İdare Hukuku

613 soru

Soru 141Soru

1982 Anayasası ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, idarenin kamu yararı amacıyla başvurduğu mal edinme yöntemlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İstimval, kural olarak olağanüstü durumlarda idarenin ihtiyaç duyduğu taşınmaz malların mülkiyetini idareye geçirmek için kullanılan temel yöntemdir.

Cevap

İstimvalin taşınmaz mülkiyetini değil, taşınır mülkiyetini veya taşınmaz kullanım hakkını konu aldığını belirten ifade yanlıştır.
İstimval, kural olarak taşınır (menkul) malların mülkiyetini idareye geçiren bir yöntemdir. Taşınmaz (gayrimenkul) mallarda ise istimval yoluyla mülkiyet devri yapılamaz; sadece bu malların kullanma hakkı elde edilebilir. Taşınmaz mülkiyetinin kamu yararı amacıyla idareye geçirilmesi işleminin adı kamulaştırmadır.

Adım Adım Çözüm

1
Yöntemlerin hukuki niteliğini analiz etme
Kamulaştırma taşınmazlara, istimval kural olarak taşınırlara, devletleştirme teşebbüslere yöneliktir.
İdarenin mal edinme yöntemleri konu ve usul bakımından birbirinden ayrılır.
2
İstimvalin kapsamını kontrol etme
İstimval olağanüstü durumlarda taşınırlar için mülkiyet, taşınmazlar için sadece kullanım hakkı sağlar.
Taşınmaz mülkiyetinin zorla alınması sadece kamulaştırma ile mümkündür.
3
Anayasal süreleri teyit etme
Kamulaştırma taksit süresi 55 yıldır.
Anayasa Madde 46 hükmü kesin sınır belirler.

Anahtar Kavram

İdarenin Mal Edinme Yöntemleri Arasındaki Farklar

İpuçları

1
İdarenin taşınmaz mülkiyetini zorla elde etmesinin tek yolu kamulaştırmadır.
2
İstimval yönteminin hangi tür mallar (taşınır/taşınmaz) üzerinde ne tür bir hak (mülkiyet/kullanım) sağladığını hatırlayın.

Daha Fazla Pratik

Acele kamulaştırma usulü ile normal kamulaştırma arasındaki farkları inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 142Soru

19821982 Anayasası'nda yer alan "İdarenin Kuruluşu" ilkeleri ve merkezi yönetimin işleyişi dikkate alındığında, merkezi yönetimin taşra teşkilatı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Merkezi yönetimin taşra birimleri olan il, ilçe ve bölge kuruluşları, kamu hizmetlerini yerinden yönetim ilkesine göre yürüten ve merkezi idareden ayrı kamu tüzel kişiliğine sahip olan idari yapılardır.

Cevap

Merkezi yönetimin taşra birimlerinin (il, ilçe, bölge) ayrı kamu tüzel kişiliği ve özel bütçesi olduğunu belirten ifade yanlıştır; bu birimler devlet tüzel kişiliğine tabidir.
Doğru cevap olan ifade yanlıştır çünkü merkezi yönetimin taşra teşkilatında yer alan il, ilçe ve bölge kuruluşlarının kendilerine ait ayrı bir kamu tüzel kişiliği yoktur. Bu birimler doğrudan merkeze hiyerarşik olarak bağlıdır ve devlet tüzel kişiliği altında faaliyet gösterirler. Ayrıca bu birimler "yerinden yönetim" değil, "merkezden yönetim" (taşra) esasına göre çalışırlar.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin yapısını analiz etme
Merkezi yönetim, Başkent teşkilatı ve Taşra teşkilatı olmak üzere iki ana kısımdan oluşur.
Türkiye'nin idari yapısında bütünlüğü sağlamak için en temel ayrımı belirlemek gerekir.
2
Taşra teşkilatının tüzel kişiliğini inceleme
Taşra birimleri (Valilik, Kaymakamlık vb.) ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip değildir; "Devlet Tüzel Kişiliği"ni temsil ederler.
Merkezden yönetim ilkesi gereği, bu birimlerin ayrı malvarlığı, bütçesi veya iradesi yoktur; tüm işlemleri devlet adına yaparlar.
3
Yetki genişliği ve temsil farklarını belirleme
Vali yetki genişliği kullanırken kaymakam kullanamaz. Vali devlet/CB temsilcisiyken, kaymakam sadece CB temsilcisidir.
Mülki idare amirlerinin hukuki statüleri arasındaki farkları anlamak sınavda en çok sorulan detaylardan biridir.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü ve Devlet Tüzel Kişiliği

İpuçları

1
Taşra teşkilatı ile yerel yönetimler (Mahalli İdareler) arasındaki tüzel kişilik farkını hatırlayın.
2
Vali ve Kaymakamın temsil sıfatlarındaki farkı (20172017 sonrası) ve 'Yetki Genişliği'nin sadece hangi mülki birimde olduğunu düşünün.
3
İl, ilçe ve bölge idarelerinin bütçesinin devlet bütçesi içinde olup olmadığını ve bu birimlerin 'devletten ayrı' bir kişiliği olup olmadığını sorgulayın.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi'nin organları (İl Genel Meclisi, İl Encümeni) ile İl Genel İdaresi'nin organlarını (Vali, İl İdare Kurulu) karşılaştırarak bu farkı pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 143Soru

İdarenin bir bayındırlık hizmetinin (yol, baraj veya köprü yapımı vb.) yürütülmesi sırasında ihtiyaç duyulan taş, kum veya toprak gibi malzemelerin çıkarılması ya da depolanması amacıyla, özel mülkiyette bulunan boş bir taşınmazı geçici bir süreyle kullanması usulü aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçici İşgal

Cevap

Geçici İşgal
Doğru cevap olan geçici işgal, idarenin bir bayındırlık hizmetinin görülmesi sırasında, ihtiyaç duyulan malzemeyi elde etmek veya inşaat için depo alanı olarak kullanmak amacıyla boş bir taşınmazdan geçici olarak yararlanmasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İhtiyacın niteliğini analiz etme
İdare, kalıcı mülkiyet değil, bayındırlık hizmeti için geçici bir kullanım ve malzeme (taş, kum) temini istemektedir.
Yöntemin belirlenmesi için ihtiyacın süresi ve konusu (taşınır/taşınmaz/kullanım) kritiktir.
2
Hukuki kavramlar ile eşleştirme
Boş taşınmazların bayındırlık hizmeti amacıyla geçici kullanımı 'Geçici İşgal' olarak tanımlanır.
İdare hukukunda her mal edinme veya kullanma yönteminin kendine özgü şartları ve isimleri vardır.

Anahtar Kavram

İdarenin mal edinme yöntemlerinden biri olan Geçici İşgal, sadece bayındırlık hizmetleri (yol, köprü vb.) sırasında, boş arazilerden malzeme temini veya depo amaçlı yararlanılmasını sağlar.
Tahmini Süre:45s
Soru 144Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari yapısında yer alan mahalli idarelerin (yerel yönetimler) özerkliği ile merkezi yönetimin bütünlüğü ilkesi arasındaki dengeyi sağlayan "idari vesayet" denetimi ve bu birimlerin organ yapısı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl genel meclisi, il özel idaresinin karar organı olup meclis görüşmelerine vali başkanlık eder ve meclis kararları valinin onayı ile yürürlüğe girer.

Cevap

İl genel meclisinin karar organı olduğu ve meclis görüşmelerine valinin başkanlık ettiği, kararların valinin onayıyla yürürlüğe girdiği ifadesi yanlıştır.
İl özel idaresinin karar organı olan İl Genel Meclisi'ne vali başkanlık etmez. 20052005 yılında yapılan yasal düzenleme ile il genel meclisi üyeleri kendi aralarından bir başkan seçerler. Ayrıca, mahalli idarelerin kararları üzerinde valinin hiyerarşik bir 'onay' yetkisi bulunmaz; vali kararları sadece hukuka uygunluk açısından denetleyebilir ve aykırı bulduklarını tekrar görüşülmek üzere geri gönderebilir (idari vesayet).

Adım Adım Çözüm

1
İl Genel Meclisinin yapısını analiz etme
53025302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu incelendiğinde, meclisin kendi içinden bir başkan seçtiği görülür.
Vali, 20052005 yılındaki mevzuat değişikliği ile meclis başkanlığı görevinden ayrılmıştır.
2
Kararların yürürlüğe girme usulünü kontrol etme
Meclis kararları valiye gönderilir; ancak valinin kararları 'onaylama' gibi bir hiyerarşik yetkisi yoktur.
Mahalli idareler özerk kuruluşlar olduğu için merkezden gelen temsilcinin (Vali) yetkisi sadece 'idari vesayet' (hukuka uygunluk denetimi) ile sınırlıdır.
3
Valinin vesayet yetkisini değerlendirme
Vali, hukuka aykırı bulduğu kararları meclise geri gönderebilir; meclis kararında ısrar ederse vali Danıştay'a başvurabilir.
Hukuk devletinde son sözü idare değil, yargı söyler.

Anahtar Kavram

İl Genel Meclisi'nin Karar Organı Niteliği ve Başkanlık Usulü

Daha Fazla Pratik

Mahalli idarelerin (Belediye, İl Özel, Köy) karar, yürütme ve danışma organlarını bir tablo yaparak karşılaştırınız.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 145Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari yapılanmasında merkezi yönetimin taşra teşkilatı, merkeze hiyerarşik olarak bağlı olan ve kamu hizmetlerini yerinden yönetim ilkeleri dışında yürüten birimlerden oluşur. Bu kapsamda, İl Genel İdaresi'nin danışma ve karar organı niteliğindeki İl İdare Kurulu'nun yapısı ve üyeleri düşünüldüğünde; aşağıdakilerden hangisi İl İdare Kurulu'nun doğal üyeleri arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl Genel Meclisi

Cevap

İl Genel Meclisi
İl Genel Meclisi, merkezi yönetimin bir parçası değil, mahalli idare (yerel yönetim) olan İl Özel İdaresi'nin en yüksek karar organıdır. Merkezi yönetimin taşra teşkilatı olan İl Genel İdaresi içerisinde yer alan İl İdare Kurulu ise atanmış memurlardan (Vali, Defterdar, İl Müdürleri vb.) oluşur ve merkezi yönetimin emir-komuta zinciri (hiyerarşi) altındadır.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin taşra teşkilatı ile mahalli idarelerin ayrımını yapın.
İl Genel İdaresi (Taşra) ve İl Özel İdaresi (Mahalli) farklı hukuki statülere sahiptir.
Soruda merkezi yönetimin taşra teşkilatı sorulmaktadır; bu yapı Devlet Tüzel Kişiliği içerisindedir.
2
İl İdare Kurulu'nun yasal üyelerini listeleyin.
Vali, Hukuk İşleri Müdürü, Defterdar, İl Milli Eğitim, İl Sağlık, İl Tarım ve Orman, İl Çevre ve Şehircilik müdürleri kurulun üyeleridir.
İl İdaresi Kanunu kurulun kompozisyonunu bu şekilde belirlemiştir.
3
Seçeneklerdeki organların hangi tüzel kişiliğe bağlı olduğunu kontrol edin.
İl Genel Meclisi, İl Özel İdaresi'nin karar organıdır ve idari vesayet denetimine tabi ayrı bir kamu tüzel kişiliğidir.
İl İdare Kurulu merkezi yönetime, İl Genel Meclisi ise yerinden yönetime aittir.

Anahtar Kavram

İl Genel İdaresi (Taşra) ve İl Özel İdaresi (Mahalli İdare) Ayrımı

İpuçları

1
İl İdare Kurulu merkezi yönetimin hiyerarşisine dahildir, oysa yerel yönetim organları seçimle veya farklı temsil usulleriyle oluşur.
2
Seçeneklerden hangisi 'İl Özel İdaresi' isimli yerel yönetim birimine aittir?

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi'nin organları (Vali, İl Genel Meclisi, İl Encümeni) ile İl Genel İdaresi'nin organlarını (Vali, İl İdare Şube Başkanları, İl İdare Kurulu) karşılaştıran bir tablo hazırlayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 146Soru

İdare hukukunun genel özellikleri ve Türk hukuk sistemi içerisindeki uygulama alanı dikkate alındığında, bu hukuk dalının 'içtihadi' niteliği ve kaynakları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukukunun 'içtihadi' bir dal olması, bu alanda anayasa ve kanun gibi yazılı kaynakların bulunmadığı, uyuşmazlıkların yalnızca Danıştay kararlarıyla çözüldüğü anlamına gelir.

Cevap

İdare hukukunun 'içtihadi' bir hukuk dalı olması, yazılı kaynakların (Anayasa, Kanun, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi vb.) bulunmadığı anlamına gelmez; bu kavram temel prensiplerin yargı kararlarıyla oluştuğunu ifade eder.
İdare hukukunun 'içtihadi' nitelikte olması, bu hukuk dalının temel ilkelerinin (idari sorumluluk ilkeleri gibi) mahkeme kararlarıyla (özellikle Danıştay) şekillenmiş olduğunu ifade eder. Ancak bu durum, idare hukukunun yazılı kaynakları olmadığı anlamına gelmez. Aksine, idare hukuku Anayasa, kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve yönetmelikler gibi çok geniş bir yazılı mevzuat havuzuna sahiptir. Dolayısıyla, uyuşmazlıkların 'yalnızca' yargı kararlarıyla çözüldüğü ve yazılı kaynağın bulunmadığı ifadesi hukuken hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun 'içtihadi' kavramını analiz etme
İçtihadi nitelik, bu dalın temel kurallarının (örneğin idari kusur, hizmet kusuru gibi) kanunla düzenlenmeden önce Danıştay kararlarıyla geliştirilmesini ifade eder.
Öğrencinin 'içtihadi' kelimesini 'sadece yargı kararı' olarak yanlış yorumlamasını engellemek.
2
İdare hukukunun kaynaklarını gözden geçirme
İdare hukukunun Anayasa, Kanun, CBK, Yönetmelik gibi çok sayıda yazılı kaynağı mevcuttur.
Yanlış olan seçeneğin neden yazılı kaynakları yok saydığını kanıtlamak.
3
Diğer özellikleri (tedvin edilmemişlik, statüsellik) doğrulama
İdare hukukunun tek bir kanun altında toplanmadığı (dağınık olduğu) ve tarafların iradesine değil yasal statülere dayandığı bilgileri doğrudur.
Çeldiricilerin doğruluğunu teyit ederek yanlış olanı netleştirmek.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun İçtihadi ve Tedvin Edilmemiş Niteliği

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun bu özellikleri ile 'İdari Vesayet' ve 'Hiyerarşi' gibi teşkilat ilkeleri arasındaki bağlantıyı inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 147Soru

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre disiplin cezaları, bu cezaların özlük dosyasından silinmesi ve doğurduğu hukuki sonuçlar ile ilgili aşağıda yer alan ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Aylıktan kesme cezası alan bir memur, cezanın verildiği tarihten itibaren 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, bölge teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına ve vali kadrolarına atanamaz.

Cevap

Aylıktan kesme cezası alan memurların daire başkanı ve dengi üst düzey kadrolara atanma yasağı süresi 5 yıldır.
657 sayılı Kanun'un 132. maddesine göre, aylıktan kesme cezası alan memurların daire başkanı, bölge müdürü, vali gibi üst düzey kadrolara atanma yasağı süresi 10 yıl değil, 5 yıldır. 10 yıllık süre, bu cezanın özlük dosyasından silinmesi için atamaya yetkili amire başvurulabilmesi için geçmesi gereken süredir. İfadedeki hata, iki farklı sürenin birbiriyle karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 132. maddesindeki disiplin cezalarının kariyer üzerindeki sonuçlarını inceleyin.
Aylıktan kesme cezası alanlar 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlar ise 10 yıl boyunca üst düzey kadrolara (daire başkanı, bölge müdürü, vali vb.) atanamazlar.
Disiplin cezaları sadece disiplin yönünden değil, memurun liyakat ve kariyer ilerlemesi yönünden de kısıtlayıcı sonuçlar doğurur.
2
Cezanın özlük dosyasından silinme sürelerini düzenleyen 133. madde ile atanma yasağı sürelerini karşılaştırın.
Aylıktan kesme cezası için 'silinme istemi' süresinin 10 yıl, ancak 'atanma yasağı' süresinin 5 yıl olduğu saptanır.
Sürelerin farklı olması, öğrencinin iki farklı maddeyi (Md. 132 ve Md. 133) sentezlemesini gerektirir.
3
İncelediğiniz veriler ışığında seçenekteki bilgiyi test edin.
Seçenekte aylıktan kesme cezası için de 10 yıllık bir atanma yasağı öngörüldüğü belirtildiği için bu ifadenin hukuken yanlış olduğu sonucuna varılır.
Hukuki metinlerdeki nüanslar ve süre farkları KPSS tipi sorularda belirleyici hata unsuru olarak kullanılır.

Anahtar Kavram

Disiplin cezalarının idari görevlere atanma engeli oluşturması ve özlük dosyasından silinme usulü

İpuçları

1
Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları arasındaki 'atanma yasağı' sürelerinin farkına odaklanın.
2
657 sayılı DMK'nın 132. maddesini hatırlayın: Kademe ilerlemesi cezası alanlar 10 yıl atanamazken, aylıktan kesme cezası alanlarda bu süre daha kısadır.

Daha Fazla Pratik

Disiplin cezalarına karşı itiraz mercilerini ve zamanaşımı sürelerini (soruşturma zamanaşımı vs. karar zamanaşımı) bir tablo halinde çalışarak konuyu pekiştirin.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

Bir belediyenin, trafiği düzenlemek amacıyla usulüne uygun olarak gerçekleştirdiği bir köprülü kavşak inşaatı sırasında; herhangi bir idari hata, ihmal veya gecikme olmamasına rağmen, inşaat alanı önünde bulunan bir işletmenin aylarca müşterisiz kalması nedeniyle uğradığı özel ve ağır zararın tazmin edilmesi gerekmiştir. İdarenin bu olayda herhangi bir kusuru olmamasına rağmen zararı tazmin etmesi, aşağıdaki sorumluluk ilkelerinden hangisinin bir sonucudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu külfetleri karşısında eşitlik (Fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi

Cevap

İdarenin hukuka uygun bir faaliyetinden dolayı oluşan özel zararın tazmini 'Kamu külfetleri karşısında eşitlik (Fedakarlığın denkleştirilmesi) ilkesi' uyarınca yapılır.
Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin külfetlerinin (zararlarının) toplumun tüm fertleri tarafından eşit olarak paylaşılmasını öngörür. Eğer bir kişi bu hizmet nedeniyle diğerlerinden daha fazla zarara uğramışsa (örneğin dükkanının önü kapandığı için ticari kayıp yaşamışsa), idare kusursuz olsa dahi bu 'özel' zararı gidermekle yükümlüdür.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki idari eylemin niteliğini analiz etmek
İşlem hukuka uygundur ve idarenin herhangi bir kusuru (hata, ihmal, gecikme) yoktur.
Sorumluluğun türünü (kusurlu veya kusursuz) belirlemek için idarenin davranışının hukuki durumuna bakılır.
2
Zararın niteliğini değerlendirmek
Zarar, toplumun geneline yayılmayan, sadece o dükkan sahibini etkileyen 'özel ve ağır' bir zarardır.
Kusursuz sorumluluk için zararın normal bir fedakarlık sınırını aşmış olması gerekir.
3
Uygun hukuk ilkesini eşleştirmek
Hukuka uygun eylemden doğan kusursuz sorumluluk hali olan 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesi uygulanır.
Genel kamu yararı için yapılan bir işin külfetinin tek bir kişiye yüklenmesi hakkaniyete aykırıdır.

Anahtar Kavram

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu: Fedakarlığın Denkleştirilmesi

İpuçları

1
İdarenin eyleminde bir hata veya eksiklik olup olmadığına dikkat edin.
2
Kusursuz sorumluluk hallerinden birini düşünün; sosyal risk mi yoksa kamu külfetlerinin paylaşımı mı?
3
Hukuka uygun bir faaliyetten dolayı bir kişinin dükkanının müşterisiz kalması, o kişinin kamu yararı için 'fedakarlık' yaptığını gösterir.

Daha Fazla Pratik

İdarenin 'Sosyal Risk' ilkesine göre sorumlu olduğu durumlar ile bu sorudaki ilke arasındaki farkı inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 149Soru

Mahalli idarelerin (yerel yönetimler) işleyişinde, mahalli müşterek ihtiyaçlara yönelik kararların alınması ve bu kararların uygulanması farklı organlar eliyle gerçekleştirilir. Buna göre, bir belediyede bütçeyi kabul etmek ve belediye yönetmeliklerini onaylamakla görevli olan en yüksek karar organı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Meclisi

Cevap

Belediye Meclisi
Belediye idaresinde bütçenin kabulü, imar planlarının onayı ve yönetmelik çıkarma gibi temel yasama benzeri işlemler belediye meclisi tarafından yerine getirilir. Meclis, halkın oylarıyla seçilen üyelerden oluşur ve birimin en yüksek karar mercii statüsündedir.

Adım Adım Çözüm

1
Birimi Belirle
Soru bir mahalli idare birimi olan 'Belediye' teşkilatını sormaktadır.
Belediye idaresinin organlarını diğer birimlerden (İl Özel İdaresi, Köy) ayırmak gerekir.
2
Organ Fonksiyonunu Analiz Et
Bütçe onayı ve yönetmelik çıkarma gibi işlemler 'karar' fonksiyonuna girmektedir.
Karar organları ile yürütme/danışma organları arasındaki görev ayrımını bilmek KPSS'de kritiktir.
3
Doğru Organı Seç
Belediye teşkilatında en yüksek karar yetkisi Belediye Meclisi'ne aittir.
Belediye Meclisi, halkın iradesini doğrudan temsil eden ve temel politikaları belirleyen en yetkili kuruldur.

Anahtar Kavram

Mahalli İdarelerin Organları
Tahmini Süre:45s
Soru 150Soru

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre, disiplin cezalarından biri olan "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası ve bu cezanın uygulanma süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakkında bu ceza uygulanan memur, cezanın özlük dosyasından silinmesi için cezanın uygulanmasından 55 yıl sonra atamaya yetkili amire başvurabilir.

Cevap

Hakkında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygulanan memur, cezanın özlük dosyasından silinmesi için 55 yıl değil, 1010 yıl sonra başvuruda bulunabilir.
Doğru cevap, cezanın özlük dosyasından silinme süresiyle ilgilidir. 657657 sayılı Kanun'un 133133. maddesine göre; uyarma ve kınama cezalarında 55 yıl, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında ise 1010 yıl geçtikten sonra atamaya yetkili amire başvurularak cezanın silinmesi istenebilir. Bu nedenle 55 yıl ifadesi yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının genel şartlarını incele.
Cezanın 131-3 yıl arası süreli olduğu ve disiplin kurulu kararıyla atamaya yetkili amirce verildiği tespit edilir.
Yasal mevzuatın temel hükümlerini doğrulamak.
2
İtiraz sürelerini ve özel durumları (son kademede olma) kontrol et.
İtiraz süresinin 77 gün olduğu ve son kademedeki memurlar için aylık kesintisi uygulandığı doğrulanır.
Usul ve uygulama farklılıklarını değerlendirmek.
3
Cezaların özlük dosyasından silinme sürelerini karşılaştır.
Uyarma/Kınama için 55 yıl, Aylıktan Kesme/Kademe İlerlemesinin Durdurulması için 1010 yıl gerektiği belirlenir.
Hatalı olan süreyi tespit ederek doğru seçeneğe ulaşmak.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezalarının Uygulanması ve Özlük Dosyasından Silinmesi
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 151Soru

İdare hukukunda idari işlemlerin "yetki" unsuru bakımından ortaya çıkan sakatlık halleri, ihlalin niteliğine ve ağırlığına göre farklı hukuki sonuçlar doğurur. Bir idari makamın, yürütme organının genel görev alanı dışına çıkarak yasama veya yargı organlarının münhasır yetki alanına giren bir konuda karar alması durumu aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılır ve bu işlemin yaptırımı nedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Fonksiyon gaspı - Yokluk

Cevap

Bir idari makamın yasama veya yargı alanına müdahale etmesi 'Fonksiyon Gaspı' olarak adlandırılır ve bu işlemin yaptırımı 'Yokluk'tur.
İdarenin kendi sınırlarını aşarak yasama (kanun yapma) veya yargı (hüküm verme) organlarının yerine geçerek işlem tesis etmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine en ağır müdahaledir. Bu durum hukuk literatüründe fonksiyon gaspı olarak adlandırılır ve işlem hukuk aleminde hiçbir sonuç doğurmaz (yokluk).

Adım Adım Çözüm

1
İhlal edilen yetki sınırının niteliğini belirlemek.
İşlemin sadece idare içi değil, devletin temel organları (Yürütme-Yasama-Yargı) arasındaki sınırı aştığı görülür.
Kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği her organ kendi anayasal görev alanında kalmalıdır.
2
Bu tür bir sınır aşımının idare hukukundaki adını saptamak.
İdarenin yasama veya yargı yerine geçerek işlem yapması 'Fonksiyon Gaspı' kavramıyla ifade edilir.
Bir devlet erkinin diğerinin işlevini (fonksiyonunu) üstlenmesi söz konusudur.
3
Fonksiyon gaspının hukuki yaptırımını tayin etmek.
Yetki unsurundaki bu denli ağır ve kurucu nitelikteki sakatlık, işlemin hukuk aleminde hiç doğmamasını yani 'Yokluk' yaptırımını gerektirir.
Kurucu unsurları eksik veya ağır derecede sakat olan işlemler iptal davasına konu olmadan kendiliğinden geçersizdir.

Anahtar Kavram

İdari İşlemlerde Yetki Unsuru ve Fonksiyon Gaspı

İpuçları

1
İhlalin devletin hangi erkleri (Yasama, Yürütme, Yargı) arasında gerçekleştiğine odaklanın.
2
İdarenin meclis gibi kanun yapması veya mahkeme gibi ceza vermesi bir 'fonksiyon' değişimidir.
3
Kuvvetler ayrılığının bu denli ağır ihlali, işlemin yok hükmünde sayılmasına neden olur.

Daha Fazla Pratik

Yetki tecavüzü ile yetki gaspı arasındaki farkları, yapan kişinin 'kamu görevlisi' olup olmadığına bakarak pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 152Soru

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısında, kamu düzenini korumak ve sağlamak amacıyla yürütülen genel idari kolluk faaliyetlerinde belirli makamlar yetkili kılınmıştır. Bu makamlar devlet tüzel kişiliği içerisinde yer alarak tüm ülke genelinde veya belirli bir mülki sınır içerisinde yetki kullanırlar. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi 'genel idari kolluk makamları' arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Belediye Başkanı

Cevap

Belediye başkanı, genel idari kolluk makamı değil, mahalli (yerel) birim olan belediye tüzel kişiliği bünyesindeki bir özel idari kolluk makamıdır.
Belediye başkanı, belediye idaresinin başı olarak mahalli sınırlarla sınırlı yetkisi olan 'özel idari kolluk' makamıdır. Genel idari kolluk makamları ise devletin genel güvenliğini sağlayan, merkezi hiyerarşiye dahil olan Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam'dır.

Adım Adım Çözüm

1
Genel idari kolluk ve özel idari kolluk ayrımını yapınız.
Genel idari kolluk; devlet tüzel kişiliği adına hareket eder (Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali, Kaymakam). Özel idari kolluk ise belediye ve köy gibi yerinden yönetim kuruluşları bünyesindedir.
Kolluk makamlarının hangi tüzel kişilik (merkez mi yerel mi) adına yetki kullandığını belirlemek sorunun çözüm anahtarıdır.
2
Seçeneklerdeki makamların idari teşkilattaki yerini kontrol ediniz.
Belediye başkanı mahalli idarelerin, diğerleri ise merkezi idarenin (başkent veya taşra) parçasıdır.
Genel idari kolluk makamları sadece merkezi idare hiyerarşisi içindeki görevlilerden oluşur.

Anahtar Kavram

İdari Kolluk Makamları

İpuçları

1
Makamın 'devlet tüzel kişiliği' içinde mi yoksa 'mahalli idare tüzel kişiliği' içinde mi olduğunu düşünün.
2
Genel idari kolluk makamları merkeze (Ankara'ya) bağlıdır; yerel yönetimlerce seçilmezler.

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk personeli (Polis, Jandarma) ile adli kolluk ayrımına göz atınız.
Tahmini Süre:45s
Soru 153Soru

Türk idare hukukunda "idarenin bütünlüğü" ilkesini sağlamaya yönelik temel araçlar olan hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri, gerek hukuki kaynakları gerekse denetim yetkisinin kapsamı bakımından keskin farklar içermektedir. Bu iki denetim türüne ilişkin aşağıdaki karşılaştırmalardan hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşi ilişkisinde amir, astın yerine geçerek (ikame yoluyla) işlem tesis etme yetkisini her zaman kullanabilir; idari vesayet makamı ise "ikame yasağı" ilkesi gereği, kanunla dahi bu tür bir yetkiyle donatılamaz.

Cevap

İdari vesayet makamının hiçbir durumda ikame yetkisi kullanamayacağını ve bu yasağın kanunla dahi aşılamayacağını savunan değerlendirme hatalıdır.
Doğru olmayan değerlendirme, idari vesayet makamının kanunla dahi ikame yetkisiyle donatılamayacağını savunan ifadedir. Türk idare hukukunda hiyerarşik amir kural olarak astın yerine geçip işlem tesis edebilirken, idari vesayet makamı için kural 'ikame yasağı'dır. Ancak bu yasak mutlak değildir; kanun koyucu, kamu hizmetinin zorunlu kıldığı hallerde (örneğin Belediye Kanunu m. 57 veya imar planlarındaki yetki aşımları gibi) vesayet makamına ikame yetkisi verebilir. Dolayısıyla 'hiçbir durumda' ifadesi hukuki gerçeklikle bağdaşmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve idari vesayet yetkilerinin hukuki dayanaklarını analiz edin.
Hiyerarşi "doğal/asli" bir yetki olup kanun aranmaz; idari vesayet ise "istisnai/kanuni" bir yetkidir ve mutlaka bir dayanak gerektirir.
İdarenin bütünlüğü içindeki yetki dağılımının temelini anlamak için bu ayrım şarttır.
2
Denetimin kapsamı olan "yerindelik" ve "hukuka uygunluk" kriterlerini değerlendirin.
Hiyerarşide her iki denetim de yapılabiliyorken, vesayette kural sadece hukuka uygunluktur.
Vesayet denetiminin, yerinden yönetimlerin özerkliğini korumak amacıyla sınırlı tutulduğunu teyit etmek gerekir.
3
Üstün, astın yerine geçerek işlem yapma (ikame) yetkisini inceleyin.
Hiyerarşide üst, astın yerine geçebilir. İdari vesayette ise kural olarak "ikame yasağı" vardır ancak bu yasak mutlak değildir.
İdari hukukta temel kural ve istisna ilişkisini kurmak, zorluk derecesi yüksek soruları çözmek için gereklidir.
4
Kanun koyucunun vesayet makamına istisnai durumlarda ikame yetkisi verip veremeyeceğini sorgulayın.
Anayasa ve ilgili kanunlar (Belediye Kanunu vb.), kamu hizmetinin aksadığı kritik durumlarda merkezi idareye (vesayet makamına) sınırlı bir ikame yetkisi tanıyabilir.
Hatalı seçeneğin "hiçbir durumda" ve "kanunla dahi" ifadelerindeki kesinlik hatasını tespit etmek için bu bilgi kullanılır.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Hiyerarşide İkame Yasağı İstisnaları

İpuçları

1
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler arasında gerçekleşir.

Daha Fazla Pratik

Belediye Kanunu'ndaki İçişleri Bakanlığı'nın denetim yetkisi ve 'ikame' durumlarını inceleyerek bu istisnaları somutlaştırabilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 154Soru

Türk idari teşkilat yapısında "idarenin bütünlüğü" ilkesini hayata geçirmek amacıyla kullanılan hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri arasındaki farklara ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari vesayet denetimi, merkezi idarenin taşra teşkilatındaki birimler üzerindeki hiyerarşik gücünün bir uzantısı olup, mahalli idarelerin özerkliğini tamamen ortadan kaldıran mutlak bir emir ve talimat verme yetkisidir.

Cevap

İdari vesayetin merkezi idarenin taşra teşkilatı üzerindeki hiyerarşik gücünün bir uzantısı olduğunu ve mutlak emir-talimat yetkisi içerdiğini savunan ifade yanlıştır.
Doğru yanıt olan seçenek, idari vesayet ile hiyerarşiyi kavramsal olarak birbirine karıştırmaktadır. İdari vesayet, merkezi idarenin taşra birimleri (Vali, Kaymakam vb.) üzerindeki bir gücü değil; merkezden yönetim kuruluşlarının (Bakanlıklar gibi) yerinden yönetim kuruluşları (Belediye, İl Özel İdaresi, Köy, Üniversiteler vb.) üzerindeki 'istisnai' ve 'kanuni' denetim yetkisidir. Ayrıca vesayet makamı emir-talimat veremez; sadece hukuka uygunluk denetimi yaparak işlemleri iptal edebilir veya onaylayabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Teşkilat yapısının belirlenmesi
Merkezi idarenin (Başkent ve Taşra) kendi içindeki ilişkisi hiyerarşidir.
Merkez ve taşra aynı kamu tüzel kişiliği (Devlet) içinde yer alır.
2
Vesayet ve Hiyerarşi ayrımının analizi
İdari vesayet sadece farklı kamu tüzel kişilikleri (Örn: Bakanlık ile Belediye) arasında söz konusudur.
Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca yerinden yönetimlerin özerkliğini korumak için vesayet yetkisi sınırlı tutulmuştur.
3
Denetimin kapsamının değerlendirilmesi
Vesayet makamı, hiyerarşi amiri gibi 'mutlak emir ve talimat' veremez, sadece kanunda sayılan işlemleri denetleyebilir.
Hiyerarşideki 'emir ve talimat' verme yetkisi vesayet makamında bulunmaz.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilatta Bütünlük (Hiyerarşi vs İdari Vesayet)

İpuçları

1
Denetimin aynı kurum içinde mi yoksa farklı kurumlar arasında mı yapıldığına odaklanın.
2
İstisnailik ve kanunilik ilkelerinin hangi denetim türü (vesayet mi hiyerarşi mi) için zorunlu olduğunu hatırlayın.
3
Vesayet makamının yerinden yönetim birimlerine doğrudan emir verip veremeyeceğini veya onların yerine geçip işlem yapıp yapamayacağını düşünün.

Daha Fazla Pratik

İl Genel İdaresi (Taşra) ile İl Özel İdaresi (Yerel) arasındaki Vali'nin farklı yetki konumlarını incelemek konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Tablo yöntemiyle; Sol sütuna Hiyerarşi (Genel, Hukukilik+Yerindelik, Aynı Tüzel Kişilik), Sağ sütuna İdari Vesayet (İstisnai, Sadece Hukukilik, Farklı Tüzel Kişilik) özelliklerini yazarak seçenekleri bu kriterlere göre eleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 155Soru

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu hizmetlerinin sürekliliğini ve liyakat sistemini korumak amacıyla memurların görevlerinin hangi hallerde sona ereceğini kesin hükümlerle düzenlemiştir. Kanunun 9898. maddesinde bu haller sınırlı sayıda sayılmıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi, 657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirtilen "memurluğun sona erme hallerinden" biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Görevden uzaklaştırma

Cevap

Görevden uzaklaştırma, bir memurluğun sona erme hali değil; disiplin veya ceza soruşturması sırasında uygulanan geçici bir ihtiyati tedbirdir.
Görevden uzaklaştırma, Devlet memurluğunu sona erdiren bir neden değildir. 657657 sayılı Kanun'un 137137. maddesine göre; devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Bu işlemle memuriyet statüsü son bulmaz, sadece görevden geçici süreyle uzak tutulur.

Adım Adım Çözüm

1
657657 sayılı Kanun'un memurluğun sona ermesini düzenleyen 9898. maddesi incelenir.
Emeklilik, çekilme, çıkarılma, ölüm ve memurluk şartlarının kaybı gibi durumların sona erme halleri olduğu tespit edilir.
Soruda istenen sona erme hallerinin yasal dayanağını belirlemek için ilgili maddeye başvurulur.
2
Seçeneklerde yer alan "Görevden uzaklaştırma" kavramının hukuki niteliği değerlendirilir.
Görevden uzaklaştırmanın Kanun'un 137137. maddesinde düzenlenen bir "ihtiyati tedbir" olduğu ve memuriyet statüsünü hukuken bitirmediği saptanır.
Sona erme halleri ile geçici önlemler arasındaki farkı ayırt etmek doğru sonuca ulaştırır.

Anahtar Kavram

Memurluğun Sona Erme Halleri (Art. 98)
Tahmini Süre:45s
Soru 156Soru

İdare hukukunda idarenin bütünlüğünü sağlamak amacıyla kullanılan denetim araçlarından olan hiyerarşi ve idari vesayet makamlarının yetkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdari vesayet makamı, denetlediği kuruluşun kararlarını hukuka aykırı veya yerinde bulmadığı takdirde, bu kararları değiştirerek onama yetkisini kullanabilir.

Cevap

İdari vesayet makamının denetlediği kuruluşun kararlarını değiştirerek veya düzelterek onama yetkisinin bulunmadığını belirten seçenek yanlıştır.
İdari vesayet makamının denetlediği kuruluşun kararlarını değiştirerek onama yetkisi yoktur. Vesayet makamı, bir yerinden yönetim kuruluşunun (örneğin belediyenin) kararını hukuka aykırı bulursa, bu kararı ya onamaz ya da iptali için yargı yoluna gider. Kararın içeriğini değiştirerek onama yetkisi sadece hiyerarşik amirlere (üstlere) tanınmış bir haktır; çünkü hiyerarşide taraflar aynı tüzel kişilik içindedir ve üst, birimin iradesini temsil eder. Ancak vesayette farklı kamu tüzel kişileri söz konusu olduğundan, birinin diğerinin iradesini değiştirerek onun yerine geçmesi özerklik ilkesine aykırıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve idari vesayet kavramlarının kapsamını belirle.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde, idari vesayet ise farklı tüzel kişilikler arasındadır.
Denetimin türünü belirleyen en temel kriter tarafların tüzel kişilik durumudur.
2
Hiyerarşi makamının işlem üzerindeki yetkilerini analiz et.
Hiyerarşik üst; işlemi iptal edebilir, değiştirebilir, düzeltebilir veya astın yerine geçip (ikame) işlem yapabilir.
Hiyerarşi, idarenin iç düzenini sağlamak için tanınmış en geniş denetim yetkisidir.
3
İdari vesayet makamının işlem üzerindeki yetkilerini analiz et.
Vesayet makamı kural olarak işlemi onayabilir, iade edebilir veya iptali için idari yargıya başvurabilir ancak 'değiştirerek onama' yetkisi yoktur.
Yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliğini korumak amacıyla vesayet makamının yetkileri kanunla sınırlanmıştır.

Anahtar Kavram

İdari Teşkilat İlkeleri: Hiyerarşi vs. İdari Vesayet

İpuçları

1
Denetimin yapıldığı kurumların aynı tüzel kişilik içinde olup olmadığına dikkat edin.
2
İdari vesayet yetkisi 'istisnai' ve 'sınırlı' bir yetkiyken, hiyerarşi yetkisi 'genel' ve 'geniş' bir yetkidir.
3
Bir kararın içeriğini değiştirerek onama (tashih), sadece hiyerarşik amirlere tanınan bir yetkidir; vesayet makamı ya kabul eder ya da reddeder.

Daha Fazla Pratik

Vali ile Büyükşehir Belediye Başkanı arasındaki denetim ilişkisinin türünü ve kapsamını tartışan soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 157Soru

1982 Anayasası’nın 127. maddesinde düzenlenen mahalli idareler rejimi dikkate alındığında, mahalli idarelerin seçilmiş organlarının veya bu organların üyelerinin görevden uzaklaştırılmaları ya da organlık sıfatını kaybetmeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetimin yargı yolu ile yapılması esastır.

Cevap

Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetimin yargı yolu ile yapılması anayasal bir kuraldır.
1982 Anayasası'nın 127. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, 'Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur.' Bu hüküm, yerel yönetimlerin özerkliğinin bir güvencesidir. Ancak görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 127. maddesinin analiz edilmesi
Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının sıfatını kaybetmesi konusundaki yetki yargıya bırakılmıştır.
Yerel yönetimlerin özerkliğini korumak ve merkezi idarenin siyasi müdahalesini sınırlamak için yargısal denetim şart koşulmuştur.
2
İçişleri Bakanı'nın yetki sınırının belirlenmesi
Bakanın yetkisi sadece 'geçici uzaklaştırma' ile sınırlıdır.
Geçici uzaklaştırma bir ceza değil, soruşturmanın selameti için alınan bir idari tedbirdir.
3
Nihai karar merciinin tespit edilmesi
Nihai karar mercii Danıştay'dır.
Belediye ve İl Özel İdaresi organlarının feshine veya sıfatın kaybına Danıştay karar verir.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Yargısal Denetim

İpuçları

1
Mahalli idareler özerk kuruluşlar olduğu için merkezi idare üzerlerinde sınırsız yetkiye sahip değildir.
2
Seçilmiş bir organın görevine son verilmesi ile soruşturma süresince uzaklaştırılması arasındaki farkı düşünün.
3
Anayasa m. 127'ye göre, nihai olarak organlık sıfatını kaybettirme yetkisi sadece bağımsız mahkemelerdedir.

Daha Fazla Pratik

İl Genel İdaresi ile İl Özel İdaresi arasındaki farkları ve bu birimlerin organlarının hangilerinin merkezi idarece hangilerinin halk tarafından belirlendiğini inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 158Soru

İdare hukukunun genel özellikleri, kurallarının oluşumu ve Türk hukuk sistemindeki konumu dikkate alındığında, bu hukuk dalı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hukuk güvenliğini ve istikrarı sağlamak amacıyla tüm idari kural ve ilkeler Türkiye'de 'Genel İdare Kanunu' adı altında tek bir metinde kodifiye edilmiştir.

Cevap

İdare hukukunun tüm kurallarının tek bir 'Genel İdare Kanunu' altında toplandığını ve tedvin edildiğini belirten ifade yanlıştır.
İdare hukuku, kuralları dağınık olan ve tek bir temel kanun altında toplanmamış, yani tedvin edilmemiş (derlenmemiş) bir hukuk dalıdır. Türkiye'de genel bir 'İdare Kanunu' bulunmamaktadır. Dolayısıyla, tüm kuralların tek bir metinde toplandığını iddia eden ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun 'tedvin edilme' (kodifikasyon) özelliği incelenir.
İdare hukukunun dağınık bir yapıya sahip olduğu ve tek bir temel kanunda toplanmadığı saptanır.
Medeni Hukuk'ta Türk Medeni Kanunu gibi temel metinler varken, idare hukukunda çok sayıda farklı kanun (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Belediye Kanunu vb.) bulunur ancak genel bir 'İdare Kanunu' yoktur.
2
İçtihadi nitelik ve kuralların kaynağı değerlendirilir.
İdare hukukunun büyük ölçüde yargı kararlarıyla (içtihat) geliştiği doğrulanır.
Özellikle Danıştay'ın verdiği kararlar, idare hukukunun temel ilkelerinin oluşmasında birincil rol oynar.
3
Statüsel yapı ve taraflar arası ilişki analizi yapılır.
İdare ile birey arasında eşitsiz ve hiyerarşik bir ilişki olduğu teyit edilir.
İdare kamu yararını gözettiği için kamu gücü ayrıcalıklarını kullanarak tek taraflı iradesiyle hukuki sonuçlar doğurabilir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Özellikleri (Tedvin Edilmemiş ve İçtihadi Olması)

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun kaynakları konusuna çalışarak, idari teamüllerin ve içtihatların hukuk sistemindeki önemini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 159Soru

İdare hukukunda idari kolluk faaliyetleri, genel idari kolluk ve özel idari kolluk olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Bu teşkilatların yetki alanları, hiyerarşik yapıları ve aralarındaki hukuki ilişki göz önüne alındığında, kamu düzeninin sağlanmasına yönelik yürütülen faaliyetler hakkında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mülki idare amirleri, kamu düzenini korumak amacıyla belediye zabıtası gibi özel idari kolluk birimlerine emir ve talimat verme yetkisine sahip değildir; bu birimler yalnızca kendi belediye organlarından talimat alırlar.

Cevap

Mülki idare amirlerinin belediye zabıtasına emir veremeyeceği yönündeki ifade yanlıştır; çünkü vali ve kaymakam kamu düzeni amacıyla bu birimlere talimat verebilir.
İdare hukukunda 'kamu düzeninin bölünmezliği' ilkesi esastır. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na göre vali, il sınırları içinde kamu düzenini sağlamakla sorumludur ve bu amaçla ildeki tüm kolluk teşkilatları (belediye zabıtası dahil) üzerinde emir ve talimat verme yetkisine sahiptir. Dolayısıyla mülki idare amirlerinin bu birimlere emir veremeyeceğini iddia eden ifade hukuki olarak yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari kolluk türlerinin (genel ve özel) ayrımı yapılır.
Genel kolluğun (vali, kaymakam, polis) merkezi idareye; özel kolluğun (zabıta, orman muhafaza) ise yerel yönetimlere veya belirli hizmet birimlerine bağlı olduğu tespit edilir.
Teşkilat yapısının anlaşılması denetim ilişkisinin belirlenmesi için gereklidir.
2
Mülki idare amirlerinin (Vali ve Kaymakam) yetkilerini düzenleyen temel mevzuat (5442 sayılı Kanun) gözden geçirilir.
Vali ve kaymakamın il/ilçe sınırları içindeki tüm kolluk birimleri (belediye zabıtası dahil) üzerinde koordinasyon ve kamu düzenine ilişkin emir verme yetkisi olduğu görülür.
Merkezi idarenin, kamu düzeninin bölünmezliği ilkesi gereği mahalli idare kollukları üzerindeki 'kolluk vesayeti' yetkisini doğrulamak için.
3
Seçeneklerdeki 'bağımsızlık' iddiası değerlendirilir.
Belediye zabıtasının mülki amirden bağımsız olduğu ve ondan talimat alamayacağı bilgisinin hukuk kurallarıyla çeliştiği saptanır.
Yanlış olan önermeyi belirleyip doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

İdari Kollukta Yetki ve Denetim Bütünlüğü (Kolluk Vesayeti)

Daha Fazla Pratik

İdari kolluk ve adli kolluk ayrımı ile mülki amirlerin adli kolluk üzerindeki yetkisizliğini (Cumhuriyet Savcısının yetkisini) incelemek bu konuyu pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 160Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari teşkilat yapısında yerinden yönetim ilkesine dayanan mahalli idareler, özerk yapılarına rağmen devletin bütünlüğü ilkesi uyarınca merkezi idarenin denetimine tabidir. Bu denetimin niteliği, kapsamı ve organların oluşum süreçleri Anayasa ve ilgili kanunlarla kesin çizgilerle belirlenmiştir.

1982 Anayasası'nın 127. maddesi ve mahalli idarelere ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi mahalli idarelerin hukuki statüsü ve denetimine ilişkin hatalı bir ifadedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kaymakam, ilçe sınırları içerisinde yer alan belediyeler ve köyler üzerinde hiyerarşi yetkisine sahip olduğundan, bu birimlerin organlarınca alınan kararları doğrudan iptal etme yetkisine sahiptir.

Cevap

Kaymakamın mahalli idareler üzerindeki yetkisinin hiyerarşi olarak tanımlanması ve doğrudan iptal yetkisinin bulunduğunun ifade edilmesi yanlıştır.
Hatalı olan ifade, kaymakamın yerel yönetimler üzerindeki yetkisini hiyerarşi olarak tanımlayan ve doğrudan iptal/değiştirme yetkisi tanıyan seçenektir. Kaymakam, ilçedeki belediyeler ve köyler üzerinde hiyerarşik amir değil, idari vesayet makamıdır. İdari vesayet denetiminde, vesayet makamı (kaymakam) yerinden yönetim kuruluşunun işlemlerini doğrudan iptal edemez veya değiştiremez (bazı istisnai kanuni onay süreçleri hariç); genel kural olarak hukuka aykırı gördüğü işlemleri yargıya taşır.

Adım Adım Çözüm

1
Kaymakam ve mahalli idare birimlerinin (belediye, köy) tüzel kişiliklerini karşılaştırın.
Kaymakam merkezi idarenin (devlet tüzel kişiliği) bir parçasıdır; belediye ve köy ise ayrı 'Kamu Tüzel Kişiliği'ne sahiptir.
Hiyerarşi sadece aynı tüzel kişilik içindeki üst-alt ilişkisinde (Örn: Kaymakam-İlçe Milli Eğitim Müdürü) geçerlidir.
2
Farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki denetim türünü belirleyin.
Merkezi idare ile mahalli idareler arasındaki ilişki 'İdari Vesayet'tir.
Anayasa 127. madde, idarenin bütünlüğünü sağlamak amacıyla bu birimler arasında vesayet denetimini öngörmüştür.
3
İdari vesayet yetkisinin sınırlarını analiz edin.
Vesayet makamı (Kaymakam/Vali), mahalli idarenin kararlarını doğrudan iptal edemez, değiştiremez veya yerlerine geçerek işlem yapamaz.
Yerinden yönetim birimlerinin özerkliği, merkezi idarenin doğrudan müdahalesini (emir-talimat-iptal) engeller; denetim ancak kanunda belirtilen sınırlar dahilinde hukuka uygunluk denetimiyle sınırlıdır.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Hiyerarşi Ayrımı
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 8 / 31Sonraki
İdare Hukuku — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 8 | Examkin