All practice questions
6755 questions
A��ağıdaki numaralanmış paragrafları, karşılarında verilen temel anlatım özellikleriyle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Güneş, tepelerin ardında yavaş yavaş kaybolurken gökyüzü turuncunun ve kızılın binbir tonuna bürünmüştü. Vadinin ortasından geçen ince, kıvrımlı derenin suları, batan güneşin ışığıyla bir ayna gibi parıldıyordu. Kenardaki eski ahşap köprünün üzerinde duran ihtiyar adam, elindeki bastona dayanmış, sessizce bu eşsiz manzarayı seyrediyordu. Köprünün hemen yanındaki dev çınar ağacının yaprakları rüzgarda hafifçe hışırdayarak tatlı bir melodi fısıldıyordu. Bu huzurlu doğa parçasında her şey büyük bir dinginlik içindeydi; doğanın tüm renkleri adeta bir tuval üzerindeki fırça darbeleri gibi birleşmiş, seyredenleri büyülüyordu. Uzaklardan gelen kuş sesleri ise bu sessizliği bozmak yerine, ortamın büyüleyici havasını daha da artırıyordu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Eski bir dağ kasabasındaki ahşap atölyemde, yıllardır çam kokulu tahtaları yontar, onlara can vermeye çalışırım. (I) Keşke yolun en başında, ustamın 'Acele etme, sabır ağacın köküdür.' sözüne kulak asıp o ilk çıraklık döneminde daha titiz davransaydım. (II) Şimdilerde ise pencerenin önüne oturup rüzgârın vadide uğuldayarak esişini izlerken geçmişin o heyecan dolu, cıvıl cıvıl günlerini içimde derin bir sızıyla arıyorum. (III) Olsun, yine de bu yaşımda bile her sabah tezgâhımın başına geçtiğimde yepyeni bir şekil ortaya çıkarabileceğime, bu ahşabın içindeki ruhu nihayet özgür kılacağıma inanıyorum. (IV) Bazen komşular��n 'Artık dinlenmelisin, bu yaşta bu zahmet niye?' diyen bakışlarını görüyor, onların bu anlayışsız, tekdüze yaşam kaygılarını sessizce, hiç bozuntuya vermeden geçiştiriyorum.
Bu parçada numaralanmış cümleleri, yansıttıkları baskın duygu durumlarıyla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Bir eserin düşünsel yapısı kurulurken savlar arasında bir uyum olmalıdır. Yazarın paragrafın başında dile getirdiği bir düşünceyi, ilerleyen satırlarda kendi ifadeleriyle çürütmesi ya da tersini iddia etmesi metnin inandırıcılığına gölge düşürür. İyi bir metin, baştan sona kendi içinde birbiriyle çelişmeyen yargılar barındırmalıdır.
Bu parçada vurgulanan anlatım ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Tarihsel bilincin inşası, geçmişe ait belgelerin nesnel bir dökümünü yapmaktan ibaret olmayıp o geçmişin bugünün zihninde yeniden anlamlandırılması sürecidir. (II) Bu bağlamda tarihçi, kendi çağının sorularından ve değer yargılarından tümüyle sıyrılamayacağı için geçmişe her zaman şimdiki zamanın merceğinden bakar. (III) Ancak geçmişin kendi özgün koşulları içinde kavranabilmesi, o dönemin kavramsal dünyasına sızmayı ve toplumsal yapıları kendi iç dinamikleriyle analiz etmeyi gerektirir. (IV) Zaten modern tarih yazımında sözlü kaynakların ve gündelik hayat nesnelerinin de inceleme kapsamına alınması, klasik arşivcilik anlayışını büyük ölçüde esnetmiştir. (V) Dolayısıyla tarihsel anlama ve yorumlama faaliyeti, nihayetinde geçmiş ile bugün arasında kurulan ve sürekli yenilenen kesintisiz bir diyalog niteliği kazanır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Numaralanmış bu cümlelerin mantık akışına göre anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturabilmesi için yapılması gereken sıralamayı belirleyiniz.
Drag items to arrange them in the correct order
(I) Ney, üflemeli çalgılar arasında kendine has tınısıyla Türk tasavvuf musikisinin en önemli simgelerinden biridir. (II) Tarihsel süreç içinde saray musikisinden tekke musikisine kadar geniş bir yelpazede kendine kalıcı bir yer edinmiştir. (III) Bu enstrümanın icrasında üfleme tekniği ve neyzenin nefes kontrolü, sesin derinliğini belirleyen en temel unsurlardır. (IV) Neyin yapımında kullanılan kargı kamışı, genellikle Hatay veya Adana gibi sıcak bölgelerdeki sulak alanlarda yetişir. (V) Hasat edilen bu kamışlar, fırınlanıp kurutulduktan sonra dokuz boğum olacak şekilde titizlikle kesilir ve içi temizlenir. (VI) Son aşamada ise ses kutusu işlevi gören başpare ve kamışın çatlamasını önleyen parazvanalar takılarak enstrüman tamamlanır.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Bir yazarın üslubundaki asıl başarı, kelimelerin sırtına yüklenen fazladan süsleri ve estetik gösteriş kaygılarını bir kenara bırakabilmesinde saklıdır. Metne sonradan iliştirilmiş her yapay imge, okurun zihnini bulandıran ve onu kelimelerin kendi doğal tınısından uzaklaştıran birer engeldir. Dolayısıyla ben, anlatımı sanatsal pırıltılarla donatmak yerine, onu tüm yapaylıklardan ve ağdalı deyişlerden kurtararak sunmayı tercih ederim. Çünkü gerçek edebiyat, sözcüklerin gösterişli kıyafetlerle sahneye çıkması değil, en sade hâlleriyle kendilerini hissettirmesidir.
Bu parçada yazarın kendi yazma tarzıyla ilgili olarak vurguladığı ve ön plana çıkardığı anlatım ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki cümleleri anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak biçimde sıralayınız.
Drag items to arrange them in the correct order
(I) Klasik filolojinin ve kütüphaneciliğin temellerini atan İskenderiye Kütüphanesi, antik dünyanın bilgi birikimini tasnif edip koruma çabasının en görkemli anıtıdır. (II) Bu devasa kurumda çalışan bilginler, parşömen ve papirüs rulolarının korunması için nem kontrolünden kataloglama sistemlerine kadar pek çok özgün yöntem geliştirmişlerdir. (III) Kütüphanenin sunduğu bu kurumsal himaye ve sistematik çalışma sayesinde, antik metinler standartlaştırılarak gelecek kuşaklara aktarılabilmiştir. (IV) Antik Çağ'da yazı malzemesi olarak kullanılan papirüs, Nil Deltası'na özgü bir bitkiden elde edildiği için bu coğrafya dışındaki havzalarda temini zor ve pahalı bir malzemeydi. (V) M��sır'ın papirüs ihracatını sınırlandırması üzerine Bergama'da arayışa giren üreticiler, hayvan derilerini işleyerek parşömeni icat etmiş ve bu hammadde krizini aşmışlardır. (VI) Kurutulup gerilen keçi ve koyun derilerinden elde edilen bu yeni yazı yüzeyi, katlanabilir yapısıyla rulo formatından kodeks (kitap) formatına geçişin de teknik altyapısını hazırlamıştır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
(I) Antik Dönem'den itibaren denizcilerin rotalarını güvenle bulabilmeleri için kıyılarda ateşler yakılmış, zamanla bu ilkel yöntem yerini kalıcı deniz fenerlerine bırakmıştır. (II) İskenderiye Feneri gibi anıtsal yapılar, yalnızca birer yön gösterici değil, aynı zamanda inşa edildikleri uygarlıkların mimari ve mühendislikteki gücünün birer simgesi olmuştur. (III) İlk dönem fenerlerinde ışık kaynağı olarak odun ve kömür tercih edilmiş; sanayi devrimiyle birlikte gaz lambaları, ardından da elektrikli sistemler kullanılmaya başlanmıştır. (IV) Deniz fenerlerinin inşasında kullanılan malzemeler ve mimari tasarımlar, bulundukları coğrafyanın iklimsel ve jeolojik koşullarına göre büyük değişiklikler gösterir. (V) Örneğin, sert dalgalara maruz kalan açık deniz fenerlerinde genellikle pürüzsüz ve dairesel granit bloklar tercih edilerek dalga direnci en aza indirgenmeye çalışılır. (VI) Buna karşılık, sakin koylarda yer alan fenerlerde yerel taşlar ve ahşap malzemeler daha estetik kaygılarla ve daha hafif strüktürlerle kullanılabilmiştir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Yazmak, sadece zihindeki hazır düşünceleri kâğıda dökmek veya bellekteki bilgileri depolamak değildir; aksine düşünme eyleminin bizzat kendisini inşa etmektir. Bir insan yazmaya başlamadan önce zihninde sadece uçuşan, sınırları belirsiz ve karmaşık fikir kırıntıları taşır. Kelimeler kâğıt üzerinde yan yana gelip cümlelere dönüştükçe, bu zihinsel sis yavaş yavaş dağılır ve düşünceler berraklık kazanır. Çünkü yazma eylemi, doğası gereği bireyi kendi düşünceleri arasında bir seçim yapmaya, onları önem sırasına göre sınıflandırmaya ve aralarında mantıksal köprüler kurmaya zorlar. Yazarken kurulan her cümle, bir sonraki düşüncenin sınırlarını çizer ve zihinde yeni kapılar aralar. Bu yönüyle yazma süreci, pasif bir aktarım değil; aktif bir zihinsel temizlik ve düzenleme faaliyetidir. Düzenli olarak yazmayan bir insan, kendi düşünce dünyasının derinliğini ve sınırlarını hiçbir zaman tam olarak keşfedemez. Dolayısıyla yazmak, zihni terbiye eden ve insanı kendi kendisiyle yüzleştiren en etkili düşünme aracıdır. Düşüncelerini sadece zihninde tutanlar, onları rüzgarda savrulan yapraklar gibi kontrolsüzce izlemekle yetinirler. Oysa kalemi eline alan kişi, bu yaprakları düzenli bir albümde toplayarak onlardan kalıcı bir anlam üretme şansına sahip olur.
Bu parçaya göre yazma eylemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Aşağıdaki parçada numaralanmış cümleleri, bu cümlelerin yansıttığı duygu veya karakter özellikleriyle eşleştiriniz.
Çeviri masasının başına her oturduğumda, karşımdaki yabancı metnin labirentlerinde kaybolacağımı bile bile o ilk adımı atarım; çünkü kelimelerin ruhunu kendi dilimde yeniden diriltme arzusuna asla ket vuramıyorum. (I) İlk yıllarda, özgün metnin tek bir virgülünü bile feda etmemek için kendimi boş yere nasıl hırpaladığımı, uykusuz gecelerde nasıl didindiğimi hatırladıkça içim sızlıyor. (II) Oysa ne yapsam da o kusursuz çeviriye asla ulaşamayacağımı, her çevirinin nihayetinde bir eksilme olduğunu artık kabullendim ve bu durumu hiç yadırgamıyorum. (III) Şimdilerde ise genç çevirmenlerin, o hırslı çocukların harfler üzerinde kurduğu mutlak egemenlik iddialarını gördükçe onlara sessizce kırılıyorum. (IV) Yine de önümdeki bu yeni dosyanın zorlu sayfalarını çevirirken içimdeki o eski heyecanla, bu kez en iyisini yapacağıma dair kendime verdiğim sözü her şeye rağmen yineliyorum.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıda sol sütunda verilen numaralanmış metinleri, sağ sütundaki işlevsel anlatım biçimi tanımlarıyla doğru olacak biçimde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Onun öykülerini okumak, derin bir göle taş atmaya benzer; dalgalar halka halka genişler ve zihninizde uzun süre dinmeyecek yankılar bırakır. Yazar, birkaç satırlık bir betimlemenin içine koca bir ömrün muhasebesini sığdırabilir. İlk bakışta oldukça sade görünen bu anlatımın altında, okurun her okuyuşta yeni anlamlar keşfedeceği yoğun bir düşünce dünyası uzanır. Sözü uzatmadan, en kestirme yoldan ama en derin anlam katmanlarına ulaşarak yazar.
Bu parçada sözü edilen yazarın anlatımında öne çıkan nitelik aşağıdakilerden hangisidir?
Her akşamüstü bu eski iskelede oturup uzaklara giden gemileri seyrederim. İçimde tarifi imkansız bir kıpırtı başlar her seferinde. O devasa gemilerin güvertesinde olmayı, rüzgarın yüzüme çarpışını hissetmeyi öyle çok isterim ki... Ancak ne zaman bir bilet almaya yeltensem, evimi, alışık olduğum bu sakin düzeni geride bırakma düşüncesi ayaklarımı geriye çeker. Gitmek ile kalmak arasında sıkışıp kalan ruhum, her defasında iskelenin soğuk taşlarına çakılı kalır. Gençliğimi bu dar sokaklarda eritip bitirdiğimi, hayallerimin peşinden gidecek cesareti kendimde hiçbir zaman bulamadığımı düşünürüm. Keşke zamanında o cesaret kırpıntısını toplayıp o gemilerden birine binebilseydim. Şimdi ise elimde sadece geçip giden yılların gölgesi ve gerçekleşmemiş düşlerin ağırlığı var.
Bu parçadaki anlat��cının ruh hâlini en belirgin şekilde yansıtan duygu aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıda karışık olarak verilen paragrafların anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturabilmesi için doğru sıralama nasıl olmalıdır?
Drag items to arrange them in the correct order
Bunca yıl sonra, o eski tiyatro salonunun tozlu kulisinde buldum kendimi. Duvarlardaki sararmış afişlere bakarken içimde ne geçmişe duyulan o tanıdık özlem ne de sahnede olmanın verdiği o eski heyecan vardı. Sadece derin bir kabulleniş ve bir parça burukluk hissettim. Zaman, durmaksızın akan bir nehir gibi altımızdaki toprağı sürüklerken bizler sadece kıyıda biriken tortuları izlemekle yetiniyorduk. Gençlik yıllarımda her alkışla dünyayı değiştirebileceğimi sanır, sahne ışıklarının altındaki her saniyeyi hayatın tek gerçeği kabul ederdim. Şimdi ise o ışıkların sadece geçici birer yanılsama, alkışların ise rüzgârda dağılan boş birer yankı olduğunu görüyorum. Yine de bu durum bende bir kırgınlık yaratmıyor; aksine, hayatın bu yalın gerçeğiyle yüzleşmiş olmanın getirdiği dingin bir olgunluk hissediyorum.
Bu parçadaki yazarın kendi geçmişine ve bugününe yönelik değerlendirmeleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi yazarın içinde bulunduğu baskın duygu durumunu en iyi ifade etmektedir?
Kırk yılı aşkın bir süredir bu tapınağın nemli duvarlarında, zamana yenik düşmüş freskleri iğne ucuyla kazıyorum. Gençliğimde bu işe başladığımda, her fırça darbesinin tarihi değiştireceğine inanır, sabırsızlıkla koca bir duvarı bir günde bitirmek isterdim. Şimdi ise ömrümün son çeyreğinde, dökülen her boya zerresinin ardındaki hikâyeyi acele etmeden, adeta onunla nefes alarak dinliyorum. Biliyorum ki bu duvarlar benimle başlamadı, benimle de bitmeyecek. İlerleyişimin yavaşlığına bakıp hayıflananlara sadece gülüms��yorum; çünkü geride bıraktığım pürüzsüz bir yüzeyin, aceleyle kotarılmış yüzlerce metrekareden daha kalıcı olduğunu çoktan öğrendim. Yine de bazen, gölgesinde ömrümü tükettiğim bu devasa figürlerin gölgesinden çıkıp kendi hayatımın resmini çizmeye hiç fırsat bulamadığımı düşündüğümde, içimi ince bir sızı kaplamıyor değil.
Bu parçadaki anlatıcıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Sanatın gerçekliği yansıtma biçimi, öteden beri estetiğin en çok tartışılan çıkmazlarından biridir. Çoğu kimse realizmi, dış dünyanın ayna gibi tuvale aktarılması olarak görür; bu sığ bir yaklaşımdır. Oysa sanatçı bir kameraman değildir. Fotoğraf makinesinin mekanik merceğiyle sanatçının zihni arasındaki fark, tam da buradadır. Fotoğraf nesneyi olduğu gibi dondururken sanat, nesneyi sanatçının algı süzgecinden geçirerek yeniden inşa eder. Nitekim ünlü düşünür de 'Sanat, doğaya eklenmiş insandır.' diyerek bu yaratıcı müdahaleyi vurgulamıştır. Dolayısıyla bir eserdeki gerçeklik, gördüğümüzün kendisi değil, onun sanatçının düş gücüyle yoğrulmuş yeni bir biçimidir.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?