Kişiler Hukuku

138 soru

Soru 41Soru

Bir kişinin isminin, rızası olmaksızın başkası tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkan adın gasbı durumunda, hak sahibinin başvurabileceği hukuki koruma yolları ve tazminat talepleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adın haksız kullanımına son verilmesi (men) veya hukuka aykırı sonuçların ortadan kaldırılması (ref) davası açılabilmesi için davalının kusurlu olması şart değildir.

Cevap

Adın haksız kullanımına son verilmesi (men) veya sonuçların kaldırılması (ref) davalarında davalının kusurlu olması şart değildir.
Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini isteyebilir. Bu talep (men davası), kişilik hakkına yönelik saldırının önlenmesi veya durdurulması mahiyetinde olup, davalının kusurlu olması şartına bağlanmamıştır. Kusur şartı, aynı maddenin devamında belirtilen maddi ve manevi tazminat talepleri için geçerlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Uyuşmazlığın hukuki niteliğini belirle.
Olay bir 'adın gasbı' (adın haksız kullanımı) durumudur ve Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 26. maddesi kapsamına girer.
Soruda adın rıza dışı kullanımı belirtilerek kişilik hakkı ihlali vurgulanmıştır.
2
Dava türlerini ve şartlarını analiz et.
Tespit, men (son verme) ve ref (sonuçları kaldırma) davaları kişilik hakkını koruyan objektif davalardır. Tazminat ise sübjektif bir taleptir.
Koruyucu davalar saldırının varlığına odaklanırken, tazminat saldırganın kusuruna odaklanır.
3
Kusur şartının hangi talepler için geçerli olduğunu tespit et.
TMK m. 26/1 uyarınca koruma davaları için kusur aranmazken, maddi ve manevi tazminat için haksız kullananın kusurlu olması gerekir.
Kanun koyucu, kişilik hakkına yönelik haksız müdahalenin durdurulmasını kusurdan bağımsız olarak koruma altına almıştır.

Anahtar Kavram

Adın Korunması Davalarında Kusur Şartı Ayrımı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 42Soru

01.01.202501.01.2025 tarihinde meydana gelen şiddetli bir deprem sırasında, ikamet ettiği binanın tamamen yıkılmasıyla enkaz altında kalan ve yapılan tüm arama çalışmalarına rağmen kendisinden bir daha haber alınamayan (A)(A) hakkında gaiplik kararı verilmesi istemiyle mahkemeye başvurulmuştur. Türk Medeni Kanunu uyarınca, bu sürece ve gaiplik kararının hükümlerine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mahkemece verilecek gaiplik kararı, kişiliğin sona ermesine ilişkin hukuki sonuçlarını ölüm tehlikesinin gerçekleştiği andan itibaren doğurur.

Cevap

Gaiplik kararının sonuçlarının ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak doğacağını belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca, gaiplik kararının sonuçları, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak doğar. Bu durum gaiplik kararının geçmişe etkili olduğunu ve kişiliğin sona ermesine bağlı miras ve diğer hukuki sonuçların bu andan itibaren başladığını gösterir.

Adım Adım Çözüm

1
Adım 1: Olayın niteliğini ve kaybolma şeklini belirleyin.
Sonuç: Kişi deprem gibi bir 'ölüm tehlikesi' içinde kaybolmuştur.
Neden: Ölüm tehlikesi durumunda bekleme süresi 1 yıl, uzun süredir haber alınamama durumunda ise 5 yıldır (TMK m. 33).
2
Adım 2: Gaiplik kararının zaman bakımından etkisini değerlendirin.
Sonuç: Kararın geçmişe etkili (retroaktif) olduğu saptanır.
Neden: TMK m. 35 uyarınca, gaiplik kararının sonuçları tehlike veya son haber anından itibaren doğar.
3
Adım 3: Evlilik ve kişilik üzerindeki sonuçları ayırt edin.
Sonuç: Evliliğin feshinin ayrı bir talep gerektirdiği ve kişiliğin ancak kararla (geçmişe etkili olarak) sonlandığı anlaşılır.
Neden: Gaiplik, ölüm karinesinden farklı olarak yargısal bir süreç gerektirir ve evliliği doğrudan bitirmez.

Anahtar Kavram

Gaiplik Kararının Geçmişe Etkili Olması (Retroaktif Etki)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 43Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması durumunda başvurulabilecek hukuki yollar ve bu davaların özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adın haksız kullanımına son verilmesi (ref) davasının açılabilmesi için haksız kullananın kusurlu olması şartı aranmaz.

Cevap

Adın haksız kullanımına son verilmesi (ref) davasının açılabilmesi için haksız kullananın kusurlu olması şartı aranmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini (ref davası) isteyebilir. Bu dava, kişilik hakkına yapılan saldırının durdurulmasını amaçladığı için haksız kullanan tarafın kusurlu olması veya davacının bir zarara uğramış olması şartı aranmaz. Kusur, ancak madde metninin devamında belirtilen maddi ve manevi tazminat talepleri için zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Hukuki dayanağın belirlenmesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesi (Adın Korunması) esas alınır.
Soru, adın haksız kullanımı durumundaki koruma mekanizmalarını sorgulamaktadır.
2
Dava türleri ve şartlarının analizi
Tespit, men ve ref davaları için kusur aranmazken; tazminat davaları için kusur şarttır.
Kişilik haklarına saldırı durumunda koruyucu davalar nesnel bir ihlal ile açılabilir, ancak tazminat sorumluluğu için subjektif bir unsur olan kusur gereklidir.
3
Adın değiştirilmesi ile farkın tespiti
TMK m. 27'deki 'haklı sebep' kuralının adın korunmasıyla ilgili olmadığı saptanır.
Adın korunması bir saldırıya karşı savunma iken, adın değiştirilmesi kişinin kendi iradesiyle ismini güncelleme talebidir.

Anahtar Kavram

Adın Korunması Davalarında Kusur ve Haklı Sebep Ayrımı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 44Soru

Türk Medeni Kanunu'nun sistematiği çerçevesinde, bir gerçek kişinin bizzat kendi fiil ve işlemleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme iktidarını ifade eden "fiil ehliyeti" için aranan kurucu şartlar aşağıdakilerin hangisinde tam ve doğru olarak verilmiştir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ayırt etme gücü, erginlik, kısıtlı olmamak

Cevap

Fiil ehliyetinin şartları; ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin (reşit) olmak ve kısıtlı (mahcur) olmamaktır.
Türk Medeni Kanunu'nun 10. maddesine göre fiil ehliyetinin üç temel şartı bulunmaktadır: Kişinin makul surette hareket edebilme yeteneği (ayırt etme gücü), yasal olarak reşit sayılması (erginlik) ve mahkeme kararıyla bir kısıtlılık altında bulunmaması (kısıtlı olmamak). Bu üç unsurun bir arada bulunduğu seçenekteki ifade tam ve doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Kavramın tanımı ve yasal dayanağı belirlenir.
Türk Medeni Kanunu madde 10: 'Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.'
Sorunun yasal dayanağını tespit etmek.
2
Şartlar kümülatif olarak analiz edilir.
1. Ayırt etme gücü (Olumlu şart), 2. Erginlik (Olumlu şart), 3. Kısıtlı olmamak (Olumsuz şart).
Fiil ehliyeti için bu üç şartın aynı anda bulunması gerektiğini doğrulamak.
3
Seçeneklerdeki karıştırılan kavramlar elenir.
Tam ve sağ doğum (Hak ehliyeti), iyiniyet (Hak kazanımı) gibi unsurlar ehliyet şartı dışındadır.
Hatalı seçenekleri teknik gerekçelerle dışlamak.

Anahtar Kavram

Fiil ehliyetinin şartları kümülatiftir ve hak ehliyeti şartlarından (sağ ve tam doğum) kesin olarak ayrılır.

Daha Fazla Pratik

Fiil ehliyeti bakımından sınırlı ehliyetsizlerin yapamayacağı 'yasak işlemler' konusunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:50s
Soru 45Soru

Antalya’da ikamet etmekteyken akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanan ve kendisine vasi atanan (A)(A) hakkında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi vesayet makamı olarak belirlenmiştir. Vasisi, (A)(A)'nın sağlık durumunun takibi ve daha iyi bakım alabilmesi amacıyla onu Burdur ilinde bulunan ve sürekli konaklama imkanı sunan bir rehabilitasyon merkezine yerleştirmiştir. Bu durumda Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre (A)(A)’nın yerleşim yeri aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin bulunduğu yer

Cevap

Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin bulunduğu yer
Türk Medeni Kanunu'nun 22. maddesine göre vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, vesayet makamının bulunduğu yerdir. Olayda Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi vesayet makamı olarak belirlendiği için, kişinin fiilen Burdur'da bir rehabilitasyon merkezinde kalması bu durumu değiştirmez; yasal yerleşim yeri Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin bulunduğu yerdir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin hukuki durumunu belirle
Kişi akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanmış ve vesayet altına alınmıştır.
Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri kuralları, tam ehliyetli kişilerin iradi yerleşim yeri kurallarından farklılık gösterir.
2
İlgili kanun hükmünü (TMK m. 22) uygula
Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, vesayet makamının bulunduğu yerdir.
Türk Medeni Kanunu, kısıtlıların yerleşim yerini iradelerine veya fiilen bulundukları yere değil, yasal bir zorunlulukla mahkemeye bağlamıştır.
3
Vesayet makamının konumunu tespit et
Olayda vesayet makamı Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi'dir.
Kişi Burdur'da bir merkezde kalsa dahi, yasal yerleşim yeri mahkemenin bulunduğu yer olan Antalya'dır.

Anahtar Kavram

Yasal Yerleşim Yeri (Vesayet Altındakiler)
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 46Soru

Bir yerel gazete, tanınmış bir siyasetçi olan Bay SS hakkında "Dosya: Gizli İlişkiler" başlığıyla bir yazı dizisi başlatmış ve dizinin ilk bölümünü yayımlamıştır. Gazete yönetimi, bu yazı dizisinin her hafta bir bölüm olacak şekilde toplam on hafta boyunca devam edeceğini kamuoyuna duyurmuştur. Bay SS, henüz yayımlanmamış olan gelecek bölümlerin de haysiyet ve şerefine ağır saldırı teşkil edeceğini, bu durumun telafisi imkânsız zararlar doğuracağını belirterek yargı yoluna başvurmaya karar vermiştir. Türk Medeni Kanunu uyarınca, Bay SS'nin yayımlanması planlanan ancak henüz yayımlanmamış bölümlerin yayımlanmasını engellemek amacıyla açması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası

Cevap

Bay SS, henüz yayımlanmamış haberlerin engellenmesi için saldırı tehlikesinin önlenmesi davası açmalıdır.
Kişilik haklarını koruyan davalar arasında yer alan 'saldırı tehlikesinin önlenmesi davası', henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşme tehlikesi bulunan saldırılara karşı açılır. Olayda haberlerin yayımlanacağı ilan edilmiş ancak henüz yayımlanmamıştır; bu durum kesin bir saldırı tehlikesi oluşturduğundan önleme davası en uygun hukuki yoldur.

Adım Adım Çözüm

1
Saldırının mevcut durumunun analiz edilmesi
Haberlerin bir kısmı yayımlanmış (geçmiş/devam eden), ancak sorulan kısım 'henüz yayımlanmamış' (gelecek/tehdit) bölümlerdir.
Dava türünü belirlemek için saldırının başlayıp başlamadığı veya sona erip ermediği tespit edilmelidir.
2
Uygun koruma davasının seçilmesi
Gelecekte gerçekleşmesi muhtemel saldırılara karşı 'önleme' davası açılması gerektiği belirlenir.
Türk Medeni Kanunu'na göre önleme davası, kişilik hakkına yönelik bir saldırı tehlikesinin varlığı halinde başvurulan koruyucu bir yoldur.
3
Diğer dava türlerinden ayırt edilmesi
Durdurma davası devam eden, tespit davası ise bitmiş saldırılar içindir.
Öğrencinin eylemin zamanlamasına göre doğru hukuki yolu seçmesi sağlanır.

Anahtar Kavram

Kişilik haklarını koruyan davalar (Önleme, Durdurma, Tespit)
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 47Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "adın korunması" (m. 26) ve "adın değiştirilmesi" (m. 27) hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması (adın gasbı) durumunda başvurulabilecek hukuki yollarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adın korunması için açılacak olan koruma davalarında (tespit, men, ref), adın değiştirilmesi davasında olduğu gibi davacının 'haklı sebep' bildirmesi zorunludur.

Cevap

Adın korunmasına yönelik davaların kabulü için davacının 'haklı sebep' bildirmesinin zorunlu olduğunu belirten ifade yanlıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen adın korunması davası, bir başkasının adı haksız yere kullanması (adın gasbı) durumunda açılır. Bu davanın kabulü için sadece adın haksız yere kullanılmış olması yeterlidir; davacının ayrıca bir 'haklı sebep' sunması gerekmez. Oysa 'haklı sebep' şartı, TMK m. 27 uyarınca kişinin kendi adını değiştirmek istemesi durumunda açılan davada mahkemece aranan temel şarttır. Dolayısıyla adın korunması davalarında haklı sebep şartının aranacağını belirten ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
TMK m. 26 ve m. 27 kapsamındaki davaların niteliğini karşılaştır.
TMK m. 26 adın haksız kullanımına (gasbına) karşı koruma sağlarken, m. 27 kişinin kendi adını değiştirmesini düzenler.
İki kurumun dava şartları birbirinden farklıdır.
2
'Haklı sebep' şartının hangi davada arandığını belirle.
Haklı sebep, sadece adın değiştirilmesi davasında aranan bir unsurdur; adın korunması davasında haksız bir kullanımın (ihlal) varlığı yeterlidir.
Adın korunması bir saldırıyı durdurmayı amaçlar, bu yüzden ek bir gerekçe (haklı sebep) aranmaz.

Anahtar Kavram

Adın Korunması ve Adın Değiştirilmesi Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Adın korunması davalarında yetkili ve görevli mahkemeleri inceleyerek bilgilerinizi pekiştirebilirsiniz.

Alternatif Yöntem

Soruyu çözerken TMK m. 26'nın başkasına karşı (koruma), m. 27'nin ise kişinin kendisine yönelik (değiştirme) olduğunu hatırlamak, şartların karışmasını önleyecektir.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 48Soru

Bir basın kuruluşunun, kamuoyunda tanınmış bir iş insanının özel hayatına ilişkin mahrem bilgileri içeren bir yazı dizisini yayımlayacağını ilan etmesi üzerine, ilgili kişinin bu müdahaleye karşı başvurabileceği hukuki yollarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırı henüz başlamadığı ancak başlaması kuvvetle muhtemel olduğu için saldırı tehlikesinin önlenmesi davası açılabilir; bu davanın açılabilmesi için karşı tarafın kusurlu olması şart değildir.

Cevap

Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası, saldırı henüz başlamadan ancak başlayacağı kesin veya kuvvetle muhtemel olduğunda açılabilir ve bu davada failin kusuru aranmaz.
Kişilik haklarına yönelik saldırı tehlikesi mevcut olduğunda, TMK m. 25 uyarınca 'saldırı tehlikesinin önlenmesi davası' açılabilir. Bu davanın en temel özelliği, saldırının fiilen başlamış olmasının gerekmemesi ve davalının (failin) kusurlu olup olmamasına bakılmamasıdır. Olayda yazı dizisinin yayımlanacağının ilan edilmesi, ciddi bir saldırı tehlikesi oluşturduğundan bu dava türü en uygun yoldur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki saldırının aşamasını belirle.
Saldırı henüz gerçekleşmemiş (yazı dizisi yayımlanmamış) ancak ilan edildiği için bir 'tehlike' mevcuttur.
Başvurulacak dava türü, saldırının başlayıp başlamadığına veya sona erip ermediğine göre değişir.
2
Kişilik haklarını koruyan davaların şartlarını değerlendir.
Türk Medeni Kanunu'na göre önleme, durdurma ve tespit davaları 'kusursuz sorumluluk' benzeri bir mantıkla çalışır; yani failin kusuru veya bir zarar doğması aranmaz.
Bu davalar tazminat amacı değil, kişilik hakkının korunması amacını taşır.
3
Doğru dava türünü seçeneklerle eşleştir.
Gelecekteki saldırı tehlikesine karşı 'önleme davası' açılması ve kusur aranmaması hukuken doğrudur.
Kanun koyucu saldırının etkileri doğmadan engellenmesini öncelikli kılmıştır.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davalarda Kusur ve Zarar Şartı
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 49Soru

Ayırt etme gücüne sahip 17 yaşındaki (S)(S), babasının vefatı üzerine annesinin velayeti altındadır. Annesi Antalya’da yaşamaktayken, (S)(S) eğitim bursu kazanarak İstanbul’daki bir kolejin yatılı yurduna yerleşmiş ve burada yaşamaya başlamıştır. (S)(S), yaz tatillerini ise Muğla’daki dedesinin yanında geçirmektedir. Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, (S)(S)’nin yerleşim yeri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yerleşim yeri, velayet sahibi annesinin yerleşim yeri olan Antalya’dır.

Cevap

Yerleşim yeri, velayet sahibi annesinin yerleşim yeri olan Antalya’dır.
Türk Medeni Kanunu’nun 21. maddesine göre, velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana ve babasının yerleşim yeridir. Olayda babanın vefatı nedeniyle velayet annede olduğundan, çocuğun yerleşim yeri annesinin ikamet ettiği Antalya’dır. Ayrıca Kanun’un 20. maddesi, bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunmanın yeni bir yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağını açıkça belirtmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Kişinin hukuki statüsünü belirle.
(S)(S), 17 yaşında ve velayet altında bir küçüktür.
Yasal yerleşim yeri kuralları, kişinin ergin olup olmamasına göre değişir.
2
Velayet altındaki çocukların yasal yerleşim yeri kuralını uygula.
Türk Medeni Kanunu madde 21 uyarınca, velayet altındaki çocuğun yerleşim yeri ana ve babasının yanıdır.
Küçüklerin yerleşim yeri iradi değil, kanundan doğan yasal bir yerleşim yeridir.
3
Eğitim kurumunda kalmanın yerleşim yerine etkisini değerlendir.
Türk Medeni Kanunu madde 20 uyarınca, bir eğitim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunmak yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.
Bu durum yerleşme niyetiyle oturma (animus et corpus) şartını sağlamaz, sadece 'oturulan yer' (mesken) niteliğindedir.

Anahtar Kavram

Yasal Yerleşim Yeri ve Yerleşim Yerinin Tekliği

Daha Fazla Pratik

Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yerinin vasi değil, vesayet makamının (mahkemenin) bulunduğu yer olduğunu inceleyiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 50Soru

Bir yazar, tanınmış bir iş insanının özel hayatına ilişkin gerçeğe aykırı ve onur kırıcı iddialar içeren bir biyografik eserin hazırlıklarını tamamladığını, kitabın basım aşamasında olduğunu ve gelecek hafta tüm kitapçılarda yer alacağını sosyal medya hesaplarından duyurmuştur. Söz konusu iş insanı, kitabın henüz basılıp dağıtılmadığını ancak yayımlandığı takdirde kişilik haklarının telafisi güç biçimde zedeleneceğini ileri sürerek bu yayını engellemek istemektedir.

Türk Medeni Kanunu'nun 25.25. maddesi hükümleri uyarınca, iş insanının bu yayının yapılmasını ve dağıtılmasını önlemek amacıyla başvurabileceği hukuki yol ve bu davanın kabulü için aranan temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası - Saldırının henüz başlamamış olması ve hukuka aykırılık tehlikesinin varlığı

Cevap

Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası ve davanın şartı olarak saldırının henüz başlamamış olup hukuka aykırılık tehlikesinin bulunması.
Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası, kişilik haklarına yönelik bir saldırının henüz başlamadığı ancak gerçekleşme ihtimalinin ciddi ve yakın olduğu durumlarda başvurulan koruyucu bir davadır. Olayda kitabın basım hazırlıklarının bitmiş olması ve duyurusunun yapılmış olması 'tehlikenin' somutlaştığını gösterir. Bu davanın kabulü için failin kusurlu olması gerekmez; saldırı tehlikesinin hukuka aykırı olması yeterlidir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki saldırının aşamasını analiz etme
Kitap henüz basılmamış ve dağıtılmamıştır; yani saldırı fiilen başlamamış ancak duyurularla gerçekleşme tehlikesi somutlaşmıştır.
Kişilik haklarını koruyan davalar, saldırının zaman dilimine (geçmiş, şimdi, gelecek) göre farklılık gösterir.
2
Uygun dava türünü belirleme
Türk Medeni Kanunu m. 2525 uyarınca, henüz başlamamış saldırılara karşı 'Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası' açılmalıdır.
Bu dava türü, kişilik haklarına yönelik muhtemel bir tecavüzü başlamadan durdurmayı amaçlayan koruyucu bir yoldur.
3
Davanın kabul şartlarını değerlendirme
Davanın kabulü için sadece hukuka aykırı bir saldırı tehlikesinin varlığı yeterlidir; failin kusurlu olması şart değildir.
Eda ve tespit niteliğindeki bu koruma davalarında amaç zararın giderilmesi değil, saldırının engellenmesidir.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davalar (Önleme, Durdurma, Tespit)
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 51Soru

Kişisel durum sicilindeki kayıtların gerçeğe uygunluğunun sağlanması ve bu sicillerin tutulmasından doğan sorumluluklara ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sicil kayıtlarında bulunan açık maddi hatalar, mahkeme kararı aranmaksızın ilgili idare tarafından düzeltilebilir.

Cevap

Sicil kayıtlarında bulunan açık maddi hataların mahkeme kararı aranmaksızın ilgili idare tarafından düzeltilebileceğini belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'nun 39. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sicil kayıtlarındaki açık maddi hatalar, mahkeme kararı aranmaksızın ilgili idare tarafından kendiliğinden düzeltilebilir. Bu hüküm, düzeltmenin mahkeme kararıyla yapılacağı genel kuralının tek istisnasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Kişisel durum sicilinde düzeltme usulünün belirlenmesi
Düzeltme kural olarak mahkeme kararı ile yapılır (TMK m. 39/1).
Sicil kayıtlarının güvenilirliğini korumak için yargısal denetim esastır.
2
Düzeltme usulündeki istisnanın tespit edilmesi
Açık maddi hatalar idarece düzeltilir (TMK m. 39/2).
Basit yazım hataları gibi açık maddi hatalar için yargı sistemini meşgul etmemek adına idari usul öngörülmüştür.
3
Devletin sorumluluk rejiminin değerlendirilmesi
Sorumluluk kusursuzdur (TMK m. 38).
Sicilin kamu güvenine dayalı tutulması nedeniyle, zarar görenin memurun kusurunu ispat etmesi beklenmez.

Anahtar Kavram

Kişisel durum sicilindeki kayıtların düzeltilmesi (tashih) ve idari yetki istisnası
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 52Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun sistematiği ve "kişiler hukuku" hükümleri uyarınca, bir gerçek kişinin bizzat kendi fiil ve işlemleriyle hak kazanabilmesi ve borç altına girebilmesi yeteneği olarak tanımlanan "fiil ehliyeti" için aranan şartlar göz önüne alındığında; aşağıdakilerden hangisi bu ehliyetin kurucu unsurları arasında yer almaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kişiliğin başlangıcı için aranan tam ve sağ doğmuş olma şartını gerçekleştirmek

Cevap

Tam ve sağ doğmuş olmak, fiil ehliyeti için değil; hak ehliyetinin (hak süjesi olabilmenin) kazanılması için aranan bir şarttır.
Türk Medeni Kanunu'na göre fiil ehliyetinin şartları; ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı olmamaktır. 'Tam ve sağ doğmuş olmak' ise kişinin hukuk süjesi olabilmesi, yani hak ehliyetine sahip olabilmesi için aranan başlangıç şartıdır. Dolayısıyla fiil ehliyetinin kazanılması için bu şartın ayrıca zikredilmesine gerek yoktur, çünkü hak ehliyeti zaten fiil ehliyetinin ön koşuludur ancak kurucu unsuru olarak TMK 10'da yer almaz.

Adım Adım Çözüm

1
Kavram Ayrımı Yapılması
Fiil ehliyeti (hakları kullanma) ve hak ehliyeti (haklara sahip olma) kavramları birbirinden ayrıştırılır.
Öğrencinin ehliyet türlerinin şartlarını karıştırmasını önlemek için bu temel ayrım gereklidir.
2
Fiil Ehliyeti Şartlarının İncelenmesi (TMK m. 10)
Fiil ehliyeti için kümülatif olarak; ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama şartları belirlenir.
Kanuni düzenlemedeki şartların eksiksiz tespit edilmesi gerekir.
3
Seçeneklerin Karşılaştırılması
Tam ve sağ doğmuş olmanın TMK m. 8 uyarınca hak ehliyetinin başlangıcı olduğu, fiil ehliyetinin ise sonradan kazanılan bir yetenek olduğu sonucuna varılır.
Yanlış olan şartın hangi hukuki kuruma ait olduğu tespit edilerek kesin sonuca ulaşılır.

Anahtar Kavram

Fiil Ehliyeti ve Hak Ehliyeti Şartlarının Ayrımı

Daha Fazla Pratik

Fiil ehliyetine sahip olmayan 'tam ehliyetsizler' ile sınırlı ehliyetsizlerin yaptıkları işlemlerin hukuki sonuçlarını (kesin hükümsüzlük vs.) inceleyebilirsiniz.
Tahmini Süre:45s
Soru 53Soru

Bir magazin muhabiri, tanınmış bir iş insanının ailesiyle özel mülkünde tatil yaptığı sırada gizlice çektiği fotoğrafları, hazırladığı "Ünlülerin Gizli Dünyası" isimli yazı dizisinde yarından itibaren yayımlayacağını sosyal medya hesabından duyurmuştur. Henüz fotoğraflar yayımlanmamış ancak yayımlanacağı kesinlik kazanmıştır. Bu durumda, söz konusu yayının gerçekleşmesini engellemek isteyen ilgilinin başvurması gereken dava aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası

Cevap

Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası, henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşeceği anlaşılan saldırıları engellemek amacıyla açılır.
Türk Medeni Kanunu m. 25'e göre, kişilik hakkı saldırıya uğrama tehlikesiyle karşı karşıya olan kişi, bu saldırının önlenmesini hâkimden isteyebilir. Olayda muhabir yayını yarın yapacağını duyurduğu için saldırı henüz başlamamış, bir tehlike aşamasındadır; bu nedenle açılması gereken dava 'saldırı tehlikesinin önlenmesi' davasıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki saldırının aşamasını belirlemek
Saldırı (yayın) henüz gerçekleşmemiş ancak muhabirin duyurusuyla gerçekleşeceği kesinleşmiştir.
Dava türünün belirlenmesi için saldırının başlayıp başlamadığı kritiktir.
2
Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddesini uygulamak
TMK m. 25 uyarınca, tehlike altındaki kişilik haklarını korumak için önleme davası öngörülmüştür.
Henüz başlamamış saldırılara karşı koruyucu hukuk davası önleme davasıdır.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarının Korunmasında Koruyucu Davalar (Önleme, Durdurma, Tespit)

Alternatif Yöntem

Saldırının aşamasını (Geçmiş-Şimdi-Gelecek) belirleyerek doğru davayı eşleştirebilirsiniz: Gelecek = Önleme, Şimdi = Durdurma, Geçmiş = Tespit.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 54Soru

20192019 yılında eğitim amacıyla yurt dışına giden ve son olarak 15.01.202015.01.2020 tarihinde ailesiyle iletişim kuran (A)(A)'dan o tarihten beri hiçbir haber alınamamıştır. Yapılan tüm resmi yazışmalar ve araştırmalar neticesiz kalmıştır. (A)(A)'nın Türkiye'de kalan eşi (B)(B), gaiplik kararı ile birlikte evliliğini de sonlandırmak istemektedir.

Bu hukuki durumla ilgili Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (B)(B), gaiplik davası ile birlikte veya ayrı bir dava açarak mahkemeden evliliğin feshini istemedikçe evlilik birliği sona ermez.

Cevap

Gaiplik durumunda evlilik kendiliğinden sona ermez; gaiplik davasıyla birlikte veya ayrı bir dava ile mahkemeden evliliğin feshi talep edilmelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 131131. maddesi uyarınca gaiplik kararı evliliği kendiliğinden sona erdirmez. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, gaiplik davasıyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile mahkemeden evliliğin feshini talep etmelidir. Mahkemece fesih kararı verilmedikçe evlilik hukuken devam eder ve sağ kalan eş yeniden evlenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki gaiplik türünü belirle.
Uzun süreden beri haber alınamama durumu.
Kişi bir tehlike anında değil, normal bir süreçte izini kaybettirmiş ve kendisinden 55 yıl boyunca haber alınamamıştır.
2
Gereken bekleme süresini kontrol et.
Son haber tarihinden itibaren 55 yıl.
TMK m. 3232 uyarınca uzun süreli haber alınamama durumunda dava açmak için 55 yıl geçmesi zorunludur.
3
Gaipliğin evliliğe etkisini analiz et.
Evlilik kendiliğinden bitmez, fesih davası şarttır.
TMK m. 131131 uyarınca gaiplik kararı evliliği otomatik olarak sonlandırmaz; sağ kalan eşin mahkemeden fesih istemesi gerekir.

Anahtar Kavram

Gaiplik Kararının Evliliğe Etkisi ve Fesih Zorunluluğu
Soru 55Soru

01.05.202501.05.2025 tarihinde gerçekleşen bir gemi kazası sonucunda denizde kaybolan ve kendisinden bir daha haber alınamayan (A)(A) hakkında, mirasçılarının başvurusu üzerine yetkili mahkemece gaiplik kararı verilmiştir. (A)(A)'nın kaybolduğu tarihte eşi (B)(B) hamile olup, çiftin çocukları (C)(C), kazadan altı ay sonra 15.11.202515.11 .2025 tarihinde sağ olarak dünyaya gelmiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, bu olayda (A)(A)'nın kişiliğinin sona ermesi ve çocuk (C)(C)'nin mirasçılığı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği andan itibaren geçmişe etkili sonuç doğurur; bu nedenle çocuk (C)(C) sağ doğmakla babasına mirasçı olur.

Cevap

Gaiplik kararı, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği kaza anından itibaren geçmişe etkili sonuç doğurduğu için, bu tarihte ana rahminde olan ve sonradan sağ doğan çocuk babasına mirasçı olur.
Türk Medeni Kanunu'nun 35/235/2. maddesine göre, gaiplik kararı verildiğinde ölüme bağlı haklar, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur. Olayda gemi kazası 01.05.202501.05.2025 tarihinde gerçekleştiği için (A)(A)'nın kişiliği bu tarihte sona ermiş sayılır. Aynı Kanun'un 2828. maddesi uyarınca çocuk, tam ve sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyeti kazandığı için, kaza anında henüz doğmamış olsa dahi sağ doğmakla babasına mirasçı olur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki gaiplik türünü ve bekleme süresini belirleme
Gemi kazası bir 'ölüm tehlikesi' durumudur ve dava açmak için olaydan itibaren 11 yıl geçmesi gerekir.
TMK m. 33 uyarınca ölüm tehlikesinde başvuru süresi 1 yıldır.
2
Gaiplik kararının kişiliğin sona ermesi üzerindeki zaman etkisini analiz etme
Gaiplik kararı verildiğinde, kişiliğin sona erme anı mahkeme tarihi değil, ölüm tehlikesi anıdır (01.05.202501.05.2025).
TMK m. 35/2 gereği gaiplik kararı geçmişe yürür.
3
Ceninin hak ehliyeti ve mirasçılık durumunu değerlendirme
Çocuk (C)(C), kaza anında ana rahmindedir ve sağ doğduğu için kaza anından itibaren hak ehliyeti kazanarak mirasçı olur.
TMK m. 28/2 ve m. 582 uyarınca sağ doğan çocuk cenin olduğu döneme ait miras haklarını kazanır.

Anahtar Kavram

Gaiplik Kararının Geçmişe Etkisi ve Nasciturus Hakları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 56Soru

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, bir kimsenin adının başkası tarafından haksız yere kullanılması (adın gaspı) durumunda başvurulabilecek olan koruma davaları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Adın haksız kullanımı nedeniyle açılan tespit, men ve ref davaları, davalının kusuru bulunmasa dahi açılabilir.

Cevap

Adın haksız kullanımı nedeniyle açılan tespit, men ve ref davaları, davalının kusuru bulunmasa dahi açılabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca, bir kimsenin adının haksız yere kullanılması durumunda açılacak olan tespit, men ve ref davaları; hukuka aykırı durumu sonlandırmayı amaçlayan koruyucu davalardır. Bu davaların temel amacı saldırıyı durdurmak veya tespiti sağlamak olduğundan, davalının kusurlu olup olmaması önem arz etmez. Kusur şartı, ancak bu saldırı nedeniyle doğan maddi veya manevi zararların giderilmesi (tazminat) istendiğinde aranır.

Adım Adım Çözüm

1
Dava türlerinin hukuki niteliğini belirle
TMK m. 26 uyarınca adın haksız kullanımı durumunda tespit, men ve ref davaları açılabilir.
Bu davalar kişilik hakkının bir unsuru olan adın korunması için öngörülen koruyucu davalardır.
2
Kusur şartının hangi davalarda arandığını kontrol et
Tespit, men ve ref davaları için kusur aranmazken; tazminat (maddi/manevi) davaları için kusur şarttır.
Hukuka aykırılığın giderilmesi için kusur aranmaz ancak zararın tazmini için sorumluluk hukuku gereği kusur şartı devreye girer.
3
Diğer kısıtlamaları (süre, ad türü) değerlendir
Adın korunması davaları süreye tabi değildir ve müstear adlar da bu korumadan yararlanır.
TMK m. 27'deki 1 yıllık süre sadece ad değişikliğinin iptali davası için geçerlidir.

Anahtar Kavram

Adın Korunması Davalarında Kusur Şartı ve TMK m. 26 - m. 27 Ayrımı

Alternatif Yöntem

Davalardaki 'kusur' ve 'süre' kavramlarını TMK 26 (korunma) ve 27 (değiştirme) olarak iki sütuna ayırarak elemek.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 57Soru

AA, 15.05.202515.05.2025 tarihinde çıktığı bir dağ yürüyüşünde meydana gelen çığ felaketi sonucunda kaybolmuş; yapılan tüm arama çalışmalarına rağmen kendisine ulaşılamamıştır. AA'nın eşi bu esnada hamiledir ve olaydan 55 ay sonra çocuk BB sağ olarak dünyaya gelmiştir. Bu durumla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Çocuk BB, sağ doğmuş olması sebebiyle babasına mirasçı olabilir; AA hakkında ise olaydan 11 yıl sonra gaiplik kararı istenebilir.

Cevap

Çocuğun sağ doğmasıyla babasına mirasçı olabileceğini ve ölüm tehlikesi (çığ felaketi) durumunda gaiplik davası için bir yıllık bekleme süresi öngörüldüğünü belirten ifade doğrudur.
Türk Medeni Kanunu'na göre, kişilik sağ ve tam doğumla başlasa da, hak ehliyeti sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşüldüğü andan itibaren kazanılır. Bu durum henüz doğmamış olan çocuğun (ceninin) babasına mirasçı olmasını sağlar. Ayrıca, çığ felaketi gibi ölümüne kuvvetle muhtemel bakılacak tehlikeler içinde kaybolan kişiler için gaiplik davası açma süresi, olayın üzerinden 11 yıl geçmesiyle başlar.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki kaybolma biçimini hukuksal olarak nitelendirmek.
Çığ felaketi bir 'ölüm tehlikesi' teşkil eder; dolayısıyla durum 'gaiplik' kapsamına girer.
Ölümün kesin olduğu durumlarda ölüm karinesi, kuvvetle muhtemel olduğu durumlarda gaiplik hükümleri uygulanır.
2
Gaiplik davası için gereken süreyi ve yetkili merciyi belirlemek.
Ölüm tehlikesi üzerinden 11 yıl geçince Sulh Hukuk Mahkemesi'nden gaiplik istenebilir.
Türk Medeni Kanunu Madde 3333 uyarınca ölüm tehlikesinde bekleme süresi 11 yıldır.
3
Henüz doğmamış çocuğun hak durumunu (nasciturus) değerlendirmek.
Çocuk sağ doğduğu takdirde ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyetini kazanır ve mirasçı olur.
Türk Medeni Kanunu Madde 2828 uyarınca hak ehliyeti, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşüldüğü anda başlar.

Anahtar Kavram

Gaiplik süreleri ve hak ehliyetinin başlangıç koşulları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 58Soru

Mirasbırakan (M)(M), hazırladığı vasiyetnamede henüz ana rahminde bulunan (C)(C)’ye bir taşınmaz bırakmıştır. (C)(C), doğum anında sağ olarak dünyaya gelmiş ancak doğumdan beş dakika sonra hayatını kaybetmiştir.

Bu duruma ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: (C)(C), sağ doğduğu için hak ehliyetini ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanmıştır ve taşınmaz (C)(C)'nin mirasçılarına geçer.

Cevap

Çocuğun sağ doğmasıyla birlikte hak ehliyeti ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanılmış sayılır ve taşınmaz çocuğun kendi mirasçılarına geçer.
Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesine göre, tam ve sağ doğan bir çocuk, hak ehliyetini ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanmış kabul edilir. Olayda çocuk sağ doğduğu için vasiyetname ile bırakılan taşınmazın mülkiyetini geçmişe etkili olarak kazanmıştır. Çocuk öldüğünde bu taşınmaz onun terekesine dahil olur ve kendi mirasçılarına geçer.

Adım Adım Çözüm

1
Ceninin hak ehliyetini kazanma şartını belirle.
TMK m. 28/2'ye göre 'tam ve sağ doğum' şartı gereklidir.
Hak ehliyetinin başlangıcı için kanuni şartın gerçekleşip gerçekleşmediğini teyit etmek gerekir.
2
Olaydaki doğumun hukuki niteliğini değerlendir.
Çocuk 5 dakika yaşamış olsa bile 'sağ doğum' gerçekleşmiştir.
Yaşam süresinin uzunluğu değil, doğum anında canlılık belirtisi (nefes alma, kalp atışı) olması yeterlidir.
3
Kazanılan ehliyetin zaman bakımından etkisini analiz et.
Hak ehliyeti ana rahmine düşüldüğü ana kadar geriye yürür.
Cenin lehine olan hakların korunması için kanun koyucu geçmişe etkili bir kazanım öngörmüştür.
4
Mülkiyetin akıbetini belirle.
Taşınmaz çocuğun mülkiyetine geçer ve ölümüyle onun yasal mirasçılarına intikal eder.
Hak ehliyeti kazanıldığı için çocuk hak süjesi olmuş ve taşınmazın mülkiyetini kazanmıştır.

Anahtar Kavram

Hak Ehliyetinin Başlangıcı ve Ceninin Hukuki Durumu

Daha Fazla Pratik

Tam ehliyetliler, sınırlı ehliyetliler, sınırlı ehliyetsizler ve tam ehliyetsizler arasındaki ayrımı çalışarak fiil ehliyeti ile hak ehliyeti farkını pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 59Soru

Tanınmış bir tarih profesörü olan (A) hakkında, ulusal bir televizyon kanalında yayımlanmak üzere "Kürsüdeki İhanet" adıyla bir belgesel hazırlanmıştır. Kanal, belgeselin hafta sonu yayımlanacağını duyurmuş ve bütünüyle asılsız iddialara dayanan, Profesör (A)'yı "tarih sahtekârı" olarak niteleyen tanıtım fragmanlarını her gün yayımlamaya başlamıştır.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, Profesör (A)'nın kişilik haklarını korumak amacıyla başvurabileceği hukuki yollarla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Profesör (A), yayında olan fragmanlar için saldırıya son verilmesi, hafta sonu yayımlanacak belgesel için ise saldırı tehlikesinin önlenmesi davası açabilir ve bu davaların kabulü için televizyon kanalının kusurlu olması aranmaz.

Cevap

Doğru seçenek, halihazırda yayımlanan fragmanlar için durdurma, henüz yayımlanmamış belgesel için önleme davası açılabileceğini ve bu koruma davalarında kusur şartı aranmayacağını belirten ifadedir.
Olayda iki farklı aşamada ihlal söz konusudur: Sürmekte olan fragman yayınları için TMK m. 25 uyarınca saldırıya son verilmesi davası, henüz yayımlanmamış ancak yayımlanacağı duyurulmuş belgesel için ise saldırı tehlikesinin önlenmesi davası açılmalıdır. Kişilik haklarını koruyan bu davaların amacı hukuka aykırı durumu ortadan kaldırmak olduğundan, davalının (televizyon kanalının) kusurlu olup olmadığına bakılmaz.

Adım Adım Çözüm

1
Yayında olan tanıtım fragmanlarına karşı başvurulacak hukuki yolu belirleme
Saldırıya son verilmesi (durdurma) davası tespiti
İhlal (fragman yayınları) hali hazırda devam ettiği için mevcut saldırının durdurulması talep edilebilir.
2
Hafta sonu yayımlanacak olan belgesele karşı başvurulacak hukuki yolu belirleme
Saldırı tehlikesinin önlenmesi davası tespiti
Ana belgesel yayını henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel olduğu için önleme davası açılır.
3
Koruyucu davalar ile tazminat davalarındaki kusur şartını analiz etme
Koruyucu davalarda kusurun aranmadığı, tazminat davalarında ise kusurun şart olduğu tespiti
TMK 24-25 maddeleri gereği koruma davaları objektif hukuka aykırılığa dayanır, haksız fiil sorumluluğu niteliğindeki tazminat talepleri ise kusura dayanır.

Anahtar Kavram

Kişilik Haklarını Koruyan Davalar ve Kusur Şartı
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 60Soru

Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca bir gerçek kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi için kümülatif olarak sahip olması gereken "fiil ehliyeti" şartları ve bu şartların hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Evlenme ile kazanılan erginlik statüsü, evliliğin mutlak butlan kararı ile iptal edilmesi durumunda, butlanın geçmişe etkili hüküm ve sonuç doğurması kuralı uyarınca sona erer ve kişi yeniden ergin olmayan (küçük) statüsüne döner.

Cevap

Evlenme ile kazanılan erginliğin butlan durumunda sona ereceğini savunan ifade yanlıştır; zira kazanılan bu statü korunur.
Türk Medeni Kanunu'nun yerleşik ilkeleri uyarınca, evlenme ile kazanılan erginlik bir kez kazanıldıktan sonra, evlilik boşanma veya mutlak butlan sebebiyle sona erse dahi korunur. Butlan kararının normalde geçmişe etkili olması bu özel statüyü değiştirmez; kişi ergin kalmaya devam eder. Dolayısıyla erginliğin sona ereceğini iddia eden seçenek hatalıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Fiil ehliyeti şartlarını tanımla.
Ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmama.
Sorunun temel dayanağını oluşturmak için kümülatif şartlar belirlenmelidir.
2
Erginlik kazanma yollarını ve sonuçlarını analiz et.
Olağan erginlik (1818), evlenme ile erginlik ve kazai rüşt.
Farklı erginlik türlerinin hukuki sonuçlarını ayırt etmek gerekir.
3
Evlenme ile kazanılan erginliğin butlan (geçersizlik) ile ilişkisini incele.
TMK uyarınca evlenme kişiyi ergin kılar ve bu erginlik, evlilik butlanla sona erse dahi korunur.
Hukuki güvenlik ve kazanılmış hakların korunması ilkesi gereği statü kaybı yaşanmaz.
4
Seçeneklerdeki hukuki terimleri karşılaştır.
Butlanın geçmişe etkili olması kuralının bu özel durumda uygulanmadığı sonucuna ulaşılır.
Hatalı olan hukuki önermeyi tespit etmek için istisnai kurallar kontrol edilir.

Anahtar Kavram

Erginliğin Korunması ve Fiil Ehliyeti Şartlarının Kümülatifliği
ÖncekiSayfa 3 / 7Sonraki
Kişiler Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 3 | Examkin