İdare Hukuku

613 soru

Soru 261Soru

Türk idari teşkilatında 'idarenin bütünlüğü' ilkesini sağlamak amacıyla kullanılan hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri, denetleyen makamın yetki genişliği ve denetlenen birimin hukuki statüsü açısından temel farklılıklar gösterir.

Buna göre, aşağıdaki makam eşleşmelerinden hangisinde; üst makamın, ast makamın işlemlerini hem hukuka uygunluk hem de 'yerindelik' (kamu yararı) açısından denetleme ve gerektiğinde bu işlemleri 'değiştirerek onama' (tashih) yetkisi bulunmamaktadır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vali - Belediye Başkanı

Cevap

Vali ile Belediye Başkanı arasındaki ilişki idari vesayet niteliğindedir ve bu ilişkide hiyerarşideki gibi 'yerindelik' ve 'tashih' (değiştirerek onama) yetkileri kural olarak bulunmaz.
İdari vesayet denetiminde (Vali - Belediye Başkanı örneğinde olduğu gibi), denetleyen makam kural olarak denetlenen birimin yerine geçip karar alamaz (ikame) veya mevcut kararı değiştirerek onayamaz (tashih). Ayrıca vesayet makamı, işlemin sadece hukuka uygun olup olmadığını denetleyebilir; işlemin hizmet gereklerine veya kamu yararına uygunluğunu (yerindeliğini) denetleyemez. Bu durum, yerinden yönetim kuruluşlarının idari özerkliğinin bir sonucudur.

Adım Adım Çözüm

1
Eşleşen makamların aynı mı yoksa farklı tüzel kişilikler içinde mi olduğunu belirleyin.
Belediyeler ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahipken, valilik merkezi idarenin (devlet tüzel kişiliğinin) bir parçasıdır.
İdari vesayet farklı tüzel kişilikler arasında, hiyerarşi ise aynı tüzel kişilik içinde gerçekleşir.
2
Hiyerarşi ve vesayet denetimlerinin kapsamındaki 'yerindelik' ve 'tashih' yetkilerini karşılaştırın.
Hiyerarşide amir hem hukuka uygunluğu hem yerindeliği denetleyebilir ve işlemi değiştirebilir. Vesayette ise yetki sadece 'hukuka uygunluk' ile sınırlıdır (istisnalar hariç) ve tashih yetkisi yoktur.
Vesayet denetimi, yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğini korumak amacıyla hiyerarşiye göre daha dar kapsamlı tutulmuştur.
3
Seçenekleri bu kurallar ışığında değerlendirerek 'idari vesayet' olanı bulun.
Vali (Merkez) ve Belediye Başkanı (Yerinden Yönetim) arasındaki bağ vesayettir.
Diğer seçeneklerin tamamı aynı tüzel kişilik (Devlet veya Üniversite) içindeki ast-üst ilişkisini (hiyerarşiyi) temsil etmektedir.

Anahtar Kavram

Hiyerarşi ve İdari Vesayet Yetki Farkları

İpuçları

1
Hiyerarşi aynı evin içindeki aile üyeleri gibidir; vesayet ise komşunun çocuğunu sadece kurallara uyup uymadığı konusunda uyarmak gibidir.
2
Bir makamın diğerinin yerine karar alabilmesi (ikame) veya kararı düzeltebilmesi (tashih) sadece hiyerarşiye özgü güçlü yetkilerdir.
3
Belediyelerin ve köylerin devletten ayrı bir 'tüzel kişiliği' olduğunu, bu yüzden merkezi idarenin onlar üzerinde sadece sınırlı (vesayet) yetkisi olduğunu hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet makamlarının sadece 'iptal davası açma' veya 'onama' gibi sınırlı yetkilerini inceleyen soruları çözebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Tüzel kişilik testi yapın: Eğer iki makam farklı bütçelere ve farklı hukuksal kimliklere (merkez vs yerel) sahipse ilişki vesayettir ve yetkiler kısıtlıdır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 262Soru

Türk idari teşkilat yapısında idarenin bütünlüğünü sağlamak amacıyla kullanılan denetim yetkileri, denetimi yapan makam ile denetlenen birimin aynı veya farklı kamu tüzel kişilikleri içinde yer almasına göre hiyerarşi veya idari vesayet olarak adlandırılır. Buna göre, aşağıdakilerin hangisinde denetleyen makam ile denetlenen birim farklı kamu tüzel kişiliklerine sahip olduğu için aralarındaki ilişki "idari vesayet" kapsamında yer alır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçişleri Bakanı - Belediye Başkanı

Cevap

İçişleri Bakanı ile Belediye Başkanı arasındaki ilişki, tarafların farklı kamu tüzel kişiliklerine sahip olması nedeniyle idari vesayettir.
Doğru cevap olan seçenekte İçişleri Bakanı merkezi idareyi (devlet tüzel kişiliği), Belediye Başkanı ise yerinden yönetim kuruluşunu (belediye kamu tüzel kişiliği) temsil etmektedir. İdare hukukunda kural olarak, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki denetim yetkisine 'idari vesayet' denir. Bu yetki ancak kanunla belirlenen durumlarda ve sınırlı olarak kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Tüzel kişilik yapılarını belirleme
İçişleri Bakanı devlet tüzel kişiliğini, Belediye Başkanı ise belediye kamu tüzel kişiliğini temsil eder.
İdari vesayetin temel şartı, denetleyen ve denetlenen birimlerin ayrı kamu tüzel kişiliklerine sahip olmasıdır.
2
Denetim türünü teşhis etme
Farklı tüzel kişilikler arasında gerçekleşen denetim yetkisi 'İdari Vesayet' olarak tanımlanır.
Merkezi yönetimin, yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki anayasal denetim yetkisi idari vesayet aracılığıyla sağlanır.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet vs Hiyerarşi Ayrımı (Kamu Tüzel Kişiliği Farkı)

İpuçları

1
Denetleyen ve denetlenen makamların aynı 'kasa' (tüzel kişilik) içinde olup olmadığına bakın.
2
Belediyelerin devletten ayrı bir kamu tüzel kişiliği olduğunu hatırlayın.
3
Merkezi idare ile mahalli idare arasındaki anayasal bütünlük aracı her zaman idari vesayettir.

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet makamlarının denetlenen kararları onama, iptal etme veya geri gönderme yetkilerini inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Pratik bir yöntem olarak; eğer bir makam diğerini görevden alma veya emir verme yetkisine doğrudan sahipse genellikle hiyerarşi; ancak sadece belirli kararlarını denetleyebiliyorsa ve farklı bir bütçeleri varsa idari vesayet söz konusudur.
Tahmini Süre:45s
Soru 263Soru

İdare hukukunda, idarenin tesis ettiği hukuka aykırı bir "yararlandırıcı" (lehe) işlemi geri alma yetkisi belirli kurallara ve süre sınırlarına bağlanmıştır. Genel kural olarak bu tür işlemler ancak dava açma süresi içinde geri alınabilirken, bazı istisnai durumlarda bu süre sınırı uygulanmamaktadır.

Bir kamu kurumunda 8 yıl boyunca görev yapan bir memurun, işe giriş aşamasında sunduğu mezuniyet belgesinin sahte olduğunun idarece sonradan tespit edilmesi durumunda; idarenin bu atama işlemini geri alması ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İlgilinin hilesi veya yalan beyanı söz konusu olduğu için idare, hukuka aykırı işlemi herhangi bir süre sınırı olmaksızın her zaman geri alabilir.

Cevap

İlgilinin hilesi veya yalan beyanı söz konusu olduğu için idare, hukuka aykırı işlemi herhangi bir süre sınırı olmaksızın her zaman geri alabilir.
İdari yargı içtihatlarına (özellikle Danıştay'ın yerleşik kararlarına) göre, idari işlemler kural olarak 60 günlük dava açma süresi içinde geri alınabilir. Ancak işlemin sakatlığı; kişinin hilesi, yalan beyanı, idarenin açık hatası veya işlemin yoklukla malul olması durumlarından kaynaklanıyorsa, idare bu işlemi herhangi bir süre sınırına tabi olmaksızın her zaman geri alabilir. Sahte diploma kullanımı 'hile' kapsamına girdiği için doğru cevap bu ilkeyi yansıtan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemin niteliğini analiz etme
İşlem, bir memur ataması olduğu için 'bireysel' ve 'yararlandırıcı' (lehe) bir işlemdir.
Yararlandırıcı işlemlerin geri alınması, istikrar ilkesi gereği normalde kısıtlıdır.
2
Hukuka aykırılık nedenini belirleme
Hukuka aykırılık 'sahte diploma' yani 'hile ve yalan beyan' unsuruna dayanmaktadır.
Sakatlığın türü, geri alma süresini belirleyen temel kriterdir.
3
Danıştay içtihatlarını ve genel ilkeleri uygulama
Hile, açık hata ve yokluk durumlarında 60 günlük dava açma süresinin geçmesi idareyi engellemez.
Kişinin kendi hilesinden yararlanamayacağı ve hukuka aykırı durumun korunmayacağı ilkesi esastır.

Anahtar Kavram

İdari İşlemlerin Geri Alınmasında Süre Sınırı ve İstisnalar

İpuçları

1
İdari işlemlerin geri alınması, işlemin yapıldığı tarihten itibaren tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıdır.
2
Normalde yararlandırıcı işlemler 60 gün içinde geri alınmalıdır; fakat sahtecilik ve hile gibi durumlar dürüstlük kuralına aykırıdır.
3
Kişinin kendi kusuru veya hilesiyle elde ettiği bir işlem, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin idarece geri alınabilir; burada 'istikrar' değil 'hukuka uygunluk' korunur.

Daha Fazla Pratik

İdari işlemin geri alınması (ex tunc) ile kaldırılması (ex nunc) arasındaki farkları ve sonuçlarını inceleyerek bu konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 264Soru

İdare hukukunda idari işlemlerin geçerliliği; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere 55 temel unsurun hukuka uygun şekilde bir arada bulunmasına bağlıdır. Bu unsurlardan 'maksat', idarenin bir işlemi tesis ederken ulaşmayı hedeflediği nihai amacı ifade eder.

Bir kamu kurumunun, bir hizmet alımı ihalesinde en avantajlı teklifi veren firmanın tüm teknik ve hukuki şartları sağladığını tespit etmesine rağmen, firma sahibinin geçmişteki bazı siyasi açıklamaları nedeniyle ihaleyi iptal etmesi durumunda; söz konusu işlem idari işlemin unsurlarından hangisi yönünden sakatlanmış olur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Maksat

Cevap

İdarenin işlem tesis ederken kamu yararı dışında bir amaç gütmesi, işlemin 'maksat' (amaç) unsuru yönünden sakatlanmasına neden olur.
İdare hukukunda idari işlemlerin 'maksat' (amaç) unsuru, idarenin bir işlemi yaparken ulaşmak istediği nihai ve değişmez hedef olan 'kamu yararını' temsil eder. İdare, her türlü işleminde subjektif düşüncelerden, kişisel çıkarlardan veya siyasi mülahazalardan uzak durarak sadece kamu yararı doğrultusunda hareket etmelidir. Soruda belirtilen siyasi görüş ayrılığına dayalı iptal kararı, kamu yararı dışında bir amaca hizmet ettiği için maksat unsuru yönünden sakatlanmıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin unsurlarını analiz etme
İşlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere 55 unsuru olduğu belirlenir.
İdari işlemin hukuka uygunluk denetimi bu beş unsur üzerinden yapılır.
2
Olaydaki hukuka aykırılığın niteliğini tespit etme
İhalenin iptal edilme nedeninin 'siyasi görüş ayrılığı' olduğu görülür.
İdarenin tarafsızlık ilkesini bozarak subjektif bir saikle hareket edip etmediği kontrol edilir.
3
Aykırılığı uygun unsurla eşleştirme
Siyasi saik, idarenin ulaşmak istediği nihai hedefle (maksat) ilgilidir ve 'kamu yararı' ilkesine aykırıdır.
Maksat unsuru her zaman kamu yararını hedeflemelidir; aksi durum amaç saptırmasıdır.

Anahtar Kavram

İdari işlemin maksat unsuru ve kamu yararı zorunluluğu

İpuçları

1
İdarenin her işleminin temelinde 'kamu yararı' olmalıdır.
2
Siyasi düşünceler veya kişisel kin gibi durumlar idari işlemin 'amaç' yönünü ilgilendirir.
3
İşlemin unsurlarından hangisi idarenin ulaşmak istediği 'niyet' ile doğrudan ilişkilidir?

Daha Fazla Pratik

İdari işlemin 'yetki' ve 'usulde paralellik' ilkelerini de içeren benzer bir senaryo çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 265Soru

Kolluk faaliyetleri, kamu düzenini korumaya yönelik 'önleyici' nitelikte olabileceği gibi, bir suç işlendikten sonra faillerin bulunmasına yönelik 'bastırıcı' nitelikte de olabilir. Bu ayrım çerçevesinde, 'idari kolluk' faaliyetlerinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu düzeninin bozulmasını önlemek, dirlik ve esenliği korumak

Cevap

İdari kolluk faaliyetlerinin temel amacı kamu düzeninin bozulmasını önlemek, dirlik ve esenliği korumaktır.
İdari kolluk, kamu düzenini korumak, toplumun huzur, güvenlik, dirlik ve esenliğini sağlamak amacıyla yürütülen 'önleyici' bir faaliyettir. Henüz bir suç işlenmeden önce toplumsal düzenin bozulmasını engellemeyi hedefler.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk faaliyetinin zamanlamasını belirle
İdari kolluk 'suç öncesi' (önleyici), adli kolluk ise 'suç sonrası' (bastırıcı) çalışır.
Kolluk türleri arasındaki en temel fark, faaliyetin bir suçun işlenip işlenmemesine bağlı olmasıdır.
2
İdari kolluğun hedefini tanımla
Hedef; güvenliği sağlamak, sağlığı korumak ve genel ahlakı muhafaza ederek kamu düzenini sürdürmektir.
İdarenin temel görevi toplumun genel huzurunu herhangi bir aksama olmadan devam ettirmektir.
3
Seçenekleri bu iki kritere göre ele
Suç, delil ve yakalama içeren ifadeler adli kolluğa; önleme ve düzeni koruma içeren ifade ise idari kolluğa aittir.
Doğru sınıflandırma, kavramsal karmaşayı giderir.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk vs. Adli Kolluk Ayrımı

İpuçları

1
Kolluk faaliyetlerini 'suçtan önce' ve 'suçtan sonra' olarak ikiye ayırın.
2
'İdari' kelimesi idarenin genel düzenleme ve koruma yetkisini, 'adli' kelimesi ise mahkeme ve savcılıkla ilgili süreçleri çağrıştırmalıdır.
3
Suç işlenmesini 'engellemek' idari kolluğun, işlenmiş suçu 'aydınlatmak' adli kolluğun işidir.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk ile adli kolluğun bağlı olduğu yargı kollarını (İdari Yargı vs. Adli Yargı) inceleyebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Kolluk makamlarını düşünün: Vali veya Kaymakam idari kolluk makamıdır ve şehirdeki huzuru sağlamaya çalışırlar. Savcı ise adli bir makamdır ve suçun peşine düşer.
Tahmini Süre:45s
Soru 266Soru

Türkiye'nin idari teşkilatlanmasında "merkezi yönetim" (merkezden yönetim), başkent ve taşra teşkilatı olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi merkezi yönetimin "taşra teşkilatı" içerisinde yer alan birim veya görevlilerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Başkanı

Cevap

Belediye Başkanı, merkezi yönetimin hiyerarşik yapısı (taşra teşkilatı) içerisinde değil, kendi kamu tüzel kişiliği ve bütçesi olan yerinden yönetim kuruluşları (mahalli idareler) içerisinde yer alır.
Belediye Başkanı, mahalli idareler (yerel yönetimler) başlığı altında yer alan belediye idaresinin başıdır. Belediye idaresi, merkezi yönetimin hiyerarşik bir parçası olmayıp, kendi kamu tüzel kişiliği, bütçesi ve karar organları bulunan yerinden yönetim kuruluşudur.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin (Devlet Tüzel Kişiliği) yapısını analiz et.
Merkezi yönetim; Başkent Teşkilatı (Cumhurbaşkanı, Bakanlar vb.) ve Taşra Teşkilatı (İl, İlçe, Bölge idareleri) olarak ikiye ayrılır.
Soruda istenen 'taşra teşkilatı' kavramının kapsamını belirlemek için gereklidir.
2
Seçeneklerdeki görevli ve birimlerin hangi tüzel kişilik altında toplandığını kontrol et.
Vali, Kaymakam ve ilgili kurullar 'Devlet Tüzel Kişiliği' içindedir. Belediye Başkanı ise ayrı bir 'Kamu Tüzel Kişiliği' olan belediye idaresindedir.
Merkezi yönetim ile yerinden yönetim arasındaki en temel fark tüzel kişilik farkıdır.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilat Yapısı: Merkezi Yönetim (Başkent + Taşra) vs Yerinden Yönetim (Mahalli İdareler + Hizmet Kuruluşları)

İpuçları

1
Merkezi yönetim (devlet) ile mahalli idarelerin (yerel yönetimler) tüzel kişilikleri farklıdır.

Daha Fazla Pratik

İl Genel İdaresi (Merkezi/Taşra) ile İl Özel İdaresi (Mahalli) arasındaki organ farklarını inceleyiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 267Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari teşkilatlanmasında yer alan 'Merkezi Yönetim' (Merkezden Yönetim) yapısı, Başkent ve Taşra Teşkilatı olmak üzere iki ana koldan oluşmaktadır. Bu yapıdaki birimlerin görevleri, hukuki statüleri ve denetim yetkileri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl idaresinin yardımcı organı olan 'İl İdare Kurulu'; Valinin başkanlığında toplanan, üyeleri arasında Defterdar, İl Milli Eğitim Müdürü ve İl Genel Meclisi Başkanı'nın bulunduğu bir kuruldur.

Cevap

İl İdare Kurulu'nun üyeleri arasında İl Genel Meclisi Başkanı'nın bulunduğunu belirten ifade yanlıştır; çünkü İl Genel Meclisi merkezi yönetimin değil, mahalli idarenin (İl Özel İdaresi) bir parçasıdır.
İl İdare Kurulu, merkezi yönetimin taşra teşkilatındaki (İl Genel İdaresi) yardımcı bir kuruludur ve üyelerinin tamamı atanmış devlet memurlarından (bürokratlardan) oluşur. Seçimle iş başına gelen veya mahalli idare organı olan İl Genel Meclisi Başkanı'nın bu kurulda yer alması, idarenin bütünlüğü ilkesine ve hiyerarşik yapıya aykırıdır. İl Genel Meclisi, merkezi yönetimin değil, İl Özel İdaresi'nin karar organıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin teşkilat yapısını analiz etme
Merkezi yönetim Başkent (CB, Bakanlıklar, Yardımcı Kuruluşlar) ve Taşra (İl, İlçe, Bölge) olarak ikiye ayrılır.
Yanlış seçeneği bulmak için hangi birimin hangi yapıya ait olduğunu belirlemek gerekir.
2
Taşra birimlerinin hukuki statüsünü değerlendirme
İl ve ilçe idareleri devlet tüzel kişiliğindedir, ayrı bütçeleri yoktur ve Vali-Kaymakam hiyerarşisine tabidir.
Hukuki statüdeki hatalı bilgileri elemek için bu bilgi kritiktir.
3
Başkent yardımcı kuruluşlarını kontrol etme
MGK, Danıştay, Sayıştay ve DDK merkeze yardımcı olan anayasal kuruluşlardır.
Başkent teşkilatı kapsamındaki doğruluğu teyit etmek için gereklidir.
4
İl İdare Kurulu üyelerini ve Mahalli İdare farkını inceleme
İl İdare Kurulu üyeleri Vali, Defterdar, Milli Eğitim, Sağlık, Tarım ve Orman müdürleri gibi bürokratlardır. İl Genel Meclisi ise İl Özel İdaresi'nin (Yerel Yönetim) organıdır.
İl Genel Meclisi'nin merkezi yönetim kurulunda yer alması idari hukuk açısından imkansızdır; bu durum hiyerarşi ve vesayet ayrımına aykırıdır.

Anahtar Kavram

İl Genel İdaresi (Merkezi/Taşra) ve İl Özel İdaresi (Mahalli/Yerel) Ayrımı

İpuçları

1
Merkezi yönetim ile yerel yönetimler (mahalli idareler) arasındaki ayrımı hatırlayın.
2
İl İdare Kurulu bir bürokratik kuruldur. İçinde seçimle gelen veya yerel yönetim birimine bağlı bir üye olabilir mi?
3
İl Genel Meclisi'nin hangi idari birimin (İl Genel İdaresi mi yoksa İl Özel İdaresi mi) organı olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

İdari vesayet ve hiyerarşi yetkileri arasındaki farkları gösteren tabloları inceleyerek taşra ve yerel yönetim farkını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 268Soru

İdare hukukunda idarenin bir zarardan sorumlu tutulabilmesi için 'idari eylem veya işlem' ile 'meydana gelen zarar' arasında bir 'illiyet bağı' (nedensellik bağı) bulunması temel şarttır. Ancak bazı durumlarda bu bağın kesilmesi veya zayıflaması, idarenin sorumluluk miktarını etkileyebilir.

Buna göre; idarenin bir hizmet kusurunun bulunduğu bir olayda, aynı zamanda zarar üzerinde etkili olan 'mücbir sebep' (zorlayıcı neden) niteliğinde bir dışsal olayın da gerçekleşmesi durumunda sorumluluğun tayini hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hizmet kusuru ile mücbir sebep birlikte gerçekleşmişse; idare, zararın doğmasında kendi kusurunun payı ve etkisi oranında sorumlu tutulur.

Cevap

Hizmet kusuru ile mücbir sebebin birlikte gerçekleştiği durumlarda idarenin, zararın doğmasında kendi kusurunun payı ve etkisi oranında sorumlu tutulması gerekir.
İdare hukukunda illiyet bağını kesen hallerden biri olan mücbir sebep, eğer zararın tek nedeni ise idarenin sorumluluğunu tamamen kaldırır. Ancak idarenin de bir hizmet kusuru varsa (örneğin fırtınada yıkılan bir istinat duvarının zaten çürük olması), bu durumda 'ortak illiyet' söz konusu olur. Danıştay içtihatlarına göre bu durumlarda idare, sadece kendi kusurunun zarara katkısı oranında tazminat ödemekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Zararın oluşumundaki temel faktörlerin tespit edilmesi.
Zararın hem idarenin ihmali (hizmet kusuru) hem de dışsal, öngörülemez bir olay (mücbir sebep) sonucunda oluştuğu görülür.
Sorumluluğun sınırlarını belirlemek için illiyet bağının kim tarafından ve ne kadar kurulduğunu anlamak gerekir.
2
Mücbir sebebin illiyet bağı üzerindeki etkisinin analizi.
Mücbir sebep dışsal ve zorlayıcı olduğu için illiyet bağını keser ancak idarenin kusuru da sürece dahilse bağ tamamen kopmaz.
İdare hukukunda 'tam illiyet bağı' aranır; bağın bir kısmı idare dışı faktördeyse idare o kısımdan sorumlu tutulamaz.
3
Kusur ve dışsal faktör arasında oranlama yapılması.
İdarenin tazminat yükümlülüğü, hizmet kusurunun ağırlığına göre sınırlandırılır.
Adalet ve hakkaniyet gereği idare, kendisinden kaynaklanmayan mücbir sebep payını tazmin etmek zorunda değildir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunda İlliyet Bağının Karma Sebeplerle Kesilmesi/Zayıflaması

İpuçları

1
İdarenin bir olayda hem kendi hatası varsa hem de doğa olayı gibi dış bir engel varsa, zarar nasıl paylaştırılır?

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran 'beklenmeyen hal' (unexpected event) ile 'mücbir sebep' arasındaki dışsallık farkını inceleyin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 269Soru

İdare hukuku, kuralları tek bir temel kanun (kod kanun) metninde toplanmamış, gelişimini büyük ölçüde yargı yerlerinin (Danıştay gibi) kararlarına borçlu olan ve bireylerin idare karşısındaki konumunun karşılıklı rızadan ziyade önceden genel düzenleyici işlemlerle belirlendiği bir hukuk dalıdır. Buna göre, idare hukukunun özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukuku, kuralların yargı kararlarıyla şekillenmesi nedeniyle 'içtihadi'; bireylerin idare ile olan ilişkisinin sözleşmelerden ziyade kanun ve yönetmelik gibi genel kurallara dayanması nedeniyle 'statüsel' bir nitelik taşır.

Cevap

İdare hukuku, yargı kararlarıyla gelişen 'içtihadi' bir yapıya sahiptir ve bireylerin hukuki durumu sözleşmelerle değil, önceden belirlenmiş kurallar (statü) ile düzenlendiği için 'statüsel'dir.
İdare hukuku, gelişimini büyük oranda yargı içtihatlarıyla sağladığı için 'içtihadi' bir karakterdedir. Aynı zamanda, idari ilişkilerde bireylerin konumu kanun ve yönetmeliklerle önceden belirlendiği, yani kişilerin rızasından bağımsız bir 'statü' içinde bulundukları için 'statüsel' nitelik taşır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun kaynak yapısını analiz etme
İdare hukukunun temel kurallarının tek bir 'Medeni Kanun' veya 'Ceza Kanunu' gibi temel metinde (kod kanun) toplanmadığı, yani 'tedvin edilmemiş' (dağınık) olduğu görülür.
Genç bir hukuk dalı olması ve sürekli değişen idari ihtiyaçlar nedeniyle kodifikasyon yapılmamıştır.
2
Yargı kararlarının rolünü belirleme
Kuralların büyük bir kısmının Danıştay gibi mahkemelerin verdiği kararlarla (içtihat) şekillendiği tespit edilir.
Tedvin edilmemiş bir hukuk dalında boşluklar yargı kararlarıyla doldurulur, bu da 'içtihadi' özelliği ortaya çıkarır.
3
Birey-İdare ilişkisinin niteliğini değerlendirme
Bireylerin idare ile olan ilişkisinin (örneğin memurluk statüsü) karşılıklı pazarlık (akdi) değil, kanunlarla belirlenmiş bir 'statü'ye dayandığı belirlenir.
Kamu hizmetinin sürekliliği ve kamu yararı gereği bireylerin konumu 'statüsel'dir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Özellikleri (İçtihadi, Statüsel, Tedvin Edilmemiş)

İpuçları

1
İdare hukukunun 'dağınık' yapısını ve mahkeme kararlarının bu daldaki kurucu rolünü düşünün.

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun diğer özelliklerini (genç olması, dinamik olması, kamu yararı odaklı olması) bir tablo halinde özetleyin.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 270Soru

1982 Anayasası’na göre Türkiye'nin idari teşkilatlanmasında "Merkezi Yönetim", başkent ve taşra teşkilatı olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Bu yapı içerisinde yer alan birimler devlet tüzel kişiliğini temsil ederler. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Merkezi Yönetim (devlet tüzel kişiliği) içerisinde yer alan birimlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Başkanlığı

Cevap

Belediye Başkanlığı, merkezi yönetim (devlet tüzel kişiliği) içerisinde değil, yerinden yönetim (mahalli idareler) içerisinde yer alan bir birimdir.
Belediye Başkanlığı, merkezi yönetimin (Başkent veya Taşra) bir parçası olmayıp, Anayasa'nın 127. maddesinde düzenlenen yerinden yönetim (mahalli idareler) içerisinde yer alır. Belediyelerin devlet tüzel kişiliğinden ayrı, kendilerine ait kamu tüzel kişilikleri mevcuttur.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin kapsamını belirleme
Merkezi yönetim Başkent (CB, Bakanlıklar, Yardımcı Kuruluşlar) ve Taşra (İl, İlçe, Bölge) teşkilatından oluşur.
Soruda merkezi yönetim içinde yer almayan birimin bulunması istenmektedir.
2
Seçenekleri merkezi yönetim şemasına göre sınıflandırma
Danıştay ve MGK Başkent teşkilatında; Vali ve Kaymakam ise Taşra teşkilatında yer almaktadır.
Bu birimlerin tamamı devlet tüzel kişiliğine dahildir.
3
Yerinden yönetim birimini ayırt etme
Belediyeler, il özel idareleri ve köyler mahalli idarelerdir ve ayrı kamu tüzel kişilikleri vardır.
Mahalli idareler merkezi hiyerarşinin dışındadır ve idari vesayet denetimine tabidirler.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilat: Merkezi Yönetim vs. Mahalli İdareler

İpuçları

1
Merkezi yönetim birimleri 'Devlet Tüzel Kişiliği' içinde yer alırken, yerel yönetimlerin kendi ayrı tüzel kişilikleri vardır.

Daha Fazla Pratik

İl genel idaresi (Taşra) ile il özel idaresi (Mahalli) arasındaki farkları çalışarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 271Soru

İdarenin, kamu yararı amacıyla gerçekleştirdiği bir yol genişletme çalışması sırasında tüm hukuki kurallara ve teknik şartlara uygun hareket etmesine rağmen; bu çalışma sonucunda bir dükkanın önünün tamamen kapanması ve dükkan sahibinin ticari faaliyetlerini sürdüremez hale gelerek ciddi bir zarara uğraması durumunda, bu zararın idare tarafından tazmin edilmesi aşağıdaki ilkelerden hangisine dayanır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fedakarlığın denkleştirilmesi

Cevap

İdarenin hukuka uygun işlemlerinden doğan özel ve ağır zararların tazmini 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesine dayanır.
İdarenin, toplumun genel yararı için yürüttüğü bir kamu hizmeti (yol çalışması) sırasında hukuka uygun davranmasına rağmen, bu hizmetin ifasından dolayı bir vatandaşın mülkiyet veya ticaret hakkı diğerlerinden farklı olarak ağır şekilde zedeleniyorsa; bu durum 'kamu külfetleri karşısında eşitlik' ilkesini bozar. Bu dengesizliği gidermek amacıyla idarenin kusuru olmasa dahi zararı ödemesine 'fedakarlığın denkleştirilmesi' denir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari eylemin hukuka uygunluğunu değerlendiriniz.
İdarenin yol çalışması hukuka ve teknik şartlara tamamen uygundur (Kusur yoktur).
Hizmet kusuru olup olmadığını belirlemek için işlemin hukuki niteliğine bakılır.
2
Zararın niteliğini ve kime yönelik olduğunu analiz ediniz.
Zarar genel bir kısıtlama değil, dükkan sahibine yönelik 'özel' ve 'ağır' bir zarardır.
Kusursuz sorumluluk hallerinde zararın belirli bir kişi veya grup üzerinde yoğunlaşması gerekir.
3
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesini uygulayınız.
Kamu yararı için bir bireyin katlandığı aşırı külfetin toplum tarafından paylaşılması (tazmin edilmesi) gerekmektedir.
Fedakarlığın denkleştirilmesi, hukuka uygun işlemlerden doğan hakkaniyet temelli bir sorumluluk türüdür.

Anahtar Kavram

Hukuka uygun işlemlerden doğan kusursuz sorumluluk: Fedakarlığın Denkleştirilmesi.

İpuçları

1
İdarenin bir hatasının (kusurunun) olup olmadığına bakın.
2
Hukuka uygun bir işlemden dolayı bir bireyin kamu adına 'ekstra' bir fedakarlık yapıp yapmadığını düşünün.
3
Kusursuz sorumluluk hallerinden biri olan ve hakkaniyet gereği ödenen tazminat türünü hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran haller (mücbir sebep, beklenmeyen hal, zarar görenin kusuru) konusuna göz atabilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Eğer seçenekler arasında 'Kusursuz Sorumluluk' genel başlığı olsaydı o da doğru olurdu; ancak bu ilke onun en spesifik alt dalıdır.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 272Soru

İdare hukuku; Roma Hukuku gibi binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmayan 'genç', genel bir kanunu (kod kanunu) bulunmayan 'dağınık/tedvin edilmemiş', kuralları büyük ölçüde Danıştay kararlarıyla şekillenen 'içtihadi' ve tarafların iradesinden ziyade objektif kuralların hakim olduğu 'statüsel' bir kamu hukuku dalıdır. Türk hukuk sistemindeki idari rejim ve bu özellikler dikkate alındığında, idare hukukunun uygulanmasına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukukunun içtihadi niteliği, Danıştay'ın uyuşmazlıkları çözerken Medeni Kanun veya Borçlar Kanunu hükümlerini hiçbir değişikliğe uğratmadan, doğrudan ve aynen uygulama zorunluluğu bulunduğu anlamına gelir.

Cevap

İdare hukukunun içtihadi niteliği, Danıştay'ın özel hukuk kurallarını aynen uygulama zorunluluğu taşıdığı şeklindeki ifade yanlıştır.
İdare hukukunun en temel özelliklerinden biri metodolojik bağımsızlığıdır. Bu durum, idari uyuşmazlıklarda Medeni Kanun veya Borçlar Kanunu gibi özel hukuk metinlerinin 'doğrudan ve aynen' (verbatim) uygulanması zorunluluğunu ortadan kaldırır. Danıştay, uyuşmazlıkları çözerken bu kuralları ancak idare hukukunun niteliklerine (kamu yararı, kamu gücü, icrailik) uyarlayarak (adaptasyon yoluyla) kullanabilir. Bu nedenle 'aynen uygulama zorunluluğu' ifadesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun 'içtihadi' özelliğini analiz et.
İdare hukukunun kuralları büyük ölçüde yargı yerlerince (içtihatlarla) konulur.
Genel bir kod kanunu olmadığı için uyuşmazlıkları çözerken yargı, genel ilkeleri somutlaştırır.
2
İdare hukukunun 'metodolojik bağımsızlık' ilkesini hatırla.
İdare hukuku, özel hukuktan bağımsız kendine has kurallara sahiptir.
İdarenin kamu yararı amacı ve kamu gücü kullanması, onu özel hukuk süjelerinden ayırır.
3
Özel hukuk kurallarının idare hukukundaki yerini değerlendir.
Özel hukuk kuralları ancak 'idare hukukunun ilkelerine uygun olduğu ölçüde' ve 'uyarlanarak' uygulanabilir.
Borçlar Kanunu gibi metinlerin 'aynen ve doğrudan' uygulanması zorunluluğu, idari rejim ilkesiyle çelişir.

Anahtar Kavram

Metodolojik Bağımsızlık ve Adaptasyon İlkesi

İpuçları

1
İdare hukukunun özel hukuktan bağımsızlığını (metodolojik bağımsızlık) düşünün.
2
Medeni Kanun'un bir hükmü, idarenin kamu gücü kullandığı bir durumda hiçbir değişikliğe uğratılmadan uygulanabilir mi?
3
İçtihadi nitelik, yargının boşlukları kendi koyduğu kurallarla doldurmasıdır; bu kurallar özel hukukun aynısı olmak zorunda değildir.

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun 'statüsel' ve 'sözleşmesel' yapı arasındaki farklarını inceleyerek özel hukuk ile kamu hukuku ayrımını pekiştirin.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 273Soru

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 44. maddesinde düzenlenen istihdam şekilleri arasında yer alan; özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren işlerde, kurumun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde geçici olarak çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu görevlisi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sözleşmeli Personel

Cevap

Sözleşmeli Personel
Sözleşmeli personel, 657657 sayılı Kanun'un 4/B4/B maddesi uyarınca; kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde istihdam edilen kişidir.

Adım Adım Çözüm

1
657 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki istihdam türlerini hatırla.
Kanun; memur, sözleşmeli personel ve işçi olmak üzere üç temel istihdam türü belirlemiştir.
İstihdam türlerinin özelliklerini ayırt etmek soruyu çözmek için gereklidir.
2
Soruda verilen 'özel meslek bilgisi', 'geçici çalışma' ve 'işçi sayılmama' kriterlerini analiz et.
Bu kriterler tam olarak 4/B maddesindeki sözleşmeli personel tanımıyla örtüşmektedir.
Memur 'asli ve sürekli', işçi ise 'sözleşme serbestisi' temellidir; sözleşmeli personel ise bu ikisinin arasındadır.

Anahtar Kavram

Kamu İstihdam Türleri (4/A, 4/B, 4/D)

İpuçları

1
Bu kamu görevlisi statüsü, memurlar gibi atama ile değil, sözleşme ile göreve başlar.
2
Kanunda 4/B maddesi olarak bilinen bu grup, genellikle KPSS puanı ile merkezi yerleştirme veya kurumsal mülakatlarla alınır.
3
Özellikle 'geçici işler' ve 'özel ihtisas' anahtar kelimeleri bu statüyü memuriyetten ayırır.

Daha Fazla Pratik

Memur, Sözleşmeli Personel ve İşçi arasındaki farkları gösteren bir karşılaştırma tablosu hazırlayarak konuyu pekiştirebilirsin.
Tahmini Süre:45s
Soru 274Soru

Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde idare, kamu hizmetlerini yürütebilmek için çeşitli yöntemlerle mal edinebilir. Buna göre; savaş, seferberlik veya büyük doğal afetler gibi olağanüstü durumlarda, kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyetteki taşınır (menkul) malların mülkiyetinin veya kullanma hakkının idareye geçmesini sağlayan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstimval

Cevap

İdarenin olağanüstü durumlarda taşınır mallara el koymasını ifade eden yöntem istimvaldir.
Doğru cevap olan yöntem, idareye olağanüstü koşullar altında özel kişilerin taşınır mallarına (araç, gıda maddesi, tıbbi malzeme vb.) el koyma yetkisi tanır. Bu işlem tek taraflı bir idari işlemdir ve malın bedeli sonradan ödenir.

Adım Adım Çözüm

1
Malın niteliğini belirleyin.
Soruda 'taşınır (menkul)' mallardan bahsedilmektedir.
İdarenin mal edinme yöntemleri, el konulan malın taşınır veya taşınmaz olmasına göre farklı isimler alır.
2
Koşulları analiz edin.
Savaş, seferberlik ve doğal afet gibi 'olağanüstü durumlar' vurgulanmıştır.
Bu tür durumlarda idare, acil ihtiyaçları karşılamak için taşınır malların mülkiyetini veya kullanımını talep edebilir.
3
Kavramları eşleştirin.
Taşınır mal + Olağanüstü durum = İstimval.
Anayasa ve İdare Hukuku literatüründe bu tanım doğrudan istimval kavramına karşılık gelir.

Anahtar Kavram

İdarenin mal edinme yöntemlerinde taşınır ve taşınmaz ayrımı.

İpuçları

1
Sorudaki 'taşınır' kelimesine ve işlemin yapıldığı 'olağanüstü' zamana odaklanın.
2
Kamulaştırma sadece arsa, bina gibi taşınmazlar içindir; seçeneklerdeki diğer terimlerden biri taşınırları kapsar.
3
Genellikle savaş veya büyük afetlerde araçlara veya malzemelere el konulması durumuna verilen isimdir.

Daha Fazla Pratik

İstimval ve Kamulaştırma arasındaki farkları içeren bir karşılaştırma tablosunu incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.

Alternatif Yöntem

Yöntemleri bir tabloda sınıflayarak hatırlayabilirsiniz: Taşınmaz -> Kamulaştırma, Taşınır -> İstimval, Özel Teşebbüs -> Devletleştirme.
Tahmini Süre:45s
Soru 275Soru

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı" başlıklı 2828. maddesi uyarınca; bir devlet memurunun aşağıdaki faaliyetlerden hangisini gerçekleştirmesi, bu yasağın istisnaları kapsamında yer aldığı için kanunen mümkündür?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Üyesi olduğu yapı, kalkınma ve tüketim kooperatiflerinin yönetim veya denetim kurullarında görev alması

Cevap

Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurullarında görev alabilmeleri ticaret yasağının istisnasıdır.
Devlet Memurları Kanunu'nun 2828. maddesine göre; memurlar genel olarak ticaret yapamaz ve şirket yöneticisi olamazlar. Ancak, üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurullarında görev almaları bu yasağın dışında tutulmuştur. Bu nedenle kooperatif yönetimiyle ilgili faaliyet yasaldır.

Adım Adım Çözüm

1
657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesindeki genel kuralı belirle.
Memurlar; tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyetlerde bulunamaz, şirketlerin yönetim/denetim kurullarında görev alamazlar.
Memurların tarafsızlığını ve mesai sadakatini korumak için ticari faaliyetler yasaklanmıştır.
2
Kanun metnindeki özel istisnaları analiz et.
Yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile yardım sandıkları bu yasağın dışındadır.
Bu tür kuruluşlar sosyal amaçlı veya yardımlaşma esaslı olduğu için memurların yönetimine izin verilmiştir.
3
Seçenekleri bu istisna ile karşılaştır.
Kooperatif yönetiminde görev alma seçeneği doğrudan istisna metnine uygundur.
Diğer seçenekler ya doğrudan ticaret sayılır ya da kanunun açıkça yasakladığı şirket ortaklık türleridir.

Anahtar Kavram

Memurların Ticaret Yasağı ve İstisnaları

İpuçları

1
Memurlar genel olarak ticaret yapamazlar ancak bazı sosyal ve yardımlaşma amaçlı kuruluşların yönetiminde bulunabilirler.
2
657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesi memurların anonim şirketlere ortak olmasına izin verirken yönetimlerine izin vermez; ancak kooperatifler için farklı bir kural vardır.
3
Yapı ve tüketim kooperatifleri memurların en sık istisna kapsamında yer aldığı kuruluşlardır.

Daha Fazla Pratik

Memurların anonim şirketlerdeki pay sahipliği ile yönetim kurulu üyeliği arasındaki farkı inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 276Soru

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında, organları mahalle halkı tarafından seçimle belirlenmesine ve bir muhtar tarafından yönetilmesine rağmen, 1982 Anayasası'nın 127127. maddesinde düzenlenen mahalli idare (yerel yönetim) birimleri arasında yer almayan idari yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahalle idaresi

Cevap

Mahalle idaresi
Doğru cevap mahalle idaresidir çünkü 1982 Anayasası'nın 127127. maddesi mahalli idareleri sadece 'İl (İl Özel İdaresi), Belediye ve Köy' olarak sınırlamıştır. Mahallelerin organları (muhtar ve ihtiyar heyeti) her ne kadar seçimle gelse de, bu birimlerin kendilerine ait bir kamu tüzel kişiliği ve bütçesi bulunmadığından anayasal anlamda mahalli idare kuruluşu sayılmazlar.

Adım Adım Çözüm

1
1982 Anayasası'nın 127127. maddesini incelemek
Anayasa'ya göre mahalli idarelerin; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan kamu tüzel kişileri olduğu görülür.
Anayasal düzeyde hangi birimlerin mahalli idare statüsünde olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Mahalle biriminin hukuki statüsünü değerlendirmek
Mahallenin, belediye veya ilçe idaresine bağlı bir idari birim olduğu, kendine ait bir bütçesi ve kamu tüzel kişiliği olmadığı tespit edilir.
Bir birimin mahalli idare sayılabilmesi için kamu tüzel kişiliğine sahip olması ve Anayasa'da bu kapsamda sayılması şarttır.
3
Seçim kriteri ile idari statü arasındaki farkı ayırt etmek
Muhtar ve ihtiyar heyetinin seçimle gelmesi, mahalleyi bir 'mahalli idare' yapmaz; bu durum sadece demokratik bir temsil yöntemidir.
Öğrencilerin 'seçimle başa gelme' durumunu otomatik olarak mahalli idare statüsüyle eşleştirmesini önlemek için bu ayrım yapılmalıdır.

Anahtar Kavram

Mahalli İdarelerin Anayasal Türleri

İpuçları

1
1982 Anayasası'nın mahalli idareleri düzenleyen 127127. maddesinde sadece üç tür birim sayılmıştır.
2
Bir birimin mahalli idare sayılması için seçimle gelmesi yeterli değildir, aynı zamanda kendi kamu tüzel kişiliğine sahip olması gerekir.
3
Muhtarı olmasına rağmen köylerin aksine kamu tüzel kişiliği olmayan ve belediye sınırları içinde kalan birimi düşünün.

Daha Fazla Pratik

İl özel idaresi ile il genel idaresi arasındaki farkları çalışarak mahalli idare-merkezi yönetim ayrımını pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Mahalli idareleri 'İl-Be-Köy' (İl Özel İdaresi, Belediye, Köy) şeklinde kodlayarak anayasada sayılanları ezberleyebilirsiniz. Bu kodlamanın dışındaki 'Mahalle' veya 'Bucak' gibi yapılar mahalli idare değildir.
Tahmini Süre:45s
Soru 277Soru

İdare hukukunda; kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerin, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde ve gerçek karşılıkları ödenmek şartıyla kanunla kamu mülkiyetine geçirilmesi işlemi aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Devletleştirme

Cevap

Kamu hizmeti gören özel teşebbüslerin kanunla kamuya devredilmesi işlemi 'Devletleştirme' olarak adlandırılır.
Devletleştirme, kamu yararının gerektirdiği durumlarda kamu hizmeti niteliği taşıyan özel işletmelerin mülkiyetinin kanunla devlete geçirilmesidir. Bu işlemin ayırt edici özelliği konusunun bir 'teşebbüs' olmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Sorudaki temel kavramı analiz edin.
İşlemin konusu 'özel teşebbüsler' (işletmeler) olarak belirlendi.
İdarenin mal edinme yöntemleri konusuna göre değişir.
2
İşlemin dayanağını kontrol edin.
İşlemin 'kanunla' yapıldığı belirtilmiştir.
Devletleştirme anayasal bir kural olarak kanunla gerçekleştirilir.
3
Kavramları karşılaştırarak doğru yöntemi seçin.
Taşınmazlar için kamulaştırma, taşınırlar için istimval kullanılırken; teşebbüsler için devletleştirme kullanılır.
Tanım doğrudan devletleştirme kavramına karşılık gelmektedir.

Anahtar Kavram

İdarenin Mal Edinme Yöntemleri ve Devletleştirme Tanımı

İpuçları

1
Sorudaki 'özel teşebbüsler' (işletmeler) anahtar kelimesine dikkat edin.
2
Bu yöntem, taşınmaz bir malı değil, bir hizmet üreten birimin tamamını kamuya katmayı amaçlar.
3
İdarenin işletmeleri devraldığı, anayasada 'kanunla' yapılacağı belirtilen yöntemi hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Kamulaştırma ile devletleştirme arasındaki 'konu' farkını (taşınmaz vs. teşebbüs) tablo halinde not ederek pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 278Soru

Bir disiplin soruşturması devam ederken, adli yargı kolunda görev yapan bir mahkemenin, idari makamların yerine geçerek ilgili kamu görevlisi hakkında doğrudan 'memuriyetten çıkarma' kararı vermesi durumunda, bu işlemin hukuki niteliği ve tabi olduğu yaptırım aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İşlem 'fonksiyon gaspı' ile sakatlanmıştır ve hukuk aleminde hiç doğmamış sayılarak 'yokluk' yaptırımına tabidir.

Cevap

İşlem 'fonksiyon gaspı' ile sakatlanmıştır ve hukuk aleminde hiç doğmamış sayılarak 'yokluk' yaptırımına tabidir.
İdari işlemlerin yetki unsuru bakımından en ağır sakatlık hallerinden biri olan 'fonksiyon gaspı', yasama, yürütme veya yargı erklerinden birinin, diğerinin görev alanına giren bir konuda işlem tesis etmesidir. Soruda bir mahkemenin (yargı), idarenin (yürütme) yetkisindeki memuriyetten çıkarma işlemini yapması bu duruma örnektir. Bu derece ağır bir hukuka aykırılık, işlemin hukuk aleminde hiç doğmamış sayılmasına, yani 'yokluk' yaptırımına tabi olmasına yol açar.

Adım Adım Çözüm

1
İşlemi tesis eden makamı ve işlemin niteliğini analiz etme
İşlemi bir mahkeme (yargı organı) tesis etmiş, ancak işlem bir disiplin cezası (idari işlem) niteliğindedir.
İdari işlemler kural olarak sadece idare (yürütme) tarafından tesis edilebilir.
2
Erkler arasındaki sınırı kontrol etme
Yargı organı, yürütme organının 'münhasır' yetki alanına (idari fonksiyon) müdahale etmiştir.
Yasama, yürütme ve yargı erklerinden birinin diğerinin alanına girerek işlem yapması 'fonksiyon gaspı' olarak adlandırılır.
3
Hukuki yaptırımı belirleme
Fonksiyon gaspı, yetki unsurunun en ağır sakatlık halidir ve yaptırımı 'yokluk'tur.
Ağır ve bariz yetki tecavüzleri ile fonksiyon/yetki gaspları, işlemin hukuk aleminde hiç oluşmamasına neden olur.

Anahtar Kavram

Fonksiyon Gaspı ve Yokluk Yaptırımı

İpuçları

1
İdare hukukunda 'erkler ayrılığı'na aykırı olarak bir mahkemenin idari işlem yapması hangi kavramla ifade edilir?
2
Yetki sakatlıklarını şiddetine göre ayırın: Basit yetki tecavüzü (iptal), ağır ve bariz yetki tecavüzü/gasp (yokluk).
3
Bir yargı organının, yürütmenin (idarenin) fonksiyonunu üstlenmesi 'fonksiyon gaspı'dır ve bu kadar ağır bir hata işlemin ölü doğmasına neden olur.

Daha Fazla Pratik

İdari işlemlerin diğer unsurları (sebep, konu, maksat, şekil) ve bu unsurlardaki sakatlıkların 'iptal' yaptırımı ile sonuçlanması durumlarını inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 279Soru

Bir belediyenin yürüttüğü yol yapım çalışması sırasında, çalışma alanına gerekli uyarı levhalarının konulmaması ve aydınlatmanın yetersiz olması nedeniyle bir vatandaşın aracıyla çukura düşerek maddi zarara uğraması durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin "hizmetin kötü işlemesi" niteliğinde bir hizmet kusuru bulunduğu için idare bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Cevap

İdarenin "hizmetin kötü işlemesi" niteliğinde bir hizmet kusuru bulunduğu için idare bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
İdarenin yürüttüğü kamu hizmeti sırasında gerekli güvenlik önlemlerini (levha, aydınlatma vb.) almaması, hizmetin gereği gibi sunulmadığını gösterir. Bu durum idare hukukunda 'hizmetin kötü işlemesi' olarak adlandırılan bir hizmet kusurudur ve idarenin bu kusurdan kaynaklanan zararı tazmin etmesi anayasal bir zorunluluktur.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın idari bir eylem mi yoksa kişisel bir kusur mu olduğunu belirleyin.
Yol yapım çalışması bir kamu hizmetidir ve önlem alınmaması hizmetle ilgilidir.
Sorumluluğun türünü belirlemek için eylemin niteliği kritiktir.
2
Hizmet kusurunun türünü sınıflandırın.
Uyarı levhası konulmaması "hizmetin kötü işlemesi" kategorisine girer.
Hizmet kusuru; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi şeklinde olabilir.
3
Anayasal dava açma kuralını hatırlayın.
Dava, kamu görevlisine değil, idarenin tüzel kişiliğine karşı açılır.
1982 Anayasası m. 129/5 gereği memur güvencesi kapsamında tazminat idareden istenir.

Anahtar Kavram

Hizmet Kusuru ve İdarenin Yargısal Korunması

İpuçları

1
İdarenin sorumluluğunda, hizmetin sunumu sırasında bir eksiklik (levha eksikliği gibi) varsa bu genellikle 'hizmet kusuru'dur.
2
Anayasa'nın 129. maddesine göre, memurun hatasından dolayı mağdur olan kişi davayı kime açmalıdır?
3
Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi 'hizmet kusuru'nun görünümleridir. Bu olayda hizmet var ancak eksik/kötü yürütülmektedir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin ödediği bu tazminatı daha sonra kusurlu personelden istemesi işlemine ne ad verildiğini (Rücu) araştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 280Soru

İdare hukukunun uygulama alanını ve sınırlarını belirlemek amacıyla tarihsel süreçte çeşitli kriterler geliştirilmiştir. Klasik dönemde idarenin sahip olduğu üstün yetki ve ayrıcalıklara dayanan "kamu gücü" kriteri ön plandayken; modern devlet anlayışıyla birlikte idarenin toplumun ortak ve genel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetleri de bu hukuk dalının merkezine yerleşmiştir.

Buna göre, idare hukukunun kapsamının belirlenmesinde kullanılan, idarenin toplumsal bir ihtiyacı karşılamak üzere yürüttüğü eğitim, sağlık ve ulaşım gibi faaliyetlerin tamamını ifade eden temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu Hizmeti

Cevap

İdare hukukunun uygulama alanını belirleyen ve toplumsal ihtiyaçları karşılamaya yönelik faaliyetleri kapsayan temel kavram 'Kamu Hizmeti'dir.
Kamu hizmeti, toplumsal ihtiyaçları karşılamak amacıyla idare veya idarenin gözetimi altındaki özel kişilerce yürütülen faaliyetlerdir. İdare hukukunun kapsamı belirlenirken, başlangıçta kullanılan 'kamu gücü' (üstünlük) kriteri yetersiz kalmış ve yanına idarenin 'hizmet' yönünü temsil eden 'kamu hizmeti' kriteri eklenmiştir. Bu sayede idare hukuku, sadece emir veren değil, aynı zamanda hizmet sunan bir hukuk dalı haline gelmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun kapsamını belirleyen kriterleri analiz et.
İdare hukukunun sadece 'kamu gücü' (üstün yetki) ile değil, aynı zamanda toplum yararına sunulan faaliyetlerle de ilgili olduğu görülür.
İdare hukukunun sınırlarını çizen temel teorileri (Kamu Gücü ve Kamu Hizmeti) ayırt etmek gerekir.
2
Eğitim, sağlık, ulaşım gibi faaliyetlerin ortak niteliğini belirle.
Bu faaliyetlerin tamamı, devletin toplumun ortak ihtiyaçlarını karşılamak için sunduğu 'kamu hizmetleri'dir.
Modern idare hukukunda idarenin varlık sebebinin sadece emir vermek değil, hizmet sunmak olduğu ilkesini doğrulamak için.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Kapsamını Belirleyen Ölçütler: Kamu Hizmeti Kriteri

İpuçları

1
İdare hukukunun sadece bir 'güç' hukuku değil, aynı zamanda bir 'hizmet' hukuku olduğunu düşünün.
2
Eğitim ve sağlık gibi faaliyetlerin devlet tarafından yürütülmesinin ortak amacına odaklanın.
3
Fransız hukukçu Duguit tarafından savunulan ve idarenin merkezine toplumsal yararı yerleştiren kavramı hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun 'kamu gücü' ve 'kamu hizmeti' kriterleri arasındaki farkları karşılaştıran diğer soruları inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 14 / 31Sonraki
İdare Hukuku — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 14 | Examkin