İdare Hukuku

613 soru

Soru 121Soru

1982 Anayasası’nın 'Mahalli İdareler' başlıklı 127. maddesine göre, mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki denetim yetkisi aşağıdakilerden hangisine aittir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Danıştay

Cevap

Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kaybetmeleri konusundaki karar merci Danıştay'dır.
1982 Anayasası'nın 127. maddesi açıkça belirtir ki; 'Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur.' Bu yargısal denetim görevini ise idari yargı kolunda Danıştay yerine getirir.

Adım Adım Çözüm

1
Anayasa'nın 127. maddesinin incelenmesi
Seçilmiş organların görevden uzaklaştırılması ve organlık sıfatının kaybı ile ilgili usullerin belirlenmesi.
Hukuki dayanağın tespiti için anayasal hükme bakılmalıdır.
2
Geçici uzaklaştırma ile kesin sıfat kaybı arasındaki farkın ayırt edilmesi
Geçici uzaklaştırmanın İçişleri Bakanlığı'na, kesin sıfat kaybının ise yargıya ait olduğunun saptanması.
İdari vesayet yetkisinin sınırlarını anlamak için bu ayrım kritiktir.
3
Yetkili yargı merciinin belirlenmesi
İdari yargının en üst mercii olan Danıştay'ın bu konuda yetkili olduğunun teyit edilmesi.
Belediye kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca karar organlarının feshine veya sıfat kaybına Danıştay karar verir.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Yargısal Denetim Ayrımı

İpuçları

1
Organlık sıfatının kaybı bir 'yargı' kararı gerektirir.
2
İçişleri Bakanlığı sadece geçici süreyle görevden uzaklaştırabilir.
3
İdari davalara ve idari uyuşmazlıklara bakan en üst dereceli mahkemeyi düşünün.

Daha Fazla Pratik

Büyükşehir belediyelerinin kurulma usulü ve il özel idaresinin organlarını tekrar etmeniz konuyu pekiştirecektir.

Alternatif Yöntem

Belediye meclisinin feshi veya belediye başkanlığının düşmesi gibi durumların Belediye Kanunu'nda da Danıştay kararına bağlandığını hatırlayarak sonuca ulaşılabilir.
Tahmini Süre:50s
Soru 122Soru

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı içerisinde yer alan 'merkezi yönetimin taşra teşkilatı' ve bu teşkilat içindeki birimlerin yetkileri ile ilgili olarak aşağıda verilen ifadelerden hangisi hukuken yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl genel idaresi, merkezden yönetim ilkesinin bir gereği olarak kendi içinde müstakil bir kamu tüzel kişiliğine sahiptir ve tesis ettiği işlemlerden doğan mali sorumluluklar kendi bütçesinden karşılanır.

Cevap

İl genel idaresinin kendine ait bir kamu tüzel kişiliği ve bütçesi olduğu yönündeki ifade yanlıştır; çünkü il genel idaresi devlet tüzel kişiliğine tabidir.
İl genel idaresi, merkezi yönetimin taşra teşkilatıdır ve devlet tüzel kişiliği içerisinde yer alır. Bu nedenle kendine ait ayrı bir kamu tüzel kişiliği ve özel bir bütçesi bulunmaz; tüm giderleri genel bütçeden karşılanır. Seçenekte belirtilen 'müstakil kamu tüzel kişiliği' ifadesi bu birimin hukuki statüsüyle çelişmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı birimlerini tanımla.
Taşra teşkilatı; İl Genel İdaresi, İlçe İdaresi ve (mülga) Bucak İdaresi'nden oluşur.
Sorunun kapsamını belirlemek için taşra birimlerinin hangileri olduğunu bilmek gerekir.
2
İl Genel İdaresinin hukuki statüsünü incele.
İl genel idaresi, merkezi yönetimin (başkent teşkilatının) taşradaki uzantısıdır.
Taşra birimleri, merkezin hiyerarşisi altında olup ayrı bir tüzel kişiliğe sahip değildir.
3
Tüzel kişilik ve bütçe yapısını analiz et.
Taşra birimlerinin (Valilik, Kaymakamlık vb.) ayrı kamu tüzel kişiliği yoktur; hepsi 'Devlet Tüzel Kişiliği'nin birer parçasıdır ve harcamaları merkezi yönetim bütçesinden (genel bütçe) yapılır.
KPSS'de en sık yapılan hata, taşra teşkilatı ile mahalli idarelerin (yerel yönetimler) tüzel kişilik farkını karıştırmaktır.
4
Yetki genişliği ilkesinin bu yapıdaki rolünü değerlendir.
Yetki genişliği sadece valiye tanınmıştır. Vali bu yetkiyi kullanırken devlet adına işlem yapar, kendi (olmayan) tüzel kişiliği adına değil.
Yetki genişliği idari bir yetki transferidir, ancak tüzel kişilik yaratmaz.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Merkezi Yönetim (Başkent + Taşra) Tek Tüzel Kişilik

İpuçları

1
Bir birimin 'merkezi yönetim' içinde olması, onun devlet tüzel kişiliğine bağlı olduğu anlamına gelir.
2
İl Genel İdaresi (Taşra) ile İl Özel İdaresi (Mahalli İdare) arasındaki en büyük fark tüzel kişilik ve bütçe özerkliğidir.
3
Türkiye'de valiliğin veya kaymakamlığın imzasıyla açılan davalarda taraf 'İçişleri Bakanlığı' veya 'Devlet'tir, çünkü bu birimlerin kendi tüzel kişiliği yoktur.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ile İl Genel İdaresi organlarını karşılaştıran bir tablo hazırlayarak aralarındaki tüzel kişilik farkını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 123Soru

19821982 Anayasası'nda düzenlenen idarenin mal edinme yöntemlerinden biri olan kamulaştırma, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, bedeli peşin ödenmek şartıyla mülkiyetinin idareye geçirilmesidir.

Buna göre, kamulaştırma kurumu ile ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Savaş veya seferberlik gibi olağanüstü durumlarda taşınır malların mülkiyetinin idareye geçmesini sağlar.

Cevap

Savaş veya seferberlik gibi olağanüstü durumlarda taşınır malların mülkiyetinin idareye geçmesini sağlayan yöntem kamulaştırma değil, istimvaldir.
Doğru yanıt olan seçenek yanlıştır çünkü kamulaştırma işlemi yalnızca taşınmaz (gayrimenkul) mallar için uygulanabilir. Olağanüstü durumlarda taşınır (menkul) mallara idarece el konulması işlemi 'istimval' olarak tanımlanır. Kamulaştırma ise olağan zamanlarda kamu yararı için yapılan bir işlemdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamulaştırma ve istimval kavramlarının tanımlarını karşılaştırın.
Kamulaştırma taşınmazlar için olağan dönemde, istimval ise taşınırlar için olağanüstü dönemde uygulanır.
Bu iki kavram sıklıkla birbirine karıştırılsa da hukuki rejimleri ve konuları tamamen farklıdır.
2
Kamulaştırmanın konu unsurunu inceleyin.
Kamulaştırma sadece özel mülkiyetteki 'taşınmaz' (gayrimenkul) mallar üzerinde gerçekleştirilebilir.
Anayasa'nın 4646. maddesi kamulaştırmayı taşınmaz mallarla sınırlandırmıştır.
3
Ödeme şartlarını ve sürelerini kontrol edin.
Bedel peşin ödenir, istisnai projelerde taksit 55 yılı geçemez ve uyuşmazlıklar adli yargıda çözülür.
Bu unsurlar kamulaştırmanın anayasal güvenceleridir.

Anahtar Kavram

Kamulaştırma ve İstimval Ayrımı

İpuçları

1
Kamulaştırmanın sadece 'taşınmaz' mallar için yapılabileceğini unutmayın.
2
Taşınır mallar ve olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda 'istimval' kavramını düşünün.
3
Kamulaştırma bir taşınmaz mal edinme yöntemidir, taşınırlar bu sürece dahil edilemez.

Daha Fazla Pratik

İstimval ve Geçici İşgal arasındaki farkları gözden geçirmek, idarenin mal edinme yöntemlerini pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 124Soru

İdare hukukunda genel kural, idarenin bir zarardan sorumlu tutulabilmesi için idari işlem veya eylem ile meydana gelen zarar arasında bir 'nedensellik (illiyet) bağı' bulunmasıdır. Ancak terör olayları, toplumsal ayaklanmalar veya genel grev gibi olaylarda, idarenin doğrudan bir faaliyeti olmamasına rağmen, devletin önlemekle yükümlü olduğu bu olayların yarattığı zararları 'nedensellik bağı' aramaksızın, toplumsal dayanışma esasına göre tazmin etmesi aşağıdaki ilkelerden hangisiyle ifade edilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sosyal Risk İlkesi

Cevap

Sosyal Risk İlkesi, idarenin kusuru olmasa dahi toplumsal olaylar sonucu oluşan zararları tazmin etmesini öngörür.
Sosyal risk ilkesi, idare hukukunda kusursuz sorumluluğun en özgün halidir. Bu ilkede idarenin herhangi bir hizmet kusuru veya doğrudan bir faaliyeti yoktur; ancak devlet, önlemekle yükümlü olduğu toplumsal kaynaklı zararları kolektif sorumluluk anlayışı gereği tazmin eder. En kritik ayırt edici özelliği, idari eylem ile zarar arasında 'nedensellik bağı' aranmamasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olayın niteliğini analiz etme
Zararın terör veya toplumsal olaylar gibi idarenin doğrudan faaliyeti dışındaki unsurlardan kaynaklandığı tespit edilir.
Sorumluluğun türünü belirlemek için zararın kaynağına bakılmalıdır.
2
Nedensellik bağı kontrolü yapma
İdari faaliyet ile zarar arasında doğrudan bir bağ (illiyet bağı) bulunmadığı görülür.
Genel sorumluluk ilkelerinden sapan istisnai durumu saptamak gerekir.
3
Hukuki dayanığı belirleme
Zararın 'toplumsal dayanışma' ve 'kolektif sorumluluk' gereği devletçe üstlenilmesi gerektiği sonucuna varılır.
Sosyal risk ilkesi, nedensellik bağının aranmadığı tek kusursuz sorumluluk halidir.

Anahtar Kavram

Sosyal Risk İlkesi (Kusursuz Sorumluluk)

İpuçları

1
İdarenin bir hatası (kusuru) olup olmadığına bakın.
2
Zarar ile idari eylem arasında bir nedensellik bağı kurulabiliyor mu, sorudaki 'nedensellik bağı aranmaksızın' ifadesine odaklanın.
3
Terör olayları gibi idarenin doğrudan yapmadığı ama önleyemediği zararlar hangi 'sosyal' kavramla açıklanır?

Daha Fazla Pratik

İdarenin sorumluluğunu kaldıran veya azaltan durumları (Mücbir sebep, beklenmedik olay, mağdurun kusuru) inceleyiniz.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 125Soru

29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 2727. maddesinde düzenlenen "acele kamulaştırma" usulü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Satın alma usulü ve tebligat gibi kamulaştırma işlemleri, taşınmaza el konulmadan önce tamamlanmak zorundadır.

Cevap

Satın alma usulü ve tebligat gibi kamulaştırma işlemlerinin taşınmaza el konulmadan önce tamamlanması zorunluluğu, acele kamulaştırma usulünde geçerli değildir; bu işlemler el koyma işleminden sonra tamamlanabilir.
Acele kamulaştırma usulünde, normal kamulaştırma sürecinde yer alan ve zaman alan satın alma usulü (pazarlıkla satın alma denemesi) ve mal sahibine yapılacak resmi tebligat gibi işlemler, taşınmaza el koyma kararından sonra tamamlanmak üzere ertelenir. Bu usulün temel mantığı, kamu yararının aciliyet arz ettiği durumlarda mülkiyete hızlıca el koyabilmektir. Dolayısıyla bu işlemlerin el koymadan önce tamamlanmasının zorunlu olduğunu belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Yasal dayanağı belirle
İşlem 29422942 sayılı Kanun'un 2727. maddesine dayanmaktadır.
Acele kamulaştırmanın özel şartlarını anlamak için ilgili maddeyi analiz etmek gerekir.
2
Yargı yetkisini kontrol et
Bedel tespiti Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılır.
Kamulaştırma bedeline ilişkin uyuşmazlıklar kural olarak adli yargının görev alanındadır.
3
Usulün amacını ve sırasını değerlendir
Acele kamulaştırmada tebligat ve satın alma denemesi gibi zaman alan prosedürler el koyma sonrasına bırakılır.
Urgent (acele) durumlarda kamu hizmetinin gecikmemesi için bürokratik süreçlerin bir kısmı ertelenir.

Anahtar Kavram

Acele kamulaştırmada usul ekonomisi ve süreç önceliği
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 126Soru

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 1982 Anayasası'nın idari teşkilatlanmaya ilişkin hükümleri dikkate alındığında, merkezi yönetimin taşra teşkilatı içerisinde yer alan "il genel idaresi" ve unsurları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl genel meclisi, merkezi yönetimin hiyerarşik yapısı içerisinde il genel idaresinin bütçe ve yatırım programlarını hazırlayan karar organıdır.

Cevap

İl genel meclisi merkezi yönetimin taşra teşkilatı içerisinde yer almaz; aksine bir mahalli idare olan İl Özel İdaresinin karar organıdır.
İl genel meclisi, merkezi yönetimin taşra teşkilatı olan il genel idaresinin bir parçası değildir. İl genel meclisi, 1982 Anayasası'nda düzenlenen mahalli idarelerden biri olan İl Özel İdaresinin seçilmiş karar organıdır. Merkezi yönetimin ildeki birimleri (Vali, İl İdare Şube Başkanları ve İl İdare Kurulu) devlet tüzel kişiliğini temsil ederken, İl Özel İdaresi ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı yapısını analiz etmek
Taşra teşkilatının İl Genel İdaresi, İlçe İdaresi ve Bölge Kuruluşlarından oluştuğu saptandı.
Sorunun kapsamını belirlemek için idari yapı sınıflandırması gereklidir.
2
İl Genel İdaresinin organlarını listelemek
İl Genel İdaresi; Vali, İl İdare Şube Başkanları ve İl İdare Kurulundan oluşur.
Merkezi yönetimin ildeki birimlerini netleştirmek için.
3
Seçeneklerdeki organların ait olduğu tüzel kişiliği kontrol etmek
İl Genel Meclisi'nin, kamu tüzel kişiliği olan İl Özel İdaresi'ne ait olduğu, dolayısıyla 'taşra' değil 'yerinden yönetim' (mahalli idare) unsuru olduğu görüldü.
Merkezi idare ile mahalli idare ayrımını yapmak sorunun çözüm anahtarıdır.

Anahtar Kavram

İl Genel İdaresi (Taşra) ile İl Özel İdaresi (Mahalli) Ayrımı

İpuçları

1
Türkiye'de idari teşkilat 'Merkezden Yönetim' ve 'Yerinden Yönetim' olarak iki ana kanada ayrılır. İl Genel İdaresi ve İl Özel İdaresi isimleri birbirine benzese de farklı kanatlarda yer alırlar.
2
Bir organın üyeleri halk tarafından seçiliyorsa (Meclis gibi), bu genellikle o birimin bir 'yerel yönetim' (mahalli idare) olduğunun işaretidir.

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ve organları (Vali, İl Genel Meclisi, İl Encümeni) ile İl Genel İdaresi arasındaki farkları bir tablo yardımıyla incelemeniz kavramları pekiştirecektir.
Tahmini Süre:1m 40s
Soru 127Soru

İdarenin kamu yararı amacıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz bir malın tamamına veya bir kısmına kanunda gösterilen esaslara göre zorla el koyması işlemi olan kamulaştırma (istimlak) sürecinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili yargı mercileri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamulaştırma işleminin (idari kararın) iptali istemiyle idari yargıda, bedel uyuşmazlıkları için ise adli yargıda dava açılır.

Cevap

Kamulaştırma kararının iptali için idari yargıda, bedel tespiti için ise adli yargıda dava açılmasına ilişkin ifade doğrudur.
Kamulaştırma süreci iki aşamalı bir hukuki yapıya sahiptir. İdarenin aldığı 'kamulaştırma kararı' tek taraflı bir idari işlem olduğu için bu kararın hukuka aykırılığı iddiasıyla açılacak iptal davaları idari yargı kolunda (İdare Mahkemesi) görülür. Ancak 29422942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 1010. maddesi uyarınca bedelin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili için açılan dava bir adli yargılama konusu olup taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Kamulaştırma işleminin hukuki niteliğini belirle.
Kamulaştırma, tek taraflı bir idari işlemle başlar (kamu yararı kararı), ancak sonucunda bir mülkiyet devri gerçekleşir.
Uyuşmazlığın niteliği, görevli yargı kolunu belirler.
2
Yargı yolu ayrımını uygula.
İşlemin iptali (hukuka uygunluk denetimi) idari yargıda (İdare Mahkemesi) görülür. Taşınmazın bedelinin belirlenmesi ise adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) görülür.
Türk hukuk sisteminde idari işlemlerin iptali idari yargıya, bedel ve mülkiyet uyuşmazlıkları ise adli yargıya bırakılmıştır.

Anahtar Kavram

Kamulaştırmada Yargı Yolu Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Acele kamulaştırma usulünde bedel tespitinin hangi aşamada yapıldığını inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 128Soru

Türk hukuk sisteminde idare hukukunun tarihsel gelişimi, kaynakları ve yapısal özellikleri dikkate alındığında; bu hukuk dalının niteliklerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdare hukukunda kural olarak 'statüsel' bir durum hakim olduğundan, idarenin taraf olduğu tüm sözleşmeler irade serbestisi ilkesi çerçevesinde Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.

Cevap

İdare hukukunda idarenin taraf olduğu her sözleşmenin irade serbestisi ve Borçlar Kanunu'na tabi olduğunu belirten ifade yanlıştır.
İdare hukuku, statüsel bir hukuk dalıdır ve bu durum tarafların irade serbestisini sınırlar. İdarenin taraf olduğu sözleşmeler 'İdari Sözleşmeler' ve 'Özel Hukuk Sözleşmeleri' olarak ikiye ayrılır. İdari sözleşmeler kamu hukuku kurallarına tabi olup idari yargıda çözümlenirken, sadece özel hukuk sözleşmeleri Borçlar Kanunu ve irade serbestisine tabidir. Bu nedenle idarenin 'tüm' sözleşmelerinin Borçlar Kanunu'na tabi olduğunu savunan ifade hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun temel özelliklerini hatırla.
İdare hukuku; genç, tedvin edilmemiş (dağınık), içtihadi ve statüsel bir hukuk dalıdır.
Soruda verilen seçeneklerin doğruluğunu temel teorik bilgilerle karşılaştırmak için gereklidir.
2
İdarenin sözleşmelerini sınıflandır.
İdare hem 'idari sözleşmeler' (kamu hukuku) hem de 'özel hukuk sözleşmeleri' (Borçlar hukuku) yapabilir.
İdarenin her işleminin veya sözleşmesinin aynı hukuki rejime tabi olup olmadığını anlamak için bu ayrım kritiktir.
3
Statüsel hukuk ile irade serbestisi arasındaki farkı analiz et.
İdare hukukunda sözleşme şartları genellikle kanun ve yönetmeliklerle (statüsel) önceden belirlenmiş olup, özel hukuktaki gibi tam bir irade serbestisi yoktur.
Yanlış olan seçeneğin neden yanlış olduğunu (idari sözleşmelerin varlığını) kesinleştirmek için yapılır.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Özellikleri ve İdari Sözleşme Rejimi

İpuçları

1
İdare hukukunun 'genç' ve 'içtihadi' olma özelliklerini hatırlayın.
2
İdarenin her türlü faaliyetinde bireylerle eşit olup olmadığını ve özel hukuk kurallarının her durumda geçerli olup olmayacağını düşünün.
3
İdarenin yaptığı sözleşmelerin iki türü olduğunu; bunlardan birinin kamu hukuku (statüsel) diğerinin özel hukuk (irade serbestisi) rejimine tabi olduğunu göz önüne getirin.

Daha Fazla Pratik

İdari işlemlerin özellikleri (icrailik, tek taraflılık) ile idari sözleşme türlerini karşılaştırarak konuyu pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 129Soru

Bir büyükşehir belediyesi, kent merkezindeki hava kalitesini artırmak ve yaya güvenliğini sağlamak amacıyla, daha önce araç trafiğine açık olan geniş bir caddeyi meclis kararıyla süresiz olarak yaya yoluna dönüştürmüştür. Bu uygulama sonucunda caddenin genel çehresi güzelleşmiş ve bölge halkı için olumlu sonuçlar doğmuştur. Ancak, söz konusu cadde üzerinde bulunan ve ağır ticari araçlarla mal girişi yapmak zorunda olan bir süpermarketler zincirinin ana deposu, alternatif bir giriş imkanı bulunmaması nedeniyle işlevsiz kalmış ve firma büyük bir ticari kayba uğramıştır. Yapılan incelemede idarenin tüm işlemleri hukuka uygun yürüttüğü ve hizmetin işleyişinde herhangi bir aksaklık olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, idarenin süpermarketler zincirinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olmasının temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (Fedakarlığın denkleştirilmesi)

Cevap

Kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi (Fedakarlığın denkleştirilmesi)
İdarenin hukuka uygun bir faaliyeti sonucunda, toplumun geneli bu faaliyetten fayda sağlarken (yayalaştırma, park yapımı vb.), belirli bir kişi veya grubun diğerlerine oranla olağan dışı, özel ve ağır bir zarara uğraması durumunda idare kusuru olmasa dahi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu durum 'Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik' (Fedakarlığın Denkleştirilmesi) ilkesiyle açıklanır.

Adım Adım Çözüm

1
İdari işlemin niteliğini analiz etme
Belediyenin yayalaştırma işlemi hukuka, mevzuata ve kamu yararına tamamen uygundur; idarenin hiçbir kusuru yoktur.
Sorumluluk türünü belirlemek için işlemin hukuka uygunluğu ilk incelenmesi gereken unsurdur.
2
Zararın niteliğini ve dağılımını değerlendirme
Tüm toplum bu işlemden fayda sağlarken (hava kalitesi, güvenlik), sadece süpermarket zinciri ağır ve özel bir ticari kayba uğramıştır.
Zararın genele değil, belirli bir kişiye özgü olması kusursuz sorumluluğu tetikler.
3
Kusursuz sorumluluk türleri arasında eşleştirme yapma
Hukuka uygun işlemden doğan bu dengesizliğin giderilmesi 'Fedakarlığın Denkleştirilmesi' ilkesi kapsamına girer.
İdare, haklı bir sebeple birini 'fedakarlık' yapmaya zorladığında, bu yükün bedelini topluma (idareye) paylaştırmak zorundadır.

Anahtar Kavram

Fedakarlığın Denkleştirilmesi (Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik)
Soru 130Soru

Türkiye'de kolluk faaliyetlerinin yürütülmesi sürecinde, idari kolluk ve adli kolluk ayrımı ile bu faaliyetlerin tabi olduğu denetim mekanizmaları dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuk kurallarına uygun ve doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kolluk görevlisinin yürüttüğü faaliyetin 'suçun işlenmesini önleme' aşamasından 'işlenmiş bir suçun delillerini toplama' aşamasına geçmesi durumunda, personelin tabi olduğu denetim yetkisi mülki amirden (valilik/kaymakamlık) cumhuriyet savcısına geçer.

Cevap

Doğru seçenek, kolluk faaliyetinin niteliğinin 'önleyici'den 'bastırıcı'ya (suç sonrası) dönüşmesiyle birlikte, personel üzerindeki denetim yetkisinin mülki amirden cumhuriyet savcısına geçeceğini belirten ifadedir.
Kolluk personeli (polis, jandarma) çift görevli bir yapıya sahiptir. Suç işlenmesini önlerken idari kolluk sıfatıyla mülki amire bağlıyken, suçun işlenmesiyle birlikte adli kolluk sıfatına bürünür ve ceza yargılamasının bir süjesi olarak cumhuriyet savcısının emrine girer. Bu geçiş, denetim yetkisinin de el değiştirmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kolluk türlerini amaca göre ayırt et.
Suç işlenmeden önceki faaliyet 'İdari Kolluk' (Önleyici), suç işlendikten sonraki faaliyet 'Adli Kolluk' (Bastırıcı) olarak tanımlanır.
Kolluk hukukunda temel ayrım, müdahalenin zamanlaması ve amacıdır.
2
Görevli makam ve personeli belirle.
İdari kolluk mülki amirlere (Vali, Kaymakam) bağlıdır; adli kolluk ise (personel aynı olsa bile) savcılık makamına bağlı çalışır.
Kuvvetler ayrılığı ve ceza muhakemesi hukuku gereği adli işlemler yargı gözetiminde olmalıdır.
3
Denetim geçişini analiz et.
Bir olay sırasında suç işlendiği anda faaliyetin niteliği değişir. Bu noktada mülki amirin hiyerarşik emir verme yetkisi sona erer, savcının talimatları başlar.
Faaliyetin hukuki rejimi, yapılan işlemin niteliğine göre belirlenir.

Anahtar Kavram

İdari ve Adli Kolluk Ayrımı ve Görev Dönüşümü

İpuçları

1
Kolluk faaliyetlerini 'suçtan önce' ve 'suçtan sonra' şeklinde ikiye ayırarak düşünün.
2
Personelin (polis/jandarma) üniforması aynı kalsa da, işlenen bir suçun ardından bağlı olduğu amirin kim olduğunu hatırlayın.
3
İdari kollukta Vali/Kaymakam tam yetkiliyken, adli kollukta ipler Savcı'nın elindedir.

Daha Fazla Pratik

Adli kolluk ve idari kolluk işlemlerinin hangi yargı kollarında (İdari Yargı vs. Adli Yargı) dava konusu edildiğini inceleyen bir karşılaştırma yapınız.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 131Soru

İdare hukuku; tarihsel süreçte geç gelişmiş, kuralları tek bir temel metinde toplanmamış ve esas itibarıyla yargı kararlarıyla şekillenmiş bağımsız bir disiplindir. Bu temel özellikler ve idare hukukunun 'statüsel' niteliği 'idari rejim' sistemi çerçevesinde birlikte değerlendirildiğinde, bu hukuk dalının işleyiş metodolojisine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İçtihadi yapısı sayesinde idari yargı mercileri, yazılı kuralların yetersiz kaldığı alanlarda genel hukuk ilkeleri geliştirerek kamu yararı ile birey hakları arasındaki hassas dengeyi somut olay bazında dinamik bir şekilde tesis eder.

Cevap

İçtihadi yapısı sayesinde idari yargı mercilerinin genel hukuk ilkeleri geliştirerek kamu yararı ve birey hakları arasında denge kurması
İdare hukukunun içtihadi niteliği, bu hukuk dalının temel ilkelerinin (örneğin idarenin mali sorumluluğu, hizmet kusuru gibi) büyük ölçüde Danıştay gibi yüksek mahkemelerin kararlarıyla şekillenmiş olmasını ifade eder. Kuralların tek bir kanun kodexinde toplanmamış (tedvin edilmemiş) olmasıyla birleşen bu özellik, mahkemelere toplumsal ihtiyaçlara ve kamu yararı gerekliliklerine göre esnek solutions üretme, hukuk boşluklarını genel ilkelerle doldurma yetkisi verir. Böylece idare, kamu gücü ayrıcalıklarını kullanırken bireyin hakları da yargı içtihatları eliyle dinamik bir koruma altına alınmış olur.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun temel yapısal özelliklerini (içtihadi olma, dağınıklık, statüsel yapı) 'idari rejim' bağlamında analiz etmek.
İdare hukukunun özel hukuktan bağımsız, kendine özgü (sui generis) kuralları olan bir disiplin olduğu saptandı.
Soruda istenen metodolojik çıkarımın yapılabilmesi için öncelikle bu hukuk dalının hukuk sistemi içindeki özerk konumu netleştirilmelidir.
2
Seçeneklerdeki özel hukuk kavramları (Medeni Kanun kıyası, sözleşme serbestisi) ile kamu hukuku prensiplerini ayrıştırmak.
Özel hukuk kavramlarının idare hukukunun statüsel ve tek taraflı doğasıyla bağdaşmadığı belirlendi.
İdare hukukunda bireysel rıza değil, kanunla belirlenmiş ve kamu yararı gereği tek taraflı değiştirilebilen genel statüler esastır.
3
İçtihadi niteliğin hukuk sistemindeki fonksiyonel karşılığını ve kodifikasyon eksikliğiyle olan metodolojik ilişkisini değerlendirmek.
Yargı kararlarının sadece uyuşmazlık çözmediği, aynı zamanda temel kural ve ilkeleri üreten birincil bir kaynak olduğu anlaşıldı.
Tedvin edilmemiş (dağınık) bir hukuk dalında boşlukların nasıl dinamik bir şekilde doldurulduğunun saptanması gerekir.
4
Kamu yararı ile bireysel hakların dengelenmesi noktasında idari yargının kurucu rolünü teyit ederek doğru sonuca ulaşmak.
Doğru ifadenin yargının bu dinamik, kural koyucu ve dengeleyici rolünü vurgulayan seçenek olduğu sonucuna varıldı.
İdari rejimin temel felsefesi, kamu gücü ayrıcalıkları ile birey hakları arasındaki dengeyi bağımsız bir yargı düzeniyle sağlamaktır.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Özellikleri ve İdari Rejim Metodolojisi
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 132Soru

1982 Anayasası'nın "Kamulaştırma" başlıklı 4646. maddesi ve ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, kamulaştırma bedelinin ödenmesi ve taksitlendirilmesi süreci ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Taksitlendirmelerde, herhangi bir nedenle vadesinde ödenmeyen taksitlere kanuni faiz oranı uygulanır.

Cevap

Taksitlendirmelerde kanuni faiz değil, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesi kuralı geçerlidir.
Doğru yanıt olan seçenek, taksitlendirmelerde uygulanacak faiz oranını 'kanuni faiz' olarak belirtmektedir. Ancak 1982 Anayasası'nın 4646. maddesine göre, kamulaştırma bedelinin taksitlendirilmesi durumunda, ödenmeyen taksitlere 'kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı' uygulanmalıdır. Kanuni faiz oranı, genellikle kamu alacakları için belirlenen en yüksek faizden daha düşüktür ve bu durum vatandaşın hak kaybına uğramasına neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Kamulaştırma bedelinin temel ödeme kuralını tespit et.
Peşin ve nakden ödeme.
Mülkiyet hakkının korunması gereği idare bedeli önceden ödemelidir.
2
Taksitlendirme yapılabilen istisnai durumları ve süre sınırını kontrol et.
Tarım reformu, büyük enerji/sulama projeleri gibi durumlarda en fazla 55 yıl taksit yapılabilir.
Büyük projelerin mali yükünü zamana yaymak hedeflenmiştir.
3
Taksitlere uygulanacak faiz türünü Anayasal madde ışığında incele.
Kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı.
Vatandaşın mülkiyet değerinin enflasyon karşısında korunması amaçlanmıştır.

Anahtar Kavram

Kamulaştırma Bedeli ve Taksitlendirme Kuralları

İpuçları

1
Kamulaştırma bedelinde vatandaşın mağduriyetini önlemek için faiz oranına dikkat edin.
2
Anayasa'da taksitlere uygulanan faiz, standart yasal faizden farklı ve daha yüksektir.
3
Faiz türü 'kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz'dir.

Daha Fazla Pratik

İstimval ile Kamulaştırma arasındaki farkları (taşınır/taşınmaz, olağanüstü hal şartları) tablo yaparak çalışın.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 133Soru

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenen disiplin hükümleri uyarınca; disiplin cezası vermeye yetkili merciler, soruşturma usulleri ve hak düşürücü süreler ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası gerektiren hallerde, soruşturma dosyası disiplin amiri tarafından tamamlandıktan sonra 1515 gün içinde disiplin kuruluna sunulur ve kurul dosyayı aldığı tarihten itibaren 3030 gün içinde kararını verir.

Cevap

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasında disiplin amiri soruşturmayı tamamladıktan sonra 1515 gün içinde dosyayı kurula gönderir ve kurul 3030 gün içinde kararını verir.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla ilgili olarak 657657 sayılı Kanun'un 127127. maddesi soruşturma dosyasının 1515 gün içinde kurula sunulmasını, 128128. maddesi ise kurulun 3030 gün içinde karar vermesini amirdir. Bu bilgi mevzuata tam olarak uygundur.

Adım Adım Çözüm

1
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının usulünü analiz etme
Disiplin amiri soruşturur, ancak cezayı disiplin kurulu kararı üzerine atamaya yetkili amir verir.
Bu ceza türü, disiplin amirinin doğrudan yetkisinde olmayan tek kademeli sürece sahiptir.
2
Zamanaşımı sürelerini kontrol etme
Soruşturmaya başlama zamanaşımı; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinde 11 ay, memurluktan çıkarmada 66 aydır.
Fiilin öğrenilmesinden itibaren idarenin harekete geçme sınırlarını belirlemek için gereklidir.
3
Karar verme sürelerini inceleme
Disiplin amiri için 1515 gün, Disiplin Kurulu (kademe ilerlemesi için) 3030 gün, Yüksek Disiplin Kurulu (çıkarma için) 66 aydır.
Sürecin sürüncemede kalmaması için kanuni sınırları bilmek gerekir.

Anahtar Kavram

Disiplin Cezaları ve Hak Düşürücü Süreler

İpuçları

1
Disiplin amirinin doğrudan verdiği cezalar ile kurul kararı gerektiren cezaların sürelerini ayırın.
2
Zamanaşımı sürelerinde 'öğrenme tarihi'nden itibaren 11 ay ve 66 ay kuralını hatırlayın.
3
Yüksek Disiplin Kurulu'nun en ağır ceza olan 'memurluktan çıkarma' için en uzun inceleme süresine (66 ay) sahip olduğunu düşünün.

Daha Fazla Pratik

Disiplin cezalarına karşı yapılan itiraz usullerini ve İdare Mahkemelerine başvuru sürelerini incelemek bu konuyu tamamlayacaktır.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 134Soru

Türk hukuk sisteminde idarenin teşkilatı, işleyişi ve bireylerle olan ilişkilerini düzenleyen idare hukukunun genel özellikleri dikkate alındığında, bu hukuk dalı ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İdarenin faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklar kural olarak adli yargı koluna bağlı mahkemelerde çözümlenir.

Cevap

İdarenin faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkların adli yargı mercilerinde çözümleneceği ifadesi yanlıştır; bu uyuşmazlıklar idari yargı mercilerinde görülür.
İdare hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için anayasal olarak ayrı bir idari yargı düzeni (İdare Mahkemeleri, Vergi Mahkemeleri ve Danıştay) öngörülmüştür. Bu nedenle idari uyuşmazlıkların adli yargıda çözüleceği ifadesi hukuken hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun temel özelliklerini hatırla.
İdare hukuku; genç, tedvin edilmemiş (derlenmemiş), içtihadi ve statüsel bir kamu hukuku dalıdır.
Soruda verilen seçeneklerin doğruluğunu test etmek için temel özelliklerin bilinmesi gerekir.
2
Yargı kolu ayrımını analiz et.
İdari işlemlerden doğan davalar idari yargıda, kişiler arası uyuşmazlıklar ise adli yargıda çözülür.
Hangi yargı kolunun görevli olduğu, kamu hukuku ve özel hukuk ayrımının temel sonucudur.
3
Yanlış olan seçeneği belirle.
Uyuşmazlıkların adli yargıda çözüleceğini iddia eden seçenek hatalıdır.
Türkiye'de idari yargı düzeni adli yargıdan bağımsız bir şekilde örgütlenmiştir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Özellikleri ve İdari Yargı Yetkisi

Daha Fazla Pratik

İdare hukukunun 'bağımsız' bir hukuk dalı olması ile 'idari yargı' kolu arasındaki ilişkiyi tekrar ediniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 135Soru

Türkiye Cumhuriyeti’nin idari teşkilatlanmasında "Merkezi Yönetimin Taşra Teşkilatı" içerisinde yer alan il ve ilçe idarelerinin hukuki statüsü, yetki kullanımı ve temsil yetkileriyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vali, il genel idaresinin başı olarak ilde hem devleti hem de Cumhurbaşkanını temsil eder; kaymakam ise ilçede sadece Cumhurbaşkanını temsil eder ve onun idari yürütme vasıtasıdır.

Cevap

Vali, ilde hem devleti hem de Cumhurbaşkanını temsil ederken; kaymakamın sadece Cumhurbaşkanını temsil ettiği ve idari yürütme vasıtası olduğu ifadesi doğrudur.
Türk idari yapısında valiler, il genel idaresinin başı olarak hem devlet tüzel kişiliğini hem de yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanını temsil ederler. Buna karşın kaymakamlar, ilçede devletin değil, sadece Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdırlar. Bu ayrım, temsil yetkisinin kapsamı bakımından merkezi yönetimin en temel hiyerarşik özelliklerinden biridir.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin taşra birimlerini (il ve ilçe) belirle.
Taşra teşkilatı; İl Genel İdaresi, İlçe İdaresi ve Bölge Kuruluşlarından oluşur.
Teşkilat yapısının sınırlarını çizmek için gereklidir.
2
Birim amirlerinin hukuki temsil yetkilerini karşılaştır.
Vali (İl): Devletin ve CB'nin temsilcisi. Kaymakam (İlçe): Sadece CB'nin temsilcisi.
Anayasa ve 54425442 sayılı İl İdaresi Kanunu'ndaki temel ayrımı saptamak için.
3
Tüzel kişilik ve denetim türünü analiz et.
Taşra birimleri ayrı tüzel kişiliğe sahip değildir (Devlet tüzel kişiliği). Bu nedenle ilişki 'hiyerarşi'dir.
İdari vesayet ve hiyerarşi karışıklığını önlemek için.

Anahtar Kavram

Vali ve Kaymakamın Temsil Yetkisi Farkı

İpuçları

1
Merkezi yönetimin taşra teşkilatı birimlerinin (il, ilçe) kendilerine ait bir kamu tüzel kişiliği olmadığını hatırlayın.
2
Valinin devleti ve Cumhurbaşkanını temsil etme yetkisinin kaymakamdan daha geniş bir hukuki temele dayandığını düşünün.

Daha Fazla Pratik

Başkent teşkilatındaki yardımcı kuruluşlar (Danıştay, MGK vb.) ile taşra teşkilatı arasındaki farkları inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 136Soru

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında yer alan mahalli idare birimleri (İl Özel İdaresi, Belediye, Büyükşehir Belediyesi, Köy) ve bu birimler arasındaki hukuki ilişkilerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediyesinin yürüttüğü hizmetlerde aksama olması durumunda, ilçe belediyesi personeline doğrudan emir ve talimat vererek hizmetin yürütülmesini devralabilir.

Cevap

Büyükşehir belediye başkanının ilçe belediyesi personeline emir ve talimat verebileceğini ve hizmeti devralabileceğini belirten seçenek yanlıştır.
Büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeleri arasındaki ilişki bir hiyerarşi (üst-alt) ilişkisi değil, kanundan kaynaklanan sınırlı bir 'idari vesayet' ilişkisidir. İdari vesayet denetiminde üst makam, alt makamın personeline doğrudan emir ve talimat veremez, onun yerine geçerek işlem tesis edemez. Bu tür yetkiler ancak aynı tüzel kişilik içindeki hiyerarşik amirler (örneğin Belediye Başkanı ve Belediye personeli) tarafından kullanılabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Mahalli idareler arasındaki tüzel kişilik ilişkisini belirle.
Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeleri, her biri ayrı kamu tüzel kişiliğine sahip özerk birimlerdir.
Anayasa'ya göre mahalli idareler, merkezden yönetim dışındaki yerinden yönetim kuruluşlarıdır.
2
Ayrı tüzel kişilikler arasındaki denetim türünü tespit et.
Farklı kamu tüzel kişilikleri arasındaki denetim yetkisi 'İdari Vesayet' olarak adlandırılır.
Hiyerarşi yalnızca aynı tüzel kişilik içindeki üst-alt (ast-üst) ilişkisinde geçerlidir.
3
İdari vesayet yetkisinin sınırlarını analiz et.
Vesayet makamı (Büyükşehir), denetlenen birime (İlçe) emir-talimat veremez, yerine geçerek işlem yapamaz (yerindelik denetimi yapamaz).
Vesayet yetkisi anayasal özerkliği korumak adına kanunla sınırlanmış, istisnai bir yetkidir.
4
Seçenekleri değerlendirerek yanlış uygulamayı işaretle.
Emir-talimat verme ve hizmeti devralma yetkisi hiyerarşik bir yetki olduğu için idari vesayet kapsamında kullanılamaz.
Hukuka aykırı olan bu seçenek, idari vesayet ve hiyerarşi arasındaki temel farkı ihlal etmektedir.

Anahtar Kavram

İdari Vesayet ve Hiyerarşi Ayrımı

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ile İl Genel İdaresi (taşra) arasındaki farkları ve Valinin her iki yapıdaki konumunu tekrar gözden geçiriniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 137Soru

İdare hukuku, kamu gücüyle donatılmış idarenin faaliyetlerini, teşkilatlanmasını ve denetimini konu alan, kendine has kuralları ve ilkeleri olan bir kamu hukuku dalıdır.

Türk hukuk sistemi özelinde İdare Hukuku'nun özellikleri, kaynakları ve uygulanması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Tedvin edilmemiş (dağınık) ve içtihadi bir yapıda olması sebebiyle, idare hukukundaki uygulamalar 'kanuni idare' ilkesinden bağımsız olarak tamamen idari takdir ve yargı kararları çerçevesinde şekillenir.

Cevap

İdare hukukunun dağınık ve içtihadi olması, onun 'kanuni idare' ilkesinden bağımsız olduğu veya yasal dayanak olmaksızın işlem tesis edilebileceği anlamına gelmez.
İdare hukukunun tedvin edilmemiş (dağınık) ve içtihadi olması, idarenin kanuni dayanaklardan bağımsız hareket edebileceği anlamına gelmez. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 123123. maddesinde yer alan 'Kanuni İdare İlkesi' uyarınca, idarenin tüm yetkileri kanunla düzenlenmek zorundadır. İdare, kanunla verilmeyen bir yetkiyi kullanamaz; içtihatlar ise sadece bu kanunların uygulanmasını ve boşlukların yorumlanmasını sağlar.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun 'genç', 'içtihadi' ve 'tedvin edilmemiş' olma özellikleri analiz edilir.
Bu özelliklerin doğru olduğu, idarenin bir kamu hukuku dalı olarak özel hukuktan farklı bir gelişim izlediği belirlenir.
Seçeneklerde yer alan temel karakteristiklerin doğruluğunu teyit etmek için kavramsal tanımlara bakılmalıdır.
2
İdarenin faaliyetlerindeki 'kanunilik' (legalite) şartı sorgulanır.
Anayasa'nın 123123. maddesindeki 'İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir' hükmü hatırlanır.
Hukuk devleti ilkesi gereği, idarenin hiçbir yetkisi kanunsuz (dayanaksız) olamaz.
3
İçtihadi nitelik ile kanuni dayanak arasındaki ilişki kurulur.
Yargı içtihatlarının kanun boşluklarını doldurduğu ancak kanunun yerini tutamayacağı veya kanuna aykırı olamayacağı sonucuna varılır.
Normlar hiyerarşisi uyarınca kanun, yargısal içtihattan üstündür ve idari işlemin temelidir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Özellikleri ve Kanuni İdare İlkesi

İpuçları

1
İdare hukukunun 'genç' ve 'içtihadi' olması gibi teknik özellikleri, onun hukuk devleti ilkelerinden muaf olduğu anlamına gelmez.
2
Anayasa'daki 'idarenin kanuniliği' ilkesini hatırlayın. İdare, kanunla verilmeyen bir yetkiyi içtihatlara dayanarak yaratabilir mi?
3
Tedvin edilmemiş (dağınık) olmak, mevzuatın yokluğu değil, 'tek bir ana metnin' (kodex) yokluğu demektir. Bu durum, idarenin kanuni dayanak arama zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Daha Fazla Pratik

İdari rejimin özellikleri ile adli rejim (Anglo-Sakson) arasındaki farkları inceleyerek idare hukukunun içtihadi niteliğini pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:3m 0s
Soru 138Soru

Türkiye Cumhuriyeti'nin idari teşkilat yapısında merkezi yönetimin taşra teşkilatı; il genel idaresi, ilçe idaresi ve bölge kuruluşlarından oluşmaktadır. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi merkezi yönetimin taşra teşkilatı içerisinde yer alan birimlerden biri değildir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl Genel Meclisi

Cevap

İl genel meclisi, merkezi yönetimin taşra teşkilatına değil, mahalli idareler (yerinden yönetim) içerisinde yer alan il özel idaresine aittir.
İl Genel Meclisi, Türkiye'deki yerinden yönetim kuruluşlarından biri olan İl Özel İdaresi'nin asıl karar organıdır. Merkezi yönetimin taşra teşkilatı ise yalnızca merkezin hiyerarşisi altındaki mülki idare birimlerini (İl Genel İdaresi ve İlçe İdaresi) kapsar.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi yönetimin taşra teşkilatı birimlerini belirlemek.
Taşra teşkilatı; İl Genel İdaresi (Vali, İl İdare Şube Başkanları, İl İdare Kurulu) ve İlçe İdaresi (Kaymakam, İlçe İdare Şube Başkanları, İlçe İdare Kurulu) birimlerinden oluşur.
Soruda sorulan 'taşra teşkilatı' kavramının kapsamını netleştirmek gerekir.
2
Seçeneklerdeki birimlerin idari statüsünü analiz etmek.
Vali, Kaymakam ve ilgili idare kurulları/şube başkanları doğrudan merkeze hiyerarşik olarak bağlıyken; meclis yapıları genellikle yerinden yönetim kuruluşlarına aittir.
Hiyerarşi ve idari vesayet arasındaki ayrımı yaparak birimlerin yerini saptamak.
3
İl Genel Meclisi'nin bağlı olduğu yapıyı saptamak.
İl Genel Meclisi, kamu tüzel kişiliği bulunan 'İl Özel İdaresi'nin bir organıdır. İl Özel İdaresi ise bir mahalli idare (yerinden yönetim) birimidir.
İl Genel İdaresi (Merkezi) ile İl Özel İdaresi (Mahalli) arasındaki farkı ayırt etmek.

Anahtar Kavram

İl Genel İdaresi (Taşra) ve İl Özel İdaresi (Mahalli) Ayrımı
Soru 139Soru

Türk idare hukukunda idarenin bütünlüğünü sağlamak üzere öngörülen hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri, gerek hukuki dayanakları gerekse yetki sınırları bakımından belirgin farklar içermektedir.

Buna göre, hiyerarşi ve idari vesayet denetimleri arasındaki farklarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hiyerarşik amir, astına yerine getirmesi gereken görevlerle ilgili bağlayıcı emir ve talimatlar verebilirken; idari vesayet makamı da yerinden yönetim kuruluşuna kamu yararının gerektirdiği durumlarda bağlayıcı emir ve talimat verme yetkisine sahiptir.

Cevap

Hiyerarşik amir astına emir ve talimat verebilirken, idari vesayet makamının yerinden yönetim kuruluşuna emir ve talimat verme yetkisi yoktur.
İdari vesayet, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerindeki denetim yetkisidir ve bu kuruluşların anayasal güvence altındaki idari özerklikleri gereği vesayet makamının (Bakan, Vali vb.) bu kuruluşlara emir ve talimat verme yetkisi bulunmamaktadır. Emir ve talimat verme yetkisi sadece aynı tüzel kişilik içerisindeki hiyerarşi ilişkisinde (üstün ast üzerindeki yetkisi) mevcuttur. Bu nedenle, vesayet makamına emir verme yetkisi tanıyan ifade hukuken yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Hiyerarşi ve idari vesayet yetkilerinin temel dayanaklarını belirle.
Hiyerarşi aynı tüzel kişilik içinde (iç denetim), idari vesayet farklı tüzel kişilikler arasında (dış denetim) gerçekleşir.
Denetimin türü, yetkinin kapsamını doğrudan belirler.
2
Denetleyen makamın denetlenen birim üzerindeki yönlendirme gücünü analiz et.
Hiyerarşide üstün asta emir verme yetkisi (yönetme) varken, idari vesayette sadece hukuki denetim (kontrol) söz konusudur.
Yerinden yönetim kuruluşlarının idari özerkliği, merkezi idareden emir almalarını engeller.
3
Yanlış olan önermeyi tespit et.
Vesayet makamına emir verme yetkisi tanıyan ifade idari özerklik ilkesiyle çelişmektedir.
Emir ve talimat verme gücü sadece hiyerarşik üstlere mahsustur.

Anahtar Kavram

İdarenin Bütünlüğü: Hiyerarşi ve İdari Vesayet Farkları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 140Soru

İdari teşkilat yapısında merkezi idare, kamu hizmetlerinin ülke genelinde planlanması ve yürütülmesi için 'başkent' ve 'taşra' olmak üzere iki ana birim üzerinden örgütlenmiştir. Bu yapı içerisindeki hiyerarşik bütünlük ve görev paylaşımı göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi merkezi yönetimin (başkent veya taşra) bir parçası olarak değerlendirilemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İl Genel Meclisi

Cevap

İl Genel Meclisi
Merkezi yönetimin teşkilat yapısı incelendiğinde; başkentte Cumhurbaşkanlığına bağlı yardımcı kuruluşlar (DDK, MGK gibi) ve iller/ilçelerde merkezin uzantısı olan taşra birimleri yer alır. İl Genel Meclisi ise kamu tüzel kişiliği bulunan ve yerinden yönetim ilkesine göre işleyen İl Özel İdaresinin karar organı olduğu için merkezi yönetim bütünlüğü içerisinde değil, mahalli idareler içerisinde yer alır.

Adım Adım Çözüm

1
Merkezi Yönetim (Merkezden Yönetim) kapsamını belirleme
Merkezi yönetim; Başkent Teşkilatı (Cumhurbaşkanı, Bakanlıklar, Yardımcı Kuruluşlar) ve Taşra Teşkilatı (İl, İlçe, Bucak idareleri) olmak üzere ikiye ayrılır.
Teşkilat yapısını doğru analiz etmek için temel ayrımın yapılması gerekir.
2
Seçeneklerdeki kurumların merkezi yönetim şemasındaki yerini kontrol etme
Devlet Denetleme Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu 'Başkent Yardımcı Kuruluşları' arasındadır. İl İdare Kurulu ve İlçe İdare Kurulu ise 'Taşra Teşkilatı' birimleridir.
Her birimin hiyerarşik bağlılığını tespit etmek için gereklidir.
3
Mahalli İdareler (Yerinden Yönetim) ile Merkezi Yönetim farkını uygulama
İl Genel Meclisi, İl Özel İdaresi'nin (Mahalli İdare) bir organıdır. İl Özel İdaresi kamu tüzel kişiliğine sahip bir yerinden yönetim kuruluşudur, merkezi idarenin hiyerarşisi içinde değil, idari vesayet denetimi altındadır.
Soruda istenen 'merkezi yönetimin parçası olmama' durumunu doğrulamak için.

Anahtar Kavram

Merkezi Yönetim Teşkilat Yapısı (Başkent ve Taşra)

Daha Fazla Pratik

İl Özel İdaresi ve İl Genel İdaresi arasındaki farkları pekiştirmek için her iki birimin organlarını karşılaştırmalı olarak inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:50s
ÖncekiSayfa 7 / 31Sonraki
İdare Hukuku — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Sayfa 7 | Examkin