlerin (karma miras) ortak etkisinin bulunması, birinci alanın ise sadece kültürel özellikleri ile ön plana çıkmasıdır. Kapadokya ile Pamukkale hem doğal oluşumları (tüfler, peri bacaları, travertenler) hem de tarihi kalıntıları (kaya kiliseleri, Hierapolis) barındırdığı için karma mirastır; Safranbolu ise Osmanlı kent mimarisini koruyan kültürel bir sit alanıdır.

Step-by-Step Solution

1
Haritada işaretli merkezlerin hangi UNESCO Dünya Miras alanlarını temsil ettiğini saptayın.
II numaralı alan Safranbolu (Karabük), IIII numaralı alan Kapadokya (Nevşehir) ve IIIIII numaralı alan Pamukkale (Denizli) olarak belirlenir.
Soruda harita okuryazarlığı ve turizm varlıklarının coğrafi dağılışı bilgisinin test edilmesi amaçlanmaktadır.
2
Bu alanların oluşum kökenlerini ve UNESCO miras sınıflandırmalarını analiz edin.
II numaralı alan (Safranbolu) sadece kültürel mirastır (Osmanlı evleri). IIII numaralı alan (Kapadokya) ve IIIIII numaralı alan (Pamukkale) karma mirastır. Kapadokya'da peri bacaları (doğal) ve kaya oyma ibadethaneler (beşeri); Pamukkale'de travertenler (doğal) ve Hierapolis antik kenti (beşeri) bir aradadır.
Karma miras kavramının ve jeolojik/jeomorfolojik süreçlerin beşeri coğrafya ile ilişkisini kurmak gerekir.
3
Seçeneklerdeki jeolojik, klimatolojik ve idari yargıları eleyerek doğru sonuca ulaşın.
İkinci ve üçüncü alanların gelişiminde hem yer yapısı (jeoloji) ve yer şekilleri (jeomorfoloji) hem de insan faaliyetleri etkiliyken, birinci alanın sadece beşeri/kültürel yönüyle ön plana çıktığı yargısı doğrudur.
Diğer seçeneklerdeki yanlış jeolojik/klimatolojik ve bölgesel planlama bilgilerini ayıklayarak kesin doğru seçeneği belirlemek gerekmektedir.

Key Concept

Türkiye'nin UNESCO Dünya Miras Varlıkları ve Karma Miras Kavramı
Estimated Time:2m 0s
Question 59Question

Türkiye; zengin yer şekilleri, jeolojik yapısı, iklim çeşitliliği ve köklü tarihi geçmi��i sayesinde çok çeşitli turizm potansiyeline sahiptir.

Aşağıda verilen Türkiye'deki turizm merkezleri ile bu merkezlerde gelişen baskın turizm türü ve gelişiminde etkili olan temel coğrafi/tarihi özellikleri eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Sarıkamış (Kars)
Karacasu - Aphrodisias (Aydın)
Ayder (Rize)
Sandıklı (Afyonkarahisar)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sarıkamış (Kars) ile kış turizmi (kristal kar yapısı); Karacasu - Aphrodisias (Aydın) ile kültür turizmi (UNESCO listesi, heykeltıraşlık okulu); Ayder (Rize) ile yayla turizmi (klimatik konfor); Sandıklı (Afyonkarahisar) ile termal turizm (sıcak su kaynakları) eşleşmektedir.
Sarıkamış, düşük nem oranı sayesinde kristal kar yapısına sahip kış sporları merkezidir. Aphrodisias, UNESCO listesinde yer alan antik bir kültür turizmi alanıdır. Ayder, Karadeniz dağlarında yazın klimatik konfor sunan yayla turizmi merkezidir. Sandıklı ise aktif kırıklı yapıya bağlı olarak kaplıcalarıyla bilinen termal turizm merkezidir.

Step-by-Step Solution

1
Merkezlerin coğrafi konumlarını ve jeolojik/jeomorfolojik özelliklerini belirleme
Sarıkamış yüksek ve soğuk bir karasal iklim bölgesinde; Sandıklı aktif fay hatlarının geçtiği jeotermal alanda; Ayder nemli Karadeniz dağlarında; Aphrodisias ise Ege Bölgesi'nde tarihi bir antik kent alanında yer alır.
Turizm faaliyetlerinin türünü belirleyen temel faktörler iklim, yer şekilleri, jeolojik yapı ve beşeri-tarihi unsurlardır.
2
Merkezlerde gelişen baskın turizm türlerini tespit etme
Sarıkamış kış sporları, Sandıklı kaplıca/termal turizm, Ayder yayla turizmi, Aphrodisias ise arkeolojik kültür turizmi ile doğrudan ilişkilidir.
Her merkez, kendine has coğrafi veya tarihi potansiyeline uygun turizm faaliyetleriyle markalaşmıştır.
3
Eşleştirmeleri gerçekleştirme
Sarıkamış kristal kar yapısı ifadesiyle, Sandıklı tektonik hatlar ve sıcak su ifadesiyle, Ayder serin yaz şartları ve yayla ifadesiyle, Aphrodisias ise heykeltıraşlık okulu ve UNESCO ifadesiyle doğru şekilde eşleştirilir.
Kavramsal ve mekansal eşleştirmelerin doğruluğu coğrafi gerekçelerle kanıtlanır.

Key Concept

Türkiye'nin farklı jeolojik, jeomorfolojik ve klimatik özelliklerine bağlı olarak gelişen turizm çeşitliliği ve UNESCO Dünya Miras Varlıkları
Estimated Time:2m 0s
Question 60Question

Türkiye'de kara yolu ve demir yolu gibi ulaşım ağlarının uzanışı, yapım maliyetleri ve güzergah seçimleri üzerinde yer şekilleri (dağların uzanış yönü, eğim ve engebe) belirleyici bir rol oynamaktadır. Dağların kıyı çizgisine paralel uzandığı ve kıyıya yakın yüksek duvarlar oluşturduğu bölgelerde, iç kesimlerle bağlantı sağlamak amacıyla t��nel, köprü ve viyadük yapımı zorunlu hale gelmektedir.

Haritada numaralandırılarak gösterilen doğrultuların hangisinde inşa edilecek yeni bir ulaşım hattının, birim kilometre başına düşen tünel/köprü ihtiyacı ve yapım maliyetinin en fazla olması beklenir?

Show answer & explanation

Answer: III numaralı doğrultu

Answer

Doğu Karadeniz kıyı kuşağını iç kesimlere bağlayan hat üzerinde (III numaralı doğrultu) Kuzey Anadolu Dağları'nın çok yüksek ve engebeli kısımları yer aldığı için yol yapım maliyeti en fazladır.
Doğu Karadeniz kıyı kuşağından (Trabzon-Rize civarı) iç kesimlere doğru uzanan doğrultu boyunca çok yüksek ve dik yamaçlara sahip Kuzey Anadolu Dağları yer alır. Bu dağların aşılması için çok sayıda tünel ve viyadük yapılması gerektiğinden, birim kilometre başına düşen yapım maliyeti en fazladır.

Step-by-Step Solution

1
Haritada numaralandırılmış doğrultuların geçtiği bölgelerin yer şekillerini (dağların uzanışı, yükselti ve engebe durumu) analiz edin.
I numaralı doğrultunun (Ege grabenleri), IV numaralı doğrultunun (Trakya) ve V numaralı doğrultunun (Güneydoğu ovaları) düz/sade yer şekillerine sahip olduğu; II numaralı doğrultunun (Orta Karadeniz) alçak dağlık olduğunu; III numaralı doğrultunun (Doğu Karadeniz) ise yüksek ve çok engebeli dağlık alanlardan oluştuğu görülür.
Yol yapım maliyetlerini doğrudan etkileyen topoğrafik engelleri her bölge özelinde karşılaştırabilmek.
2
K��yı ile iç kesimler arasındaki ulaşımda engebeyi aşmak için en fazla mühendislik yapısı (tünel, viyadük, köprü) gerektiren güzergahı belirleyin.
Doğu Karadeniz kıyısını iç kesimlere bağlayan III numaralı doğrultunun, Kaçkar ve Kalkanlı gibi çok yüksek dağ sıralarını dik kesmesi nedeniyle en yüksek köprü/tünel ihtiyacına ve birim maliyete sahip olduğu tespit edilir.
Ulaşım maliyetlerinin engebeli ve yüksek dağlık alanlarda maksimuma ulaşması kuralını uygulamak.

Key Concept

Türkiye'de topoğrafik özelliklerin (dağların uzanışının, eğim ve engebenin) kara ve demir yolu ulaşım hatlarının yapım maliyetleri üzerindeki belirleyici etkisi.
Estimated Time:2m 0s
PreviousPage 3 / 5Next
Mekansal Bir Sentez: Türkiye Practice Questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Page 3 | Examkin