Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 soru
Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923-1930 yılları arasında ağırlıklı olarak Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesine odaklanırken, 1930-1939 yılları arasında dünyada artan savaş tehditlerine karşı "kolektif güvenlik" ve "aktif barış" arayışlarına yönelmiştir.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'in 1930-1939 yılları arasındaki dış politika anlayışı çerçevesinde gerçekleştirdiği faaliyetlerden biri değildir?
Atatürk Dönemi'nde Osmanlı Devleti'nden devralınan dış borçların tasfiyesi sürecinde; 1928 Paris Borçlar Sözleşmesi ile belirlenen ödeme takviminin 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle aksaması üzerine, Türkiye'nin 1933 yılında alacaklı devletlerle imzaladığı yeni antlaşmada elde ettiği ve hem yerli sanayiyi korumayı hem de döviz rezervlerini muhafaza etmeyi amaçlayan temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Konferansı'nda çözüme kavuşturulamayan Musul Sorunu'nun Milletler Cemiyeti'ne taşınması ve cemiyetin sunduğu "Brüksel Hattı" raporu doğrultusunda şekillenen Haziran tarihli Ankara Antlaşması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Lozan Barış Antlaşması’nın sağladığı egemenlik hakları doğrultusunda Türkiye; Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve yılındaki eğitim düzenlemeleriyle yabancı okulları tamamen Türk denetimine almıştır. Fransa'nın bu süreci uluslararasılaştırma ve diplomatik bir pazarlık konusu yapma girişimlerini 'iç mesele' (milli egemenlik) prensibiyle kesin olarak reddeden ve hiçbir yabancı devleti bu konuda muhatap kabul etmeyen Ankara hükümetinin bu yaklaşımı; aşağıdaki dış politika gelişmelerinden hangisinde meselenin milli bir iç mesele olarak kalmayıp uluslararası hakemlik ve çok taraflı diplomasi sürecine dahil edilmesi zorunluluğuyla en temel farklılığı gösterir?
’li yıllarda Musul Sorunu nedeniyle Milletler Cemiyeti ile mesafeli bir ilişki yürüten Türkiye Cumhuriyeti, ’lu yılların başında hem dünya barışına katkı sağlamak hem de uluslararası sorunlarını diplomatik yollarla çözmek amacıyla cemiyetle yakınlaşmıştır.
Türkiye’nin yılında Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam) üye olması ve bu sürecin etkileriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
1936 yılında Fransa’nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını açıklaması üzerine Türkiye’nin başvurusuyla Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen İsveçli temsilci Sandler’in hazırladığı rapor, Hatay Sorunu’nun çözümünde belirleyici olmuştur.
Buna göre, Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Sandler Raporu doğrultusunda Hatay için öngörülen statü ve haklar arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde yer alan 'etabli' (yerleşik) kavramı, iki ülke arasında uzun süren diplomatik gerginliklere neden olmuştur. Bu gerginliği sona erdiren ve 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması'nın getirdiği kesin çözüm aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra Türk hükümeti, yabancı okulların faaliyetlerini düzenlemek amacıyla Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu uygulamaya koymuş ve bu okulların Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olduğunu ilan etmiştir. Bazı Avrupa devletleri bu durumu protesto ederek konuyu uluslararası bir platforma taşımak istemiş, ancak Türkiye bu talepleri "egemenlik haklarına aykırı bir müdahale" olarak değerlendirerek reddetmiştir. Bu süreçte, yabancı okullar konusunu bir dış sorun haline getirmeye çalışarak Türkiye ile en büyük diplomatik gerginliği yaşayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
Türkiye Cumhuriyeti, yılında yabancı okulların Türk kanunlarına uyması gerektiğini belirten bir yönetmelik yayımladığında; Fransa ve Papalık (Vatikan), bu kurumların durumunu görüşmek üzere uluslararası bir komisyon kurulmasını veya meselenin Milletler Cemiyeti'ne götürülmesini talep etmiştir. Türkiye ise bu talepleri kesin bir dille reddederek konunun muhatabının sadece kendisi olduğunu bildirmiştir.
Türkiye'nin bu diplomatik girişimler karşısındaki tutumu aşağıdakilerden hangisi ile en iyi açıklanabilir?
Hatay'ın anavatana katılması süreci, yılında Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'ndan başlayarak yılındaki katılıma kadar çeşitli diplomatik ve siyasi aşamalardan geçmiştir.
Buna göre, Hatay meselesi ile ilgili aşağıdaki gelişmelerden hangisi kronolojik olarak en son gerçekleşmiştir?
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin . maddesi, Türkiye’ye kendisini "pek yakın bir savaş tehlikesi" tehdidi altında görmesi durumunda Boğazlar’ı kapatma yetkisi tanımıştır. Ancak sözleşme, Türkiye'nin bu yetkiyi tek taraflı bir keyfiyete dönüştürmemesi için denetleyici bir mekanizma öngörmüştür.
Buna göre, Türkiye’nin "savaş tehdidi" gerekçesiyle Boğazlar’ı kapatma kararı alması durumunda, bu kararın uluslararası meşruiyetini koruması ve devam ettirebilmesi için yerine getirmesi gereken temel prosedür aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Antlaşması sonrasında Türk-Yunan ilişkilerini savaşın eşiğine getiren Nüfus Mübadelesi Sorunu'nda temel uyuşmazlık, İstanbul Rumlarının hangilerinin "etabli" (yerleşik) sayılacağı noktasında toplanmıştır. Türkiye, Ekim tarihini esas alan hukuki bir yorum getirirken; Yunanistan bu tarihten sonra gelenlerin de muaf tutulmasını talep etmiştir. Haziran tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile bu uyuşmazlığın kesin olarak çözülmesini sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
yılında Fransız hükümetinin, Türkiye’deki Fransız okullarının statüsü ve denetimi konusunda Ankara’ya diplomatik notalar vererek konuyu ikili görüşmelerle veya uluslararası bir platformda çözme girişimine karşılık; Türkiye Cumhuriyeti bu talepleri kesin bir dille reddetmiştir. Türkiye'nin bu tavizsiz tutumunu dayandırdığı ve konuyu bir dış politika sorunu olmaktan çıkarıp tamamen bir iç hukuk meselesine dönüştüren temel dayanak aşağıdakilerden hangisidir?
Milletler Cemiyeti’nin (Cemiyet-i Akvam) tüzüğüne göre bir devletin üyeliği için yazılı müracaat şartı aranırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1932 yılındaki katılım süreci bu genel kuralın dışında kalarak farklı bir usulde gerçekleşmiştir.
Türkiye’nin bu örgüte dahil olma şekliyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi, dönemin diplomatik teamülleri içindeki bu istisnai durumu ve Türkiye’ye verilen önemi kanıtlar niteliktedir?
Türkiye Cumhuriyeti, 'lu yıllardan itibaren uluslararası barışın korunmasında daha aktif bir rol üstlenmiş ve bu durum dünya kamuoyunda takdirle karşılanmıştır. Bu diplomatik prestijin bir sonucu olarak, kuruluş tüzüğünde öngörülen "yazılı başvuru" şartı aranmaksızın İspanya'nın önerisi ve Yunanistan'ın desteğiyle üye olması için davet edilen Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne (Cemiyet-i Akvam) hangi yıl katılmıştır?
Hatay'ın anavatana katılma sürecindeki aşamalar dikkate alındığında; yılında bağımsız Hatay Devleti'nin kurulması ile yılında anavatana katılma kararının alınması arasındaki zaman diliminde gerçekleşen temel siyasi gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
Yeni Türk Devleti, Lozan Barış Antlaşması'ndan sonra Fransa ile diplomatik gerginliğe yol açan 'Yabancı Okullar Sorunu'nda, Fransız hükümetinin konuyu Milletler Cemiyeti'ne taşıma veya uluslararası bir komisyonda görüşme taleplerini kesin bir dille reddetmiştir. Türkiye'nin bu meseleyi yabancı devletlerle müzakere etmeyi reddederek tek taraflı düzenlemeler yapması, doğrudan aşağıdaki diplomatik ilkelerden hangisiyle ilişkilidir?
yılında Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı, Atatürk Dönemi Türk dış politikasının Orta Doğu’daki en kapsamlı güvenlik iş birliği adımıdır.
Bu paktın oluşum süreci, amacı ve katılımcı devletleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Atatürk dönemi Türk dış politikasında devletlerin eşitliği ilkesi titizlikle uygulanmış; Türkiye, diğer devletlerin kendisine karşı takındığı dostane veya hasmane tutuma aynı ölçüde karşılık vermeyi temel bir yöntem olarak benimsemiştir. Bu anlayış doğrultusunda, bir devletin Türkiye'ye uyguladığı diplomatik veya hukuki muamelenin aynısının o devlete de uygulanmasını öngören temel dış politika ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Boğazlar Sözleşmesi’ne göre Boğazlar’ın yönetimi, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakılmış ve Boğazlar’ın her iki yakası askerden arındırılmıştır. Bu statü, Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlayan ve ulusal güvenliğini tehlikeye atan bir durum olarak görülmekteydi. yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu rejimde köklü değişiklikler yapılmıştır.
Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki "tam egemenlik" haklarının önündeki en büyük engelin kaldırıldığını doğrudan kanıtlar?