All practice questions

6755 questions

Question 741Question

35 - 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Fotoğrafın XIX. yüzyıldaki icadı, resim sanatının varl��k sebebini ortadan kaldırmamış; aksine onu nesnel dünyayı birebir yansıtma yükümlülüğünden kurtararak yepyeni ufuklara kapı açmıştır. Fotoğrafın keşfinden önce ressamlar, doğayı ve insanı olabildiğince aslına uygun şekilde tuvale aktarmak için büyük çaba harcıyorlardı. Bu durum, resim sanatını bir yönüyle görsel dünyayı belgeleme aracı haline getiriyordu. Ancak kameranın nesnel gerçekliği saniyeler içinde ve aslına en sadık biçimde kaydetmeye başlamasıyla birlikte resim, kendi sınırlarına ve doğasına yöneldi. Empresyonizm, ekspresyonizm ve kübizm gibi modern akımlar, bu özgürleşme sürecinin doğrudan birer sonucu olarak doğdu. Ressamlar artık nesnelerin dış dünyadaki bilinen biçimlerini kopyalamak yerine, bu biçimlerin kendi iç dünyalarında uyandırdığı izlenimleri, renklerin ve çizgilerin soyut gücünü araştırmaya başladılar. Dolayısıyla fotoğraf teknolojisi, resmi öldürmemiş; aksine onun taklitçilikten sıyrılıp özgür ve yaratıcı bir ifade alanına dönüşmesine zemin hazırlamıştır.

35. Bu parçaya göre, fotoğrafın icadının resim sanatı üzerindeki temel etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Resmin gerçeği aynen yansıtma zorunluluğundan kurtularak özgürleşmesini ve yeni sanat akımlarının doğmasını sağlaması

Answer

Resmin gerçeği aynen yansıtma zorunluluğundan kurtularak özgürleşmesini ve yeni sanat akımlarının doğmasını sağlaması
Parçada fotoğrafın icadının resim sanatını nesnel dünyayı birebir yansıtma yükümlülüğünden kurtardığı, bu özgürleşme sayesinde empresyonizm, ekspresyonizm ve kübizm gibi modern akımların doğduğu belirtilmiştir. Bu durum, fotoğrafın icadının resim sanatı üzerindeki temel etkisinin resmin gerçeği aynen yansıtma zorunluluğundan kurtularak özgürleşmesini ve yeni sanat akımlarının doğmasını sağlaması olduğunu gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Parçanın genelinde fotoğrafın icadı ile resim sanatı arasında kurulan ilişkiyi ve bu icadın resme olan etkisini belirlemek.
Fotoğrafın icadının resmi 'nesnel dünyayı birebir yansıtma yükümlülüğünden kurtardığı' ve 'özgürleşme sürecinin sonucu olarak modern akımların doğduğu' tespit edilir.
Yazarın asıl vurgulamak istediği ana düşünceyi yakalamak için.
2
Seçeneklerdeki yargıları bu çıkarımla karşılaştırmak.
Doğru seçenekte yer alan ifadenin parçadaki özgürleşme ve yeni akımların doğuşu vurgularıyla tam olarak uyuştuğu görülür.
Metindeki düşünceyi tam ve doğru karşılayan şıkkı bulmak için.

Key Concept

Çoklu Paragraf Sorularında Ana Düşünce ve Metne Dayalı Çıkarım Yapma
Question 742Question

Kimi eleştirmenler, şiirin çevrilemeyeceğini, başka bir dile aktarıldığında tüm büyüsünü yitireceğini öne sürerler. Bana göre bu, şiire ve çevirmenin emeğine yapılmış büyük bir haksızlıktır. Şiir, yalnızca sözcüklerin tınısından ibaret değildir ki başka dilde yok olsun. İyi bir çevirmen, şairin yarattığı imge dünyasını kendi dilinde yeniden inşa edebilir. Nitekim dünya edebiyatındaki pek çok başyapıtı çeviriler sayesinde okuyup sevmedik mi?

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Tartışma

Answer

Tartışma
Doğru cevap olan 'Tartışma' seçeneğidir; çünkü yazar şiirin başka dile çevrilemeyeceği yönündeki yaygın görüşe karşı çıkmış, kendi tezini samimi bir üslupla ve soru cümleleriyle savunmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Metnin giriş cümlesindeki iddia tespit edilir.
Giriş cümlesinde kimi eleştirmenlerin 'şiirin çevrilemeyeceği' yönündeki yerleşik görüşü ortaya konmuştur.
Yazarın hangi fikre karşı çıkacağını veya neyi tartışacağını anlamak anlatım biçimini belirlemekte ilk adımdır.
2
Yazarın bu yerleşik görüşe karşı kendi düşüncelerini nasıl sunduğu ve üslubu analiz edilir.
Yazar 'Bana göre bu... haksızlıktır' ifadesiyle söze başlayıp karşı fikri çürütmeye çalışmış ve metnin sonunda soru yoluyla tezini savunmuştur.
Yerleşik bir görüşe karşı çıkarak kendi savını savunma ve bunu samimi bir sohbet üslubuyla yapma tartışmacı anlatım biçiminin temel göstergesidir.

Key Concept

Tartışmacı anlatım biçimi, yazarın yerleşik veya yaygın olarak kabul gören bir fikri çürütmek ve yerine kendi düşüncesini savunup okuyucuyu ikna etmek amacıyla kullandığı anlatım türüdür.
Estimated Time:1m 30s
Question 743Question

Bir yazarın yapıtlarında tek bir cümlenin bile gölgede kaldığını göremezsiniz; her kelime, üzerine düşen görevi kusursuzca yerine getirir ve hiçbir sözcük, bir diğerinin hakkını gasp etmez. Bu dilsel tasarruf, ilk bakışta kuru ve renksiz bir anlatım hissi uyandırsa da yazarın asıl dehası burada ortaya çıkar. O, süslü betimlemelerin ve şatafatlı imgelerin arkasına sığınmadan, en sıradan durumları bile derin bir anlam havuzuna dönüştürmeyi başarır. Onun cümleleri, okurun zihninde yankılanmaya devam eden ve her okunuşta yeni anlam katmanları üreten bir yapıya sahiptir.

Bu parçada sözü edilen yazarın üslubunda belirgin olan anlatım nitelikleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Duruluk - Yalınlık - Yoğunluk

Answer

Duruluk - Yalınlık - Yoğunluk
Parçada yazarın kelimeleri özenle seçip gereksiz hiçbir unsura yer vermemesi 'duruluk' ilkesini; süslü, gösterişli ve şatafatlı söyleyişlerden kaçınması 'yalınlık' ilkesini; cümlelerinin her okunuşta yeni anlam katmanları barındırması ise 'yoğunluk' ilkesini temsil eder. Bu ilkeler sırasıyla doğru seçenekte bir araya getirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki ilk üslup özelliğini çözümlemek
Gereksiz sözcüklere yer verilmediğini belirten 'her kelimenin görevini yapması' ve 'dilsel tasarruf' ifadeleri 'duruluk' ilkesini gösterir.
Yazarın kelime seçimindeki tasarrufunun hangi ilkeye karşılık geldiğini belirlemek gerekir.
2
Metindeki ikinci üslup özelliğini çözümlemek
Süslü betimlemeler ve şatafatlı imgelerden uzak durulduğunu belirten ifadeler, anlatımın sadeliğini gösteren 'yalınlık' ilkesine işaret eder.
Yazarın sanatsal süslemelere karşı tutumunun karşılığını bulmak gerekir.
3
Metindeki üçüncü üslup özelliğini çözümlemek
Cümlelerin her okunuşta yeni anlam katmanları üretmesi, metnin derinliğini ve 'yoğunluk' ilkesine sahip olduğunu gösterir.
Metindeki anlam zenginliğinin ve derinliğinin hangi nitelikle açıklandığını saptamak gerekir.

Key Concept

Paragrafta Anlatım İlkeleri
Question 744Question

Zamanın tekdüze akışına karşı direnen eski sokak, sabahın ilk ışıklarıyla uykulu gözlerini aralıyordu. Kaldırım taşlarının arasına sıkışmış kurumuş yapraklar, hafif rüzgârın etkisiyle hışırdayarak geçmişin fısıltılarını taşıyordu sanki. Köşedeki ahşap konağın penceresinden süzülen tül perde, rüzgârla ağır ağır dans ederken sokağın bu durgun havasına eşlik ediyordu. İnsanların çoğu, zamanı hızla tüketilecek bir nesne gibi görse de bu sokakta saniyeler, adeta asırlaşarak genişliyordu. Bizler modern hayatın koşturmacasında her anı bir sonraki ana ulaşmak için harcarken bu mekân, kendi varlığını sessizce koruyarak bize yavaşlamanın erdemini hatırlatmıyor mu? Hızın kutsandığı bir çağda, durup bir anı soluklamanın ne denli kıymetli olduğunu ancak böyle mekânlarda hissedebiliriz.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

Show answer & explanation

Answer: Yaşananların bir olay zinciri çerçevesinde, devinimsel bir akışla aktarılmasına

Answer

Yaşananların bir olay zinciri çerçevesinde, devinimsel bir akışla aktarılmasına başvurulmamıştır.
Metinde durağan bir durum tasvir edilerek zamana karşı felsefi bir sorgulama yapılmıştır. Sokak, yapraklar ve konak gibi ögelerle okuyucuda izlenim kazandırılmış; zaman algıları karşılaştırılmış; kişileştirmeye ve soru cümlelerine yer verilmiştir. Ancak metinde bir olay zinciri, yer-zaman-şahıs kadrosuna bağlı bir olay akışı (öyküleme) ve devinim söz konusu değildir. Bu nedenle doğru cevap devinimsel akışa başvurulmadığını belirten seçenektir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki temel anlatım biçimlerini belirleme.
Metinde görselliğin ön planda olduğu betimleyici ögeler (eski sokak, ahşap konak, tül perde vb.) ve yazarın kendi düşüncesini okuyucuya soru yoluyla aktarmaya çalıştığı tartışmacı ögeler tespit edilmiştir.
Paragrafın yazımında hangi anlatım tekniklerinden yararlanıldığını belirlemek.
2
Seçeneklerde yer alan ifadeleri metindeki ayrıntılarla eşleştirme.
Kişileştirme (cansız varlıklara insani özellik verilmesi), betimleme (izlenim kazandırma), karşılaştırma (insanların zaman algısıyla sokağın zaman algısı) ve soru cümleleriyle düşünceyi yönlendirme metinde mevcuttur. Ancak hareketli bir olay akışına dayanan öyküleyici anlatım (devinimsel akış) metinde bulunmamaktadır.
Seçeneklerin doğruluğunu veya yanlışlığını somutlaştırmak.

Key Concept

Paragrafta Anlatım Biçimleri ve Özellikleri
Question 745Question

Bir edebî eseri başka bir dile çevirmek, yalnızca sözcüklerin sözlükteki karşılıklarını yan yana getirmekten ibaret olan sıradan bir iş değildir. Gerçek bir çeviri eylemi; kaynak dilin ait olduğu kültürün dünyasını, kelimelerin ardındaki tarihsel yaşanmışlıkları ve yazarın üslubundaki özgün estetiği hedef dile eksiksiz aktarabilme becerisidir. Çevirmen, iki farklı dil ve kültür dünyası arasında sağlam köprüler kurarken aslında kendi dilinin anlatım olanaklarını da sınırlarına kadar zorlar ve onu zenginleştirir. Nitekim başarılı bir çeviri, özgün eserin taşıdığı duygusal ve dü��ünsel derinliği bütünüyle koruyarak okura metni kendi ana dilinde yazılmış gibi hissettirebilen çalışmadır. Çeviri sürecinde biçimsel sadakat ile kültürel uyum arasındaki hassas dengeyi kuramayan çalışmalar ise ne kadar doğru sözcükler seçilirse seçilsin, eserin ruhunu kaybetmesine yol açar. Bu yönüyle edebiyatta çeviri yapmak, basit bir mekanik aktarım ya da dilsel yer de��iştirme değil; eseri hedef dilin ikliminde yeniden var eden bir yaratım sürecidir.

Bu parçada çeviriyle ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nitelikli bir çevirinin, eserin kültürel ve sanatsal özünü hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir süreç olduğu

Answer

Nitelikli bir çevirinin, eserin kültürel ve sanatsal özünü hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir süreç olduğu
Metnin genelinde çeviri eyleminin mekanik veya sözcük düzeyinde bir aktarım olmadığı, aksine kaynak eserin sanatsal, duygusal ve kültürel birikimini hedef dilde yeniden canlandıran yaratıcı bir süreç olduğu savunulmaktadır. Dolayısıyla, nitelikli bir çevirinin eserin kültürel ve sanatsal özünü hedef dilde yeniden üreten yaratıcı bir süreç olduğunu belirten ifade metnin ana düşüncesidir.

Step-by-Step Solution

1
Metni okuyup yazarın odaklandığı temel kavramları belirlemek
Metinde 'çeviri', 'kültür aktarımı', 'yeniden yaratım' ve 'eserin ruhu' gibi kavramların öne çıktığı görülür.
Paragraftaki ana düşünceyi bulmak için yazarın üzerinde en çok durduğu kavramları ve asıl mesajı tespit etmek gerekir.
2
Yardımcı düşünceleri belirleyerek seçeneklerden elemek
Çevirmenin dilinin zenginleşmesi ve okurun ana dili hissi yaşaması ifadelerinin metinde yer almasına rağmen birer yan bilgi (yardımcı düşünce) olduğu saptanır.
Yardımcı düşünceler ana düşünceyi destekler fakat yazarın asıl savunmak istediği ana tez olamaz.
3
Metnin son cümlesini ve genel sentezini seçeneklerle karşılaştırmak
Metnin sonundaki 'eseri hedef dilin ikliminde yeniden var eden bir yaratım sürecidir' yargısını sentezleyen ifadenin doğru cevap olduğu belirlenir.
Ana düşünce genellikle metnin sonuç bölümünde özetlenir ve doğru seçenek bu mesajı farklı sözcüklerle karşılar.

Key Concept

Paragrafta Ana Düşünce
Estimated Time:2m 0s
Question 746Question

Bir yazarın üslubundan bahsederken şu ifadelere yer verilmiştir: "Onun yapıtlarında tek bir sözcüğü bile metinden çıkaramazsınız. Eğer bir kelimeyi cümleden atmaya yeltenirseniz cümlenin anlam dünyasında büyük bir boşluk oluşur; adeta bütün yapı iskambil kâğıtlarından yapılmış bir kule gibi sarsılır. Her sözcük, tam da bulunması gereken yerde, mimari bir özenle konumlandırılmıştır. Fazladan tek bir sıfata, gereksiz hiçbir ayrıntıya yer yoktur onun anlatımında."

Bu parçada söz edilen yazarın anlatımında öne çıkan nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Duruluk

Answer

Duruluk
Duruluk ilkesi, bir cümlede ya da metinde gereksiz sözcüklerin kullanılmamasını, her sözcüğün bir görevi olmasını ifade eder. Parçada yazarın eserlerinde tek bir sözcüğün dahi çıkarılamayacağı, fazladan sıfatlara veya gereksiz ayrıntılara yer verilmediği belirtilmiştir. Bu durum doğrudan duruluk niteliğiyle örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki anahtar ifadeleri tespit etmek
Metinde 'tek bir sözcüğü bile metinden çıkaramamak', 'fazladan tek bir sıfata yer vermemek' ve 'gereksiz hiçbir ayrıntının bulunmaması' gibi ifadelerin yer aldığı belirlendi.
Anlatım ilkelerinin tanımlarını parçadaki ipuçlarıyla eşleştirebilmek için anahtar ifadeleri bulmak gerekir.
2
Tespit edilen ifadelerin hangi anlatım ilkesine karşılık geldiğini belirlemek
Gereksiz sözcük kullanımından kaçınma ve metinden kelime çıkarıldığında anlamın bozulması özellikleri 'duruluk' ilkesinin temel tanımıdır.
Türkçedeki anlatım ilkelerinin (yalınlık, duruluk, açıklık vb.) sınırlarını doğru ayırt etmek gerekir.
3
Çeldiricileri eleyerek doğru seçeneğe ulaşmak
Süslü olmama (yalınlık), net anlam taşıma (açıklık), akıp gitme (akıcılık) ve derinlik (özlülük) kavramları elenerek doğrudan duruluk ilkesine ulaşılmıştır.
Diğer anlatım ilkelerinin metindeki kavramlarla örtüşmediğini doğrulamak gerekir.

Key Concept

Paragrafta Anlatım İlkeleri - Duruluk
Estimated Time:1m 30s
Question 747Question

(I) Edebiyat, insanın kendisini ve dünyayı anlamlandırma çabasının en estetik dışa vurumudur. (II) Sanatçı, kurguladığı dünyada kendi yaşam deneyimlerinden yola çıksa da bunları düş gücüyle harmanlayarak sunar. (III) Okur da metni okurken yazarın çizdiği sınırların ötesine geçip kendi anlam evrenini inşa eder. (IV) Günümüzün hızla dijitalleşen dünyasında, edebiyatın üretim ve yayılma süreçleri büyük bir değişim içindedir. (V) Çevrim içi platformlar ve e-kitap teknolojileri, basılı eserlerin tekeline son vererek yeni bir okuma kültürü şekillendirmektedir. (VI) Bu yeni kültür, hem yazarların bağımsızlaşmasını sağlamakta hem de okurlara eş zamanlı bir etkileşim alanı sunmaktadır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Show answer & explanation

Answer: IV

Answer

Dördüncü cümle (IV)
Bu parçada ilk üç cümle boyunca edebiyatın doğası, yazarın ve okurun bu süreçteki rolü ele alınmıştır. Dördüncü cümleden (IV) itibaren ise günümüz yayıncılık dünyasındaki dijitalleşme ve bu durumun edebiyat üzerindeki etkileri anlatılmaya başlanmıştır. Konu farklı bir boyuta taşındığı için ikinci paragraf dördüncü cümle (IV) ile başlamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki her bir cümlenin konusunu ve yazarın odaklandığı düşünceyi belirlemek.
İlk üç cümlede (I, II, III) edebi kurgunun yazar ve okur arasındaki geleneksel ilişkisi; son üç cümlede ise (IV, V, VI) dijitalleşmenin yayıncılık dünyasındaki etkileri ele alınmıştır.
Paragrafın ikiye bölünebilmesi için konu veya bakış açısının değiştiği geçiş noktasını bulmak gerekir.
2
Konu veya bakış açısının hangi cümleden itibaren değiştiğini saptamak.
Dördüncü cümle (IV), edebiyat dünyasındaki dijitalleşme sürecini ve yaşanan değişimi yeni bir konu girişi olarak sunmaktadır.
İkinci paragrafın ilk cümlesi, kendisinden önceki cümlelerle doğrudan bir bağlaç veya gönderme içermeyen bağımsız bir giriş cümlesi olmalıdır.
3
Seçilen cümlenin kendisinden sonraki cümlelerle anlam ve yapı bakımından uyumunu kontrol etmek.
Dördüncü cümleden (IV) sonra gelen beşinci (V) ve altıncı (VI) cümleler dijitalleşme konusunu ve yeni okuma kültürünü açıklamaya devam etmektedir. Bu nedenle ikinci paragraf bu cümleden başlamalıdır.
Yeni başlayan paragrafın kendi içinde bir anlam ve düşünce birliği (paragraf bütünlüğü) oluşturduğunu doğrulamak gerekir.

Key Concept

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Estimated Time:1m 30s
Question 748Question

Sanatçı, kelimeleri birer süs eşyası gibi yan yana dizerek okurun gözünü boyamayı hiçbir zaman hedeflememiştir. Onun kurduğu cümlelerde, zihni yoran mecaz oyunlarına, parıltılı ama içi boş imgelere rastlayamazsınız. Anlatmak istediği gerçeği, söz sanatlarının göz alıcı tülüne sarmadan, en berrak ve gösterişsiz haliyle okura sunar.

Bu parçada söz edilen sanatçının eserlerindeki en belirgin anlatım niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yalınlık

Answer

Doğru cevap yalınlık niteliğidir.
Sanatçının süsten, mecazlardan ve gösterişten uzak, sade bir dil kullanması anlatımın 'yalınlık' ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Parçada geçen 'söz sanatlarının göz alıcı tülüne sarmadan, en gösterişsiz haliyle sunmak' ifadesi bu durumu netleştirmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki anahtar kelimeleri ve ifadeleri belirleme.
'Süs eşyası', 'mecaz oyunları', 'içi boş imgeler', 'söz sanatlarının göz alıcı tülü', 'gösterişsiz hal' gibi ifadeler tespit edilmiştir.
Yazarın ��slubundaki temel tercihleri ve kaçındığı unsurları anlamak için bu ifadeler kritik öneme sahiptir.
2
Belirlenen anahtar kavramların hangi anlatım ilkesine karşılık geldiğini analiz etme.
Söz sanatlarından, mecazlardan, süsten ve imgelerden kaçınma, anlatımda yalınlığı (sadelik) ifade eder.
Anlatım ilkelerinin tanımları ile parçadaki ipuçları arasındaki kavramsal bağı kurmak gerekir.
3
Çeldirici seçenekleri eleyerek doğru seçeneği belirleme.
Duruluk, akıcılık, özlülük ve tutarlılık ilkelerinin parçada doğrudan vurgulanmadığı, yalınlık niteliğinin ise parçadaki tüm ipuçlarıyla tam olarak örtüştüğü görülür.
Diğer anlatım ilkelerinin tanımlarını hatırlayarak yanlış yorumlamaları engellemek.

Key Concept

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Estimated Time:2m 0s
Question 749Question

Antik Çağ'da okuma, temelde sesli ve toplumsal bir eylemdi; metinler, kulak yoluyla zihne ulaşan ritmik ses öbekleri olarak tasarlanırdı. Orta Çağ'ın sonlarına doğru manastır yazı odalarında şekillenen ve matbaanın icadıyla yaygınlaşan sessiz okuma pratiği ise sadece teknik bir dönüşüm değil, insan zihninin yapıland��rılmasında radikal bir devrimdi. Sessiz okuma, okuru dış dünyanın ve dolayısıyla toplumsal denetimin sesinden yalıtarak kendi iç sesini keşfetmeye yöneltti. Birey, metinle baş başa kaldığı bu mahrem alanda, dogmatik otoritelerin yorum süzgecine ihtiyaç duymadan kendi sorgulamalarını yapabildi. Dolayısıyla bu pratik, okuma eylemini kamusal bir tören olmaktan çıkarıp bireysel bilincin, öznelliğin ve modern anlamda bağımsız düşüncenin inşa edildiği korunaklı bir sığınağa dönüştürdü.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Sessiz okuma alışkanlığının, bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanının gelişimine sağladığı katkı

Answer

Sessiz okuma alışkanlığının, bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanın��n gelişimine sağladığı katkı
Bu parçada, sesli okumadan sessiz okumaya geçişin sadece teknik bir değişim olmadığı, okuru dış dünyadan ve toplumsal denetimden yalıtarak kendi iç sesini keşfetmesini sağlayan zihinsel bir devrim olduğu anlatılmaktadır. Yazar, sessiz okuma sayesinde bireyin dogmatik otoritelerden bağımsız olarak kendi sorgulamalarını yapabildiğini ve böylece bu pratiğin bağımsız düşünce ile bireysel bilincin gelişmesinde korunaklı bir sığınak işlevi gördüğünü belirtmektedir. Bu durum, sessiz okuma alışkanlığının bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanının gelişimine sunduğu katkıyı doğrudan vurgulamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafı okuyarak temel kavramları ve metnin ana odağını belirlemek.
Metinde sesli okumadan sessiz okumaya geçiş süreci anlatılmakta ve bu geçişin zihinsel sonuçları üzerinde durulmaktadır.
Paragraf sorularında konuyu bulmanın ilk adımı metindeki anahtar kavramları ve yazarın odaklandığı temel olguyu tespit etmektir.
2
Sessiz okumanın metinde nasıl nitelendirildiğini ve hangi işlevle ilişkilendirildiğini analiz etmek.
Sessiz okumanın, okuru toplumsal denetimden yalıtarak kendi iç sesini keşfetmeye yönelttiği, dogmatik otoritelerden bağımsız sorgulama yapmasını sağladığı ve bireysel bilincin, bağımsız düşüncenin inşa edildiği bir alan sunduğu görülmektedir.
Yazarın konuyu hangi bakış açısıyla ele aldığını anlamak, çeldiriciler arasındaki kapsam sınırını doğru çizmemizi sağlar.
3
Seçenekleri metinle karşılaştırarak yan düşünceleri, aşırı genelleyici ifadeleri veya öznel yorumları elemek.
Matbaanın etkisi, sesli okumanın toplumsal gücü veya otoritelerin denetim yöntemleri gibi ifadelerin yan ayrıntılar olduğu ya da metinde bulunmadığı görülür. Bireyin yalnızlaşarak dışlanması ise metindeki olumlu tonla çelişen öznel bir yorumdur.
Çeldiriciler genellikle metinde geçen bazı kelimeleri barındırsa da konunun odağını saptırır veya sınırlarını yanlış çizer.
4
Metnin ana düşüncesini ve konusunu tam olarak karşılayan seçeneği işaretlemek.
Sessiz okuma alışkanlığının bireysel bilincin ve bağımsız düşünce alanının gelişimine sunduğu katkıyı ifade eden seçenek doğru cevap olarak belirlenir.
Doğru seçenek metnin iletmek istediği asıl düşünceyi tam ve doğru bir kapsamda yansıtmalıdır.

Key Concept

Paragrafın Konusu
Estimated Time:2m 0s
Question 750Question

Bunca yıl sonra eski mahalleme döndüğümde, çocukluğumun o göğe uzanan devasa çınarının gölgesinde oturup geçmişi düşündüm. Sokaklar daralmış, evler küçülmüş gibiydi; ya da ben büyüdüğüm için bana öyle geliyordu. Komşuların yüzlerindeki çizgiler derinleşmiş, tanıdık sesler çoktan yitip gitmişti. İçimde hem o eski, tasasız günlerin sıcaklığını duyuyor hem de zamanın acımasız akışı karşısında derin bir çaresizlik hissediyordum. Bir zamanlar koşturduğumuz bu sokakların yabancısı olmak, insanın kendi geçmişine dışarıdan bakması ne garip bir duyguymuş! Keşke o günlerin kıymetini daha iyi bilseydim, ellerimden kayıp giden anları daha sıkı tutabilseydim demekten kendimi alamıyorum. Şimdi ise elimde sadece sararmış fotoğraflar ve zihnimin kuytularında yankılanan çocukluk gülüşleri kaldı.

Bu parçadaki anlat��cının içinde bulunduğu duygu durumunu en iyi ifade eden kavram çifti aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Hayıflanma - Özlem

Answer

Hayıflanma - Özlem
Anlatıcının 'Keşke o günlerin kıymetini daha iyi bilseydim...' cümlesi geçmişte değerlendirilmeyen fırsatlardan dolayı duyulan üzüntüyü, yani hayıflanmayı ifade eder. Ayrıca geçmiş günlerin sıcaklığından ve çocukluk gülüşlerinden bahsetmesi geçmişe duyulan özlemi gösterir. Bu nedenle hayıflanma ve özlem kavramları anlatıcının duygularını en iyi açıklayan çifttir.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar ifadeleri belirlemek.
Anlatıcının 'Keşke o günlerin kıymetini daha iyi bilseydim, ellerimden kayıp giden anları daha sıkı tutabilseydim...' cümlesi ile geçmişe dair kaçırılmış fırsatlardan duyulan üzüntü ve 'eski, tasasız günlerin sıcaklığını duyuyor' ifadesiyle de çocukluk günlerine duyulan özlem tespit edilmiştir.
Yazarın hissettiği temel duyguları doğrudan yansıtan ipuçlarını bulmak amacıyla bu adım gerçekleştirilmiştir.
2
Ters düşen kavramları ve çeldiricileri elemek.
Metinde geleceğe yönelik karamsarlık, kalıcı bir yabancılaşma ya da öfke gibi duygular bulunmamaktadır. Anlatıcı geçmişi özlemle anmakta ve zamanı iyi değerlendiremediği için üzülmektedir.
Yazarın duygu durumunu doğru kavramlarla eşleştirebilmek ve yanlış yorumları elemek için bu analiz yapılmıştır.
3
Hayıflanma ve pişmanlık kavramları arasındaki farkı netleştirmek.
Yapılmayan bir eylemden duyulan üzüntü 'hayıflanma' olduğundan ve anlatıcı 'kıymetini bilseydim, anları tutabilseydim' diyerek yapmadığı bir şeyden dolayı üzüldüğünden, doğru kavramın pişmanlık değil hayıflanma olduğu saptanmıştır. Bu da bizi doğrudan doğru cevaba ulaştırmaktadır.
YKS sınavlarında sıklıkla karıştırılan bu iki Türkçe kavramı arasındaki ince ayrımı doğru değerlendirmek amacıyla bu adım uygulanmıştır.

Key Concept

Paragrafta Karakter ve Duygu Analizi (Hayıflanma ve Özlem Ayrımı)
Question 751Question

Gençliğimde kelimelerin dünyayı değiştirebileceğine dair sarsılmaz bir inancım vardı; yazdığım her cümlenin altına adeta hayatımı sererdim. Şimdilerde ise kütüphanemin tozlu raflarındaki o eski sararmış kitaplarıma, bir başkasının aceleci elinden çıkmış acemi karalamalarmış gibi yabancılıkla bakıyorum. Yıllar, kelimelerin keskin köşelerini yontup onları uysal birer çakıl taşına dönüştürürken beni de o eski tutkulu kavgamdan uzaklaştırdı. Fikirlerin dünyayı sarsan gücünün yerini, zamanın her şeyi eriten o sessiz yasasına boyun eğen bir kabulleniş aldı. Yine de içimdeki o eski odanın kapısını her araladığımda, heba edilmiş bir enerjinin ve vaktinde yön verilememiş o coşkun nehirlerin geride bıraktığı derin vadileri görmekten kendimi alamıyorum. Bu, öfkeli bir itirazdan ziyade, bir zamanlar fırtınalar koparan bir rüzgârın şimdilerde sadece eski pencereleri titretmesine dair sessiz bir iç çekişten ibaret.

Bu parçadaki yazarın içinde bulunduğu duygu durumunu en iyi yansıtan ikili aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hayıflanma ve kabullenme

Answer

Hayıflanma ve kabullenme
Yazarın geçmişte heba olan enerjisine ve yön verilememiş coşkulu nehirlerine karşı hissettiği üzüntü 'hayıflanma' kavramıyla örtüşür. Zamanın yasasına boyun eğdiğini ve durumunun öfkeli bir itirazdan ziyade sessiz bir iç çekiş olduğunu belirtmesi ise doğrudan 'kabullenme' duygusunu karşılar. Bu nedenle doğru cevap hayıflanma ve kabullenme olarak belirlenir.

Step-by-Step Solution

1
Metinde geçen hayıflanma ipuçlarını belirleme
Yazarın 'heba edilmiş bir enerjinin ve vaktinde yön verilememiş o coşkun nehirlerin geride bıraktığı derin vadileri görmekten kendimi alamıyorum' ifadesi, geçmişte değerlendirilememiş fırsatlara ve boşa gitmiş güce karşı duyulan üzüntüyü, yani 'hayıflanma' duygusunu gösterir.
Hayıflanma, geçmişte yapılmayan ya da kaçırılan fırsatlar için üzülme durumudur.
2
Metinde geçen kabullenme ipuçlarını belirleme
Yazarın 'zamanın her şeyi eriten o sessiz yasasına boyun eğen bir kabulleniş aldı' ve 'öfkeli bir itirazdan ziyade... sessiz bir iç çekişten ibaret' ifadeleri, içinde bulunduğu durumu direnmeden kabul ettiğini, yani 'kabullenme' duygusunu gösterir.
Kabullenme, mevcut durumu rıza göstererek veya karşı koymayarak benimseme durumudur.
3
Seçenekleri analiz edip çeldiricileri eleme
Diğer seçeneklerdeki özlem, sitem, pişmanlık, yılgınlık, karamsarlık, öfke ve çaresizlik gibi duygular metindeki olgun ve teslimiyetçi tonla uyuşmamaktadır. Özellikle pişmanlık (yapılan bir hatadan dolayı duyulan üzüntü) ile hayıflanma (yapılamayanlar için üzüntü) ayrımına dikkat edilerek çeldiriciler elenir.
YKS Türkçe paragraf sorularında pişmanlık ve hayıflanma arasındaki kavramsal fark sıklıkla test edilen kritik bir kazanımdır.

Key Concept

Paragrafta duygu analizi yaparken hayıflanma (yapılamayanlar için üzülme) ve pişmanlık (yapılanlar için üzülme) kavramlarının farkını ayırt etme, metindeki anahtar ifadelerden yola çıkarak yazarın ruh halini belirleme.
Estimated Time:2m 0s
Question 752Question

Gençlik yıllarımda, masanın başına her oturduğumda içimde fırtınalar kopar, zihnimde kelimeler uçuşurdu. O zamanlar zamanın uçsuz bucaksız bir nehir olduğunu, hiç tükenmeyeceğini sanırdım. Yazmak için hep 'daha doğru' bir anı, daha olgun bir zihni bekledim. Şimdiyse o günlerin coşkusunu, o dizginlenemez enerjiyi düşündükçe içimde ince bir sızı hissediyorum. Keşke o acemi heyecanları, o ham ama samimi duyguları kâğıda dökmekten bu kadar korkmasaydım; mükemmelin peşinde koşarken heybemdeki en değerli hazineleri yolda düşürmeseydim. Şimdi ellerimde sadece kaçırılmış fırsatların soğuk gölgesi ve o günlerin telafi edilemez boşluğu kalakaldı. Zaman, geriye dönüp düzeltemeyeceğimiz bir kurguymuş meğer; bunu anlamak için saçların ağarması gerekiyormuş.

Bu parçada kendisinden söz eden yazarın içinde bulunduğu baskın duygu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hayıflanma

Answer

Hayıflanma
Yazar, metnin genelinde geçmişte cesaret edip yazamadığı, mükemmeli ararken kaçırdığı fırsatları dile getirmektedir. Özellikle kullanılan 'Keşke... korkmasaydım', 'düşürmeseydim' ifadeleri, geçmişte yapılmayan işlerden dolayı duyulan üzüntüyü ifade eden 'hayıflanma' kavramının doğrudan tanımıdır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anahtar ifadeleri belirleme
Metinde geçen 'Keşke o acemi heyecanları, o ham ama samimi duyguları kâğıda dökmekten bu kadar korkmasaydım' ve 'en değerli hazineleri yolda düşürmeseydim' gibi ifadeler tespit edilmiştir.
Yazarın geçmişe yönelik pişmanlık ve kaçırılmış fırsatlara dair hissettiği duyguyu saptamak.
2
Kavramsal tanımlarla eşleştirme yapma
Geçmişte yapılmayan bir eylemden duyulan üzüntünün Türkçe dil bilgisi ve paragraf sorularında 'hayıflanma' olarak tanımlandığı bilgisiyle metindeki ifadeler örtüşmektedir.
Paragraftaki baskın duygusal tonun hangi terime karşılık geldiğini belirlemek.
3
Diğer seçenekleri eleme ve doğru seçeneğe ulaşma
Özlem, sitem, karamsarlık ve kanıksama gibi kavramların metnin ana odağı olmadığı görülmüş; baskın duygunun hayıflanma olduğu kesinleşmiştir.
Çeldiricilerin metindeki yardımcı düşünceler veya yanlış yorumlarla elenmesini sağlamak.

Key Concept

Paragrafta Karakter ve Duygu Analizi (Hayıflanma kavramı)
Question 753Question

Sanatın sadece bir yansıtma, dış dünyayı olduğu gibi kopyalama uğraşı olduğunu savunanlar, yaratıcılığın doğasını hafife alıyorlar demektir. Fotoğraf makinesinin merceğinden süzülen bir görüntü, ne kadar birebir olursa olsun, sanatçının zihninden süzülen o biricik estetik sancının yerini tutabilir mi? Elbette tutamaz. Gerçek bir sanatçı, nesneleri gördüğü gibi değil, kendi düş gücünün potasında eriterek yeniden inşa eden kişidir. Örneğin Picasso'nun kübist tablolarındaki figürler, doğadaki karşılıklarının mekanik birer taklidi değildir; aksine, gerçeğin sanatçı duyarlılığıyla parçalanıp yeniden yorumlanmasıdır. Bu bağlamda sanat, dış dünyanın edilgen bir aynası değil, insan bilincinin aktif bir kurgusudur. Bu yüzden de o, salt bir taklitten ziyade zihinsel bir yeniden var ediştir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Anlatımda olaylar devinim içinde, zaman ve mekân ilişkisiyle verilerek öykülemeye başvurulmuştur.

Answer

Anlatımda olaylar devinim içinde, zaman ve mekân ilişkisiyle verilerek öykülemeye başvurulmuştur.
Doğru cevap, olayların zaman ve mekân ilişkisiyle devinim içinde sunulduğunu belirten ifadedir. Parçada felsefi bir düşünce tartışılmakta olup, herhangi bir olay, karakter veya mekân eşliğinde bir olay örgüsü (öyküleme) kurgulanmamıştır. Dolayısıyla bu parça için öyküleme kullanıldığı söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Metnin genelinde yazarın bir savı çürütmeye çalışıp çalışmadığını kontrol etmek
Yazar, sanatın dış dünyayı birebir kopyalama olduğu görüşüne karşı çıkmaktadır. Soru-cevap tekniği kullanarak ('tutabilir mi? Elbette tutamaz') tartışmacı anlatıma başvurduğu görülür.
Tartışmacı anlatım biçiminin varlığını saptamak için
2
Parçada tanımlama, karşılaştırma ve örneklendirme gibi düşünceyi geliştirme yollarını aramak
Sanatın ve sanatçının tanımları yapılmış ('sanat... kurgusudur', 'sanatçı... kişidir'), fotoğraf makinesi görüntüsü ile sanatçının zihinsel üretimi karşılaştırılmış ve Picasso örneği verilmiştir.
Metinde kullanılan düşünceyi geliştirme yollarının doğruluğunu teyit etmek için
3
Metinde olay akışı ve devinim (öyküleme) olup olmadığını değerlendirmek
Metin bir düşünce yazısıdır (makale/deneme tarzında). İçinde zaman, mekân, kişi ve olay ögelerine dayalı, akış bildiren öyküleyici bir yapı bulunmamaktadır.
Öykülemenin kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için

Key Concept

Paragrafta Anlatım Biçimleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları
Estimated Time:2m 0s
Question 754Question

Bir sanatçının kelime kadrosunu gereksiz fazlalıklardan arındırıp metni bir kuyumcu titizliğiyle yontması, onun üslubundaki ilk aşamadır. Ancak asıl hüner; bu yalınlaşmış yapının içine, okurun ilk bakışta göremeyeceği fakat derinleştikçe kendini ele veren zengin bir anlam coğrafyası yerleştirebilmektir. Bu yapılmadığı takdirde metin, sadece pürüzsüz ama içi boş bir kabuktan ibaret kalır.

Bu parçada bir sanatçının üslubunda bulunması gerektiği belirtilen nitelikler, aşağıdakilerin hangisinde verilen anlatım ilkeleriyle sırasıyla ilişkilendirilebilir?

Show answer & explanation

Answer: Duruluk - Yoğunluk

Answer

Duruluk - Yoğunluk
Doğru yanıt 'Duruluk - Yoğunluk' seçeneğidir. Çünkü parçada geçen 'gereksiz fazlalıklardan arındırmak' ifadesi tanım olarak duruluğu; 'ilk bakışta göremeyeceği fakat derinleştikçe kendini ele veren zengin anlam' ifadesi ise yoğunluğu (derinliği) temsil etmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki ilk üslup özelliğini belirlemek üzere 'kelime kadrosunu gereksiz fazlalıklardan arındırmak' ifadesi incelenir.
Bu ifadenin, anlatımda gereksiz sözcük kullanmama kuralı olan 'duruluk' ilkesini doğrudan karşıladığı tespit edilir.
Metinde geçen 'yalınlaşmış' kelimesinin çeldirici etkisine kapılmadan, tanım düzeyinde gereksiz sözcüklerden arınmanın duruluk olduğunu ayırt etmek gerekir.
2
Parçadaki ikinci üslup özelliğini belirlemek üzere 'ilk bakışta göremeyeceği fakat derinleştikçe kendini ele veren zengin bir anlam coğrafyası' ifadesi incelenir.
Bu ifadenin, metnin derin anlam katmanlarına sahip olması ve okundukça yeni anlamlar sunması anlamına gelen 'yoğunluk' (derinlik) ilkesini karşıladığı belirlenir.
Az sözle çok şey anlatma genel niteliği olan 'özlülük' ile anlamın katmanlı ve derin olması demek olan 'yoğunluk' arasındaki farkı ortaya koymak gerekir.
3
Belirlenen bu iki ilke (duruluk ve yoğunluk) bir araya getirilerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Yazarın üslubunda bulunması gereken niteliklerin sırasıyla 'Duruluk - Yoğunluk' olduğu sonucuna varılır.
Diğer anlatım ilkelerinin (yalınlık, açıklık, akıcılık, özlülük) metindeki ilgili bölümlerle doğrudan veya tam olarak örtüşmediği görülür.

Key Concept

Paragrafta Anlatım İlkeleri (Duruluk ve Yoğunluk)
Estimated Time:2m 0s
Question 755Question

Zamanın tekdüze aktığı o tozlu taşra garında, rayların sıcaktan genleşip kavisler çizdiği ikindi vaktinde bekliyorduk. Rayların üzerinde titreyen serap dalgaları, uzaktaki bozkırın sarılığını adeta eritiyordu. Kimi eleştirmenler, bu durağan mekânların insan ruhundaki derin kırılmaları yansıtmada yetersiz kaldığını ileri sürer. Oysa mekânın durağanlığı, tam da içsel devinimlerin, yani insanın kendi içine yaptığı o amansız yolculukların en güçlü aynasıdır. Tıpkı Tanpınar’ın 'Huzur'da zamanı genişleterek ruhsal tahlillere zemin hazırlaması gibi, bu taşra garı da aslında dış dünyadan çok iç dünyanın labirentlerini somutlaştırır. Nitekim gardaki o sükut, geçmiş ile gelecek arasındaki gerilimin ta kendisidir.

Bu parçanın anlatım özellikleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Metnin bütününde, kavramların sınırlarını belirginleştirmek ve okuyucuya doğrudan bilgi sunmak amacıyla nesnel tanımlamalardan yararlanılmıştır.

Answer

Metnin bütününde, kavramların sınırlarını belirginleştirmek ve okuyucuya doğrudan bilgi sunmak amacıyla nesnel tanımlamalardan yararlanılmıştır.
Doğru cevap, metinde nesnel tanımlamalara ve okuyucuya doğrudan bilgi sunmaya yer verilmediğini belirten seçenektir. Parçada edebi ve öznel bir anlatım hakim olup, kavramların sınırlarını nesnel olarak çizmek veya okuyucuyu bilgilendirmek gibi bir amaç güdülmemiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın türünü, anlatıcı bakış açısını ve dilsel üslubunu belirlemek.
Paragrafın birinci çoğul şahıs ('bekliyorduk') bakış açısıyla yazıldığı, edebi ve tartışmacı bir üsluba sahip olduğu görülmüştür.
Metnin genel dokusunu anlayarak seçeneklerdeki anlatım biçimleri özellikleriyle karşılaştırmak.
2
Metindeki betimleyici, öyküleyici ve tartışmacı anlatım unsurlarını analiz etmek.
Taşra garının tasviriyle betimleme, bekleme eylemiyle öyküleme, kimi eleştirmenlerin tezine karşı çıkılmasıyla ('Oysa...') tartışma tekniği belirlenmiştir.
Seçeneklerdeki anlatım biçimlerine dair yargıların doğruluğunu denetlemek.
3
Düşünceyi geliştirme yollarının (örneklendirme, karşılaştırma) varlığını incelemek.
Tanpınar'ın 'Huzur' romanı örnek gösterilmiş ('tıpkı...'), dış dünya ile iç dünya karşılaştırılmıştır ('dış dünyadan çok iç dünya').
Örneklendirme ve karşılaştırma içeren seçeneklerin doğruluğunu teyit etmek.
4
Parçada nesnel bilgi verme ve nesnel tanımlama yapma amacının olup olmadığını değerlendirmek.
Metnin tamamen öznel ve sanatsal bir deneme/eleştiri yazısı olduğu, bilimsel ya da doğrudan bilgi aktaran nesnel tanımlamaların bulunmadığı saptanmıştır.
Hatalı olan ve parçadan çıkarılamayacak olan seçeneği saptayarak doğru cevaba ulaşmak.

Key Concept

Paragrafta Anlatım Biçimleri (Tartışma, Açıklama, Betimleme, Öyküleme)
Question 756Question

(I) Sanat yapıtının doğasında yer alan mimesis (yansıtma) kavramı, Antik Yunan'dan bu yana dış dünyanın sadık bir kopyası ya da yeniden üretimi olarak tartışılagelmiştir. (II) Platon ve Aristoteles gibi düşünürler, sanatın bu taklitçi yönünü farklı ontolojik ve etik düzlemlerde ele alarak estetik kuramının temellerini atmışlardır. (III) Yüzyıllar boyunca bu kuramsal çerçeve, sanatçının doğaya bakışını ve onu eserinde nasıl konumlandıracağını belirleyen en güçlü referans noktası olmuştur. (IV) Sanatçının dış dünyayı yansıtma biçimi, sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda onun toplumsal normlar ve iktidar ilişkileri karşısında aldığı ideolojik bir tavırdır. (V) Nitekim gerçekliğin hangi yönünün sanat yapıtına taşınacağı kararı, egemen değer yargılarıyla yürütülen örtük bir müzakerenin ürünüdür. (VI) Bu bağlamda edebiyat sosyolojisi, metinlerdeki yansıtma örüntülerini çözümlerken yazarın ait olduğu sınıfın ve dönemin kolektif bilincinin izlerini sürer.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Show answer & explanation

Answer: IV

Answer

Dördüncü cümle ile başlayan kısım (IV numaralı cümle)
Metnin ilk üç cümlesinde sanatın dış dünyayı taklit etmesi (mimesis) kavramının felsefi kökenleri ve estetik kuram bağlamındaki yeri ele alınmıştır. Dördüncü cümleden itibaren ise bu yansıtma eyleminin toplumsal normlar, iktidar ilişkileri ve ideolojik yapılarla olan ilişkisi anlatılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla dördüncü cümle, konunun farklı bir boyutuna geçiş yaparak ikinci paragrafın ilk cümlesi olmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki her bir cümlenin ana fikrini ve ele aldığı konunun sınırlarını belirlemek.
İlk üç cümlede mimesis kavramının kökeni, Antik Yunan felsefesindeki yeri ve kuramsal estetik çerçevesi ele alınırken; son üç cümlede bu kavramın toplumsal, ideolojik ve sosyolojik yansımaları incelenmektedir.
Paragrafı ikiye bölme sorularında konunun farklı bir yönüne geçiş yapılan cümlenin tespit edilmesi gerekir.
2
Cümleler arasındaki dilsel ve anlamsal bağları incelemek.
İkinci cümledeki 'bu taklitçi yönü' ifadesi birinci cümleye; üçüncü cümledeki 'bu kuramsal çerçeve' ifadesi ikinci cümleye bağlanmaktadır. Beşinci cümledeki 'Nitekim' ve altıncı cümledeki 'Bu bağlamda' ifadeleri ise kendilerinden önceki yargıları sürdürmektedir. Dördüncü cümle ise kendisinden önceki cümleye doğrudan bir bağlaç veya gönderme ifadesiyle bağlanmamış, yeni bir düşünce halkası başlatmıştır.
Dilsel bağlayıcılar ve zamir göndermeleri, cümlelerin birbirine ait olup olmadığını kesin olarak doğrulamamızı sağlar.
3
Konu değişiminin yaşandığı sınır noktasını doğrulamak.
Dördüncü cümlenin yeni bir paragrafın giriş cümlesi olmaya uygun genelleyici ve bağımsız yapıda olduğu, konuyu sosyolojik boyuta taşıdığı doğrulanmıştır.
Yeni paragrafın ilk cümlesi, kendinden önceki paragrafa dilsel olarak bağımlı olmamalıdır.

Key Concept

Paragrafı ikiye bölme sorularında, Düşüncenin akışındaki yön veya boyut değişimini belirleyerek yeni bir konuya ya da konunun farklı bir yönüne geçiş yapılan ilk cümleyi tespit etmek gerekir. Bu cümlenin kendinden önceki cümlelere dilsel bağlayıcılar veya işaret sıfatları/zamirleriyle bağlı olmaması şarttır.
Estimated Time:2m 0s
Question 757Question

(I) Piri Reis'in 1513 tarihli dünya haritası, coğrafya tarihinin en gizemli ve değerli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. (II) Kristof Kolomb'un kayıp haritasından izler taşıdığı düşünülen bu eser, dönemin haritacılık tekniklerinin çok ötesinde ayr��ntılar barındırmaktadır. (III) Haritanın deve derisi üzerine çizilmiş olması ve günümüze sadece üçte birlik kısmının ulaşması, eserin gizemini daha da artırmaktadır. (IV) Haritacılık, tarih boyunca yalnızca yön bulma aracı olarak görülmemiş; aynı zamanda devletlerin askeri gücünü ve siyasi egemenliğini simgeleyen bir araç olmuştur. (V) Özellikle büyük imparatorluklar, yeni keşfedilen coğrafyaları haritalandırarak bu topraklar üzerindeki hak iddialarını meşrulaştırmışlardır. (VI) Bu doğrultuda hazırlanan haritalar devlet sırrı olarak saklanmış, düşman unsurların eline geçmemesi için sıkı güvenlik önlemleri uygulanmıştır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Show answer & explanation

Answer: IV; 4; IV.; IV. cümle; dördüncü; Dördüncü; dördüncü cümle; Dördüncü cümle

Answer

İkinci paragraf IV numaralı cümle ile başlar.
Parçanın ilk üç cümlesinde Piri Reis'in 1513 tarihli dünya haritasının nitelikleri ve gizemli yönleri anlatılırken, IV numaralı cümleden itibaren haritacılık kavramının tarihsel süreçte devletlerin egemenlik ve güç aracı olma işlevi ele alınmaya başlanmıştır. Dolayısıyla konu değiştiği için ikinci paragraf IV numaralı cümleyle başlamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki cümlelerin konularını ve odak noktalarını belirleyin.
İlk üç cümlede (I, II ve III) Piri Reis'in 1513 tarihli haritasının somut özellikleri ve gizemli tarihi ele alınmaktadır. Sonraki cümlelerde (IV, V ve VI) ise daha genel bir konuya geçilerek haritacılığın devletler için taşıdığı egemenlik değeri ve stratejik önem üzerinde durulmaktadır.
Paragrafı ikiye bölmek için konunun değiştiği ya da yeni bir bakış açısının sunulduğu ilk cümleyi tespit etmek gerekir.
2
Konunun değiştiği ya da farklı bir yönünün ele alınmaya başlandığı geçiş noktasını saptayın.
IV numaralı cümleden itibaren Piri Reis'in haritasından tamamen uzaklaşılıp genel anlamda haritacılığın siyasi ve askeri işlevine geçiş yapılmıştır.
Yazıda yeni bir konuya veya bakış açısına geçildiğinde yeni bir paragraf başlatılması gerekir.

Key Concept

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Estimated Time:2m 0s
Question 758Question

Aşağıda verilen paragrafta anlatım ilkelerini karşılarında yer alan tanımlarıyla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Duruluk
Yalınlık
Özlülük

Matches

Show answer & explanation

Answer

Duruluk ilkesi gereksiz sözcük bulunmaması tanımıyla, yalınlık ilkesi süssüz ve sade anlatım tanımıyla, özlülük ilkesi ise az sözle çok şey anlatma tanımıyla eşleşir.
Duruluk ilkesi, gereksiz sözcük bulunmaması tanımıyla eşleşir. Yalınlık ilkesi, süssüz ve sade anlatım tanımıyla eşleşir. Özlülük ilkesi ise az sözle çok ve derin anlam ifade etme tanımıyla eşleşir.

Step-by-Step Solution

1
Duruluk ilkesinin tanımını belirleme
Duruluk, cümleden herhangi bir sözcük çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma veya bozulma olmaması durumudur. Bu durum, gereksiz sözcük kullanımının olmamasıyla eşleşir.
Duruluk kavramının temel tanımına göre doğru eşleşmeyi bulmak için.
2
Yalınlık ilkesinin tanımını belirleme
Yalınlık (sadelik), süslü, sanatlı ve mecazlı söyleyişlerden kaçınmaktır. Bu durum, süssüz ve doğrudan anlatım tanımıyla eşleşir.
Yalınlık kavramının temel niteliğini tespit etmek için.
3
Özlülük ilkesinin tanımını belirleme
Özlülük, az kelimeyle çok ve derin anlamlar ifade edebilmedir. Bu durum, az sözle yoğun anlam sunma tanımıyla eşleşir.
Özlük kavramını tanımlamak ve son eşleşmeyi tamamlamak için.

Key Concept

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Question 759Question

(I) Ihlamur, kendine has kokusu ve salkım şeklindeki sarımsı çiçekleriyle bilinen, haziran ve temmuz aylarında çiçek açan odunsu bir ağaç türüdür. (II) Bu ağacın çiçekleri ve yaprakları kurutularak kış aylarında çay şeklinde demlenip tüketilir. (III) Özellikle solunum yolu rahatsızlıklarında boğazı yumuşatıcı etkisi nedeniyle halk arasında sıklıkla tercih edilen bitkisel bir çözümdür. (IV) Ihlamur ağacının gövdesinden elde edilen kereste, hafifliği ve kolay işlenebilirliği sayesinde mobilyacılıkta ve oymacılıkta çok kıymetlidir. (V) Bu kerestelerin lif yapısı pürüzsüz olduğundan müzik aletlerinin yapımında da sıklıkla bu malzemeden yararlanılır. (VI) Kolayca çatlamayan ve çürümeyen bu ahşap türü, geçmişten günümüze pek çok ustanın öncelikli tercihi olmuştur.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Show answer & explanation

Answer: IV; IV.; 4; dördüncü; Dördüncü; 4.

Answer

İkinci paragraf dördüncü cümleyle (IV) başlar.
Paragrafın ilk üç cümlesinde ıhlamur çiçeğinin tüketimi ve sağlığa olan faydaları üzerinde durulmuşken, dördüncü cümleden itibaren ıhlamur ağacının gövdesinden elde edilen kerestenin özellikleri ve kullanım alanları anlatılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla düşüncenin akışı değişmiş ve yeni bir paragrafa geçilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki cümlelerin konuları belirlenir.
İlk üç cümlede ıhlamur bitkisinin çiçekleri, çay olarak demlenmesi ve sağlık üzerindeki yararları anlatılmaktadır. Dördüncü cümleden itibaren ise ıhlamur ağacının kerestesi, fiziksel özellikleri ve bu kerestenin kullanım alanları ele alınmıştır.
Paragrafı bölmek için konu veya bakış açısının değiştiği yeri bulmak gerekir.
2
Konu değişiminin başladığı ilk cümle tespit edilir.
Dördüncü cümleyle birlikte ıhlamur bitkisinin tıbbi ve tüketim yönü bırakılmış, ağacın odun yapısına ve zanaat alanındaki işlevine geçilmiştir.
Her paragrafın tek bir ana düşünce etrafında şekillenmesi gerektiğinden, konunun farklı bir yönüne geçen cümle yeni bir paragrafın başlangıcıdır.

Key Concept

Paragrafta konunun değiştiği ya da konunun farklı bir yönünün ele alınmaya başlandığı cümle, yeni bir paragrafın giriş cümlesidir.
Question 760Question

Kitap okumak, bireyin kelime dağarcığını zenginleştirmenin yanı sıra empati yeteneğini de geliştiren en etkili zihinsel faaliyettir. Yapılan bilimsel araştırmalar, düzenli kitap okuyan kişilerin olaylar arasında bağ kurma ve problem çözme becerilerinin, okumayanlara oranla çok daha gelişmiş olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle kitap okumak, sadece boş zamanı değerlendirme aracı değil, zihinsel bir gelişim sürecidir.

Bu parçanın anlatımında açıklayıcı anlatım biçiminden yararlanılmıştır.

Show answer & explanation

Answer: True

Answer

Verilen paragrafta okuyucuya bilgi verme ve onu aydınlatma amacı güdüldüğü için açıklayıcı anlatım biçimi kullanılmıştır; bu nedenle ifade doğrudur.
Verilen metin kitap okumanın faydalarını nesnel verilere dayanarak açıklayan, okuru bilgilendirmeyi amaçlayan bir yapıdadır. Bu tür öğretici metinlerde doğrudan açıklayıcı anlatım biçimi tercih edilir.

Step-by-Step Solution

1
Metnin dil, üslup ve yazılış amacını inceleyiniz.
Metnin kitap okumanın faydaları üzerine bilgi veren, nesnel nitelik taşıyan bir yazı olduğu tespit edilmiştir.
Yazarın okuyucuya bilgi aktarma amacı anlatım biçimini belirlemede ilk adımdır.
2
Metinde öyküleme, betimleme veya tartışma unsurlarının bulunup bulunmadığını kontrol ediniz.
Metinde herhangi bir olay zinciri (öyküleme), zihinde resim çizme amacı (betimleme) veya karşı çıkılan bir görüş (tartışma) bulunmamaktadır.
Diğer anlatım biçimlerinin elenmesi, doğru anlatım biçimini netleştirir.
3
Metnin ana amacına göre anlatım biçimini belirleyiniz.
Metinde doğrudan açıklama yapıldığı ve okuyucuya bilgi verildiği için açıklayıcı anlatım biçiminin kullanıldığı kesinleşmiştir.
Bilgi verme ve aydınlatma amacı taşıyan yazılarda açıklayıcı anlatım biçimi temel yöntemdir.

Key Concept

Açıklayıcı Anlatım Biçimi
PreviousPage 38 / 338Next