Anayasa Hukuku ve Türk Anayasa Tarihi

537 soru

Soru 41Soru →

19211921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun kabul edilmesiyle birlikte 18761876 Kanun-i Esasi’nin resmen yürürlükten kaldırılmamış olması, Türk hukuk tarihinde 'ikili anayasal dönem' olarak adlandırılan bir süreci başlatmıştır. Bu süreçteki anayasal uygulama ve normların geçerliliği dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19211921 Anayasası hükümleriyle çelişmeyen Kanun-i Esasi hükümleri, 19241924 Anayasası yürürlüğe girene kadar hukuki geçerliliğini korumuştur.

Cevap

1921 Anayasası ile açıkça çelişmeyen Kanun-i Esasi hükümleri, 1924 Anayasası yürürlüğe girene kadar uygulanmaya devam etmiştir.
Türk hukukunda 19211921 ile 19241924 yılları arasında iki anayasa aynı anda yürürlükte kalmıştır. 19211921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye), kısa bir metin olduğu için temel haklar ve yargı gibi konuları düzenlememiş; bu boşluklar 18761876 Kanun-i Esasi'nin 19211921 metniyle çelişmeyen hükümleriyle doldurulmuştur. Bu duruma 'anayasal dualizm' denir.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın niteliğini analiz etme.
1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye), kısa, öz ve olağanüstü dönem ihtiyaçlarına cevap veren bir 'çerçeve' anayasadır.
Bu anayasa sadece devletin temel yapısını ve egemenlik anlayışını belirlemiş, detaylı düzenlemelere girmemiştir.
2
1876 Kanun-i Esasi ile ilişkisini değerlendirme.
1921 Anayasası kabul edildiğinde 1876 Anayasası resmen ve tamamen yürürlükten kaldırılmamıştır.
Hukukta 'sonraki kanun önceki kanunu (çeliştiği ölçüde) ilga eder' ilkesi gereği, sadece çelişen maddeler geçersiz sayılmıştır.
3
İkili anayasal yapının son bulduğu tarihi belirleme.
Bu dualist (ikili) yapı, 1924 Anayasası'nın 104. maddesi ile her iki anayasanın da resmen yürürlükten kaldırılmasına kadar sürmüştür.
1924 Anayasası tam kapsamlı ve sert bir anayasa olarak tüm anayasal düzeni yeniden kurmuştur.

Anahtar Kavram

İkili Anayasal Düzen (Dualizm)
Soru 42Soru →

19241924 Anayasası (Tes\ckilat−ıTeşkilat-ı EsasiyeEsasiye KanunuKanunu), 19211921 Anayasası'nın savaş dönemi koşullarında uyguladığı "Meclis Hükümeti" sistemi ile tam parlamenter sistem arasında bir geçiş modeli olan "Karma Hükümet Sistemi"ni benimsemiştir. Bu sistemde egemenliğin tek temsilcisi olarak meclisin üstünlüğü korunmuş, ancak yürütme yetkisinin icrası farklı bir yapıya kavuşturulmuştur.

Buna göre, 19241924 Anayasası'nda düzenlenen yasama ve yürütme ilişkilerine dair aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhurbaşkanı, yürütme organının meclis üzerindeki etkisini artırmak amacıyla yasama organını feshetme ve seçimleri yenileme yetkisine sahiptir.

Cevap

1924 Anayasası'nda meclisin üstünlüğü ilkesi gereği, Cumhurbaşkanı'nın yasama organını (TBMM) feshetme veya seçimleri yenileme yetkisi bulunmamaktadır; bu yetki yalnızca meclisin kendisine aittir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü 19241924 Anayasası, "Meclisin Üstünlüğü" ilkesini benimsemiştir. Bu ilke uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisini feshetme yetkisine sahip tek organdır. Cumhurbaşkanı'na veya Bakanlar Kurulu'na meclisi feshetme, meclis seçimlerini yenileme veya meclis çalışmalarına son verme gibi bir yetki tanınmamıştır. Bu durum, 19241924 Anayasası'nın meclis hükümeti sisteminden tam parlamenter sisteme henüz geçmediğinin en önemli kanıtlarından biridir.

Adım Adım Çözüm

1
19241924 Anayasası'nın benimsediği "Karma Hükümet Sistemi"nin temel özelliklerini hatırla.
19241924 Anayasası, kuvvetler birliğini (egemenlik bazında) korurken görevler ayrılığını (işlevsel bazda) başlatmıştır.
Sistemin meclis üstünlüğüne mi yoksa kuvvetler ayrılığına mı dayandığını anlamak için gereklidir.
2
Yasama ve yürütme arasındaki denge mekanizmalarını analiz et.
Meclis hükümeti her zaman görevden düşürebilirken, hükümetin veya Cumhurbaşkanı'nın meclise karşı benzer bir fesih gücü yoktur.
Meclis üstünlüğü ilkesinin en somut sonucu, meclisin kendi varlığı üzerinde tek otorite olmasıdır.
3
19611961 ve 19821982 anayasalarındaki parlamenter özelliklerle karşılaştırarak yanlış ifadeyi saptra.
Yürütmenin meclisi feshetme yetkisi parlamenter sistemin bir özelliği olup, meclisin üstünlüğünü esas alan 19241924 modelinde yer almaz.
Farklı anayasal dönemlerin karıştırılmasını önlemek için ayırt edici bir noktadır.

Anahtar Kavram

1924 Anayasası Karma Hükümet Sistemi ve Meclis Üstünlüğü
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 43Soru →

Osmanlı Devleti’nin hukuk tarihindeki anayasallaşma aşamaları ve bu süreçte ilan edilen belgelerin hukuki nitelikleri göz önüne alındığında; Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı’nın iktidarı sınırlandırma yöntemi ve hukuki dayanakları bakımından karşılaştırılmasına dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sened-i İttifak, iktidarı merkez ile yerel güçler (ayanlar) arasındaki bir uzlaşı ve sözleşme (pakt) yoluyla sınırlandırma girişimi iken; Tanzimat ve Islahat Fermanları, padişahın hukukun üstünlüğünü tanıyarak kendi yetkilerini tek taraflı olarak sınırlandırdığı 'lütfedilmiş' belgelerdir.

Cevap

Sened-i İttifak'ın bir sözleşme (misak) niteliğinde olması, Tanzimat ve Islahat fermanlarının ise padişahın tek taraflı öz-sınırlama iradesine (ferman) dayanması temel ayırt edici noktadır.
Doğru tespitte belirtildiği üzere, Sened-i İttifak (1808) hükümdar ile tebaa (ayanlar) arasında yapılan iki taraflı bir akit/sözleşme niteliğindeyken; Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) belgeleri hükümdarın kendi iktidarını hukuki kurallarla sınırlamayı vaat ettiği tek taraflı tasarruflardır (Charter/Şart). Bu ayrım, anayasa hukukunda iktidarın hangi yöntemle sınırlandığını gösteren en temel teorik farktır.

Adım Adım Çözüm

1
Sened-i İttifak'ın (1808) hukuki niteliğini analiz et.
Padişah (II. Mahmut) ile Ayanlar arasında imzalanmıştır. Bu bir 'sözleşme' (misak/pakt) niteliğindedir. Padişah ilk kez kendi dışındaki bir gücü (ayanları) muhatap almıştır.
Belgenin iki taraflı bir irade uyuşmasına dayanıp dayanmadığını anlamak için.
2
Tanzimat (1839) ve Islahat (1856) fermanlarının niteliğini analiz et.
Her ikisi de padişahın tek taraflı iradesiyle (Hatt-ı Hümayun/Ferman) ilan edilmiştir. Padişah, 'bundan sonra kanunlara ben de uyacağım' diyerek kendi yetkilerini yine kendisi sınırlandırmıştır (Öz-sınırlama).
Bu belgelerin bir 'anayasa' mı yoksa 'lütfedilmiş haklar manzumesi' mi olduğunu saptamak için.
3
Belgelerin 'Anayasalcılık' (Constitutionalism) hareketlerindeki yerini karşılaştır.
Sened-i İttifak 'Magna Carta' benzeri bir feodal sözleşmedir; Tanzimat ise modern anlamda 'Hukuk Devleti'ne geçişin ilk beyannamesidir. Ancak hiçbirisi bir 'Anayasa' (Constitution) değildir.
KPSS düzeyindeki kavram kargaşasını (Anayasalcılık vs. Anayasa) netleştirmek için.
4
Seçeneklerdeki kavramsal hataları ayıkla.
Halk iradesi, parlamento, anayasa mahkemesi gibi kavramların bu dönemde henüz mevcut olmadığı görülür.
Doğru analitik sonuca ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Osmanlı'da İktidarın Sınırlandırılması: Sözleşme (Sened-i İttifak) ve Tek Taraflı İşlem (Fermanlar)

İpuçları

1
Belgelerin hangi taraflar arasında ve hangi yöntemle (pazarlık mı yoksa tek taraflı bildiri mi?) ortaya çıktığını düşünün.
2
Sened-i İttifak'ın bir 'Sözleşme/Pakt' (Magna Carta gibi), Tanzimat'ın ise bir 'Hukuk Devleti Bildirgesi' (Ferman) olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Bu belgelerin ardından gelen 1876 Kanun-i Esasi'nin, iktidarı sınırlandırma noktasında getirdiği 'Meclis' faktörünü ve padişahın veto yetkilerini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 44Soru →

19211921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Türk anayasa hukukunda hem "milli egemenlik" ilkesini ilk kez hukuki bir metne dönüştürmesi hem de getirdiği "Meclis Hükümeti Sistemi" ile özgün bir yapı sunması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Bu anayasanın metin içeriği ve 19231923 yılında yapılan rejim değişiklikleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dönemin anayasal düzeni hakkında aşağıdakilerden hangisi doğru bir çıkarım değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: 19231923 değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı makamının oluşturulması, yasama ve yürütme erklerinin sert bir şekilde birbirinden ayrılmasını ve parlamenter sisteme tam bir geçiş yapılmasını sağlamıştır.

Cevap

1923 değişikliklerinin yasama ve yürütme erklerini sert bir şekilde ayırdığı ve tam parlamenter sisteme geçişi sağladığı yönündeki ifade yanlıştır.
Cumhurbaşkanlığı makamının oluşturulduğu 19231923 değişiklikleri, hükümet etme usulünü 'Kabine Sistemi'ne yaklaştırsa da temel anayasal ilke olan 'Kuvvetler Birliği'ni ortadan kaldırmamıştır. Sert kuvvetler ayrılığı (yasama, yürütme ve yargının kesin sınırlarla ayrılması), Türk anayasa geleneğinde 19211921 veya 19231923 düzenlemelerinin bir parçası değildir. Bu dönemde TBMM, hala tüm yetkilerin kendisinde toplandığı en üstün iradedir.

Adım Adım Çözüm

1
1921 Anayasası'nın temel yönetim ilkesini analiz etme
Anayasa, tüm yetkilerin TBMM'de toplandığı 'Kuvvetler Birliği' ilkesini benimsemiştir.
Meclis Hükümeti sistemi, yasama ve yürütmenin tek bir organda birleşmesini gerektirir.
2
1923 yılı anayasa değişikliklerini değerlendirme
Cumhuriyet ilan edilmiş, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamları oluşturulmuştur.
Bu değişikliklerle Meclis Hükümeti sisteminden 'Kabine Sistemi'ne geçiş süreci başlamıştır.
3
Hükümet sistemi ve kuvvetler ilkesi arasındaki ilişkiyi inceleme
Kabine sistemine geçilmesine rağmen, Meclis'in üstünlüğü ve kuvvetler birliği esası korunmuştur.
Tam parlamenter sistem veya sert kuvvetler ayrılığı (yargının da bağımsız bir güç olarak tesciliyle birlikte) bu dönemde henüz kurulmamıştır.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi ve Kuvvetler Birliği İlkesi
Soru 45Soru →

18761876 Kanun-i Esasi'nin orijinal metni (1909 öncesi) uyarınca, Heyet-i Vükela (Bakanlar Kurulu) üyelerinden birinin görevine ilişkin suçlarından dolayı yargılanma süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclis-i Mebusan tarafından suçlanan bakan, Padişah'ın onayıyla kurulan ve üyeleri Heyet-i Ayan, Şura-yı Devlet ve Mahkeme-i Temyiz'den seçilen Divan-ı Ali'de yargılanır.

Cevap

Bakanların yargılanma süreci Meclis-i Mebusan'ın ithamı, Padişah'ın onayı ve Heyet-i Ayan, Şura-yı Devlet ile Mahkeme-i Temyiz üyelerinden oluşan Divan-ı Ali'nin yargılaması şeklinde gerçekleşir.
1876 Kanun-i Esasi'nin orijinal sisteminde bakanlar Padişah'a karşı sorumludur ve görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılanmaları özel bir prosedüre tabidir. Meclis-i Mebusan'ın suçlama yetkisini kullanması ve Padişah'ın bu suçlamayı yerinde bulup onaylamasıyla dosya Divan-ı Ali'ye gider. Bu kurulun üyeleri, anayasaya göre Heyet-i Ayan (Yasama), Şura-yı Devlet (İdari Bürokrasi/Yargı) ve Mahkeme-i Temyiz (Adli Yargı) rüesa ve azalarından seçilen 30 kişiden oluşarak çok yönlü bir denetim sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Yürütme organının sorumluluk alanını belirleme
1876 Kanun-i Esasi'nin orijinal metninde bakanlar (Vükela) Meclis'e değil, sadece Padişah'a karşı sorumludur.
Bu dönemdeki mutlakiyetçi eğilim, yürütmenin denetimini Padişah'a bırakmıştır.
2
İtham (Suçlama) makamını saptama
Bakanların görev suçlarıyla ilgili suçlanması (itham edilmesi) Meclis-i Mebusan'ın yetkisindedir (Madde 31).
Yargılama sürecinin başlayabilmesi için halkı temsil eden meclisin suçlamayı yapması anayasal bir gerekliliktir.
3
Onay ve Yargı organını belirleme
Mebusan'ın suçlaması Padişah tarafından onaylanırsa, yargılama 30 üyeli Divan-ı Ali'de yapılır.
Divan-ı Ali, yüksek bürokratların ve yargıçların görev suçlarını yargılamak için kurulan geçici nitelikli bir yüksek mahkemedir.

Anahtar Kavram

1876 Kanun-i Esasi'de Yürütmenin Sorumluluğu ve Divan-ı Ali

Daha Fazla Pratik

1909 değişikliklerinin 'Padişah'ın veto yetkisi' ve 'kabinenin siyasi sorumluluğu' üzerindeki etkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 46Soru →

Osmanlı Devleti'nde anayasalcılık hareketlerinin önemli bir aşamasını teşkil eden; padişahın kendi gücünün üzerinde bir kanun gücü olduğunu ilk kez açıkça kabul ettiği, din ayrımı gözetmeksizin tüm Osmanlı tebaasına can, mal ve namus güvenliği garantisi veren 1839 tarihli belge aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Fermanı

Cevap

Tanzimat Fermanı, padişahın tek taraflı iradesiyle ilan ettiği ve kanun gücünün üstünlüğünü ilk kez kabul ettiği belgedir.
Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu), Osmanlı Devleti'nde padişahın kendi iradesinin üstünde bir kanun gücü bulunduğunu (hukukun üstünlüğü) kabul ettiği ilk resmi belgedir. Müslüman ve gayrimüslim tüm tebaaya eşit vatandaşlık haklarının temelini (can, mal, ırz güvenliği) sağlaması bakımından modern anlamda anayasalcılığın en önemli başlangıç adımı kabul edilir.

Adım Adım Çözüm

1
Soruda verilen temel özellikleri analiz et.
Belgenin 1839 tarihli olması, tüm tebaayı kapsaması ve 'kanun gücünün üstünlüğü' vurgusu yapması.
Bu kriterler bizi doğrudan Tanzimat Fermanı'na yönlendirir.
2
Diğer belgelerle karşılaştırma yap.
Sened-i İttifak'ın (1808) bir sözleşme, Islahat Fermanı'nın (1856) azınlık odaklı, Kanun-i Esasi'nin (1876) ise bir anayasa olduğunu belirle.
Doğru belgenin diğerlerinden ayrılan 'genel haklar' ve 'tarih' farkını teyit etmek için gereklidir.

Anahtar Kavram

Hukukun Üstünlüğü ve Tanzimat Fermanı

İpuçları

1
Belgenin 1839 yılında Gülhane Parkı'nda okunduğunu hatırlayın.
2
Padişahın 'Ben dahi bu kanunlara uyacağım' diyerek kendi yetkisini hukukla sınırladığı ilk metindir.
3
Eşitlik ve modern vatandaşlık haklarının temelini atan, din ayrımı gözetmeyen fermandır.

Daha Fazla Pratik

Sened-i İttifak ile Tanzimat Fermanı arasındaki temel farkları (sözleşme vs. ferman) karşılaştıran bir tablo hazırlayabilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 47Soru →

19211921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Millî Mücadele döneminin getirdiği olağanüstü şartlar altında hazırlanmış "çerçeve" niteliğinde bir anayasa olmasına rağmen, devletin merkez teşkilatı dışındaki idari yapısına yönelik de özgün ve detaylı düzenlemeler içermiştir.

Bu anayasada öngörülen idari teşkilatlanma ve yerinden yönetim (mahalli idareler) sistemiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vilayetlerin mahalli işlerde manevi şahsiyete ve muhtariyete sahip olduğu ilkesi kabul edilmiştir.

Cevap

1921 Anayasası'na göre vilayetler, yerel işlerde manevi şahsiyete (tüzel kişiliğe) ve muhtariyete (özerkliğe) sahip idari birimlerdir.
19211921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun 1111. maddesi, vilayetlerin mahalli işlerde manevi şahsiyete (tüzel kişilik) ve muhtariyete (özerklik) sahip olduğunu açıkça belirtir. Bu düzenleme ile eğitim, sağlık, vakıf ve tarım gibi hizmetlerin yönetimi halk tarafından seçilen "Vilayet Şurası"na bırakılmıştır. Bu durum, Türk anayasa tarihinde yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) ilkesinin en güçlü vurgulandığı dönemlerden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
19211921 Anayasası'nın idari düzenlemelerini içeren maddeleri saptamak.
1111 ile 2121. maddeler arasında vilayet ve nahiye idarelerinin düzenlendiği görülür.
Anayasanın kapsamını belirlemek için ilgili madde aralığını incelemek gerekir.
2
Vilayetlerin hukuki statüsüne dair ifadeyi analiz etmek.
"Vilayet, mahalli umurda manevi şahsiyete ve muhtariyete haizdir" hükmüne ulaşılır.
Bu hüküm, illerin yerel yönetim kapasitesini anayasal güvenceye bağlar.
3
Merkeziyetçilik ve yerinden yönetim dengesini değerlendirmek.
Valinin merkezi, Şura'nın ise yerel halkı temsil ettiği ikili bir yapının kurulduğu saptanır.
Bu ayrım, anayasanın demokratik ve yerinden yönetimci karakterini açıklar.

Anahtar Kavram

1921 Anayasası'nda Vilayet Muhtariyeti

İpuçları

1
19211921 Anayasası'nın maddelerinin neredeyse yarısının idari birimlere ayrıldığını göz önünde bulundurun.
2
Anayasa metninde iller (vilayetler) için kullanılan "muhtariyet" kelimesinin günümüzdeki anlamını düşünün.
3
Bu anayasa, valiyi merkezin temsilcisi, halkın seçtiği meclisi (şura) ise yerelin karar organı olarak tanımlayarak yetki paylaşımı yapmıştır.

Daha Fazla Pratik

Bu idari modelin 19241924 Anayasası ile nasıl daha merkeziyetçi bir yapıya dönüştüğünü inceleyerek karşılaştırma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 48Soru →

1876 tarihli Kanun-i Esasi’nin 1909 yılındaki köklü anayasa değişikliklerinden önceki ilk metni dikkate alındığında; yürütme organının yasama süreci üzerindeki mutlak belirleyiciliğini ve rejimin parlamenter esaslardan uzak 'monarşik' karakterini en net biçimde ortaya koyan düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Padişahın kanunları onaylama (tasdik) konusunda süreyle sınırlanmamış mutlak veto yetkisine sahip olması ve Meclis-i Mebusan’ın kanun teklif edebilmesi için Padişah’tan izin alma şartının bulunması

Cevap

Padişahın kanunlar üzerinde mutlak veto yetkisine sahip olması ve meclisin kanun teklifi için Padişah'tan izin alma zorunluluğu
1876 Kanun-i Esasi'nin orijinal metninde Padişah, yasama organı üzerinde tam bir kontrole sahipti. Meclis-i Mebusan'ın bir kanun teklifinde bulunabilmesi için öncelikle Padişah'tan izin alması gerekmesi (izin sistemi) ve meclislerden geçen bir metnin Padişah tarafından onaylanmamasının o metni tamamen hükümsüz kılması (mutlak veto), halkın temsilcilerinin iradesinin hükümdarın iradesine bağımlı olduğunu gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Kanun-i Esasi'nin dönem analizi yapılır.
Soruda 1909 değişikliklerinden önceki 'ilk metin' (1876 orijinal hali) sorulmaktadır.
1876 metni ile 1909 sonrası metin arasında kuvvetler ayrılığı ve padişahın yetkileri açısından uçurum vardır.
2
Yasama sürecindeki hiyerarşi incelenir.
Orijinal metinde Meclis-i Mebusan'ın kanun teklif etme yetkisinin Padişahın iznine bağlı olduğu (Madde 54) ve kabul edilen kanunların yürürlüğe girmesi için Padişahın onayı (tasdiki) gerektiği görülür.
Mutlak monarşilerde yasama gücü hükümdarın iradesine tabidir.
3
Veto türü belirlenir.
Padişahın onaylamadığı bir kanun teklifi meclise geri dönmez, yani Padişahın 'mutlak veto' yetkisi vardır.
Geciktirici veto parlamenter sistemin, mutlak veto ise otoriter yapıların özelliğidir.

Anahtar Kavram

1876 Kanun-i Esasi'nin Orijinal Metninde Padişahın Mutlak Otoritesi

İpuçları

1
1876 Anayasası'nın 1909 yılında neredeyse tamamen değiştirildiğini ve parlamenter sisteme ancak o zaman yaklaşıldığını unutmayın.
2
Padişahın 'İzin' ve 'Tasdik' yetkilerinin meclis iradesini nasıl kilitlediğini düşünün.
3
Bir kanun teklifinin daha doğmadan (meclise sunulmadan) hükümdarın onayına tabi olması en büyük kısıtlamadır.

Daha Fazla Pratik

1909 değişikliklerinin 'Meclis'in üstünlüğü' ilkesine katkılarını 1876 orijinal metniyle karşılaştırarak çalışmanız tavsiye edilir.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 49Soru →

19611961 Anayasası, Türk anayasa tarihinde devletin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını 'planlı' bir esasa bağlamış ve bu planların hazırlanması amacıyla anayasal bir kurumun oluşturulmasını öngörmüştür. Bu doğrultuda, kalkınma planlarını hazırlamak ve hükümete danışmanlık yapmak amacıyla 19611961 Anayasası ile ilk kez ihdas edilen kurum aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devlet Planlama Teşkilatı

Cevap

Devlet Planlama Teşkilatı
Doğru cevap Devlet Planlama Teşkilatı ifadesinin yer aldığı seçenektir. 19611961 Anayasası, 'sosyal devlet' ilkesini benimsemiş ve bu ilkenin bir gereği olarak devletin iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı plana bağlamasını zorunlu kılmıştır. Bu planların teknik hazırlığını yapmak ve hükümete yol göstermek amacıyla da Devlet Planlama Teşkilatı (DPTDPT) anayasal bir kurum olarak ihdas edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
19611961 Anayasası'nın getirdiği 'sosyal devlet' ve 'planlı kalkınma' ilkelerini değerlendirmek.
Anayasa'nın devletin ekonomik ve sosyal hayatı bir plan dahilinde yönetmesini emrettiği saptanır.
Anayasal kurumların hangi temel ilke doğrultusunda kurulduğunu anlamak soruyu çözmek için ilk adımdır.
2
19611961 Anayasası ile ilk kez kurulan kurumları listelemek ve işlevlerini karşılaştırmak.
Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu, MGK ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPTDPT) gibi kurumlar hatırlanır.
Soruda istenen 'kalkınma planı hazırlama' görevi ile kurum işlevleri eşleştirilir.
3
Kalkınma planlarını hazırlamakla görevli spesifik kurumu belirlemek.
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPTDPT) bu amaçla anayasal statüye kavuşturulduğu sonucuna varılır.
19611961 Anayasası'nın 129129. maddesi doğrudan bu kuruma ve planlı kalkınmaya atıf yapmaktadır.

Anahtar Kavram

1961 Anayasası'nda Sosyal Devlet ve Planlı Kalkınma
Tahmini Süre:50s
Soru 50Soru →

Anayasa hukukunda, bir anayasayı o anayasanın öngördüğü kurallara bağlı kalarak değiştirme yetkisine sahip olan güç "tali kurucu iktidar" olarak tanımlanır. Tali kurucu iktidar, hukuksal bir süreklilik içinde hareket ederken belirli sınırlar içerisinde kalmak zorundadır.

Buna göre, tali kurucu iktidarın hukuki niteliği ve yetki sınırları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tali kurucu iktidar, yetkisini doğrudan mevcut anayasadan alan bir "kurulu güç" niteliği taşıdığı için hem anayasada belirtilen şekli (usul) şartlara hem de değiştirilmesi yasaklanan maddeler gibi maddi (içeriksel) sınırlara tabidir.

Cevap

Tali kurucu iktidarın bir kurulu güç olarak hem usul hem de içerik bakımından anayasal sınırlarla bağlı olduğunu belirten ifade doğrudur.
Tali kurucu iktidar, hukuk düzeni içinde var olan ve yetkisini anayasadan alan bir güçtür. Bu nedenle, anayasanın öngördüğü nitelikli çoğunluk, Cumhurbaşkanı onayı gibi şekli kurallara ve Türkiye örneğinde olduğu gibi ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğine dair maddi (içeriksel) yasaklara uymakla yükümlüdür. Bu yönüyle bir 'kurulu güç' (pouvoir constitué) olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
Kurucu iktidar türlerinin tanımlanması
Asli Kurucu İktidar (hukuk dışı, sınırsız) ve Tali Kurucu İktidar (hukuk içi, sınırlı) ayrımı yapılır.
Soruda sorulan tali kurucu iktidarın temel karakteristiğini belirlemek için bu ayrım şarttır.
2
Tali kurucu iktidarın sınırlarının analizi
Bu iktidarın iki tür sınırı olduğu saptanır: Şekli (teklif, görüşme, oylama usulü) ve Maddi (değiştirilmesi yasak olan maddeler).
Tali kurucu iktidar mevcut anayasanın çizdiği sınırlar içinde hareket eden bir 'türev' iktidardır.
3
Kurulu güç kavramının incelenmesi
Tali kurucu iktidarın Yasama, Yürütme ve Yargı gibi anayasa tarafından kurulmuş bir yetki olduğu teyit edilir.
Anayasanın üstünlüğü ilkesi gereği, anayasa tarafından yetkilendirilen her güç anayasaya uymak zorundadır.
4
Seçeneklerin bu verilerle karşılaştırılması
Anayasal sınırlara (şekli ve maddi) tabi olmayı vurgulayan ifadenin doğru olduğu sonucuna varılır.
Diğer seçenekler ya kavramları (asli-tali) karıştırmakta ya da tarihi/hiyerarşik hatalar içermektedir.

Anahtar Kavram

Kurucu İktidar Ayrımı (Asli vs. Tali)

İpuçları

1
Asli kurucu iktidar anayasayı 'yapan', tali kurucu iktidar ise 'değiştiren' güçtür.
2
Bir gücün 'kurulu güç' olması, onun mevcut bir üst metne (anayasa) bağlı olduğu anlamına gelir.

Daha Fazla Pratik

Türkiye'de 1982 Anayasası'nın 4. maddesinin, tali kurucu iktidar üzerindeki 'maddi sınır' etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 51Soru →

Osmanlı Devleti'nde anayasal düzene geçişin ilk aşamaları olarak kabul edilen Sened-i İttifak (1808) ile Tanzimat Fermanı (1839) arasındaki iktidarın sınırlandırılması ve belgenin hukuki niteliği bakımından yapılan karşılaştırmalardan hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tanzimat Fermanı padişahın tek taraflı iradesine dayanan bir "ihsan" niteliği taşırken; Sened-i İttifak, merkezi otorite ile yerel güç odakları arasında imzalanmış "misak" karakterli bir sözleşmedir.

Cevap

Tanzimat Fermanı padişahın tek taraflı iradesine dayanan bir ihsan niteliği taşırken; Sened-i İttifak, merkezi otorite ile yerel güç odakları arasında imzalanmış misak karakterli bir sözleşmedir.
Sened-i İttifak, Osmanlı merkezi yönetimi ile ayanlar arasında yapılan bir pazarlığın sonucudur ve karşılıklı yükümlülükler içerdiği için 'misak/sözleşme' olarak tanımlanır. Tanzimat Fermanı ise padişahın halkına çeşitli haklar bahşettiği ve hukuka uyacağını taahhüt ettiği, tek taraflı iradeyle yayımlanan bir 'ihsan/ferman'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Sened-i İttifak'ın hukuki niteliğini analiz etme.
Belge, II. Mahmut ve Ayanlar arasında imzalanmıştır; dolayısıyla çift taraflı bir 'sözleşme' (misak) niteliğindedir.
Sultan'ın otoritesini başka bir gücün varlığını tanıyarak paylaştığı bir uzlaşıdır.
2
Tanzimat Fermanı'nın hukuki niteliğini analiz etme.
Padişah Abdülmecid tarafından ilan edilmiş, tebaaya haklar tanıyan tek taraflı bir 'ihsan/ferman' niteliğindedir.
Hukukun üstünlüğü ilkesi ilk kez açıkça beyan edilmiş, Sultan kendi üzerinde bir gücü (hukuku) tek taraflı iradesiyle tanımıştır.
3
İki belgenin farklarını sentezleme.
Biri sözleşme temelli (bilateral), diğeri ferman temelli (unilateral) belgelerdir.
Anayasal tarih içindeki yerlerini belirleyen en temel hukuki ayrım budur.

Anahtar Kavram

Osmanlı Anayasal Belgelerinin Hukuki Niteliği

İpuçları

1
Hangi belgenin bir 'sözleşme', hangisinin bir 'padişah bildirisi' olduğunu düşünün.
2
Sened-i İttifak ayanlarla Sultan arasındayken, Tanzimat Fermanı doğrudan halkın tamamını (tebaa) hedef alır.
3
Misak (Sözleşme) ve İhsan (Lütuf) kavramları bu iki belgenin hukuki farkını belirleyen anahtar kelimelerdir.

Daha Fazla Pratik

Islahat Fermanı'nın Tanzimat'tan farkını ve özellikle yabancı devletlerin müdahalesi açısından etkisini inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 52Soru →

19611961 Anayasası, Türk anayasa tarihinde yargı bağımsızlığını ve hâkimlik teminatını en güçlü şekilde tesis etmeyi amaçlayan düzenlemelere yer vermiştir. Bu doğrultuda yargı organının yönetim ve denetimi için öngörülen mekanizmalar dikkate alındığında, 19611961 Anayasası'nın ilk metnine göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yüksek Hâkimler Kurulu'nda Adalet Bakanı veya Bakanlık müsteşarı üye olarak yer almamakta, kurul tamamen yargısal özerkliğe sahip bulunmaktadır.

Cevap

Yüksek Hâkimler Kurulu'nda Adalet Bakanı veya Bakanlık müsteşarının yer almaması, kurulun tamamen yargısal özerkliğe sahip olmasıdır.
Doğru seçenek, 19611961 Anayasası'nın en belirgin özelliklerinden biri olan yargı bağımsızlığının kurumsallaşmış halini ifade eder. Bu anayasanın orijinal metninde, hâkimlerin özlük işlerini (atama, terfi, disiplin) düzenleyen Yüksek Hâkimler Kurulu'nda yürütme organını temsilen Adalet Bakanı veya müsteşarı bulunmazdı. Bu durum, yargının idari açıdan yürütmeden tam bağımsızlığını simgeliyordu.

Adım Adım Çözüm

1
19611961 Anayasası'nın yargı bağımsızlığına yaklaşımını analiz edin.
19611961 Anayasası, yürütmenin yargı üzerindeki etkisini kırmak için 'özerklik' modelini benimsemiştir.
19241924 dönemindeki yürütme baskısını önlemek temel amaçtır.
2
Yüksek Hâkimler Kurulu'nun (YHK) yapısını inceleyin.
19611961 Anayasası'nın ilk halinde YHK'da Adalet Bakanı ve müsteşarı yer almaz; bu durum 19821982 Anayasası ile değiştirilmiştir.
Yürütme temsilcisinin kurulda bulunması yargı bağımsızlığına aykırı görülmüştür.
3
Hâkim ve savcı ayrımını kontrol edin.
19611961 sisteminde 'Yüksek Hâkimler Kurulu' ile 'Yüksek Savcılar Kurulu' ayrıdır.
Hâkimlik ve savcılık teminatlarının farklılaştırılması hedeflenmiştir.

Anahtar Kavram

1961 Anayasası'nda Yargı Bağımsızlığı ve Yüksek Hâkimler Kurulu'nun Özerk Yapısı

İpuçları

1
19611961 Anayasası, 'kuvvetler ayrılığı' ve 'yargı bağımsızlığı' konusunda Türk tarihinin en sert anayasasıdır.
2
Yürütmenin yargı üzerindeki etkisini sıfırlamak için Adalet Bakanı'nın kurul üzerindeki yetkileri kaldırılmıştı.
3
19611961'de hâkimler ve savcılar için tek bir 'HSK' değil, iki ayrı 'Yüksek Kurul' bulunduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

19611961 Anayasası'nın 19711971 ve 19731973 yıllarında yapılan kapsamlı değişikliklerle hangi hakların kısıtlandığını ve hangi yeni yargı organlarının (AYİM, DGM) eklendiğini inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 53Soru →

1924 Anayasası'na (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen kanunların Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanması ve Meclise geri gönderilmesi (veto) süreci ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Cumhurbaşkanı, bütçe ve anayasa değişikliği kanunları dışındaki kanunları bir kez daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderebilir ancak Meclis kanunu aynen kabul ederse yayımlamak zorundadır.

Cevap

Cumhurbaşkanı, bütçe ve anayasa değişikliği kanunları dışındaki kanunları bir kez daha görüşülmek üzere Meclise geri gönderebilir ancak Meclis kanunu aynen kabul ederse yayımlamak zorundadır.
1924 Anayasası'nın 35. maddesine göre Cumhurbaşkanı, Meclisçe kabul edilen kanunları (bütçe ve anayasa hükümleri hariç) uygun bulmazsa bir daha görüşülmek üzere geri gönderebilir. Ancak Meclis kanunu tekrar olduğu gibi (aynen) kabul ederse, Cumhurbaşkanı'nın artık yayımlamaktan başka seçeneği kalmaz. Bu durum Meclisin üstünlüğü ilkesinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
1924 Anayasası'ndaki yasama-yürütme ilişkisini analiz et.
Anayasa, kuvvetler birliği ilkesine rağmen görevler ayrılığı temelinde yürütmeyi Meclise bağlı ancak ayrı bir organ olarak düzenlemiştir.
Yürütmenin kanunlar üzerindeki denetim yetkisini anlamak için bu hukuki yapı önemlidir.
2
Cumhurbaşkanı'nın kanunlar üzerindeki yetkisini (35. madde) incele.
Cumhurbaşkanı'na kanunları 10 gün içinde yayımlama veya geri gönderme (veto) yetkisi verilmiştir.
Bu yetkinin 'geciktirici veto' (suspensive veto) kategorisinde olduğunu saptamak gerekir.
3
Veto yetkisinin sınırlarını ve istisnalarını belirle.
Bütçe kanunları ve anayasa değişiklikleri geri gönderilemez. Meclis geri gönderilen bir kanunu aynen kabul ederse, Cumhurbaşkanı'nın yayımlama zorunluluğu doğar.
Meclis üstünlüğü ilkesinin bir gereği olarak son sözün Meclise ait olduğunu doğrulamak içindir.

Anahtar Kavram

1924 Anayasası'nda Geciktirici Veto (Suspensive Veto)

İpuçları

1
1924 Anayasası'nda 'Meclis Üstünlüğü' ilkesinin nasıl uygulandığını düşünün.
2
Cumhurbaşkanı'nın kanunları geri gönderme yetkisi olsa da son sözü kimin söylediğine odaklanın.
3
Bütçe kanunlarının devlet işleyişi açısından aciliyetini ve veto edilip edilemeyeceğini hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

1924 Anayasası'ndaki 'Yasama Yorumu' yetkisinin neden kaldırıldığını ve modern anayasalarda bu yetkinin hangi organlara devredildiğini araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 54Soru →

Hükümet sistemleri; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirleriyle olan ilişkilerine ve toplanma biçimlerine göre farklı modellerle tanımlanmaktadır. Özellikle 'Kuvvetler Birliği' ve 'Kuvvetler Ayrılığı' ana ekseninde şekillenen bu sistemler, demokratik uygulama biçimlerine göre çeşitlilik gösterir.

Bu bağlamda; yasama ve yürütme erklerinin yasama organında birleştiği, yasamanın yürütmeye mutlak üstünlüğünün bulunduğu 'Meclis Hükümeti Sistemi' ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yasama ve yürütme erkleri arasında karşılıklı etkileşime dayanan 'yumuşak ayrılık' ilkesi benimsenmiştir.

Cevap

Meclis Hükümeti sisteminde kuvvetlerin 'yumuşak ayrılığı' değil, 'yasama üstünlüğüne dayalı kuvvetler birliği' ilkesi geçerlidir.
Doğru yanıt olan 'yumuşak ayrılık' ifadesi hatalıdır. Meclis Hükümeti sistemi, yasama ve yürütme erklerinin tek bir organda (Meclis) toplandığı 'Kuvvetler Birliği' ilkesine dayanır. Yumuşak ayrılık (kuvvetlerin iş birliği içinde birbirinden ayrı olması), Parlamenter sistemin karakteristik bir özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
Meclis Hükümeti sisteminin temel felsefesini analiz etme
Bu sistemde egemenliğin kayıtsız şartsız temsil edildiği tek organ meclistir ve tüm güçler mecliste toplanır.
Sistemin adından da anlaşılacağı üzere hükümet meclise bağlı bir heyet niteliğindedir.
2
Kuvvetler ayrılığı modelleri ile karşılaştırma yapma
Kuvvetlerin sert ayrılığı 'Başkanlık Sistemini', yumuşak ayrılığı ise 'Parlamenter Sistemi' tanımlar.
Hükümet sistemlerini birbirinden ayıran en temel kriter, yasama ve yürütme arasındaki ayrılığın derecesidir.
3
Seçeneklerdeki 'yumuşak ayrılık' kavramını değerlendirme
Yumuşak ayrılık, yasama ve yürütmenin birbirinden ayrı olduğu ancak birbirini etkileyebildiği (gensoru, fesih vb.) sistemi ifade eder.
Meclis Hükümeti sisteminde organlar arasında bir ayrılık söz konusu olmadığı için bu tanım sistemle çelişmektedir.

Anahtar Kavram

Meclis Hükümeti Sistemi ve Kuvvetler Birliği
Soru 55Soru →

1924 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu), Türk anayasa tarihinde "meclis üstünlüğü" ilkesini benimseyen, kuvvetler birliği ile görevler ayrılığını harmanlayan özgün bir yapıya sahiptir. Bu anayasanın hukuki niteliği, kabul ettiği normlar hiyerarşisi ve anayasal denetim mekanizmaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Anayasa'nın sert (katı) bir yapıda olması nedeniyle, kanunların anayasaya aykırı olamayacağı ilkesi açıkça düzenlenmiş; ancak bu aykırılığı denetleyecek yargısal bir mekanizma (Anayasa Mahkemesi gibi) öngörülmemiştir.

Cevap

1924 Anayasası, anayasanın üstünlüğü ilkesini kabul etmesine ve sert bir anayasa olmasına rağmen, bu üstünlüğü denetleyecek yargısal bir mekanizma öngörmemiştir.
Doğru olan seçenek, 1924 Anayasası'nın teknik bir paradoksunu ifade eder: Anayasa, 102. maddesiyle sert (katı), 103. maddesiyle ise üstün bir norm olarak tanımlanmıştır. Ancak kuvvetler birliği ve yasama üstünlüğü anlayışının bir sonucu olarak, Meclis'in çıkardığı kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyecek bağımsız bir yargı organı (Anayasa Mahkemesi) bu dönemde kurulmamıştır. Bu durum 'yasama tutulması' veya anayasanın siyasi denetimine yol açmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasanın sertlik derecesini analiz et.
1924 Anayasası, değiştirilme usulü bakımından adi kanunlardan daha zor bir süreç öngördüğü için 'sert' bir anayasadır.
Anayasanın 102. maddesi, değişiklik için üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunu aramaktadır.
2
Normlar hiyerarşisi ve üstünlük ilkesini kontrol et.
103. maddede 'Hiçbir kanun Teşkilat-ı Esasiye Kanununa aykırı olamaz' hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm, anayasanın kanunlardan üstün olduğunu hukuken tescil eder.
3
Anayasal denetim mekanizmasını sorgula.
Dönemin anlayışı 'yasama üstünlüğü' olduğu için, milli iradenin temsilcisi olan Meclis'in yaptığı kanunları denetleyecek bir mahkeme (Anayasa Mahkemesi) kurulmamıştır.
Anayasa Mahkemesi Türk hukuk sistemine ilk kez 1961 Anayasası ile dahil olmuştur.
4
Diğer seçeneklerdeki teknik hataları ayıkla.
Cumhurbaşkanı'nın veto yetkisi olduğu, anayasanın sert olduğu ve bireysel başvurunun o dönemde bulunmadığı tespit edilir.
Yanlış önermelerin elenmesi sonucu doğru hukuki tespiti içeren seçeneğe ulaşılır.

Anahtar Kavram

1924 Anayasası'nda Anayasanın Üstünlüğü ve Yargısal Denetim Eksikliği
Soru 56Soru →

18761876 Kanun-i Esasi'nin 19091909 yılında yapılan kapsamlı değişikliklerden önceki ilk (orijinal) metni uyarınca, hükümetin (Heyet-i Vükela) hukuki ve siyasi sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bakanlar Kurulu üyeleri Padişah tarafından atanır ve politikalarından dolayı sadece Padişah'a karşı sorumludur; meclisin hükümeti düşürme yetkisi bulunmamaktadır.

Cevap

Bakanlar Kurulu üyelerinin Padişah tarafından atanması ve sadece Padişah'a karşı sorumlu olması, meclisin ise hükümeti düşürme yetkisinin bulunmaması
18761876 Kanun-i Esasi’nin ilk metni, 'Padişah'ın kutsal hakları' ilkesine dayanır. Bu çerçevede hükümet (Heyet-i Vükela), halkın seçtiği Heyet-i Mebusan'ın güvenine değil, Padişah'ın atamasına ve güvenine dayanır. Hükümet üyeleri münhasıran Padişah’a karşı sorumludur. Meclis-i Umumi’nin hükümeti denetleyip düşürme yetkisi (siyasi sorumluluk) bu dönemde bulunmamaktadır. Bu durum ancak 19091909 yılındaki anayasa değişikliği ile 'hükümetin meclise karşı sorumlu olması' şeklinde değiştirilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Dönem tespiti yap
18761876 Kanun-i Esasi'nin 19091909 öncesi, yani 'mutlakiyetçi' özelliklerin ağır bastığı ilk metni.
Anayasanın ilk hali ile 19091909 sonrası parlamenter yapı arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.
2
Yürütme-Yasama ilişkisini analiz et
Hükümet (Heyet-i Vükela), yürütmenin başı olan Padişah'ın yardımcıları statüsündedir.
Hükümetin meşruiyetini halkın temsilcilerinden değil, hükümdardan aldığını belirlemek için.
3
Sorumluluk rejimini hatırla
Bakanlar meclise karşı sorumlu değildir; meclisin hükümeti denetleme yolları kısıtlıdır ve hükümeti düşürme (siyasi sorumluluk) yetkisi yoktur.
KPSS vatandaşlık sorularında sıkça sorulan 'Hükümet kime karşı sorumludur?' sorusuna doğru yanıt vermek için.
4
Sonuca ulaş
Hükümetin sadece Padişah'a karşı sorumlu olduğu seçeneği belirle.
Orijinal metindeki 'Padişah-Hükümet' bağını doğrulayan tek ifade budur.

Anahtar Kavram

1876 Kanun-i Esasi Orijinal Metninde Yürütme Organı ve Sorumluluk
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 57Soru →

19211921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda 2929 Ekim 19231923 tarihinde gerçekleştirilen anayasal değişiklikler, devletin temel yapısı ve hükümet etme usulünde önemli dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Bu değişikliklerin ardından ortaya çıkan yeni idari ve hukuki yapı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Meclis başkanı ile devlet başkanlığı yetkileri birbirinden ayrılarak, başbakanlık makamının ihdasıyla kabine sistemine yönelik bir yapı oluşturulmuştur.

Cevap

Meclis başkanı ile devlet başkanlığı yetkilerinin birbirinden ayrılarak kabine sistemine geçişin temellerinin atıldığı seçenek doğrudur.
Doğru yanıt olan seçenek, 19231923 anayasa değişikliklerinin en temel hukuki sonucunu ifade etmektedir. Bu değişiklikten önce Meclis Başkanı hükümete de başkanlık ederken, değişiklikten sonra Cumhurbaşkanı (Devlet Başkanı) ve Başbakan (Hükümet Başkanı) makamları birbirinden ayrılmış, böylece 'Meclis Hükümeti Sistemi'nden 'Kabine Sistemi'ne geçişin en kritik adımı atılmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
19211921 Anayasası'nın orijinal (Meclis Hükümeti) yapısını analiz et.
Orijinal metinde Meclis Başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanıdır ve bakanlar Meclis tarafından tek tek seçilir.
Milli Mücadele dönemi olağanüstü şartları nedeniyle yetkilerin tek elde (Meclis) toplanması gerekmiştir.
2
19231923 değişikliklerinin içeriğini incele.
Cumhuriyet ilan edilmiş, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamları oluşturulmuştur.
Yönetim şeklinin netleşmesi ve hükümet krizlerinin önlenmesi için kabine sistemine geçiş ihtiyacı doğmuştur.
3
Hükümet sistemi üzerindeki etkiyi belirle.
Devlet başkanlığı ile yasama başkanlığı ayrılmış, kabine sistemine yönelik bir yapı kurulmuştur.
Bu değişiklik yürütme organının Meclis'ten bir nebze daha ayrışmasını ve daha hızlı karar alabilmesini sağlamıştır.

Anahtar Kavram

1921 Anayasası 1923 Değişiklikleri ve Hükümet Sistemi Dönüşümü
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru →

18761876 tarihli Kanun-i Esasi'nin orijinal metni uyarınca; Heyet-i Vükela üyelerinin, Mahkeme-i Temyiz başkan ve üyelerinin görev suçlarını ve Padişah'a karşı işlenen cürümleri yargılamakla görevli olan Divan-ı Ali (Yüce Divan) hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Heyet-i Ayan, Şura-yı Devlet ve Mahkeme-i Temyiz'den onar üye olmak üzere toplam otuz kişiden oluşur; soruşturma aşaması için 'Divan-ı İthamiye', yargılama aşaması için ise 'Meclis-i Hüküm' şeklinde iki heyete ayrılır.

Cevap

Divan-ı Ali, Heyet-i Ayan, Şura-yı Devlet ve Mahkeme-i Temyiz'den onar üye ile toplam 30 kişiden oluşur ve bünyesinde Divan-ı İthamiye (9 kişi) ile Meclis-i Hüküm (21 kişi) olmak üzere iki alt kurul barındırır.
Doğru seçenek, 1876 Kanun-i Esasi'nin 92 ve 93. maddelerinde belirtilen teknik ayrıntıları tam olarak yansıtmaktadır. Divan-ı Ali; Ayan, Şura-yı Devlet ve Temyiz mahkemesinden gelen 30 üyeden oluşur. Soruşturmayı yürüten 9 kişilik heyete 'Divan-ı İthamiye', nihai hükmü veren 21 kişilik heyete ise 'Meclis-i Hüküm' denir. Bu yapı, Osmanlı hukuk sistemindeki 'Yüce Divan' modelinin en ayırt edici özelliğidir.

Adım Adım Çözüm

1
1876 Kanun-i Esasi'nin yargı bölümü incelenmelidir.
92. madde uyarınca Divan-ı Ali'nin üye sayısının 30 olduğu ve bu üyelerin Ayan, Şura-yı Devlet (Danıştay) ve Mahkeme-i Temyiz'den (Yargıtay) eşit olarak (10'ar kişi) seçileceği görülür.
Yüksek yargılamanın hem siyasi hem de hukuki temsilini sağlamak.
2
Divan-ı Ali'nin çalışma usulü analiz edilmelidir.
93. maddeye göre mahkeme ikiye ayrılır: İddianameyi hazırlayan 'Divan-ı İthamiye' (9 üye) ve kararı veren 'Meclis-i Hüküm' (21 üye).
Yargılama öncesi bir ön soruşturma ve suçlama mekanizması oluşturmak.
3
Mahkemenin statüsü değerlendirilmelidir.
Mahkeme sürekli değil, sadece yargılanacak bir suç ortaya çıktığında Padişah'ın emriyle toplanan geçici (ad hoc) bir yapıdır.
Yürütme üzerindeki yargı denetiminin dönemin mutlakiyetçi etkileriyle sınırlı kalması.

Anahtar Kavram

Divan-ı Ali'nin (Yüce Divan) Yapısal ve Fonksiyonel Analizi

İpuçları

1
Bu yüksek mahkemenin üye sayısı ve üyelerinin hangi üç farklı kurumdan geldiğine odaklanın.
2
Mahkemenin soruşturma ve hüküm aşamaları için farklı isimlerle anılan alt kurulları olduğunu hatırlayın.
3
Toplam 30 üyeden oluşan bu yapıda üyeler 10+10+10 şeklinde dağılırken, kurullar 9 ve 21 kişi olarak bölünmüştür.

Daha Fazla Pratik

1909 değişikliklerinden sonra bakanların Meclis-i Mebusan karşısındaki siyasi sorumluluğu ile Divan-ı Ali'deki hukuki sorumluluğu arasındaki farkları inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 59Soru →

Anayasa hukukunda; savaş, ihtilal veya hükümet darbesi gibi hukuk dışı bir ortamda ortaya çıkan, hiçbir hukuki kısıtlamaya tabi olmaksızın yeni bir anayasa yapan iktidar ile sert bir anayasanın öngördüğü değiştirme usullerine ve sınırlarına bağlı kalarak sadece anayasa değişikliği yapma yetkisine sahip olan iktidar sırasıyla aşağıdakilerin hangisinde doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Asli kurucu iktidar - Tali kurucu iktidar

Cevap

Hukuki sınırlama olmaksızın anayasa yapan 'Asli kurucu iktidar', mevcut anayasal kurallara bağlı kalarak değişiklik yapan ise 'Tali kurucu iktidar'dır.
Doğru seçenek, anayasa hukukunda kurucu iktidarların niteliğini tam olarak yansıtmaktadır. Savaş veya ihtilal gibi durumlar sonucunda hukuki bir boşlukta yeni bir anayasa hazırlayan güç asli kurucu iktidardır. Buna karşılık, özellikle sert anayasalarda öngörülen nitelikli çoğunluk gibi zorlu usullere bağlı kalarak mevcut anayasada değişiklik yapan güç ise tali kurucu iktidar olarak adlandırılır.

Adım Adım Çözüm

1
İktidarın ortaya çıkış koşullarını analiz etme
Hukuki bir boşluk (savaş, ihtilal vb.) durumunda sınırsız yetki kullanan gücün 'Asli Kurucu İktidar' olduğu belirlenir.
Asli kurucu iktidar, önceki hukuk düzenini reddederek yeni bir düzen kurar.
2
İktidarın yetki sınırlarını değerlendirme
Mevcut anayasanın öngördüğü usullere (sert anayasa şartları) uymak zorunda olan gücün 'Tali Kurucu İktidar' olduğu belirlenir.
Tali kurucu iktidar, yetkisini mevcut anayasadan alır ve hukuken sınırlıdır.
3
Kavramları doğru sıralama ile eşleştirme
Asli kurucu iktidar ve Tali kurucu iktidar eşleşmesi yapılır.
Soru kökündeki tanım sırasına uygun olan seçenek budur.

Anahtar Kavram

Kurucu İktidar Türleri
Tahmini Süre:50s
Soru 60Soru →

Anayasa hukukunda kurucu iktidar teorisi; anayasayı yapan, değiştiren ve anayasa ile yetkilendirilen güçler arasında kavramsal bir hiyerarşi kurar. Ancak bu kavramlar arasındaki usuli farklar, anayasanın türüne bağlı olarak değişkenlik gösterir. Anayasanın değiştirilmesi için adi kanunların kabulü için öngörülen usul ve çoğunlukların yeterli kabul edildiği bir devlet düzeninde, iktidarlar arasındaki ilişkiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tali kurucu iktidar ile yasama organı (kurulu iktidar) arasındaki hukuki ve usuli ayrım ortadan kalkar.

Cevap

Anayasanın kanunlarla aynı usulde değiştirilebildiği sistemlerde, tali kurucu iktidar ile yasama organı arasındaki hukuki ve usuli ayrım ortadan kalkar.
Anayasa hukukunda bir anayasanın yumuşak olması, o anayasanın kanunlarla aynı usul ve çoğunluklarla değiştirilebilmesi demektir. Bu durumda, yasama organı (kurulu iktidar) ile anayasayı değiştirme yetkisine sahip olan güç (tali kurucu iktidar) arasında prosedürel bir fark kalmaz; her iki yetki de aynı süreçle kullanılır ve aralarındaki hukuki ayrım ortadan kalkar.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki 'adi kanunların kabulü için öngörülen usulün yeterli olması' ifadesini yorumlamak.
Bu ifade, ilgili anayasanın 'yumuşak anayasa' türünde olduğunu gösterir.
Değiştirilmesi için özel/zorlaştırılmış bir usul öngörülmeyen anayasalar yumuşak anayasalardır.
2
Yumuşak anayasalarda anayasa değişikliği yetkisini (tali kurucu iktidar) analiz etmek.
Yumuşak anayasalarda anayasa değişikliği, sıradan yasama faaliyetinden (kanun yapımından) hukuken ayırt edilemez.
Prosedürel bir fark olmadığı için anayasayı değiştiren güç ile kanun yapan güç aynı usulü kullanır.
3
Kurucu iktidar ve kurulu iktidar arasındaki ilişkiyi sonuçlandırmak.
Tali kurucu iktidar ile yasama organı (kurulu iktidar) arasındaki ayrım belirsizleşir veya ortadan kalkar.
Hukuki ve usuli bir fark kalmadığında, bu iki kavram arasındaki fonksiyonel ayrım da geçerliliğini yitirir.

Anahtar Kavram

Yumuşak anayasalarda tali kurucu iktidar ile yasama organı arasındaki usuli özdeşlik.

İpuçları

1
Anayasanın kanunlarla aynı usulde değiştirilmesi, o anayasanın 'yumuşak' olduğunu ifade eder.
2
Kurucu iktidar ile kurulu iktidar (yasama) arasındaki farkın en belirgin olduğu sistemler 'sert' anayasaların olduğu sistemlerdir.
3
Eğer bir ülkede anayasa değişikliği için özel bir meclis toplanmıyor veya özel bir çoğunluk aranmıyorsa, yasama organı kendi doğal işleyişi içinde kurucu yetkiyi de kullanıyor demektir.

Daha Fazla Pratik

Türk anayasa tarihindeki tek yumuşak anayasa olan 1921 Anayasası'nın bu konudaki uygulamalarını inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Normlar hiyerarşisi üzerinden düşünülürse; yumuşak anayasalarda anayasa ve kanunlar hiyerarşik olarak aynı basamakta veya çok yakın konumda kabul edildiğinden, yasama organının yetkisi kurucu iktidarın yetkisiyle bütünleşir.
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 3 / 27Sonraki
Anayasa Hukuku ve Türk Anayasa Tarihi Alıştırma Soruları — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 3 | Examkin