Şirketler Hukuku

156 soru

Soru 141Soru

Teknoloji donanımları üreten bir anonim şirketin yönetim kurulu, esas sözleşmedeki açık hükme dayanarak çıkardığı bir iç yönerge ile şirket yönetimini kısmen profesyonel bir icra komitesine devretmiştir. Kurul, özenle seçip talimatlandırdığı ve gözetim altında tuttuğu bu komitenin, gerekli araştırmaları yaparak aldığı riskli ticari kararlar (iş adamı kararı) neticesinde doğan zararlardan kural olarak sorumlu tutulmayacaktır. Ancak Türk Ticaret Kanunu uyarınca yönetim kurulunun bazı görev ve yetkileri devredilemez niteliktedir ve bu yetkilerin devri hukuken geçersizdir. Buna göre, aşağıdaki yetki veya görevlerden hangisinin icra komitesine devredilmesi hukuken geçersizdir ve yönetim kurulunun müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin muhasebe, finans denetimi ve finansal planlama sisteminin kurulması

Cevap

Doğru cevap, şirketin muhasebe, finans denetimi ve finansal planlama sisteminin kurulmasıdır.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 375 uyarınca; muhasebe, finans denetimi ve şirketin finansal planlaması için gerekli düzenin 'kurulması', yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasındadır. Bu sistemin kurulması yetkisi alt kademelere veya profesyonel icra komitelerine devredilemez; devredilmesi halinde hukuken geçersiz sayılır. Kurul, doğacak zararlardan müteselsil sorumluluk altında kalmaya devam eder.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki hukuki durumu analiz etme.
Yönetim kurulunun iç yönerge ile yetki devri yaptığı ve iş adamı kararı çerçevesinde hareket edildiği, ancak sorunun devredilemez yetkilere odaklandığı tespit edilmiştir.
Sorumluluk rejimini ve devredilemez yetkilerin mutlak emredici doğasını anlamak için.
2
Seçeneklerdeki görevlerin niteliğini Türk Ticaret Kanunu kapsamında sınıflandırma.
Muhasebe sisteminin kurulması dışındaki görevlerin, şirketin günlük işleyişi ve olağan temsili (temsil ve ilzam) kapsamında olduğu belirlenmiştir.
Devredilebilir operasyonel yetkiler ile devredilemez yapısal ve stratejik yetkileri birbirinden kesin çizgilerle ayırmak için.
3
Doğru seçeneği hukuki gerekçesiyle tespit etme.
Finansal sistemin bizzat kurulmasının yönetim kurulunun devredemeyeceği bir görev olduğu sonucuna varılmıştır.
TTK madde 375/1-c bendi, finansal sistemin kurulmasını yönetim kurulunun münhasır yetkisine bırakmıştır.

Anahtar Kavram

Anonim şirketlerde yönetim kurulunun devredilemez yetkileri ve yetki devri sınırları
Soru 142Soru

Gıda mühendisi Orhan ile pazarlama uzmanı Pelin, organik atıştırmalıklar üretip satmak ve elde edilecek kârı paylaşmak üzere anlaşırlar. Orhan üretim için gerekli makineleri ve formülleri koymayı, Pelin ise dağıtım ağını kurmayı ve reklam faaliyetlerini yürütmeyi taahhüt eder. Taraflar, kurdukları bu yapı için ticaret siciline herhangi bir tescil işlemi yaptırmazlar. Ortak faaliyetin yürütülmesi sırasında Pelin, "Orhan ve Pelin Organik Ürünler Ortaklığı" adını kullanarak ve ortaklık adına bir ambalaj firmasından kutu satın alır ancak fatura bedeli ödenmez.

Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu genel hükümleri dikkate alındığında, bu oluşumun hukuki niteliği ve ambalaj firmasına karşı sorumluluk durumu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu yapı bir adi şirket niteliğinde olup, tüzel kişiliği bulunmadığından ambalaj firmasına karşı Orhan ve Pelin bütün malvarlıklarıyla, birinci derecede ve müteselsilen sorumludur.

Cevap

Bu oluşum bir adi şirket niteliği taşır ve tüzel kişiliği bulunmadığı için ambalaj firmasına karşı tüm ortaklar (Orhan ve Pelin) bütün malvarlıklarıyla, birinci derecede ve müteselsilen sorumludur.
Olaydaki oluşum, iki kişinin ortak bir ekonomik amacı gerçekleştirmek üzere emek ve mallarını birleştirmesiyle kurulan, ancak ticaret siciline tescil edilmeyen bir adi şirkettir. Adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmadığı için, şirket adına yapılan işlemlerden doğan borçlardan dolayı tüm ortaklar üçüncü kişilere karşı birinci derecede, müteselsilen ve tüm malvarlıklarıyla sınırsız olarak sorumludurlar.

Adım Adım Çözüm

1
Oluşumun hukuki niteliğini belirle
Ortak ekonomik amaç, sermaye/emek katkısı ve sözleşme unsurları mevcuttur ancak tescil yoktur. Bu durum yapıyı adi şirket yapar.
Türk Borçlar Kanunu'na göre, kanunla düzenlenmiş diğer ortaklıkların belirgin özelliklerini taşımayan (örneğin tescil edilmeyen) ortaklıklar adi şirket sayılır.
2
Adi şirketin tüzel kişilik durumunu değerlendir
Adi şirketin tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Kanun koyucu adi şirketlere tüzel kişilik atfetmemiştir; dolayısıyla şirketin kendi adına hak edinmesi veya borç altına girmesi mümkün değildir.
3
Ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu tespit et
Ortaklık adına yapılan işlemden dolayı her iki ortak da birinci derecede, müteselsilen ve sınırsız olarak borçlu konumdadır.
Temsile yetkili ortak tarafından şirket adına yapılan işlemlerde tüm ortaklar, alacaklıya karşı kişisel malvarlıklarıyla ve zincirleme (müteselsil) olarak sorumlu olurlar.

Anahtar Kavram

Adi Şirketin Unsurları, Tüzel Kişiliğinin Bulunmaması ve Ortakların Sınırsız-Müteselsil Sorumluluğu
Soru 143Soru

Yenilenebilir enerji alanında faaliyet göstermek amacıyla bir araya gelen girişimciler, 'Kuzey Enerji Anonim Şirketi'ni kurmak için esas sözleşmeyi hazırlamış ve kanuna uygun şekilde imzalamıştır. Kuruculardan Hakan 600.000 TL nakit sermaye ödemeyi, Derya ise mülkiyeti kendisine ait olan bir lojistik merkezini ayni sermaye olarak şirkete özgülemeyi taahhüt etmiştir. Şirket henüz ticaret siciline tescil edilmemiş olup kuruluş işlemleri devam etmektedir.

Türk Ticaret Kanunu'nun anonim ortaklıklara ilişkin düzenlemeleri bağlamında, bu şirketin kuruluş süreci ve sermaye taahhütleri hakkında aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi isabetlidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hakan'ın taahhüt ettiği nakdi sermaye miktarının en az yüzde yirmi beşinin, şirketin ticaret siciline tescil edilmesinden önce şirket adına açılacak özel bir banka hesabına yatırılması kanuni bir zorunluluktur.

Cevap

Hakan'ın nakdi sermaye taahhüdünün en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce bankada bloke edilmesi gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Doğru seçenek, Türk Ticaret Kanunu'nun sermaye şirketlerinin kuruluşunda aradığı temel güvence mekanizmasını yansıtmaktadır. Kanuna göre, anonim şirketlerde nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşi şirketin tescilinden önce, kanuna uygun bir banka hesabına şirket adına yatırılarak bloke edilmelidir. Kalan kısım ise şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenir. Bu emredici kural, şirketin asgari bir özkaynakla ticari hayata başlamasını amaçlar.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki anonim şirketin tescil durumunun ve sermaye türlerinin incelenmesi
Şirketin henüz tescil edilmediği, nakdi ve ayni sermaye taahhütlerinin bulunduğu saptanır.
Kanuni zorunlulukların ve tescil öncesi kuralların doğru uygulanabilmesi için mevcut hukuki aşamanın bilinmesi gerekir.
2
Nakdi sermaye taahhüdünde bulunan kurucunun kanuni ödeme yükümlülüğünün değerlendirilmesi
Kanuna göre nakdi sermayenin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce ödenmesi gerektiği sonucuna varılır.
Anonim şirketlerin kuruluşunda sermaye güvencesinin sağlanması emredici bir yasal şarttır.
3
Diğer seçeneklerdeki hukuki kurumların (tescilin etkisi, tacir sıfatı, tüzel kişilik) analiz edilmesi
Tescilin kurucu olduğu, tacir sıfatının şirkete ait olduğu ve adi şirketin tüzel kişiliğinin bulunmadığı tespit edilerek yanlış ifadeler elenir.
Seçeneklerdeki çeldiricilerin TTK'nın temel ilkeleriyle çeliştiğinin kanıtlanması gerekir.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Kuruluş İşlemleri, Sermaye Taahhüdü ve Tescilin Kurucu Etkisi
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 144Soru

Üç hekim arkadaş olan Ali, Banu ve Cem, mesleki faaliyetlerini daha verimli yürütebilmek amacıyla bir araya gelerek ortak bir klinik açmaya karar vermişlerdir. Ortaklar, kliniğin donanımı ile kira giderlerini eşit olarak karşılamak, elde edilecek kâr ve zararı da aralarında eşit olarak paylaşmak üzere yazılı bir sözleşme imzalamışlardır. Ancak, bu oluşum için ticaret siciline herhangi bir tescil işlemi yaptırmamışlardır. Kliniğin faaliyeti sırasında, klinikte kullanılmak üzere ortaklaşa satın alınan tıbbi bir cihazın bedelinin ödenmemesi üzerine satıcı firma alacağını tahsil etmek istemektedir.

Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'nun şirketlere ilişkin genel hükümleri dikkate alındığında, bu ortaklık yapısı ve satıcı firmanın alacağının tahsili ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu oluşum bir adi şirket niteliğinde olup tüzel kişiliği bulunmadığından, satıcı firma cihaz bedelinin tamamının tahsili için ortaklardan dilediği birine doğrudan başvurabilir.

Cevap

Satıcı firma cihaz bedelinin tamamının tahsili için ortaklardan dilediği birine doğrudan başvurabilir çünkü oluşan hukuki yapı tüzel kişiliği bulunmayan bir adi şirkettir.
Türk hukuku sisteminde iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme ile adi şirket kurulmuş olur. Olayda ticaret şirketlerine özgü tescil prosedürü işletilmediği için yapı kendiliğinden Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir adi şirket sayılır. Adi şirketlerin bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmaz. Bu nedenle, şirket adına yapılan işlemlerden doğan borçlardan dolayı ortaklar, üçüncü kişilere karşı doğrudan (birinci derecede), kişisel malvarlıklarıyla (sınırsız) ve birbirleriyle dayanışma içinde (müteselsilen) sorumludurlar. Satıcı firma, alacağını tüzel kişiliğe başvurma şartı aranmaksızın hekimlerden herhangi birinden talep edebilir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki unsurları (kişi, ortak amaç, ortak çaba, sermaye) değerlendirerek ortaklığın niteliğini tespit etmek.
Taraflar arasında kâr/zarar paylaşımı ve ortak çalışma amacıyla yazılı bir sözleşme yapıldığı tespit edilmiştir.
Oluşumun hukuki statüsünün belirlenmesi, uygulanacak kanunu ve sorumluluk rejimini ortaya çıkarır.
2
Ticaret siciline tescil edilmeme durumunun sonucunu analiz etmek.
Tescil işlemi yapılmadığından ve Türk Ticaret Kanunu'ndaki ticari şirket tiplerinden birinin şekil şartları sağlanmadığından, oluşum Türk Borçlar Kanunu'na tabi bir 'adi şirket' (adi ortaklık) niteliği kazanır.
Adi şirket, ticaret şirketlerinin aksine tüzel kişiliğe sahip olmayan temel şirket modelidir.
3
Adi şirketlerde ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluk rejimini uygulamak.
Ortakların şirket borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı birinci derecede, sınırsız ve müteselsil sorumlu olduğu sonucuna varılır.
Tüzel kişilik bulunmadığı için borçlu doğrudan doğruya ortakların kendisidir ve alacaklı borcun tahsili için dilediği ortağa yönelebilir.

Anahtar Kavram

Adi Şirketlerin Tüzel Kişiliği ve Ortakların Sorumluluğu
Soru 145Soru

X, Y ve Z'nin ortak olduğu bir kolektif şirkette, şirket sözleşmesiyle temsil yetkisi yalnızca X ve Y'ye verilmiştir. Şirket sözleşmesinde ayrıca, "X ve Y'nin ancak 500.000 TL'ye kadar olan işlemlerde şirketi tek başlarına temsil edebilecekleri, bu tutarı aşan işlemlerde ise birlikte hareket etmeleri gerektiği" hüküm altına alınmış ve bu husus ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. X, tek başına hareket ederek şirket adına tedarikçi T ile 800.000 TL bedelli bir alım satım sözleşmesi yapmıştır.

T'nin iyiniyetli olduğu varsayıldığında, bu sözleşmenin bağlayıcılığı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Temsil yetkisinin miktar itibarıyla sınırlandırılması tescil ve ilan edilmiş olsa bile iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, yapılan sözleşme şirketi bağlar.

Cevap

Yapılan sözleşme, miktar sınırlandırmalarının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi kuralı gereğince şirketi bağlar.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, ticaret şirketlerinde (kolektif şirket dahil) temsile yetkili olanların yetkileri, üçüncü kişilere karşı ancak şube işlerine özgüleme veya birlikte temsil (çift imza vb.) kuralı getirilmesi yoluyla sınırlandırılabilir. Bu sınırlandırmalar tescil ve ilan ile geçerlilik kazanır. Bunların dışında kalan konu, miktar veya yer gibi sınırlandırmalar ticaret siciline tescil ve ilan edilmiş olsalar bile, işlemi yapan üçüncü kişi iyiniyetli olduğu sürece şirkete karşı ileri sürülemez. Olayda X, miktar sınırını aşmış olsa da alacaklı T iyiniyetli olduğundan yapılan sözleşme şirketi bağlar.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin sınırlandırılması yollarını tespit et
TTK'ya göre temsil yetkisi sadece "şube işlerine özgüleme" ve "birlikte imza kuralı" ile sınırlandırılabilir.
Şirket sözleşmesindeki kısıtlamaların üçüncü kişilere karşı geçerlilik şartlarını belirlemek için Kanun'un emredici hükümlerinin uygulanması gerekir.
2
Olaydaki miktar sınırlandırmasının hukuki niteliğini değerlendir
Miktar (500.000 TL), konu veya yer itibarıyla yapılan sınırlandırmalar tescil ve ilan edilse bile iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Ticari hayatta güveni korumak amacıyla Kanun, temsil yetkisinin daraltılmasını belirli hallerle (şube ve birlikte imza) sınırlı tutmuştur.
3
Tedarikçi T'nin iyiniyetli olması durumunda işlemin akıbetini belirle
T iyiniyetli olduğu için şirketin sözleşmedeki kısıtlamayı ileri sürme hakkı yoktur ve sözleşme şirket için doğrudan bağlayıcı sonuç doğurur.
Sınırı aşan yönetici şirkete karşı iç ilişkide sorumlu olsa da, dış ilişkide şirket sözleşme ile bağlı sayılır.

Anahtar Kavram

Kolektif şirketlerde temsil yetkisinin kapsamı ve üçüncü kişilere karşı sınırlandırılması
Soru 146Soru

Gül, Hakan ve Işıl, bir büyükbaş hayvan çiftliği kurarak birlikte işletmeye karar vermişlerdir. Taraflar, maliyetleri ortaklaşa karşılamış ve aralarındaki işleyişi düzenleyen yazılı bir metin imzalayarak faaliyete başlamışlardır. Ancak bu ticari organizasyon için kanunda öngörülen resmî bir sicile kayıt veya ilan işlemi yerine getirilmemiştir. Çiftliğin günlük faaliyetleri kapsamında, dışarıdan alınan hayvan yemlerinin bedeli vadesi gelmesine rağmen ödenememiştir.

Buna göre, kurulan ortaklık yapısının hukuki niteliği ve alacaklının tahsilat süreciyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Mevcut yapı genel hükümlere tabi bir adi ortaklık kabul edilir; alacaklı borcun tamamının ifasını ortakların herhangi birinden birinci derecede, sınırsız ve müteselsil olarak talep edebilir.

Cevap

Mevcut yapının genel hükümlere tabi bir adi ortaklık kabul edildiğini ve alacaklının borcun tamamının ifasını ortakların herhangi birinden birinci derecede, sınırsız ve müteselsil olarak talep edebileceğini belirten ifadedir.
Şirketler Hukuku genel hükümlerine göre, kanunun aradığı geçerlilik ve kuruluş şartlarını (özellikle ticaret siciline tescil) yerine getirmeyen ortaklıklar, Türk Borçlar Kanunu'na tabi adi şirket (ortaklık) olarak kabul edilir. Adi şirketlerin kendilerine ait bağımsız bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu nedenle, adi şirket adına değil, ortaklar adına hak edinilir veya borç altına girilir. Bir adi şirketin yürüttüğü faaliyetlerden doğan borçlarda, alacaklılar doğrudan doğruya ortaklara başvurabilirler; şirkete ait bir malvarlığı tüzel kişiliğe bağlanmadığından 'önce şirkete başvurma' zorunluluğu yoktur. Ortakların her biri, borcun tamamından dolayı şahsi malvarlıklarıyla (sınırsız), doğrudan (birinci derecede) ve birlikte (müteselsil) sorumludur. Olayda da tescil edilmemiş bu yapı bir adi ortaklık olduğundan alacaklı, borcun tamamı için ortakların dilediğine başvurma hakkına sahiptir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki ticari organizasyonun hukuki niteliğini belirlemek.
Ortakların yazılı sözleşmesi olsa dahi herhangi bir sicile tescil işlemi yapılmadığından, yapı tüzel kişiliği bulunmayan bir adi şirket (ortaklık) vasfındadır.
Türk Hukuku'nda tanımlı diğer şirket türlerinin geçerlilik şartlarını (tescil vb.) sağlamayan ortaklık ilişkileri, Türk Borçlar Kanunu'ndaki adi ortaklık hükümlerine tabidir.
2
Adi ortaklıklarda üçüncü kişilere karşı sorumluluk rejimini tespit etmek.
Tüzel kişilik bulunmadığı için şirket adına işlem yapılamaz ve borçlardan dolayı doğrudan doğruya ortaklar şahsen sorumlu olur.
Adi şirket ortakları, şirket borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı bütün malvarlıklarıyla birinci derecede ve müteselsilen (zincirleme) sorumludurlar.

Anahtar Kavram

Şirket Türlerinin Ayrımı ve Adi Şirkette Sorumluluk Rejimi
Soru 147Soru

Kayıtlı sermaye sistemini benimsemeyen (esas sermaye sistemine tabi) bir anonim şirketin kuruluş aşamasında kuruculardan Derin, nakdi sermaye taahhüdünde bulunmuş; Eren ise mülkiyeti kendisine ait olan ancak üzerinde rehin hakkı bulunan bir gayrimenkulü ayni sermaye olarak koymayı taahhüt etmiştir. Şirketin kuruluş evrakı tamamlanmış ve henüz ticaret siciline tescil işlemi gerçekleştirilmemiştir.

Bu durum ve anonim şirketlerin kuruluş kuralları dikkate alındığında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Esas sermaye sistemine tabi olarak kurulacak bu anonim şirketin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için, esas sermayesinin en az 250.000 Türk Lirası olması kanuni bir zorunluluktur.

Cevap

Esas sermaye sistemine tabi olarak kurulacak bu anonim şirketin geçerli bir şekilde kurulabilmesi için, esas sermayesinin en az 250.000 Türk Lirası olması kanuni bir zorunluluktur.
1 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe giren ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 332'de değişikliğe yol açan 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, kayıtlı sermaye sistemini benimsemeyen (esas sermaye sistemine tabi) anonim şirketlerin asgari sermaye tutarı 50.000 Türk Lirasından 250.000 Türk Lirasına yükseltilmiştir. Bu nedenle, bu tür bir anonim şirketin hukuken geçerli bir şekilde kurulabilmesi için esas sermayesinin en az 250.000 TL olarak taahhüt edilmiş olması zorunludur.

Adım Adım Çözüm

1
Anonim şirketlerde ayni sermaye kurallarının değerlendirilmesi
Üzerinde rehin bulunan gayrimenkul şirkete ayni sermaye olarak konulamaz.
TTK m. 342 gereği, ayni sermaye olarak konulacak unsurlar üzerinde sınırlı ayni hak, haciz ve tedbir bulunmaması zorunludur.
2
Nakdi sermayenin ödenme zamanının incelenmesi
Tescilden önce nakdi sermayenin tamamının ödenmesi zorunlu değildir, %25'i yeterlidir.
TTK m. 344 uyarınca nakden taahhüt edilen payların en az yüzde yirmi beşi tescilden önce, kalanı tescili izleyen 24 ay içinde ödenir.
3
Tescilin hukuki niteliğinin ve tüzel kişiliğin başlangıcının tespiti
Tescil işlemi kurucu etkiye sahiptir ve şirket ancak tescille birlikte tüzel kişilik kazanır.
Ticaret şirketleri kuruluş sözleşmesinin noter onayıyla değil, ticaret siciline tescil edilmek suretiyle tüzel kişilik kazanırlar.
4
Esas sermaye sistemi asgari sermaye tutarının güncel mevzuatla karşılaştırılması
Asgari sermaye tutarının 250.000 TL olduğu doğrulanır.
1/1/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, esas sermaye sistemindeki anonim şirketlerin asgari başlangıç sermayesi 250.000 Türk Lirası olarak güncellenmiştir.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Kuruluş İşlemleri, Sermaye Türleri ve Tescilin Sonuçları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 148Soru

İleri teknoloji donanımları üretmek amacıyla esas sermaye sistemine tabi bir anonim şirket kurmak isteyen bir grup girişimci, yasal mevzuata uygun şekilde esas sözleşmeyi hazırlamıştır. Ortaklardan Leyla nakdi sermaye taahhüdünde bulunurken, Mecnun mülkiyeti kendisine ait olan ve üzerinde herhangi bir takyidat (sınırlama) bulunmayan bir arsayı ayni sermaye olarak taahhüt etmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, bu şirketin kuruluş ve tescil süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Leyla'nın nakdi sermaye taahhüdünün itibari değerinin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce, kalan kısmının ise şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenmesi şarttır.

Cevap

Nakdi sermaye taahhüdünün itibari değerinin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce, kalan kısmının ise tescili izleyen yirmi dört ay içinde ödenmesi gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Anonim şirketlerde nakdi sermaye taahhütlerinde temel kural, payların itibari değerinin en az %25'inin şirketin tescilinden önce, geriye kalan kısmının ise şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödenmesidir. Bu kural kanunun emredici hükümlerinden olup, anonim şirketlerin kuruluş sürecindeki en temel sermaye ödeme şartıdır.

Adım Adım Çözüm

1
Anonim şirketlerde ayni ve nakdi sermaye ödeme kurallarını değerlendirme
Nakdi sermayenin en az %25'inin tescil öncesi ödenmesi ve kalanının 24 ay içinde tamamlanması gerektiği saptanır. Ayrıca ayni sermaye değerlemesinin mahkemece atanan bilirkişilerce yapıldığı hatırlanır.
Sermaye taahhüdü ve ödeme süreçlerindeki yasal süreleri ve yetkili mercileri doğru tespit etmek sorunun temelidir.
2
Anonim şirketlerde tescilin hukuki niteliğini ve sonuçlarını inceleme
Ticaret siciline tescilin 'kurucu' nitelikte olduğu, şirketin tüzel kişilik ve tacir sıfatını tam olarak tescil anında kazandığı belirlenir.
Tescilin açıklayıcı (bildirici) mi yoksa kurucu mu olduğu ayrımının sermaye şirketlerinin kuruluşunda hayati bir öneme sahip olmasıdır.

Anahtar Kavram

Anonim şirketlerde kuruluş süreci, sermaye ödeme kuralları ve tescilin hukuki niteliği
Soru 149Soru

Dayanıklı tüketim malları ticaretiyle uğraşan bir kolektif şirkete, faaliyetine başlamasından üç yıl sonra yeni bir kişi ortak olarak dâhil olmuştur. Taraflar arasındaki mutabakat doğrultusunda, şirket sözleşmesine bu yeni kişinin 'sadece ortaklık sıfatını kazandığı tarihten itibaren doğacak şirket borçlarından sorumlu olacağı' yönünde bir madde eklenmiş ve söz konusu değişiklik ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmiştir.

Buna göre, yeni katılan kişinin şirketin geçmiş borçlarından sorumluluğu hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirkete yeni giren kişi, şirkete katılmasından önce doğmuş olan borçlardan da diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığıyla sorumludur; sözleşmedeki kısıtlama üçüncü kişilere karşı geçersizdir.

Cevap

Kolektif şirkete yeni katılan ortak, şirketin kendisi girmeden önce doğmuş olan borçlarından da diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığıyla sorumludur. Sorumluluğu sınırlayan sözleşme hükümleri üçüncü kişilere karşı geçersizdir.
Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili emredici hükmüne göre; kolektif şirkete yeni giren kişi, girme tarihinden önce doğmuş olsalar bile, şirketin borçlarından diğer ortaklarla birlikte müteselsilen ve bütün malvarlığı ile sorumludur. Tarafların şirket sözleşmesine bu sorumluluğu kaldıran veya daraltan bir şart koymaları ve bu durumu ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeleri, alacaklı üçüncü kişilere karşı hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Sınırlama sadece ortakların kendi aralarındaki rücu ilişkisinde (iç ilişkide) dikkate alınabilir.

Adım Adım Çözüm

1
Kolektif şirketlerde ortakların genel sorumluluk yapısını hatırlamak.
Ortakların şirket borçlarından dolayı ikinci dereceden, müteselsil ve bütün malvarlıklarıyla (sınırsız) sorumlu olduğu tespit edilir.
Sorumluluğun niteliği, sorunun temelini oluşturur.
2
Şirkete sonradan dâhil olan ortağın geçmiş borçlardan sorumluluğunu kanuni düzenlemeler çerçevesinde (TTK m. 268) değerlendirmek.
Yeni katılan ortağın, giriş tarihinden önceki borçlardan da diğer ortaklar gibi sorumlu olduğu kuralına ulaşılır.
Olaydaki spesifik durumun kanundaki karşılığını bulmak gerekir.
3
Şirket sözleşmesine konulan sorumluluk sınırlandırmasının ve ticaret siciline yapılan tescilin hukuki etkisini incelemek.
Emredici yasa hükmüne aykırı olan bu sınırlandırmanın, iç ilişkide (ortaklar arasında) geçerli olabilse de dış ilişkide (alacaklı üçüncü kişilere karşı) geçersiz olduğu ve tescilin bu geçersizliği iyileştiremeyeceği sonucuna varılır.
Seçeneklerdeki çeldiricileri elemek ve kesin doğruyu bulmak için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirketlere Yeni Katılan Ortağın Sorumluluğu
Tahmini Süre:1m 5s
Soru 150Soru

Hızlı tüketim malları sektöründe ulusal çapta perakende ağına sahip bir anonim ortaklığın yönetim organı, şirketin genişleyen operasyonel yapısı karşısında karar alma mekanizmalarını hızlandırmak istemektedir. Bu doğrultuda, esas sözleşmelerinde yer alan açık yetkiye dayanarak hazırladıkları bir iç yönerge aracılığıyla, bazı görev ve yetkilerini atadıkları üst düzey bir yöneticiye bırakmışlardır.

İlgili kanun hükümleri dikkate alındığında, söz konusu organın aşağıdaki konulardan hangisine ilişkin karar alma yetkisini devretmesi hukuken geçersiz sayılır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin muhasebe düzeninin, finansal denetiminin ve yönetimi için gerekli olduğu ölçüde finansal planlamasının oluşturulması

Cevap

Şirketin muhasebe düzeninin, finansal denetiminin ve yönetimi için gerekli olduğu ölçüde finansal planlamasının oluşturulması kararı devredilemez.
İlgili ticaret kanunu hükümleri uyarınca anonim şirket yönetim kurulunun bazı görev ve yetkileri devredilemez niteliktedir. 'Şirketin üst düzeyde yönetimi', 'yönetim teşkilatının belirlenmesi' ve 'muhasebe düzeninin, finansal denetimin ve yönetimi için gerekli olduğu ölçüde finansal planlamanın oluşturulması' bu mutlak devredilemez yetkilerdendir. Bu nedenle söz konusu hususta yöneticilere yetki devredilmesi hukuken geçersizdir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki işlemi tespit et
Bir anonim şirkette yönetim kurulunun esas sözleşmeye ve iç yönergeye dayanarak yetki devri yapması söz konusudur.
Uyuşmazlığın çözümünde hangi kanun hükümlerinin uygulanacağını belirlemek için durumun nitelendirilmesi gerekir.
2
Yetki devrinin yasal sınırlarını değerlendir
Yönetim kurulu, esas sözleşmede hüküm bulunması halinde devredilebilir yetkilerini devredebilir ancak kanunla belirlenmiş 'devredilemez ve vazgeçilemez yetkilerini' hiçbir şekilde devredemez.
Geçerli ve geçersiz yetki devri arasındaki sınırın kanundaki emredici hükümlere göre çizilmesi zorunludur.
3
Seçenekleri devredilemez yetkiler kataloğu ile karşılaştır
Muhasebe düzeni ve finansal planlamanın oluşturulması kanunda açıkça devredilemez yetkiler arasında sayılmıştır. Diğer seçenekler ise şirketin olağan işleyişine dair devredilebilir operasyonel yetkilerdir.
Soru kökünde hangi işlemin devrinin hukuken geçersiz (kanuna aykırı) olduğu sorulmaktadır.

Anahtar Kavram

Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Devredilemez ve Vazgeçilemez Yetkileri
Soru 151Soru

Geniş çaplı altyapı projeleri üstlenen bir anonim ortaklıkta, karar alma mekanizmalarını hızlandırmak isteyen yönetim kurulu, şirket esas sözleşmesindeki özel hükme istinaden bir iç yönerge oluşturmuştur. Bu iç yönergeyle şirketin idaresine ilişkin bazı yetki ve sorumluluklar, atanmış bir genel müdüre bırakılmıştır.

Buna göre, genel müdüre bırakılan aşağıdaki görevlerden hangisi, Türk Ticaret Kanunu'nun devredilemez yetkilere ilişkin emredici kurallarına aykırılık teşkil eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin kurumsal yönetim teşkilatının belirlenmesi

Cevap

Şirketin kurumsal yönetim teşkilatının belirlenmesi yetkisi
Doğru yanıt olan 'şirketin kurumsal yönetim teşkilatının belirlenmesi', Türk Ticaret Kanunu'nun 375. maddesinde anonim şirket yönetim kurulunun 'devredilemez ve vazgeçilemez' görevleri arasında açıkça sayılmıştır. Yönetim kurulu, organizasyon şemasının kurgulanması ve ana yönetim iskeletinin oluşturulması gibi yapısal fonksiyonlarını bir genel müdüre veya kurula devredemez.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki işlemi tespit etme
Yönetim kurulu, bir iç yönerge ile bazı görevlerini genel müdüre devretmiştir.
Uyuşmazlığın, anonim şirketlerde yetki devrinin yasal sınırlarıyla ilgili olduğunu belirlemek için gereklidir.
2
Türk Ticaret Kanunu'nun emredici hükümlerini uygulama
TTK m. 375'te sayılan 'devredilemez ve vazgeçilemez yetkiler' listesinin hatırlanması.
Hangi yetkilerin profesyonel yöneticilere devredilemeyeceğini yasal dayanaktan hareketle tespit etmek için zorunludur.
3
Seçenekleri TTK m. 375 ile karşılaştırma
Günlük finansal akış, standart tedarik işlemleri, alt kademe personel alımı ve olağan yasal takip işlemleri devredilebilir (operasyonel) faaliyetlerdir. Ancak yönetim teşkilatının belirlenmesi devredilemez kurucu bir fonksiyondur.
Kanuna kesin olarak aykırılık teşkil eden hatalı yetki devrini saptamak içindir.

Anahtar Kavram

Anonim Şirket Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 152Soru

Lojistik sektöründe faaliyet gösteren bir anonim şirketin yönetim kurulu, şirketin pazar payını artırmak ve mali yapısını güçlendirmek amacıyla çeşitli ticaret şirketleriyle birleşme senaryoları üzerinde çalışmaktadır.

Buna göre, Türk Ticaret Kanunu'nun ticaret şirketlerinde yapısal değişikliklere ilişkin hükümleri dikkate alındığında, söz konusu anonim şirketin taraf olabileceği birleşme işlemleri hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Şirketin bölgesel faaliyet alanını genişletmek amacıyla devrolunan (katılan) taraf sıfatıyla bir kollektif şirketle birleşmesi, kanunen izin verilen geçerli bir birleşme türüdür.

Cevap

Sermaye şirketi niteliğindeki anonim şirketin, devrolunan taraf sıfatıyla bir şahıs şirketiyle (kollektif şirket) birleşmesinin hukuken geçerli olduğunu belirten ifade kesinlikle yanlıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 137. maddesinde düzenlenen 'geçerli birleşmeler' ilkesine göre; sermaye şirketleri (anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler), şahıs şirketleriyle (kollektif ve komandit şirketler) ancak kendilerinin 'devralan şirket' olması şartıyla birleşebilirler. Bu kural uyarınca, bir anonim şirketin bir şahıs şirketine devrolunması (katılması) kanunen mutlak olarak yasaklanmıştır. Dolayısıyla şirketin devrolunan taraf sıfatıyla bir kollektif şirketle geçerli şekilde birleşebileceğini iddia eden ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
Birleşmenin taraflarının hukuki niteliğini sınıflandırın.
Senaryodaki ana şirket bir anonim şirkettir (sermaye şirketi). Seçeneklerde birleşilmesi planlanan şirket ise bir kollektif şirkettir (şahıs şirketi).
Geçerli birleşme sınırları, birleşmeye katılan şirketlerin 'sermaye' veya 'şahıs' şirketi olma durumuna göre kanunda özel olarak düzenlenmiştir.
2
TTK m. 137 uyarınca sermaye şirketi ile şahıs şirketi arasındaki geçerli birleşme kurallarını hatırlayın.
Türk Ticaret Kanunu, sermaye şirketlerinin şahıs şirketleriyle ancak 'devralan şirket olmaları şartıyla' birleşmesine izin vermektedir.
Sermaye şirketinin şahıs şirketine katılarak tüzel kişiliğini sonlandırması sistemin yapısına aykırıdır.
3
Seçeneklerdeki iddiaları kuralla karşılaştırın.
İlgili seçenekte, anonim şirketin devrolunan (katılan) sıfatıyla kollektif şirket bünyesinde birleşebileceği iddia edilmektedir.
Bu durum açıkça TTK'nın 'geçerli birleşmeler' ilkesine aykırıdır. Bu nedenle yanlış olan ifade budur.

Anahtar Kavram

Ticaret Şirketlerinde Geçerli Birleşme Sınırları ve Tescilin Etkisi

Alternatif Yöntem

Kanun ezberlemek yerine sistemin korumacı mantığına odaklanın: Daha kurumsal, sermaye ağırlıklı ve sıkı denetime tabi olan sermaye şirketlerinin, şahsi sorumluluğun temel alındığı daha basit yapılı şahıs şirketleri içinde erimesi (devrolunması) sistem güvenliğini bozar. Güçlü yapı (sermaye şirketi) daima zayıf yapıyı (şahıs şirketi) yutabilir, ancak tersine izin verilmez.
Tahmini Süre:1m 15s
Soru 153Soru

Mimar Aylin, İç Mimar Burak ve Peyzaj Mimarı Cengiz, "Doğa Tasarım Ofisi" adı altında ortak bir çalışma alanı kiralayarak birlikte mimari projeler üretmeye ve bu projelerden elde edilecek kazancı eşit oranda paylaşmaya karar vermişlerdir. Taraflar, aralarındaki ortaklık sözleşmesini yazılı olarak hazırlayıp noterde onaylatmış ancak ticaret siciline herhangi bir tescil işlemi yaptırmamışlardır. Faaliyetleri sırasında Burak, ortaklığın yetkili temsilcisi sıfatıyla bir teknoloji firmasından 200.000 TL tutarında bilgisayar ve çizim ekipmanı satın almıştır.

Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri ve şirketler hukuku prensipleri dikkate alındığında, kurulan ortaklığın hukuki niteliği ve söz konusu borcun sorumluluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, ekipman borcundan dolayı Aylin, Burak ve Cengiz alacaklıya karşı birinci derecede ve müteselsilen sorumludur.

Cevap

Ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, ekipman borcundan dolayı Aylin, Burak ve Cengiz alacaklıya karşı birinci derecede ve müteselsilen sorumludur.
Olaydaki ortaklık yapısı, kanunun aradığı özel şekil ve tescil şartlarını taşıyan bir ticaret şirketi türüne (anonim, limited, kolektif vb.) uymadığı için Türk Borçlar Kanunu kapsamında 'adi şirket' (adi ortaklık) niteliğindedir. Adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu nedenle kendi adlarına hak edinemez ve borç altına giremezler. Temsil yetkisine sahip bir ortağın ortaklık adına üçüncü kişilerle yaptığı işlemlerden doğan borçlardan, aksi kararlaştırılmadıkça tüm ortaklar şahsi malvarlıklarıyla birinci derecede ve müteselsilen (zincirleme) sorumludur.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki hukuki ilişkinin tespit edilmesi
Tarafların ortak kazanç elde etmek amacıyla emek ve sermayelerini birleştirmeleri ve ticaret siciline tescil yapılmamış olması, yapının kanunen adi şirket olduğunu gösterir.
Kanunun öngördüğü tiplerden birine girmeyen ve tescil edilmeyen her ortaklık ilişkisi, genel hükümlere göre adi şirket sayılır.
2
Ortaklığın tüzel kişilik durumunun değerlendirilmesi
Türk hukukunda adi şirketlerin tüzel kişiliği bulunmamaktadır.
Tüzel kişilik ancak kanunda açıkça düzenlenen şekil şartlarına ve ticaret siciline tescil kuralına uyularak kazanılır.
3
Sorumluluk rejiminin belirlenmesi
Tüzel kişiliği olmayan adi şirkette ortaklar, yetkili temsilci aracılığıyla üstlenilen borçlardan doğrudan, sınırsız ve müteselsilen sorumludur.
Tüzel kişilik perdesi olmadığından borç bizzat ortakların şahsi malvarlığına yönelir ve her ortak borcun tamamından zincirleme sorumluluk taşır.

Anahtar Kavram

Adi şirketin unsurları, tüzel kişiliğinin bulunmaması ve ortakların müteselsil sorumluluğu
Tahmini Süre:1m 0s
Soru 154Soru

Bora, Ceyda ve Doğan, bir rüzgâr enerjisi santrali projesi için teknik ölçüm ve analiz hizmetleri sunmak amacıyla aralarında bir adi şirket kurmuşlardır. Buna göre, ortaklığın işleyişi, yönetimi, ortakların sorumluluğu ve ortaklığın sona ermesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim yetkisi kendisine verilmiş olan ortağın, kural olarak üçüncü kişilere karşı bütün ortakları temsil etme yetkisine sahip olduğu kanunen kabul edilir.

Cevap

Yönetim yetkisi kendisine verilmiş olan ortağın, kural olarak üçüncü kişilere karşı bütün ortakları temsil etme yetkisine sahip olduğu kanunen kabul edilir.
Doğru seçenek, Türk Borçlar Kanunu'nun adi şirketlere ilişkin temel bir kuralını ifade etmektedir. Adi ortaklıkta dış ilişkide temsili düzenleyen kanun hükmüne (m. 637) göre, iç ilişkide yönetim yetkisi kendisine verilmiş olan bir ortağın, aksine bir düzenleme bildirilmedikçe dış ilişkide de bütün ortakları temsil etme yetkisine sahip olduğu bir yasal karine olarak kabul edilmiştir. Bu kural, 'temsil karinesi' olarak adlandırılır ve üçüncü kişilerin iyi niyetini korumaya yöneliktir.

Adım Adım Çözüm

1
Adi şirketin hukuki niteliğinin ve tüzel kişiliğinin değerlendirilmesi.
Adi şirketin tüzel kişiliği, ticaret unvanı ve kendi başına tacir sıfatı yoktur.
Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 620) uyarınca adi şirket yalnızca bir sözleşme ilişkisidir; bağımsız bir hak süjesi değildir.
2
Dış ilişkide ortakların sorumluluğunun analiz edilmesi.
Ortaklar şirket borçlarından dolayı birinci dereceden, sınırsız ve müteselsil sorumludur.
Şirketin kendi bağımsız malvarlığı bulunmadığından, alacaklıların önce şirkete başvurması (ikinci dereceden sorumluluk) kuralı adi şirketlerde uygulanmaz.
3
Yönetim ve temsil ilişkisinin kanuni karinesinin incelenmesi.
İç ilişkide yönetime yetkili olan ortağın, dış ilişkide de temsile yetkili olduğu kabul edilir.
TBK m. 637 uyarınca kanun koyucu, ticari hayatın pratikliği açısından yönetim yetkisinin kural olarak temsil yetkisini de kapsadığını karine olarak düzenlemiştir.
4
Sona erme hallerinin tespit edilmesi.
Aksine anlaşma yoksa iflas, kısıtlanma ve ölüm şirketi sona erdirir.
Adi şirket, şahıs unsurunun (intuitu personae) en yoğun olduğu şirket türü olduğundan ortakların şahsi durumlarındaki değişiklikler doğrudan ortaklığın varlığını etkiler.

Anahtar Kavram

Adi Ortaklıkta Temsil Karinesi ve Tüzel Kişilik Yokluğunun Sonuçları
Soru 155Soru

Endüstriyel ambalaj üretimi alanında faaliyet göstermek üzere geçerli şekilde kurulan ve ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazanan bir kolektif şirketin ortakları Pelin, Rıza ve Sinan'dır. Şirket ana sözleşmesinde, şirketi idare ve temsile yalnızca Pelin ve Rıza'nın yetkili olduğu, Sinan'ın ise şirket borçlarından dolayı sadece koyduğu sermaye payı kadar sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. Şirket, ticari faaliyetleri kapsamında hammadde tedarikçisi bir firmaya olan muaccel borcunu vadesinde ödememiştir.

Bu olayla ilgili olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Sinan'ın sorumluluğunu sınırlandıran ana sözleşme hükmü üçüncü kişilere karşı geçersizdir ve yasal takip şartları oluştuğunda Sinan borçtan sınırsız ve müteselsilen sorumlu olur.

Cevap

Sinan'ın sorumluluğunu sınırlandıran ana sözleşme hükmü üçüncü kişilere karşı geçersizdir ve yasal takip şartları oluştuğunda Sinan borçtan sınırsız ve müteselsilen sorumlu olur.
Doğru seçenek, Türk Ticaret Kanunu'nun kolektif şirketlere ilişkin emredici kuralını yansıtmaktadır. Kolektif şirketlerde ortakların sorumluluğunu sınırlandıran veya tamamen kaldıran sözleşme maddeleri (iç ilişkide geçerli olsa dahi) dış ilişkide, yani şirket alacaklıları olan üçüncü kişilere karşı kesin olarak geçersizdir. Dolayısıyla Sinan, tedarikçi firmanın yasal takip şartlarını (önce şirkete başvurup alacağını tahsil edememesi gibi) yerine getirmesi hâlinde şirket borcunun tamamından şahsi malvarlığıyla, sınırsız ve müteselsilen sorumlu olmaya devam edecektir.

Adım Adım Çözüm

1
Olaydaki şirket türünün özelliklerini ve tüzel kişilik durumunu tespit et.
Olaydaki işletme, ticaret siciline tescil edilmiş bir kolektif şirkettir. Kolektif şirketler tescille tüzel kişilik kazanır ve borçlarından ötürü kural olarak önce şirket tüzel kişiliği sorumludur.
Şirket tüzel kişiliğinin varlığı, husumetin ve icra takibinin öncelikle kime yöneltileceğini belirler.
2
Kolektif şirkette ortakların sorumluluk yapısını ve sözleşmedeki sınırlamanın geçerliliğini değerlendir.
Kolektif şirkette ortakların sorumluluğu ikinci dereceden, müteselsil ve sınırsızdır. Kanun emredici olarak ortakların sorumluluğunu kaldıran veya daraltan kayıtların üçüncü kişilere karşı geçersiz olduğunu belirtir.
Sinan'ın sorumluluğunu sınırlandıran iç sözleşme hükmünün alacaklı tedarikçiye karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğinin tespiti için bu kural esastır.
3
Temsil yetkisindeki kısıtlamanın ticaret sicilindeki etkisini analiz et.
Temsil yetkisinin yalnızca bazı ortaklara bırakılması mümkündür ve bu durum ticaret siciline tescil ve ilan edildiğinde üçüncü kişilere karşı (iyi niyetli olsalar dahi) geçerli olur.
Şirketi kimin bağlayabileceği ve tescilin açıklayıcı/olumlu etkisinin doğru yorumlanması için gereklidir.

Anahtar Kavram

Kolektif Şirketlerde Ortakların Sorumluluğu ve Temsil Yetkisi
Soru 156Soru

Enerji ve madencilik sektöründe faaliyet gösteren bir anonim şirketin yönetim kurulu, esas sözleşmede yer alan yetkiye dayanarak hazırladığı bir iç yönerge ile şirketin olağan yönetim yetkilerinin bir kısmını profesyonel bir genel müdüre devretmiştir. Bir süre sonra, genel müdürün gerçekleştirdiği bazı işlemler neticesinde şirketin ciddi bir mali zarara uğradığı iddia edilmiş ve pay sahipleri tarafından yönetim kurulu üyelerinin müteselsil sorumluluğuna gidilmesi talep edilmiştir.

Türk Ticaret Kanunu hükümleri dikkate alındığında, usulüne uygun bir yetki devri yapılmış olmasına rağmen aşağıdaki hallerin hangisinde yönetim kurulu üyelerinin doğan bu zarardan dolayı müteselsil sorumluluğu devam eder?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yönetim kurulunun, yönetimle görevli kişilerin kanunlara ve esas sözleşmeye uygun hareket edip etmediklerine dair kanuni üst gözetim görevini de bütünüyle genel müdüre bırakmış olması

Cevap

Yönetim kurulunun, yönetimle görevli kişilerin kanunlara ve esas sözleşmeye uygun hareket edip etmediklerine dair kanuni üst gözetim görevini de bütünüyle genel müdüre bırakmış olması
Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 375 uyarınca 'yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve yazılı talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin üst gözetimi', yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görevleri arasındadır. Geçerli bir yetki devri yapılmış olsa dahi, yönetim kurulu bu üst gözetim görevini bir başkasına bırakamaz veya ihmal edemez. Bu asli görevin ihlal edilmesi, yetki devri kurallarına aykırılık teşkil edeceğinden ve bizzat yönetim kurulunun kusuru sayılacağından, meydana gelen zararlardan dolayı yönetim kurulu üyelerinin müteselsil sorumluluğunun devam etmesine neden olur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökündeki hukuki uyuşmazlığın ve sorulan hususun tespit edilmesi.
Yönetim kurulunun yetki devri sonrasında sorumluluktan kurtulamayacağı (sorumluluğunun devam edeceği) istisnai ihlal durumunun bulunması gerektiği belirlenir.
Soru, TTK kapsamında yetki devrinin yasal sınırlarını ve yöneticilerin sorumluluğunu devam ettiren emredici halleri ölçmektedir.
2
Seçeneklerdeki durumların TTK m. 375 (Devredilemez yetkiler) ve m. 553 (Sorumluluk) çerçevesinde değerlendirilmesi.
İbra kararı, gözetim özeninin ispatı ve iş adamı kararı gibi durumların sorumluluğu kaldıran hukuki sebepler olduğu saptanır.
Kanun, sorumluluğun doğmaması için özenin ispatını (m. 553/2) ve yetki devrinin geçerli hukuki sınırlar içinde kalmasını şart koşar.
3
Doğru seçeneğin TTK m. 375 bağlamında kesinleştirilmesi.
'Üst gözetim' görevinin bizzat yönetim kuruluna ait, devredilemez ve vazgeçilemez bir yetki olduğu sonucuna varılır.
Devredilemez bir yetkinin devredilmesi hukuken geçersizdir. Bu asli yükümlülüğün eylemli olarak ihlali, kusur kabul edilerek yönetim kurulunun müteselsil sorumluluğunu doğurur.

Anahtar Kavram

Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulunun Devredilemez Yetkileri ve Sorumluluğu
Tahmini Süre:2m 0s
ÖncekiSayfa 8 / 8
Şirketler Hukuku Alıştırma Soruları — KPSS Hukuk — Sayfa 8 | Examkin