Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
596 soru
'lu yıllarda Almanya ve İtalya'nın revizyonist (yayılmacı) politikalarının dünya barışını tehdit etmeye başlaması üzerine Türkiye; "Gerçekçilik" ve "Barışçılık" ilkeleri doğrultusunda statükocu bir siyaset izleyerek bölgesel ittifaklara ve uluslararası iş birliklerine ağırlık vermiştir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi, Türkiye'nin yılları arasındaki bu güvenlik ve barış odaklı dış politika sürecinde gerçekleşen gelişmelerden biri değildir?
tarihli Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nin uygulanması sürecinde ortaya çıkan "etabli" (yerleşiklik) uyuşmazlığı; Karma Komisyon bünyesinde çözülememiş, Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'na taşınmasına rağmen hukuki bir sonuca bağlanamamıştır. Bu uyuşmazlığın yılında imzalanan Ankara Antlaşması (Ahali Mübadelesi Antlaşması) ile karşılıklı tavizler verilerek siyasi yolla çözüme kavuşturulmasında aşağıdakilerden hangisi en etkili dış etken olmuştur?
1937 yılında Tahran'daki Sadabat Sarayı'nda imzalanan Sadabat Paktı, İtalya'nın Habeşistan'ı işgali sonrası Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da artan güvenlik risklerine karşı bölgesel bir iş birliği olarak oluşturulmuştur. Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında kurulan bu paktın dışında kalan ve Türkiye ile yaşadığı Hatay meselesi ile su sorunu gibi nedenlerle oluşuma katılmayan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
1930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Balkan Antantı kurulmuştur. Bu dönemde sınırlarını genişletmek isteyen ve I. Dünya Savaşı sonrası belirlenen statükoyu bozmaya yönelik "revizyonist" bir politika izlediği için bu pakta katılmayan Balkan devleti aşağıdakilerden hangisidir?
Osmanlı Devleti'nden devralınan dış borçların tasfiyesi sürecinde; 1928 Paris Sözleşmesi ile belirlenen ödeme planı, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkisiyle uygulanamaz hale gelmiştir. Türkiye'nin talebiyle 1933 yılında alacaklılarla imzalanan yeni sözleşme, borç miktarını önemli ölçüde indirmiş ve ödeme kolaylığı sağlamıştır.
1933 Borçlar Sözleşmesi'nin, Türkiye'nin egemenlik hakları ve mali bağımsızlığı açısından taşıdığı en temel önem aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923-1930 yılları arasında Lozan Barış Antlaşması'ndan kalan pürüzlerin giderilmesine odaklanırken, 1930-1938 yılları arasında ise II. Dünya Savaşı öncesi gerginleşen uluslararası atmosferde barışı korumaya ve bölgesel güvenliği sağlamaya yönelik paktlara ağırlık vermiştir. Bu süreçte tam bağımsızlık, gerçekçilik, akılcılık ve mütekabiliyet gibi temel ilkeler rehber edinilmiştir.
Bu bilgiler ışığında, Atatürk dönemi dış politikası ve uygulamaları hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Türkiye Cumhuriyeti’nin "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda dünya barışına hizmet etmek amacıyla Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılma süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Lozan Barış Antlaşması'nda Osmanlı Devleti'nden kalan dış borçların tasfiyesi sürecinde, borç yükümlülüğünün sadece Türkiye Cumhuriyeti'ne bırakılmaması ve Osmanlı'dan ayrılan diğer devletlere de paylaştırılması kararlaştırılmıştır.
Borçların bu devletler arasında bölüştürülmesinde aşağıdakilerden hangisi temel ölçüt olarak kabul edilmiştir?
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi doğrultusunda uluslararası barışın korunması süreçlerine aktif destek vermiş ve bu barışçı tutumu sayesinde dünya devletlerinin takdirini kazanmıştır. Bu durumun bir sonucu olarak gerçekleşen Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) üyeliğinin, cemiyetin genel işleyişinden farklılık gösteren temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
1930'lu yıllarda İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Almanya'nın Ren bölgesini silahlandırması gibi gelişmelerin yarattığı güvenlik tehdidi üzerine Türkiye, Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nin değiştirilmesi için ilgili devletlere nota vermiştir. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini kısıtlayan en büyük hukuki engelin ortadan kaldırıldığının doğrudan kanıtıdır?
Lozan Barış Konferansı'nda çözüme kavuşturulamayan ve daha sonra Milletler Cemiyeti'ne taşınan Musul Sorunu, Haziran tarihinde Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile neticelenmiştir. Bu antlaşmanın hükümleri ve Türk dış politikasına etkileri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu antlaşmanın sonuçlarından biri olarak gösterilemez?
1923 tarihli Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nde yer alan "etabli" (yerleşik) kavramı, taraflar arasında uzun yıllar süren bir hukuk savaşına dönüşmüştür. Türkiye, yerleşiklik statüsünün Türk iç hukukuna ve ikamet kayıtlarına göre belirlenmesini savunurken; Yunanistan, 30 Ekim 1918 tarihinden önce İstanbul'da bulunan tüm Rumların bu kapsamda değerlendirilmesini talep etmiştir. Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'nın müdahil olduğu bu süreç, 1930 Ankara Antlaşması (Ahali Mukavelesi) ile nihai bir siyasi uzlaşıya bağlanmıştır.
Bu uzlaşma çerçevesinde, Lozan Sözleşmesi'nde öngörülen "30 Ekim 1918" tarihsel sınırının fiilen hükmünü yitirmesine ve krizin sonlanmasına yol açan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?
Atatürk dönemi Türk dış politikası; 1923-1930 arası "Lozan'ın Tasfiyesi" ve 1930-1939 arası "Kolektif Güvenlik ve Aktif Diplomasi" olmak üzere iki ana safhaya ayrılır. İlk dönemde Türkiye, daha çok bağımsızlığını tescil ettirmeye ve ikili düzeyde sorunlarını çözmeye odaklanmış; 1930'dan itibaren ise dünya barışını tehdit eden gelişmeler karşısında uluslararası kuruluşlarla iş birliğini ve çok taraflı paktları esas alan aktif bir diplomasi izlemiştir.
Bu iki dönem arasındaki stratejik paradigma değişiminde ve Türkiye'nin daha "aktif" bir dış politikaya yönelmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkili olduğu savunulamaz?
1923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'ne göre Türkiye'deki Rumlar ile Yunanistan'daki Türklerin karşılıklı olarak yer değiştirmesi kararlaştırılmış, ancak bazı bölgelerde yaşayan nüfus bu uygulamanın dışında tutulmuştur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi mübadeleden muaf tutulan (etabli sayılan) Türk nüfusun yaşadığı bölgedir?
Dünya Ekonomik Buhranı'nın yarattığı mali darboğaz nedeniyle Türkiye'nin dış borç ödemelerinde yeni bir düzenleme talep etmesi üzerine, alacaklı devletlerle yılında imzalanan yeni antlaşmanın, Paris Sözleşmesi'ne göre Türkiye lehine sağladığı en önemli teknik avantaj ve bu süreçte uygulanan ekonomik yöntem aşağıdakilerden hangisidir?
yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini kısıtlayan hangi temel engel ortadan kaldırılarak yetkileri doğrudan Türk Devleti'ne devredilmiştir?
Osmanlı Devleti’nden devralınan borçların tasfiyesi sürecinde, Paris Sözleşmesi ile belirlenen ödeme takvimi Dünya Ekonomik Bunalımı’nın yarattığı ağır şartlar nedeniyle uygulanamaz hale gelmiştir. Türkiye’nin girişimiyle yılında Fransa ile imzalanan yeni antlaşmada borçların "altın frank" yerine "kağıt frank" üzerinden ödenmesi ve "takas (clearing)" sisteminin uygulanması kararlaştırılmıştır.
tarihli bu yeni düzenlemenin Türkiye ekonomisine sağladığı temel avantaj aşağıdakilerden hangisidir?
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Fransa ve Vatikan, Türkiye’deki okullarının müfredat ve denetim kurallarına itiraz ederek konuyu diplomatik bir nota ile Ankara’ya taşımış ve uluslararası bir konferans teklif etmiştir. Türk hükümeti ise bu talepleri kesin bir dille reddederek; konunun muhatabının dış işleri temsilcileri değil, doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı (Maarif Vekaleti) olduğunu ilan etmiştir.
Türkiye’nin bu meselede herhangi bir diplomatik müzakereyi kabul etmeyerek sorunu tamamen bir 'iç mesele' olarak tanımlamasının en temel hukuki dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile getirilen rejim, Boğazlar'ın her iki yakasının askerden arındırılmasını ve yönetimin bir uluslararası komisyona bırakılmasını öngörmekteydi. yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ise bu düzenlemelerde köklü değişiklikler yapmıştır.
Buna göre, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin aşağıdaki hükümlerinden hangisi Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki "tam egemenlik" hakkını kısıtlayan unsurların ortadan kalktığının en doğrudan kanıtıdır?
yılında Fransa'nın Suriye üzerindeki manda yönetimini sonlandıracağını ilan etmesiyle başlayan süreçte, Milletler Cemiyeti tarafından görevlendirilen raportörün hazırladığı Sandler Raporu doğrultusunda Hatay için öngörülen statü aşağıdakilerden hangisidir?