Divan Edebiyatı

303 questions

Question 21Question

17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatında şairler; benimsedikleri edebî akımlar, ustalaştıkları nazım şekilleri ve ortaya koydukları eserlerle kendilerine özgü sanatsal çizgiler belirlemişlerdir.

Buna göre, sol sütunda verilen belirleyici özellikleri sağ sütundaki sanatçı isimleriyle doğru biçimde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

17. yüzyıl şairidir. Divan edebiyatında rubai nazım şeklinin en büyük ustası kabul edilir. Tasavvufi ve felsefi düşüncelerini yoğunlaştırdığı rubaileriyle tanınan sanatçı, edebiyat tarihinde Mevlevi kimliğiyle de öne çıkar.
17. yüzyılda kaside türünün en büyük ustası sayılmıştır. Övgü ve yergide sınır tanımayan şair, Sihâm-ı Kazâ adlı hiciv eseriyle tanınır ve din dışı kasidelerinde gösterdiği yüksek özgüvenle bilinir.
18. yüzyılda klasik divan şiirinin son büyük temsilcisi kabul edilir. Sebk-i Hindi akımının en özgün örneklerini veren şair, ilahi aşkı alegorik bir yolculuk üzerinden anlattığı Hüsn ü Aşk mesnevisinin yazarıdır.
18. yüzyılın tanınmış şair ve devlet adamlarındandır. Oğlu için yazdığı didaktik nitelikteki Lütfiye mesnevisinin yanı sıra Tuhfe ve Nuhbe adlarını taşıyan manzum sözlükleriyle edebiyat dünyasında yer edinmiştir.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Birinci ��zelliğin Azmizade Hâletî, ikinci özelliğin Nef'î, üçüncü özelliğin Şeyh Galip ve dördüncü özelliğin Sünbülzade Vehbi ile eşleştirilmesi gerekir.
Doğru eşleştirmede; rubai ustası olarak nitelendirilen birinci tanım Azmizade Hâletî ile; kaside ve hiciv ustası olan ikinci tanım Nef'î ile; Sebk-i Hindi akımı ve Hüsn ü Aşk mesnevisiyle bilinen üçüncü tanım Şeyh Galip ile; didaktik Lütfiye mesnevisi ve manzum sözlükleriyle tanınan dördüncü tanım ise Sünbülzade Vehbi ile eşleşmelidir. Bu eşleştirmeler şairlerin biyografilerine, edebi yönelimlerine ve eserlerine tam olarak uymaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci şair özelliğindeki ipuçlarını incelemek.
Özellikte geçen '17. yüzyıl', 'rubai nazım şekli ustası' ve 'Mevlevi' kavramlarının Azmizade Hâletî'yi işaret ettiği belirlenir.
Divan edebiyatında rubai türünün zirve ismi 17. yüzyılda Azmizade Hâletî'dir.
2
İkinci şair özelliğindeki ipuçlarını incelemek.
Özellikte geçen '17. yüzyıl kaside ustası', 'hiciv' ve 'Sihâm-ı Kazâ' ifadelerinin Nef'î'yi işaret ettiği belirlenir.
Sihâm-ı Kazâ, Nef'î'nin en tanınmış hiciv eseridir.
3
Üçüncü şair özelliğindeki ipuçlarını incelemek.
Özellikte geçen '18. yüzyıl', 'Sebk-i Hindi' ve 'Hüsn ü Aşk' kavramlarının Şeyh Galip'i işaret ettiği belirlenir.
Hüsn ü Aşk, Şeyh Galip'in 18. yüzyılda kaleme aldığı en ünlü Sebk-i Hindi ve tasavvuf konulu mesnevisidir.
4
Dördüncü şair özelliğindeki ipuçlarını incelemek.
Özellikte geçen '18. yüzyıl', 'Lütfiye mesnevisi' ve 'Tuhfe, Nuhbe sözlükleri' ifadelerinin Sünbülzade Vehbi'yi işaret ettiği belirlenir.
Sünbülzade Vehbi, didaktik Lütfiye mesnevisi ve manzum sözlükleriyle tanınan 18. yüzyıl şairidir.

Key Concept

17. ve 18. yüzyıl divan şairlerinin belirleyici üslup, tür ve eser özellikleri
Estimated Time:2m 0s
Question 22Question

Aşağıda Divan edebiyatı nazım şekillerinden alınan üç farklı beyit verilmiştir:

I.
*Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım*
*Uyarır halkı efgānım kara bahtım uyanmaz mı*

II.
*Minnet Hudâ’ya devlet-i dünyâ fenâ bulur*
*Bâkî kalır sahîfe-i âlemde adımız*

III.
*Bir eşek var idi zaîf ü nizâr*
*Yük elinden katı şikeste vü zâr*

Bu beyitlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: I. beyit, mısra ortalarındaki iç kafiyeleriyle (cânım - efgānım) musammat bir gazel özelliği göstermekte olup kafiye düzenine göre bu şiirin ilk (matla) beyitidir.

Answer

I. beyit, mısra ortalarındaki iç kafiyeleriyle musammat bir gazel özelliği göstermekte olup kafiye düzenine göre bu şiirin ilk (matla) beyitidir ifadesi yanlıştır.
Verilen I. beyit incelendiğinde dize sonlarındaki 'giryânım' ve 'uyanmaz mı' kelimelerinin kendi arasında kafiyeli olmadığı görülmektedir. Bu durum beyitin 'ba' veya 'xa' şeklinde kafiyelendiğini ve dolayısıyla gazelin ilk (matla) beyiti olmadığını gösterir. Gazelin ilk beyiti 'usanmaz mı / yanmaz mı' şeklinde kendi arasında kafiyelidir (aa). Dolayısıyla I. beyitin matla beyiti olduğunu belirten seçenek yanlıştır ve aranan doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Verilen beyitlerin kafiye şemalarını ve yapısal özelliklerini belirlemek.
I. beyit 'xa', II. beyit 'xa' ve III. beyit 'aa' kafiye şemasına sahiptir. I. beyitte 'cânım', 'giryânım', 'efgānım' kelimeleriyle iç kafiye oluşturulmuştur.
Beyitlerin ait oldukları nazım biçimlerini ve şiir içindeki konumlarını belirlemek.
2
Beyitlerin nazım şekli kurallarına göre durumlarını değerlendirmek.
I. beyit musammat bir gazele aittir. II. beyit Bâkî'nin rindane bir gazeline (makta beyiti) aittir. III. beyit Şeyhî'nin Harname mesnevisine aittir.
Seçeneklerdeki yapısal ve içeriksel iddiaları test etmek.
3
Kafiye kuralları ile beyit konumu arasındaki ilişkiyi kurarak yanlış yargıyı saptamak.
Gazellerde matla (ilk) beyit 'aa' şeklinde kafiyelenmelidir. I. beyit 'xa' kafiye şemasına sahip olduğundan şiirin ilk beyiti olamaz. Dolayısıyla bu beyitin matla olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.
Doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri - Beyitlerle Kurulanlar
Question 23Question

Divan edebiyatı nazım şekilleri ve özellikleri üzerine çalışan bir öğrenci, aşağıdaki iki beyti yapısal ve içeriksel yönlerden incelemektedir:

I. Beyit:
Süzme çeşmün gelmesün müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîmeme peykân peykân üstüne

II. Beyit:
Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkim zehri dermânındadır

Buna göre, bu beyitlerle ilgili olarak yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I. beyit, dizeleri kendi arasında kafiyeli olduğu için (aa) bir gazel veya kasidenin 'matla' beyti; II. beyit ise dizeleri kendi arasında kafiyeli olmadığından (xa) bir gazelin veya kasidenin ara beyitlerinden biri olabilir.

Answer

Birinci beytin dizeleri kendi arasında kafiyeli olduğu için (aa) gazel veya kasidenin ilk beyti (matla); ikinci beytin dizeleri kendi arasında kafiyeli olmadığından (xa) gazel veya kasidenin ara beyitlerinden biri olabileceğini belirten yargı doğrudur.
Dizeleri kendi arasında kafiyeli olan beyitler (aa) matla özelliği gösterirken, dizeleri kendi arasında kafiyeli olmayan beyitler (xa) gazel ve kaside gibi nazım şekillerinin iç/ara beyitleri olabilir. Birinci beytin dize sonları kendi arasında kafiyeli iken ikinci beytinki değildir. Bu nedenle birinci beytin matla, ikinci beytin ise ara beyit olabileceğini belirten değerlendirme doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
I. beytin dize sonlarındaki kafiye düzenini tespit etmek
I. beyitteki 'müjgân üstüne' ve 'peykân üstüne' kelimeleri incelendiğinde 'üstüne' sözcüklerinin redif, 'müjgân' ve 'peykân' kelimelerindeki '-ân' seslerinin zengin kafiye olduğu ve beytin kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu görülür.
Kafiye düzeni, beytin nazım şekli içindeki konumunu (matla, makta veya ara beyit) belirlemek için temel veridir.
2
II. beytin dize sonlarındaki kafiye düzenini tespit etmek
II. beyitteki 'tabîb' ve 'dermânındadır' sözcükleri arasında herhangi bir ses benzerliği (kafiye/redif) bulunmadığı için beytin dizelerinin kendi arasında kafiyeli olmadığı (xa veya ba düzeninde olduğu) anlaşılır.
Dize sonlarındaki ses benzerliklerinin olmaması, beytin matla beyti veya mesnevi beyti olma ihtimalini ortadan kaldırır.
3
Elde edilen kafiye şemalarını beyitlerle kurulan nazım şekillerinin yapısal kurallarıyla eşleştirmek
I. beyit (aa) bir gazel veya kasidenin matla beyti; II. beyit ise (xa) bu nazım şekillerinin ara beyitlerinden biri olabilir. Bu durum bizi doğru seçeneğe götürür.
Gazel ve kaside aa-ba-ca... şeklinde kafiyelenirken mesnevi aa-bb-cc... şeklinde kafiyelenir.

Key Concept

Divan Edebiyatı Nazım Şekillerinde Kafiye Örgüsü ve Beyit Konumları
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question

Aşağıdaki beyitler 17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatına yön veren şairlerin şiir anlayı��larını örneklendirmektedir:

I. Bağ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz

II. İzn alıp cum'a ertesi gül-şen-i Göksu'ya gidelim
Bir iki piyâle nûş edip zevk u safâlar edelim

III. Biz nihâl-i hayretiz kûy-ı mahabbette biter
Suyu gözyaşı, gıdası âteş-i dildendir

Bu beyitler ve ait oldukları şairlerin edebi yönelimleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: III. beyit, II. beyit ile aynı yüzyılda kaleme alınmış olup Şeyh Gâlip'in 18. yüzyılda başlattığı Sebk-i Hindî anlayışının Nâilî tarafından bu yüzyılda sürdürüldüğünü göstermektedir.

Answer

III. beyit, II. beyit ile aynı yüzyılda kaleme alınmış olup Şeyh Gâlip'in 18. yüzyılda başlattığı Sebk-i Hindî anlayışının Nâilî tarafından bu yüzyılda sürdürüldüğünü gösteren ifade söylenemez.
Yanlış olan ve dolayısıyla doğru cevap teşkil eden seçenek; Nâilî'nin 18. yüzyılda yaşadığını ve Şeyh Gâlip'in başlattığı akımı sürdürdüğünü savunan ifadedir. Nâilî, 17. yüzyılda yaşamış ve Sebk-i Hindî akımının öncülüğünü yapmıştır. Şeyh Gâlip ise 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ve bu akımın son büyük zirvesi olmuştur. Dolayısıyla bu iki şairin kronolojik ilişkisi ters verilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci beyit dil, üslup ve içerik yönünden incelenerek şairi ve dönemi belirlenir.
Beyit, Nâbî'nin tecrübeleri aktaran 'hikemi' tarzını yansıtmaktadır. Nâbî 17. yüzyıl şairidir.
Şiirin ait olduğu edebi geleneği ve yüzyılı doğru konumlandırmak amacıyla bu analiz yapılır.
2
İkinci beyit dil, üslup ve içerik yönünden incelenerek şairi ve dönemi belirlenir.
Göksu mesiresine gitmekten bahseden bu beyit, 18. yüzyıl şairi Nedîm'e ve onun mahallileşme akımına aittir.
Şiirdeki mahallileşme unsurlarını ve şairin kronolojik konumunu saptamak için bu analiz yapılır.
3
Üçüncü beyit dil, üslup ve içerik yönünden incelenerek şairi ve dönemi belirlenir.
Soyut imge dünyasıyla dikkat çeken beyit, 17. yüzyıl şairi Nâilî'ye aittir ve Sebk-i Hindî akımını yansıtmaktadır.
Hint üslubunun (Sebk-i Hindî) kurucularından Nâilî'nin edebi konumunu tespit etmek için bu analiz yapılır.
4
Seçeneklerde yer alan edebi ve kronolojik bilgiler karşılaştırılarak yanlış olan ifade belirlenir.
Nâilî'nin Şeyh Gâlip'ten etkilenmesi ya da onun yolunu 18. yüzyılda sürdürmesi kronolojik olarak imkânsızdır; çünkü Nâilî 17. yüzyılda yaşamış bir öncüdür, Şeyh Gâlip ise 18. yüzyılın sonlarında yaşamış bir takipçidir.
Soruda istenen söylenemez olan seçeneği kesinleştirmek için tarihi ve edebi tutarlılık kontrol edilir.

Key Concept

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairlerinin (Nâbî, Nedîm, Nâilî, Şeyh Gâlip) yüzyıl, üslup ve akım (Hikemi tarz, Mahallileşme, Sebk-i Hindî) düzeyinde karşılaştırılması.
Question 25Question

Divan edebiyatında şairler; şiirlerinde işledikleri konulara, hitap ettikleri makama ve yazılış amaçlarına göre naat, hicviye, mersiye, fahriye, methiye ve münacat gibi farklı nazım türlerini tercih etmişlerdir. Bu türlerin her biri, kendine özgü bir kavram dünyasına ve terminolojiye sahiptir.

Buna göre, aşağıdaki beyit - nazım türü eşleştirmelerinden hangisi yanlışt��r?

Show answer & explanation

Answer: Beyit: Hüsrev-i dârâ-haşem sultân-ı sâhib-adl ü dâd / Mülk-i Osmânîye dermân kıldı lutf-ı kirdigâr
Nazım Türü: Münacat

Answer

Beyit: Hüsrev-i dârâ-haşem sultân-ı sâhib-adl ü dâd / Mülk-i Osmânîye dermân kıldı lutf-ı kirdigâr
Nazım Türü: Münacat eşleştirmesi yanlıştır.
Hükümdarı, adaleti ve devletin gücünü öven beyit 'methiye' nazım türüne aittir. Beyitte geçen 'Hüsrev' ve 'sultân' kelimeleri bu övgünün dünyevi bir yöneticiye yapıldığını açıkça göstermektedir. Bu beytin Allah'a yakarış şiiri olan 'münacat' ile eşleştirilmesi yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen beyitlerin anahtar kelimelerini ve temalarını incelemek.
Her beyitte geçen anahtar kavramlar belirlenir: Birinci beyitte 'su' (peygamber sevgisi), ikinci beyitte 'Müftî Efendi'ye verilen iğneleyici cevap (yergi), üçüncü beyitte 'Süleymân-ı zamân gitdi cihândan' (ölüm), dördüncü beyitte 'Tûtî-i mu‘cize-gûyem' (şairin kendini övmesi) ve beşinci beyitte 'Hüsrev', 'sultân' (yönetici övgüsü) kelimeleri öne çıkar.
Divan edebiyatında nazım türleri, işlenen konuya ve hitap edilen makama göre belirlendiğinden kelime dağarcığı doğrudan türü ele verir.
2
Eşleştirilen nazım türlerinin tanımlarını göz önünde bulundurarak beyitlerin bu türlere uygunluğunu kontrol etmek.
Naat (Peygamber övgüsü), Hicviye (yergi), Mersiye (ölüm üzerine yazılan şiir) ve Fahriye (şairin kendini övmesi) eşleştirmeleri beyitlerin içeriğiyle tam olarak örtüşmektedir.
Doğru eşleştirmeleri eleyerek yanlış olan seçeneği kesinleştirmek gerekir.
3
Yanlış eşleştirilmiş olan seçeneği tespit etmek ve gerekçesini açıklamak.
'Hüsrev-i dârâ-haşem sultân-ı sâhib-adl ü dâd' dizesiyle başlayan beyitte dönemin padişahı övülmektedir. Bu bir methiye örneğidir. Ancak seçeneklerde bu beyit, Allah'a yalvarıp yakarma amacıyla yazılan 'münacat' ile eşleştirilmiştir.
Münacat ve methiye arasındaki konu ve muhatap farkını ortaya koyarak yanlışlığı kanıtlamak.

Key Concept

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Question 26Question

Fuzûlî’nin ünlü "Su Kasidesi"nden alınan aşağıdaki beyitler karışık olarak verilmiştir:

I. *Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su*
*Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çâre su*

II. *Suya virsün bağbân gülzârı zahmet çekmes��n*
*Bir gül açılmaz yüzün tek virse bin gülzâra su*

III. *Yümn-i na'tünden güher olmış Fuzûlî sözleri*
*Ebr-i nîsândan dönen tek lü'lü-i şeh-vâra su*

Bu beyitlerin yapısal ve tematik özellikleri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: III. beyit, şairin mahlasını barındırdığı için bu kasidenin hem taç beytidir hem de şiiri sonlandıran makta beytidir.

Answer

Şairin mahlasının yer aldığı beytin kasidenin hem taç hem de makta (son) beyti olduğunu iddia eden seçenek yanlıştır.
Şairin mahlasının geçtiği beyit kasidelerde 'taç beyit' olarak adlandırılır. Ancak kasidelerde taç beyit ile son beyit (makta) aynı değildir; çünkü kasidenin sonunda şairin dilek ve dualarının yer aldığı bir dua bölümü bulunur. Su Kasidesi'nin son beyti olan 32. beyit dua içerirken, şairin mahlası 30. beyitte geçmektedir. Dolayısıyla, mahlasın geçtiği beytin aynı zamanda makta (son) beyit olduğunu iddia eden yargı yanlıştır.

Step-by-Step Solution

1
Verilen beyitlerin kafiye şemalarını ve yapısal özelliklerini belirlemek.
I. beyit 'odlara su' / 'çâre su' bitişleriyle kendi arasında kafiyelidir (aaa-a), bu durum onun matla beyti olduğunu gösterir. Diğer beyitler ise xax-a şemasına sahiptir.
Kasidelerin ilk beyti olan matla beytini tespit etmek, şiirin başlangıç noktasını belirlemek için gereklidir.
2
Beyitlerin içeriklerini ve zikredilen kavramları (mazmunları) incelemek.
II. beyitte gül ve gül bahçesi (gülzâr) kavramları kullanılarak Hz. Peygamber övülmektedir, bu da beytin naat/medhiye bölümüne ait olduğunu kanıtlar. III. beyitte ise şair kendi şiirini (Fuzûlî sözleri) övmektedir, bu da fahriye bölümünü gösterir.
Kaside bölümlerinin tematik sınırlarını ayırt ederek beyitlerin ait olduğu bölümleri doğru saptamak.
3
Şairin mahlasının geçtiği beytin (taç beyit) kasidedeki konumunu analiz etmek.
III. beyitte 'Fuzûlî' mahlası geçmektedir ve bu beyit taç beyittir. Ancak kasidelerde dua bölümü en sonda yer aldığı için, mahlasın geçtiği taç beyit şiirin son beyti (makta) değildir. Su Kasidesi 32 beyittir ve son beyti dua içerir, mahlas ise daha önceki 30. beyitte geçmektedir.
Gazel ile kaside nazım şekillerinin yapısal farklarını (özellikle makta ve taç beyit ilişkisini) doğru değerlendirmek.

Key Concept

Divan edebiyatı kaside yapısı, kaside bölümleri, matla, makta ve taç beyit kavramları
Estimated Time:2m 0s
Question 27Question

Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatından alınan bazı beyitler, sağ sütunda ise bu beyitlerin ait olduğu nazım türleri verilmiştir. Bu beyitleri ait oldukları nazım türleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Gitti o şâh-ı cihan bî-kes ü tenhâ kaldık / Rûzigâr-ı siyehi başımıza dökdü felek
Tûtî-i mucize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil
Sâye-i memdûd-ı lutfun dâfi'-i nâr-ı cahîm / Hâk-i pâk-i dergehin kuhl-i basar yâ Mustafa
Şehr-i Edirne'nin ol dil-ber-i zîbâları var / Her biri bir fitne-i akl u belâ-yı dil ü cân

Matches

Show answer & explanation

Answer

Gitti o şâh-ı cihan... beyiti mersiye, Tûtî-i mucize-gûyem... beyiti fahriye, Sâye-i memdûd-ı lutfun... beyiti naat, Şehr-i Edirne'nin... beyiti ise şehrengiz ile eşleşmektedir.
Verilen beyitlerdeki anahtar kelimeler ve edebi yönelimler incelendiğinde; padişahın vefatını konu edinen beyit mersiye ile, şairin kendi edebi yeteneğini övdüğü beyit fahriye ile, Hz. Peygamber'e hitap eden beyit naat ile ve Edirne şehrinin güzellerini konu edinen beyit ise şehrengiz ile doğru şekilde eşleşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İlk beyitteki temel imgelerin çözümlenmesi
'Gitti o şâh-ı cihan' (dünya padişahı gitti/öldü) ve 'bî-kes ü tenhâ kaldık' (kimsesiz ve yalnız kaldık) ifadeleri belirlendi.
Bu ifadeler bir ölümün ardından duyulan acıyı ve yası yansıttığı için şiirin mersiye olduğunu g��sterir.
2
İkinci beyitteki özne ve anlatım yönünün incelenmesi
Şairin kendi sözünü mucizevi olarak nitelendirdiği 'Tûtî-i mucize-gûyem' (mucize söyleyen papağanım) ifadesi belirlendi.
Şairin kendi şairlik yeteneğini ve edebi gücünü övdüğü bu tür beyitler fahriye kapsamına girer.
3
Üçüncü beyitteki hitap ifadesinin tespiti
Cehennem ateşini engelleyen lütuf ('dâfi'-i nâr-ı cahîm') ve doğrudan Peygamber'e seslenen 'yâ Mustafa' hitabı tespit edildi.
Hz. Peygamber'e yöneltilen övgü ve şefaat talepleri naat türünün en belirgin özelliğidir.
4
Dördüncü beyitteki mekân ve konu odaklı kelimelerin incelenmesi
'Şehr-i Edirne' ifadesi ve şehrin güzellerinden ('dil-ber-i zîbâları') bahsedildiği belirlendi.
Belirli bir şehrin güzelliklerini ve o şehrin insanlarını öven eserler şehrengiz olarak adlandırılır.

Key Concept

Divan Edebiyatı Nazım Türleri ve Konuları
Question 28Question

A��ağıdaki sol sütunda verilen belirleyici sanat özellikleri ile sağ sütundaki 17. ve 18. yüzyıl divan edebiyatı şairlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

17. yüzyılda yaşayan şair, divan şiirinde felsefi ve didaktik düşünceyi öne çıkaran hikemî tarzın kurucusu kabul edilir. Şiirlerinde gözlemci ve eleştirel bir tavırla ahlaki öğütler vermiş, *Hayriyye* adlı eseriyle bu anlayışı somutlaştırmıştır.
17. yüzyılda Sebk-i Hindî akımının divan şiirindeki ilk temsilcisi ve bu tarzda gazeller yazan öncü ismidir. Şiirlerinde melankolik bir hava, soyut imgeler, içe dönük bir duyarlılık ve yoğun bir dil yapısı dikkat çeker.
18. yüzyılda Lale Devri'nin eğlence ve zevk ortamını şiirlerine yansıtmış, mahallileşme akımının en büyük temsilcisi olmuştur. Somut sevgilileri, İstanbul yaşamını ve halk söyleyişlerini özellikle şarkı türündeki eserleriyle dile getirmiştir.
18. yüzyılda tasavvufi düşünceyi Sebk-i Hindî'nin ağır, kapalı ve sembolik anlatımıyla harmanlayan şairdir. Türk edebiyatının en önemli alegorik aşk mesnevilerinden biri olan *Hüsn ü Aşk*ı kaleme almıştır.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Didaktik ve hikemî tarzıyla ön plana çıkan şair Nâbî; Sebk-i Hindî akımının 17. yüzyıldaki ilk temsilcisi Nâilî; mahallileşme akımı ve Lale Devri neşesini yansıtan şair Nedîm; Sebk-i Hindî'nin 18. yüzyıldaki zirve ismi ve Hüsn ü Aşk'ın yazarı ise Şeyh Gâlib'dir.
Doğru eşleştirmeler şöyledir: Didaktik-felsefi yönü ve Hayriyye adlı eseriyle öne çıkan şair Nâbî'dir. Sebk-i Hindî tarzını gazellerinde ilk kez kullanan 17. yüzyıl şairimiz Nâilî'dir. Lale Devri eğlencelerini mahallileşme akımı doğrultusunda şiirleştiren Nedîm'dir. Tasavvufi derinlikte yazdığı Hüsn ü Aşk mesnevisiyle Sebk-i Hindî'yi zirveye taşıyan 18. yüzyıl şairi ise Şeyh Gâlib'dir.

Step-by-Step Solution

1
Hikemî tarzın kurucusu ve Hayriyye yazarını belirleme
Nâbî (17. yüzyıl)
Soruda geçen felsefi-didaktik şiir anlayışı (hikemî tarz) ve Hayriyye mesnevisi doğrudan Nâbî ile eşleşir.
2
17. yüzyılda Sebk-i Hindî akımının ilk temsilcisi ve gazel şairini belirleme
Nâilî (17. yüzyıl)
Sebk-i Hindî tarzını Türk edebiyatında ilk uygulayan ve gazel formundaki soyut söyleyişiyle öne çıkan şair Nâilî'dir.
3
Lale Devri şairini ve mahallileşme akımı temsilcisini bulma
Nedîm (18. yüzyıl)
İstanbul yaşamını, somut sevgilileri ve Lale Devri eğlencelerini şarkı nazım şekliyle bütünleştiren sanatçı Nedîm'dir.
4
Sebk-i Hindî'nin 18. yüzyıl temsilcisi ve Hüsn ü Aşk yazarını belirleme
Şeyh Gâlib (18. yüzyıl)
18. yüzyılda tasavvuf ile Sebk-i Hindî'nin ağır hayal gücünü birleştiren ve Hüsn ü Aşk adında şaheser yazan şair Şeyh Gâlib'dir.

Key Concept

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairlerinin edebî kimlikleri, mensup oldukları akımlar ve başlıca eserleri.
Estimated Time:2m 30s
Question 29Question

Aşağıda Divan edebiyatında beyit esasına dayalı olarak kurulan nazım şekillerinden alınan bazı örnekler ve bu örneklerin ait olduğu nazım şekilleri karışık olarak verilmiştir. Sol sütundaki beyitleri, sağ sütundaki uygun nazım şekilleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Ey şûh-ı kerem-pîşe dil-i zâr senindir
Yok minneti aslâ
Ey kân-ı hayâ cevher-i esrâr senindir
Çekme elem aslâ
Bir eşek var idi zaîf ü nizâr
Yük elinden katı şikeste vü zâr
İlm kesbiyle pâye-i rif'at
Bir âmâl-i muhâl imiş ancak
Nef'î gibi bir şâir-i mu'ciz-sühanı var
Memdûhu gibi bir şeh-i sâhib-kırânı var

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sol sütundaki birinci beyit Müstezat ile, ikinci beyit Mesnevi ile, üçüncü beyit Kıta ile ve dördüncü beyit Kaside ile eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; ziyade dizelerine sahip beyit Müstezat ile, hikaye edici anlatıma ve kendi içinde kafiyeye sahip beyit Mesnevi ile, matla beyti olmayan ve mahlassız beyit Kıta ile, övgü unsurları barındıran beyit ise Kaside ile ilişkilendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci beytin yapısal şeması incelenir.
Uzun dizelerin altında 'ziyade' adı verilen ritmik kısa dizelerin yer aldığı görülür.
Bu yapı Divan edebiyatında yalnızca müstezat nazım şekline özgüdür.
2
İkinci beytin kafiye örg��sü ve anlatım tekniği çözümlenir.
Beytin kendi arasında kafiyeli (aa) olduğu ve olay merkezli bir anlatıma sahip olduğu belirlenir.
Olay anlatımına dayanan ve her beyti kendi arasında kafiyeli olan yegane beyitli nazım şekli mesnevidir.
3
Üçüncü beytin kafiyelenişi ve muhtevası kontrol edilir.
Kafiyenin xa (serbest-kafiyeli) düzeninde olduğu ve düşünsel bir tema işlendiği saptanır.
Kıtalar, matla beyti barındırmayan (kendi arasında kafiyeli başlamayan) ve genellikle felsefi konuları işleyen nazım şekilleridir.
4
Dördüncü beytin kelime kadrosu ve teması analiz edilir.
Nef'î mahlasının geçtiği, şairin kendi sanatını ve övdüğü kişiyi (memduh) yücelttiği fahriye niteliği taşır.
Övgü ve şairlik iddiası, kasidenin fahriye ve taç beyit gibi bölümlerinin temel karakteristiğidir.

Key Concept

Divan edebiyatında beyitlerle kurulan nazım şekillerinin biçim, kafiye ve içerik özellikleri üzerinden ayırt edilmesi.
Estimated Time:2m 30s
Question 30Question

Hûn-ı şerîfi akdı yolunda gazânın ey vây
Hâk-i siyâha boyandı cism-i pâki ne çâre

Divan edebiyatından alınan bu beyitle ilgili olarak;

I. Tematik açıdan, İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki "sagu" türünün Divan edebiyatındaki karşılığı olan nazım türünün özelliklerini taşımaktadır.
II. Beyitte geçen "gaza" ifadesi, şiirin tamamının "gazavatname" türünde kaleme alındığını gösteren temel bir dayanaktır.
III. "Ey vây" ünlemi ve "ne çâre" ifadesiyle ölüm karşısındaki çaresizlik ve duyulan derin acı dile getirilmiştir.

yargılarından hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve III

Answer

Mersiye nazım türünün özelliklerini yansıtan ve ölüm acısını dile getiren birinci ve üçüncü numaralı yargılar doğrudur.
Verilen beyit Bâkî'nin ünlü Kanuni Mersiyesi'nden alınmıştır. Beyitte şair, padişahın gaza yolunda vefat etmesinden duyduğu derin üzüntüyü dile getirmektedir. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında ölüm temalı şiirlere 'sagu' adı verilirken, bu türün Divan edebiyatındaki karşılığı 'mersiye'dir. Beyitte geçen 'ey vây' ve 'ne çâre' ifadeleri ölümün çaresizliğini ve acısını açıkça yansıtmaktadır. Bu nedenle mersiye türünün özelliklerini belirten ve acıyı vurgulayan birinci ve üçüncü numaralı yargılar doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Beytin kelime kadrosunu ve anlamını çözümlemek.
Beyitte geçen "hûn-ı şerîfi" (şerefli/temiz kanı), "h��k-i siyâh" (kara toprak) ve "cism-i pâk" (temiz bedeni) kelimeleri bir ölüm olayına işaret etmektedir. "Ey vây" ünlemi ve "ne çâre" ifadesi ise bu ölüm karşısında duyulan acıyı ve çaresizliği pekiştirir.
Sorunun doğru çözülebilmesi için beyitteki ana temanın ve kelimelerin çağrıştırdığı anlam dünyasının belirlenmesi gerekir.
2
Edebi türü belirlemek ve tarihsel karşılıklarıyla ilişkilendirmek.
Ölüm konusunu ve ölümün ardından duyulan acıyı işleyen bu tür Divan edebiyatında "mersiye" olarak adlandırılır. Mersiyenin İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki tematik karşılığı ise "sagu"dur. Dolayısıyla birinci yargı doğrudur.
Edebi türlerin dönemler arası tematik benzerliklerini (sagu-mersiye ilişkisi) bilmek soruyu doğru yanıtlamak için gereklidir.
3
Beytteki kavram yanıltıcılarını değerlendirmek.
Beyitte "gaza" (din uğruna yapılan savaş) kelimesinin geçmesi, bu beyitin bir gazavatnameden alındığı anlamına gelmez. Söz konusu eser, Kanuni Sultan Süleyman'ın Zigetvar seferinde vefat etmesi üzerine yazılan ünlü Kanuni Mersiyesi'dir. Bu nedenle ikinci yargı yanlıştır. Üçüncü yargıda belirtilen acı ve çaresizlik teması da beyitle örtüşmektedir (doğrudur).
Yüzeydeki tek bir kelimeden (gaza) yola çıkarak şiirin tamamının türünü yanlış belirleme hatasını engellemek için şiirin genel duygu ve amacını analiz etmek gerekir.

Key Concept

Mersiye Nazım Türü ve Dönemler Arası Karşılıkları
Estimated Time:3m 0s
Question 31Question

Divan edebiyatı nazım şekilleri ve özellikleri üzerine araştırma yapan bir öğrenci, üç farklı şiirden alınan aşağıdaki beyitleri incelemiştir:

I.
*Kamu bîmârına cânân devâ-yı derd eder ihsân*
*Niçün kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı*

II.
*Miyân-ı gûft u gûda minnet-i feryâdı neylersin*
*Ecel cellâdına şemşîr-i bî-imdâdı neylersin*

III.
*Tâhir Efendi bana kelb demiş*
*İltifâtı bu sözde zâhirdir*

Bu beyitlerin kafiye örgüleri, yapısal özellikleri ve ait oldukları nazım şekilleri dikkate alındığında, yapılan aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: II. beyit kendi arasında kafiyeli (musarra) olduğu için bir mesnevinin herhangi bir beyiti veya bir gazelin matla beyiti olabilirken; I. beyit musarra olmadığı için bir gazelin matla beyiti olamaz.

Answer

II. beyitin kendi arasında kafiyeli (musarra) olması nedeniyle mesnevi beyiti ya da gazel/kaside matla beyiti olabileceğini, I. beyitin ise musarra olmaması sebebiyle gazel/kaside matla beyiti olamayacağını belirten seçenek doğrudur.
Doğru olan değerlendirme, kendi arasında kafiyeli olan (musarra) beyitlerin hem mesnevi beyiti hem de gazel/kaside matla beyiti olabileceğini, kendi arasında kafiyeli olmayan beyitlerin ise gazel/kaside matla beyiti olamayacağını belirten ifadedir. II. beyit 'feryâdı neylersin / imdâdı neylersin' sözleriyle kendi arasında kafiyelidir (aa) ve bu yapısal durum onu bir mesnevi beyiti veya gazel matla beyiti yapabilir. I. beyit ise 'ihsân / sanmaz mı' sözleriyle kendi arasında kafiyeli değildir (musarra değildir) ve bu yüzden gazelin/kasidenin ilk beyiti (matla) olamaz.

Step-by-Step Solution

1
Beyitlerin sonundaki ses benzerliklerini inceleyerek kafiye şemalarını belirlemek.
I. beyitte 'ihsân' ve 'sanmaz mı' kafiyeli değildir (ab). II. beyitte 'feryâdı neylersin' ve 'imdâdı neylersin' kendi arasında kafiyelidir (aa). III. beyitte 'demiş' ve 'zâhirdir' kafiyeli değildir (ab).
Beyitlerin yapısal özelliklerini ve şiir içindeki konumlarını bulmak için öncelikle kafiye örgülerini (musarra olup olmadıklarını) tespit etmek gerekir.
2
Divan edebiyatı nazım şekillerinin beyit düzeni kurallarını uygulamak.
Gazel ve kasidelerin ilk beyiti (matla) kendi arasında kafiyeli (aa) olmak zorundadır. Mesnevilerin ise bütün beyitleri kendi arasında kafiyelidir (aa, bb, cc...).
Kafiye örgüsü ile nazım şekillerinin yapısal kuralları arasındaki doğrudan ilişkiyi kurarak olasılıkları değerlendirmek gerekir.
3
Belirlenen şemaları kurallarla eşleştirerek kesin yargıya ulaşmak.
II. beyit kendi arasında kafiyeli (aa) olduğundan gazel/kaside matlası veya mesnevi beyiti olabilir. I. beyit kendi arasında kafiyeli olmadığından (ab) gazel/kaside matla beyiti veya mesnevi beyiti olamaz.
Kafiye yapısı 'aa' olan musarra beyitlerin ve 'ab' olan gayr-ı musarra beyitlerin taşıyabileceği yapısal rolleri doğru şekilde sınıflandırmak gerekir.

Key Concept

Divan edebiyatı beyit birimli nazım şekillerinde (gazel, kaside, mesnevi, kıta) kafiye örgüsünün yapısal işlevleri ve beyit konumlarının tespiti.
Estimated Time:2m 30s
Question 32Question

Aşağıdaki beyitler, 17. ve 18. yüzyıl Divan edebiyatına yön veren farklı şairlerin sanat anlayışlarını ve edebi eğilimlerini yansıtmaktadır:

I. Beyit:
*Etdi o kadar eser-i hayret-i hüsnün*
*Kim âyinede sûret-i dükkân-ı hayâliz*

II. Beyit:
*Sözde kanun-ı edeb hıfz olunmak elzemdir*
*Lâf-ı bî-hûde ile kadrini dûn eyleme sözün*

III. Beyit:
*Gidelim serv-i revânım yürü Sa'd-âbâd'a*
*Bir iki gün edelim zevk ü safâ dünyâda*

Bu beyitlerin dil, üslup ve içerik özellikleri dikkate alındığında; temsil ettikleri edebi akım/eğilim ve ait oldukları yüzyıl eşleştirmesi aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: I. Sebk-i Hindi (17. yüzyıl) - II. Hikemi tarz (17. yüzyıl) - III. Mahallileşme (18. yüzyıl)

Answer

I. beyitte Sebk-i Hindi (17. yüzyıl), II. beyitte Hikemi tarz (17. yüzyıl), III. beyitte Mahallileşme (18. yüzyıl) akım ve yüzyıl eşleştirmesinin yer aldığı seçenek doğrudur.
Doğru olan seçenek, beyitlerin dil ve içerik özelliklerini tam olarak yansıtmaktadır. İlk beyit, hayal dünyasının zenginliği ve imge derinliğiyle 17. yüzyıl Sebk-i Hindi akımını (Neşati); ikinci beyit, öğüt verici ve ahlaki niteliğiyle 17. yüzyıl Hikemi tarzını (Nabi); üçüncü beyit ise yerel unsurları ve Lale Devri eğlencelerini yansıtan somut yapısıyla 18. yüzyıl Mahallileşme akımını (Nedim) örneklemektedir.

Step-by-Step Solution

1
I. beyiti dil, üslup ve içerik bakımından analiz etmek.
Beyitte geçen 'hayret-i hüsn' (güzelliğin hayreti) ve 'sûret-i dükkân-ı hayâl' (hayal dükkanının resmi) gibi son derece soyut, alışılmamış bağdaştırmalar ve imgesel dil özellikleri, bu beytin Sebk-i Hindi akımına bağlı olduğunu göstermektedir. Bu beyit 17. yüzyıl şairi Neşati'ye aittir.
Edebi akımı ve şairin yüzyılını saptamak için.
2
II. beyiti dil, üslup ve içerik bakımından analiz etmek.
Beyitte geçen 'edep kanunu', 'boş sözlerle sözün değerini düşürme' gibi ifadelerle didaktik, ahlaki ve felsefi bir öğüt verilmektedir. Bu üslup 17. yüzyılda Nabi ile özdeşleşen Hikemi (didaktik) tarzın en belirgin örneğidir.
Edebi akımı ve şairin yüzyılını saptamak için.
3
III. beyiti dil, üslup ve içerik bakımından analiz etmek.
Beyitte geçen 'serv-i revan' (salınarak yürüyen sevgili), 'Sa'd-abad' (Lale Devri'nin eğlence ve mesire yeri) ve 'zevk ü safa' ifadeleri, günlük yaşamı ve yerel unsurları şiire aktaran Mahallileşme akımının ve şuhane gazel tarzının örneğidir. Bu beyit 18. yüzyıl şairi Nedim'e aittir.
Edebi akımı ve şairin yüzyılını saptamak için.
4
Elde edilen verileri birleştirerek doğru seçeneği belirlemek.
Sırasıyla I. beyit için Sebk-i Hindi (17. yüzyıl), II. beyit için Hikemi tarz (17. yüzyıl), III. beyit için Mahallileşme (18. yüzyıl) eşleştirmesi doğru cevaptır.
Sentez ve nihai cevaba ulaşmak için.

Key Concept

17. ve 18. yüzyıl Divan şairlerinin edebi akımlarla (Sebk-i Hindi, Hikemi tarz, Mahallileşme) olan ilişkisi ve bu akımların şiirlerdeki üslup yansımaları.
Estimated Time:2m 30s
Question 33Question

Aşağıda sol sütunda Divan edebiyatı şairlerine ait beyitler, sağ sütunda ise Divan edebiyatı naz��m türleri karışık olarak verilmiştir. Bu beyitleri işledikleri temalara göre uygun nazım türleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Yâ Rab kemâl-i lütfun için kıl kerem bana
Tevfîkini refîk et ü def' et sitem bana
Benim o husrev-i mülk-i sühan ki şi'r-i terim
Alır revâcını her dem fasâhat u belâgatten
Hâk-i pâkine yetem der ömrlerdir muttasıl
Başını taştan taşa urup gezer âvâre su
Gör zâhidi kim tâatını halka satar hep
Sanır ki bu bâzârda zühd ile necât var

Matches

Show answer & explanation

Answer

İlk beyit Münacat, ikinci beyit Fahriye, üçüncü beyit Naat ve dördüncü beyit Hicviye ile eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede birinci beyit Allah'a yakarış içerdiği için Münacat; ikinci beyit şairin kendi sanatını övmesinden dolayı Fahriye; üçüncü beyit Hz. Peygamber'e duyulan sevgiyi su motifi üzerinden aktardığı için Naat; dördüncü beyit ise gösterişçi zâhidi eleştirdiği için Hicviye ile eşleşir.

Step-by-Step Solution

1
İlk beytin kelime kadrosunu ve hitap yönünü incelemek.
"Yâ Rab" ifadesi ve şairin Allah'tan dilekte bulunması tespit edilmiştir.
Münacatlar Allah'a yakarışları içerdiğinden bu beyit münacattır.
2
İkinci beytin şairin üslubu ve konusu açısından değerlendirilmesi.
Şairin kendi şiirsel yeteneğini "husrev-i mülk-i sühan" gibi iddialı tamlamalarla övdüğü görülmüştür.
Şairin kendisini ve sanatını övdüğü nazım türü fahriyedir.
3
Üçüncü beyitte kullanılan teşbih ve mecazların kime yönelik olduğunu belirlemek.
Suyun "hâk-i pâk"e (kutsal toprağa) ulaşmak için başını taştan taşa vurması imgesinin Hz. Muhammed'e duyulan aşkı simgelediği anlaşılmıştır.
Hz. Muhammed'e duyulan sevgi ve övgünün işlendiği tür naattır.
4
Dördüncü beytin toplumsal/bireysel eleştiri yönünü analiz etmek.
"Zâhid" tipinin ibadetini gösterişe alet etmesinin alaycı bir üslûpla yerildiği görülmüştür.
Divan edebiyatında yerme, eleştirme amacıyla yazılan şiirler hicviye olarak adlandırılır.

Key Concept

Divan edebiyatında beyitlerin içerik ve temalarına göre nazım türlerini belirleme
Estimated Time:2m 30s
Question 34Question

Aşağıda verilen beyitler ile bu beyitlerin üslup, tema ve zihniyet bakımından temsilcisi olan 17. ve 18. yüzyıl Divan şairlerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

"Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil"
"Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i mezellettir / Bu denli kibr ü nâz u ser-keşî bilmem ne illettir"
"Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü bahâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır"
"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen"

Matches

Show answer & explanation

Answer

Birinci beyit Nef'î ile, ikinci beyit Nâbî ile, üçüncü beyit Nedîm ile, dördüncü beyit ise Şeyh Gâlib ile eşleşir.
Gururlu ve iddialı fahriye tonuyla öne çıkan ilk beyit Nef'î'nin; ahlaki değerleri ve didaktik düşünceyi aşılayan ikinci beyit Nâbî'nin; İstanbul'u somut güzellikleriyle öven üçüncü beyit Nedîm'in; insanı kainatın merkezine koyan tasavvufî ve derin dördüncü beyit ise Şeyh Gâlib'in edebi zihniyetini ve sanat anlayışını yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci beyit olan 'Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil / Çarh ile söyleşemem âyinesi sâf değil' incelenir.
Beyitte şair kendisini olağanüstü söz söyleyen bir papağana benzetmekte, felekle (çark) bile konuşamayacağını çünkü onun aynasının (zihninin) temiz olmadığını söyleyerek büyük bir iddia ortaya koymaktadır. Bu mağrur ve kendinden emin ton (fahriye üslubu) 17. yüzyıl şairi Nef'î ile eşleştirilir.
Nef'î, Divan edebiyatında kaside ve fahriye türünde en gururlu, iddialı ve yüksek ses tonuna sahip şairdir.
2
İkinci beyit olan 'Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i mezellettir / Bu denli kibr ü nâz u ser-keşî bilmem ne illettir' incelenir.
Beyitte insan vücudunun mayasının değersiz toprak olduğu hatırlatılmakta ve insanın bu derece kibirli, nazlı ve asi olmasının nasıl bir hastalık (illet) olduğu sorgulanmaktadır. Bu ahlaki ve felsefi öğüt veren didaktik yaklaşım 17. yüzyıl şairi Nâbî ile eşleştirilir.
Toplumsal aksaklıkları, insan ahlakını sorgulayan ve düşünceyi şiire aktaran hikemî (didaktik) tarzın öncüsü Nâbî'dir.
3
Üçüncü beyit olan 'Bu şehr-i Sıtanbul ki bî-misl ü bahâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır' incelenir.
İstanbul'un eşsiz bir değerde olduğu, tek bir taşına bütün İran (Acem) ülkesinin feda edileceği söylenmektedir. Bu somut mekân sevgisi, coşku ve yerel ögeler 18. yüzyıl şairi Nedîm ile eşleştirilir.
Lale Devri'nin eğlence hayatını, İstanbul sevgisini ve mahallileşme akımını şiire taşıyan en büyük isim Nedîm'dir.
4
Dördüncü beyit olan 'Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen' incelenir.
Beyitte insanın kendi değerini bilmesi gerektiği, çünkü onun kâinatın özü (zübde-i âlem) ve yaratılmışların göz bebeği olduğu tasavvufî ve derin bir felsefeyle dile getirilmiştir. Bu soyut ve tasavvufî derinlik 18. yüzyıl şairi Şeyh Gâlib ile eşleştirilir.
İnsanı tasavvufî bir olgunlukla ele alan ve Sebk-i Hindî akımının ağır sembolizmiyle yoğuran şair Şeyh Gâlib'dir.

Key Concept

17. ve 18. Yüzyıl Divan Şairlerinin Sanat Anlayışları ve Akımları
Estimated Time:3m 0s
Question 35Question

13. ve 14. yüzyıllarda Anadolu sahasında gelişen Divan edebiyatı ve bu dönemin şairleriyle ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Gülşehrî, tasavvufi ve ahlaki düşüncelerini T��rk halkına aşılamak amacıyla Türkçe kaleme aldığı Felekname ve Mantıku't-Tayr adlı mesnevileriyle Anadolu'da Türkçenin bir edebiyat dili olarak gelişmesine öncülük etmiştir.

Answer

Gülşehrî'nin Felekname ve Mantıku't-Tayr adlı eserlerinin her ikisini de Türkçe kaleme aldığını belirten ifade yanlıştır; çünkü Felekname Farsça yazılmıştır.
Gülşehrî'nin Felekname ve Mantıku't-Tayr adlı mesnevilerinin her ikisini de Türkçe yazdığı iddiası yanlıştır. Şair, tasavvufi ve ahlaki bir mesnevi olan Felekname'yi 1301 yılında Farsça kaleme almıştır. Türkçe dil bilinciyle yazdığı ve Türkçeyi Farsçadan üstün kılmayı amaçladığı eseri ise Mantıku't-Tayr tercümesidir.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde verilen 13. ve 14. yüzyıl şairlerinin (Aşık Paşa, Hoca Dehhani, Gülşehrî, Ahmedî, Kadı Burhaneddin) edebi özellikleri ve eser eşleştirmeleri incelenir.
Gülşehrî dışındaki tüm şairlerin eserleri, yüzyılları ve edebi nitelikleri hakkındaki bilgilerin doğru olduğu tespit edilir.
Seçeneklerdeki doğru bilgileri eleyerek yanlış olan bilgiye odaklanmak.
2
Gülşehrî'nin eserlerinin dil özellikleri karşılaştırılır.
Gülşehrî'nin Mantıku't-Tayr adlı mesnevisini Türkçe yazdığı bilgisi doğru iken, 1301 yılında yazdığı Felekname adlı mesnevisini Farsça kaleme aldığı belirlenir.
Yazarın Türkçecilik yönü bilinse de her eserini Türkçe yazmadığı gerçeğini ayırt etmek.

Key Concept

13. ve 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri ve Eserlerinin Dil Özellikleri
Estimated Time:2m 0s
Question 36Question

Divan edebiyatı araştırmacıları, 17. ve 18. yüzyılları Türk şiirinde hem klasik yapının korunduğu hem de yeni üslup arayışlarının zirveye ulaştığı bir dönem olarak kabul eder. Bu dönemde şairler, bireysel duyuşlarını toplumsal ve felsefi düşüncelerle birleştirerek özgün tarzlar geliştirmişlerdir. Örneğin, 17. yüzyılda Türk şiirinde felsefi ve didaktik bir çığır açarak toplumsal aksaklıkları sorgulayan, *Hayriyye* ve *Hayrabad* gibi eserlerin sahibi ----, hikemî şiirin öncüsü olmuştur. 18. yüzyılda ise bu üslubun izinden giderek devlet adamlığının verdiği tecrübeyle bilgece gazeller yazan ----, dönemin hikemî tarzının en güçlü sesidir. Öte yandan, Sebk-i Hindî akımının 17. yüzyıldaki ilk ve en önemli temsilcilerinden olan ----, gazellerindeki derin soyutlama ve melankolik hava ile dikkat çekerken; 18. yüzyılda bu akımın estetik sınırlarını zorlayan ve *Hüsn ü Aşk* mesnevisiyle divan şiirinin son büyük şairi kabul edilen ----, Türk edebiyatına eşsiz bir eser kazandırmıştır.

Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Show answer & explanation

Answer: Nabî - Koca Ragıp Paşa - Nailî - Şeyh Galip

Answer

Nabî - Koca Ragıp Paşa - Nailî - Şeyh Galip sıralaması doğru cevaptır.
Parçadaki boşlukları tamamlayan şairlerin hem yaşadıkları yüzyıl hem de benimsedikleri edebi tarzlar ve eserleri birbiriyle tam olarak uyuşmalıdır. 17. yüzyılda didaktik-felsefi şiirin öncüsü olan Nabî, 18. yüzyılda onun yolundan giden devlet adamı Koca Ragıp Paşa, 17. yüzyılda Sebk-i Hindî akımını başlatan Nailî ve 18. yüzyılda bu akımı Hüsn ü Aşk eseriyle zirveye taşıyan Şeyh Galip sırasıyla yerleştirildiğinde doğru sıralama elde edilmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci boşluğun analiz edilmesi
Birinci boşluğa Nabî getirilmelidir.
17. yüzyılda Türk edebiyatında felsefi, ahlaki ve didaktik şiir çığırını (hikemî tarz) açan, oğluna öğütler içeren Hayriyye ve alegorik mesnevisi Hayrabad ile tanınan şair Nabî'dir.
2
İkinci boşluğun analiz edilmesi
İkinci boşluğa Koca Ragıp Paşa getirilmelidir.
18. yüzyılda devlet adamlığı tecrübesini (sadrazamlık yapmıştır) şiirlerine yansıtarak Nabî'nin başlattığı hikemî tarzı bu yüzyılda en güçlü şekilde temsil eden bilge şair Koca Ragıp Paşa'dır.
3
Üçüncü boşluğun analiz edilmesi
Üçüncü boşluğa Nailî getirilmelidir.
17. yüzyılda Divan edebiyatına giren ve Hint üslubu olarak bilinen Sebk-i Hindî akımının ilk temsilcilerinden olan, gazellerinde derin bir melankoli ve soyut tasavvufi imgeler kullanan şair Nailî'dir.
4
Dördüncü boşluğun analiz edilmesi
Dördüncü boşluğa Şeyh Galip getirilmelidir.
18. yüzyılda Sebk-i Hindî akımını zirveye taşıyan, tasavvufi yolculuğu Hüsn (güzellik) ve Aşk kahramanları üzerinden alegorik olarak anlattığı Hüsn ü Aşk mesnevisinin yazarı ve divan şiirinin son büyük üstadı Şeyh Galip'tir.

Key Concept

17. ve 18. Yüzyıl Divan Edebiyatı Şairleri, Edebî Tarzlar (Hikemî Tarz, Sebk-i Hindî) ve Eserleri
Estimated Time:2m 30s
Question 37Question

Kasideler, Divan edebiyatında beyit esasına dayalı olarak kurulan ve belirli bir düzen içinde sunulan nazım şekilleridir. Klasik bir kaside; tasvirlerin yapıldığı giriş, övgüye geçiş, asıl övgü, şairin kendisini övmesi ve iyi dileklerle son bulması şeklinde yapısal bir akışa sahiptir.

Buna göre, aşağıda karışık olarak verilen beyitlerin klasik bir kasidenin bölümlerine göre baştan sona doğru sıralanışı aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Beyitlerin kaside bölümlerine göre doğru sıralanışı sırasıyla nesib (tasvir), girizgâh (geçiş), medhiye (övgü), fahriye (kendini övme) ve dua şeklindedir. Dolayısıyla doğru sıralama bahar tasviri içeren beyit, övgüye geçişi belirten beyit, padişahı öven beyit, şairin kendisini övdüğü beyit ve dua beyti şeklinde olmalıdır.
Doğru sıralama, kasidenin geleneksel yapısal bölümlerinin mantıksal sırasını (Nesib, Girizgâh, Medhiye, Fahriye ve Dua) takip eder. Bahar tasviriyle başlayan giriş beytinin ardından doğrudan övgüye geçişi bildiren beyit gelmeli, ardından sunulan kişiye yönelik övgü beyti, şairin kendi sanatını övdüğü fahriye beyti ve son olarak iyi dileklerin sunulduğu dua beyti yer almalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Beyitlerin anlamlarını ve kullanılan anahtar kelimeleri incelemek.
Birinci beyitte 'nev-bahâr' (ilkbahar) ve 'gülzâr' (gül bahçesi) kelimeleriyle tabiat tasviri yapıldığı; ikinci beyitte 'girelim medhe şimdi' ifadesiyle övgüye geçiş yapıldığı; üçüncü beyitte 'hâkân-ı kerem-pîşe' ifadesiyle padişahın övüldüğü; dördüncü beyitte 'söz mülkünün sultânıyım' ve 'Nef'î' ifadeleriyle şairin kendi sanatını övdüğü; beşinci beyitte ise 'ömrü uzun, devleti dâim olsun' ifadesiyle dua edildiği belirlenir.
Beyitlerin hangi kaside bölümüne (nesib, girizgâh, medhiye, fahriye, dua) ait olduğunu saptamak amacıyla bu adım uygulanır.
2
Kasidenin klasik yapısal bölümlerinin sırasını hatırlamak.
Klasik bir kasidenin bölümleri sırasıyla Nesib (Teşbib) -> Girizgâh -> Medhiye -> Fahriye -> Dua şeklindedir.
Beyitlerin doğru sıralanışını bu yapısal akışa göre gerçekleştirmek için bölümlerin geleneksel düzenini bilmek gerekir.
3
Belirlenen bölümleri bu sıraya göre dizmek.
Önce bahar tasviri yapılan nesib beyti (Esti nesîm-i nev-bahâr...), ardından övgüye geçişi bildiren girizgâh beyti (Girelim medhe şimdi...), ardından övgü içeren medhiye beyti (Sensin o hâkân-ı kerem-pîşe...), ardından şairin kendi sanatını övdüğü fahriye beyti (Söz mülkünün sultânıyım...) ve en son dua beyti (İkbâli ulu...) yerleştirilir.
Kasidenin mantıksal ve geleneksel gelişim çizgisini yakalayarak doğru sıralamayı elde etmek amacıyla bu adım tamamlanır.

Key Concept

Kasidenin Bölümleri ve Yapısal Özellikleri
Question 38Question

Aşağıda sol sütunda yer alan 13. ve 14. yüzyıl Türk edebiyatı eserlerine dair belirleyici içerik ve üslup özelliklerini, sağ sütundaki doğru eser isimleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Farsça kaleme alınmış didaktik bir mesnevi olmasına karşın, içerisine serpiştirilen Türkçe manzum parçalarla Anadolu sahasında Türk dili bilincinin erken ve bilinçli ilk örneklerini sunan Sultan Veled eseri
Türkçenin edebi bir dil olarak değer görmediği bir dönemde, tasavvufi ve ahlaki öğretileri halka kendi diliyle aşılamak amacıyla yazılmış, aruzla kaleme alınan yaklaşık 10.000 beyitlik Âşık Paşa mesnevisi
Ferîdüddîn-i Attâr'ın alegorik eserini Türkçeye uyarlarken, metne çeşitli hikayeler ve tasavvufi yorumlar ekleyerek özgün bir telif kimliği kazandıran, kuşların seyrüseferini işleyen Gülşehrî eseri
Büyük İskender'in savaşlarını ve fetihlerini temel alarak kurgulanan; ancak bunun yan�� sıra dönemin tıp, astronomi, felsefe ve tarih gibi ilimlerini de aktaran ansiklopedik nitelikteki Ahmedî mesnevisi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Farsça mesnevi içine Türkçe manzumeler serpiştirilen Sultan Veled eseri Rebâbnâme ile; Türkçenin değerini savunan 10.000 beyitlik Âşık Paşa mesnevisi Garibnâme ile; kuşların seyrüseferini anlatan Gülşehrî eseri Mantıku't-Tayr ile; ansiklopedik nitelikteki Ahmedî mesnevisi ise İskendername ile eşleşmelidir.
Sol sütundaki açıklamalar ile sağ sütundaki eserler incelendiğinde; Sultan Veled'in Farsça kaleme aldığı Rebâbnâme'nin içinde Türkçe manzumelere yer vermesi dil bilinci açısından önemlidir. Âşık Paşa'nın Türkçeye hak ettiği değerin verilmesini amaçlayarak yazdığı mesnevi Garibnâme'dir. Gülşehrî'nin kuşlar sembolizmiyle vahdet-i vücut felsefesini anlattığı eseri Mantıku't-Tayr'dır. Ahmedî'nin İskender'in hayatı üzerinden tıp ve astronomi gibi bilgileri derlediği mesnevisi ise İskendername'dir. Bu eşleştirmeler tamamen doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Eserlerin yazarlarını ve temel dillerini belirlemek
Rebâbnâme Sultan Veled'e, Garibnâme Âşık Paşa'ya, Mantıku't-Tayr Gülşehrî'ye ve İskendername Ahmedî'ye aittir.
Yazar ve eser eşleşmesini doğru yaparak özelliklerin hangi eserle bağdaştığını bulmak.
2
Eserlerin ayırt edici içerik ve dil özelliklerini analiz etmek
Rebâbnâme Farsça asıllı olup Türkçe manzumeler taşır. Garibnâme tamamen Türkçe yazılmış didaktik-tasavvufi bir eserdir. Mantıku't-Tayr kuşlar sembolizmini kullanır. İskendername ise geniş ansiklopedik bilgiler sunar.
Açıklamalarda geçen ipuçlarının (Türkçe manzumeler, 10.000 beyit, kuşlar sembolizmi, ansiklopedik tıp/astronomi bilgisi) doğru esere yönlendirilmesini sağlamak.
3
Sol sütundaki maddeleri sağ sütundaki doğru eser adlarıyla eşleştirmek
Birinci madde ikinci eserle (Rebâbnâme), ikinci madde dördüncü eserle (Garibnâme), üçüncü madde birinci eserle (Mantıku't-Tayr) ve dördüncü madde üçüncü eserle (İskendername) eşleşir.
Eşleştirmeleri tamamlayarak doğru sonuca ulaşmak.

Key Concept

13. ve 14. yüzyıl Divan edebiyatı şairlerinin temel eserleri, edebi kimlikleri ve bu eserlerin ayırt edici içerik-üslup özellikleri
Question 39Question

Aşağıda sol sütunda açıklamaları verilen divan nesri eserlerini, sağ sütundaki eser adlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Süslü nesir türünde ilk hamsenin sahibi olan yazarın, ahlaki ve felsefi konulu mensur öyküleri bir araya getirdiği eseri.
Katip Çelebi'nin, dönemindeki dini ve sosyal tartışmaları ele alarak akli ve nakli bilimlerin uzlaştırılması gerektiğini savunduğu Türkçe eseri.
17. yüzyılın önemli nesir ustalarından birinin, düşsel bir çerçevede I. Ahmed ile Büyük İskender'i konuşturarak toplumsal bozulmaları eleştirdiği eseri.
Sinan Paşa'nın, tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve menkıbelerini sanatlı ve secili bir nesir üslubuyla Türkçe okura sunduğu eseri.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Birinci açıklama Nihalistan ile, ikinci açıklama Mizanü'l-Hakk fi İhtiyari'l-Ahakk ile, üçüncü açıklama Hâbnâme ile ve dördüncü açıklama Tezkiretü'l-Evliya ile eşleşmelidir.
Eşleştirmede yer alan her eser, divan edebiyatı nesir geleneğinin önemli temsilcilerine ve kendilerine özgü içerik/üslup özelliklerine sahiptir. Nihalistan ilk mensur hamse içinde yer alan hikâyelerdir; Mizanü'l-Hakk, Katip Çelebi'nin dini-felsefi tartışmaları ele alan son eseridir; Hâbnâme, Veysi'nin alegorik rüya tasviridir; Tezkiretü'l-Evliya ise Sinan Paşa'nın evliya menkıbelerini içeren süslü nesridir.

Step-by-Step Solution

1
Nergisi'nin Türk edebiyatındaki ilk mensur hamse yazarı olduğu bilgisinden hareketle Nihalistan eseriyle eşleştirme yapılır.
Birinci açıklama Nihalistan eseriyle eşleşir.
İlk mensur hamseyi yazan sanatçının Nergisi olduğunu ve bu hamsenin içinde yer alan hikâye kitabının Nihalistan olduğunu bilmek gerekir.
2
Katip Çelebi'nin akli ve nakli bilimlerin önemini tartıştığı ve dönemin ulemasını eleştirdiği son Türkçe eserini tespit etmek.
İkinci açıklama Mizanü'l-Hakk fi İhtiyari'l-Ahakk eseriyle eşleşir.
Katip Çelebi'nin sosyal, dini ve bilimsel konuları ele aldığı, toplumsal hoşgörüyü savunduğu son eserinin Mizanü'l-Hakk olduğunu belirlemek gerekir.
3
Sultan I. Ahmed ve Büyük İskender'in rüyada dünyadaki adaleti tartıştığı eserin yazarını ve adını belirlemek.
Üçüncü açıklama Veysi'nin Hâbnâme eseriyle eşleşir.
17. yüzyıl süslü nesir yazarı Veysi'nin rüya motifiyle toplumsal eleştiri yaptığı en ünlü eserinin Hâbnâme olduğunu bilmek gerekir.
4
Sinan Paşa'nın tasavvuf büyüklerinin hayatını ve menkıbelerini anlatan süslü nesir eserini bulmak.
Dördüncü açıklama Tezkiretü'l-Evliya eseriyle eşleşir.
Sinan Paşa'nın Tazarruname dışındaki önemli eserlerinden biri olan ve evliya menkıbelerini içeren eserin Tezkiretü'l-Evliya olduğunu bilmek gerekir.

Key Concept

Divan Nesri ve Temsilcileri (Süslü Nesir Eserleri ve Yazarları)
Question 40Question

Divan edebiyatı; kaynağını dinî-tasavvufi inanışlardan, İran mitolojisinden, tarihî ve efsanevi şahsiyetlerden, klasik mazmunlardan ve özellikle son dönemlerinde mahallî/günlük yaşamdan alan zengin bir gelenektir. Bu gelenekte vatan, hürriyet, adalet, millet gibi kolektif ve siyasi kavramlar şiirin doğrudan izlekleri arasında yer almaz.

Buna göre, aşağıdaki beyitlerin hangisi, karşısında verilen Divan edebiyatı kaynak veya özellikleriyle ilişkilendirilemez?

Show answer & explanation

Answer: Beyit:
*Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i vatandandır*
*Ne gam râh-ı vatanda çeksek de cevr-i ten-fersâ*
Açıklama: Divan şiirinin geleneksel kaynaklarından olan yerel/coğrafi bağlılığın ve vatan sevgisi gibi siyasi-toplumsal temaların edebiyata yansıması

Answer

Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'nden alınan ve vatan kavramının siyasi-toplumsal bağlamda işlendiği beyit, klasik Divan şiirinin geleneksel kaynakları ve özellikleri ile ilişkilendirilemez.
Verilen beyitler arasında vatan sevgisi ve vatan toprağına bağlılık temasını siyasi bir bağlamda işleyen beyit, Namık Kemal'in Tanzimat Dönemi'nde kaleme aldığı ünlü 'Hürriyet Kasidesi'ne aittir. Divan şiiri geleneğinde bireysel duygular, dinî-tasavvufi düşünceler, saray ve eğlence hayatı ile klasik mitoloji kaynaklık ederken; toplumsal mücadele, vatan sevgisi ve hürriyet gibi kavramlar yer almaz. Dolayısıyla bu beyit, açıklamada belirtilen klasik Divan şiiri kaynaklarıyla ilişkilendirilemez.

Step-by-Step Solution

1
Beyitlerin dil, üslup ve içerik özelliklerinin analiz edilmesi
Tüm beyitler aruz ölçüsüyle ve zengin bir kelime kadrosuyla yazılmış olsa da tematik içerikleri farklılık göstermektedir.
Soruda Divan edebiyatının kaynakları ile beyitlerin içeriksel uyumu sorgulanmaktadır.
2
Eşleştirmelerin doğruluğunun kontrol edilmesi
Cemşîd, Keykubâd gibi isimlerin İran mitolojisiyle; ilahi aşk ve zühd temalarının tasavvufla; Sa'd-âbâd mesiresinin mahallîleşme akımıyla; Süleyman atıflarının ise dinî kıssalarla eşleştirilmesi tamamen doğrudur.
Seçeneklerdeki doğru eşleştirmeleri eleyerek yanlış olanı bulmak hedeflenmektedir.
3
Maddesel olarak yanlış olan eşleştirmenin gerekçelendirilmesi
'Vücûdun kim hamîr-i mâyesi hâk-i vatandandır' beytinde geçen 'vatan' kavramı, modern anlamda coğrafi-siyasi bir yurt ve uğruna mücadele edilen bir değer olarak ele alınmıştır. Bu tema Divan edebiyatında değil, Tanzimat Dönemi edebiyatında (özellikle Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi'nde) ortaya çıkmıştır. Divan edebiyatında vatan sevgisi gibi kolektif, siyasi ve ideolojik temalar şiirin kaynağı ya da izleği olmamıştır.
Dönemsel sınırları ve tematik farklılıkları netleştirerek doğru sonuca ulaşmak.

Key Concept

Divan edebiyatının kaynakları ve tematik sınırları ile Tanzimat edebiyatının getirdiği tematik yeniliklerin ayırt edilmesi
PreviousPage 2 / 16Next
Divan Edebiyatı Practice Questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Page 2 | Examkin