İslamiyet Öncesi Türk Tarihi

422 soru

Soru 101Soru

Uygurlar, Orta Asya Türk tarihinde yerleşik hayata geçişle birlikte; hukuk kurallarını yazılı hale getirmiş, kütüphaneler kurmuş ve matbaayı kullanarak geniş bir kültürel birikim oluşturmuşlardır. Maniheizm dininin etkisiyle yaşanan bu köklü dönüşümlere rağmen, Türk devlet geleneğinin bazı temel unsurlarının korunmasına özen gösterilmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik hayata geçmesi ve yeni bir dini benimsemesiyle ortaya çıkan değişimlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetme yetkisinin hanedan üyelerine ait olduğu ve Tanrı tarafından verildiği inancının sürdürülmesi

Cevap

Yönetme yetkisinin hanedan üyelerine ait olduğu ve Tanrı tarafından verildiği inancının (Kut anlayışı) sürdürülmesi
Doğru yanıt olan yönetme yetkisinin ilahi bir kaynağa dayandırılması (Kut anlayışı), Uygurlardan önceki Hun ve Göktürk devletlerinde de var olan bir süreklilik unsurudur. Uygurlar yerleşik hayata geçerek ekonomik, sosyal ve mimari yapıda köklü değişiklikler yapmış olsalar da, devletin meşruiyet kaynağı ve hanedan sistemi (veraset) üzerinde bu durum değiştirici bir etki yapmamıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin Maniheizm sonrası yaşadığı değişimleri analiz etme
Yerleşik hayat, tarım, matbaa, kütüphane ve savunma mimarisi gibi unsurların yeni olduğu belirlenir.
Soruda yerleşik hayatın ve yeni dinin getirdiği değişimler sorulmaktadır.
2
Geleneksel Türk devlet anlayışındaki süreklilik unsurlarını tespit etme
Kut anlayışı ve veraset sisteminin (ülke hanedanın ortak malıdır) Uygurlarda da devam ettiği görülür.
Din ve yaşam tarzı değişse de Türklerin egemenlik kaynağı ve meşruiyet anlayışı korunmuştur.

Anahtar Kavram

Uygurlarda Değişim ve Süreklilik (Kut Anlayışı)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 102Soru

Uygur Devleti’nin Maniheizm dinini kabul ederek yerleşik yaşama geçmesi, Türklerin konar-göçer bozkır kültüründen uzaklaşarak yeni bir toplumsal düzen kurmalarını sağlamıştır. Bu değişim süreci, Türk kültür ve medeniyetine pek çok özgün katkıyı beraberinde getirmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Uygurların yerleşik hayata geçişinin bir sonucu olarak Türk tarihinde ortaya koyduğu yenilikler arasında gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ordu teşkilatlanmasında hiyerarşiyi sağlayan onlu sistemin ilk kez uygulanması

Cevap

Ordu teşkilatlanmasında hiyerarşiyi sağlayan onlu sistemin ilk kez uygulanması ifadesi yanlıştır; çünkü bu sistem Uygurlardan çok daha önce Asya Hun Devleti döneminde kullanılmaya başlanmıştır.
Türk tarihinde askeri teşkilatlanmanın temelini oluşturan ve hiyerarşiyi sağlayan onlu sistem, Uygurlardan yaklaşık bin yıl önce Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han tarafından hayata geçirilmiştir. Bu nedenle bu uygulama, Uygurların yerleşik hayata geçmesiyle ortaya çıkan bir yenilik değil, kadim bir Türk askeri geleneğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin yerleşik hayata geçişiyle ortaya çıkan temel değişimleri analiz etme.
Yerleşik hayat; kalıcı mimari (ev, tapınak), yazılı hukuk (mülkiyet), kültürel gelişim (matbaa, kütüphane) ve sanat (fresko) alanlarında yenilikler getirmiştir.
Soruda yerleşik yaşamın bir sonucu olan yeniliklerin tespiti istenmektedir.
2
Seçeneklerdeki bilgileri Türk devletleri kronolojisi ve özellikleri ile karşılaştırma.
Matbaa, kütüphane, yazılı kira sözleşmeleri ve fresko sanatının Uygurlara ait olduğu; ancak askeri onlu sistemin Asya Hunlarına ait olduğu belirlenir.
Uygurlara özgü olmayan veya daha önceki dönemlere ait bir özelliği ayırt etmek gerekmektedir.

Anahtar Kavram

Uygurların Yerleşik Hayata Geçişi ve Kültürel Değişimler

Daha Fazla Pratik

Uygur Devleti'nin Maniheizm dinine geçişinin askeri yapı üzerindeki olumsuz etkilerini (savaşçılık özelliklerinin azalması) inceleyen sorulara göz atabilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 103Soru

Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han, MÖ 209209 yılında tahta çıktıktan sonra Orta Asya'da yaşayan ve Türk soyundan olan tüm toplulukları ilk kez tek bir bayrak altında toplamayı başarmıştır.

Mete Han döneminde yaşanan bu gelişme, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan bir göstergesidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Orta Asya'da Türk siyasi birliğinin sağlandığının

Cevap

Türk siyasi birliğinin sağlandığının belirtildiği seçenek doğrudur.
Mete Han'ın Orta Asya'daki Türk boylarını tek bir idari yapı altında toplaması, Türk tarihinde ilk kez 'merkeziyetçi bir yapıyla' Türk siyasi birliğinin sağlandığını kanıtlar. Bu durum Hunları sadece bir boylar federasyonu olmaktan çıkarıp büyük bir imparatorluk haline getirmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Mete Han'ın faaliyetini analiz etme
Mete Han, Orta Asya'daki dağınık haldeki tüm Türk boylarını (ok atan kavimleri) bir araya getirmiştir.
Bu eylem, farklı siyasi birimlerin tek bir otorite altında toplanması sürecidir.
2
Kavramsal karşılığını belirleme
Aynı kökenden gelen toplulukların tek merkezden yönetilmesi 'Siyasi Birlik' kavramı ile ifade edilir.
Tarih terminolojisinde bu durum, parçalı yapının son bulup merkezi bir devletin kurulmasını temsil eder.
3
Sonucu değerlendirme
Bu durum Türk tarihinde bir ilktir.
Asya Hun Devleti, Türklerin kurduğu ilk teşkilatlı devlet ve tüm boyları birleştiren ilk güçtür.

Anahtar Kavram

Türk Siyasi Birliği

İpuçları

1
Mete Han'ın 'ok atan tüm kavimleri' birleştirmesi, devletin büyüklüğü ve yönetim yapısıyla ilgilidir.
2
Farklı toplulukların tek bir merkezden yönetilmesine ne ad verilir?
3
Mete Han bu birleşmeyi sağlayarak Türklerin tarihteki ilk büyük merkezi imparatorluğunu kurmuştur.

Daha Fazla Pratik

Mete Han'ın Çin'i mağlup etmesine rağmen oraya yerleşmemesinin nedenlerini (asimilasyon korkusu) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 104Soru

I.I. Göktürk Devleti'nin dış politikasında; 557557 yılında Sasanilerle ittifak kurularak Akhun Devleti’nin sonlandırılması ve ardından 568568 yılında Bizans (Doğu Roma) ile diplomatik temaslar başlatılarak Sasanilere karşı bir blok oluşturulması önemli stratejik hamlelerdir.

Bu bilgiler ve dönemin genel özellikleri dikkate alındığında, I.I. Göktürk Devleti ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sasanilere karşı yürütülen askeri mücadeleler sonucunda bu devletin tamamen yıkıldığına ve İslamiyet'in Türkistan'a yayılmasının sağlandığına

Cevap

Sasanilerin tamamen yıkılması ve İslamiyet'in yayılması ifadesi yanlıştır; çünkü bu olaylar İslam ordularının faaliyetleri sonucunda gerçekleşmiştir.
Sasanilerin tamamen ortadan kaldırılması ve İslamiyet'in bu yolla Türkistan'a girişinin kolaylaşması ifadesi tarihsel bir yanılgıdır. Sasaniler, I.I. Göktürk ve Bizans ittifakı sonucunda zayıflamış olsalar da, devletin nihai olarak yıkılması VII.VII. yüzyılda İslam ordularının İran'ı fethi ile gerçekleşmiştir. Ayrıca İslamiyet'in Türkistan bölgesinde etkili olmaya başlaması daha sonraki bir süreçtir (751751 Talas Savaşı ve sonrası).

Adım Adım Çözüm

1
I. Göktürk Devleti'nin dış politika stratejisini analiz etme
Devletin batı siyasetini yöneten İstemi Yabgu'nun İpek Yolu'nu kontrol etmek için 'düşmanımın düşmanı dostumdur' mantığıyla hareket ettiği görülür.
Dış politikanın temel motivasyonunun ekonomik (İpek Yolu) olduğunu belirlemek.
2
İttifakların sonuçlarını değerlendirme
Akhunlar yıkılmış, Sasaniler ise zayıflatılmıştır. Bizans ile kurulan temas (Maniakh heyeti), Türk-Bizans ilişkilerinin başlangıcıdır.
İttifakların hangi devletleri etkilediğini netleştirmek.
3
Sasani Devleti'nin sonu ve İslamiyet bağlantısını inceleme
Sasaniler Göktürk-Bizans baskısıyla sarsılmış ancak siyasi varlıkları 642642 Nihavend Savaşı ile Müslümanlar tarafından sonlandırılmıştır.
Tarihsel kronolojideki devlet ve olay karmaşasını çözmek.

Anahtar Kavram

Göktürk Denge Siyaseti ve İpek Yolu Hakimiyeti
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 105Soru

Türklerin tarih sahnesine çıktığı ve ilk ana yurdu olarak kabul edilen Orta Asya (Türkistan), geniş bir coğrafi alanı kapsayan ve çeşitli doğal engellerle sınırlandırılmış bir bölgedir. Bu sınırların belirlenmesi, hem Türklerin yaşam tarzını hem de tarihsel süreçteki göç hareketlerinin yönünü doğrudan etkilemiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Orta Asya’nın tarihsel ve coğrafi sınırları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Batıda Karadeniz kıyıları

Cevap

Karadeniz kıyıları, Orta Asya'nın (Türkistan) coğrafi sınırları arasında yer almaz.
Karadeniz kıyıları, Orta Asya'nın coğrafi sınırları içerisinde yer almaz. Türklerin ana yurdu olan Orta Asya (Türkistan); doğuda Kingan Dağları, batıda Hazar Denizi ve Ural Dağları, kuzeyde Sibirya, güneyde ise Hindukuş ve Himalaya Dağları ile çevrili bir bölgedir. Karadeniz ise bu sınırların çok daha batısında, Hazar Denizi'nden sonra gelen bir bölgedir.

Adım Adım Çözüm

1
Orta Asya'nın (Türkistan) coğrafi konumunu ve temel yönlerini belirlemek.
Bölge, Avrasya kıtasının ortasında, denizlere kıyısı olmayan kapalı bir havza görünümündedir.
Sınırları doğru tespit etmek için bölgenin genel konumunu anlamak gerekir.
2
Dört ana yöndeki doğal sınırları hatırlamak.
Doğu: Kingan Dağları; Batı: Hazar Denizi ve Ural Dağları; Kuzey: Sibirya; Güney: Hindukuş ve Himalaya Dağları.
KPSS tarih müfredatında Orta Asya'nın sınırları bu dört temel unsurla tanımlanır.
3
Seçeneklerdeki sınırları gerçek coğrafi verilerle karşılaştırmak.
Karadeniz, Hazar Denizi'nin batısında kalan ve Anadolu/Balkanlar bölgesini ilgilendiren bir denizdir.
Karadeniz'in Orta Asya'ya doğrudan bir sınırı olmadığını teyit etmek için coğrafi bilgi kullanılır.

Anahtar Kavram

Orta Asya'nın (Türkistan) Coğrafi Sınırları

Daha Fazla Pratik

Orta Asya'nın bu kapalı coğrafi yapısının, Türklerin 'atlı-göçebe' yaşam tarzını nasıl şekillendirdiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 106Soru

Avrupa Hun hükümdarı Uldız, Trakya valisi ile yaptığı barış görüşmesi sırasında; "Güneşin battığı yere kadar her yeri zapt edebilirim." diyerek Hunların askeri gücünü ve cihan hakimiyeti idealini ortaya koymuştur. Uldız döneminde temelleri atılan bu dış politika stratejisi kapsamında Doğu Roma (Bizans) baskı altına alınırken Batı Roma İmparatorluğu ile iyi ilişkiler kurulmasına özen gösterilmiştir.

Avrupa Hun Devleti'nin Uldız dönemindeki bu dış politika hamlesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğu Roma'yı etkisiz hale getirerek devletin Avrupa'daki varlığını ve güvenliğini garanti altına almak

Cevap

Doğu Roma'yı etkisiz hale getirerek devletin Avrupa'daki varlığını ve güvenliğini garanti altına almak
Doğu Roma'yı etkisiz hale getirerek devletin Avrupa'daki varlığını ve güvenliğini garanti altına almak ifadesi doğrudur çünkü Uldız, Bizans'ı sürekli tehdit altında tutarak onun Avrupa işlerine karışmasını önlemiş ve Batı Roma ile kurduğu iyi ilişkilerle Hun Devleti'nin Batı yönündeki harekat kabiliyetini ve güvenliğini korumuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Uldız'ın dış politika prensiplerini analiz etme
Doğu Roma (Bizans) üzerine baskı, Batı Roma ile dostluk politikası tespit edilir.
Avrupa Hun Devleti'nin dış politikası ilk kez Uldız döneminde sistemli bir hale gelmiştir.
2
Stratejinin askeri ve siyasi gerekçesini değerlendirme
Doğu Roma'nın Balkanlar üzerindeki etkisinin kırılmak istendiği ve Batı Roma ile Germen kavimlerine karşı denge kurulduğu görülür.
İki cephede savaşma riskini azaltmak ve Avrupa'daki Hun hakimiyetini kalıcı kılmak hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

Uldız Dönemi Dış Politika Esasları

Daha Fazla Pratik

Attila dönemi Margus ve Anatolius antlaşmalarının maddelerini inceleyerek Doğu Roma'nın nasıl vergiye bağlandığını analiz edebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 107Soru

Mukan Kağan döneminde Orta Asya'da çok geniş bir alana hükmeden I.I. Göktürk Devleti'nde; doğu kanadı bizzat kağan tarafından idare edilirken, batı bölgesinin yönetiminden sorumlu olan İstemi Yabgu iç işlerinde serbest bir tutum sergilemiş ancak dış ilişkilerde merkezin onayıyla hareket etmiştir. Bu idari yapılanma, devletin geniş sınırlar içerisinde dengeyi korumasını ve yönetim kolaylığı sağlamasını amaçlamıştır.

Sözü edilen bu idari düzenleme doğrultusunda, I.I. Göktürk Devleti hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Federatif bir yönetim sisteminin benimsendiğine

Cevap

İkili teşkilat yapısı ve batı kanadının özerkliği, devletin federatif bir yönetim anlayışına sahip olduğunu göstermektedir.
İslamiyet öncesi Türk devletlerinde görülen ikili teşkilatlanma modelinde; ülkenin batı kanadını yöneten kişinin (Yabgu) iç işlerinde serbest hareket edip dış ilişkilerde doğudaki kağana bağlı kalması, günümüzdeki federatif devlet yapısına benzer bir özellik taşır. Federatif yapılar, merkeze bağlı özerk bölgelerin birleşimiyle oluşur.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki yönetim modelini analiz et.
Doğu kanadında kağanın, batı kanadında ise yabgunun görev yaptığı bir 'İkili Teşkilat' yapısı görülmektedir.
Türk devletlerinde ülkenin daha kolay yönetilmesi için bu geleneksel yapı uygulanmıştır.
2
Batı kanadının yetkilerini değerlendir.
İstemi Yabgu'nun iç işlerinde serbest (özerk), dış işlerinde merkeze bağlı olduğu saptanmıştır.
Özerk yönetim birimlerinin merkezi bir otoriteye bağlı kalması, siyaset biliminde federatif yapının temel özelliğidir.
3
Ulaşılabilecek genel yargıyı belirle.
Bu idari düzenleme federatif devlet anlayışını temsil eder.
Göktürkler, bu modelle geniş sınırları kontrol altında tutmaya çalışmıştır.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilat ve Federatif Yapı

Daha Fazla Pratik

Mukan Kağan'ın ardından devletin neden ikiye bölündüğünü ve ikili teşkilatın bu bölünmedeki rolünü inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 108Soru

Avrupa Hun Devleti hükümdarları Attila ve Bleda döneminde Bizans (Doğu Roma) ile imzalanan Margus Antlaşması’nın;

I. Bizans, Hunlara bağlı kavimlerle antlaşma yapmayacak.
II. Hunlardan kaçarak Bizans'a sığınan siyasi mülteciler geri iade edilecek.
III. Bizans'ın Hunlara ödediği yıllık vergi miktarı 350350 libre altından 700700 libre altına çıkarılacak.

hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Avrupa Hun Devleti hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bizans üzerindeki siyasi ve ekonomik üstünlüğünü yasal bir zemine taşıdığı

Cevap

Avrupa Hun Devleti'nin Bizans üzerindeki siyasi ve ekonomik üstünlüğünü yasal bir zemine taşıdığı
Vergi miktarının iki katına çıkarılması ekonomik yaptırım gücünü; Bizans'ın Hunlara bağlı kavimlerle ittifak yapmasının yasaklanması ve mülteci iadesi ise siyasi/diplomatik üstünlüğü kanıtlar. Bu maddelerin bir antlaşma metninde yer alması, üstünlüğün resmen (hukuken) tanındığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Antlaşma maddelerini tematik olarak sınıflandır.
I. ve II. madde siyasi/diplomatik, III. madde ekonomik içeriklidir.
Hükümlerin hangi alanlarda egemenlik kurduğunu belirlemek gerekir.
2
Hükümlerin Bizans üzerindeki etkisini yorumla.
Bizans'ın vergi ödemesi ve Hunların mülteciler üzerindeki hak iddiası Hun egemenliğini gösterir.
Bir devletin başka bir devlete vergi vermesi ve diplomatik kısıtlamaları kabul etmesi 'üstünlük' göstergesidir.

Anahtar Kavram

Margus Antlaşması ve Hun Üstünlüğü
Tahmini Süre:50s
Soru 109Soru

Çin esaretine karşı verilen bağımsızlık mücadelesi sonucunda Kutluk Kağan (İlteriş) tarafından kurulan ve Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri sayılan Orhun Abideleri'ni miras bırakan Türk devleti aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II. Göktürk (Kutluk) Devleti

Cevap

II. Göktürk (Kutluk) Devleti
Soruda belirtilen 'bağımsızlık mücadelesi', 'Kutluk Kağan' ve 'Orhun Abideleri' özellikleri doğrudan II. Göktürk Devleti'ni tanımlar. Bu devlet, Türklerin Çin esaretine başkaldırarak kurduğu ikinci büyük imparatorluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki anahtar kavramları belirle.
Anahtar kavramlar: Kutluk Kağan (İlteriş), Bağımsızlık mücadelesi ve Orhun Abideleri.
Bu özellikler doğrudan devletin kimliğini belirler.
2
Kurucu lider ile devlet eşleşmesini yap.
Kutluk Kağan, İlteriş (derleyen, toparlayan) unvanını alarak II. Göktürk Devleti'ni kurmuştur.
I. Göktürk Devleti yıkıldıktan sonraki 50 yıllık esaret dönemi bu devletin kuruluşuyla sona ermiştir.
3
Kültürel mirası doğrula.
Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk adına dikilen Orhun Abideleri bu devlete aittir.
Bu yazıtlar Türk tarihinin ve edebiyatının ilk yazılı örnekleridir.

Anahtar Kavram

II. Göktürk Devleti'nin kuruluşu ve Orhun Abideleri
Soru 110Soru

Uygur Devleti’nde Maniheizm’in resmi din olarak kabul edilmesi ve yerleşik yaşama geçilmesi, Türk tarihinin en keskin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Bu süreçte toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda devrim niteliğinde değişimler meydana gelmiştir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisinin Uygurlardaki bu değişim sürecine rağmen Türk devlet geleneğindeki sürekliliği koruduğu ve temel niteliğini kaybetmediği savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Egemenliğin meşruiyet kaynağının ilahi nitelik taşıması ve hükümdarın yönetme yetkisini Tanrı'dan aldığı inancının korunması

Cevap

Egemenliğin meşruiyet kaynağının ilahi nitelik taşıması ve hükümdarın yönetme yetkisini Tanrı'dan aldığı inancının korunması
Doğru yanıt olan seçenek, Uygurların geçirdiği büyük dönüşüme rağmen Türk siyasi düşüncesinin çekirdek yapısının korunduğunu ifade eder. Uygurlar döneminde hükümdarlar 'Ay Tengri'de kut bulmuş' gibi unvanlar kullanarak yeni dinin terminolojisini siyasi otoriteye eklemlemişler, ancak iktidarın kaynağını beşeri değil ilahi bir zemine oturtma geleneğini sürdürmüşlerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'ndeki değişimlerin (Maniheizm ve yerleşik yaşam) analiz edilmesi
Din, mimari, beslenme alışkanlıkları ve askeri yapıda büyük değişimler olduğu saptandı.
Soruda istenen 'süreklilik' kavramını bulmak için nelerin değiştiğini ayırt etmek gerekir.
2
Türk devlet yönetimindeki temel meşruiyet kaynaklarının incelenmesi
Hükümdarların unvanları 'Ay Tengri' gibi Maniheist terimlerle değişse de yönetme yetkisinin Tanrı'dan alındığı (Kut) inancının devam ettiği görüldü.
Kut inancı, İslamiyet öncesi Türk devletlerinin tamamında merkezi otoritenin ve sürekliliğin temel dayanağıdır.

Anahtar Kavram

Kut İnancı ve Siyasi Süreklilik

Daha Fazla Pratik

Uygur hukuk belgelerinin Türk hukuk tarihi açısından önemini ve törenin yazılı hale gelmesinin sonuçlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 111Soru

Asya Hun Devleti’nin zayıflama sürecinde Çin’in, Hun kağanına muhalif olan boy beylerine müstakil unvanlar vermesi, lüks tüketim malları göndermesi ve onları kendi tarafına çekmeye çalışması; Türk devlet teşkilatındaki hangi yapısal unsurun dış müdahalelere açık bir 'risk faktörü' olarak kullanıldığını göstermektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletin boylar federasyonu temelindeki idari yapılanması

Cevap

Devletin boylar federasyonu temelindeki idari yapılanması
Asya Hun Devleti'nin idari yapısı, boyların bir araya gelerek bir hakan etrafında birleştiği 'Boylar Federasyonu' modeline dayanır. Bu yapıda merkezi otorite (Kağan) güçlü olduğunda birlik sağlanır; ancak Kağan zayıfladığında veya dış güçler (Çin) boy beylerini ekonomik ve siyasi vaatlerle kışkırttığında, boylar kolayca merkezden kopabilmektedir. Bu durum, federatif yapının siyasi istikrar açısından taşıdığı en büyük risk faktörüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Çin'in diplomasi stratejisini analiz etme
Çin, askeri gücünün yetmediği durumlarda Türk devletlerini içeriden parçalamak için boy beylerini ve hanedan üyelerini birbirine düşürme politikası izlemiştir.
Türk devletlerinin idari yapısındaki hassas noktaları tespit etmek.
2
Asya Hun Devleti'nin teşkilat yapısını değerlendirme
Devlet, kendi iç işlerinde serbest olan boyların bir hakanın otoritesi altında toplanmasıyla (Boylar Federasyonu) oluşmuştur.
Merkezi otorite ile yerel güçler arasındaki ilişkiyi anlamak.
3
Dış müdahalenin hedef aldığı noktayı belirleme
Boy beylerine verilen unvanlar ve hediyeler, bu beylerin merkeze olan bağlılığını sarsarak bağımsızlık eğilimlerini artırmıştır.
Yapısal zayıflığın siyasi sonuca nasıl dönüştüğünü saptamak.

Anahtar Kavram

Boylar Federasyonu ve Merkezi Otorite Dengesi

İpuçları

1
Asya Hun Devleti'nin tek bir milletten ziyade farklı boyların birleşiminden oluştuğunu düşünün.
2
Çin'in hediyeler gönderdiği kişiler Kağan değil, ona bağlı olan 'Boy Beyleri'dir. Bu liderlerin Kağan ile olan bağının niteliğini hatırlayın.
3
Bir devletin idari yapısı merkeziyetçi değil de 'parçalı ve birleşik' ise, dış güçler bu parçaları koparmaya çalışır. Bu yapıya ne ad verilir?

Daha Fazla Pratik

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde 'İkili Teşkilat' ile 'Boylar Federasyonu' arasındaki kavramsal farkları ve her birinin merkezi otorite üzerindeki etkilerini karşılaştırın.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 112Soru

Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han, Tunguzların (Doğu Hu) kendisinden önce atını ve eşini istemesini barışın bozulmaması adına kabul etmesine rağmen, devlet sınırları içerisindeki "çorak ve işe yaramaz" görülen bir toprak parçasını istemeleri üzerine "Toprak milletindir, onu kimse veremez." diyerek ordusunu harekete geçirmiştir. Mete Han'ın bu tutumu, ilk Türk devletlerinde aşağıdakilerden hangisine verilen önemi doğrudan kanıtlamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ülke bütünlüğü ve vatan sevgisine

Cevap

Mete Han'ın tavrı ülke bütünlüğü ve vatan sevgisinin bir göstergesidir.
Metinde geçen olayda Mete Han, atı ve eşi kendi şahsi malı saydığı için barış uğruna vazgeçebileceğini belirtmiş; ancak toprağı 'milletin malı' olarak tanımlayarak devletin bekası ve bütünlüğü için savaşmıştır. Bu durum, ilk Türk devletlerinde vatanın bir karışının dahi feda edilemeyeceği ve vatan sevgisinin devletin temel taşı olduğu anlayışını doğrudan kanıtlamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki talepleri analiz etme
Mete Han'dan kişisel malları (at ve eş) ile devlet malı (toprak) istenmiştir.
Sorunun kökündeki ayrımı anlamak için taleplerin niteliği belirlenmelidir.
2
Hükümdarın tepkisini değerlendirme
Mete Han kişisel mallarını barış için feda ederken, toprak için savaş kararı almıştır.
Toprağın hükümdarın değil, milletin ortak varlığı olduğunun vurgulanması vatan kavramını ortaya çıkarır.
3
Türk devlet geleneği ile ilişkilendirme
Bu tutum doğrudan vatan bütünlüğü ve bağımsızlık anlayışına işaret eder.
Toprak, devletin temel unsurlarından biri olarak kutsal kabul edilmiştir.

Anahtar Kavram

Vatan Sevgisi ve Ülke Bütünlüğü
Tahmini Süre:45s
Soru 113Soru

Asya Hun Devleti’nde temelleri atılan ve ülke topraklarının "doğu" ile "batı" şeklinde iki ana idari bölüme ayrılarak yönetilmesi esasına dayanan "İkili Teşkilat" sistemi, uzun yıllar Türk devlet yönetiminin en belirgin özelliklerinden biri olmuştur. Bu yönetim modelinin uygulanmasıyla ulaşılmak istenen temel hedef aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geniş sınırlara ulaşan devletin idari yönetimini daha kolay ve etkin hale getirmek

Cevap

Geniş sınırlara ulaşan devletin idari yönetimini daha kolay ve etkin hale getirmek amacıyla İkili Teşkilat sistemi uygulanmıştır.
Türk devletleri Orta Asya gibi çok geniş bir coğrafyada hüküm sürdükleri için bu toprakları tek bir merkezden yönetmek teknik ve lojistik açıdan oldukça zordu. Bu nedenle devlet; kutsal sayılan doğu (kağanın bulunduğu merkez) ve iç işlerinde serbest olan batı (yabgu/hanedan üyesi) olarak ikiye ayrılmıştır. Buradaki temel amaç, bürokratik ve idari hantallığı önleyerek sınırları daha kontrol edilebilir tutmaktır.

Adım Adım Çözüm

1
İkili teşkilatın tanımını analiz etme
Devletin doğu ve batı olarak ikiye bölünmesi (Doğuda kağan, batıda yabgu)
Sistemin işleyiş mantığını anlamak için tanım gereklidir.
2
Orta Asya'nın coğrafi koşullarını ve devlet sınırlarını değerlendirme
Geniş ve uçsuz bucaksız bozkır toprakları
Yönetim zorluğunun temel sebebi mesafelerdir.
3
Yönetim modelinin amacını belirleme
Merkezden uzak bölgelerin yönetimini kolaylaştırma
Lojistik ve iletişim kısıtlılığı nedeniyle yerel idarecilerle (yabgu) yönetimin bölünmesi pratik bir çözümdür.

Anahtar Kavram

İkili Teşkilat (Federatif Yönetim)

İpuçları

1
Türk devletlerinin Orta Asya'daki toprak büyüklüğünü ve iletişim imkanlarını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Mete Han'ın kurduğu 'Onlu Sistem'in dünya askeri tarihindeki önemi üzerine bir soru inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 114Soru

Avrupa Hun Devleti'nin parçalanmasının ardından bölgede kalan Hun Türklerinin bir kısmı zamanla yerli halkla karışmış, bir kısmı ise Hristiyanlığı kabul ederek milli kimliklerini kaybetmişlerdir.

Bu durumun yaşanmasında ve Avrupa Hunlarının bölgede kalıcı bir Türk yurdu oluşturamamasında;

I.I. Orta Asya'dan gelen yeni göç dalgalarının kesilmesi,
II.II. Mevcut Türk nüfusunun yoğun kalabalıklar arasında azınlıkta kalması,
III.III. Hristiyanlığın ve yerleşik kültürün asimile edici etkisi,

faktörlerinden hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: I,III, II ve IIIIII

Cevap

Avrupa Hunlarının Avrupa'da kalıcı bir Türk yurdu oluşturamamasında göçlerin kesilmesi, nüfus azlığı ve kültürel/dini asimilasyon faktörlerinin tamamı etkili olmuştur.
Türklerin Avrupa'da kalıcı olamamasının temel nedenleri; arkadan gelen göçlerin durması sonucu insan kaynağının tükenmesi, kalabalık Barbar kavimler içinde nüfusça azınlıkta kalınması ve Hristiyanlığın etkisiyle milli benlikten uzaklaşılmasıdır. Bu üç faktör birbirini tamamlayarak Hun varlığının Avrupa'da silinmesine neden olmuştur.

Adım Adım Çözüm

1
Göçlerin etkisini değerlendirme
Orta Asya'dan gelen yeni göçlerin durması, bölgedeki Türk nüfusunun tazelenmesini engellemiştir.
Siyasi ve askeri varlığın sürdürülebilirliği için insan kaynağına ihtiyaç vardır.
2
Demografik yapıyı analiz etme
Mevcut Türk nüfusunun bölgedeki Germen ve Slav topluluklarına oranla çok düşük kalması asimilasyonu hızlandırmıştır.
Sayısal azınlıkta kalmak, kültürel erimenin en temel nedenlerinden biridir.
3
Kültürel ve dini değişimi inceleme
Hristiyanlığın benimsenmesi ve yerleşik yaşama geçilmesi, bozkır kültüründen kopuşu ve milli kimliğin kaybını beraberinde getirmiştir.
Din ve yaşam tarzı değişikliği, bir toplumun tarihsel belleğini ve birliğini sarsan en güçlü unsurlardır.

Anahtar Kavram

Asimilasyon ve Göç Sürekliliği

İpuçları

1
Bir toplumun yabancı topraklarda erimesinde nüfus yoğunluğu ve inanç sisteminin etkisi büyüktür.
2
Orta Asya'dan gelen 'taze kan' desteğinin kesilmesi, Hunların direncinin kırılmasındaki en önemli siyasi faktördür.
3
Özellikle Peçenekler ve Uzlar gibi Hunlar da Hristiyanlığı kabul ettikten sonra milli kimliklerini kaybetmişlerdir; bu size kültürel etkinin önemini hatırlatabilir.

Daha Fazla Pratik

Macarların ve Bulgarların da benzer süreçlerden geçmesine rağmen neden devlet olarak kalabildiklerini araştırınız.
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 115Soru

Orta Asya'da MO¨1200MÖ 1200 ile MO¨700MÖ 700 yılları arasında Yenisey Irmağı çevresinde gelişim gösteren; bölge tarihinde demir madeninin ilk kez işlenmesi ve dört tekerlekli atlı arabaların kullanılmasıyla ön plana çıkan kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karasuk

Cevap

Karasuk kültürü, Orta Asya'da demirin ilk kez işlendiği ve dört tekerlekli arabaların kullanıldığı kültür merkezidir.
Karasuk kültürü, adını Yenisey Irmağı'nın bir kolu olan Karasuk nehrinden alır. Bu kültürün en önemli özelliği, Orta Asya'da demir madeninin ilk kez bu dönemde işlenmiş olmasıdır. Ayrıca, ulaşımda devrim niteliğinde olan dört tekerlekli atlı arabaların kullanılması da bu kültürün ayırt edici özelliklerindendir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezinin coğrafi konumunu ve zaman aralığını belirleyin.
Yenisey Irmağı çevresi ve MO¨1200700MÖ 1200 - 700 yılları arası.
Soruda verilen temel konum ve zaman verileri eleme yapmayı sağlar.
2
Kültür merkezine ait ayırt edici teknolojik gelişmeyi tanımlayın.
Demir madeninin işlenmesi ve dört tekerlekli arabalar.
Andronovo ve Afanesyevo gibi daha eski kültürler genellikle bakır ve tunç ile sınırlıdır; demir Karasuk ile yaygınlaşmıştır.
3
Elde edilen verileri kültür merkezleri ile eşleştirin.
Bu özellikler Karasuk kültürü ile tam olarak örtüşmektedir.
Her kültür merkezinin tarihsel süreçte kendine has bir gelişim basamağı (en eski, en geniş, en gelişmiş vb.) vardır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Ayırt Edici Özellikleri

İpuçları

1
Bu kültür merkezi adını Yenisey Irmağı'nın bir kolundan almaktadır.
2
Tunç Devri'nden Demir Devri'ne geçişte köprü görevi görür.
3
Dört tekerlekli arabalar ve koyun yapağısından giysiler bu kültürün karakteristikleridir.

Daha Fazla Pratik

Kültür merkezlerinin kronolojik sıralamasını (Anav-Afanesyevo-Andronovo-Karasuk-Tagar) ezberlemek, hangi özelliğin hangi döneme ait olduğunu anlamayı kolaylaştırır.
Tahmini Süre:50s
Soru 116Soru

Orta Asya'da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda tespit edilen kültür merkezleri arasında; bölgenin en gelişmiş özelliklerine sahip olan ve kronolojik olarak günümüze en yakın dönemde yer alan kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tagar

Cevap

Orta Asya'nın en gelişmiş ve kronolojik olarak günümüze en yakın kültür merkezi Tagar'dır.
Tagar kültürü, Orta Asya'da ortaya çıkan kültür merkezleri zincirinin son halkalarından biridir. Kendisinden önceki kültürlerin (özellikle Karasuk) mirasını devralmış, süsleme sanatından maden işlemeciliğine kadar pek çok alanda bölgenin en gelişmiş özelliklerini sergilemiştir. Ayrıca kronolojik olarak günümüze en yakın (M.Ö. 700 - M.Ö. 100 yılları arası) kültür merkezidir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezlerinin kronolojik sırasını ve temel özelliklerini hatırla.
Anav (en eski), Afanesyevo (Türklerin en eskisi), Andronovo (en geniş alan), Karasuk (ilk demir) ve Tagar (en gelişmiş/sonuncu).
Soruda istenen 'en gelişmiş' ve 'günümüze en yakın' kriterlerini karşılayan merkezi bulmak için tüm merkezleri karşılaştırmak gerekir.
2
Kriterlere uygun olan merkezi seç.
Tagar kültürü hem bölgenin en ileri seviyesini temsil eder hem de kronolojik olarak en sondadır.
Tagar kültürü, kendisinden önceki kültürlerin bilgi ve tecrübesini barındırdığı için en gelişmiş yapıdadır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezlerinin Kronolojik ve Niteliksel Özellikleri
Tahmini Süre:45s
Soru 117Soru

Orta Asya'da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda gün yüzüne çıkarılan, Batı Türkistan'da Aşkabat yakınlarında bulunan ve bölgenin bilinen en eski kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anav

Cevap

Orta Asya'nın bilinen en eski kültür merkezi Anav kültürüdür.
Anav kültürü, günümüz Türkmenistan topraklarında Aşkabat yakınlarında bulunmuş olup M.Ö. 4000 ile M.Ö. 1000 yılları arasını kapsar. Bu özelliğiyle Orta Asya'nın tarihsel süreçteki en eski kültür tabakasını oluşturur.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki anahtar kavramı belirle.
Aranan özellik 'Orta Asya'nın en eski kültür merkezi' olmasıdır.
Sorunun çözüm yolu, kültür merkezlerinin kronolojik ve karakteristik özelliklerini ayırt etmekten geçer.
2
Kültür merkezlerini karşılaştır.
Anav (en eski), Afanesyevo (en eski Türk), Andronovo (en geniş), Karasuk (demir), Tagar (en gelişmiş).
Her kültür merkezinin KPSS formatında sorulan belirgin bir 'en' veya 'ilk' özelliği bulunmaktadır.
3
Doğru seçeneği işaretle.
En eski kültür merkezi olarak Anav seçilir.
Anav, arkeolojik veriler ışığında bölgedeki en köklü yerleşim izlerini taşır.

Anahtar Kavram

Orta Asya Kültür Merkezleri Kronolojisi

Daha Fazla Pratik

Diğer kültür merkezlerinin (Kelteminar vb.) temel geçim kaynaklarını inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:30s
Soru 118Soru

Uygur Devleti, Türk tarihinde Maniheizm dinini benimseyerek yerleşik hayata geçen ilk topluluk olmuştur. Bu köklü yaşam tarzı değişikliği beraberinde kültürel, ekonomik ve hukuki alanlarda birçok yenilik getirmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi Uygur Devleti'nin yerleşik hayata geçmesinin bir sonucu olarak gösterilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk veraset sisteminde köklü değişikliğe gidilerek "Kut" anlayışının tamamen terk edilmesi

Cevap

Uygur Devleti'nde yerleşik hayata geçişe rağmen Kut anlayışının terk edilmesi söz konusu değildir; bu durum siyasi bir sürekliliktir.
Türk devlet geleneğinde egemenliğin ilahi bir kaynağa dayandığına inanılan 'Kut' anlayışı ve ülkenin hanedan üyelerinin ortak malı sayıldığı veraset sistemi, Uygurlar döneminde de devam etmiştir. Yerleşik hayata geçiş bu temel siyasi anlayışı ortadan kaldırmamış, aksine bu anlayış yeni yaşam tarzı içerisinde de korunmuştur. Bu nedenle Kut anlayışının terk edildiğini savunan ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Uygur Devleti'nin yerleşik hayata geçişle yaşadığı değişimleri analiz etmek.
Mimari, sanat, hukuk ve sosyal yaşamda büyük değişimler görülür.
Yerleşik hayat, göçebe yaşamın aksine kalıcı eserler ve yazılı düzenlemeler gerektirir.
2
Seçeneklerdeki unsurların hangisinin yenilik, hangisinin süreklilik olduğunu belirlemek.
Şehirleşme, fresko, yazılı hukuk ve kütüphanecilik yerleşik hayatın sonuçlarıdır; ancak Kut anlayışı eski bir gelenektir.
Türk devletlerinde İslamiyet öncesinde yönetim anlayışı (Kut) ve veraset sistemi (ülkenin hanedanın ortak malı olması) temel bir süreklilik arz eder.
3
Yanlış olan yargıyı tespit etmek.
Kut anlayışının terk edildiği bilgisi tarihsel olarak yanlıştır.
Uygurlar din değiştirseler ve yerleşik hayata geçseler de devlet yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiği inancını korumuşlardır.

Anahtar Kavram

İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Yerleşik Hayat ve Siyasi Süreklilik

Daha Fazla Pratik

Uygur Devleti'nin Maniheizm dinini benimsemesinin askeri yapı üzerindeki olumsuz etkilerini (savaşçılık özelliğinin zayıflaması) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 119Soru

Grek kaynaklarında İskit, Pers kaynaklarında ise Saka olarak adlandırılan; Karadeniz’in kuzeyinden Orta Asya’ya kadar uzanan sahada egemenlik kuran bu topluluk, bozkır kültürünün ilk büyük temsilcisi kabul edilir. Tarihçi Herodot'un eserlerinde geniş yer ayırdığı bu savaşçı topluluk, hem maden işleme sanatı hem de dönemin büyük güçleriyle girdiği mücadelelerle tarihe damga vurmuştur.

Buna göre, İskitler (Sakalar) ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Türk tarihinde onluk sistem temelinde ilk düzenli askeri teşkilatlanmayı gerçekleştirerek orduda disiplini sağlamışlardır.

Cevap

Türk tarihinde onluk sisteme dayalı ilk düzenli ordunun kurulması İskitlere değil, Asya Hun hükümdarı Mete Han'a (M.Ö. 209) ait bir özelliktir.
Onluk sistem temelinde ilk düzenli ordunun kurulması Türk tarihinde Mete Han ile başlar. İskitler savaşçı bir toplum olmalarına rağmen, bu ölçekte ve sistemde bir ordu teşkilatlanması literatürde Asya Hun Devleti ile başlatılır.

Adım Adım Çözüm

1
İskitlerin temel özelliklerini analiz et.
İskitler; Bozkırın Kuyumcuları unvanı, Hayvan Üslubu, Tomris Hatun ve Alp Er Tunga (Afrasiyab) ile tanınan, pantolon/ceket gibi kültürel ögeleri kullanan ilk Türk topluluğudur.
Topluluğun kendine has kültürel ve siyasi mirasını belirlemek.
2
Verilen seçeneklerdeki askeri teşkilatlanma bilgisini kontrol et.
Onluk sistemin kurucusu Mete Han'dır.
İskitler ile Hunlar arasındaki kronolojik ve teşkilatsal farkı ayırt etmek.

Anahtar Kavram

İskitler (Sakalar) ve Diğer Türk Devletleri Arasındaki Temel Farklar
Soru 120Soru

Orta Asya’nın tarih öncesi devirlerini aydınlatan arkeolojik araştırmalarda; Afanesyevo kültürünün daha gelişmiş bir devamı olarak kabul edilen, Hazar Denizi’nin doğusundan Altay Dağları’na kadar uzanan çok geniş bir sahada etkili olan ve antropolojik buluntuları itibarıyla Türklerin ilk atalarına ait fiziksel özelliklerin (beyaz ırk, brakisefal yapı) belirginleştiği kültür merkezi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Andronovo

Cevap

Türklerin antropolojik özelliklerini yansıtan ve en geniş yayılma alanına sahip olan kültür merkezi Andronovo'dur.
Andronovo kültürü, Afanesyevo kültürünün gelişim göstermiş bir devamı niteliğindedir. Orta Asya'daki kültür merkezleri arasında en geniş yayılma alanına sahip olması ve Türklerin antropolojik tipi olan 'brakisefal' beyaz ırka ait buluntuların ilk kez belirgin olarak bu merkezde görülmesi, onu diğer merkezlerden ayıran temel özelliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Kültür merkezlerinin kronolojik ve coğrafi özelliklerini analiz etme
Afanesyevo (MO¨30001700MÖ 3000 - 1700) ve Andronovo (MO¨17001200MÖ 1700 - 1200) kültürlerinin Türklerin atalarına (Proto-Türkler) ait olduğu belirlenir.
Bu iki kültür, Türklerin ana yurdu olan bölgedeki ilk yerleşimleri temsil eder.
2
Andronovo kültürünün ayırt edici özelliklerini belirleme
Andronovo'nun, Afanesyevo'nun daha gelişmiş bir safhası olduğu ve Türklerin fiziksel yapısına (beyaz ırk, brakisefal) dair veriler sunduğu görülür.
Yapılan kazılarda bulunan kafatası yapıları ve eşyalar bu kültürü diğerlerinden ayırır.
3
Yayılma alanını değerlendirme
Hazar Denizi'nden Altaylara kadar uzanan geniş coğrafyada bu kültüre ait izlerin bulunması, yayılma alanının en geniş olduğunu kanıtlar.
Sorudaki 'en geniş saha' ve 'antropolojik özellikler' ifadeleri doğrudan doğru cevabı belirler.

Anahtar Kavram

Andronovo Kültürü
Tahmini Süre:1m 0s
ÖncekiSayfa 6 / 22Sonraki
İslamiyet Öncesi Türk Tarihi — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 6 | Examkin