Türkiye'nin Yer Şekilleri

848 soru

Soru 181Soru

Türkiye kıyıları, 4.4. Jeolojik Zaman'ın başlarında (Kuvaterner) yaşanan transgresyon (deniz ilerlemesi) ve yerel topografik özelliklerin etkileşimiyle çeşitlenmiştir. Kıyılarımızdaki morfolojik gelişim ve kıyı tipleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyük ve Küçük Çekmece gölleri çevresinde görülen limanlı kıyı tipi, vadi ağızlarının gelgit genliği ile aşınarak huni şeklini alması sonucu meydana gelmiştir.

Cevap

Büyük ve Küçük Çekmece gölleri çevresinde görülen limanlı kıyı tipi, vadi ağızlarının gelgit genliği ile aşınarak huni şeklini alması sonucu meydana gelmiştir.
Seçeneklerde verilen morfolojik tespitlerden limanlı kıyı tipi ile ilgili olanı hatalıdır. Limanlı kıyılar (Büyük ve Küçük Çekmece örnekleri), akarsu vadilerinin deniz suları altında kalmasının ardından bu koyların önünün dalga ve akıntıların taşıdığı materyallerle (kıyı kordonu) kapatılmasıyla oluşur. Seçenekte belirtilen 'gelgit genliği ile aşınarak huni şeklini alması' süreci ise 'Haliçli kıyı' tipinin karakteristiğidir; Türkiye'nin okyanusa kıyısı olmadığı için bu kıyı tipi ülkemizde görülmez.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki kıyı tiplerini ve görüldüğü yerleri analiz etmek
Ria (Boğazlar, Menteşe), Dalmaçya (Kaş-Finike), Kalanklı (Mersin-Silifke) ve Limanlı (Marmara kuzeyi) kıyı tiplerinin lokasyon eşleşmeleri doğrudur.
Kıyı tiplerinin dağılımı topoğrafya ve jeolojik geçmişle uyumlu olarak sunulmuştur.
2
Limanlı kıyıların oluşum sürecini incelemek
Limanlı kıyılar, geniş vadi ağızlarının transgresyonla boğulması ve bu koyların önünün dalga biriktirmesi (kıyı okları) ile kapatılması sonucu oluşur.
Limanlı kıyılar bir 'boğulma ve biriktirme' kombinasyonu olup gelgit etkisiyle doğrudan ilgili değildir.
3
Haliçli kıyı ile Limanlı kıyı arasındaki farkı saptamak
Haliçli kıyılar okyanus kıyılarında gelgit genliği ile akarsu ağızlarının aşınması sonucu oluşur. Türkiye bir iç deniz ülkesi olduğu için gelgit genliği düşüktür ve haliçli kıyı tipi görülmez.
Özel konum şartları (iç deniz) Türkiye'de morfolojik anlamda haliç oluşumunu engellemiştir; İstanbul'daki Haliç sadece bir yer adıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Kıyı Tipleri ve Oluşum Süreçleri

İpuçları

1
Türkiye'nin okyanus bağlantısının iç denizler yoluyla sağlandığını ve gelgit etkisinin çok düşük olduğunu hatırlayın.
2
İstanbul'daki 'Haliç' ismi bir coğrafi yer adıdır; bu alanın hangi boğulma tipi (Ria/Haliç) ile oluştuğunu düşünün.
3
Limanlı kıyılar ile Haliçli kıyıların oluşumunda etkili olan temel dış kuvvetler (dalga biriktirmesi vs. gelgit aşındırması) farklıdır.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de matematik konum (fiyort, skayer) ve özel konum (haliç, watt) nedeniyle görülmeyen kıyı tiplerini karşılaştırmalı olarak tekrar edin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 182Soru

Türkiye'de dağların kıyı çizgisine paralel uzandığı alanlarda kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım genellikle zorlaşmakta ve limanların hinterlandı (art bölgesi) daralmaktadır. Ancak bazı bölümlerde dağların fiziki özellikleri bu olumsuz etkileri zayıflatmaktadır.

Buna göre, aşağıda verilen dağ kütlelerinden hangisinin bulunduğu alanda, dağların yükseltisinin daha az olması ve kıyıdan daha içeride başlaması nedeniyle ulaşım imkânları daha gelişmiş ve liman hinterlandı diğerlerine göre daha geniştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canik Dağları

Cevap

Canik Dağları'nın bulunduğu bölgede dağların yükseltisi daha azdır ve kıyıdan daha içeride uzanmaktadırlar; bu da ulaşımı kolaylaştırarak hinterlandın genişlemesini sağlar.
Canik Dağları, Orta Karadeniz bölümünde yer alan ve kıyı dağları içerisinde yükseltisi en az olan kütlelerden biridir. Ayrıca kıyı çizgisinden daha içeride (yaklaşık 4040-5050 km) başlaması, kıyıdaki düzlüklerin genişlemesine ve iç kesimlerle ulaşımın diğer bölgelere göre çok daha kolay yapılmasına olanak tanır. Bu durum Samsun limanının bölgenin en gelişmiş hinterlandına sahip olmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kıyı dağlarının genel etkisini değerlendir.
Dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz'de genel olarak hinterland dar, ulaşım zordur.
Yüksek dağ sıraları denizel etkinin ve ulaşım hatlarının iç kesimlere sızmasını engeller.
2
Seçeneklerdeki dağların yükselti ve kıyıya uzaklık özelliklerini karşılaştır.
Kaçkar, Giresun, Küre ve Bolkar Dağları yüksek ve kıyıya yakındır. Canik Dağları ise yaklaşık 15001500 metre yükseltisiyle daha alçaktır ve daha içeriden başlar.
Yer şekillerinin ulaşıma etkisi dağların sadece uzanış yönüne değil, aynı zamanda yükseltisine ve kıyıdan uzaklığına da bağlıdır.
3
Ekonomik ve coğrafi sonucu belirle.
Samsun limanının geniş bir hinterlanda sahip olması Canik Dağları'nın bu 'istisnai' yapısı ile açıklanır.
Topografik engellerin azalması, ticaret ve ulaşım ağlarının daha kolay gelişmesini sağlar.

Anahtar Kavram

Dağların Yükseltisi ve Kıyıdan Uzaklığının Hinterland Üzerindeki Etkisi

İpuçları

1
Karadeniz kıyısındaki liman şehirlerinden hangisinin demir yolu bağlantısı olduğunu ve hinterlandının neden geniş olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Menteşe Dağları'nın Ege Bölgesi'ndeki diğer dağlardan (dağların denize uzanışı açısından) nasıl ayrıldığını ve bunun liman hinterlandına etkisini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 183Soru

Türkiye'de akarsu vadilerinin oluşum süreçleri incelendiğinde; bazılarının akarsuyun aşındırma hızı ile yer kabuğunun yükselme hızının dengeli olduğu süreçlerde şekillendiği görülür. Yer kabuğu bloklar halinde yükselirken akarsu bu yükselmeden daha hızlı bir şekilde yatağını derinleştirirse, sıradağları enine yaran 'antesedan' (önceden oluşmuş) vadiler meydana gelir. Buna göre, antesedan vadileri benzer bir görünüme sahip olan 'epijenik' (üstten konmuş) vadilerden ayıran temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsuyun akış doğrultusunun, bölgedeki tektonik yükselmeden önce belirlenmiş olması ve akarsuyun bu yükselmeyi yararak eski doğrultusunu koruması

Cevap

Antesedan vadileri epijenik vadilerden ayıran temel fark, akarsu yatağının bölgedeki tektonik yükselmeden (dağ oluşumu vb.) daha önce mevcut olması ve akarsuyun bu yükselmeye rağmen eski yolunu korumasıdır.
Doğru cevap olan ifade, antesedan vadilerin özünü açıklar: Akarsu yatağı, bölgedeki sıradağlar veya tektonik kütle yükselmeden önce oradadır. Yer kabuğu yavaşça yükselirken akarsu da aynı hızla yatağını kazar; böylece dağ yükselmiş olsa bile akarsu eski doğrultusunu değiştirmeden dağı enine yarmış olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramsal Tanımlama
Antesedan (önceden oluşmuş) ve Epijenik (üstten konmuş) vadi tiplerinin tanımları analiz edilir.
Her iki vadi tipi de görünüşte 'boğaz vadi' olsa da oluşum mantıkları tamamen farklıdır.
2
Süreç Karşılaştırması
Antesedan vadilerde akarsuyun 'yükselen bir engeli' kestiği, epijenik vadilerde ise akarsuyun 'altındaki sert kütleye' gömüldüğü saptanır.
Antesedan oluşumda temel dinamik yer kabuğu yükselmesidir, epijenik oluşumda ise çevredeki yumuşak örtünün aşınmasıdır.
3
Zamanlama Analizi
Antesedan vadide akarsu yataktaki yapıdan daha yaşlıyken, epijenik vadide akarsu ve yatak sırasıyla üstten alta doğru yerleşir.
Akarsuyun mu yoksa sıradağın mı daha eski olduğu sorusu, bu iki teknik terimi ayıran yegane kriterdir.

Anahtar Kavram

Akarsu Vadilerinin Genetik Sınıflandırılması: Antesedans ve Epijenetik Süreçler

İpuçları

1
Boğaz vadilerin (yarma vadi) hepsinin oluşum hikayesi aynı değildir; bazıları akarsuyun, bazıları ise arazinin daha eski olmasıyla ilgilidir.
2
'Antesedan' kelimesi 'önceden gelen' anlamına gelir. Akarsuyun sıradağdan daha önce orada olduğunu düşünün.
3
Epijenik vadide akarsu bir kütleye 'yukarıdan konar' (sonradan gelir), antesedan vadide ise akarsu yolu üzerindeki engelin 'yükselmesine' rağmen yerini terk etmez.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de özellikle Karadeniz ve Toros dağlarını enine yaran akarsuların (Örn: Yeşilırmak, Seyhan) antesedan ve epijenik karakterli boğazlarını incelemek bu konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Zihinsel modelleme yöntemi: Bir kağıdı (yer kabuğunu) yavaşça yukarı kaldırırken sabit duran bir bıçakla (akarsu) kağıdı kestiğinizi hayal edin. Bu antesedanstır. Bir kum yığınının altındaki taşı, kumları üfleyerek (aşındırarak) ortaya çıkaran bir su akıntısı ise epijeniktir.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 184Soru

Türkiye'nin jeomorfolojik gelişim süreci dikkate alındığında; 3. jeolojik zaman (Tersiyer) sonlarında deniz seviyesine yakın bir peneplen (yontukdüz) haline gelmiş olan Anadolu levhasının, 4. jeolojik zaman (Kuvaterner) başlarında epirojenik olarak topluca yükselmesi akarsuların "yeniden gençleşmesine" neden olmuştur. Bu süreç, akarsuların potansiyel enerjilerini artırarak yer şekillerini yeniden şekillendirmelerine yol açmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi akarsuların bu jeolojik süreçle (gençleşme) kazandığı veya oluşturduğu özelliklerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Akarsuların döküldükleri deniz kıyılarında kıta sahanlığının genişlemesine bağlı olarak büyük delta ovalarının meydana gelmesi

Cevap

Akarsuların döküldükleri deniz kıyılarında alüvyon birikimi ile geniş delta ovalarının meydana gelmesi gençleşme sürecinin bir sonucu değildir.
Delta ovaları, akarsuların taşıdığı alüvyonları denize döküldükleri yerde biriktirmesiyle oluşur. Bir deltanın oluşabilmesi için kıta sahanlığının geniş olması (denizin sığ olması), gel-git genliğinin düşük olması ve güçlü kıyı akıntılarının bulunmaması gerekir. Bu durum, epirojenik yükselmenin veya akarsuyun 'gençleşmesinin' (yatağını derine kazmasının) bir sonucu değil, kıyı bölgesindeki özel morfolojik şartların bir sonucudur. Aksine, epirojenik yükselme genellikle derine aşındırmayı ve vadi derinleşmesini teşvik eder.

Adım Adım Çözüm

1
Jeolojik sürecin analiz edilmesi
Anadolu'nun 3. Zaman sonunda peneplen (alçak düzlük) olduğu, 4. Zaman başında ise epirojenik olarak yükseldiği tespit edilir.
Soruda verilen 'gençleşme' sürecinin hangi mekanizmayla çalıştığını anlamak için gereklidir.
2
Gençleşme (Rejuvenation) kavramının etkilerinin belirlenmesi
Yükselme sonucu akarsuyun taban seviyesi ile arasındaki fark artar, bu da akarsuyun potansiyel enerjisini ve 'derine aşındırma' gücünü artırır.
Gençleşmenin temel sonucunun aşındırma faaliyeti olduğunu saptamak için yapılır.
3
Seçeneklerdeki yer şekillerinin oluşum kökeninin sınıflandırılması
Seki, gömük menderes, şelale ve kanyon vadilerin akarsuyun derine aşındırma (gençleşme) faaliyetinin ürünleri olduğu görülür.
Aşındırma ve biriktirme şekillerini ayırt etmek için gereklidir.
4
Delta oluşum şartlarının değerlendirilmesi
Delta ovalarının oluşumunun bir biriktirme süreci olduğu ve akarsuyun derine aşındırmasından ziyade, döküldüğü yerdeki kıyı derinliği (kıta sahanlığı) ve akıntı azlığına bağlı olduğu belirlenir.
Sorulan 'sonuç değildir' ifadesine uygun olan seçeneği kesinleştirmek için yapılır.

Anahtar Kavram

Akarsu Gençleşmesi ve Epirojenez İlişkisi
Soru 185Soru

Türkiye'nin jeolojik oluşum süreci içerisinde meydana gelen;
- Egeid karasının çökerek Ege Denizi'nin oluşması,
- İstanbul ve Çanakkale boğazlarının açılması,
- Karadeniz'in bir göl olmaktan çıkıp deniz özelliği kazanması
gibi olaylar aşağıdaki jeolojik zamanların hangisinde gerçekleşmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner)

Cevap

Türkiye'nin bugünkü kıyı hatlarının şekillenmesi, boğazların açılması ve Ege Denizi'nin oluşumu IV. Jeolojik Zaman'da (Kuvaterner) gerçekleşmiştir.
Doğru cevap olan IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner), Anadolu yarımadasının bugünkü kıyı çizgilerinin oluştuğu, Egeid karasının çökerek Ege Denizi'nin meydana geldiği ve İstanbul ile Çanakkale boğazlarının açılarak Karadeniz'in açık denizlere bağlandığı dönemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde verilen olayların (boğazların açılması, Ege Denizi'nin oluşumu) hangi evreye ait olduğunu belirlemek.
Bu olaylar Anadolu'nun jeolojik gelişiminin en son safhasını temsil eder.
Kıyı çizgilerinin değişimi ve buzulların erimesiyle deniz seviyesinin yükselmesi son jeolojik zamanın özellikleridir.
2
Belirlenen bu son safhayı kronolojik jeolojik zaman tablosuyla eşleştirmek.
Bu olaylar IV. Jeolojik Zaman (Kuvaterner) ile eşleşir.
Kuvaterner, epirojenik hareketlerin ve günümüz yer şekillerinin son halini aldığı dönemdir.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zamanlardaki Gelişimi (Kuvaterner Olayları)
Tahmini Süre:45s
Soru 186Soru

Türkiye'de karst topoğrafyasının morfolojik gelişimi üzerinde kayaç yapısı (litoloji) temel belirleyicidir. Özellikle kalker (kireç taşı) ve jips (alçı taşı) karstının oluşturduğu yer şekilleri; boyut, gelişim hızı ve süreklilik açısından belirgin farklar sunar.

Buna göre, Türkiye'deki karstik sahalar ve bu sahalarda gelişen yer şekilleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalker tabakalarının kalın ve dirençli olduğu Batı Toroslar'da polye gibi geniş tabanlı karstik ovalar yaygınken, jipsli arazilerde kayaç direncinin düşük olması bu tür büyük ölçekli şekillerin gelişimini kısıtlamıştır.

Cevap

Kalker tabakalarının kalın ve dirençli olduğu Batı Toroslar'da polye gibi geniş tabanlı karstik ovalar yaygınken, jipsli arazilerde kayaç direncinin düşük olması bu tür büyük ölçekli şekillerin gelişimini kısıtlamıştır.
Batı Toroslar'da yer alan kalın ve saf kalker (kireç taşı) tabakaları, kimyasal çözünmenin geniş alanlara yayılmasına ve polye (karstik ova) gibi devasa aşınım düzlüklerinin oluşmasına imkan tanır. Buna karşın, Sivas ve Çankırı çevresinde yaygın olan jips (alçı taşı) suda çok hızlı çözünmesine rağmen yapısal olarak dirençsiz olduğu için bu tür büyük ölçekli morfolojik birimlerin (polye) gelişimine uygun bir zemin hazırlamaz; buralarda daha çok lapya ve dolin gibi küçük ölçekli şekiller görülür.

Adım Adım Çözüm

1
Kayaç türlerini ve bölgeleri eşleştirme
Batı Toroslar kalker (kireç taşı), Sivas-Çankırı çevresi ise jips (alçı taşı) karstı ile karakterizedir.
Litolojik farkları belirlemek yer şekli potansiyelini anlamanın ilk adımıdır.
2
Çözünme hızı ve direnç ilişkisini analiz etme
Jips çok hızlı çözünür ancak kırılgandır; kalker ise daha yavaş çözünür ancak kalın tabakalar halinde büyük kütleler oluşturur.
Kayaç direnci, oluşacak yer şeklinin boyutunu (mikro/makro karst) doğrudan etkiler.
3
Yer şekli ölçeğini karşılaştırma
Polye gibi 'karstik ova' düzeyindeki devasa şekiller sadece dirençli ve kalın kalker bloklarında (Toroslar) gelişebilir.
Jipsli alanlarda şekiller daha hızlı oluşup bozulduğu için polye ölçeğinde geniş ve kalıcı düzlükler nadirdir.

Anahtar Kavram

Litoloji-Karstlaşma İlişkisi (Kalker vs Jips)
Soru 187Soru

Türkiye'nin matematik konumuna bağlı olarak buzulların etki alanı deniz seviyesine kadar inememiş, bu dış kuvvet yalnızca yüksek dağlık alanlarda etkili olmuştur. Kuvaterner (4.4. Jeolojik Zaman) buzullaşma döneminde Türkiye'de kalıcı kar sınırı 22002200 metreye kadar alçalmıştır. Bu durum, o dönemde bu yükseltinin üzerinde olan dağlarda sirk gölleri ve buzul vadileri gibi yer şekillerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Buna göre, aşağıda verilen dağların hangisinde buzul aşındırma ve biriktirme şekillerine rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Canik Dağları

Cevap

Canik Dağları, yükseltisi Kuvaterner dönemindeki buzullaşma sınırı olan 22002200 metrenin altında kaldığı için buzul şekillerine rastlanmayan seçenektir.
Doğru cevap olan seçenekte belirtilen dağ kütlesi, Orta Karadeniz'de yer alan ve yükseltisi oldukça az olan bir sıradır. Türkiye'de Kuvaterner (4.4. Jeolojik Zaman) soğuması sırasında buzullar ancak 22002200 metre ve üzerindeki alanlarda şekillendirme yapabilmiştir. Bu dağ sırasının yükseltisi yaklaşık 15001500 metre olduğu için buzul aşındırmasına uğramamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'de buzullaşmanın etkili olabilmesi için gerekli olan yükselti sınırını belirlemek.
Kuvaterner (4. Jeolojik Zaman) döneminde buzullaşma sınırı 22002200 metredir.
Bir dağda buzul şekli oluşabilmesi için o dağın ilgili jeolojik dönemdeki kalıcı kar sınırının üzerinde olması gerekir.
2
Seçeneklerde verilen dağların yükselti özelliklerini karşılaştırmak.
Cilo, Munzur, Süphan ve Yalnızçam dağları 22002200 metrenin çok üzerindeyken, Canik Dağları yaklaşık 15001500 metre yükseltidedir.
Orta Karadeniz'de yer alan Canik Dağları, Karadeniz'in en alçak dağ sıralarından biridir.

Anahtar Kavram

Buzul şekillerinin oluşumu için yükseltinin kalıcı kar sınırını (toktağan kar sınırı) aşması zorunludur.
Soru 188Soru

Türkiye, mutlak konumu nedeniyle buzulların şekillendirici etkisinin en az olduğu ülkelerden biridir. Ancak Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) boyunca yaşanan iklim soğumaları, yükseltisi fazla olan bazı dağlarımızın zirvelerinde buzul şekillerinin oluşmasına imkan tanımıştır.

Buna göre, aşağıdaki dağların hangisinde buzul aşındırma veya biriktirme şekillerine rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız Dağları

Cevap

Yıldız Dağları'nın yükseltisi, buzullaşmanın meydana gelebilmesi için gerekli olan alt sınırın altında kaldığı için bu dağda buzul şekillerine rastlanmaz.
Buzul şekillerinin oluşabilmesi için bir dağın kalıcı kar sınırının (22002200-25002500 m) üzerinde bir yükseltiye sahip olması gerekir. Yıldız Dağları (Istrancalar), yaklaşık 10001000 metrelik zirve yüksekliği ile bu sınırın çok altında kaldığından, ne geçmiş jeolojik zamanlarda ne de günümüzde buzul aşındırmasına maruz kalmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki buzul etkisinin sınırlarını değerlendirme
Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) döneminde Türkiye'de buzullar yaklaşık 22002200 metre yüksekliğe kadar inebilmiştir.
Bir dağda buzul şekli görülebilmesi için o dağın bu yükselti sınırının üzerinde olması gerekir.
2
Seçeneklerdeki dağların yükselti değerlerini karşılaştırma
Kaçkar, Erciyes, Aladağlar ve Cilo Dağları 35003500 metrenin üzerindeyken, Yıldız Dağları yaklaşık 10001000 metredir.
Yükseltisi az olan dağlar kalıcı kar sınırının altında kaldığı için dış kuvvet olarak buzulların etkisine maruz kalmamıştır.

Anahtar Kavram

Buzul Şekilleri ve Yükselti Eşiği
Tahmini Süre:45s
Soru 189Soru

Türkiye’nin yer şekillerinin gelişim sürecinde erozyon ve heyelan olayları, topoğrafyanın şekillenmesinde farklı mekanizmalarla rol oynar. Bu iki doğal afet türü ve Türkiye'deki etkileriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelan oluşumunda killi tabakaların suyu emerek kayganlaşması ve eğimin fazla olması temel etkendir; erozyonda ise bitki örtüsünün yoksunluğu toprağın dış kuvvetlerce süpürülmesine yol açar.

Cevap

Heyelan oluşumunda killi tabakaların suyu emerek kayganlaşması ve eğimin fazla olması temel etkendir; erozyonda ise bitki örtüsünün yoksunluğu toprağın dış kuvvetlerce süpürülmesine yol açar.
Heyelan (kütle hareketi), killi yapının suyu emip ağırlaşması ve kayganlaşmasıyla tetiklenir. Erozyon ise toprağın üst katmanının bitki örtüsü korumasından mahrum kalmasıyla rüzgar veya yüzeysel akışla taşınmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Erozyon ve heyelan kavramlarını tanımla.
Erozyon, toprağın dış kuvvetlerce (su, rüzgar) süpürülmesidir; heyelan ise toprağın veya ana kayanın kütle halinde kaymasıdır.
İki olayın mekanizmasını anlamak, nedenlerini ayırt etmeyi sağlar.
2
Nedenleri analiz et.
Heyelanda kil, eğim ve aşırı yağış; erozyonda ise bitki örtüsü kaybı ve kuraklık ön plandadır.
Türkiye'deki bölgesel dağılımı (Karadeniz vs. İç Anadolu) açıklayan temel faktör budur.
3
Korunma yöntemlerini değerlendir.
Ağaçlandırma heyelanı her zaman durdurmaz ama erozyonu büyük oranda önler.
Sık yapılan akademik bir hatayı (misconception) elemek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Farkları
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 190Soru

Türkiye'de rüzgârın dış kuvvet olarak yer şekillerini biçimlendirme gücü; yağış miktarının az, nem oranının düşük ve bitki örtüsünün cılız olduğu kurak veya yarı kurak alanlarda belirginleşmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, özellikle İç Anadolu'nun güneyi ile Güneydoğu Anadolu'nun güney kesimlerinde karakteristik rüzgâr şekilleri gözlemlenir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinde rüzgârın hem aşındırma hem de biriktirme faaliyetleri sonucunda oluşan yer şekilleri bir arada verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mantarkaya - Barkan

Cevap

Doğru cevap, rüzgâr aşındırması ile oluşan mantarkaya ve rüzgâr biriktirmesi ile oluşan barkanın (hilal biçimli kumul) birlikte verildiği seçenektir.
Mantarkaya, rüzgârın taşıdığı taneciklerin kayaların alt kısımlarını daha fazla aşındırmasıyla oluşan bir aşınım şeklidir. Barkan ise rüzgârın biriktirme yapmasıyla oluşan hilal biçimli kumul tepeleridir. Bu iki şekil de doğrudan rüzgârın şekillendirici etkisiyle meydana geldiği için rüzgârın hem aşınım hem birikim faaliyetlerini temsil eder.

Adım Adım Çözüm

1
Rüzgârın yer şekillendirici etkisinin yoğun olduğu bölgeleri analiz etme.
İç Anadolu (Konya-Karapınar) ve Güneydoğu Anadolu gibi kurak bölgelerde rüzgâr etkilidir.
Bitki örtüsünün zayıflığı rüzgârın toprağı ve kayayı daha kolay aşındırmasına ve taşımasına imkan tanır.
2
Verilen yer şekillerini rüzgâr aşınım ve birikim olarak sınıflama.
Mantarkaya, Tafoni, Yardang ve Hamada aşınım; Barkan, Lös ve Kumul ise birikim şekilleridir.
Soruda hem aşınım hem birikim şeklinin aynı anda bulunduğu bir eşleştirme istenmektedir.
3
Karıştırılan diğer dış kuvvetleri eleme.
Peri bacaları sel suları, delta ovaları akarsu ve obruklar karstik süreçlerle ilişkilidir.
Dış kuvvetlerin (su, rüzgâr, buzul, dalga) etki alanlarını birbirinden ayırmak doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Rüzgâr Şekilleri ve Dağılışı

Daha Fazla Pratik

Konya-Karapınar çevresinde barkanların ve kumul hareketliliğinin kontrol altına alınması için yapılan ağaçlandırma çalışmalarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 191Soru

Türkiye'nin en yüksek platoları arasında yer alan, yüzeyi volkanik lavlarla kaplı olan ve yaz yağışlarının etkisiyle gelişen gür çayırlar üzerinde büyükbaş hayvancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü saha aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Erzurum-Kars Platosu

Cevap

Erzurum-Kars Platosu
Türkiye'de volkanik faaliyetler sonucu yüzeye çıkan lavların geniş alanlara yayılarak düzleşmesiyle oluşan platolar Erzurum-Kars ve Ardahan çevresinde bulunur. Bu platoların yükseltisi 2000 metrenin üzerindedir, bu durum sert karasal iklimin görülmesine ve en fazla yağışın yazın düşmesine neden olur. Yaz yağışlarıyla yeşeren gür çayırlar (alpin çayırlar), bölgede mera tipi büyükbaş hayvancılığın temel geçim kaynağı olmasını sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen özellikleri (lav örtüsü, yüksek rakım, yaz yağışları ve büyükbaş hayvancılık) analiz ederek hangi plato türüne ait olduğunu belirlemek.
Bu özellikler Türkiye'deki 'lav (volkanik) platoları'nı ve Kuzeydoğu Anadolu bölgesini tanımlamaktadır.
Türkiye'de lavların geniş alanları kaplamasıyla oluşan platolar sadece bu bölgede (Erzurum, Kars, Ardahan) belirgindir.
2
Seçeneklerdeki platoları oluşum kökenlerine göre eleyerek doğru saha ile eşleştirmek.
Erzurum-Kars Platosu lav oluşumlu ve büyükbaş hayvancılığın yoğun yapıldığı sahadır.
Diğer seçeneklerdeki platolar karstik, aşınım veya tabaka düzlüğü (yatay duruşlu) kökenlidir.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki platoların oluşum türleri ve ekonomik faaliyetlerle ilişkisi
Tahmini Süre:45s
Soru 192Soru

Türkiye'de yer şekillerinin gelişim sürecinde etkili olan dış kuvvetler ve kütle hareketleri incelendiğinde; erozyon ve heyelan olaylarının nedenleri, sonuçları ve bölgesel dağılımları açısından belirgin farklar olduğu görülmektedir.

Buna göre, Türkiye'deki erozyon ve heyelan olayları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyelanlar genellikle tabakaların eğim yönünde uzandığı ve killi yapının bulunduğu bol yağışlı alanlarda kütlesel bir hareketle gerçekleşirken; erozyon, bitki örtüsünden yoksun kurak bölgelerde toprağın üst kısmının süpürülmesi şeklinde görülür.

Cevap

Heyelanlar killi yapı ve eğimin etkisiyle kütlesel olarak gerçekleşirken, erozyon bitki örtüsü zayıf alanlarda toprağın üst tabakasının süpürülmesidir.
Doğru olan ifadede heyelanın litolojik (killi yapı) ve jeomorfolojik (eğim) koşulları ile erozyonun iklimsel ve bitki örtüsüne dayalı koşulları eksiksiz verilmiştir. Heyelan bir 'kütle hareketi' iken erozyon bir 'taşınma' sürecidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramları Tanımlama
Heyelan; eğim, yağış ve killi yapıyla oluşan kütle hareketidir. Erozyon; bitki örtüsü tahribiyle toprağın dış kuvvetlerce taşınmasıdır.
Oluşum mekanizmalarını ayırt etmek sorunun temelidir.
2
Coğrafi Dağılımı Analiz Etme
Heyelan Karadeniz'de (nem, eğim, kil), erozyon ise İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da (kuraklık, zayıf bitki örtüsü) fazladır.
Türkiye'nin bölgesel özelliklerine göre olayların sıklığını belirlemek gerekir.
3
Önlemleri Karşılaştırma
Erozyon için ağaçlandırma ve teraslama etkiliyken; heyelan için drenaj kanalları ve istinat duvarları birincil önlemdir.
Yaygın bir yanılgı olan 'ağaç heyelanı durdurur' düşüncesini elemek için önemlidir.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Farkları

İpuçları

1
Heyelan ve erozyonun oluştuğu derinlik farklarını düşünün.
2
Karadeniz'deki bol yağış ve killi toprakların hangi olayı tetiklediğini hatırlayın.
3
Ağaçlandırmanın heyelanı neden her zaman durduramadığını, killi tabakanın kayganlaştırıcı etkisini düşünerek değerlendirin.

Daha Fazla Pratik

Karadeniz'de heyelanların neden en çok ilkbahar mevsiminde gerçekleştiğini (kar erimeleri) araştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 193Soru

Türkiye'nin yüksek dağlarında geçmiş jeolojik dönemlere ait buzul izlerine rastlanmaktadır. Bu izlerin görüldüğü yükseltiler, Türkiye'nin hem matematik hem de özel konum şartlarından doğrudan etkilenmektedir.

Buna göre, aşağıdaki dağ kütlelerinin hangisinde buzul aşınım ve birikim şekillerine rastlanan alt sınırın, enlem ve nemlilik faktörlerinin ortak etkisiyle diğerlerine göre daha aşağıda (düşük yükseltide) yer alması beklenir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaçkar Dağları

Cevap

Buzul izlerinin en düşük yükseltiden başladığı dağ kütlesi Kaçkar Dağları'dır.
Buzul şekillerinin görüldüğü alt sınırı belirleyen iki temel faktör sıcaklık (enlem) ve yağış miktarıdır (nemlilik). Kaçkar Dağları, Türkiye'nin en kuzeyindeki yüksek dağlardan biri olması nedeniyle daha soğuktur ve Karadeniz etkisiyle en fazla yağış alan bölgedir. Bu iki durum birleşince, Pleistosen dönemindeki buzullar diğer dağlara göre çok daha düşük yükseltilere kadar inebilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Enlem etkisini analiz etme
Türkiye'de kuzeye gidildikçe sıcaklıklar azalır, bu da kalıcı kar ve buzul sınırının deniz seviyesine yaklaşmasına neden olur.
Matematik konum gereği kuzeydeki dağlarda buzul etkisi daha alçaklarda görülür.
2
Nemlilik ve yağış etkisini analiz etme
Yağışın bol olduğu nemli bölgelerde kar birikimi daha fazla olduğu için buzullaşma sınırı alçalır.
Özel konum (denizellik) buzullaşma sınırını aşağı çeken bir diğer faktördür.
3
Dağları karşılaştırma
Seçenekler arasında hem en kuzeyde hem de en nemli bölgede yer alan kütle Kaçkar Dağları'dır.
Kaçkar Dağları'nda buzul izleri 20002000-22002200 metrelere kadar inerken, güneydeki Toroslarda bu sınır 28002800 metre üzerindedir.

Anahtar Kavram

Türkiye'de kalıcı kar ve buzul sınırının dağılımında enlem (matematik konum) ve denizellik/nemlilik (özel konum) temel belirleyicidir.

İpuçları

1
Türkiye'de kalıcı kar sınırının en düşük olduğu yer Karadeniz kıyı kuşağındaki dağlardır.
2
Sıcaklığın düşük (kuzey) ve nemin yüksek olduğu yerlerde buzullar daha aşağılara kadar inebilir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de buzul şekillerine rastlanmayan (yükseltisi yetersiz) dağları (örneğin Yıldız Dağları, Canik Dağları) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 194Soru

Türkiye arazisinin büyük bir bölümünün ana hatlarının oluştuğu; linyit, bor, petrol ve tuz yataklarının meydana geldiği jeolojik zaman aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: III. Jeolojik Zaman (Tersiyer)

Cevap

Türkiye'de linyit, bor, petrol ve tuz yataklarının oluşumu III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) gerçekleşmiştir.
Türkiye'de linyit, bor, petrol ve tuz yataklarının yaygın olarak bulunması, ülkemizin büyük bir bölümünün III. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) oluştuğunun ve şekillendiğinin en önemli kanıtıdır. Bu dönemdeki tektonik hareketler ve göl ortamları bu kaynakların birikmesine olanak sağlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Madenlerin oluşum dönemlerini hatırla.
Linyit, bor, tuz ve petrol gibi enerji kaynakları ve madenlerin büyük çoğunluğu Türkiye'de 3. Jeolojik Zaman'da (Tersiyer) oluşmuştur.
Türkiye genç oluşumlu bir ülke olduğu için maden yataklarının büyük bir kısmı bu yakın jeolojik zamana aittir.
2
Seçeneklerdeki zamanları madenlerle eşleştir.
I. Zaman taş kömürü ile, III. Zaman ise linyit ve bor ile eşleşir.
Jeolojik zamanların karakteristik yeraltı kaynakları birbirinden farklıdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Jeolojik Zamanlara Göre Oluşumu
Tahmini Süre:45s
Soru 195Soru

Türkiye’nin ana yer şekillerinin oluşumunda en etkili dış kuvvet akarsular iken, buzulların etki alanı oldukça sınırlı kalmıştır. Bu durumun temel sebebi Türkiye'nin matematiksel konumudur. Bununla birlikte, Kuvaterner (44. Jeolojik Zaman) dönemindeki iklim salınımları, ülkemizdeki bazı yüksek kütlelerin zirve kuşaklarında kalıcı izler bırakan buzul aşındırma ve biriktirme süreçlerine zemin hazırlamıştır.

Buna göre, yükselti değerleri ve coğrafi konumları göz önüne alındığında, aşağıdaki dağların hangisinde sirk çukurları, buzul vadileri veya moren setleri gibi şekillere rastlanması beklenmez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yıldız Dağları

Cevap

Yıldız Dağları'nın ortalama yükseltisi buzul oluşumu için yetersiz olduğundan bu dağlarda buzul şekillerine rastlanmaz.
Yıldız Dağları (Istranca), Marmara Bölgesi'nin kuzeyinde yer alan ve en yüksek noktası 10311031 metre olan bir dağ sırasıdır. Türkiye'de dördüncü jeolojik zamanda (Kuvaterner) iklimin soğumasıyla kalıcı kar sınırı en fazla 22002200 metreye kadar inmiştir. Yıldız Dağları bu yükselti sınırının çok altında kaldığı için sirk, moren veya hörgüç kaya gibi buzul aşındırma ve biriktirme şekillerine bu dağlarda rastlanması mümkün değildir.

Adım Adım Çözüm

1
Buzul şekillerinin oluşum şartlarını değerlendirme
Türkiye'de buzul şekillerinin oluşabilmesi için yükseltinin dördüncü jeolojik zamanda (Kuvaterner) kalıcı kar sınırının (22002200 m) üzerinde olması gerekir.
Türkiye'nin orta kuşakta yer alması nedeniyle buzullar deniz seviyesine inemez, sadece yüksek dağlık alanlarda etkili olur.
2
Seçeneklerdeki dağların yükselti değerlerini karşılaştırma
Kaçkar, Bolkar, Erciyes ve Bey Dağları 25002500 metrenin üzerindeyken, Yıldız Dağları yaklaşık 10001000 metre yükseltiye sahiptir.
Yıldız Dağları'nın (Istranca) en yüksek noktası olan Mahya Tepe (10311031 m), geçmişteki buzullaşma sınırının çok altında kalmaktadır.

Anahtar Kavram

Buzul şekillerinin oluşumu için gereken yükselti eşiği ve Kuvaterner buzullaşması
Soru 196Soru

Türkiye'de akarsuların denize döküldükleri kıyı şeridinde, taşıdıkları alüvyonları sığ deniz tabanında biriktirmesi sonucunda 'delta ovaları' oluşmaktadır. Bu ovalar, uygun iklim koşulları ve verimli toprakları nedeniyle Türkiye tarımı için büyük önem taşır.

Buna göre, aşağıda verilen ovalardan hangisi oluşum bakımından bu grupta yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konya

Cevap

Konya Ovası, akarsu biriktirmesiyle oluşan bir delta ovası değil; yer kabuğu hareketleri sonucunda meydana gelen tektonik bir iç ovadır.
Konya Ovası, Türkiye'nin iç kesimlerinde yer alan ve yer kabuğunun çökmesiyle oluşan geniş bir tektonik ovadır. Delta ovaları ise akarsuların denize ulaştığı kıyılarda biriktirme yapmasıyla oluşur. Bu nedenle Konya Ovası oluşum bakımından diğerlerinden ayrılır.

Adım Adım Çözüm

1
Delta ovalarının oluşum yerini ve şartlarını belirle.
Delta ovaları akarsuların denize döküldüğü kıyı kesimlerinde, alüvyon birikmesiyle oluşur.
Soruda istenen oluşum tipini tanımlamak için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki ovaların konumlarını analiz et.
Çukurova, Silifke, Çarşamba ve Bafra kıyı şeridinde yer alırken; Konya Ovası iç kesimde yer alır.
Delta ovaları mutlaka kıyı şeridinde bulunmalıdır.
3
Oluşum türlerini karşılaştırarak doğru cevabı seç.
Konya Ovası'nın tektonik kökenli olduğu, diğerlerinin ise delta ovası olduğu tespit edilir.
Oluşum bakımından farklı olan grubu ayırmak için son adımdır.

Anahtar Kavram

Türkiye'deki Ovaların Oluşum Tiplerine Göre Sınıflandırılması
Tahmini Süre:45s
Soru 197Soru

Türkiye’de dış kuvvetler ve süreçler yer şekillerinin gelişimini sürekli olarak etkiler. Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin iki farklı bölgesinde baskın olan doğal süreçler ve bu süreçleri hazırlayan koşullar verilmiştir:

ÖzellikI.I. BölgeII.II. Bölge
Hakim SüreçToprak ErozyonuHeyelan (Kütle Hareketleri)
Toprak YapısıKumlu ve KırıntılıKilli ve Kayganlaşabilen
Yağış DurumuYetersiz ve DüzensizBol ve Düzenli
Temel TetikleyiciRüzgar ve Yüzey AkışlarıSuya Doygunluk ve Eğim

Bu tablo ve Türkiye’nin coğrafi özellikleri dikkate alındığında, erozyon ve heyelan süreçleriyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II.II. bölgede bitki örtüsünün gür olması, toprağın kütle hâlinde kaymasını kesin olarak engelleyen en etkili yöntemdir.

Cevap

İkinci bölgede bitki örtüsünün gür olmasının heyelanı kesin olarak engelleyen en etkili yöntem olduğu çıkarımı yanlıştır.
Heyelan, toprağın kütle hâlinde, genellikle suya doygun killi bir tabaka üzerinde kayması olayıdır. Karadeniz gibi gür bitki örtüsüne sahip alanlarda bile şiddetli heyelanların yaşanması, bitki örtüsünün bu süreci durdurmada 'kesin çözüm' olmadığını gösterir. Heyelanla mücadelede en etkili yöntemler drenaj kanalları açarak suyu tahliye etmek ve istinat duvarları ile zemini desteklemektir.

Adım Adım Çözüm

1
Tablodaki I.I. ve II.II. bölge özelliklerini karşılaştır.
I.I. bölge kurak/yarı kurak (erozyon odaklı), II.II. bölge ise nemli ve engebeli (heyelan odaklı) bir yapı sergilemektedir.
Bölgelerin karakteristik süreçlerini belirleyen iklim ve jeolojik faktörleri anlamak için.
2
Erozyon ve heyelan arasındaki mekanizma farkını analiz et.
Erozyon bir yüzey süpürülmesidir (bitki örtüsüyle önlenebilir), heyelan ise derin tabakaların kütle hâlinde kaymasıdır.
Önleme yöntemlerinin neden farklı etkiler yarattığını tespit etmek için.
3
Bitki örtüsünün heyelan üzerindeki etkisini değerlendir.
Ağaç kökleri yüzeyi tutsa da, suya doygun killi tabakaların oluşturduğu derin kayma düzlemlerini durduramaz.
Hangi çıkarımın bilimsel olarak hatalı olduğunu belirlemek için.

Anahtar Kavram

Erozyon ve Heyelan Arasındaki Farklar

İpuçları

1
Erozyon ile heyelanın hangi derinliklerde gerçekleştiğini düşünün.
2
Bir ormanda devasa bir yamacın üzerindeki ağaçlarla birlikte kaydığı görüntüleri hatırlayın.
3
Bitki örtüsü toprağın üstünü korur ama heyelan ana kayanın üzerindeki tabakaların bütünüyle hareketidir.

Daha Fazla Pratik

Heyelan riskini azaltmak için kullanılan 'drenaj' ve 'istinat' kavramlarının mekanizmalarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Bölgeleri eşleştirerek gidin: I. Bölge (İç Anadolu - Erozyon - Kurak), II. Bölge (Karadeniz - Heyelan - Nemli). Karadeniz'de orman çok olmasına rağmen heyelan da çoktur, bu da ormanın heyelanı engelleyemediğinin kanıtıdır.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 198Soru

Türkiye'de karstlaşma süreci; arazideki kayaçların litolojik özelliklerine (kalker, jips, kaya tuzu), iklim koşullarına ve tektonik hareketlere bağlı olarak bölgeler arasında farklı morfolojik karakteristikler gösterir. Akdeniz kuşağında masif ve kalın kalker (kireç taşı) tabakaları üzerinde geniş çaplı şekiller oluşurken, İç Anadolu'nun doğusunda daha çok jips (alçı taşı) karstına özgü yer şekilleri gelişmiştir.

Bu bilgiler ışığında, Türkiye'deki karstik yer şekillerinin dağılışı ve özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karstik birikim şekillerinden olan travertenler; sadece karstik aşınım süreçlerinin en yoğun olduğu Batı Toroslar kuşağında görülürken, Ege ve İç Anadolu bölgelerindeki karstik sahalarda bu tür oluşumlara rastlanmaz.

Cevap

Karstik birikim şekillerinden olan travertenler sadece Batı Toroslar kuşağında değil, Ege (Denizli-Pamukkale) ve İç Anadolu (Sivas-Sıcak Çermik) gibi farklı bölgelerde de yaygın olarak görülür.
Travertenler kalsiyum bikarbonatlı suların yüzeye çıktığı alanlarda çökelmesiyle oluşan birikim şekilleridir. Türkiye'de bu oluşumlar sadece Akdeniz veya Batı Toroslar ile sınırlı değildir. Ege Bölgesi'nde Denizli (Pamukkale), İç Anadolu'da Sivas ve Doğu Anadolu'da Erzincan çevresinde de traverten oluşumlarına rastlanır. Bu nedenle 'rastlanmaz' ifadesini içeren yargı yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'deki karstik kayaç türlerini ve dağılımını hatırla.
Kalker (Akdeniz/Toroslar), Jips (Sivas/Çankırı/Erzincan) ve Kaya Tuzu karstı mevcuttur.
Soruda bahsedilen litolojik farklılıkların hangi bölgelerde olduğunu belirlemek gerekir.
2
Karstik birikim şekillerinin (traverten) bölgesel dağılımını analiz et.
Denizli-Pamukkale (Ege Bölgesi) traverten oluşumunun en tipik örneğidir.
Seçeneklerdeki 'sadece' kısıtlamasının coğrafi gerçeklerle uyuşup uyuşmadığını kontrol etmek için gereklidir.
3
Seçeneklerdeki morfolojik ve litolojik kıyaslamaları değerlendir.
Jips karstının daha hızlı oluşup küçük kaldığı, polyelerin tektonik etkisi ve obrukların dağılımı doğrulanmıştır.
Diğer seçeneklerin doğruluğundan emin olarak yanlış olan ifadeyi kesinleştirmek için yapılır.

Anahtar Kavram

Türkiye'de Karstik Şekillerin Litolojik ve Bölgesel Dağılımı

İpuçları

1
Türkiye'de karstik şekillerin sadece Akdeniz Bölgesi'nde olmadığını, İç Anadolu (Jips) ve Ege (Traverten) bölgelerini de hatırlayın.
2
Traverten denilince akla gelen en önemli turistik merkez olan Pamukkale'nin hangi coğrafi bölgede olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Jips (alçı taşı) ve Kalker (kireç taşı) karstı arasındaki çözünme hızı ve dayanıklılık farklarını tekrar edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 199Soru

Türkiye'de Kuvaterner (Dördüncü Jeolojik Zaman) buzullaşmasına ait sirk, moren ve hörgüt kaya gibi izlerin görüldüğü alt sınır, Karadeniz Dağları'nın kuzey yamaçlarında 22002200-23002300 metrelere kadar inerken, Toros Dağları'nda bu sınır 27002700-28002800 metredir. Ancak Türkiye'nin en doğusundaki yüksek dağlık kütlelerde, buzul izlerine rastlanan yükselti sınırı enleme bağlı beklentinin aksine 30003000 metrenin üzerine çıkmaktadır.

Buna göre, Doğu Anadolu'nun doğusundaki yüksek dağlarda buzul aşındırma ve biriktirme şekillerinin enlem etkisine aykırı olarak daha yüksek seviyelerde başlamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasallığın şiddetli olması ve nem miktarının azlığı

Cevap

Buzul sınırının Doğu Anadolu'da enleme aykırı olarak yükselmesinin temel nedeni karasallık ve nem azlığıdır.
Türkiye'de buzul sınırının dağılışında enlem temel faktör olsa da Karadeniz yamaçlarında nemli hava kütlelerinin etkisiyle bol kar yağışı sınırı aşağı (22002200 m) çeker. Doğu Anadolu'da ise hava çok soğuk olmasına rağmen nem azlığı nedeniyle kar birikimi yetersiz kalır, bu da buzul oluşum sınırının 30003000 metrenin üzerine çıkmasına yol açar. Bu durum karasallık ve nem azlığı ile açıklanan bir özel konum sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Buzul sınırını etkileyen faktörleri analiz et.
Buzul sınırı sıcaklığa (enlem ve yükselti) ve nem miktarına (yağış) bağlıdır.
Kalıcı kar ve buzul oluşumu için düşük sıcaklığın yanı sıra eriyen kardan daha fazla kar birikmesi gerekir.
2
Enlem etkisini Türkiye geneli için değerlendir.
Enlem arttıkça (kuzeye gidildikçe) sıcaklık düşer, buzul sınırının deniz seviyesine yaklaşması (alçalması) beklenir.
Matematik konum gereği kuzeydeki dağlarda buzul izleri daha alçaklarda bulunmalıdır.
3
Doğu Anadolu'daki özel konumu değerlendir.
Doğu Anadolu, deniz etkisinden uzak ve aşırı karasaldır.
Nem azlığı kar birikimini engellediği için, buzul oluşumu ancak çok daha yüksek ve soğuk seviyelerde gerçekleşebilir.

Anahtar Kavram

Buzul Sınırı Üzerinde Nem ve Karasallık Etkisi

İpuçları

1
Buzul oluşumu için sadece 'soğuk' olması yeterli midir yoksa bir maddeye daha mı ihtiyaç vardır?
2
Denize yakın (nemli) yerlerde mi yoksa iç kesimlerdeki (kuru) yerlerde mi kar daha kolay birikir?
3
Doğu Anadolu'da sıcaklık çok düşük olmasına rağmen buzul sınırı neden kuzeydeki Karadeniz dağlarından daha yüksekte olabilir? Nem ve yağış farkını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Buzul sınırının kuzey ve güney yamaçlar arasındaki farkını (Bakı etkisi) inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 50s
Soru 200Soru

Türkiye'de platoların oluşum süreçleri (litosferik yapı, dış kuvvet etkisi ve epeirojenik hareketler) ile bu sahalardaki beşerî ve ekonomik faaliyetler arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır.

I. Geçirimli litolojik yapı nedeniyle yüzey sularının zayıf olduğu, tarımsal verimliliğin düşük olması sebebiyle kıl keçisi yetiştiriciliğinin ön planda olduğu sahalardır.
II. Yüksek rakım ve sert karasal iklim etkisiyle yaz yağışlarının görüldüğü, buna bağlı olarak gür çayırların ve büyükbaş hayvancılığın (mera) geliştiği sahalardır.
III. Ortalama yükseltinin en az olduğu, yer şekillerinin sağladığı avantajla sanayi, ticaret ve ulaşım ağının Türkiye genelinde en yoğun geliştiği sahalardır.

Yukarıda temel özellikleri verilen plato gruplarına örnek olarak, aşağıdakilerin hangisinde verilen platolar sırasıyla getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taşeli - Erzurum - Çatalca-Kocaeli

Cevap

Taşeli, Erzurum ve Çatalca-Kocaeli platoları verilen özelliklerle tam uyum sağlamaktadır.
Verilen özellikler incelendiğinde; I numaralı açıklama karstik yapısı ve ekonomik kısıtlılıkları ile Taşeli platosunu, II numaralı açıklama lav örtüsü ve yaz yağışlarına bağlı mera hayvancılığı ile Erzurum platosunu, III numaralı açıklama ise en düşük yükselti ve en yüksek sanayileşme oranı ile Çatalca-Kocaeli platosunu tanımlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
I. maddedeki karstik özellikleri analiz etme.
Yüzey suyunun sızma nedeniyle az olması ve kıl keçisi vurgusu, Akdeniz'deki Teke veya Taşeli platolarına işaret eder.
Karstik platolarda litolojik yapı (kalker) suyu alta geçirir, toprak verimi düşüktür.
2
II. maddedeki iklim ve hayvancılık tipini belirleme.
Yaz yağışı, gür çayır ve büyükbaş mera hayvancılığı Türkiye'de sadece Erzurum-Kars-Ardahan platolarında (Lav platoları) baskındır.
Yüksek rakım konveksiyonel yaz yağışlarına neden olur, bu da ot verimini artırır.
3
III. maddedeki sosyo-ekonomik kriterleri değerlendirme.
En düşük yükselti ve en yüksek sanayi yoğunluğu Çatalca-Kocaeli platosuna (Aşınım platosu) aittir.
Ulaşım kolaylığı ve deniz seviyesine yakınlık tarihsel süreçte sanayileşmeyi bu bölgeye çekmiştir.

Anahtar Kavram

Plato Oluşum Tipleri ve Ekonomik İlişkiler
ÖncekiSayfa 10 / 43Sonraki
Türkiye'nin Yer Şekilleri — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 10 | Examkin