İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 soru

Soru 81Soru

Aşağıdaki tabloda İslamiyet öncesi Türk devletlerinde hukuki işleyişte görülen bazı temel değişimler özetlenmiştir:

DönemHukuk YapısıTemel Uygulamalar
Geleneksel Dönem (Asya Hun / Göktürk)Sözlü TöreŞifahi (sözlü) yargılama, kısa süreli hapis cezaları
Uygur DönemiYazılı Töre / Sivil HukukMühürlü sözleşmeler, mülkiyet belgeleri, tanık sistemi

Tablodaki veriler ve Uygur Devleti'nin genel özellikleri dikkate alındığında, hukuk sisteminde meydana gelen bu köklü dönüşümün temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerleşik yaşamla birlikte mülkiyet ve ticari ilişkilerin kayıt altına alınarak güvence altına alınma ihtiyacı

Cevap

Yerleşik yaşamla birlikte mülkiyet ve ticari ilişkilerin kayıt altına alınarak güvence altına alınma ihtiyacı
Yerleşik yaşam tarzına geçilmesiyle birlikte toprak sahipliği, ev alım-satımı ve ticari ortaklıklar gibi kavramlar önem kazanmıştır. Bu ilişkilerin sözlü bir hukukla (geleneksel şifahi töre) yürütülmesi, hak kayıplarına ve anlaşmazlıklara yol açabileceği için Uygurlar hukuk kurallarını yazılı hale getirmiş; mühürlü sözleşmeler ve tanık sistemini geliştirerek ticari ve mülki mülkiyet ilişkilerini güvence altına almışlardır.

Adım Adım Çözüm

1
Tabloyu Analiz Etme
Geleneksel dönemde sözlü hukuk (şifahi töre) hâkimken, Uygur döneminde yazılı sözleşmelerin ve mühür kullanımının başladığı tespit edilir.
Hukuk sistemindeki değişimin niteliğini (sözlüden yazılıya) anlamak için karşılaştırma yapılır.
2
Sosyo-Ekonomik Bağlantı Kurma
Uygurların yerleşik hayata geçmesiyle ev, tarla, ticaret ve borçlanma gibi mülkiyet konularının ortaya çıktığı hatırlanır.
Hukuki değişimi tetikleyen asıl toplumsal gelişmenin yerleşik yaşam olduğu belirlenir.
3
Sonuca Ulaşma
Sözlü törenin mülkiyet haklarını korumada yetersiz kalması, belgelerin yazılı ve mühürlü (ispat edilebilir) olmasını zorunlu kılmıştır.
Tablodaki 'mülkiyet belgeleri' ve 'sözleşme' ifadeleri doğrudan ekonomik güvence ihtiyacına işaret eder.

Anahtar Kavram

Yerleşik Yaşamın Hukuksal Sonuçları

İpuçları

1
Tablodaki 'mühürlü sözleşmeler' ve 'mülkiyet' kavramlarına odaklanın.
2
Konargöçer bir toplumda neden yazılı kira sözleşmesine ihtiyaç duyulmadığını, buna karşın şehirleşen bir toplumda neden duyulduğunu düşünün.
3
Uygurlar Türk tarihinde yerleşik yaşama geçen ilk devlet olarak, sivil hukukun (borçlar, ticaret, mülkiyet) temellerini atmışlardır.

Daha Fazla Pratik

Uygur sivil hukukunun Osmanlı ve Selçuklu vakıf sistemlerine temel teşkil edip etmediğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 82Soru

Asya Hun Devleti'nde Teoman döneminde görülen boy federasyonu yapısı, Mete Han'ın tahta çıkışıyla birlikte yerini daha katı bir merkeziyetçiliğe bırakmıştır. Mete Han, boy beylerinin müstakil hareket etme yetkilerini kısıtlamış ve her boyun askeri gücünü, temeli "Onlu Sistem"e dayanan merkezi bir emir-komuta zinciriyle doğrudan kendisine bağlamıştır.

Mete Han'ın bu askeri ve idari düzenleme ile ulaşmak istediği temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Boyların özerk ve ayrılıkçı eğilimlerini askeri disiplin içinde eriterek hükümdarın merkezi otoritesini pekiştirmek

Cevap

Mete Han'ın onlu sistem reformuyla ulaşmak istediği temel amaç, boyların ayrılıkçı eğilimlerini askeri disiplin içinde eriterek merkezi otoriteyi güçlendirmektir.
Onlu sistem, Türk tarihinde ordu hiyerarşisinin temeli olmasının yanı sıra, boyların gevşek bağlarla bağlı olduğu federatif yapıdan merkezi bir imparatorluk yapısına geçişi sağlayan en önemli araçtır. Boy beylerinin yetkilerinin bu hiyerarşi içinde eritilmesi, hükümdarın tüm askeri ve siyasi gücü tek elden kontrol etmesine olanak tanımıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Asya Hun Devleti'nin kuruluş dönemindeki (Teoman) siyasi yapısını analiz edin.
Devletin, boy beylerinin geniş yetkilere sahip olduğu bir federasyon yapısında olduğu görülür.
Mete Han'ın yaptığı değişikliğin neyi dönüştürdüğünü anlamak için önceki durumu bilmek gerekir.
2
Onlu sistemin askeri işlevinin ötesindeki idari etkisini değerlendirin.
Onlu sistem, boy aidiyetinden ziyade rütbe ve emir-komuta zincirini ön plana çıkarır.
Sistem, boy beylerinin kendi aşiretleri üzerindeki mutlak otoritesini merkezi devlet hiyerarşisi içine çeker.
3
Merkeziyetçilik ve boy özerkliği arasındaki ilişkiyi kurun.
Boy beylerinin askeri yetkilerinin kısıtlanması, onların merkezi hükümdara bağımlılığını artırır.
Bu durum, Türk devlet geleneğinde sıkça görülen boyların isyan etme veya bağımsız hareket etme riskini minimize eder.

Anahtar Kavram

Mete Han'ın Merkeziyetçi Politikaları ve Onlu Sistem
Soru 83Soru

Avrupa Hun Devleti Hükümdarı Attila, Doğu Roma (Bizans) üzerine düzenlediği seferler sonucunda imzalanan Margus ve Anatolius antlaşmaları ile Bizans'ı ağır bir yıllık vergiye bağlamış, Bizans'ın Hunlara bağlı kavimlerle ittifak yapmasını yasaklamış ve ticari faaliyetlerin belirlenen sınır kasabalarında yapılmasını şart koşmuştur.

Bu antlaşmaların içeriği ve Attila'nın izlediği strateji dikkate alındığında, Avrupa Hun Devleti'nin Bizans politikası hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bizans topraklarını tamamen ilhak ederek yerleşik bir imparatorluk düzenine geçmek istemiştir.

Cevap

Bizans topraklarını tamamen ilhak ederek yerleşik bir imparatorluk düzenine geçmek istemiştir.
Doğru cevap, Bizans topraklarını ilhak edip yerleşik düzene geçme amacının Hun politikasında bulunmadığını belirten seçenektir. Attila'nın asıl amacı Bizans'ı ekonomik olarak sömürmek ve Batı Roma seferi öncesinde rakibini etkisiz bırakmaktır. Türk devlet geleneğinde, yerleşik imparatorlukları vergiye bağlamak (haraç almak), o devleti yönetmekten daha avantajlı görülmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
Margus ve Anatolius antlaşmalarının maddelerini analiz et.
Antlaşmaların vergi, ittifak yasağı ve ticaret üzerine yoğunlaştığı görülür.
Bu maddeler bir devleti yıkmak değil, kontrol altında tutmak (vassal haline getirmek) içindir.
2
Avrupa Hun Devleti'nin genel dış politika vizyonunu değerlendir.
Hükümdar Attila'nın temel amacı cihan hakimiyeti kurmak olsa da, bunu Bizans'ı fiziksel olarak yok edip topraklarına yerleşmekten ziyade, onu ekonomik bir kaynak olarak kullanmak şeklinde yürütmüştür.
Göçebe devletler, yerleşik medeniyetlerin idari yükünü almak yerine vergi gelirini tercih ederler.
3
Seçenekleri karşılaştırarak yanlış yargıyı belirle.
İlhak ve yerleşik düzene geçiş amacı bu dönem politikasıyla bağdaşmaz.
Yerleşik hayata geçiş ve tam ilhak, daha sonraki Türk devletlerinde (Selçuklu, Osmanlı gibi) görülen bir özelliktir.

Anahtar Kavram

Attila'nın Diplomatik ve Askeri Stratejisi

Daha Fazla Pratik

Uldiz dönemindeki 'Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar...' politikasını tekrar ederek Hun dış politika sürekliliğini analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 84Soru

II. Göktürk Devleti’nin (Kutluk) siyasi tarihinde; devletin en güçlü olduğu Bilge Kağan döneminde dahi Dokuz Oğuz gibi Türk boylarının devlete başkaldırması ve Kağan’ın kitabelerde bu isyanları bastırmak için verdiği mücadeleyi "Milletim, Dokuz Oğuz benim milletimdi, gök ve yer bulandığı için düşman oldu" şeklinde hüzünle dile getirmesi; İslamiyet öncesi Türk devlet yapısındaki hangi temel dinamiğin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi yapının, özerk hareket etme potansiyeli taşıyan 'boylar federasyonu' temeline dayanması

Cevap

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde siyasi yapı, kendi iç işlerinde özerk olan boyların bir araya gelmesiyle (boylar federasyonu) oluştuğu için, merkezi otoritenin boylar üzerindeki kontrolü her zaman hassas bir dengeye dayanmaktaydı.
İslamiyet öncesi Türk devletleri 'Boylar Birliği' esasına göre teşkilatlanmıştır. Bu sistemde her boyun başında bulunan boy beyi, kendi boyunun çıkarlarını korumakla yükümlüydü ve merkezi otorite (Kağan) zayıfladığında veya boyların beklentilerini karşılayamadığında bu özerk yapı isyan etmeye elverişliydi. Bilge Kağan'ın en güçlü dönemde dahi Dokuz Oğuzlarla savaşmak zorunda kalması, bu federatif yapının doğurduğu yapısal bir istikrarsızlık örneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki Bilge Kağan'ın serzenişini ve Dokuz Oğuz isyanlarını analiz edin.
Devletin en parlak döneminde dahi 'kendi milletim' dediği boyların isyan ettiği ve bu durumun bir iç çatışma yarattığı görülür.
Sorunun kökenindeki 'neden'i anlamak için isyan edenlerin kimliğine ve siyasi konumuna bakılmalıdır.
2
İslamiyet öncesi Türk devletlerinin idari örgütlenme biçimini hatırlayın.
Devletin 'Oguş - Urug - Boy - Bodun - İl' hiyerarşisiyle kurulduğu ve 'Boy' yapısının askeri/siyasi bir güç odağı olduğu hatırlanır.
Boy beylerinin kendi savaşçılarına ve ekonomik gücüne sahip olması, merkezi otoriteyle aralarındaki gerilimin temelidir.
3
Bu federatif yapının merkezi otorite üzerindeki etkisini değerlendirin.
Güçlü bir Kağan döneminde boylar itaat etse de, en küçük bir otorite boşluğunda veya töreye aykırı algılanan bir durumda boyların bağımsız hareket etme eğilimi isyana dönüşmektedir.
Bu yapısal özellik, Türk devletlerinin hem hızla kurulmasını hem de iç isyanlarla sarsılmasını açıklayan temel dinamiktir.

Anahtar Kavram

Boylar Federasyonu ve Merkezi Otorite Dengesi

İpuçları

1
Türk devletlerinin küçük birimlerin (boylar) birleşmesiyle oluşan 'federatif' yapısını düşünün.
2
Kağan'ın 'milletim' dediği yapıların aslında kendi içlerinde bağımsız hareket edebilen siyasi birimler olduğunu hatırlayın.
3
Merkezi otorite ile boy beyleri arasındaki güç mücadelesi, Türk devletlerinde istikrarın önündeki en büyük yapısal engeldir.

Daha Fazla Pratik

II. Göktürk Devleti'nin yıkılışında Uygur, Karluk ve Basmıl boylarının ittifak yapmasını bu federatif yapıyla ilişkilendirerek inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 85Soru

Uygurlar, Bögü Kağan Dönemi'nde Maniheizm dinini kabul ederek Orta Asya Türk tarihindeki geleneksel yaşam biçiminde köklü bir değişikliğe gitmişlerdir. Bu dinin etkisiyle hayvansal gıdaların tüketilmesi yasaklanmış ve toplumun savaşçılık özellikleri zayıflamaya başlamıştır.

Bu değişimlerin Uygur toplumunda aşağıdakilerden hangisine doğrudan ortam hazırladığı savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte kalıcı mimari eserlerin ve şehir kültürünün oluşması

Cevap

Yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte kalıcı mimari eserlerin ve şehir kültürünün oluşması
Maniheizm'in kabulüyle birlikte et yemenin yasaklanması Uygurları tarıma, tarım ise yerleşik hayata yöneltmiştir. Yerleşik hayata geçişin en somut sonucu, Türk tarihinde ilk kez kalıcı mimari eserlerin (tapınak, saray, ev) ve düzenli şehirlerin (Örgin, Karabalgasun vb.) ortaya çıkmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Maniheizm dininin Uygur yaşam tarzı üzerindeki temel kısıtlamalarını analiz etme.
Dinin et yemeyi ve savaşmayı yasaklaması, halkın hayvancılıktan uzaklaşmasına yol açmıştır.
Maniheizm'in inanç esasları göçebe-savaşçı yaşam tarzıyla çelişmektedir.
2
Yaşam tarzındaki değişikliğin toplumsal sonuçlarını değerlendirme.
Tarımsal faaliyetlerin artması ve yerleşik düzenin (şehirleşme) başlaması.
Beslenme ihtiyacını karşılamak için tarım yapılması yerleşik hayata geçişi zorunlu kılmıştır.
3
Yerleşik yaşamın mimari üzerindeki etkisini saptama.
Tapınaklar, saraylar ve 'balık' adı verilen şehirlerin inşa edilmesi.
Yerleşik yaşam, göçebe çadır kültürü yerine kalıcı yapıların inşa edilmesine olanak sağlamıştır.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Maniheizm'in Yerleşik Hayata Etkisi
Tahmini Süre:50s
Soru 86Soru

I.I. Göktürk Devleti'nin batı kanadı yöneticisi İstemi Yabgu, İpek Yolu'nun kontrolünü ele geçirmek ve bölgedeki ticari tekeli kırmak amacıyla Sasaniler ile diplomatik ve askeri bir iş birliği yapmıştır. Bu stratejik ortaklık sonucunda, iki devletin baskısı altında kalan bir Türk devleti zayıflayarak yıkılış sürecine girmiş ve toprakları müttefikler arasında paylaşılmıştır.

Buna göre, I.I. Göktürk Devleti ile Sasanilerin ortak harekatı sonucunda siyasi varlığı sona eren Türk devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ak Hunlar (Eftalitler)

Cevap

İstemi Yabgu döneminde Sasani İmparatorluğu ile kurulan ittifak sonucunda Ak Hunlar (Eftalitler) devleti ortadan kaldırılmıştır.
Ak Hunlar (Eftalitler), Afganistan ve Horasan bölgesinde hüküm süren ve İpek Yolu'nu denetleyen bir devletti. I.I. Göktürk Devleti'nin batı kanadı kağanı İstemi Yabgu, bu gücü kırmak için Sasani şahı Enüşirvan ile ittifak kurarak Ak Hun Devleti'ni ortadan kaldırmıştır. Bu olay Türk tarihinde ekonomi odaklı ilk büyük diplomatik hamlelerden biri kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Dış politikanın amacını belirle.
İstemi Yabgu'nun temel amacı İpek Yolu ticaretini kontrol altına almaktır.
Ekonomik güç, Orta Asya'da siyasi üstünlüğün anahtarıdır.
2
Stratejik ittifakı analiz et.
Göktürkler, batıdaki komşuları Ak Hunları zayıflatmak için Sasanilerle (İran) anlaşmıştır.
İki ateş arasında kalan Ak Hunların direnci kırılmıştır.
3
Siyasi sonucu tespit et.
Ak Hun Devleti yıkılmış, Ceyhun Nehri sınır kabul edilerek topraklar paylaşılmıştır.
Bu olay Göktürklerin batı yönündeki en büyük engelini kaldırmıştır.

Anahtar Kavram

Göktürk Dış Politikası ve İpek Yolu Hakimiyeti

İpuçları

1
İstemi Yabgu'nun 'düşmanımın düşmanı dostumdur' mantığıyla hareket ettiğini düşünün.
2
Bu devlet, bugünkü Afganistan ve çevresinde kurulu olan ve İpek Yolu geçişinde Göktürklere engel teşkil eden topluluktur.
3
Sasani-Göktürk ittifakı ile yıkılan bu devletten sonra Göktürkler, Sasanilere karşı Bizans ile yeni bir ittifak kurmuşlardır.

Daha Fazla Pratik

I.I. Göktürk Devleti'nin Ak Hunlardan sonra Bizans ile yaptığı ittifakın nedenlerini araştırın.
Tahmini Süre:50s
Soru 87Soru

I. Göktürk Devleti'nde Mukan Kağan'ın ölümünden sonra tahta geçen Taspar (Tapo) Kağan dönemiyle birlikte başlayan iç huzursuzluklar, 582 yılında devletin Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla sonuçlanmıştır. Bu parçalanma sürecinde Sui Hanedanlığı'nın (Çin) uyguladığı diplomasi, Batı kanadı yöneticisi Tardu'yu merkezi otoriteye başkaldırmaya teşvik etmiştir. Çinli elçi Çang-sun Şeng'in (Chang-sun Sheng), Tardu'nun siyasi hırslarını tetiklemek ve onu Doğu Kağanı İşbara'ya karşı müstakil bir güç haline getirmek için kullandığı temel diplomatik araç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tardu'ya, yalnızca büyük kağanlar tarafından taşınabilen 'kurt başlı tuğ' göndererek onu bağımsız bir hükümdar gibi selamlaması

Cevap

Çin'in Tardu'ya bağımsız bir hükümdar nişanesi olan 'kurt başlı tuğ' göndermesi
I. Göktürk Devleti'nin parçalanmasında Çin'in en etkili hamlesi, Batı kanadı yöneticisi Tardu'ya bağımsız bir kağan olduğunu simgeleyen 'kurt başlı tuğ' göndermektir. Bu eylem, Tardu'nun Doğu kanadındaki büyük kağan İşbara'ya olan hukuki ve siyasi bağlılığını sona erdirmiş, ikili teşkilatı iki bağımsız devlete dönüştürmüştür.

Adım Adım Çözüm

1
582 bölünmesinin siyasi arka planını analiz etme
Mukan Kağan sonrası veraset kavgaları ve Çin'in 'parçala-yönet' siyaseti
Devletin neden zayıfladığını anlamak için taht kavgaları ve dış müdahale ilişkisini kurmak gerekir.
2
Çin diplomasisinin Batı kanadı (Tardu) üzerindeki etkisini belirleme
Çinli elçi Çang-sun Şeng'in Tardu'yu İşbara Kağan'a karşı kışkırtması
Çin'in ikili teşkilatın hassas dengelerini nasıl bozduğunu saptamak gerekir.
3
Bağımsızlık sembollerinin Türk devlet geleneğindeki yerini değerlendirme
Kurt başlı tuğun gönderilmesinin Tardu'yu 'hukuken bağımsız kağan' statüsüne sokması
Tuğ, sancak ve unvan gibi unsurlar Türklerde egemenlik alametidir; bunların kağan dışındaki birine verilmesi isyanın hukuki zeminini oluşturur.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilatın Parçalanması ve Çin Diplomasisi

İpuçları

1
Türklerde kurt başlı sancaklar sadece en üst düzey hükümdarın (kağan) otoritesini temsil eder.
2
Çinli elçi Çang-sun Şeng, ikili teşkilattaki hiyerarşiyi bozmak için Tardu'yu İşbara ile protokolde eşit hale getirmiştir.
3
Batı kanadı yöneticisi Tardu'ya gönderilen 'tuğ', ona 'sen de müstakil bir kağansın' mesajını vermiştir.

Daha Fazla Pratik

Göktürklerde ikili teşkilatın (sağ-sol / doğu-batı) çalışma prensipleri ve federatif yapının merkezi otoriteyle olan ilişkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 88Soru

Günümüz Yakut (Saha) Türklerinin ataları sayılan ve bozkır kültürünün ilk temsilcileri arasında kabul edilen topluluk, MO¨ VIII.MÖ\ VIII. ile MO¨ II.MÖ\ II. yüzyıllar arasında geniş bir coğrafyada hüküm sürmüştür. Atlı göçebe yaşam tarzının en gelişmiş örneklerini sergileyen bu toplumda kadınların toplumsal ve askeri hayattaki etkinliği, çevre medeniyetlerin anlatılarında Amazon efsanelerinin doğmasına zemin hazırlamıştır.

Buna göre, İskitler (Sakalar) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi bu topluluğa ait bir özellik veya gelişme olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Manihaizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçmeleri ve ilk Türk şehirlerini kurmaları

Cevap

Manihaizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçmeleri ve ilk Türk şehirlerini kurmaları seçeneği İskitler için yanlıştır; bu özellikler Uygur Devleti'ne aittir.
Manihaizm dinini benimsemek ve bu doğrultuda yerleşik hayata geçerek kalıcı şehirler inşa etmek, Türk tarihinde Uygur Devleti ile başlayan bir süreçtir. İskitler (Sakalar) ise milattan önceki yüzyıllarda yaşamış, göçebe yaşam tarzını benimsemiş ve Şamanist/tabiat güçlerine dayalı bir inanç sistemine sahip olmuşlardır. Bu nedenle yerleşik hayat ve Manihaizm bilgisi İskitler için hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İskitlerin (Sakalar) temel toplumsal ve dini yapısı analiz edilir.
İskitlerin göçebe bir yaşam sürdüğü ve geleneksel inançlara (Şamanizm/Gök Tanrı) sahip olduğu belirlenir.
Topluluğun yaşam tarzı, seçeneklerdeki yerleşik hayat ifadesiyle çelişmektedir.
2
Seçeneklerde sunulan dini ve kültürel değişimlerin (Manihaizm, yerleşik hayat) hangi Türk devletine ait olduğu sorgulanır.
Bu özelliklerin VIII.VIII. yüzyılda Bögü Kağan döneminde Manihaizm'i kabul eden Uygurlara ait olduğu tespit edilir.
KPSS Tarih müfredatında yerleşik hayata geçen ilk Türk devleti Uygurlardır.
3
Doğru seçenek belirlenerek İskitlerin diğer bilinen özellikleriyle (destanlar, maden sanatı, Amazonlar) karşılaştırılır.
Alp Er Tunga, Bozkırın Kuyumcuları ve Hayvan Üslubu gibi kavramların İskitlerle tam uyumlu olduğu teyit edilir.
İskitlerin Türk tarihindeki yeri, 'ilk topluluk' ve 'bozkır kültürü öncüsü' kimliğiyle sabittir.

Anahtar Kavram

İskitler (Sakalar) Kültür ve Medeniyet Özellikleri
Tahmini Süre:50s
Soru 89Soru

IV. yüzyılın sonlarında Balamir önderliğinde başlayan Kavimler Göçü, Avrupa coğrafyasında siyasi, sosyal ve kültürel değişimlerin tetikleyicisi olmuştur.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Kavimler Göçü'nün Avrupa üzerindeki etkileri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk boylarının Orta Asya'da tek çatı altında toplanarak II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nin kurulması

Cevap

II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nin kurulması, Kavimler Göçü'nün Avrupa üzerindeki sonuçları arasında yer almaz.
Kavimler Göçü, Avrupa'da Roma'nın parçalanması, feodalizmin doğuşu, Hristiyanlığın yayılması ve yeni milletlerin oluşumu gibi sonuçlar doğururken; II. Göktürk Devleti'nin kuruluşu bu süreçten bağımsız olarak VII. yüzyılda Orta Asya'da gerçekleşen siyasi bir olaydır.

Adım Adım Çözüm

1
Kavimler Göçü'nün zaman dilimini ve coğrafyasını belirle.
Göç IV. yüzyılda başlamış ve ana etkisi Avrupa kıtası üzerinde olmuştur.
Süreci doğru analiz etmek için kronolojik ve coğrafi sınırları bilmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki olayların zaman ve mekan uygunluğunu kontrol et.
Roma'nın bölünmesi, feodalite ve etnik yapı Avrupa Hunları ve göçle ilişkilidir; ancak Kutluk Devleti VII. yüzyıl Orta Asya gelişmesidir.
Türk tarihindeki farklı dönemleri ve devletleri (Avrupa Hun vs. Göktürk) birbirinden ayırmak gerekir.

Anahtar Kavram

Kavimler Göçü'nün Siyasi ve Sosyal Sonuçları

İpuçları

1
Kavimler Göçü'nün gerçekleştiği yüzyıl ile seçeneklerdeki olayların yüzyıllarını karşılaştırın.
2
Seçeneklerde Avrupa coğrafyası dışındaki bir gelişmeyi arayın.

Daha Fazla Pratik

Avrupa Hun Devleti'nin Bizans üzerindeki baskısını anlamak için Margus ve Anatolios antlaşmalarının maddelerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 90Soru

Türklerin elli yıl süren esaret dönemine son vererek kendi öz benliklerine dönüşlerini simgeleyen II. Göktürk (Kutluk) Devleti'nde; devlet adamları yaşadıkları zorlukları, bağımsızlık mücadelesini ve gelecek nesillere öğütlerini taşlara kazıyarak ölümsüzleştirmişlerdir. Bu faaliyetin, Türk kültürü açısından sağladığı en temel kazanım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Millî bir alfabe kullanılarak ilk yazılı edebî ve tarihî belgelerin oluşturulması

Cevap

Millî bir alfabe kullanılarak ilk yazılı edebî ve tarihî belgelerin oluşturulması
II. Göktürk Devleti'ni diğer Türk devletlerinden ayıran ve Türk kültürü açısından en büyük kazanım olan özellik; kendilerine özgü 38 harfli Orhun alfabesini geliştirmeleri ve bu alfabe ile Türk tarihinin ve edebiyatının ilk yazılı örnekleri sayılan Orhun Abideleri'ni (Yazıtları) oluşturmalarıdır. Bu yazıtlar millî bilincin ve devlet anlayışının yazıya döküldüğü ilk belgelerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru metnindeki anahtar kavramları analiz et.
Elli yıllık esaret (Fetret Devri), bağımsızlık mücadelesi ve taşlara kazınan öğütler ifadeleri tespit edildi.
Bu ifadeler bizi doğrudan II. Göktürk (Kutluk) Devleti'ne ve Orhun Abideleri'ne götürür.
2
Seçeneklerdeki özellikleri ilgili devletlerle eşleştir.
Onlu sistem (Hunlar), Yerleşik yaşam (Uygurlar), Din değiştirme (Uygurlar), Türk adının ilk kullanımı (I. Göktürk) olarak ayrıştırıldı.
II. Göktürk Devleti'ne özgü olan temel farkı bulmak için diğer devletlerin özelliklerini elemek gerekir.
3
II. Göktürk Devleti'nin en özgün kültürel mirasını belirle.
38 harfli millî alfabe ile yazılan Orhun Abideleri'nin Türk tarihinin ilk yazılı kaynağı olduğu sonucuna varıldı.
Bu eserler Türk dili, edebiyatı ve siyasi tarihi açısından 'ilk yazılı belgeler' olma niteliği taşır.

Anahtar Kavram

Orhun Abideleri ve Millî Alfabe
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 91Soru

375 yılında Balamir önderliğinde başlayan Kavimler Göçü sonrasında Avrupa'da kurulan ve Attila döneminde en parlak günlerini yaşayan Avrupa Hun Devleti, hem Türk tarihi hem de Avrupa tarihi açısından bir dönüm noktası olmuştur. Buna göre, Kavimler Göçü ve Avrupa Hun Devleti ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maniheizm dinini kabul ederek yerleşik hayata geçmişlerdir.

Cevap

Maniheizm dinini kabul ederek yerleşik hayata geçme özelliği Avrupa Hun Devleti'ne değil, Uygur Devleti'ne aittir.
Maniheizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçme, kütüphaneler kurma ve kalıcı mimari eserler bırakma özellikleri Avrupa Hun Devleti'ne ait değildir. Bu özellikler 744 yılında Orta Asya'da kurulan Uygur Devleti'nin en belirgin vasıflarıdır. Avrupa Hunları ise göçebe bir yaşam sürmüş, savaşçı özelliklerini korumuş ve geleneksel inançlarını devam ettirmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kavimler Göçü'nün Avrupa üzerindeki siyasi ve sosyal etkilerini hatırlamak.
Roma'nın bölünmesi, feodalitenin oluşumu ve Türklerin bölgeye gelişi bu göçün temel sonuçlarıdır.
Soruda istenen yanlış bilgiyi tespit etmek için genel tarihsel arka planı kurmak.
2
Avrupa Hun Devleti'nin en önemli siyasi gelişmelerini (Attila dönemi, antlaşmalar) gözden geçirmek.
Margus ve Anatolios antlaşmalarının bu devlete ait olduğu doğrulanır.
Devletin diplomasi tarihindeki yerini netleştirmek.
3
Seçeneklerdeki dini ve kültürel özellikleri diğer Türk devletleriyle karşılaştırmak.
Maniheizm ve yerleşik hayat özelliklerinin Uygur Devleti ile eşleştiği fark edilir.
İslamiyet öncesi Türk devletleri arasındaki temel yaşam tarzı farklarını ayırt etmek.

Anahtar Kavram

Avrupa Hun Devleti ve Uygur Devleti Ayrımı
Tahmini Süre:45s
Soru 92Soru

Orta Asya’nın tarih öncesi devirlerine ait arkeolojik veriler incelendiğinde; Altay-Sayan Dağları çevresinde ortaya çıkan Afanesyevo kültürünün gelişmiş bir devamı niteliğinde olan, Hazar Denizi’nin doğusundan Yenisey Irmağı’na kadar çok geniş bir coğrafi alana yayılan ve buluntuları nedeniyle Türklerin ataları (Proto-Türkler) tarafından oluşturulduğu kabul edilen tunç devri kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Andronovo

Cevap

Andronovo kültürü
Andronovo kültürü, Orta Asya'da MÖ 17001700-12001200 yılları arasında etkili olmuş, Afanesyevo kültürünü temel alarak daha geniş bir coğrafyaya (Hazar'dan Yenisey'e) yayılmıştır. Tunçtan araç gereç yapımında uzmanlaşmışlardır ve antropolojik veriler bu kültürün sahiplerinin Türklerin ataları olduğunu desteklemektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezlerinin coğrafi sınırlarını karşılaştır.
Hazar Denizi'nden Yenisey'e kadar olan en geniş yayılım alanı Andronovo kültürüne aittir.
Soruda belirtilen coğrafi genişlik belirleyici bir kriterdir.
2
Kültürlerin birbirleriyle olan genetik/kronolojik bağını analiz et.
Afanesyevo'nun gelişmiş bir devamı olan kültür Andronovo'dur.
Afanesyevo Türklerin en eski kültürüdür, onun gelişmiş ve yayılmış formu ise Andronovo olarak tanımlanır.
3
Maden devri özelliklerini kontrol et.
Andronovo kültürü tunç devrinin en karakteristik temsilcisidir.
Andronovo'dan sonraki Karasuk kültürü demir çağına geçişi temsil eder.

Anahtar Kavram

Andronovo Kültürü ve Proto-Türk İlişkisi

Alternatif Yöntem

Sorudaki 'Afanesyevo'nun devamı' ve 'en geniş yayılım' anahtar kelimeleri doğrudan Andronovo'ya götürür. Eğer demir vurgusu olsaydı Karasuk, en eski vurgusu olsaydı Anav (veya Türkler için Afanesyevo) seçilirdi.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 93Soru

Bozkır kültürünün köklü temsilcilerinden biri olan, kadın hükümdar Tomris Hatun liderliğinde Perslere karşı verilen mücadelelerle tanınan ve maden sanatındaki yetkinlikleri sayesinde 'Bozkırın Kuyumcuları' olarak adlandırılan toplulukla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maden işlemeciliğinde ileri giderek 'Hayvan Üslubu'nun temelini atmış ve özgün eserler bırakmışlardır

Cevap

Maden işlemeciliğinde ileri giderek 'Hayvan Üslubu'nun temelini atmış ve özgün eserler bırakmışlardır
İskitler, bozkır hayatının dinamizmini sanat eserlerine yansıtan 'Hayvan Üslubu'nun öncüleridir. Altın ve gümüş işlemedeki olağanüstü yetenekleri sayesinde tarihçiler tarafından 'Bozkırın Kuyumcuları' ünvanıyla anılmışlardır. Ayrıca kadın hükümdar Tomris Hatun ve ünlü destan kahramanı Alper Tunga bu topluluğun en önemli figürleridir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünde verilen 'Tomris Hatun' ve 'Bozkırın Kuyumcuları' gibi anahtar kavramlar analiz edilir.
Bu kavramların tarihte bilinen ilk Türk topluluğu olan İskitler (Sakalar) ile ilgili olduğu tespit edilir.
İskitlerin sanatsal ve siyasi kimliği bu ifadelerle özdeşleşmiştir.
2
Seçeneklerde yer alan özellikler İskitlerin bilinen tarihsel verileriyle karşılaştırılır.
İskitlerin 'Hayvan Üslubu' ve maden sanatındaki uzmanlığı doğrulanır.
Topluluğun sanatı bozkır yaşantısının ve hayvan mücadelelerinin bir yansımasıdır.

Anahtar Kavram

İskitler (Sakalar) Kültürü ve Sanatı

Daha Fazla Pratik

İskitlerin 'Alper Tunga' ve 'Şu' destanlarının içeriklerini inceleyerek bu topluluğun sözlü edebiyatı hakkında bilgi edinebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 94Soru

Avrasya bozkırlarında geniş bir coğrafyaya yayılan İskitler (Sakalar), hem savaşçı kimlikleri hem de yüksek estetik anlayışlarıyla Türk kültür tarihinin temel taşlarından birini oluşturmuşlardır. Göçebe yaşam tarzına rağmen maden işlemeciliğinde ulaştıkları seviye ve komşu medeniyetlerle olan etkileşimleri, onları tarihsel açıdan benzersiz kılmaktadır.

Buna göre, İskitler (Sakalar) ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tarihte bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti olarak Orta Asya'da siyasi birliği kesin olarak sağlamaları

Cevap

İskitler'in tarihte bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti olduğu bilgisi yanlıştır; çünkü bu unvan Asya Hun Devleti'ne aittir.
İskitler (Sakalar) tarihte bilinen ilk Türk topluluğu olma özelliğini taşırken, tarihte bilinen ilk teşkilatlı Türk devleti Asya Hun Devleti'dir. Bu kavramsal ayrım, KPSS Tarih müfredatında en sık yapılan hatalardan biridir.

Adım Adım Çözüm

1
İskitlerin tarihsel statüsünü analiz etmek
İskitler, tarihte bilinen ilk Türk 'topluluğu' (konfederasyon) olarak kabul edilir.
Topluluk ve devlet ayrımı, İslamiyet öncesi Türk tarihinin kronolojik temelidir.
2
Teşkilatlı devlet kavramını sorgulamak
Mete Han döneminde tam teşkilatlı bir imparatorluk yapısına kavuşan Asya Hun Devleti, ilk Türk devletidir.
Seçeneklerdeki 'teşkilatlı devlet' vurgusu, topluluk düzeyindeki İskitler ile karıştırılmamalıdır.

Anahtar Kavram

İskitler'in (Sakalar) Topluluk Özellikleri ve Kronolojik Önemi

Daha Fazla Pratik

İskitlerin (Sakalar) Asya Hun Devleti ve Uygurlar ile olan temel farklarını (yerleşik yaşam, teşkilatlanma düzeyi) gösteren bir tablo hazırlayarak bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 95Soru

Avrupa Hun Devleti Hükümdarı Attila, II.II. Balkan Seferi sonunda Doğu Roma İmparatorluğu'nu (Bizans) ağır bir yenilgiye uğratarak 447447 yılında Anatolius Antlaşması'nı imzalatmıştır. Bu antlaşma ile Doğu Roma'nın ödeyeceği yıllık vergi üç katına (21002100 altına) çıkarılmış, ağır bir savaş tazminatı ödenmesi kararlaştırılmış ve Tuna Nehri'nin güneyindeki beş günlük mesafelik alan askerden arındırılarak Hun kontrolüne bırakılmıştır.

Bu bilgiler doğrultusunda Anatolius Antlaşması'nın sonuçlarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hunların yerleşik hayata geçerek tarımsal faaliyetlere başladığına

Cevap

Hunların yerleşik hayata geçerek tarımsal faaliyetlere başladığına dair bir sonuca ulaşılamaz.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü Anatolius Antlaşması sadece askeri ve siyasi sınırları, vergileri ve mültecilerin durumunu belirleyen diplomatik bir metindir. Hunlar bu dönemde hala konar-göçer (göçebe) bir yaşam sürmekteydiler. Türk tarihinde yerleşik yaşam ve sistemli tarım faaliyetleri ancak Uygurlar döneminde başlamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşmanın mali maddelerini değerlendirmek
Yıllık verginin 21002100 altına çıkarılması ve tazminat, ekonomik kaybı kesinleştirir.
Ekonomik etkileri belirlemek için.
2
Siyasi ve askeri hükümlere bakmak
Tuna hattındaki düzenlemeler ve vergi yükümlülüğü Hun üstünlüğünü ve Bizans'ın egemenlik kısıtlamasını kanıtlar.
Siyasi statüyü analiz etmek için.
3
Kültürel ve yaşam tarzı çıkarımlarını kontrol etmek
Antlaşma metninde yerleşik yaşam veya tarımla ilgili hiçbir madde bulunmadığı saptanır.
Yanlış çıkarımı tespit etmek için.

Anahtar Kavram

Anatolius Antlaşması'nın Siyasi ve Ekonomik Sonuçları

İpuçları

1
Türk tarihinde yerleşik yaşama geçen ilk devleti hatırlayın.
2
Ekonomik ve siyasi maddeler metinde açıkça belirtilmiştir, ancak sosyal yaşam tarzına dair bir madde yoktur.

Daha Fazla Pratik

Margus ve Anatolius antlaşmalarını maddeler bazında kıyaslayarak Hun-Bizans ilişkilerinin gelişimini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 96Soru

Uygur Devleti döneminde kağıt ve matbaanın kullanılması, ticaretin Orta Asya genelinde kurumsallaşması ve yerleşik hayatın bir sonucu olarak mülkiyet kavramının toplumsal yapıda belirginleşmesi; Türk hukuk tarihinde daha önce görülmeyen köklü bir dönüşüme zemin hazırlamıştır. Bu gelişmelerin sonucunda Uygur hukuk sisteminde ortaya çıkan ve önceki Türk devletlerinden ayrılan en temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülkiyet haklarını, kira sözleşmelerini ve borç ilişkilerini güvence altına alan, belirli bir formata sahip yazılı belgelerin ve sözleşmelerin kullanılmaya başlanması

Cevap

Mülkiyet haklarını, kira sözleşmelerini ve borç ilişkilerini güvence altına alan, belirli bir formata sahip yazılı belgelerin ve sözleşmelerin kullanılmaya başlanması Uygur hukuk sisteminin en belirgin farkıdır.
Uygurlar, yerleşik hayata geçiş ve ticaretin kurumsallaşmasıyla birlikte Türk tarihinde ilk kez mülkiyet, kira, vakıf ve borçlar hukuku gibi alanlarda yazılı belgeler (sözleşmeler) kullanmaya başlamışlardır. Bu durum, konargöçer Türk toplumlarındaki sözlü hukuk (töre) geleneğinden ayrılan en temel ve yenilikçi özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin yaşam tarzındaki değişikliği analiz etme
Uygurların Maniheizm etkisiyle yerleşik hayata geçtiği ve ticaretle uğraştığı belirlenir.
Yerleşik hayat, konargöçer toplumdaki sözlü hukuk ihtiyacını değiştirerek mülkiyet kavramını ön plana çıkarır.
2
Ticari faaliyetlerin hukuki gereksinimlerini değerlendirme
Alım-satım, borç alıp verme ve kiralama gibi işlemlerin sözlü töre ile kanıtlanmasının zor olduğu anlaşılır.
Ticari hayatın güvenliği için taraflar arasındaki anlaşmaların yazılı bir belgeye (vesikaya) dayanması gerekir.
3
Uygur hukukunun önceki Türk devletleriyle farkını saptama
Önceki Türk devletlerinde hukuk sözlü (töre) iken, Uygurlarda mülkiyet ve ticaret hukukunun yazılı hale geldiği görülür.
Matbaa ve kağıdın kullanılması, bu tür yazılı sözleşmelerin (vasiyetname, kira sözleşmesi, faizli borç senedi) yaygınlaşmasını kolaylaştırmıştır.

Anahtar Kavram

Uygur Hukukunda Yazılı Sözleşmeler ve Yerleşik Hayat Etkisi

İpuçları

1
Yerleşik hayatın bireyler arasındaki ticari ilişkileri nasıl değiştirdiğini düşünün.
2
Ticaretin artması, sözlü anlaşmaların yerine ispatlanabilir kanıtların (yazılı metinlerin) kullanılmasını zorunlu kılmıştır.
3
Uygurlardan günümüze kalan vasiyetnameler, faizli borç belgeleri ve kiralama sözleşmeleri Türk hukuk tarihinin ilk yazılı örnekleridir.

Daha Fazla Pratik

Uygur hukukunun bu yazılı örneklerinin Cengiz Yasaları üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 97Soru

Asya Hun Devleti'nin en parlak dönemi olan Mete Han zamanında, Türk boyları ilk kez tek bir bayrak altında toplanmış ve Çin ordusu ağır bir yenilgiye uğratılarak Çin vergiye bağlanmıştır. Ancak Mete Han, Çin'i tamamen işgal edip topraklarına katmak yerine, halkını Çin dışında tutmayı ve Çin'i sadece vergi yoluyla denetim altında bırakmayı tercih etmiştir.

Buna göre, Mete Han'ın bu politikayı izlemesindeki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk nüfusunun kalabalık Çin toplumu içinde asimile olmasını ve benliğini kaybetmesini önlemek

Cevap

Mete Han'ın temel amacı, kalabalık Çin nüfusu karşısında Türk milletinin kültürel benliğini (asimilasyon) korumaktır.
Doğru seçenek olan 'Türk nüfusunun asimilasyonunu önlemek', Mete Han'ın dış politikasının temel taşıdır. Türklerin bozkır kültürünü ve savaşçı özelliklerini kaybetmemesi için kalabalık Çin toplumuna karışmamaları gerektiğine inanılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Mete Han'ın Çin politikasının sonuçlarını analiz etmek
Çin mağlup edilmiş ve vergiye bağlanmış ancak topraklarına yerleşilmemiştir.
Askeri üstünlüğe rağmen neden siyasi ilhak yoluna gidilmediğini anlamak için nüfus dengesini gözlemlemek gerekir.
2
Asimilasyon kavramı ile demografik yapı arasındaki ilişkiyi kurmak
Türk nüfusunun Çin nüfusuna oranla çok az olduğu gerçeği, yerleşilmesi durumunda kültürel erimenin kaçınılmaz olacağını gösterir.
Mete Han'ın bu ileri görüşlü tutumu, milli benliği koruma (milliyetçilik) duygusuyla açıklanabilir.

Anahtar Kavram

Asimilasyon ve Ulusal Kimliğin Korunması

İpuçları

1
Türklerin o dönemdeki nüfusu ile Çin'in nüfusunu karşılaştırın.
2
Kültürel asimilasyon veya benliğini kaybetme kavramlarını düşünün.

Daha Fazla Pratik

İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde asimilasyonu önleyen diğer faktörler (dil, ordu yapısı) üzerine bir soru çözülebilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 98Soru

Avrasya bozkırlarında MO¨ VII.MÖ\ VII. yüzyıldan itibaren büyük bir güç haline gelen İskitler (Sakalar), dönemdaşı olan pek çok yerleşik medeniyetin aksine, katı bir merkeziyetçilikten ziyade askeri güce dayalı bir aristokrasi ve boylar birliği (konfederasyon) modelini sürdürmüşlerdir. Bu durum, onların çok geniş bir coğrafyaya yayılmalarını sağlasa da siyasi varlıklarının kurumsal bir imparatorluğa dönüşmesini sınırlandırmıştır.

Buna göre, İskitlerin (Sakalar) yönetim anlayışıyla ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Siyasi otoritenin, boy beylerinin özerkliğini koruduğu ve ortak askeri hedefler etrafında birleştiği konfederatif bir yapıya dayanması

Cevap

Siyasi otoritenin, boy beylerinin özerkliğini koruduğu ve ortak askeri hedefler etrafında birleştiği konfederatif bir yapıya dayanması
İskitler (Sakalar), siyasi yapı olarak tek bir merkezden yönetilen mutlak bir monarşi yerine, çeşitli boyların bir araya gelmesiyle oluşan 'Boylar Birliği' (konfederasyon) modelini benimsemişlerdir. Bu yapıda boy beyleri iç işlerinde özgürdür, ancak dış saldırı veya ortak akınlarda birleşerek hareket ederler. Bu durum, topluluğun geniş alanlara yayılmasını kolaylaştırmış ancak kurumsal bir devlet aygıtının oluşmasını geciktirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İskitlerin siyasi yapısını analiz etme
İskitlerin Karadeniz'in kuzeyinden Anadolu'ya kadar geniş bir alana yayıldığı ancak merkezi bir başkent veya bürokrasiye sahip olmadığı görülür.
Topluluğun göçebe yapısı ve geniş coğrafyası, merkeziyetçiliği zorlaştırmıştır.
2
Teşkilatlanma modelini belirleme
Askeri aristokrasi ve 'Boylar Birliği' (Federasyon/Konfederasyon) yapısının hakim olduğu tespit edilir.
Boy beylerinin güç birliği yapması, İskit askeri başarısının temelini oluştururken merkezi devletleşmeyi sınırlamıştır.
3
Diğer Türk devletleriyle kıyaslama
İskitlerin bu yapısı, Asya Hunları veya Göktürkler gibi daha sonra kurulan ve 'Kut' inancıyla merkezileşen imparatorluklardan ayrılır.
İskitler bu geçiş aşamasının 'öncü' ve 'prototip' temsilcisidir.

Anahtar Kavram

Bozkır Boylar Konfederasyonu ve Askeri Aristokrasi

İpuçları

1
İskitlerin neden bir 'devlet' değil de 'topluluk' olarak anıldığını ve göçebe yaşamın yönetim üzerindeki etkisini düşünün.
2
Bu toplulukta boy beylerinin gücü ile merkezi bir hanedanın yokluğu arasındaki ilişkiye odaklanın.
3
Amazon kadınları ve Tomris Hatun gibi örnekler, İskitlerin toplumsal yapısının katı ataerkil olmadığını kanıtlar.

Daha Fazla Pratik

İskitlerin bu boylar birliği yapısının, Asya Hun Devleti'nde Mete Han tarafından nasıl bir merkezi imparatorluğa dönüştürüldüğünü incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 99Soru

I.I. Göktürk Devleti hükümdarı Taspar (Tatpar) Kağan, Çinli Budist rahiplerin etkisiyle bu inancı benimsemiş, başkentte tapınaklar inşa ettirmiş ve halkına da bu öğretiyi aşılamak istemiştir. Ancak devletin karar organı olan Kurultay (Toy), Kağan'ın bu girişimini sert bir şekilde reddederek Budizm'in resmi din haline gelmesine ve yayılmasına engel olmuştur.

Buna göre Kurultay'ın, hükümdarın bu isteğine karşı çıkmasındaki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Budizm'in Türklerin savaşçı ve devingen hayat tarzına aykırı düşerek milli karakterlerini bozacağı düşüncesi

Cevap

Budizm'in Türklerin savaşçı ve devingen hayat tarzına aykırı düşerek milli karakterlerini bozacağı düşüncesi doğru cevaptır.
Doğru seçenek olan milli karakterin bozulması endişesi, bozkır hayatının gerektirdiği askeri disiplin ve göçebe dinamizmi ile Budizm'in yerleşik hayatı, tapınak kültürünü ve şiddet karşıtlığını (ahimsa) vazetmesi arasındaki derin uçurumdan kaynaklanır. Devlet ileri gelenleri, bu dinin Türkleri Çinlileştireceğine ve dirençlerini kıracağına inanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Taspar Kağan'ın girişimi incelenir.
Hükümdarın kişisel olarak Budizm'i benimsemesi ve devlet dini yapma çabası görülür.
Konunun dini ve kültürel bir değişim talebi olduğu saptanır.
2
Budizm ile Bozkır Kültürü kıyaslanır.
Budizm'in et yemeyi yasaklaması ve pasifizmi (barışçıllığı) övmesi, Türklerin hayvancılığa dayalı göçebe hayatı ve savaşçı kimliğiyle çelişir.
Toplumsal yapının dini öğretiyle uyumsuzluğu tespit edilir.
3
Kurultay'ın fonksiyonu analiz edilir.
Kurultay, hükümdarın kararlarını milli çıkarlar ve töre doğrultusunda denetleyebilen bir organ olarak vetosunu kullanmıştır.
Siyasi yetkinin sınırsız olmadığı ve kimlik koruma refleksi doğrulanır.

Anahtar Kavram

Bozkır Kültürü ve Milli Benliğin Korunması

İpuçları

1
Budizm'in temel öğretileri olan pasifizm (barışçıllık) ve et yememe gibi yasakları düşünün.
2
Türklerin 'Ordu-Millet' anlayışıyla Budist rahiplerin hayat tarzını kıyaslayın.
3
Kurultay üyelerinin, 'Halkımız bu dine geçerse savaşamaz hale gelir ve Çin'in içinde eririz' şeklindeki argümanını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Bilge Kağan'ın benzer şekilde şehirlere sur çekme ve Budizm'i yayma isteğinin Tonyukuk tarafından neden reddedildiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 100Soru

MÖ 200 yılında Çin İmparatoru Han Gaozu’yu Pai-teng Muharebesi’nde kuşatan Mete Han, Çin’i tamamen ele geçirebilecek güce sahip olmasına rağmen imparatorluğu vergiye bağlayarak kuşatmayı kaldırmıştır. Mete Han’ın Çin’i doğrudan ilhak etmek yerine bu stratejiyi izlemesiyle aşağıdakilerden hangisini temel amaç edindiği söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kalabalık Çin nüfusu içerisinde Türk topluluklarının asimile olmasını engellemek

Cevap

Mete Han'ın Çin'i doğrudan ilhak etmek yerine vergiye bağlamasındaki temel amaç, Türklerin kalabalık Çin nüfusu içerisinde asimile olmasını önlemektir.
Doğru seçenek, Mete Han'ın kalabalık Çin nüfusu içerisinde Türk topluluklarının asimile olmasını engelleme amacını belirtmektedir. Türk devlet adamları, tarih boyunca kalabalık yerleşik kültürlerin içerisine girmenin milli kimliği tehdit ettiğini görmüş ve bu nedenle doğrudan ilhak yerine vergi/denetim yolunu seçmişlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Askeri durumun tespiti
Mete Han, Pai-teng Muharebesi ile Çin'i yenecek güce ulaştı.
Soruda belirtilen kuşatma, Hunların askeri üstünlüğünü kanıtlar.
2
Demografik risk analizi
Türk nüfusunun Çin nüfusuna oranla az olduğu gerçeği göz önünde bulunduruldu.
Kalabalık bir kültüre yerleşmek, azınlıkta kalan tarafın kültürel kaybına yol açar.
3
Stratejik kararın belirlenmesi
Vergiye bağlama ve dışarıdan yönetme politikası benimsendi.
Milli benliği korumak için fiziksel bir mesafe ve kültürel bariyer oluşturulması hedeflendi.

Anahtar Kavram

Milli Benliği Koruma (Asimilasyon Karşıtlığı)
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 5 / 22Sonraki
İslamiyet Öncesi Türk Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 5 | Examkin