Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

596 soru

Soru 241Soru

Mustafa Kemal Atatürk'ün 19301930’lu yılların başında dünya siyasetindeki gerilimi fark ederek vurguladığı uluslararası iş birliği mesajı, Türk dış politikasında "ikili pürüzlerin çözümü" döneminden "çok taraflı bölgesel ve küresel barış paktları" dönemine geçişi hızlandırmıştır.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin 193019391930-1939 yılları arasında bu stratejik değişim doğrultusunda attığı adımlardan biri olarak gösterilebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sadabat Paktı’nın imzalanarak doğu sınırlarının güvence altına alınması

Cevap

Sadabat Paktı’nın imzalanarak doğu sınırlarının güvence altına alınması
Sadabat Paktı (19371937), Türkiye'nin doğu sınırlarını güvence altına almak ve İtalya ile Almanya'nın yayılmacı politikalarına karşı bölgesel barışı korumak amacıyla girdiği bir ittifaktır. Bu, soruda belirtilen "çok taraflı paktlar ve kolektif güvenlik" stratejisinin en net örneklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Dış politikanın 192319301923-1930 (Lozan'dan kalanlar) ve 193019391930-1939 (Kolektif Güvenlik) olarak ikiye ayrıldığı tespit edilir.
Sorunun istediği zaman dilimini (193019391930-1939) doğru odaklamak için.
2
Kolektif güvenlik kavramının değerlendirilmesi
Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Milletler Cemiyeti gibi çok taraflı girişimlerin bu döneme ait olduğu hatırlanır.
Stratejik değişimin somut örneklerini bulmak için.
3
Seçeneklerin kronolojik olarak elenmesi
Sadabat Paktı'nın 19371937 yılında imzalanması nedeniyle doğru cevap olduğu belirlenir.
Hatalı dönemlere ait olayları ayıklayarak doğruya ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Kolektif Güvenlik ve Dönemsel Farklılıklar

İpuçları

1
Türkiye'nin 193019391930-1939 arası politikası 'yayılmacı tehditlere karşı ittifak kurma' üzerinedir.
2
Bu dönemde Balkan ve Orta Doğu coğrafyalarında iki büyük pakt kurulmuştur.
3
19371937 yılında İran, Irak ve Afganistan ile imzalanan ittifakı hatırlayınız.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'na katılan devletlerin neden bu paktı kurduğunu araştırarak benzer mantığı pekiştirin.

Alternatif Yöntem

Olayları 'Sorun Çözme' (1923-30) vs 'Sınır Koruma/İttifak' (1930-39) olarak kategorize edebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 242Soru

19301930’lu yıllarda İtalya ve Almanya’nın yayılmacı politikalarına karşı bir bölgesel güvenlik kuşağı oluşturma çabasıyla 99 Şubat 19341934’te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı imzalanmıştır. Ancak paktın metnine eklenen protokoller ve üye devletlerin (özellikle Yunanistan'ın) ileri sürdüğü 'Büyük Güçler' ile savaşa girmeme yönündeki çekinceleri, antlaşmanın askeri ve hukuki işleyişini belirli bir çerçeveye hapsetmiştir.

Buna göre, Balkan Antantı'nın savunma garantisinin kapsamı hakkında yapılabilecek en doğru değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Askeri yardım yükümlülüğü, yalnızca bir başka Balkan devletinden (Bulgaristan gibi) gelecek saldırılarla sınırlandırılmış; büyük devletlerin doğrudan müdahalesi durumunda kolektif savunma devre dışı bırakılmıştır.

Cevap

Balkan Antantı'nın askeri yardım yükümlülüğü sadece Balkan içi saldırılarla sınırlandırılmış, büyük devletlere karşı bir koruma sağlamamıştır.
Balkan Antantı, metni itibarıyla Balkan devletlerinin birbirlerinin sınırlarını garanti etmesini içeriyordu. Ancak özellikle Yunanistan'ın 'Büyük Güçlerle savaşa girmeme' şartı ve paktın genel yapısı, askeri yardımı sadece bir diğer Balkan devletinden (öncelikle revizyonist emelleri olan Bulgaristan'dan) gelecek saldırılarla sınırlı kılmıştır. Bu durum, paktın asıl kurulma nedeni olan İtalya ve Almanya gibi büyük devletlerin müdahalesi karşısında hukuki bir koruma sağlamadığını göstermektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönemin siyasi konjonktürünü analiz etme
19301930’lu yıllarda İtalya ve Almanya tehdidi vardır ancak küçük Balkan devletleri bu güçlerle doğrudan karşı karşıya gelmekten çekinmektedir.
Paktın neden 'sınırlı' bir garanti sunduğunu anlamak için devletlerin dış politika korkularını bilmek gerekir.
2
Paktın hukuki kapsamını ve çekinceleri (rezervasyon) inceleme
Yunanistan, paktın kendisini İtalya veya SSCB ile bir savaşa sürüklememesi şartını (Yunan Çekincesi) koymuştur.
Bu çekinceler, paktın 'Balkan sınırlarının güvenliği' ifadesinin sadece 'Balkanlar içinden' (Bulgaristan gibi) gelecek tehditlere yönelik olduğunu tescil etmiştir.
3
Paktın işlevselliğini değerlendirme
Pakt, II. Dünya Savaşı başladığında büyük güçlerin müdahalesi karşısında bu sınırlılıklar nedeniyle dağılmıştır.
Büyük güçleri kapsayan bir kolektif savunma mekanizması olmadığı için bölgesel barış çabası sonuçsuz kalmıştır.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı'nın Bölgesel Sınır Garantisi ve Yunan Çekincesi

İpuçları

1
Balkan Antantı'na katılan devletleri (TAYYAR) ve katılmayanları düşünün.
2
Paktın asıl hedefi İtalya ve Almanya'nın yayılmacılığı olsa da, üyeler bu devletlerle doğrudan savaşa girmeyi göze almışlar mıydı?
3
Yunanistan'ın İtalya korkusuyla paktın askeri kapsamını sadece 'Balkan komşularıyla' sınırlı tuttuğu 'Yunan Çekincesi'ne odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'nın sınırlılıkları ile Sadabat Paktı'nın üye yapısını ve amaçlarını karşılaştırarak bölgesel güvenlik girişimlerini pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 243Soru

Fransa'nın 19361936 yılında Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yönetimini sona erdirme kararı alması, Hatay (Sancak) bölgesinin geleceği konusunda Türkiye ile Fransa arasında diplomatik bir kriz başlatmıştır. Türkiye'nin kararlı tutumu sonucunda konu Milletler Cemiyetine taşınmış ve Sandler Raporu doğrultusunda 19371937 yılında bölge için yeni bir statü belirlenmiştir.

Bu gelişme neticesinde 19371937 yılında kabul edilen Hatay Statüsü'ne göre bölgenin hukuki durumu aşağıdakilerden hangisi olarak tanımlanmıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İç işlerinde tamamen serbest, dış işlerinde ise Suriye'ye bağlı "ayrı bir varlık" sayılması

Cevap

Hatay'ın iç işlerinde serbest, dış işlerinde Suriye'ye bağlı "ayrı bir varlık" olarak kabul edilmesi
Milletler Cemiyeti Konseyi, 19371937 yılında Sandler Raporu'nu kabul ederek Hatay'ı iç işlerinde bağımsız, ancak dış işlerinde, maliye ve gümrük konularında Suriye ile ilişkili "ayrı bir varlık" olarak tanımlamıştır. Bu hukuki terim, Hatay'ın Suriye mandasından ayrılmasını sağlayan en önemli diplomatik kazanımdır.

Adım Adım Çözüm

1
Krizin nedenini belirleme
19361936 yılında Fransa'nın Suriye'den çekileceğini açıklamasıyla Hatay'ın Suriye'ye bırakılma tehlikesi ortaya çıkmıştır.
Mevcut durumun değişmesi Türkiye'nin müdahalesini zorunlu kılmıştır.
2
Uluslararası süreci analiz etme
Konu Milletler Cemiyetine gitmiş ve Sandler Raporu hazırlanmıştır.
Diplomatik çözüm için cemiyetin hakemliği ve raporun objektifliği kritik rol oynamıştır.
3
Hukuki statüyü saptama
Bölge "ayrı bir varlık" olarak tanımlanmış, kendi anayasası ve meclisi öngörülmüştür.
Bu statü, Hatay'ın Suriye'nin basit bir parçası olmadığını tescilleyerek bağımsızlığa giden yolu açmıştır.

Anahtar Kavram

Hatay Statüsü (19371937) ve Ayrı Varlık Tanımı

İpuçları

1
Hatay'ın bağımsız bir cumhuriyet olmadan önceki ara formuna odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Hatay'ın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra anavatana katılma kararını hangi kurumun aldığını araştırınız.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 244Soru

Lozan Barış Antlaşması'nda çözümü sonraya bırakılan ve Milletler Cemiyeti'ne taşınan Musul Sorunu, 55 Haziran 19261926 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Bu antlaşmanın içeriğiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Milletler Cemiyeti tarafından önerilen 'Brüksel Hattı' Türkiye ile Irak arasındaki resmi sınır olarak kabul edilmiştir.

Cevap

Milletler Cemiyeti tarafından önerilen 'Brüksel Hattı'nın Türkiye ile Irak arasındaki resmi sınır olarak kabul edilmesi doğrudur.
Ankara Antlaşması'nın en temel siyasi sonucu, Milletler Cemiyeti'nin taraflar arasındaki gerginliği azaltmak için önerdiği 'Brüksel Hattı'nın resmi sınır çizgisi olarak her iki tarafça da onaylanmasıdır. Bu hat ile Musul ve Kerkük Irak'ta (İngiliz mandasında) kalmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın imzacı taraflarını ve amacını belirle.
Türkiye ve İngiltere (Irak adına), Musul sorununu kalıcı olarak çözmek için masaya oturmuştur.
Lozan'da ikili görüşmelere bırakılan konu çözülemeyince Milletler Cemiyeti'ne gitmiş ve nihai çözüm Ankara'da sağlanmıştır.
2
Sınır düzenlemelerini incele.
Brüksel Hattı adı verilen sınır çizgisi kabul edilmiştir.
Milletler Cemiyeti'nin daha önce raporlarında sunduğu sınır hattı, siyasi bir taviz olarak Türkiye tarafından tanınmıştır.
3
Ekonomik ve toprakla ilgili diğer maddeleri kontrol et.
Musul Irak'a bırakılmış, petrol gelirlerinin bir kısmı sınırlı süreyle Türkiye'ye verilmiştir.
Misak-ı Milli'den taviz verilmiş ancak sınır güvenliği ve ekonomik pay gibi dengeleyici unsurlar eklenmiştir.

Anahtar Kavram

1926 Ankara Antlaşması ve Brüksel Hattı

İpuçları

1
Milletler Cemiyeti'nin Musul için önerdiği sınır ismine odaklanın.
2
Antlaşmada ekonomik olarak petrol geliri maddesi olsa da bunun bir zaman sınırı olduğunu unutmayın.
3
Brüksel Hattı, Lozan sonrası belirlenen geçici sınırın 1926'da kalıcı hale gelmesidir.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu'nun Misak-ı Milli'den verilen bir taviz olduğunu ve Türkiye'nin iç politikasındaki Şeyh Sait İsyanı ile olan bağını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 245Soru

Türkiye Cumhuriyeti, 19251925 yılında yabancı okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması ve bu kurumların Türk müfettişlerince denetlenmesi kararı almıştır. Bu kararı tanımayan ve Türkiye’ye diplomatik notalar gönderen Fransa ve Papalık’ın görüşme talepleri, Ankara tarafından "Lozan hükümlerinin uygulanması" ve "egemenlik haklarının korunması" gerekçesiyle kesin bir dille reddedilmiştir. Türkiye’nin bu meseleyi uluslararası bir platformda tartışmaktan kaçınarak izlediği temel strateji aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sorunun bir 'iç mesele' olarak kabul edilerek yabancı devletlerin müdahalesinin reddedilmesi

Cevap

Türkiye, yabancı okulları kendi kanunlarına tabi bir iç mesele olarak gördüğü için yabancı devletlerin müdahalesini reddetmiş ve konuyu ulusal egemenlik kapsamında çözmüştür.
Türkiye, yabancı okullar meselesinde en başından itibaren 'egemenlik' vurgusu yapmıştır. Lozan'da bu okulların Türk hukukuna tabi olması kararlaştırıldığı için, Fransa veya Papalık gibi dış aktörlerin düzenlemeler hakkında görüşme talep etmesi Türkiye tarafından egemenlik haklarına bir saldırı olarak görülmüş ve konu tartışmaya kapalı bir 'iç mesele' ilan edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanağın tespiti
Lozan Barış Antlaşması ile yabancı okulların Türk kanunlarına tabi olması kabul edilmiştir.
Türkiye'nin taleplerinin hukuki meşruiyetini anlamak için Lozan hükümlerini hatırlamak gerekir.
2
Diplomatik tepkinin analizi
Fransa ve Papalık'ın konuyu uluslararası görüşmelere taşıma isteği reddedilmiştir.
Dış güçlerin müdahalesi, egemen bir devletin kendi iç işlerine müdahale olarak değerlendirilmiştir.
3
Temel stratejinin belirlenmesi
Sorunun 'iç mesele' (domestic issue) olarak tanımlanması ve bu statünün korunması.
Bir konuyu iç mesele saymak, onu uluslararası diplomasi ve pazarlığın dışına çıkarmak demektir.

Anahtar Kavram

İç Mesele Doktrini ve Ulusal Egemenlik

İpuçları

1
Türkiye'nin bu sorunu hiçbir yabancı devletle masaya oturup tartışmamasının nedenini düşünün.

Daha Fazla Pratik

Lozan'da aleyhimize çözülen ancak daha sonra lehimize dönen Boğazlar Sorunu ile bu konunun diplomatik yöntem farklarını karşılaştırın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 246Soru

1923 Lozan Antlaşması'na göre İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri "etabli" (yerleşik) sayılarak mübadele dışı tutulmuştur. Ancak iki ülke arasında bu kişilerin kapsamına dair yaşanan anlaşmazlıklar Türk-Yunan ilişkilerini savaşın eşiğine getirmiş, sorun ancak 1930 yılındaki Ankara (Ahali) Antlaşması ile çözülebilmiştir. 1930 Ankara Antlaşması ile "etabli" sorununun kesin çözüme kavuşturulmasını sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin, şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması

Cevap

İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin şehre geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması
Doğru cevap, 1930 yılında imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması'nın getirdiği temel yeniliği ifade eder. Lozan'da yaşanan uyuşmazlığın temel sebebi olan 'şehre hangi tarihte gelindiği' tartışması, bu antlaşma ile tamamen terk edilmiş; İstanbul'da bulunan tüm Rumlar ile Batı Trakya'da bulunan tüm Türkler, ne zaman geldiklerine bakılmaksızın 'yerleşik' kabul edilerek sorun siyasi yoldan çözülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Etabli kavramının kökenini belirle
Lozan'da 'yerleşik' (etabli) sayılanların mübadele dışı kalması kararlaştırılmıştır.
Sorunun temelini anlamak için Lozan'daki ilk kararı bilmek gerekir.
2
Anlaşmazlık noktasını tespit et
Türkiye 30 Ekim 1918 tarihini esas alırken, Yunanistan daha geniş bir tanım istemiştir.
1923-1930 arası gerginliğin sebebi 'yerleşiklik' kriterinin tarihsel sınırıdır.
3
1930 çözümünü analiz et
Ankara Antlaşması ile 'tarih' şartı kaldırılmış ve mevcut nüfus yerleşik kabul edilmiştir.
Siyasi yumuşama için teknik tarih tartışmaları bir kenara bırakılmıştır.

Anahtar Kavram

1930 Ankara Antlaşması ve Yerleşiklik (Etabli) Kriterinin Değişimi

İpuçları

1
Etabli sorununun temelinde, kişilerin İstanbul'a veya Batı Trakya'ya 'ne zaman' yerleştiği tartışması vardır.
2
Türkiye, 1918 Mondros Ateşkesi'ni sınır kabul ederek Rum nüfusu azaltmak istemiş, Yunanistan ise bunu kabul etmemiştir.
3
1930 çözümünde uyuşmazlığa neden olan 'tarih sınırı' şartı tamamen kaldırılarak mevcut nüfusun tamamı yerleşik sayılmıştır.

Daha Fazla Pratik

Nüfus Mübadelesi sorununun çözümü, 1934 yılında Balkan Antantı'nın kurulmasına nasıl zemin hazırlamıştır?
Tahmini Süre:50s
Soru 247Soru

Lozan Antlaşması'na ek olarak imzalanan "Türk ve Rum Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme"nin uygulanması sürecinde yaşanan "etabli" (yerleşik) uyuşmazlığı, tarafların yerleşiklik kriterini farklı hukuksal temellere dayandırmasından kaynaklanmıştır. Türkiye'nin başlangıçta savunduğu katı hukuksal tezin aksine, 19301930 Ankara Antlaşması ile sorunun kesin çözüme kavuşturulmasını sağlayan temel uygulama aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul’daki Rumlar ve Batı Trakya’daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması

Cevap

İstanbul’daki Rumlar ve Batı Trakya’daki Türklerin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik sayılması
Doğru yanıt, İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin bölgeye ne zaman geldiklerine bakılmaksızın mübadele dışı tutulmasıdır. 19301930 yılında imzalanan Ankara (Ahali Mübadelesi) Antlaşması, etabli uyuşmazlığını hukuki tanımlardan arındırıp siyasi bir uzlaşmaya dönüştürerek, o tarihte bölgede fiilen bulunanları yerleşik kabul etmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19231923 Mübadelesi'ndeki uyuşmazlık noktasını tespit etme
Türkiye 3030 Ekim 19181918 öncesi gelişi şart koşarken, Yunanistan 'yerleşme niyeti'ni yeterli görmüştür.
Uyuşmazlığın kökenini anlamak, 19301930'daki değişimi fark etmeyi sağlar.
2
19301930 Ankara Antlaşması'nın getirdiği yeni kriteri inceleme
Geliş tarihine ve doğum yerine bakılmaksızın fiili mevcudiyet esas alınmıştır.
Diplomatik çıkmazı aşmak için 'etabli' kavramı genişletilerek dondurulmuştur.
3
Sonucu uluslararası siyasi konjonktürle ilişkilendirme
İtalya'nın Akdeniz'deki tehdidi, Türkiye ve Yunanistan'ı bu tavize zorlamıştır.
Dış politika kararları genellikle güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda şekillenir.

Anahtar Kavram

1930 Ankara Antlaşması (Ahali Mübadelesi Sözleşmesi) ve Etabli Çözümü

İpuçları

1
19231923 ile 19301930 arasındaki temel fark, 'geliş tarihi' şartının korunup korunmadığıdır.
2
Türkiye'nin başlangıçta savunduğu 3030 Ekim 19181918 kriteri uyuşmazlığı tıkamıştır.
3
19301930 çözümünde, o an bölgede olan herkesin 'yerleşik' sayılması kabul edilerek gerginlik bitirilmiştir.

Daha Fazla Pratik

Bu çözümün ardından başlayan Türk-Yunan dostluğunun 19341934 yılında hangi bölgesel savunma paktının (Balkan Antantı) kurulmasına zemin hazırladığını inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Mantıksal eleme yöntemi: Sorun 'etabli' (yerleşik) kavramının sınırları ise, çözüm ancak bu sınırın herkesi kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkündür. Daraltıcı seçenekler (tarih sınırı, meslek sınırı) çözümü değil, sorunu temsil eder.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 248Soru

Lozan Barış Antlaşması’ndan kalan sorunların büyük ölçüde çözüme kavuşturulması, Türkiye’nin 19301930’lu yıllardan itibaren bölgesel ve küresel barış girişimlerinde daha aktif rol almasını sağlamıştır. Bu süreçte Türkiye’nin Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) katılmasıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19321932 yılında İspanya ve Yunanistan’ın önerisi üzerine Milletler Cemiyeti genel kurulunun davetiyle üye olmuştur.

Cevap

Türkiye, 19321932 yılında İspanya ve Yunanistan'ın teklifi ve genel kurulun davetiyle Milletler Cemiyetine katılmıştır.
Milletler Cemiyeti tüzüğüne göre normalde üye olmak isteyen devletin başvurusu gerekmekteydi. Ancak Türkiye'nin izlediği aktif barış politikası sonucunda, İspanya ve Yunanistan'ın önerisiyle cemiyet tüzüğü esnetilmiş ve Türkiye cemiyete resmen davet edilmiştir. Türkiye bu daveti kabul ederek 1818 Temmuz 19321932 tarihinde cemiyete üye olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dış politika dönemini belirleme
Türkiye, 19231923-19301930 arasını Lozan sorunlarına, 19301930 sonrasını ise dünya barışına ayırmıştır.
Olayın hangi siyasi atmosferde gerçekleştiğini anlamak için kronolojik çerçeve önemlidir.
2
Cemiyete giriş yöntemini inceleme
Türkiye, normal prosedür olan 'başvuru' yerine 'davet' yöntemiyle cemiyete girmiştir.
Türkiye'nin uluslararası prestijini ve barışçı kimliğini kanıtlayan bu özel durumu saptamak gerekir.
3
Tarih ve aktörleri doğrulama
1818 Temmuz 19321932 tarihinde İspanya ve Yunanistan'ın teklifi belirleyicidir.
KPSS sorularında tarih ve öneriyi yapan devletler sıkça test edilen detaylardır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine davet usulüyle girişi (19321932)

İpuçları

1
Türkiye'nin bu uluslararası örgüte katılımı 19301930'lu yılların ilk yarısında gerçekleşmiştir.
2
Normal üyelik prosedürü olan 'yazılı başvuru' yerine, Türkiye'ye özel bir 'davet' yapılmıştır.
3
Türkiye'yi bu kuruluşa davet eden ve teklif sunan ülkeler İspanya ve batı komşumuz Yunanistan'dır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı (19341934) ve Sadabat Paktı (19371937) tarihlerini inceleyerek Türkiye'nin barışçı dış politika kronolojisini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 249Soru

Atatürk Dönemi'nde Türkiye'nin batı sınırlarını güvence altına almak amacıyla hayata geçirdiği bölgesel güvenlik girişimi olan Balkan Antantı, bölgedeki tüm devletleri kapsayan bir barış çemberi oluşturamamış ve bu durum paktın etkinliğini kısıtlamıştır.

Buna göre; Balkan Antantı'nın beklenen tam başarıya ulaşamamasında ve bölgesel bir bütünlük sağlayamamasında aşağıdakilerden hangisinin temel bir neden olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bölge devletlerinden bazılarının revizyonist (yayılmacı) emelleri veya dış baskılar nedeniyle paktın dışında kalması

Cevap

Bölge ülkelerinin tamamının katılmaması, paktın bölgesel bir bütünlük oluşturmasını engellemiş ve etkisini sınırlamıştır.
Balkan Antantı'nın (19341934) beklenen etkiyi yaratamamasının en önemli nedeni, Bulgaristan ve Arnavutluk gibi devletlerin paktın dışında kalmasıdır. Bulgaristan, I. Dünya Savaşı'ndan kalan sınır sorunlarını çözmek ve toprak kazanmak (revizyonizm) istediği için mevcut statükoyu korumayı hedefleyen bu pakta dahil olmamıştır. Arnavutluk ise o dönemde İtalya'nın yoğun siyasi ve askeri baskısı altında olduğu için bağımsız bir karar verememiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paktın üye yapısını analiz etmek
Paktın üyeleri Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya'dır.
Bölgedeki tüm devletlerin paktın içinde olup olmadığını anlamak için gereklidir.
2
Dışarıda kalan devletleri ve nedenlerini belirlemek
Bulgaristan (revizyonist/yayılmacı hedefler) ve Arnavutluk (İtalyan etkisi) paktın dışında kalmıştır.
Paktın neden tam kapsayıcı olmadığını açıklar.
3
Eksik katılımın paktın gücüne etkisini değerlendirmek
Bölgedeki bazı devletlerin muhalif kalması, paktın 'bölgesel güvenlik şemsiyesi' olma özelliğini zayıflatmıştır.
Soru kökündeki 'temel neden' ifadesini doğrular.

Anahtar Kavram

Balkan Antantı'nın Sınırları ve Eksiklikleri

İpuçları

1
Paktın başarılı olması için tüm bölge devletlerinin katılımı gerekirdi.
2
Bulgaristan'ın mevcut sınırlardan memnun olup olmadığını ve Arnavutluk'un hangi büyük gücün etkisinde olduğunu düşünün.
3
Paktın dışında kalan devletler, bölgesel bir güvenlik boşluğu yaratarak girişimin etkisini kısıtlamıştır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı'na katılmayan devletlerin temel çekincelerini ve paktın dağılmasına yol açan II. Dünya Savaşı öncesi gelişmeleri gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 250Soru

Türkiye Cumhuriyeti, 1920'li yıllarda yabancı okulların Türk müfettişlerince denetlenmesi ve bazı derslerin Türk öğretmenler tarafından Türkçe okutulması kararına itiraz eden Fransa ve Papalık'ın (Vatikan) görüşme taleplerini kesin bir dille reddetmiştir.

Türkiye'nin bu sorunda yabancı devletleri muhatap kabul etmemesi aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sorunun bağımsızlık ve egemenlik haklarıyla ilgili bir iç mesele olarak görüldüğünün

Cevap

Türkiye'nin bu tutumu, sorunun bağımsızlık ve egemenlik haklarıyla ilgili bir iç mesele olarak görüldüğünü kanıtlar.
Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Antlaşması'nda yabancı okulların Türk yasalarına uyması şartını kabul ettirmiştir. 1924 ve 1925'teki düzenlemelerle bu okulları denetlemek istemesi üzerine Fransa ve Papalık konuyu uluslararasılaştırmak istemiştir. Türkiye'nin 'muhatabımız yabancı devletler değil, okulların kendisidir' diyerek görüşme taleplerini reddetmesi, bu konuyu bir egemenlik hakkı ve iç mesele olarak gördüğünün en net kanıtıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Dış devletlerin taleplerini analiz etme
Fransa ve Papalık, Türkiye'deki okullar üzerinde söz sahibi olmak istemiş ve diplomasi yoluyla müdahale etmeye çalışmıştır.
Yabancı devletler, eğitim üzerinden Osmanlı dönemindeki imtiyazlarını sürdürmeyi amaçlamışlardır.
2
Türkiye'nin 'İç Mesele' tanımını değerlendirme
Türkiye, kendi topraklarındaki bir kurumun yönetimini 'iç hukuk' konusu yaparak yabancı devletlerin müdahale alanını kapatmıştır.
Uluslararası hukukta bir konunun iç mesele sayılması, o konunun başka devletlerle müzakere edilemeyeceği anlamına gelir.
3
Egemenlik ilkesiyle bağ kurma
Bağımsız bir devletin kendi kanunlarını uygulama kararlılığı, egemenlik haklarının korunması ilkesinin bir gereğidir.
Milli egemenlik sadece yönetimde değil, yasaların uygulanmasında da dış müdahaleyi reddetmeyi gerektirir.

Anahtar Kavram

Tam Bağımsızlık ve İç Mesele İlkesi

İpuçları

1
Bir devletin kendi sınırları içindeki kurumlar için çıkardığı kanunları başka devletlerle tartışmaması hangi kavramla ilgilidir?

Daha Fazla Pratik

Yabancı Okullar Sorunu ile benzer şekilde 'iç mesele' olarak tanımlanan diğer dış politika başlıklarını gözden geçirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 251Soru

Lozan Barış Antlaşması’na ek olarak imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’ne göre, İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türklerin yerleşik (etabli) sayılması ve mübadeleden muaf tutulması kararlaştırılmıştır. Ancak Türkiye ve Yunanistan arasında "etabli" kavramının yorumlanması üzerine çıkan anlaşmazlık, 1930 yılına kadar süren bir krize yol açmıştır.

10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması (Ahali Sözleşmesi) ile bu uyuşmazlığın kesin olarak çözülmesini sağlayan temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri için bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın o anda orada bulunanların "yerleşik" kabul edilmesi

Cevap

Ankara Antlaşması ile yerleşiklik kriteri olarak kişilerin bölgeye geliş tarihine bakılmaksızın orada bulunmaları yeterli sayılmıştır.
10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile Türkiye ve Yunanistan, yerleşme tarihleri ne olursa olsun İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türklerin "etabli" (yerleşik) sayılmasını kabul etmişlerdir. Bu esnek yaklaşım, iki ülke arasındaki en büyük pürüzü gidermiş ve Balkan Antantı'na giden süreci başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan'daki 'etabli' krizinin nedenini analiz et.
Krizin nedeni, Yunanistan'ın daha fazla Rum'u İstanbul'da tutmak için 'geliş tarihine' bakılmamasını, Türkiye'nin ise 1918 öncesini şart koşmasıdır.
Sorunun kaynağını anlamak çözümün mantığını kavramayı sağlar.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın (Ahali Sözleşmesi) getirdiği değişikliği incele.
Her iki ülke de siyasi bir uzlaşma sağlayarak 'tarih' şartından vazgeçmiş ve o anki yerleşimi esas almıştır.
1930 antlaşması, hukuki tekniklerden ziyade siyasi dostluğu (Venizelos-Atatürk dönemi) önceleyen bir çözümdür.

Anahtar Kavram

1930 Ankara Antlaşması ile Etabli Tanımının Genişletilmesi

İpuçları

1
Sorun, kimlerin 'yerleşik' sayılacağı konusundaki tarihsel uyuşmazlıktan kaynaklanıyordu.
2
1930 yılındaki çözüm, Türk-Yunan ilişkilerinde dostluk dönemini (Venizelos ziyareti) başlatan siyasi bir geri adımdır.
3
Çözümün anahtarı, '30 Ekim 1918' gibi belirli bir tarihe bakma zorunluluğunun kaldırılmasıdır.

Daha Fazla Pratik

Mübadele sorununun çözümünden sonra başlayan Türk-Yunan dostluğunun bir sonucu olarak 1934'te imzalanan Balkan Antantı'nı inceleyiniz.

Alternatif Yöntem

Kronolojik olarak 'tarih' içeren seçenekleri eleyerek (çünkü tarih kısıtlaması sorunun kendisidir) 'fiili durum' içeren seçeneğe odaklanabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 252Soru

Türkiye ve Fransa arasında Hatay (Sancak) bölgesinin geleceğine dair yürütülen diplomatik süreçte, bölgede güvenliğin sağlanması ve seçimlerin yapılması amacıyla 33 Temmuz 19381938 tarihinde bir askeri antlaşma imzalanmıştır.

Bu antlaşmanın imzalanmasının ardından yaşanan ve Hatay Cumhuriyeti'nin ilanına giden yolu açan en önemli gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk askeri birliklerinin bölgeye girerek Fransa ile ortak güvenlik denetimine başlaması

Cevap

Türk askeri birliklerinin bölgeye girerek Fransa ile ortak güvenlik denetimine başlaması
Doğru seçenek, 33 Temmuz 19381938 antlaşmasının en somut sonucunu ifade etmektedir. Bu antlaşma sayesinde Türk ordusu 55 Temmuz'da Hatay'a girmiş ve bölgede Türkiye lehine olan siyasi/askeri dengeyi kesinleştirmiştir. Bu durum, bağımsız Hatay Cumhuriyeti'nin kurulması için gereken güvenli ortamı yaratmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Tarihsel bağlamı belirle
1938 yılı, Hatay'ın bağımsızlığını ilan etmesinden hemen önceki kritik diplomatik aşamadır.
Soruda verilen 3 Temmuz 1938 tarihi, Türkiye ile Fransa arasındaki askeri dengenin kurulduğu noktadır.
2
Askeri antlaşmanın içeriğini analiz et
Antlaşma, Hatay'da güvenliğin 2.500 Türk ve 2.500 Fransız askeri tarafından ortaklaşa sağlanmasını öngörür.
Türk askerinin bölgeye girmesi (5 Temmuz 1938), Misak-ı Milli hedefine giden yolda en somut askeri adımdır.
3
Sonucu değerlendir
Güvenliğin sağlanmasıyla seçimler yapılmış ve Eylül 1938'de Hatay Cumhuriyeti kurulmuştur.
Askeri varlık, diplomatik taleplerin sahada karşılık bulmasını sağlamıştır.

Anahtar Kavram

1938 Türkiye-Fransa Askeri Antlaşması ve Türk Ordusunun Hatay'a Girişi

İpuçları

1
Hatay Sorunu'nda askeri güç kullanımı diplomatik başarıyı pekiştirmiştir.
2
3 Temmuz 1938 antlaşması, Türk askerinin Hatay'a 'davetli bir güç' olarak girmesini sağlamıştır.
3
Bu gelişme, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Türk ordusunun Misak-ı Milli sınırları içindeki bir bölgeye yaptığı en kritik intikaldir.

Daha Fazla Pratik

Hatay Cumhuriyeti'nin anavatana katılma kararını alırken Avrupa'daki hangi gelişmelerden (II. Dünya Savaşı tehdidi gibi) faydalandığını araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 253Soru

19231923 Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'ne göre İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslüman Türklerin "etabli" (yerleşik) sayılarak mübadele dışı tutulması kararlaştırılmış; ancak yerleşiklik kıstasının ne olacağı konusu Türkiye ve Yunanistan arasında uzun süren bir diplomatik krize dönüşmüştür. 1010 Haziran 19301930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile bu sorunun kesin olarak çözüme kavuşturulmasını sağlayan temel değişiklik aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin, bölgeye geliş tarihlerine bakılmaksızın yerleşik kabul edilmesi

Cevap

İstanbul'daki Rumların ve Batı Trakya'daki Türklerin, bölgeye hangi tarihte gelmiş olduklarına bakılmaksızın etabli (yerleşik) kabul edilerek krizin aşılmasıdır.
Doğru yanıt olan yerleşme tarihlerine bakılmaksızın yerleşik kabul edilme kararı, 19301930 Ankara Antlaşması'nın özüdür. Bu antlaşma ile Türkiye ve Yunanistan, etabli kavramının teknik detayları yerine siyasi bir uzlaşıyı tercih etmiş ve İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türklerin durumunu kesinliğe kavuşturarak Türk-Yunan dostluk dönemini başlatmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19231923 Mübadele Sözleşmesi'ndeki kriz noktasını belirle.
Kriz, İstanbul'daki Rumların yerleşik sayılması için gereken 3030 Ekim 19181918 tarih sınırı ve "hukuki yerleşme" tanımından kaynaklanıyordu.
Yunanistan daha fazla Rumun kalmasını isterken, Türkiye mevcut yasaların (1913 Nüfus Kanunu) uygulanmasını savunuyordu.
2
19301930 Ankara (Ahali) Antlaşması'nın getirdiği yeniliği analiz et.
Antlaşma ile tarih sınırı ve hukuki yerleşme tartışmaları bir kenara bırakılmış, bölgede bulunan nüfusun tamamı etabli sayılmıştır.
İki ülke arasındaki gerginliği bitirmek ve Balkanlar'da iş birliği (Balkan Antantı'na giden süreç) sağlamak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Kriterinin Esnetilmesi

İpuçları

1
Sorun, kimin 'yerleşik' sayılacağı konusundaki tarihsel kısıtlamadan kaynaklanıyordu. Çözüm bu kısıtlamanın akıbetiyle ilgilidir.

Daha Fazla Pratik

Bu antlaşmadan sonra Türk-Yunan ilişkilerinin gelişmesiyle kurulan bölgesel ittifakı (Balkan Antantı) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 254Soru

19231923 yılında imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi'nin uygulanması sürecinde, İstanbul'daki Rumların hangilerinin "yerleşik" sayılacağı konusunda çıkan "etabli" uyuşmazlığı, iki ülke arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirmiştir. Bu sorun, 1010 Haziran 19301930 tarihinde imzalanan Ankara (Ahali) Antlaşması ile kesin olarak çözüme kavuşturulmuştur.

Buna göre, 19301930 Ankara Antlaşması ile "etabli" sorununu ortadan kaldıran temel düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin, şehre geliş tarihlerine ve doğum yerlerine bakılmaksızın "etabli" kabul edilmesi

Cevap

İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin, şehre yerleşme tarihlerine veya doğum yerlerine bakılmaksızın yerleşik (etabli) kabul edilmesidir.
Doğru seçenek, 1930 Ankara Antlaşması ile getirilen nihai çözümü ifade eder. Bu antlaşma ile artık hangi tarihte geldiklerine bakılmaksızın İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türkler 'etabli' (yerleşik) sayılarak mübadele (değişim) kapsamı dışında tutulmuşlardır. Bu adım, uyuşmazlığı hukuki bir tartışmadan çıkarıp siyasi bir uzlaşıya dönüştürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Sorunun kaynağını belirleme
1923 Lozan ek sözleşmesindeki '30 Ekim 1918'den önce orada bulunma' şartı uyuşmazlığa neden olmuştur.
Yunanistan daha fazla Rum'u İstanbul'da tutmak isterken, Türkiye sınırlandırma getirmek istemiştir.
2
1930 Ankara Antlaşması'nın hükmünü analiz etme
Zaman ve mekan kısıtlamaları kaldırılarak o an orada bulunanların yerleşik sayılması kabul edilmiştir.
İtalya'nın yayılmacı politikası karşısında Türkiye ve Yunanistan'ın yakınlaşma ihtiyacı siyasi bir taviz verilmesini zorunlu kılmıştır.

Anahtar Kavram

1930 Ankara (Ahali) Antlaşması ve Etabli Çözümü

İpuçları

1
Etabli uyuşmazlığı, kimlerin 'yerleşik' sayılıp şehirde kalacağı üzerine çıkmıştır.
2
1923'teki ana problem, yerleşik sayılmak için belirli bir tarihten (Mondros) önce orada olma şartıydı.
3
Sorunu çözen 1930 antlaşması, bu tarih sınırlandırmasını tamamen ortadan kaldırmıştır.

Daha Fazla Pratik

1930 Ankara Antlaşması'ndan sonra Türkiye ve Yunanistan arasında başlayan dostluk döneminin Balkan Antantı'na etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 255Soru

Atatürk dönemi dış politikasının 192319301923-1930 arası birinci safhası ile 193019391930-1939 arası ikinci safhası arasındaki temel paradigma değişimi; Türkiye'nin "bağımsızlık" odaklı bilateralizmden (ikili görüşmeler), "güvenlik" odaklı multilateralizme (çok taraflı iş birliği) geçişidir.

Türkiye'nin bu stratejik makas değişikliğini yapmasında, "Gerçekçilik" ilkesi gereği algıladığı temel tehdit ve bu tehdide karşı aldığı ilk büyük ölçekli diplomatik/kurumsal önlem aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak eşleştirilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacı (Bizim Deniz) emelleri — Milletler Cemiyeti'ne üye olunması

Cevap

İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacı (Bizim Deniz) emelleri — Milletler Cemiyeti'ne üye olunması
Dış politikanın ikinci safhası (1930-1939), 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası bozulan uluslararası barışı koruma çabalarıyla başlar. Türkiye, İtalya'nın Akdeniz'deki 'Bizim Deniz' söylemi ve silahlanma politikası karşısında 'Gerçekçilik' ilkesini işleterek statükocu (barış yanlısı) devletlerle yakınlaşmış ve bu sürecin ilk büyük kurumsal meyvesi olarak 1932'de Milletler Cemiyeti'ne üye olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapılması
Dış politikanın 1930 sonrasında 'kolektif güvenlik' (çok taraflılık) safhasına geçtiği saptanır.
Soruda belirtilen makas değişikliğinin hangi tarihsel aralıkta başladığını anlamak gerekir.
2
Uluslararası tehditlerin değerlendirilmesi
1930'ların başında Akdeniz'de İtalya'nın (Mussolini) 'Mare Nostrum' politikası Türkiye için birincil güvenlik tehdididir.
Gerçekçilik ilkesi, değişen dünya şartlarına göre en yakın ve büyük tehdidin tespit edilmesini gerektirir.
3
İlk kurumsal önlemin belirlenmesi
Türkiye'nin Batı ile yakınlaşmasının ilk büyük sonucu 1932'de Milletler Cemiyeti'ne katılımıdır.
Balkan Antantı (1934) ve Sadabat Paktı (1937) bu katılımdan daha sonra gerçekleşmiştir.

Anahtar Kavram

Atatürk Dönemi Dış Politika Safhaları ve Kolektif Güvenlik

İpuçları

1
1930 sonrası dönemin temel amacı yaklaşan dünya savaşına karşı güvenlik ittifakları kurmaktır.
2
Türkiye'nin dünya barışı için kurulan en büyük uluslararası kuruluşa hangi yıl ve neden katıldığını hatırlayın.
3
Mussolini'nin Akdeniz'deki yayılmacı söylemleri Türkiye'yi 1932'de bir barış kurumuna üye olmaya iten temel etkendir.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na üye olan devletleri ve üye olmayan komşuların (Bulgaristan, Arnavutluk) neden katılmadığını incelemek konuyu pekiştirir.

Alternatif Yöntem

Dönemleri 'İkili Sorunlar' (1923-30) ve 'Kolektif Güvenlik' (1930-39) olarak kodlayarak, 1930 sonrasındaki ilk büyük tarihi gelişmeyi (1932 MC üyeliği) aramak çözümü hızlandırır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 256Soru

Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) tüzüğüne göre bir devletin üyeliği için yazılı bir başvuru yapması ve genel kurulun onayı gerekirken; Türkiye'nin üyeliği, 19321932 yılında İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle genel kurulda oy birliğiyle alınan özel bir "davet" kararı ile gerçekleşmiştir. Türkiye'nin üyelik sürecinde yaşanan bu usul değişikliği ve istisnai durum, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk diplomasisinin uluslararası alanda kazandığı saygınlığın ve egemenlik haklarından taviz vermeme kararlılığının

Cevap

Türk diplomasisinin uluslararası alanda kazandığı saygınlığın ve egemenlik haklarından taviz vermeme kararlılığının göstergesidir.
Milletler Cemiyeti tüzüğünün dışına çıkılarak Türkiye'nin özel olarak davet edilmesi, Türk dış politikasının uluslararası barışa katkısının onaylanması ve Türkiye'nin egemen bir devlet olarak gösterdiği onurlu duruşun (başvuru yerine davet bekleme) kabul gördüğünü kanıtlar.

Adım Adım Çözüm

1
Cemiyete giriş usulünü analiz etme
Normal şartlarda devletler üye olmak için başvurur, ancak Türkiye davet edilmiştir.
Türkiye, Musul Meselesi'ndeki (19251925-19261926) olumsuz tecrübe nedeniyle cemiyete karşı mesafeli ve gururlu bir duruş sergilemiştir.
2
Uluslararası konjonktürü değerlendirme
19301930'lu yıllarda İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları, Türkiye'nin jeopolitik önemini ve barışçı siyasetini değerli kılmıştır.
Türkiye'nin 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' ilkesi çerçevesinde Briand-Kellogg ve Litvinov paktlarına katılması saygınlığını artırmıştır.
3
Kronolojik çelişkileri eleme
Balkan Antantı (19341934), Montrö (19361936) ve Sadabat Paktı (19371937) giriş tarihinden sonradır.
KPSS sorularında kronoloji, çeldiricileri elemek için en kritik araçtır.

Anahtar Kavram

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine davet üzerine katılan tek devlet olması ve bunun diplomatik prestij ile ilişkisi.

İpuçları

1
Türkiye'nin Musul Meselesi nedeniyle cemiyete neden kırgın ve mesafeli olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin cemiyete girdikten sonra çözüme kavuşturduğu ilk büyük mesele olan 'Boğazlar Sorunu' ve Montrö sürecini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 257Soru

Türkiye Cumhuriyeti, 19201920’li yıllarda Fransız ve diğer yabancı okulların müfredatına Türkçe kültür derslerinin eklenmesi ve bu okulların Türk müfettişlerince denetlenmesi konusunda tavizsiz bir tutum sergilemiştir. Fransa'nın bu konuyu diplomatik yollarla tartışma isteğine karşı Ankara hükümetinin takındığı "muhatap kabul etmeme" tavrının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Konunun Türkiye’nin egemenlik haklarıyla ilgili bir iç hukuk meselesi olması

Cevap

Türkiye’nin konuyu bir iç hukuk meselesi olarak görmesi ve egemenlik haklarından taviz vermemesi
Türkiye, Lozan'da elde ettiği haklar çerçevesinde yabancı okulları Türk eğitim sisteminin bir parçası olarak kabul etmiş ve bu okulların müfredat ile denetim kurallarını belirlemeyi kendi 'iç meselesi' olarak tanımlamıştır. Bu tutum, ulusal egemenliğin korunması ve dış güçlerin Türkiye'nin iç işlerine karışmasının engellenmesi amacını taşımaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Lozan Antlaşması hükümlerini hatırla
Yabancı okulların Türk kanun ve yönetmeliklerine tabi olacağı kararlaştırılmıştır.
Hukuki dayanağın belirlenmesi için başlangıç noktasıdır.
2
Tevhid-i Tedrisat ve 1925 genelgesini analiz et
Eğitimin birleştirilmesi ve Türkçe, Tarih, Coğrafya derslerinin Türk öğretmenlerce okutulması zorunlu hale gelmiştir.
Sorunun tırmanmasına neden olan somut uygulamadır.
3
Türkiye'nin diplomatik cevabını değerlendir
Fransa'nın görüşme talebi, konunun bir 'iç mesele' (internal matter) olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Ulusal egemenliğin dış müdahalelere kapalı olduğunun gösterilmesidir.

Anahtar Kavram

Yabancı Okullar Sorunu ve İç Mesele Kavramı

İpuçları

1
Türkiye'nin bu konuda Fransa'yı diplomatik bir muhatap olarak görmediğini hatırlayın.
2
Lozan Barış Antlaşması'nda bu okulların hangi ülkenin kanunlarına tabi olacağı kararlaştırılmıştı?
3
Ankara'nın 'Bu bizim kendi egemenlik alanımızdır' diyerek dış müdahaleyi reddetmesi hangi kavramla ifade edilir?

Daha Fazla Pratik

Yabancı okullar sorununun Lozan'daki statüsü ile Tevhid-i Tedrisat sonrası uygulamaları arasındaki farkları karşılaştıran bir tablo oluşturun.
Tahmini Süre:50s
Soru 258Soru

Türkiye’nin 19301930’lu yıllarda izlediği barışçı dış politika, uluslararası kuruluşların Türkiye’ye bakış açısını olumlu yönde etkilemiştir. Bu durumun bir sonucu olarak Türkiye, 19321932 yılında Milletler Cemiyetine (Cemiyet-i Akvam) üye olmuştur.

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine giriş süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi bu üyeliğin diplomatik yöntemini ve özgünlüğünü en doğru şekilde yansıtmaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İspanya’nın teklifi ve Yunanistan’ın desteğiyle genel kurulun daveti üzerine gerçekleşmiştir.

Cevap

Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişi, İspanya’nın teklifi ve Yunanistan’ın desteğiyle genel kurulun daveti üzerine gerçekleşmiştir.
Türkiye'nin Milletler Cemiyetine girişi dünya barışına verdiği önemin ve diplomatik saygınlığının bir sonucudur. Cemiyet tarihinde bir istisna olarak, Türkiye yazılı başvuru yapmadan, İspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteğiyle genel kurulun oy birliğiyle yaptığı davet üzerine 19321932 yılında üye olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Türkiye'nin cemiyete giriş tarihini ve bu dönemin genel dış politika karakterini belirle.
Giriş tarihi 1818 Temmuz 19321932'dir. Bu dönemde Türkiye, bölge ve dünya barışına katkı sunan aktif bir politika izlemektedir.
Olayın tarihsel bağlamını ve Türkiye'nin uluslararası prestijini anlamak için gereklidir.
2
Cemiyetin standart üyelik prosedürü ile Türkiye'ye uygulanan özel prosedür arasındaki farkı analiz et.
Normalde devletler yazılı başvuruda bulunurken, Türkiye için bir istisna yapılmış ve cemiyet Türkiye'yi üyeliğe davet etmiştir.
Üyeliğin 'özgün' ve 'diplomatik yöntem' açısından değerini belirlemek için gereklidir.
3
Davet sürecinde rol alan devletleri tespit et.
Teklif İspanya'dan gelmiş, destek ise daha önce sorunlar yaşanan Yunanistan tarafından verilmiştir.
Dış politikadaki 'denge' ve 'barış' unsurlarını somutlaştırmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Milletler Cemiyetine Davet Usulüyle Giriş

İpuçları

1
Türkiye'nin cemiyete girişinin standart bir üyelik başvurusundan farkı, kendisine yapılan özel bir tekliftir.
2
Bu davet sürecinde biri Akdeniz'in batısından, diğeri ise komşumuz olan iki devlet başrol oynamıştır.
3
Cemiyete davet teklifini İspanya yapmış, bu teklifi ise nüfus mübadelesi sonrası ilişkilerimizin düzeldiği Yunanistan desteklemiştir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'nin Milletler Cemiyeti içindeki ilk büyük sınavı olan Boğazlar (Montrö) ve Hatay meselelerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 259Soru

Musul Sorunu'nun çözüm aşamasında; Milletler Cemiyeti bünyesinde oluşturulan komisyonların sunduğu "Brüksel Hattı" kararı, bölgedeki iç isyanlar ve Türkiye'nin İngiltere ile imzaladığı 19261926 Ankara Antlaşması'nın hükümleri dikkate alındığında, bu süreç ve sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi hatalıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türkiye-Irak sınır hattı, 19211921 Ankara Antlaşması ile Fransızlarla sağlanan uzlaşmanın bir devamı olarak Misak-ı Milli sınırlarına uygun şekilde kesinleşmiştir.

Cevap

Türkiye-Irak sınır hattının 19211921 Ankara Antlaşması'nın devamı olduğu ve Misak-ı Milli'ye uygun kesinleştiği yönündeki çıkarım hatalıdır.
Hatalı olan seçenek, 19261926 Ankara Antlaşması'nın 19211921 yılındaki antlaşmanın devamı olduğunu ve sonucun Misak-ı Milli'ye uygun olduğunu iddia eden ifadedir. Gerçekte, 19211921 antlaşması Fransızlarla Suriye sınırı için yapılmıştır; 19261926 antlaşması ise İngiltere ile Irak sınırı içindir. Ayrıca Musul'un Irak'a bırakılması Misak-ı Milli'ye uygun değil, aksine ondan verilen bir tavizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmaların taraflarını ve konularını ayrıştırmak.
19211921 Ankara Antlaşması Fransa ile Suriye sınırı için, 19261926 Ankara Antlaşması ise İngiltere ile Irak sınırı (Musul) için imzalanmıştır.
Aynı isimli antlaşmaların karıştırılmasını önlemek.
2
Musul Sorunu'nun Misak-ı Milli üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Musul ve Kerkük'ün Irak'a (İngiliz mandasındaki) bırakılması, Misak-ı Milli'den verilen önemli bir tavizdir.
Milli hedeflere uygunluk durumunu kontrol etmek.
3
Petrol payı ve ekonomik düzenlemeleri incelemek.
Antlaşmada 2525 yıllık yüzde 1010 pay öngörülmüş, ancak bu hak daha sonra toplu para (500.000500.000 sterlin) karşılığında devredilmiştir.
Mali sonuçların doğruluğunu teyit etmek.

Anahtar Kavram

1921 ve 1926 Ankara Antlaşmaları Arasındaki Fark ve Musul'un Diplomatik Statüsü

İpuçları

1
19211921 ve 19261926 tarihlerinde aynı isimle imzalanan iki farklı antlaşmanın hangi devletlerle ve hangi sınırlarla ilgili olduğuna dikkat edin.

Daha Fazla Pratik

Musul Sorunu ile Hatay Sorunu'nu 'Misak-ı Milli'den taviz' ve 'sonradan telafi edilme' durumları açısından karşılaştırınız.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 260Soru

Atatürk dönemi dış politikasının 192319301923-1930 yılları arasındaki birinci evresinde temel öncelik "Lozan'dan kalan sorunların egemenlik hakları çerçevesinde çözüme kavuşturulması" iken, 193019391930-1939 arası ikinci evrede temel paradigma "yaklaşan küresel savaş tehdidine karşı bölgesel ve uluslararası iş birliklerine öncülük edilmesi" olmuştur.

19301930’lu yılların ortalarından itibaren Türk dış politikasındaki bu stratejik öncelik değişiminin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İtalya ve Almanya gibi revizyonist güçlerin yayılmacı politikalarının statükoyu tehdit etmeye başlaması

Cevap

Dış politikanın ikinci evresindeki değişimin temel nedeni, Avrupa'da yükselen revizyonist (statükoyu değiştirmek isteyen) güçlerin yayılmacı politikalarıdır.
Doğru cevap olan ifade, 1930'lu yılların konjonktürünü tam olarak yansıtmaktadır. İtalya ve Almanya'nın Versay düzenini yıkarak topraklarını genişletmek istemesi (revizyonizm), Türkiye'nin mevcut sınırlarını ve barışı korumak için uluslararası iş birliklerine (kolektif güvenlik) öncelik vermesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem analizi yapma
1923-1930 arası 'Lozan'ın tasfiyesi', 1930-1939 arası 'barışın korunması' dönemidir.
Dış politikanın kronolojik evrelerini ve temel karakterini belirlemek için gereklidir.
2
Küresel gelişmeleri değerlendirme
1930'larda İtalya (Bizim Deniz politikası) ve Almanya (Hayat Sahası politikası) saldırganlaşmıştır.
Türkiye'nin neden bölgesel paktlara (Balkan Antantı, Sadabat Paktı) yöneldiğini anlamak için dış tehditlerin saptanması gerekir.
3
Stratejik çıkarım yapma
Tehdit artınca Türkiye 'Kolektif Güvenlik' ve 'Statükoculuk' ilkelerine sarılmıştır.
Milletler Cemiyeti üyeliği ve paktların asıl amacının barışı korumak olduğu sonucuna varılır.

Anahtar Kavram

Kolektif Güvenlik ve Statükoculuk

İpuçları

1
1930'lu yıllarda dünyada savaş rüzgarlarının esmeye başladığını ve Türkiye'nin buna karşı paktlar kurduğunu hatırlayın.
2
İtalya'nın Akdeniz'deki 'Bizim Deniz' iddiası Türkiye'yi en çok endişelendiren unsurlardan biriydi.
3
Türkiye bu dönemde 'statükocu' bir devlet olarak mevcut dünya düzenini ve sınırlarını korumaya çalışmıştır; karşı tarafta ise bu düzeni yıkmak isteyen 'revizyonist' devletler vardır.

Daha Fazla Pratik

Balkan Antantı ve Sadabat Paktı'na üye devletleri ve bu paktların hangi devletlerin yayılmacı politikalarına karşı kurulduğunu tekrar edin.
Tahmini Süre:1m 30s
ÖncekiSayfa 13 / 30Sonraki